Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adaptasyon

Kapsül Haber Ajansı - Adaptasyon haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adaptasyon haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye, Finans Teknolojilerinde Avrupa’yı Geride Bıraktı Haber

Türkiye, Finans Teknolojilerinde Avrupa’yı Geride Bıraktı

OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance'in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye'de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye'nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance'in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye'nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkati çeken Yusuf Ürey, “Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak “Mobil Bankacılık”, “ATM”, “Çağrı Merkezi”, “Yüz Tanıma Sistemleri”, “e-Cüzdan” ve “KYC” çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. “Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz” Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları “Tek Sözleşme” modelini şu sözlerle anlattı: “Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci 'Tek Sözleşme' modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz.” "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye'nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye'nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa'da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını “adaptasyon” olarak tanımlayan Ürey, “Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz” diye konuştu. “Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu” Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle dedi: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye'nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya'nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye'nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir Haber

Türkiye Tüketimle Değil, Üretim ve İhracatla Büyümelidir

EGİAD Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Komisyonu öncülüğünde düzenlenen toplantıda; ihracata yönelik finansman olanakları, devlet destekleri, küresel ticarette değişen dinamikler ve Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda sürdürülebilir büyüme stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Toplantıya; Türk Eximbank Ege Bölge Müdürü Gülom Kudal, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Eximbank ve EİB yöneticileri ile EGİAD Dış Ticaret Elçileri ve Konsey üyeleri katılım sağladı. Toplantının “Onur Konuğu” olarak yer alan Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, 40 yılı aşan ihracat birikimi ve liderlik tecrübesiyle, küresel ticaretin dönüşen dinamiklerine ilişkin stratejik değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı bir ülkenin kalkınma iradesi olarak tanımlayarak, “Türkiye gibi gelişmekte olan bir ekonomi için üretim kadar önemli olan şey, o üretimi dünya pazarlarında değerli hale getirebilmektir. İhracat, döviz kazandırır, istihdam yaratır, firmaları disipline eder, kaliteyi yükseltir, verimliliği artırır ve ülkeyi küresel rekabetin bir parçası yapar. İhracat yapmayan bir şirket sadece kendi büyüme fırsatını kaçırmış olmaz. Aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine, üretim kapasitesine, teknoloji gelişimine ve döviz gelirine de katkı sunmamış olur. Ben her zaman şuna inandım: Türkiye tüketimle değil, üretim ve ihracatla büyümelidir. Sağlıklı büyümenin yolu budur.” dedi. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı Jak Eskinazi, Türk şirketlerinin dünyaya açılmasında gerçek anlamda ‘oyunu değiştiren’ kırılma anlarını şöyle sıraladı; “İlk olarak Turquality bize markalaşmayı öğretti. İkincisi 2008 krizi bize pazar çeşitlendirmeyi öğretti. Üçüncüsü pandemi bize yakın üretimin değerini hatırlattı. Dördüncüsü de bugünkü ekonomik şartlar ise bize katma değer üretmeden ayakta kalamayacağımızı gösteriyor. Türk ihracatçısı bu kırılma anlarının her birinde adapte olmayı başardı. Bundan sonra da başarı, bu adaptasyon kabiliyetini ne kadar stratejik bir şekilde kullanabildiğimize bağlı olacak.” Türkiye’nin kendi ülke algısı marka olmalı Türk şirketlerinin global pazarlarda büyümesini sınırlayan en büyük üç hatadan bahseden Başkan Eskinazi, “Ülke olarak marka olamamamız ilk hatamız. Bugün dünyada birçok ülke, kendi ülke algısını bir marka gibi yönetiyor. Sadece şirketlerin değil, Türkiye’nin de marka olması gerekiyor. İkinci hata, pazara uygun üretim yapmamak. Her pazarda aynı ürün karşılık bulmaz. Avrupa’nın beklentisi farklıdır, Amerika’nın farklıdır. Başarılı olmak için üretimi pazara göre şekillendirmek gerekir. Üçüncü önemli eksik ise satış sonrası hizmet ve sürdürülebilir ilişki yönetimi. Müşteri sizinle sadece bir sipariş için değil, uzun vadeli güven ilişkisi için çalışır. Türk ihracatçısının DNA’sında rekabetçilik, pratiklik, çabuk kavrama ve adaptasyon, müşteri ilişkilerinde güçlü bir refleks var.” dedi. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz Çin, Hindistan ve Uzak Doğu rekabetinde Türkiye’nin geride kalmasını değerlendiren Eskinazi, “Türkiye, Çin ve Hindistan ile aynı kulvarda değil. Onlar ölçek ekonomisiyle, düşük maliyetle, çok büyük hacimlerle rekabet ediyor. Bizim o yarışa girmemiz doğru değil, mümkün de değil. Bizim rekabet alanımız: tasarım, kalite, hız, esneklik, güven olmalı. Yani Türkiye, “en ucuz üretici” değil, “en akıllı ve en hızlı çözüm ortağı” olmalı. Bugün siparişlerin Çin, Hindistan ve Uzak Doğu’ya kaymasının en önemli nedeni maliyet avantajı. Türkiye’nin geri kaldığı noktalardan biri de burada: küresel ticaret sistemine yeterince entegre olamamak. Özellikle Hindistan–AB Serbest Ticaret Anlaşması bu açıdan çok kritik, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çok kritik. Çin ve Hindistan ile maliyet yarışına giremeyiz ama hızda, kalitede ve tasarımda onları geçebiliriz.” diye konuştu. E-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz Toplantıda öne çıkan bir diğer başlık ise dijitalleşme oldu. Başkan Eskinazi, “Artık 10 yıllık projeksiyon yapmak eskisi kadar kolay değil. Dünya çok hızlı değişiyor. Ben bundan 5 yıl önce şunu söylemiştim: “Mevcut işlerin en az %30’u ortadan kalkacak.” Bugün baktığımızda bunun gerçekleşmeye başladığını görüyoruz. Çünkü artık oyunun içinde çok güçlü bir faktör var: yapay zeka ve dijital dönüşüm. En büyük fırsat Bence Türkiye’nin en büyük avantajı şu: Genç ihracatçılarımız dünyayı iyi tanıyor. Daha global bakıyorlar, daha hızlı adapte oluyorlar, teknolojiyi daha iyi kullanıyorlar. Eğer bu bakış açısını doğru yönlendirirsek, özellikle: tüketici odaklı sektörlerde, e-ticarette, dijital markalarda çok ciddi bir büyüme yakalayabiliriz. Bugün dünyada tüketici şunu istiyor: zahmetsiz, hızlı, kaliteli ürün ve hizmet. Bu talebe cevap verebilen herkes kazanacak. Çünkü artık dünya şuna evrildi: hız + teknoloji + deneyim. Bu üçlü yoksa, rekabet de yok. Bugün 30 yaşında bir ihracatçı olsaydım, dijitalleşmeyi merkeze alırdım. E-ihracat, dijital markalaşma, veri odaklı satış, hızlı teslimat altyapısı bunlara yatırım yapardım. Pazar olarak; Avrupa hâlâ ana pazar, ABD yüksek katma değerli fırsatlar sunuyor, dijital sayesinde artık “pazar” kavramı da değişiyor. Doğru ürünü doğru platformda sunduğunuzda, dünya zaten sizin pazarınız oluyor.” dedi. Yeni Pazarlara Açılmanın Stratejik Platformu Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, küresel ticaretin artık sadece üretim ve satış değil; strateji, finansman ve risk yönetimi boyutlarıyla ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç haline geldiğine dikkat çekti. Özhelvacı konuşmasında, Dış Ticaret Konseyi’nin yalnızca bir toplantı platformu değil, üyelerin küresel rekabet gücünü artıracak kalıcı bir yapı olarak tasarlandığını vurgulayarak, “Bugün hayata geçirdiğimiz Dış Ticaret Konseyi ile amacımız; yalnızca güncel gelişmeleri takip etmek değil, üyelerimizin yeni pazarlara açılmasına, riskleri daha iyi yönetmesine ve fırsatları daha hızlı değerlendirmesine katkı sağlayacak güçlü bir yapı oluşturmaktır.” dedi. İhracatın artık klasik bir ticari faaliyet olmaktan çıktığını belirten Özhelvacı, “Bugün ihracat; sadece ürün satmak değil, teknoloji üretmek, sürdürülebilir değer yaratmak ve küresel rekabette doğru konum almak anlamına gelmektedir.” diye konuştu. Ortak Akıl ve İş Birliği Kültürü Güçleniyor Toplantının sonunda konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, Dış Ticaret Konseyi’nin iş dünyasında kolektif öğrenme ve stratejik iş birliği kültürünü güçlendireceğini belirterek şu mesajı verdi: “Bugün burada yapılan paylaşımların yalnızca bilgi düzeyinde kalmayacağına, üyelerimizin iş süreçlerine doğrudan katkı sağlayacak somut çıktılar üreteceğine inanıyoruz.” EGİAD: Bölgesel Kalkınmanın ve Küresel Açılımın Güçlü Aktörü Konuşmasında EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal birikimine de değinen Özhelvacı, derneğin ekonomik ve sosyal etkisine dikkat çekerek, “1990 yılında 47 genç iş insanının ortak bir ideal etrafında kurduğu EGİAD, bugün 900’ün üzerinde üyesi ve temsil ettiği binlerce şirket ile yalnızca bir dernek değil; bölgesel kalkınmaya yön veren güçlü bir ekonomik aktördür.” dedi. Özhelvacı, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine de vurgu yaparak, özellikle finansmana erişim ve doğru pazar stratejilerinin kritik hale geldiğini ifade etti. İhracata Yönelik Destek Mekanizmaları Masaya Yatırıldı Toplantının ilk bölümünde Türk Eximbank tarafından sunulan finansman ve sigorta mekanizmaları detaylı biçimde ele alındı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu olan Eximbank’ın sunduğu kredi ve sigorta programları kapsamında; 5 yıla varan vadeli ihracat kredileri, sevk öncesi ve sevk sonrası finansman modelleri, döviz kazandırıcı hizmetlere yönelik kredi imkanları, ihracat alacak sigortası ve risk yönetimi çözümleri katılımcılarla paylaşıldı. Ayrıca toplantıda, ihracatçı firmaların pazara giriş süreçlerini destekleyen devlet teşvikleri de kapsamlı biçimde ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor Haber

WatchGuard, MSP Güvenlik Standartlarını Belirlemede 30. Yılını Kutluyor

Şubat ayı itibarıyla, iş dünyasını değişen tehdit ortamının her döneminde korumaları için MSP'lere destek vermesinin 30. yılını kutlayan WatchGuard, kanal trend haline geldiğinde MSP'lere yönelen bir marka olmadı. Şirket, temel BT desteğinden tam ölçekli yönetilen güvenliğe dönüşen MSP'lerle birlikte büyüdü. Bu gerçeklik, iş ortağı öncelikli ürün stratejisi, kârlı ölçekleme için oluşturulan programlar ve pazar dalgalanmalarına dayanacak şekilde tasarlanmış uzun vadeli ilişkiler gibi her büyük kararı şekillendirdi. 30 yılı boyunca 50.000'den fazla siber güvenlik sağlayıcısıyla ortaklık kuran şirket, bugün dünya çapında milyonlarca uç noktayı güvence altına alarak 1,5 milyondan fazla müşteriyi koruyor “Hedefimiz Sadece Uzun Ömürlü Olmak Değil, İvme Kazanmak” Sektördeki 30 yıllık geçmişlerini değerlendiren WatchGuard Technologies CEO'su Joe Smolarski, “30 yıl boyunca, MSP'ler için oluşturulmuş kurumsal düzeyde güvenlik sağlayarak, hızlı uyum sağlayarak ve en çok ihtiyaç duyulduğu anda her zaman iş ortaklarımızın yanında durarak güveni zor yoldan kazandık. Odak noktamız çok basit. En iyi korumayı sağlamak, otomasyon ve daha az gürültü ile operasyonları kolaylaştırmak ve iş ortaklarımızın kârlı bir güvenlik pratiğini ölçeklendirmesine yardımcı olmak. Hedefimiz sadece uzun ömürlü olmak olarak değerlendirilemez. İvme kazanmak. İvmemizi de tehdit ortamı nasıl değişirse değişsin, müşterilerini koruyabilmeleri için iş ortaklarımızın etrafında değil, doğrudan onlarla birlikte inşa etmekten alıyoruz.” şeklinde konuştu. WatchGuard'ın MSP'lerin nasıl çalıştığını, yani standart hale gelmiş, tekrarlanabilir ve daha azıyla daha fazlasını yapma konusunda sürekli baskı altında olduklarını gerçekten anlayan az sayıdaki üreticiden biri olduğunu belirten Verteks Consulting, Inc. Başkanı ve CEO'su Don Gulling, “Bizi karmaşıklığa boğmadan gerçek bir koruma sunmamıza yardımcı oluyorlar ve bu tutarlılık onları yıllardır güvenlik altyapımızın temel taşlarından biri haline getirdi.” dedi. Pazara Uyum Sağlamak İçin Tasarlandı WatchGuard, yeni saldırı tekniklerine, değişen altyapılara ve artan müşteri beklentilerine karşı dayanıklı bir güvenlik inşa ederek tehdit ortamıyla birlikte sürekli gelişti. Diğerleri en yeni kategori etiketini kovalarken WatchGuard, MSP'lerin gerçekte neye ihtiyacı olduğuna odaklandı. Her gün yönettikleri ortamlarda uyum sağlayan, ölçeklenen ve sonuç üreten güvenlik. Pazar her değiştiğinde, iş ortaklarını terk etmeden veya yıkıcı sıfırlamalara zorlamadan onlarla birlikte değişen marka yeni tehditler, yeni mimariler ve MSP'ler üzerindeki yeni talepler gibi gerçek dönüm noktalarından geçen bir adaptasyon rekoru kırdı. WatchGuard'ın hiçbir zaman sadece dünün ortamlarını korumakla ilgilenmediğini vurgulayan Omdia Baş Analisti Jay McBain, “Siber güvenlik, pazar değişene kadar güçlü görünen satıcılarla doludur. Sonra ortadan kaybolurlar, satın alınırlar veya yenilik yapmayı bırakırlar. WatchGuard'ın dayanıklılığı yaştan daha önemli bir şeye işaret ediyor. MSP ekonomisiyle, operasyonel gerçeklerle ve müşteri sonuçlarıyla uyumlu kalırken siber güvenliğin birçok döneminde evrimleşme yeteneği.” diyerek markanın sektördeki farklı konumunun altını çizdi. 30 yılın ardından WatchGuard, asla yavaşlamayan bir pazarda liderlik etmek için gereken istikrar, ölçek ve sürekli yatırımla iş ortaklarının gerçek güvenlik sonuçları sunmasına yardımcı olmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kıbrıs’ta Öğrenciler İçin Ücretsiz İlan Ve Yapay Zeka Dönemi Başlıyor Haber

Kıbrıs’ta Öğrenciler İçin Ücretsiz İlan Ve Yapay Zeka Dönemi Başlıyor

Kıbrıs’taki üniversite öğrencilerinin yaşam maliyetleri ve barınma sorunlarına dijital bir çözüm iddiasıyla çıkan ogrenciadasi.com erişime açıldı. Platform, yüksek enflasyon ve ada şartlarında zorlanan öğrenciler için emlak, iş ilanları ve ikinci el eşya pazarını tamamen ücretsiz bir modelle tek çatı altında topluyor. Sistem, sadece bir ilan sitesi olmanın ötesinde, bölgeye yeni gelenlerin adaptasyon sürecini hızlandırmayı hedefliyor. "Ada" isimli yapay zeka asistanı, resmi işlemlerden ulaşım hatlarına kadar adadaki günlük yaşama dair soruları yanıtlıyor. Kullanıcılar, "Ada Panosu" üzerinden anlık duyurular paylaşabilirken; yerel işletmeler de öğrenci odaklı hizmetlerini doğrudan bu kitleye ulaştırabiliyor. Platformun tamamen ücretsiz olması, aracılık maliyetlerini ortadan kaldırarak öğrenci bütçesine doğrudan katkı sağlamayı amaçlıyor. Özellikle ev arkadaşı arama ve eşya devri gibi süreçlerin dijitalleşmesi, öğrencilerin güvenlik ve zaman yönetimi konusundaki risklerini azaltabilir. Platform yetkilileri, ilan güvenliği ve veri koruma süreçlerinin aşamalı olarak geliştirileceğini ve sistemin kullanıcı geri bildirimleriyle sürekli güncelleneceğini belirtiyor. İlanların güncelliği ve sahte içeriklerin nasıl engelleneceği, platformun uzun vadeli başarısında belirleyici rol oynayacak. Bölgedeki emlak ve hizmet sektörünün bu dijital hamleye nasıl tepki vereceği ise merak konusu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CEO’ların Gelir, Yapay Zekâ Ve Geleceğe Dair Güveni Neden Hızla Azalıyor? Haber

CEO’ların Gelir, Yapay Zekâ Ve Geleceğe Dair Güveni Neden Hızla Azalıyor?

Türkiye dahil 95 ülkeden 4.454 CEO'nun katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, CEO'ların yalnızca %30'unun önümüzdeki 12 ayda şirketlerinin gelir büyümesine çok güvendiğini ortaya koyuyor. Bu oran 2025'te %38 düzeyindeydi. Dönüşümün hızı, stratejinin önüne geçmemeli Araştırma sonuçlarını değerlendiren PwC Türkiye Kıdemli Ortağı Cenk Ulu şunları söyledi: "29. Küresel CEO Araştırmamız, iş dünyasının bir 'bekle-gör' döneminden ziyade 'hızlı adaptasyon' sınavı verdiğini gösteriyor. Türkiye'deki CEO'larımızın gelir büyümesine olan güveninin %24'e gerilemesi, makroekonomik belirsizliklerin ve teknolojik dönüşüm baskısının bir yansıması. CEO'ların %42'sinin dile getirdiği 'hız' endişesi, yapay zekâ yatırımlarının somut bir büyüme motoruna dönüşmesi için doğru liderlik ve yetkinlik dönüşümüyle yönetilmelidir. Belirsizlik çağında fark yaratacak olan; sadece teknolojiye yatırım yapmak değil, bu teknolojiyi operasyonel çeviklikle birleştirip sürdürülebilir bir iş modeline dönüştürebilmektir." CEO'ların teknolojik hız karşısında "Dönüşüm" kaygısı Araştırma CEO'ların teknolojik değişim hızı karşısında ciddi bir baskı hissettiğini gösteriyor. Küresel CEO'ların %42'si "iş süreçlerimizin yapay zekâ dahil teknolojik değişimin hızına ve kapsamına yetişecek kadar hızlı dönüşüp dönüşmediği" sorusunu en büyük endişe kaynağı olarak görüyor. Ayrıca, %24'ü inovasyon kapasitelerinin belirsiz bir geleceğe hazır olup olmadığını sorgularken, %19'u şirketlerinin orta ve uzun vadede ayakta kalmasını sağlayacak adımların yeterliliğinden emin olmadığını ifade ediyor. Yapay zekânın finansal sonuçlara yansıması sınırlı düzeyde Yapay zekâ (YZ) kullanımı yaygınlaşsa da finansal sonuçlara yansıması dünya genelinde henüz başlangıç aşamasında ve sınırlı düzeyde. Küresel olarak CEO'ların %30'u YZ yatırımlarından henüz net bir geri dönüş alamadığını belirtiyor. Hem maliyet tasarrufu hem de gelir artışını aynı anda başaran "lider" şirketlerin oranı ise küresel ölçekte %12' düzeyinde kalmış durumda. CEO'lar için tehditlerde siber güvenlik, enflasyon ve jeopolitik gerilimler başı çekiyor Önümüzdeki 12 aya ilişkin risk algısında CEO'lar için siber riskler (%30), enflasyon (%25) ve jeopolitik gerilimler (%23) en büyük tehditler olarak öne çıkıyor. Bunun yanı sıra, gümrük tarifeleri de (%20) CEO'lar için önemli bir endişe kaynağı olarak çıkıyor. Gümrük tarifeleri konusunda ise, en fazla Çin (%28) ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (%22) CEO'lar etkileneceğini belirtiyor. Öte yandan, CEO'ların %29'u gümrük tarifelerin kâr marjlarını azaltacağını söylüyor. Son 12 ayda küresel CEO'ların %33'ü veri kullanımı ve gizliliği, %29'u ise yapay zekâ güvenliği veya "Sorumlu Yapay Zekâ" konularında paydaşlarından (müşteri, yatırımcı vb.) gelen güven odaklı sorularla karşılaştığını belirtiyor. Bunun yanı sıra, liderlerin %20'si yükselen ticaret tarifelerinden endişe duyduğunu belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Pazarına Giren Global Yapay Zeka Platformu Wonderful, 100 Milyon Dolar Yatırım Aldı Haber

Türkiye Pazarına Giren Global Yapay Zeka Platformu Wonderful, 100 Milyon Dolar Yatırım Aldı

Kurumsal yapay zeka agent platformu Wonderful, Index Ventures liderliğinde, Insight Partners ve IVP ile mevcut yatırımcılar Bessemer Venture Partners ve Vine Ventures'ın katılımıyla 100 milyon dolarlık Seri A yatırım turunu tamamladığını duyurdu. Güçlü yapay zeka altyapısını yerel operasyon gücüyle birleştiren Wonderful, her pazara, her dile ve şirkete özel uyarlanabilen kurumsal düzeyde yapay zeka temsilcileri (AI agent’ları) sunuyor. 34 milyon dolarlık tohum yatırım duyurusundan sadece dört ay sonra gelen bu son Seri A yatırımı, Wonderful’ın yapay zeka agent’larını işletmelerde yaygınlaştırma stratejisinin başarısını kanıtlıyor. Wonderful Türkiye Genel Müdürü Neyran Arslantürk ise Türkiye pazarının stratejik önemine dikkat çekti: “Türkiye, dinamik iş dünyası ve teknolojiye hızlı adapte olan yapısıyla Wonderful’ın büyüme stratejisinde kilit bir role sahip. Ülkemizdeki işletmeler, sadece çeviri yapan değil, Türkçenin dil yapısına, yerel kültüre ve iş yapış şekillerine tam hâkimiyet sağlayabilen, insan gibi konuşabilen ve şirketin işiyle ilgili her türlü soruyu cevaplayabilen yapay zeka temsilcilerine ihtiyaç duyuyor. Bu yatırımla birlikte Türkiye pazarına güçlü bir giriş yaparak, yerel şirketlerin en yüksek global standartlarda müşteri deneyimi sunmalarına ve yapay zeka sayesinde verimliliklerini artırmalarına destek olmaktan heyecan duyuyoruz.” Rekor düzeyde büyüme ve yeni pazarlar 2025'in başında kurulan Wonderful, kısa sürede dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakaladı. Şirket; müşteri talebinde hızlı artış, yeni pazarlara açılma ve kurumsal müşterilerin Wonderful’ı yeni kullanım alanlarına entegre etmesiyle güçlü bir yükseliş gösterdi. Son yatırım turundan bu yana Wonderful, yapay zeka platformunu Türkiye, İtalya, İsviçre, Hollanda, Yunanistan, Polonya, Romanya, Baltık ülkeleri, Adriyatik ülkeleri ve BAE dahil olmak üzere yeni pazarlara genişletti. Bugün bu bölgelerdeki büyük işletmeler halihazırda Wonderful müşterileri arasında yer alıyor. Şirket ayrıca 2025 sonuna kadar Almanya, Avusturya, İskandinav ülkeleri ve Portekiz'de faaliyete geçmeye hazırlanıyor ve 2026'nın başlarında APAC (Asya-Pasifik) bölgesine açılmayı planlıyor. Wonderful platformu üzerinde oluşturulan her bir agent; hizmet verdiği pazarın diline, kültürel normlarına ve yasal düzenlemelerine olduğu kadar, müşterinin benzersiz kullanım senaryolarına, faaliyet alanına ve sektörüne özel olarak uyarlanıyor. Dahili sistemlere tam entegre olan Wonderful destekli yapay zeka agent’ları, fatura uyuşmazlıklarını gidermekten hesap bilgilerini güncellemeye, sorunları teşhis etmekten randevu oluşturmaya kadar her gün on binlerce karmaşık etkileşimi yönetiyor. %80'in üzerindeki çözüm oranlarıyla, sorunların büyük çoğunluğu insan müdahalesi olmadan çözülüyor. Müşteri desteğinin ötesine geçen kullanım alanları Wonderful’ın ilk uygulamaları müşteri desteği üzerine yoğunlaşmış olsa da, adaptasyon hızla yeni alanlara yayılıyor. İşletmeler; çalışan eğitimi, satış desteği, yasal uyumluluk, dahili BT desteği ve işe alım (onboarding) gibi yeni kullanım senaryolarını deniyor. Şirketin kurumsal sistemlerle derin entegrasyon ve ülke düzeyinde özelleştirme konusundaki esnek yaklaşımı (sahada özel kurulum ekipleriyle birlikte), müşterilerin agent'ları çok az ek çabayla diğer işlevlere genişletmesine olanak tanıyor. Yatırımcılar Wonderful’ın “Önce Yerel” yaklaşımına güveniyor Index Ventures ortağı Hannah Seal, Juriaan Duizendstraal ile birlikte liderlik ettiği yatırım turu hakkında şunları söyledi: “Wonderful’ın bir yıldan kısa bir süre içinde konsept aşamasından küresel ölçeğe ulaşması olağanüstü bir başarı. Şirketler sadece yapay zeka agent’ı istemiyor; her pazarda, her dilde çalışabilen agent’lar istiyorlar. Wonderful’ın bu net odaklanma stratejisi ve hayata geçirme yetkinliği, pazar payını bu kadar hızlı kazanmasının temel nedeni.” Insight Partners Kurucu Ortağı ve Yönetici Direktörü Jeff Horing ise şirketin potansiyeline dikkat çekti: “Wonderful, kalıcı bir küresel iş modelinin nasıl inşa edileceğini şimdiden gösteriyor. Sektörler genelinde gördüğümüz adaptasyon, yerel kültüre tam adapte olabilen agent’ların ne kadar değerli olabileceğini ortaya koyuyor. Wonderful, geniş bir pazar potansiyeline sahip ve işletmelerin dünya çapındaki müşterileriyle etkileşim şeklini yeniden tanımlama gücüne sahip bir şirket.” IVP Genel Ortağı Alex Lim ise şu değerlendirmede bulundu: “Wonderful, kurumsal yapay zeka alanında nadir görülen, hem güçlü hem de güvenilir bir teknoloji geliştirdi ve bunu, vaat ile gerçek uygulama arasındaki boşluğu dolduran yerelleştirilmiş bir hizmet yaklaşımıyla birleştirdi. Bu kombinasyon sektörde neredeyse benzersiz. Platformu zorlu, gerçek dünya ortamlarında kendini kanıtlıyor ve adaptasyon hızı da bunu gösteriyor. Bu, ilk günden itibaren büyümeye odaklı kurulan bir ekip.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.