Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Açık Kaynak

Kapsül Haber Ajansı - Açık Kaynak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Açık Kaynak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında Haber

Huawei Cloud, Gartner’ın 2026 Araştırmasında Lider Şirketler Arasında

Gartner’ın 2 Eylül’de yayımladığı rapor, küresel bulut hizmet sağlayıcılarını yeni bulut tabanlı uygulamalar, mevcut uygulamaların konteyner altyapısına taşınması, yapay zekâ eğitim ve çıkarım iş yükleri, uç bilişim ve hibrit uygulamalar gibi temel kullanım senaryoları üzerinden değerlendiriyor. Huawei Cloud; genel bulut, dağıtık bulut, hibrit bulut ve uç bilişim senaryolarını kapsayan konteyner çözümleriyle internet, finans, üretim ve ulaşım gibi farklı sektörlerin dijital dönüşümünü destekliyor. Huawei Cloud, yapay zekâ uygulamalarının daha hızlı geliştirilmesi ve büyütülmesi için ‘Agentic Infra’ yaklaşımını öne çıkarıyor. Şirketin sektörde ilk kez ortaya koyduğu bu yaklaşım, yapay zekâ sistemlerinin ihtiyaç duyduğu işlem gücü, kaynak yönetimi ve çalışma ortamlarını tek bir altyapıda buluşturmayı amaçlıyor. Huawei Cloud’un CCE çözümü de 100 binin üzerinde GPU/NPU kaynağını ortak bir kaynak havuzunda yöneterek büyük yapay zekâ modellerinin daha verimli çalışmasını destekliyor. Bu altyapının bir diğer bileşeni olan CCE VolcanoNext, farklı iş yüklerini daha verimli şekilde dağıtarak kaynak kullanımını yüzde 30’un üzerinde artırabiliyor. AgentSphere ise yapay zekâ ajanlarının güvenli ve hızlı şekilde çalışmasını sağlıyor; çok kısa sürede devreye girerek büyük ölçekli uygulamaların aynı anda çalıştırılmasına imkân tanıyor. Huawei Cloud, açık kaynak teknolojilerindeki çalışmalarını da sürdürüyor. Şirket, Volcano, KubeEdge ve Karmada gibi projelerle küresel cloud-native ekosistemine katkı sunarken, yapay zekâ uygulamalarının daha kolay ölçeklenebileceği açık, verimli ve güvenilir altyapılar geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom, Milli Teknoloji Vizyonuyla Yerli Ar-Ge’de Standartları Yükseltiyor Haber

Türk Telekom, Milli Teknoloji Vizyonuyla Yerli Ar-Ge’de Standartları Yükseltiyor

Türk Telekom, grup şirketi Argela ile geliştirdiği Netsia BB Suite’in (Yazılım Tabanlı Genişbant Erişim Çözümü/SEBA) 1,5 milyonu aşan hane erişimiyle ulaştığı başarı bu çalışmaların en somut yansımalarından biri olarak öne çıkıyor. Açık kaynak kodlu, bulut tabanlı ve donanımdan bağımsız mimarisiyle sektöre yön veren bu milli teknoloji, Türk mühendislerinin küresel telekomünikasyon ekosisteminin standartlarına sunduğu katkının en önemli kanıtı oldu. Argela’nın İzmir’deki teknoloji merkezinde görev yapan genç ve dinamik mühendislik ekibi; çözümün geliştirilmesi, sistem entegrasyonu ve doğrulama süreçlerinin yanı sıra yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve sahaya hazırlanması için yoğun bir tempoda çalışmalarına devam ediyor. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türk Telekom olarak milli teknoloji geliştirme vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi yalnızca teknolojiyi tüketen değil, küresel standartları belirleyen, üreten ve dünyaya sunan bir teknoloji üssü haline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Yerli imkanlarla geliştirdiğimiz SEBA tabanlı Netsia BB Suite çözümümüzün 1,5 milyon haneyi aşması, Türk mühendisliğinin dünya telekomünikasyon ekosisteminde ulaştığı üstün seviyeyi açıkça ortaya koyuyor. Bu başarı, Türkiye’nin geleceğine yaptığımız istikrarlı yatırımların ve milli mühendislik gücümüzün en büyük kanıtı. Son iki yıldır milli patent başvurusunda liderliğimiz sürerken, 5G ve yeni nesil iletişim teknolojilerinde sahip olduğumuz 70’in üzerindeki uluslararası patentle yerli Ar-Ge gücümüzü küresel ölçekte tescilledik. Ülkemizin teknoloji üreten, ihraç eden bir güç olma yolculuğunda teknoloji birikimimiz ve mühendislik kabiliyetimizle önü rol üstlenmeye devam edeceğiz” dedi. Türkiye’nin teknoloji üreten ve geliştirdiği yüksek katma değerli ürünleri ihraç eden bir güç olması vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Türk Telekom, geleceğin iletişim altyapısına yönelik yerli Ar-Ge çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Türk Telekom ve grup şirketi Argela tarafından geliştirilen genişbant erişim çözümü Netsia BB Suite; açık kaynak kodlu, bulut tabanlı ve donanım bağımlılığını ortadan kaldıran yapısıyla yeni nesil fiber şebeke dönüşümünde önemli bir rol oynuyor. Fiber şebekelerin dönüşümünde sürdürülebilirlik ve yüksek maliyet avantajı sağlayan Netsia BB Suite’in hane erişimi 1,5 milyonu aştı. Yeni servislerin daha hızlı devreye alınması, teknoloji dışa bağımlılığının azaltılması, kaynak kullanımının optimize edilmesine olanak sağlayan Netsia BB Suite ile gelecekte oluşacak genişbant ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi hedefleniyor. Donanım kısıtlamalarını aşarak üreticiden bağımsız çalışma yeteneği sunan platform, alanında dünyanın en büyük canlı SEBA uygulaması olarak sektörün geleceğine yön veriyor. Netsia BB Suite, telekomünikasyon sektörünün en prestijli ödüllerinden NetworkX Awards 2025’te "Outstanding Multi-Gigabit Fibre Access Innovation" (Multi Gigabit Fiber Erişimde Üstün İnovasyon) kategorisinde birincilik elde ederek sektördeki yenilikçi liderliğini tescilledi. “Milli teknoloji hamlemizi küresel arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz” Argela’nın İzmir’deki teknoloji merkezini ziyaret eden Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak milli teknoloji geliştirme vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi yalnızca teknolojiyi tüketen değil, küresel standartları belirleyen, üreten ve dünyaya sunan bir teknoloji üssü haline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Yerli imkanlarla geliştirdiğimiz SEBA tabanlı Netsia BB Suite çözümümüzün 1,5 milyon haneyi aşması, Türk mühendisliğinin dünya telekomünikasyon ekosisteminde ulaştığı üstün seviyeyi açıkça ortaya koyuyor. Bu başarı, Türkiye’nin geleceğine yaptığımız istikrarlı yatırımların ve milli mühendislik gücümüzün en büyük kanıtı. Son iki yıldır milli patent başvurusunda liderliğimiz sürerken, 5G ve yeni nesil iletişim teknolojilerinde sahip olduğumuz 70’in üzerindeki uluslararası patentle yerli Ar-Ge gücümüzü küresel ölçekte tescilledik. SEBA Netsia BB Suite, RIC ve uydu bağımsız 5G senkronizasyonu gibi yerli çözümlerimizle dışa bağımlılığı azaltıyor, kendi kendine yeten bir Türkiye vizyonuyla milli teknoloji hamlemizi dünya pazarlarında gururla temsil etmeyi sürdürüyoruz. Ülkemizin teknoloji üreten, ihraç eden bir güç olma yolculuğunda teknoloji birikimimiz ve mühendislik kabiliyetimizle öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz” dedi. Geleceğin ihtiyaçlarına bugünden çözüm sunuyor Bulut bilişim teknolojileriyle sanal sunucular üzerinde çalışan çözüm; donanım yatırım maliyetlerini azaltırken, farklı üreticilere ait sistemlerin aynı platformda birlikte çalışabilmesine olanak tanıyor. Ayrıştırılmış (disaggregated) şebeke yaklaşımıyla operatörlere geleceğe hazır bir dönüşüm zemini hazırlayan Netsia BB Suite, Türk Telekom’un 2030 hedefleri doğrultusunda hem yeni kurulan fiber hatlarda hem de mevcut altyapıların modernizasyonunda stratejik bir rol üstleniyor. Türk Telekom, Netsia BB Suite çözümünün kapsama alanını önümüzdeki dönemde stratejik yatırımlarla daha da genişletmeyi hedefliyor. Başarının arkasındaki emek: İzmir’de genç ve dinamik ekip Argela’nın İzmir’deki teknoloji merkezinde görev yapan genç ve dinamik mühendislik ekibi; çözümün geliştirilmesi, sistem entegrasyonu ve doğrulama süreçlerinin yanı sıra yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve sahaya hazırlanması için yoğun bir tempoda çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Argela ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) ile yürütülen yakın iş birliği ile bu başarılı yapı güçlü bir yetenek ekosistemiyle destekleniyor. Üniversite–sanayi iş birliği kapsamında genç yeteneklere staj ve kariyer olanakları sunulurken, geleceğin mühendislik yetkinliklerinin gelişimine katkı sağlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kurumları Yapay Zekaya Taşıyacak Millî Platform Göreve Hazır Haber

Kurumları Yapay Zekaya Taşıyacak Millî Platform Göreve Hazır

Türk savunma sanayisinde yazılım tabanlı çözümler geliştiren HAVELSAN, yapay zeka odaklı ürünlerine bir yenisini ekledi. ORION, kurumların dağınık verilerini tek bir platformda bir araya getiren, veriyi güvenli biçimde yöneten, analiz ve raporlama süreçlerini hızlandıran ve yapay zeka çalışmalarına hazır hale getiren yerli ve ölçeklenebilir bir büyük veri yönetim platformu olarak tasarlandı. Platform, kurumların farklı sistemlerde bulunan büyük miktardaki verilerini tek bir platform üzerinden toplamasını, saklamasını, işlemesini ve analiz etmesini sağlıyor. Kurumların sahip olduğu hem yapılandırılmış hem de yapılandırılmamış veriyi daha erişilebilir, yönetilebilir, kullanılabilir ve üzerinde analiz yapılmasına hazır hale getirerek veriye dayalı karar alma süreçlerini etkin şekilde artırmayı hedefliyor. Açık kaynak bileşenler üzerine kurulan ORION, kurumların bütün büyük veri süreçlerini tek bir platformdan yönetmeyi amaçlıyor. Dağınık veriler ortaklaşıyor, süreçler hızlanıyor Kurumların veri kaynaklarında veri tabanları, kurumsal uygulamalar, belgeler, sensörler, güvenlik ekipmanları, üretim makinaları ve benzeri onlarca farklı dijital sistem üzerinden farklı format ve yapılarda sürekli olarak veri üretiliyor. Ancak bu veriler çoğu zaman birbirinden bağımsız ortamlarda tutulduğu için bütüncül biçimde kullanılamıyor, analiz ve raporlama süreçleri uzun sürebiliyor. ORION, farklı kaynaklarda bulunan bu verileri ortak bir yapı altında bir araya getirerek kurumların veriden daha hızlı ve etkili biçimde yararlanmasını sağlıyor. Platform, verinin yalnızca saklanmasına değil, kullanım için hazırlanmasına da odaklanıyor. Farklı kaynaklardan alınan veriler ORION üzerinde düzenlenebilir, işlenebilir, aranabilir ve analiz edilebilir hale getiriliyor. Böylece kullanıcılar ihtiyaç duydukları bilgiye daha kısa sürede ulaşabiliyor, raporlama, araştırma, analiz ve karar destek süreçlerini daha verimli biçimde yürütebiliyor. ORION, yüksek miktarda veri üreten veya farklı sistemlerdeki verilerini ortak bir yapıda yönetmek isteyen kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları tarafından kullanılabilecek. Kamu, savunma, finans, enerji, telekomünikasyon, ulaşım, sağlık, sanayi ve araştırma gibi farklı alanlarda katkı sağlayacak platform, kurumların ihtiyaçlarına, veri hacmine ve kullanıcı sayısına göre ölçeklenebilecek şekilde yapılandırılabiliyor. Bu sayede yatayda ve dikeyde genişleme imkanı bulunuyor. Yurt dışı bağımlılığa karşı veri egemenliği ORION’un öne çıkan özelliklerinden birini kurumların mevcut sistemleriyle birlikte çalışabilmesi oluşturuyor. Platform, kurumların halihazırda kullandığı veri kaynakları ve uygulamalarla entegre edilerek mevcut yatırımların korunmasına yardımcı oluyor. Bu da platforma geçişi kolaylaştıran önemli bir etken olarak dikkati çekiyor. Platform, kurumların kendi veri merkezlerinde ve kapalı ağlarında çalıştırılabiliyor. Bu sayede verilerin kurum sınırları içinde tutulması, erişim yetkilerinin kontrol edilmesi ve kritik veriler üzerindeki kurumsal sahipliğin korunması destekleniyor. Büyük veri alanında benzer hizmetler sunan platformların (yaygın olanların neredeyse tamamı yabancı firmalardan oluşmaktadır) genel yaklaşımı, verileri kurumun kendi sunucu altyapısında değil, üçüncü parti bulut ortamlarında tutulmak şeklinde kendisini gösteriyor. Bu durum da veri egemenliğini riske atan bir sonuç olarak değerlendiriliyor. ORION "on-premises first/ önce kurum içi" yaklaşımıyla bu noktada farklılık sağlıyor. Yapay zeka çalışmalarına altyapı ORION, yapay zeka ve ileri analitik çalışmalarına temel oluşturuyor. Yapay zeka uygulamalarının sağlıklı sonuçlar üretebilmesi için verilerin düzenli, erişilebilir ve işlenebilir olması gerekiyor. Bu noktada verinin yapay zeka katmanına düzenlenmiş, doğru ve güncel akmasını sağlamak üzere ORION devreye giriyor. Açık kaynak teknolojilerden yararlanan ORION, bu teknolojileri kurumların ayrı ayrı yönetmek zorunda kalmayacağı bütünleşik bir platform altında ve kullanımı kolay bir şekilde sunuyor. Bu yaklaşım sayesinde kurumların belirli bir üreticiye bağımlılığının azaltılması, lisans maliyetlerinin düşürülmesi, ihtiyaçlara göre uyarlanabilen, sürdürülebilir ve esnek bir veri altyapısının oluşturulması hedefleniyor. Bu mimari, Kamuda Açık Kaynak Kodlu Yazılım Kullanımı Genelgesi'ni de destekliyor. İlk görevi Türkçe için olacak ORION, Türkçenin geçmişten bugüne tüm yazılı, sözlü ve görsel birikimini dijital ortama taşımak ve yapay zeka ile analiz etmek amacıyla Türk Dil Kurumu ile HAVELSAN arasında yürütülecek dijitalleşme projesinde de kullanılacak. Bu sayede Türk dilinin doğuşundan bu yana ortaya konan tüm metinler ve sözlü kaynaklar veri tabanına aktarılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Takip Edilmesi Gereken Savunma Yayınları Haber

Takip Edilmesi Gereken Savunma Yayınları

Bir savunma ihalesinin sonucu, yeni bir platformun ilk uçuşu ya da ihracat sözleşmesi yalnızca sektör haberi değildir. Tedarik zincirinden sermaye piyasalarına, dış politikadan teknoloji yatırımlarına kadar uzanan etkiler yaratabilir. Bu nedenle takip edilmesi gereken savunma yayınları, hızlı bilgi tüketiminin ötesinde; doğrulanmış veri, teknik bağlam ve stratejik okuma sunabilmelidir. Savunma sanayii haberlerinde en sık yapılan hata, ürün lansmanını operasyonel kabiliyetle eş tutmaktır. Bir prototipin sergilenmesi, seri üretime geçildiği anlamına gelmez. İmza atılan bir niyet mektubu da kesinleşmiş ihracat geliri değildir. Profesyonel okur için değerli yayın, bu ayrımları görünür kılan; açıklamanın arkasındaki takvim, bütçe, sertifikasyon, teslimat ve kullanıcı ihtiyaçlarını sorgulayan yayındır. Savunma yayınını değerli kılan nedir? Nitelikli savunma gazeteciliği, güvenlik gündemini heyecan diliyle değil, kanıt zinciriyle ele alır. Haberde kurum açıklaması ile bağımsız değerlendirme ayrışır; teknik özellikler, yalnızca pazarlama metninden alınmaz. Platformun menzili, faydalı yükü veya vuruş hassasiyeti kadar bakım ihtiyacı, entegrasyon kabiliyeti, mühimmat bağımlılığı ve yaşam döngüsü maliyeti de dikkate alınır. Bu yaklaşım özellikle karar vericiler açısından kritiktir. Bir savunma şirketinin sipariş hacmi artabilir; ancak kritik alt sistemlerde dışa bağımlılık, ihracat lisansı riski ya da finansman sınırlaması varsa büyüme beklentisi yeniden değerlendirilmelidir. Yayının niteliği, haberi ilk veren olmasından çok, haberi ne kadar doğru çerçevelediğiyle ölçülür. Savunma alanında iyi bir yayın üç soruya yanıt verir: Ne oldu, neden şimdi oldu ve bunun sonraki etkisi ne olabilir? İlk soru gündemi taşır. İkinci soru siyasi, askeri ve ticari motivasyonu açıklar. Üçüncü soru ise editörler, yatırımcılar, sektör yöneticileri ve kamu paydaşları için asıl karar değerini üretir. Takip edilmesi gereken savunma yayınları nasıl seçilmeli? Tek bir yayın seti, her kurumun ihtiyacını karşılamaz. İhracat fırsatlarını izleyen bir şirket ile savunma politikası çalışan bir araştırmacının öncelikleri farklıdır. Buna karşın sağlıklı bir takip düzeni, dört ayrı kaynağı birlikte okumayı gerektirir: uzman uluslararası haber platformları, düşünce kuruluşları, resmi kurum açıklamaları ve şirketlerin yatırımcı ya da kurumsal duyuruları. Uzman uluslararası yayınlar, büyük programları ve pazar hareketlerini izlemek için güçlü bir başlangıç noktasıdır. Defense News, Breaking Defense, Defense One, Janes, Naval News ve Shephard gibi yayınlar; kara, deniz, hava, uzay ve savunma teknolojilerindeki gelişmeleri düzenli biçimde ele alır. Her birinin editoryal odağı farklıdır. Bazıları Washington merkezli politika ve bütçe kararlarına yoğunlaşırken, bazıları deniz platformları, havacılık programları veya küresel tedarik projeleri hakkında daha derin teknik dosyalar üretir. Bu kaynaklar okunurken coğrafi ağırlık dikkate alınmalıdır. ABD ve NATO gündeminin küresel savunma haberleri üzerindeki etkisi büyüktür; fakat bu yoğunluk, diğer bölgelerdeki kabiliyet gelişimlerini arka plana itebilir. Orta Doğu, Asya-Pasifik, Afrika ve Latin Amerika pazarlarını değerlendiren kurumlar, yerel kaynaklarla ve bölgesel uzman analizleriyle bu kör noktayı kapatmalıdır. Düşünce kuruluşları ise habere stratejik katman ekler. IISS, SIPRI, RUSI ve CSIS gibi kurumların raporları; savunma harcamaları, kuvvet yapısı, silah transferleri, caydırıcılık, çatışma dinamikleri ve doktrin değişimleri için referans niteliği taşır. Bu raporlar günlük haber akışından daha yavaş üretilir, ancak bir gelişmenin yapısal anlamını kavramada güçlüdür. Yine de raporların metodolojisi, veri tarihi ve kurumun çalışma çerçevesi mutlaka okunmalıdır. Her analiz, yazarının erişebildiği veri ve seçtiği varsayımlar kadar güçlüdür. Türkiye odağında resmi veri ve sektör nabzı Türkiye savunma sanayiini takip edenler için resmi açıklamalar temel kaynaktır. Savunma Sanayii Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve ilgili kamu kurumlarının duyuruları; program takvimi, teslimat, kabul faaliyeti, iş birliği ve ihracat gündemi açısından birincil veri sağlar. Ancak resmi açıklamanın doğal olarak kurumsal öncelikleri yansıttığı unutulmamalıdır. Bu nedenle aynı gelişme, teknik uzmanların yorumları, sektör şirketlerinin açıklamaları ve bağımsız haberlerle birlikte değerlendirilmelidir. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, STM, ASFAT ve diğer savunma şirketlerinin faaliyet raporları, finansal sunumları ve proje duyuruları; yalnızca yeni ürünleri değil, kapasite artışını, Ar-Ge yönelimini ve uluslararasılaşma hedeflerini de gösterir. Özellikle halka açık şirketlerde ciro, sipariş bakiyesi, ihracat payı ve yatırım harcamaları, başlıkların ötesinde bir görünüm sunar. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ticari duyuru ile program başarısını birbirine karıştırmamaktır. Bir ürünün fuarda ilgi görmesi ile sözleşmeye dönüşmesi farklı aşamalardır. Aynı şekilde ihracat duyurusunda miktar, teslimat dönemi, kapsam ve yerelleştirme şartları paylaşılmıyorsa haberin ekonomik etkisi hakkında kesin yargıya varmak erken olabilir. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörler arası yayın yapan kaynakların katkısı da bu noktada öne çıkar. Savunma programını enerji, lojistik, yapay zeka, finansman, insan kaynağı ve sürdürülebilirlik başlıklarıyla ilişkilendiren içerikler; kurumların daha geniş iş ekosistemini görmesine yardımcı olur. Savunma sanayii artık yalnızca ana yüklenicilerden ibaret değildir. Yazılım, elektronik, kompozit malzeme, siber güvenlik, test altyapısı ve nitelikli iş gücü, haberin ekonomik çerçevesini doğrudan belirler. Haber akışında doğrulama disiplini Açık kaynak istihbaratı, uydu görüntüleri, sosyal medya paylaşımları ve saha videoları savunma haberciliğinde önemli hale geldi. Buna rağmen ilk görüntü her zaman ilk gerçek değildir. Görüntünün tarihi, konumu, platformun varyantı ve bağlamı doğrulanmadan yapılan yorumlar, özellikle çatışma dönemlerinde hızla yanlış bilgiye dönüşebilir. Profesyonel takip için basit bir kontrol disiplini yeterlidir: Kaynağın olayla doğrudan ilişkisi var mı, iddia ikinci bir güvenilir kaynakla destekleniyor mu, kullanılan görsel güncel mi ve açıklamada ölçülebilir veri bulunuyor mu? Bu sorular, hem editoryal hata riskini hem de kurumların itibar riskini azaltır. Terminoloji de doğrulamanın parçasıdır. İHA ile silahlı İHA, konsept tasarım ile prototip, test atışı ile envantere giriş, mutabakat zaptı ile tedarik sözleşmesi aynı şey değildir. Savunma yayınlarını düzenli izleyen ekiplerin ortak bir terim sözlüğü oluşturması, haberlerin kurum içinde doğru aktarılmasını kolaylaştırır. Okuma rutini, bilgi yükünü azaltabilir Savunma gündemi yüksek hacimlidir. Gün boyunca tüm kaynakları izlemeye çalışmak, kritik gelişmeyi yakalamayı garanti etmez. Daha verimli yöntem, takip hedefini belirlemektir. İhracat ve şirket gelişmeleri için günlük tarama yapılabilir; bütçe, doktrin ve kuvvet modernizasyonu için haftalık analizler yeterli olabilir. Büyük fuarlar, tatbikatlar, savunma zirveleri ve bütçe dönemleri ise özel izleme gerektirir. Editörler açısından da yayın seçimi yalnızca içerik kalitesi meselesi değildir. Haberin telif durumu, görsel kullanım hakkı, güncelleme hızı ve yeniden yayımlanabilir formatı operasyonel değer taşır. Kurumsal iletişim ekipleri içinse hangi başlıkların piyasa algısını, kamuoyunu veya yatırımcı ilgisini etkilediğini ayırmak gerekir. Her teknik gelişme geniş kitle haberi olmayabilir; fakat stratejik bağımlılığı azaltan bir alt sistem, sektörel açıdan büyük önem taşıyabilir. Savunma yayınlarını izlemek, daha fazla başlık biriktirmek değildir. Doğru kaynakları karşılaştırarak hangi gelişmenin gerçekten kabiliyet, ticaret ve güvenlik dengelerini değiştireceğini ayırt edebilmektir. Bu ayrımı düzenli yapan kurumlar, gündemi yalnızca takip etmez; gündemin kendi sektörleri için ne ifade ettiğini daha erken görür.

TETZ 2026’da Yapay Zekâ Çağında Etik Değerler ve Eğitim Diplomasisi Masaya Yatırıldı Haber

TETZ 2026’da Yapay Zekâ Çağında Etik Değerler ve Eğitim Diplomasisi Masaya Yatırıldı

“Dijital Çağda Barış, Güven ve İş Birliği: Kurumlar Perspektifi” başlıklı oturumda; UNESCO Eski Genel Direktörü Irina Bokova ile Kosta Rika Eski Cumhurbaşkanı ve Eski Dünya Ekonomik Forumu CEO'su José María Figueres Olsen, yapay zekâ çağında küresel dijital uçurumu kapatmanın, etik sınırları çizmenin ve eğitimde "karakter ile bilgelik" yetiştirmenin yollarını kapsamlı bir şekilde masaya yatırdı. Millî Eğitim Bakanlığı himayelerinde bu yıl yedincisi gerçekleştirilen Türkiye Eğitim Teknolojileri Zirvesi ve Fuarı (TETZ 2026), ikinci gününde dünya çapında isimlerin katıldığı önemli panellerle devam ediyor. Küresel dönüşümü “Devletler”, “Kurumlar” ve “Şirketler” olmak üzere üç farklı perspektiften ele alan TETZ 2026 kapsamında, günün ikinci büyük oturumu olan “Dijital Çağda Barış, Güven ve İş Birliği: Kurumlar Perspektifi” başlıklı panel gerçekleştirildi. Sektörel standartları ve küresel iş birliklerini şekillendiren uluslararası kurumların temsil edildiği panelde; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Eski Genel Direktörü ve Küresel Eğitim Diplomasisi Lideri Irina Bokova ile Kosta Rika Eski Cumhurbaşkanı ve Eski Dünya Ekonomik Forumu CEO'su José María Figueres Olsen konuşmacı olarak yer aldı. Irina Bokova: “Hala 2,3 milyar insan internete erişemiyor ve bunların çoğunluğu kadın” Konuşmasına sosyal kapsayıcılık, ekonomi, refah ve barış temalı bu zirveye davet edilmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan UNESCO Eski Genel Direktörü ve Küresel Eğitim Diplomasisi Lideri Irina Bokova, Birleşmiş Milletler şemsiyesi altındaki UNESCO'nun, dünyada "herkes için eğitim" kavramını öne süren kurum olduğunu hatırlattı. Eşitlik arayışında eğitimde kalitenin ve yaşam boyu öğrenimin kritik bir rol oynadığını vurgulayan Bokova, yapay zekânın eğitim dahil olmak üzere nasıl etik bir şekilde kullanılabileceği konusunun, teknolojinin kamunun yararına hizmet etmesi gereken kesişim noktasında durduğunu belirtti. “Yapay zekada da ilaç sektöründeki gibi denetim süreci olmalı” Yapay zekânın olumsuz durumlar için ikna edilebilmesi, ahlak ve değerler konusunda açık kapılar barındırması ve bazen insanlara zarar vermeye teşvik edebilmesi gibi risklerin kontrol edilip edilemeyeceğine dair soruyu yanıtlayan Bokova, şu açıklamada bulundu: “Örneğin ilaç sektöründe çok büyük bilimsel araştırmalar var ama bugün sahip olduğunuz ilaçlar ve tıbbi cihazlar ciddi testlerden geçiyor ve bir onaylama süreci oluyor. Bence benzer bir onaylama ve denetim süreci yapay zekâ için de geçerli olmalı. Yapay zekâyı durdurmadan ama çok net kurallarla bunun takip edilmesi gerekiyor. İnsan haklarıyla ilgili kaygılar da var ve ben inanıyorum ki bu işin temelinde mutlak surette etik olmalı.” Dünyada daha önce yaklaşık 4 milyar kişinin internete erişimi olmadığını, UNESCO bünyesinde kurulan Geniş Bant Komisyonu sayesinde insanlara dijital araçlara erişim imkânı sunulduğunu belirten Bokova, şunları kaydetti: “Bakın bugün dünyada hâlâ 2,3 milyar insan internete erişemiyor ve bunların büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Kovid-19 döneminde okullar kapanınca her şeyin online yapılabileceğini düşündük ama maalesef öyle olmadı. Öğretmenler bu dijital araç gereçleri kullanmak için eğitimli değildi ve geniş bant internet kullanımında eşitsizlikler vardı. Bugünü düşündüğümüzde yapay zekayla ilgili karşımızda duran en büyük görev, küresel ve adil bir alan yaratmaktır. Bu konuyla ilgili öğretmenlere içerik ve gerekli imkanlar verilmeli. Sadece çocuklara tablet dağıtarak iş bitmiyor. Mevcut programların dili yerel kültürlere uymuyor, bu yüzden yazılımların dili yerel kültüre adapte edilmeli ve daha fazla açık kaynak sunulmalı. Çocukların bunlara doğrudan erişmesi gerekiyor. Birçok alanda büyük bir sıçrama yapmak için fırsatımız var ama bunun için doğru yaklaşımı seçmeliyiz. Ancak o zaman doğru potansiyeli ortaya koyabiliriz.” Uluslararası kurumsal düzeydeki dijital ayrımı kapatmak için paydaşların birlikte nasıl çalışabileceğine değinen Bokova; akademisyenlerin, uzmanların, liderlerin, özel sektörün ve kamunun hepsinin bu sürece dahil olduğu bir ekosistem kurulması gerektiğini kaydetti. Sürdürülebilir bir gelecek için çevre bilincinin önemine de değinen Irına Bokova, sorulan soru üzerine Emine Erdoğan’ın öncülük ettiği Sıfır Atık Vakfı çalışmalarını çok kıymetli olduğunu belirterek, doğayla kurulan bu dengede eğitimin de kurucu bir rol üstlendiğini vurguladı. José María Figueres Olsen: “Pusulamız doğru değilse yapay zekânın yıkıcı ve tahrip edici etkileri olur” Kosta Rika Eski Cumhurbaşkanı ve Eski Dünya Ekonomik Forumu CEO'su José María Figueres Olsen ise konuşmasına TETZ gibi bir zirveyi gerçekleştirmek için insanlık tarihini şekillendiren İstanbul’dan daha iyi bir yer olamayacağını belirterek, eğitimin insanları birleştiren bir köprü olduğunu vurguladı. Yapay zekânın genellikle sadece teknolojik bir devrim olarak adlandırıldığını ifade eden Olsen, bu durumun sıradan bir teknoloji hamlesinden çok daha büyük, “medeniyetler bağlamında” bir devrim olduğunu söyledi. Makinelerin giderek daha akıllı hale geldiğini ve gelmeye de devam edeceğini belirten Olsen, bu durumun insanlığa "akıllı olmanın ne demek olduğunu yeniden tanımlama" fırsatı verdiğine dikkati çekti. “Bu yüzyılda yetkinlik değil artık karakter ödüllendirilmeli” Geçtiğimiz yüzyıl boyunca eğitim ve iş dünyasında hep teknik "yetkinliğin" ödüllendirildiğine dikkat çeken Olsen, içinde bulunduğumuz yapay zekâ çağında ise yetkinlikten ziyade "karakterin" ödüllendirilmesi gerektiğini kaydetti. Dünyanın her yerinde çatışmaların yaşandığı zorlu bir dönemden geçildiğini, demokratik kurumlara duyulan güvensizliğin ve yıkıcı değişimlerin etkilerinin hissedildiğini belirten Olsen, şu ifadeleri kullandı: “Değerler bu çağda çok önemli. Çünkü eğer bizim ahlaki pusulamız doğru değilse ve yapay zekâyı doğru yönlendiremezsek, teknolojinin çok ciddi yıkıcı ve tahrip edici etkileri olabilir; toplumdaki güvensizliği daha da artırabilir. Etik ve ahlaki değerler konusuna baktığımızda yapay zekâ çok kritik bir eşikte duruyor ancak bazen bu kısmı gözden kaçırabiliyoruz. Çünkü teknoloji bu insani hususları kendi kendine çözmüyor. Ben şahsen yapay zekâ teknolojisine hayranım; bize sağladığı ilave kabiliyetler ve katkılar tartışılmaz ancak bir yandan da etik konuları ıskalamamalıyız. Yapay zekâ bir araçtır, iyi ya da kötü amaçla kullanılabilir, istendiğinde kötü şeyler de yapabilir. İşte tam da bu yüzden öğretmenlerin rolü günümüzde çok daha önemli hale geldi. Çocuklara etik değerlerin öğretilmesinde öğretmenler her zaman önemli olacak.” Yapay zekânın bir medeniyet devrimi olurken aynı zamanda dijital ayrımı ve eşitsizliği artırıp artırmayacağına yönelik soru üzerine yakın tarihte Afrika’daki cep telefonun yaygınlaşması ve güneş enerjisinden faydalanılması gibi iki büyük örnek veren Olsen, geçmişteki devrimlerin de ilk başta kötülük getireceğinin ve uçurumları artıracağının düşünüldüğünü ancak aksine insanları bir araya getirdiğini belirtti. José María Figueres Olsen, konuşmasını şöyle tamamladı: “Yapay zekâ neredeyse her şeyi yapabilir ve yapmaya devam edecek ancak muhakeme, etik ve liderlik alanında asla usta olamayacaklar. Yapay zekânın geleceği ve yönetimi sadece hükümetlerin eline bırakılacak bir konu değildir. Tüm insanlığın ve toplumun bu yeni toplum sözleşmesine aktif olarak katkı sağlaması gerekmektedir.” Fuar stantları ve interaktif alanlar ziyaretçilerini bekliyor Zirveyle eş zamanlı düzenlenen fuarda ise teknolojiyle ilişkili çok sayıda şirket stant açtı. Girişimcilik oturumları ve deneyim alanlarıyla katılımcılara etkileşimli bir ortam sağlanıyor. Fuar alanının temel hedeflerinden biri, yerli ve millî eğitim teknolojisi şirketlerini uluslararası platformlarla buluşturmak ve girişimlerin küresel pazara açılımını desteklemek olarak belirlendi. Ziyaretçilere çok sayıda oturum, workshop ve sürpriz etkinliklerle eşsiz bir deneyim sunan TETZ 2026 kapsamında, interaktif alanlar da sektöre yön verecek. Etkinlik süresince “Açık Sahne, Çocuk Dijital Deneyim Alanı, İnteraktif Öğrenme Sınıfı ve Kuluçka Merkezi” gibi özel alanlar, 28 Haziran’a kadar teknoloji ve eğitim meraklılarının ziyaretine açık olacak. Millî Eğitim Bakanlığı'nın öncülüğünde hayata geçen TETZ 2026, yapay zekayı merkezine alan uluslararası bir eğitim teknolojileri etkinliği olarak Türkiye'nin bu alandaki kararlılığını ve küresel vizyonunu güçlü biçimde yansıtmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’dan Milli Teknoloji Başarısı Haber

Türk Telekom’dan Milli Teknoloji Başarısı

Türk Telekom ve grup şirketi Argela tarafından, Linux Foundation Broadband ekosistemi altında milli imkanlar ile açık kaynak olarak geliştirilen SEBA çözümünün ulaştığı hane sayısı (home pass) 1 milyonu aştı. Açık kaynak kodlu, bulut tabanlı ve üretici bağımsız mimarisiyle yeni nesil fiber şebekelerin dönüşümünde kritik rol üstlenen SEBA tabanlı Netsia BB Suite, operasyonel verimlilik, ölçeklenebilirlik ve üretici bağımsız entegrasyon özellikleri sayesinde şebeke yönetiminde daha esnek ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Ulaştığı ölçekle, genişbant erişim teknolojilerinde alanında dünyanın en büyük uygulaması haline gelen BB Suite, telekomünikasyon sektörünün en prestijli ödüllerinden NetworkX Awards 2025’te "Outstanding Multi-Gigabit Fibre Access Innovation" (Multi Gigabit Fiber Erişimde Üstün İnovasyon) kategorisinde birincilik elde ederek sektördeki yenilikçi liderliğini tescilledi. Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin “Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü olarak, yerli ve milli ürün geliştirme vizyonumuzla, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye için çalışıyoruz. Milli mühendislik kabiliyetlerimizle geliştirdiğimiz yenilikçi teknolojilerin en somut örneklerinden biri olan SEBA tabanlı Netsia BB Suite çözümünün mimarisinden yazılımına, saha entegrasyonundan operasyonel yönetimine kadar her aşamasında imzamız bulunuyor. Grup şirketimiz Argela ile birlikte geliştirdiğimiz bu çözümün 1 milyon haneye ulaşması, yalnızca sayısal bir başarı değil; Türkiye’nin telekomünikasyon alanında standart geliştirebilen, bu standartlara uygun üretim yapabilen ve bunu küresel ölçekte rekabet gücüne dönüştürebilen bir ülke olduğunun göstergesidir” dedi. Türk Telekom, milli mühendislik gücüyle geliştirdiği teknolojileri küresel pazarlara taşıyarak Türkiye'nin teknoloji ihraç eden ülke olma hedefini desteklemeyi ve yeni nesil iletişim teknolojilerinde öncü rol üstlenmeyi sürdürüyor. Türk Telekom, yeni nesil fiber genişbant altyapılarında oyun değiştirici teknolojiler geliştirmeye devam ediyor. Türk Telekom ve grup şirketi Argela tarafından milli imkanlarla geliştirilen Netsia BB Suite, 1 milyon homepass (erişilebilir hane sayısı) seviyesini aşarak önemli bir başarıya imza attı. “Milli teknoloji hamlemizi küresel arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türkiye'nin dijital dönüşümünün öncüsü olarak, yerli ürün geliştirme vizyonumuzla, teknoloji üreten ve ihraç eden bir Türkiye için çalışıyoruz. Milli mühendislik gücümüzle geliştirdiğimiz SEBA teknolojisinde 1 milyon hane erişimini aşarak dünyada bir ilki gerçekleştirmenin sevincini yaşıyoruz. Türk mühendislerinin emeğiyle hayata geçirdiğimiz bu yenilikçi çözüm, küresel ekosistemde standartlara yön veren bir seviyeye ulaştı. Türkiye’den çıkan bir teknolojiyi dünya standartları seviyesine taşımaktan ve küresel telekomünikasyon sektörüne yön vermekten büyük gurur duyuyoruz. Türk Telekom olarak, milli ürün geliştirme vizyonuyla yatırımlarımıza ve çalışmalarımıza devam ederken 2024 ve 2025 yıllarını Türkiye’de Patent Başvuru kategorisinde lider olarak tamamladık. Grup şirketlerimiz Argela ve Netsia ile birlikte uzun yıllardır yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmaları sayesinde 5G ve yeni nesil iletişim teknolojileri alanında 70'in üzerinde uluslararası patente sahibiz. SEBA Netsia BB Suite, RIC ve uydu bağımsız 5G senkronizasyonu gibi çözümlerimizi küresel pazarlara taşıyor, Türkiye'nin teknoloji ihraç eden ülke vizyonuna katkı sağlıyoruz. Türk Telekom olarak ülkemizin yenilikçi teknolojileri yalnızca kullanan değil, geliştiren ve dünyaya sunan bir güç olması hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kendi kendine yeten, dışa bağımlılığı azaltan, teknoloji ihraç eden bir Türkiye vizyonuyla milli teknoloji hamlemizi küresel arenada başarıyla temsil etmeye devam edeceğiz” dedi. Açık kaynak genişbant erişiminde yaygın ve sürdürülebilir inovasyon Açık kaynak kodlu, bulut tabanlı ve üretici bağımsız mimarisiyle yeni nesil fiber şebekelerin dönüşümünde kritik rol üstlenen Netsia BB Suite, bugün Türkiye'nin 81 ilinde yaygın olarak kullanılıyor. Türk Telekom’un FTTH (Fiber to the Home) altyapısında aktif olarak kullanılan bu çözüm, açık kaynak teknolojilerinin yalnızca Ar-Ge aşamasında değil, büyük ölçekli canlı şebekelerde de olgunluk ve sürdürülebilirlik açısından yaygın bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Türk Telekom, SEBA çözümünü dünyada ilk kez 2021 yılında ticari genişbant şebekesinde kullanmaya başladı. Çözüm sayesinde yeni servislerin daha hızlı devreye alınması, teknoloji dışa bağımlılığının azaltılması, kaynak kullanımının optimize edilmesi ve gelecekteki genişbant ihtiyaçlarına daha çevik yanıt verilmesi hedefleniyor. Ulaştığı ölçekle, açık kaynak tabanlı genişbant erişim teknolojilerinde kendi alanında dünyanın en büyük uygulaması konumuna ulaşan Netsia BB Suite, telekomünikasyon sektörünün en prestijli ödüllerinden NetworkX Awards 2025’te "Outstanding Multi-Gigabit Fibre Access Innovation" (Multi Gigabit Fiber Erişimde Üstün İnovasyon) kategorisinde birincilik elde ederek sektördeki yenilikçi liderliğini tescilledi. Kapsama alanı genişleyecek Türk Telekom'un grup şirketi Argela ve Netsia’nın katkılarıyla, açık ağ standartları temel alınarak geliştirilen Netsia BB Suite ile geleneksel genişbant mimarilerinde donanım üzerinde üreticiye bağımlı şekilde çalışan birçok fonksiyon, yazılım tabanlı yapılar sayesinde bağımsız hale geliyor. Bulut bilişim teknolojileriyle sanal sunucular üzerinde çalışan çözüm; donanım yatırım maliyetlerini azaltırken, farklı üreticilere ait sistemlerin aynı platformda birlikte çalışabilmesine olanak tanıyor. SEBA platformu; yazılım ve bulut tabanlı ayrıştırılmış (disaggregated) şebeke yaklaşımıyla operatörlere geleceğe hazır bir altyapı sunuyor. Türk Telekom’un 2030 vizyonu doğrultusunda kritik kilometre taşlarından biri olarak değerlendirilen Netsia BB Suite, hem yeni FTTH altyapılarında hem de mevcut altyapıların yeni nesil fiber dönüşüm projelerinde aktif olarak kullanılmaya devam ediyor. Türk Telekom, Netsia BB Suite çözümünün kapsama alanını önümüzdeki dönemde stratejik yatırımlarla daha da genişletmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Uluslararası Yandex Cup finalleri İstanbul'da yapıldı Haber

Uluslararası Yandex Cup finalleri İstanbul'da yapıldı

Yandex'in düzenlediği uluslararası programlama şampiyonası Yandex Cup'ın küresel finalleri, 5-7 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul'da yapıldı. Etkinlikte, Türkiye ve 21 farklı ülkeden dünyanın en iyi 196 geliştiricisi, toplam 140.000 dolarlık ödül için yarıştı. Bu yıl 21 bin başvurunun yapıldığı şampiyonaya katılanlar; algoritmalar, makine öğrenimi, backend geliştirme, frontend geliştirme, mobil geliştirme ve veri analitiği olmak üzere altı kategoride mücadele etti. Üstün programlama yetenekleriyle öne çıkan en iyi 61 geliştirici şampiyon ilan edildi. Kapanış törenine, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan ile Yandex Arama Uluslararası CEO'su ve Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy katıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan yaptığı açıklamada, “Yandex Türkiye ekibinin bu önemli küresel etkinlik için İstanbul'u tercih etmesinden mutluluk duyuyoruz. Stratejik hedefimiz, Türkiye'yi dijital yeteneklerin ve lider teknoloji şirketlerinin merkezi haline getirmek. Buradaki yatırımları ve büyümeleriyle bu vizyonu gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olan Yandex Türkiye gibi ortaklarımızı memnuniyetle karşılıyoruz ve onlara değer veriyoruz.” dedi. “Yandex Cup'ın İstanbul'da düzenlenmesi, Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'yı birbirine bağlayan bölgesel bir inovasyon merkezi olarak yükselen rolünü gösteriyor.” diyen Yandex Arama Uluslararası CEO'su ve Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy, “Yandex Türkiye, bu büyümenin uzun vadeli bir ortağı olmaya kararlıdır. Bu kapsamda, Türkiye'nin dijital ekonomisine yatırım yapıyor ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile birlikte yürüttüğümüz yapay zekâ yüksek lisans programı gibi eğitim projelerine destek veriyoruz.” şeklinde konuştu. Yarışmanın yanı sıra aralarında Yandex Türkiye tarafından davet edilen ODTÜ'lü öğrencilerin de bulunduğu katılımcılar güçlü bir networking ve öğrenme programından yararlandı. Etkinlik kapsamında, Yandex'in en yeni teknolojilerinin tanıtıldığı demo alanları, tematik stantlar ve teknolojinin geleceğine dair oturumlar düzenlendi. “Başarılı bir ürün geliştirmek: teoriden pratiğe” başlıklı oturumda, teknoloji sektöründeki hızlı değişim ve rekabet ortamı masaya yatırıldı. Mackolik Ürün Müdürü Onur Saygın ve Yandex Arama Türkiye Kıdemli Ürün Yöneticisi Murat Candoğan gibi farklı sektörlerden konuşmacılar, niş uygulamalardan yapay zekâ arama araçlarına kadar birçok konuda ürün geliştirme süreçlerini anlattı; kendi deneyimlerini, değerli ipuçlarını ve yeni başlayan profesyoneller için gelecek vadeden araçları katılımcılarla paylaştı. “Açık kaynak ML ikilemi: üretken yapay zekâ çağında iş birliğine dayalı geliştirme ile kapalı teknolojiler arasındaki yol ayrımında yön bulmak” başlıklı bir diğer oturumda ise makine öğreniminin geleceğinin açık kaynaklı iş birliğinde mi yoksa Batılı büyük şirketlerin giderek daha fazla tercih ettiği kapalı, şirketlere ait teknolojilerde mi olduğu sorusuna yanıt arandı. Panelde; Apple ve Stanford AI'da GenAI Liderliği görevini yürüten Aman Chadha, Huawei'de AI Açık Kaynak Ekosistemi Direktörü Huang Zhipeng ve Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı Serdar Kuzuloğlu gibi Türkiye ve uluslararası teknoloji dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Yandex, 2011 yılından bu yana programlama şampiyonaları düzenliyor. 2024 yılında 20.000'den fazla geliştiricinin başvurduğu yarışmaya 18 ülkeden 200 finalist katılmıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Continental, Sürdürülebilir Hammaddelerle  Lastiği Yeniden İcat Ediyor! Haber

Continental, Sürdürülebilir Hammaddelerle Lastiği Yeniden İcat Ediyor!

Yakın zamanda atık yağlardan elde edilen sentetik kauçuğu lastik üretiminde kullanmaya başladığını duyuran Continental, bu gelişmelerle lastiğin ham maddesini yeniden tanımlıyor. Continental, lastik üretiminde yenilenebilir ve geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımını her geçen gün artırarak adeta lastiği yeniden icat ediyor. Konu hakkında açıklama yapan Continental Lastik Malzeme Geliştirme ve Endüstrileştirme Başkanı Dr. Matthias Haufe, “Tekerleği yeniden icat etmiyoruz ama lastiği daha sürdürülebilir malzemeler ve çevreyle daha uyumlu üretim süreçleriyle yeniden tasarlıyoruz” dedi. Matthias Haufe; “Sadece kauçuk değil, kauçuğa şekil veren ve lastiği güvenli kılan malzemelere de odaklanıyoruz. Geri dönüştürülmüş çelik ve PET şişelerden elde edilen polyester iplik, sürdürülebilir lastik üretimi için önemli bir adım. Her alternatif malzeme bizi bu hedefe bir adım daha yaklaştırıyor” diyerek sözlerini tamamladı. Döngüsel ekonomi ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalan Continental, tedarikçilerini de sürdürülebilir malzemeler geliştirmeye ve sunmaya teşvik ediyor. Küresel lastik üreticisi, sürdürülebilir üretim hedefi doğrultusunda geri dönüştürülmüş çelik, PET şişelerden elde edilen polyester iplik ve kimyasal içermeyen yapıştırma teknolojisi COKOON’u üretim süreçlerine dahil etti. Geçtiğimiz yıl lastiklerinde ortalama yüzde 26 oranında yenilenebilir ve geri dönüştürülmüş malzeme kullanan şirket, bu oranı kısa sürede yüzde 40’a yükseltmek için tedarik zincirini de dönüştürüyor. Comtinental, tekstil üreticisi OTIZ ile birlikte geliştirdiği ContiRe.Tex teknolojisi sayesinde PET şişeleri yüksek performanslı polyester ipliklere dönüştürüyor. SGS onaylı bu yöntem, fosil bazlı alternatiflere kıyasla yüzde 28 daha az CO₂ emisyonu sağlıyor. Bu malzeme pek çok ödüle layık görülen UltraContact NXT gibi modellerinde halihazırda kullanılıyor. Kordsa iş birliğiyle geliştirilen COKOON teknolojisi ise, lastiklerde tekstil takviye malzemeleriyle kauçuğun bağlanmasını sağlarken resorsinol ve formaldehit gibi zararlı kimyasalların kullanımını ortadan kaldırıyor. Sektörde sürdürülebilir dönüşümü teşvik etmek amacıyla Continental bu teknolojiyi açık kaynak olarak sunuyor. Continental, bu yaklaşımıyla yalnızca kendi üretim zincirinde değil, tüm lastik endüstrisinde çevre dostu inovasyonun önünü açıyor. Continental, lider lastik üreticisi ve sektör uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2024 yılında 39,7 milyar Euro satış gerçekleştirmiş ve günümüzde 54 ülke ve pazarda yaklaşık 95.000 kişiyi istihdam etmektedir. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, tır, otobüs, bisiklet, motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir yenilikçi üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2024 mali yılında Lastik Grubu 13,9 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde 20 üretim ve 16 geliştirme tesisinde 57.000’den fazla kişiyi istihdam etmektedir.

Redington Türkiye, 10. Yılında Teknoloji Dünyasının Liderlerini Bir Araya Getirdi Haber

Redington Türkiye, 10. Yılında Teknoloji Dünyasının Liderlerini Bir Araya Getirdi

Feriye Sarayı'nda gerçekleşen "Unlock Infinite Tech – Empower the Next Vision" temalı toplantı, teknoloji dünyasının önde gelen markalarını ve yöneticilerini aynı sahnede buluşturdu. Etkinliğin moderatörlüğünü Redington Türkiye & Orta Asya ve Kafkaslar Genel Müdürü Bora İncir üstlenirken; AWS, Hitachi Vantara, Mastercard ve Red Hat yöneticileri dijital dönüşüm, yapay zekâ, veri stratejileri, bulut ve güvenlik teknolojilerini n geleceğine dair görüşlerini paylaştı. "Yapay zekâ artık daha bilinçli ve organize bir döneme giriyor" Açılış konuşmasında Bora İncir, yapay zekânın yalnızca bugünün değil, geleceğin de en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam edeceğini vurguladı: "Aslında yapay zekâ, bugün olduğu gibi gelecekte de konuşulmaya devam edecek — tek farkla, artık daha bilinçli ve daha organize şekilde." "Yapay zekâ yatırımlarının başarılı olması için sadece teknolojiyi büyütmek değil, onu sadeleştirmek, bütünleştirmek ve sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor. Redington olarak biz de bu dönüşümün rehberlerinden biri olmayı hedefliyoruz." "Teknolojiye uyum sağlamak değil, teknolojiyle birlikte dönüşmek gerekiyor" Bora İncir, konuşmasında Redington Türkiye'nin 10 yıllık yolculuğuna ve bölgesel büyüme vizyonuna da değindi: " 2025, teknolojinin yalnızca hızla geliştiği değil, aynı zamanda her alanda dönüşümü zorunlu kıldığı bir yıl. Yapay zekâdan siber güvenliğe, bulut çözümlerinden veri yönetimine kadar her şey yeniden tanımlanıyor. Biz Redington olarak, teknolojiyi yalnızca dağıtan bir yapı değil; iş ortaklarımız ve üretici markalarımız için gelişimin önünü açarak değer yaratan bir büyüme ortağı olarak konumlanıyoruz." Teknoloji liderlerinden geleceğe yön veren yorumlar Panelde; bulut bilişim, açık kaynak çözümleri, siber güvenlik ve veri stratejileri gibi dijital dönüşümün temel başlıkları ele alındı. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, bulut teknolojilerindeki hızlı büyümeye dikkat çekerek, bulutun artık yalnızca bir teknoloji değil, kurumların iş yapış biçimlerini dönüştüren stratejik bir güç haline geldiğini belirtti. Özselçuk, bulut çözümler inin kurumlara hız, esneklik ve ölçeklenebilirlik kazandırarak dijital dönüşümün merkezine yerleştiğini vurguladı. Red Hat Türkiye & CIS Genel Müdürü Haluk Tekin, açık kaynak teknolojilerinin üretken yapay zekâ ile birlikte kurumların dijital altyapılarını kökten dönüştürdüğünü vurguladı. Tekin, açık kaynak ekosisteminin sunduğu esnekliğin ve topluluk odaklı inovasyonun, kurumların daha hızlı, güvenli ve ölçeklenebilir çözümler geliştirmesine olanak tanıdığını belirtti. Mastercard Türkiye & Azerbaycan Genel Müdürü Onur Faydacı, 2025 teknoloji dünyasında ilerleme ve risk arasındaki ince çizgide hareket ettiklerini; yapay zekâ ve dijital dönüşüm, kurumlar için hem büyük fırsatlar hem de yeni kırılganlıklar getirildiğine dikkat çekti. Siber güvenliğin artık yalnızca bir savunma hattı değil, kurumlara rekabet avantajı sağla yan stratejik bir büyüme unsuru haline geldiğini vurguladı. Bu alanı desteklemek için, AI tabanlı tehdit analizi ve dijital kimlik çözümleriyle kurumlara proaktif ve entegre bir güvenlik mimarisi sunduklarını da belirtti. Risk tabanlı kimlik doğrulama, işlem izleme ve verilerin tokenizasyonu ile dijital etkileşimler için üst seviye güvenlik sağladıklarına da değinenen Faydacı, veri gizliliği ve regülasyon uyumunu destekleyen yatırımlarımlarıyla, müşterilerilerinin dijital varlıklarını korurken iş sürekliliğini de garanti altına aldıklarına vurgu yaptı. Ayrıca, Redington ile yürüttükleri iş birliği ile, küresel bilgi birikimlerini Türkiye pazarına taşıyarak dijital dönüşümün somut adımlarına katkı sağladıklarının da altını çizdi. Hitachi Vantara Türkiye Ülke Müdürü Aslı Arısal, "veri özgürlüğü" kavramına dikkat çekerek kurumların artık veriyi yalnızca depolamakla kalmayıp anlamlandırmak ve güvenle yönetmek zorunda olduklarını vurguladı. Arısal, günümüzde verinin stratejik bir varlık haline geldiğini belirterek, kurumların rekabet avantajı elde edebilmesi için veriye erişim, analiz ve koruma süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almaları gerektiğini ifade etti. "Geleceğin teknoloji ekosistemini inşa etmeye devam edeceğiz" Panelin kapanışında Bora İncir, Redington Türkiye'nin gelecek hedeflerini şu sözlerle paylaştı: "Türkiye'nin yanı sıra Kazakistan, Azerbaycan ve Özbekistan başta olmak üzere Orta Asya ve Kafkaslar bölgesinde operasyonlarımızı genişletiyoruz. Redington Akademi çatısı altında düzenlediğimiz teknik eğitimlerle, iş ortaklarımızın yetkinliklerini artırmayı önemsiyoruz. Çünkü biz, teknolojiyi birlikte büyüyerek geliştiren bir topluluk olarak görüyoruz." "Önümüzdeki dönem, teknolojinin sadece araç değil, ayn zamanda bir değer üretim biçimine dönüştüğü bir dönem olacak. Yapay zekâ, veri güvenliği, bulut altyapısı ve otomasyon artık birbirinden bağımsız değil, bütünleşik bir ekosistemin parçaları haline geliyor. Cloud-born, siber güvenlik ve oyun yazılımı alanına odaklanan şirketler bugün teknoloji gündeminin merkezinde. Biz, bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin temelini oluşturan ISV'lerin (bağımsız yazılım üreticilerinin) kanal stratejilerini oluşturuyor ve global pazarlara açılmalarına destek veriyoruz. Redington Türkiye olarak hedefimiz; bu dönüşümün yalnızca parçası olmak değil, yön verenlerinden biri haline gelmek." Redington Türkiye Hakkında 1993 yılında kurulan Redington Grup, bugün 37'den fazla ülkede faaliyet gösteren ve 450'nin üzerinde global markanın dağıtımını üstlenen lider bir teknoloji sağlayıcısıdır. Grup, yıllık 11,8 milyar doların üzerinde gelir hacmiyle; siber güvenlik, yapay zekâ, büyük veri, nesnelerin interneti, analitik ve 5G gibi alanlarda uçtan uca dijital çözümler sunmaktadır. Türkiye operasyonlarını 1995 yılında LinkPlus adıyla başlatan şirket, 2015'te Redington Grup bünyesine katılmış, 2021 itibarıyla Redington Türkiye adını almıştır. Bugün Redington Türkiye; global tecrübesi, güçlü iş ortakları ağı ve temsil ettiği 40'tan fazla markayla, bölgesel dijital dönüşümün öncülerinden biri konumundadır.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.