Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademi

Kapsül Haber Ajansı - Akademi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu Kuruldu Haber

Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu Kuruldu

Türk Telekom, geleceğin teknolojilerine yönelik akademik birikim ile sektör deneyimini aynı masada buluşturmak üzere Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu’nu hayata geçirdi. 6G, yapay zekâ, kuantum, uydu haberleşmesi ve yeni nesil ağlar başta olmak üzere geleceğin teknolojilerine yönelik alanlarda Türkiye’den ve dünyadan altı seçkin akademisyenin bir araya geldiği Kurul, akademi ile sektör arasında kalıcı bir diyalog zemini oluşturacak. Kurulun temel hedefi, akademi ile telekomünikasyon dünyası arasında düzenli, açık ve iki yönlü bir temas kurarak geleceğin teknolojilerine yönelik fikir alışverişini kalıcı hale getirmek olacak. “Akademinin bilgi birikimini sahadaki deneyimimizle buluşturuyoruz” Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, “Türk Telekom olarak milli teknoloji geliştirme vizyonumuz doğrultusunda ülkemizi yalnızca teknolojiyi tüketen değil, küresel standartları belirleyen, üreten ve dünyaya sunan bir teknoloji üssü haline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda, akademik birikimi telekom sektörünün saha deneyimiyle buluşturduğumuz Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu ile üniversitelerimizle aramızdaki köprüyü kalıcı hale getiriyoruz. Alanlarında uluslararası ölçekte önemli çalışmalara imza atan, bilimsel birikimleriyle yeni nesil haberleşme teknolojilerinin gelişimine katkı sunan değerli akademisyenlerimizin Kurulumuzda yer almasını son derece kıymetli buluyoruz. Akademik bilgiyi Türk Telekom’un Ar-Ge kabiliyeti ve sahadaki teknoloji deneyimiyle buluşturarak, Türkiye’den dünyaya uzanan yeni fikirlerin ve teknolojilerin gelişmesine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Geleceğin ağlarını ancak güçlü bir milli teknoloji ekosistemiyle inşa edebileceğimize inanıyoruz. 6G’den yapay zekaya uydu haberleşmesinden kuantum teknolojilerine kadar önümüzdeki dönemin belirleyici teknolojilerinde, akademinin bilgi birikimini sahadaki deneyimimizle buluşturmak hem sektörümüz hem de ülkemiz için büyük bir değer yaratacak” dedi. Geleceğin teknolojilerini yalnızca takip etmekle yetinmeyip, bu teknolojilerin geliştirilmesine katkı sağlamak için de çalıştıklarını ifade eden Şahin, “Türkiye’de 2024 yılında en fazla patent başvurusu yapan firma olan Türk Telekom, 2025’te gerçekleştirdiği 921 başvuru ile bu alandaki liderliğini devam ettirerek son üç yılda 2000’in üzerinde patent başvurusuna da imza atmış oldu. Ar-Ge ve inovasyon alanındaki gücümüzü sürdürülebilir kılmak için teknoloji üretmenin yanı sıra, bu teknolojileri geliştiren insan kaynağımızı da desteklemeye büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda 4 farklı kategoride 4 çalışma arkadaşımızın başarılarını onurlandırdık. Patentten uluslararası iş birliklerine, ürün odaklı Ar-Ge çalışmalarından toplumsal fayda sağlayan inovasyon projelerine kadar farklı alanlarda ortaya koyduğumuz başarıları görünür kılıyoruz” diye konuştu. Bilim Kurulu dört ana eksende çalışmalarını yürütecek Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu, yeni nesil haberleşme teknolojilerinin farklı alanlarında uluslararası akademik çalışmalarıyla öne çıkan altı bilim insanını ile Türk Telekom’u aynı çatı altında buluşturuyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Uysal uzay haberleşmesi, enerji verimliliği ve Nesnelerin İnterneti (IoT); İstanbul Medipol Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hüseyin Arslan yeni nesil ağlar ve haberleşme; Edinburgh Napier University ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Berk Canberk dijital ikiz, IoT ve akıllı ağlar alanlarındaki uzmanlıklarıyla Kurula katkı sunacak. Kurulun diğer üyeleri ise yapay zekâ ve IoT alanlarında çalışan Fırat Üniversitesi’nden Prof. Dr. Resul Daş; entegre algılama ve haberleşme ile yeni nesil ağlar üzerine çalışmalar yürüten İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Lütfiye Durak Ata ve karasal olmayan ağlar ile Yüksek İrtifa Platform İstasyonları (HAPS) alanında çalışmalarıyla tanınan Kanada’daki Carleton University’den Prof. Dr. Halim Yanıkömeroğlu olacak. Türk Telekom Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu, çalışmalarını dört ana eksen üzerinde yürütecek. Yeni nesil ağlar ekseninde 6G, yapay zekâ destekli ağlar ve uydu haberleşmesi konularında akademi ve sektörün perspektifleri bir araya getirilecek. Yetenek ekosistemi ekseninde ise araştırmacıların beklentileri ile sektörün deneyimleri karşılıklı olarak paylaşılacak. Bu sayede oluşturulacak yenilikçi servisler ve ağ teknolojileri için zemin oluşturulacak. 4 kategoride 4 başarı plaketle onurlandırıldı Türk Telekom’un Ar-Ge ve inovasyon alanındaki gücü, ortaya koyduğu somut çıktılara da yansıyor. Türkiye’de 2024 yılında en fazla patent başvurusu yapan firma olan Türk Telekom, 2025’te gerçekleştirdiği 921 başvuru ile bu alandaki liderliğini devam ettirerek son üç yılda 2000’in üzerinde patent başvurusuna da imza atmış oldu. Türk Telekom’un bu yıl telekom operatörleri arasında Web of Science’ta Avrupa’da ikinci sırada yer alması da şirketin bilimsel üretim ve araştırma alanındaki çalışmalarının önemli göstergelerinden biri oldu. Ar-Ge ve inovasyon alanında elde edilen bu sonuçlarda çalışanlarının katkısını da görünür kılmayı önemseyen Türk Telekom, Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu lansmanının ardından kurum içi inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarında öne çıkan başarıları plaketle onurlandırdı. Dört farklı kategoride dört çalışana plaket takdim edildi. Plaketler; “Son 5 Yılda En Çok Patent Başvurusu”, “En Çok Uluslararası Patent”, “2025 Yılında Uluslararası Ses Getiren ArGe İş Birlikleri” ve “Ürün Odaklı Ar-Ge Projesi” kategorilerinde takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ChangeNOW HUBS Istanbul COP31 Yolunda Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Ekosistemini Bir Araya Getirdi! Haber

ChangeNOW HUBS Istanbul COP31 Yolunda Türkiye'nin Sürdürülebilirlik Ekosistemini Bir Araya Getirdi!

Aplike Beyin'in Türkiye lisansını üstlendiği organizasyon; iş dünyası, girişimcilik ekosistemi, yatırımcılar, akademi, sivil toplum ve gençleri COP31 yolunda ortak gündemler etrafında buluşturdu. İstanbul'da gün boyu süren buluşmada iklim eyleminden kapsayıcı liderliğe, kuşaklar arası diyalogdan sporun toplumsal etkisine, B Corp hareketinden sürdürülebilir girişimciliğe uzanan başlıklar ele alındı. Panellerin yanı sıra girişim sunumları, çözüm alanları, atölyeler ve networking buluşmaları; farklı sektörlerden katılımcıların deneyim paylaşmasına ve yeni iş birliği olanaklarını değerlendirmesine zemin hazırladı. Aplike Beyin Kurucusu ve ChangeNOW Türkiye Lideri Beyza Beyzade Berkol, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında güçlü bir çözüm ve yetenek potansiyeli bulunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “10 Eylül’de bir kez daha gördük ki Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında çözüm de yetenek de güçlü bir irade de var. Asıl ihtiyaç, birbirinden habersiz ilerleyen taraflar arasında güvene dayalı bağlantılar kuracak ve konuşmayı eyleme çevirecek ortak bir zemindi. COP31’i yalnızca bir iklim zirvesi değil, Türkiye için ekonomik ve toplumsal bir dönüşüm fırsatı olarak görüyoruz. Bundan sonraki başarımızı, etkinlik günü oluşan enerjinin kalıcı ilişkilere, yeni projelere ve ölçülebilir etkiye dönüşmesi belirleyecek.” ChangeNOW HUB Istanbul adına değerlendirmelerde bulunan ChangeNOW HUBS İstanbul Yeni Nesil Etki Lideri UC Berkeley M.E.T. Belfu Berkol ise buluşmanın tek günlük bir etkinliğin ötesinde, yıl boyunca devam edecek bir hareketin başlangıcı olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: “ChangeNOW HUB Istanbul’u bir sonuç olarak değil, yıl boyunca devam edecek bir hareketin başlangıcı ve ilk kıvılcımı olarak görüyoruz. Bu buluşma, farklı kuşakların aynı amaç etrafında birlikte üretebildiğini ve gençlerin geleceğin pasif temsilcileri değil, bugünün karar ortakları olduğunu gösterdi. Şimdi hedefimiz, burada ortaya çıkan fikirleri karar vericiler ve yatırımcılarla buluşturarak gençlerin düşüncelerinin gerçek süreçlere etki etmesini sağlamak.” Paris'ten İstanbul'a kök salan hareket Program, ChangeNOW HUBS Istanbul'un Türkiye'deki yolculuğunu ve küresel ChangeNOW ekosistemiyle kurduğu bağı odağına alan açılışın ardından 'Paris'ten İstanbul'a Bir Hareket Kök Salıyor' oturumuyla devam etti. Belfu Berkol ve Rose-May Lucotte, ChangeNOW'un Paris'ten İstanbul'a uzanan etki yaklaşımını ve yerel ekosistemin küresel hareket içindeki rolünü değerlendirdi. Dilin Kemiği Yok Ebru Nihan Celkan, Kerem Kanık, Jülide Erdoğan ve Münteha Adalı; sürdürülebilir dönüşümün yalnızca hedeflerle değil, kullanılan dil, kurulan anlatı ve toplumsal katılım biçimleriyle de şekillendiğini farklı perspektiflerden ele aldı. KAYIT DIŞI: İki Kuşak Ortak Gelecek Emine Erdem ve Belfu Berkol, farklı kuşakların deneyimlerini ortak bir gelecek fikrinde buluşturarak dönüşümde kuşaklar arası diyaloğun ve karşılıklı öğrenmenin önemini konuştu. COP31 Yolunda İklim Eylemi Gündemini İleri Taşımak Tony Huber ve Tuğçe Söğüt, COP31'e giden süreçte iklim gündeminin nasıl somut eyleme dönüştürülebileceğini ve farklı aktörler arasındaki iş birliğinin önemini değerlendirdi. Sürdürülebilirliğin Eksik Halkası Kapsayıcı Liderlik Ahmet Dördüncü, Esra Bezircioğlu ve Meltem Kurtsan; kapsayıcılığı kurum kültürü, karar alma süreçleri ve sürdürülebilir dönüşümün kalıcılığı açısından ele aldı. Spor Daha Sağlıklı Kapsayıcı ve Dayanıklı Toplumları Nasıl Güçlendirebilir Şafak Müderrisgil, Zeliha Ünaldı ve Gülberk Gültekin Salman; sporun sağlık, eşitlik, toplumsal dayanıklılık ve aidiyet üzerindeki dönüştürücü rolünü tartıştı. İş Dünyasında Çıtayı Yükseltmek B Corp'lar Türkiye'de Değişime Nasıl Öncülük Ediyor Melissa Clissold, Sarah Garcia, Ece Altunmaral, Duru Leblebicioğlu ve Ceyda Kaytmaz; etki odaklı iş modellerini, ölçülebilir dönüşümü ve B Corp yaklaşımının Türkiye iş dünyasına sunduğu olanakları gündeme taşıdı. Girişimler çözümlerini sahneye taşıdı Türkiye Girişimcilik Vakfı desteğiyle gerçekleştirilen 'Bir Sonraki Değişim Girişim Sunumları' oturumunda, gezegen ve toplum için yenilikçi çözümler geliştiren girişimciler iş modellerini jüri ve katılımcılarla paylaştı. Sunumlar, sürdürülebilirlik gündeminin yalnızca tartışılan bir alan değil; teknoloji, girişimcilik ve yeni iş modelleriyle hayata geçirilen bir dönüşüm sahası olduğunu ortaya koydu. İstanbul'dan öteye hareketin devamı Günün kapanışındaki 'İstanbul'dan Öteye Hareketin Devamı' oturumunda Belfu Berkol ve Alexandra Bazin Debauche, etkinlikte kurulan diyaloğun ve bağlantıların yıl boyunca nasıl sürdürülebileceğine odaklandı. ChangeNOW HUB Istanbul'ın tek günlük bir buluşmanın ötesinde; yeni ortaklıkları, girişimleri ve çözüm odaklı çalışmaları destekleyen uzun soluklu bir ekosistem olarak gelişmesi hedefi paylaşıldı. ChangeNOW HUB Istanbul, COP31 yolunda Türkiye'nin sürdürülebilirlik ekosistemindeki farklı aktörleri aynı zeminde buluşturarak ortak gündemlerin görünürlük kazanmasına, yeni bağlantıların kurulmasına ve çözüm odaklı iş birlikleri için güçlü bir başlangıç yapılmasına katkı sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR Türkiye ve İTÜ’den “Sürdürülebilirlik Sertifika Programı” İş Birliği Haber

SOCAR Türkiye ve İTÜ’den “Sürdürülebilirlik Sertifika Programı” İş Birliği

Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı ve entegre endüstri grubu SOCAR Türkiye, enerji sektöründe hız kazanan dönüşüm sürecinin gerektirdiği yeni yetkinliklerin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile önemli bir iş birliği gerçekleştirdi. İTÜ Sürekli Eğitim Merkezi koordinasyonuyla düzenlenen programı başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları, SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından takdim edildi. Sürdürülebilirlik Sertifika Programı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, SOCAR Türkiye’nin enerji dönüşümündeki rolünü vurgulayarak şunları söyledi: “Enerji sektörü, sürdürülebilirlik hedefleri, teknolojik gelişmeler ve değişen küresel ihtiyaçlar doğrultusunda çok boyutlu bir dönüşümden geçiyor. Bu dönüşümün başarıya ulaşmasında en önemli unsurlardan birinin, değişimi anlayan ve yönetebilen nitelikli insan kaynağı olduğuna inanıyoruz. İTÜ ile hayata geçirdiğimiz Sürdürülebilirlik Sertifika Programı ile akademinin bilgi birikimini sektörün deneyimiyle bir araya getirerek, profesyonellerin geleceğin ihtiyaçlarına yönelik yetkinliklerini geliştirmeyi hedefledik. Programı başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan tüm katılımcılarımızı tebrik ediyor, edindikleri bilgi ve deneyimlerle sürdürülebilirlik dönüşümüne değerli katkılar sunacaklarına inanıyoruz” dedi. Enerji sektörü ve akademi aynı platformda Program kapsamında İTÜ öğretim üyeleri tarafından yürütülen akademik oturumların yanı sıra SOCAR Türkiye yöneticileri ve sektör profesyonellerinin katkı sunduğu endüstri oturumları da yer aldı. Böylece katılımcılar, güncel akademik yaklaşımları sektör uygulamalarıyla birlikte değerlendirme fırsatı buldu. Çevrimiçi formatta yürütülen programın açılış ve kapanış panelleri ise yüz yüze gerçekleştirildi. Sürdürülebilirlik alanında uzmanlaşmaya katkı 4-10 yıl arası deneyime sahip, orta ve üst düzey profesyonellere yönelik tasarlanan program; enerji dönüşümü, karbon yönetimi, yeşil finans, raporlama standartları, sürdürülebilirlik yönetişimi gibi alanları içeren 9 modülden oluştu. Eğitim ve değerlendirme sürecini başarıyla tamamlayan katılımcılar, SOCAR Türkiye ve İstanbul Teknik Üniversitesi imzalı başarı sertifikası almaya hak kazandı. Sertifika töreninin ardından “Liman Gelir Hesapları” kitabı tanıtıldı Sertifika töreninin devamında, SOCAR Terminal CFO’su Kutlu Vardar ve SOCAR Terminal Ticari Alacaklar Müdürü Mehmet Dağduran tarafından kaleme alınan “Liman Gelir Hesapları” kitabının lansmanı da gerçekleştirildi. İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi öğretim üyelerinin katkılarıyla hazırlanan eser, liman süreçlerinde rol alan tüm paydaşlar için rehber niteliğinde bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor. Teorik bilgilerin yanı sıra sahada karşılaşılan gerçek uygulamalara, sık yapılan hatalara ve yönetilmesi gereken risklere de yer veren kitap hem akademik hem de uygulamaya dönük yaklaşımıyla liman ve denizcilik sektörüne farklı bir perspektif sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜGİS ve Marmara Üniversitesi’nden Gıda Sanayisinde Ar-Ge İş Birliği Haber

TÜGİS ve Marmara Üniversitesi’nden Gıda Sanayisinde Ar-Ge İş Birliği

Yeni nesil aktif işveren sendikacılığının ülkemizdeki temsilcisi TÜGİS (Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası), üniversite-sanayi iş birliğini geliştirme hedefi doğrultusunda Marmara Üniversitesi ile protokol imzaladı. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar ve Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Okur tarafından imzalanan protokol, gıda sanayisinin bilimsel araştırma altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla ilişkisini güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda TÜGİS ve Marmara Üniversitesi; Ar-Ge çalışmalarının yürütülmesi, eğitim programlarının geliştirilmesi ve gıda sektörünün akademiyle temasının artırılması için birlikte çalışacak. İş birliğiyle Marmara Üniversitesi akademisyenleri ile TÜGİS üyeleri arasında doğrudan iletişimin teşvik edilmesi, gıda sanayisinin ihtiyaç duyduğu araştırma başlıklarında eş güdümlü projelerin geliştirilmesi ve ulusal ya da uluslararası destek fonlarıyla hayata geçirilmesi hedefleniyor. Ortak çalışma zemini kurulacak Protokolün ana başlıkları arasında Ar-Ge faaliyetleri, öğrenciler için staj olanakları, iş dünyası gezileri ve TÜGİS üyelerine yönelik eğitimlerin yanı sıra ortak konferans ve seminer programlarının düzenlenmesi yer alıyor. Taraflar ayrıca gıda ve benzeri sektörlere katma değer sağlayacak analiz, ürün geliştirme ve veri paylaşımı süreçlerinde de iş birliği yapacak. Marmara Üniversitesi ile TÜGİS üyesi sanayi kuruluşları arasında laboratuvar ve ekipman kullanımına ilişkin detaylar da protokolün kapsamı içinde bulunuyor. Bu çerçevede proje, makale, patent ve ticari ürün geliştirilmesine yönelik çalışmaların desteklenmesi planlanıyor. TÜGİS üyeleriyle akademi arasında doğrudan temas güçlenecek Protokol doğrultusunda TÜGİS ve Marmara Üniversitesi temsilcilerinden oluşacak Ortak Bilim Komisyonu, yılda en az iki kez bir araya gelerek uygulanabilecek proje başlıklarını değerlendirecek. Üniversite bünyesinde açılan tezsiz yüksek lisans programlarında, başvuru koşullarını sağlayan TÜGİS üyeleri için kontenjan ayrılması da protokol başlıkları arasında yer alıyor. TÜGİS ise Marmara Üniversitesi bünyesindeki ders programlarının eğitim ve uygulama çalışmalarına eğitmen ve altyapı desteği sağlayabilecek. Akademik düzeyde eğitim verme yetkinliğine sahip TÜGİS üyeleri de ihtiyaç duyulması halinde ilgili alanlarda üniversite bünyesinde ders verebilecek. “Gıda sanayisinin geleceği bilimle kurulan güçlü bağdan geçiyor” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, gıda sanayisinin dönüşümünde üniversite-sanayi iş birliklerinin stratejik önem taşıdığını belirtti. Sidar, “Sanayimiz, üretim kabiliyeti kadar bilgiye erişim, araştırma kapasitesi ve nitelikli insan kaynağıyla da güç kazanıyor. Marmara Üniversitesi ile imzaladığımız bu protokolü, sektörümüzün bilimsel altyapıyla daha yakın temas kurması bakımından değerli bir adım olarak görüyoruz. Ortak Ar-Ge çalışmaları, eğitim programları, staj olanakları ve uygulama alanlarında kurulacak iş birlikleriyle hem öğrencilerimizin sektörü daha yakından tanımasına hem de sanayicilerimizin akademik bilgi birikiminden daha etkin yararlanmasına katkı sunmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Protokol beş yıl süreyle geçerli olacak TÜGİS ve Marmara Üniversitesi arasında imzalanan protokol, imza tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerli olacak. Tarafların mutabakatı halinde birer yıllık sürelerle uzatılması mümkün olacak. Protokol kapsamında yürütülecek alt projeler, eğitimler ve uygulama çalışmaları ise ilgili sözleşmeler ve tarafların ortak kararları doğrultusunda hayata geçirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akademi ve İş Dünyası Londra’da Bir Araya Geldi Haber

Akademi ve İş Dünyası Londra’da Bir Araya Geldi

Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde ve Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan’ın katılımı ve Özyeğin Üniversitesi Executive MBA Programı kapsamında gerçekleşen buluşmada; farklı sektörlerden iş dünyası temsilcileri, akademisyenler, Executive MBA öğrencileri ve mezunlar bir araya geldi. Özyeğin Üniversitesi Executive MBA Programı katılımcılarının Londra eğitim gezisi kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, akademi ve iş dünyasını uluslararası bir platformda buluşturdu. Eğitim gezisi kapsamında Executive MBA öğrencileri, London Business School’da aldıkları eğitimin yanı sıra Londra’nın iş dünyasıyla temas kurarak farklı kurumlarla görüşmeler gerçekleştirdi. Programın önemli duraklarından biri ise Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen buluşma oldu. Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliğe; Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Mahmut Bayazıt, Executive MBA Program Direktörü Doç. Dr. Kıvılcım Döğerlioğlu Demir, Executive MBA öğrencileri, mezunlar, akademisyenler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Etkinlikte, Özyeğin Üniversitesi ve İngiltere’deki akademi ve iş dünyası arasındaki etkileşim ile iş birliklerinin geliştirilmesi gündeme geldi. Türkiye Cumhuriyeti Birleşik Krallık Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, etkinlikte yaptığı konuşmada yurt dışında yaşayan Türk profesyonellerin oluşturduğu ağların önemine dikkat çekti. Londra’da son yıllarda güçlü bir Türk diasporasının oluştuğunu belirten Ertaş, Özyeğin Üniversitesi’nin iş dünyasıyla kurduğu yakın bağı değerli bulduğunu ifade etti. Ertaş, “Özyeğin Üniversitesi ülkemize büyük bir katkı sunuyor. Buradan mezun gençlerimizin bu bayrağı daha da ileri götüreceğine inanıyorum” dedi. Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan ise konuşmasında üniversite, iş dünyası ve farklı paydaşlar arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı. Özyeğin Üniversitesi’nin küresel etkisi yüksek girişimci bir araştırma üniversitesi olma hedefiyle ilerlediğini belirten Tan, “Küresel etki üniversitelerin tek başına gerçekleştirebileceği bir hedef değil; iş dünyası, kamu ve sivil toplumun birlikte üreteceği ortak değerle mümkün. Üniversiteler, iş dünyası, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının birlikte değer yaratabileceği platformlar oluşturmayı hedefliyoruz” dedi. Özyeğin Üniversitesi İşletme Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Mahmut Bayazıt ve Executive MBA Program Direktörü Doç. Dr. Kıvılcım Döğerlioğlu Demir’in koordinasyonunda gerçekleşen Londra programı; akademik eğitim, şirket ziyaretleri ve mezun buluşmasını bir araya getirdi. Program, Executive MBA katılımcılarının uluslararası iş dünyasının dinamiklerini yerinde değerlendirmelerine, farklı sektörlerden profesyonellerle deneyim paylaşmalarına ve yeni bağlantılar geliştirmelerine katkı sağladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı Haber

Türkiye Girişim Sermayesi Ekosisteminin 20 Yıllık Karnesi Açıklandı

Koç Üniversitesi – ESAS Holding Alternatif Yatırımlar Merkezi (KUES) tarafından hazırlanan “Türkiye Girişim Sermayesi Ekosistemi Raporu”, 18 Haziran’da düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı. ESAS Plaza Hubitat’ta gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin mevcut görünümü, yatırım eğilimleri, sektörel dağılımı ve gelişim alanlarına ilişkin rapor bulguları değerlendirildi. Etkinliğe T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu katılırken; ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru ile Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey toplantının açılış konuşmalarını gerçekleştirdiler. KUES Akademik Direktörü Doç. Dr. Uğur Çelikyurt ise yaptığı sunumda rapor ile ilgili öne çıkan verileri ve bulguları paylaştı. Çağatay Özdoğru: “Türkiye kendi dinamiklerine sahip bir ekosistem haline geldi” Toplantıda konuşan ESAS Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup CEO’su Çağatay Özdoğru, raporun Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son yıllardaki gelişimini ortaya koyduğunu belirterek şunları söyledi: “ESAS olarak, sürdürülebilir büyümenin ve geleceği inşa etmenin yolunun alternatif yatırımlardan ve teknoloji odaklı girişim sermayesi ekosistemini desteklemekten geçtiğine inanıyoruz. Koç Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz KUES bünyesinde hazırlanan bu rapor, ekosistemimizin kat ettiği mesafeyi ve ulaştığı olgunluk düzeyini ortaya koyuyor. Türkiye artık tesadüfi ya da münferit başarı hikâyeleriyle anılan bir yapı olmaktan çıkarak, kendi dinamiklerine, güçlü bir bilgi birikimine ve yatırım kültürüne sahip bir ekosistem haline geldi. 2020-2022 yıllarında ulaşılan yüksek yatırım seviyelerinin ardından 2025 yılında daha dengeli bir görünüm oluşsa da bugün ulaşılan ölçek geçmiş dönemlerin önemli ölçüde üzerinde bulunuyor. İşlemlerin büyük bölümünü oluşturan erken aşama girişimler, ekosistemin en güçlü yönlerinden biri olmayı sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde girişimlerin büyüme ve ölçeklenme aşamalarında ihtiyaç duyduğu finansman kaynaklarının güçlendirilmesi, ekosistemin gelişimi açısından önem taşıyor. Yabancı yatırımcı ilgisinin artması ve yerli yatırımcıların uluslararası pazarlardaki faaliyetleri de Türkiye’nin küresel girişimcilik ağları içindeki konumunu destekliyor. Son 15 yılda uygulanan kamu politikaları, teşvikler ve üniversite-sanayi iş birlikleri de bu gelişimde önemli rol oynadı. ESAS olarak alternatif yatırımlara odaklanmayı, ekosistemin gelişimine katkı sunmayı ve Türkiye’nin teknoloji odaklı küresel rekabet gücünü destekleyecek adımlar atmayı sürdüreceğiz. Prof. Dr. Hakan Ürey: “KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir” Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey ise girişimcilik ekosistemlerinin yalnızca sermaye ile değil; bilgi, araştırma, insan kaynağı ve güçlü iş birlikleriyle geliştiğine dikkat çekti. Ürey, üniversitelerin yalnızca eğitim ve araştırma yapan kurumlar değil, aynı zamanda girişimcileri, yatırımcıları ve fikirleri bir araya getiren ağların merkezinde yer alan stratejik aktörler olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıllık dönüşümünü ortaya koyarken, üniversitelerin girişimcilik ve inovasyon ekosistemindeki kritik rolünü de görünür kılıyor. Koç Üniversitesi ile ESAS iş birliğiyle kurulan KUES, akademi ile iş dünyasının ortak akıl ve ortak değer üretme kapasitesinin güçlü bir örneğidir. Merkezin daha ilk yılında ortaya koyduğu bu kapsamlı çalışma, yalnızca bugünü anlamamıza yardımcı olmuyor; aynı zamanda Türkiye’nin girişimcilik, teknoloji ve yatırım politikalarına yön verecek önemli bir referans kaynak oluşturuyor.” 11 Binden fazla yatırım işlemi analiz edildi PitchBook ve Startups.watch veri tabanlarından yararlanılarak hazırlanan rapor, 2006-2025 döneminde gerçekleşen 11 binden fazla yatırım işlemini, 5.800’den fazla girişimi ve 4.500’den fazla yatırımcıyı kapsıyor. Çalışma, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin son 20 yıldaki gelişimini ve temel eğilimlerini veri odaklı bir yaklaşımla inceliyor. Rapora göre Türkiye girişim sermayesi ekosistemi son yıllarda istikrarlı bir büyüme gösterdi. Özellikle 2018 sonrasında yatırım işlem sayılarında belirgin artış yaşanırken, 2020-2022 dönemi yatırım tutarlarında tarihi seviyelere ulaşıldı. 2025 yılında daha dengeli bir görünüm öne çıksa da ekosistemin ulaştığı toplam hacim ve işlem ölçeği geçmiş dönemlerin üzerinde seyretmeye devam etti. Erken aşama girişimler ekosistemin temel gücünü oluşturuyor Rapora göre girişim sermayesi işlemlerinin yaklaşık %80’i tohum aşamasında gerçekleşirken, toplam yatırım hacminin yaklaşık %66’sı geç aşama yatırımlardan kaynaklanıyor. Bu tablo, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin en güçlü yönünün yeni girişimler üretme kapasitesi olduğunu, en önemli zorluğunun ise bu girişimlerin büyüme ve ölçeklenme süreçlerini finanse etmek olduğunu ortaya koyuyor. Sektörel dağılım incelendiğinde yazılım sektörü hem yatırım işlem sayısında hem de yatırım tutarında ilk sırada yer alıyor. Yazılımı perakende ve finans dışı hizmetler takip ederken, teknoloji yoğun sektörlerin yatırım çekme performansı dikkat çekiyor. Uluslararası bağlantılar güçleniyor Rapor, Türkiye girişim sermayesi ekosisteminin uluslararası yatırım ağlarıyla daha güçlü ilişkiler kurduğunu ortaya koyuyor. Gerçekleşen işlemlerin yüzde 75’i yerli yatırımcılar ile yerli girişimler arasında gerçekleşirken, yurt dışı bağlantılı yatırımlar daha yüksek işlem hacimleriyle öne çıkıyor. Yabancı yatırımcıların Türkiye merkezli girişimlere ilgisinin arttığı, yerli yatırımcıların da yurt dışındaki girişimlerde daha aktif rol almaya başladığı görülüyor. Özellikle yüksek tutarlı yatırımların ölçeklenme aşamasındaki şirketlerde yoğunlaştığı belirtiliyor. Coğrafi dağılım açısından İstanbul ekosistemin merkezi konumunu korurken, Ankara ikinci önemli merkez olarak öne çıkıyor. Raporda ayrıca bazı şehirlerin ekonomik büyüklüklerinin üzerinde bir girişimcilik performansı sergilediğine dikkat çekiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı Haber

İş Dünyasının Yeni Risk Haritası Masaya Yatırıldı

Allianz Türkiye ve TÜRKONFED’in ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilen Risk Zirvesi; kamu, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getirerek afet riskleri ve ekonomik dayanıklılık konularında önemli bir tartışma platformu sundu. Zirveye Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu’nun yanı sıra iş dünyasının önde gelen temsilcileri katıldı. Zirvenin açılış konuşmaları; BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci ile kamu temsilcileri tarafından gerçekleştirildi. Çoklu ve bağlantılı riskler artık “yeni normal” Zirvenin açılış konuşmasını yapan Allianz Türkiye Elementer Ticari Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Öktem Örkün, risk kavramının geçirdiği dönüşüme dikkat çekti: “Bugün risk artık istisnai bir durum değil, iş dünyasının yeni normali. Üstelik yalnızca fiziksel hasarlarla sınırlı kalmıyor; iş sürekliliğini, tedarik zincirlerini ve ekonomik sürdürülebilirliği doğrudan etkileyen çok boyutlu sonuçlar yaratıyor. Biz Allianz Türkiye olarak bu nedenle sigortacılığı yalnızca hasar sonrası devreye giren bir mekanizma olarak değil, risk gerçekleşmeden önce başlayan bir süreç olarak ele alıyoruz. İşletmelerin risklerini önceden görmelerine, hazırlıklı olmalarına ve dayanıklılıklarını artırmalarına destek olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Antalya gibi turizm ve hizmet sektörünün yoğun olduğu, ekonomik çeşitliliğin yüksek olduğu bir şehirde bu konuyu ele almak ise ayrı bir önem taşıyor. Çünkü dayanıklılık sadece tek tek işletmeler için değil, bulunduğumuz şehirlerin ve ekonominin sürdürülebilirliği için de kritik. Bu zirveyi de bu nedenle çok kıymetli buluyoruz; ortak akılla daha hazırlıklı ve daha dirençli bir gelecek inşa etmek için önemli bir adım olarak görüyoruz.” dedi. Perihan İnci: “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor” Risk yönetiminin kriz anlarında başvurulan teknik bir alan olmakla sınırlı kalmayıp işletmelerin finansal dayanıklılığını, rekabet gücünü, üretim kapasitesini ve en önemlisi sürekliliğini doğrudan belirleyen temel bir yönetim meselesi olduğunu belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Perihan İnci, “Güçlü olmak, risklerden azade olmak anlamına gelmiyor. Tam tersine ekonomideki payınız büyüdükçe, risklerin etkisi de büyüyor. Bir yangın, bir afet, bir altyapı kesintisi ya da iklim kaynaklı bir tehdit işletmenin bilançosunun yanı sıra tedarik zincirini, istihdamı, bölgesel geliri ve ülke ekonomisine sağlanan katkıyı da etkileyebiliyor. Bu nedenle yangın riski, afet hazırlığı, sigorta bilinci ve iş sürekliliği başlıkları teknik başlıklar olmanın çok ötesinde, doğrudan kalkınma başlıklarıdır. Afet sonrası toparlanma maliyetlidir; önleyici risk yönetimi ise hem daha akılcı hem daha ekonomiktir.” açıklamasında bulundu. Mustafa Cengiz: “Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır” Antalya’nın bir turizm destinasyonu olmakla sınırlı kalmadığını; turizm, tarım ve sanayinin entegre olduğu çok katmanlı ve stratejik bir ekonomik ekosistem olarak okunması gerektiğini söyleyen BAKSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz ise “Bugünün dünyasında marka, tanıtım kampanyalarının yanı sıra krizlere karşı gösterilen dirençle inşa ediliyor. Bir şehir, bir sektör ya da bir şirket kriz anında ne yaptığıyla hatırlanır. Bu nedenle sürdürülebilirliği de yeniden tanımlamalıyız. Sürdürülebilirlik denilince akla ilk olarak çevresel duyarlılık ya da karbon ayak izi gelebilir. Ancak sürdürülebilirlik aynı zamanda operasyonel süreklilik, kriz dayanıklılığı ve risk yönetimi kapasitesidir. Yangın ve afet dayanıklılığı de stratejik bir rekabet unsurudur. Afetlere hazırlıklı olan işletmeler daha hızlı toparlanır, daha fazla yatırım çeker, daha güçlü iş ortaklıkları kurar ve en önemlisi rekabette kalıcı bir avantaj elde eder.” dedi. Zirvede bilimsel ve sektörel bakış bir araya geldi Zirvede Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “Afet Olsaydı? Yangın, Dayanıklılık ve Gerçek Risk Algısı” başlıklı konuşmasıyla risklerin bilimsel boyutunu ele aldı. Zirve kapsamında gerçekleştirilen panel oturumunda ise farklı sektörlerden temsilciler risk yönetimi ve iş sürekliliği konularını çok boyutlu olarak değerlendirdi. Moderatörlüğünü Semih Beken’in üstlendiği panelde; Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İnci Holding Yönetim Kurulu Üyesi Perihan İnci ile Allianz Türkiye Risk Mühendisliği ve Allianz Teknik Direktörü Dr. Ceyhun Eren konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, afetlere karşı hazırlık, sektör bazlı riskler ve işletmelerin dayanıklılığını artırmaya yönelik çözüm önerileri ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.