Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademik Bilgi

Kapsül Haber Ajansı - Akademik Bilgi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademik Bilgi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Uygulama Dönemine Başlıyor Haber

Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Uygulama Dönemine Başlıyor

Ağ kapsamında ayrıca bakım eşitliği alanındaki bilgi üretimini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Bakım Eşitliği Araştırma Destek Programı ile iki araştırmaya toplam 300 bin TL destek sağlanacak. Özyeğin Üniversitesi’nin bakım emeği ve zihinsel iş yükünün çalışma yaşamındaki etkilerini ortaya koyan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, ilk üye şirketleriyle birlikte uygulama dönemine geçti. Ağ, bakım sorumluluklarının kadınların çalışma hayatında kalmaları, kariyerlerinde ilerlemeleri ve sahip oldukları potansiyeli ekonomik değere dönüştürmeleri üzerindeki etkisini şirketlerin kendi verileri ve deneyimleri üzerinden ele almayı hedefliyor. Yaklaşık 12 aya yayılan dönüşüm yolculuğunda şirketler mevcut politika ve çalışan ihtiyaçlarını değerlendirecek, elde edilen bulgular doğrultusunda kuruma özgü yol haritaları oluşturacak. Süreç; politika ve uygulama tasarımından eğitim ve atölyelere, çalışan ihtiyaçlarına yönelik pilot projelerden şirketler arası deneyim paylaşımına uzanacak. Yolculuğun sonunda şirketlerin kaydettiği ilerleme değerlendirilerek sonuçlar raporlanacak. Böylece araştırmayla görünür kılınan bakım eşitsizliğinin, şirketlerin kendi gerçekleri üzerinden somut ve kalıcı kurumsal uygulamalara dönüşmesi hedefleniyor. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın kurucu sponsorluğunu ise Fiba Grubu üstleniyor. İlk Üyeler Kendi Kurumlarının Bakım Eşitliği Profilini Çıkaracak Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nda her şirketin yolculuğu kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenecek. İlk aşamada kurumların mevcut politika ve uygulamaları değerlendirilecek; çalışanların bakım emeği, zihinsel iş yükü, kariyer ve fırsat eşitliği deneyimleri ile kurum kültürüne ilişkin ihtiyaçları veri toplama araçlarıyla ortaya konacak. Kurum içi anonim ölçümler, mevcut veri ve politikaların analizi, atölyeler ve odak grupları bu sürecin araçları arasında yer alacak. İhtiyaç duyan şirketler Özyeğin Üniversitesi tarafından geliştirilen Bakım ve Zihin Yükü Analiz Aracı (Care & Mental Load – CML Kit) ölçüm mekanizması ile daha derin ve kuruma özgü bir analiz de gerçekleştirebilecek. Ağ’ın veri toplama modeli tek bir araca bağlı olarak değil; şirketlerin kendi risk ve fırsat alanlarını daha ayrıntılı biçimde belirlemelerine olanak sağlayan araçlardan biri olarak konumlanıyor. Elde edilen veriler doğrultusunda her şirket için öncelikli dönüşüm alanları belirlenecek. Kuruma özgü politikaların geliştirilmesi, yeni mekanizma ve projelerin tasarlanması, çalışan ve yöneticilere yönelik eğitim ve atölyeler ile iyi uygulamaların şirketler arasında paylaşılması bu yolculuğun parçalarını oluşturacak. Ağ’ın destek modeli veri toplama, politika tasarımı, proje danışmanlığı, eğitim ve şirketler arası öğrenmeyi birlikte ele alıyor. Akademik Bilgi ve İş Dünyası Deneyimi Aynı Masada Konuşmasında bakım eşitliğinin yalnızca sosyal politika alanı değil, çalışma hayatı ve rekabet gücü açısından da ele alınması gerektiğini vurgulayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkemizdeki veriler, bakım sorumluluğunun daha çok kadınlar üzerinde olduğunu gösteriyor. TÜİK verilerine göre, hanesinde 3 yaşın altında çocuğu bulunan 25-49 yaş grubundaki erkeklerin yüzde 91’i istihdamda iken, bu oran kadınlarda yalnızca yüzde 27. Birçok kadın, eğitimli ve deneyimli olsa dahi, yeterli destek mekanizmaları olmadığı için çalışma hayatına hiç dahil olamıyor ya da çalışma hayatından erken kopuyor. Bakım eşitliği, kadınların ekonomik yaşama eşit katılımı için temel koşullardan biri. Son Orta Vadeli Program’da bakımın çalışma hayatını ve ekonomik kalkınmayı doğrudan etkileyen bir alan olarak ele alınmasını ve bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılmasına yönelik planlanan adımları bu açıdan kıymetli görüyoruz. Çözüm tek bir aktörün sorumluluğunda değil. Bakım sorumluluğunun dengeli paylaşımı için kamunun nitelikli ve kurumsal bakım hizmetlerini güçlendirmesi, yerel yönetimlerin sahadaki veriden destek alarak erişilebilir hizmetleri yaygınlaştırması, iş dünyasının çalışanları için destek araçlarını devreye alması gerekli. Bakımın kadınların doğal sorumluluğu olduğu yönündeki toplumsal kalıpları ise hep birlikte dönüştürmeliyiz. Ağ, şirketlerin kendi durumlarını veriye dayalı biçimde görmesine, çalışanlarının ihtiyaçlarına uygun politikalar geliştirmesine ve farklı deneyimlerden öğrenmesine destek oluyor. Bu sebeple biz de Ağ’ı bakım eşitliğini kültüre dönüştüren bir yapı olarak görüyoruz. Özyeğin Üniversitesi’nin ölçüm ve araştırma birikimi ile TÜSİAD’ın iş dünyasında yaygınlaştırma ve politika önerisi geliştirme deneyimini bir araya getirerek bakım eşitliğini kurumsal uygulamalara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Buradan iş dünyasını bu ağın bir parçası olmaya, kendi kurumlarında bakım eşitliğini ölçmeye ve somut adımlar atmaya davet ediyorum.” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, Ağ’ın ilk üyeleriyle uygulama dönemine geçmesinin akademik bilginin toplumsal etkiye dönüşmesi açısından önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bakım eşitliği, yalnızca kadınların çalışma hayatındaki konumuyla ya da çalışan deneyimiyle sınırlı bir konu değil; Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma kapasitesini doğrudan ilgilendiren stratejik bir mesele. Bir kadının bakım sorumlulukları nedeniyle işinden ayrılması, yalnızca bireysel bir kariyer kaybı anlamına gelmiyor; kurumların yetişmiş insan kaynağını, Türkiye’nin ise eğitim ve deneyimle oluşturduğu insan sermayesinin önemli bir bölümünü kaybetmesi anlamına geliyor. Bu nedenle mesele yalnızca daha fazla kadının çalışma hayatına katılması değil, kadınların kariyerlerinin her aşamasında potansiyellerini ortaya koyabilmelerini ve bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesini sağlayabilmek. Özyeğin Üniversitesi olarak ‘Global Etkisi Yüksek Girişimci Araştırma Üniversitesi’ vizyonumuz doğrultusunda, bilimsel bilginin toplumsal ve ekonomik değere dönüşmesini temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nı da bu anlayışın somut bir örneği olarak değerlendiriyoruz. Akademik araştırmanın ve verinin, iş dünyasının deneyimi ve uygulama gücüyle buluştuğu bu yapı sayesinde, bakım eşitliği konusunda yalnızca farkındalık yaratmayı değil, şirketlerin kendi gerçeklerinden hareketle ölçülebilir ve sürdürülebilir dönüşümler yaratmasına katkı sunmayı hedefliyoruz. Bu ağın asıl başarısını, kaç şirketin bir araya geldiğiyle değil; daha fazla kadının çalışma hayatında kalması, kariyerinde ilerlemesi, kurumların insan kaynağını daha etkin değerlendirmesi ve bakım sorumluluklarının daha adil paylaşılması için somut değişimlerin hayata geçirilmesiyle değerlendireceğiz. Akademi ile iş dünyasının aynı masada ürettiği bu deneyimin zaman içinde daha geniş bir dönüşüme öncülük etmesini ve Türkiye’nin insan kaynağının tamamından daha güçlü biçimde yararlanmasına katkı sağlamasını önemsiyoruz.” İlk Şirketlerin Deneyimi Ortak Bilgi Birikimine Dönüşecek Bakım Eşitliği Şirketler Ağı’nın önemli bileşenlerinden birini şirketler arası öğrenme oluşturuyor. Üye şirketler kendi kurumlarında geliştirdikleri uygulamaları, karşılaştıkları ihtiyaçları ve elde ettikleri deneyimleri Ağ içerisinde paylaşabilecek. Böylece farklı sektörlerden şirketlerin deneyimleri ortak bir bilgi havuzunda buluşacak; iyi uygulamaların çoğalması ve şirketlerin birbirlerinin deneyimlerinden öğrenmesi desteklenecek. Ağın ilk üyeleri arasında Boyner Grup, Coca-Cola İçecek, Fiba Grubu, Garanti BBVA ve TAV Havalimanları yer alıyor. İlk üyelerle uygulamaya geçen bu modelin yeni şirketlerin katılımıyla genişlemesi ve bakım eşitliği konusunda iş dünyasında ortak bir dönüşüm zemini yaratması hedefleniyor. Bakım Eşitliği Alanındaki Yeni Araştırmalara 300 Bin TL Destek Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, iş dünyasındaki dönüşümü desteklerken bakım emeği ve bakım eşitliği alanındaki veri ve araştırma açığının azaltılmasına da katkı sunmayı hedefliyor. Bu amaçla başlatılan Araştırma Destek Programı ile lisansüstü eğitimine devam eden ya da yüksek lisans veya doktora derecesini son beş yıl içinde tamamlamış erken kariyer araştırmacıların özgün çalışmalarına destek verilecek. Program kapsamında seçici kurul tarafından belirlenecek iki araştırmanın her birine 150 bin TL olmak üzere toplam 300 bin TL araştırma desteği sağlanacak. Araştırma önerileri; özgünlük ve alana katkı, kuramsal çerçeve ve yöntem, bakım emeği ve bakım eşitliğiyle ilişkisi, uygulanabilirlik ile etik kriterleri doğrultusunda değerlendirilecek. 11 Ekim 2026’da başlayacak başvurular 11 Aralık 2026 saat 23.59’a kadar devam edecek. Sonuçlar Şubat 2027’de düzenlenmesi planlanan Bakım Eşitliği Şirketler Ağı Zirvesi ve Bakım Eşitliği Konferansı’nda açıklanacak. Veriler Dönüşüm İhtiyacını Ortaya Koyuyor Ağ’ın bilimsel zeminini oluşturan Özyeğin Üniversitesi’nin “Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün Beyaz Yakalı Çalışanlar Üzerindeki Etkisi” araştırması, bakım sorumluluklarının çalışma yaşamı, kariyer sürekliliği ve insan kaynağının etkin kullanımı üzerindeki etkisine işaret ediyor. Araştırmaya göre kadınlar bakım emeğinin yüzde 57’sini, erkekler yüzde 33’ünü üstlenirken; zihinsel iş yükü kadınlarda yüzde 60, erkeklerde yüzde 35 seviyesinde. Evli ve çocuklu kadınların yüzde 15’i bakım sorumlulukları nedeniyle en az bir terfi teklifini reddettiğini, kadınların yüzde 31’i ve evli-çocuklu kadınların yüzde 37’si ise bakım nedeniyle işten ayrıldığını belirtiyor. Araştırmada katılımcıların yüzde 85’inin, bakım eşitliği politikaları sunan bir işvereni tercih etmeye daha yatkın olduğunu belirtmesi de konunun şirketlerin yetenek stratejileri açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor. İlk üyeleriyle uygulama dönemine geçen Bakım Eşitliği Şirketler Ağı, yeni şirketlerin katılımıyla büyüyerek bakım eşitliği konusunda iş dünyasında ortak bir dönüşüm hareketi yaratmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

30,5 Milyar Dolarlık Sektörün Büyük Buluşmasına Sayılı Günler Kaldı  Haber

30,5 Milyar Dolarlık Sektörün Büyük Buluşmasına Sayılı Günler Kaldı 

Savunma sanayiinden havacılığa, otomotivden medikal teknolojilere kadar pek çok sektörde üretim anlayışını değiştiren yenilikçi 3D projeleri, EXPO3D İstanbul’da aynı çatı altında bir araya gelecek. Fuarda Türkiye’de geliştirilen öncü çalışmaların yanı sıra dünya genelinde dikkat çeken uygulamalara yön veren teknolojiler, yeni nesil üretim sistemleri ve ileri malzeme çözümleri sergilenecek. 120’DEN FAZLA MARKA, 100’Ü AŞKIN FİRMA EXPO3D’DE BULUŞACAK Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul’da, 100’ün üzerinde katılımcı firma ve 120’den fazla marka yer alacak. 3D yazıcı üreticilerinden ileri malzeme tedarikçilerine, yazılım geliştiricilerinden otomasyon firmalarına, tarama sistemlerinden son işlem teknolojilerine uzanan geniş katılımcı profiliyle fuarın, üç gün boyunca 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor. 3D BASKI PROTOTİPTEN NİHAİ ÜRÜNE TAŞINIYOR EXPO3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, fuara sayılı günler kala sektörün tüm paydaşlarını İstanbul’da buluşmaya davet ederek şu değerlendirmede bulundu: “EXPO3D İstanbul’da eklemeli imalat teknolojilerinin ulaştığı son noktayı, yenilikçi uygulamalar ve ileri üretim çözümleri üzerinden ortaya koyacağız. Ziyaretçiler, 3D baskının prototiplemeden nihai ürün imalatına kadar ulaştığı seviyeyi yenilikçi uygulamalar üzerinden yakından görebilecek. Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim yöntemi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren stratejik bir üretim modeli. Küresel pazarın sekiz yıl içinde yaklaşık 5,5 kat büyümesinin beklenmesi de yaşanan dönüşümün boyutunu açıkça gösteriyor. Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve mühendislik kapasitesiyle bu pazarda bölgesel bir üretim ve teknoloji merkezi olabilir.” AKADEMİK BİLGİ SANAYİNİN ÜRETİM GÜCÜYLE BULUŞACAK EXPO3D İstanbul kapsamında Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı, akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle buluşturacak. Konferansta yeni nesil üretim yöntemleri, ileri malzemeler, endüstriyel uygulamalar ve sektördeki teknolojik gelişmeler uzman isimler tarafından ele alınacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Meslekleri Artık 3D Üretim Etrafında Şekilleniyor Haber

Geleceğin Meslekleri Artık 3D Üretim Etrafında Şekilleniyor

Eklemeli imalat teknolojilerinin yalnızca üretim anlayışını değil, kariyer planlamasını da değiştirdiğini belirten Expo3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Dünyada üretim anlayışı yapay zekâ, otomasyon ve dijital üretim teknolojileriyle yeniden şekillenirken, gelecekte yalnızca mühendislere değil; 3D tasarım, dijital üretim, ileri malzeme teknolojileri, tersine mühendislik, kalite yönetimi, medikal üretim ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda uzmanlaşmış nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç da hızla artacak. Üniversite tercihinde bulunacak gençlerin yalnızca bugünün popüler mesleklerine değil, önümüzdeki 10-20 yılın üretim teknolojilerine odaklanmaları gerekiyor. Eklemeli imalat; mühendislikten tasarıma, sağlık teknolojilerinden savunma sanayiine kadar çok geniş bir alanda yeni kariyer fırsatları sunuyor. Dijital üretim çağında rekabet avantajı elde etmek isteyen hem bireylerin hem de kurumların bu dönüşüme bugünden hazırlanması büyük önem taşıyor” dedi. 3D TEKNOLOJİLERİYLE YAPILABİLECEK 10 YENİ İŞ ALANI Yıldırım Ünverdi, geleceğin öne çıkacak 3D mesleklerini; dijital tasarım süreçlerini yöneten 3D Tasarım Uzmanı, üretim süreçlerini yöneten 3D Yazıcı Operatörü, katmanlı üretim teknolojileri geliştiren Eklemeli İmalat Mühendisi, kişiye özel protez ve implant üretimi yapan Medikal 3D Baskı Uzmanı, üç boyutlu proje ve maketler hazırlayan Mimari Görselleştirme ve Maket Tasarımcısı, kişiselleştirilmiş moda ve takı ürünleri geliştiren 3D Moda ve Takı Tasarımcısı, 3D tabanlı eğitim materyalleri geliştiren Eğitim Teknolojileri Uzmanı, şirketlerin dijital üretim dönüşümüne rehberlik eden 3D Baskı Danışmanı, çevre dostu malzeme ve üretim süreçleri geliştiren Geri Dönüşüm ve Sürdürülebilir Üretim Uzmanı ile 3D teknolojilerine yönelik eğitim ve dijital içerikler hazırlayan 3D İçerik Üreticisi ve Eğitmeni olarak sıraladı. Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuarda 100’ün üzerinde katılımcı firma, 120’den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşması hedefleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sağlaması amaçlanan organizasyon, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı ile akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle bir araya getirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâdan Sonra Gözler 3D Teknolojilerine Çevrildi Haber

Yapay Zekâdan Sonra Gözler 3D Teknolojilerine Çevrildi

Türkiye'de bu dönüşüme dikkat çekmek amacıyla 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek 3D Baskı Teknolojileri ve Katmanlı Üretim Fuarı (Expo3D İstanbul), sektör profesyonellerini, yatırımcıları, akademisyenleri ve gençleri aynı çatı altında buluşturmaya hazırlanıyor. Eklemeli imalat teknolojilerinin yalnızca üretim anlayışını değil, kariyer planlamasını da değiştirdiğini belirten Expo3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, "Dünyada üretim anlayışı yapay zekâ, otomasyon ve dijital üretim teknolojileriyle yeniden şekillenirken, gelecekte yalnızca mühendislere değil; 3D tasarım, dijital üretim, ileri malzeme teknolojileri, tersine mühendislik, kalite yönetimi, medikal üretim ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda uzmanlaşmış nitelikli insan kaynağına olan ihtiyaç da hızla artacak. Üniversite tercihinde bulunacak gençlerin yalnızca bugünün popüler mesleklerine değil, önümüzdeki 10-20 yılın üretim teknolojilerine odaklanmaları gerekiyor. Eklemeli imalat; mühendislikten tasarıma, sağlık teknolojilerinden savunma sanayiine kadar çok geniş bir alanda yeni kariyer fırsatları sunuyor. Dijital üretim çağında rekabet avantajı elde etmek isteyen hem bireylerin hem de kurumların bu dönüşüme bugünden hazırlanması büyük önem taşıyor” dedi. 3D TEKNOLOJİLERİYLE YAPILABİLECEK 10 YENİ İŞ ALANI Yıldırım Ünverdi, geleceğin öne çıkacak 3D mesleklerini; dijital tasarım süreçlerini yöneten 3D Tasarım Uzmanı, üretim süreçlerini yöneten 3D Yazıcı Operatörü, katmanlı üretim teknolojileri geliştiren Eklemeli İmalat Mühendisi, kişiye özel protez ve implant üretimi yapan Medikal 3D Baskı Uzmanı, üç boyutlu proje ve maketler hazırlayan Mimari Görselleştirme ve Maket Tasarımcısı, kişiselleştirilmiş moda ve takı ürünleri geliştiren 3D Moda ve Takı Tasarımcısı, 3D tabanlı eğitim materyalleri geliştiren Eğitim Teknolojileri Uzmanı, şirketlerin dijital üretim dönüşümüne rehberlik eden 3D Baskı Danışmanı, çevre dostu malzeme ve üretim süreçleri geliştiren Geri Dönüşüm ve Sürdürülebilir Üretim Uzmanı ile 3D teknolojilerine yönelik eğitim ve dijital içerikler hazırlayan 3D İçerik Üreticisi ve Eğitmeni olarak sıraladı. Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuarda 100’ün üzerinde katılımcı firma, 120’den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşması hedefleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sağlaması amaçlanan organizasyon, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı ile akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle bir araya getirecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’e Kadar 169 Milyar Dolara Ulaşacak Haber

Küresel Eklemeli İmalat Pazarı 2033’e Kadar 169 Milyar Dolara Ulaşacak

Dijital üretimde yaşanan hızlı dönüşüm, küresel sanayinin üretim, stok ve tedarik zinciri modellerini yeniden tanımlıyor. Kişiselleştirilmiş üretime yönelik artan talep, küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve sürdürülebilirlik hedefleri, eklemeli imalat teknolojilerini şirketler açısından stratejik bir yatırım alanına dönüştürüyor. Havacılıktan otomotive, sağlık teknolojilerinden savunma sanayii ve mimarlığa kadar geniş bir alanda 3D üretim çözümlerinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Türkiye, güçlü sanayi altyapısı ve yüksek katma değerli üretim sektörlerinden gelen artan taleple birlikte eklemeli imalat alanındaki konumunu güçlendiriyor. Endüstriyel 3D yazıcılardan ileri malzemelere, yazılım ve tasarım çözümlerinden üretim hizmetlerine kadar genişleyen ekosistem; yerli üretim kabiliyetini artırırken dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlıyor. Savunma sanayii, havacılık, otomotiv ve medikal teknolojilerde karmaşık, hafif ve yüksek performanslı parçaların üretimine duyulan ihtiyaç, 3D üretim çözümlerine yönelik yatırımları hızlandırıyor. Türkiye’nin eklemeli imalat, tasarım ve ileri üretim teknolojilerine odaklanan ilk ve tek ihtisas fuarı EXPO3D İstanbul, 17–19 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuarda 100’ün üzerinde katılımcı firma, 120’den fazla marka ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçinin buluşması hedefleniyor. Yaklaşık 250 milyon dolarlık potansiyel ticaret hacmine katkı sağlaması amaçlanan organizasyon, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla düzenlenecek 5. Uluslararası 3D Baskı ve Eklemeli İmalat Konferansı ile akademik bilgi birikimini sanayinin üretim gücüyle bir araya getirecek. ÜRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ YAŞANIYOR Expo3D İstanbul Fuar Koordinatörü Yıldırım Ünverdi, “Cumhurbaşkanlığımızın yüksek teknoloji odaklı kalkınma vizyonu, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında hayata geçirilen stratejiler ve sanayide dijital dönüşümü destekleyen politikalar, eklemeli imalat teknolojilerinin Türkiye’de daha hızlı yaygınlaşmasının önünü açıyor. Genç ve nitelikli mühendis nüfusu, gelişen sanayi altyapısı ve stratejik coğrafi konumuyla Türkiye, bölgesel bir üretim ve inovasyon merkezi olma yolunda önemli avantajlara sahip. Özellikle savunma sanayii, havacılık, medikal ve otomotiv gibi yüksek katma değerli sektörlerden gelen artan talepler, Türkiye’de eklemeli imalat ve ileri üretim teknolojileri ekosisteminin önümüzdeki dönemde güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacağına işaret ediyor” dedi. Ünverdi, eklemeli imalat teknolojilerinin üretim anlayışını kökten değiştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Eklemeli imalat artık yalnızca yeni bir üretim teknolojisi değil; tasarımdan nihai parçaya, bakım ve onarımdan tedarik zinciri yönetimine kadar sanayinin bütün süreçlerini dönüştüren yeni bir üretim paradigmasıdır. Küresel pazarın yıllık yüzde 20’nin üzerinde büyümesi ve 2025 yılındaki 30,5 milyar dolarlık seviyesinden 2033’te yaklaşık 169 milyar dolara ulaşmasının beklenmesi, bu dönüşümün kalıcı ve stratejik bir nitelik taşıdığını açıkça gösteriyor. EXPO3D İstanbul olarak amacımız yalnızca bir fuar düzenlemek değil; yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, yeni yatırımların ve nitelikli iş birliklerinin önünü açan, ülkemizin sanayi dönüşümüne somut katkı sağlayan sürdürülebilir bir platform oluşturmaktır. Eklemeli imalat alanındaki yerli üretim kabiliyetini, katma değerli ihracatı ve küresel rekabet gücünü artırarak Türkiye’nin teknoloji üreten ve bölgesine yön veren konumunu güçlendirmeyi; ülkemizin ekonomik ve teknolojik geleceğine kalıcı değer katmayı hedefliyoruz” dedi. Türkiye’nin stratejik konumuna dikkat çeken Ünverdi: “Türkiye; Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika arasında kurduğu üretim, ticaret ve lojistik bağlantılar sayesinde eklemeli imalat alanında bölgesel ölçekte güçlü bir konuma sahip. Gelişmiş sanayi altyapımız, mühendislik kabiliyetimiz ve yüksek katma değerli sektörlerdeki üretim deneyimimiz, ülkemizi yalnızca teknoloji kullanan değil, teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir merkez hâline getiriyor. Önümüzdeki 5–10 yıllık dönemde eklemeli imalatın nihai parça üretimi, bakım ve onarım, hafifletilmiş komponent geliştirme, kişiselleştirilmiş üretim ve dijital tedarik zincirlerindeki etkisi çok daha belirgin hâle gelecek. Bu dönüşüm, yeni sanayi düzeninin ve küresel rekabetin en kritik başlıklarından biri olacak” değerlendirmesinde bulundu. Eklemeli imalat teknolojileri, dijital tasarımların doğrudan üretime aktarılmasını sağlayarak sanayiye hız, esneklik ve tasarım özgürlüğü kazandırıyor. Karmaşık ve hafif parçaların üretilebilmesi, kalıp ihtiyacının azaltılması, düşük adetli üretim ile kişiselleştirilmiş çözümlere olanak tanıması, teknolojinin geleneksel imalat yöntemlerini tamamlayan stratejik bir üretim modeli olarak hızla yaygınlaşmasını sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu Haber

Sağlık Teknolojilerinde Akademi ve Girişimcilik Aynı Zeminde Buluştu

Etkinlikte, sağlık teknolojileri alanında yapılan akademik ve girişimcilik ekosisteminin çalışmaları iki panel altında ele alındı. Programın açılış konuşmalarını İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek ve Entertech İstanbul Teknokent Genel Müdürü Dr. Muhammed Kasapoğlu gerçekleştirdi. Açılışta, sağlık teknolojileri alanında akademik bilgi birikiminin girişimcilik mekanizmalarıyla desteklenerek ticarileştirilmesinin önemi vurgulandı. Açılış konuşmasında Dr. Muhammed Kasapoğlu, sağlık teknolojileri girişimlerinin karşılaştığı sermaye ihtiyacı, regülasyon süreçleri ve pazara erişim zorluklarına dikkat çekerek, teknokentlerin bu süreçte yalnızca bir altyapı sağlayıcısı değil; girişimlerin ticarileşme yolculuğunda aktif birer yol arkadaşı olduğunu ifade etti. Kasapoğlu, akademik üretimin ekonomik değere dönüşmesinde üniversite–teknokent–girişim iş birliklerinin kritik rolüne vurgu yaptı. Açılışın ardından, TÜBİTAK 1812 Girişimcilik Destek Programı kapsamında destek almaya hak kazanan İstanbul Üniversitesi mensubu akademisyenlerine plaket takdimi gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında düzenlenen ilk panel, “3 Perspektif, 1 Gelecek: Yeni Nesil Sağlık Girişimleri” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Nuri Yenerel’in üstlendiği panelde; Entertech bünyesinde faaliyet gösteren sağlık teknolojileri girişimleri, ürün geliştirme süreçleri, klinik ihtiyaçlara yanıt üretme pratikleri ve sahadaki deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Programın ikinci paneli olan “Sağlık Teknolojileri ve Tıpta Regülasyonlar” oturumunda ise regülasyon, sertifikasyon ve klinik onay süreçleri çok paydaşlı bir perspektifle ele alındı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın yaptığı panelde, kamu, sektör ve girişimcilik ekseninde sağlık teknolojilerinin mevzuatla uyumlu şekilde ticarileştirilmesine ilişkin güncel yaklaşımlar değerlendirildi. Etkinlik, akademi ve girişimcilik ekosisteminin temsilcilerini bir araya getiren network oturumu ile sona erdi. Entertech İstanbul Teknokent, sağlık teknolojileri alanında üniversite temelli girişimciliği destekleyen ve akademik bilginin sahaya aktarılmasını hızlandıran iş birliklerini önümüzdeki dönemde de güçlendirerek sürdürmeyi hedefliyor.

KTO Karatay Üniversitesi ile Aselsan Konya Stratejik İş Birliği Başlattı Haber

KTO Karatay Üniversitesi ile Aselsan Konya Stratejik İş Birliği Başlattı

Protokol töreni, 8. Konya Savunma Sanayi Tedarikçi Buluşmaları kapsamında; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Konya Valisi İbrahim Akın, KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, ASELSAN Konya Yönetim Kurulu Başkan V. İbrahim Koyuncu ve ASELSAN Konya Genel Müdürü Serhan Özsoy’un teşrifleri ile gerçekleşti. “Yerli ve Millî Savunma Sanayimizin Gelişimine Katkı Sunacak Projeleri Desteklemeye Devam Edeceğiz” KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, törende iş birliği protokolünün önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “Üniversite-sanayi iş birlikleri, ülkemizin teknolojik bağımsızlığı ve sürdürülebilir kalkınması açısından büyük önem taşıyor. Bu protokol, bilgiyle üretimi buluşturan güçlü bir adım olmuştur. Akademisyenlerimiz ile ASELSAN Konya’nın AR-GE ekiplerinin ortak projelerde yer alması, öğrencilerimize yeni staj ve uygulamalı eğitim olanakları sunacaktır. KTO Karatay Üniversitesi olarak, yerli ve millî savunma sanayimizin gelişimine katkı sunacak projeleri desteklemeye ve nitelikli insan kaynağı yetiştirmeye devam edeceğiz.” “Ülkemizin Savunma Sanayi Hedeflerine Katkı Sağlamaktan Gurur Duyuyoruz” KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, protokolün uygulamalı eğitim vizyonu açısından stratejik bir adım olduğunu belirterek; “ASELSAN Konya ile kurduğumuz bu iş birliği, akademik bilgi birikimini üretim sahasına taşıyan güçlü bir modeldir. Üniversitemiz bünyesindeki araştırma merkezlerinin yetkinliği, ASELSAN Konya’nın teknoloji altyapısı ile birleşerek savunma sanayine yenilikçi çözümler sunacaktır. Bu protokol, öğrencilerimizin sektörel deneyim kazanmalarına olanak tanırken, akademisyenlerimizin araştırma çıktılarını somut projelere dönüştürmelerine zemin hazırlayacaktır. KTO Karatay Üniversitesi olarak, ülkemizin savunma sanayinde yerli ve millî hedeflerine katkı sağlayan tüm girişimlerin paydaşı olmaktan gurur duyuyoruz” şeklinde konuştu. Tören, protokol imzalarının ardından hatıra fotoğrafı çekimi ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın KTO Karatay Üniversitesi standını ziyaretiyle tamamlandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.