Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adıyaman

Kapsül Haber Ajansı - Adıyaman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adıyaman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Deprem Bölgesinde ‘Temiz Ekmek Projesi’ni Başlatıyor Haber

Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı Deprem Bölgesinde ‘Temiz Ekmek Projesi’ni Başlatıyor

İklim krizinin etkileri, artan üretim maliyetleri ve afetler, yerel gıda üretimini her geçen gün daha da kırılgan hale getiriyor. Buna karşın küçük ölçekli çiftçiler, kadın üreticiler ve kooperatifler, üretimi sürdürmek ve deprem bölgesinde yaşamı yeniden güçlendirmek için dayanışma içinde çalışmaya devam ediyor. Bu çabayı desteklemek ve yerel üretimi daha dayanıklı hale getirmek amacıyla Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV), Hatay, Malatya ve Adıyaman'da Temiz Ekmek Projesi'ni hayata geçiriyor. KEDV, 6 Şubat depremlerinin ilk gününden bu yana bölgede küçük ölçekli çiftçiler ve üreticilerle çalışmalarını sürdürüyor. Bu süreçte üreticilerin tüm zorlu koşullara rağmen üretimi sürdürmek ve yaşamlarını yeniden kurmak için gösterdikleri kararlılığa tanıklık eden KEDV, aynı zamanda bilgi paylaşımını, ortak üretimi ve dayanışmayı güçlendirecek mekanizmalara duyulan ihtiyacın da giderek arttığını gözlemledi. Artan üretim maliyetleri, iklim krizine bağlı aşırı hava olayları, afetler ve buna bağlı olarak üretimde yaşanan aksaklıklar, yerel üreticiler üzerindeki baskıyı artırıyor. Zirai don, sel ve yangın gibi afetler hem tarımsal üretimi hem de yerel gıda tedarik zincirlerini daha da kırılgan hale getirirken, küçük ölçekli üreticilerin güvenilir bilgiye, dayanışma ağlarına ve ortak çözüm mekanizmalarına duyduğu ihtiyaç daha da görünür hale geliyor. Temiz Ekmek Projesi de tam bu ihtiyaca yanıt vermeyi amaçlıyor. Temiz Ekmek Projesi, bölgenin yerel buğdaylarının topraktan değirmene, değirmenden fırınlara ve market raflarına uzanan yolculuğunda emeği geçen çiftçileri, üreticileri, kadın kooperatiflerini ve diğer yerel aktörleri ortak bir iş birliği ağı içinde buluşturmayı amaçlıyor. Böylece üretimin her aşamasında kaliteyi, gıda güvenliğini ve izlenebilirliği güçlendirirken, yerel üreticilerin bilgi paylaşımı yapabilecekleri, birlikte üretebilecekleri ve pazara daha güçlü erişebilecekleri bir yapı oluşturulması hedefleniyor. Projenin ilerleyen aşamalarında ekmek ve diğer buğday temelli ürünler için gıda güvenliği, hijyen, kalite ve izlenebilirlik standartları, üreticilerle birlikte geliştirilecek ve uygulanacak. Uzun vadede Temiz Ekmek Projesi, üreticilerin üretim kapasitesini ve gelir olanaklarını kolektif biçimde güçlendirerek kendi kaynaklarıyla sürdürülebilir bir yapıya dönüşmesini, aynı zamanda bulunduğu bölgede daha fazla hanenin temiz ekmeğe erişebilmesini hedefliyor. Proje kapsamında küçük ölçekli çiftçi ve üreticileri ortak bir dayanışma ve çözüm zemininde buluşturmak için düzenli buluşmalar, deneyim ve bilgi paylaşımları, teknik eğitimler ve mentorluk süreçleri yürütülecek, ortak üretim alanları oluşturulacak. Ürünlerin izlenebilirliğini sağlayacak ortak kalite ve gıda güvenliği standartları belirlenmesi için çalışmalar yürütülecek ve ürünlerin geniş pazarlara ulaşması için markalaşma, ürün standardizasyonu ile çok kanallı satış olanakları geliştirilecek. Proje ayrıca bölgedeki kadın çiftçilerin örgütlenmesini, yerel buğday çeşitlerinin ekiminin kadın kooperatifleri ve kadın çiftçiler arasında yaygınlaştırılmasını destekleyecek. Temiz Ekmek Projesi, yerel üretimin güçlenmesini yalnızca tarımsal üretimin sürdürülmesi açısından değil, afetlere ve iklim krizine karşı daha dayanıklı, kapsayıcı ve adil gıda sistemlerinin inşasının da önemli bir parçası olarak ele alıyor. Kadın üreticiler, kooperatifler ve yerel aktörlerin birlikte geliştireceği bu modelin, bölgede güvenli gıdaya erişimi artırırken yerel ekonomiyi güçlendirmesi ve başka bölgelere de ilham verecek bir dayanışma örneği oluşturması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kommagene’nin Kadim Kenti Perre’de Çalışmalar Sürüyor Haber

Kommagene’nin Kadim Kenti Perre’de Çalışmalar Sürüyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Elazığ'daki temaslarının ardından Adıyaman'a geçerek burada bir dizi ziyaret ve inceleme gerçekleştirdi. Şehirdeki programı dahilinde Adıyaman Valiliğini ziyaret eden Ersoy, İl Değerlendirme Toplantısı'na katılım sağladı ve ardından Perre Antik Kenti'nde yürütülen çalışmaları yerinde takip etti. Bakan Ersoy'un programı; 6 Şubat depremlerinden etkilenen ve restorasyon süreçleri tamamlanan Merkez Musalla Camii, Besni Kurşunlu Camii ile Abuzer Gaffari Mescidi ve Türbesi'nin yeniden açılış törenleriyle devam etti. Kommagene'nin Beş Büyük Kentinden Biri Bakan Ersoy'un Adıyaman'daki temaslarının odak noktalarından biri Perre Antik Kenti oldu. Adıyaman'ın Örenli Mahallesi'nde, şehir merkezine yaklaşık 5 kilometre mesafede konumlanan Perre, M.Ö. 1. yüzyılda Kommagene Krallığı'nın en önemli beş kentinden biri olarak dikkat çekerken, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini korumuştur. Günümüzde Örenli Mahallesi'nin altında yer alan antik yerleşimin bir kısmında, kısmen korunmuş surlar, Roma Dönemi'nden kalma ve halen kullanılan çeşme ile kaya mezarları yer almaktadır. Bakan Ersoy, Perre Antik Kenti'ni ziyaret ederek bölgede sürdürülen kazı ve koruma faaliyetlerini yerinde inceledi. Perre’ye 5,8 Milyon Liralık Geleceğe Miras Desteği Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü Geleceğe Miras Projesi kapsamında, antik kentteki kazı ve basit onarım çalışmaları için 2025 yılına 5 milyon 800 bin lira ödenek ayrıldı. Perre'de ziyaretçi deneyimini daha üst seviyeye taşıyacak yeni bir çalışma için ise süreç başlatılmış durumda. Depremde Hasar Gören Tarihî Eserler Yeniden Hizmette Bakan Ersoy'un Adıyaman programının bir diğer kritik ayağını, 6 Şubat depremleri nedeniyle zarar gören kültür varlıkları oluşturdu. Depremlerde hasar alan Merkez Musalla Camii, Besni Kurşunlu Camii ile Abuzer Gaffari Mescidi ve Türbesi'ndeki restorasyon çalışmaları başarıyla tamamlandı. Tarihî yapılar, Bakan Ersoy'un katılımıyla gerçekleştirilen programla tekrar hizmete sunuldu. Restorasyon sürecinde yapıların zemin etütleri yapılarak radar yöntemiyle duvar taramaları gerçekleştirildi, taş ve harç analizleri tamamlandı. Hasarlı kubbe ve minarelerden harim bölümlerine, son cemaat mahallerinden kurşun kaplamalara, taş kemer ve duvarlara kadar kapsamlı bir onarım çalışması yapıldı. Kubbe ve minarelerin gerekli kısımlarında kontrollü sökümlerin ardından yeniden inşa ve onarım süreçleri yürütülürken, hasarlı taşlarda çürütme ve bütünleme uygulamaları yapıldı. Cephe, iç mekân ve tonozlarda derz onarımları ile yüzey temizlikleri yapılarak, yapıların özgün mimari kimliklerinin korunması sağlandı. Yapısal güvenliği artırmak amacıyla yürütülen çalışmalar sonucunda, yapıların deprem hasarları giderilerek özgün mimari değerlerinin korunması ve tarihî mirasın gelecek nesillere güvenle aktarılması amaçlandı.

Malatya'nın Turizm Potansiyeli Bölgesel Turizm Çalıştayında Ele Alındı Haber

Malatya'nın Turizm Potansiyeli Bölgesel Turizm Çalıştayında Ele Alındı

Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Malatya ve Tunceli’nin turizm potansiyelini bölgesel bir bakış açısıyla değerlendirmek ve iller arasındaki turizm iş birliğini güçlendirmek amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Elazığ Valiliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştayda kamu kurumları, yerel yönetimler, turizm sektörü, ulaşım, finans ve özel sektör temsilcileri bir araya geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un katılımıyla düzenlenen çalıştayda, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın moderatörlüğündeki “Yeni Nesil Bölgesel Turizm: Entegre Destinasyon Yönetimi” paneline katılan Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Mehmet Beytur, Fırat Havzası'nın tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin turizm açısından büyük bir potansiyel taşıdığını söyledi. Fırat Kalkınma Ajansı'nın faaliyet alanında bulunan bölgenin tarih boyunca önemli bir yaşam ve medeniyet merkezi olduğuna dikkati çeken Beytur, Fırat Nehri'nin binlerce yıldır insanlık ve medeniyetler için önemli bir kaynak oluşturduğunu vurguladı. Dr. Mehmet Beytur, “Geçmişe tarihî perspektiften baktığımızda bu bölgenin ciddi anlamda bir uygarlık merkezi olduğunu görüyoruz. Zaman zaman ilk uygarlıklar arasında bir geçiş bölgesi olmuş, doğal imkânları ve tabii varlıklarıyla insanlığa büyük nimetler sunmuş bir coğrafyada yaşıyoruz. Bugün de bu bölgenin turizm imkânlarını nasıl gün yüzüne çıkaracağımızı ve nasıl daha aktif hale getireceğimizi konuşuyoruz” diye konuştu. Bölgenin Arslantepe, Nemrut Dağı, Ulu Cami, Harput ve Göbeklitepe gibi uluslararası düzeyde bilinen önemli değerlerin yakınında bulunduğunu belirten Beytur, bunların yanı sıra yerel ölçekte henüz yeterince tanıtılmamış çok sayıda tarihî ve kültürel değerin de bulunduğunu kaydetti. Malatya'nın Levent Vadisi'nden Arapgir'e kadar uzanan geniş coğrafyasında önemli tarihi ve turistik değerlerin yer aldığını ifade eden Dr. Mehmet Beytur, bölgede çok sayıda tarihi güzergâh, kervansaray ve konaklama merkezinin bulunduğunu söyledi. Hazırlanan tur güzergâhlarının önemli bir başlangıç olduğunu ancak bölgenin potansiyeli açısından bunun yeterli olmadığını belirten Beytur, turizm rotalarının daha da zenginleştirilmesi gerektiğini ifade etti. “Turizmde Öncelikli Konulardan Biri Ulaşımdır” Turizmin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi için ulaşım imkânlarının güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Beytur, ulaşımı uluslararası, ulusal ve yerel olmak üzere üç farklı düzeyde ele almak gerektiğini söyledi. Elazığ, Malatya ve Adıyaman'ın uluslararası ulaşım imkânlarında önemli ihtiyaçlar bulunduğunu belirten Dr. Mehmet Beytur, yurt dışından bölgeye doğrudan ve daha kolay ulaşım sağlanmasının turizm potansiyeline önemli katkı sunacağını ifade etti. Ulusal düzeyde de İstanbul ve Ankara gibi merkezlerden bölge illerine yapılan uçuşların saatleri ve sayılarının geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Beytur, mevcut potansiyelin ticari açıdan da bu düzenlemeleri destekleyecek nitelikte olduğunu dile getirdi. Yerel ulaşım konusunda ise belediyelere önemli görevler düştüğünü belirten Beytur, turizm ajanslarının güzergâh ve ulaşım planlamalarına paralel olarak yerel yönetimler olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını söyledi. “Malatya’dan Nemrut’a Yeni Bir Turizm Güzergâhı Oluşturulabilir” Nemrut Dağı'na ulaşım konusunun bölge turizmi açısından önemli başlıklardan biri olduğuna dikkati çeken Beytur, Nemrut'a Malatya ve Adıyaman üzerinden ulaşım sağlanabildiğini belirtti. Bölgeyi kapsayan güçlü ve bütüncül bir turizm rotasının oluşturulması için Malatya'dan Nemrut'a ulaşımı kolaylaştıracak yol çalışmalarının önem taşıdığını vurgulayan Dr. Mehmet Beytur, “Eğer bu çalıştay sonucunda bu yönde bir karar ve ortak irade ortaya çıkarsa, biz Büyükşehir Belediyesi olarak üzerimize düşeni yapmaya ve bu yolun yapılması konusunda gerekli desteği vermeye hazırız” dedi. "Malatya, Turizmde Ortak Akıl ve İş Birliğiyle Yol Alıyor" Genel Sekreter Dr. Mehmet Beytur, bölgenin gastronomi alanında da önemli bir zenginliğe sahip olduğunu belirterek Malatya'da çok sayıda coğrafi işaretli ürün bulunduğunu ifade etti. 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'nın yeniden inşa sürecinde önemli bir aşamaya gelindiğini belirten Beytur, şehrin sahip olduğu tarihî, kültürel ve gastronomik değerlerin yeniden ayağa kalkma sürecinde turizmin önemli bir güç unsuru olacağına dikkati çekti. Malatya'nın müzeleriyle de önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğuna dikkati çeken Beytur, şunları kaydetti: “Büyükşehir Belediyesi olarak farklı kategorilerde müzelerimiz bulunuyor. Fotoğraf Makinesi Müzemiz, büyüklüğü itibarıyla dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alıyor. Şehir dışından gelen ziyaretçilerimizin bu müzeden oldukça etkilendiklerini dile getirmeleri bizleri memnun ediyor. Bunun yanı sıra Radyo ve Gramofon Müzemiz de Türkiye'nin bu alandaki en büyük müzeleri arasında yer alıyor. Bazen altyapıyı geliştirmek, bazen kültürel değerleri öne çıkarmak, bazen de organizasyonlara öncülük etmek gerekiyor. Turizmde asıl aktörün özel sektör olması gerektiğine inanıyoruz. Ancak özel sektörün gerekli olgunluğa ve kapasiteye ulaşacağı sürece kadar yerel yönetimlerin destekleyici bir rol üstlenmesi gerektiğini düşünüyoruz." "Bölgemizde İnanç ve Sağlık Turizminde Önemli Potansiyel Var" Bölgenin inanç turizmi açısından da önemli bir zenginliğe sahip olduğunu belirten Beytur, farklı inançlara ait tarihi ve kültürel değerlerin bölgede önemli bir geçmişe sahip olduğunu söyledi. Malatya'nın sağlık turizmi alanında da önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Dr. Mehmet Beytur, özellikle İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nin bölge ve ülke açısından önemli bir cazibe merkezi haline geldiğini belirtti. Karaciğer nakli ve plastik cerrahi başta olmak üzere birçok alanda uluslararası düzeyde hizmet sunulduğunu ifade eden Beytur, sağlık turizminin geliştirilmesine yönelik ortak projeler üretilebileceğini kaydetti. Bölgesel Turizm Çalıştayı kapsamında kurulan Malatya standı yoğun ilgi gördü. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Malatya standını ziyaret ederek, yöresel ürünler hakkında bilgi aldı. Dr. Mehmet Beytur, standı ziyarete gelen misafirlerle yakından ilgilendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek Haber

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek

Turizmi 81 ile ve yılın 12 ayına yaymayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bölgedeki turizm ürünlerinin doğru şekilde birbirleriyle ilişkilendirilmesiyle ziyaretçilerin kalış süresinin ve turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini vurguladı. TGA’nın küresel tanıtım gücünün Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullanıldığını kaydeden Ersoy, beş şehrin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın turizm geleceğinin değerlendirildiği Bölgesel Turizm Çalıştayı düzenlendi. Elazığ’da gerçekleştirilen ve beş şehrin sahip olduğu turizm değerlerinin ortak bir vizyonla ele alındığı çalıştayın açılışında konuşan Bakan Ersoy, turizmde “birlikteliğin gücünü” harekete geçirdiklerini ifade ederek artık yalnızca tek bir destinasyonu tanıtmanın yeterli olmadığına dikkati çekti. Programda Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Bingöl Valisi Dr. Cahit Çelik, Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Malatya Valisi Seddar Yavuz ve Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu da yer aldı. 81 İlde 12 Ay Turizm Hedefi Türkiye’yi dünya turizminde hak ettiği zirveye taşımak için çalıştıklarını belirten Bakan Ersoy, temel hedeflerinin turizmi ülkenin 81 iline ve yılın 12 ayına yaymak, ürün çeşitliliğini artırmak, ziyaretçilerin Türkiye’de daha uzun süre kalmasını sağlamak ve turizmin oluşturduğu ekonomik ve sosyal değerden şehirlerin daha fazla pay almasını temin etmek olduğunu söyledi. Bugünün ziyaretçisinin bir şehri görmekten çok bir deneyim yaşamak istediğini belirten Ersoy; bir bölgenin tarihini keşfetmek, mutfağını tanımak, doğasını deneyimlemek ve kültürünü hissetmek isteyen ziyaretçilere tek bir seyahat rotası içerisinde bütüncül bir deneyim sunulması gerektiğini kaydetti. Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Dolayısıyla bizim de ziyaretçiye yalnızca gidilecek yerler değil, takip edilecek rotalar; yalnızca görülecek mekânlar değil, yaşanacak hikâyeler sunmamız gerekiyor.” Beş Şehir, Birbirini Tamamlayan Büyük Bir Turizm Coğrafyası Çalıştayın kapsadığı Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan güçlü turizm değerlerine sahip olduğunu belirten Ersoy, beş şehrin yalnızca ayrı ayrı destinasyonlar olarak değil, birbirini tamamlayan büyük bir turizm coğrafyasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Adıyaman’ın Nemrut Dağı Ören Yeri, Perre Antik Kenti ve Cendere Köprüsü başta olmak üzere tarihî ve kültürel mirasıyla dünya ölçeğinde bir değere sahip olduğunu ifade eden Ersoy, Malatya’nın ise UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Arslantepe Höyüğü, Eski Malatya surları, coğrafi işaretli gastronomisi, doğası ve yerel yaşam kültürüyle güçlü bir turizm potansiyeli taşıdığını kaydetti. Elazığ’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihî Harput Kenti, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, zengin mutfağı ve köklü kültürel mirasıyla bölgenin önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirten Ersoy; Tunceli’nin Munzur Vadisi Milli Parkı, Ovacık Gözeleri, doğası ve outdoor turizm imkânlarıyla öne çıktığını söyledi. Bingöl’ün ise Yüzen Adalar’dan Hesarek Kayak Merkezi’ne, termal kaynaklarından yaylalarına ve henüz yeterince keşfedilmemiş değerlerine kadar önemli bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. 5 İlde 130 Tesis, 11 Bin 222 Yatak Her şehrin sahip olduğu farklı turizm ürünlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ersoy, asıl meselenin bu değerlerin doğru şekilde ürünleştirilmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesi olduğunu söyledi. Bu sayede ziyaretçilerin bölgede kalış süresinin uzatılabileceğini, turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini ve bu değerin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini ifade eden Ersoy, beş ilde toplam 130 konaklama tesisi ve 11 bin 222 yatak kapasitesi bulunduğunu açıkladı. Önümüzdeki dönemde mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması ve turizm hareketliliğinin gelişmesine paralel olarak nitelikli yatırımların önünün açılması gerektiğini belirten Ersoy, bir destinasyonu turizm merkezi hâline getiren unsurun yalnızca konaklama yatırımları olmadığının altını çizdi. Ulaşımdan gastronomiye, çevre düzenlemesinden destinasyon yönetimine, kültür varlıklarının korunmasından nitelikli insan kaynağına, tanıtımdan ziyaretçi deneyimine kadar bütün unsurların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kamu, Özel Sektör, Akademi ve Sivil Toplum Aynı Masada Turizmde başarıyı merkezi yönetimin tek başına gerçekleştireceği bir hedef olarak görmediklerini belirten Bakan Ersoy; valiliklerin, belediyelerin, üniversitelerin, kalkınma ajanslarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel paydaşların sürecin içerisinde olması gerektiğini ifade etti. Bakanlık tarafından başlatılan İl Tanıtım ve Geliştirme Programı’nın da bu anlayışla yürütüldüğünü söyleyen Ersoy, beş ilde TGA koordinasyonunda oluşturulan kurullar aracılığıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşturulduğunu bildirdi. TGA 200’den Fazla Ülkede Türkiye’yi Tanıtıyor Turizmde diğer önemli başlığın tanıtım olduğunu belirten Ersoy, Türkiye’nin 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla 200’den fazla ülkede reklam, tanıtım, ağırlama ve PR faaliyetleri gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin dünyanın açık ara en fazla ve en yoğun tanıtım yapan ülkesi konumuna geldiğini ifade eden Ersoy, 2026 yılının ilk 6 ayında 25,8 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını ve turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Türkiye’nin turizm vizyonunun yalnızca ziyaretçi sayıları veya turizm gelirleri üzerinden değerlendirilmediğini belirten Ersoy; tarih, kültür, arkeolojik miras, gastronomi, doğa, inanç merkezleri, yaylalar, göller, dağlar ve geleneksel yaşam kültürünün Türkiye’ye büyük bir ürün çeşitliliği sunduğunu söyledi. Ersoy, çalıştayın temel nedeninin de bu zenginliği daha güçlü bir turizm değerine dönüştürmek olduğunu vurguladı. Beş Şehrin Dünyadaki Görünürlüğü Artırılacak TGA’nın tanıtım gücünü Türkiye’nin dünyada zaten bilinen destinasyonlarının yanında Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullandıklarını belirten Bakan Ersoy, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini söyledi. Dijital iletişimden sosyal medyaya, uluslararası PR faaliyetlerinden içerik çalışmalarına kadar farklı mecralarda bu şehirleri anlatmaya devam edeceklerini ifade eden Ersoy, GoTürkiye mecraları ve şehirler için oluşturulan sosyal medya hesaplarında beş ille ilgili paylaşımlar yapıldığını kaydetti. CNN International, Euronews, BBC International ve Al Jazeera gibi global haber kanallarıyla gerçekleştirilen iş birlikleriyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki turizm değerlerinin tanıtımına da katkıda bulunulduğunu belirtti. 8 Mini Diziyle 9 Milyardan Fazla Gösterim Geçen yıldan itibaren hayata geçirilen “Mini Dizi Tanıtım Stratejisi”ne de değinen Bakan Ersoy, Haziran 2025’te Antalya Gambit ile başlayan mini dizi iletişimleri kapsamında toplam sekiz mini dizinin yayımlandığını açıkladı. Bu çalışmalarla 9 milyardan fazla gösterim ve 5,5 milyar izlenmeye ulaşıldığını belirten Ersoy, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tanıtımına katkıda bulunan Whisper of Origins isimli dizinin temmuz ayında yayına girdiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’ni konu alacak dizi için de planlamaların yapıldığını söyledi. “Şehirlerimizi Birbirlerinin Rakibi Olarak Görmüyoruz” Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’yı sahip oldukları değerlerle Türkiye’nin turizm haritasında çok daha güçlü bir konuma taşımak istediklerini söyledi. Ersoy şöyle konuştu: “Şehirlerimizi birbirlerinin rakibi olarak değil, birbirlerinin gücünü artıran destinasyonlar olarak görüyoruz. Bunu başardığımızda sadece ziyaretçi sayısını artırmış olmayacağız. Turizmi şehirlerimiz için daha güçlü bir ekonomik değer, gençlerimiz için yeni bir istihdam alanı, yerel üreticilerimiz için yeni bir pazar ve kültürel mirasımızın korunması için sürdürülebilir bir kaynak hâline getirmiş olacağız.” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak şehirlerin ve sektörün yanında olmaya devam edeceklerini belirten Ersoy, TGA’nın tanıtım gücü, Bakanlığın kültür ve turizm politikaları ve yerel paydaşların katkısıyla bölgenin sahip olduğu potansiyelin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti. Bakan Ersoy, çalıştaya katkı sunan AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı başta olmak üzere kurumlara, sektör temsilcilerine, akademisyenlere ve paydaşlara teşekkür ederek buradan çıkacak fikirlerin yeni projelere, yeni rotalara ve güçlü iş birliklerine dönüşmesini temenni etti. Ersoy, beş şehrin sahip olduğu değerlerin ortak bir vizyonla buluşturulması hâlinde bu coğrafyanın Türkiye turizminin yeni çekim merkezlerinden biri olacağına yürekten inandığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eskişehir’in Dayanışması Adıyaman’da Yaşam Buluyor Haber

Eskişehir’in Dayanışması Adıyaman’da Yaşam Buluyor

Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin ardından yaraların sarılması ve depremden etkilenen kentlerde yaşamın yeniden güçlendirilmesi amacıyla Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Adıyaman Belediyesi arasında başlatılan dayanışma çalışmaları kapsamında önemli bir proje daha hayata geçirildi. Bu kapsamda, Adıyaman Merkez Yeni Mahalle’de bulunan 15 bin 200 metrekarelik park alanının projelendirilmesi ve yapımı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından gerçekleştirildi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Meclisinin aldığı karar doğrultusunda hayata geçirilen proje, Adıyamanlıların nefes alabileceği, dinlenebileceği, spor yapabileceği ve sosyal yaşamlarını sürdürebileceği modern bir yaşam alanı olarak kente kazandırıldı. ESKİŞEHİR PARKI’NDA SON KONTROLLER YAPILDI Yapımı tamamlanan Eskişehir Parkı’nda incelemelerde bulunmak üzere Eskişehir Büyükşehir Belediyesi teknik heyeti ve Geçici Kabul Komisyonu Adıyaman’a gitti. Park alanında gerçekleştirilen çalışmaları yerinde inceleyen heyet, proje kapsamında yapılan imalatları ve sosyal donatıları kontrol ederek gerekli değerlendirmelerde bulundu. Ziyarette, parkın açılışına yönelik hazırlıklar da ele alındı. 15 bin 200 metrekarelik geniş bir alanda hayata geçirilen Eskişehir Parkı; çocuk oyun alanlarından açık hava fitness alanına, basketbol sahasından yürüyüş yollarına kadar farklı yaş gruplarına hitap eden pek çok donatıyı bünyesinde barındırıyor. Park içerisinde ayrıca vatandaşların bir araya gelerek keyifli vakit geçirebileceği çay bahçesi/kafeterya alanı ve süs havuzu da yer alıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Adıyaman’a kazandırdığı park, dayanışmanın kalıcı bir esere dönüşmüş hali olarak önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek açılışla vatandaşların kullanımına sunulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Denizli’den Adıyaman’a Kardeşlik Köprüsü Kuruldu Haber

Denizli’den Adıyaman’a Kardeşlik Köprüsü Kuruldu

Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, bu anlamlı kararla Denizli halkının ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun desteğinin daima minnetle hatırlanacağını vurguladı. Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi 2025 Yılı Ekim Ayı Olağan Toplantısı’nda alınan kararlardan biri 6 Şubat depremlerinden en ağır şekilde etkilenen Adıyaman’da iller arası dayanışmayı en üst seviyeye taşımak amacıyla bir “Kardeşlik Parkı” inşa edilmesi olmuştu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde Karapınar Mahallesi’ne kazandırılan park, kısa süre içerisinde tamamlanarak bölge halkının hizmetine sunuldu. Başkan Çavuşoğlu Adıyaman’da ziyaret ve temaslarda bulundu Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde, felaketin en derin izler bıraktığı illerden biri olan Adıyaman’ı ziyaret etti. Gerçekleştirdiği temaslar kapsamında Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ile bir araya gelen Başkan Çavuşoğlu, belediyenin sahada yürüttüğü çalışmalar hakkında detaylı bilgi aldı. Ziyaret sırasında deprem sonrası yaşanan sürece dair talep ve beklentileri de dinleyen Çavuşoğlu, yerel yönetimler arasındaki dayanışmanın ve birlikteliğin yaraların sarılmasındaki hayati önemine dikkat çekti. Vefa kararı Adıyaman Meclisi’nden oy birliğiyle geçti Adıyaman Belediye Meclisi, 2026 Yılı Ağustos Ayı Meclis Toplantısı’nda Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin gösterdiği güçlü dayanışmaya karşılıksız kalmayarak Karapınar Mahallesi’ne kazandırılan parka “Denizli Karapınar Parkı” adı verilmesini oy birliğiyle kararlaştırdı. Kararı, sosyal medya hesabı üzerinden duyuran Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere şu ifadeleri kaydetti: “Toplantıda aldığımız kararla; Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından Karapınar Mahallemize kazandırılan parka ‘Denizli Karapınar Parkı’ adını verdik. Parkımız mahallemize ve Adıyaman’ımıza hayırlı, uğurlu olsun. Çocuklarımız burada güvenle gülüp oynadıkça; Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun ve kardeş Denizli halkının dayanışmasını daima minnetle hatırlayacağız.” Tutdere: “Bu park, iki kent arasındaki sıkı dostluğun simgesidir” Başkan Tutdere, yapılan hizmetin Adıyamanlılar için çok kıymetli olduğunu vurgulayarak, “Denizli Büyükşehir Belediyemizin, Adıyaman’da depremden sonra göstermiş olduğu dayanışma nedeniyle bu parkımızın ismi Karapınar Mahallesi Denizli Parkı olsun istedik. Buradan da Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımıza, Denizli Büyükşehir Belediyemizin tüm gruplarına, Denizli halkına, belediye meclisinde göstermiş oldukları dayanışma ve destek için teşekkür ediyoruz” ifadelerine yer verdi. Çavuşoğlu: “Acıları birlikte sarıyor, yarınlara birlikte yürüyoruz” Adıyaman’da hayata geçirilen parkın ve alınan vefa kararının ardından duygu ve düşüncelerini paylaşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, iki kent arasındaki kardeşlik bağlarının hiçbir zaman kopmayacağını belirtti. Başkan Çavuşoğlu, “6 Şubat depremlerinin açtığı derin yaraları sarmak, sadece maddi bir imar süreci değil; kalpleri, umutları ve geleceği ortaklaştırma iradesidir. Göreve geldiğimiz günden bu yana deprem bölgesindeki kardeşlerimizin yanında olmayı bir insanlık ve sorumluluk borcu bildik. Adıyaman’da hayata geçirdiğimiz parkımızın, Adıyaman Belediye Meclisi’nin aldığı vefalı bir kararla ‘Denizli Karapınar Parkı’ adını alması bizleri son derece mutlu etmiştir. O parkta ne zaman bir çocuğumuzun gülüşü yankılansa, Denizli ile Adıyaman arasındaki o güçlü kardeşlik köprüsü daha da sağlamlaşacaktır. Biz gücümüzü dayanışmadan, sevgi ve kardeşlikten alıyoruz; yaralarımızı birlikte sarmaya, omuz omuza yürümeye devam edeceğiz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer Koroları Kıbrıs’ta Sahne Aldı Haber

Nilüfer Koroları Kıbrıs’ta Sahne Aldı

Nilüfer Belediyesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Nilüfer Çocuk Korosu, Nilüfer Gençlik Korosu ve bu korolardaki öğrencilerin ailelerinden oluşan Kaizen Koro, 14-29 Temmuz tarihleri arasında Gazimağusa’da düzenlenen “Korolar Buluşuyor-3” etkinliğine katıldı. İlki 1-6 Temmuz 2024’te yine Gazimağusa’da, ikincisi 29 Ocak – 2 Şubat 2025 tarihlerinde Nilüfer Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen buluşma, 6 Şubat depremlerinde büyük yara alan Hatay’a ve depremde Adıyaman’da hayatını kaybeden Gazimağusalı Şampiyon Melekler voleybol takımının ailelerine destek olmak amacıyla hayata geçirildi. Etkinlik kapsamında koro şefleri, Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay’ı makamında ziyaret ederek ev sahipliği için teşekkür etti. Ziyarette koro şefi Suat Şahin, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir adına günün anısına bir hediye sundu. İki belediye arasındaki “kardeş belediye” ilişkisinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Uluçay, Nilüfer’e selamlarını iletti. YEDİ KENTİN SESİ AYNI SAHNEDE BULUŞTU Gazimağusa’da Namık Kemal Meydanı’nda düzenlenen konser, ev sahibi korolardan Rana Uluçay yönetimindeki Otello Çoksesli Korosu ile başladı. Ardından Hatay’dan gelen, Sezgin Suna yönetimindeki ve Natali Sovuksu’nun eşlik ettiği Apkord Regularis Korosu sahne aldı. Konser, Erkan Dağlı yönetimindeki Ada Işığı Çocuk Korosu ve Ada Işığı Gençlik Korosu ile devam etti. Onları yine ev sahibi korolardan Rana Uluçay yönetimindeki Makamer Korosu ile Ankara’dan gelen, Ekaterina Tunçtan yönetimindeki Anka Lumina ve Music Hall koroları izledi. Gecenin son bölümünde Suat Şahin yönetimindeki Nilüfer Çocuk Korosu, Nilüfer Gençlik Korosu ve Kaizen Koro dinleyicilerle buluştu. Konserin finalinde tüm korolar birlikte sahneye çıkarak üç ortak eser seslendirdi. Konserin ardından koro şefleri, buluşmanın gerçekleşmesinde büyük emeği olanlara teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı’ndan Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim İçin 4 Yeni Projeye Hibe Desteği Haber

Sabancı Vakfı’ndan Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim İçin 4 Yeni Projeye Hibe Desteği

Sabancı Vakfı’nın, 50 yılı aşkın deneyimi ve sivil toplumun değişen ihtiyaçlarından hareketle yenilediği güven temelli Hibe Programı ile desteklenecek projeler belli oldu. “Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim” temalı Etki Ortakları Hibesi kapsamında, eğitimde fırsat eşitliğini ve okul ekosistemlerinde kalıcı değişimi hedefleyen çözümleri hayata geçirecek dört sivil toplum kuruluşu, önümüzdeki üç yıl boyunca desteklenecek. Sabancı Vakfı’nın “Nitelikli ve Kapsayıcı Eğitim” temalı Etki Ortakları Hibesi kapsamında yeni dönemde birlikte çalışacağı sivil toplum kuruluşları ve hayata geçirilecek projeler belli oldu. Sonuçlar Sabancı Vakfı ekipleri, alan uzmanları, saha deneyimine sahip profesyoneller, öğretmenler ve okul yöneticileri gibi eğitim aktörlerinin yer aldığı çok paydaşlı, çok aşamalı ve katılımcı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Sivil alandaki hibe ilişkisini güven temelli yaklaşım, karşılıklı öğrenme ve uzun vadeli etki odağında derinleştiren ve bu kapsamda uluslararası iyi örneklerle uyumlu yenilikçi uygulamalar benimseyen Sabancı Vakfı, program kapsamında seçilen 4 projeyi üç yıl boyunca destekleyecek. İstanbul, Şanlıurfa ve Adıyaman’da uygulanacak projeler, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocuklara ulaşmayı, nitelikli ve kapsayıcı eğitim alanında kalıcı değişimler yaratmayı ve ölçeklenebilir modeller geliştirmeyi hedefliyor. Projelere üç yıl boyunca toplam yaklaşık 40 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Sabancı Vakfı’nın güven temelli yaklaşımla hayata geçirdiği Etki Ortakları Hibesi, Türkiye’nin dört bir yanından yoğun ilgi gördü. Programın yeni dönemine 48 ilden toplam 247 sivil toplum kuruluşu başvururken, başvuruların 191’i dernek, 40’ı vakıf ve 16’sı kooperatifler tarafından gerçekleşti. Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Sabancı Vakfı olarak yarım asrı aşkın süredir toplumsal gelişim için çalışmalarımızı sürdürürken, sivil toplumla kurduğumuz yol arkadaşlığını her zaman en önemli güç kaynaklarımızdan biri olarak gördük. 20 yıldır sürdürdüğümüz Hibe Programımız aracılığıyla bugüne kadar Türkiye’nin dört bir yanından sivil toplum kuruluşlarının ortaya koyduğu 269 projeye hibe desteği sağladık. Vakfımızın 50. yılında güveni merkeze alan ve uzun vadeli dönüşümü hedefleyen bir etki ortaklığı anlayışıyla yeniden kurguladığımız Hibe Programımız kapsamında destekleyeceğimiz dört proje, eğitimde eşitsizliklerden en fazla etkilenen çocukların ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler sunuyor. Bu projelerin, uygulandıkları bölgelerde yaratacakları etkinin ötesine geçerek eğitim alanında yaygınlaşabilecek yeni modeller oluşturacağına ve daha geniş ölçekte dönüşüme öncülük edeceğine inanıyoruz.” dedi. Hibe desteği almaya hak kazanan sivil toplum kuruluşları ve projeleri: Sulukule Gönüllüleri Derneği’nin “Okulla Güvenli Bağlar” projesi, İstanbul’un Karagümrük Mahallesi’nde eğitimden kopma riski taşıyan 10–18 yaş arasındaki çocukların okulla bağlarını ve iyi olma hâllerini güçlendirmek amacıyla, boylamsal etkisi izlenen mahalle temelli ve sivil toplum merkezli bir model uygulamayı hedefliyor. Türkiye Down Sendromu Derneği’nin “Eğitime +1 ile Kapsayıcı Okullar” projesi, İstanbul Şişli’de Kolay Dil yaklaşımını eğitim alanına uyarlayarak, Down sendromlu ve zihinsel özel gereksinimli öğrencilerden oluşan öz savunuculuk gruplarıyla öğrenme süreçlerine katılımı güçlendiren okul temelli ve sürdürülebilir bir kapsayıcı eğitim modeli geliştirmeyi hedefliyor. Yerelden Kalkınma Derneği’nin “Mevsimlik Tarım İşçisi Çocuklarının Kısır Döngüsünü Kıran Bütüncül Eğitim Modeli” projesi, Şanlıurfa’da mevsimlik tarım göçü nedeniyle eğitim yılının önemli bir bölümünü kaçıran çocuklar için bütünleşik bir destek modeliyle öğrenme kaybını azaltmayı ve eğitimdeki dezavantaj döngüsünü kırmayı hedefliyor. Şehir Dedektifi: Kent, Çevre ve Yaşam Derneği’nin “Kente Açılan Sınıflar: Yer Temelli Öğrenme ve Okul İklimini Güçlendirme Programı” ile Adıyaman’da depremden etkilenen çocukların aidiyetini, öğrenme deneyimini ve kent yaşamına katılımını güçlendirmek amacıyla, kenti ve kültürel mirası yer temelli öğrenme yaklaşımıyla okul iklimine entegre eden bir model geliştirmeyi hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.