Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aerodinamik

Kapsül Haber Ajansı - Aerodinamik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aerodinamik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Audi’den 499 Adetle Sınırlı Yeni Süper Otomobil Haber

Audi’den 499 Adetle Sınırlı Yeni Süper Otomobil

Audi, yüksek performanslı hibrit güç-aktarma sistemine sahip ilk süper otomobili Nuvolari’yi tanıttı. Markanın performans, elektrifikasyon, aerodinami ve yeni tasarım felsefesini aynı otomobilde buluşturan Audi Nuvolari, dört halkalı markanın teknolojik yenilenme sürecinin en iddialı modellerinden biri olarak konumlanıyor. 499 adetle sınırlı olarak üretilecek modelin teslimatlarının 2027 yılının ilk yarısında başlaması planlanıyor. Audi Nuvolari, 1.001 PS sistem gücü ve 350 km/s’nin üzerindeki maksimum hızıyla Audi’nin bugüne kadar geliştirdiği en güçlü ve en hızlı seri üretim otomobil olacak. 0’dan 100 km/s hıza 2,6 saniyede, 0’dan 200 km/s hıza ise 6,8 saniyede ulaşan model; yüksek performanslı hibrit güç-aktarma sistemi, quattro predictive ride, aktif aerodinamik yapı ve karbon dış gövdeyle geliştirilen Audi Space Frame mimarisiyle öne çıkıyor. Audi, Nuvolari ile “Vorsprung durch Technik” anlayışını elektrifikasyon çağında yeniden yorumlarken, Formula 1’den gelen teknolojileri seri üretime hızlı ve hassas biçimde aktarma iddiasını da ortaya koyuyor. Yeni tasarım felsefesi ve Formula 1 programının ardından geliştirilen Nuvolari, markanın geleceğine yönelik teknolojik ve duygusal bir ifade niteliği taşıyor. Audi’nin yeni tasarım felsefesinin ilk seri üretim temsilcisi Audi Nuvolari, markanın yeni tasarım felsefesini seri üretim düzeyinde yansıtan ilk model olacak. Yalın ama güçlü yüzeyler, net çizgiler, gövdeye entegre edilen teknolojiler ve aerodinamik verimliliği önceleyen detaylar, modelin tasarım karakterini belirliyor. Orta motor yerleşimi, Nuvolari’ye güçlü oranlar, monolitik bir gövde hacmi ve süper otomobil kimliğini vurgulayan dinamik bir duruş kazandırıyor. Dış tasarımda Audi’nin yeni imza rengi Titanium kullanılıyor. Audi Concept C ve Audi Formula 1 yarış otomobilinde de yer alan bu renk, karbon detaylarla birlikte Nuvolari’nin teknik ve performans odaklı karakterini güçlendiriyor. 1.001 PS’lik yüksek performanslı hibrit güç-aktarma sistemi Audi Nuvolari’nin güç-aktarma sistemi, 4.0 litrelik V8 biturbo motoru üç adet axial flux elektrik motoruyla birleştiriyor. Toplamda 736 kW / 1.001 PS sistem gücü sunan bu yapı, yüksek performansı elektrikli tork desteğiyle bir araya getiriyor. 588 kW / 800 hp güç üreten V8 motor, 10.000 d/d’ye kadar çıkabilen karakteriyle motor sporlarından gelen mühendislik yaklaşımını seri üretim otomobil dünyasına taşıyor. Ön aksta yer alan iki elektrik motoru, quattro sisteminin değişken tork dağılımına destek verirken; V8 orta motor ile şanzıman arasındaki üçüncü elektrik motoru hibrit mimariyi tamamlıyor. Bu yapı, Nuvolari’ye yalnızca yüksek hızlanma performansı değil, aynı zamanda kontrollü ve öngörülebilir bir sürüş karakteri kazandırıyor. quattro predictive ride ile yeni nesil yol tutuş Audi’nin en güçlü teknolojik imzalarından biri olan quattro, Nuvolari ile yeni bir aşamaya taşınıyor. quattro predictive ride sistemi; direksiyon açısı, ivmelenme, aracın dikey ekseni etrafındaki dönüş hareketi ve mevcut yol tutuş seviyesi gibi verileri sürekli analiz ederek olası tutunma kayıplarını önceden öngörebiliyor. Sistem, gerektiğinde tork dağılımını, fren müdahalelerini ve aerodinamik ayarları bütünleşik şekilde yöneterek yüksek hızlarda ve değişken zemin koşullarında maksimum denge ve kontrol sağlamayı hedefliyor. Sürücü, farklı sürüş modlarıyla otomobilin karakterini günlük kullanımdan pist odaklı sürüşe kadar farklı senaryolara göre ayarlayabiliyor. Formula 1’den ilham alan aerodinamik ve karbon yapı Audi Nuvolari’de kullanılan aktif aerodinamik sistem, yere basma kuvveti, sürüklenme ve aerodinamik dengeyi sürüş koşullarına göre ayarlıyor. Açılabilir adaptif arka kanat; Closed, Low Downforce ve High Downforce olmak üzere üç farklı konfigürasyonda çalışıyor. Performans odaklı modlarda sistem otomatik olarak devreye girerken, Formula 1’den bilinen Drag Reduction System, yani DRS, direksiyon üzerindeki özel düğmeyle manuel olarak da etkinleştirilebiliyor. Nuvolari’nin araç mimarisi, düşük ağırlık, yüksek gövde dayanımı ve hassas sürüş karakteri hedefleriyle geliştirildi. Audi, Nuvolari’de ilk kez Audi Space Frame teknolojisini karbon dış gövdeyle birleştiriyor. Karbon fiber takviyeli polimerden üretilen dış gövde bileşenleri, hafiflik ve yapısal dayanımı desteklerken; üretim süreçlerinde Formula 1 uzmanlığından yararlanılıyor. Modelde ayrıca Audi’nin seri üretim portföyünde ilk kez dövme merkezi kilitli jantlar kullanılıyor. Dinamik enerji yönetimi ve Audi Ceramic Pro fren sistemi Audi Nuvolari’nin dinamik enerji yönetimi, boost ve enerji geri kazanım stratejilerini tork dağılımıyla birlikte yönetiyor. Sistem, sürüş koşullarına, yol tutuş seviyesine ve sürücünün talebine göre güç aktarımı ile rejenerasyonu sürekli dengeliyor. Ön aksta elektrikli yavaşlama, frenlemenin önemli bir bölümünü üstlenebiliyor. Yüksek performanslı fren sistemi de hidrolik frenleme ile elektrikli yavaşlamayı bütünleşik biçimde yönetmek üzere geliştirildi. Yeni Audi Ceramic Pro fren sistemi, Formula 1’den türetilen uzun fiber karbon yapılı fren diskleri ve özel iç soğutma sistemiyle yoğun pist kullanımında dahi istikrarlı performans sunmayı hedefliyor. Sürüşe odaklanan iç mekân Audi Nuvolari’nin iç mekânı tamamen sürüş deneyimine odaklanıyor. Azaltılmış mimari, temel kontrolleri sürücünün görüş ve erişim alanında toplarken; dijital ekranlar ve fiziksel kumandalar tutarlı bir kullanım mantığıyla konumlandırılıyor. HMI’daki renk vurguları, 1930’ların hız rekorları dönemine damga vuran Auto Union Type C yarış otomobiline gönderme yapıyor. Alüminyum detaylar, sadeleştirilmiş kumanda yapısı ve karbon fiber hafif koltuklar, iç mekanda sürüş odağını ve yüksek kalite algısını güçlendiriyor. Adını Tazio Nuvolari’den alıyor Audi Nuvolari, adını motor sporları tarihinin en önemli figürlerinden biri olan Tazio Nuvolari’den alıyor. Cesareti, yaratıcılığı, adanmışlığı ve kazanma iradesiyle tanınan İtalyan yarışçının mirası, Audi’nin yeni süper otomobilinde yüksek performans, teknik ilerleme ve mutlak odak anlayışıyla yeniden yorumlanıyor. Seri üretime çok yakın prototip olarak tanıtılan Audi Nuvolari, markanın Formula 1 ruhunu, yeni tasarım anlayışını ve teknolojik yenilenme sürecini yola aktaran en iddialı modellerinden biri olarak Audi’nin geleceğine yönelik güçlü bir gösterge niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW ALPINA’dan Geleceğe Güçlü Mesaj: Yeni Tasarım Konsepti Otomobil Dünyasında Heyecan Yarattı Haber

BMW ALPINA’dan Geleceğe Güçlü Mesaj: Yeni Tasarım Konsepti Otomobil Dünyasında Heyecan Yarattı

İtalya’da düzenlenen prestijli Concorso d’Eleganza Villa d’Este 2026 etkinliğinde ilk kez görücüye çıkan Vision BMW ALPINA, markanın gelecekte izleyeceği tasarım ve mühendislik anlayışına dair önemli ipuçları verdi. Lüks otomobil tutkunlarının yakından takip ettiği etkinlikte sahne alan konsept model, yalnızca bir tasarım çalışması olarak değil, aynı zamanda BMW ALPINA markasının dönüşüm sürecinin sembolü olarak değerlendiriliyor. Şirketin yeni nesil üretim modellerine yön verecek otomobilin, performans ve konfor arasındaki ince dengeyi modern çizgilerle yeniden yorumladığı görülüyor. Vision BMW ALPINA ile Markanın Yeni Dönemi Başladı BMW Group bünyesinde bağımsız ve özel bir marka olarak yeniden yapılandırılan BMW ALPINA, Vision BMW ALPINA modeliyle geleceğe dair ilk somut adımını attı. Otomobil dünyasında yıllardır kendine özgü çizgisiyle ayrı bir konumda bulunan marka, bu yeni dönemde de sportif sürüş karakterini lüks detaylarla birleştirmeye devam edeceğinin sinyalini verdi. Konsept modelin tanıtımı, özellikle premium otomobil segmentinde büyük yankı uyandırdı. Çünkü ALPINA, yıllardır yalnızca yüksek performanslı otomobiller üretmekle kalmıyor, aynı zamanda uzun yol konforunu üst seviyeye taşıyan sürüş deneyimiyle de dikkat çekiyor. Yeni tasarım anlayışında markanın geçmişten gelen DNA’sının korunduğu net şekilde hissediliyor. Ancak bu kez çizgiler daha modern, daha akıcı ve daha iddialı bir yapıya sahip. ALPINA Kimliğini Yansıtan Tasarım Detayları Vision BMW ALPINA’nın dış tasarımında ilk dikkat çeken unsur, coupe karakterine yakın uzun ve akıcı gövde yapısı oluyor. Geniş omuz çizgileri, uzun tavan hattı ve güçlü duruş, otomobile hem sportif hem de aristokratik bir görünüm kazandırıyor. Markanın klasikleşmiş “köpekbalığı burun” tasarım dili, modern detaylarla yeniden yorumlanmış durumda. Ön bölümde agresif ancak abartıdan uzak bir tasarım anlayışı tercih edilirken, aerodinamik yapı otomobilin performans odaklı karakterini güçlendiriyor. ALPINA’nın yıllardır simgesi haline gelen dekoratif yan şeritler ve çok kollu jant tasarımı da konseptte korunmuş. Ön tarafta 22 inç, arka bölümde ise 23 inç büyüklüğündeki özel jantlar, otomobilin güçlü duruşunu daha da belirgin hale getiriyor. Tasarımın genelinde hız hissiyle zarafetin aynı potada eritildiği görülüyor. Bu yaklaşım, ALPINA’nın yıllardır premium performans segmentindeki farklı konumunu yeniden vurguluyor. İç Mekânda Konfor ve Lüks Ön Planda Vision BMW ALPINA’nın kabin tasarımı da markanın geleneksel yaklaşımını sürdürdüğünü gösteriyor. İç mekânda sürücü odaklı yapı korunurken, geniş yaşam alanı sayesinde dört yetişkin için üst düzey seyahat konforu sunuluyor. Kullanılan malzemelerde yüksek kalite hissi ön plana çıkıyor. Deri, metal ve özel yüzey detaylarının birlikte kullanıldığı kabinde sade ama etkileyici bir atmosfer oluşturulmuş. Teknolojik unsurlar ise klasik lüks anlayışını gölgelemeyecek şekilde konumlandırılmış. Markanın açıklamalarına göre yeni nesil ALPINA modellerinde sürüş keyfi kadar uzun yol rahatlığı da temel önceliklerden biri olacak. Bu nedenle Vision BMW ALPINA yalnızca performans otomobili olarak değil, aynı zamanda üst düzey bir grand tourer yaklaşımıyla geliştirildi. ALPINA’nın Köklü Geçmişi Yeni Nesle Taşınıyor 1965 yılında Almanya’nın Bavyera bölgesindeki Buchloe kasabasında kurulan ALPINA, yıllar içinde otomotiv sektöründe kendine has bir kültür oluşturdu. BMW modellerini performans ve lüks ekseninde yeniden yorumlayan marka, özellikle yüksek hızlarda sunduğu konfor seviyesiyle otomobil dünyasında özel bir yere sahip oldu. 1970’li yılların sonunda tanıtılan ALPINA B7 Coupé modeli ise markanın karakterini en güçlü şekilde yansıtan otomobiller arasında gösteriliyor. Güçlü motor yapısı, uzun yol konforu ve zarif tasarımıyla dikkat çeken model, bugün hâlâ ALPINA tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Vision BMW ALPINA’da da bu mirasın izleri açık şekilde görülüyor. Marka, geçmişteki karakteristik özelliklerini korurken geleceğin otomobil anlayışına uygun daha sofistike bir yaklaşım benimsiyor. BMW Group İçindeki Yeni Yapılanma Dikkat Çekiyor BMW ALPINA’nın 2026 yılı itibarıyla BMW Group bünyesinde özel ve bağımsız bir marka olarak konumlandırılması, otomotiv sektöründe önemli gelişmelerden biri olarak değerlendirildi. Bu değişimle birlikte markanın üretim stratejisinin daha güçlü şekilde şekillendirilmesi hedefleniyor. Yeni dönemde özellikle kişiselleştirme seçenekleri, premium malzeme kullanımı, sürüş teknolojileri ve konfor odaklı mühendislik çözümleri ön plana çıkacak. BMW Group’un teknolojik altyapısıyla ALPINA’nın el işçiliği ve özel üretim kültürünün birleşmesi, markanın gelecekteki modellerine büyük avantaj sağlayacak. Otomobil dünyasında büyük merak uyandıran ilk seri üretim BMW ALPINA modelinin ise 2027 yılında tanıtılması bekleniyor. Vision BMW ALPINA’nın ortaya koyduğu tasarım dili ve mühendislik yaklaşımı, bu yeni modelin nasıl bir karakter taşıyacağı konusunda güçlü ipuçları veriyor. Premium otomobil pazarında rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde BMW ALPINA’nın attığı bu adım, markanın gelecekte çok daha iddialı bir konuma ulaşabileceğini gösteriyor.

BMW Motorrad’dan Göz Kamaştıran Konsept: Vision K18 İlk Kez Sahneye Çıkıyor Haber

BMW Motorrad’dan Göz Kamaştıran Konsept: Vision K18 İlk Kez Sahneye Çıkıyor

İlk kez İtalya’daki prestijli Concorso d’Eleganza Villa d’Este etkinliğinde sergilenecek olan Vision K18, yalnızca bir konsept motosiklet olmanın ötesinde markanın gelecekte izleyeceği tasarım rotasına dair güçlü ipuçları veriyor. Yüksek performans ile duygusal tasarım dilini aynı noktada buluşturan model, özellikle uzun yol sürüşlerine odaklanan yapısıyla dikkat çekiyor. BMW Motorrad’ın şimdiye kadar geliştirdiği en iddialı konseptlerden biri olarak gösterilen Vision K18, hem teknik altyapısı hem de çarpıcı görünümüyle motosiklet tutkunlarının radarına girmeyi başardı. BMW Vision K18 Tasarımıyla Havacılık Dünyasına Göz Kırpıyor Yeni konseptin en dikkat çekici detaylarından biri aerodinamik tasarım anlayışı oldu. BMW Motorrad tasarım ekibi, Vision K18’in siluetini oluştururken yüksek hızlı jet uçaklarından ilham aldı. Bu yaklaşım motosikletin yalnızca hareket halindeyken değil, park pozisyonundayken bile güçlü ve dinamik görünmesini sağlıyor. Özellikle uzatılmış gövde yapısı ve akıcı yüzey geçişleri, motosiklete oldukça agresif bir karakter kazandırıyor. Gövde boyunca kullanılan metalik detaylar ve keskin çizgiler ise konseptin premium kimliğini öne çıkarıyor. Tasarım dili, klasik touring motosiklet anlayışını modern performans estetiğiyle bir araya getiriyor. BMW Motorrad’ın bugüne kadar ürettiği altı silindirli touring modellerinde konfor ön plandayken, Vision K18 bu yaklaşımı daha duygusal ve daha dramatik bir forma taşıyor. Motosiklet üzerindeki altı hava girişi, altı egzoz çıkışı ve altı LED far detayı da doğrudan motor mimarisine gönderme yapıyor. 1.800 cc’lik Dev Altı Silindirli Motor Öne Çıkıyor Vision K18’in merkezinde BMW Motorrad’ın ikonik sıralı altı silindirli motoru yer alıyor. 1.800 cc hacmindeki güç ünitesi yalnızca performans üretmek için değil, aynı zamanda tasarımın ana unsuru olarak da kullanılmış durumda. Motor bloğunun bilinçli şekilde görünür bırakılması, konseptin mekanik karakterini daha güçlü hissettiriyor. BMW mühendisleri, bu yaklaşım sayesinde motosikletin teknik yönünü estetik bir unsur haline dönüştürmeyi hedefliyor. Marka tarafından yapılan açıklamalara göre Vision K18, performans hissini yalnızca sürüş sırasında değil, görsel algı üzerinden de sürücüye aktarmayı amaçlıyor. Bu nedenle motosikletin her detayı hız, güç ve uzun yol hissini destekleyecek şekilde şekillendirildi. El İşçiliği ve İleri Teknoloji Aynı Gövdede Buluştu BMW Motorrad Vision K18’in üretiminde geleneksel el işçiliği ile ileri mühendislik teknolojileri birlikte kullanıldı. Konseptin alüminyum gövde parçalarının önemli bölümü elde şekillendirildi. Özellikle tek parça görünümüne sahip büyük yan panel, motosikletin en dikkat çekici tasarım detaylarından biri olarak öne çıkıyor. Karbon fiber ve alüminyum kombinasyonu sayesinde hem hafiflik hem de yüksek dayanıklılık hedeflenmiş durumda. Yüzeylerde kullanılan özel kaplamalar ise motosiklete klasik Formula 1 egzoz sistemlerini hatırlatan metalik bir görünüm kazandırıyor. Teknolojik tarafta da Vision K18 oldukça iddialı detaylara sahip. Hidrolik olarak ayarlanabilen süspansiyon sistemi, aktif soğutmalı far teknolojisi ve büyük hava girişleri konseptin ileri mühendislik yaklaşımını gözler önüne seriyor. “The Heat of Speed” Tasarım Felsefesiyle Duygulara Hitap Ediyor BMW Motorrad, Vision K18’de “The Heat of Speed” adını verdiği özel bir tasarım yaklaşımını benimsiyor. Bu konsept, motorun ürettiği gücü görsel bir hisse dönüştürmeyi amaçlıyor. Motosikletin belirli bölümlerinde kullanılan özel ışık ve yüzey efektleri, yüksek sıcaklık altında oluşan hava dalgalanmalarını simüle ediyor. Böylece hız ve performans duygusu fiziksel hareket olmadan bile hissedilebiliyor. Tanıtım görsellerinin bir pist ve uçak kalkış alanı atmosferinde hazırlanması da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor. BMW Motorrad, Vision K18 ile yalnızca bir motosiklet değil, aynı zamanda güçlü bir sürüş deneyiminin görsel temsilini sunmayı hedefliyor. BMW Motorrad Geleceğin Tasarım Dilini Şimdiden Gösteriyor BMW Motorrad CEO’su Markus Flasch, Vision K18’in marka için yalnızca bir konsept çalışması olmadığını, aynı zamanda performans ve tasarım anlayışının geleceğine dair önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Flasch’a göre altı silindirli motor BMW Motorrad için yalnızca teknik bir bileşen değil, aynı zamanda markanın karakterini temsil eden güçlü bir sembol niteliği taşıyor. Vision K18 de bu gücü heykelsi bir tasarım formuna dönüştürerek hız ve dinamizmi somut hale getiriyor. Motosiklet dünyasında elektrikli dönüşüm ve dijitalleşme hız kazanırken, BMW Motorrad’ın böylesine duygusal ve mekanik hissi yüksek bir konsept geliştirmesi sektör içinde dikkat çekmiş durumda. Vision K18’in seri üretime girip girmeyeceği henüz bilinmese de modelin gelecekteki BMW touring motosikletlerine ilham vereceği şimdiden konuşulmaya başlandı.

Yeni VW T-Roc Yola Continental Lastikleriyle Çıkıyor Haber

Yeni VW T-Roc Yola Continental Lastikleriyle Çıkıyor

Yeni Volkswagen T-Roc’un yol arkadaşı Continental oldu. Dünyanın önde gelen lastik üreticilerinden Continental, Volkswagen’in yeni kompakt SUV modeli T-Roc için ana tedarikçi seçildiğini duyurdu. İş birliği kapsamında; 16 ile 19 inç arasındaki ebatlarda sunulan EcoContact 7 S ve EcoContact 7 yaz lastiklerinin yanı sıra, kış şartları için WinterContact TS 870 P ve dört mevsim konforu için AllSeasonContact 2 modelleri resmi onay aldı. Yeni T-Roc’un Tercihi: Benzersiz Continental Konforu Continental, yeni T-Roc için geliştirdiği ileri teknoloji çözümleriyle sürüş verimliliğini ve konforu yeniden tanımlıyor. Özel kauçuk bileşimi ve Akıllı Enerji Karkas teknolojisiyle yüksek enerji verimliliği sağlayan EcoContact 7 yaz lastiğinin karkasında, iç astarında ve yanaklarında kullanılan yeni malzemeler, lastik içindeki sürtünmeyi düşürerek yuvarlanma direncini azaltıyor. Aynı zamanda aerodinamik açıdan optimize edilen yanak tasarımı da verimliliği bir üst seviyeye taşıyor. Continental, bu noktada golf topundan ilham alan "aerodimple" yapısı da dahil olmak üzere çeşitli teknolojileri bir araya getiriyor. Lastik yanağında yer alan bu küçük çukurlar, lastiğin arkasındaki hava türbülansını minimuma indirerek aracın çok daha az enerji harcamasını sağlıyor. Lastiğin "Sessiz Desen" sırt tasarımı ise yuvarlanma gürültüsünü önemli ölçüde düşürüyor. Continental mühendisleri; sırt bloklarının aralığını ve açılarını, özellikle şehir içi düşük hızlarda ortaya çıkan gürültü frekanslarına uyarlayarak optimize ediyor. Bu sayede hem araç içindekilere sessiz ve konforlu bir sürüş deneyimi sunuluyor hem de yayalar ve çevre sakinleri için gürültü seviyesi fark edilir derecede azalıyor. Yeni T-Roc için enerji verimliliğini merkeze alan EcoContact 7 modeli 16, 17 ve 18 inç ebatlarında onaylanırken, serinin daha sportif versiyonu EcoContact 7 S, 16, 17 ve 19 inç seçenekleriyle sürücülerle buluşuyor. Islak ve Soğuk Hava Koşullarında WinterContact TS 870 P ve AllSeasonContact 2 Volkswagen kış sürüşleri için ise Continental WinterContact TS 870 P modelini tavsiye ediyor. Lastiğin sırt tasarımı ve yenilikçi kılcal kanal yapısı, kar ve buz üzerinde üstün bir yol tutuşu sunuyor. Düşük sıcaklıklarda bile esnekliğini koruyan kauçuk bileşimi ise fren mesafesini kısaltarak; ıslak, soğuk ve karlı koşullarda dahi güvenli bir duruş sağlıyor. Tüm yıl boyunca tek bir lastik seti kullanmayı tercih eden sürücüler dört mevsim seçeneği AllSeasonContact 2'yi seçerek hem yaz mevsiminde hem de ıslak kış koşullarında dengeli bir performansa sahip oluyor. Aşağıdaki lastik serileri, yeni Volkswagen T-Roc için birçok ülkede belirtilen ebatlarda onaylanmıştır: EcoContact 7 S: 225/45 R19 92W FREcoContact 7 S: 225/55 R17 97V FREcoContact 7 S: 225/60 R16 98V FREcoContact 7: 225/50 R18 95V FREcoContact 7: 225/55 R17 97V FREcoContact 7: 225/60 R16 98V FRWinterContact TS 870 P: 215/60 R16 95H FRWinterContact TS 870 P: 215/55 R17 94V FRAllSeasonContact 2: 215/55 R17 94V FRAllSeasonContact 2: 225/50 R18 95V FR Continental, lider bir lastik üreticisi ve endüstri uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2025 yılında 19,7 milyar Euro satış rakamına ulaşmıştır ve halihazırda 54 ülke ve pazarda yaklaşık 78.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, tır, otobüs, bisiklet, motosiklet lastikleri ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir yenilikçi üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2025 mali yılında Lastik Grubu 19,7 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde 54 ülkede ve yaklaşık 78.000 kişiyi istihdam etmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıttı Haber

Hyundai IONIQ 3’ü Milano Tasarım Haftası’nda Tanıttı

Hyundai, elektrikli mobiliteyi Avrupa’daki günlük ihtiyaçlara daha uygun, sezgisel ve konforlu hale getirmek üzere geliştirilen tamamen elektrikli kompakt hatchback modeli IONIQ 3’ü İtalya’da tanıttı. Milano Tasarım Haftası, Hyundai'nin tasarım anlatısı için doğal bir ortam oluşturarak, markanın uzun süredir devam eden tasarım mirasını Avrupa'nın önde gelen yaratıcı sesleriyle diyaloğa sokuyor. Tasarımın küresel başkentine geri dönerek Hyundai, Giorgetto Giugiaro tarafından tasarlanan 1974 tarihli Pony Coupé ile başlayan bir mirası vurguluyor ve tasarımın markanın modern elektrikli mobiliteye yaklaşımını nasıl sürekli olarak şekillendirdiğinin altını çiziyor. IONIQ 3; Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım felsefesinden ilham alan güçlü tasarımı, sade ve kullanıcı dostu teknolojileri ile geniş ve konforlu iç mekânı bir araya getiriyor. Türkiye’de üretilecek ikinci elektrikli model olan IONIQ 3, sadelik, hassasiyet ve malzeme doğallığını dengeleyen yaklaşımıyla, insan odaklı modern elektrikli mobilite vizyonunu yansıtıyor. Yeni “Aero Hatch” tasarımıyla verimlilik ve ferahlık bir arada IONIQ 3, hem aerodinamik verimlilik hem de iç mekân genişliği sunacak şekilde optimize edilen yeni bir “Aero Hatch” tasarım felsefesini yansıtıyor. Alçak ve akıcı ön tasarım, hem ön hem arka yolcuların üzerinden düz bir şekilde ilerleyen tavan çizgisiyle devam ediyor ve arka spoylere doğru dinamik biçimde alçalarak bütünleşiyor. Bu geometri, özellikle arka koltuk yolcuları için baş mesafesini artırarak iç mekânda belirgin bir ferahlık ve konfor sağlıyor. “IONIQ 3, Avrupa’da elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir hale getiriyor”. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet, yeni modelle ilgili şunları söyledi: “IONIQ 3, Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç ürün gamında önemli bir rol oynuyor. IONIQ markasının tasarım, ileri teknoloji ve insan odaklı yaklaşım gibi temel değerlerini, günlük kullanıma uygun kompakt bir formatta sunuyor. IONIQ 3 ile elektrikli mobiliteyi daha erişilebilir hale getiriyoruz. Model, IONIQ 5 ve IONIQ 6’yı tamamlayarak şehir yaşamına ve aile kullanımına uyum sağlayan, aynı zamanda kalite, güvenlik ve verimlilikten ödün vermeyen bir alternatif sunuyor”. Avrupalı kullanıcılar için geliştirildi IONIQ 3; şehir içi kullanım ağırlıklı olmak üzere genç aileler ve fonksiyonelliğe önem veren kullanıcılar için geliştirildi. Hyundai Motor Grubu’nun Elektrik-Global Modüler Platformu (E-GMP) üzerine inşa edilen model, 400 volt elektrik mimarisiyle verimlilik, menzil ve şarj performansını dengeli şekilde sunuyor. Yeni modelde iki farklı batarya seçeneği sunuluyor. Standart menzilli batarya, 344 km’nin üzerinde (WLTP) bir değer sunarken uzun menzilli batarya ise 496 km’nin üzerinde (WLTP) bir menzile sahip olacak. 42.2 kWh standard versiyon LFP tip batarya, 61 kWh (Long range) ise NCM batarya kullanacak. Her iki model de önde konumlu elektrik motora ve önden çekiş sistemine sahip olacak. Üç farklı sürüş modu ve diğer IONIQ modellerinde olduğu gibi geri kazanım özellikli rejenerasyon sistemiyle donatılacak. Modern şehir karakterini yansıtan tasarım IONIQ 3, Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım dilini kompakt EV segmentine taşıyor. Dünyada kendi otomobillerinde kullandığı çeliğin tamamına yakınını yine kendi tesislerinde üreten tek marka olan Hyundai, çelik üretiminden ilham aldığı bu yaklaşımla, yüzeyleri sadeleştirerek güçlü ve net bir görsel etki yaratıyor. Piksel aydınlatma imzası ve “H” harfine mors koduyla gönderme yapan dört nokta detayı, modelin karakteristik tasarımını güçlendiriyor. Yaklaşık 0.263 sürtünme katsayısı, aerodinamik verimliliği desteklerken modern tasarım kimliğini pekiştiriyor. Model; 11 farklı dış renk, farklı iç mekân kombinasyonları ve 16,17,18 ve 19 inç jant seçenekleri ile kişiselleştirilebiliyor. Ayrıca, daha fazla sportiflik ve N ruhunu yaşamak isteyenler için geliştirilen IONIQ 3 N Line ise dinamik detaylarıyla daha çarpıcı bir görünüm sunuyor. Basit ve sezgisel teknoloji deneyimi IONIQ 3’teki teknoloji, karmaşıklık yaratmak yerine günlük kullanımı kolaylaştırmak üzere tasarlandı. Model, Avrupa’da ilk kez sunulan Pleos Connect bilgi-eğlence sistemiyle donatılıyor. Android Automotive OS (AAOS) tabanlı sistem; 12,9 inç veya 14,6 inç ekran ve araç fonksiyonlarına ve bağlantıya sezgisel erişim sunuyor. Güvenlik için “eller direksiyonda, gözler yolda” felsefesine sadık kalarak hız ve anlık sürüş parametreleri gibi bilgiler ise direksiyonun üst kısmına denk gelecek şekilde kokpitteki ayrı bir dijital ekrandan takip edilebilecek. Öne çıkan diğer özellikler: Hyundai Digital Key 2, Plug & Charge, Entegre EV rota planlayıcı ve İç ve dış V2L (Vehicle-to-Load). Hızlı şarj ile batarya, optimum koşullarda %10’dan %80’e 29 dakikada dolabiliyor. AC şarj kapasitesi ise 22 kW’a kadar çıkıyor. Kompakt boyutlara rağmen geniş ve konforlu iç mekân IONIQ 3, kompakt boyutlarına rağmen ferah ve esnek bir iç mekân sunuyor. “Furnished Space” yaklaşımıyla tasarlanan iç mekânda, unsurlar bir yaşam alanı hissi verecek şekilde konumlandırılıyor. Uzun aks mesafesi ve düz zemin yapısı; geniş diz ve baş mesafesi sağlarken, bagaj hacmi günlük kullanım için pratik çözümler sunuyor. Bagajın altına doğru gizli bir depolama alanı sunan Megabox, ek kullanım kolaylığı sağlıyor. 441 litrelik cömert bagaj kapasitesinin segmentte standartları belirlemesi ve günlük kullanım kolaylığını desteklemesi bekleniyor. Böylelikle iki adet büyük tip bavul rahatlıkla bagaja aynı anda sığabiliyor. Bu ekstra hacim, normal bir B segmenti aracın böylesine geniş bir yükleme kapasitesine sahip olamayacağı anlamına geliyor. İç mekan konforu, pazarların dinamiklerine göre standart donanıma bağlı olarak aşağıdaki özelliklerle de tercih edilebilecek. Relaxation koltuklarIsıtmalı ve havalandırmalı koltuklarGeri dönüştürülmüş ve biyobazlı malzemelerBOSE® Premium ses sistemiÇift bölgeli klimaAmbiyans aydınlatma gibi özellikler sunuluyor. Gelişmiş güvenlik ve sürüş destek sistemleri IONIQ 3, Hyundai SmartSense sürüş destek sistemleriyle donatılıyor. Ayrıca, Projection LED farlar ve akıllı ön aydınlatma sistemi (IFS), görüş ve güvenliği artırıyor. Öne çıkan özellikler: Otoyol Sürüş Desteği 2 (HDA2)Uzaktan Akıllı Park Asistanı (RSPA)Hafızalı Park Manevrası (MRA)Surround Çevre Görüş Kameras (SVM)Kör Nokta İzleme Monitörü (BVM)7 hava yastığı Avrupa için geliştirildi, Türkiye’de üretilecek. IONIQ 3, Avrupa’da tasarlanarak Hyundai’nin Türkiye’deki İzmit fabrikasında Ağustos ayında üretilecek. Aracın Avrupa ile aynda Türkiye’deki satışına ise Eylül ayında başlanacak. 147 PS (107,8 kW) ve 135 PS (99.5 kW) güç üreten iki motor seçeneği ve iki seçenekte de 250 Nm tork sunacak olan model, 170 km/s maksimum hız ile modern Avrupa yaşamına uyum sağlayacak şekilde geliştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Toyota’dan Tarihi Rekor: WEC’te 100. Hibrit Yarışına Çıkıyor Haber

Toyota’dan Tarihi Rekor: WEC’te 100. Hibrit Yarışına Çıkıyor

Toyota Racing, FIA Dünya Dayanıklılık Şampiyonası (WEC) tarihinde önemli bir kilometre taşına ulaşıyor. Japon üretici, 2026 sezonunun açılış yarışı olan Imola 6 Saat ile birlikte hibrit teknolojisiyle 100. yarışına çıkmaya hazırlanıyor. Toyota, 2012 yılında WEC’e dönüşünden bu yana yalnızca hibrit teknolojilerle yarışarak dikkat çekici bir başarı elde etti. Bu süreçte 13 dünya şampiyonluğu ve 49 yarış galibiyeti kazanan ekip, Le Mans 24 Saat yarışında da 5 kez zafere ulaştı. 2026 sezonu, Toyota için yeni bir dönemin başlangıcını da temsil ediyor. Ekip, yenilenen TR010 HYBRID aracıyla pistlere çıkarken, aynı zamanda yeni “TOYOTA RACING” markasını da resmi olarak tanıtıyor. Yeni TR010 HYBRID, aerodinamik geliştirmeler ve modern tasarım diliyle öne çıkıyor. Araç, Toyota’nın güncel yol otomobili tasarım anlayışını yansıtırken, sürücülere her koşulda maksimum performans sunmayı hedefliyor. Teknik açıdan bakıldığında araç, 3.5 litrelik çift turbo V6 motor ve hibrit güç sistemiyle donatıldı. 100% yenilenebilir yarış yakıtı kullanan bu sistem, 700 beygir gücünün üzerinde performans sunabiliyor. Çevreci yaklaşımıyla da dikkat çeken TR010 HYBRID, yüzde 97,1 geri dönüştürülebilirlik oranına sahip. Ayrıca Michelin tarafından geliştirilen ve yüzde 50 geri dönüştürülmüş malzeme içeren yeni lastikler kullanılacak. 2026 WEC sezonu, toplam sekiz yarıştan oluşacak ve dört kıtada gerçekleştirilecek. Sezonun ilk yarışı olan Imola 6 Saat, 19 Nisan’da koşulacak. Yarış öncesinde takımlar 14 Nisan’da yapılacak test sürüşleriyle piste çıkacak. Toyota Racing, güçlü pilot kadrosunu da koruyor. Mike Conway, Kamui Kobayashi ve Nyck de Vries #7 araçta yarışırken, Sébastien Buemi, Brendon Hartley ve Ryo Hirakawa #8 araçta mücadele edecek. Toyota yetkilileri, bu sezon hedeflerinin yeniden zirveye oynamak olduğunu vurgularken, güncellenen araçla birlikte rekabet gücünün artacağına dikkat çekti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’nın En Çok Satılan SUV Modeli Volkswagen T-Roc Satışa Sunuldu Haber

Avrupa’nın En Çok Satılan SUV Modeli Volkswagen T-Roc Satışa Sunuldu

Yeni tasarım detaylarıyla birlikte konfor ve kalite seviyesini daha da yükselten, MQB Evo platformu üzerine inşa edilen Yeni T-Roc; IQ.LIGHT – LED Matrix farlar, Araçtan Çıkış Uyarı Sistemi "Exit Warning System", Yarı Otonom Sürüş Asistanı "Travel Assist" ve Hafıza Fonksiyonlu Akıllı Park Asistanı "Park Assist Plus" gibi çok sayıda gelişmiş güvenlik ve sürüş destek sistemiyle donatıldı. Yeni T-Roc, Türkiye’de 3 farklı donanım seviyesi ve hafif hibrit (eTSI) motor seçeneğiyle satışa sunuldu. Volkswagen’in dünyada Tiguan’dan sonra en başarılı, Avrupa’nın ise en çok tercih edilen SUV modeli T-Roc tamamen yenilendi. 2017’de pazara sunulmasından bu yana 2 milyon adetten fazla üretilen model, ikinci nesliyle birlikte tasarım ve teknolojide standartları bir kez daha yukarı taşıyor. Daha karizmatik ve dikkat çekici bir tasarıma kavuşan Yeni T-Roc; bu modelde ilk kez sunulan gelişmiş hafif hibrit (eTSI) motoru, yüksek malzeme ve işçilik kalitesine sahip iç mekanı ve Tiguan ile Tayron modellerinden aktarılan yeni nesil bilgi-eğlence sistemine ev sahipliği yapan dijital kokpitiyle fark yaratıyor. Genişleyen yaşam alanı ve artırılan bagaj hacmi, sınıfında benzersiz olan Yarı Otonom Sürüş Asistanı "Travel Assist" gibi akıllı sürüş teknolojileriyle birleşerek Yeni T-Roc’u bir üst segmente taşıyor. Yeni nesille birlikte daha dinamik bir karakter kazanan T-Roc, güncellenen tasarımıyla markanın geleceğe dönük tasarım anlayışını güçlü biçimde ortaya koyuyor. Yeni tasarım, estetik ile işlevsellik arasındaki denge gözetilerek geliştirildi. Artık daha aerodinamik bir yapıya sahip olan model, 0,29 Cd sürtünme katsayısıyla bir önceki nesline kıyasla yaklaşık yüzde 10’luk bir iyileşme sunuyor. Yenilenen güç aktarma sistemleriyle birlikte, ikinci nesil T-Roc’un verimliliği ve performansı da belirgin şekilde artıyor. Verimli hafif hibrit motor seçenekleri Yeni T-Roc, Volkswagen’in en gelişmiş motor teknolojilerinden biri olan 48 V hafif hibrit (eTSI) sistemine sahip 1.5 litrelik turboşarjlı 150 PS (110 kW) güç seçeneğiyle sunuluyor. T-Roc’ta ilk kez kullanılan 1.5 eTSI motor, yüksek verimlilik sağlayan gelişmiş hafif hibrit sistemlerle donatıldı. Rejeneratif fren teknolojisi sayesinde, frenleme sırasında açığa çıkan kinetik enerji elektrik enerjisine dönüştürülerek kompakt bir lityum-iyon bataryada depolanıyor. Bu sayede, verimli içten yanmalı motor seyir halindeyken belirli koşullarda devre dışı kalabiliyor. “Süzülme modu” olarak adlandırılan bu özellik, yakıt tüketimini azaltırken emisyon değerlerini de düşürüyor. Ayrıca bu sistem, ilk hareket esnasında ve anlık ekstra güce ihtiyaç duyulan zamanlarda, herhangi bir gecikme olmadan yaklaşık 18 PS (14 kW) ekstra güç ve 56 Nm ek tork desteği sunarak hem performansı hem de verimliliği destekliyor. Söz konusu hafif hibrit sistem sayesinde 100 km’de 0,5 litreye kadar ek yakıt tasarrufu elde edilebiliyor. Bu verimliliği, Gelişmiş Aktif Silindir Yönetimi “ACTPlus” teknolojisi de destekliyor. Dört silindirli bu motor, gerekli durumlarda iki silindirini devre dışı bırakarak yakıt tüketimini minimuma indiriyor. Daha geniş iç hacim Yeni T-Roc, önceki nesline kıyasla 12,2 cm daha uzun gövdesi ve 2,8 cm artan aks mesafesiyle çok daha geniş bir iç hacim ve diz mesafesi sunuyor. Modelin geliştirme sürecinde, beş yolcu ve bagaj için mümkün olan en ferah yaşam alanını sunmak ön planda yer almış. Uzayan gövde sayesinde bagaj hacmi 30 litre artarak 475 litreye ulaşırken, arka koltukların bağımsız olarak katlanabilir yapısı ise kullanım esnekliğini artırıyor. Arka koltuklar yatırıldığında, Yeni T-Roc’ta 1.350 litrelik bagaj kapasitesine ulaşılıyor. Yeni T-Roc’un iç mekan tasarımı, sade ama karakteristik bir çizgiye sahip. Yatay hatlar ve net yüzeyler genişlik hissini pekiştiriyor. Malzeme kalitesi ise sınıfında yeni bir referans noktası oluşturuyor. Ön panelde yumuşak dokulu ve yüksek kaliteli kumaş kaplamalar, ilk kez kullanılan delikli ve aydınlatma özelliğine sahip deri paneller ve dokunsal kalitesi yüksek koltuk kumaşları, Yeni T-Roc’un iç mekanını üst sınıf bir atmosfere taşıyor. Kullanım detayları da aynı titizlikle ele alınmış olan modelde, çok fonksiyonlu direksiyon üzerindeki ergonomik butonlar, yeni kapı açma kolu tasarımı ve çeşitli işlevleri kolayca kontrol etmeyi sağlayan Sürüş Deneyim Kumandası "Driving Experience Control", sürücünün tüm sistemlere sezgisel biçimde erişebildiği bir iç mekan deneyimi sunuyor. Üst seviye kalite Kalite artık yeni bir seviyede. Volkswagen, 2025 yılında bir dönüm noktasını başlattı: Gerçek Volkswagen “True Volkswagen” sloganı altında marka; sade ve ayırt edici tasarım, güçlü fiyat- performans dengesi, yenilikçi teknolojiler, yüksek kalite ve sezgisel kullanım gibi kendine özgü güçlü yönlerini her zamankinden daha fazla ön plana çıkarıyor. Yeni T-Roc’un iç mekanı da bu yeni dönemin başlangıcını yansıtıyor. İç tasarım sade ve kendine özgü bir karaktere sahip; yatay olarak yapılandırılmış yüzeyler ve net çizgiler, ilk anda kolay bir yön bulma hissi sağlıyor. Malzeme kalitesi, bu sınıfta yeni bir standart tanımlıyor. Gösterge paneli bölgesinde kullanılan yumuşak dokulu, yüksek kaliteli ve kumaş kaplı yüzeyler; delikli ve aydınlatmalı deri trim detayları ile dokunsal ve görsel olarak etkileyici koltuk kumaşları, T-Roc’un standartlarını bir üst segmente taşıyor. Teknolojide büyük adım İkinci nesil T-Roc, Volkswagen’in en gelişmiş MQB platformu olan MQB Evo üzerine inşa edildi. Bu sayede model, sınıfında fark yaratan yeni nesil konfor ve sürüş destek sistemleriyle donatıldı. MQB Evo mimarisi, Yeni T-Roc’un, aynı platformu paylaşan Golf, Passat, Tiguan ve Tayron modellerinde yer alan en güncel teknolojilerle uyumlu hale gelmesini de sağlıyor. Bir önceki nesilde yer alan Çift Bölgeli Tam Otomatik “Climatronic” klima sistemi, artık Üç Bölgeli Tam Otomatik Klima “Air Care Climatronic” ile güncellendi. Bu gelişmiş sistem, arka koltuk yolcuları için bağımsız iklim ayarı imkanı sağlayarak konfor seviyesini artırıyor. Yeni T-Roc’un sınıfındaki en dikkat çekici yeniliklerden biri, gelişmiş Yarı Otonom Sürüş Asistanı “Travel Assist” sisteminin sunulması. Travel Assist, zamanla sürücünün sürüş alışkanlıklarını öğrenerek aracı yalnızca şeridin tam ortasında tutmakla kalmıyor; tercih edilen sürüş stiline bağlı olarak sağ ya da sol çizgiye daha yakın bir konumda da aracı yarı otonom olarak ilerletebiliyor. Ayrıca sistem, virajlara uyum sağlayarak daha doğal ve konforlu bir sürüş deneyimi sunuyor. Güvenlik alanında öne çıkan bir diğer yenilik, Acil Durum Asistanı "Emergency Assist" sistemi. Sürücünün sağlık sorunu yaşaması veya tepki vermemesi durumunda devreye giren bu sistem, dörtlü ikazları yakarak aracın güvenli biçimde durmasını sağlıyor. Sistem ardından kapı kilitlerini ve iç aydınlatmaları açıyor ve çevredekilerin dikkatini çekip, yardıma çağırmak için kornayı aktif hale getiriyor. Bu sırada otomatik olarak 112 hattını arayıp, araç lokasyon bilgisini de gönderiyor. Yeni T-Roc’ta sunulan bir diğer ileri teknoloji, Araçtan Çıkış Uyarı Sistemi “Exit Warning System”. Bu sistem, arka taraftan, özellikle kör noktada kalabilecek, bisiklet, motosiklet veya scooter gibi küçük bir araç yaklaşırken, kapı açılmadan önce yolcuları uyararak risk oluşturan kazaların önlenmesine yardımcı oluyor. Ayrıca T-Roc, ilk kez Hafıza Fonksiyonlu Akıllı Park Asistanı "Park Assist Plus" sistemiyle de donatılıyor. Hafıza fonksiyonu sayesinde son 50 metre mesafeye kadar rotayı hafızaya alan bu sistem tam otomatik park etme olanağı sunuyor. Kapsamlı standart donanım Yeni T-Roc, Life, Style ve R-Line donanım seviyeleriyle müşterileriyle buluşuyor. Giriş modeli olan Life, geniş bir standart donanım yelpazesine sahip. Bu donanım seviyesinde iç mekanda 10,25" Dijital Gösterge Paneli “Active Info Display”, 10,3" “Composition Media Plus” Bilgi ve Eğlence Sistemi, Sürüş Deneyim Kumandası “Driving Experience Control” ve 3 Bölgeli Tam Otomatik Klima “Air Care Climatronic” yer alıyor. Dış tasarımda ise 17" Lima alüminyum alaşımlı jantlar, LED farlar ve LED gündüz sürüş farları, Uzun Far Asistanı “Light Assist” ve LED stop lambaları öne çıkıyor. Kullanım kolaylığı sağlayan donanımlar arasında Anahtarsız Giriş ve Çalıştırma Sistemi “Keyless Access”, Akıllı Park Asistanı “Park Assist Plus”, Geri Görüş Kamerası “Rear Assist”, Park Mesafe Sensörleri ve Adaptif Hız Sabitleyici “ACC” bulunuyor. Style donanım seviyesinde ise Life donanıma ek olarak iç mekanda 10,25" Dijital Gösterge Paneli “Active Info Display Pro”, 12,9" “Discover Pro” Navigasyon Sistemi ve 6 hoparlörlü ses sistemi sunuluyor. Sürüş Deneyim kumandası “Driving Experience Control” kapsamında ele alınan farklı atmosfer modları, ısıtmalı ön koltuklar ve ısıtmalı direksiyon, ArtVelours Eco koltuk döşemeleri, ErgoActive sürücü koltuğu ile masaj özellikli ön koltuklar, 30 renkli ambiyans aydınlatması ve ön kapı içlerinde aydınlatmalı döşemeler de bu donanım seviyesinde standart olarak yer alıyor. Dış donanımda ise IQ.LIGHT – LED Matrix farlar ve Dinamik Uzun Far Asistanı “Dynamic Light Assist”, dinamik sinyalli ve animasyon özellikli LED stop lambaları, önde ve arkada aydınlatmalı Volkswagen logoları, panoramik açılır cam tavan, gümüş tavan rayları ile karartılmış arka ve arka yan camlar öne çıkıyor. Sürüş destek sistemleri tarafında da donanım zenginleşiyor; Yarı Otonom Sürüş Asistanı “Travel Assist”, Acil Durum Asistanı “Emergency Assist”, Şerit Değiştirme Asistanı “Side Assist”, Arka Trafik Asistanı “Rear Traffic Assist” ve Araçtan Çıkış Uyarı Sistemi “Exit Warning System” Style donanım seviyesinde sunulan teknolojiler arasında yer alıyor. R-Line donanım seviyesinde ise Style’a ek olarak 18" “Coventry” alüminyum alaşımlı jantlar, spor süspansiyonlar ve progresif direksiyon sistemi sunuluyor. Bu donanımda, Style’da yer alan ergoActive sürücü koltuğu ve masaj özellikli ön koltukların yerine R-Line kumaş koltuk döşemesi ve Sports Comfort ön koltuklar standart olarak geliyor. İç ve dış tasarımda ise sportif karakteri vurgulayan detaylar öne çıkıyor. Spor R logolu direksiyon, R-Line tasarımlı tamponlar, siyah tavan döşemesi, ön kapılarda alüminyum görünümlü marşpiye kaplamaları ve paslanmaz çelik pedallar, R-Line donanımın ayırt edici unsurları arasında yer alıyor. Sürdürülebilirliğin en iyi örneği Yeni T-Roc, sürdürülebilirliği ve kaliteyi etkileyici biçimde bir araya getiren bir model olarak öne çıkıyor. Volkswagen için çevresel duyarlılıkta önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyan model, iç ve dış mekanında 140’a kadar bileşende tamamen ya da kısmen geri dönüştürülmüş malzemeler kullanıyor. Donanım seçeneğine bağlı olarak bu parçaların toplam ağırlığı yaklaşık 40 kilogram, yani aracın plastik kütlesinin yaklaşık yüzde 16’sına denk geliyor. Alt gövde kaplamaları, bagaj bölmesi kaplamaları, tavan döşemesi, ön kapı döşemeleri, tekerlek davlumbaz kaplamaları ve zemin kaplamaları gibi birçok bileşen geri dönüştürülmüş malzemelerden üretiliyor. Ayrıca, iç mekan tekstillerinin yüzde 85’e varan bölümü geri dönüştürülmüş materyallerden oluşuyor. Böylece, Yeni T-Roc, güncel Volkswagen modelleri arasında en yüksek geri dönüştürülmüş malzeme oranına sahip model konumuna yükseliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Renault Clio, Dünya Genelinde  Continental EcoContact 7 İle Yola Çıkıyor Haber

Yeni Renault Clio, Dünya Genelinde Continental EcoContact 7 İle Yola Çıkıyor

Renault’nun yeni nesil Clio modeli, tüm dünyada fabrikadan Continental’in EcoContact 7 lastikleri ile yola çıkıyor. Kompakt sınıfın en güncel temsilcisi olan yeni Renault Clio, üretim hattından 16 ve 18 inç ölçülerindeki iki farklı jant boyutu seçeneği ile çıkacak. 195/60 R16 93H XL FR ve 205/45 R18 90H XL FR olmak üzere her iki boyutta da EcoContact 7, AB lastik etiket değerlerinde yakıt verimliliği ve yuvarlanma gürültüsü kategorilerinde en üst seviyede derecelendirildi. EcoContact 7’nin sağladığı yüksek enerji verimliliği; yenilenen kauçuk bileşiği ve Continental’in Smart Energy Casing teknolojisinden güç alıyor. Bu teknoloji, lastiğin karkas, iç astar ve yanak yapısında kullanılan yeni malzemeler sayesinde iç sürtünmeyi azaltarak yuvarlanma direncini düşürüyor. Aerodinamik olarak optimize edilen yanak tasarımı ise verimliliği daha da artırıyor. Continental, golf toplarının yüzeyinden ilham alınan “aerodimple” yapısı dahil olmak üzere çeşitli teknolojileri bir araya getirerek hava türbülansını azaltmayı ve hareket için gereken enerjiyi düşürmeyi başardı. Sessiz sürüşe odaklanan Continental mühendisleri, yeni geliştirilmiş Silent Pattern desen teknolojisiyle yuvarlanma gürültüsünü de önemli ölçüde azaltıyor. Desen bloklarının aralıkları ve açıları, özellikle şehir içi düşük hızlarda ortaya çıkan tipik gürültü frekanslarıyla uyum sağlayacak şekilde optimize edildi. Böylece EcoContact 7, hem araç içindeki yolcular hem de yayalar ve bölge sakinleri için daha sessiz bir sürüş deneyimi sunuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.