Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ağız Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Ağız Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağız Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Estetik Gülüş Sağlıklı Diş Etiyle Başlıyor!  Haber

Estetik Gülüş Sağlıklı Diş Etiyle Başlıyor! 

Pembe estetiğin, diş etlerinin rengi, şekli, uzunluğu ve dişlerle uyumunun yanı sıra dudaklarla olan bütünlüğünü de kapsadığını ifade eden Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik bir görünüm sağlayabilir. Bunun üzerinde, yani diş etinin belirgin şekilde fazla görünmesi durumunda ise ‘gummy smile’ olarak adlandırılan diş eti gülüşü ortaya çıkabilir.” dedi. Diş eti çekilmesi, köklerin açığa çıkması ve iltihaplanmaların pembe estetiği olumsuz etkileyebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Bahar, ihtiyaç halinde diş eti greftleri, gingivektomi ve dudak konumlandırma gibi farklı uygulamalardan yararlanılabildiğini vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Üsküdar Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, pembe estetiğin sağlıklı ve estetik bir gülüş için diş eti, diş ve dudak arasındaki uyumu sağlamadaki önemi ile diş eti sorunlarının tedavi seçenekleri hakkında açıklamalarda bulundu. Yalnızca beyaz ve düzgün dişlere sahip olmak, estetik bir gülüş için yeterli değil! Gülüş estetiği denildiğinde yalnızca dişlerin rengi, şekli veya diziliminin düşünülmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Güzel ve doğal bir gülüş için dişlerin, diş etlerinin ve dudakların birbiriyle uyum içinde olması gerekir.” dedi. Diş etlerinin rengi ve sağlıklı görünümünün de estetik açıdan oldukça önemli olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Pembe estetik dediğimiz kavram da temel olarak diş etlerini ve dişi çevreleyen dokuların estetik görünümünü ifade eder. Diş etlerinin şekli, rengi, uzunluğu, kalınlığı ve dişlerle olan uyumu, başarılı bir gülüş estetiğinin önemli unsurlarıdır. Dolayısıyla yalnızca beyaz ve düzgün dişlere sahip olmak, tek başına estetik bir gülüş için yeterli değil. Sağlıklı diş eti dokusu ve diş-diş eti uyumu da mutlaka değerlendirilmeli.” diye konuştu. Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik kabul edilir! Gülüş estetiğini değerlendirirken diş etlerinin görünürlüğünün de önemli olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti: “Gülümsediğimizde yaklaşık 2-3 milimetrelik diş eti görünümü doğal ve estetik bir görünüm sağlayabilir. Bunun üzerinde, yani diş etinin belirgin şekilde fazla görünmesi durumunda ise ‘gummy smile’ olarak adlandırılan diş eti gülüşü ortaya çıkabilir. Bu durum bazı kişilerde estetik bir rahatsızlık oluşturabilir. Hastanın ihtiyacına göre kuron boyu uzatma, gingivektomi veya dudak konumlandırma yani ‘lip repositioning’ gibi farklı uygulamalar değerlendirilebilir. Buradaki amaç yalnızca fazla diş eti dokusunu azaltmak değil, dudak, diş ve diş eti arasındaki doğal dengeyi sağlamaktır.” Sağlıklı diş etleri, gülüş estetiğinin temelini oluşturur! Pembe estetiği olumsuz etkileyen birçok farklı durum bulunabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Diş eti çekilmeleri, diş köklerinin açığa çıkması, dişlerin arasındaki papil adı verilen pembe üçgen dokuların kaybolması ve diş etlerinde oluşan iltihaplanmalar bunların başında gelir.” dedi. Sağlıklı bir diş etinin genellikle pembe renkte ve dokusu açısından dengeli bir görünüme sahip olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Diş eti iltihaplandığında ise kızarıklık, şişlik ve ödem ortaya çıkabilir. Bu durum hem ağız sağlığı açısından önemlidir hem de diş etlerinin estetik görünümünü olumsuz etkiler. Bu nedenle sağlıklı diş etleri, gülüş estetiğinin de temelini oluşturur. Diş etleri sağlıklı olduğunda estetik açıdan başarılı ve doğal bir gülüş elde etmek de çok daha kolaydır.” şeklinde konuştu. Amaç, kök yüzeylerini koruyup diş etini sağlıklı hale getirmek! Diş eti çekilmesi nedeniyle diş köklerinin açığa çıktığı durumlarda, hastanın ihtiyaçlarına göre farklı periodontal tedaviler uygulanabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Bazı vakalarda serbest diş eti grefti veya bağ dokusu grefti gibi uygulamalarla eksilen diş eti dokusunun yeniden oluşturulması hedeflenebilir.” dedi. Amacın yalnızca estetik bir görüntü elde etmek olmadığının altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Açığa çıkan kök yüzeylerinin korunması, diş eti dokusunun sağlıklı hale getirilmesi ve diş çevresindeki dokuların doğal yapısının desteklenmesi de önem taşır.” açıklamasını yaptı. Pembe estetik, diş eti sağlığı, rengi ve formuyla birlikte diş, diş eti ve dudak uyumunu kapsar! Pembe estetikte yalnızca diş etinin şeklinin önemli olmadığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Pembe estetik aslında birkaç farklı unsuru bir arada değerlendirdiğimiz bir kavramdır. Bazen fazla dokunun uzaklaştırılması, bazen eksik dokunun yerine konulması, bazen de diş etinin sağlıklı renginin yeniden kazandırılması gerekebilir.” dedi. Bazı kişilerde sigara kullanımı veya genetik ve bireysel özelliklere bağlı olarak diş etlerinde mor-koyu renklenmeler görülebileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı: “Uygun hastalarda gerçekleştirilen bazı periodontal işlemlerle bu renklenmelerin azaltılması ve diş etinin daha sağlıklı, pembe bir görünüme kavuşturulması mümkün olabilir. Dolayısıyla pembe estetik; sağlıklı diş eti dokusunun oluşturulması, renk ve form bozukluklarının giderilmesi, gerekli durumlarda eksik dokunun tamamlanması ve diş, diş eti ve dudak arasındaki doğal dengenin sağlanmasını kapsar.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Haleon Türkiye Pazarlama Liderliğinde İki Üst Düzey Atama Haber

Haleon Türkiye Pazarlama Liderliğinde İki Üst Düzey Atama

Dünya çapında tüketici sağlığı alanında öncü konumda bulunan ve Sensodyne, Parodontax, Otrivin, Voltaren ve Centrum gibi güçlü markaları bünyesinde barındıran Haleon, gerçekleştirdiği yeni liderlik atamalarıyla Türkiye’deki stratejik odak alanlarını ve kategorilerindeki büyüme ivmesini güçlendirmeye devam ediyor. Ağız Sağlığı Kategorisi Işıl Sağlam Balaban’a Emanet Haleon Türkiye bünyesinde Sensodyne, Parodontax ve Corega markalarının pazarlama süreçlerinde üst düzey sorumluluklar üstlenen Işıl Sağlam Balaban, Ağız Sağlığı Kategorisi Lideri olarak atandı. Lisans eğitimini Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde tamamlayan Balaban, yüksek lisans eğitimini ise İtalya’daki Bocconi Üniversitesi’nde Pazarlama Yönetimi alanında gerçekleştirdi. Kariyerine Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri’nde Asistan Marka Müdürü olarak adım atan Balaban, The Coca-Cola Company ve Philip Morris International gibi uluslararası şirketlerde pazarlama ve pazar araştırmaları alanında deneyim kazandı. Işıl Sağlam Balaban, 2020 yılında GSK Tüketici Sağlığı bünyesine katılarak pazarlama alanında farklı sorumluluklar üstlendi. Haleon Türkiye’de son olarak Kıdemli Marka Müdürü görevinde ağız sağlığı portföyündeki marka iletişimini, kampanyaları ve uzman iş birliklerini yöneten Balaban, yeni görevinde ağız sağlığı kategorisindeki tüm pazarlama faaliyetlerine, marka performansına ve büyüme stratejilerine yön verecek. OTC & Wellness Kategorisinin Lideri Kristin Aslaner Aras Oldu Haleon Türkiye’nin OTC & Wellness Kategorisi Lideri olarak atanan Kristin Aslaner Aras ise tüketici sağlığı ve FMCG sektörlerinde 15 yılı aşkın deneyime sahip. Koç Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu olan Aras, kariyeri boyunca Abdi İbrahim, Nestlé Infant Nutrition, Menarini ve Cenovapharma gibi şirketlerde kıdemli pazarlama ve marka liderliği rollerini üstlendi. Son olarak Abdi İbrahim’de Tüketici Sağlığı’ndan sorumlu Pazarlama Direktörü olarak görev yapan Aras, Ağustos 2026 itibarıyla Haleon Türkiye bünyesine katıldı. Aras, yeni görevinde Haleon Türkiye’nin OTC ve Wellness kategorilerindeki büyüme stratejilerine, marka performansına ve pazar gelişimine liderlik edecek. Haleon Türkiye, bu atamalarla birlikte stratejik odağında yer alan tüm kategorilerde güçlü bir pazarlama yapısı ile büyümesini sürdürecek. Haleon Türkiye hakkında: Tüketici sağlığı alanında dünya lideri olan Haleon (LSE:HLN), 170 ülkede 24.000 çalışanıyla faaliyet gösteren, milyonlarca tüketicinin güvendiği global bir sağlık şirketidir. Haleon, sürdürülebilir iyi ve sağlıklı yaşamı merkezine alarak, bilim odaklı yaklaşımla geliştirdiği yenilikçi ürünlerle her yaştan her bireyin günlük ihtiyaçlarına yönelik çözümler sunmaktadır. Haleon’un Türkiye’de ürün portföyü dört ana kategoriyi kapsar; Ağız Sağlığı, Ağrı Tedavisi, Solunum Sağlığı ve İyi Yaşam (Vitamin ve Mineral Takviyeleri). Sensodyne, Parodontax, Voltaren, Advil, Theraflu, Otrivin, ve Centrum gibi uzun yıllardır bilinen ve tercih edilen markaları, güvenilir bilim, inovasyon ve insan odaklı bir yaklaşım üzerine kurulmuştur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli! Haber

Ağız Sağlığı Her Yaşta Önemli!

20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında açıklamalar yapan Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, süt dişlerinden ergenliğe, yetişkinlikten yaşlılığa kadar her dönemde ağız bakımının büyük önem taşıdığını vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen ile Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, Dünya Diş Hekimleri Birliği tarafından bu yıl ki teması ‘Mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ olarak belirlenen 20 Mart Dünya Ağız Sağlığı Günü kapsamında, tüm yaşam boyunca korunması gereken alışkanlıklar ve farklı yaş dönemlerine göre dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgi verdi. Süt dişleri, kalıcı dişler ve gelişim için önemli! Süt dişlerinin sağlığı neden önemli olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Süt dişleri 6. aydan başlayarak 12 yaşa kadar ağızda kalır.” dedi. Bu uzun zaman aralığında süt dişlerinin pek çok farklı konuda bireye hizmet ettiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Gıdaların çiğnenmesini sağlayarak çocuğun beslenmesini ve büyümesini destekler. Kalıcı dişler için yer tutar, onların doğru pozisyonda çıkmasını sağlar. Konuşma gelişimini destekler, seslerin doğru telaffuzuna yardımcı olur. Çene kemiklerinin ve dental arkın gelişimini stimüle eder. Estetik görünüm ve çocuğun özgüvenini olumlu etkiler. Süt dişlerinin erken kaybı komşu dişlerin devrilmesine dolayısıyla alttaki daimi dişin yerinde sürememesine veya yanlış pozisyonda sürmesine neden olabilir.” açıklamasını yaptı. Karyojenik gıdalar, erken yaşta sınırlanmalı! Doğru beslenmenin küçük yaşta kazandırılmasının önemine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Karyojenik gıda tanımı iyi öğrenilmeli. Karyojenik gıda; diş çürüğüne yol açabilen yiyecek ve içeceklerin tamamını ifade eder.” dedi. Diş çürüğüne yalnızca şekerli gıdaların neden olmadığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Şen, “Kraker, cips, beyaz ekmek veya tuzlu kurabiye gibi nişastalı ve ağızda kolay yapışan gıdalar da dişler üzerinde uzun süre kalarak çürük oluşumuna katkıda bulunabilir. Bu nedenle ara öğünlerde tüketilen bu tür yiyeceklerin sıklığını azaltmak önemlidir. Bunun yerine elma, havuç gibi lifli gıdalar tercih edilmesi hem ağız temizliğine yardımcı olur hem de dişlerin daha sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Çocuğumuzu alıkoyamıyorsak da tükürük akışının yoğun olduğu ana öğünlerden sonra vermeli, gün içinde karyojenik gıdalarla sık sık atıştırmasına izin vermemeli böylece maruziyet sıklığını azaltmalıyız.” şeklinde konuştu. Ergenlik döneminde hormonal değişimler, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkiliyor! Ergenlik döneminde hormonal değişimler, özellikle östrojen, progesteron ve testosteron seviyelerindeki artışın, diş ve diş eti sağlığını olumsuz etkilediğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu değişiklikler diş etlerini daha hassas hale getirerek iltihaplanma riskini artırır. Hormonlar diş etlerindeki kan akışını artırır, bu da plak ve bakterilere karşı anormal reaksiyonlara yol açar. Diş etleri şişer, kızarır, parlaklaşır ve kolay kanar; ‘ergenlik gingiviti’ olarak bilinen bu durum yaygındır. Ergenlik döneminde tükürük akışı azalarak çürük riskini yükseltir ve plak birikimini kolaylaştırır. Düzenli fırçalama, diş ipi kullanımı ve profesyonel kontrollerle etkiler minimize edilebilir. Hormonal dalgalanmalar sırasında ağız hijyeni kritik önem taşır.” Diş ve çene bozuklukları erken düzeltilmeli! Diş teli ve diğer ortodontik tedavilerin zamanında uygulanması gerektiğini de hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocukluk döneminde ortaya çıkabilecek çene ve diş gelişim bozukluklarının erken dönemde fark edilip düzeltilmesi açısından önem taşır. Ağız solunumu, uzun süre emzik kullanımı veya parmak emme gibi alışkanlıklar dişlerin dizilişini ve çene gelişimini olumsuz etkileyerek çapraşıklıklara yol açabilir. Ayrıca süt dişlerinin erken kaybı sonucunda oluşan dişsiz boşluklar da dişlerin yer değiştirmesine ve ark yapısının bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle bu tür durumlarda erken dönemde uygulanan koruyucu veya önleyici ortodontik tedaviler büyük önem taşır.” İhmal edilen ağız bakımı, yetişkinlikte de diş sorunlarına yol açar! Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz ise yetişkinlik döneminde ağız bakımının ihmal edilmesinin, düzensiz diş hekimi kontrollerinin ve bazı sistemik faktörlerin çeşitli diş ve diş eti problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğine dikkat çekti. Yetişkinlerde en sık karşılaşılan diş sorunlarını açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi, diş hassasiyeti, diş aşınmaları ve ağız kokusu (halitozis) sıklıkla karşılaşılan sorunlar arasında. Ağız ve diş sağlığımızı korumak için, dişler günde en az iki kez doğru teknikle fırçalanmalı, diş ipi veya ara yüz temizleyicileri düzenli kullanılmalı, şekerli ve asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı, en az 6 ayda bir diş hekimi kontrolü yapılmalıdır.” dedi. Ağız sağlığı, bakım kadar hormon, stres ve beslenmeyle de ilgili! Ağız ve diş sağlığının, yalnızca ağız bakım alışkanlıklarıyla değil; hormonal değişimler, psikolojik durum ve beslenme düzeni gibi birçok faktörle yakından ilişkili olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, şunları söyledi: “Özellikle hamilelik dönemi, yoğun stres ve dengesiz beslenme alışkanlıkları ağız sağlığını doğrudan etkileyebilen önemli etkenler arasında yer alır. Hamilelik döneminde vücutta meydana gelen hormonal değişiklikler diş eti dokularını daha hassas hale getirebilir. Mide bulantısı ve kusma gibi durumlar da ağız içi asit seviyesini artırarak diş minesinde aşınmaya neden olabilir. Yoğun stres, ağız ve diş sağlığını hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkileyebilir. Stres altında bazı bireylerde diş sıkma ve gıcırdatma (bruksizm) alışkanlığı gelişebilir. Bu durum dişlerde aşınmaya, çene ekleminde ağrıya ve baş ağrılarına yol açabilir. Ayrıca stres, bağışıklık sistemini zayıflatarak diş eti hastalıklarına yatkınlığı artırabilir. Stresli dönemlerde ağız bakımının ihmal edilmesi ve düzensiz beslenme alışkanlıkları da ağız sağlığını olumsuz etkileyen faktörler arasında yer alır. Beslenme düzeni ağız ve diş sağlığının korunmasında önemli bir rol oynar. Özellikle şekerli ve rafine karbonhidrat içeren gıdaların sık tüketilmesi, ağız içindeki bakterilerin asit üretimini artırarak diş çürüğü oluşumuna zemin hazırlar. Buna karşılık; kalsiyum, fosfor ve vitamin açısından zengin besinler diş ve kemik dokusunun sağlığını destekler. Süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, balık ve kuruyemişler diş sağlığı açısından faydalı besinler arasında yer alır. Ayrıca yeterli su tüketimi ağız içi temizliğin desteklenmesine ve tükürük üretiminin artmasına yardımcı olur.” Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde büyük önem taşır! Yaşlanma sürecinin, vücudun birçok sisteminde olduğu gibi ağız ve diş sağlığında da çeşitli değişikliklere neden olabileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, “İleri yaşlarda diş kaybı, ağız kuruluğu ve protez kullanımı daha sık görülür. Bunun temel nedeni, yıllar içinde biriken ağız sağlığı problemleri, sistemik hastalıklar ve kullanılan ilaçların ağız dokuları üzerindeki etkileridir.” dedi. Yaşlılık döneminde ağız sağlığını korumak için önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Ağız ve diş sağlığının korunması, yaşamın her döneminde olduğu gibi özel fizyolojik veya yaşam tarzı değişikliklerinin yaşandığı dönemlerde de büyük önem taşır. Bu süreçte ağız bakımına özen göstermek, olası diş ve diş eti problemlerinin önlenmesine yardımcı olur. Ağız sağlığını korumak için; dişler günde en az iki kez, uygun teknikle ve florür içeren diş macunu kullanılarak fırçalanmalıdır. Diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde biriken plak ve gıda artıklarının uzaklaştırılması için diş ipi veya ara yüz fırçaları kullanılmalı. Şekerli ve asitli gıdaların sık tüketiminden kaçınılmalı. Su tüketimi ağız içinin nemli kalmasına yardımcı olur ve bakterilerin oluşturduğu asitlerin etkisini azaltır. Olası diş ve diş eti hastalıklarının erken dönemde tespit edilebilmesi için düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.” ifadelerini kullandı. Doğal dişler ile protez ihtiyacı arasında denge önemli! Ağız ve diş sağlığında temel amacın, mümkün olduğunca doğal dişlerin korunması ve ağız fonksiyonlarının sürdürülebilir şekilde devam ettirilmesi olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz “Ancak çeşitli nedenlerle diş kaybı meydana geldiğinde, çiğneme fonksiyonunun ve estetiğin yeniden sağlanabilmesi için diş protezleri önemli bir tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar.” dedi. Bu nedenle tedavi planlamasında doğal dişlerin korunması ile protez kullanımının gerekliliği arasında doğru bir denge kurulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Yavuz, “Protez tedavileri; hareketli protezler, sabit köprü protezleri veya implant destekli protezler şeklinde planlanabilir. Tedavi seçeneği belirlenirken hastanın ağız içi durumu, kemik yapısı, mevcut dişlerin sağlığı ve genel sağlık durumu dikkate alınır.” açıklamasını yaptı. Ağız sağlığına gösterilen özen, sağlıklı ve mutlu bir yaşamın anahtarı! Yaşam boyu ağız sağlığını korumak için temel üç alışkanlığın düzenli ve doğru ağız bakımı, dengeli ve sağlıklı beslenme ile düzenli diş hekimi kontrolleri olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Sedanur Yavuz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu yıl için belirlenen ‘mutlu bir ağız, mutlu bir hayat’ teması; ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik bir gülüşten ibaret olmadığını, genel sağlığın önemli bir parçası olduğunu vurgular. Sağlıklı dişler ve diş etleri, doğru beslenme, rahat konuşma ve güçlü bir yaşam kalitesi için temel bir rol oynar. Düzenli ağız bakımı ve diş hekimi kontrolleri sayesinde yalnızca ağız hastalıkları değil, genel sağlık üzerinde de olumlu bir etki sağlanabilir. Bu nedenle ağız sağlığına gösterilen özen, daha sağlıklı, konforlu ve mutlu bir yaşamın önemli bir adımıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ekran Bağımlılığı Ağız Sağlığını Tehdit Ediyor! Haber

Ekran Bağımlılığı Ağız Sağlığını Tehdit Ediyor!

Uzun süre telefon veya bilgisayara dalmanın, diş fırçalama rutinlerini aksattığını ve çürük riskini artırdığını aktaran Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Ekran başında geçirilen süre çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleşiyor. Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor.” dedi. Gece telefon kullanımının uyku kalitesini düşürerek bağışıklığı zayıflatabildiğine ve diş eti iltihabını tetikleyebildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Bahar, dijitali tamamen bırakmadan küçük günlük rutinler oluşturarak ağız sağlığının korunabileceğini aktardı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, dijital bağımlılığın özellikle gençlerde ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine değindi ve küçük günlük önlemlerle bu etkilerin nasıl azaltılabileceği hakkında bilgi verdi. Uzun süre ekran başında kalındığında diş fırçalamak unutulabiliyor! Günümüzde ekran karşısında geçirilen sürenin artmasının, ağız sağlığı açısından da önemli olduğunu dile getiren Periodontoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Özellikle gençler arasında dijital bağımlılığın yaygınlaşmasıyla birlikte ağız sağlığı da doğrudan etkilenmeye başladı.” dedi. Ekran süresinin tek başına çürük ya da periodontal hastalık oluşturmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Fakat beraberinde getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ağız sağlığını belirgin şekilde bozabiliyor. Uzun süre ekran başında kalındığında en sık görülen durum, bireyin günlük rutinlerini aksatması oluyor. Özellikle ergenlerde ve genç erişkinlerde, telefon veya bilgisayara dalındığında diş fırçalama kolayca atlanabiliyor, ertelenebiliyor ya da tamamen unutuluyor.” şeklinde konuştu. Gece telefon kullanımı diş eti iltihabını artırabiliyor Ekran başında geçirilen sürenin çoğu zaman atıştırmalık tüketimiyle birleştiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Genellikle şekerli içecekler, çikolata, cips gibi kuru ve yapışkan gıdalar daha fazla tüketiliyor. Yeme sonrası ağız bakımı yapılmadığı için de bu durum çürük riskini ciddi şekilde artırıyor.” dedi. Bir diğer önemli etkinin uyku düzeninin bozulması olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, şöyle devam etti: “Özellikle gece telefon kullanımının artması melatonin üretimini etkiliyor, uyku kalitesini düşürüyor. Kalitesiz uyku ise hem bağışıklığı zayıflatıyor hem de periodontal dokularda inflamasyonu (diş eti iltihabı) artırabilecek hormonal değişikliklere yol açabiliyor. Buna ek olarak, uzun süre aynı pozisyonda ekrana bakmak boyun ve çene kaslarında gerginlik yaratarak ve çene ekleminde (tempromndibular-TME ) sorunlarını tetikleyebiliyor.” Ekran süresinin artmasıyla, ağız hijyeni bozuluyor ve çürük oranları yükseliyor! Beslenme düzeninin de dijital bağımlılığın en çok bozduğu alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Dijital platformlara dalmış bireylerde öğün atlama, gece geç saatlerde yemek yeme, şekerli içecek tüketiminin artması gibi davranışlar daha sık görülüyor.” dedi. Bu yaşam tarzı bozukluklarının, çürük oluşumunu artırdığının birçok çalışmayla gösterilmiş durumda olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Bahar, “Son yıllarda gençlerin ekran süresinin belirgin şekilde artmasıyla birlikte ağız hijyeni davranışlarındaki bozulmanın ve çürük oranlarının yükseldiğine dair bulgular da giderek güçleniyor. Özellikle ergenlerde internet bağımlılığı oranlarının yüzde 15–30 arasında değiştiği bildiriliyor ve bu grubun ağız sağlığı davranışları, ekran süresi düşük olanlara göre belirgin şekilde daha zayıf.” açıklamasını yaptı. Dijitali tamamen bırakmaya gerek yok; küçük günlük düzenlemeler bile çok etkili! Risk grubundakilerin ağız sağlığını korumalarının mümkün olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Nihal Bahar, “Öncelikle dijital kullanımın tamamen bırakılması gerekmiyor; ancak günlük rutinde bazı küçük düzenlemeler oldukça etkili oluyor.” dedi. Yapılabilecek düzenlemeler hakkında önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Bahar, sözlerini şöyle tamamladı: “Yemeklerden sonra telefon/tablet kullanılmadan önce kısa bir fırçalama rutini oluşturmak, ekran başında geçirilen sürede şekerli içecek ve atıştırmalıkları sınırlandırmak, su tüketimini artırmak, gece telefon kullanımını azaltmak ve uyku düzenini toparlamak ağız sağlığı üzerinde çok olumlu sonuçlar doğuruyor. Hatta dijital teknolojinin olumlu yönlerinden yararlanmak da mümkün. Fırçalama süresini takip eden uygulamalar, AI destekli diş fırçaları ve teledentistry gibi araçlar ağız bakımını destekleyebiliyor.”

Ağız Sağlığı Ömür Boyu Süren Bir Yatırım! Haber

Ağız Sağlığı Ömür Boyu Süren Bir Yatırım!

Çocuklukta başlayan doğru ağız bakım alışkanlıklarının, hem fiziksel hem psikolojik hem de sosyal gelişimi doğrudan etkilediğine dikkat çeken Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuklarda tedavi edilmeyen sorunlar, beslenme güçlüğünden konuşma bozukluğuna, öz güven kaybından, okulda başarısında düşüşe kadar pek çok soruna neden olabilir.” dedi. Sağlıklı dişlerin, hem büyüme ve gelişimi desteklediğini hem de sosyal ilişkilerde özgüveni artırdığını vurgulayan Şen, düzenli diş hekimi kontrolleri ve etkili ağız bakım rutininin, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, ağız ve diş sağlığının genel sağlık, beslenme, konuşma, sosyal yaşam ve özgüven üzerindeki etkileri ile çocuklukta başlayan ağız bakım alışkanlıklarının önemini anlattı. Ağız sağlığı, genel sağlığın ayrılmaz bir parçası! Sağlık kavramının Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘yalnızca bedenen hasta veya sakat olmamak değil, ruhen ve sosyal yönden de tam bir iyilik hali’ şeklinde tanımlandığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Ağız boşluğumuz vücudumuzun tamamlayıcı bir parçasıdır ve ağız sağlığı vücudumuzun geri kalan kısmının sağlığıyla yakından ilişkili. Bilimsel kanıtlarla, ağız sağlığının genel sağlığa olan olumlu ve olumsuz etkileri net bir şekilde ortaya konmuştur.” dedi. Ağız sağlığının, bütün dişlere sahip olmak değil aynı zamanda bu dişlerin çürüksüz, dolgusuz sağlam olması anlamına geldiğini aktaran Şen, “Bu durum, insanların yaşamları boyunca genel sağlığının en temel ve tamamlayıcı parçasıdır. Bir birey için ağız sağlığı denilince akla sadece dişler değil, diş etleri, damak, dudaklar, tükürük bezleri, çiğneme kasları alt ve üst çene yani total bir ağız bütünlüğü akla gelmeli. İyi bir ağız sağlığı, sadece diş çürüğü ve diş eti hastalıklarına sahip olmamak değil, kronik ağız hastalıkları, ağız ve boğaz kanserleri, yumuşak doku lezyonları, damak dudak-yarıkları gibi doğumsal defektlere, ağız, diş ve iskelet dokularını etkileyen diğer hastalıklara, durumlara veya rahatsızlıklara sahip olmamak anlamına gelir. Çiğneme, tat alma, gülümseme, konuşma ve şarkı söyleme gibi birçok temel insani fonksiyonun gerçekleştirilebilmesi için ağız sağlığımız yeterli düzeyde olmalı.” şeklinde konuştu. Tedavi edilmeyen çürükler, çocuklarda fiziksel ve sosyal sorunlara yol açar! Hayatının ilk yıllarında sağlıklı bir gülümsenin bütün çocukların hakkı olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Çocuklarda tedavi edilmeyen diş çürüklerinin; beslenme güçlüğü, konuşma bozukluğu, diş yapısında harabiyet, yetersiz çiğneme fonksiyonu, estetik problemler ve buna bağlı olarak öz güven kaybı, ağrı, enfeksiyon, konsantrasyon kaybı, öğrenme güçlüğü ve okul devamsızlığı gibi birçok belirgin oral ve sistemik problemlere neden olacağı ve sosyal ve duygusal birçok sonuç doğurabileceği biliniyor. Yani ağız boşluğumuz bir bakıma vücudumuzun dış dünya ile bağlantısını sağlayan ilk giriş kapısıdır.” açıklamasını yaptı. Sağlıklı dişler, çocuğun büyüme ve gelişimi için hayati öneme sahip! Sağlıklı dişlerin, yiyeceklerin etkili bir şekilde çiğnenmesini sağladığını kaydeden Şen, “Çocuklukta çürük ya da travmaya bağlı diş kayıpları, çiğneme fonksiyonunu olumsuz etkileyerek çocuğun besinleri yeterince sindirememesine neden olabilir.” dedi. Bu durumun, iştah kaybına ve beslenme bozukluklarına yol açabileceğine dikkat çeken Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dengeli bir diyet için sağlıklı dişler hayati önem taşır. Yetersiz çiğneme ve beslenme alışkanlıkları, çocukların fiziksel büyüme ve gelişmesini olumsuz etkiler. Araştırmalar, ağız ve diş sağlığının bozulmasının çocuklarda büyüme geriliği ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, sağlıklı bir ağız yapısı, çocuğun optimal gelişimi için temel bir gereklilik. Ayrıca çocukluk dönemindeki süt dişleri daimi dişlere yer hazırlar, çene gelişimine yardımcı olur. Bu sebeple erken dönemde bile sorunlar ciddiye alınmalı. Tedavi edilmeyen sorunlar, ilerleyen yaşlarda diş kayıpları, yer darlığı, çene problemleri ve ortodontik sorunlara yol açabilir.” Eksik veya düzensiz dişler, konuşma bozukluklarına yol açabilir! Dişlerin, düzgün bir konuşma ve ses üretimi için önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Eksik veya düzensiz dişler, çocukların bazı harfleri telaffuz etmesini zorlaştırabilir ve konuşma bozukluklarına yol açabilir. Özellikle erken yaşlarda oluşan bu sorunlar, tedavi edilmediğinde uzun vadeli konuşma problemlerine neden olabilir.” dedi. Çocukluktan yetişkinliğe hayatın her döneminde dişlerin estetik görünümünün, sosyal etkileşim ve özgüven üzerinde büyük bir etkiye sahip olduğuna işaret eden Şen, “Sağlıklı ve estetik bir gülümseme, bireyin sosyal çevresinde daha özgüvenli olmasını sağlar. Çürük ya da travmaya bağlı diş sorunları, çocukların arkadaşları tarafından alay konusu olmasına veya dışlanmasına yol açabilir. Araştırmalar, ağız sağlığı sorunları yaşayan çocukların gülümsemekten kaçındıklarını, sosyal ortamlarda kendilerini geri planda tuttuklarını gösteriyor. Bu durum yaşam boyu kişilikle özdeşleşebiliyor.” Uyarısında bulundu. Çocuklukta kazanılan doğru alışkanlıklar, yetişkinlikte ağız sağlığını korur! Çocuklara ağız ve diş sağlığı bilincini aşılamanın, ebeveynlerin aktif katılımını gerektirdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Birlikte diş fırçalama rutinleri oluşturma ve eğlenceli aktivitelerle ağız bakımını teşvik etmek, bu alışkanlıkların pekişmesine yardımcı olur.” dedi. Çocuklukta başlayan doğru alışkanlıkların, yetişkinlikte ağız ve diş sağlığının korunmasını kolaylaştırdığının altını çizen Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “Çocuklukta ihmal edilen ağız bakımı, ilerleyen yaşlarda diş kaybı, diş eti hastalıkları ve estetik sorunlara yol açabilir. Ağız ve diş sağlığı, çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişiminde hayati bir rol oynar. Çiğneme, beslenme, konuşma ve özgüven gibi hayati fonksiyonların temelini oluşturan ağız sağlığı, erken yaşlarda kazanılan alışkanlıklarla korunabilir. Çocuklarınıza ve kendinize düzenli ağız bakımı alışkanlıkları kazandırarak onların hem bugün hem de gelecekte sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olabilirsiniz. Düzenli diş hekimi kontrolleri ve etkili bir ağız bakım rutini, sağlıklı dişlerin uzun yıllar korunmasına yardımcı olur. Unutmayın, ağız sağlığı bir ömür boyu süren bir yatırımdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.