Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ağız Ve Diş Sağlığı

Kapsül Haber Ajansı - Ağız Ve Diş Sağlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ağız Ve Diş Sağlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çocuk Diş Hekimliğinde Teknolojik Çözümler ‘Korkusuz’ Tedaviyi Mümkün Kılıyor!  Haber

Çocuk Diş Hekimliğinde Teknolojik Çözümler ‘Korkusuz’ Tedaviyi Mümkün Kılıyor! 

Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, özellikle çocuk diş tedavilerinde kullanılan yeni nesil dental yaklaşımların ağrı, iğne korkusu ve kaygı üzerindeki etkileri etkileri hakkında bilgi verdi. Çocuklukta yaşanan diş hekimi deneyimleri, yaşam boyu ağız ve diş sağlığını etkiliyor! Çocukluk çağında edinilen diş hekimi deneyimlerinin, bireyin yaşamı boyunca ağız ve diş sağlığına yönelik tutumunu şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Birçok bireyde görülen diş hekimi korkusunun temelinde çoğunlukla ağrı algısı ve enjeksiyon kaygısı yer alır.” dedi. Özellikle erken yaşlarda yaşanan zorlayıcı tedavilerin, olumsuz klinik deneyimler ve iğneye bağlı korkuların, ilerleyen dönemlerde dental fobi gelişimine zemin hazırlayabildiğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, bu nedenle güncel pedodontik yaklaşımların temel amacının; çocuk hastalara ağrısız, güvenli ve konforlu bir tedavi ortamı sunarak, yaşam boyu ağız ve diş sağlığı uygulamalarına uyumu artırmak olduğunu ifade etti. Yeni nesil dental yaklaşımlarla çocukların tedaviye uyumu kolaylaşıyor! Geleneksel diş tedavilerinde en önemli kaygı unsurunun, lokal anestezinin uygulanma şekli ve uygulama sırasında hissedilen basınç olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Klasik enjektör sistemlerinde özellikle alt çene bölgesinde yeterli anestezi sağlamak amacıyla daha karmaşık ve zor tekniklere ihtiyaç duyulabilir.” dedi. Bu durumun, yalnızca ilgili diş bölgesinin değil; dudak, yanak ve çevre yumuşak dokuların da uzun süre uyuşmasına neden olabildiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, şunları söyledi: “Sonuç olarak çocuk hastalarda istemsiz dudak veya yanak ısırıkları, buna bağlı ödem, şişlik ve doku travmaları görülebilir. Ayrıca geleneksel yöntemlerde anestezik solüsyonun dokuya manuel basınçla verilmesi, işlem sırasında ağrı ve rahatsızlık hissinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu durum özellikle çocuk hastalarda tedaviye karşı direnç gelişmesine ve işlemlerin yarıda bırakılmasına neden olabilir. Gelişen teknoloji ile birlikte, pedodonti alanında da daha modern ve hasta dostu uygulamalar ön plana çıktı. Dijital anestezi sistemleri gibi yenilikçi yöntemler sayesinde enjeksiyon sırasında oluşan ağrı, iğne korkusu ve stres belirgin ölçüde azaltılabiliyor. Bu sayede çocukların tedaviye adaptasyonu kolaylaşırken, klinik süreç hem hasta hem de ebeveyn açısından daha kontrollü ve konforlu ilerliyor. Yeni nesil dental yaklaşımlar, çocukların diş hekimiyle olumlu bir bağ kurmasına olanak tanıyor ve bu da ilerleyen yaşlarda ağız ve diş sağlığını önemseyen bireylerin yetişmesine önemli katkı sağlıyor.” İlacın kontrollü verilmesi ağrıyı azaltıyor! Dijital anestezinin, lokal anestezik solüsyonun doku içerisine, bilgisayar kontrollü bir mikroişlemci aracılığıyla, önceden programlanmış sabit hız ve basınçta iletilmesini sağlayan modern bir anestezi yöntemi olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bilgisayar destekli sistem, hastanın doku direncine göre anestezik maddenin miktarını otomatik olarak ayarlayarak ilacı yavaş ve kontrollü şekilde iletir.” dedi. Bu sayede işlem sırasında ağrı ve yanma hissinin büyük ölçüde ortadan kalktığını; çoğu hastada yalnızca hafif bir temas hissi oluştuğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, “Dijital anestezi cihazı genellikle kalem formunda, ergonomik ve ışıklı bir tasarıma sahiptir. Bu yapı, çocuk hastalarda korkuya neden olan klasik enjektörlü iğne görünümünü ortadan kaldırarak tedaviye psikolojik uyumu artırır. Özellikle dental fobi veya iğne korkusu bulunan çocuklar açısından daha güven verici bir uygulama sunar. Cihazın ucunda oldukça ince ve kısa bir iğne yer alır, bu da enjeksiyon hissinin minimum düzeyde algılanmasını sağlar. Ayrıca uygulama sırasında cihazdan yayılan hafif müzik, çocuğun dikkatini dağıtarak kaygı düzeyinin azalmasına katkı sağlar. Çocuk diş hekimi, çocuğu koltuğa aldığında, çocuğa ‘dişine sihirli bir kalemle dokunacağını’ veya ‘dişini uyutacağını’ anlatarak güven sağlar. Böylece klinik ortam daha sakin algılanır, tedaviye uyum artar ve ilerleyen dönemlerde diş hekimi korkusu gelişme riski belirgin şekilde azalır.” açıklamasını yaptı. Dijital anestezi, iğne korkusu olan çocuklarda tedavi konforunu artırıyor! Dijital anestezinin dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi gibi lokal anestezi gerektiren pek çok dental işlemde uygulanabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bununla birlikte bazı hasta gruplarında özellikle belirgin avantaj sağlar. Önceden olumsuz deneyim yaşamış veya iğne korkusu bulunan çocuklarda güven duygusunun yeniden oluşturulmasında etkili olur. Kooperasyonun sınırlı olduğu özel gereksinimli bireylerde tedavi konforunu artırarak süreci kolaylaştırır. Dudak ve yanak ısırma riskinin yüksek olduğu çocuklarda, uyuşukluğun sınırlı tutulması açısından tercih edilir.” dedi. Dijital anestezinin ebeveynler ve çocuklar tarafından sıklıkla tercih edilmesinin başlıca nedenlerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, “Klasik metal enjektör görünümü bulunmadığından, çocuk uygulama sırasında iğne yapıldığını fark etmeyebilir. Anestezik solüsyonun dokuya iletimi bilgisayar denetiminde gerçekleştiği için basınç hissi, yanma ve rahatsızlık belirgin şekilde azalır. Dijital sistemler, yalnızca ilgili diş çevresinin uyuşturulmasını mümkün kılar. Böylece dudak, dil ve yanakta uzun süreli ve rahatsız edici hissizlik oluşma olasılığı düşer. Uyuşukluğun daha kontrollü olması sayesinde tedavi sonrasında dudak veya yanak ısırılmasına bağlı doku hasarı riski azalabilir. Anestezinin etki süresi genellikle kısa olduğundan, tedavi öncesi bekleme zamanı kısalır.” şeklinde konuştu. Dijital anestezi tek başına yeterli değil! Dijital anestezinin genel anesteziye alternatif olmadığını kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Dijital anestezi, yalnızca lokal anestezi uygulamalarında kullanılan konfor artırıcı bir yöntemdir ve hastanın tedavi sürecine belirli düzeyde uyum göstermesini gerektirir. Genel anestezi ise; kooperasyonun sağlanamadığı, ileri düzey korku ve kaygı bulunan, dental ünitte oturmayı reddeden ya da özel gereksinimi olan bireylerde tercih edilen bir yaklaşımdır.” dedi. Dijital anestezinin, tedavi sürecini kolaylaştıran ileri bir teknoloji olduğunu yineleyen Dr. Öğr. Üyesi Yılmaz Şen, şu uyarıyla sözlerini tamamladı: “Ancak tek başına yeterli değildir. Uygulamanın başarısı; hekimin klinik deneyimi, çocuğun bireysel özellikleri ve ailenin yaklaşımı ile birlikte değerlendirilmeli. Bu nedenle çocuğa ‘hiç acımayacak’ ya da ‘iğne yapılmayacak’ gibi kesin ifadeler yerine, ‘dişler uyuşturulacak’ veya ‘hafif bir gıdıklanma hissedebilirsin’ gibi daha gerçekçi ve güven verici açıklamalar yapılması önerilir.”

İzmir Sağlıkta Yerel Yönetim Modeliyle Türkiye’ye Örnek Oldu Haber

İzmir Sağlıkta Yerel Yönetim Modeliyle Türkiye’ye Örnek Oldu

İzmir’de sağlık politikaları; koruyucu halk sağlığı çalışmaları, evde bakım, ruh sağlığı desteği, eğitim ve farkındalık çalışmaları, test ve danışmanlık merkezleri, aktif yaş alma ve yaşam boyu öğrenme uygulamaları gibi farklı alanlardaki hizmetlerle gelişiyor. “Şehir Sağlık Profili” çıkararak “Şehir Sağlığını Geliştirme Planı” oluşturan İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2025 yılında Sağlık Bakanlığı’nın Sağlığı Geliştiren Belediyeler Projesi kapsamında verilen Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) unvanını alan Türkiye’deki ikinci büyükşehir belediyesi oldu. Büyükşehir; sağlık hizmetlerinden belediye tarafından verilen eğitimlere, yeşil alanlar ve atık yönetiminden ulaşım, bisiklet ve yaya yollarına kadar pek çok madde üzerinden incelenerek bu unvanı elde etti. Eşrefpaşa Hastanesi ek hizmet binası tamamlanacak İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2024 yılının eylül ayında yapımına başlanan, 549 milyon liraya mal olacak Eşrefpaşa Hastanesi ek hizmet binasında çalışmalar hızlandı. Modern sağlık tesisinin yüzde 42’si tamamlandı. Projenin 2026’da bitirilmesi hedefleniyor. Bu yıl evde bakım hizmeti öne çıktı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Eşrefpaşa Hastanesi Evde Bakım Şube Müdürlüğü ekipleri, İzmir’in dört bir yanına hizmet ulaştırıyor. Bu kapsamda 2025 yılında kişisel bakım, kuaför, ev temizliği ve mini onarım hizmeti başta olmak üzere toplam 24 bin 220 kişiye ulaşıldı. Hasta muayenesinden fizyoterapiye, diş hekimi muayenesinden psikolojik danışmanlığa kadar sağlık hizmetlerinden ise 7 bin 506 kişi faydalandı. “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesi Yaralanma ya da ölümlere sebep olabilen ev kazalarını önlemeye karşı da adım atılarak “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesi hayata geçirildi. Proje kapsamında iş güvenliği uzmanları tarafından “evde bakım” hizmeti alan yurttaşların evleri değerlendirilerek ev kazalarına sebebiyet verebilecek riskler saptandı, ardından evler tek tek ziyaret edilerek önleyici tedbirler alınmaya başlandı. Poliklinik hizmetlerine yeni soluk Eşrefpaşa Hastanesi’nin poliklinikleri, 2025 yılında 352 bin 911 hastaya hizmet verirken, bir yılda bin 686 hastaya operasyon yapıldı. Eşrefpaşa Hastanesi, anne adaylarına, lohusalara ve baba adaylarına yönelik Gebe Okulu, Sigarayı Bırakma Polikliniği ve Ambulans Servisi de kurdu. Sağlıklı Yaş Alma ve Alzheimer ve Demans Merkezi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sağlıklı Yaş Alma Merkezi, bu yıl 65 yaş üstü bin üyesine birçok alanda ücretsiz kurs ve atölye imkânı sundu. Merkeze gelen yurttaşlar; yoga, pilates, jimnastik, müzik, drama, satranç, çini boyama, takı tasarımı, el sanatları, tango ve spor gibi geniş bir yelpazede düzenlenen aktivitelerden yararlandı. Bunun yanında Alzheimer ve Demans Merkezi, birinci evre Alzheimer ya da hafif demans tanısı olan bireylere yönelik gündüz bakım ve bilişsel-psikososyal aktivite desteği sunmaya devam etti. Psikolojik destek hizmetleri Yıl ortasında hizmete başlayan ücretsiz psikolojik destek birimlerinde yaklaşık 700 yurttaşa ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verildi. Şehrin yedi farklı noktasına dağılan destek birimleri, İzmir’de erişilebilir ve çok merkezli bir ruh sağlığı hizmeti yapısını güçlendiriyor. Kimliksiz ve ücretsiz test hizmeti Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü’nün ağustos ayında hizmete açtığı Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi (GDTM), ücretsiz ve tamamen anonim HIV, Hepatit B, Hepatit C ve sifiliz testi sunmaya başladı. Kimlik bilgisi alınmadan yürütülen danışmanlık ve test hizmeti İzmir’de koruyucu halk sağlığı yaklaşımının güçlenmesine katkı sağlarken, merkezin hızlı ve gizlilik esaslı yapısı vatandaşlar tarafından yoğun ilgi görmeye devam ediyor. İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi Haziran ayından bu yana hizmet veren Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü’ne bağlı İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi (İZSEM), koruyucu sağlık yaklaşımını temel alan çok yönlü yapısıyla yoğun ilgi gördü. Merkezde psikolojik danışmanlık, beslenme ve diyet, kadın ve üreme sağlığı, fizyoterapi ve hareketli yaşam programları ücretsiz olarak sunuluyor. Diyabet Farkındalık Merkezi ve İzmir Yaşlılık Atlası Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü, mevcut hizmetlerin yanı sıra önümüzdeki dönemde İzmir’in sağlıklı yaşam ekosistemini daha da güçlendirecek iki önemli çalışmayı hayata geçirmeye hazırlanıyor. Diyabet Farkındalık Merkezi, çok yakında kapılarını açarak vatandaşlara diyabetle ilgili bilgilendirme, risk taraması, danışmanlık ve yaşam tarzı destek programları sunacak. Bunun yanında, İzmir Planlama Ajansı (İZPA) iş birliğiyle yürütülecek İzmir Yaşlılık Atlası çalışması da kentin yaşlanma dinamiklerini bütüncül biçimde ortaya koyarak İzmir’in yaş dostu politikalarının bilimsel temelde şekillenmesine katkı sağlayacak. Bu iki çalışma, İzmir’in sağlıklı ve yaşanabilir bir kent olma vizyonunu geleceğe taşıyan önemli adımlar arasında yer alıyor. Uluslararası ağlarda etkin rol ve WHO iş birlikleri İzmir Büyükşehir Belediyesi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Yaşlı Dostu Kentler ve Topluluklar Ağı’na kabul edilerek yaşlı dostu kent standartlarını uluslararası düzeyde uygulayan şehirler arasına girdi. Ayrıca UNESCO Öğrenen Şehirler çalışmalarının yürütülmesi görevini üstlenerek İzmir’in yaşam boyu öğrenme vizyonunun koordinasyonunu sağladı. WHO yetkililerinin onayı ve iş birliğiyle, İZPA ile birlikte “Yerel Yönetimler İçin Sağlık Alanında Dünyadan İyi Uygulama Örnekleri” ve “Geleceğin Yaşlı Dostu Kentlerine Dünyadan İyi Uygulama Örnekleri” başlıklı iki önemli yayın hazırlandı. Bu çalışmalar, İzmir’in hem halk sağlığı politikalarında hem de yaşlı dostu kent modellerinin geliştirilmesinde Türkiye’ye örnek gösterilen bir konuma yükselmesine katkı sağladı. İzmir’de Üçüncü Yaş Üniversitesi dönemi İleri Yaş Eylem Planı kapsamında Ege Geriatri Derneği iş birliği ile 60 yaş ve üstü yurttaşlara yönelik hayata geçirilen Üçüncü Yaş Üniversitesi, Meslek Fabrikası ve Mustafa Necati Kültür Merkezi olmak üzere iki ayrı merkezde faaliyetlerine devam ediyor. Dört dönem sürecek eğitimlerin sonunda her öğrenci sosyal projelere de fiziki olarak katılarak mezuniyet hakkı elde edecek ve kep atma sevinci yaşayacak. Meslek Fabrikası’nda verilen eğitimlerde 87, Mustafa Necati Kültür Merkezi’nde verilen eğitimlerde ise 157 yurttaş eğitim görmeye devam ediyor. Yuvamız İzmir’de sağlık eğitimleri İzmir Büyükşehir Belediyesi, İZELMAN Yuvamız İzmir Çocuk Etkinlik Merkezlerinde eğitim alan çocukların temel sağlık ve güvenlik konularında farkındalık kazanmasını sağlamak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemek ve olası kazalara karşı koruyucu davranışlar geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla yıl ortasında eğitim programı başlattı. 2026 yılının mayıs ayına kadar sürecek program “hijyen” ve “çocukların yaşadığı ev kazalarından korunma ve ilk yardım” gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitimleri kapsıyor. Koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık Sağlık eğitimleri ve farkındalık çalışmaları da sürüyor. 2025 yılında 1928 eğitim oturumu yapılırken, eğitimlere 62 bin 331 kişi katıldı. Diş hekimleri tarafından da “Gezici Ağız ve Diş Sağlığı Aracı” ile İzmir'in her yerinde sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla ağız ve diş sağlığı eğitimi veriliyor. Eğitimlerde ağız bakısı yapılan ve ilgili kurumlara yönlendirilen kişi sayısı ise 3 bin 772’ye ulaştı. “Bizim Mahalle Sohbetleri” ve afet eğitimleri İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2025’te Şato binasında “Bizim Mahalle Sohbetleri” serisi başlatıldı. Ev kazalarından akıllı ilaç kullanımına kadar birçok başlıkta düzenlenen eğitimlere mahalle muhtarları ile vatandaşlar katılım gösteriyor. Eğitimler, her perşembe saat 16.00’da düzenlenmeye devam edecek. İzmir’in 30 ilçesinde afet ve acil durumlarda toplum sağlığı eğitimleri de yapılıyor. Sağlıklı Köyler ve Sağlıklı Parklar Sağlıklı Köyler Projesi kapsamında, İzmir’in kırsal bölgelerinde yaşayan vatandaşların sağlık okuryazarlığı düzeylerini artırmak ve sağlıklarını korumak amacıyla bir pilot çalışma yürütüldü. Çalışma; Bergama, Ödemiş ve Torbalı ilçelerinden seçilen üç pilot bölgede tamamlandı. Pilot uygulamada eğitimlere katılan kişilerin sağlık algıları ve pratikleri hakkında veriler elde edildi. Ayrıca vatandaşlara ağız ve diş bakısı yapılarak bölgeye özgü sağlık ihtiyaçları belirlendi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet alanına giren parklarda ise sağlıklı beslenme, ilk yardım, aktif yaşam, ev kazaları ve korunma yolları, zoonoz hastalıklar hakkında sağlık eğitimleri gerçekleştiriliyor. Proje, kent merkezinde yer alan 11 ilçenin tamamında yer alan parklarda sürdürülüyor.

Ağız ve Diş Sağlığı İçin Kalsiyum Her Yaşta Önemli! Haber

Ağız ve Diş Sağlığı İçin Kalsiyum Her Yaşta Önemli!

Kalsiyumun, çürük oluşumunu engellemede ve diş minesini güçlendirmede önemli rol oynadığını dile getiren Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Dişlerin oluşum dönemini içeren hamilelik ve erken çocukluk dönemindeki kalsiyum alımının dişi direkt olarak güçlendirme ihtimali oldukça fazladır.” dedi. Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımının, osteopeni veya osteoporoz gibi sistemik kemik kayıplarına yol açabileceğine dikkat çeken Şen, doğal kaynaklardan alınan kalsiyumun daha iyi emildiğini ve vücuda faydasının daha yüksek olduğunu vurguladı. Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Çocuk Diş Hekimliği Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, kalsiyumun ağız ve diş sağlığı üzerindeki temel rolü ve eksikliğinin yol açabileceği sorunlar hakkında bilgi verdi. Kalsiyum eksikliği diş kaybına yol açabilir Kalsiyumun, diş sağlığı açısından temel bir mineral olduğunu ve pek çok fonksiyonu bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Kalsiyum mine ve dentin yapısının ana bileşenidir. Diş minesi yaklaşık yüzde 96 oranında inorganik maddelerden oluşur. Bunun büyük kısmı hidroksiapatit kristalleridir. Bu kristallerin temel yapı taşlarından biri de kalsiyumdur.” dedi. Özellikle çocukluk döneminde dişlerin oluşumu ve gelişimi sırasında sağlıklı mineralizasyon için kalsiyum gerekli olduğunu dile getiren Şen, “Demineralizasyon ve remineralizasyonda rol alır. Örneğin asidik gıdalar sonrası ağız içi pH düştüğünde, diş yüzeyinden kalsiyum ve fosfat iyonları çözünür. Tükürükte yeterli düzeyde kalsiyum bulunması, bu iyonların tekrar mineye geçişini ve minenin güçlenmesini sağlar. Yeterli kalsiyum düzeyleri, diş dokularının asitlere karşı dirençli kalmasına katkıda bulunur ve çürük oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Dişleri destekleyen alveolar kemik de kalsiyuma bağımlıdır. Uzun vadede yetersizlik, kemik kaybına ve diş kaybına neden olabilir.” açıklamasını yaptı. Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımı ağız ve diş sağlığında sorunlara neden olabiliyor! Yetişkinlikte yetersiz kalsiyum alımının, osteopeni veya osteoporoz gibi sistemik kemik kayıplarına yol açabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Bu durum, dişleri çevreleyen alveolar kemiği de etkiler ve diş kaybı riskini artırır.” dedi. Bazı çalışmaların, düşük kalsiyum alımının diş eti hastalıkları riskini artırabileceğini gösterdiğini de kaydeden Şen, “Kalsiyumun, bağ dokuların sağlıklı yapısını korumada dolaylı rol oynar ve mine yüzeyinin korunması için de önemlidir. Kalsiyum eksikliği, mineyi daha geçirgen ve kırılgan hâle getirir. Bu da çürük gelişiminin kolaylaşmasına sebep olur. Periodontal ligament ve kemik dokunun bütünlüğünü bozarak diş eti çekilmesi ve periodontitis gibi durumların şiddetlenmesine neden olabilir. Düşük kalsiyum düzeyleri, oral yaralanmalar sonrası iyileşme sürecini geciktirir ve dokuların mekanik dayanıklılığını azaltır.” şeklinde konuştu. Doğal kaynaklardan alınan kalsiyum daha iyi emiliyor… Kalsiyumun doğal yollarla mı yoksa takviyelerle mi alınmasının daha etkili olduğu konusuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “Doğal kaynaklar daha iyi emilir.” dedi. Süt, yoğurt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler ve badem gibi besinlerde bulunan kalsiyumun, genellikle vücut tarafından daha verimli emildiğini vurgulayan Şen, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu besinler aynı zamanda kalsiyumun emilimini destekleyen D vitamini ve magnezyum gibi diğer mikrobesinleri de içerir. Kalsiyum karbonat gibi formlar, mide asiditesine bağlı olarak emilimde değişkenlik gösterebilir. Ayrıca fazla dozlarda alındığında böbrek taşı riski, hiperkalsemi veya diğer mineral dengesizlikleri oluşabilir. Kalsiyum takviyesi diş içeriğine doğrudan değil, tükürük yapısı ve kemik sağlığı yoluyla dolaylı etkiler gösterir. Diş oluşumu tamamlandıktan sonra kalsiyum alımı dişi direkt yolla güçlendirmeyecektir, ancak tüketim esnasında tükürük aracılığıyla remineralizasyon olarak adlandırılan mekanizmayla diş yüzeyine katkı sağlar. Dişlerin oluşum dönemini içeren hamilelik ve erken çocukluk dönemindeki kalsiyum alımının dişi direkt olarak güçlendirme ihtimali oldukça fazladır. Emilim bozukluğu, laktaz eksikliği, vegan beslenme veya yaşlılık gibi durumlarda kalsiyum takviyesi uygun olabilir, ancak bu mutlaka hekim önerisiyle ve gerekçeye dayalı olarak kullanılmalıdır.” Sadece kalsiyum değil farklı besinler de ağız sağlığı için önemli! Kalsiyumun yanı sıra diş sağlığı için ana besinler olan proteinler, karbonhidratlar, yağlar, mineraller ve yağda çözünen A, E, D ve K vitaminlerinin ağız sağlığı için son derece önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, “A vitamini minenin erken gelişiminde rol oynar. Epitel hücrelerinin proliferasyonunu kontrol eder ve eksikliği tüm ektodermal oluşumları etkiler. Kaynakları balık yağı, biber, domates, inek sütü, balkabağı olabilir.” dedi. D vitamininin dişlerin mineral yoğunluğuna, diş minesinin inşasına, kalsiyumun diş ve kemik dokusuna aktarılmasına ve emilmesine katkıda bulunduğunu dile getiren Şen, sözlerini şöyle tamamladı: “C vitamini veya askorbik asit, suda çözünen bir vitamindir. Birçok taze meyve ve sebzede bulunur. Diş etleri, periodontal bağ dokusu ve yara iyileşmesi için önemlidir. C vitamini eksikliği, bağ dokusu kusuru olan iskorbüt hastalığına neden olabilir. Fosfor; diş minesinin yapıtaşı hidroksiapatit kristallerinin bir diğer ana bileşenidir. Kalsiyumla birlikte diş ve kemik yapısının sertliğini sağlar. Florür; mine yapısına entegre olarak asidik çözünürlüğü azaltır. Diş çürüğüne karşı direnci artırır. Diş sağlığının sürdürülebilmesi için kalsiyumun yeterli alınması kadar, onunla sinerjik çalışan bu vitamin ve minerallerin de dengeli şekilde alınması gereklidir. Dengeli beslenme, bu mikrobesinlerin birlikte ve etkin kullanılmasını sağlar. Kalsiyum eksikliği sadece sistemik kemik sağlığını değil, diş dokularının yapısını, çene kemiğini ve periodontal sağlığı da olumsuz etkiler. Bu nedenle, her yaşta yeterli kalsiyum alımı ağız-diş sağlığının sürdürülebilirliği açısından kritiktir.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.