Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Adıyaman

Kapsül Haber Ajansı - Adıyaman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adıyaman haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hatay Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi Eğitime Başladı Haber

Hatay Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi Eğitime Başladı

Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi adıyla eğitime başlayan okulun açılış töreninde konuşan Hüsnü M. Özyeğin Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Özyeğin; kentin iyileşme sürecine katkıda bulunmayı ve öğrencilerin nitelikli bir ortamda eğitimlerine devam etmelerini amaçladıklarını dile getirdi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde ağır hasar görmesi nedeniyle kontrollü olarak yıkılan Hatay Osman Ötken Anadolu Lisesi, öğrencilerine kavuştu. Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından Fiba Grubu şirketlerinden Gelecek Varlık Yönetimi’nin destekleriyle yeniden inşa edilen okul, eğitime Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi adıyla devam edecek. 24 derslikli olarak inşa edilen Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi, Hüsnü M. Özyeğin Vakfı tarafından yapımı tamamlanan 30’uncu okul oldu. Öğrencilerin çeşitli alanlarda gelişimlerini destekleme hedefiyle planlanan lise bünyesinde fizik–kimya–biyoloji ortak laboratuvarı, görsel sanatlar atölyesi, müzik atölyesi, kütüphane, çok amaçlı salon, açık basketbol sahası ve açık voleybol sahası bulunuyor. “Öğrencilerin nitelikli ve güvenli bir ortamda öğrenimlerini sürdürmelerini amaçladık” Okulun resmi açılış töreni Hatay Valiliği, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri ve Belediye Başkanlıklarının yanı sıra Hüsnü M. Özyeğin Vakfı ve Gelecek Varlık Yönetimi’nden üst düzey yöneticilerin de katılımıyla gerçekleşti. Törende konuşan Hüsnü M. Özyeğin Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Özyeğin, “Hatay’da birçok başarılı öğrenci yetiştirmiş olan bu okulun deprem sonrasında yeniden inşasını üstlenirken amacımız, şehrin iyileşme sürecine katkıda bulunmak ve öğrencilerin nitelikli ve güvenli bir ortamda öğrenimlerini sürdürmeleriydi” ifadelerini kullandı. Özyeğin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her zaman önce insan faktörüne inandım ve en değerli yatırımın ülke insanının geleceğine yapılan yatırım olduğunu savundum. Çünkü bir ülkenin gelişimi, yetiştirdiği gençlerle doğrudan ilişkilidir. Fiziksel yapılar zamana yenilebilir ve zamanla da yenilenebilir. Asıl önemli olan, o yapıların içinde yetişen nesillerdir. Sevgili gençler, burada alacağınız eğitimin, gelecekte vereceğiniz kararlarda önemli bir rolü olacak. Çalışmaktan vazgeçmeyin ve karşılaştığınız zorluklar karşısında geri durmayın. İş hayatında 50 yılı geride bırakmış, Vakfımızın çatısı altında ülkemize pek çok okul ve yurt kazandırmış biri olarak, hala bir sürü yapmak istediğim şeyin ve hayallerimin olduğunu vurgulamak isterim. Her bir gencimizin de bu ülkeye ve kendilerine dair büyük hayaller kurması, o hayaller için durmadan çalışması en büyük dileklerimden biri.” “Bizim için yalnızca okul desteği değil, geleceğe inancımızın güçlü bir göstergesi” Gelecek Varlık Yönetimi Genel Müdürü Sezin Ünlüdoğan ise şu değerlendirmede bulundu; “Gelecek Varlık olarak bireylerin ve kurumların finansal özgürlüğe kavuşma yolculuğunda, ekonomik sisteme değer kazandırırken toplumsal faydayı da sorumluluğumuzun ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Bu yönde Hatay’da Hüsnü M. Özyeğin Vakfı ile birlikte yeniden inşasını sağladığımız, yeni adıyla Hüsnü Özyeğin Anadolu Lisesi’nin açılışı, bizim için yalnızca bir okul desteğinden ibaret değil; geleceğe, eğitime ve gençlerimizin potansiyeline duyduğumuz inancın güçlü bir göstergesidir. Bu anlayışla, ülkemiz için kalıcı değerler üretmeye devam edeceğiz.” Hüsnü M. Özyeğin Vakfı’nın deprem bölgesi destekleri Fiba Grubu ve Hüsnü M. Özyeğin Vakfı, 6 Şubat depremlerinin ardından afet bölgesinde eğitim, sağlık, barınma ve gıda odak alanlarında çalışmalar yürüttü. Afetten etkilenen bölgelerde umudun yeniden yeşertilmesi için Adıyaman, Nurdağı-Gaziantep ve Defne-Hatay’da kurulan konteyner kentlerle 5 bin kişinin barınma ihtiyacı karşılandı. Nurdağı’nda 8, Defne’de 11 derslikli okullar eğitime kazandırıldı; çocukların fiziksel gelişimi için çok amaçlı spor sahaları inşa edildi. Adıyaman, Gaziantep ve Hatay’da açılan AÇEV Çocuk ve Aile Merkezleri’nde konteyner kentlerde kalan çocukların eğitimleri desteklendi, ailelere psiko-sosyal destek sunuldu. Çukurova Üniversitesi, ulusal ve uluslararası önemli tıp dernekleriyle birlikte depremde uzuv kaybı yaşayan çocukların ortez, protez ve rehabilitasyon ihtiyaçlarını karşılamak için Çocuk İyilik Merkezi hayata geçirildi. Bugüne kadar protez ve ortez desteği, psikolojik destek, eğitim bursu ve mesleki eğitimler ile toplam 155 çocuğa ulaştı. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ve TOKTUT, afet koşullarına bağlı olarak çocukların karşılaştığı beslenme eksikliklerinin giderilmesine destek olmak için Hatay Valiliği’nin koordinasyonunda ve Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle “Sağlıklı Beslen Sevgiyle Büyü” Okul Beslenme Desteği Projesi'ni hayata geçirdi. Proje kapsamında, Antakya’daki konteyner kentlerde yer alan 25 anaokulundaki bin 350 çocuğa, 2024-25 eğitim öğretim yılı boyunca 200 bin adet beslenme paketi dağıtıldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimko’dan UNICEF ile Çocukların Dijital Geleceğine Yatırım Haber

Çimko’dan UNICEF ile Çocukların Dijital Geleceğine Yatırım

Sanko Holding’in çimento ve beton sektöründe faaliyet gösteren şirketi Çimko, UNICEF’in yürüttüğü MakerUp Programı’na vereceği destek ile Güneydoğu Anadolu’daki çocukların dijital becerilerini güçlendirmeye yönelik üç yıllık bir sosyal fayda çalışmasını hayata geçiriyor. Çimko’nun bölgenin geleceğine yaptığı stratejik bir yatırım niteliğindeki program, 7–14 yaş arasındaki çocukların teknolojiyle üretme, düşünme ve problem çözme yetkinliklerini geliştirmeyi, dijital çağın sunduğu fırsatlara daha eşit koşullarda erişebilmelerini amaçlıyor. MakerUp Programı, çocukların teknolojiyi tüketen değil üreten bireyler olarak gelişmelerini desteklemek üzere robotik uygulamalar, kodlama egzersizleri, 3D modelleme ve IoT alanlarında eğitimler sunuyor. Program kapsamında çocuklar mantıksal düşünme, problem çözme, iş birliği yapma ve proje geliştirme gibi beceriler kazanarak dijital dünyanın gerektirdiği yetkinlikleri edinme fırsatı buluyor. Çimko CEO’su Dr. Önder Kırca, programın uzun vadeli bir sosyal yatırım niteliği taşıdığını altını çizerek; “MakerUp Programı çocukların teknolojiyle yalnızca tanışmasını değil; düşünmesini, üretmesini ve özgüvenle kendi yolunu çizebilmesini destekliyor. UNICEF’in sahadaki uzmanlığı ve yaygın uygulama kapasitesiyle yürütülen iş birliği kapsamında, yalnızca teknoloji öğretmiyoruz; çocukların hayal kurma, üretme ve kendine güvenme becerilerini de destekliyoruz. Amacımız Güneydoğu Anadolu’daki çocukların dijital dünyaya eşit fırsatlarla katılabilmelerini sağlamak. Çocukların bugünden geliştirdikleri üretkenlik ve merak duygusunun yarının yenilikçi çözümlerine dönüşeceğine inanıyoruz. Üç yıl sürmesini planladığımız MakerUp programı ile her yıl 5 bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz” dedi. UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi konuşmasında şunları ifade etti: “Özel sektör ile yürütülen ortaklıklar, çocuklar için daha aydınlık bir gelecek inşa etmenin en temel unsurlarından biridir. ÇİMKO ile yürüttüğümüz iş birliği, bilgi birikimimizi, güçlü yönlerimizi ve kaynaklarımızı bir araya getirerek çocuklar ve içinde yaşadıkları toplum için kalıcı ve anlamlı bir fark yaratabileceğimizi gösteriyor. Bu ortaklık, çocukların, yaşamlarının ileriki evreleri için gereken beceri ve fırsatlara erişimlerinin güçlendirilmesine önemli bir katkı sağlayacaktır.” Türkiye Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Ekşi, programın sahadaki uygulama ortağı olarak TKV'nin rolüne dikkat çekerek şunları söyledi: "Maker sınıfları, çocukların yalnızca teknolojiyle tanışmasını değil; güvenli bir ortamda denemeye, üretmeye ve kendi çözümlerini geliştirmeye teşvik edilmesini hedefliyor. Bu tür yapılandırılmış alanlar, çocuklar için hem öğrenme hem de koruma işlevi görüyor. Her çocuğun, nerede yaşarsa yaşasın, güvenli öğrenme alanlarına ve geleceğini şekillendirebileceği fırsatlara erişme hakkı olduğuna inanıyoruz." İş birliği kapsamında Gaziantep Gençlik Merkezi ve Adıyaman Dr. Şerif Ayaz Kültür ve Eğitim Merkezi içinde tamamen donanımlı Maker sınıfları kuruldu. Bilgisayarlar, kodlama kitleri, sensörler, motor setleri, lego eğitim materyalleri ve 3D yazıcılardan oluşan altyapı, çocuklara sistemli ve güvenli bir öğrenme ortamı sağlıyor. Bu sınıflar, bölgenin uzun vadeli eğitim kapasitesini güçlendiren kalıcı bir yatırım niteliği de taşıyor. Program, şehir merkezleriyle sınırlı kalmayarak Gezici Maker Aracı ile Gaziantep başta olmak üzere Adıyaman, Kahramanmaraş, Kilis, Şanlıurfa ve Mardin gibi kırsal bölgelere de ulaşıyor. Bu model, teknolojiye erişimi sınırlı olan çocuklara fırsat eşitliği sağlayarak bölgedeki çocukların dijital gelişimleri önündeki engelleri azaltmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Tarım Teknolojilerinde Yerli Atılım: Fimaks Yem Otomasyon Merkezi Verimliliği Yeni Bir Seviyeye Taşıyor Haber

Türkiye’de Tarım Teknolojilerinde Yerli Atılım: Fimaks Yem Otomasyon Merkezi Verimliliği Yeni Bir Seviyeye Taşıyor

Türkiye’de hayvancılık sektöründe yükselen yem maliyetleri, nitelikli iş gücü eksikliği ve sürdürülebilir üretim ihtiyacı, teknoloji odaklı çözümleri zorunlu hale getiriyor. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri, Fimaks tarafından geliştirilen Yem Otomasyon Merkezi oldu. Fimaks’ın 50 yılı aşan makine ve mühendislik deneyimiyle hayata geçirilen sistem, yem yönetimini tek bir merkezden otomatik olarak kontrol ederek çiftliklerde üretim süreçlerini baştan sona yeniden yapılandırıyor. Yem hazırlamadan dağıtıma kadar tüm süreci kapsayan bu çözüm, hem maliyetleri düşürüyor hem de ölçülebilir verim artışı sağlıyor. Veriye Dayalı Verimlilik, Kalıcı Sürdürülebilirlik Yem Otomasyon Merkezi sayesinde besleme süreçleri merkezi bir yapıdan yönetilirken, iş gücü ihtiyacı minimum seviyeye indiriliyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde yem israfının azaltılması ve işçilik giderlerinin düşürülmesi, otomasyonu en hızlı geri dönüş sağlayan yatırımlar arasına taşıyor. Süt işletmelerinde rasyon kalitesinin standardize edilmesi, hayvan sağlığı ve süt verimi üzerinde doğrudan ve kalıcı etki yaratıyor. Bu yönüyle sistem, yalnızca görünen maliyetleri değil, üretimin tüm bileşenlerini kapsayan sürdürülebilir bir yapı sunuyor. Yem Yönetiminde Uçtan Uca Otomasyon Fimaks Yem Otomasyon Merkezi; kesif yem, kuru kaba yem, silaj ve yaş yemlerin tamamını entegre şekilde yönetebilen bir altyapıya sahip. Bunker sistemi ile yem lojistiği planlı ve kayıpsız biçimde yürütülürken, her gün aynı rasyon oranı ve miktarıyla yem hazırlığı yapılıyor. Bu standardizasyon, insan hatasını büyük ölçüde ortadan kaldırırken, hayvanların beslenme dengesini koruyarak süt verimini destekliyor. Sistem 7 gün 24 saat çalışabiliyor; günlük 2 ila 4 yemleme yapılabilirken, yem dağıtım robotu entegrasyonu ile bu sayı 6’ya kadar çıkabiliyor. Mesai öncesinde otomatik olarak hazırlanan TMR (Total Mixed Ration), operasyonel zaman kaybını da en aza indiriyor. Hızlı Geri Dönüş, Ölçülebilir Kazanç Fimaks tarafından paylaşılan verilere göre otomasyon sistemi, hatalı yükleme kaynaklı maliyet kayıplarını yüzde 80’e varan oranlarda azaltabiliyor. Nitelikli iş gücü ihtiyacının ortadan kalkması ve sistemin yalnızca traktör kullanabilen tek bir operatörle yönetilebilmesi, işçilik maliyetlerinde ciddi tasarruf sağlıyor. Yatırımın geri dönüş süresi (ROI), işletme ölçeğine bağlı olarak 3 ila 5 yıl arasında değişirken, yem maliyetinin yüksek olduğu besi işletmelerinde bu sürenin daha da kısaldığı belirtiliyor. Çiftlik büyüdükçe, otomasyonun finansal etkisi de katlanarak artıyor. Sahadan Gelen Sonuçlar: Yüzde 10’a Varan Verim Artışı Sistem halihazırda Bandırma, Lüleburgaz, Konya Ilgın ve Adıyaman olmak üzere dört farklı çiftlikte aktif olarak kullanılıyor. Kurulan ilk iki tesiste, otomasyon sonrasında süt veriminde yaklaşık yüzde 10 artış kaydedildi. Birinci çiftlikte günlük ortalama süt verimi 35 litreden 38–39 litre seviyelerine yükselirken, ikinci çiftlikte bu rakam 38 litreden 43 litre bandına ulaştı. Fimaks, iki yeni çiftlik için kurulum anlaşmalarının tamamlandığını ve sisteme olan ilginin hızla arttığını belirtiyor. Satın alma kararlarında öne çıkan temel nedenler ise işçi bulma zorluğu ve insan kaynaklı hataların önlenmesi olarak öne çıkıyor. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelere Özel Tasarım Fimaks Yem Otomasyon Merkezi, 200 ila 1500 baş hayvan kapasitesine sahip küçük ve orta ölçekli işletmeler için geliştirildi. Her çiftlik standart bir ürünle değil, ihtiyaca özel bir proje anlayışıyla ele alınıyor. Bu yaklaşım, otomasyon teknolojisinin yalnızca büyük ölçekli işletmelere özgü bir yatırım olmasının önüne geçiyor. Ar-Ge ve Robotik Gelecek Vizyonu Fimaks, Yem Otomasyon Merkezi’ni şirketin Ar-Ge yatırımlarında stratejik bir konuma yerleştiriyor. Yem dağıtım robotu tarafında geliştirmelerin son aşamaya geldiği ve kısa süre içinde bir çiftlikte aktif olarak devreye alınacağı ifade ediliyor. Şirket, otomasyon yatırımı yapan çiftliklerin robotik çözümlere de yüksek ilgi gösterdiğini belirtirken, çiftlik yönetimini dijitalleştirecek yeni otomasyon ve robotik sistemler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hayata Bağlayan İlmekler Projesinde İkinci Etap Başladı Haber

Hayata Bağlayan İlmekler Projesinde İkinci Etap Başladı

Deprem bölgesindeki kadınların üretime ve ekonomik hayata yeniden katılımını desteklemek üzere Türkiye İş Kadınları Derneği (TİKAD) tarafından hayata geçirilen Hayata Bağlayan İlmekler Projesi, Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen değerlendirme toplantısı ile ikinci etabına resmen başladı. Geniş katılımlı toplantıyla değerlendirildi Projenin ilk etabının değerlendirildiği ve yeni fazın yol haritasının oluşturulduğu toplantıya, TİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Bulut, Yönetim Kurulu Üyeleri Kezban Hatemi, Demet Sabancı, Nazlı Ceylan Balduk ve Ayşe Cevahir ile Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer katıldı. Buluşma; Malatya, Adıyaman, Hatay ve Kahramanmaraş’tan gelen belediye ve valilik temsilcileri ile kadın kooperatiflerinin kurucularını da bir araya getirerek bölgesel dayanışmanın ve ortak vizyonun güçlenmesine zemin hazırladı. Halkbank’ın katkıları ilk etabın başarısında etkili oldu TİKAD’dan yapılan açıklamada, projenin ilk etabının deprem sonrası bölge kadınlarının üretim süreçlerine yeniden dahil olmasını sağlamak amacıyla tasarlandığı ve bu sürecin Halkbank’ın değerli katkılarıyla hayata geçirildiği vurgulandı. Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’ın, kadın girişimciliğinin desteklenmesine yönelik vizyoner yaklaşımının proje boyunca önemli bir yapı taşı olduğu belirtildi. Açıklamada, “Bugün Kahramanmaraş’ta gerçekleşen bu buluşma umut, üretim ve dayanışmanın uzun soluklu bir kalkınma modeline dönüştüğünün güçlü bir göstergesidir. Hayata Bağlayan İlmekler Projesi depremzede kadınlar için sadece bir iyileşme süreci değil aynı zamanda kalıcı bir güçlenme yolculuğudur ve bu yolculuk kararlılıkla yeni fazında ilerlemektedir” denildi. Ralph Lauren’le işbirliği ticari değer kazandırdı Toplantının dikkat çekici başlıklarından biri de, Ralph Lauren temsilcisi Ahmet Nakkaş ile yürütülen iş birliği görüşmeleri oldu. Bu görüşmeler kapsamında proje bünyesindeki kadın kooperatiflerinden ilk altı siparişin alınması, depremzede kadınların üretimlerinin uluslararası standartlarda ticari değer kazanması adına somut ve önemli bir adım olarak değerlendirildi. Sürdürülebilir bir üretim modeli hedefleniyor Projenin ikinci etabı, kadınların üretim yolculuğunu daha sağlam temellere oturtmayı ve güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir vizyon ortaya koyuyor. Yeni dönemde eğitim ve mentorluk mekanizmalarının geliştirilmesi, üretim kapasitesinin artırılması, kalite standartlarının iyileştirilmesi ve pazara erişim imkanlarının genişletilmesi hedefleniyor. Bu kapsamlı yaklaşım, kadınları yalnızca desteklenen bireyler olarak değil; kendi emeğiyle ekonomik hayatta var olan, üretim ağlarını kurabilen ve yaşamlarını yeniden inşa eden güçlü aktörler olarak konumlandırmayı amaçlıyor. Böylece proje, bölgedeki kadınların emeğinin görünürlüğünü artırmayı ve dayanışma temelinde uzun vadeli bir kalkınma modeli oluşturmayı hedefleyen yeni bir aşamaya geçiyor.

Merck Türkiye Çalışanları İyilikte Buluştu Haber

Merck Türkiye Çalışanları İyilikte Buluştu

Şirket, Hayata Destek Derneğiyle yaptığı işbirliği kapsamında çalışanlarının gönüllü katkısıyla hazırlanan kırtasiye ve hijyen malzemeleri dolu okul çantalarını Adıyaman’daki çocuklara ulaştırdı. Merck Türkiye, kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında deprem bölgesindeki çocuklara desteğini sürdürüyor. Hayata Destek Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen projede, Merck Türkiye çalışanları gönüllü katkılarıyla kırtasiye ve hijyen malzemeleri ile dolu okul çantalarını Adıyaman’daki çocuklara ulaştırdı. Merck Türkiye gönüllüleri, ofiste bir araya gelerek çocukların eğitim ve hijyen ihtiyaçlarına özel olarak hazırlanan OKİ-HİJİ çantalarını kendi elleriyle kullanıma hazır hale getirdi. Çantalar, çocukların hem ihtiyaçlarını karşılamak hem de onlara oyun ve öğrenme arkadaşı olmak üzere bölgeye gönderildi. Etkinlik sırasında, Hayata Destek Derneği’nin sosyal tasarım markası destekar’ın ürünlerinin yer aldığı stant da büyük ilgi gördü. Deprem bölgesindeki kadınların el emeğiyle hazırlanan tasarım ürünlerin satışından elde edilen gelir, yine afet bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine aktarıldı. Merck’ten Aydınlık Yarınlar İçin Eğitime Destek Merck Türkiye Genel Müdürü Şehram Zayer, projeye ilişkin şunları söyledi: “Bilimsel gelişimi ve insan hayatını merkeze alan bir şirket olarak, geleceğin yetişkinleri olacak çocukların eğitimini ve gelişimini çok önemsiyoruz. Deprem sonrası çalışmalarımızı özellikle bölgedeki çocuklara odakladık. OKİ-HİJİ çantalarıyla hem temel ihtiyaçlarını karşılamayı hem de onlara oyun ve öğrenme fırsatları sunmayı hedefliyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın gönüllü katılımıyla ofiste çantaları birlikte hazırladık. İyilikte buluşma kültürünü benimseyen bir şirket olarak, çocukların ve gençlerin eğitim yolculuklarını desteklemeye devam etmekten mutluluk duyuyoruz.” Hayata Destek Derneği kurucularından, Direktör Sema Genel Karaosmanoğlu ise şunları aktardı: “Afetlerden etkilenen kişilerin ihtiyaçlarına ulaşması için 20 yıldır çalışıyoruz. Çocukların okula devam edebilmeleri, güvenli bir çevrede büyüyebilmeleri ve temel ihtiyaçlara ulaşabilmeleri de her zaman önceliğimiz oldu. Öte yandan, bir insani yardım derneği olarak finansal kaynaklarımız sınırlı olduğu için, Merck Türkiye gibi sosyal sorumluluk projelerine önem veren özel sektör kurumlarıyla yaptığımız iş birliklerini çok kıymetli buluyoruz. Çocukların güvenli bir geleceğe adım atabilmesi için birlikte üretmeye, çalışmaya devam etmek mutluluk verici.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CHP'li Talat Dinçer:  “Okullar Yok, Vaatler Çok” Haber

CHP'li Talat Dinçer: “Okullar Yok, Vaatler Çok”

CHP Mersin Milletvekili Talat Dinçer, TBMM’ye sunduğu soru önergesi ve meclis araştırma önergesi ile konuyu gündeme taşıdı. Dinçer, “Çocuklarımız hâlâ konteynerlerde eğitim görüyor, iktidar ise sessiz. Bu sadece bir idari zaaf değil, açık bir anayasal görev ihlalidir.” dedi. Mersin’de 138 okuldan yalnızca 65’i tamamlandı Deprem sonrası Mersin’de depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle toplam 114 okul yıkılma kararı alındı. Milli Eğitim Bakanlığı bu okulların yerine 138 yeni okul yapılacağını açıklasa da, şu ana kadar yalnızca 65 okul tamamlanabildi. Kalan 73 okulun inşaatı ise hâlâ devam ediyor. Türkiye genelinde tablo daha vahim Dinçer’in önergesine göre sorun yalnızca Mersin’le sınırlı değil. Deprem bölgesindeki 11 ilde toplamda 12 bin 119 derslik yıkıldı. Milli Eğitim Bakanlığı, bunun yerine 22 bin 39 yeni derslik yapılacağını duyurdu. Ancak bugüne kadar yalnızca 3 bin 100 derslik tamamlandı. “Bu rakamlar, yapılanın yapılması gerekenin yanında ne kadar yetersiz kaldığını açıkça gösteriyor” diyen Dinçer, öğrencilerin büyük bir kısmının 2025-2026 eğitim öğretim yılına da belirsizlik içinde gireceğini vurguladı. “Çocuklarımızın geleceği konteynerlere sığdırılamaz” Dinçer, “Milli Eğitim Bakanlığı bu süreçte şeffaf ve hesap verebilir bir tutum sergilememiştir. Okulların yıkılması kolay oldu, ama yapılması bir türlü gerçekleşmiyor. Kaynak mı yok, irade mi yok? Çocuklarımızın geleceği konteynerlere, vaatlere sığdırılamaz.” Dinçer, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti: Mersin’de yıkılan 95 okuldan neden sadece 40’ı yeniden yapıldı? Türkiye genelinde yıkılan 12 binden fazla derslik için neden yalnızca 3.100 derslik tamamlandı? Okul inşaatları neden hâlâ temel aşamasında? Çocuklar neden hâlâ geçici yapılarda eğitim görüyor? İhaleler yapıldı mı, yapıldıysa hangi firmalara verildi, teslim tarihi nedir? 2025-2026 eğitim yılına kadar bu okullar yetişecek mi, yoksa yine ertelenecek mi? Meclis araştırması talebi Dinçer, “2025-2026 eğitim öğretim yılına çok az bir süre kalmışken binlerce öğrencinin nerede, hangi koşullarda eğitim alacağı belirsizdir. Öğrenciler konteyner sınıflarda, kalabalık geçici okullarda ya da başka ilçelere taşınarak eğitim görmeye çalışmakta; öğretmenler plansızlık ve yetersizlik içinde görev yapmaktadır. Bu, sadece bir ihmal değil; aynı zamanda bir anayasal görev ihmali, açık bir kamu sorumluluğudur .Anayasa'nın 42. maddesi her vatandaşın eğitim hakkını güvence altına alırken, 98. maddesi ise Meclis’in yürütmeyi denetleme görevini açıkça ifade eder. Ancak bugüne kadar bu konuyla ilgili kamuoyunu tatmin edecek ne bir açıklama ne de bir çözüm ortaya konmuştur.” İfadelerini kullanarak Anayasanın 98. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 104 ve 105. Maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.