Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademisyenler

Kapsül Haber Ajansı - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı Haber

Bursa’da Fethin 700. Yıl Heyecanı

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Bursa’nın Fethinin 700. Yılı’ kapsamında düzenlenecek etkinliklerin tanıtım toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Fethin 700. yılı kapsamında yapılacak olan bilimsel, akademik ve kültürel etkinlikler hakkında bilgilerin verildiği toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, programın Danışma Kurulu üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve derneklerin temsilcileri, akademisyenler ve araştırmacılar katıldı. “BURSA, GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN İMZASIDIR” Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 asrı aşan bir hafızayı, yürüyüşü, iradeyi ve büyük medeniyeti hep birlikte geleceğe taşıma kararlılığını ortaya koymak için bir arada olduklarını söyledi. Bursa’nın 700 yıl önce başlayan büyük dönüşümünü ve yolculuğunu, köklerindeki eşsiz mirasa sahip çıkarak aynı kararlılıkla gelecek asırlara taşıyacaklarını ve miras bırakacaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa, geçmişin mirası, geleceğin imzasıdır. Bu büyük yıl dönümünü yıl boyunca düzenleyeceğimiz etkinliklerle onurlandıracağız. Kentimizin her köşesinde geçmişten geleceğe güçlü bir bağ kuracağız. 2026 yılının tamamını ‘700. Fetih Yılı’ olarak ilan ettik” diye konuştu. “BİZLER BUGÜN O ÇINARIN GÖLGESİNDE DURUYORUZ” Kent Tarihi, Tanıtım ve Turizm Dairesi Başkanlığı bünyesinde; Bursa Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Düzce Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yaşayanlar ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Suna Çağaptay’dan oluşan Danışma Kurulu ile birlikte sürecin yönetileceğini ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlıklarımızı Ekim 2024’te başlattık. Bursa’nın özellikleri ve tarihsel kimliği hakkında araştırmalar yapan bilim insanlarını kentimize davet ettik. Bu yılı sadece anma yılı olarak değerlendirmiyoruz. Hatırlama, anlama, sahiplenme ve geleceğe taşıma yılı olarak görüyoruz. 700 yıl önce bu topraklara düşen tohum, sıradan bir tohum değildi. Adaletle filizlenen, emekle büyüyen, inançla kök salan, yüzyıllara meydan okuyan bir çınarın tohumudur. Bizler bugün o çınarın gölgesinde duruyoruz. Tarihimizin yeni bir eşiğine hep birlikte adım atmanın onurunu taşıyoruz” dedi. OSMANLI’YA ÜÇ KEZ BAŞKENTLİK YAPAN ŞEHİR, BURSA Bursa’nın, fethinin 700. yılında köklerinden aldığı güçle asırlara meydan okumaya devam ettiğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın dünya tarihine adını altın harflerle yazdıran bir milletin devlet olma iradesinin filizlendiği eşsiz bir kent olduğunu vurguladı. 1302 yılında Yenişehir Ovası ve çevresinin fethedilmesiyle Osmanlı’nın ilk merkezinin Yenişehir olduğunu, 1326 yılında Bursa’nın fethine kadar geçen 24 yıl boyunca Osmanlı Devleti’nin Yenişehir’de şekillendiğini, köklerini burada derinleştirdiğini anlatan Başkan Mustafa Bozbey, Bursa’nın 1326’daki fetihle birlikte bir ‘payitaht’ kimliği kazandığını anlattı. Orhan Gazi'nin, 1331’de İznik’in fethiyle birlikte şehri imar etmek ve İslam kültürünü yerleştirmek amacıyla başkenti bir süreliğine İznik’e taşıdığını hatırlatan Başkan Mustafa Bozbey, ilk Osmanlı Medresesi olan İznik Medresesi’nin de bu dönemde açıldığını ifade etti. 1335’de ise payitahtlık unvanının tekrar Bursa’ya döndüğünü belirten Başkan Mustafa Bozbey, kentin kuruluştan İstanbul’un fethine kadar geçen süreçte Osmanlı’ya üç kez başkentlik yaptığını, devletin asıl ruhunun şekillendiği yer olduğunu dile getirdi. “KÖKLERİMİZDEN GELECEĞE…” Bursa’nın sadece bir fetih kenti olmadığına, bir devlet aklının, bir yönetim anlayışının ve bir medeniyetin doğduğu merkez olduğuna dikkat çeken Başkan Mustafa Bozbey, “Yalnızca 7 asırlık takvim yapraklarını çevirmiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu uzun yürüyüşün, bu topraklarda yeşeren ortak hafızasını geleceğe taşıyoruz. Bu noktada diyoruz ki: Köklerimizden geleceğe… Biliyoruz ki köklerini unutan bir gelecek güçlü olamaz. Geçmişiyle bağ kuramayan bir yarın, kalıcı olamaz. Bursamızın köklerinden aldığımız ilhamla, tarihten güç alarak, geleceğe güvenle bakıyoruz. Bu yüzden 700. Fetih Yılı’nı; yaşanan, hissedilen ve paylaşılan bir yıl haline getiriyoruz” diye konuştu. “2026 YILINDA, ÜÇ BAŞKENT KOL KOLA OLACAK” 2026 yılı boyunca gerçekleştirilecek etkinliklerin tarihi sergilerden akademik buluşmalara, sanat etkinliklerinden çocuklara özel programlara, söyleşilerden keşif rotalarına kadar zengin ve kapsayıcı bir içerikle Bursa’nın dört bir yanına yayılacağını söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, tarihin yalnızca kitaplarda değil, sokaklarda, meydanlarda ve insan hafızasında yaşadığını hatırlattı. Bu anlayışla 700. Fetih Yılı’nı Bursa’nın sınırlarının dışına taşıdıklarının altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “2026 yılında, üç başkent kol kola olacak. Bursa, Edirne ve İstanbul. Üç başkent… Üç dönem… Üç büyük hikâye… Bursamızda filizlenen çınar, Edirne’de köklerini sağlamlaştırdı. İstanbul’dan şahlanarak dünyayı kuşattı. Böylesi bir tarih, dünya tarihinde çok az kente nasip olmuştur. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak Edirne ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri ile birlikte bu büyük mirasın sorumluluğunu omuzluyor, yıl boyunca yaşayarak ve yaşatarak gelecek nesillere aktarıyoruz” dedi. “TURİZM AÇISINDAN FIRSATA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ” “Bu gurur hepimizin! Bu tarih hepimizin!” diyen Başkan Mustafa Bozbey, “Gelin, hep birlikte yedi asırlık bir çınarın hikâyesini kutlayalım. Gelin, Bursamızın 700. Fetih Yılı’nı 2026 yılı boyunca sürecek etkinliklerle birlikte yaşayalım, birlikte yaşatalım. Bursamızın fethinin 700. yılı, köklerimizden geleceğe uzanan bu büyük yürüyüşte hepimize kutlu olsun. Yedi asırlık çınarımızın gölgesi daim, yarınlarımız aydınlık olsun. Bursa’nın, fethin 700. yılını turizm açısından da fırsata dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu fırsatı değerlendirmek, Bursa’yı dünyaya tanıtmak zorundayız” dedi. ÇARŞIBAŞI BÖLGESİNDE SES VE IŞIK GÖSTERİSİ Etkinlikler hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, anma törenlerinin Osmanlı’nın ilk kuruluş hutbesinin okunduğu Yenişehir Kumluk Camii’ndeki mevlit programıyla başlayacağını açıkladı. Çarşıbaşı bölgesinde dijital mapping teknolojisi, müzik, ışık ve sahne sanatlarının bir araya geldiği görkemli bir görsel şölen ve kutlama programı gerçekleştirileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “3-4-5 Nisan’da ’Bursa’nın Fethinin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu’ ve 14-15-16 Mayıs’ta ‘Topraktan Gelen Hafıza’ Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu düzenlenecek. İstanbul Heritage Fuarı’nın basın toplantısı da Bursa’da yapılacak. Hazırlayacağımız stantta 700. yıl etkinliklerini ve mirasa yaklaşımlarımızı aktaracağız. KUDEB aracılığıyla kentin çok katmanlı mirasının bilimsel ve denetimli restorasyon süreçleri yürütülerek gelecek kuşaklara aktarılması sağlanacak. Sur kapılarından türbelere ve saraylara uzanan bir hafıza yolculuğu sunan rota düzenlenecek” dedi. 700. YIL ANISINA ÖZEL GÜN PULU Osmanlı’nın ilk camilerinden biri olan Alaaddin Bey Camii’nin haziresinin aslına uygun olarak onarıldığını aktaran Başkan Mustafa Bozbey, ilk altı Osmanlı padişahının türbelerine yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla Türkçe, İngilizce, Arapça sesli rehberlik hizmeti sunulacağını belirtti. Osmanlı hanedanlarına ait puşidelerin serim töreni yapılacağını ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, “‘İktidarın yüzü, gücün sembolü’ sikke sergisi, Yoğurtçu Baba haziresi restorasyonu, Emir Sultan Cami’nin hazire-mezarlık alanı restorasyonu, Tarihi Bursa Surları Fetihkapı kazamat mahali bakım onarımı yürütülecek. ‘Hüsn-i hat ve medeniyet’ hat levhaları sergisi düzenlenecek. ‘700. yılda Ortak Bellek: Çengiç Ailesi koleksiyonu sergisi’ tanıtılacak. ‘Yansımalar’ Bursa Kent Akademisi yıl sonu sergisi hazırlanacak. ‘Kutlu Rüya’ sanal gerçeklik gezici sergisini de Bursalılarla buluşturacağız. Pınarbaşı Parkı için hazırlanan ve fethi anlatan orijinal İznik çinisi pano, 6 Nisan’daki fetih yürüyüşünün ardından törenle açılacak. 700. yıl anısına özel gün pulu yaptırıyoruz. Hazırlanan pulda, kuruluş dönemine ait ilk altı padişahın minyatür portreleri yer alacak” diye konuştu. 700. YILI ANISINA 700 ÇINAR FİDANI Bursa’nın fethinin 700. yılı anısına 700 çınar fidanı dikileceğini belirten Başkan Mustafa Bozbey, Fetih Kupası adı altında Geleneksel Türk Okçuluğu Yarışması düzenleneceğini ifade etti. Bursa’nın Fethi’nin 700. yılına özel Uludağ zirve tırmanışı gerçekleştirileceğini aktaran Başkan Mustafa Bozbey, “Pınarbaşı Parkı’nda özel olarak tasarlanan zaman yolculuğu alanında çocuklar, Osmanlı dönemini oyun, canlandırma ve atölyeler aracılığıyla yaşayarak öğrenecek. UNIMA Bursa Şubesi tarafından hazırlanan ‘Fetih’ konulu gölge oyunu, yıl boyunca Karagöz Müzesi ve çeşitli dış alanlarda izleyiciyle buluşacak. 700. yıl temalı müze atölyeleri ve çocuk etkinlikleri düzenlenecek. Osmanlı mutfağı temasıyla düzenlenecek Gastronomi Festivali, 700. Yıla özel lezzetleri Bursa’nın günlük yaşamına taşıyacak. BURFAŞ sosyal tesislerinde 700. yıl menüsü adıyla Bursa’nın köklü mutfak kültürünü yansıtan ‘Osmanlı mutfağı menüsü’ eklenecek” dedi. Programın Danışma Kurulu üyeleri adına konuşan BUÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Zeynep Dörtok Abacı, Bursa’nın fethiyle Osmanlı Beyliği’nin cihan devletine evrildiğini ve toprağa düşen bir tohumun asırlık çınara dönüştüğünü söyledi. Amerika, Avrupa ve Türkiye’den alanında uzman akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla 3-5 Nisan 2026’da ‘Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı Uluslararası Sempozyumu'nun düzenleneceğini açıklayan Abacı, sempozyumun sonunda bir kitap hazırlanarak kent tarihine kazandırılacağını anlattı. 2026 yılı boyunca tarih, arkeoloji, edebiyat, iktisat, mimari ve sanat tarihi alanlarında çalışmalar yapan akademisyen ve araştırmacıların katılımıyla panel ve söyleşiler düzenlenerek Bursa’nın fethinden 700 yıl sonrasına kadar uzanan sürecin ele alınacağını belirten Abacı, tüm etkinliklerin Bursa’nın tarihsel ve kültürel belleğinde belirgin bir iz bırakmasını amaçladıklarını dile getirdi. Soru cevap bölümünün ardından Tiyatro Şube Müdürlüğü tarafından Orkestra Şube Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Gök Kubbenin Altında Bir Gümüş Kubbe’ eserinin sunumu gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Tarımda Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilirlik İçin Çözüm Olanaklarını Anlattı Haber

CW Enerji Tarımda Enerji Verimliliği ve Sürdürülebilirlik İçin Çözüm Olanaklarını Anlattı

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş hücresi ve panel üreticilerinden biri olan CW Enerji, yenilenebilir enerji alanındaki bilgi birikimini tarım sektörüyle paylaşmaya ve katkı sağlamaya devam ediyor. Sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle hareket eden CW Enerji, tarımsal üretimde enerji verimliliğini artıran ve çevresel etkileri azaltan çözümleriyle tarım sektöründe yenilikçi ve sürdürülebilir uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Bu vizyon doğrultusunda, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle CW Enerji ev sahipliğinde düzenlenen “Yenilenebilir Enerjinin Geleceği ve Tarımda Kullanım Olanakları” başlıklı çalıştayda, güneş enerjisinin tarımsal üretimde sunduğu fırsatlar kapsamlı şekilde ele alındı. Kamu, akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getiren etkinlik, tarımda sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında önemli bir bilgi paylaşım platformu sundu. Program, katılımcıların CW Enerji showroom alanı ile CW SolarCell ve CW alüminyum üretim hatlarını kapsayan tesis gezileriyle başladı. Üretim süreçlerini yakından inceleme fırsatı bulan katılımcılar, yerli, inovatif enerji teknolojileri hakkında detaylı bilgi aldı. Güneş enerjisi tarım sektörü için stratejik bir değer taşıyor Etkinliğin açılışında bir konuşma yapan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü bilgi birikimi ve teknolojik altyapılarını tarım sektörüyle buluşturmaya devam ettiklerini söyledi. Tarım sektörüne yönelik geliştirdikleri sistemleriyle de fark yarattıklarına dikkat çeken Sarvan, “Güneş enerjisi tarım sektörü için stratejik bir değer taşıyor. Biz de geliştirdiğimiz sistemlerle tarımda verimlilik artışı ve çiftçilerin enerji maliyetlerinin azaltılmasını hedefliyoruz. CW Enerji olarak, ürettiğimiz ürünlerle tarım ekosistemine de katma değer sağlamayı amaçlıyoruz. Tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin düşürülmesi, verimliliğin artırılması ve çevresel etkilerin azaltılması, sürdürülebilir gelecek vizyonumuzun temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz çözümlerle; sulama sistemlerinden seracılığa, depolama alanlarından tarımsal işletmelere kadar geniş bir ölçekte güneş enerjisinin etkin kullanımını destekliyoruz” dedi. CW Enerji’nin AR-GE ve üretim gücü sayesinde tarım odaklı uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade eden Sarvan, şunları kaydetti: “Tarıma yönelik sistemlerimizle çiftçilerimizin enerjiye daha erişilebilir ve sürdürülebilir şekilde ulaşmasını sağlıyoruz. Tarım alanlarında enerji bağımsızlığını güçlendiren projelerimizle hem üreticilerimizin rekabet gücünü artırıyor hem de ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine katkıda bulunuyoruz. Güneş enerjisinin tarımda yalnızca bir enerji kaynağı değil; aynı zamanda ekonomik, çevresel ve sosyal bir değer yarattığına da inanıyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayı, bilgi paylaşımını güçlendiren ve tarımda yenilenebilir enerji farkındalığını artıran önemli bir adım olarak görüyoruz. CW Enerji olarak, bundan sonra da tarım sektörüyle birlikte hareket ederek sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasına öncülük etmeye devam edeceğiz.” Uzman akademisyenlerden tarımda güneş enerjisi ve teknoloji odaklı sunumlar Program kapsamında Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli, enerji depolama sistemleri, fotovoltaik panellerin tarımda kullanımı, solar sulama çözümleri, sera uygulamaları, ısı pompası sistemleri, off-grid tarımsal çözümler ve tarımda dijital dönüşüm başlıklarında uzman akademisyenler ve CW Enerji yöneticileri tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi ve ODTÜ GÜNAM’dan akademisyenlerin de katılım sağladığı seminerde, güneş enerjisinin tarımsal üretimde iklimlendirme, sulama ve enerji bağımsızlığı gibi alanlarda sağladığı avantajlar paylaşıldı. CW Enerji yetkilileri, tarım sektöründe yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasının hem üreticilerin rekabet gücünü artıracağını hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Ayrıca bu etkinlikte, Türkiye’de fotovoltaik enerji sistemlerin tarımsal uygulamalara entegrasyonu için mevzuat altyapısının oluşturulmasına yönelik ortak çalışmaların da tohumları ekildi. Etkinlik, katılımcılar arasında gerçekleşen değerlendirmelerle sona erdi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Bursa’da Temiz Hava Seferberliği Haber

Bursa’da Temiz Hava Seferberliği

Bursa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik çalışmaları artırmak, kurumlar arası iş birliğini güçlendirmek ve mevcut durumun bilimsel veriler ışığında değerlendirilmesini sağlamak amacıyla ‘Hava Kirliliği ve Çevresel Etkileri Paneli’ düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki programa, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in yanı sıra aynı zamanda Halk Sağlığı Uzmanı olan CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Aksoy, Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, akademisyenler, kamu kurumları, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. “HEPİMİZ AYNI HAVAYI SOLUYORUZ” Programda konuşan MBB ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, yeşilin, beyazın ve mavinin bir araya gelerek eşsiz bir doğa dokusu oluşturduğu Bursa'da hava kalitesinin düşük olduğunu vurguladı. Bunda kentin coğrafi konumunun, yeryüzü yapısının ve sanayi yoğunluğunun etkili olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bursa hava kirliliği açısından bugün de çok büyük bir risk altındadır. Kentimizin hava kalitesi gelecek kuşaklar için de önem taşıyor. Göreve geldiğimiz günden itibaren havamız ve suyumuz için birçok çalışma yaptık ve bunları kamuoyuyla paylaştık. Önemli çağrılar yaptık. Havamızı ve suyumuzu kimlerin kirlettiğini açıkladık. Bu konuda herkesin sorumluluk sahibi olması gerektiğini her platformda dile getirdik. Hepimiz aynı havayı soluyoruz. Havamız ne kadar temizse, insan sağlığı açısından o kadar kaliteli bir yaşam sunarız” diye konuştu. “AMACIMIZ, TEMİZ, SAĞLIKLI VE YAŞANABİLİR BURSA” Bursa’da hava kirliliğinin en yüksek olduğu yerin İnegöl olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, hava kirliliği açısından Kestel ve Gürsu’nun da İnegöl’ü takip ettiğini söyledi. Kentin farklı noktalarına yerleştirilen hava kalitesi ölçüm cihazlarıyla canlı takip yapabildiklerini belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Bu tür çalışmalarımızı genişleteceğiz. Muhtemelen İnegöl'de ve Kestel'de maske dağıtacağız. Çünkü durum bunu gösteriyor. Hava kirliliği, insan sağlığını, yaşam kalitesini ve kentlerin geleceğini doğrudan etkileyen bir konudur. Sanayi kimliğiyle öne çıkan Bursa’da özellikle kış aylarında partikül madde değerlerinde yaşanan artış, hepimizin yakından takip ettiği önemli bir sorundur. Bizler halk sağlığını önceleyen, temiz çevreyi merkeze alan bir anlayışa sahibiz. Amacımız, halkımızın daha temiz, daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir Bursa'da yaşamasını sağlamaktır” dedi. “GELECEK KUŞAKLARA KARŞI SORUMLULUĞUMUZ VAR” Yılların ihmali ve düşüncesizliği sonucu Nilüfer Çayı’nın kirlendiğini ve buna sebep olan kurumlardan birinin de BUSKİ olduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, bunun yanında 155 kaçak deşarj da tespit ettiklerini hatırlattı. Bunlara yönelik işlemlerin sürdürüldüğünü anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Bu süreci kararlılıkla sürdürüyoruz. Çevreyi kirleten her unsurla mücadele edeceğiz. 2026 yılı içerisinde atık su ve altyapı projelerini büyük ölçüde tamamlayacağız. Eksikleri gidererek kentimizin havasını ve suyunu korumak için gereken adımları atacağız. Ovaakça bölgesindeki atıkların da Nilüfer Çayı’na karıştığını biliyoruz. Bu konuda proje hazırladık. İnşaat süreci başladı ve kısa sürede faaliyete başlatacağız. Yıllarca bu kentte görev yapan insanların duyarsızlığı bir Bursalı olarak beni son derece üzdü. Gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz var. Çocuklarımız ve torunlarımız bu kentte yaşayacak” diye konuştu. “KURUMLAR ARASI İŞ BİRLİĞİYLE HAREKET ETMEK ZORUNDAYIZ” Hava kalitesi ölçümüyle ilgili Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminde yapılan çalışmalar hakkında da bilgi veren Başkan Mustafa Bozbey, dünya genelinde yaşanan iklim krizine de dikkat çekerek gerekli tedbirlerin şimdiden alınması gerektiğini vurguladı. Sorunların ancak tüm kurumların iş birliğiyle çözülebileceğinin altını çizen Başkan Mustafa Bozbey, “Kurumlar arası iş birliğiyle ve ortak akılla hareket etmek zorundayız. El ele verdiğimizde hava kirliliğine karşı daha etkili ve kalıcı çözümler üretebileceğimize inanıyorum. Düzenlenen panelin, Bursa için yol gösterici sonuçlar ortaya koyacağını inanıyorum” dedi. “BURSA’NIN TEMİZ HAVA EYLEM PLANINA İHTİYACI VAR” CHP Bursa Milletvekili Prof. Dr. Kayıhan Pala, Bursa’nın uzun yıllardır hava kirliliğiyle mücadele ettiğini söyledi. Çarpık kentleşme, endüstri ve ulaşım gibi etkenlerden dolayı hava kirliliğinin Bursa’da ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Pala, “Bursa, yıllar boyunca Türkiye genelindeki ölçüm istasyonları arasında en kirli ilk 10 kent arasında olmuştur. Nilüfer ölçüm istasyonunda partikül madde (PM10) değeri 367 seviyesine ulaştı. Bu açık bir alarm durumudur. Hava kirliliği, sadece Bursa merkezde değil, 17 ilçede ciddi sorundur. Bursa’da her yıl 3 bine yakın insan hava kirliliği sebebiyle hayatını erken kaybediyor. Çok sayıda çocuk hava kirliliğine bağlı hastalıklara yakalanıyor. Bu hastalıkların bir bölümü ömür boyu sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü, hava kirliliğini sigara kadar ciddi bir sağlık tehdidi olarak tanımlıyor. Bursa’nın çok ciddi temiz hava eylem planına ihtiyacı var. Umarım hep birlikte temiz hava soluduğumuz günleri yaşarız” diye konuştu. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Cihat Kahraman, Bursa genelinde kentsel hava kalitesini yakından takip ettiklerini, Bursalıların sağlıklı hava teneffüs etmelerini sağlamak amacıyla çalıştıklarını ifade etti. Hava kirliliğiyle mücadelede sunduğu yol gösterici destekler için Başkan Mustafa Bozbey’e teşekkür eden Kahraman, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, konuşmaların ardından panel oturumlarıyla devam etti. ‘Farklı dinamikler perspektifinden hava kalitesi’ konulu birinci oturumda, Prof. Dr. Ülkü Alver Şahin ‘Kent havasının kirlilik dinamikleri ve kaynak dağılımları’, Doç. Dr. Aşkın Birgül ‘Bursa’da hava kalitesi ve emisyon kaynaklarının bilimsel değerlendirilmesi’, Derya Sarıoğlu ‘Hava emisyon yönetimi çalışmaları’, Prof. Dr. Burcu Onat ‘İç ortam hava kalitesi: Bina içi kirlilik kaynakları ve yönetimi’, Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan ‘Temiz hava hakkı ve çevresel adalet perspektifi’, Prof. Dr. Alpaslan Türkkan ‘Hava kirliliğinin halk sağlığı üzerine etkileri’ başlığında sunum yaptı. ‘Yerelde havayı yönetmek’ temalı ikinci oturumda ise, Bursa, İstanbul ve İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri tarafından ‘hava kalitesi ve izleme yönetimi’ hakkında bilgi verildi. Program, moderatörlüğünü Barış Can Üstündağ’ın yaptığı ‘Hava sohbetleri-Birlikte konuşalım: Çevre için paylaşılan sorumluluklar’ oturumuyla sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk-Alman Kültür İşleri Derneği Türkiye’deki 70. Yılını Kutladı Haber

Türk-Alman Kültür İşleri Derneği Türkiye’deki 70. Yılını Kutladı

İki ülke arasındaki kültürel diplomasi ve eğitim iş birliklerini odağa alan gecede Başkonsolos Dr. Regine Grienberger, Goethe-Institut İstanbul Müdürü Mani Pournaghi Azar ve Dernek Başkanı Prof. Dr. Canan Şenöz Ayata konuşma yaptı. Prof. Dr. Nilüfer Tapan ve Prof. Dr. Neşe Onural’ın kültürel ve eğitsel ilişkileri ele alan sunumlarının ardından İstanbul’daki Alman okullarının video gösterimleri ve Dr. İclal Cankorel’in piyano konseri yer aldı. Etkinlik, Türk-Alman ilişkilerinin 70 yıllık ortak kültürel birikimini geleceğe taşıyan bir buluşma olarak öne çıktı. İkinci Dünya Savaşı sırasında kesintiye uğrayan Türk-Alman kültürel ilişkilerini yeniden canlandırmak ve yetişkinlere yönelik dil kursları düzenlemek amacıyla 1955 yılında kurulan Türk-Alman Kültür İşleri Derneği, 70. kuruluş yıl dönümünü Almanya İstanbul Başkonsolosluğu’nun Kaisersaal Salonu’nda düzenlediği kapsamlı bir kültür–eğitim programıyla kutladı. İki ülke arasındaki kültürel diplomasi, eğitim iş birlikleri ve toplumsal etkileşimin ele alındığı gece, akademisyenler, eğitim kurumları ve kültür dünyasından isimleri bir araya getirdi. Açılış konuşmalarını Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger, Goethe-Institut İstanbul Müdürü Mani Pournaghi Azar ve Türk-Alman Kültür İşleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Canan Şenöz Ayata yaptı. Konuşmacılar, iki ülkenin 70 yıllık kültürel ortaklığının sadece bir diplomatik ilişki değil, aynı zamanda karşılıklı öğrenmenin, dönüşümün ve ortak değerlerin bir göstergesi olduğuna vurgu yaptı. Programın ilk bölümünde iki önemli akademisyen söz aldı. Prof. Dr. Nilüfer Tapan, “Sınırların Ötesinde Köprüler: 70 Yıllık Yaşayan Kültürel Ortaklık” başlıklı konuşmasında Türk-Alman ilişkilerinin tarihsel arka planını ele alarak kültürel etkileşimin toplumlar üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Ardından Prof. Dr. Neşe Onural, “Eğitim Bir Köprüdür: Türk-Alman Ortak Yaşam Yolu” sunumunda eğitim kurumları arasındaki iş birlikleri ve ortak projelerin Türkiye’deki gençler için taşıdığı fırsatları anlattı. Etkinlik, İstanbul’daki Alman okullarının katkılarıyla hazırlanan Türk-Alman karşılaşmalarını merkeze alan kısa video gösterimleriyle devam etti. Gösterimler, iki kültürün tarih boyunca kesiştiği alanlara dair güncel ve toplumsal bir perspektif sundu. Gecenin müzik programında piyanist Dr. İclal Cankorel, Schubert, Mendelssohn ve Brahms’ın eserlerinden oluşan seçkisiyle kültür odaklı gecenin sanatsal boyutunu güçlendirdi. Sanatçı, klasik müzik repertuvarından seçtiği eserlerle salonu etkileyici bir atmosferle doldurdu. Yaklaşık üç saat süren kutlama, davetlilerin bir araya gelerek eğitim ve kültürel iş birliklerine dair fikir alışverişinde bulunduğu kokteyl resepsiyonu ile sona erdi. Türk-Alman Kültür İşleri Derneği yetkilileri, 70 yıllık çalışmalarını geleceğe taşıyacak yeni kültür ve eğitim projeleri üzerinde çalışmaya devam edeceğini belirtti.

Giorgio Marrapodi’ye Yeditepe Üniversitesi’nden Fahri Doktora Haber

Giorgio Marrapodi’ye Yeditepe Üniversitesi’nden Fahri Doktora

Yeditepe Üniversitesi’nde düzenlenen törene Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan, Mütevelli Heyeti Başkanı Yusuf Akgün, Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, rektör yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. “Uzun Yıllara Dayanan Dostluğun ve Giderek Güçlenen İş Birliğinin Göstergesi” Törende konuşan Büyükelçi Giorgio Marrapodi, “Yükseköğretime, entelektüel mükemmeliyete, yeniliğe ve küresel etkileşime olan bağlılığı yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da takdir gören böylesine seçkin bir üniversiteyle anılmak benim için büyük bir onurdur” dedi. “Bu fahri unvan yalnızca kişisel bir takdir değil, aynı zamanda İtalya ile Türkiye arasında uzun yıllara dayanan dostluğun ve giderek güçlenen iş birliğinin bir göstergesidir” ifadelerini kullanan Marrapodi, “İki ülke; derin tarihsel bağlara, zengin kültürel etkileşime ve güçlü ekonomik ve bilimsel ortaklıklara sahiptir. Bugünkü bu onur, zorlu zamanlardan geçtiğimiz bu dönemde dahi, diplomasiye, karşılıklı anlayışa ve barış ile sürdürülebilir kalkınma için iş birliğine olan ortak inancımızı pekiştirmektedir” diye konuştu. Her iki ülkenin de coğrafi, siyasi ve kültürel konumları itibarıyla yapıcı bir etki yaratma potansiyeline sahip olduğuna işaret eden Marrapodi, sözlerini şöyle sürdürdü: “İtalya, insanları ayrıştıran değil bir araya getiren çözümleri savunmaktadır. Bizim inancımıza göre barış yalnızca çatışmanın yokluğu değil, adaletin, onurun ve fırsat eşitliğinin varlığıdır. Türkiye ise kıtaları ve kültürleri birbirine bağlayan eşsiz konumuyla ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözünde ifadesini bulan anlayışıyla aynı değerleri paylaşmaktadır. Türkiye’nin bugün de bu prensipleri sürdürdüğüne, arabuluculuk kapasitesiyle, diyaloğu kolaylaştırma gücüyle ve insani diplomasi alanındaki başarısıyla defalarca tanık olduk.” “Siz Bu Ailenin Bir Ferdisiniz” Yeditepe Üniversitesi Kurucu ve Onursal Başkanı Bedrettin Dalan da, Marrapodi’ye hitaben “Benim sevgili kardeşim, arkadaşım” diyerek üniversiteye başladıkları ilk günden itibaren çok yakın iki dost olduklarını ifade etti. Dalan, “Georgio bir devlet adamı olmanın ötesinde gerçekten iyi bir insan. Gerçekten iyi insan olmak büyükelçi olmaktan çok daha zordur” dedi. Marrapodi’nin Birleşmiş Milletlerde (BM) göre alacağını anımsatan Dalan, Marrapodi’ye yeni görevinde başarılar dileyerek “Türkiye’den ayrılırken zannetmeyin ki biz sizi unutacağız, ama siz de bizi unutmayacaksınız. Çünkü siz bu ailenin bir ferdisiniz” ifadelerini kullandı. Yeditepe Üniversitesi’nin İtalya üniversiteleriyle olan iş birliklerinin çok fazla olduğunu kaydeden Bedrettin Dalan, bu iş birliklerinin güçlenerek artacağı vurgusunu yaptı. “İki Ülke Arasındaki İlişkilerin Güçlendirilmesinde Örnek Bir Liderlik Sergiledi” Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da, “Bugün burada yalnızca bir büyükelçiyi onurlandırmak için değil, aynı zamanda Türkiye–İtalya ilişkilerinin her boyutuna yeni bir bakış açısı, yeni bir enerji ve kalıcı bir derinlik kazandırmış seçkin bir ismi takdir etmek için bulunuyoruz” dedi. Marrapodi’nin göreve geldiği Ocak 2022’den bu yana iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinde örnek bir liderlik sergilediğini vurgulayan Prof. Dr. Durman, “Giorgio Marrapodi, Türkiye–İtalya ilişkilerinin son yıllardaki en etkin ve belirleyici diplomatlarından birdir. Görev süresinde iki ülke arasındaki ticaret hacmi 32 milyar USD’yi aşmış, savunma, havacılık ve uzay alanlarında stratejik anlaşmalar imzalanmış ve kültürel diplomasi alanında iki ülkenin görünürlüğünü güçlendiren birçok öncü proje hayata geçirilmiştir” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Mehmet Durman, “Diplomasiye, bilime, topluma ve uluslararası iş birliğine üstün hizmetleri nedeniyle ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin önerisi üzerine Yeditepe Üniversitesi Senatosu’nun oy birliğiyle aldığı kararla Sayın Giorgio Marrapodi’ye kurumumuzun en yüksek payesi olan ve üniversitemiz tarihinde çok az kişiye verilen Fahri Doktora unvanı tevcih edilmiştir” diye konuştu.

5. İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, Gastronometro'da gerçekleştirildi Haber

5. İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, Gastronometro'da gerçekleştirildi

Türk mutfak kültürünün sürdürülebilirliğini sağlamak ve yerel ürünlerin değerini geleceğe taşımak misyonuyla çalışmalarını yürüten Metro Türkiye, bu kapsamda destek verdiği Coğrafi İşaret ekosistemini her yıl olduğu gibi bu yıl da geniş bir paydaş buluşmasına taşıdı. 5. İstanbul Uluslararası Coğrafi İşaretler Zirvesi, “Ürün, Yöre, İnsan: Değerin Döngüsü” ana temasıyla Gastronometro’da düzenlenerek kamu temsilcileri, ulusal ve uluslararası uzmanlar, üreticiler, kooperatifler, akademisyenler ve sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Zirvenin açılış konuşmalarını Metro Türkiye CEO’su David Antunes, Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü Coğrafi İşaretler Bölümü Başkanı João Onofre, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammed Zeki Durak, TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı M. Kasım Gönüllü ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin gerçekleştirdi. “Tabağa Taşınan Coğrafya”, “Mirasın Ruhu Coğrafi İşaretler”, “Bir Tabağın Ulaştığı Dünya: Mutfak Mirasından İhracata” ve “Lezzetin Kimliği: Coğrafi İşaretle Gelen Hikâye” başlıklı panellerde; Türkiye’nin farklı bölgelerinden kooperatif temsilcileri, şefler, gastronomi yazarları ve akademisyenler Coğrafi İşaretlerin kültürel, ekonomik ve sektörel etkilerini değerlendirdi. Metro Türkiye tarafından yürütülen “Coğrafi İşaretlerin Etki Alanı Araştırması”nın bulguları ise Metro Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Hamit Baykal ve FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula tarafından masaya yatırıldı. Zirve kapsamında Gastronometro şefleri tarafından hazırlanan Coğrafi İşaret tescilli ürün menüsü ise katılımcılara tadı damaklarda kalacak bir deneyim yaşattı. Antunes: Misyonumuz, yerli ürünü, yerel üretici korumak Coğrafi İşaret tescilli ürünlerin ürüne, yöreye ve insana kattığı değeri ele alan zirvenin, 10. Yılını kutlayan Gastronometro’da düzenlenmesinin çok anlamlı olduğuna dikkat çekerek söze başlayan Metro Türkiye CEO'su David Antunes, “Faaliyete başladığı 1990 yılından bu yana Metro Türkiye’nin misyonu; yerli ürünü, yerel üreticiyi ve Türk mutfağının zenginliğini desteklemek. 2012 yılında başlattığımız 'Coğrafi İşaretli Ürünler Projesi' ile bu konuyu daha önce hiç olmadığı kadar ulusal gündeme taşıdık. O zamandan beri gelenek ile gelecek arasında bir ortak ve köprü olduk. Ekiplerimiz ülke çapında gerçekleştirdikleri seyahatlerle üreticilerle bir araya geliyor, onların gerçeklerini dinliyor ve kalite standartlarından Coğrafi İşaret tesciline ve yeni pazarlara ulaşmaya kadar gelişimlerine yardımcı oluyor. Bugün 800'den fazla üretici ve kuruluşla çalışarak dolaylı olarak yaklaşık 100.000 çiftçiye ulaşıyoruz. Mevsime bağlı olarak mağazalarımızda yaklaşık 750 Coğrafi İşaret ve aday ürünü sunuyoruz. En yakın iş ortağı olduğumuz yeme içme sektörüne ışık tutuyoruz. Sektör kadar kamuoyunun da bu ürünlere sahip çıkmasını çok önemsiyoruz. Coğrafi İşaretler Zirvesi ise işte tam da bu rolü üstleniyor" dedi. Yenice Ihlamur Balı AB’den Tescil Aldı, Sayı 43’e Ulaştı Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü Coğrafi İşaretler Bölümü Başkanı João Onofre, Türkiye ile Avrupa Birliği’ni birbirine bağlayan Coğrafi İşaret tescilli ürünlere yeni bir ürünün daha AB tarafından tescillenerek eklendiğini ilk kez zirvede açıkladı. Onofre, “Coğrafi işaretler, tat ve mekân aracılığıyla anlatılan hikâyelerdir. Hafıza, kimlik ve anlam taşırlar. Toplulukları, yalnızca yıllar değil, çoğu zaman yüzyıllar boyunca ürettikleri, korudukları ve aktardıklarıyla birbirine bağlarlar. İstanbul şehri gibi Coğrafi İşaret tescilli ürünler de birer köprü olup üreticileri tüketicilere bağlıyorlar. Birkaç gün önce Avrupa Birliği tescili alan İpsala Pirinci ve Bursa Kestane Şekeri’nin ardından bugün Yenice Ihlamur Balı’nın da tescile kavuştuğunu açıklamaktan mutluluk duyuyorum. Böylece Avrupa Birliği'nde korunan Türkiye menşeli Coğrafi İşaret tescilli ürün sayısı 43’e ulaştı. Bunun çok daha fazlası ise tescil aşamasında.” dedi. Tüketicilerin %34’ü Cİ tescilli ürün tercih ediyor Zirvede Metro Türkiye ve TURYID iş birliği ile FutureBright tarafından gerçekleştirilen "Coğrafi İşaretlerin Etki Alanı Araştırması"nın sonuçları da katılımcılarla paylaşıldı. Araştırma sonuçlarına göre Coğrafi İşaret tescilli ürünlerin ne olduğunu katılımcıların %72’sinin bildiği ve %34’ünün tercih ettiği sonucu çıkarken, araştırmada dikkat çeken en önemli kavram 'güven' oldu. Bu kavram bir yandan ürüne atfedilen 'değer', 'mükemmellik' ve 'mirası'ı tanımlarken diğer yandan özellikle yanlış etiket uygulamaları nedeniyle duyulan endişeleri ve ürüne ulaşılan kanala olan güveni gösteriyor. Araştırma sunumunda coğrafi işaretlerin gençleri köylerinde tutma potansiyelinin çok yüksek olduğu, tüketicilerin menülerde ürünlerin hikayesini dinlemeyi talep ettiği, üreticinin sesini duyurmasında desteğin şart olduğu gibi değerli veriler paylaşıldı.

KIRCAALİSİAD, Resmen Kamuoyuna Duyuruldu Haber

KIRCAALİSİAD, Resmen Kamuoyuna Duyuruldu

Türkiye ve Bursa'da faaliyet gösteren Bulgaristan kökenli iş dünyasının temsilcileri, iki ülke arasında yeni bir köprü kurmak amacıyla bir araya geldi. Bulgaristanlı Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD), Hilton Bursa Convention Center & Spa ev sahipliğinde düzenlenen basın lansman toplantısıyla resmen kamuoyuna duyuruldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan KIRCAALİSİAD Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, derneğin kuruluş hikayesini ve hedeflerini paylaştı. Güler, "Bulgaristan'dan göç edenlerin sayısı son 23 yılda 3 milyonu aşmıştır. 700 bin ile Türkiye burada birinci sırada yer almaktadır. Bursa, dünyada en fazla Bulgaristan vatandaşının yaşadığı ikinci şehirdir. Böyle büyük bir iş dünyasını temsil edecek bir oluşum bulunmuyordu. İşte KIRCAALİSİAD bu ihtiyaçtan doğdu" dedi. Neden KIRCAALİSİAD? Derneğin isminin anlamına dikkat çeken Güler, "Bu süreç aslında yaklaşık beş yıl öncelerine dayalı. Ama bu yıl bir grup arkadaşlarımız ile ocak ayından bu yana çalışmalar yaptık, yaklaşık her ay farklı gruplarla toplanarak yön ve yol haritası çizdik. Önce sadece Kırcaali bölgesinden iş insanlarımızı bir araya getirmeyi düşündük ama Bulgaristan’ın diğer bölgelerden göç etmiş arkadaşların talepleri doğrultusunda, tüm Bulgaristan’daki ama sadece Bulgaristan’dan olan yönetici ve iş insanlarını kapsayacak bir platform olmasına karar verdik. KIRCAALİSİAD ismine gelince, buraya BULSİAD ismi olabilirdi ama bir çekincemiz vardı. Bizim Bulgaristan kökenli insanlarımızın bir hassasiyeti vardır. Bulgar kelimesi bizim kırmızı çizgimiz. “Bul” kelimesini bilinçli veya bilinçsiz Bulgar iş insanları olarak okumalarından kaçınmak amacı ile Bulgaristan’da Türk ismi ile kalan tek şehir Kırcaali ismi ile kurmaya karar verdik. İşte KIRCAALİSİAD, geçmişten bugüne taşıdığımız kültürel bağlarımızı ekonomik, sosyal ve ticari bir sinerjiye dönüştürmek, Türkiye ve Bulgaristan arasındaki ekonomik ve ticari yaşama değer katmak ve Bulgaristan kökenli yönetici, iş insanlarını ve akademisyenleri aynı çatı altında buluşturma hedefiyle yola çıktık" açıklamasını yaptı. İki ülke ticaretine 100 yıllık katkı Konuşmasında Türkiye-Bulgaristan ekonomik ilişkilerine de değinen Güler, "Türkiye'nin komşuları arasında yaptığı ilk ticaret anlaşması Bulgaristan ile yapılmış olup, 1924 yılına dayanmaktadır. 2024 yılında 5.151.000.000 $ ihracat ve 2.664.000.000 $ ithalat gerçekleşmiştir. Bulgaristan, Türk yatırımcılar için Avrupa Birliği pazarına açılan stratejik bir kapı konumundadır" bilgisini paylaştı. Güler, derneğin 68 kurucu üye ile kurulduğunu, kısa sürede üye sayısının 128'e ulaştığını belirterek, "Derneğimiz; Bulgaristan kökenli olup, Türkiye ve Bulgaristan'da iş dünyasında faaliyet gösteren, kendi alanlarında başarılara imza atmış sanayiciler, yöneticiler, akademisyenler, girişimciler ve kanaat önderlerinden oluşmaktadır" ifadelerini kullandı. Stratejik hedefler aktarıldı KIRCAALİSİAD'ın önümüzdeki dönem hedeflerini açıklayan Güler, “Kırcaali Valiliği, Bulgaristan Parlamentosu Türk milletvekilleri, Bulgaristan Türkiye Büyükelçiliği ile temaslarda bulunmak, Bulgaristan iş gezisi ve iş forumu düzenlemek, kardeş şehir ilişkileri kapsamında ortak çalışmalar yapmak, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik projeler üretmek, gençlerimizin ve kadın girişimcilerimizin iş dünyasına aktif katılımını desteklemek, bilgi paylaşım platformları oluşturmak, sektörel çalışma grupları oluşturmak, başarı hikayeleri ve deneyim paylaşım söyleşileri düzenlemek, ortak yatırım ve iş birliği fırsatları geliştirmek” dedi. "Bir aile, bir dayanışma platformu olacağız" Kapanış konuşmasında derneğin vizyonunu özetleyen Güler, "KIRCAALİSİAD; sadece bir dernek değil, aynı zamanda bir aile, bir dayanışma platformu ve ortak geleceğimizi inşa edeceğimiz güçlü bir yuva olacaktır. Birbirine güvenen, kapısını birbirine açan, zorlukları birlikte aşan ve fırsatları birlikte değerlendiren büyük bir iş ailesiyiz" dedi. Güçlü yönetim kurulu Öte yandan, derneğin 17 kişilik Yönetim Kurulu'nda şu isimler yer alıyor: Osman Güler (Başkan), Ali Mutlu, Süleyman İnan, Ayhan Işık, Ferdi Yılmaz, Mümin Pekcan, Remzi Cinoğlu, Sabriye Şen, Şirin Rodoplu Şimşek, Mümin Kırcalı, Ali Sayın, Mümin Dönmez, Mert Tiryaki, Metin Edirneli, Şenay Sarmasoğlu Kılıkçıer, Remzi Abdioğlu, Beyhan Molla. Basın toplantısı, yönetim kurulu üyelerinin tanıtımı ve soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Süt Sektörü Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluşuyor Haber

Süt Sektörü Ulusal Süt Zirvesi’nde Buluşuyor

2009 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Ulusal Süt Konseyi (USK), bu yıl düzenleyeceği Ulusal Süt Zirvesi ile sektörde yepyeni bir dönemin başlangıcına imza atacak. Üç gün boyunca sürecek zirvede, süt üreticilerinden sanayicilere, yem ve perakende sektöründen, kamu temsilcileri ve sektör tedarikçilerine kadar süt sektörünün tüm paydaşları bir araya gelecek. “Yerel Güç, Küresel Vizyon” temasıyla gerçekleştirilecek Zirve, Türkiye süt endüstrisinin geleceğine yön verecek kapsamlı bir programla, sektörün tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Ulusal Süt Konseyi Sektörün Geleceğine Yön Veriyor Ulusal Süt Zirvesi; bilgi paylaşımı, yeni iş birlikleri ve uluslararası bağlantılarla, Türkiye’yi süt ürünleri ihracatında bölgesel bir merkez haline getirme hedefinde önemli bir adım olacağını belirten Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Hamit Can; “Zirve programı kapsamında alanında uzman akademisyenler, kamu temsilcileri ve sektörün öncü markalarının yöneticileri üç gün boyunca aynı sahneyi paylaşacak. Süt değer zincirinden regülasyon ve kalite süreçlerine, markalaşmadan küresel rekabete kadar birçok başlık, sektörün deneyimli isimleri tarafından ele alınacak. Katılımcılar, paneller, interaktif oturumlar ve özel forumlarla hem bilgi paylaşımında bulunacak hem de sektörde yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkânı bulacak.” dedi. “Süt Sektörünün Geleceğini Ortak Akılla Şekillendiriyoruz” Süt, ülkemizin tarımsal üretim gücünün ve kırsal kalkınmanın en önemli dinamiklerinden biri olduğunu belirten Can; “Bu anlayışla, sektörün tüm paydaşlarını ortak hedefler doğrultusunda buluşturuyoruz. Ulusal Süt Konseyi olarak 2009 yılından bu yana, sektörün sürdürülebilir büyümesi, üretici refahının artırılması ve tüketiciye güvenli, kaliteli süt ürünleri ulaştırılması adına çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye, süt üretiminde istikrarlı büyümesini sürdürürken, ihracatta da bölgesinin önemli bir aktörü olmasını hedefliyoruz. Ulusal Süt Zirvesi’ni bu potansiyeli daha ileri taşımak, sektörün tüm paydaşlarını aynı hedef doğrultusunda bir araya getirmek için düzenliyoruz. Etkinlik süresince geleceğin üretim teknolojilerinden ticaret politikalarına, markalaşmadan sürdürülebilirliğe kadar geniş bir yelpazede konular ele alınacak. Sektörün gündeminde dijital dönüşüm, verimlilik, çevreye duyarlı üretim, kadın üreticilerin sektördeki rolü, hayvan refahı, iklim değişikliğinin etkileri ve yeni nesil beslenme trendleri yer alacak. Biz bu zirveyi yalnızca bir buluşma noktası olarak değil, aynı zamanda sektörümüzün geleceğini şekillendirecek bir vizyon platformu olarak görüyoruz. Ulusal Süt Zirvesi’nde kurulacak iş birlikleri ve ortaya çıkacak fikirlerin, Türkiye’yi süt ve süt ürünleri ihracatında bölgesel bir merkez haline getirme hedefimize güçlü bir ivme kazandıracağına inanıyoruz.” açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

4. Ulusal Jeopark Forumu Manisa’da Toplanıyor Haber

4. Ulusal Jeopark Forumu Manisa’da Toplanıyor

Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek 4. Ulusal Jeopark Forumu’nun önemine dikkat çeken Başkan Besim Dutlulu, “Bu forumun ve eğitim programının, jeopark vizyonumuzu daha da güçlendireceğine inanıyoruz” dedi. Türkiye’nin jeopark alanındaki en önemli buluşmalarından biri olan 4. Ulusal Jeopark Forumu ve Jeopark Yönetimi Eğitimi, 20–22 Kasım tarihlerinde Manisa Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenecek. Salihli MABEM Gençlik Merkezi’nde düzenlenecek etkinlik kapsamında ayrıca Küresel Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı’na yönelik teknik bir gezi de gerçekleştirilecek. Program süresince, jeoparkların hedefleri, idari yapılanmaları, altyapı süreçleri ve başvuru dosyalarının hazırlanmasına yönelik kapsamlı eğitimler verilecek. Forum bölümünde ise ulusal ve uluslararası jeopark gelişmeleri masaya yatırılacak, çeşitli kurum ve uzmanlar tarafından jeopark projeleri sunulacak. Başkan Dutlulu, “Jeoparkımızı eğitim ve bilimle geleceğe taşıyoruz” Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, etkinliğin önemine dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı, yalnızca Manisa’nın değil Türkiye’nin dünya mirasına açılan kapısıdır. Bu forumun ve eğitim programının, jeopark vizyonumuzu daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Jeoparkımızı bilimle eğitimle ve sürdürülebilirlik anlayışıyla geleceğe taşıyoruz.” Manisa Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle gerçekleşecek etkinlik, jeopark alanında çalışan uzmanlar, akademisyenler, yerel yönetimler ve ilgili kurumları bir araya getirerek Türkiye’de jeopark bilincinin gelişmesine katkı sağlayacak.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.