Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abd

Kapsül Haber Ajansı - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor Haber

Küresel Ölçekte Ticari İflasların 2026 Yılında Yüzde 2,8 Artması Bekleniyor

İşletme kredilerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir faiz artışı ise küresel iflas artışını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, 2026 yılına ilişkin iflas görünümünde kalıcı bir toparlanmadan çok temkinli ve kırılgan bir dengeye işaret etti. Coface’in Kuzeybatı Avrupa (Birleşik Krallık ve İrlanda, Benelüks ve Nordik ülkeler) Ekonomisti Jonathan Steenberg’in değerlendirmelerine göre, 2026 yılında küresel ölçekte ticari iflasların yüzde 2,8 artması bekleniyor ancak bu tablo gerçek bir toparlanmadan çok geçici bir duraklamaya işaret ediyor. Steenberg’in değerlendirmelerine göre; Fransa ve Birleşik Krallık’ta iflas artışı yüzde 2 seviyesinde gerçekleşirken, ABD’de gümrük vergileri gibi son politika adımlarından etkilenen sektörlerin etkisiyle bu oran yüzde 4’e ulaşabilir. Almanya’da kamu teşviklerine rağmen özel sektör faaliyetlerindeki zayıflık nedeniyle artışın yüzde 1 ile sınırlı kalması öngörülürken, aktif şirket sayısındaki düşüşün etkisiyle İtalya’da yüzde 2 oranında artış, güçlenen makroekonomik ivmenin desteğiyle İspanya’da ise yüzde 3 oranında gerileme bekleniyor. “2026’da iflaslar azalmayacak, sadece artış hızı yavaşlayacak” 2026’nın bir iyileşme yılından ziyade, geçici bir nefes alma dönemi olacağını vurgulayan Coface’in Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, iflas sayısının düşmeyeceğini, sadece artış hızının duracağını, faizlerin beklenenden daha yavaş gevşemesi halinde ise bu istikrarın hızla ortadan kalkacağını belirtti. Üç yıl süren güçlü artışların ardından, 2026’nın bir sakinleşme dönemi olmasının beklendiğini söyleyen Jonathan Steenberg, şöyle devam etti: “İflaslar artmaya devam edecek, ancak daha yavaş bir hızda; bunu faiz oranları ve kredi koşullarındaki kademeli gevşeme destekleyecek. Ancak bu istikrar kırılganlığını koruyor, borç seviyeleri yüksek kalmaya devam ediyor, kâr marjları baskı altında ve en fazla risk altındaki sektörler gerilim belirtileri göstermeyi sürdürüyor” dedi. “Avrupa’da istikrar finansman maliyetlerine bağlı” Avrupa’da 2026 görünümünün ülkeden ülkeye farklılık gösterse de ortak noktada finansman maliyetlerine yüksek bağımlılık taşıdığını vurgulayan Jonathan Steenberg, Almanya’da iflasların yüzde 1 artmasının, Fransa ve Birleşik Krallık’ta bu oranın yüzde 2 seviyesinde kalmasının beklendiğini, İspanya’nın ise daha güçlü makroekonomik ivme sayesinde yüzde 3’lük bir gerilemeden faydalanacağını belirtti. İtalya’da yüzde 2’lik düşüşün ağırlıklı olarak usul reformlarının yarattığı istatistiksel etkilerden kaynaklandığını ifade eden Jonathan Steenberg, Hollanda’da beklenen yüzde 4’lük artışın pandemi öncesi seviyelere kademeli bir dönüşü yansıttığını söyledi. Kıtanın kredi maliyetine son derece duyarlı olmaya devam ettiğini vurgulayan Steenberg, 2026’daki gidişatın büyük ölçüde finansman koşulları tarafından belirleneceğini belirterek şöyle devam etti: “Bu tablo, Avrupa’nın kredi maliyetlerine ne kadar hassas olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. Finansman koşullarındaki en küçük değişim bile ülkeler ve sektörler arasındaki dengeleri kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir etkiye sahip.” “Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te tek bir tablo yok: İflas eğilimleri ayrışıyor” Kuzey Amerika ve Asya-Pasifik’te 2026 görünümünün yüzeyde bir rahatlama hissi yaratsa da bölgesel dinamiklerin belirgin biçimde ayrıştığını ifade eden Jonathan Steenberg, ABD’de iflasların yüzde 4 artmasının yavaşlayan ekonomi ve yükselen gümrük tarifelerinin şirketler üzerindeki baskısını yansıttığını, Kanada’da ise uzun süren büyüme döngüsünün ardından yüzde 5’lik bir gerilemeyle daha belirgin bir düşüş sürecine girileceğini belirtti. Asya-Pasifik tarafında Japonya’nın yüzde 7’lik artışla kalıcı biçimde yüksek seyreden faiz oranları ve kırılgan sektörlerin etkisini hissetmeye devam edeceğini, Avustralya’nın ise pandemi sonrası güçlü normalleşmenin ardından yüzde 0,5 ile daha yatay bir seyir izlemesinin beklendiğini söyleyen Steenberg, bu tabloyu şöyle değerlendirdi: “Bu dinamikler, 2026 yılında iflasların seyrinin küresel bir trendden çok, yerel şoklar tarafından belirleneceğini açıkça ortaya koyuyor. Parasal, sektörel ya da düzenleyici nitelikteki her gelişme, ülkelerin risk görünümünü farklı yönlerde şekillendirmeye devam edecek.” “25 baz puanlık bir artış, tüm dengeleri tersine çevirebilir” 2026 için öngörülen görece istikrarın, faiz oranlarında kesintisiz bir gevşemeye bağlı olduğunu vurgulayan Coface Kuzeybatı Avrupa Ekonomisti Jonathan Steenberg, şirketlerin uzun süredir devam eden yüksek borçluluk nedeniyle kredi maliyetlerine son derece hassas hale geldiğine dikkat çekti. Steenberg, borçlanma faizlerinde yalnızca 25 baz puanlık olası bir artışın küresel iflas oranlarını yeniden yüzde 4–5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu tablo, 2026 yılında iflasların seyrinin büyümeden çok parasal uyumun hızına bağlı olacağını açıkça gösteriyor. Finansman maliyeti, gelecek yılın gerçek belirleyicisi olacak ve en küçük faiz hareketi bile küresel dengeleri hızla değiştirebilecek bir dinamiğe sahip olacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sara Hector Sezonun İlk Zaferini Aldı Haber

Sara Hector Sezonun İlk Zaferini Aldı

HEAD Worldcup Rebels takımı, Alp Disiplini Dünya Kupası’nda hafta sonunu podyumlarla süslenen etkileyici sonuçlarla tamamladı. İsveçli yıldız Sara Hector, Çekya’nın Špindlerův Mlýn kentinde düzenlenen Büyük Slalom yarışını kazanarak sezonun ilk galibiyetine ulaştı. Aynı organizasyonda Slalom yarışında ise Camille Rast ikinci, Emma Aicher üçüncü oldu. Erkekler tarafında Kitzbühel’de gerçekleştirilen Super-G yarışında Franjo von Allmen ikinci, Stefan Babinsky üçüncü sırayı alırken; Slalom yarışında Linus Straßer, sezonun ilk podyumunu üçüncülükle elde etti. Sara Hector’dan Güçlü Geri Dönüş Cumartesi günü koşulan Büyük Slalom’da Sara Hector, ilk ayağı lider tamamladıktan sonra ikinci ayakta da üstün performansını koruyarak kariyerinin 8. Dünya Kupası zaferini kazandı. İsveçli sporcu, sonuçtan duyduğu memnuniyeti “Zor bir süreçten sonra yeniden tam hızda kayak yapmak inanılmaz bir his. Bu galibiyet özgüvenimi tamamen geri getirdi” sözleriyle dile getirdi. Camille Rast Şampiyonluk Yarışında İddiasını Artırdı Büyük Slalom’da dördüncü sırayı alan Camille Rast, bu sonuçla Dünya Kupası genel klasmanında önemli puanlar topladı ve zirveyle arasındaki farkı 89 puana kadar düşürdü. Yarışta ABD’li A J Hurt sekizinci, Alman Emma Aicher onuncu sırada yer aldı. Slalom’da Çifte Podyum Pazar günü yapılan Slalom yarışında HEAD Worldcup Rebels, iki sporcusunu birden podyuma taşıdı. Camille Rast ikinci olurken, Emma Aicher sezonun Slalom branşındaki üçüncü podyumunu elde etti. Yarışta toplam 7 HEAD sporcusunun ilk 10’da yer alması, takım adına dikkat çeken bir başarı olarak kayda geçti. Kitzbühel’de Erkeklerden Güçlü Sonuçlar Kitzbühel’deki Super-G yarışında Franjo von Allmen, sadece 0,03 saniye farkla birinciliği kaçırarak ikinci oldu. Bu sonuç, genç İsviçreli kayakçının hem Kitzbühel’deki ilk podyumu hem de sezonun en iyi Super-G derecesi oldu. Stefan Babinsky ise üst üste ikinci hafta podyuma çıkarak formunu sürdürdü. Linus Straßer’dan Sezonun İlk Podyumu Hafta sonu, Kitzbühel Slalom yarışıyla tamamlandı. Alman sporcu Linus Straßer, ikinci ayakta yaptığı güçlü çıkışla onunculuktan üçüncülüğe yükselerek sezonun ilk podyumunu aldı. Bu sonuç, Straßer’ın HEAD ile elde ettiği ilk Kitzbühel podyumu olması açısından da ayrı bir önem taşıdı. HEAD Racing Director’dan Değerlendirme HEAD Racing Director Rainer Salzgeber, hafta sonunu şu sözlerle değerlendirdi: “Sara Hector yeniden en hızlı kayakçılardan biri olduğunu gösterdi. Bu sonuçlar, Olimpiyatlar öncesinde mükemmel bir hazırlık niteliğinde. Kadın ve erkek takımlarımızda istikrar, hız ve özgüven net şekilde görülüyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli Haber

Yapay Zekâ Göç Yönetiminde Etkili Ama Riskli

Denetimsiz algoritmaların hak ihlallerine yol açabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir” dedi. Yapay zekâ destekli sistemler, dünya genelinde göç yönetiminden sınır güvenliğine, vize değerlendirmelerinden biyometrik kimlik doğrulamaya kadar pek çok alanda aktif olarak kullanılıyor. Ancak bu teknolojilerin yeterli şeffaflık ve denetimden yoksun şekilde uygulanması, ayrımcılıktan veri ihlallerine kadar ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. İstinye Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, yapay zekânın göç yönetimindeki kullanımını, beraberinde getirdiği siber güvenlik ve insan hakları sorunlarını değerlendirdi. Türkiye ve dünyada yaygın kullanım Dr. Öğr. Üyesi Kaya’ya göre yapay zekâ, bugün göç yönetiminin neredeyse tüm aşamalarında yer alıyor. Türkiye’de GöçNet sistemi 5,5 milyon yabancının kaydını tutarken, 20’den fazla kamu kurumuyla entegre çalışıyor. Göç İdaresi Başkanlığı’nın YİMER 157 çağrı merkezi ise yapay zekâ destekli konuşma tanıma sistemiyle yedi dilde hizmet veriyor. Türkiye’nin biyometrik alandaki kapasitesine de dikkat çeken Kaya, “Milli Biyometrik Parmak İzi Sistemi sayesinde Türkiye, kendi biyometrik algoritmasını geliştiren dünyadaki yedinci ülke konumunda” dedi. Uluslararası alanda ise Avrupa Birliği’nin Frontex ajansının drone’larla göçmen geçişlerini izlediğini, ABD’nin otonom gözetim kuleleri ve plaka tanıma sistemleri kullandığını hatırlattı. Dr. Öğr. Üyesi Kaya şöyle konuştu: “Suriye'de iç savaş öncesi nüfus kayıt oranı yüzde yüze yakınken, çatışmalarla birlikte birçok nüfus müdürlüğü kısmen veya tamamen tahrip oldu. BM verilerine göre Suriyeli mültecilerin yüzde 70'i temel kimlik belgelerinden yoksun. Türkiye, belge şartı aramaksızın milyonlarca Suriyeliye kapılarını açtı; bu insani yaklaşım, aynı zamanda kayıt sistemlerinin öz beyana dayalı verilerle kurulması anlamına geldi. Biyometrik sistemler kişinin daha önce kayıt yaptıran kişiyle aynı olduğunu doğrulayabiliyor, ancak ilk kayıttaki bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyor. Bu konular, İstinye Üniversitesi'nin UNESCO ile birlikte Temmuz 2025'te düzenlediği ‘Göç Alanında Temel Yapay Zekâ Kullanımı’ okulunda ve Göç İdaresi Başkanlığı'nın 23 Ekim 2025'te Ankara'da düzenlediği etkinlikte ele alındı. Kanada'da yapay zekâ destekli sistemle Afrikalı öğrencilerin vize red oranı yüzde 75'e ulaşırken Çinli öğrencilerin yüzde 90'ı kabul alıyor. Yüz tanıma algoritmalarında koyu tenli yüzleri yanlış tanıma oranı açık tenli yüzlere göre 100 kata kadar daha yüksek. Güvenilir yapay zekâ için şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerekiyor; ancak bu standartlar göç sistemlerinde henüz yeterince sağlanmıyor.” “Algoritmalar tarafsız değil” Yapay zekânın en büyük risklerinden birinin algoritmik ayrımcılık olduğunu vurgulayan Kaya, yüz tanıma sistemlerinin koyu tenli bireylerde hata oranının açık tenlilere göre 100 kata kadar çıkabildiğini söyledi. “ABD’de yüz tanıma hataları nedeniyle yapılan hatalı tutuklamaların tamamının Siyahi bireyleri kapsaması tesadüf değil,” diyen Kaya, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerde de belirli ülke vatandaşlarının otomatik olarak daha ‘riskli’ sınıflandırıldığını belirtti. Kaya’ya göre sorun, sistemlerin açıkça ırk ya da etnik köken sorması değil; posta kodu, ülke, lehçe gibi ‘tarafsız’ görünen değişkenlerin dolaylı ayrımcılık aracı haline gelmesi. Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “Türkiye'de Milli Biyometrik Sistemi yüzde 99,42 hassasiyet ve yüzde 99,995 doğruluk oranı açıklıyor. Ancak bu rakamların bağımsız denetim sonuçları kamuoyuyla paylaşılmadı. Biyometrik sistemlerin temel sınırlılığı şu: kayıt anında beyan edilen bilgilerin doğruluğunu teyit edemiyorlar, yalnızca aynı kişinin tekrar geldiğini doğrulayabiliyorlar” dedi. Biyometrik veriler geri döndürülemez riskler taşıyor Göç yönetiminde tutulan biyometrik verilerin siber güvenlik açısından son derece hassas olduğuna dikkat çeken Kaya, “Şifre değiştirilebilir ama parmak izi ya da yüz geometrisi değiştirilemez. Bir kez sızdırıldığında, bu veriler kişinin hayatı boyunca risk yaratır” ifadelerini kullandı. Göçmenlere ait biyometrik ve kişisel verilerin yapay zekâ sistemlerinde işlenmesinin, siber güvenlik açısından yarattığı tehlikelerle ilgili örnek de veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, “2022'de Amerika Göçmenlik Dairesi'nin sitesindeki bir hata yüzünden 6 bin 252 sığınmacının bilgileri herkese açık hale geldi. İçlerinden 103 Kübalı sığınmacının verileri yanlışlıkla Küba hükümetine gönderildi. Federal mahkeme bu sızıntının ‘işkence veya zulüm riskini artırdığını’ kabul etti” dedi. ABD ve Avustralya’da yaşanan veri sızıntılarını hatırlatan Kaya, bu tür ihlallerin sığınmacıların yalnızca kendilerini değil, geldikleri ülkelerde kalan ailelerini de tehlikeye atabileceğini söyledi. Merkezi veri depolama yapıları ve denetimsiz taşeron firmaların, saldırı yüzeyini daha da genişlettiğini vurgulayan Kaya, şöyle devam etti: “Göç sistemlerindeki güvenlik açıklarının önemli bir kaynağı, bağımsız denetimden geçmeyen taşeron firmalar ve merkezi veri depolama yapıları. Amerika'nın 290 milyon kişinin biyometrik verisini saklayan HART sistemi, kamu denetim raporlarına göre gerekli 12 gizlilik korumasından yalnızca 5'ini karşılıyor. Beş Göz İstihbarat İşbirliği anlaşmasıyla ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda arasındaki göçmen verisi paylaşımı son yıllarda 100 kat arttı; yılda 8 milyon veri sorgusu yapılıyor. En trajik örnek ise BM Mülteciler Örgütü'nün 830.000 Rohingya mültecisinin parmak izi ve fotoğraflarını Myanmar hükümetiyle paylaşması; mültecilerin büyük çoğunluğu verilerinin bu şekilde kullanılacağından habersizdi. Veri egemenliği ve yerel kontrol, bu alanda giderek daha kritik hale geliyor. Güvenilir yapay zekâ sistemleri şeffaflık, hesap verebilirlik ve bağımsız denetim gerektirir. Oysa göç veri tabanları çoğu zaman taşeron firmalarının ihmaline ve devletlerarası gizli anlaşmalara dayanıyor.” Uluslararası hukukla gerilim Yapay zekâ destekli göç sistemlerinin uluslararası hukuk ve insan hakları normlarıyla tam uyumlu olmadığını belirten Kaya, Avrupa Birliği Yapay Zekâ Yasası’nın göç ve iltica uygulamalarını “yüksek riskli” olarak sınıflandırmasına rağmen, sığınmacılar için bazı yasaklı teknolojilere hâlâ izin verildiğine dikkat çekti. “Vatandaşlar üzerinde kullanılsaydı sıkı denetime tabi tutulacak sistemler, en savunmasız gruplar olan sığınmacılar üzerinde daha gevşek kurallarla uygulanıyor,” diyen Kaya, geri göndermeme ilkesinin bireysel değerlendirme gerektirdiğini hatırlattı. Gelecekte neler öne çıkacak Önümüzdeki yıllarda göç politikalarını en çok etkileyecek gelişmeler arasında yapay zekâ destekli sahte belge üretimi, büyük dil modellerinin iltica değerlendirmelerinde kullanılması ve devasa biyometrik veri tabanlarının birbirine bağlanması yer alıyor. Kaya, deepfake teknolojileriyle üretilen sahte belgelerin artık insan gözüyle ayırt edilemez hale geldiğini, buna karşı denetim mekanizmalarının aynı hızda gelişmediğini ifade etti. Avrupa’da ve Türkiye’deki çalışmalarla ilgili de bilgi veren Dr. Öğr. Üyesi Kaya, şunları söyledi: “Avrupa Birliği'nin 2030'a kadar tamamlayacağı ‘Birlikte Çalışabilirlik Çerçevesi’ altı büyük veri tabanını birbirine bağlayarak dünyanın en büyük biyometrik deposunu oluşturacak; 6 yaşındaki çocukların bile yüz tanıma verileri bu sisteme girecek. Aralık 2025'te kurulan Kamu Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü, Türkiye'nin bu alandaki kurumsal kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor. Türkiye'de İstanbul Havalimanı tamamen kağıtsız ve temassız seyahat deneyimi için biyometrik sistemler test ediyor; THY Boston ve Miami'de yüz tanıma ile uçuşa kabul süresini yüzde 50'ye kadar kısalttı. Milli Biyometrik Sistemi'ne gelecekte yüz, iris ve ses tanıma entegrasyonu planlanıyor. Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025 kapsamında 50 bin yapay zekâ uzmanı ve 1.000 girişim hedefleniyor.” “Asıl soru hukuk mekanizmalarının bu hıza nasıl yetişeceği” Dr. Öğr. Üyesi Yiğit Bekir Kaya, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Yapay zekâ göç yönetiminde verimlilik sağlıyor, ancak güvenilirlik, şeffaflık ve hesap verebilirlik olmadan her algoritma potansiyel bir hak ihlali aracına dönüşebilir. Asıl soru, teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği değil; bu hıza denetim ve hukuk mekanizmalarının nasıl yetişeceğidir.”

Karayipler’de Gayrimenkul Yatırımında 2026 İçin Büyük Düzenleme Haber

Karayipler’de Gayrimenkul Yatırımında 2026 İçin Büyük Düzenleme

Bölgesel Denetleyici Otorite ECCIRA Kuruluyor Antigua ve Barbuda, Dominika, Grenada, St. Kitts ve Nevis ile Saint Lucia, yeni bir düzenleyici çerçeve oluşturmak üzere bir araya gelerek Doğu Karayipler Vatandaşlık-Yatırım Düzenleme Otoritesi (ECCIRA)’nın kurulmasına karar verdi. Bu otorite, Karayipler’deki vatandaşlık-yatırım ve gayrimenkul yatırımlarını ortak standartlarla denetleyecek. Yeni yapılanma ile birlikte: CBI (Citizenship by Investment / Yatırım Yoluyla Vatandaşlık) programları için tek tip standartlar getirilecek,Resmî denetim ve uyum süreçleri güçlendirilecek,Uluslararası yatırımcı güveni arttırılacak. Grenada, otoritenin merkez üssü olarak seçildi; diğer ülkelerde de yerel ofisler kurularak uyum ve denetim süreçleri izlenecek. Neden Bu Değişiklik Önemli? Karayipler’in vatandaşlık-yatırım programları, uluslararası gayrimenkul yatırımcıları için cazip fırsatlar sunuyor. Bu programlar sayesinde yatırımcılar, belirli gayrimenkul projelerine yatırım yaparak o ülkelerde vatandaşlık veya ikamet hakkı elde edebiliyor. Ancak son dönemde uluslararası denetimlerden gelen talepler, programların daha sıkı ve tutarlı bir denetim yapısına kavuşmasını zorunlu kıldı. Yeni düzenleme yatırımcılar açısından şu avantajları hedefliyor: ✔ Standart başvurularla şeffaflık ve güvenin artması ✔ Yüksek güvenlik ve kimlik doğrulama standartları ile dolandırıcılık riskinin azalması ✔ Programların uluslararası uyumluluk açısından güçlendirilmesi ✔ Gayrimenkul piyasasında sürdürülebilir büyüme ve yatırım akışının devamı Global Baskı ve Reformun Arka Planı Karayip devletleri, ABD, Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği gibi ülkelerin vatandaşlık-yatırım programlarına ilişkin güvenlik ve şeffaflık taleplerinin artmasıyla birlikte bu adımı attı. Uzun süredir konuşulan bölgesel denetim otoritesinin yasalaştırılmasıyla, programların daha etkin şekilde uygulanması ve uluslararası arenada itibarı korunması hedefleniyor. Harvey Law Group Türkiye Ülke Direktörü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, Karayipler’de 2026 itibarıyla yürürlüğe girecek yeni bölgesel düzenlemelerin yatırımcılar için önemli bir eşik olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Vatandaşlık yoluyla yatırım programlarına yönelik artan uluslararası denetim talepleri, daha şeffaf ve ortak standartlara dayalı bir yapıyı zorunlu kılıyor. Kurulan bölgesel düzenleyici otorite, hem yatırımcı güvenini artıracak hem de Karayipler’in bu alandaki itibarını uzun vadede güçlendirecektir. Bu süreçte yatırımcıların yeni uyum kriterlerini yakından takip etmeleri büyük önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Egeli Maden İhracatçıları 2025’i Zorlu Şartlara Rağmen Büyümeyle Kapattı Haber

Egeli Maden İhracatçıları 2025’i Zorlu Şartlara Rağmen Büyümeyle Kapattı

EMİB, 2025 yılı ihracat performansını ve 2026 hedeflerini basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, maden sektörünün, 2025 yılında 6,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek, 2024 yılına göre %3'lük bir artış kaydettiğini açıkladı. “Bu rakamın yaklaşık üçte biri, yani 2 milyar dolarlık kısmı doğal taş ihracatından geldi. Madencilik sektörümüz diğer sektörlere sağladığı destekle 60 milyar dolarlık bir katma değeri Türk ekonomisine kazandırıyor. Birliğimizin 2025 yılı ihracatı %6'lık bir artışla 1,38 milyar dolara ulaştı. Bu başarımızda en büyük payı %9’luk artışla 704 milyon dolardan 771 milyon dolara çıkan doğal taş oluştururken, kıymetli metal cevherleri ve feldspat bu kalemi takip etti.” Çin, ABD ve İspanya ilk üç ülke Başkan Alimoğlu, “Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Çin, ABD ve İspanya, birliğimizin en çok ihracat yaptığı ilk üç ülke oldu. Çin'e ihracatımız %12, ABD'ye %7 artarken, İspanya'ya %3'lük bir düşüş yaşandı. Doğal taş ihracatımızda ise ABD, Çin ve Fransa ilk üç sırada yer aldı. ABD’ye ihracatımız %8 artarak 217 milyon dolardan 235 milyon dolara, Çin’e ihracatımız %29 artarak 80 milyon dolardan 103 milyon dolara, Fransa’ya olan ihracatımız %7 artarak 43 milyon dolardan 46 milyon dolara yükseldi.” dedi. Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenememesi olumsuz etkiliyor İhracat rakamlarındaki küçük artışa rağmen, sektörün önündeki iki önemli engeli paylaşan İbrahim Alimoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar" kapsamında, merkezi farklı bir ilde olan ocak veya üretim tesisleri için Yatırım Teşvik Belgesi düzenlenememesi, üretim kapasitemizi ve istihdamımızı olumsuz etkiliyor. Maden sektörüne yönelik olumsuz algı, yatırım iştahını ve sosyal kabulü zayıflatmaktadır. Bu nedenle, sektörümüzün doğru bilgilerle tanıtılması ve imajının güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.” EMİB’den 2025 yılında yoğun mesai Ekonomik koşulların tüm dünyada zorlayıcı olduğu 2025 yılında sektörü güçlendirmek adına yoğun çalışmalar yürüttüklerini anlatan Başkan Alimoğlu, “Las Vegas/Los Angeles, Londra, Kenya ve Meksika'ya başarılı ticaret heyetleri düzenledik. Xiamen Uluslararası Doğal Taş Fuarı'na Milli Katılım organizasyonumuzu gerçekleştirdik. Dünyanın önemli doğal taş fuarlarından Marble İzmir'de üyelerimizle bir araya gelerek yeni iş bağlantılarına zemin hazırladık. Güney Kore, Azerbaycan, Hindistan, Suudi Arabistan ve Fransa'dan önemli alıcıları ağırladık.” diye konuştu. Sürdürülebilirlik Odaklı Ur-Ge Projesi 2026 yılında da devam İbrahim Alimoğlu, “Afyonkarahisar'da ilk kez düzenlenen Afyon Blok Mermer Fuarı'nda info standımızla yerimizi aldık. Amorf Doğal Taş Proje Tasarım Yarışması Gala Gecesi'ni Denizli Laodikya Antik Kenti'nde düzenledik. 2025 yılında Doğal Taş Sektöründe Sürdürülebilirlik Odaklı Ur-Ge Projesini başlattık. 2026 yılında da sektörümüzü daha ileriye taşımak için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz: Önümüzdeki günlerde İngiltere'deki Surface Design Show Fuarına info-stant ile katılacağız.” dedi. Asya-Pasifik ülkelerinden ithalatçılarla ihracatçılar bir araya gelecek Alimoğlu, sektörün en önemli fuarlarından biri olan Xiamen Fuarına Türkiye milli katılım organizasyonu için hazırlıkların tüm hızıyla devam ettiğine değindi. “Fuarın 2025 yılındaki başarısı en önemli motivasyon kaynağımız oldu. Giderek uluslararası niteliği artan Xiamen Fuarı ile Avustralya, Singapur ve Vietnam başta olmak üzere tüm Asya-Pasifik ülkelerinden ithalatçılarla ihracatçılarımızı bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Brezilya, Romanya, Sırbistan, Avustralya ve Kazakistan'a yönelik heyet düzenleme hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında Amorf Doğal Taş Proje ve Tasarım Yarışması'nı 6.kez gerçekleştireceğiz.” 2021’de 1 milyar 80 milyon dolar olarak devralınan ihracat 1 milyar 380 milyon dolara çıktı Başkan Alimoğlu, “2026 yılı ihracatçı birliklerinde seçimli genel kurul yılı. 5910 sayılı TİM ve İhracatçı Birlikleri Kanunu gereği başkanlık süresi 2 dönem ya da 8 yıl ile sınırlandırılmış durumda. 2022 yılında Ege Maden İhracatçıları Birliği üyelerimizin teveccühüyle Başkan seçilmiştim. Görev süremizde pandeminin etkilerinin hissedildiği, Türkiye’de dezenflasyon politikalarının uygulandığı, döviz kurlarındaki artışın enflasyon rakamlarının gerisinde kaldığı ve rekabetçilikte zorlanılan bir dönem yaşandı. Buna karşın 2021 yılında 1 milyar 80 milyon dolar olarak devraldığımız ihracat rakamını 1 milyar 380 milyon dolara çıkarmayı başardık.” diye konuştu. İhracatımızın 2030 yılında 2 milyar doları aşmasını hedefliyoruz Önümüzdeki 4 yıl için Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanlığı'na bir dönem daha aday olduğunu açıklayan İbrahim Alimoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Üyelerimiz bu ulvi göreve şahsımı ve Yönetim Kurulumuzu tekrar seçtikleri takdirde sektörümüzün sorunlarının çözümü için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. 2026 yılı için 1,5 milyar dolara çıkarmayı hedeflediğimiz ihracatımızın 2030 yılında görevi devrederken 2 milyar doları aşmasını hedefliyoruz. 2026 yılında da sektörümüzün doğru bilgilerle tanıtılması ve imajının güçlendirilmesi için çalışmalarımız tüm hızıyla devam edecek. Yasal düzenlemelerin sektörümüzün önünü açacak şekilde değiştirilmesi için her fırsatta ve her platformda sektörün tüm paydaşlarıyla ve kamu temsilcileriyle diyalogumuzu artırarak devam ettireceğiz.”

Wings for Life World Run 2026 Kayıtları Başladı Haber

Wings for Life World Run 2026 Kayıtları Başladı

2014 yılından bu yana 192 farklı milletten toplam 1.870.253 kişinin koştuğu etkinlikte 60,53 milyon Euro bağış toplandı. Wings For Life World Run, 10 Mayıs Pazar günü tüm dünyayla aynı anda gerçekleşecek. Omurilik felcinin tedavisine yönelik araştırmalara fon sağlamak amacıyla düzenlenecek Wings for Life World Run için kayıtlar başladı. Dünyanın dört bir yanında aynı anda start alınan bu benzersiz koşu, 10 Mayıs Pazar günü Türkiye’de de tüm dünyayla eş zamanlı olarak koşulacak. Geçtiğimiz yıl 192 ülkede gerçekleşen Wings for Life World Run'a 300 binden fazla koşucu katıldı. Organizasyonun Türkiye ayağı bu yıl İstanbul Kuruçeşme ve İzmir İnciraltı Kent Ormanı’nda yapılacak. Türkiye’de 5 Bin Koşucu Hedefi Wings for Life World Run 2026’da Türkiye genelinde toplam 5 bin koşucunun etkinliğe katılması hedefleniyor. İstanbul’da gerçekleşecek fiziksel koşuya 3 bin kişi, İzmir’de koşu kulüpleriyle birlikte organize edilecek koşuya 1500 kişi, App Run katılımlarıyla ise 500 kişinin dahil olması bekleniyor. 2014 yılında ilk kez düzenlenen Wings for Life World Run’da bugüne kadar 192 farklı milletten toplam 1.870.253 kişi, yedi kıtada aynı anda koştu, yürüdü veya tekerlekli sandalyesiyle parkura çıktı. Bu süre zarfında, omurilik felcinin tedavisine yönelik araştırmalar için toplam 60,53 milyon Euro bağış toplandı. Türkiye’de 2025 yılında toplam 8 bin 640 kişinin katıldığı Wings for Life World Run’a dünya genelinde 310.719 kişi destek verdi. Aynı zamanda Wings for Life World Run’da, tek yılda 8,6 milyon Euro ile rekor bağış miktarına ulaşıldı. Wings For Life App Run ile herkes koşabilir Wings for Life World Run’a fiziksel koşuların yanı sıra App Run uygulaması üzerinden de katılım sağlanabiliyor. Katılımcılar, uygulama aracılığıyla kendi konumlarından koşuya dahil olabiliyor, sanal yakalama aracı sayesinde mesafe ve sürelerini uygulama üzerinden takip edebiliyor. Omurilik Felci Araştırmalarındaki Umut Veren Gelişmeler Wings for Life World Run tarafından fonlanan araştırmalar, omurilik felcinin tedavisine yönelik umut verici gelişmelere sahne olmaya devam ediyor. Son olarak, ABD’de yürütülen ve Wings for Life tarafından desteklenen bir klinik çalışmada, vagus siniri uyarımı ile yoğun rehabilitasyonun bir arada uygulanmasının, kronik omurilik hasarı bulunan bireylerde el ve kol fonksiyonlarında anlamlı iyileşmeler sağladığı ortaya kondu. Bu çalışmada, sinir hücreleri arasındaki yeni bağlantıların oluşmasını destekleyen ve nöroplastisiteyi artıran bir sistem kullanıldı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından “Çığır Açan Tıbbi Cihaz” statüsü verilen bu yöntemin, ilerleyen yıllarda daha geniş çaplı çalışmalara dahil edilmesi hedefleniyor. Bugüne kadar Wings for Life Foundation tarafından desteklenen yüzlerce araştırma projesi, omurilik felciyle yaşayan bireyler için gerçek ve somut ilerlemeler sağlanmasına katkıda bulunuyor. Wings for Life World Run Nedir? Wings for Life World Run’ı diğer koşulardan ayıran en önemli özellik, herkesin aynı anda başlaması ve bitiş çizgisinin olmaması. Starttan 30 dakika sonra hareket eden yakalama aracı, koşucuları tek tek yakalayana kadar yarış devam ediyor. Profesyonel atletlerden ilk kez koşacak katılımcılara kadar herkes, koşamayanlar için aynı çizgide buluşuyor. Etkinliğin bugüne kadar elde ettiği tüm gelirlerin yüzde 100’ü, doğrudan omurilik felcinin tedavisine yönelik araştırmalara aktarılıyor.

Sofralık Zeytin İhracatı Yeni Sezona Yüzde 13’lük Artışla Girdi  Haber

Sofralık Zeytin İhracatı Yeni Sezona Yüzde 13’lük Artışla Girdi 

1 Ekim 2025 tarihinde start alan 2025/26 sofralık zeytin ihracatı ilk ayda yüzde 13’lük artışla 22 milyon dolardan 25 milyon dolara yükseldi. Sofralık zeytin ihracatı 2024/25 sezonunun ilk ayında 8 bin 337 ton olurken, 2025/26 sezonunun ekim ayında 9 bin 484 tona yükseldi. Siyah zeytin ihracatı yüzde 9, yeşil zeytin ihracatı yüzde 28 arttı Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, sofralık zeytin ihracatında siyah zeytin ihracatının yüzde 9’luk artışla 17,8 milyon dolardan 19,5 milyon dolara çıktığını dile getirdi. Yeşil zeytin ihracatının 2025/26 sezonuna daha başarılı bir giriş yaptığını aktaran Uygun, “Geçtiğimiz sezonun ilk ayında 4,2 milyon dolar olan yeşil zeytin ihracatımız bu sezonun birinci ayında yüzde 28’lik artışla 5,5 milyon dolara ulaştı” şeklinde konuştu. Sofralık zeytinde 300 milyon dolar hedefimize ulaşacağız 2025/26 sezonuna 300 milyon dolarlık sofralık zeytin ihracat hedefiyle girdiklerini hatırlatan Uygun şöyle devam etti: “Sofralık zeytin ihracat sezonuna hedefimizle uyumlu bir giriş yaptık. Bu çizgimizi koruyarak sezon sonunda ülkemize 300 milyon dolar dövizi kazandıracağımıza inanıyoruz. İhracatçılarımız ve üreticilerimiz için verimli ve başarılı bir sezon diliyorum.” Sofralık zeytin ihracatında öne çıkan ihraç pazarları hakkında da bilgi veren Başkan Uygun sözlerini şöyle sürdürdü; “Almanya 6,6 milyor dolarlık tutarla ilk sıradaki yerini korudu. Irak’a ihracatımız yüzde 3’lük artışla 4,3 milyon dolara yükseldi. Romanya 2,7 milyon dolarla üçüncü sıraya yerleşti. 2025/26 sezonuna girilen Ekim ayında Türkiye’den ABD, İngiltere ve Rusya’ya sofralık zeytin ihracatında önemli artışlar elde edildi. ABD’ye sofralık zeytin ihracatı yüzde 39’luk artışla 1 milyor 81 bin dolardan 1 milyor 501 bin dolara ilerledi. 2024 yılı ekim ayında 295 bin dolarlık sofralık zeytin ihraç ettiğimiz İngiltere’ye 2025 yılı ekim ayında sofralık zeytin ihracatımız yüzde 194’ük hızlı yükselişle 868 bin dolara fırladı. Rusya Federasyonu’na yapılan sofralık zeytin ihracatı yüzde 47’lik artışla 615 bin dolardan 902 bin dolara yükseldi. Türkiye, ekim ayında 70 ülkeye sofralık zeytin ihracatı gerçekleştirdi.

Kripto para borsası, piyasadaki son gelişmeleri değerlendirdi Haber

Kripto para borsası, piyasadaki son gelişmeleri değerlendirdi

Kripto para piyasalarında yükseliş beklentileriyle başlayan kasım ayı, Bitcoin'in nisan ayından bu yana ilk kez 90 bin doların altını test etmesiyle hayal kırıklığı yarattı. Bitcoin, makro koşullardaki sıkışmalar ve azalan ETF ilgisi gibi nedenlerle 17 Kasım haftasında 89 bin 300 dolara kadar geriledi. OKX TR, haftalık yayımlanan Alphas bülteninin yeni sayısında yer alan ve Bitcoin başta olmak üzere kripto para piyasalarında yaşanan son kayıplara dair değerlendirmelerini derledi. 1 milyar doların üzerinde tasfiye gerçekleşti Glassnode verileri, kısa vadeli Bitcoin yatırımcılarının halihazırda 2,8 milyon BTC’yi zararına tuttuğunu gösterdi. Bu rakam, Bitcoin’in 15 bin dolar civarında işlem gördüğü Kasım 2022’deki çöküşten bu yana en yüksek seviye olarak kaydedildi. CoinGlass verileri, 24 saat içinde 1 milyar doların üzerinde kripto pozisyonunun tasfiye olduğunu ve bu tasfiyesinin 723 milyon dolarının uzun pozisyonlardan oluştuğunu gösterdi. OKX TR analistlerine göre, ABD'de tarihin en uzun süren hükümet kapanması, bu durumun etkilediği eksik makro verilerle yeniden şekillenen faiz indirimi beklentileri, kripto tabanlı borsa yatırım fonlarına yönelik ilginin hafiflemesiyle birleşti. ETF varlıkları %3,6 geriledi Güncel veriler, Bitcoin’in nisan seviyelerine gerilediği bu dönemde Bitcoin ETF’lerde tutulan toplam varlık miktarının ekim zirvelerinden bu yana %3,6 gerilediğini ve 1,38 milyondan 1,33 milyona düştüğünü gösterdi. Analistler, bu verileri, satışların esas olarak uzun vadeli kripto yatırımcılarının kâr alma davranışı göstermesinden kaynaklandığı ve kurumsal geri çekilmelerin etkili olmadığı yönünde değerlendirdi. Öte yandan Bitcoin ve Ethereum ETF’leri, geçtiğimiz hafta 437 milyon dolarlık çıkış kaydetti. Bu rakam, ürünlerin piyasaya sürülmesinden bu yana ilk sürekli sermaye çekimi oldu. Bitcoin ETF’leri, yalnızca pazartesi günü 254,6 milyon dolarlık net kayıpla ekim sonlarında başlayan bir dizi geri çekilmeyi sürdürdü. Bu çekilmeler, BlackRock tarafından sunulan IBIT ETF’inin sadece 435 günde 100 milyar dolarlık toplam yönetilen varlığa çıkaran birikim trendinin hemen ardından geldi. Öte yandan Strategy gibi kurumsal hazine şirketleri, yalnızca kasım ayında 835 milyon doları aşan tutarda Bitcoin satın aldı. Fed’in kararına yönelik belirsizlik sürüyor Kripto para piyasaları, ABD merkez bankası Fed’in 9-10 Aralık’ta gerçekleştirdiği politika toplantısına odaklandı. CME FedWatch’a göre faiz indirimine ihtimal verenlerin oranı, faiz indirimi bekleyenlerle eşitlendi ve bu da Fed’in bir sonraki adımına yönelik belirsizliği artırdı. Piyasanın gözü, ABD’de uzun süredir açıklanacak ilk büyük veri olarak değerlendirilen tarım dışı istihdam verilerine çevrildi. Analistler, kasım ayına ilişkin işgücü piyasası verilerinin tahminlerden yüksek gelmesi durumunda, aralık ayı faiz indirimi olasılığının daha da düşeceğini paylaştı. Daha zayıf gelirse, Fed’in gevşemek için alanı olacak. OKX TR Alphas bülteninde, her iki durumun da oynaklığın fiyatlanmasına yol açtığına dikkat çeken OKX TR analistleri, kasım ayı tüketici fiyat endeksi ve kişisel tüketim harcamaları verilerinin de belirleyici olduğuna işaret etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şekercilik Mamullerinde 2,3 Milyar Dolarlık İhracat Haber

Şekercilik Mamullerinde 2,3 Milyar Dolarlık İhracat

Çikolatalı şekercilik mamulleri ihracatı yüzde 57’lik artışla 830 milyon dolardan 1 milyar 303 milyon dolara sıçrarken, şekercilik mamulleri sektörü ihracatta yüzde 7 düşüş yaşasa da 975 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türkiye’nin hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 2025 yılının ocak – ekim döneminde yüzde 4,4’lük artışla 10 milyar 134 milyon dolar olurken, şekercilik mamulleri sektörü yüzde 23’lük pay aldı. Ege Bölgesi’nden ihracat yüzde 22 arttı Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılının ocak – ekim döneminde ihracatlarının yüzde 16’lık artışla 947 milyon dolara ulaştığını, aynı dönemde Ege Bölgesi’nde şekercilik mamulleri sektörünün ihracatının ortalamanın üzerinde yüzde 22’lik artışla 92 milyon dolardan 113 milyon dolara yükseldiğini dile getirdi. Başkan Öztürk, “Türkiye geneline bakıldığında en çok ihraç edilen ürünler; 511 milyon dolarla sakızlı şekerler, 164 milyon dolarla diğer şekercilik mamulleri, 104 milyon dolar saf fruktoz. En çok ihracat yapılan ilk üç ülke: ABD, Birleşik Krallık ve Irak. EİB’e bakıldığında en çok ihraç ettiğimiz ürün geçen senenin aynı döneminde hiç ihracatı olmayan kristal şekerde 8,9 milyon dolarlık döviz girdisi sağladık. Bu dönem EİB’den yapılan 18 milyon dolarlık şekerli mamuller ihracatının %50’si kristal şeker ihracatı olarak görünmektedir. En çok kristal şekerin ihraç edildiği ülke Irak. En çok ihraç yapılan ülkeler sırasıyla: Irak, ABD, Birleşik Krallık.” dedi. 5-10 Kasım 2025 tarihleri arasında Çin’de düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na katıldığını paylaşan Öztürk, “Çin’de şekerleme ürünlerine yoğun bir ilgi gözlemledik. Çin’de özellikle Z kuşağı yeni lezzetlere deneyimlemek istiyor. Şekerleme, çikolatalı şekerleme, helva, lokum gibi ürünlerimizi 2026 yılındaki Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda daha yoğun bir şekilde Çinli ithalatçılarla buluşturmak için bugünden çalışmalara başlayacağız. Sektörümüzde Türkiye genelinde bulunan 6 ihracatçı birliğinin URGE Projelerine katılan ihracatçılarımızla CIIE’de yerimi almak istiyoruz. Çikolatalı şekercilik ve şekercilik mamulleri sektöründe 2025 yılı sonunda 3 milyar dolar orta vadede 5 milyar dolar ihracat hedefliyoruz” diye konuştu.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.