Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademik

Kapsül Haber Ajansı - Akademik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik Haber

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2025 yılı eylül ayında başlatılan ve Türkiye’nin nükleer teknolojilerde önemli bir üs olarak konumlanmasını hedefleyen “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” çağrısına yanıt, IC Holding grup şirketlerinden IC Nükleer ve Endüstri’den (ICN) geldi. IC Holding, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS başta olmak üzere enerji güvenliği, karbon nötr hedefi ve teknolojik bağımsızlık vizyonu doğrultusunda nükleer faaliyetlerini ICN çatısı altında topladığını duyurmasının ardından “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile iş birliği anlaşması imzaladı. Ülkemizde ilk, dünyada ise aynı anda dört reaktörün birden inşa edildiği ilk nükleer santral olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ana yüklenicisi olmayı sürdüren IC Grubu, bu alandaki mühendislik ve uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak İTÜ’de yerli nükleer reaktör üretimi (SMR) için kurulacak teknoparkın ilk özel sektör destekçisi oldu. İş birliği, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve IC Holding CEO’su Can Çaka tarafından imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Türkiye’nin nükleer enerji vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil; aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanayide bağımsızlığı güçlendirecek stratejik bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. ICN’nin İTÜ ile kurduğu iş birliği ile şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefini somutlaştırırken, ülkemizin nükleer teknolojilerde yalnızca uygulayıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olma hedefinde de kritik bir eşik olacak. Can Çaka: “Anahtar teslim nükleer oyuncu olmayı hedefliyoruz” Türkiye’nin nükleer çağında oyun kurucu bir rol üstlenmeyi hedeflediklerini aktaran IC Holding CEO’su Can Çaka, şirketin nükleer alandaki vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu: “Dünya enerji ve teknoloji alanında yeni bir kırılma noktasından geçiyor. Nükleer teknoloji, bu dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Biz IC Holding olarak bu dönüşümün sadece bir parçası olmayı değil, yön veren oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren ve üreten bir pozisyona geçiyoruz. Nükleer endüstrinin güçlü ve kalıcı bir parçası olmayı; kendi ülkemizde özellikle odaklanacağımız 4. nesil hızlı reaktörlerin imalatını yapmayı ve bu kabiliyeti zaman içinde küresel ölçekte de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edindiğimiz EPC deneyimiyle bu alanda önemli bir yetkinlik kazandık. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimiz bunun ötesine geçmek. Artık yalnızca projelerin yüklenicisi değil; tasarımından mühendisliğine, üretiminden uygulamasına kadar tüm süreci yöneten, anahtar teslim nükleer projeler geliştirebilen entegre bir yapı kuruyoruz. İTÜ ile başlattığımız iş birliği, bu vizyonun en somut adımlarından biri. Akademi ile sanayiyi bir araya getirerek Türkiye’de gerçek anlamda bir nükleer teknoloji ekosistemi oluşturuyoruz. Amacımız yalnızca projeler geliştirmek değil; Türkiye’yi nükleer teknolojilerde üretici, ihracatçı ve küresel ölçekte referans bir ülke konumuna taşımak.” İTÜ’de nükleer teknopark: Çok paydaşlı bir ekosistem kuruluyor Nükleer enerji teknolojileri, küçük modüler reaktörler (SMR) ve ilgili mühendislik çözümleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen İTÜ nükleer teknopark, Türkiye’nin bu alandaki ilk yapılanması olacak. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Küresel ölçekte iklim değişikliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka ekseninde şekillenen dönüşümle birlikte jeopolitik ve jeoekonomik dengeler yeniden tanımlanıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde; enerji güvenliği, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir zorunluluk haline gelirken; enerji üretiminden dağıtımına kadar tüm sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiriyor. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. Bu çerçevede meseleye, enerjiye erişimin ötesinde; bu teknolojileri geliştirme, tasarlama ve yön verebilme kapasitesini inşa etme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise küresel ölçekte yeni nesil enerji sistemlerinin merkezinde yer alırken, bu alanda geliştirilen bilgi ve teknoloji kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, İTÜ olarak konuyu, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde yer alan “Yerli Modüler Nükleer Reaktör Geliştirme” hedefiyle doğrudan örtüşen bir çerçevede ele alıyoruz. Nükleer bilimi, teknolojisi ve mühendisliği konusunda en fazla ihtiyaç ise insan kaynağı odaklı. İTÜ olarak bu kapsamda lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere her düzeyde katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Prof. Dr. Hasan Mandal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji alanında ilklerine ve enlerine imza atan bir üniversite olarak, nükleer teknolojilerdeki akademik birikimimizi ileri araştırma ve teknoloji geliştirme süreçleriyle bütünleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA MARK II Eğitim ve Araştırma Reaktörü’ne ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin ilk Enerji Enstitüsü’nü kurmuş bir kurum olarak bu alandaki kurumsal sürekliliğimizi güçlendirirken aynı zamanda nükleer teknolojilerde akademik liderliği üstlenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bu süreçte IC Nükleer ve Endüstri ile başlattığımız iş birliği, akademi ve sanayinin birlikte etkiyi büyüten ve süreci hızlandıran bir çarpan etkisi olmasının yanı sıra, ülkemizin nükleer teknolojilerde üretme kapasitesini güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliğini iki kurum arasında sadece kurulan bir yapı olarak görmekle kalmayıp farklı üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve sanayi paydaşlarının dahil olduğu çok paydaşlı bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Nükleer teknolojilerde geçmişten gelen birikimimiz ile süreci reaktif bir yaklaşımın ötesinde proaktif bir anlayışla ele alıyor; akademik birikimimizden ve tabandan gelen gelişim (bottom-up) ile beslenen organik bir yapı kuruyoruz. Enerji Enstitümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla nükleer teknolojileri üniversitemizin öncelikli araştırma alanları arasında konumlandırırken, Türkiye’nin ilk Nükleer Teknoloji Geliştirme Parkı ile akademi ve sanayinin eş zamanlı üretim yaptığı, araştırmadan tasarıma, mühendislikten üretime uzanan bütüncül bir yapıyı hayata geçiriyoruz. Bu yapıyı, bilginin doğrudan uygulamaya dönüştüğü ve disiplinler arası etkileşimin süreklilik kazandığı bir ekosistem olarak kurguluyoruz. “Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği ve derinleşmesi açısından önemli bir potansiyel sunuyor.” “Birlikte Öğrenme Laboratuvarlarımız ile farklı disiplinlerden araştırmacılar ve öğrencileri ortak problem alanları etrafında bir araya getiriyor; birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını somut çıktılarla güçlendiriyoruz. Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Mükemmeliyet merkezimiz, lisansüstü programlarımız ve Türkiye’de ilk kez açılan “Nükleer Mühendislik” Yenilikçi Yandal Programımız ile bu alanda nitelikli insan kaynağını sistematik bir şekilde yetiştiriyor; araştırma kapasitemizi insan kaynağı gelişimiyle eş zamanlı olarak ileri taşıyoruz. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. İTÜ olarak bu anlayışla hareket ediyor; akademi ve sanayinin birlikte ürettiği bu ekosistemi kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürerek ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ICN’nin İTÜ ile başlattığı bu iş birliği, yalnızca iki kurum arasında kurulan bir ortaklık değil; farklı akademik kurumların da dahil olduğu geniş bir bilgi ve araştırma ağına dayanıyor. Başta Hacettepe Üniversitesi olmak üzere nükleer alanda çalışan farklı üniversitelerden akademisyenlerin de dahil olacağı bu yapı, disiplinler arası bir yaklaşımla ilerleyecek. Proje kapsamında insan kaynağı geliştirme hedefi doğrultusunda her yıl en az 10 öğrenciye araştırma bursu verilmesi planlanırken, çalışmanın yaklaşık 4 ila 8 yıl arasında bir sürede olgunlaşması öngörülüyor. Kurulacak nükleer teknopark ile yerli reaktör tasarımından mühendislik geliştirme süreçlerine, insan kaynağı yetiştirilmesinden nükleer sınıf üretim altyapısının oluşturulmasına kadar geniş bir ekosistem inşa edilmesi hedefleniyor. Akademi ile özel sektörü aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde kalıcı bir bilgi birikimi ve üretim kapasitesi geliştirmesinin de temelini oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke Haber

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çevik, RUDIC’in kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilişim alanındaki bölümlerin tek bir yerleşkede toplanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çevik, şöyle konuştu: “Bilişim disiplinleri artık çok hızlı değişen ve sürekli güncellenen bir alan. Bu nedenle eğitim ortamının da bu dinamizme uyum sağlaması gerekiyor. Bölümlerimizi tematik bir kampüste bir araya getirerek hem akademik iş birliğini güçlendirmek hem de öğrencilerimize daha odaklı bir öğrenme atmosferi sunmak istedik. Merkezi konum sayesinde öğrencilerimizin kampüse erişimini de kolaylaştırmayı hedefledik.” “Dersleri Laboratuvarda, Üreterek İşliyoruz” RUDIC’te uygulanacak eğitim modelinin proje odaklı olarak tasarlandığını vurgulayan Çevik, klasik ders anlatımının ötesine geçmeyi amaçladıklarını ifade etti: “Alan derslerimizin tamamını laboratuvar ortamında yürütüyoruz. Öğrencilerimiz yalnızca dinleyen değil; kod yazan, sistem kuran, problem çözen ve proje geliştiren bir sürecin içinde yer alıyor. Dört yıllık lisans eğitimleri boyunca toplam 30 proje üreterek mezun olmalarını planlıyoruz. Böylece teorik bilgiyi aynı anda pratiğe dönüştürme imkânı buluyorlar.” Bu yaklaşımın öğrencilerin mesleki özgüvenini artırdığını belirten Çevik, “Mezunlarımızın iş hayatına başladıklarında ‘ilk kez proje yapıyorum’ demelerini istemiyoruz. Üniversite sürecinde farklı ölçeklerde projelerle deneyim kazanmış olmalarını önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ ve Veri İşleme İçin Güçlü Altyapı Kampüste iki bilgisayar laboratuvarının aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çevik, teknik altyapının kademeli olarak güçlendirileceğini söyledi: “Yaz dönemi itibarıyla özellikle yapay zekâ ve veri işleme çalışmalarına yönelik yüksek performanslı bir araştırma ve uygulama sistemini devreye alacağız. Bu sistem, çoklu terminal yapısıyla öğrencilerimizin aynı anda ileri seviye projeler geliştirmesine imkân tanıyacak. Büyük veri analizi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecek.” “Sanayinin Gerçek Problemlerini Yapay Zekâ ile Çözmeyi Hedefliyoruz” RUDIC bünyesinde Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisinin de faaliyet gösterdiğini belirten Çevik, bu yapının üniversite-sanayi iş birliğini daha somut bir zemine taşıdığını ifade etti: “Bugün sanayi dünyasında ürün çeşitliliği ve pazar dinamikleri giderek artıyor. Bu durum işletmeler için oldukça karmaşık operasyonel süreçler ortaya çıkarıyor. Hızlı değişen bu ortamda şirketlerin yalnızca hızlı değil, aynı zamanda tutarlı kararlar alabilmesi gerekiyor. Kurduğumuz Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi ile sanayicilerin karşılaştığı gerçek problemleri merkeze alan bir çalışma modeli oluşturduk. Akademik bilgi birikimini saha deneyimiyle birleştirerek karmaşık süreçlerin yönetimi ve optimizasyonuna yönelik çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” Ofisin aynı zamanda eğitim modeliyle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025–2026 akademik yılında açılan Bilgisayar Bilimleri ile Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi bölümlerimiz bu çalışmaların akademik altyapısını oluşturuyor. Proje odaklı eğitim yaklaşımımız sayesinde öğrencilerimiz henüz eğitimleri devam ederken sektörün içinden gelen gerçek iş problemleriyle çalışıyor. Öğretim üyelerimizin rehberliğinde yürütülen bu çalışmalar, öğrencilerin teorik bilgilerini sahadaki dinamik koşullarda test etmelerine imkân tanıyor.” Bu modelin hem sektör hem de öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Çevik, “Şirketler üniversitenin araştırma kapasitesinden faydalanırken öğrencilerimiz de mezuniyet öncesinde iş dünyasının beklentilerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Amacımız veri bilimini ve yapay zekâyı sanayinin hizmetine sunan sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi oluşturmak” dedi. “Uluslararası Modelleri İnceledik, Türkiye’ye Uyarladık” Proje temelli eğitim yaklaşımının teknoloji odaklı ülkelerde yaygın biçimde uygulandığını belirten Çevik, RUDIC modelinin bu örneklerden ilham aldığını ancak yerel ihtiyaçlara göre tasarlandığını vurguladı: “Dünyadaki iyi uygulama örneklerini inceledik. Teorik altyapıyı güçlü tutarken uygulamayı merkeze alan bir sistem kurduk. Ancak bunu doğrudan kopyalamak yerine Türkiye’nin eğitim dinamiklerine ve sektör beklentilerine uygun biçimde uyarladık. Amacımız sürdürülebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir model ortaya koymak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğanlar Holding’den Eğitime Stratejik Katkı Haber

Doğanlar Holding’den Eğitime Stratejik Katkı

Doğanlar Holding, üniversite–sektör iş birliğini güçlendirmek ve nitelikli insan kaynağının yetişmesine katkı sunmak amacıyla Beykoz Üniversitesi ile protokol imzaladı. Uygulama temelli ve sektörle entegre eğitim vizyonuyla öne çıkan Beykoz Üniversitesi’nin Markalı Dersler modeli, bu iş birliğiyle birlikte iş dünyası deneyimini akademik içerikle daha güçlü biçimde buluşturmayı hedefliyor. Protokol, Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan ile Beykoz Üniversitesi Rektörü Burak Küntay tarafından imzalandı. İş birliği kapsamında Doğanlar Holding yöneticileri ve alan uzmanları, üniversitenin Markalı Dersler modeli çerçevesinde ders süreçlerine doğrudan entegre olacak. Öğrenciler; kurumsal yönetim anlayışı, yatırım perspektifi, büyüme stratejileri ve girişimcilik kültürünü gerçek iş örnekleri üzerinden analiz etme fırsatı bulacak. İş birliğinin ilk adımı olarak gerçekleştirilen “Doğanlar Holding ile Girişimcilik ve Start-Up Yönetimi” başlıklı Markalı Dersin ilk oturumu Davut Doğan tarafından verildi. Derste; girişimcilik kültürü, start-up yönetiminde stratejik karar alma süreçleri, ölçeklenme dinamikleri ve sürdürülebilir büyüme perspektifi ele alındı. Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Nitelikli insan kaynağı, sürdürülebilir büyümenin en temel unsurudur. Gençlerimizin henüz öğrenciyken sektörün gerçek dinamiklerini tanımaları, girişimcilik bakış açısı kazanmaları ve stratejik düşünme yetkinliklerini geliştirmeleri büyük önem taşıyor. Eğitime katkı sunmayı, ülkemizin geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak görüyoruz. Üniversitelerle kurduğumuz bu tür iş birliklerini, yalnızca bilgi paylaşımı değil; geleceğin iş dünyasını birlikte inşa etme sorumluluğu olarak değerlendiriyoruz.” Beykoz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Burak Küntay ise iş birliğine ilişkin şunları kaydetti: “Yükseköğretimde kalıcı değer, akademik bilgi ile sektör deneyiminin aynı öğrenme ortamında buluşmasıyla ortaya çıkar. Doğanlar Holding’in Markalı Dersler modelimize katkısı, öğrencilerimizin girişimcilik ve stratejik yönetim alanlarında gerçek iş dünyası perspektifi kazanmaları açısından son derece kıymetlidir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KIRCAALİSİAD, 1. Olağan Genel Kurul Toplantısını Gerçekleştirdi Haber

KIRCAALİSİAD, 1. Olağan Genel Kurul Toplantısını Gerçekleştirdi

Bulgaristan kökenli iş dünyasını tek çatı altında buluşturan KIRCAALİSİAD, 1. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nı yoğun katılımla gerçekleştirdi. Kuruluşundan bu yana kısa sürede önemli bir büyüme ivmesi yakalayan dernek, yeni dönem vizyonunu ve yol haritasını üyeleriyle paylaştı. Toplantı; açılış, divan heyetinin seçimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Toplantıya; AK Parti Bursa Milletvekilleri Ahmet Kılıç, Emine Yavuz Gözgeç, Mustafa Yavuz, Refik Özen, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Bulgaristan Bursa Konsolosu Momchil Rusinov, Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Eğridere Belediye Başkanı İzzet Şaban, BTSO Meclis Başkanvekili Metin Şenyurt, BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, Bal-Göç Başkanı Prof. Dr. Emin Balkan, Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Genel Başkanı Sabri Mutlu, BİZSİAD Başkanı Levent Bilek, Uludağ İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar’ın yanı sıra belediye başkan vekilleri ve KIRCAALİSİAD Genel Kurul Üyeleri katıldı. Divan kurulu Başkanı Prof. Dr. Yüksel Özkan’ın toplantıyı açmasının ardından KIRCAALİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler genel kurul katılımcılarına hitap etti. Protokol konuşmalarının ardından faaliyet raporu sunuldu ve gelecek dönem planlamaları üyelerle paylaşıldı. Genel kurulda tüzük değişikliği önerileri okunarak değişecek maddeler oylanırken, 2026 yılı için üye giriş ve yıllık aidat tutarı belirlendi. Derneğin şube açma ve kapatma yetkisi yine genel kurul kararıyla Yönetim Kurulu’na devredildi. Ayrıca yeni dönem asil ve yedek Yönetim Kurulu, Denetim Kurulu, Yüksek İstişare Kurulu ve Disiplin Kurulu üyeleri belirlendi. Genel kurul dilek ve temenniler bölümüyle sona erdi. Derneğin Uzun Adı Değiştirildi Genel kurulda alınan önemli kararlardan biri de derneğin uzun adının değiştirilmesi oldu. “Kırcaali Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği” olan uzun isim, oybirliğiyle alınan kararla “Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği” olarak değiştirildi. Bu değişiklikle birlikte derneğin temsil alanının ve kapsayıcı yapısının daha net ifade edilmesi amaçlanıyor. “Mış Gibi Yapmayacağız, Gerçekten Üreteceğiz” Genel kurulda konuşan KIRCAALİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, derneğin güçlü yürüyüşünün kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Kısa sürede yakalanan üye artışının yalnızca sayısal bir büyüme olmadığını belirten Güler, fikirde ve vizyonda ortaklaşmanın önemli bir sinerji oluşturduğunu ifade etti. Derneğin Türkiye ile Bulgaristan arasında güçlü ve kalıcı bir ekonomik köprü kurma vizyonuyla yola çıktığını hatırlatan Güler, “Biz bu yola çıkarken bir şeyi çok net söyledik: ‘Mış gibi’ yapmayacağız. Gerçekten üreteceğiz, gerçekten katkı sunacağız, gerçekten köprü olacağız. Köklerimizin bağlı olduğu iki ülke arasında ekonomik, ticari ve sosyal ilişkileri güçlendirmek için samimiyetle ve kararlılıkla yürümeye devam ediyoruz. Bulgaristan’da ve Türkiye’de iş birliklerini artırmayı, ortak yatırımları teşvik etmeyi ve üyelerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü şekilde yer almasını öncelikli hedeflerimiz arasında yer almaktadır. Çünkü bizler KIRCAALİSİAD olarak, her iki ülkeyi de çok iyi tanıyan, iki kültürün, dilini bilen ve bu avantajı, ekonomik değere dönüştürebilecek bir yapıyız. Amacımız, bu iki kardeş ülkenin ekonomilerine değer katan, istihdam yaratan, sürdürülebilir projelere ve iş birliklerine öncülük etmektir” dedi. Yeni Dönem Yol Haritası Paylaşıldı Genel kurulda paylaşılan yeni dönem planlamalarına göre KIRCAALİSİAD, önümüzdeki süreçte hem kurumsal yapısını güçlendirecek hem de ekonomik ve sosyal projelerini artıracak. Bu kapsamda protokol ziyaretlerinin sürdürülmesi, iş dünyası ile akademik odalar arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi ve Bulgaristan kökenli kurum ve kuruluşlarla bağların daha da kuvvetlendirilmesi hedefleniyor. Medya ilişkilerinin güçlendirilmesi ve üyeler arası iletişimin daha sistematik hale getirilmesi de öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Ekonomik projeler çerçevesinde; Bulgaristan Ekonomi Toplantıları, Türkiye-Bulgaristan Yatırım ve Ticaret Forumu, Türkiye – Bulgaristan Stratejik Yatırım Haritası, Türkiye – Bulgaristan Startup Yatırım Platformu, Bulgaristan Altyapı Projelerine Türk Firmalarının Entegrasyonu Programı, Türkiye – Bulgaristan Bölge Dernekleri Arası AB Fon İş Birliği Programı ve Türkiye – Bulgaristan İş Dünyası Ödülleri gibi projelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Ayrıca Bulgaristan İş Gezisi ve İş Forumu düzenlenmesi, Kırcaali Valiliği ve Bulgaristan’daki ilgili kurumlarla temasların artırılması planlanıyor. Kardeş şehir ilişkileri üzerinden iş dünyası buluşmaları yapılması, sektör bazlı B2B görüşmelerin organize edilmesi ve inşaat, mobilya, otomotiv, tekstil, gıda ve sağlık gibi alanlarda sektör kurullarının oluşturulması hedefleniyor. Ayrıca Bursa’daki Bulgaristan kökenli iş insanlarının hem kendi aralarında hem de Bulgaristan’daki firmalarla ortak yatırım ve iş birliği fırsatlarını değerlendirebileceği bir Ortak Girişim Platformu kurulması planlanıyor. Eğitim alanında ise KIRCAALİSİAD Akademi çatısı altında dijitalleşme, yapay zekâ, e-ticaret, ihracat, sürdürülebilirlik ve yatırım teşvikleri gibi başlıklarda eğitim programları düzenlenmesi öngörülüyor. Üniversiteler ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile iş birliği protokolleri yapılması ve mesleki eğitim alanında ortak çalışmalar geliştirilmesi de gündemde. Genç KIRCAALİSİAD yapılanması kapsamında genç girişimcilik eğitimleri, üniversite öğrencilerine staj ve mentorluk programları ile tecrübeli iş insanlarının gençlere rehberlik edeceği çalışmalar planlanıyor. Bunun yanında sosyal sorumluluk faaliyetleri, burs destekleri, kan bağışı kampanyaları, afet organizasyonları, aile katılımlı etkinlikler ve yıllık ödül törenleri gibi sosyal ve kültürel projeler de yeni dönemde hayata geçirilecek çalışmalar arasında yer alıyor. Güçlü ve Sürdürülebilir Bir Gelecek Öte yandan, yeni dönem yönetimiyle birlikte derneğin güçlü yürüyüşünü daha da hızlandırması ve Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ticari ilişkileri somut projelerle daha ileri bir noktaya taşıması hedefleniyor. Bu büyüme, derneğin iş dünyasında karşılık bulduğunu ve güçlü bir güven zemini oluşturduğunu ortaya koyuyor. Yeni Dönem Kadrosu Derneğin yeni dönem yönetim kadrosu ise şöyle oluştu: Yönetim Kurulu Asil Liste: OSMAN GÜLER SÜLEYMAN İNAN ŞİRİN RODOPLU ŞİMŞEK FERDİ YILMAZ GÖKHAN VATANSEVER MÜMİN PEKCAN MÜMİN KIRCALI ALİ SAYIN MÜMİN DÖNMEZ MERT TİRYAKİ METİN EDİRNELİ ŞENAY SARMASOĞLU KILIKÇIER BEYHAN MOLLA DURHAN GÜLER MÜMİN ŞEN NAİME KAŞMER REMZİ KIRAYOĞLU Yönetim Kurulu Yedek Liste ERDİNÇ OSMANCIKOĞLU A. VOLKAN TEZELLİ BAHAR ERDEN BASRİ AÇIKGÖZ AYVAZ VATANSEVER MECİT BOYACI ERAY GÜRSOY FERDUN ŞEN AYHAN KILIÇ BURAK AZMAN ERSİN KÜÇÜK BERNA KALAY ŞENOL AÇIKGÖZ CÜNEYT ŞEVİK TUNCAY TOPÇU HÜLYA ÇİÇEKÇİ MESUT VATANSEVER Denetim Kurulu Asil Liste ERCAN ERSEÇ KEMAL SAKİN BİLAL SEVİNÇ Denetim Kurulu Yedek Liste CEMAL ÖZTÜRK SELÇUK EREN EMRE ÖZKAN KIRCAALİSİAD 1. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın ardından görev dağılımı da belli oldu. Buna göre; Yönetim Kurulu Başkanı OSMAN GÜLER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı SÜLEYMAN İNAN Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ŞİRİN RODOPLU ŞİMŞEK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı FERDİ YILMAZ Yönetim Kurulu Genel Sekreteri GÖKHAN VATANSEVER Yönetim Kurulu Saymanı MÜMİN PEKCAN Yönetim Kurulu Üyesi MÜMİN KIRCALI Yönetim Kurulu Üyesi ALİ SAYIN Yönetim Kurulu Üyesi MÜMİN DÖNMEZ Yönetim Kurulu Üyesi MERT TİRYAKİ Yönetim Kurulu Üyesi METİN EDİRNELİ Yönetim Kurulu Üyesi ŞENAY SARMASOĞLU KILIKÇIER Yönetim Kurulu Üyesi BEYHAN MOLLA Yönetim Kurulu Üyesi DURHAN GÜLER Yönetim Kurulu Üyesi MÜMİN ŞEN Yönetim Kurulu Üyesi NAİME KAŞMER Yönetim Kurulu Üyesi REMZİ KIRAYOĞLU oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.