Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ağiz Bakımı

Kapsül Haber Ajansı - Ağiz Bakımı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağiz Bakımı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli! Haber

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli!

20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında açıklamalar yapan Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, süt dişlerinden ergenliğe, yetişkinlikten yaşlılığa kadar her dönemde ağız bakımının büyük önem taşıdığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı! Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi. Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu. Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor! Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.” Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.” İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar! Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi. Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili! Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi: “Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır. Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır. Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.” Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır! Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi. Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı. Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli! Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi. Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı. Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı! Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağız Bakımı İlk Dişler Çıkmadan Başlamalı! Haber

Ağız Bakımı İlk Dişler Çıkmadan Başlamalı!

En sık üst ön dişlerin diş etine yakın bölgelerinde biberon çürüğü görüldüğünü dile getiren Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu bölgelerde tebeşirimsi, beyazımsı ya da kahverengimsi noktalar hâlinde ortaya çıkar.” dedi. Ağız temizliğine ilk diş çıkmadan önce başlanması gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Şen, emzirme ve biberon dönemlerinde ağız içinin düzenli olarak temizlenmesinin büyük önem taşıdığını; temizliğin yalnızca diş uçlarıyla sınırlı kalmayıp diş etlerini ve dudağın altını da kapsaması gerektiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, biberon çürüğünün nasıl oluştuğu ve önleme yolları hakkında bilgi verdi. Biberon çürüğü daha çok üst ön dişlerin diş etine yakın yüzeylerinde görülüyor! Biberon çürüğünün, 72 ay altı çocuklarda, yani 6 yaşın altında, çocuğun herhangi bir dişinde dolgu ya da kanal tedavisi gerektiren çürük bulunması durumu olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “6 yaşından önce görülen bu tablo, tıbbi olarak erken çocukluk çağı çürüğü olarak tanımlanır. Biberon çürüğü ise bu durumun halk arasındaki adıdır.” dedi. Biberon çürüğünün daha çok üst ön dişlerin diş etine yakın yüzeylerinde görüldüğünü aktaran Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Bu bölgelerde tebeşirimsi, beyazımsı ya da kahverengimsi noktalar hâlinde ortaya çıkar. Halk arasında bu durum, ön dişlerde lekelenme veya kararma şeklinde de ifade edilebiliyor.” şeklinde konuştu. Ağız temizliğine, ilk diş görülmeden önce başlanmalı! Biberon çürüğünü önlemek için ağız temizliğine, ilk diş görülmeden önce başlanması gerektiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Emzirme döneminde, nemlendirilmiş temiz bir gazlı bez ya da tülbentle, beslenme sonrasında bebeğin ağız içi silinebilir.” dedi. İlk dişin çıkmasıyla birlikte ise çocuğun yaşına uygun bir diş fırçası kullanılarak düzenli temizlik yapılmasını öneren Dr. Öğr. Üyesi Şen, şöyle devam etti: “Burada özellikle vurgulanması gereken ve sıklıkla atlanan önemli bir nokta var; temizlik, yalnızca dişlerin uçlarıyla sınırlı kalmamalı. Ön bölgede, dudağın altından başlayarak diş etleriyle birlikte temizlik yapılması büyük önem taşır. Diş etleri ve dudağın altı da fırçalanıp temizlendiğinde, ön bölgede oluşan biberon çürükleri kolaylıkla önlenebilir.” Biberon çürüğünü önlemenin en temel yolu, diş etlerini de kapsayan düzenli ağız bakımı… Özellikle anne sütüyle emzirme ve biberonla süt içme dönemlerinde, üst ön dişlerin yüzeylerinde süt kalıntıları birikebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu kalıntıların düzenli olarak temizlenmesi; ıslak bir tülbentle silme ya da diş fırçasıyla fırçalama yoluyla sağlanmalıdır.” uyarısını yineledi. Doğru ve düzenli ağız bakımıyla, süt dişlerinde çürük, apse, ağrıya bağlı diş kayıplarının önüne geçmenin mümkün olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Diş etlerini de kapsayan etkili bir temizlik alışkanlığı, biberon çürüğünü önlemenin en temel yoludur.” diyerek sözlerini tamamladı

Diş Beyazlatmada Doğru Bilinen Yanlışlar! Haber

Diş Beyazlatmada Doğru Bilinen Yanlışlar!

Diş beyazlatmanın diş minesine zarar vermediği, hassasiyetin ise geçici olduğunu vurgulayan Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir.” dedi. Evde uygulanan kontrolsüz “doğal” yöntemlerin diş sağlığı için risk oluşturduğunu ifade eden Yıldırım, işlemin mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Restoratif Diş Tedavisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, diş beyazlatma işlemiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar, uygulamanın güvenli sınırları ve kimler için uygun olmadığı hakkında bilgi verdi. Diş beyazlatmanın, diş renginden memnun olmayan hastalara önerilebilen minimal invaziv bir estetik diş hekimliği uygulaması olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekim kontrolünde klinikte uygulanan ofis tipi beyazlatma yöntemleri ya da hastanın evde, kişiye özel hazırlanan plaklar yardımıyla uygulayabildiği ev tipi beyazlatma yöntemleri bu amaçla kullanılabilir. Bu uygulamalar sayesinde hastaların doğal diş rengi birkaç ton açılabilir.” dedi. Diş beyazlatmayla ilgili yaygın yanlış inanışlara dikkat! Diş beyazlatma hakkında yaygın yanlış inanışlar olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, bu yanlış inanışları şöyle sıraladı: “Mit 1; diş beyazlatma diş minesine zarar verir. Diş hekimi kontrolünde, uygun ajanlar ve doğru konsantrasyonlar kullanılarak yapılan beyazlatma işlemleri diş minesine kalıcı zarar vermez. Bilimsel çalışmalar, uygun sürede ve uygun konsantrasyonlarla gerçekleştirilen beyazlatma işlemlerinin diş minesinde herhangi bir yapısal bozukluk oluşturmadığını gösteriyor. Mit 2; diş beyazlatma dişleri aşırı hassas yapar. Beyazlatma sonrası hassasiyet görülebilir; ancak bu durum geçicidir. Genellikle 24 ila 72 saat arasında kısa süreli bir hassasiyet oluşabilir. Uygun hassasiyet giderici ajanlar kullanılarak bu durum kontrol altına alınabilir. Mit 3; beyazlatma işlemi kalıcıdır. Diş beyazlatma işlemi kalıcı değildir. Zaman içerisinde çay, kahve ve sigara tüketimi gibi faktörlere bağlı olarak beyazlıkta azalma görülebilir. Ancak iyi bir ağız bakımı ve düzenli ağız hijyeni ile beyazlatmanın etkisi 1 ila 3 yıl boyunca korunabilir. Mit 4; herkesin dişi aynı derecede beyazlar. Beyazlatma işleminin etkisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Hastanın doğal diş rengi, mevcut lekelerin tipi ve hastanın yaşı gibi faktörler beyazlatma sonucunu doğrudan etkiler. Mit 5; evde yapılan doğal yöntemler güvenilirdir. Limonla veya karbonatla diş fırçalama gibi yöntemlerin sık uygulanmasının güvenli olduğu düşünülse de bu tür doğal yöntemlerin kontrolsüz şekilde kullanılması kesinlikle tavsiye edilmez. Bu uygulamalar diş minesine kalıcı zarar verebilir, dişlerin daha hızlı renklenmesine yol açabilir ve zamanla hassasiyete neden olabilir. Bu nedenle söz konusu yöntemler güvenli değildir ve hekimler tarafından önerilmez. Mit 6; beyazlatma dolgu ve kaplamaları da beyazlatır. Beyazlatma işlemi yalnızca doğal diş dokularının rengini açabilir. Dolgu ve kaplama gibi restoratif materyaller üzerinde herhangi bir beyazlatıcı etkisi bulunmaz. Mit 7; beyazlatma her yaşta yapılabilir. Diş beyazlatma işlemi 18 yaş altındaki bireylere genellikle önerilmez. 18 yaşını doldurmuş erişkin hastalarda ise beyazlatma işlemi güvenli bir şekilde uygulanabilir.” Beyazlatma işlemi hekim kontrolünde, uygun doz ve randevu sayısıyla yapılmalı! Beyazlatma işlemiyle ilgili bir diğer yanlış inanışın, yüksek konsantrasyonlu ajanların daha etkili sonuçlar sağlayacağı yönünde olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, “Hekimler olarak hedefimiz, uygun ve yeterli konsantrasyonda beyazlatma uygulamaktır. Yüksek konsantrasyonlu ajanlar hızlı etki gösterebilir; ancak bu durum daha yüksek riskler barındırır. Bu nedenle beyazlatma işleminin hekim kontrolünde, önerilen doz ve randevu sayısı doğrultusunda yapılması önerilir.” dedi. Diş beyazlatma işleminin etkisinin genellikle 1–3 yıl boyunca korunabileceğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım, “Oluşabilecek hassasiyet kontrol altına alınabilir. Ancak bazı gruplarda beyazlatma işlemi önerilmez. Hamilelik, emzirme dönemi ve 18 yaş altı bireylerde beyazlatma yerine farklı tedavi seçenekleri tercih edilebilir.” diyerek sözlerini tamamladı.

Ağız Sağlığı Ömür Boyu Süren Bir Yatırım! Haber

Ağız Sağlığı Ömür Boyu Süren Bir Yatırım!

Çocuklukta başlayan doğru ağız bakım alışkanlıklarının, hem fiziksel hem psikolojik hem de sosyal gelişimi doğrudan etkilediğine dikkat çeken Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuklarda tedavi edilmeyen sorunlar, beslenme güçlüğünden konuşma bozukluğuna, öz güven kaybından, okulda başarısında düşüşe kadar pek çok soruna neden olabilir.” dedi. Sağlıklı dişlerin, hem büyüme ve gelişimi desteklediğini hem de sosyal ilişkilerde özgüveni artırdığını vurgulayan Şen, düzenli diş hekimi kontrolleri ve etkili ağız bakım rutininin, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, ağız ve diş sağlığının genel sağlık, beslenme, konuşma, sosyal yaşam ve özgüven üzerindeki etkileri ile çocuklukta başlayan ağız bakım alışkanlıklarının önemini anlattı. Ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası! Sağlık kavramının Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘yalnızca bedenen hasta veya sakat olmamak değil, ruhen ve sosyal yönden de tam bir iyilik hali’ şeklinde tanımlandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Ağız boşluğumuz vücudumuzun tamamlayıcı bir parçasıdır ve ağız sağlığı vücudumuzun geri kalan kısmının sağlığıyla yakından ilişkili. Bilimsel kanıtlarla, ağız sağlığının genel sağlığa olan olumlu ve olumsuz etkileri net bir şekilde ortaya konmuştur.” dedi. Ağız sağlığının, bütün dişlere sahip olmak değil aynı zamanda bu dişlerin çürüksüz, dolgusuz sağlam olması anlamına geldiğini aktaran Şen, “Bu durum, insanların yaşamları boyunca genel sağlığının en temel ve tamamlayıcı parçasıdır. Bir birey için ağız sağlığı denilince akla sadece dişler değil, diş etleri, damak, dudaklar, tükürük bezleri, çiğneme kasları alt ve üst çene yani total bir ağız bütünlüğü akla gelmeli. İyi bir ağız sağlığı, sadece diş çürüğü ve diş eti hastalıklarına sahip olmamak değil, kronik ağız hastalıkları, ağız ve boğaz kanserleri, yumuşak doku lezyonları, damak dudak-yarıkları gibi doğumsal defektlere, ağız, diş ve iskelet dokularını etkileyen diğer hastalıklara, durumlara veya rahatsızlıklara sahip olmamak anlamına gelir. Çiğneme, tat alma, gülümseme, konuşma ve şarkı söyleme gibi birçok temel insani fonksiyonun gerçekleştirilebilmesi için ağız sağlığımız yeterli düzeyde olmalı.” şeklinde konuştu. Tedavi edilmeyen çürükler, çocuklarda fiziksel ve sosyal sorunlara yol açar! Hayatının ilk yıllarında sağlıklı bir gülümsenin bütün çocukların hakkı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuklarda tedavi edilmeyen diş çürüklerinin; beslenme güçlüğü, konuşma bozukluğu, diş yapısında harabiyet, yetersiz çiğneme fonksiyonu, estetik problemler ve buna bağlı olarak öz güven kaybı, ağrı, enfeksiyon, konsantrasyon kaybı, öğrenme güçlüğü ve okul devamsızlığı gibi birçok belirgin oral ve sistemik problemlere neden olacağı ve sosyal ve duygusal birçok sonuç doğurabileceği biliniyor. Yani ağız boşluğumuz bir bakıma vücudumuzun dış dünya ile bağlantısını sağlayan ilk giriş kapısıdır.” açıklamasını yaptı. Sağlıklı dişler, çocuğun büyüme ve gelişimi için hayati öneme sahip! Sağlıklı dişlerin, yiyeceklerin etkili bir şekilde çiğnenmesini sağladığını kaydeden Şen, “Çocuklukta çürük ya da travmaya bağlı diş kayıpları, çiğneme fonksiyonunu olumsuz etkileyerek çocuğun besinleri yeterince sindirememesine neden olabilir.” dedi. Bu durumun, iştah kaybına ve beslenme bozukluklarına yol açabileceğine dikkat çeken Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dengeli bir diyet için sağlıklı dişler hayati önem taşır. Yetersiz çiğneme ve beslenme alışkanlıkları, çocukların fiziksel büyüme ve gelişmesini olumsuz etkiler. Araştırmalar, ağız ve diş sağlığının bozulmasının çocuklarda büyüme geriliği ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, sağlıklı bir ağız yapısı, çocuğun optimal gelişimi için temel bir gereklilik. Ayrıca çocukluk dönemindeki süt dişleri daimi dişlere yer hazırlar, çene gelişimine yardımcı olur. Bu sebeple erken dönemde bile sorunlar ciddiye alınmalı. Tedavi edilmeyen sorunlar, ilerleyen yaşlarda diş kayıpları, yer darlığı, çene problemleri ve ortodontik sorunlara yol açabilir.” Eksik veya düzensiz dişler, konuşma bozukluklarına yol açabilir! Dişlerin, düzgün bir konuşma ve ses üretimi için önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Eksik veya düzensiz dişler, çocukların bazı harfleri telaffuz etmesini zorlaştırabilir ve konuşma bozukluklarına yol açabilir. Özellikle erken yaşlarda oluşan bu sorunlar, tedavi edilmediğinde uzun vadeli konuşma problemlerine neden olabilir.” dedi. Çocukluktan yetişkinliğe hayatın her döneminde dişlerin estetik görünümünün, sosyal etkileşim ve özgüven üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğuna işaret eden Şen, “Sağlıklı ve estetik bir gülümseme, bireyin sosyal çevresinde daha özgüvenli olmasını sağlar. Çürük ya da travmaya bağlı diş sorunları, çocukların arkadaşları tarafından alay konusu olmasına veya dışlanmasına yol açabilir. Araştırmalar, ağız sağlığı sorunları yaşayan çocukların gülümsemekten kaçındıklarını, sosyal ortamlarda kendilerini geri planda tuttuklarını gösteriyor. Bu durum yaşam boyu kişilikle özdeşleşebiliyor.” Uyarısında bulundu. Çocuklukta kazanılan doğru alışkanlıklar, yetişkinlikte ağız sağlığını korur! Çocuklara ağız ve diş sağlığı bilincini aşılamanın, ebeveynlerin aktif katılımını gerektirdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Birlikte diş fırçalama rutinleri oluşturma ve eğlenceli aktivitelerle ağız bakımını teşvik etmek, bu alışkanlıkların pekişmesine yardımcı olur.” dedi. Çocuklukta başlayan doğru alışkanlıkların, yetişkinlikte ağız ve diş sağlığının korunmasını kolaylaştırdığının altını çizen Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuklukta ihmal edilen ağız bakımı, ilerleyen yaşlarda diş kaybı, diş eti hastalıkları ve estetik sorunlara yol açabilir. Ağız ve diş sağlığı, çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişiminde hayati bir rol oynar. Çiğneme, beslenme, konuşma ve özgüven gibi hayati fonksiyonların temelini oluşturan ağız sağlığı, erken yaşlarda kazanılan alışkanlıklarla korunabilir. Çocuklarınıza ve kendinize düzenli ağız bakımı alışkanlıkları kazandırarak onların hem bugün hem de gelecekte sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olabilirsiniz. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve etkili bir ağız bakım rutini, sağlıklı dişlerin uzun yıllar korunmasına yardımcı olur. Unutmayın, ağız sağlığı bir ömür boyu süren bir yatırımdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.