Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Abd

Kapsül Haber Ajansı - Abd haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Abd haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

WWS ile Türkiye'de Bir İlk Haber

WWS ile Türkiye'de Bir İlk

Türkiye'nin ilk online showroom'u olarak ABD'de Türk markalarını uluslararası lüks perakende ağlarıyla buluşturan WorldWideSeller, sektörde tarihi bir adım attı. Şirket, dünyanın en seçkin satış alanlarından biri olarak kabul edilen museum retail kanalını ilk kez Türk markalarına açmayı başardı. Şubat ve Mart aylarında gerçekleştirilen sunumların ardından, sanat ve tasarım odaklı Türk markalarının koleksiyonları; The Metropolitan Museum of Art, Museum of Modern Art (MoMA) ve Smithsonian Institution satış mağazalarında ve bu kurumların Amerika Birleşik Devletleri genelinde faaliyet gösteren online satış kanallarında konumlandırılmaya başlandı. Sanat ile Ticaretin Kesişiminde Yeni Bir Pazar Müze perakendesi, dünya genelinde sanat severlerin, koleksiyonerlerin ve tasarım meraklılarının buluşma noktası olarak biliniyor. Yüksek ziyaretçi hacmi, küratöryel itibar ve uluslararası görünürlük sağlayan bu kanal, marka konumlandırması açısından geleneksel perakendenin ötesinde stratejik bir alan sunuyor. WorldWideSeller, hayata geçirdiği bu programla Türk markalarını yalnızca bir satış noktasına değil, küresel kültürün şekillendiği kurumlara taşıdı. Markaların ürünleri, milyonlarca uluslararası ziyaretçiye doğrudan ulaşma imkânı buldu. Hangi Kategorileri Kapsıyor? Program; sanat eseri, tasarım objesi, ev dekorasyonu, mücevher, aksesuar, hediyelik ürünler, kitap ve özgün koleksiyon parçaları üreten markaları kapsıyor. Değerlendirmeler, ürünlerin estetik kimliği, üretim kalitesi ve kültürel anlatısı üzerinden gerçekleştirildi. Yeni Dönem Başvuruları İçin Süreç Devam Ediyor İlk sunum dönemi tamamlanmış olsa da, WorldWideSeller'ın müze perakendesi programı yeni başvurulara açık kalmaya devam ediyor. Bir sonraki değerlendirme dönemine dahil olmak isteyen markalar, şirketle doğrudan iletişime geçebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin nisan ayı ihracatı 25,4 milyar dolar oldu Haber

Türkiye'nin nisan ayı ihracatı 25,4 milyar dolar oldu

Türkiye nisan ayında 25,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2026 yılında ilk dört aylık ihracat 88,6 milyar dolara, son 12 aylık ihracat ise 275,8 milyar dolara ulaştı. Nisan ayı ihracat verileri Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe tarafından Ordu'da açıklandı. TİM Başkanı Mustafa Gültepe, 2026'nın ilk çeyreğinde arzu ettikleri başarıyı sergileyemediklerini hatırlattı. İhracat ailesi olarak nisan ayında çok güçlü bir performans ortaya koyduklarını belirten Gültepe, şöyle devam etti: "Genel Ticaret Sistemi (GTS) kayıtlarına göre, nisan ayında 25,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. 2025'in aynı ayına göre yüzde 22,3 artıdayız. Böylece bugüne kadarki en yüksek nisan ayı ihracatına imza atmış olduk. Aynı zamanda tüm zamanların en yüksek ikinci aylık ihracat performansını gerçekleştirdik. İlk dört aylık ihracatımız 88,6 milyar dolara, 12 aylık ihracatımızsa 275,8 milyar dolara yükseldi. Dört aylık ihracatta yüzde 3, 12 aylık ihracatta yüzde 4,2 artıdayız. Takvimin de etkisiyle nisan ayında 26 sektörümüzün tamamı ihracatını artırdı. Sektörler sıralamasında otomotiv, 3,9 milyar dolarla liderliğini sürdürdü. Otomotivi 3,1 milyar dolarla kimyevi maddeler, 1,8 milyar dolarla elektrik elektronik, 1 milyar 451 milyon dolarla hazır giyim ve 1 milyar 438 milyon dolarla çelik sektörümüz takip etti. TİM verilerine göre, geçen ay 61 ilimiz ihracatını artırdı. En çok ihracat yapan 5 ilimiz İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara ve İzmir şeklinde sıralandı. Nisan ayında bin 18 firmamız ilk kez ihracat yaptı. Bu firmalarımızın ihracatımıza katkısı yaklaşık 122 milyon dolar oldu. Parite ise ihracatımıza geçen ay 435 milyon dolar katkı verdi." NİSAN AYINDA KÖRFEZ ÜLKELERİNE İHRACAT YÜZDE 15,6 ARTTI Mustafa Gültepe geçen ay 166 ülke ve bölgeye ihracatın arttığını, 54 ülke ve bölgede ise düşüş olduğunu bildirdi. En çok ihracat yapılan ülkelerin Almanya, ABD, İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya şeklinde sıralandığını belirten Gültepe, "Almanya, İspanya ve Endonezya'nın aralarında bulunduğu 13 ülkede bugüne kadarki en yüksek ihracat hacmimize ulaştık. Elbette gözümüz, İran savaşı nedeniyle ihracatımızın mart ayında yüzde 37 daraldığı Körfez ülkelerindeydi. Çok şükür Körfez Bölgesinde ibre nisanda yeniden yukarı döndü. Geçen ay bölge ülkelerine ihracatımız yüzde 15,6 artışla 2 milyar 365 milyon dolara yükseldi. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri'ne ihracatımızda 300 milyon dolarlık artışın altını çizmek istiyorum." dedi. 2026'YI 282 MİLYAR DOLARLIK HEDEFİN ÜZERİNDE TAMAMLAYACAĞIMIZA İNANIYORUM Güncel gelişmeleri de değerlendiren Mustafa Gültepe, firmaları yeni pazarlarla buluşturmak için ticaret heyeti organizasyonlarına hız kesmeden devam ettiklerini söyledi. TİM ve ihracatçı birlikleri olarak nisan ayında 17 ülkede ticaret heyeti gerçekleştirdiklerini bildiren Gültepe, şunları söyledi: "En son Romanya'nın Başkenti Bükreş'te önemli görüşmeler yaptık. Tüm pazarlarda güçlü bir Made in Türkiye algısı olmasından gurur duyuyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programını memnuniyetle karşıladık. Yabancı yatırımların Türkiye'ye çekilmesi konusundaki kararlılığı son derece kıymetli buluyoruz. Kurumlar vergisi indirimi başta olmak üzere üretim ve ihracat için sağlanan destekler nedeniyle Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu pozitif adımların yanı sıra rekabetçiliğimizi ön plana çıkaracak hamleleri de hızla hayata geçirmemiz gerekiyor. Bunları gerçekleştirdiğimizde üretim ve ihracatta yeniden hızlı bir çıkış yakalayabiliriz. Öte yandan, döviz dönüşüm desteğinde sürenin uzatılması da bizim için önemliydi. Desteği üç ay daha uzatan karar için Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'a teşekkür ediyorum. Her zaman yanımızda olan Ticaret Bakanımız Ömer Bolat'a ve Bakan yardımcılarımıza ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Biz tüm gücümüzle üretmeye ve ihracata devam ediyoruz. Tüm zorluklara rağmen 2026'yı 282 milyar dolarlık hedefin üzerinde tamamlayacağımıza inanıyorum."

Su Ürünleri Sektörü İlk Çeyrekte İhracatını Yüzde 24 Artırdı Haber

Su Ürünleri Sektörü İlk Çeyrekte İhracatını Yüzde 24 Artırdı

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Türk su ürünleri sektörünün; Levrek, Çipura, Türk Somonu, Orkinos, Alabalık, Kaya Levreği ve Diğer Su Ürünleri kategorilerinin tamamında ihracat artış başarısı gösterdiğini dile getirdi. Levrek liderliğini sürdürdü Levrek ihracatının yüzde 29’luk artış ve 185 milyon dolarlık tutarla ilk sıradaki yerini koruduğu bilgisini veren Demir, “Çipura ihracatımız yüzde 18’lik artışla 140 milyon dolara ilerledi. Türk su ürünleri sektörümüzün son 10 yıllık süreçte dünya sofralarına ikramı olan Türk somonu yüzde 8’lik ihracat artışıyla 84 milyon dolardan 91 milyon dolara yükseldi. Orkinos ihracatımız yüzde 155’lik rekor artışla 18,5 milyon dolardan 47 milyon dolara sıçradı. Alabalık ihracatından 29,3 milyon dolar, kaya levreğinden 7 milyon dolar döviz geliri elde ettik. Diğer su ürünleri ihracatımız 45 milyon dolardan 52 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu. Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların 2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin 552 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının 370 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçıların gerçekleştirdiğini vurgulayan Başkan Demir şöyle devam etti: “Egeli ihracatçılar Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 67’sini yaptı. Bir başka ifadeyle her üç balık ihracatımızın ikisinin altında Egeli ihracatçıların imzası vardı. Egeli ihracatçılar levrek ve çipura ihracatında daha parlak bir başarı hikayesi yazdılar. Türkiye’nin levrek ihracatında Egeli ihracatçıların payı yüzde 90’a ulaştı. Çipura ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 84’ü temsil etti.” 21-23 Nisan 2026 tarihlerinde Barcelona’da dünyanın en büyük deniz ürünleri fuarından biri olan Seafood Expo Global’de Türk su ürünleri sektörünün gücünü ve potansiyelini dünyanın dört bir tarafından gelen satın almacılara gösterdiklerini paylaşan Demir, “Türkiye pavilyonu, fuar boyunca gerçekleştirdiği tanıtım ve tadım etkinlikleriyle öne çıkarken, ünlü şeflerin Türk su ürünleriyle hazırladığı özel menüler katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Fuar ile eş zamanlı olarak 21 Nisan 2026 tarihinde Barcelona Marina’da yer alan Velissima Restaurant’ta gerçekleştirilen “Mediterranean Taste of Turkish Seafood” temalı tadım etkinliği, Ege, İstanbul ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri tarafından ortaklaşa yürütülen Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edildi. Söz konusu etkinliğe Türk su ürünleri ihracatçı firma temsilcileri, yerli ve yabancı basın mensupları, potansiyel yabancı alıcı ve distribütörler, sektörün önde gelen kurum ve kuruluşları ile yabancı sosyal medya etkileyicileri katıldı. Dünyaca ünlü şefler Francesco Mattana ve Thomas Straker da Turkish Seafood Turquality Projesi kapsamında organize edilen bu tadım etkinliğine katılarak Türk su ürünlerinin eşsiz lezzetlerini deneyimledi ve ürün çeşitliliği hakkında bilgi aldı. Etkinlikte yabancı şefler tarafından Türk balıklarıyla hazırlanan özel pişirim ve sunumlar gerçekleştirilirken, Türk su ürünlerinin yüksek kalitesi, çeşitliliği ve dünya mutfağına entegrasyonu vurgulandı. Bu kapsamlı tanıtım faaliyetleriyle Türk su ürünlerinin özellikle Akdeniz gastronomisindeki güçlü konumunun uluslararası alanda daha da pekiştirilmesi hedeflendi” ifadelerini kullandı. İhracatta ilk üç ülke Rusya, İtalya ve Hollanda oldu Türk su ürünleri sektörünün en çok ihracat yaptığı ülkeler hakkında da bilgi veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Rusya’nın 88 milyon dolarlık taleple zirvedeki yerini koruduğunun altını çizdi. İkinci sıradaki İtalya’ya ihracatımızın yüzde 12’lik artışla 64 milyon dolardan 72 milyon dolara çıktığını ifade eden Demir, “Zirvenin üçüncü basamağında 57 milyon dolarlık ihracatla Hollanda yer aldı. Yunanistan’a ihracatımız yüzde 30’luk artışla 43,4 milyon dolardan 56,4 milyon dolara ilerledi. İngiltere 52,7 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep etti. En dikkat çekici ihracat artışımız yüzde 151’le Japonya’ya oldu. 2025 yılı ilk çeyreğinde 13,5 milyon dolarlık su ürünleri gönderdiğimiz Japonya’ya 2026’nın ocak-mart döneminde 33,7 milyon dolarlık ihracat yaptık. ABD 32 milyon dolarlık, Almanya 19 milyon dolarlık İspanya 13 milyon dolarlık, Güney Kore 11,5 milyon dolarlık su ürünleri talebiyle ilk 10 ülke arasında yer aldılar. Su ürünleri ihraç ettiğimiz ülke sayısı 72’ye ulaştı” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Moda Endüstrisi İki Koldan Pazarlama Atağına Geçti Haber

Moda Endüstrisi İki Koldan Pazarlama Atağına Geçti

Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Londra’da 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Fashion SVP Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yaparken, aynı tarihlerde hedef pazar olarak belirledikleri Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatı artırmak için Los Angeles’te 21 firmanın katılımıyla “Sektörel Ticaret Heyeti” gerçekleştirecek. 2026 yılına 6 fuara Milli Katılım Organizasyonu yapma hedefiyle girdikleri bilgisini veren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, New York’ta 13-14 Ocak tarihlerinde düzenlenen PV Manufacturing New York Fuarı’na 12 firmayla, 3-5 Şubat 2026 aralığında Fransa’da Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na 22 firmayla Türkiye Milli Katılım Organizasyonu düzenlediklerini, 28-29 Nisan 2026 tarihinde Londra’da gerçekleşecek olan Fashion SVP Fuarı’na da 10 firmanın katılımıyla Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını dile getirdi. İngiltere’nin hazır giyim ithalatı artıyor İngiltere’nin toplam hazır giyim ithalatının 2025 yılında yüzde 14’lük artışla 22,2 milyar dolardan 25 milyar dolara çıktığının altını çizen Bağcı, “İngiltere’nin hazır giyim ithalat pazarı büyüyor. Türkiye’nin hazır giyim ihracatında da Almanya, Hollanda ve İspanya’dan sonra 4.sırada yer alıyor. Sektör olarak ülkemizin kendi iç dinamiklerinden kaynaklı olarak 3 yıldır ihracatımızda düşüşler yaşadık. 2026 yılından itibaren ihracatta gerilemenin sona ermesi için çabalıyoruz. Yakın coğrafyamızda yaşanan savaşlar sonrasında uluslararası tedarik zincirleri Türkiye’nin güvenli tedarikçi olduğu gerçeğini tekrar hissettiler. Türk hazır giyim sektörüne verdikleri siparişlerde artışları görüyoruz. 2026 yılının ikinci çeyreğinden itibaren bu siparişler ihracat rakamlarımıza olumlu yansıyacak ve ihracattaki düşüşü tersine çevireceğiz” şeklinde konuştu. Los Angeles’te 21 Türk firması 60 ABD’li alıcıyla görüşecek Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak Los Angeles’e ilk kez “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyeceklerinin altını çizen Başkan Bağcı, 12’si İzmir’den, 7’si İstanbul’dan ve 2’si Denizli’den 21 Türk firmasının 60 ABD’li ithalatçıyla ikili iş görüşmeleri yapacağını belirtti. ABD’yi 2026 yılında hedef pazar olarak seçtiklerini hatırlatan Başkan Bağcı, “ABD, 2025 yılında 100 milyar dolarlık giyim ithalatıyla dünyanın uzak ara en büyük giyim ithalatçısı konumunda. Türk hazır giyim sektörümüz için Avrupa'dan sonraki en büyük pazarımız. Ancak dünyanın en büyük pazarından yeterince pay aldığımızı söyleyemeyiz. 2025 yılında 1 milyar dolar ihracatımız oldu. Bu pazara yoğunlaşarak orta vadede ihracatımızı 2 milyar dolara çıkarabiliriz” ifadelerini kullandı. EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, ABD pazarına yönelik 2026 yılında üçüncü pazarlama faaliyetlerinin 14-15 Temmuz tarihlerinde düzenlenecek olan PV New York Yaz Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonu olacağını sözlerine ekledi. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin Los Angeles’taki “Sektörel Ticaret Heyeti”ne EHKİB Başkanı Çağlar Bağcı, Başkan Yardımcıları Gizem Batur ve Tuğba Hazar ile Dış Pazar Stratejileri Geliştirme Komitesi Başkanı Seray Seyfeli katılırken, Londra Fashion SVP Fuarı’nda EHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Aslan heyette yer alacak. Kapsül Haber Ajansı

Pilot Maaşları 2026: Güncel Rakamlar, Şaşırtıcı Artışlar ve Detaylı Rehber (7 Kritik Faktör) Haber

Pilot Maaşları 2026: Güncel Rakamlar, Şaşırtıcı Artışlar ve Detaylı Rehber (7 Kritik Faktör)

Pilot Maaşları Nedir ve Nasıl Belirlenir? Pilot maaşları, havacılık sektöründe çalışan pilotların kazandığı ücretleri ifade eder ve birçok değişkene bağlı olarak farklılık gösterir. 2026 yılı itibarıyla pilot maaşları hem Türkiye’de hem de dünyada önemli ölçüde artış göstermiştir. Özellikle pandemi sonrası artan uçuş talebi, pilot ihtiyacını yükseltmiş ve bu da maaşlara doğrudan yansımıştır. Pilot maaşları belirlenirken yalnızca deneyim değil, aynı zamanda çalışılan havayolu şirketi, uçuş tipi (kargo veya yolcu), uçulan hatlar (kısa/uzun mesafe) ve pilotun sahip olduğu lisanslar da önemli rol oynar. Ayrıca, döviz bazlı gelirler de özellikle uluslararası uçuş yapan pilotlar için büyük avantaj sağlar. Havacılık sektörü global bir yapı olduğu için pilot maaşları ülkeden ülkeye ciddi farklılıklar gösterebilir. Örneğin Türkiye’de bir kaptan pilot ile ABD’de çalışan bir kaptan pilot arasında 2-3 kat maaş farkı olabilir. Pilot Maaşlarını Etkileyen Temel Faktörler Deneyim Seviyesi Pilotluk kariyerinde deneyim en kritik unsurdur. Yeni başlayan bir pilot ile 10+ yıl deneyimli bir kaptan pilot arasında ciddi maaş farkı bulunur. Havayolu Şirketi Türk Hava Yolları gibi büyük şirketler genellikle daha yüksek maaşlar sunarken, düşük bütçeli havayolları daha sınırlı ücretler verebilir. Uçuş Saatleri Pilotlar genellikle uçuş saatine göre ek gelir elde eder. Daha fazla uçuş, daha yüksek maaş anlamına gelir. Ülkelere Göre Maaş Farklılıkları Pilot maaşları ülkelerin ekonomik koşullarına, havacılık sektörünün büyüklüğüne ve şirket politikalarına göre değişiklik gösterir. Gelişmiş pazarlarda maaşlar daha yüksek olabilirken, gelişmekte olan ülkelerde bu rakamlar daha sınırlı kalabilir. Türkiye’de Pilot Maaşları 2026 Türkiye’de pilot maaşları son yıllarda döviz kuru ve sektör büyümesiyle birlikte önemli ölçüde artmıştır. Yeni Mezun Pilot Maaşları Yeni mezun pilotlar genellikle 70.000 TL ile 120.000 TL arasında maaşla işe başlar. Bu rakam, çalışılan şirkete göre değişebilir. First Officer (İkinci Pilot) Maaşları İkinci pilotlar ortalama olarak 120.000 TL ile 250.000 TL arasında maaş alır. Uçuş saati arttıkça bu rakam yükselir. Kaptan Pilot Maaşları Kaptan pilotlar Türkiye’de 250.000 TL ile 600.000 TL arasında maaş kazanabilir. Uluslararası uçuş yapan kaptanlar bu aralığın üstüne çıkabilir. Yurtdışında Pilot Maaşları Pilot maaşları global ölçekte oldukça caziptir. Avrupa Pilot Maaşları Avrupa’da pilot maaşları aylık ortalama 5.000 € ile 15.000 € arasındadır. ABD Pilot Maaşları ABD’de pilotlar yıllık 120.000 $ ile 350.000 $ arasında kazanabilir. Orta Doğu Pilot Maaşları Dubai ve Katar gibi bölgelerde pilot maaşları vergisiz olup 10.000 $ ile 25.000 $ arasında değişir. Pilot Maaşları Neden Bu Kadar Yüksek? Eğitim Maliyeti Pilot olmak oldukça maliyetlidir. Eğitim ücretleri 50.000 €’yu aşabilir. Sorumluluk ve Risk Yüzlerce yolcunun hayatı pilotlara emanet edilir. Bu da mesleğin değerini artırır. Uluslararası Talep Dünya genelinde pilot açığı bulunması maaşları yükseltir. Pilot Maaşlarını Artırmanın Yolları Ek Sertifikalar Tip eğitimi ve özel lisanslar maaşı ciddi şekilde artırır. Yabancı Dil Yetkinliği İyi seviyede İngilizce ve ek diller kariyeri hızlandırır. Uluslararası Kariyer Yurtdışında çalışmak maaşı katlayabilir. Pilot Olmanın Avantajları ve Dezavantajları Avantajlar Yüksek gelir Dünya seyahati Prestijli meslek Dezavantajlar Yoğun çalışma saatleri Jet lag ve sağlık sorunları Aileden uzak kalma Pilot Maaşları ile İlgili Sık Sorulan Sorular 1. Pilot maaşları aylık mı yıllık mı verilir? Genellikle aylık olarak ödenir ancak bazı ülkelerde yıllık kontratlar yapılır. 2. Pilot olmak için ne kadar yatırım gerekir? Ortalama 40.000 € – 100.000 € arasında değişir. 3. En yüksek pilot maaşı hangi ülkede? ABD ve Orta Doğu ülkeleri en yüksek maaşları sunar. 4. Kadın pilot maaşları farklı mı? Hayır, maaşlar cinsiyete göre değişmez. 5. Pilotlar ek gelir elde edebilir mi? Evet, uçuş saatine bağlı bonuslar alabilirler. 6. Pilot maaşları gelecekte artar mı? Artan talep nedeniyle yükselmeye devam etmesi bekleniyor. Sonuç ve Değerlendirme Pilot maaşları, yüksek sorumluluk ve uzmanlık gerektiren bu mesleğin doğal bir sonucu olarak oldukça cazip seviyelerdedir. 2026 yılı itibarıyla hem Türkiye’de hem de dünyada pilot maaşları ciddi bir yükseliş trendindedir. Eğer havacılığa ilginiz varsa ve gerekli yatırımı yapabilecek durumdaysanız, pilotluk hem maddi hem de manevi açıdan tatmin edici bir kariyer olabilir. Daha fazla detay için resmi havacılık verilerine göz atabilirsiniz: IATA

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek  Haber

Küresel Şirket İflasları 2026’da %6 Artarken, Türkiye’de İse Görünüm Daha Pozitif Yönde Seyredecek 

2027’de ise sınırlı bir düşüş beklentisi bulunmasına rağmen iflasların yüksek seviyelerde dengelenmesi bekleniyor. Bu veriler, Allianz Trade’in kriz öncesi tahminleriyle karşılaştırıldığında, Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi 2026 için yaklaşık 7.000, 2027 için ise yaklaşık 7.900 ek iflas anlamına geliyor. Allianz Trade ekonomistleri, çatışmanın uzaması halinde 2026 için yüzde 10 artış, 2027 için yüzde 3 artış senaryosunun gündeme gelebileceğine dikkat çekiyor. Orta Doğu’daki kriz şirketler için tahsilat riskini ne ölçüde artıracak? Allianz Trade, 2026 ve 2027’ye ilişkin güncellenmiş tahminlerini içeren son İflas Raporu’nu yayımladı. Ticari alacak sigortasında dünya lideri olan Allianz Trade’e göre 2025’te yüzde 6 artan küresel şirket iflasları 2026 yılında da yüzde 6 artacak. Bu durum, iflasların üst üste beşinci yıl da artacağı ve 2027’de yüksek bir seviyede dengeleneceği anlamına geliyor. Ancak çatışmanın uzaması, iflas risklerini daha da artırabilir. Orta Doğu’daki çatışma küresel iflasları artıracak Rapora göre Orta Doğu’daki kriz, enerji piyasalarında, taşımacılık maliyetlerinde ve küresel tedarik zincirlerinde oynaklık ve belirsizliği artırdı. Raporda, doğrudan etkilerin ötesinde, ikinci tur etkilerin enflasyonun hızlanmasına, finansal koşulların sıkılaşmasına ve iş dünyası güveninin zayıflamasına işaret ettiği de belirtildi. Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui bu durumla ilgili şunları dile getiriyor: “Bu durum, tarım-gıda sektöründen üretime, sağlıktan teknolojiye kadar küresel değer zincirleri genelinde maliyetleri artırıyor. Ayrıca ulaşım, kimya ve metal gibi enerji yoğun sektörler üzerindeki baskıyı da artırıyor. Zayıf talep, artan girdi maliyetleri ve sıkılaşan finansal koşulların birleşimi; fiyatlama gücü zayıf, kâr marjı düşük, borçluluğu yüksek ya da işletme sermayesi ihtiyacı yapısal olarak yüksek şirketleri zorluyor. Kriz öncesi tahminlerimize kıyasla Orta Doğu’daki gelişmelerin doğrudan etkisi, 2026’da 7.000 ve 2027’de 7.900 ek küresel iflas anlamına geliyor.” Türkiye’de ise görünüm daha pozitif, 2026 ve 2027’de iflaslar azalacak Allianz Trade Türkiye CEO’su Ömer Gürcan Köseoğlu ise Türkiye’deki iflaslarla ilgili şunları dile getirdi. “2026 yılında Türkiye’de iflaslardaki artışın, ülkemizde uygulanmakta olan makro ekonomik programın görmeye başladığımız pozitif etkilerine bağlı olarak azalmasını bekliyoruz. 2027 yılında da küresel ekonomide değişen olumlu şartlarla birlikte ülkemizde iflasların yavaşlamaya devam ederek yüzde 9 düşeceğini tahmin ediyoruz.” Uzayan jeopolitik ve ekonomik şoklar iflas risklerini artırabilir Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması halinde; küresel petrol ve gaz arzında kalıcı aksaklıklar ve gübre, helyum gibi diğer emtialarda arz sıkıntıları gibi ikinci tur etkilerin güçlenebileceği de rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Bu durumun, artan enflasyon, azalan güven ve düşük büyüme ile birleşerek iflas risklerini yukarı çekebileceği de raporda vurgulanıyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Allianz Trade’in senaryosuna göre, geniş çaplı ve kalıcı bir tırmanış, küresel iflasları 2026’da yüzde 10, 2027’de ise yüzde 3 artırabilir. Bu da 2026-2027 döneminde ABD’de yaklaşık 4.100, Batı Avrupa’da ise yaklaşık 10.500 ek iflas anlamına gelir.” Küresel ölçekte 2026’da iflaslar nedeniyle risk altındaki istihdam 94 bin artabilir 2026’da küresel şirket iflaslarında yüzde 6 artış senaryosuna göre Allianz Trade, doğrudan risk altında olan istihdamın 2,2 milyon kişiye ulaşacağını tahmin ediyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle konuyla ilgili; “İnşaat, perakende ve hizmet sektörleri en fazla risk altındaki alanlar olacak. 1,3 milyon kişi ile Avrupa başı çekerken, Batı Avrupa yaklaşık 960 bin ve Kuzey Amerika yaklaşık 460 bin ile son 12 yılın en yüksek seviyelerine ulaşacak. Genel olarak şirket iflasları nedeniyle risk altındaki istihdam, ABD ve Avrupa’daki toplam işsiz sayısının yüzde 6’sına karşılık geliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Meyve Sebze Mamulleri İhracatında Aslan Payı Ege Bölgesi’nin Haber

Meyve Sebze Mamulleri İhracatında Aslan Payı Ege Bölgesi’nin

Ege Bölgesi, Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatından yüzde 43 pay alarak liderliğini sürdürdü. Ege Bölgesi, Türkiye’den yapılan kuru domates ihracatının yüzde 95’ini, kornişon turşu ihracatının yüzde 94’ünü, biber turşusu ihracatının yüzde 90’ını tek başına yaptı. Türkiye’nin yıllık 58 milyon ton yaş meyve sebze ürettiği bilgisini veren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, ülkemizde sanayiye yönelik üretim bilincinin artmasıyla birlikte meyve sebzelerin işlenerek mamule dönüştürüldüğünü ve katma değerli bir şekilde ekonomiye kazandırıldığını dile getirdi. Türkiye’nin dünyanın gıda ambarı olduğuna vurgu yapan Başkan Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle pek çok üründe üretim düşüşleri yaşamamıza rağmen dünyanın dört bir tarafına meyve sebze mamulleri ihraç ederek 2025 yılında 2,6 milyar dolar meyve sebze mamulleri ihraç ettik. 2026 yılında bundan sonraki süreçte hava koşullarında bir olumsuzluk yaşamazsak meyve sebze mamulleri ihracatında 2026 yılı sonunda 3 milyar dolara ulaşabiliriz” şeklinde konuştu. Gazlı içecekler, meyve suları ve domates salçası ilk üçte Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatında sebze konservelerinin 58 milyon dolarla ilk sırada yer aldığı, gazlı içeceklerin 50 milyon dolarla sebze konservelerini takip ettiği bilgisini veren Başkan Uçak şöyle devam etti: “Meyve suyu ihracatımız yüzde 14’lük artışla 42 milyon dolardan 48 milyon dolara yükseldi. Domates salçası ihracatımız 36 milyon dolardan 44 milyon dolara çıkarken domates salçası ihracatımızdaki artış yüzde 22 oldu. Biber turşusu ihracatımız 40 milyon dolar, karışım meyve sebze suları 34 milyon dolar, kornişon turşuları 32,5 milyon dolar, kuru domates 29,5 milyon dolar ve elma suları 21,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı.” Meyve sebze mamullerini en çok ABD, Almanya ve İngiltere talep etti Meyve sebze mamulleri ihracatında zirvede 81 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri’nin yer aldığını ifade eden Uçak, “Geleneksel ihraç pazarımız Almanya 67,3 milyon dolarla zirve ortağı olurken, İngiltere Türkiye’den 35,5 milyon dolarlık meyve sebze mamulleri talep etti. Irak’a meyve sebze mamulleri ihracatı yüzde 58’lik artışla 29 milyon dolardan 30 milyon dolara çıkarken, Hollanda 23,7 milyon dolar, KKTC 20 milyon dolar, Suriye 19,2 milyon dolar, İtalya 18 milyon dolar, Fransa 11 milyon dolar ve Filistin 9,5 milyon dolarlık meyve sebze talebiyle ilk 10’a girdiler” diyerek sözlerini noktaladı. Ege Bölgesi’nde turşu ihracatı öne çıktı Meyve sebze mamulleri ihracatının lideri Ege Bölgesi’nde en çok ihraç edilen ürünlerde biber turşuları 36 milyon dolarlak ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin biber turşusu ihracatının yüzde 90’ı Ege Bölgesi’nden yapılmış oldu. Ege Bölgesi’nden en çok ihraç edilen meyve sebze mamullerinde ikinci sırada 30 milyon dolarda kornişon turşusu öne çıktı. Kornişon turşusu ihracatında Ege Bölgesi’nin payı yüzde 94’e ulaştı. Ege Bölgesi’nin domine ettiği ürünlerden bir diğeri kuru domates oldu. Türkiye 29,5 milyon dolarlık kuru domates ihraç ederken bu ihracatın yüzde 95’ine tekabül eden 28,2 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyeleri gerçekleştirdi. Ege Bölgesi’nden meyve sebze mamulleri ihraç edilen ülkelerde ABD 41,3 milyon dolarla zirvedeki yerini korurken, Almanya 40,2 milyon dolarla ABD’yi takibini sürdürdü. İngiltere’ye 20 milyon dolarlık, İtalya’da 13 milyon dolarlık, Hollanda’ya 10,4 milyon dolarlık lezzet ihraç ettik.

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi?  Haber

Arktik Deniz Rotaları Küresel Ticaretin Haritasını Gerçekten Yeniden Şekillendirecek Mi? 

Arktik rotaları ise potansiyel alternatifler olarak giderek daha fazla ilgi çekiyor. Coface tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin seyrüsefer koşullarını dönüştürmesine rağmen, önümüzdeki beş yıl içinde bu rotaların ticari potansiyelinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor. Konteyner taşımacılığı açısından güçlü bir alternatif oluşturmadığı belirtilen Arktik güzergâhlar, buna karşın ham petrol ve doğal gaz gibi belirli emtia akışlarında önemli avantajlar sunabiliyor. Özellikle ABD ve Kuzey Avrupa’dan Asya’ya yapılan ihracat için bu rotaların stratejik katkı sağlayabileceği öngörülüyor. Öne çıkan küresel veriler şöyle: - Küresel mal ticaretinin yüzde 80’i deniz taşımacılığıyla gerçekleştiriliyor. - Doğu Asya ile Avrupa veya Kuzey Amerika arasındaki ticaretin ise önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotaları üzerinden gerçekleşebileceği düşünülüyor Küresel deniz taşımacılığında artan baskı karşısında daha kısa rotalar Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlasını oluştururken, Doğu Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında yoğunlaşıyor ve sınırlı sayıda stratejik koridor etrafında şekilleniyor. Bu yoğunlaşma, küresel ticareti jeopolitik şoklara karşı daha kırılgan hale getiriyor. Son dönemde Kızıldeniz’de yaşanan aksamalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve özellikle ABD politikalarıyla şekillenen uluslararası ticaret düzenindeki değişimler bu kırılganlığı daha da görünür kılıyor. Bu çerçevede Arktik rotaları, mesafeleri ciddi ölçüde kısaltan teorik bir alternatif olarak öne çıkıyor. Doğu Asya ile Kuzey Avrupa arasındaki mesafeyi yüzde 40’a kadar, Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına olan mesafeyi ise yaklaşık yüzde 20 oranında azaltabilen bu rotalar, iklim değişikliğiyle birlikte artan kullanılabilirlikleri sayesinde ekonomik açıdan ne ölçüde sürdürülebilir oldukları sorusunu gündeme taşıyor. Gerçek bir potansiyel barındırsa da ağırlıklı olarak dökme yük taşımacılığına odaklanıyor Bu rotaların ekonomik uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla, Asya–Kuzey Avrupa ve Asya–Kuzey Amerika hatlarında Arktik rotalar ile geleneksel güzergâhlar arasındaki birim taşıma maliyetlerini karşılaştıran Coface, yaptığı analizde tankerler, dökme yük gemileri ve konteyner gemileri olmak üzere üç ana gemi tipini ele aldı. Elde edilen sonuçlar, önümüzdeki beş yıllık dönemde Arktik rotalarının ağırlıklı olarak ham madde taşımacılığına odaklanacağını gösteriyor. Özellikle sıvı dökme yükte (ham petrol, dizel, metanol ve LNG gibi) maliyet avantajı dikkat çekiyor; bazı durumlarda yüzde 45 ila 50’ye varan düşüşler mümkün görünüyor. Kuru dökme yükte (tahıl, cevher ve inşaat malzemeleri) de rekabetçi bir yapı oluşabileceği değerlendiriliyor, ancak bu durum büyük ölçüde gemilerin buz kırıcı desteği olmadan operasyon gerçekleştirebilmesine bağlı. Buna karşılık konteyner taşımacılığı, daha kısa mesafelere rağmen rekabetçi bir konumda bulunmuyor. Operasyonel kısıtlar, gemi boyutlarına ilişkin sınırlamalar ve Arktik seyrüseferine özgü maliyetler, mevcut koşullarda bu rotaların geleneksel hatların ölçek ekonomisiyle yarışmasını engelliyor. Bazı sektörlerde avantaj sağlansa da küresel ticarete etkisi sınırlı kalıyor Toplamda, Doğu Asya, Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika arasındaki ticaretin yaklaşık yüzde 3,5’inin Arktik rotalarını kullanması bekleniyor. Bu nedenle, kısa vadede bu rotaların küresel ticaret haritası üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağı öngörülüyor. Buna karşın bazı sektörlerin bu gelişmeden avantaj sağlaması bekleniyor. Özellikle tahıl, enerji, metal ve ormancılık ile bağlantılı sektörler öne çıkıyor. Bu durum nasıl yorumlanmalı? Kuzey Amerika’dan Doğu Asya’ya yapılan ihracatın değer bazında yaklaşık yüzde 7’sinin Arktik rotaları üzerinden taşınabileceği öngörülüyor. Bu da toplamda 22 milyar dolarlık bir hacme karşılık geliyor; bunun 6 milyar doları kuru dökme yükten, 16 milyar doları ise sıvı dökme yükten oluşuyor. ABD’nin kuzeydoğu kıyısında veya Kuzey Avrupa’da konumlanan dökme yük ihracatçıları, daha düşük taşıma maliyetleri ve kısalan transit süreler sayesinde Asya pazarlarında rekabet güçlerini artırabilir. Buna karşılık Güney Amerika’daki bazı rakipler (demir cevheriyle Brezilya, bakırla Şili) ile Afrika’daki bazı üreticiler (belirli minerallerde Demokratik Kongo Cumhuriyeti) göreli taşıma avantajlarında zayıflama yaşayabilir. Üreticilerin ötesinde, geleneksel deniz rotalarına yüksek ölçüde bağımlı bazı ülkeler de kırılgan hale gelebilir. Kanal gelirlerinin GSYH içinde önemli paya sahip olduğu Mısır ve Panama bu açıdan öne çıkıyor. Asya-Avrupa ticaretinde kilit rol oynayan bazı büyük liman merkezleri de ticaret akışlarının bir bölümünün kuzeye kayması halinde stratejik konumlarını sorgulamak durumunda kalabilir. Bu kapsamda Singapur ve daha sınırlı ölçüde Cebel Ali öne çıkan örnekler arasında yer alıyor. Ancak bu risk daha uzun vadeye yayılıyor; zira Arktik taşımacılığın 2030 yılına kadar konteyner taşımacılığına açılması beklenmiyor. Henüz ikincil önemde bir ticaret rotası olsa da önemli bir jeopolitik unsur Arktik rotaları mesafe açısından avantaj sunsa da gelişimleri önemli kısıtlarla karşı karşıya bulunuyor. Seyrüsefer süreleri hâlâ mevsimsel özellik gösterirken, buz koşulları değişken ve öngörülemez kalıyor; birçok durumda buz kırıcı gemilerin kullanımı zorunlu hale geliyor. Bu nedenle Arktik bölgesi giderek artan bir stratejik rekabet alanına dönüşmüş durumda. Kuzey Deniz Rotası büyük ölçüde Rusya’nın kontrolünde bulunurken, Çin bölgedeki varlığını ve kutup kapasitesini kademeli olarak güçlendiriyor. ABD de bölgede etkisini artırma yönünde adımlar atıyor. Bu çerçevede Arktik rotalarının gelişimi, yalnızca lojistik maliyetlerin değerlendirilmesiyle sınırlı kalmıyor; egemenlik, kritik altyapının kontrolü, kaynaklara erişim ve güç dengelerinin yeniden şekillenmesi gibi başlıkları da beraberinde getiriyor. Kısa vadede bu rotaların değeri ticari olmaktan çok siyasi bir nitelik taşıyor. Konteyner taşımacılığı ekonomik olarak geniş ölçekte uygulanabilir hale gelmediği sürece, küresel ticaret dengelerinde köklü bir değişim yaratmaları beklenmiyor. Coface sektör ekonomisti Eve Barré ise bu durumla ilgili, “Arktik deniz rotaları, mesafeleri kısaltmaları nedeniyle dikkat çekiyor. Ancak önümüzdeki birkaç yıl içinde ticari ilgi oldukça sınırlı kalacak ve ağırlıklı olarak hammadde taşımacılığı etrafında yoğunlaşacak” açıklamasında bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsung Electronics Türkiye’de Üst Düzey Atama Haber

Samsung Electronics Türkiye’de Üst Düzey Atama

Samsung Electronics Türkiye, başkanlık görevine Billy Kim’in atandığını duyurdu. Billy Kim, başkanlık bayrağını bu yıl Jeff Jo’dan devralırken, Samsung Electronics Türkiye çatısı altında 2011-2014 yılları arasında mobil ürün grubundan sorumlu olarak görev almıştı. Bu dönemde başta Galaxy S3 lansmanı gibi başarılı projeleri olmak üzere Türkiye’de akıllı telefon pazarında Samsung’un liderliğini elde etti. Görevinin ardından geçen süre zarfında şirketin İngiltere, Güney Kore ve ABD ülke ofislerinde İnsan Kaynakları ve Mobil İş Birimi Stratejik Direktörlüğü görevlerini üstlenen Kim, son olarak Samsung Electronics ABD bünyesinde Kurumsal Başkan Yardımcısı görevini yürütüyordu. Eğitimini ABD New York’ta bulunan Syracuse Üniversitesi’nde Pazarlama ve Muhasebe alanlarında MBA derecesiyle tamamlayan Billy Kim, yüksek teknoloji sektörlerinde 20 yılı aşkın deneyimiyle çok kanallı satışları ve çeşitli küresel pazarlarda ürün pazarlamasını yönlendirme konusunda uzman kimliğiyle Samsung Electronics Türkiye’ye katkı sağlayacak. Farklı ülkelerde edindiği tecrübeyle dinamik pazar ihtiyaçlarına uyum sağlamaya odaklanan Kim, Samsung Electronics Türkiye’nin globalde etkinliğini artırma ve satış ve pazarlama alanındaki üstün performansını geliştirme çalışmalarına da liderlik edecek. 2011-2014 yılları arasında görev aldığı Türkiye’ye yeni bir görevle tekrar dönmekten dolayı son derece mutlu olduğunu söyleyen Billy Kim, Samsung’un inovasyonlarıyla tüm dünyada başlattığı yapay zekâ ve 5G dönüşümüne Türkiye’de öncülük etmekten dolayı heyecanlı olduğunu ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.