Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ai Haberleri

Kapsül Haber Ajansı - Ai Haberleri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ai Haberleri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aquila’dan Türkiye’ye İlk Yatırım: Enocta Küresel Ekosisteme Katıldı Haber

Aquila’dan Türkiye’ye İlk Yatırım: Enocta Küresel Ekosisteme Katıldı

Türkiye’nin köklü öğrenme teknolojileri şirketlerinden Enocta, dikey pazar yazılım şirketlerine uzun vadeli yatırım yapan Aquila bünyesine katıldı. Aquila’nın Türkiye’de öğrenme teknolojileri alanında gerçekleştirdiği ilk yatırım olan anlaşma, Enocta’nın uluslararası büyüme hedefleri açısından yeni bir dönemin kapısını açtı. Türkiye’de dijital öğrenme ve kurumsal yetenek yönetimi alanının öncü şirketleri arasında yer alan Enocta, küresel teknoloji yatırımcısı Aquila’ya katıldı. İstanbul merkezli şirket, bu gelişmeyle birlikte uluslararası ölçekte faaliyet gösteren daha geniş bir teknoloji ekosisteminin parçası oldu. Aquila’nın Türkiye’de öğrenme teknolojileri sektörüne yaptığı ilk yatırım olma özelliğini taşıyan işlemle birlikte Enocta’nın mevcut uzmanlığını, kurumsal yapısını ve müşteri odaklı çalışma anlayışını koruyarak büyümesini sürdürmesi hedefleniyor. Enocta 3,5 milyondan fazla kullanıcıya hizmet veriyor 1999 yılında kurulan Enocta, 25 yılı aşan deneyimiyle Türkiye’nin kurumsal öğrenme teknolojileri alanındaki önemli şirketleri arasında bulunuyor. Şirket bugün 550’den fazla kuruma, 70’in üzerinde iş ortağına ve 3,5 milyondan fazla kullanıcıya hizmet sunuyor. Enocta’nın geliştirdiği çözümler, yalnızca dijital eğitim süreçleriyle sınırlı kalmıyor. Şirket, “Yetenek Zekâsı Platformu” vizyonu doğrultusunda öğrenme ve gelişim yönetiminden performans ve yetkinlik yönetimine kadar uzanan farklı insan kaynakları süreçlerini aynı yapı altında birleştiriyor. Enocta’nın çözüm portföyünde ayrıca dijital içerikler, çalışan gelişimi araçları ve yapay zekâ destekli uygulamalar bulunuyor. Böylece kurumların çalışan yetkinliklerini ölçmesine, geliştirmesine ve değişen iş dünyasının ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirmesine destek sağlanıyor. Yapay zekâ kurumsal öğrenme pazarını büyütüyor Dijital dönüşümün hızlanması ve yapay zekâ teknolojilerinin iş süreçlerindeki etkisinin artması, kurumların çalışan gelişimine yönelik yaklaşımını da değiştiriyor. Yeni yetkinliklere duyulan ihtiyaç, çalışanların mesleki bilgilerinin düzenli olarak güncellenmesini şirketler açısından stratejik bir zorunluluğa dönüştürüyor. Küresel kurumsal e-öğrenme pazarının 2025 yılında yaklaşık 125,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığı tahmin ediliyor. Yapay zekânın birçok görev ve meslek tanımını yeniden şekillendirmesiyle birlikte yeni beceriler kazanma ve mevcut yetkinlikleri geliştirme çalışmaları sektör ayrımı olmaksızın önem kazanıyor. Genç iş gücü, gelişen girişimcilik ekosistemi ve şirketlerin dijitalleşmeye yönelik yatırımları, Türkiye’yi de öğrenme teknolojileri açısından dikkat çeken pazarlardan biri hâline getiriyor. Kurumsal dijital öğrenme çözümlerinin kullanımının yaygınlaşması, yerli yazılım şirketleri için yeni büyüme fırsatları oluşturuyor. Aquila şirketlerin operasyonel bağımsızlığını koruyor Kurumsal yazılım ve teknoloji şirketlerine uzun vadeli yatırımlar yapan Aquila, dünya genelinde 160’tan fazla ülkede faaliyet gösteren ve Toronto Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem gören küresel bir grubun parçası olarak çalışmalarını sürdürüyor. Aquila’nın yatırım modeli, bünyesine katılan şirketlerin sahip olduğu uzmanlığın, ekiplerin, kurum kültürünün ve operasyonel bağımsızlığın korunmasına dayanıyor. Grup, yatırım yaptığı şirketleri tek tip bir yapıya dönüştürmek yerine, mevcut güçlü yönlerini destekleyerek sürdürülebilir büyümelerine katkı sağlamayı amaçlıyor. Enocta’nın Aquila’ya katılması, Türk şirketinin uluslararası pazarlardaki konumunu güçlendirebilecek stratejik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yatırım aynı zamanda Türkiye’de geliştirilen öğrenme teknolojilerinin küresel yazılım ekosistemindeki görünürlüğü açısından da önem taşıyor. Sercan Çelebi: En güçlü dönemlerimizin önümüzde olduğuna inanıyoruz Enocta CEO’su Sercan Çelebi, şirketin dijital öğrenmenin henüz gelişiminin ilk aşamalarında olduğu bir dönemde çıktığı yolculuğun bugün milyonlarca kullanıcıya ulaşan güçlü bir ekosisteme dönüştüğünü söyledi. Aquila ile kurulan birlikteliğin Enocta’nın ortaya koyduğu değerin ve vizyonun uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösterdiğini belirten Çelebi, uzun vadeli yatırım yaklaşımının şirketin gelecek hedeflerini desteklemesini beklediklerini ifade etti. Yeni dönemde müşteriler açısından süreklilik ve daha güçlü bir hizmet yapısının öne çıkacağını vurgulayan Çelebi, Enocta’nın ürünlerini, hizmetlerini ve müşteri odaklı yaklaşımını aynı kararlılıkla sürdüreceğini kaydetti. Şirketin küresel ekosistemin deneyim ve bilgi birikiminden yararlanacağını aktaran Çelebi, Enocta’nın en güçlü dönemlerinin önünde olduğuna inandıklarını dile getirdi. Aquila: Enocta’nın büyümesini destekleyeceğiz Aquila Kıdemli Portföy Yöneticisi Federico Marturano da Enocta’nın öğrenme teknolojileri alanındaki deneyimi, yenilikçi ürün yaklaşımı ve uzun yıllara dayanan müşteri ilişkileriyle öne çıktığını belirtti. Marturano, Enocta’nın bugüne kadar yakaladığı başarıyı devam ettirmesini ve müşterileri için değer üretmeyi sürdürmesini destekleyeceklerini söyledi. Yatırımın Aquila’nın Türkiye’de öğrenme teknolojileri alanındaki ilk adımı olması nedeniyle kendileri için özel bir önem taşıdığını da vurguladı. Enocta’nın Aquila’ya katılması, şirketin küresel pazarlara erişimini güçlendirebilecek bir adım olmasının yanında, Türkiye’de geliştirilen yazılım ve öğrenme teknolojilerinin uluslararası rekabet gücünü göstermesi bakımından da dikkati çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor Haber

Tripy Robotaxi Türkiye’de Yol Testlerine Hazırlanıyor

MİA Teknoloji A.Ş.'nin tamamına sahip olduğu Tripy Mobility, geliştirdiği Robotaxi projesini Türkiye'de hayata geçirmek için geri sayıma geçti. Çin'de kapsamlı test süreçlerinden geçen tam otonom araç filosunun, önümüzdeki dönemde Türkiye yollarında test edilmesi planlanıyor. Şirket, yalnızca sürücüsüz araç geliştirmeyi değil, aynı zamanda yapay zekâ tabanlı yeni nesil mobilite ekosistemini oluşturmayı hedefliyor. Tripy Mobility'nin yürüttüğü proje, Türkiye'nin otonom ulaşım teknolojilerindeki konumunu güçlendirmesi açısından dikkat çekici adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Tripy Robotaxi ile Türkiye'de Otonom Ulaşım Süreci Başlıyor Dünya genelinde hız kazanan sürücüsüz ulaşım teknolojileri, artık yalnızca teknoloji devlerinin değil, mobilite şirketlerinin de öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor. Bu dönüşümün Türkiye ayağında önemli rol üstlenmeye hazırlanan Tripy Mobility, tam otonom sürüş teknolojisine sahip Robotaxi filosunu yerli operasyonlara adapte etmek için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket tarafından geliştirilen sistem, L4 seviyesinde otonom sürüş kabiliyetine sahip araçlardan oluşuyor. Bu teknoloji sayesinde araçlar, belirli operasyon bölgelerinde herhangi bir sürücü müdahalesine ihtiyaç duymadan yolcu taşıyabilecek şekilde tasarlandı. Yapay zekâ algoritmaları sayesinde çevresini sürekli analiz eden sistem, trafik koşullarını, yayaları, diğer araçları ve olası riskleri gerçek zamanlı değerlendirerek güvenli sürüş kararları alabiliyor. Yapay Zekâ Destekli Altyapı Milyonlarca Satır Kodla Çalışıyor Tripy Robotaxi projesinin arkasındaki en önemli güçlerden biri gelişmiş yazılım altyapısı. Araçlarda çalışan yapay zekâ sistemi, milyonlarca satırlık yazılım mimarisiyle sürekli veri işliyor. Çok sayıda kamera, radar ve sensörden elde edilen bilgiler, gelişmiş sensör füzyon teknolojisiyle tek merkezde birleştirilerek milisaniyeler içinde analiz ediliyor. Bu yapı sayesinde araç, yalnızca bulunduğu yolu değil çevresindeki tüm hareketliliği eş zamanlı takip ederek sürüş stratejisini anlık olarak oluşturuyor. İnsan refleksine ihtiyaç duymadan çalışan bu sistem, otonom mobilite teknolojilerinin ulaştığı noktayı ortaya koyuyor. Uluslararası Ortaklıklarla Geliştirilen Robotaxi Projesi Dikkat Çekiyor Tripy Mobility'nin yürüttüğü çalışmalar, uluslararası teknoloji iş birlikleriyle destekleniyor. Proje kapsamında Çin merkezli otonom sürüş teknolojileri geliştiren Calmcar ile ortak çalışmalar yürütülürken, elektrikli araç üreticisi SAIC'in MIFA 7 modeli de Robotaxi platformuna dönüştürüldü. Uzun süren mühendislik çalışmalarının ardından geliştirilen araçlar, Çin'de gerçekleştirilen test programlarını başarıyla tamamladı. Test süreçlerinde elde edilen sonuçlar doğrultusunda sistemin farklı trafik senaryolarında güvenli şekilde çalışabildiği görüldü. Bu başarının ardından projenin yeni aşaması olarak Türkiye'deki saha testleri planlandı. Yüz Binlerce Kilometrelik Deneyim Türkiye'ye Taşınıyor Tripy Robotaxi filosu, yurt dışındaki operasyon öncesi testlerde önemli bir deneyim elde etti. Gerçek trafik koşullarında uzun süreli testlerden geçen araçlar, farklı iklim ve yol şartlarında performansını kanıtladı. Şirketin yalnızca Türkiye ile sınırlı kalmayan küresel büyüme planları da bulunuyor. Avrupa pazarına yönelik çalışmalar kapsamında İngiltere'de de sürücüsüz taksi hizmeti sunabilmek için gerekli resmi süreçlerin başlatıldığı açıklandı. Böylece Tripy, geliştirdiği teknolojiyi uluslararası pazarlarda da konumlandırmayı hedefliyor. Robotaxi Teknolojisi Ulaşım Alışkanlıklarını Değiştirebilir Uzmanlara göre yapay zekâ destekli sürücüsüz taksi sistemleri yalnızca yeni bir ulaşım modeli sunmuyor. Aynı zamanda şehir içi ulaşım planlaması, trafik güvenliği, enerji verimliliği ve sürdürülebilir mobilite açısından da önemli fırsatlar oluşturuyor. Elektrikli altyapıyla çalışan Robotaxi araçlarının, sürüş sırasında insan kaynaklı hata riskini azaltması ve trafik akışını daha verimli hale getirmesi bekleniyor. Bunun yanında paylaşım ekonomisini destekleyen yeni ulaşım modelleriyle bireysel araç sahipliği anlayışının da zaman içinde değişebileceği değerlendiriliyor. Türkiye Otonom Mobilite Alanında Yeni Bir Döneme Hazırlanıyor Tripy Mobility CEO'su Dr. Ali Onuralp Ünal, otonom sürüş teknolojilerinin otomotiv sektörünün ötesinde, doğrudan yapay zekâ ekonomisinin önemli bir parçası haline geldiğini belirterek şirketin bu alandaki vizyonuna dikkat çekti. Ünal, elektrikli araç dönüşümünün ardından ulaşım sektöründe en büyük değişimin otonom sürüş sistemleriyle yaşanacağını ifade ederken, geliştirilen Robotaxi platformunun güvenlik, erişilebilirlik ve operasyonel verimlilik açısından önemli avantajlar sağlayacağını vurguladı. Türkiye'de başlayacak yol testlerinin yalnızca teknik bir süreç olmadığını dile getiren Ünal, bunun aynı zamanda ülkenin küresel otonom mobilite yarışındaki iddiasını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi. Türkiye'de gerçekleştirilecek testlerin başarıyla tamamlanması halinde Tripy Robotaxi'nin şehir içi ulaşımda yeni bir dönemin kapısını aralaması bekleniyor. Yapay zekâ, elektrikli mobilite ve otonom sürüş teknolojilerini aynı platformda buluşturan proje, geleceğin ulaşım sistemlerinin Türkiye'deki en önemli örneklerinden biri olma potansiyeli taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mercedes-Maybach S-Serisi Baştan Aşağı Yenilendi: Lüks Otomobillerde Konfor ve Teknolojinin Yeni Dönemi Haber

Mercedes-Maybach S-Serisi Baştan Aşağı Yenilendi: Lüks Otomobillerde Konfor ve Teknolojinin Yeni Dönemi

Lüks otomobil segmentinin en prestijli modellerinden biri olan Mercedes-Maybach S-Serisi, bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı yenileme operasyonuyla otomobil tutkunlarının karşısına çıktı. Alman üretici, yalnızca tasarım değişiklikleriyle yetinmeyerek dijital teknolojilerden sürüş sistemlerine, iç mekân konforundan kişiselleştirme seçeneklerine kadar birçok alanda önemli geliştirmeler yaptı. Yeni nesil Mercedes-Maybach S-Serisi, markanın üst segmentteki iddiasını daha da güçlendirecek özelliklerle donatıldı. Yenilenen model, modern lüks anlayışını ileri teknolojilerle bir araya getirirken, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve elektrik destekli motor seçenekleriyle de otomotiv sektöründeki dönüşüme ayak uyduruyor. Özellikle konfor ve sessizlik odaklı geliştirmeler, Maybach kullanıcılarının beklentilerine doğrudan yanıt vermeyi hedefliyor. Mercedes-Maybach S-Serisi İç Mekânında Yeni Lüks Anlayışı Yeni Mercedes-Maybach S-Serisi'nin en dikkat çeken değişimlerinden biri kabin tasarımında gerçekleştirildi. Premium malzeme kalitesi korunurken, daha sıcak ve modern bir atmosfer oluşturmak amacıyla yeni ahşap kaplamalar, geliştirilmiş ambiyans aydınlatmaları ve tamamen yeniden tasarlanan orta konsol kullanıldı. Marka, sürdürülebilirlik yaklaşımını iç mekâna da taşıdı. İlk kez sunulan tamamen vegan iç mekân seçeneğinde keten bazlı ve geri dönüştürülmüş polyesterden üretilen özel döşeme malzemeleri tercih edildi. Böylece çevre dostu üretim anlayışı ile lüks otomobil deneyimi aynı platformda buluşturuldu. İç mekânda kullanılan detaylar yalnızca estetik açıdan değil, yolculuk sırasında maksimum rahatlık sağlayacak şekilde yeniden şekillendirildi. Geniş yaşam alanı, sessiz kabin yapısı ve kaliteli işçilik yeni modelin öne çıkan özellikleri arasında yer alıyor. Elektrik Destekli Motorlar Performans ve Verimliliği Bir Araya Getiriyor Mercedes, yeni Maybach S-Serisi'nde motor teknolojisini de güncelledi. Artık altı ve sekiz silindirli motor seçeneklerinin tamamı 48 volt hafif hibrit sistemiyle destekleniyor. Bu teknoloji, hem yakıt tüketiminin azaltılmasına hem de sürüş performansının artırılmasına katkı sağlıyor. Avrupa pazarında sunulacak V8 motorlu versiyon, 612 beygirlik gücüne ek olarak hibrit sistemden gelen ekstra güç desteğiyle daha akıcı hızlanma sunuyor. Bu yapı sayesinde performans artarken emisyon değerlerinde de iyileşme hedefleniyor. Şarj edilebilir hibrit seçenek de güncellendi. Yeni nesil altı silindirli motorla birlikte sunulan model, tamamen elektrikli kullanımda yaklaşık 100 kilometreye ulaşan menziliyle günlük şehir içi sürüşlerde düşük yakıt tüketimi sağlamayı amaçlıyor. Yeni Süspansiyon Sistemi Sürüş Konforunu Farklı Bir Seviyeye Taşıyor Mercedes-Maybach S-Serisi'nin en dikkat çekici yeniliklerinden biri de akıllı süspansiyon sistemi oldu. AIRMATIC teknolojisi artık yalnızca aracın sensörlerinden değil, diğer Mercedes-Benz araçlarından gelen yol verilerinden de yararlanabiliyor. Araç, önündeki yol koşullarını önceden analiz ederek süspansiyon sertliğini otomatik olarak ayarlıyor. Böylece bozuk zeminler, kasisler ve yol düzensizlikleri henüz araca ulaşmadan sistem gerekli hazırlığı yapıyor. Bu teknoloji sayesinde yolcular çok daha sessiz, dengeli ve sarsıntısız bir sürüş deneyimi yaşayabiliyor. Özellikle uzun yolculuklarda konfor seviyesinin önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. MB.OS ile Dijital Dönüşüm Başlıyor Yeni Mercedes-Maybach S-Serisi, markanın geliştirdiği Mercedes-Benz Operating System (MB.OS) platformunu kullanan ilk Maybach modeli olma özelliğini taşıyor. Yeni işletim sistemiyle birlikte MBUX bilgi-eğlence altyapısı tamamen yenilenirken, yapay zekâ destekli sesli asistan çok daha doğal komutları anlayabilecek seviyeye ulaştırıldı. Araç sahipleri birçok işlemi dokunmaya gerek kalmadan sesli komutlarla gerçekleştirebilecek. Kablosuz yazılım güncellemeleri sayesinde otomobil, satın alındıktan sonra da yeni özellikler kazanmaya devam edecek. Böylece araç teknolojisi yıllar içinde güncelliğini koruyabilecek. Kişiselleştirme Seçenekleri Daha da Genişletildi Mercedes, lüks otomobil müşterilerinin beklentilerine cevap verebilmek için MANUFAKTUR programını da önemli ölçüde geliştirdi. Yeni sistem kapsamında yüzlerce farklı dış renk seçeneği sunulurken, iç mekânda ise yüzlerce farklı renk ve malzeme kombinasyonu tercih edilebiliyor. Ahşap kaplamalar, deri seçenekleri, özel tekstil uygulamaları ve dekoratif detaylar sayesinde her otomobil tamamen kişiye özel hale getirilebiliyor. Yeni dijital görselleştirme sistemi ise müşterilerin sipariş ettikleri otomobili üretim başlamadan önce üç boyutlu olarak incelemesine olanak tanıyor. Böylece seçilen renk, döşeme ve donanım kombinasyonları önceden görüntülenebiliyor. Dış Tasarımda Daha Güçlü ve Prestijli Görünüm Yenilenen Mercedes-Maybach S-Serisi, dış tasarımında da markanın karakteristik çizgilerini daha güçlü şekilde yansıtıyor. Büyütülen ön panjur, yenilenen LED ışık imzaları ve aydınlatmalı tasarım detayları otomobile daha etkileyici bir görünüm kazandırıyor. Özellikle ön ızgaranın çevresinde kullanılan ışıklı tasarım unsurları ile Maybach logosunun vurgulanması, modelin geceleri de fark edilirliğini artırıyor. Modern çizgiler korunurken, aracın prestij algısını güçlendiren detaylara daha fazla yer veriliyor. Mercedes-Maybach S-Serisi, yeni teknolojileri, elektrik destekli motor seçenekleri, gelişmiş dijital altyapısı ve üst düzey kişiselleştirme olanaklarıyla ultra lüks sedan segmentindeki rekabeti yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor. Model, yalnızca sürüş deneyimi sunan bir otomobil olmanın ötesine geçerek teknoloji, konfor ve kişisel tasarım anlayışını aynı platformda buluşturan yeni nesil bir mobil yaşam alanı olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.