
Dijital oyunlar, eğlence ve sosyal etkileşim açısından önemli fırsatlar sunarken, aşırı ve kontrolsüz kullanım, davranışsal ve duygusal sorunlarla ilişkili olabiliyor. Uluslararası sınıflandırmalara göre oyun oynama bozukluğu, bireyin oyun üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, oyunu diğer yaşam alanlarının önüne koyması ve olumsuz sonuçlara rağmen bu davranışı sürdürmesi ile tanımlanıyor.
Bu kapsamda yapılan akademik çalışmalar, oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasında dikkat çekici bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Oyun sırasında yaşanan kayıplar, başarısızlık hissi veya engellenme gibi durumlar öfke tepkilerini tetikleyebilirken, aşırı oyun oynama bu duyguların yoğunluğunu artırabiliyor. Duygusal düzenleme becerilerinin zayıflaması ise bu sürecin saldırgan davranışlara dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor.
ERGENLERDE RİSK DAHA YÜKSEK
13–17 yaş arası ergenlerle yürütülen araştırmalar, şiddet içerikli video oyunlarının sözel ve fiziksel saldırganlık ile pozitif yönde ilişkili olduğunu gösteriyor. Aynı çalışmalarda, empati kurma becerisi ile şiddet içerikli oyun tercihleri arasında bağlantılar bulunurken, duygusal empati düzeyi arttıkça bu tür oyunlara yönelimin azaldığı tespit ediliyor. Ayrıca, yaş küçüldükçe şiddet içerikli oyunlar ile fiziksel saldırganlık arasındaki ilişkinin güçlendiği görülüyor.
Farklı ülkelerde gerçekleştirilen çalışmalar da benzer sonuçlara işaret ediyor. Güney Kore’de yapılan araştırmalar, artan saldırganlık düzeyinin patolojik oyun oynama ile ilişkili olduğunu ortaya koyarken, Malezya’da yapılan çalışmalarda oyun bağımlılığının saldırganlık ve narsisizmle birlikte arttığı, dürtülerini kontrol edebilme becerisi yükseldikçe ise azaldığı belirleniyor. Çin’de lise öğrencileriyle yapılan araştırmalar ise yüksek saldırganlık düzeyine sahip bireylerin daha fazla psikolojik sıkıntı yaşadığını, oyun bağımlılığı belirtileri gösterdiğini ve şiddet içerikli oyunlara daha fazla maruz kaldığını ortaya koyuyor.
OYUN BAĞIMLILIĞI VE SALDIRGANLIK ARASINDA KARŞILIKLI ETKİLEŞİM
Araştırmalar, şiddet içerikli video oyunlarına maruz kalma ile siber zorbalık davranışları arasında da ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bu bulgular, dijital ortamlardaki davranış örüntülerinin oyun deneyimleriyle şekillenebileceğine işaret ediyor.
Diğer yandan, güncel meta-analiz çalışmaları oyun bağımlılığı belirtileri yüksek olan bireylerin daha fazla saldırganlık gösterebildiğini, benzer şekilde saldırganlık düzeyi yüksek bireylerin de oyun bağımlılığına daha yatkın olabildiğini ortaya koyuyor.
ONLİNE OYUN OYNAMA BAĞIMLILIĞI, ÖFKE VE SALDIRGANLIK: ÇOK BOYUTLU BİR İLİŞKİ
Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Dr. İlyas Kaya konuyla ilgili açıklamasında, “Online oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiyi tek yönlü bir neden-sonuç çerçevesinde ele almak, bu olgunun karmaşık yapısını yeterince yansıtmıyor. Söz konusu ilişkinin, karşılıklı ve döngüsel etkileşimleri barındıran çok boyutlu bir dinamiği var. Bu dinamiğin biçimlenmesinde bireysel özellikler, duygu düzenleme becerileri ve çevresel faktörler belirleyici bir işlev üstleniyor.
Online oyun bağımlılığı ve saldırganlık riskini artırabilecek bireysel özellikler arasında, duygusal olarak dengesizlik ve özgüven düşüklüğü öne çıkmakta. Bu kişiler yaşadıkları durumları daha stresli algılayabilir, ilişkilerde daha fazla zorlanabilir ve olumsuz duygulardan kaçmak ya da onları bastırmak için oyuna yönelme eğilimi gösterebilir” dedi.
Yüksek dürtüsellik ve saldırganlığın, online oyun bağımlılığı gelişiminde önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirten Kaya, şu ifadeleri kullandı:
"Araştırmalar, aşırı oyun oynayan ergenlerin geçmişte saldırgan davranışlar sergileme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Düşük öz-yeterlik ve benlik saygısı da bu süreçte öne çıkan bireysel faktörler arasında. Bunun yanı sıra genetik yatkınlık, beyin kimyasındaki dengesizlikler ve olumsuz çocukluk deneyimleri de bağımlılık riskini artırabiliyor. Duygularını yönetmekte zorlanan, hedef odaklı davranmakta güçlük çeken ve duygusal farkındalığı düşük bireyler, çoğu zaman oyunu bir kaçış yolu olarak kullanıyor. Ancak bu durum, sorunları çözmek yerine öfkenin daha da artmasına neden olabilir yani kişi stresinden kaçmaya çalışırken daha büyük bir duygusal yükle karşılaşabilir"
“GÜÇLÜ AİLE BAĞLARI OYUN BAĞIMLILIĞI RİSKİNİ AZALTIYOR”
Çevresel faktörlerin de bağımlılık ve saldırganlık üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkati çeken Kaya, “Sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi ve dengeli denetim, çocukların ihtiyaçlarını karşılayarak oyun bağımlılığı riskini azaltırken; zayıf iletişim, aile içi sorunlar ve olumsuz akran ilişkileri riski artırabilir. Buna karşılık güçlü aile bağları ve sosyal destek koruyucu bir etki sağlar. Günümüzde dijital oyunların yaygınlaşmasıyla birlikte yalnızca kullanım süresi değil, nasıl kullanıldığı da önem kazandı. Özellikle ergenlik döneminde sağlıklı sınırlar oluşturulamadığında bu durum ruh sağlığı açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle aile, okul ve ilgili kurumların birlikte hareket etmesi, farkındalığın artırılması ve erken destek mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı