Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Acil Durum

Kapsül Haber Ajansı - Acil Durum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Acil Durum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sel Sularında Kalan Araçlar Çalıştırılır mı? Haber

Sel Sularında Kalan Araçlar Çalıştırılır mı?

Sel suyunun yalnızca araçların motorlarına değil, elektronik sistemlerine ve güvenlik donanımlarına da ciddi zarar verebileceğine dikkat çeken Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, “En iyi sürücü sel suyuna girmeyen sürücü, en güvenli taşıt kuru kalabilen taşıttır.” uyarısında bulundu. Sel sırasında araç içinde mahsur kalmanın birkaç dakika içinde hayati tehlikeye dönüşebileceğini anlatan Özgür Şener, “Su yükseliyor, akıntı aracı sürüklüyor veya araç kontrolünü kaybediyorsa ilerlemeye çalışılmamalı. Motor durursa tekrar tekrar çalıştırmayı denememek gerekir. Öncelik aracı kurtarmak değil, içeridekilerin hayatını korumaktır.” dedi. İstanbul’da 14-15 Ekim 2026 tarihlerinde etkili olan şiddetli yağışlar, çok sayıda aracın su altında kalmasına ve sürüklenmesine neden oldu. Sel sularında mahsur kalan sürücülerin nasıl davranması gerektiği ve su altında kalan araçların yeniden kullanılıp kullanılamayacağı önemli bir güvenlik sorunu olarak öne çıktı. Üsküdar Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü Öğretim Görevlisi, Yol ve Trafik Güvenliği Danışmanı Özgür Şener, sel sularında araç kullanmanın tehlikelerini, mahsur kalınması durumunda yapılması gerekenleri ve suya maruz kalan araçlarda oluşabilecek hasarları değerlendirdi. “Önümüzdeki aracın geçebilmesi, bizim de geçebileceğimiz anlamına gelmez” Sel sularında araç kullanırken en büyük tehlikenin suyun derinliğinin ve yolun gerçek durumunun doğru değerlendirilememesi olduğunu belirten Özgür Şener, “Su, yol yüzeyindeki çukurları, açık rögarları, çökmeleri ve akıntıyla sürüklenmiş engelleri gizleyebilir. Ayrıca suyun derinliği, aracın ağırlığı ve tasarımı ne olursa olsun, aracın yol tutuşunu ve kontrolünü kaybetmesine neden olabilir.” dedi. Suyun derinliğinin gözle tahmin edilerek geçiş yapılmaması gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, şöyle devam etti: “Derinliğini ve zeminin durumunu bilmediğimiz, güvenli olduğundan emin olamadığımız su birikintilerine ve sel sularına araçla girmemeliyiz. Suyun başka araçlar tarafından geçilmiş olması da o güzergâhın güvenli olduğunu göstermez. Önümüzdeki aracın geçebilmesi, kendi aracımızın da geçebileceği anlamına gelmez. Yol suyla kaplanmışsa mümkünse geri dönmeli, alternatif ve güvenli bir güzergâh seçmeliyiz. Birkaç dakikalık zaman kazancı uğruna hem kendi hayatımızı hem de araçtaki diğer kişilerin hayatını tehlikeye atabiliriz.” “30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir” Sel suyunun sürükleme gücünün çoğu zaman hafife alındığını ifade eden Şener, ABD Ulusal Hava Servisinin (NWS) uyarılarına dikkat çekti. Özgür Şener, “Yaklaşık 15 santimetre derinliğindeki hızlı akan su bir yetişkini devirebilirken, 30 santimetrelik hızlı akan su birçok otomobili sürükleyebilir. Yaklaşık 61 santimetrelik hızlı akan su ise SUV ve bazı kamyonetleri de sürükleyebilir.” bilgisini verdi. Araçların ağırlığının sel sularına karşı mutlak bir güvence sağlamadığını kaydeden Şener, özellikle akıntının bulunduğu yollarda araçla ilerlemeye çalışılmaması gerektiğini söyledi. “Araç içinde mahsur kalındığında öncelik aracı değil, hayatı kurtarmak olmalı” Sel sırasında araç içinde mahsur kalmanın birkaç dakika içinde hayati tehlikeye dönüşebileceğini anlatan Özgür Şener, su seviyesinin ve akıntının şiddetinin hızla değişebileceğini belirtti. Bu gibi durumlarda panikle hareket edilmemesi gerektiğini ifade eden Özgür Şener, “Su yükseliyor, akıntı aracı sürüklüyor veya araç kontrolünü kaybediyorsa ilerlemeye çalışılmamalı. Motor durursa tekrar tekrar çalıştırmayı denememek gerekir. Öncelik aracı kurtarmak değil, içeridekilerin hayatını korumaktır.” dedi. Sürücülerin mümkünse 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ulaşarak konumlarını ve araçtaki kişi sayısını bildirmesi gerektiğini söyleyen Şener, özellikle çocuk, yaşlı veya hareket kısıtlılığı bulunan yolcuların durumunun kurtarma ekiplerine iletilmesinin önemine işaret etti. “Her sel olayında araçtan hemen çıkmak doğru değil” Sel sırasında araçtan çıkma kararının mevcut tehlikeye göre verilmesi gerektiğini vurgulayan Şener, hızlı akan suyun aracı çevrelediği durumlarda dışarı çıkmanın da ölümcül olabileceğini belirtti. Özgür Şener, şu değerlendirmede bulundu: “Hızlı akan su aracı çevreliyorsa, su içeri yükselmiyorken araçta kalmak ve yardım istemek daha güvenli olabilir. Çünkü hızlı akıntıda araçtan çıkıp suya girmek kişinin sürüklenmesine ve boğulmasına neden olabilir. Ancak su seviyesi araç içinde yükselmeye başlarsa beklenmemeli, güvenli tahliye seçeneği değerlendirilmelidir. Ayrıca selde sürüklenen diğer taşıtlar veya sert nesneler de ciddi tehlike oluşturabilir.” Su seviyesinin yükseldiği durumlarda araç kapılarının su basıncı nedeniyle açılamayabileceğini belirten Özgür Şener, “Mümkünse dış koşullar daha da kötüleşmeden yan camlardan çıkış seçeneği değerlendirilmelidir. Emniyet kemeri açılmalı, çocuklara ve hareket etmekte zorlanan yolculara yardım edilmelidir. Camlar elektrikle çalışmıyorsa kırılabilir bir yan camdan çıkış gerekebilir. Ön camlar genellikle lamine cam olduğundan kırılmayacaktır. Her taşıtta emniyet çekicinin bulunması ve erişilebilir bir yerde tutulması önemlidir.” diye konuştu. Araçtan güvenli şekilde çıkan kişilerin akıntıya karşı yürümeye veya yüzerek karşıya geçmeye çalışmaması gerektiğini de vurgulayan Özgür Şener, yüksek ve güvenli bir noktaya ulaşılmasını, araçta bırakılan eşyalar için geri dönülmemesini önerdi. “Sel sularında kalan aracın motorunu kesinlikle çalıştırmayın” Sel sularının çekilmesinin araçların yeniden güvenle kullanılabileceği anlamına gelmediğini ifade eden Özgür Şener, suya maruz kalan araçlarda görünmeyen mekanik ve elektronik hasarlar oluşabileceğini söyledi. Şener, özellikle motorun yeniden çalıştırılmasının mevcut hasarı ağırlaştırabileceği uyarısında bulunarak, şunları söyledi: “Araç suya girmiş, su altında kalmış veya motor bölmesine su girmiş olabilecek durumdaysa motor çalıştırılmamalı ve marşa basılmamalıdır. Aracı hareket ettirmeye çalışmak, mevcut hasarı ağırlaştırabilir. Araç güvenli bir yerdeyse ve yaklaşmak tehlike yaratmıyorsa hasarın fotoğrafları çekilebilir. Sigorta şirketine bilgi verilmeli ve uygun kurtarma hizmeti çağrılmalıdır.” Suya maruz kalan araçların iterek veya uygun olmayan şekilde çekilerek hareket ettirilmemesi gerektiğini de belirten Özgür Şener, ıslak elektrik bağlantılarına ve kontrol ünitelerine müdahale edilmemesi gerektiğini kaydetti. “Motor su emerse tamamen değiştirilmesi gerekebilir” Sel sularının motorlarda oluşturabileceği en ciddi sorunlardan birinin hidrolik kilit olduğunu anlatan Özgür Şener, bu durumun motorun iç mekanizmasında ağır hasarlara neden olabileceğini belirtti. Özgür Şener, “İçten yanmalı motorlarda pistonlar, silindir içindeki hava-yakıt karışımını sıkıştırarak çalışır. Ancak su, hava gibi kolayca sıkıştırılamaz. Hava emiş sistemi üzerinden silindirlere yeterli miktarda su ulaşırsa pistonun yukarı hareketi engellenebilir. Bu durum hidrolik kilit olarak adlandırılır.” dedi. Hidrolik kilidin sonuçlarına ilişkin Özgür Şener, şu bilgileri verdi: “Hidrolik kilit sonucunda biyel kolları eğilebilir veya kırılabilir; pistonlar, krank mekanizması ve diğer motor bileşenleri ağır hasar görebilir. Hasarın boyutuna göre motorun tamamen değiştirilmesi gerekebilir. Motor dururken içine su girmiş olsa bile marşa basılması mevcut durumu ağırlaştırabilir. Bu nedenle motorun çalışıp çalışmadığını denemek amacıyla marşa basılmamalıdır.” “Araç çalışsa bile güvenlik sistemleri arızalanmış olabilir” Sel sularının modern araçlardaki elektronik sistemlere de zarar verebileceğini belirten Özgür Şener, hasarların bazen günler veya haftalar sonra ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Özgür Şener, “Modern araçlarda motor yönetimi, ABS, elektronik denge kontrolü, hava yastıkları, emniyet kemeri gergileri, park sensörleri ve sürüş destek sistemleri gibi çok sayıda elektronik bileşen bulunur. Sel suları bu sistemlerde kısa devreye, yalıtım sorunlarına ve zaman içerisinde gelişen korozyona neden olabilir.” dedi. Araçtaki elektronik arızaların ilk incelemede fark edilmeyebileceğini vurgulayan Özgür Şener, “Araç ilk anda çalışsa bile sonrasında arıza lambaları yanabilir, sensörler hatalı sinyal gönderebilir veya bazı sistemler devre dışı kalabilir. Daha önemlisi, hasar yalnızca konfor donanımlarıyla sınırlı kalmayabilir. ABS, elektronik denge kontrolü ve hava yastıkları gibi güvenlik açısından kritik sistemlerin de kontrol edilmesi gerekir.” diye konuştu. Özgür Şener, araç tabanına kadar ulaşan sel sularının halı ve yalıtım malzemelerinin altında nem bırakarak küf ve kötü kokuya, zamanla da iç ortam kalitesinin bozulmasına neden olabileceğini ifade etti. “Elektrikli ve hibrit araçlarda gecikmeli yangın riski var” Elektrikli ve hibrit araçlarda sel sonrası risklerin daha farklı boyutlara ulaşabildiğine dikkat çeken Özgür Şener, yüksek voltajlı batarya sistemlerinin özel güvenlik önlemleri gerektirdiğini söyledi. Özgür Şener, “Batarya paketleri, elektrik motorları ve yüksek voltaj kabloları su baskınından veya fiziksel hasardan etkilenebilir. Bu durum elektrik çarpması, kısa devre ve yangın tehlikesi yaratabilir. Bataryada oluşan hasarın etkileri her zaman hemen görülmeyebilir. Fiziksel hasar veya suya maruz kalma, bazı koşullarda gecikmeli ısınma ve yangın riskine yol açabilir.” dedi. Sel sularına maruz kalan elektrikli ve hibrit araçların batarya güvenliği değerlendirilmeden çalıştırılmaması veya şarj edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batarya paketine, yüksek voltaj kablolarına ve hasarlı elektrik bağlantılarına dokunulmamalıdır. Duman, anormal ısınma, tıslama veya olağandışı ses fark edilirse araçtan uzaklaşılmalı ve acil durum ekiplerine haber verilmelidir. Araç, üreticinin kurtarma talimatlarına uygun biçimde ve bu konuda eğitimli ekipler tarafından taşınmalıdır.” Batarya hasarı şüphesi bulunan araçların evlerden ve kapalı alanlardan uzak tutulması gerektiğini belirten Özgür Şener, güvenli mesafenin ve araçların nasıl konumlandırılacağının uzman ekipler tarafından belirlenmesi gerektiğini kaydetti. “Suyun çekilmesi ve aracın çalışması güvenli olduğu anlamına gelmez” Selden etkilenen araçların yalnızca motorunun kontrol edilmesinin yeterli olmadığını ifade eden Özgür Şener, fren, direksiyon, şanzıman ve elektrik sistemlerinin de ayrıntılı olarak incelenmesi gerektiğini söyledi. Özgür Şener, “Sel sonrasında fren sistemi, direksiyon bileşenleri, şanzıman, diferansiyel, tekerlek rulmanları ve elektrik tesisatı farklı düzeylerde etkilenmiş olabilir. Fren sistemlerinde su ve kirlenmeye bağlı sorunlar görülebilir. Şanzıman veya diferansiyel sıvılarına su karışması mekanik hasara yol açabilir. Elektrik bağlantılarında zamanla gelişen korozyon ise günler veya haftalar sonra arıza ortaya çıkarabilir.” dedi. Su altında kalan araçların uygun kurtarma ekipmanıyla taşınması gerektiğini vurgulayan Özgür Şener, çekme yönteminin aracın şanzıman ve aktarma sistemine göre belirlenmesi gerektiğini, gerekli durumlarda düz platformlu çekici kullanılmasını önerdi. Özgür Şener, “Aracın çalışıyor olması veya kısa bir mesafede hareket edebilmesi güvenli olduğu anlamına gelmez. Frenler, direksiyon, aktarma organları, elektronik sistemler ve araç içi bileşenler kontrol edilmeden normal kullanıma başlanmamalıdır.” uyarısında bulundu. “Sel koşullarında araç güvenliğinin iki temel kuralı var” Sel sularına maruz kalan araçlarda hasarın yalnızca suyun ulaştığı yüksekliğe bakılarak değerlendirilemeyeceğini belirten Özgür Şener, maruziyet süresinin, sudaki çamur ve kirleticilerin de hasarın boyutunu etkilediğini söyledi. Araçların mutlaka uzman servis tarafından incelenmesi gerektiğini vurgulayan Şener, “Öncelik can ve taşıt güvenliği için taşıtla suya girmemektir. Bir sebepten suya girilmişse ve güvenle çıkılabilmişse taşıt hasarını ağırlaştırmamak önemlidir. Sel koşullarında araç güvenliğinin iki temel kuralı budur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir'de Yağmur Teyakkuzu Haber

Bursa Büyükşehir'de Yağmur Teyakkuzu

Biba, BUSKİ ve İtfaiye personeliyle görev yerlerinde bir araya gelerek hazırlıklar hakkında bilgi aldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün kuvvetli yağış ve fırtına uyarılarının ardından il genelinde hazırlıklarını artırdı. Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi (AKOM) koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında, 14 Ekim’i 15 Ekim’e bağlayan gece boyunca Büyükşehir Belediyesi ekipleri, şehir genelinde kritik noktalarda konuşlanarak teyakkuz halinde görev yapıyor. 1.126 PERSONEL VE 439 ARAÇLA KESİNTİSİZ MESAİ BUSKİ Genel Müdürlüğü, Ulaşım Dairesi Başkanlığı, İtfaiye Dairesi Başkanlığı, Zabıta Dairesi Başkanlığı, Tarım Peyzaj A.Ş. ve Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı birimleri başta olmak üzere ilgili tüm ekipler, mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen yağmurlar nedeniyle oluşabilecek risklere karşı araç, ekipman ve iş makineleriyle sahada hazır bekliyor. ‘Yol Bakım’da 350, ‘Tarım Peyzaj A.Ş.’ ile ‘Park ve Bahçeler’de 458, ‘İtfaiye’de 134, ‘BUSKİ’de 130, ‘Zabıta’da 38, çağrı merkezlerinde 16 ve ‘Sahil Planlama’da 8 personel yer alıyor. ‘Tarım Peyzaj A.Ş.’ ve ‘Park ve Bahçeler’de 164, ‘Yol Bakım’da 118, ‘BUSKİ’de 100, ‘İtfaiye’de 44 ve ‘Zabıta’da 13 araç olası vakalara müdahale için hazır durumda bulunuyor. BAŞKAN VEKİLİ BİBA GELİŞMELERİ SAHADA TAKİP ETTİ Birimler arasındaki koordinasyon AKOM üzerinden sağlanırken, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da şehir genelindeki son durumu ve meteorolojik gelişmeleri buradan takip etti. Ardından BUSKİ Genel Müdürlüğü ve İhsaniye İtfaiye İstasyonu’na geçen Başkan Vekili Biba, hazırlıklara ilişkin ekiplerden bilgi alıp son durumu değerlendirdi. Olumsuz hava koşullarının etkilerinin devam ettiği süre boyunca ekiplerin sahadaki çalışmalarını sürdüreceğini belirten Başkan Vekili Şahin Biba, vatandaşları da dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda uyardı. EKİPLERDEN KANALİZASYON TEMİZLİĞİ Yaz boyunca altyapı ağına güçlendirme çalışmalarını aralıksız sürdüren Büyükşehir ekipleri, mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi beklenen yağışlara karşı belirlenen müdahale ihtiyacı tespit edilen bölgelerde gece boyunca kanalizasyon ve yağmur suyu hattı temizlik çalışması gerçekleştirdi. Ekiplerin hummalı çalışmasıyla yağışlar öncesi şehir genelinde altyapı ağı güvenli hale getirildi. BELEDİYENİN İHBAR HATLARI 7/24 AÇIK Bursa Büyükşehir Belediyesi, su ve kanalizasyonla ilgili ihbarlar için BUSKİ Alo 185, diğer talepler için 444 16 00 ve Alo 153 hatlarını vatandaşların erişimine açık tutuyor. Acil durumlarda ise 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istenebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Afet Haberleşmesinde Enerji Kesintilerine K-Ulak Çözümü Haber

Afet Haberleşmesinde Enerji Kesintilerine K-Ulak Çözümü

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, afetlerde iletişimin kesintiye uğramaması ve müdahale ekiplerinin koordinasyonunun sürdürülebilmesi amacıyla K-Ulak 1 ve K-Ulak 2’yi hizmete aldı. Uydu ve GSM bağlantısı, bağımsız enerji altyapısı, Wi-Fi, şarj, anons ve aydınlatma sistemleriyle donatılan K-Ulaklar, afet bölgesinin haberleşme üssü olacak. AFETLERDE İLETİŞİM K-ULAK İLE SAĞLANACAK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, afetlere karşı hazırlık kapasitesini teknolojiyle güçlendirmeye devam ediyor. Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı tarafından projelendirilen Afet Acil Durum Haberleşme Römorkları K-Ulak 1 ve K-Ulak 2, olası bir afetin ardından iletişim altyapısının zarar gördüğü bölgelere hızla ulaşarak haberleşmenin yeniden sağlanması için görev yapacak. Büyükşehir envanterine kazandırılan mobil sistemler, hem sahadaki ekiplerin koordinasyonuna güç katacak hem de vatandaşların temel iletişim ihtiyaçlarına cevap verecek. AFET BÖLGESİNİN HABERLEŞME ÜSSÜ OLACAK Afetlerin ardından enerji ve iletişim altyapısında yaşanabilecek kesintiler, müdahale çalışmalarını doğrudan etkileyebiliyor. Tam da bu kritik anlar için tasarlanan K-Ulaklar, ihtiyaç duyulan iletişim altyapısını olay bölgesine taşıyacak. Mobil yapıları sayesinde kısa sürede sahaya ulaştırılabilecek K-Ulak 1 ve K-Ulak 2, haberleşmenin kesildiği ya da mevcut sistemlerin yetersiz kaldığı noktalarda hızla devreye alınacak. UYDU VE GSM ÜZERİNDEN KESİNTİSİZ İLETİŞİM K-Ulaklar, uydu ve GSM altyapılarını kullanarak afet bölgesinde internet erişimi sağlayacak. Araçlar üzerinden telsiz haberleşmesi gerçekleştirilebilecek, gerekli durumlarda oluşturulacak Wi-Fi ağı vatandaşların kullanımına açılabilecek. Böylelikle müdahale ekiplerinin birbiriyle bağlantısı korunurken sahadaki bilgi akışının devam etmesi ve çalışmaların daha sağlıklı koordine edilmesi sağlanacak. EN AZ 48 SAAT KENDİ ENERJİSİNİ ÜRETECEK K-Ulakların öne çıkan özelliklerinden biri de şebeke elektriğine ihtiyaç duymadan görev yapabilmesi. Jeneratör, güneş panelleri ve batarya sistemleriyle donatılan araçlar; haberleşme, internet, aydınlatma ve diğer teknik sistemlerin enerji ihtiyacını kendi altyapısından karşılayacak. K-Ulaklar bu sayede elektrik altyapısının tamamen devre dışı kaldığı durumlarda bile en az 48 saat boyunca bağımsız olarak çalışabilecek. VATANDAŞLAR İÇİN Wİ-Fİ VE ŞARJ DESTEĞİ Yalnızca kurumlar arasındaki iletişimi sağlamakla kalmayacak K-Ulaklar, afet bölgesindeki vatandaşlara da destek sunacak. Araçlarda yer alan şarj noktaları sayesinde cep telefonları şarj edilebilecek, uygun koşullarda Wi-Fi üzerinden internet erişimi sağlanabilecek. Böylelikle vatandaşların yakınlarıyla iletişim kurabilmesine ve ihtiyaç duyduğu bilgiye ulaşabilmesine imkân tanınacak. AYDINLATMA, ANONS VE KAMERAYLA ETKİN DESTEK K-Ulak 1 ve K-Ulak 2’de yer alan aydınlatma sistemleri, enerji altyapısının zarar gördüğü bölgelerde güvenli çalışma ortamının oluşturulmasına katkı sağlayacak. Anons sistemleriyle vatandaşlara yönlendirme ve bilgilendirme yapılabilecek, kamera sistemleriyle de bölgedeki gelişmeler takip edilebilecek. Böylelikle K-Ulaklar, yalnızca bir haberleşme aracı değil, afet sahasında iletişim ve koordinasyonun merkezi olarak hizmet verecek. KOCAELİ’NİN AFETLERE KARŞI GÜCÜ ARTACAK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin afet öncesinde hazırlıklı olma anlayışıyla hayata geçirdiği K-Ulak 1 ve K-Ulak 2, güçlü teknik donanımı, bağımsız enerji kapasitesi ve hızlı hareket kabiliyetiyle kentin afet haberleşme altyapısına önemli katkı sunacak. En kritik anlarda bağlantının kopmamasını sağlayacak K-Ulaklar, Kocaeli’nin afetlere karşı gücünü artıracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu Haber

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, GEBKİM’de Sanayicilerle Buluştu

Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki’nin konuşmacı olduğu programda Türkiye’nin deprem riski, Japonya ile Türkiye arasındaki farklılıklar ile deprem öncesinde, anında ve sonrasında alınması gereken önlemler ele alındı. GEBKİM Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yılında sanayi kuruluşlarının afetlere hazırlık kapasitesini ve çalışanlarda deprem farkındalığını artırmaya yönelik önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. GEBKİM OSB Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa GEBKİM katılımcı firmalarının temsilcileri, çevre organize sanayi bölgelerinden katılımcılar ile Dilovası Belediyesi’nin ilgili birimlerinden temsilciler katıldı. Program, 17 Ağustos Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden vatandaşlar için yapılan saygı duruşuyla başladı. Moriwaki, Türkiye ve Japonya’nın Deprem Deneyimlerini Karşılaştırdı Programın konuşmacısı Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin deprem kuşağındaki konumunu ve deprem haritasını değerlendirerek geçmiş depremler üzerinden önemli bilgiler aktardı. Türkiye ile Japonya’nın afetlere yaklaşımını karşılaştıran Moriwaki; yapı güvenliği, hazırlık kültürü, eğitim ve bireysel farkındalığın önemine dikkat çekti. Moriwaki, olası bir deprem öncesinde alınabilecek tedbirleri, deprem sırasında uygulanması gereken doğru davranış biçimlerini ve afet sonrasında izlenecek adımları örneklerle anlattı. Sanayi kuruluşlarında çalışanların kişisel hazırlığının yanı sıra kurumların acil durum planlarının, müdahale kapasitesinin ve düzenli tatbikatlarının afet yönetimindeki önemini vurguladı. Aracı: “Sanayinin Dirençliliği, Ülkenin Toparlanma Gücünü Doğrudan Etkiliyor” GEBKİM Kimya İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük depremlerin afetlere hazırlık konusunda önemli dersler ortaya koyduğunu belirterek, kentlerin ve sanayi bölgelerinin dirençliliğinin birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Aracı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Geçmiş deprem deneyimlerimiz bize gösterdi ki afetlere hazırlık, hayatın ve üretimin bütününü kapsayan uzun soluklu bir sorumluluk. Yaşam alanlarımızı, kentlerimizi ve sanayi bölgelerimizi daha dirençli hale getirecek adımları bugünden atmak zorundayız. Organize Sanayi Bölgeleri, üretim ve istihdamın yanı sıra güçlü organizasyon yapılarıyla afet sonrasında da önemli görevler üstleniyor. Üretimin devamlılığı ve tedarik zincirlerinin korunması açısından iş sürekliliği planlarının hazır olması bu nedenle büyük önem taşıyor.” “Her Fabrika Bir Kaledir” Anlayışıyla Hazırlık GEBKİM’in afetlere hazırlık çalışmalarını Mustafa Kemal Atatürk’ün “Her fabrika bir kaledir” sözünün ortaya koyduğu anlayışla sürdürdüğünü belirten Aracı, şöyle devam etti: “Biz bu sözü GEBKİM’de uzun süredir çalışmalarımıza yön veren bir anlayış olarak görüyoruz. Fabrikalarımızın, çalışanlarımızın ve üretim altyapımızın afetlere karşı hazırlıklı olması, ülkemizin ekonomik gücünün korunması açısından da önemli. GEBKİM olarak eğitimden tatbikata, arama-kurtarma kapasitesinden iş sürekliliğine uzanan çalışmalarımızı bu sorumlulukla sürdürüyoruz.” GEBKİM OSB’den Afetlere Karşı Somut Hazırlık Adımları GEBKİM OSB, afetlere hazırlık kapsamında 27 kişilik GEBKİM Arama ve Kurtarma Ekibi kurarken, GEBKİM İtfaiye personeliyle birlikte AFAD eğitimlerini tamamladı. Bölgede olası bir afette kullanılmak üzere arama-kurtarma ekipmanları, acil müdahale ve barınma çadırları ile Kimyasal Arınma Çadırı’nın da yer aldığı tam donanımlı deprem konteynerleri oluşturuldu. Düzenli deprem tatbikatlarıyla çalışanların müdahale kabiliyetinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Afet sonrası üretimin ve kritik faaliyetlerin sürdürülebilmesi için AFAD yürütücülüğünde başlatılan RESMAR Projesi kapsamında GEBKİM’in İş Sürekliliği Planı oluşturuldu. Marmara Bölgesi’ndeki OSB’lerin afetlere karşı kurumsal dayanıklılığını artırmayı hedefleyen proje, GEBKİM’in hazırlık çalışmalarının önemli bir ayağını oluşturuyor. Bunun yanında devreye alınan Acil Durum Müdahale Yazılımı kapsamında yaklaşık 2 bin kişiye eğitim verildi. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen programla GEBKİM OSB, sanayide afetlere hazırlık ve iş sürekliliği konusunda sürdürdüğü çalışmaları sektör temsilcileriyle paylaşırken, deprem bilincinin canlı tutulmasına yönelik önemli bir buluşmayı daha gerçekleştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir! Haber

Depremden Önce Kazanılacak 5 Saniye Bile Hayat Kurtarabilir!

Dikey yapılaşmanın ve deprem toplanma alanlarının yapılaşmaya açılmasının önemli riskler oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27. yıldönümü dolayısıyla deprem hazırlıklarını değerlendirerek, erken uyarı sistemlerinin afet yönetimindeki önemine dikkat çekti. Dünyada deprem erken uyarı sistemleri Japonya, Meksika, Çin, ABD (Batı Yakası), Tayvan, Güney Kore ve Türkiye deprem riski yüksek ülkelerde ulusal veya bölgesel deprem erken uyarı sistemlerinin kullanıldığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Marmara bölgesinde EDİS firması tarafından fay hattına yakın çeşitli noktalarda hassas cihazlarla merkezler kurulmuştur. Burada depremin ilk öncü P dalgası ölçülerek, değerlendirerek konumuna göre 5 saniye ile 60 saniye arasında önceden depremi tespit ederek, büyüklüğü ve başlangıç noktası bilgilerini hizmet verdiği firmalara göndermektedir. Bu bilgiyi alan firmalarda bunu yapay zeka uygulamaları ile işleyerek olası zararı küçültmektedirler.” dedi. 5 saniye bile doğru kullanılırsa kritik olabilir Dr. Uçan, “Bu firmaya veya başka bir kuruluşa, bütün Türkiye’de deprem uyarı cihazları fay hattı bölgelerine yerleştirilmelidir. Böylece 5-60 saniye önce depremden bilgilenecektir. Bu sürede elektrik kesilebilir, doğalgaz sistemleri kapatılabilir. Fabrikalarda yapay zekâ ve otomasyon sistemleriyle yüzlerce güvenlik hareketi aktive edilebilir. Bu sayede deprem sonrasında meydana gelebilecek can kayıplarının yanı sıra ekonomik ve çevresel zarar da azaltılabilir.” diye konuştu. Dikey yapılaşmadan vazgeçilmeli Türkiye’nin deprem gerçeğine rağmen yüksek katlı yapılaşmanın devam ettiğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, “Dikey yapılaşma ülkemizde hız kesmeden devam etmektedir. 1999 Depreminin üzerinden 27 yıl, 2023 depreminin üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen yanlış yapılanma devam ettirilmektedir. Bu sadece İstanbul’da değil 50 bin nüfuslu şehirlerde de aynıdır. Almanya’da deprem bölgesi olmamasına rağmen yapılar genellikle 3 katlıdır. Bu sistemi bozmuyorlar. Bizde ise bu yüksek katlı binaların bazıları acil deprem toplanma bölgelerinde yapıldı. Acilen dikey yapılanmadan vazgeçilmelidir. Halen bulunan deprem toplanma alanlarının korunması sağlanmalıdır.” şeklinde konuştu. Ailenizin depremden sonra nerede buluşacağını belirleyin Depreme hazırlık için bireylerin ve ailelerin de kendi acil durum planlarını oluşturması gerektiğini dile getiren Dr. Uçan, “Ailemizin deprem anından sonra nerede toplanacağı, şehir dışına ortak kontak telefonu gibi hazırlıkların şimdiden yapılması gerekmektedir.” dedi. İlk 72 saat için hazırlıklı olun Afet ve acil durum çantasının deprem hazırlığının temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Uçan, “Büyük depremden sağ kurtulsanız bile ilk 72 saatte yardım ekiplerinin size ulaşması mümkün olmayabilir. Bu nedenle temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek bir afet ve acil durum çantasını kolayca ulaşabileceğimiz bir yerde hazır bulundurmalıyız.” dedi. Afet çantasının yalnızca deprem için düşünülmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, “Deprem, su baskını ve yangın gibi afetlerde kişilerin temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayabilecek ürünleri ve ilk yardım malzemelerini içeren, kolay taşınabilir ve mümkünse su geçirmez bir çanta hazırlanmalı. Çantanın omuzda veya sırtta taşınabilmesi, afet sırasında hareket kabiliyeti açısından önemlidir.” ifadelerini kullandı. Deprem çantasında neler bulunmalı? Çantanın kişisel ve ailevi ihtiyaçlara göre hazırlanması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Rüştü Uçan, bulunması gereken temel malzemeleri şöyle sıraladı: “El feneri, çok amaçlı katlanır çatal-kaşık seti, radyo, pil, plastik düdük, iş eldiveni, yağmurluk, su, korunma örtüsü, maske, sargı bezi, anında soğuk kompres, ikaz yeleği, polar battaniye, yedek anahtar (ev, işyeri, araç), termos veya matara, kuru gıda (kuruyemiş, çikolata, pestil gibi), konserve yiyecek ve bir miktar nakit para.” Önemli belgelerin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Dr. Uçan, “Kimlik, ehliyet, pasaport, araç ruhsatı, tapu ve sigorta poliçeleri gibi önemli belgelerin fotokopileri çantada yer alabilir. Bu belgelerin dijital kopyalarının güvenli bir bulut ortamında saklanması da yararlı olacaktır.” dedi. İlaç listesini ve aile bireylerinin fotoğraflarını çantaya koyun Afet çantasındaki bazı malzemelerin kriz anında özel önem taşıdığını dile getiren Uçan, “Aile bireylerinin güncel fotoğrafları, düzenli kullanılan ilaçların listesi ve önemli tıbbi bilgiler mutlaka düşünülmeli. Yerel bir harita ile aile bireylerinin toplanma noktasını gösteren bir görsel de çantada bulunabilir.” diye konuştu. Dr. Uçan, çanta içindeki malzemelerin son kullanma tarihine dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizerek, "Malzemeler; kullanacak kişilerin (bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile, hasta, evcil hayvan gibi) özelliklerine göre belirlenmeli, kolay kullanılabilecek ve birbirlerini olumsuz etkilemeyecek şekilde yerleştirilmeli. Deprem çantası, evde sığınma alanı olarak düşündüğümüz yerde bulundurulmalı." şeklinde konuştu. Hijyen malzemelerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Uçan, sabun veya dezenfektan, diş fırçası ve macunu, ıslak mendil, tuvalet kâğıdı ve hijyenik ped gibi temel ürünlerin ihtiyaçlara göre çantaya eklenebileceğini söyledi. Her deprem çantası aynı olmamalı Afet çantasının hazırlandıktan sonra bir köşeye bırakılmasının yeterli olmadığını vurgulayan Uçan, içindeki ürünlerin düzenli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çekti. “Malzemelerin son kullanma tarihleri mutlaka takip edilmeli.” diyen Uçan, “Çanta, kullanacak kişilerin özelliklerine göre hazırlanmalıdır. Evde bebek, çocuk, yaşlı, engelli, hamile veya kronik hastalığı bulunan biri varsa onların özel ihtiyaçları hesaba katılmalıdır. Evcil hayvanı bulunan aileler de hayvanlarının su, gıda ve diğer temel ihtiyaçlarını planlamalıdır.” ifadelerini kullandı. Dr. Uçan, afet çantasının evde kolay ulaşılabilecek ve güvenli olduğu düşünülen bir noktada bulunması gerektiğini, ayrıca iş yerlerinde ve okullarda da benzer hazırlıkların yapılmasının önemli olduğunu sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ISG’nin Terminal Memurlarından Can Kurtaran Hamle Haber

ISG’nin Terminal Memurlarından Can Kurtaran Hamle

Personelin uyguladığı Heimlich manevrası sonucu boğazına boncuk kaçan 2 yaşındaki Liam bebek tekrar nefes almaya başlayarak havalimanı kliniğine yönlendirildi. 19 Mayıs akşamı gelen yolcu katında devriye görevlerini sürdüren terminal memurları bir babanın bebek arabası etrafında olağan dışı panik halini fark etti. Olay yerine yaklaştıklarında çocuğun nefes almakta güçlük çektiğini ve yüz bölgesinde morarma başladığını gören ekipler, babanın dil bariyeri nedeniyle el kol hareketlerinden çocuğun boğazına bir cisim kaçmış olabileceğini ifade etmeye çalıştığını anlayıp anında Heimlich manevrası uyguladı. Yapılan müdahale sonucunda, çocuğun boğazına kaçtığı değerlendirilen ve bilekliğinden koptuğu düşünülen bir boncuk çıkarıldı. Transfer yolcu alanında yaşanan bu acil durum müdahalesinin ardından çocuğun yeniden nefes almaya başladığı gözlemlenerek, gerekli sağlık kontrollerinin ardından aile seyahatine devam etti. Terminal memurları Tolga Çiçin, Esmagül Bostancı ve Talha Kahyaoğlu’nun devriye görevi sırasında çevreyi dikkatle gözlemlemesi, ailenin yardım ihtiyacını hızlı şekilde fark etmesi ve soğukkanlılıkla müdahale etmesi, olası ciddi bir sağlık riskinin önlenmesinde belirleyici olurken, yaşanan olay havalimanı operasyonlarında görev yapan ekiplerin yolcu güvenliği, farkındalık ve acil durumlara müdahale konusundaki kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu. Havalimanı operasyonlarında çalışan ekiplerin yalnızca yolcu yönlendirme ve terminal düzeninin sağlanmasında değil, aynı zamanda yolcu güvenliği ve acil durum farkındalığı açısından da kritik bir rol oynadığını gösteren olay karşısında ISG Yönetimi ilgili çalışanlara bir teşekkür belgesi takdim edildi. Sabiha Gökçen Havalimanı Yönetici Direktörü Hanita Ahmad’ın terminal görevlilerine bizzat teşekkür ettiği törende, takdim edilen sertifikaların üzerinde “Terminalimizde yaşanan acil sağlık durumuna karşı sergilediğiniz hızlı, soğukkanlı ve hayat kurtarıcı müdahale için teşekkür ederiz. Görevinizin ötesine geçen bu profesyonel ve duyarlı yaklaşım, kurumumuz için büyük bir gurur vesilesidir. Göstermiş olduğunuz bu örnek duruş için sizi tebrik eder, başarılarınızın devamını dileriz.” ifadeleri yer aldı. Yaşanan olayla ilgili değerlendirmede bulunan Hanita Ahmad, terminal ekiplerinin farkındalığı ve hızlı müdahalesinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Havalimanları, günün her anında farklı yaş gruplarından binlerce yolcuya ev sahipliği yapan kritik ve dinamik operasyon alanlarıdır. Bu nedenle ekiplerimizin yalnızca operasyonel süreçlerde değil, beklenmedik durumlarda da doğru aksiyon alabilmesi büyük önem taşımaktadır. Yolcularımızın güvenliği, sağlığı ve terminal içerisindeki durumu, tüm operasyonlarımızın merkezinde yer almaktadır. Yaşanan olay, havalimanı çalışanlarının sahadaki dikkatinin ve kriz anlarında gösterdikleri soğukkanlı yaklaşımın, yolcu güvenliği açısından ne kadar hayati olabileceğini bir kez daha ortaya koymuş oldu.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orman Yangınları İş Dünyasının Risk Haritasını Değiştiriyor Haber

Orman Yangınları İş Dünyasının Risk Haritasını Değiştiriyor

Avrupa’da ve Türkiye’de yaşanan son orman yangınları, orman yangınlarının yalnızca mevsimsel bir doğal afet değil, işletmeler ve kritik altyapılar açısından stratejik bir dayanıklılık sorunu haline geldiğini ortaya koyuyor. Artan sıcaklıklar, uzun süren kuraklıklar ve değişen yangın koşulları, Avrupa genelinde orman yangını riskini artırırken, işletmeler açısından fiziksel hasarın ötesine geçen yeni riskleri de beraberinde getiriyor. Fiziksel hasarın ötesinde operasyonel hasarlar öne çıkıyor Orman yangınlarından kaynaklanan hasarlar yalnızca maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Tahliyelerden etkilenen işletmeler, operasyonel aksaklıklar, tesislerin kapanması ve tedarik zincirinde yaşanan kesintiler gibi finansal sonuçlar doğurabilecek önemli etkilerle karşı karşıya kalıyor. Tahliye emirleri, duman veya bölgeye erişim kısıtlamaları nedeniyle yaşanan iş kesintileri, fiziksel hasarın sınırlı olduğu ya da hiç oluşmadığı durumlarda bile önemli finansal hasarlara yol açabiliyor. Bu durum, Güney Avrupa genelindeki tabloyu da yansıtıyor. Yunanistan'da son yıllardaki en büyük orman yangınları, bazı oteller ve küçük işletmeleri etkilerken, sanayi tesislerinin özel sanayi bölgelerinde yer alması nedeniyle bu yangınlardan genel olarak daha az etkilendi. Ekonomik kayıplarla sigorta hasarları arasındaki fark büyüyor Yangınlarla ilgili toplam hasarları güvenli şekilde tahmin etmek için henüz erken olsa da mevcut veriler, Avrupa'daki orman yangını koruma açığını ortaya koyuyor. İspanya'nın 2025 orman yangını sezonunda yaklaşık 5 milyar euro ekonomik hasar oluşurken, bunun sadece 1 milyar eurodan daha azı sigorta kapsamında karşılandı. Bu durum ekonomik hasarlarla sigorta tarafından karşılanan hasarlar arasındaki farkın büyüdüğünü ortaya koyarken, şirketlerin etkili risk transferini dayanıklılık, uyum sağlama ve iş sürekliliğine yönelik yatırımlarla birlikte ele almasının önemini bir kez daha vurguluyor. Hazırlık ve risk yönetimi, sigorta süreçlerini şekillendiriyor İlk göstergeler; güçlü acil durum planlarına, iş sürekliliği eylemlerine ve önleyici uygulamalara sahip kuruluşların hasarları azaltma ve faaliyetlerini sürdürme konusunda daha iyi durumda olduğunu gösteriyor. Riskler değiştikçe, olay öncesinde dayanıklılık oluşturmak, olay sonrasındaki toparlanma kadar önemli hale geliyor. Bu süreçte sigortacılar da orman yangını riskini daha iyi anlamak amacıyla daha detaylı risk verilerinden, uydu görüntülerinden ve giderek gelişen felaket risk modellemelerinden yararlanıyor. Güçlü risk yönetimi, varlık dayanıklılığı ve hazırlık düzeyini ortaya koyabilen kuruluşlar ise sigorta piyasasında daha avantajlı bir konumda yer alıyor. Sigorta artık daha geniş kapsamlı bir dayanıklılık stratejisinin parçası Geleneksel sabit kıymet sigortası, risklerin transfer edilmesinde önemli bir araç olmaya devam ediyor. Bununla birlikte şirketler, sigortayı gelişmiş risk değerlendirmeleri, iklim analizleri, uyum önlemleri ve uygun olduğu durumlarda parametrik sigorta gibi alternatif risk transfer çözümleriyle destekliyor. Orman yangını riskinin arttığı bölgelerde şirketlerin hem doğrudan hem de dolaylı risklerini değerlendirmesi; bitki örtüsü yönetimi, varlıkların korunması, iş sürekliliği planlaması ve acil durum müdahale kapasitesini güçlendirmesi önem taşıyor. Marsh ayrıca müşterileriyle yakın iş birliği içinde çalışarak değişen riskleri anlamalarına, olası sigorta etkilerini değerlendirmelerine, uygun durumlarda hasar süreçlerini desteklemelerine ve giderek daha karmaşık hale gelen iklim kaynaklı risklere karşı uzun vadeli dayanıklılıklarını güçlendirmelerine yardımcı oluyor. Orman Yangınlarını Sadece Mevsimsel Bir Sabit Kıymet Riski Olarak Görmekten Vazgeçmeliyiz Orman yangınlarının artık sadece mevsimsel bir sabit kıymet riski olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Marsh Risk Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, Avrupa’daki ve ülkemizdeki yangınlar; giderek operasyonlar, tedarik zincirleri, altyapı ve uzun vadeli dayanıklılık üzerinde etkileri olan stratejik bir iş riski haline geliyor. Hazırlıklı olmak önemli bir fark yaratan unsur haline geliyor. İklim analizine, risk değerlendirmesine, iş sürekliliği planlamasına, bitki örtüsü yönetimine ve uygulamaya yönelik uyum önlemlerine yatırım yapan kuruluşlar hem operasyonel aksaklıkları hem de finansal kayıpları azaltmak için daha avantajlı durumda oluyor. Sigorta şirketleri de giderek daha bilinçli sigortalama kararlarıyla güçlü risk kalitesini fark ediyor ve ödüllendiriyor. Bu durum fiyatlandırmanın dışında, aynı zamanda teminat şartlarında ve sunulan kapasitede de kendini gösteriyor” dedi. Önleme, Uyum Sağlama ve Dayanıklılığa Yatırım Yapmak Gerekiyor Orman yangınlarına karşı dayanıklılık oluşturabilmek için iş birliğinin şart olduğunu belirten Aksüt, “Devletler, işletmeler, sigorta şirketleri, reasürans şirketleri ve sermaye sağlayıcılarının daha iyi veri paylaşımı, dayanıklı altyapı, yenilikçi finansman ve risk yönetiminde koordineli yaklaşımlar yoluyla üstleneceği bir rol var. İklim riskleri değişip geliştikçe dayanıklılık, daha iyi bilimsel çalışmaların, daha iyi analizlerin ve daha güçlü iş birliklerinin bir araya getirilmesine bağlı olacak. Avrupa'nın orman yangını koruma açığını kapatmak risk transferinin ötesinde; aynı zamanda önleme, uyum sağlama ve dayanıklılığa yapılan yatırımlarda da ilerleme gerektirecek” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hatay’da Şebeke Hasarlarını Önleme ve Değerlendirme Toplantısı Yapıldı Haber

Hatay’da Şebeke Hasarlarını Önleme ve Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

6 Şubat depremleri sonrasında yüzlerce şantiyenin eş zamanlı faaliyet gösterdiği Hatay’da doğal gaz dağıtım şirketine bilgi verilmeden yürütülen kazı çalışmaları esnasında şebekeye hasar veriliyor. Doğal gaz hatlarında oluşan bu hasarlar, yalnızca gaz kesintilerine yol açmakla kalmıyor, kontrolsüz gaz çıkışları, yangın ve patlama riski nedeniyle vatandaşların can ve mal güvenliğini riske atıyor. Aksa Çukurova Doğalgaz, bu tabloya dikkat çekmek ve hat hasarlarının önlenmesi amacıyla Hatay’daki ilgili kurum ve kuruluşların yöneticileriyle iki günlük bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Kurumların hassasiyeti olumsuz durumların önüne geçecek Bu yılın ilk altı ayında gerçekleşen hat hasarlarının geçen yılın ilk altı ayına kıyasla yüzde 88 arttığının bilgisini paylaşan Aksa Çukurova Doğalgaz, 1002 hat hasarının yaşandığını, bu hasarlardan etkilenen 27 bin 850 abonenin ortalama 55 dakika boyunca gazsız kaldığını belirtti. Kamu güvenliği, can ve mal emniyeti açısından kritik öneme sahip doğal gaz hatlarına yönelik izinsiz kazı, hafriyat, zemin kesimi veya iş makinesi müdahalelerinin telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabildiğine dikkate çeken Aksa Çukurova Doğalgaz, tüm altyapı çalışmalarının Altyapı Koordinasyon Merkezi'nin (AYKOME) yönetmeliği kapsamında doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi ve izni dahilinde yürütülmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Kurumların bu konuda göstereceği hassasiyetin, yaşanabilecek olumsuz durumların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıdığını açıkladı. Aksa Çukurova Doğalgaz ayrıca, yangın ve patlama gibi durumlar için kullanılan acil durum vanalarına herhangi bir zarar verilmemesi ve çalışmalar sürecinde vanaların üzerlerinin kapatılmaması uyarısında bulundu. Aksa Çukurova Doğalgaz uyardı Aksa Çukurova Doğalgaz, konuyla ilgili olarak uyarılarda bulundu: “Bilgilendirmelerimizde sık sık belirttiğimiz üzere, yapılması planlanan tüm kazı faaliyetlerinin başta can ve mal güvenliğini sağlamak ve herhangi bir hasara sebebiyet verilmemesi adına doğal gaz dağıtım şirketinin bilgisi dahilinde olması gerekiyor. Bunun için de öncesinde 44 44 187 numaralı Aksa Doğalgaz Çözüm Merkezimiz ile görüşülmeli. Öte yandan vatandaşlarımız herhangi bir kazı çalışmasına dair şüpheli bir durumla karşılaşırlarsa, 7 gün 24 saat hizmet veren 187 Doğal Gaz Acil hattımızı arayabilirler.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.