Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademi

Kapsül Haber Ajansı - Akademi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

BSH Türkiye'den Bir İlk Haber

BSH Türkiye'den Bir İlk

BSH Global Geliştirme Ortak Hizmetler organizasyonu kapsamında hayata geçirilen program, teknik dokümantasyon alanında çalışan profesyonellerin yetkinliklerini artırmayı ve bu alanda sürdürülebilir bir gelişim modeli oluşturmayı hedefliyor. BSH Türkiye Ar-Ge birimi liderliğinde ve Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen Teknik Yazarlık Sertifika Programı, BSH’nin global ağına sunuldu. Teknik Dokümantasyon Ar-Ge ekibinin globaldeki tüm lokasyonlarını kapsamak üzere geliştirilen eğitimler, çevrim içi platformlar üzerinden 4 ülkeden katılımcıya ulaştı. Aynı zamanda programla çalışanların oryantasyon süreçlerinin geliştirilmesine ve teknik yetkinliklerin artırılmasına da katkı sağlaması hedefleniyor. Teknik yazarlık teknolojinin kullanıcılarla daha güçlü ve sürdürülebilir bir bağ kurmasında kritik bir rol alıyor. Bu alanda uzmanlaşmak, müşteri nezdindeki kullanım kılavuzlarının karmaşık teknolojileri sade, anlaşılır ve kullanıcı dostu bir dille aktarılmasını sağlıyor. Ayrıca ürünlerin fonksiyonlarının doğru anlaşılmasına katkı sunarak tüketicilerin teknolojiden en yüksek verimi almasına yardımcı oluyor. Akademi ve sektör işbirliğine güçlü örnek Teknik yazarlıkta uzmanlık sunan sertifika programı, Türkiye inisiyatifi ile doğan ve global organizasyona katkı sağlayan stratejik bir proje niteliği taşıyor. Türkiye, Çin, İspanya ve Almanya’dan seçilen katılımcılara, toplam 57 saatlik, dört aya yayılan 16 günlük kapsamlı bir eğitim programı sunuldu. Alanında uzman 6 akademisyen tarafından teorik ve uygulamalı eğitimler verildi. Teknik dokümantasyonun temel prensiplerinden kullanıcı deneyimi (UX) ve dijital tasarıma kadar geniş bir içerik yer aldı. 2025 yılının Kasım ayında başlayan eğitim Özyeğin Üniversitesi’nde düzenlenen sertifika töreni ile son buldu. Programla ilgili görüşlerini aktaran BSH Türkiye CTO’su Hakan Mandalı, “BSH Türkiye, teknik yazarlık alanında Türkiye’de bir ilke imza atarak Özyeğin Üniversitesi iş birliğiyle kapsamlı bir sertifika programı hayata geçirdi. BSH Global Geliştirme Ortak Hizmetler organizasyonu, Türkiye’nin ev sahipliğinde, global olarak teknik dokümantasyon alanında çalışan tüm profesyonellerin yetkinliklerini artırmayı ve bu alanda sürdürülebilir bir gelişim modeli oluşturmayı hedefliyor. Türkiye’den doğan bu değerli girişim, akademi ve sektör iş birliğinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor” ifadesini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

"Wellbeing Konferansı"nın Dördüncüsü 2 Mayıs'ta Haber

"Wellbeing Konferansı"nın Dördüncüsü 2 Mayıs'ta

Wellbeing Konferansı 2023, 2024, 2025 yıllarında; İş, Tıp ve Akademi dünyasından müstesna isimlerin yer aldığı panelist ve katılımcılar ile gerçekleşmişti. Konferansa duyulan ilgi, toplumu oluşturan bireylerin her anlamda “Daha iyi olma, daha iyi hissetme hali” için yoğun bir arayışta olduğunun çok güçlü bir kanıtı… Wellbeing ve Bütünsel Sağlık Derneği kurulduğuğundan bu yana, çalışmalarını halk tabanına hızlı bir şekilde yayarak, üyelerine özel haftada 11, ayda 44 farklı Stres Yönetimi uygulama dersini online interaktif olarak gerçekleştirmekte. Geçtiğimiz yıllarda beklenilenden çok daha büyük bir talep olduğu için bu yıl 400 kişi kapasite ile daha çok kişiye ulaşmayı hedefleyen “IV. Wellbeing Konferansı”nda, konularında uzman ve topluma ilham veren değerli panelistler yer alıyor. Bu yıl da Wellbeing’in farklı alanlarında paneller planlanırken, “Longevity”, “İş&Yaşam Dengesi” ve "Müzik ve Wellbeing" konuları da ilk kez konferansta Wellbeing bakış açısı ile konuşulacak… Wellbeing Uzmanı Hale Caneroğlu tarafından sunulacak konferans, Wellbeing Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Şinik ve konferansın platin ana sponsoru Philips Kişisel Sağlık Ortadoğu, Türkiye ve Afrika Genel Müdürü Sibel Yıldız'ın yapacağı açılış konuşmaları ile başlayacak. Konferansta 9 panelde 28 duayen isim yer alacak. “Kariyer Wellbeing Paneli”nde; IK ve Finans Danışmanı ve Wellbeing Uzmanı Ayyüce Ökten moderatörlüğünde Boehringer Ingelheim Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Özlem Kar, QNB Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar ve Microsoft Türkiye Kurumsal İletişim Direktörü & Wellbeing Uzmanı Ayça Turgay bulunuyor. II. Yatırım Finansman gümüş sponsorluğunda gerçekleşecek “Finansal Wellbeing Paneli” girişinde Yatırım Finasman Genel Müdürü Eralp Arslankurt’un yapacağı konuşma ardından başlayacak Finansal Wellbeing Paneli’nde; Foder Yönetim Kurulu Üyesi ve Osmanlı Yatırım YK Danışmanı Murat Sağman moderatörlüğünde, Finansal Analist- CFA Attila Köksal bulunuyor. III. “İş Dünyasında Wellbeing Paneli”nde; gazeteci ve BloombergHT TV programcısı Hande Demirel moderatörlüğünde, Gedik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hülya Gedik bulunuyor. “Longevity ve Wellbeing Paneli”nde; Fizyopatoloji, Fonksiyonel Tıp, Metabolizma ve Klinik Beslenme & Wellbeing Uzmanı Prof. Dr. Pelin Arıbal Ayral moderatörlüğünde Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy ve Nükleer Tıp Uzmanı, Fonksiyonel Tıp Danışmanı Prof. Dr. Nilüfer Yıldırım bulunuyor. Carmed İlaç altın sponsorluğunda gerçekleşecek “Sağlık Sektörü ve Wellbeing Paneli” girişinde Carmed Bilimsel Çalışmalar Direktörü Dr. Öğr. Üy. Selin Aktar Kiremitci’nin yapacağı konuşma ardından başlayacak Sağlık Sektörü ve Wellbeing Paneli’nde; Gastroenteroloji Uzmanı ve Wellbeing Uzmanı Dr. Özdal Ersoy moderatörlüğünde, Medihit Kurucusu ve Central Hospital Yönetim Kurulu Üyesi Meri İstiroti bulunuyor. “Cilt Sağlığı ve Wellbeing Paneli”nde; Genel Cerrahi Uzmanı, Mezoterapi & Ozonterapi ve Wellbeing Uzmanı Op. Dr. Volkan Tekin moderatörlüğünde, Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gonca Gökdemir ile Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Prof. Dr. Cahit Reha Yavuzer bulunuyor. “İş&Yaşam Dengesi ve Wellbeing Paneli”nde; Fonksiyonel Tıp Uzmanı Dr. İrem Ergun moderatörlüğünde, Stratejist & ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden bulunuyor. “Egzersiz ve Wellbeing Paneli”nde; İfade Tasarımcısı Arkın Çelik moderatörlüğünde, Ortopedi ve Travmatoloji Spor Cerrahi Doç. Dr. Serkan Sürücü, Uzman Fizyoterapist Gizem Bilen ile Online Fitness Koçu Fit Kültür, Online Fitness & Beslenme Hizmetleri Kurucusu Erhan Ünal bulunuyor. Müzik ve Wellbeing Paneli’nde; Radyo Voyage Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Yavuzer moderatörlüğünde, Kanun Virtüözü ve Orkestra Şefi Ahmet Baran ve Karizmatik Liderlik Stratejisti, Konuşmacı ve Sanatçı Demet Tuncer sahne alıyor. Yaşamına Hareket Kat Bölümü ise Profesyonel Koç & Sağlıklı Yaşam Danışmanı AFAA-Grup Fitness Eğitmeni Elçisi Noyan Dülek tarafından gerçeştirilecek. Yükselen Çağ Wellbeing Akademi kurucusu Ebru Şinik tarafından toplu bir mini meditasyon seansının da gerçekleştirileceği konferans boyunca kitap imza köşesinde Attila Köksal ve Murat Sağman tarafından son kitapları katılımcılara ücretsiz olarak imzalanacak. Konferansın ana salon branding sponsorluğunu Teknogym ve Bronz sponsorlukları Güven Hastanesi, Wellworld/ Esteworld ve Okuducu Holding tarafından üstlenildi. Wellbeing Nedir: Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, fiziksel sağlık kadar ruhsal ve zihinsel sağlığımız da büyük bir önem taşımaktadır. İşte tam da bu noktada “wellbeing” kavramı karşımıza çıkar. Wellbeing, bireylerin genel yaşam kalitesini ve memnuniyetini ifade eden bir terimdir. Fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal bileşenlerden oluşan bir denge halini kapsar ve kişinin hayatını şekillendiren ana alanlarında nasıl hissettiği ile ilgilidir. Wellbeing ibaresi, insanın sahip olduğu üç ana beden olan fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerde denge sağlayıcı günlük seçimler ile GALLUP’un 2010 yılında yayınladığı ve dünya nüfusunun %98’ini temsil eden Wellbeing Araştırmasında yer alan Kariyer, Finansal, Sosyal ve Çevresel Hayatta da eş zamanlı olarak denge kurulmasını ifade eden, tüm wellness ve koruyucu tıp uygulamalarını da çatısı altında barındıran ana kapsayıcı bir terimdir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’nden Veri Temelli Eşitlik Buluşması Haber

Sabancı Vakfı ve Sabancı Üniversitesi’nden Veri Temelli Eşitlik Buluşması

Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında veri temelli çalışma önemine odaklanan buluşmada, mevcut durum analizleri, çözüm önerileri ve geleceğe yönelik iş birliği alanları ele alındı. Eşitlik Politikalarında Veri Temelli Yaklaşımlar Öne Çıkıyor Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender) ve Sabancı Vakfı tarafından, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında sürdürülebilir ve etki odaklı bir diyalog zemini oluşturmak amacıyla düzenlenen etkinlik, “Bakım Odaklı Gelecek” temasıyla gerçekleştirildi. Akademi ve sivil toplumu bir araya getiren buluşmada, toplumsal cinsiyet eşitliği için verinin önemi, sorunları daha iyi anlamak ve kalıcı çözümler üretmek için veri odaklı yaklaşımların şart olduğu vurgulandı. “Sistematik dönüşüm veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün” Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda hepimizin bildiği ‘Bir kadın güçlenirse toplum güçlenir’ ve ‘Eşitlik bir insan hakları meselesidir’ gibi temel gerçekler var. Bunları biliyor, takip ediyoruz. Gelişme var ama yeterli değil. Veriler bize ne söylüyor? Kadınların iş gücüne katılımı hala istediğimiz yerlerde değil, sınırlı. Fırsatlara erişimde ciddi eşitsizlikler var. Bu nedenle alanda gerçek bir ilerleme için sistematik bir dönüşüme ihtiyacımız var. Ve bu dönüşüm ancak veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlarla mümkün” dedi. “Filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor” Güler Sabancı, Sabancı Vakfı’nın 50 yılı geride bırakırken yeni bir yol haritası belirlediğini ifade ederek şunları söyledi: “Yeni döneme bakarken kendimize şu soruyu sorduk: ‘Daha etkili, daha sonuç odaklı ve kalıcı çözümler nasıl üretebiliriz?’ Bu sorunun cevabını ortak bir akılla tespit ettik. Bu yeni dönemde, veriye dayalı, bilimsel, etki odaklı ve en önemlisi iş birliğine dayalı bir yaklaşımı merkeze aldık. Bir boyut daha var ki, onu da özellikle vurgulamak isterim: Filantropinin dönüşümü. Artık mesele sadece destek vermek ya da kapasite geliştirmek değil; yaratılan etkinin en doğru şekilde yönlendirilmesi. Filantropi dünyasının önündeki bu yeni aşama da bizi yine aynı noktaya getiriyor; veriye dayalı, bilimsel ve etki odaklı bir yaklaşım. En önemlisi de akademi ile sivil toplumun birlikte çalıştığı, birlikte ürettiği güçlü iş birlikleri. Çünkü filantropi yalnızca kaynak sağlayan bir yapı olarak değil; farklı aktörleri bir araya getirerek değer üretiyor. Türkiye’de biz de bu rolü benimsiyoruz.” “Sistematik dönüşüm için veri temelli ve etki odaklı yaklaşımlara ihtiyaç var” Sabancı Vakfı’nın 2019’da OECD global filantropi raporunda toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan en etkili yedi vakıftan biri olarak gösterildiğini hatırlatan Güler Sabancı, sözlerine şöyle devam etti: “OECD’nin geçtiğimiz hafta yayınlanan 2026 raporu da etkimizin ve yerimizin sürdüğünü gösteriyor. Ancak bizim için asıl önemli olan sahadaki dönüşüm. 20 yıl önce Birleşmiş Milletler ile yürüttüğümüz ortak program, Sabancı Üniversitesi ile geliştirilen Mor Sertifika Programı hep bir ihtiyaçtan doğdu, ortak akılla tasarlandı ve etkisini bugün de sürdürüyor.” “Akademi, saha ile bağlantılı çalıştığında etkiyi büyütür. Birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek artık bir gereklilik” Toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmanın önemine dikkat çeken Güler Sabancı, “Bugün de aynı anlayışla, daha geniş iş birlikleriyle toplumsal cinsiyet eşitliği alanında somut ve ölçülebilir etki yaratmaya devam ediyoruz. Ama artık bir adım daha ileri gidiyoruz. Etki çalışmaları bir ‘pusula’ niteliği taşıyor. Çünkü: ‘Ölçülemeyen hiçbir şeyi geliştiremeyiz.’ Burada özellikle akademi için bir parantez açmak isterim. Akademi, yenilik üretme ve modeller geliştirme kapasitesine sahip. Ancak içinde bulunduğumuz dönem bize şunu gösteriyor: Tek başına akademinin ilerlemesi yeterli değil. Akademi, saha ile bağlantılı sivil toplum ile çalıştığında etkiyi büyütür ve politika süreçlerine daha güçlü katkı sunar. Çünkü sahada etkiyi yaratan sivil toplumdur. Bir nevi sivil toplum uygulayıcıdır. Bu nedenle birlikte düşünmek, tasarlamak, üretmek ve etkisini daha sonra ölçmek artık bir gerekliliktir.” dedi. Veri temelli araştırmalar ve ortak akıl eşitlik için aynı zeminde buluştu Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki son yıllarda yürütülen veri temelli, hak temelli ve sosyal politikaya yön veren araştırmaları bir araya getirerek görünür kılan etkinlik; üniversitelerin araştırma merkezleri, sivil toplum örgütleri, uluslararası kuruluşlar ve fon sağlayıcı kurumlar arasında bilgi paylaşımı ve iş birliği zemini oluşturdu. Gün boyu süren program kapsamında düzenlenen panel ve atölye çalışmalarında bakım emeği, kadın istihdamı, geleceğin iş gücü, yapay zekâ, veri gibi başlıklar toplumsal cinsiyet perspektifiyle değerlendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Samsunspor’un “Mor Forma” Projesine   Avrupa’dan Büyük Ödül Haber

Samsunspor’un “Mor Forma” Projesine Avrupa’dan Büyük Ödül

Avrupa Kulüpler Birliği (EFC) ve EA SPORTS FC™, futbolun toplumsal değişim gücünü kullanarak fark yaratan projeleri ödüllendirdikleri “Değişimin Sembolü” (Symbol of Change) hibelerinin 2026 yılı kazananlarını açıkladı. Türkiye’den Samsunspor, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi hedefleyen “Mor Forma” (Purple Jersey) projesiyle Avrupa’nın en prestijli toplumsal sorumluluk ödüllerinden birine layık görülerek 100 bin Euro hibe almaya hak kazandı. Lizbon’da düzenlenen EFC Club Connect etkinliğinde duyurulan ödüller; toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve gençlerin dijital eğitimi gibi kritik alanlarda dönüştürücü projeler üreten kulüplere verildi. Samsunspor, Belçika’dan Club Brugge Foundation ve Ukrayna’dan Shakhtar Donetsk ile birlikte Avrupa genelinde seçilen üç kulüpten biri olmayı başardı. Samsun’dan Yükselen Mor Dalga: 3 Bin Kişiye Dokunacak Süper Lig’in köklü ekiplerinden Samsunspor, ödül kazanan “Mor Forma” projesiyle futbolun birleştirici gücünü kadına yönelik şiddeti durdurmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmek için kullanıyor. Adını toplumsal cinsiyet eşitliğinin uluslararası renginden alan proje, sadece bir sembol olmanın ötesine geçerek geniş kapsamlı bir destek programı sunuyor. Proje kapsamında ev içi şiddet mağdurlarına psikolojik destek verilirken, kulüp akademisindeki genç erkek oyunculara eşitlik eğitimi ve kadınlara yönelik kendini savunma eğitimleri düzenleniyor. Yılda 3 binden fazla doğrudan faydalanıcıya ulaşması beklenen proje; 1.600 kadına psikolojik destek sağlanmasını, 600 kadının kendini savunma eğitimlerine katılımını ve 160’tan fazla akademi oyuncusunun toplumsal farkındalık eğitimi almasını hedefliyor. Ödülle ilgili açıklama bulunan Samsunspor Pazarlama Direktörü Zeycan Rochelle Yıldırım “Bu ödülün alınması, Samsunspor’da bu projeye yüreğini koyan herkes için çok büyük anlam taşıyor. Beş yıl içinde 2.400’den fazla kadına destek olduk ve daha önce futbola erişimi olmayan 215 kadın ve kız çocuğunu futbolla buluşturduk. Bu yıl, sahaya ilk kez adım atan kız çocuklarından, eşitliğin en baştan inşa edilen bir değer olduğunu öğrenen akademi erkek oyuncularına kadar doğrudan 3.000 kişiye ulaşacağız. Bu ödül, bu yapıyı kurmaya ve geliştirmeye devam etmemizi sağlayacak.” Dedi Arda Turan’ın Çalıştırdığı Shakhtar Donetsk de Ödül Aldı Samsunspor’un yanı sıra, teknik direktörlüğünü Arda Turan’ın üstlendiği Ukrayna’nın başarılı temsilcisi Shakhtar Donetsk de “LingoBall” projesiyle hibe kazananlar arasında yer aldı. Shakhtar Social Vakfı aracılığıyla yürütülen proje, 7-12 yaş arası 1200 çocuk için futbol antrenmanlarını oyunlaştırılmış İngilizce dil eğitimiyle birleştiriyor. Hareket takip teknolojilerinin kullanıldığı projeyle, çocukların hem fiziksel aktivite düzeylerinin hem de dil öğrenme kapasitelerinin artırılması amaçlanıyor. Belçika temsilcisi Club Brugge ise yerel kulüplere sosyal sorumluluk projeleri geliştirmeleri için rehberlik eden “Football Community Builders” programıyla ödülün sahibi oldu. Futbolun Kalbi Toplum İçin Atıyor Bu üç proje, bireysel olarak günümüz toplumlarının karşı karşıya olduğu toplumsal cinsiyet eşitliği, yerel kalkınma ve gençlik eğitimi gibi en önemli sosyal konulara odaklanıyor. Birlikte ele alındığında ise bu girişimler, futbolun erişim gücünü, yarattığı etkiyle eşleştirmek ve Avrupa genelindeki kulüpleri toplumlarında anlamlı ve kalıcı değişimler yaratmaları için güçlendirmek gibi.EFC ve EA SPORTS FC iş birliğinin temel hedefini yansıtıyor. EFC CEO’su Charlie Marshall, ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Değişimin Sembolu Ödülleri (Symbol of Change Grants), futbolun sunduğu platformu kullanarak insanların hayatlarında gerçek bir fark yaratan kulüpleri kutlamayı amaçlıyor. EFC 800'den fazla üye kulübe ulaştıkça, tüm üye kulüpler ve taraftarları için değişimin birleşik sesi olma temel misyonumuzu sürdürmemiz büyük önem taşıyor. EA SPORTS FC ile olan ortaklığımız aracılığıyla kulüpleri, topluluklarına nasıl hizmet edebilecekleri ve kalıcı bir etki yaratabilecekleri konusunda yaratıcı düşünmeye teşvik ediyoruz. Samsunspor, Club Brugge Vakfı ve Shakhtar Donetsk; kadınları ve gençleri desteklemekten oyunun kuruluş köklerini güçlendirmeye kadar futbolun nasıl bir ilerleme gücü olabileceğini kanıtlayan üç güçlü örneği temsil ediyor.” dedi. EA SPORTS FC Ortaklık Pazarlama Kıdemli Direktörü James Salmon ise “Değişimin Sembolü Ödülleri, futbol kulüplerinin kendi topluluklarında anlamlı bir değişim sağlama potansiyelini açığa çıkarmayı amaçlıyor. EA SPORTS FC olarak, oyunu ilham vermek, eğitmek ve insanları bir araya getirmek için kullanan girişimleri desteklemeye kararlıyız. EFC ile ortaklık kurmak, kulüplerin harika fikirlerini Avrupa genelindeki topluluklara ulaşabilecek ve fayda sağlayacak etkili programlara dönüştürmelerine yardımcı olmamıza olanak tanıyor.” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Global Turks Vakfı ve SOCAR Türkiye’den İstanbul’da XCHANGE Serisinin İlk Buluşması Haber

Global Turks Vakfı ve SOCAR Türkiye’den İstanbul’da XCHANGE Serisinin İlk Buluşması

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol’un katılımıyla düzenlenen etkinlikte enerji sektöründeki küresel dönüşüm, jeopolitik gelişmeler ve geleceğin enerji politikaları ele alındı. Global Turks Vakfı’nın bilgi paylaşımını ve küresel etkileşimi güçlendirmek amacıyla düzenlediği XCHANGE serisinin 2026 yılındaki ilk etkinliği, vakfın anchor sponsorlarından SOCAR Türkiye’nin ev sahipliğinde SOCAR Türkiye’nin Merkez Ofisi’nde gerçekleştirildi. Global Turks Vakfı kurucuları, mütevelli heyeti ve onur kurulu üyelerinin yanı sıra iş dünyası, akademi ve sivil toplumdan seçkin davetlilerin katıldığı etkinlik, enerji sektöründeki küresel dönüşüm ve güncel jeopolitik gelişmelerin ele alındığı önemli bir buluşmaya sahne oldu. Etkinliğin açılış konuşmaları Global Turks Vakfı Kurucusu ve Başkanı Ayşegül Aydın Dicle ile SOCAR Türkiye CEO Kıdemli Danışmanı ve Global Turks Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Irgıt tarafından gerçekleştirildi. Program kapsamında ayrıca T.C. Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay da bir konuşma yaparak katılımcılara hitap etti. Etkinliğin ana bölümünde ise Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov moderasyonunda gerçekleştirilen fireside chat formatındaki söyleşide enerji sektöründeki küresel dönüşüm, enerji güvenliği ve jeopolitik gelişmeler üzerine değerlendirmelerini paylaştı. Program, katılımcıların sorularının ardından gerçekleşen networking bölümü ile tamamlandı. Etkinlik kapsamında ayrıca Aralık ayında düzenlenecek Global Turks Vakfı Gala etkinliğinde Global Turks Ödülü’nün Dr. Fatih Birol’a takdim edileceği de duyuruldu. Global Turks Vakfı Kurucusu ve Başkanı Ayşegül Aydın Dicle “Global Turks Vakfı olarak XCHANGE serisi ile dünyanın farklı bölgelerinde başarıyla faaliyet gösteren Türkleri, düşünce liderlerini ve kurumları bir araya getirerek bilgi paylaşımını ve küresel etkileşimi güçlendirmeyi amaçlıyoruz. SOCAR Türkiye ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz bu ilk buluşmada enerji sektörünün küresel dönüşümünü böylesine değerli isimlerle ele almak bizim için son derece kıymetli.” dedi. SOCAR Türkiye CEO Kıdemli Danışmanı ve Global Turks Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Irgıt “Enerji sektörü küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşümü farklı perspektiflerden ele alabilmek ve sektörün geleceğine dair fikir alışverişi yapılabilecek platformlar oluşturmak büyük önem taşıyor. SOCAR Türkiye olarak Global Turks Vakfı ile birlikte bu tür diyalog ortamlarına katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz.” dedi. Konuk konuşmacı Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol da “Enerji güvenliği, temiz enerji dönüşümü ve küresel enerji piyasalarındaki gelişmeler önümüzdeki yıllarda ülkelerin ekonomi ve dış politika gündemlerinde önemli rol oynamaya devam edecek. Bu konuları farklı sektörlerden temsilcilerle tartışmak ve fikir alışverişinde bulunmak son derece değerli.” diyerek görüşlerini paylaştı. Global Turks Vakfı, dünyanın farklı bölgelerinde başarıyla faaliyet gösteren Türkleri, düşünce liderlerini ve kurumları bir araya getirerek bilgi paylaşımını ve küresel etkileşimi güçlendirmeye yönelik etkinlik ve programlarını yıl boyunca sürdürmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınlar İzmir’den Ses Verdi Haber

Kadınlar İzmir’den Ses Verdi

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmek ve ilham veren başarı hikâyelerini görünür kılmak amacıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Cesaretin Adı: Kadın-103 Yıllık Cesaret” zirvesi yapıldı. İş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında buluşturan zirvede, kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisinden iş dünyasında ve medyada kadının yerine kadar pek çok önemli başlık ele alındı. Yalnızca ilham veren hikâyeler değil, somut çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri ve iş birliği modellerinin de konuşulduğu programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve zirvenin fikir lideri eşi Öznur Tugay, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay da katıldı. Zirve; iş dünyası, girişimcilik, sanat, medya ve sivil toplum alanlarında ülkemize değer katan pek çok önemli ismin katkı sunduğu panellerle devam etti. “Bu takdimi onur duyarak kabul ediyorum” Programın akış yöneticiliğini üstlenen yönetim danışmanı, yazar, öğretim görevlisi İdil Türkmenoğlu, “Öznur Tugay’ın fikir liderliğindeki bu buluşmada ülkemizin çok güçlü seslerini bir araya getiriyoruz. Başarılı iş kadınları, sanat ve akademi dünyasından konuklarımız olacak. İzmir İktisat Kongresi öncesinde Kadınlar Kongresi, Mustafa Kemal Atatürk tarafından burada toplanmıştı. 103 yıldır İzmir öncülük ediyor” diyerek programı başlattı. “Güçlü hukuksal düzenlemeler hayata geçirilmeli” Projenin fikir lideri, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın eşi Öznur Tugay, “Bugün burada yalnızca bir günü takvimde işaretlemek için toplanmadık. Bugün burada emeği onurlandırmak, cesareti selamlamak, kararlılığı ve umudu büyütmek için bir aradayız. Kadın, hayatın başlangıcıdır. Bir emekçinin alın terinde, bir öğretmenin rehberliğinde, bir liderin cesaretinde kendini gösterir. Tarih boyunca kadınlar kimi zaman en önde yürüyerek kimi zaman en arkada herkesi ayakta tutarak toplumların yönünü değiştirmiştir. Hak mücadelesinde, eğitimde, ekonomide, bilimde ve sanatta sessizce ama kararlılıkla iz bırakmışlardır. Tıpkı Milli Mücadele’ye büyük destek veren Halide Edip Adıvar, Türkiye’nin ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen, ilk Türk kadın avukat ve kadın hakları savunucusu Süreyya Ağaoğlu gibi… Ne yazık ki bugün hâlâ bazı kadınlar hayallerini gerçekleştirme fırsatı bulamadan hayattan koparılıyor. Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri yalnızca bir trajedi değildir, toplum olarak hepimizin vicdanını yaralayan derin bir sorundur. Yapılması gereken, saygıyı yalnızca bir nezaket göstergesi olmaktan çıkarıp toplumsal bir ilke haline getirmektir ve bunu destekleyen güçlü hukuksal düzenlemeleri hayata geçirmektir” ifadelerini kullandı. “Güçlü bir gelecek, ancak birlikte inşa edilir” Türkiye’de kadınların istihdam oranının yalnızca yüzde 31,3 olduğunu kaydeden Öznur Tugay, şunları söyledi: “Kadınların büyük bir bölümü hâlâ üretimde, ekonomide ve toplumsal hayatın birçok alanında yeterince yer bulamıyor. Fırsat eşitliği yalnızca bir kavram olmaktan çıkarılıp yaşanan bir gerçeklik haline mutlaka getirilmelidir. Dünyayı değiştirmek büyük adımlarla değil, istikrarlı ve sabırlı duruşlarla mümkün olur. Bugün artık çok net biliyoruz ki bir toplumun gelişmişliği, kadınlarının özgürlüğüyle doğru orantılıdır. Bir toplumun adaleti, kadınlarının gördüğü saygıyla ölçülür. Bir toplumun yarını ise kadınlarının hayallerine verdiği değerle şekillenir. Güçlü bir gelecek, ancak birlikte inşa edilir. 8 Mart görünmeyen emeğin görünür olduğu, sessiz fedakârlıkların değer bulduğu, mücadelenin tarih yazdığı bir gündür.” “Her kadının arkasında tek bir erkek vardır; Mustafa Kemal Atatürk” Mustafa Kemal Atatürk’ün “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ulaştırmakta daha fazla emek verdim, diyemez” sözlerini hatırlatan Öznur Tugay, “Mustafa Kemal Atatürk, bu sözleriyle Türk kadınının değerini ne güzel vurgulamış. Birçok Avrupa ülkesi daha kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımamışken o bu hakkı tanımıştı. 103 yıl önce İzmir İktisat Kongresi’nde çizdiği vizyonla kadının yalnızca aile içinde değil üretimde, ekonomide ve toplumsal hayatın her alanında güçlü bir özne olmasının yolunu açtı. Bugün burada İzmir’in güçlü kadınlarının bir araya gelerek attığı bu adım sadece bir başlangıç değildir. Kadınların emeğinin, üretiminin ve dayanışmasının büyüdüğü bir geleceğin habercisidir. Çünkü biliyoruz ki bir kadının hayatına dokunan her adım aslında toplumun yarınını değiştirir ve biz inanıyoruz ki; kadınlar birlikte yürüdüğünde hiçbir hedef uzak değildir. Emeğiyle üreten, bilgisiyle yol gösteren, cesaretiyle ilham veren, yaşamı varlığıyla güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyorum. İyi ki varsınız, iyi ki varız, iyi ki birlikteyiz. Bu ülkede kendi ayakları üzerinde duran her kadının arkasında tek bir erkek vardır; Mustafa Kemal Atatürk” dedi. “Yapacak çok iş var” Programda “Öznur Tugay’ın eşi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay” şeklinde takdim edilen Başkan Tugay, “Hepinizin katılımı İzmir adına onurdur. Benimle ilgili takdimi onur duyarak kabul ediyorum. Biz aslında ilk defa bir toplantıda konuşuyoruz ve eşimi gururla dinledim. Bu toplantının organizasyonundaki emeğini takdir ediyorum. Onunla her zaman gurur duydum, bugün o gururu bir kez daha hissettirdi” diye konuştu. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde elde edilen kazanımların kutlandığını ancak henüz kutlanacak bir aşamada olunmadığını söyleyen Başkan Tugay, “Kadına şiddet ve kadın cinayetleri ağır şekilde yaşanıyor. Bu konu üzerimizde gölge gibi, kara bulut gibi duruyor. Yapacak çok iş var” sözlerine yer verdi. Konuşmasında kızıyla birlikte ölü bulunan Fatmanur Çelik’e değinen Başkan Tugay, “Bu konu Türkiye tarihindeki en büyük utançlarından biridir. ‘Koruyun bizi’ diye bas bas bağırmasına rağmen korumadılar. Cenazesinde kadınların erkekleri itip onlara sahip çıkmasını çok doğru buldum, onları takdir ettim. Haklıydılar. Bu üzücü konuyu anlatmak istiyorum çünkü Türkiye’nin gerçeği bu. İstismara uğradığı halde susan kaç kadın var acaba? Konuştukları zaman onların ahlaklarının sorgulandığını, kendilerinin suçlanacağını biliyorlar. Vicdanlı insanlarsak, ahlakımız varsa, hele ki Allah inancımız varsa bunu açıklayamayız. Buna güçlü şekilde tepki göstermeliyiz. Bu, bizim başımızın üzerindeki gölgedir” diye belirtti. “Kadınlar ve erkekler eşittir” Başkan Tugay, kadınların iş hayatındaki varlığı üzerinden de şu değerlendirmelerde bulundu: “İstihdam oranında kadınlar erkeklere göre çok geride ve ‘kadınlar sadece belli işleri yapabilir, belli işleri yapamaz’ deniyor. İzmir ile gurur duyuyoruz. Kadın otobüs şoförleri Türkiye’de en fazla İzmir’de var. 300 civarında kadın otobüs şoförümüz var. Kadın otobüs şoförleri daha az kaza yapıyor, daha az şikayet alıyor. 7 yıldır belediye başkanıyım, kadınların verilen göreve daha fazla sahip çıktığını gördüm. Herhangi bir yarışta kadınlar neden geri kalıyor, çünkü o noktaya getiriliyorlar. Okul çağından itibaren sürekli geride bırakılıyorlar. Bu toplumun bilinçaltında yaptığı bir şey. ‘Kadınlar üstündür’ demiyorum, ‘erkekler üstün değildir’ diyorum. ‘Kadınlar ve erkekler eşittir’ diyorum. Eşit fırsatlar tanıyacak şekilde eğitim sistemini düzenlememiz, insanları eşit şartlarda yarışır hale getirmemiz lazım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bunu anladığı için cumhuriyeti kurarken kadınlara da çağrıda bulundu. İzmir İktisat Kongresi öncesi yaptığı Kadın Kongresi böyle bir şeydi. Bir toplumun kadınlarını geride tutarak o toplumu kalkındıramazsınız. Bu aynı zamanda bir kalkınma, bir ekonomi meselesidir.” “Aydınlık günleri hep beraber yaşayacağız” Konuşmasını Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatarak tamamlayan Başkan Tugay, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu günlerde kadınların yeniden doğuşunu sağlamış bir lideridir. Biz ondan güç alarak kadını ve erkeğiyle yolumuza devam edeceğiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet ilelebet yaşayacak ve beklenen aydınlık günleri hep beraber yaşayacağız” dedi. “Bir toplum kadınları kadar güçlüdür” Üretim ve girişimcilikte kadın gücünün ele alındığı buluşmada konuşan BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, “8 Mart’ı sadece kutlama günü olarak görmek eksik olur. 8 Mart hatırlamak, fark etmek ve kararlılık günüdür. Kadınların güvenliği, eşitliği, emeğinin karşılığı ve fırsatlara erişimi konusunda hala çözmemiz gereken sorunlar var ama aynı zamanda kadınların güçlenmesi yalnızca bir sosyal adalet meselesi değildir. Bir kalkınma, rekabetçilik ve güçlü bir toplum sorunudur. Atatürk daha Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların toplumdaki önemini, ‘Dünyada her şey kadının eseridir’ sözüyle belirtmişti. Birçok ülke kadınların temel haklarını tartışırken Türkiye’de kadınlar seçme seçilme hakkına kavuşmuştur ve bir toplum kadınları kadar güçlüdür. İzmir’e baktığımızda bu gerçeği sayılarla görüyoruz. İzmir’de kadınların iş gücüne katılım oranının Türkiye ortalamasını üzerinde olması önemli bir avantaj ama yeterli değil. Bu noktada BASİFED olarak hedefimizi açıkça ifade etmek isterim; kadınların ekonomik katılımlarını, İzmir’de büyümenin ve sosyal refahın en önemli kaldıraçlarından biri haline getirmeliyiz” ifadelerini kullandı. “İş gücünde artış olsa da cinsiyetler arası uçurum hala var” TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep ise “Bugün burada çok güçlü sesleri bir araya getiriyoruz. Kadınlara öncü olmuş örnek isimleri dinleyeceğiz. Bu örnek kadınların sunumlarında da göreceğimiz gibi ekonomik sosyal ve kültürel anlamda kadınların toplumda kurucu ve taşıyıcı rolü her geçen gün daha da görünür hale geliyor. Ancak 8 Mart hem kadınların başarılarının kutlandığı hem de cinsiyet eşitliği için taleplerin daha gür bir sesle dile getirildiği bir gün. Dünyada kadınlar ve kız çocuklarının erkeklerin yasal haklarının yüzde 64’üne sahip olduğunu görüyoruz. Araştırılan ülkelerde adalet alanında kadınlar yüzde 70 engelle karşılaşıyor. Hem ekonomik hem de sosyal nedenlerle milyonlarca kadın adalet sistemi dışında bırakılıyor. Dünya genelinde son 10 yılda kadınların iş gücüne katılımı pandemi nedeniyle düşük seviyelerde seyrederken sonrasında yavaş yavaş artış gösterdi. Ancak cinsiyetler arası uçurum hala görülüyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İpek Kıraç’tan 8 Mart’ta Dönüşüm Çağrısı Haber

İpek Kıraç’tan 8 Mart’ta Dönüşüm Çağrısı

Suna’nın Kızları’nın kurucusu İpek Kıraç, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında verdiği demeçte, kadınların ve kız çocukların eşit fırsatlara erişiminin demokrasinin, toplumsal ilerlemenin ve barışın geleceğini doğrudan etkilediğini ifade etti. “Eşitlik iyi niyet değil, yapısal dönüşüm meselesi” “Güç paylaşıldığında çoğalır. Çoğalan güç, kimseyi eksiltmeden hepimizi büyütür” diyerek, kadınların karar mekanizmalarında yeterince yer almamasının toplumsal sonuçlarına işaret eden Kıraç, “Kadınlar karar mekanizmalarında olmadığında toplumsal ilerleme eksik kalır, demokrasi zayıflar, barış kırılganlaşır” ifadelerine yer verdi. Bugün hâlâ milyonlarca kadın ve kız çocuğun eğitime, güvenli alanlara ve fırsatlara eşit erişemediğini belirten Kıraç, krizler ve savaş dönemlerinde en ağır bedeli kadınların ve kız çocukların ödediğini hatırlattı. “Sorun kadınların yeterince güçlü olmaması değil; gücün, kaynakların ve fırsatların adil dağılmamasıdır. Eşitlik bir iyi niyet meselesi değil, yapısal bir dönüşüm meselesidir” ifadelerini kullanan Kıraç, “Daha adil bir dünya mümkün. Ve o dünyayı, kadınların ve kız çocukların hayalleriyle birlikte kurabiliriz” dedi. Kız çocuklar için, kız çocuklarla birlikte Suna Kıraç’ın eğitim alanındaki vizyonunu yaşatmak amacıyla 2021 yılında, kızı İpek Kıraç tarafından Suna ve İnan Kıraç Vakfı çatısı altında kurulan Suna’nın Kızları; gelişimlerini destekleyici hizmetlere erişimi sınırlı olan 0-18 yaş arası kız çocukların ihtiyaçlarına odaklanıyor. Kolektif etki yaklaşımını benimseyen Suna’nın Kızları; sivil toplum, akademi ve kamu paydaşlarıyla birlikte çalışarak başta kız çocuklar olmak üzere tüm çocukların gelişim ihtiyaçlarını merkeze alan topluluklar oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.