Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abd

Kapsül Haber Ajansı - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yatırımlar Nisan’da 1,1 Milyar Dolara Ulaştı Haber

Türkiye’ye Gelen Doğrudan Yatırımlar Nisan’da 1,1 Milyar Dolara Ulaştı

12 Haziran 2026'da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Nisan ayında, Türkiye'ye, 1,1 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 4 ayında Türkiye'ye gelen toplam UDY miktarı, 3,7 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 4 ayında 2025'in aynı dönemine kıyasla yüzde 12'lik bir artış kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye'ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 291 milyar doları aştı. Nisan ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 706 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Nisan ayındaki toplam UDY'nin 443 milyon doları borçlanma araçları, 164 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 226 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Nisan ayındaki toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kimyasal ve gıda imalatında gerçekleşti 2026 yılının Nisan ayı içerisinde gerçekleşen 706 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 145 milyon dolarlık yatırım girişi ile kimyasalların, kimyasal ürünlerin ve temel eczacılık ürünleri ile malzemelerinin imalatı, yüzde 21'lik bir pay aldı. Gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı ve toptan ve perakende ticaret sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 12'lik paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Nisan ayında en fazla uluslararası yatırım ABD, Almanya, BK, Avusturya ve Fransa'dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59'luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026'in 4'üncü ayında yüzde 49'luk bir pay aldı. Nisan 2026'da ülkeler özelinde, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 22 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 19 ile Almanya, yüzde 12 ile Birleşik Krallık (BK), yüzde 10 ile Avusturya ve yüzde 8 ile Fransa takip etti. Yılın ilk 4 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise Türkiye'ye en çok yatırım yapan üç ülke; yüzde 22'lik payı ile Almanya, yüzde 21'lik payı ile ABD ve yüzde 12'lik payı ile BK olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mayıs’ta Kimya Sektörü İhracatı 3 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Mayıs’ta Kimya Sektörü İhracatı 3 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye'nin en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektörü olan kimya, mayıs ayında yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracata imza attı. Kimya sektörünün ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,9 artarken, genel ihracattan aldığı pay yüzde 15,3’e yükseldi. Sektörün Ocak-Mayıs dönemindeki ihracatı ise yüzde 5,3 artışla 13,8 milyar dolara ulaştı. V. İbrahim Aracı: “Kimya sektörü ihracatın itici gücü olmaya devam ediyor” İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, Mayıs ayı ihracat rakamlarına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Mayıs ayında kimya sektörümüzün yüzde 6,9 oranında artış kaydederek yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracata ulaşması, sektörümüzün dayanıklılığını ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü bir kez daha gösterdi. Kimya sektörü olarak ülkemizin en büyük ihracatçı sektörlerinden biri olmanın sorumluluğuyla üretmeye, yatırım yapmaya ve ihracatımızı artırmaya devam ediyoruz. Sektörümüz, Ocak-Mayıs döneminde yaklaşık 14 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirirken, bu dönemde ihracatını yüzde 5,3 artırmayı başardı. Küresel ticarette belirsizliklerin, korumacılık eğilimlerinin ve jeopolitik gelişmelerin yoğun olarak yaşandığı bir dönemde elde ettiğimiz bu performansı son derece değerli buluyoruz. İKMİB olarak katma değerli üretimin artırılması, yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, yeni pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve sektörümüze yönelik uluslararası yatırımların ülkemize kazandırılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mayıs ayında dünyanın önde gelen iki önemli fuarı Interpack 2026 ve PLMA’s World of Private Label Fuarı 2026’nın milli katılım organizasyonlarını başarıyla tamamladık. Önümüzdeki aylarda yine fuar milli katılım organizasyonlarımıza, ticaret ve alım heyeti etkinliklerimize devam edeceğiz. Kimya sektörümüzün güçlü üretim altyapısı ve ihracatçılarımızın dinamizminin yanı sıra Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan desteklerle birlikte, sektörümüzün Türkiye'nin ihracat hedeflerine en yüksek katkıyı sunmaya devam edeceğine inanıyoruz.” Mayıs ayında en çok “mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler” ihracatı gerçekleştirildi Mayıs ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün gruplarında mineral yakıtlar, mineral yağlar ve ürünler 960 milyon 95 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 872 milyon 781 bin dolarlık ihracatla plastikler ve mamulleri ihracatı yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 204 milyon 566 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. ‘Anorganik kimyasallar’ı takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘organik kimyasallar’ ve ‘yıkama müstahzarları’ oldu. İspanya mayıs ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu Mayıs ayında en çok ihracat yapılan ülke 273 milyon dolar ile İspanya oldu. Mayıs ayında en çok ihracat yapılan ilk on ülke İspanya, İtalya, Hollanda, Fas, ABD, Almanya, Romanya, Ukrayna, Rusya ve İngiltere oldu. Mayıs ayında ilk 20 ülke arasında en çok artış yüzde 204,81 ile Fas’ta oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Şirketlerin Zamanında Ödeme Performansında 2025 Yılında Sınırlı İyileşme   Haber

Şirketlerin Zamanında Ödeme Performansında 2025 Yılında Sınırlı İyileşme  

Önceki yıllarda olduğu gibi en yüksek ödeme performansına mikro ve küçük ölçekli şirketlerin sahip olduğunun ortaya konduğu rapora göre, tüm ülkeler arasında en iyi ödeme performansına yüzde 94,9 ile Danimarka sahip olurken, en kötü performansı yüzde 19,2 ile Bulgaristan gösterdi. Türkiye’de şirketlerin zamanında ödeme oranı ise 46,4’e yükseldi. Şirketlerin “Kredi Yaşam Döngüsü”nün her aşamasına yönelik gelişmiş, bütünleşik ve katma değerli çözümler sunan CRIF ile dünyanın en büyük ticaret alacak verisi platformu Dun & Bradstreet iş birliği ile hazırlanan “Global Payment Study 2026” raporu yayımlandı. Rapor, artan jeopolitik riskler ve gümrük tarifelerine ilişkin belirsizliklere rağmen 2025 yılında şirketlerin ödeme disiplininde küresel ölçekte sınırlı bir iyileşme yaşandığına işaret ediyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 39 ülkeyi kapsayan rapora göre, dünya genelinde şirketlerin zamanında ödeme ortalaması 2025 yılında, bir önceki yıla göre 1,5 puanlık artışla yüzde 54’e yükseldi. “Global Payment Study 2026” rapor, dünya genelinde şirket ölçeklerine göre ödeme performansında belirgin farklılıklar yaşandığına işaret ediyor. Rapora, tüm ülkelerde en yüksek ödeme performansına önceki yıllarda olduğu gibi mikro ve küçük ölçekli şirketlerin sahip olduğunu ortaya koydu. Mikro ve küçük ölçekli şirketlerde daha yüksek seyreden zamanında ödeme disiplini, şirket ölçeği büyüdükçe zayıflıyor. “Global Payment Study 2026” raporuna göre, 2025 yılında 39 ülkeden 22’sinin zamanında ödeme performansı yüzde 50’nin üzerine çıkarken, 17 ülkede bu oran yüzde 50’nin altında kaldı. Danimarka ödeme disiplininde zirveyi bırakmadı Dun & Bradstreeet’in dünya genelinde 600 milyondan fazla şirketi kapsayan Trade programı ve CRIF işbirliği ile hazırlanan raporda, ülkeler bazında 2025 dönemine ait ödeme davranışları analiz edilerek değişim trendleri değerlendirildi. Global Payment Study 2026 raporuna göre, yüzde 94,9 zamanında ödeme oranı ile Danimarka, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da 39 ülke arasında en iyi ödeme performansına sahip ülke oldu. Söz konusu ülkeler arasında zamanında ödeme konusunda en kötü performansı ise yüzde 19,2 ödeme oranıyla Bulgaristan gösterdi. “Global Payment Study 2026” raporu kapsamında Türkiye’nin de içerisinde yer aldığı 25 Avrupa ülkesinin ödeme performansı incelendi. Kuzey Avrupa ülkeleri yüzde 65,2 zamanında ödeme performansıyla dünya ortalamasının üzerinde yer alırken, Güney Avrupa ülkeleri ise yüzde 42,8 oranıyla ortalamanın belirgin şekilde altında kaldı. Rapora göre, Avrupa’da 2025 yılında en iyi ödeme performansına sahip olan Danimarka’yı yüzde 86,6 ile Polonya takip etti. Ukrayna ile savaşın etkilerine rağmen Rusya, yüzde 80,9 ile zamanında ödemede 39 ülke arasında en iyi performans gösteren dördüncü ülke oldu. 25 Avrupa ülkesi arasında zamanında ödemede yüzde 20,2 ile Portekiz en kötü performans gösteren ikinci ülke olurken, onu yüzde 34,1 ile Yunanistan izledi. Türkiye’de zamanında ödemeler 4,5 puan arttı Enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikalarının sürdürüldüğü Türkiye’de şirketlerin zamanında ödeme performansı 2025 yılında bir önceki yıla göre 4,5 puan artarak yüzde 46,4’e yükseldi. Bu artışla Türkiye zamanında ödeme konusunda içerisinde yer aldığı Güney Avrupa ülkeleri ortalamasını üzerinde bir performans sergilerken, dünya ortalamasının altında kaldı. Asya’nın zamanında ödeme lideri Tayland oldu Asya Bölgesi’nde analizi yapılan dokuz ülke içerisinde 2025 yılında en yüksek zamanında ödeme oranına sahip ülke yüzde 74,8 ile Tayland oldu. Geçen yıl zamanında ödeme performansını bir önceki yıla göre 20,4 puan artıran Tayland’ı yüzde 72,4 ile Tayvan ve yüzde 61,2 ile Filipinler takip etti. Asya ülkeleri arasında 2024 yılında zamanında ödemede zirvede olan Filipinler, 2025 yılında 20 puanın üzerinde gerileme ile zamanında ödeme performansında en fazla kayıp yaşayan ülke oldu. Rapor, Hindistan, Filipinler ve Çin’de ödemelerdeki gecikmelerin birçok sektörde yapısal bir sorun haline geldiğini ortaya koyuyor. ABD dünya ortalamasının üzerinde Kuzey Amerika’da değerlendirmeye Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika katıldı. Analiz edilen üç ülke arasında Amerika Birleşik Devletleri yüzde 60,3 oranında zamanında ödeme oranı ile dünya ortalamasının üzerinde performans gösteren tek ülke oldu. Kanada yüzde 42,3 ve Meksika yüzde 32,1 düşük seviyelerde kaldı. ABD pazarında makroekonomik baskılara rağmen ödeme direncinin korunduğunu ortaya koyan veriler, 2023-2025 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde, özellikle Meksika’da ödemeler konusunda yapısal bir bozulmaya işaret ediyor. İki ülkenin analize dahil edildiği Okyanusya Bölgesi’nde 2025 yılı itibarıyla Yeni Zelanda yüzde 83,1, Avustralya ise yüzde 68,9 zamanında ödemede yüzde 54 olan dünya ortalamasının üzerinde performans gösterdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi Türkiye'nin Stratejik Gücünü Tescilleyecek Haber

NATO Zirvesi Türkiye'nin Stratejik Gücünü Tescilleyecek

Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (Türkçe) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne bizzat katılacak olmasını değerlendirdi. Trump lider diplomasisini ön plana çıkarıyor “ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO Zirvesi'ne bizzat katılacak olması Türkiye açısından diplomatik ve stratejik önem taşımaktadır.” diyen Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, “NATO ile alakalı yürüttüğü politikanın yanı sıra dış politikada izlediği strateji gereği liderler arası pazarlık ve doğrudan ilişkiyi de ön plana alacaktır. F-16 modernizasyon talepleri ve savunma sanayi iş birliği gibi stratejik konularda ve CAATSA yaptırımları gibi konularda pragmatik pazarlıklar ve esneklikler söz konusu olabilecektir.” dedi. Türkiye'nin NATO içerisindeki ağırlığına dikkat çeken Prof. Dr. Köroğlu, “NATO içerisinde Türkiye, güçlü ordusunun yanı sıra Karadeniz güvenliği, Ortadoğu’ya yakınlığı ve göç sınır yönetimindeki rolü bakımından önem arz eden bir ülkedir. Türkiye’nin bu jeostratejik konumu elini güçlendiren unsurlardır. Trump’ın NATO Zirvesi’ne doğrudan katılımı Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir diplomatik atmosfer yaratabilir. Ancak bu, daha çok kurumsal yeniden yapılanma değil, pragmatik ve lider merkezli bir yoğunlaşma anlamına gelir. Zaten Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkiler kurma yönünde süregelen bir tercihi bulunmaktadır. Bu zirve sonrası daha da yoğun şekilde bunun devam edeceği öngörülebilir.” diye konuştu. NATO'nun geleceği Ankara'da tartışılacak Trump yönetiminin NATO'nun önemli değişikliklere ihtiyaç duyduğu yönündeki yaklaşımını değerlendiren Prof. Dr. Köroğlu, “’Trump yönetiminin NATO’ya ilişkin “önemli değişikliklere ihtiyaç var’ yaklaşımı, NATO’nun kurumsal kimliğini doğrudan tartışmaya açan NATO’nun iç dönüşüm kapasitesi ve transatlantik siyasi uyumunun dayanıklılığını sorgulayan bir yaklaşımdır. Trump, ABD’nin NATO içinde orantısız yük taşıdığı iddiasında bulunmaktadır. Bu konu bu yıl yapılan Münih Güvenlik Konferansı’nda da gündeme gelmişti. Avrupa tarafından savunma harcamalarının artırılması ve yük paylaşımının NATO içerisinde dengeli olması gerekliliğini ortaya koymaktadır.” şeklinde konuştu. Trump’ın, ABD’nin artık Avrupa güvenliği açısından 2.Dünya Savaşı’nın sonundan bu yana devam eden güvenlik garantörlüğü rolünün değişmesi gerektiğini savunduğuna işaret eden Prof. Dr. Nergiz Özkural Köroğlu, “Ayrıca Trump, Avrupalı liderlerin aksine NATO’nun bir değerler ittifakı değil daha ziyade yük paylaşımı ve fayda dengesi üzerine kurulu bir güvenlik platformu olması gerekliliği inancındadır. Neticede, Ankara Zirvesi’nde Avrupa’nın güvenlik harcamalarının artırması, yük paylaşımı ve ittifakın stratejik dönüşümünün ele alınacağını öngörebiliriz. NATO içerisinde Türkiye’nin askeri gücü ile öne çıkması, olası yük paylaşımı vb. değişikliklerde Türkiye’nin pozisyonun daha fazla dikkate alınmasını gerektirecektir.” dedi. Türkiye'nin dengeleyici rolü öne çıkıyor Türkiye'nin hem NATO üyesi hem de Rusya, Ukrayna, Karadeniz ve Orta Doğu dengelerinde önemli bir aktör olmasının Ankara'nın elini güçlendirdiğini kaydeden Prof. Dr. Köroğlu, “Türkiye, dış ilişkilerinde ‘bölgesel sorunlarda bölgesel sahiplenme ve çözümleri savunmaktadır’ ilkesini benimsemektedir. Dolayısıyla bölgesel manevra kapasitesini günden güne proaktif dış politika kararları ile arttırmaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda çok açılı bir dış politika yürüterek Rusya ve batılı güçler arasındaki dengeyi sağlayarak ‘tahıl diplomasisi’ gibi girişimleri ile de başarılı bir dış politika gerçekleştirmiştir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde Karadeniz güvenliğinde Rusya ve Türkiye önemli birer aktördür. Ama aynı zamanda Türkiye, NATO’nun güney kanadında bir NATO ülkesidir ve stratejik önemi vardır. Bu açıdan Türkiye’nin kendi güvenliği ve bölgedeki barışı koruması açsından ‘dengeliyici rolü’ önemlidir. Ortadoğu ülkeleri ile de coğrafi yakınlığı ve sınır komşusu olması da yine Türkiye’nin stratejik önemini göstermektedir. Türkiye İran Savaşı’nda da Ukrayna Savaşı karşısındaki itidalli ve barışçıl tutumu ile bölgede istikrar ve refahı savunan bir yaklaşımda bulunmuştur.” diye konuştu. İran krizi ve enerji güvenliği zirvenin önemli başlıkları olacak Trump'ın İran ile yürütülen müzakerelerde anlaşmaya yakın olduklarını açıklamasının da zirvenin gündemini etkileyeceğini ifade eden Prof. Dr. Köroğlu, şöyle devam etti: “Trump’ın İran’la müzakerelerde anlaşmaya yakın olunduğunu açıklaması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılabileceğine dair söylem, Ankara zirvesinde bu krizin yarattığı küresel enerji krizinin ittifak ülkelerine etkileri ve enerji arz güvenliği bağlamında tartışılabilir. Ayrıca, zirvede İran krizinin yarattığı sonuçlar bakımından NATO’nun ‘alan dışılık’ rolü tartışılabilir. ‘İttifak sadece bölgesel mi yoksa küresel kriz yöneticisi mi?’ gibi bir sorgulama olabilir. Türkiye’nin bu süreçteki rolüne bakıldığında karşımıza birkaç konu çıkmaktadır. Türkiye, İran’ın komşusu olduğu için savaş esnasında bazı füzeler yönünü şaşırarak Türkiye’ye düşmüştür. Dolayısıyla zirvede Türkiye'nin hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi, NATO'nun güney kanadının güvenliği, Kürecik radarının rolü, hava savunma sistemlerinin kalıcı konuşlandırılması gibi konular gündeme gelebilir. Ayrıca Türkiye, enerji koridorları üzerinde olan bir ülke olduğu için enerji arz güvenliği açısından önem arz etmektedir. Bunun haricinde Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi ve rolü de yine ABD-İran iletişiminde etkin olabilir.” Türkiye kolaylaştırıcı rol üstlenebilir İsrail-İran geriliminin devam ettiği bir dönemde Trump'ın Ankara'da bulunmasının Türkiye açısından diplomatik fırsatlar yaratabileceğini söyleyen Prof. Dr. Köroğlu, “İsrail-İran geriliminin sürdüğü bir ortamda Trump’ın Ankara’da bulunması, Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi açısından fırsat yaratabilir ancak bu otomatik olarak bir arabuluculuk rolüne dönüşmez. Türkiye, İsrail ve İran geriliminde ‘kolaylaştırıcı’ bir rol üstlenmek isteyecektir. Ancak Türkiye’nin İsrail’in Gazze’de uluslararası hukuka aykırı tutumu konusundaki tavrı net olduğu için Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesi çok yoğun olmayacaktır.” şeklinde konuştu. F-16 ve savunma sanayisinde yeni iş birlikleri gündeme gelebilir Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Prof. Dr. Köroğlu, “F-35 meselesi S-400 krizi ve CAATSA yaptırımları ile de bağlantılıdır. Bu nedenle F-35 programına dönüş kısa vadede gerçekleşemese de F-16 modernizasyonu, mühimmat, ortak üretim gibi savunma sanayiinde alternatif iş birlikleri kurmaları mümkündür. Enerji güvenliği anlamında Türkiye transit ülke olduğu için Avrupa enerji arz güvenliği açısından Türkiye ile çeşitli proje ve alternatifler üzerine görüşülecektir. Terörle mücadele en kırılgan konulardan bir tanesidir. Çünkü ABD’nin Suriye’deki SDG/YPG ile ilişkisi vardır ancak Türkiye bu yapıyı güvenlik tehdidi olarak görmektedir. ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını azaltması halinde Türkiye’nin Suriye'nin siyasi dönüşüm sürecindeki rolü güçlenebilir. Trump geldiğinde Türkiye ile görüşülecek başlıklar dahilinde bir konudur.” dedi. Türkiye'nin küresel sistemdeki ağırlığı teyit ediliyor Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin yalnızca NATO'nun geleceği açısından değil, Türkiye'nin uluslararası sistemdeki konumu bakımından da önemli mesajlar verdiğini belirten Prof. Dr. Köroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çok kutuplu uluslararası sistemde Türkiye, ABD ile her ne kadar S-400, F-35 krizi ve Suriye politikaları gibi konularda sorunlar yaşamış olsa da aynı zamanda Ukrayna-Rusya Savaşı’ndan İran krizine kadar tüm sıcak hatlar için kritik bir konumda yer almaktadır. Bölgesel krizlerdeki arabulucu/dengeleyici rolü bu anlamda önemlidir.” Zirvenin Ankara'da yapılmasının Türkiye'nin jeostratejik ve askeri ağırlığının uluslararası sistem tarafından kabul edildiğinin göstergesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Köroğlu, “Trump'ın NATO’daki yük paylaşımı ve stratejisine yönelik sert tutumuna mukabil, Erdoğan ile yürüttüğü doğrudan telefon diplomasisi iki lider arasındaki kişisel diplomasi kanalının belirleyici olduğunu göstermektedir. Genişletilmiş Ortadoğu projesinin önem kazandığı son dönemde Türkiye’nin kilit rolü ön plana çıkmaktadır.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

DHL, Kurtarılan Sekiz Büyük Kedinin Yeni Hayatına Güvenle Ulaşmasını Sağladı Haber

DHL, Kurtarılan Sekiz Büyük Kedinin Yeni Hayatına Güvenle Ulaşmasını Sağladı

DHL Global Forwarding ve DHL Express, Honduras’ta yıllarca türlerine uygun olmayan koşullarda tutulan sekiz büyük kedinin ABD’deki akredite barınaklara güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayarak Honduras’ın ilk uluslararası büyük kedi kurtarma operasyonunu gerçekleştirdi. Beş kaplan ve üç aslandan oluşan hayvanlar, uzun vadeli tür ihtiyaçlarının karşılanamadığı koşullarda yaşıyordu. Aylar süren tedavi ve rehabilitasyon sürecinin ardından DHL’in özel olarak planladığı operasyonla San Pedro Sula’dan akredite barınaklara taşınan hayvanlar, ömür boyu bakım alacakları güvenli yaşam alanlarına ulaştırıldı. DHL Global Forwarding Honduras Ülke Operasyon Müdürü Celia Chinchilla, operasyonla ilgili şunları söyledi: “Bu görev, lojistiğin yalnızca gönderi taşımaktan ibaret olmadığını; aynı zamanda yaşamları iyileştirme gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Bu hayvanların güvenli, türlerine uygun yeni yuvalarına ulaşmasına katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz.” Dünya genelinde yaban hayatı uzmanları, büyük kedilerin hâlâ türlerine uygun olmayan, ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak koşullarda tutulduğuna dikkat çekiyor. Derme çatma hayvanat bahçeleri, özel mülkler veya doğal davranışlarını sergilemelerine imkân tanımayan geçici olarak kurulmuş turistik gösteri alanları, bu hayvanların karşı karşıya kaldığı başlıca ortamlar arasında yer alıyor. Kurtarıldıklarında ise doğaya geri bırakılmaları çoğu zaman mümkün olmuyor; bunun yerine, iyileşebilecekleri ve özel bakım alabilecekleri güvenli yaşam alanlarına ihtiyaç duyuyorlar. Guru, Sultan, Amir, Deborah, Aira, Cyrus, Zephora ve Juancito için bu operasyon; aylar süren tıbbi tedavi, özenli rehabilitasyon ve davranışsal destekle mümkün olan yeni bir başlangıcı simgeliyor. Veteriner ekipler, operasyonun hazırlık aşamasından varış anına kadar sürecin her adımını titizlikle yönetti. Her bir hayvan kapsamlı sağlık kontrollerinden geçirildi; türüne ve bireysel ihtiyaçlarına uygun sedasyon planları oluşturuldu ve stres seviyelerini en aza indirmeye yönelik özel bakım uygulandı. Yolculuk boyunca veterinerler hayvanların yanından ayrılmayarak, taşıma kafeslerinin kapanmasından barınaklara güvenle ulaşmalarına kadar solunum, vücut sıcaklığı ve genel sağlık durumlarını sürekli izledi. Yaban hayatı taşımacılığında uzmanlık DHL ekipleri, yaban hayatı kurtarma operasyonlarında sahip oldukları deneyimle öne çıkıyor. Şirket, bugüne kadar aslanlar, kaplanlar ve diğer hassas türlerin ihmal, istismar veya riskli ortamlardan alınarak güvenli barınaklara ulaştırılması için çok sayıda uluslararası operasyona destek verdi. Honduras’ta gerçekleştirilen bu operasyon ise, yüksek düzeyde koordinasyon, uzmanlık ve hassasiyet gerektiren önemli bir görev olarak öne çıktı. DHL, Little French Key, Orman Koruma, Korunan Alanlar ve Yaban Hayatı Enstitüsü (ICF), Bölgesel Uluslararası Tarımsal Sağlık Örgütü (OIRSA), Honduras Gümrüğü ve San Pedro Sula Havalimanı yetkilileriyle iş birliği içinde, hayvan refahını merkeze alan kapsamlı bir taşıma planı oluşturdu. Operasyon kapsamında, yükleme sürecinde büyük kedilerin stres seviyesini en aza indirmek amacıyla havalimanında izole bir alan tahsis edildi ve dış uyaranları azaltan özel sertifikalı taşıma kafesleri kullanıldı. DHL Express ayrıca, seyahat süresini kısaltmak ve hayvanların konforunu artırmak amacıyla Miami’ye doğrudan uçuş gerçekleştiren özel bir kargo uçağıyla taşıma operasyonunu gerçekleştirdi. Uçuş boyunca dört veteriner, hayvanların sağlık durumunu kesintisiz olarak takip etti. Operasyon süresince alınan her karar, ortak bir önceliğe odaklandı: Hayatlarının büyük bölümünü zorlu koşullarda geçirmiş bu sekiz hayvanın, yeni yaşam alanlarına mümkün olan en güvenli ve en sakin şekilde ulaşmasını sağlamak. Akredite barınaklarda yeni bir başlangıç Uçağın Miami’ye inişiyle birlikte büyük kediler için yeni bir dönem başladı. Hayvanlar, Global Federation of Animal Sanctuaries (GFAS) tarafından akredite edilen Carolina Tiger Rescue ve Turpentine Creek Wildlife Refuge merkezlerine transfer edildi. Her iki barınak da geniş doğal yaşam alanları, hayvanların fiziksel ve davranışsal ihtiyaçlarını destekleyen zenginleştirme programları ve ömür boyu süren uzman veteriner bakımıyla öne çıkıyor. Bu yeni yaşam alanlarında büyük kediler, yıllar sonra ilk kez doğal davranışlarını özgürce sergileyebilecekleri, güvenli ve uygun bir ortamda yaşamlarını sürdürecek. Böylece hayatta kalma mücadelesinin yerini güven, konfor ve iyileşme alacak. DHL Global Forwarding Honduras Ülke Operasyon Müdürü Celia Chinchilla, “Bu büyük kediler artık her zaman hak ettikleri şeye sahip: güvenli bir ortam, yeterli alan ve onurlu bir yaşam. Onların yeni hayatlarına güvenle ulaşmalarına katkı sağlamaktan gurur duyuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Interpack 2026 ve PLMA 2026 Fuarlarına Güçlü Çıkarma Haber

Türkiye’den Interpack 2026 ve PLMA 2026 Fuarlarına Güçlü Çıkarma

İKMİB tarafından düzenlenen milli katılım organizasyonları kapsamında Türk firmaları ambalaj, private label, kozmetik, temizlik, gıda ve plastik sektörlerindeki ürün ve üretim gücünü uluslararası alıcılara tanıtma fırsatı buldu. Interpack 2026’ya Türkiye’den 286 Firma Katıldı 7-13 Mayıs 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Düsseldorf şehrinde düzenlenen ve ambalaj sektöründe dünyanın en önemli fuarlarından biri olarak kabul edilen Interpack 2026’nın Türkiye milli katılım organizasyonu bu yıl üçüncü kez İKMİB tarafından gerçekleştirildi. Milli katılım organizasyonu kapsamında 43 firma fuarda yer aldı. 243 bireysel katılımcı ile birlikte Türkiye toplam 286 firma ile fuara katılarak en fazla katılımcıya sahip dördüncü ülke oldu. 169 ülkeden 170 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayan fuarda, 55 ülkeden 2 bin 866 firma katılımcı olarak yer aldı. Fuar süresince Türk firmaları plastik, karton, metal ve benzeri ambalaj ürünleri ile ambalaj ve paketleme makinelerini sergileyerek sektörün üretim ve ihracat kapasitesini uluslararası pazarlara tanıttı. Fuar kapsamında T.C. Düsseldorf Başkonsolosu Ali İhsan İzbul, T.C. Düsseldorf Ticaret Ataşeleri Pınar Aslan ve Dilara Zümreoğlu Tek ile İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, İKMİB Denetim Kurulu Üyesi Hakan Özhuy ve İKMİB GYK Üyesi Hakan Dirgeme, Türk pavilyonunu ziyaret ederek katılımcı firmalarla bir araya geldi. PLMA 2026’da 146 Türk Firması Yer Aldı Private label sektörünün dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen PLMA 2026 ise 19-20 Mayıs 2026 tarihlerinde Hollanda’nın Amsterdam şehrinde gerçekleştirildi. İKMİB, fuarın Türkiye milli iştirak organizasyonunu bu yıl 16’ncı kez düzenledi. Milli katılım organizasyonu kapsamında 94 firma yer alırken, 52 bireysel katılımcı ile birlikte Türkiye toplam 146 firma ile fuarda temsil edildi. 18 binin üzerinde ziyaretçi ve 3 bin 300’den fazla katılımcı firmanın yer aldığı fuarda Türk firmaları kozmetik, temizlik, gıda ve plastik sektörlerindeki ürünlerini sergiledi. Fuar boyunca İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, önetim Kurulu Üyeleri M. İmer Özer ve Ender Sedat Çelik ile TİM Delegeleri Sevim Öztaşkın, Hakan Hatipoğlu ve Özgür Öztürk milli katılım kapsamında yer alan firmaları stantlarında ziyaret ederek başarı dileklerini iletti. Ayrıca T.C. Lahey Büyükelçisi Fatma Ceren Yazgan, T.C. Amsterdam Başkonsolosu Mahmut Burak Ersoy, T.C. Lahey Ticaret Müşaviri Ömer İlhan ve T.C. Amsterdam Ticaret Ataşesi Kutgün Sinal da fuara katılarak Türk firmalarıyla bir araya geldi. İbrahim Aracı: “Türk firmalarımız küresel pazarlarda güçlü konumunu pekiştiriyor” İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı V. İbrahim Aracı, Interpack 2026 ve PLMA 2026 fuarlarına yönelik değerlendirmesinde, Türk firmalarının uluslararası fuarlarda gösterdiği güçlü katılımın sektör ihracatına önemli katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: “Ambalaj ve private label sektörleri, katma değerli üretim ve ihracat açısından ülkemiz için stratejik öneme sahip alanlar arasında yer alıyor. Dünyanın en önemli fuarlarından olan Interpack ve PLMA’da firmalarımızın yoğun ilgi görmesi, Türk üreticisinin kalite, üretim kapasitesi ve rekabet gücünü bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’nin her iki fuarda da yüksek katılım sayılarıyla öne çıkması sektörümüz açısından son derece değerli. İKMİB olarak firmalarımızın küresel pazarlardaki etkinliğini artırmak, yeni iş birlikleri geliştirmelerine katkı sunmak ve ihracatımızı daha ileri taşımak amacıyla milli katılım organizasyonlarımızı sürdürüyoruz. Özellikle ambalaj sektöründe Avrupa başta olmak üzere hedef pazarlardaki büyüme ivmesinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine inanıyoruz.” Ambalaj Sektörü İhracatında Avrupa Pazarı Öne Çıkıyor Türk ambalaj sektörünün ihracat performansı son yıllarda istikrarlı büyümesini sürdürürken, plastik ambalaj ihracatı sektörün en büyük kalemini oluşturmaya devam ediyor. 2021-2025 döneminde plastik ambalaj ihracatı yaklaşık 4,14 milyar dolardan 4,34 milyar dolara yükseldi. Ambalaj sektörünün 2025 yılı toplam ihracatı 7,29 milyar dolar olarak gerçekleşirken, bunun 4,32 milyar dolarlık kısmını İKMİB kapsamındaki plastik ambalaj ürünleri oluşturdu. Böylece plastik ambalaj ürünleri, toplam ambalaj sektörü ihracatının yüzde 59,2’sini oluşturdu. Sektörün en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler arasında İngiltere, Almanya, ABD, İtalya ve Irak öne çıkarken, ihracatın ağırlıklı olarak Avrupa pazarına yöneldiği görülüyor. İngiltere ve Almanya sektörün en önemli pazarları arasında yer alırken, ABD pazarında son yıllarda artış eğilimi dikkat çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Amerikalı Şefler Türk Lezzetlerini Yapmak İçin Yarıştı Haber

Amerikalı Şefler Türk Lezzetlerini Yapmak İçin Yarıştı

Türk gıda ürünlerinin Amerika Birleşik Devletleri’nde bilinirliğini ve tüketimini artırmak için Ege İhracatçı Birlikleri tarafından 6 yıldır sürdürülen Turkish Tastes (Türk Lezzetleri) Projesi’nde tadım ve tanıtım etkinliklerine yeni bir halka eklendi. Ege İhracatçı Birlikleri, Chicago’da National Restaurant Association Show Fuarında Türk gıda ürünleriyle tadım etkinliği yaptı. Turkish Tastes standında Şef yarışmaları düzenledi. Yarışmacı şefler Türk ürünleri kullanarak ziyaretçilere lezzetler sundu. Ziyaretçiler, Türk lezzetlerine hayran kaldı. National Restaurant Association (NRA) Show Fuarının Amerika’nın gıda sektöründeki en prestijli kurumlarından National Restaurant Association tarafından organize edildiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, fuarda gıda ve gıda ekipmanları sektöründe toplam 2 bin 245 firmanın katılımcı olarak boy gösterdiğini vurguladı. ABD’ye ihracatta yeni hedefimiz 5 milyar dolar Turkish Tastes Projesine başlarken, Türk gıda ürünlerinin ABD’ye ihracatının 750 milyon dolar seviyesinde olduğunu ifade eden Öztürk, “ABD pazarında ihracatta 2 milyar dolar seviyesine ulaştık. Gıda sektörlerimizin hepsi ABD’ye ihracatta önemli artışlar yakaladı. ABD yıllık 240 milyar doların üzerinde gıda ürünleri ithal ediyor. EİB olarak ABD’ye gıda ihracatında 5 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmak için çaba gösteriyoruz. (NRA) Show Fuarı’nda Turkish Tastes etkinlikleri kapsamında Şef Greg Matchett ve Şef Kubilay Önder Türk ürünlerinin öne çıktığı menülerini ziyaretçilerin tadımına sundu. Fuar kapsamında Turkish Tastes standında Şef yarışmaları düzenlendi ve yarışmacı şefler Türk ürünleri kullanarak hazırladıkları ürünleri ziyaretçilere sundu. Türk gıda ürünlerinin tanıtımı sonraki süreçte ihracat rakamlarımıza pozitif yansıyor” ifadelerini kullandı. (NRA) Show Fuarı’nda Turkish Tastes standını Şikago Başkonsolosu Tahir Bora Atatanır, Şikago Ticaret Ataşesi Ahmet Samet Tekoğlu ve Şikago Eğitim Ataşesi Prof. Dr. Fatih Yardımcıoğlu ziyaret etti. Ege İhracatçı Birlikleri, Türk gıda ürünlerinin ABD pazarındaki konumunu güçlendirmek ve 5 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için Turkish Tastes Projesi yanında New York Fancy Food Fuarı’na ve Kaliforniya’daki Natural Product Expo West Fuarına Türkiye Milli Katılım Organizasyonları düzenliyor, sektörel ticaret heyetleriyle Türk gıda ihracatçılarıyla ABD’li ithalatçıları ikili iş görüşmelerinde bir araya getiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Makine İhracatı 4 Ayda 9,3 Milyar Dolar Oldu Haber

Makine İhracatı 4 Ayda 9,3 Milyar Dolar Oldu

Sanayicinin küresel rekabet gücünü korumak ve imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere son dönemde kamu tarafından atılan adımları desteklediklerini belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Yerli tedarik zincirini korumak ve firmaların küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse etmek için finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi gerekiyor” dedi. Makine imalat sanayii konsolide verilerine göre; yılın ilk dört ayında serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre %4,5 artışla 9,3 milyar dolar oldu. İhraç edilen makine miktarı %6,7 gerilemiş olsa da KG başına ortalama ihracat fiyatının %12’lik artışla 8,6 dolara yükselmesi ile bu dönemde 350 milyon dolar daha fazla ihracat yapıldı. Yıllıklandırılmış konsolide makine ihracatı %1,3 artışla 29,1 milyar dolar olurken, makine ithalatı önceki 12 aya göre %8,2 artışla 47,2 milyar dolara yükseldi. Türkiye’nin makine ihracatında ilk sırada gelen Almanya'ya satışların %14,1 artışla 1,1 milyar dolara yükseldiği bu dönemde %39,5 artışın gerçekleştiği ABD'ye yapılan makine ihracatı 767 milyon dolara ulaştı. Makine ihracatının %12,7 artışla 442 milyon dolara yükseldiği İtalya üçüncü sıradaki yerini korurken, Irak, Rusya ve Polonya en çok daralan büyük pazarlar oldu. En fazla ihracatın gerçekleştiği içten yanmalı motor ve aksamları %6,4 artışla 867 milyon dolara ulaşılırken, 629 milyon dolar tutarında inşaat ve madencilik makinesi ile 530 milyon dolar tutarında pompa ve kompresör ihracatı gerçekleştirildi. Türbin, turbojet ve hidrolik silindirler %40,1 ile oransal olarak en çok yükseliş gösteren alt sektör olurken, en yüksek düşüş %52,2 ile deri işleme makinelerinde gözlendi. “Her adımın başka bir aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentteyiz” Ülkelerin güvenlik kaygıları ve jeopolitik güç savaşları arttıkça çıkar çatışmalarının yeni gümrük ve teknoloji duvarları örmeye devam ettiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomik konjonktürü şu şekilde değerlendirdi: “Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde uzun süredir ek maliyetlere katlanan Avrupa, küresel enerji hatlarının Hürmüz Boğazı’nda kilitlenmesi nedeniyle şimdiden 25 milyar euro daha ilave enerji maliyeti ile karşı karşıya. Çözüm sağlayacak altyapı yatırımlarının uzun yıllar alacağı bu enerji türbülansının ortasında, Almanya milli gelirinin %3,1’ini savunma harcamalarına ayırarak bütçesini askeri modernizasyon hamlesine dönüştürmeye çalışıyor. Yatırımların odağının değiştiği bu tabloda; makine sanayiimizin yüksek teknoloji üreten mevcut hatlarının, savunma sanayiinin özel regülasyon ve sertifikasyon gereksinimleriyle tam uyumlu bir entegrasyon sürecinden geçmesi gerekiyor. Ancak bu dönüşüm, son dönemde ABD ve Çin arasında tekrar tırmanan ve küresel tedarik zincirlerini istikrarsızlaştıran teknoloji savaşlarının gölgesinde, her adımın bir diğer aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentte ilerlemeyi gerektiriyor.” Ülkelerin birbiriyle çelişen çıkar çatışmaları içinde her aktörün yeni iş birlikleri ve çoklu ittifaklarla yönünü bulmaya çalıştığı bu süreçte Türkiye’nin tüm ticari muhataplarıyla diyalog kuran proaktif bir tutum izlediğini Yılmaz şunları belirtti: “Biz bu stratejik yön arayışını, küresel sanayiinin kalbinin attığı her noktada sahada bulunarak yönetiyoruz. Farklı kıtalara yayılan geniş bir coğrafyada gerçekleşen yoğun fuar ve ticaret heyeti maratonumuzda, Türk makinesinin güvenilir ve esnek çözüm ortağı kimliğini tescillemeye çalışıyoruz. Batı’nın siber güvenlik ve düşük karbon odaklı yeni nesil korumacılık duvarlarına uyum sağlarken, Doğu’nun teknolojik hammadde ve üretim avantajlarıyla rekabet ettiğimiz bu denklemde dünyanın her yerinde güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz.” “İmalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifleten adımları destekliyoruz” Küresel rekabette öne geçmeyi amaçlayan bu girişimlerin, firmaların finansal manevra alanını genişletecek yapısal adımlarla desteklenmesinden memnun olduklarını dile getiren Yılmaz şu değerlendirmelerde bulundu: “Yatırım Teşvik Paketi ile gündeme gelen kurumlar vergisi indirimini, imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere stratejik bir adım olarak destekliyoruz. Bu düzenleme, hem yerli tedarik zincirini korumak hem de firmalarımızın küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse edebilmek açısından önemli. Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi, bu adımın kalıcı bir etkiye dönüşmesine büyük katkı sağlar. Yabancı para kredi kullanım kısıtıyla daralan kredi arzı ve yüksek komisyon maliyetleri, ihracatçının en temel savunma mekanizması olan doğal hedge imkânını elinden alarak finansal riskleri artırıyor. TL kredilerdeki istisnaların yabancı para kredilerde sadece İGE kapsamıyla sınırlandırılması da uluslararası fonlara ve döviz cinsi kaynaklara erişimi zorlaştırıyor. Finansal enstrümanların, vergi indirimlerinden kredi piyasasına kadar bir bütün olarak kurgulanacağına ve Orta Doğu’daki gelişmeler neticelendiğinde sanayicinin ihtiyaç duyduğu finansman kanallarının daha açık tutulacağına inanıyoruz.” “Kaynaklar stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmeli” Sanayideki mevcut kapasite artışlarını ve teknolojik yenilenme yatırımlarını kaynak israfı olarak değerlendiren finansal analizlerin madalyonun diğer yüzünü gözden kaçırdığına dikkat çeken Yılmaz sözlerini şöyle tamamladı: “Sanayicinin asıl önceliği kâr maksimizasyonu değil, rakipleriyle teknolojik olarak başa çıkabileceği sürdürülebilir bir yatırım zeminine kavuşmaktır. Üretim tesislerindeki kapasite kullanım oranlarının düşük kalmasını, dünya genelinde artan makroekonomik uyumsuzlukla ilgili görmek gerekiyor. Yurt içi tarafında da kurun enflasyonun altında seyretmesi nedeniyle sanayi gelirlerinin maliyetlerin altında seyrettiği uzun bir süreç yaşandı. İhracatçıyı dış rekabette dezavantajlı hale getiren ve artık sonuna geldiğimize inandığımız bu uyumsuzluk, ithalatı cazip kılarak yerli üreticiyi iç pazarda ana tedarikçi olma özelliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Kısacası yatırımların henüz beklenen verimliliğe ulaşamamasının nedenini siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin artırdığı küresel istikrarsızlıkta ve rekabetçilikte yaşanan geçici yıpranmada aramak gerekir. Finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesi, Türkiye ekonomisini hızlı bir şekilde canlandıracaktır. Sanayideki mevcut kapasite ve potansiyelin bütüncül bir stratejiyle yüksek verimliliğe dönüştürülmesi, cari açık ve enflasyonla mücadelede yine en güçlü silahımız olacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Halı Sektörü Malezya’da Yeni İş Birlikleri İçin Harekete Geçti Haber

Türk Halı Sektörü Malezya’da Yeni İş Birlikleri İçin Harekete Geçti

Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği tarafından halı ihracatını geliştirmeye yönelik yürütülen ve Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen “Halı UR-GE Projesi” kapsamında düzenlenen heyete 9 firma katıldı. Halı ihracatında dünya ikincisiyiz Demirci’de kümelenen halı üreticilerinin ihracat kaslarının güçlenmesi için “Halı UR-GE Projesi”ni hayata geçirdiklerini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Turan Göksan, yıllık 110 milyon dolar halı ithal eden Malezya’yı Türk halı sektörünün ihracatının gelişebileceği pazarlardan biri olarak gördüklerini o nedenle URGE Projesi’nin üçüncü organizasyonunu Malezya’ya yaptıklarını vurguladı. Malezya’ya halı ihracatımızı en az iki katına çıkarmayı hedefliyoruz Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 2,8 milyar dolarlık halı ihracatıyla dünya ikincisi olduğu bilgisini veren Göksan, “Halı sektörümüz için hedef pazar konumunda olan Malezya’da ihracat hacmimizi en az iki katına çıkarmayı hedefliyoruz. Malezyalı 25 ithalatçı firmayla yeni iş birlikleri kurulması adına 100’ün üzerinde ikili iş görüşmeleri yapıldı ve firma ziyaretleri gerçekleştirildi” şeklinde konuştu. Malezya halı pazarına ilişkin fiyat araştırmaları yapılması, kalite standartları ile lojistik süreçler hakkında bilgi edinmenin hedeflendiği “Malezya Halı URGE Heyeti”ni başarıyla tamamladıklarını paylaşan Göksan, UR-GE Projesi kapsamında diğer hedef pazarların; “ABD, Kanada, Almanya, Avustralya, Suudi Arabistan, Katar” olarak belirlendiğini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.