
Türkiye’de derede altın aramak, herhangi bir izin gerektirmeyen serbest bir hobi olarak değerlendirilmemelidir. Türk mevzuatında hobi amacıyla yapılan altın aramalarına yönelik genel bir muafiyet bulunmuyor. Kullanılan ekipman, yapılan işlemin kapsamı, arazinin statüsü ve aranan madenin alınması faaliyetin hukuki durumunu değiştirebilir.
Derede yalnızca gözlem yapmak ile dere yatağını kazmak, malzeme elemek ve bulunan altını almak aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Özellikle sistemli arama, kazı, üretim veya maden çıkarma niteliğine ulaşan faaliyetlerde ruhsat ve farklı kurumlardan izin alınması gerekebilir.
Kısa cevap: Gerekli izinler bulunmadan altın aramak ve çıkarmak hukuki risk taşır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 168’inci maddesine göre doğal servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 4’üncü maddesinde de madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu ve içinde bulundukları arazinin mülkiyetine tabi olmadığı belirtilir.
Bu nedenle derenin köy arazisinden, özel mülkten veya kişinin kendi arazisinden geçmesi, dere içerisindeki altının mülk sahibine ait olduğu anlamına gelmez.
Maden mevzuatında “hobi amaçlı altın arama” veya “yalnızca birkaç gram çıkarma” şeklinde herkese tanınmış açık ve genel bir istisna bulunmuyor. Bu nedenle el tavası ya da elek kullanılması faaliyeti kendiliğinden yasal hâle getirmez.
Hukuki değerlendirmede şu noktalar önem kazanır:
Bir taşın üzerinde parlayan parçacığı görmek veya fotoğraf çekmek maden üretimiyle aynı şey değildir. Ancak dere malzemesini işlemek, ayırmak ve bulunan minerali almak faaliyetin “arama” ya da “üretim” kapsamında değerlendirilmesine yol açabilir.
Arazinin tapusuna sahip olmak, yer altındaki veya dere yatağındaki madenler üzerinde doğrudan hak sağlamaz. Maden hakkı ile arazi mülkiyeti birbirinden farklıdır.
Bu nedenle kendi tapulu arazinizde bile altın arama veya çıkarma faaliyetine başlamadan önce:
ayrı ayrı kontrol etmek gerekir.
Maden arama ve işletme ruhsatlarına ilişkin işlemler Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülür. Yapılacak işlemin niteliğine göre yalnızca maden ruhsatı değil, başka kurumların izinleri de gündeme gelebilir.
Faaliyetin yerine ve yöntemine bağlı olarak aşağıdaki kurum ve mevzuat alanları önem kazanabilir:
Bir bölgede maden ruhsatının bulunması, ruhsat sahibine her koşulda ve başka izin almadan çalışma hakkı verildiği anlamına gelmez. Arazi erişimi ve ilgili kurum izinleri ayrıca gerekebilir.
Ruhsatsız maden üretimi veya ruhsat sahibinin hakkına müdahale edildiğinin tespit edilmesi durumunda faaliyet durdurulabilir, çıkarılan madene el konulabilir ve idari yaptırımlar uygulanabilir. Cezanın niteliği; yapılan işlemin kapsamına, çıkarılan miktara, bölgenin statüsüne ve çevreye verilen zarara göre değişebilir.
Aşağıdaki durumlar ilave hukuki sorumluluk doğurabilir:
İdari para cezaları ve diğer yaptırımlar zaman içerisinde güncellendiğinden sabit bir ceza tutarı vermek yanıltıcı olabilir. İşleme başlamadan önce yürürlükteki mevzuat ve ilgili kurumların güncel kararları kontrol edilmelidir.
Hayır. Dere yatağında doğal olarak bulunan altın parçacıkları maden mevzuatının; insan eliyle saklandığı düşünülen para, ziynet veya tarihî eserler ise koşullara göre define ve kültür varlıkları mevzuatının konusu olabilir.
Bu nedenle doğal altın arama ile dedektör kullanarak gömü veya tarihî eser arama faaliyetleri aynı hukuki düzenlemeye tabi değildir. Ayrıntılar için dedektörle altın aramanın yasal durumu hakkındaki rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Evet. El tavasıyla küçük miktarda sediment incelemek ile pompa, motorlu elek veya savak sistemi kurarak sürekli malzeme işlemek aynı ölçekte değerlendirilmez.
Motorlu sistemler;
gibi nedenlerle daha ağır hukuki ve çevresel sonuçlar doğurabilir. Cıva, siyanür veya benzeri kimyasal maddelerin bilinçsiz kullanımı ise insan sağlığı ve çevre açısından son derece tehlikelidir.
Herhangi bir ekipmanla çalışmaya başlamadan önce şu kontroller yapılmalıdır:
Kırıntı altının nasıl oluştuğunu ve dere yataklarında neden birikebildiğini merak ediyorsanız kırıntı madencilik rehberine göz atabilirsiniz.
Mevzuatta miktarı az olduğu için herkese otomatik muafiyet sağlayan genel bir düzenleme bulunmuyor. Sonuç; altının nasıl arandığına, çıkarılıp çıkarılmadığına, arazi statüsüne ve yapılan müdahalenin kapsamına göre değerlendirilir.
Tava kullanmak faaliyeti otomatik olarak serbest hâle getirmez. Bölgenin ruhsat ve koruma statüsü kontrol edilmeli, planlanan işlem için MAPEG ve gerektiğinde diğer ilgili kurumlardan yazılı görüş alınmalıdır.
Hayır. Madenler içinde bulundukları arazinin mülkiyetine tabi değildir. Tapu sahibi olmak, maden üzerinde doğrudan hak sağlamaz.
Dedektör bulundurmak ile izinsiz kazı yapmak aynı şey değildir. Ancak sit alanları, korunan bölgeler, özel mülkler ve kazı faaliyetleri farklı yasak ve izinlere tabidir. Dedektör sinyali almak kazı yapma hakkı vermez.
Dere kumunda parlayan her sarı mineral altın değildir. Mika ve pirit gibi mineraller altınla karıştırılabilir. Kesin sonuç için numunenin yetkili bir laboratuvarda analiz edilmesi gerekir. Numune alınmasının da bulunduğunuz alanın izinlerine tabi olabileceği unutulmamalıdır.
Önemli not: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Planlanan faaliyet için MAPEG’den, ilgili arazi ve su idarelerinden veya maden hukuku konusunda çalışan bir hukukçudan güncel görüş alınmalıdır.