Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Acil Durum

Kapsül Haber Ajansı - Acil Durum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Acil Durum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu Haber

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı. Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti. Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı. Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor” GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.” “Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti: “Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.” GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir! Haber

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir!

Dikey yapılaşmanın ve deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılmasının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıldönümü dolayısıyla deprem hazırlıklarını değerlendirerek, erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki önemine dikkat çekti. Dünyada deprem erken uyarı sistemleri Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye deprem riski yüksek ülkelerde ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerinin kullanıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hattına yakın çeşitli noktalarda hassas cihazlarla merkezler kurulmuştur. Burada depremin ilk öncü P dalgası ölçülerek, değerlendirerek konumuna göre 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit ederek, büyüklüğü ve başlangıç noktası bilgilerini hizmet verdiği firmalara göndermektedir. Bu bilgiyi alan firmalarda bunu yapay zeka uygulamaları ile işleyerek olası zararı küçültmektedirler.” dedi. 5 saniye bile doğru kullanılırsa kritik olabilir Dr. Uçan, “Bu firmaya veya başka bir kuruluşa, bütün Türkiye’de deprem uyarı cihazları fay hattı bölgelerine yerleştirilmelidir. Böylece 5-60 saniye önce depremden bilgilenecektir. Bu sürede elektrik kesilebilir, doğalgaz sistemleri kapatılabilir. Fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemleriyle yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir. Bu sayede deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zarar da azaltılabilir.” diye konuştu. Dikey yapılaşmadan vazgeçilmeli Türkiye’nin deprem gerçeğine rağmen yüksek katlı yapılaşmanın devam ettiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Dikey yapılaşma ülkemizde hız kesmeden devam etmektedir. 1999 Depreminin üzerinden 27 yıl, 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yanlış yapılanma devam ettirilmektedir. Bu sadece İstanbul’da değil 50 bin nüfuslu şehirlerde de aynıdır. Almanya’da deprem bölgesi olmamasına rağmen yapılar genellikle 3 katlıdır. Bu sistemi bozmuyorlar. Bizde ise bu yüksek katlı binaların bazıları acil deprem toplanma bölgelerinde yapıldı. Acilen dikey yapılanmadan vazgeçilmelidir. Halen bulunan deprem toplanma alanlarının korunması sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu. Ailenizin depremden sonra nerede buluşacağını belirleyin Depreme hazırlık için bireylerin ve ailelerin de kendi acil durum planlarını oluşturması gerektiğini dile getiren Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” dedi. İlk 72 saat için hazırlıklı olun Afet ve acil durum çantasının deprem hazırlığının temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Büyük depremden sağ kurtulsanız bile ilk 72 saatte yardım ekiplerinin size ulaşması mümkün olmayabilir. Bu nedenle temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasını kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde hazır bulundurmalıyız.” dedi. Afet çantasının yalnızca deprem için düşünülmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Deprem, su baskını ve yangın gibi afetlerde kişilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri ve ilk yardım malzemelerini içeren, kolay taşınabilir ve mümkünse su geçirmez bir çanta hazırlanmalı. Çantanın omuzda veya sırtta taşınabilmesi, afet sırasında hareket kabiliyeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı. Deprem çantasında neler bulunmalı? Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı: “El feneri, çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, radyo, pil, plastik düdük, iş eldiveni, yağmurluk, su, korunma örtüsü, maske, sargı bezi, anında soğuk kompres, ikaz yeleği, polar battaniye, yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek ve bir miktar nakit para.” Önemli belgelerin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Dr. Uçan, “Kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu ve sigorta poliçeleri gibi önemli belgelerin fotokopileri çantada yer alabilir. Bu belgelerin dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da yararlı olacaktır.” dedi. İlaç listesini ve aile bireylerinin fotoğraflarını çantaya koyun Afet çantasındaki bazı malzemelerin kriz anında özel önem taşıdığını dile getiren Uçan, “Aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler mutlaka düşünülmeli. Yerel bir harita ile aile bireylerinin toplanma noktasını gösteren bir görsel de çantada bulunabilir.” diye konuştu. Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizerek, "Malzemeler; kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmeli, kolay kullanılabilecek ve birbirlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yerleştirilmeli. Deprem çantası, evde sığınma alanı olarak düşündüğümüz yerde bulundurulmalı." şeklinde konuştu. Hijyen malzemelerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, sabun veya dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı ve hijyenik ped gibi temel ürünlerin ihtiyaçlara göre çantaya eklenebileceğini söyledi. Her deprem çantası aynı olmamalı Afet çantasının hazırlandıktan sonra bir köşeye bırakılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Uçan, içindeki ürünlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Malzemelerin son kullanma tarihleri mutlaka takip edilmeli.” diyen Uçan, “Çanta, kullanacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanmalıdır. Evde bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile veya kronik hastalığı bulunan biri varsa onların özel ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Evcil hayvanı bulunan aileler de hayvanlarının su, gıda ve diğer temel ihtiyaçlarını planlamalıdır.” ifadelerini kullandı. Dr. Uçan, afet çantasının evde kolay ulaşılabilecek ve güvenli olduğu düşünülen bir noktada bulunması gerektiğini, ayrıca iş yerlerinde ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ISG’nin Terminal Memurlarından Can Kurtaran Hamle Haber

ISG’nin Terminal Memurlarından Can Kurtaran Hamle

Personelin uyguladığı Heimlich manevrası sonucu boğazına boncuk kaçan 2 yaşındaki Liam bebek tekrar nefes almaya başlayarak havalimanı kliniğine yönlendirildi. 19 Mayıs akşamı gelen yolcu katında devriye görevlerini sürdüren terminal memurları bir babanın bebek arabası etrafında olağan dışı panik halini fark etti. Olay yerine yaklaştıklarında çocuğun nefes almakta güçlük çektiğini ve yüz bölgesinde morarma başladığını gören ekipler, babanın dil bariyeri nedeniyle el kol hareketlerinden çocuğun boğazına bir cisim kaçmış olabileceğini ifade etmeye çalıştığını anlayıp anında Heimlich manevrası uyguladı. Yapılan müdahale sonucunda, çocuğun boğazına kaçtığı değerlendirilen ve bilekliğinden koptuğu düşünülen bir boncuk çıkarıldı. Transfer yolcu alanında yaşanan bu acil durum müdahalesinin ardından çocuğun yeniden nefes almaya başladığı gözlemlenerek, gerekli sağlık kontrollerinin ardından aile seyahatine devam etti. Terminal memurları Tolga Çiçin, Esmagül Bostancı ve Talha Kahyaoğlu’nun devriye görevi sırasında çevreyi dikkatle gözlemlemesi, ailenin yardım ihtiyacını hızlı şekilde fark etmesi ve soğukkanlılıkla müdahale etmesi, olası ciddi bir sağlık riskinin önlenmesinde belirleyici olurken, yaşanan olay havalimanı operasyonlarında görev yapan ekiplerin yolcu güvenliği, farkındalık ve acil durumlara müdahale konusundaki kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu. Havalimanı operasyonlarında çalışan ekiplerin yalnızca yolcu yönlendirme ve terminal düzeninin sağlanmasında değil, aynı zamanda yolcu güvenliği ve acil durum farkındalığı açısından da kritik bir rol oynadığını gösteren olay karşısında ISG Yönetimi ilgili çalışanlara bir teşekkür belgesi takdim edildi. Sabiha Gökçen Havalimanı Yönetici Direktörü Hanita Ahmad’ın terminal görevlilerine bizzat teşekkür ettiği törende, takdim edilen sertifikaların üzerinde “Terminalimizde yaşanan acil sağlık durumuna karşı sergilediğiniz hızlı, soğukkanlı ve hayat kurtarıcı müdahale için teşekkür ederiz. Görevinizin ötesine geçen bu profesyonel ve duyarlı yaklaşım, kurumumuz için büyük bir gurur vesilesidir. Göstermiş olduğunuz bu örnek duruş için sizi tebrik eder, başarılarınızın devamını dileriz.” ifadeleri yer aldı. Yaşanan olayla ilgili değerlendirmede bulunan Hanita Ahmad, terminal ekiplerinin farkındalığı ve hızlı müdahalesinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Havalimanları, günün her anında farklı yaş gruplarından binlerce yolcuya ev sahipliği yapan kritik ve dinamik operasyon alanlarıdır. Bu nedenle ekiplerimizin yalnızca operasyonel süreçlerde değil, beklenmedik durumlarda da doğru aksiyon alabilmesi büyük önem taşımaktadır. Yolcularımızın güvenliği, sağlığı ve terminal içerisindeki durumu, tüm operasyonlarımızın merkezinde yer almaktadır. Yaşanan olay, havalimanı çalışanlarının sahadaki dikkatinin ve kriz anlarında gösterdikleri soğukkanlı yaklaşımın, yolcu güvenliği açısından ne kadar hayati olabileceğini bir kez daha ortaya koymuş oldu.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orman Yangınları İş Dünyasının Risk Haritasını Değiştiriyor Haber

Orman Yangınları İş Dünyasının Risk Haritasını Değiştiriyor

Avrupa’da ve Türkiye’de yaşanan son orman yangınları, orman yangınlarının yalnızca mevsimsel bir doğal afet değil, işletmeler ve kritik altyapılar açısından stratejik bir dayanıklılık sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar ve değişen yangın koşulları, Avrupa genelinde orman yangını riskini artırırken, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesine geçen yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Fiziksel hasarın ötesinde operasyonel hasarlar öne çıkıyor Orman yangınlarından kaynaklanan hasarlar yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Tahliyelerden etkilenen işletmeler, operasyonel aksaklıklar, tesislerin kapanması ve tedarik zincirinde yaşanan kesintiler gibi finansal sonuçlar doğurabilecek önemli etkilerle karşı karşıya kalıyor. Tahliye emirleri, duman veya bölgeye erişim kısıtlamaları nedeniyle yaşanan iş kesintileri, fiziksel hasarın sınırlı olduğu ya da hiç oluşmadığı durumlarda bile önemli finansal hasarlara yol açabiliyor. Bu durum, Güney Avrupa genelindeki tabloyu da yansıtıyor. Yunanistan'da son yıllardaki en büyük orman yangınları, bazı oteller ve küçük işletmeleri etkilerken, sanayi tesislerinin özel sanayi bölgelerinde yer alması nedeniyle bu yangınlardan genel olarak daha az etkilendi. Ekonomik kayıplarla sigorta hasarları arasındaki fark büyüyor Yangınlarla ilgili toplam hasarları güvenli şekilde tahmin etmek için henüz erken olsa da mevcut veriler, Avrupa'daki orman yangını koruma açığını ortaya koyuyor. İspanya'nın 2025 orman yangını sezonunda yaklaşık 5 milyar euro ekonomik hasar oluşurken, bunun sadece 1 milyar eurodan daha azı sigorta kapsamında karşılandı. Bu durum ekonomik hasarlarla sigorta tarafından karşılanan hasarlar arasındaki farkın büyüdüğünü ortaya koyarken, şirketlerin etkili risk transferini dayanıklılık, uyum sağlama ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarla birlikte ele almasının önemini bir kez daha vurguluyor. Hazırlık ve risk yönetimi, sigorta süreçlerini şekillendiriyor İlk göstergeler; güçlü acil durum planlarına, iş sürekliliği eylemlerine ve önleyici uygulamalara sahip kuruluşların hasarları azaltma ve faaliyetlerini sürdürme konusunda daha iyi durumda olduğunu gösteriyor. Riskler değiştikçe, olay öncesinde dayanıklılık oluşturmak, olay sonrasındaki toparlanma kadar önemli hale geliyor. Bu süreçte sigortacılar da orman yangını riskini daha iyi anlamak amacıyla daha detaylı risk verilerinden, uydu görüntülerinden ve giderek gelişen felaket risk modellemelerinden yararlanıyor. Güçlü risk yönetimi, varlık dayanıklılığı ve hazırlık düzeyini ortaya koyabilen kuruluşlar ise sigorta piyasasında daha avantajlı bir konumda yer alıyor. Sigorta artık daha geniş kapsamlı bir dayanıklılık stratejisinin parçası Geleneksel sabit kıymet sigortası, risklerin transfer edilmesinde önemli bir araç olmaya devam ediyor. Bununla birlikte şirketler, sigortayı gelişmiş risk değerlendirmeleri, iklim analizleri, uyum önlemleri ve uygun olduğu durumlarda parametrik sigorta gibi alternatif risk transfer çözümleriyle destekliyor. Orman yangını riskinin arttığı bölgelerde şirketlerin hem doğrudan hem de dolaylı risklerini değerlendirmesi; bitki örtüsü yönetimi, varlıkların korunması, iş sürekliliği planlaması ve acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmesi önem taşıyor. Marsh ayrıca müşterileriyle yakın iş birliği içinde çalışarak değişen riskleri anlamalarına, olası sigorta etkilerini değerlendirmelerine, uygun durumlarda hasar süreçlerini desteklemelerine ve giderek daha karmaşık hale gelen iklim kaynaklı risklere karşı uzun vadeli dayanıklılıklarını güçlendirmelerine yardımcı oluyor. Orman Yangınlarını Sadece Mevsimsel Bir Sabit Kıymet Riski Olarak Görmekten Vazgeçmeliyiz Orman yangınlarının artık sadece mevsimsel bir sabit kıymet riski olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, Avrupa’daki ve ülkemizdeki yangınlar; giderek operasyonlar, tedarik zincirleri, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık üzerinde etkileri olan stratejik bir iş riski haline geliyor. Hazırlıklı olmak önemli bir fark yaratan unsur haline geliyor. İklim analizine, risk değerlendirmesine, iş sürekliliği planlamasına, bitki örtüsü yönetimine ve uygulamaya yönelik uyum önlemlerine yatırım yapan kuruluşlar hem operasyonel aksaklıkları hem de finansal kayıpları azaltmak için daha avantajlı durumda oluyor. Sigorta şirketleri de giderek daha bilinçli sigortalama kararlarıyla güçlü risk kalitesini fark ediyor ve ödüllendiriyor. Bu durum fiyatlandırmanın dışında, aynı zamanda teminat şartlarında ve sunulan kapasitede de kendini gösteriyor” dedi. Önleme, Uyum Sağlama ve Dayanıklılığa Yatırım Yapmak Gerekiyor Orman yangınlarına karşı dayanıklılık oluşturabilmek için iş birliğinin şart olduğunu belirten Aksüt, “Devletler, işletmeler, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri ve sermaye sağlayıcılarının daha iyi veri paylaşımı, dayanıklı altyapı, yenilikçi finansman ve risk yönetiminde koordineli yaklaşımlar yoluyla üstleneceği bir rol var. İklim riskleri değişip geliştikçe dayanıklılık, daha iyi bilimsel çalışmaların, daha iyi analizlerin ve daha güçlü iş birliklerinin bir araya getirilmesine bağlı olacak. Avrupa'nın orman yangını koruma açığını kapatmak risk transferinin ötesinde; aynı zamanda önleme, uyum sağlama ve dayanıklılığa yapılan yatırımlarda da ilerleme gerektirecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hatay’da Şebeke Hasarlarını Önleme ve Değerlendirme Toplantısı Yapıldı Haber

Hatay’da Şebeke Hasarlarını Önleme ve Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

6 Şubat depremleri sonrasında yüzlerce şantiyenin eş zamanlı faaliyet gösterdiği Hatay’da doğal gaz dağıtım şirketine bilgi verilmeden yürütülen kazı çalışmaları esnasında şebekeye hasar veriliyor. Doğal gaz hatlarında oluşan bu hasarlar, yalnızca gaz kesintilerine yol açmakla kalmıyor, kontrolsüz gaz çıkışları, yangın ve patlama riski nedeniyle vatandaşların can ve mal güvenliğini riske atıyor. Aksa Çukurova Doğalgaz, bu tabloya dikkat çekmek ve hat hasarlarının önlenmesi amacıyla Hatay’daki ilgili kurum ve kuruluşların yöneticileriyle iki günlük bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Kurumların hassasiyeti olumsuz durumların önüne geçecek Bu yılın ilk altı ayında gerçekleşen hat hasarlarının geçen yılın ilk altı ayına kıyasla yüzde 88 arttığının bilgisini paylaşan Aksa Çukurova Doğalgaz, 1002 hat hasarının yaşandığını, bu hasarlardan etkilenen 27 bin 850 abonenin ortalama 55 dakika boyunca gazsız kaldığını belirtti. Kamu güvenliği, can ve mal emniyeti açısından kritik öneme sahip doğal gaz hatlarına yönelik izinsiz kazı, hafriyat, zemin kesimi veya iş makinesi müdahalelerinin telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabildiğine dikkate çeken Aksa Çukurova Doğalgaz, tüm altyapı çalışmalarının Altyapı Koordinasyon Merkezi'nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yürütülmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Kurumların bu konuda göstereceği hassasiyetin, yaşanabilecek olumsuz durumların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıdığını açıkladı. Aksa Çukurova Doğalgaz ayrıca, yangın ve patlama gibi durumlar için kullanılan acil durum vanalarına herhangi bir zarar verilmemesi ve çalışmalar sürecinde vanaların üzerlerinin kapatılmaması uyarısında bulundu. Aksa Çukurova Doğalgaz uyardı Aksa Çukurova Doğalgaz, konuyla ilgili olarak uyarılarda bulundu: “Bilgilendirmelerimizde sık sık belirttiğimiz üzere, yapılması planlanan tüm kazı faaliyetlerinin başta can ve mal güvenliğini sağlamak ve herhangi bir hasara sebebiyet verilmemesi adına doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi dahilinde olması gerekiyor. Bunun için de öncesinde 44 44 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile görüşülmeli. Öte yandan vatandaşlarımız herhangi bir kazı çalışmasına dair şüpheli bir durumla karşılaşırlarsa, 7 gün 24 saat hizmet veren 187 Doğal Gaz Acil hattımızı arayabilirler.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKKUYU NGS Gönüllü Arama Kurtarma Ekibi, AFAD Eğitimlerini Tamamladı Haber

AKKUYU NGS Gönüllü Arama Kurtarma Ekibi, AFAD Eğitimlerini Tamamladı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) personelinin acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeyde tutmaya yönelik çalışmaları devam ediyor. Santralin arama kurtarma ekibinde gönüllü olarak yer alan çalışanlar, Adana’daki Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Eğitim Merkezi’nde düzenlenen yıllık uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayarak yeterliliklerini yeniden belgeledi. Akkuyu NGS çalışanları arasından gönüllülük esasına göre oluşturulan arama kurtarma ekibi, acil durumlarda görev alabilmek için düzenli olarak uzmanlık eğitimlerinden geçiyor. Bu yılki eğitim kapsamında 40 çalışan, arama kurtarma operasyonlarının planlanması ve yürütülmesine yönelik güncel yöntemleri öğrendi, enkazda arama ve keşif çalışmaları ile yaralı tahliye uygulamalarını sahada pratiğe döktü. Ayrıca taktik özel eğitim ve topografik bilgileri alan katılımcıların tamamı, eğitim sonunda yapılan yeterlilik sınavını başarıyla geçti. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Acil durumlarda doğru, hızlı ve güvenli şekilde hareket eden uzmanların yetiştirilmesi, projemizde güvenlik kültürünün temel unsurlarından biridir. Bu yaklaşım, yalnızca çalışanlarımızın mesleki yetkinliklerini değil, aynı zamanda doğal afetler ve insan kaynaklı acil durumlar karşısında hızlı ve etkin müdahale edebilme hazırlığını da kapsıyor. Bu nedenle, gönüllü arama kurtarma ekibimizin düzenli olarak eğitim almasına ve pratik becerilerini, Türkiye’nin yetkili kurumu AFAD’ın rehberliğinde sürekli geliştirmesine büyük önem veriyoruz.” Arama kurtarma ekibine yönelik eğitimler düzenli olarak gerçekleştiriliyor ve ekip üyelerinin bilgi ve pratik becerilerinin güncel gerekliliklere uygun şekilde korunmasına katkı sağlıyor. Personelin eğitimi, Akkuyu NGS’nin acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeyde tutmayı amaçlayan kapsamlı sistemin önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASPİLSAN Enerji’den Kesintisiz Enerji İçin Yeni Çözüm Solar Powerbank Haber

ASPİLSAN Enerji’den Kesintisiz Enerji İçin Yeni Çözüm Solar Powerbank

Türkiye’nin enerji teknolojileri alanındaki öncü kuruluşlarından ASPİLSAN Enerji, mobil yaşamın ve açık hava faaliyetlerinin enerji ihtiyaçlarına çözüm sunan yeni ürünü ASP-P20000HS Solar Powerbank ile kullanıcılarına güvenilir ve çok yönlü bir enerji deneyimi sunuyor. 20.000 mAh yüksek kapasitesiyle akıllı telefonlardan tabletlere, kulaklıklardan kameralara, dronlara kadar birçok cihazı gün boyunca şarj edebilen ASP-P20000HS, yalnızca bir powerbank olmanın ötesine geçerek acil durumlar ve outdoor kullanım için kapsamlı bir enerji istasyonu olarak öne çıkıyor. “Kesintisiz enerji vizyonumuzu günlük yaşama taşıyoruz” ASP-P20000HS Solar Powerbank hakkında değerlendirmede bulunan ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir şu ifadeleri kullandı: “ASPİLSAN Enerji olarak Türkiye’nin enerji bağımsızlığı vizyonuna yalnızca endüstriyel ve savunma sanayi alanında değil, günlük yaşamı kolaylaştıran yenilikçi ürünlerle de katkı sunuyoruz. ASP-P20000HS Solar Powerbank, kampçılardan seyahat severlere kadar geniş bir kullanıcı kitlesi için hibrit bir mobil güç kaynağıdır. Özellikle entegre el kranklı jeneratör ve güneş paneli desteği sayesinde, elektriğe erişimin olmadığı durumlarda dahi kesintisiz enerji imkânı sunmayı hedefledik. Yerli mühendislik kabiliyetlerimizle her koşulda güvenilir enerji sağlamaya devam edeceğiz.” Enerjiye her an erişim Yoğun iş temposu, seyahatler ve doğa aktiviteleri için tasarlanan ASP-P20000HS; USB ve Type-C giriş/çıkış uyumluluğu ile farklı cihazlarla kolay kullanım sağlıyor. Kablosuz şarj özelliği ise kullanıcı deneyimini daha pratik ve konforlu hale getiriyor. Acil durumlar için geliştirildi Ürünün dikkat çeken özellikleri arasında, elektrik erişiminin olmadığı ortamlarda kullanım imkânı sunan entegre çözümler yer alıyor. El kranklı jeneratör ile manuel enerji üretilebilmesi, dahili fener ve elektrikli spiral çakmak gibi fonksiyonlar; kamp, doğa sporları ve afet senaryolarında önemli avantajlar sağlıyor. Güneş enerjisi ile desteklenen mobil güç Solar panel desteği sayesinde yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanabilen ASP-P20000HS, uzun süreli açık hava kullanımlarında enerji sürekliliğini destekliyor. Çevre dostu yaklaşımı ve taşınabilir yapısıyla sürdürülebilir enerji çözümlerine katkı sunuyor. Geniş kullanım alanı ASP-P20000HS Solar Powerbank; Kamp ve doğa sporları tutkunları,Sık seyahat eden kullanıcılar,Acil durum ve afet çantası hazırlayanlar,Gün içinde yoğun mobil cihaz kullanan profesyoneller için ideal bir çözüm sunuyor. ASPİLSAN Enerji, yerli ve millî teknoloji vizyonu doğrultusunda kullanıcıların günlük yaşamlarını kolaylaştıran yenilikçi enerji çözümleri geliştirmeye devam ediyor.

Manisa Büyükşehir’in Araç Filosuna 350 Milyon TL’lik Güç Takviyesi Haber

Manisa Büyükşehir’in Araç Filosuna 350 Milyon TL’lik Güç Takviyesi

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun katılımıyla gerçekleştirilen tanıtım törenine Genel Sekreter Burak Deste, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, genel sekreter yardımcıları, daire başkanları ve ilgili müdürler katıldı. “Kredi Kullanmadan, Öz Kaynaklarımızla Yatırım Yaptık” Tanıtım töreninde konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, özellikle son dönemde artan orman yangınları ve afet riskleri karşısında belediyenin müdahale kapasitesini güçlendirecek önemli bir yatırımı hayata geçirdiklerini belirtti. Başkan Dutlulu, “Yıllardır iş makineleri ve itfaiye araçlarına yapılmayan yatırımı gerçekleştiriyoruz. Kredi kullanmadan, tamamen öz kaynaklarımızla yaklaşık 350 milyon liralık yatırımla belediyemize 37 yeni araç kazandırdık. Bugün itibarıyla yeni itfaiye araçları, arazözler, lowbed kamyonlar ve iş makineleri Manisa’mızın hizmetine giriyor. Özellikle afet ve yangınlarda daha hızlı ve daha etkin müdahale edebilmek için araç filomuzu güçlendiriyoruz. Bu araçların tamamı Manisa halkına hizmet edecek. Manisa’mız için çalışmaya, üretmeye ve kentimize yatırım yapmaya devam edeceğiz. Manisa’ya verdiğimiz sözleri yerine getirmeyi sürdüreceğiz” dedi. Kentin Dört Bir Yanında Görev Yapacak Yeni araçların merkez ve ilçelerde ihtiyaç duyulan noktalarda görev yapacağını belirten Başkan Dutlulu, güçlenen araç filosuyla birlikte altyapı çalışmalarından yol yapımına, afet ve yangınlara müdahaleden acil durum hizmetlerine kadar birçok alanda daha hızlı ve etkin hizmet sunacaklarını ifade etti. Toplam 37 araçtan oluşan yeni filo; 8 itfaiye aracı, 8 arazöz, 3 lowbed kamyon ve 18 iş makinesinden oluşuyor. Yaklaşık 350 milyon TL’lik yatırımın tamamı Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.