Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademisyen

Kapsül Haber Ajansı - Akademisyen haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyen haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yerli ve Milli Sağlık Teknolojilerinin Geliştirilmesi Hedefleniyor Haber

Yerli ve Milli Sağlık Teknolojilerinin Geliştirilmesi Hedefleniyor

Üsküdar Üniversitesi Perfüzyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Kocailik, Perfüzyon Doktora Programı'nın ortaya çıkış sürecini, sağlık alanına sağlayacağı katkıları ve geleceğe yönelik hedeflerini değerlendirdi. Perfüzyon teknolojisi baş döndürücü bir hızla gelişiyor Programın hangi ihtiyaçlardan doğduğunu anlatan Prof. Dr. Ali Kocailik, “Perfüzyon teknolojisi dünyada baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Artık sadece açık kalp ameliyatlarında değil, yapay organlarda ve ileri yaşam destek sistemlerinde de bu bilim dalı hayati bir rol oynuyor. Sektördeki bu hızlı büyüme, en güçlü bilimsel temellerle donatılmış uzman ihtiyacını ve en önemlisi bu uzmanları eğitecek yetkin akademisyen eksikliğini doğurdu. Üsküdar Üniversitesi olarak bu büyük boşluğu doldurmak amacıyla Türkiye’de vakıf üniversiteleri arasında ilk ve tek olan doktora programımızı hayata geçirdik.” dedi. Perfüzyonistler artık hastanın hayata tutunma mücadelesinin merkezinde Kalp ve damar cerrahisi ile yoğun bakım süreçlerinde perfüzyon uzmanlarının rolünün son yıllarda önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ali Kocailik, “Eskiden perfüzyonistler sadece ameliyathanede, kalp-akciğer makinesini yöneten teknik uzmanlar olarak görülüyordu. Bugün ise kritik yoğun bakım süreçlerinde, ECMO adını verdiğimiz yapay akciğer ve kalp destek sistemlerinin yönetiminde, yani hastanın hayata tutunma mücadelesinin tam merkezinde yer alıyorlar. Rolleri, teknik bir görevden multidisipliner bir klinik ortaklığa dönüştü.” diye konuştu. Yerli ve milli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi hedefleniyor Programın sağlık hizmetleri ve klinik araştırmalar açısından önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Prof. Dr. Kocailik, “Doktora programımız sayesinde ameliyathanelerde ve yoğun bakımlarda tamamen kanıta dayalı, yani bilimsel olarak doğruluğu kanıtlanmış yöntemler geliştirilecek. Bu da doğrudan tıbbi hata risklerini minimuma indirerek hasta güvenliğini en üst seviyeye çıkaracak. Ayrıca yerli ve milli sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi için klinik araştırmalara öncülük edeceğiz.” şeklinde konuştu. Yapay zekâ ve dijital sağlık perfüzyon uygulamalarını dönüştürüyor Geleceğin perfüzyon uygulamalarına dikkat çeken Prof. Dr. Kocailik, şöyle konuştu: “Öncelikli konularımız yapay organ teknolojileri, yeni nesil cihaz tasarımları ve hasta güvenliği protokolleridir. Günümüzde yapay zekâ ve dijital sağlık, perfüzyon uygulamalarını tamamen değiştiriyor. Akıllı sensörler ve veri analitiği sayesinde ameliyat esnasında hastanın tüm hayati verilerini anlık olarak tahmin edebiliyor ve riskleri önceden öngörebiliyoruz. Doktora programımız tam da bu yeni nesil teknolojileri üretecek beyinleri yetiştirecek.” Türkiye’yi perfüzyon biliminde söz sahibi bir merkez haline getirmeyi hedefliyoruz Prof. Dr. Ali Kocailik, Türkiye'nin bu alandaki bilimsel gücünü artırmayı amaçladıklarını söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı: “Mezunlarımız sadece hastanelerde klinik liderler olmakla kalmayacak; üniversitelerde yeni nesilleri yetiştirecek akademisyenler ve sağlık politikalarına yön veren danışmanlar olacaklar. Bu programla amacımız, Türkiye’yi perfüzyon biliminde dünyada söz sahibi bir akademik merkez haline getirmektir. Kısacası, perfüzyonun kalbi Üsküdar’da atıyor ve geleceğin sağlık liderleri burada yetişiyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AİÇÜ Bilimsel Teşvik ve Spor Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

AİÇÜ Bilimsel Teşvik ve Spor Ödülleri Sahiplerini Buldu

Vakfın sürdürdüğü destekler kapsamında bu yıl spor ödüllerinde 70 sporcu ve antrenör, bilimsel teşvik ödüllerinde ise 30 akademisyen ödüle layık görüldü. Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) tarafından, İbrahim Çeçen Vakfı’nın desteğiyle düzenlenen “AİÇÜ Bilimsel Teşvik ve Spor Ödülleri Töreni” gerçekleştirildi. Üniversitede düzenlenen törene; Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin, İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Çeçen, akademisyenler, çok sayıda öğrenci ve aileleri katıldı. Tören kapsamında başarılı sporcular ve bilimsel çalışmalarıyla fark yaratan akademisyenlere ödülleri takdim edildi. 30 akademisyene başarı ödülü verildi 15 yıldır düzenlenen Bilimsel Teşvik Ödülleri kapsamında bu yıl, 15’i sosyal bilimler ve 15’i fen bilimleri olmak üzere toplam 30 akademisyen ödüllendirildi. 2011 yılında 16 kişiyle başlayan bu yolculukta toplam ödül sayısı 1040’a ulaşırken, bu yıl yapılan güncelleme ile ödül kriterlerinde çalışmaların sadece sayısı değil; niteliği, evrensel değeri ve uluslararası prestiji önceliklendirildi. Geleceğin güçlü temelleri spor ile atıyor Spor Ödülleri’nde ise ulusal ve uluslararası arenada başarı gösteren 70 sporcu ve antrenör ödül almaya hak kazandı. 2012 yılından bu yana aralıksız devam eden programda, verilen ödül sayısı böylece 1000 barajını aşmış oldu. Eğitim ve sporun bir arada yürütülmesine büyük önem veren vakıf, bu anlamlı etkinlikte Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi’nde eğitim gören ve Türkiye’yi temsil eden tüm milli sporcuları eğitim hayatları boyunca “İbrahim Çeçen Vakfı Özel Bursu” ile desteklemeye devam edeceğini duyurdu. AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin: “Akademik başarının teşviki ve sporun ödüllendirilmesi geleceğin inşası için çok önemli” AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. İlhami Gülçin ise konuşmasında üniversite-vakıf iş birliğinin önemine değinerek; “Bugün sadece ödülleri değil, geleceğe yapılan yatırımları kutluyoruz. Akademik başarının teşviki ve gençlerimizin sporla motive edilmesi, güçlü bir geleceğin inşasında en kritik rolü oynamaktadır. Desteklerinden ötürü Sayın İbrahim Çeçen’e ve İbrahim Çeçen Vakfı’na şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerini kullandı. Günseli Çeçen: “Bilimi toplumsal dönüşümün anahtarı, sporu da azmin, disiplinin ve karakter gelişiminin bir simgesi olarak görüyoruz” Törenin açılışında konuşan İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Çeçen: “İbrahim Çeçen Vakfı olarak 22 yıl önce ‘Eğitime Gönülden Bağlıyız’ diyerek çıktığımız bu yolda; bilimi toplumsal dönüşümün anahtarı, sporu da azmin, disiplinin ve karakter gelişiminin bir simgesi olarak görüyoruz. Bölgenin kalkınması için bilimsel ilerlemenin temel bir güç olduğu bilinciyle bu yolda üretilen kıymetli bilgiyi takdir etmeyi en büyük sorumluluklarımızdan biri olarak kabul ediyoruz. Bilimsel alandaki yaklaşımımızı, spor sahalarındaki gurur tablolarımızla taçlandırıyoruz. Ağrı’nın barındırdığı büyük potansiyele inanan bir vakıf olarak; bu topraklardan çıkan gençlerimizin dünya şampiyonalarından olimpiyatlara uzanan yolculuklarında yanlarında olmak, bizim için en büyük motivasyon kaynağıdır. Bilimle aydınlanan, sporla güçlenen bir gençliğin, daha adil ve güçlü bir toplumun temeli olduğuna İbrahim Çeçen Vakfı olarak tüm kalbimizle inanıyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma Haber

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı'nda, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kızı ve kız kardeşi, usta tarihçinin adını taşıyan kütüphanede kitapseverlerle buluştu. Kültürpark’ta gerçekleşen etkinlikte, Ortaylı’nın yaşamı, merakı ve toplumla kurduğu güçlü bağ duygusal anlarla anıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı önemli konukları ağırladı. Geçtiğimiz 13 Mart’ta hayatını kaybeden tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Nuriye Ortaylı ile kızı Tuna Ortaylı, İzmir’de kitapseverlerle bir araya geldi. Etkinlik, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan ve İlber Ortaylı’nın hayattayken açılışını yaptığı, onun adını taşıyan kütüphanede gerçekleştirildi. Ortaylı ailesi, burada okurlarla buluşarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu anlamlı hizmet için teşekkür etti. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu da katıldı. Buluşmada Ortaylı ailesi, usta tarihçiye dair anılarını paylaşırken zaman zaman duygusal anlar yaşandı. “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı” İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın topluma önemli katkılar sunan bir akademisyen olduğunu belirterek, onun düşünmeye, sorgulamaya ve bilgiyi yeniden yorumlamaya teşvik eden bir isim olduğunu söyledi. Ortaylı ile birkaç kez bir araya gelip sohbet etme imkânı bulduğunu ifade eden Yıldır, onun ikna edici anlatımıyla dikkat çeken ve çayı çok seven bir insan olduğunu dile getirdi. Yıldır ayrıca, Ortaylı’nın bilgi birikimini günümüze taşıyarak anlamlı bir değer oluşturduğunu vurgulayarak, “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı. Herkes onu sevdi, herkes onu anladı. Bence onun için en büyük hediye de budur” dedi. “Çok erken yaşta tarih okumaya başlamış” İlber Ortaylı’nın kız kardeşi yazar Nuriye Ortaylı da ağabeyine dair anılarını paylaştı. İlber Ortaylı’nın evini kitaplara göre düzenleyen bir insan olduğunu belirten Nuriye Ortaylı, “Kitaplarla ilişkisi daha okumayı öğrenmeden önce başladı. İlk dinlediği kitap annemin kendisine okuduğu Almanca bir masal kitabıydı. Çocukluğundan itibaren oyunlarını bile tarihi figürler üzerine kurdu. Çok erken yaşta tarih okumaya başladı” dedi. “Toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak ederdi” İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu kütüphaneyi açtığı için teşekkür eden Nuriye Ortaylı, “Bu kütüphane çok anlamlı. Yaşarken açılmış olması ayrıca çok kıymetli. İlber Ortaylı kendi adını taşıyan bir kütüphane olduğunu gördü. Bu bence çok güzel. İlber bilginin tek kaynağı olarak kitabı gören biri değildi. Anadolu’yu, dünyayı karış karış gezerdi. Her kesimden insanla konuşurdu. Ayrım yapmazdı. Onun için ‘Elitist’ diyenler var. Oysa toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak eder, fikirlerini öğrenmeye çalışırdı. Beslenme kaynaklarından biri buydu. Onu gerçeğe ,topluma bağlayan şeylerden biri buydu. Bir diğer beslenme noktası da seyahat etmekti” diye konuştu. “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı” İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, babasının İzmir Kitap Fuarı’nın daimi katılımcılarından biri olduğunu anımsatarak, İzmir’e yerleşme fikrinin olduğunu belirtti. Tuna Ortaylı, “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı. Her zaman İzmir’i alternatif bir yaşam alanı olarak düşünürdü. İstanbul’daki işlerinin azalması halinde İzmir’e yerleşeceğini söylerdi. Ama ben iki çocuk yaparak bu projesine biraz engel oldum. Bugün sizlerin arasında olmak, babamın sevdiği şehirde, sevdiği okurları ile birlikte olmak bizi de çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. “Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi” İlber Ortaylı'nın hayata karşı dev bir merakının bulunduğunu anlatan Tuna Ortaylı, “Kendini hem sözlü hem de yazılı kaynaklardan beslerdi. Hayatı büyük yaşayan, büyük kahkahalı, eğlenceli bir insandı. Böyle insanlar ne kadar sevildiklerini her zaman yaşarken görme şansına erişemiyorlar. Bugün buraya gelen herkese teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi. Kendi ismine adanmış bir kütüphane olması bile çok önemli” dedi. Etkinlikte katılımcılar ailesine İlber Ortaylı ile ilgili merak ettikleri soruları yöneltti. Programın sonunda yazar Nuriye Ortaylı “Annem Şefika” isimli kitabını imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor Haber

11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi Viyana’da Başlıyor

11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. 50’yi Aşkın Akademisyen ve İktisatçı Katılacak İki gün sürecek kongrede, 21 ülkeden 50’yi aşkın akademisyen ve iktisatçı tebliğ sunacak. Kongre kapsamında düzenlenecek 9 ayrı oturumda; • Küresel ekonomik krizlerin çözüm yolları • Daha adil ve barışçıl bir ekonomik düzen arayışı • Milli Ekonomi Modeli’nin sunduğu tezler çok yönlü biçimde değerlendirilecek. Uluslararası Üniversitelerden Güçlü Katkı Uluslararası Bağımsız Ekonomi Modeli Birliği tarafından düzenlenen kongre, önemli akademik kurumların katkısıyla hayata geçiriliyor. Kongreye destek veren kurumlar arasında: • Viyana Teknik Üniversitesi • Viyana Bilim Kulübü • Malezya Taylor Üniversitesi • Bosna Hersek Zenica Üniversitesi yer alıyor. Kapanış Konuşmasını Hüseyin Baş Yapacak Kongrenin kapanış konuşmasını ise Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gerçekleştirecek. Bugüne kadar düzenlenen on ayrı uluslararası kongrede dünya akademik çevrelerinde büyük ilgi gören model, sürdürülebilir büyüme ve ekonomik istikrar için güçlü bir alternatif olarak görülüyor. Milli Ekonomi Modeli: İnsanı Merkeze Alan Çözüm Prof. Dr. Haydar Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli; insanı merkeze alan yaklaşımı, vatandaşın tüketim kabiliyetini artırarak üretimi tetikleyen yapısı ve milli para anlayışıyla ekonomi bilimine özgün bir bakış kazandırıyor. Model, aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi tarafından parti programı haline getirilerek Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizlere yönelik somut proje ve önerilerle kamuoyuna sunuldu. Viyana’da Ekonominin Geleceği Tartışılacak 7-8 Şubat tarihlerinde Viyana’da düzenlenecek bu önemli kongrede, dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenler bir araya gelerek ekonomik krizlerin çözümüne dair yeni perspektifler ortaya koyacak. 11. Milli Ekonomi Modeli Kongresi, daha adil, güçlü ve sürdürülebilir bir dünya ekonomisi için önemli bir buluşma olma niteliği taşıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Moka United Ana Sponsorluğundaki ‘Kıvılcım Zirvesi 2025’ Başlıyor Haber

Moka United Ana Sponsorluğundaki ‘Kıvılcım Zirvesi 2025’ Başlıyor

Moka United, Bi' Dünya Kıvılcım Derneği tarafından bu sene ikincisi gerçekleştirilecek olan Kıvılcım Zirvesi’nin ana sponsoru oldu. Türkiye’nin ödeme sistemleri alanındaki yetkinlik ve deneyimlerini uluslararası arenada güçlü bir şekilde temsil eden Moka United, dünyanın farklı ülkelerindeki Türk akademisyen, girişimci, sanatçı ve etki liderlerini bir araya getiren Kıvılcım Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. 27-28 Kasım’da online olarak gerçekleşecek ‘Beyin göçünden beyin gücüne’ ana temasıyla bu sene ikincisi düzenlenen Kıvılcım Zirvesi, 27-28 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Kıvılcım Zirvesi dünya genelinde yaşayan yetenekli ve yüksek öğrenimli Türk işgücünün dijital platformda bir araya gelmelerine ve Türkiye’nin gelişimine katkıda bulunmalarına imkan sunacak. Zirve, farklı ülkelerde çalışan ya da yaşayan ve aklı her daim Türkiye'de olan iş gücünü harekete geçirmeyi ve zirve için oluşturulan dijital platforma ücretsiz üye olan herkese networking olanağı da sağlamayı hedefliyor. Yurtdışındaki Türklerin finansal yol arkadaşı Etkinlikle ilgili açıklama yapan Moka United Genel Müdürü Halim Memiş şunları söyledi: “Moka United olarak, Türkiye’de finansal sektörde edindiğimiz tecrübe ve yetkinliklerimizi Azerbaycan, Gürcistan, Özbekistan, Almanya ve İngiltere’de de başarıyla sürdürüyoruz. Yurtdışında RUUT adlı markamız bünyesinde hayata geçirmeye hazırlandığımız dijital bankamızla da İngiltere’deki Türk diasporası başta olmak üzere, KOBİ’lerden, bireysel müşterilere Türkiye’de olduğu gibi finansal çözüm hizmetlerini ulaştırmak en büyük hayalimiz. Global bir fintek olma yolundaki kararlılığımız doğrultusunda, köklerinin Türkiye’ye dayandığı tecrübe, bilgi birikimi ve gücümüzü yurtdışında da sürdürme vizyonumuzun, Bi’ Dünya Kıvılcım Derneği’nin yaklaşımı ve değerli çalışmalarıyla örtüşmesi, bu iş birliğinde büyük bir etken oldu. Dünyada önemli başarılarla adını duyuran Türk fikir önderlerinin bir araya gelmesine vesile olan Kıvılcım Zirvesi’nde ana sponsor olarak yer aldığımız için mutluluk duyuyoruz.” Bi' Dünya Kıvılcım Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gözde Kara Günaydın ise şunları söyledi: “Türkiye'den yurt dışına yaşanan beyin göçünü asla bir kayıp olarak değil tam tersine yetişmiş insan kaynağımızın yurt dışındaki temsiliyetinin güçlenmesi ve aynı zamanda bilim, teknoloji, sanayi, kültür-sanat alanlarında Türkiye ile kurulabilecek yeni iş birlikleri için çok önemli bir potansiyel bir değer olarak görüyoruz. Kıvılcım Zirvesi ile de dünyanın dört bir yanında yaşayan ve farklı alanlarda uzmanlıkları olan 100'lerce kıvılcımı bir araya getirmeyi ve birlikte değer yaratabileceğimiz alanları ortaya çıkartmayı hedefliyoruz. Moka United gibi globalde bizleri gururla temsil eden önemli bir markanın ana sponsorumuz olması ile birlikte bu seneki Kıvılcım Zirvesi'nin çok daha etkili ve hedef kitlesine daha hızlı ulaşan bir etkinlik olacağına inanıyoruz." Zirve global ağ ve iş birliği fırsatı sunuyor Atatürk'ün "Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyoruz, gür alevler halinde dönmelisiniz!" sözünden ilham alarak çalışmalarını sürdüren Bi’ Dünya Kıvılcım Derneği tarafından düzenlenen Kıvılcım Zirvesi; dünya genelinde yaşayan Türk profesyonelleri, akademisyen, girişimci, sanatçı ve etki liderlerini İstanbul için bir araya getirecek. Dijital ortamda gerçekleşecek etkinlikte 2 bin katılımcı, 50 iş ortağı ve 40 konuşmacı bir araya gelecek. Zirve, katılımcılara global ağlarını genişletme, iş birliği fırsatlarını keşfetme ve Türkiye’nin ulusal ve uluslararası sorunlarına katkıda bulunmasına imkan sunacak. Etkinlik, dünyanın dört bir yanındaki Türk profesyonelleriyle tanışma, Türkiye’nin geleceği için ortak değerler yaratma ve sektördeki uzman kişilerle bilgi alışverişinde bulunma fırsatı da sağlayacak.

Türkiye’de Bilet Sayıları Alarm Veriyor! Haber

Türkiye’de Bilet Sayıları Alarm Veriyor!

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yan etkinlikler, 31 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen, “Yeni Dalga mı Durgunluk mu: Bu Gişe Bizi Kurtarır mı?” ve “Pelikülden Dijitale - Sinemada Tasarım” panelleriyle sona erdi. Türk sinema sektöründeki üretim ve seyirci sayısı sorunları; yönetmen ve yapımcı Murat Şeker, CJ ENM Dağıtım Müdürü Ferhat Aslan ve Cinema Pink by Maximum Film Programlama Müdürü İlkay Erdem’in katıldığı “Yeni Dalga mı Durgunluk mu: Bu Gişe Bizi Kurtarır mı?” başlıklı panelde ele alındı. Bilet satışı en çok düşen ülke, Türkiye; en çok artan ise Suudi Arabistan Murat Şeker’in verdiği sayısal bilgiler, korkunç bir manzarayı işaret ediyordu. Önce Türkiye’de yıllar içindeki değişimi resmetti Şeker; buna göre 2017’de toplam 72 milyon bilet satılmışken bu sayı, 2024'te 33 milyona düşmüştü ve bu yıl için beklenti, 24 milyondu. Pandemi öncesi, 2015-2019 arası satılan toplam bilet sayısı 290 milyon iken 2020-2024 arası; bu rakam sadece 130 milyon. Uluslararası karşılaştırmalı bilgilerse durumun vehametini çok daha keskin gösteriyordu: Pandemi öncesi 5 yılda satılan toplam 6 milyon bileti, 70 milyona çıkaran tek ülke; Suudi Arabistan. “20 yıldır ilk defa bu yaz film çekmedim” Bilet satışlarındaki düşüşün sebebinin, alım gücünün düşmesinin uzantısı olduğunun bilindiğini ancak asıl sıkıntının, eşzamanlı olarak yapım maliyetlerinin yükselmesi olduğunu belirten Şeker, “Kendimden örnek vereceğim; 20 yıl sonra ilk defa bu yaz film çekmedim çünkü çekim maliyetini göze alamadım” dedi. Şeker; “Yapım maliyetlerinin artmasının Türkiye'deki özel sebebi; Netflix, Disney gibi Amerikan menşeli firmaların dijital platformalarda yapıma başlaması, yapım giderlerini dolar bazında yükseltmesi ve piyasayı dengesizleştirmesi. Burada; festivallere katılan, özellikle festival filmi üreten arkadaşların dikkat etmediği bir husus var: Ülkenin ana akım sineması çarkları dönmediğinde zaten festivaller, yarışmalar düzenlenemez hale gelir” uyarısında bulundu. “Üç yılda bir film üreten yapımcı kalmadı” CJ ENM Dağıtım Müdürü-Yapımcı Ferhat Arslan’sa kurumsallığın ve endüstrinin oluşmamasına dikkat çekti: Aslan, “BKM vardı, TAFF vardı, Avşar Film vardı. Med Yapım, Ay yapım; girdi, çıktı. Fakat hiçbirisi sürdürülebilir bir ekosistem yaratamadı. Biz bir yapımcı kültürü oluşturamadık. Türkiye'de üç yılda bir film üreten yapımcı kalmadı” “Sinema salonlarında doluluk oranımız, yüzde 5; bu bir felaket!” diyen Aslan; bu rakamın, bir seansın gösteriminin elektrik bedelini karşılamadığını ifade etti. Seyirciyi salonlara çekmek için alternatif yollar denenmesi gerektiğini söyleyen, Cinema Pink by Maximum Film Programlama Müdürü İlkay Erdem, “Bu nedenle etkinliklerin arttırılması gerektiğini düşünüyorum. Mesela 27- 28 Eylül'de çok düşük bir bilet fiyatıyla bir festival gerçekleştirdik. Vizyon filmleriyle devamını da getirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. Bu uygulamada; 80 TL’lik bilet fiyatıyla hafta sonu satılan bilet sayısının 800 bin olduğu bilgisini veren Murat Şeker, “Bu, bize bir şey işaret ediyor: Türk insanının kültüre ayıracak parası yok” dedi. “Sektörü yakın zamanda sorunlar bekliyor; ilk filmini yapanlar belki bir daha film yapamayacaklar, salonlar kapanacak” şeklinde konuşan Şeker, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörün çoğunluğu, televizyon ve dizi dünyasına yöneldi. Devlet desteği olmadan, bireysel yapımcıların finansal desteğiyle gerçekleşen sinemaya da ‘bunu neden yapıyorsun?’ diyemeyiz. Zaten bu sayede 70 milyon seyirci, senede 250 film, yarışmalar, festivaller gibi güzellikleri yaşadık” Melies’ten Da Vinci Resolve’a Altın Portakal’da günün diğer paneli, sinemada tasarım üzerineydi. “Pelikülden Dijitale - Sinemada Tasarım” panelinde akademisyen Emre Ahmet Seçmen, Melies’ten Da Vinci Resolve’a; sinema tarihindeki dönüm noktaları üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.