Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akademisyenler

Kapsül Haber Ajansı - Akademisyenler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akademisyenler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Göç Ve Diaspora Vakfı Forumu Ankara’da Başladı Haber

Göç Ve Diaspora Vakfı Forumu Ankara’da Başladı

Göç ve Diaspora Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen Bölgesel Göç ve Geri Dönüş Forumu 21 Temmuz 2026’da Ankara’da başladı. Türkiye, Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Mısır’dan üst düzey kamu temsilcileri, akademisyenler ve STK’ların katıldığı forumda, Suriyelilerin güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşü için bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluk vurgusu öne çıktı. Açılış oturumunda protokol konuşmalarının ardından; güvenli, onurlu ve sürdürülebilir geri dönüş perspektifleri çerçevesinde bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışının önemi öne çıktı. Gün boyunca gerçekleştirilen üç oturumda sırasıyla protokol ve yüksek düzeyli panel, bakanlıklar ve bürokrasi paneli ile bölgesel göç yönetimi tecrübesi özel oturumu ele alındı. Panellerin ardından düzenlenen yuvarlak masa çalıştaylarında; geri dönüşün önündeki hukuki ve lojistik engeller, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi, sınır ötesi koordinasyon ve göçün sosyo-ekonomik boyutu üzerine kapsamlı istişarelerde bulunuldu. İlk gün, geri dönüş süreçlerinin yalnızca bugünü değil, bölgenin geleceğini de şekillendireceğine dikkat çeken değerlendirmelerle tamamlandı. Forumun açılışını yapan Göç ve Diaspora Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı *Recep Seyyar*, geri dönüşün ancak bölgesel iş birliği ve ortak politika üretimiyle mümkün olacağını söyledi. Seyyar, “Suriyeli sığınmacıların gönüllü dönüşü, Suriye’nin karar verici aktörlerinin sürece aktif katılımına bağlıdır” dedi. Dışişleri Bakan Yardımcısı Özel: “İnsan Odaklı Yaklaşım Sürüyor Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, açılış oturumundaki konuşmasında Türkiye'nin tarih boyunca göç hareketlerine insan odaklı bir anlayışla yaklaştığını belirterek, bölgesel barış, güvenlik ve refahın ancak iş birliği, ortak kalkınma ve bölgesel sahiplenme temelinde inşa edilebileceğini ifade etti. Ortak sınamalar karşısında dost ve kardeş ülkelerin birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Özel, Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde koruma politikalarını sürdürürken küresel insani çabalara da katkı sunmaya devam ettiğini kaydetti. Özel, göç yönetiminde kalıcı çözümlerin ancak göçün temel nedenlerine odaklanan, iş birliği ve ortak sorumluluk anlayışını esas alan politikalarla mümkün olacağını vurguladı. Çatışma, istikrarsızlık ve yoksulluk gibi göçü tetikleyen unsurlarla mücadelede bölgesel dayanışmanın önemine değinen Özel; uluslararası hukuk, insan onuru ve adil yük paylaşımı ilkelerinin göç politikalarının merkezinde yer alması gerektiğini belirtti. İçişleri Bakan Yardımısı Cangir: “Merkezde İnsan Onuru Var” Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakan Yardımcısı Dr. Mehmet Cangir ise Suriye'de son 15 yılda yaşanan gelişmelerin, göç yönetiminin uluslararası dayanışma ve koordinasyon gerektiren çok boyutlu bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti. Suriye krizinin milyonlarca insanı yerinden ettiğini ve komşu ülkelere önemli sorumluluklar yüklediğini belirten Cangir, Türkiye'nin sürecin ilk gününden itibaren meseleyi insani bir sorumluluk olarak ele aldığını vurguladı. Açık kapı politikası ve geçici koruma uygulamalarıyla milyonlarca Suriyeliye güvenli bir yaşam alanı sunulduğunu belirten Cangir, atılan her adımın merkezinde insan onurunun yer aldığını dile getirdi. Göç yönetiminin yalnızca koruma politikalarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Cangir, eğitimden istihdama uzanan çeşitli uyum politikalarıyla toplumsal uyumun güçlendirilmesi için önemli adımlar atıldığını, uluslararası kuruluşlarla yürütülen iş birliklerinin de bu sürece katkı sağladığını kaydetti. Yüksek Düzeyli Panelde Ortak Mesaj: Bölgesel Koordinasyon Vakıf Başkanı Recep Seyyar moderatörlüğünde yapılan Protokol ve Yüksek Düzeyli Panel’de 5 ülkeden bakan ve bakan yardımcıları aynı masaya oturdu. Panelde; güvenli geri dönüş, sınır ötesi koordinasyon ve kriz yönetiminde ortak sorumluluk modelleri tartışıldı. Panele katkı sunan Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, Suriye Afet Bakan Yardımcısı Ahmed Ekzez, Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin Esseyyid, Irak Göç ve Göçmen Bakan Vekili Dr. Kerim Nuri ve Dışişleri Genel Müdür Vekili Reyhan Özgür’e teşekkür plaketi takdim edildi. Panel sonrası düzenlenen “Hukuki ve Lojistik Engelleri Aşmak” çalıştayında bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve sınır ötesi koordinasyon ağlarının kurulması masaya yatırıldı. Kurumsal Boyut ve Saha Tecrübesi Masaya Yatırıldı Bakanlıklar ve Bürokrasi Paneli’nde Prof. Dr. Abdurrahman Babacan moderatörlüğünde; Irak’tan Dr. Ali Faris, Ürdün’den Dr. Hüseyin Muhammed Şibli, Mısır’dan Dr. Süheyr Awad ve Suriye’den Dr. Husam Hamdan konuştu. Panelde veri paylaşımı, kayıt sistemleri entegrasyonu ve kurumlar arası iş birliği mekanizmaları ele alındı. Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübeleri Paylaşıldı Prof. Dr. Veysel Kurt’un moderatörlüğünü yaptığı Bölgesel Göç Yönetimi Tecrübesi Oturumu’nda bölge ülkelerinin saha deneyimleri masaya yatırıldı. Oturumda Uluslararası İslam Hayır Kurumu Ürdün Direktörü Dr. Mustafa Avvad, Irak Enki Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Dr. Ali El Mamuri, Lübnan Arap Merkezi Müdürü Nasır Yasin ve Suriye Afet Bakanlığı Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Genel Müdürü Dr. Eymen El-Akkad konuşmacı olarak yer aldı. “Sürdürülebilir Dönüş İçin Kalkınma Formülleri” çalıştayında ise geri dönüş bölgelerinde istihdam, bölgesel fon yönetimi ve ev sahibi ülkelerin yükünü hafifletecek modeller tartışıldı. Forum, bölgesel göç yönetiminde ortak vizyon ve somut iş birliği adımlarının atılması hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kekemeliği Olan Çocuklar Dünyadaki Akranlarıyla Buluştu! Haber

Kekemeliği Olan Çocuklar Dünyadaki Akranlarıyla Buluştu!

Türkiye’de bir ilk olan ve beş gün süren programda çocuklar iletişim, öz savunuculuk ve psikolojik dayanıklılık becerilerini geliştirirken Hollanda, Malta, Almanya, Pakistan ve Portekiz'deki akranlarıyla çevrim içi ortamda buluştu. Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, “Düşle-Konuş-Yaşa Kampında çocuklara nasıl konuşmaları gerektiğini öğretmeye çalışmıyoruz. Onların kendi iletişim güçlerini keşfedebilecekleri bir ortam oluşturuyoruz. Çünkü asıl mesele ne kadar akıcı konuştuğumuz değil ne kadar güçlü iletişim kurabildiğimizdir.” dedi. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü ve Üsküdar Üniversitesi Konuşma Bozuklukları Araştırma ve Uygulama Merkezi (ÜSESKOM) ile Texas Üniversitesi Arthur M. Blank Kekemelik Merkezi iş birliğinde düzenlenen Düşle-Konuş-Yaşa Kampı (CDSL) Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi çok amaçlı salonda gerçekleştirildi. Okul çağındaki kekeleyen çocuklara yönelik düzenlenen ve bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen kamp, Üsküdar Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Konrot ile Doç. Dr. Ayşe Aydın Uysal koordinatörlüğünde yürütüldü. Türkiye’de bir ilk olan ve Türkiye’nin farklı üniversitelerinin Dil ve Konuşma Terapisi bölümlerinden akademisyenler ile gönüllü öğrencilerin katıldığı kampa Kekemeler Derneği de destek verdi. Prof. Dr. Ahmet Konrot: “Asıl mesele ne kadar akıcı konuştuğumuz değil ne kadar güçlü iletişim kurabildiğimiz” Kampın temel yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Konrot, kekemeliğe yalnızca konuşma akıcılığı üzerinden yaklaşmanın çocukların iletişim deneyimini anlamak açısından yeterli olmadığını vurguladı. Kekeleyen bir çocuğun öncelikli ihtiyacının her zaman daha akıcı konuşmak olmadığını belirten Konrot; “Çocuğun kendisini ifade edebilmesi, söz almaktan kaçınmaması, iletişimde kalması ve söyleyeceklerinin değerli olduğunu bilmesi çok önemli. Düşle-Konuş-Yaşa Kampında çocuklara nasıl konuşmaları gerektiğini öğretmeye çalışmıyoruz. Onların kendi iletişim güçlerini keşfedebilecekleri bir ortam oluşturuyoruz. Çünkü asıl mesele ne kadar akıcı konuştuğumuz değil ne kadar güçlü iletişim kurabildiğimizdir.” dedi. “Farklı ülkelerden kekeleyen akranlarıyla bir araya gelmeleri önemli bir deneyim” Kampa katılan çocukların kekeleyen yetişkinlerle ve dünyanın farklı ülkelerindeki kekeleyen akranlarıyla bir araya gelmelerinin önemli bir deneyim olduğuna dikkat çeken Konrot; “Bir çocuk için ‘Benim gibi konuşan başka insanlar da var ve onlar hayatın her alanında var olabiliyorlar.’ deneyimi son derece değerlidir. Çocukların kekemeliği yalnızca bireysel bir güçlük olarak değil, dünyanın farklı toplumlarında ve kültürlerinde karşılaşılan bir insanlık deneyimi olarak görmeleri, kendilerine ve iletişime bakışlarını değiştirebilir.” ifadelerini kullandı. Çocuklar iletişim becerilerini deneyimleyerek geliştirdi Aralarında dil ve konuşma terapisti olarak mesleğini sürdüren kekeleyen yetişkinlerin de bulunduğu kamp ekibi, çocuklara gerçek yaşamla bağlantılı, katılımcı ve deneyim temelli bir öğrenme ortamı sundu. Grup temelli etkinliklerle çocukların etkili iletişim, öz savunuculuk, kekemelik hakkında güncel ve doğru bilgi edinme ve psikolojik dayanıklılık alanlarında bilgi ve beceriler kazanmaları desteklendi. Kamp boyunca öğrendiklerini uygulamaya dönüştüren çocuklar, edindikleri becerileri günlük yaşamlarına nasıl aktarabileceklerini ve farklı iletişim ortamlarında nasıl kullanabileceklerini deneyimleme fırsatı buldu. Doç. Dr. Ayşe Aydın Uysal: “Öğrendiklerini gerçek yaşamda kullanabilmeleri en önemli hedeflerimizden biri” Kampın koordinatörlerinden Dil ve Konuşma Terapisi öğretim görevlisi Doç. Dr. Ayşe Aydın Uysal, programın çocukların yalnızca bilgi edinmelerine değil, öğrendiklerini deneyimlemelerine ve günlük yaşamlarına aktarabilmelerine odaklandığını söyledi. Uysal; “Kamp boyunca çocuklarımızla iletişim, öz savunuculuk, kekemelik hakkında güncel bilgiler ve dayanıklılık gibi birçok alanda çalıştık. Ancak bizim için önemli olan bu bilgilerin yalnızca kamp ortamında kalmaması. Çocukların öğrendiklerini uygulamaları, kendi deneyimleriyle ilişkilendirmeleri ve günlük yaşamlarında nasıl kullanabileceklerini keşfetmeleri programın en önemli hedeflerinden biri.” şeklinde konuştu. “Grup ortamı çocuklara yalnız olmadıklarını gösteriyor” Kampın grup temelli yapısının çocuklara önemli bir paylaşım alanı sunduğunu ifade eden Uysal; “Grup ortamı çocuklara yalnız olmadıklarını görme, birbirlerinin deneyimlerinden öğrenme ve güvenli bir ortamda yeni iletişim yollarını deneme fırsatı sunuyor. Çocukların beş günün sonunda edindikleri becerileri aileleri ve katılımcılar önünde sergilemeleri, kamp boyunca yaşanan gelişimin en anlamlı göstergelerinden biriydi.” dedi. Beş ülkedeki kekeleyen akranlarıyla çevrim içi buluştular Kampın dikkat çeken etkinliklerinden biri de uluslararası çevrim içi buluşmalar oldu. Kampa katılan çocuklar; Hollanda, Malta, Almanya, Pakistan ve Portekiz’de aynı programa katılan okul çağındaki kekeleyen akranlarıyla çevrim içi platformlarda bir araya geldi. Farklı dilleri konuşan ve farklı kültürlerde yaşayan akranlarıyla tanışan çocuklar, kekemeliğin dünyanın farklı toplumlarında ve kültürlerinde görülebilen bir durum olduğunu doğrudan deneyimledi. Gerçekleştirilen buluşmalarla çocuklar, iletişimde önemli olanın yalnızca akıcı konuşmak değil kendini ifade etmek, paylaşmak ve birbirini anlamak olduğunu yaşayarak öğrenme fırsatı buldu. Kekeleyen yetişkinler deneyimlerini çocuklar ve aileleriyle paylaştı Kapanış oturumunda kampa katılan kekeleyen yetişkinler de kendi yaşam deneyimlerini paylaşarak çocuklara ve ailelerine duygu ve düşüncelerini aktardı. Kekemeler Derneği adına söz alan Dr. Erkan Erener ise hem kekeleyen bir akademisyen olarak kendi deneyimlerini hem de Kekemeler Derneğinin amaç ve faaliyetlerini anlattı. Kekeleyen yetişkinlerin yaşam deneyimlerini çocuklarla paylaşmaları, kampın kuşaklar arası etkileşim boyutunu da güçlendirdi. Çocuklar, kendileri gibi kekeleyen yetişkinlerin akademik ve mesleki yaşamda aktif biçimde yer aldıklarını doğrudan görme ve onların deneyimlerini dinleme fırsatı buldu. Çocuklar iletişim güçlerini keşfetti Düşle-Konuş-Yaşa Kampı, çocukların yalnızca kekemelik hakkında bilgi edindikleri bir etkinliğin ötesine geçti. Kamp; çocukların kendilerini ifade ettikleri, deneyimlerini paylaştıkları, iletişim güçlerini keşfettikleri ve dünyanın farklı ülkelerindeki akranlarıyla ortak bir deneyimde buluştukları güçlü bir sosyal öğrenme ortamı sundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YEDAŞ'tan Enerji Sektöründe 3. Yapay Zekâ Zirvesi Haber

YEDAŞ'tan Enerji Sektöründe 3. Yapay Zekâ Zirvesi

YEDAŞ çalışanlarının yanı sıra üniversitelerden akademisyenler ve öğrencilerin katıldığı zirvede, yapay zekânın enerji sektöründeki rolü farklı yönleriyle değerlendirildi. Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. (YEDAŞ), çalışanlarının yapay zekâ alanındaki farkındalığını artırmak, sektör ile akademiyi aynı platformda buluşturmak ve enerji sektöründeki dijital dönüşüme katkı sağlamak amacıyla bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Enerji Sektöründe 3. Yapay Zekâ Zirvesini gerçekleştirdi. Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen zirveye YEDAŞ çalışanlarının yanı sıra üniversitelerden akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yapay Zekânın Geleceği Farklı Perspektiflerden Ele Alındı Enerji Sektöründe 3. Yapay Zekâ Zirvesi'nin keynote konuşmasını gerçekleştiren Çiçek Çizmeci, yapay zekâ çağında kurumların dönüşümü, üretken yapay zekâ uygulamaları ve geleceğin çalışma modellerine ilişkin bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Konuşmasında, yapay zekânın iş dünyasında oluşturduğu dönüşüm, kurumların bu dönüşüme uyum süreci ve geleceğin çalışma modelleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. "Yapay Zekâyı Kurum Kültürümüzün Bir Parçası Olarak Görüyoruz" Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren YEDAŞ BT ve Dijital Dönüşüm Direktörü Mehmet Sami Ensari, yapay zekânın enerji sektöründe yalnızca teknolojik bir gelişme değil, kurumların geleceğini şekillendiren stratejik bir unsur haline geldiğini belirtti. Ensari, "Yapay zekâ, enerji sektöründe operasyonel verimlilikten karar alma süreçlerine, müşteri deneyiminden veri analizine kadar birçok alanda önemli fırsatlar sunuyor. YEDAŞ olarak dijital dönüşümü yalnızca teknoloji yatırımlarıyla sınırlı görmüyor, yapay zekâyı kurum kültürümüzün ve iş yapış biçimimizin önemli bir parçası olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda çalışanlarımızın dijital yetkinliklerini geliştirmeye, yenilikçi teknolojileri süreçlerimize entegre etmeye ve yapay zekâ alanındaki bilgi paylaşımını güçlendirmeye devam ediyoruz. Geçen yılı yapay zeka yılı olarak açıklamıştık, bu yıl mottomuzu Next2030 olarak belirledik. Bu kapsamda teknolojiye dönük planlamalarımızı ve stratejimizi yeniden gözden geçirip, gerekli iyileştirmeleri yapıyoruz" dedi. YEDAŞ, dijital dönüşüm stratejisi kapsamında hayata geçirdiği teknoloji odaklı uygulamalar ve yapay zekâ projeleriyle geleceğin enerji altyapısını inşa etmeye yönelik çalışmalarını sürdürürken, düzenlediği organizasyonlarla da çalışanlarının ve paydaşlarının dijital yetkinliklerinin gelişimine katkı sağlamaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Üsküdar Üniversitesi “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Düzenleniyor! Haber

Üsküdar Üniversitesi “3. Al-İ Beyt Sempozyumu” Düzenleniyor!

Sempozyumda, Hz. Peygamber’in evrensel mesajı, Ehl-i Beyt’in İslam medeniyetindeki yeri ve nebevî mirasın günümüz dünyasına sunduğu çözüm önerileri disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacak. Yurtiçinden ve yurt dışından çok sayıda önemli akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla gerçekleştirilecek sempozyumun sonunda “Âl-i Beyt Manifestosu” kamuoyuyla paylaşılacak. Âlemlere Rahmet Allah Resul’ünün 1500. Yılı Nebevî Mevlid anısına Üsküdar Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan “3. Al-İ Beyt Sempozyumu”, 26-27 Haziran 2026 tarihlerinde çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve kanaat önderini bir araya getirecek. “Nebevî Mirasın Işığında İslam Medeniyeti” temasıyla düzenlenecek sempozyumda, Hz. Peygamber’in evrensel mesajı, Ehl-i Beyt’in İslam medeniyetindeki yeri ve nebevî mirasın günümüz dünyasına sunduğu çözüm önerileri disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacak. Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumunda gerçekleştirilecek sempozyum, Hafız İbrahim Yağız’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayacak. Açılış konuşmalarını Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Amman-Mearic İslami Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Şeyh Avn el-Kaddûmî, Şeyh Abdülkadir Geylani Türbesi Baş Türbedarı ve Külliyesi Mütevellisi Seyyid Afif El-Ceylani, Afroasya Üniversiteler Birliği İcra Direktörü Prof. Dr. Ashraf Abdul Rafi Al-Darfaili ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zelka gerçekleştirecek. Nebevî miras ve medeniyet tasavvuru farklı boyutlarıyla ele alınacak İki gün sürecek sempozyum kapsamında gerçekleştirilecek oturumlarda Hz. Muhammed’in (sav) bıraktığı medeniyet mirası, Ehl-i Beyt’in İslam düşüncesindeki yeri, aile, ahlak, eğitim, tasavvuf, hukuk, iletişim, sosyal hayat ve çağdaş sorunlar gibi birçok konu uzman isimler tarafından değerlendirilecek. Sempozyumun birinci oturumu, Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Üyesi Prof. Dr. Alparslan Açıkgenç’in başkanlığında gerçekleştirilecek. Oturumda ilk olarak Prof. Dr. İbrahim Özdemir, çevrim içi olarak "Rahmet Medeniyeti: Hz. Peygamber'in Evrensel Mirası ve Medeniyet İnşasındaki Kurucu Rolü" başlıklı sunumunu yapacak. Ardından Üsküdar Üniversitesi Tasavvuf Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Niyazi Beki, Hz. Muhammed’in (sav) akılları, ruhları, kalpleri ve nefisleri fetih ve teshir etmesini ele alacak. Dr. İhsan Ünlü ise "Tarih Boyunca Ehl-i Beyt’in Ümmete Rol Model Aile Olması" konulu sunumuyla oturumda yer alacak. Öğle arasının ardından gerçekleştirilecek ikinci oturuma Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç başkanlık edecek. Oturumda Prof. Dr. Gülgün Uyar, "İslam Tarihinde Ehl-i Beyt: Alî-Fatıma Evlâdı" başlıklı sunumunu gerçekleştirecek. Dr. Kerim Güç, Anadolu Halvetîliğinde Ehl-i Beyt sevgisi ve İmâm Alî’nin manevî otoritesinin inşasını değerlendirecek. Dr. İlahe Memmedova Kurşun, sûfîlerin Ehl-i Beyt tasavvurunu "Vâris-i Muhammedî Olarak Ehl-i Beyt-i Mustafâ" başlığı altında ele alırken, Doç. Dr. Gencal Şenyayla ise Ehl-i Beyt kavramının tarihsel süreçte geçirdiği anlam ve kapsam dönüşümünü anlatacak. Oturum, başkanın değerlendirmesiyle sona erecek. Dijital çağdan ahlak krizine kadar güncel meseleler tartışılacak Sempozyumun ilerleyen oturumlarında nebevî mirasın günümüz dünyasındaki yansımaları da ele alınacak. Fuzûlî’nin Hadîkatü’s-Süedâ’sında Kerbelâ hakikati ve Ehl-i Beyt sevgisi, fıkhın ahlak ve medeniyet inşasındaki rolü ile dijital çağın anlam krizine karşı nebevî hikmet anlayışı gibi konular akademisyenler tarafından değerlendirilecek. Ayrıca vakıf medeniyeti, şifahaneler, bağımlılık olgusu ve Kur’an’daki embriyolojik kavramlar gibi farklı alanlarda gerçekleştirilecek sunumlarla nebevî mirasın bilimsel, sosyal ve kültürel boyutları ele alınacak. Eş zamanlı oturumlarda aile, eğitim ve Ehl-i Beyt sevgisi konuşulacak Sempozyum kapsamında Z-21 Salonu’nda gerçekleştirilecek eş zamanlı oturumlarda da nebevî mirasın farklı yönleri tartışılacak. Bu kapsamda Hz. Muhammed’in (sav) aile hayatının çağdaş aile krizlerine sunduğu örneklik, nübüvvet perspektifinden din eğitiminin yeniden inşası, yetim çocuklara yönelik yaklaşımın toplumsal dönüşümdeki rolü ve ideal aile modeli gibi konular ele alınacak. Osmanlı düşünce ve edebiyatında Ehl-i Beyt sevgisi, adil yönetici anlayışı, nübüvvet ve ahlak ilişkisi gibi başlıkların yanı sıra Mekke, Medine ve Kudüs’ün nübüvvet perspektifinden değerlendirilmesi, Hicret sonrası Medine’deki sosyo-politik dönüşüm ve erken İslam literatüründe bilgi-bilgelik anlayışı da uzman isimler tarafından incelenecek. Uluslararası katılımcılar da sempozyumda yer alacak Sempozyumun İngilizce ve çevrim içi gerçekleştirilecek uluslararası oturumlarında farklı ülkelerden akademisyenler nebevî mirasın evrensel boyutlarını ele alacak. Hz. Muhammed’in (sav) hayatının İslam eğitimindeki yeri, Hz. Hatice’nin İslam medeniyetinin kuruluş sürecindeki rolü ve Kur’an ile sünnet çerçevesinde örnekliğin insan ilişkilerindeki önemi gibi konular uluslararası katılımcılar tarafından değerlendirilecek. İkinci günün gündeminde medeniyet, epistemoloji ve yapay zekâ var Sempozyumun ikinci gününde ise Hz. Muhammed’in (sav) medeniyet tasavvuru, nübüvvetin sosyo-kültürel boyutu, çağdaş epistemolojik krizler, vahiy-akıl-kalp birlikteliği, Ehl-i Beyt’in tarihsel rolü ve günümüz ahlaki sorunları farklı perspektiflerden ele alınacak. Program kapsamında ayrıca modern İslam toplumlarında bilgi ve ahlak krizi, Risale-i Nur perspektifinde Âl-i Beyt, yapay zekâ sistemlerinde ahlaki sorumluluk, çevre etiği, savaş ahlakı, dijital oyunlarda insan onuru ve iletişim etiği gibi güncel konular da tartışmaya açılacak. Âl-i Beyt Manifestosu okunacak Ulusal ve uluslararası çok sayıda akademisyen, araştırmacı ve düşünürün katılımıyla iki gün sürecek sempozyum“Âl-i Beyt Manifestosu”nun kamuoyuyla paylaşılmasıyla sona erecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi Haber

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi

Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, Bizans Anadolu’sunun sınırlarını, komşuluk ilişkilerini ve kültürel dönüşüm süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri İstanbul’da bir araya getiren sempozyumda, Bizans mirasına ilişkin güncel araştırmalar ve yeni bakış açıları tartışıldı. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından düzenlenen Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul’da gerçekleştirildi. “Mekânın Müzakeresi: Bizans Anadolu’sunda Sınırlar, Komşular ve Etkileşimler” temasıyla düzenlenen sempozyum, Bizans çalışmaları alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarını bir araya getirdi. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) Vekil Direktörü ve Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, açılış konuşmasında sempozyumun Bizans Anadolu'sunu sınırlar, komşuluk ilişkileri ve kültürel etkileşimler perspektifinden yeniden değerlendirmek için önemli bir platform sunduğunu vurguladı. Uytterhoeven, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumun, Anadolu'nun çok katmanlı geçmişine ilişkin yeni bakış açılarını teşvik ettiğini belirtti. Sempozyumun açılış sunuşunu ise New York Metropolitan Müzesi Bizans Sanatı Küratörü Emerita Dr. Helen C. Evans yaptı. “Exploring Approaches to Byzantine Anatolia”, “Bizans Anadolu’suna Yaklaşımları Keşfetmek” başlıklı konuşmasında Evans, Bizans Anadolu'sunun yalnızca siyasi sınırlar üzerinden değil; ticaret, göç, kültürel etkileşimler ve farklı topluluklar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, Geç Antik ve Bizans Anadolu’sunun değişen sınırları, Bizans ile İslam ve Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültürel alışveriş süreçleri, kentler, mimari miras, kutsal mekânlar ve farklı topluluklar arasındaki etkileşimler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’den akademisyenler; tarih, arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi ve kültürel miras alanlarındaki güncel araştırmalarını paylaştı. Sempozyumda; Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Luca Zavagno, Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alexander Beihammer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Koray Durak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Keçiş ve Prof. Dr. Turhan Kaçar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Yoncacı Arslan, Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Natalia Poulou, Avusturya Bilimler Akademisi’nden (ve bu yılın ANAMED kıdemli bursiyerlerinden) Dr. Rustam Shukurov, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Keser-Kayaalp, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alessandra Ricci dahil olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı sunum gerçekleştirdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını Courtauld Sanat Enstitüsü’nden Prof. Dr. Anthony Eastmond yaptı. Kapanış oturumunda, Bizans Anadolu’suna yönelik araştırmaların geleceği, disiplinlerarası yaklaşımların önemi ve farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yönelik yeni araştırma alanları ele alındı. Koç Üniversitesi ve Stavros Niarchos Vakfı’nın destekleriyle 2015 yılında kurulan GABAM, Türkiye’de Geç Antik ve Bizans sanatı tarihi, arkeolojisi ve kültürel miras alanlarında kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. Merkez, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmaları destekleyerek uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine, akademik etkinliklerin düzenlenmesine ve Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasının daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kültürel mirasın korunması ve Bizans araştırmalarının gelişmesine önemli katkılar sunan Sevgi Gönül’ün vizyonunu yaşatan Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, yedinci kez düzenlenerek uluslararası akademik çevreleri İstanbul’da buluşturarak Geç Antik ve Bizans araştırmalarına yeni perspektifler kazandırdı. Sempozyum programı ve bildiri özetlerine https://sgsymposium.ku.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde Haber

İstanbul’da Kritik Enerji Zirvesi: Stratejik Yatırımlar ve Güvenlik Gündemde

Hürmüz krizi gibi bölgesel gerilimlerin giderek arttığı bir süreçte İstanbul, doğal kaynaklar alanında önemli bir zirveye hazırlanıyor. İNRES 2026, 22 Mayıs’ta Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ev sahipliğinde düzenlenecek zirvenin açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapacak. Ayrıca Bakan Bayraktar da açılış töreninde katılımcılara hitap edecek. 45 Ülkeden Katılım Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından bir paylaşım yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle bu yıl ikincisini gerçekleştireceğimiz İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi başlıyor. 9 ülkeden 7 bakan ve 3 bakan yardımcısının yanı sıra 45 ülkeden enerji ve maden sektörü temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, akademisyenler ve iş dünyasının önde gelen isimleri; küresel enerji güvenliğinden stratejik yatırım modellerine, hidrokarbonlardan kritik minerallere kadar sektörün geleceğini ele almak üzere bir araya gelecek. Ortak akılla, zorlu zamanlarda daha güvenli bir gelecek inşa etmek adına 22 Mayıs'ta İstanbul’da buluşuyoruz.” dedi. Bakanlar ‘Enerji Güvenliğini’ Konuşacak Zirvede 3 ayrı oturum düzenlenecek. Zirvenin en önemli konu başlıklarından biri ‘enerji güvenliği’ olacak. Bu kapsamda, “Değişen Küresel Manzarada Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İşbirliği” başlıklı bir Bakanlar Oturumu gerçekleştirilecek. Söz konusu oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Bulgaristan Enerji Bakanı Iva Petrova, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrıvıshvılı, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Rajab Khalifa Rajab Abdulsadıq, Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, Nijerya Katı Mineraller Geliştirme Bakanı Oladele Henry Alake ile Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Dahir Shire Mohamed yer alacak. Yatırım Stratejileri de Gündemde Zirvenin önemli konularından biri de finansman ve yatırım olacak. Bu çerçevede, zirvede “Belirsizliği Yönetmek: Hidrokarbonlar ve Mineraller İçin Yatırım Stratejileri” başlığıyla bir oturum düzenlenecek. Bakan Yardımcıları ve uluslararası enerji şirketlerinin CEO’larının bir araya geleceği oturumda enerji ve maden sektöründeki yatırım fırsatları, finansman modelleri ve küresel ekonomik gelişmeler değerlendirilecek. Söz konusu zirvede; Suriye Petrolden Sorumlu Enerji Bakan Yardımcısı Sn. Giyas Dıyap, Sonatrach CEO’su Noureddine Daoudı, Subsea 7 Conventional Kıdemli Başkan Yardımcısı Olivier Blarıngham, TÜPRAG Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yilmaz ve EDISON Başkan Yardımcısı Fabrizio Mattana yer alacak. Zorluklar ve Fırsatlar Değerlendirilecek Zirvede, “Dönüşümü Tasarlamak: Zorluklar ve Fırsatlar” başlıklı bir oturum da düzenlenecektir. Söz konusu oturumda enerji ve yatırım politikalarında devletlerin üstlenmesi gereken roller tartışılacak. Katılımcılar, enerji dönüşümü sürecinde kamu politikalarının önemini, finansmanı ve ülkeler arası iş birliği imkanlarını ele alacak. Söz konusu zirvede; Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı. Kiril Temelkov, Romanya Enerji Bakanlığı Devlet Sekreteri Cristian Silviu Buşoi, EPİAŞ CEO’su Taha ARVAS, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar yer alacak. İkili Görüşmeler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, İNRES 2026’ya iştirak eden konuk bakanlar ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek. Bu görüşmelerde, ülkeler arasındaki mevcut ve potansiyel iş birliği konularının görüşülmesi bekleniyor. Ayrıca, zirve marjında bazı anlaşmalara da imza atılması öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İznik Gölü Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi Haber

İznik Gölü Sempozyumu Başarıyla Gerçekleştirildi

Orhangazi Kaymakamlığı, İznik Kaymakamlığı, Orhangazi Belediyesi, İznik Belediyesi, Orhangazi Ticaret ve Sanayi Odası ile İznik Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde düzenlenen sempozyumda, İznik Gölü’nün bugünü ve geleceği çok yönlü olarak değerlendirildi. Gölün hidrolojik dengesi, biyoçeşitliliği, endemik bitkileri, balıkçılığı, tarihsel ve kültürel değeri, iklim değişikliğinin göl seviyesi üzerindeki etkileri, tarımsal ve sanayi kaynaklı su kullanımı, kirlilik baskıları, su hukuku, koruma mevzuatı ve sürdürülebilir yönetim modelleri gibi başlıklar uzman isimler tarafından masaya yatırıldı. İki gün boyunca dört ayrı oturum halinde gerçekleştirilen sempozyumda; üniversitelerden akademisyenler, DSİ, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yerel yönetimler ve ilgili kurumların temsilcileri İznik Gölü’nün mevcut durumu ve geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Program kapsamında ayrıca İznik Gölü gezisi ve teknik inceleme bölümleri de gerçekleştirildi. Böylece sempozyum, yalnızca teorik sunumlarla sınırlı kalmayarak sahadaki gözlem ve değerlendirmelerle de desteklendi. Başkan Aydın: “İznik Gölü İçin Çalışmalarımızı Sürdüreceğiz” Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın, sempozyumun başarıyla tamamlanmasının ardından yaptığı değerlendirmede, İznik Gölü’nün yalnızca Orhangazi ve İznik için değil, Bursa ve Türkiye için de korunması gereken çok kıymetli bir doğal miras olduğunu vurguladı. Başkan Aydın açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “İznik Gölü Sempozyumu’nu geniş bir katılım, güçlü bir iş birliği ve verimli oturumlarla başarıyla gerçekleştirdik. İki gün boyunca alanında uzman akademisyenlerimiz, kurum temsilcilerimiz ve paydaşlarımız gölümüzün bugünü ve geleceği için çok değerli bilgiler paylaştı. İznik Gölü hepimizin ortak değeri, ortak sorumluluğudur. Bu nedenle gölümüzün korunması, sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı biçimde aktarılması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Sempozyuma katkı sunan tüm kurumlarımıza, akademisyenlerimize, konuşmacılarımıza, katılımcılarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Bilim, Ortak Akıl ve Kurumsal İş Birliği Öne Çıktı Sempozyum boyunca yapılan sunumlarda, İznik Gölü’nün karşı karşıya bulunduğu çevresel riskler bilimsel veriler ışığında değerlendirildi. Özellikle iklim değişikliği, su seviyesindeki değişimler, tarımsal kirlilik, azot-fosfor yükü, evsel ve sanayi kaynaklı baskılar, su kalitesi parametreleri ve havza bazlı yönetim konuları öne çıktı. Programda, gölün korunması için yalnızca tek bir kurumun değil; merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği vurgulandı. İznik Gölü’nün geleceğine yönelik sürdürülebilir yönetim modeli, bilimsel izleme sistemleri ve kurumsal koordinasyonun önemi üzerinde duruldu. İznik Gölü İçin Ortak Sorumluluk Mesajı İznik Gölü Sempozyumu, iki gün süren oturumların ardından yapılan değerlendirmelerle tamamlandı. Sempozyumun, İznik Gölü’nün korunması ve geleceğe taşınması noktasında önemli bir farkındalık oluşturduğu ifade edildi. Orhangazi’de gerçekleştirilen program, gölün yalnızca bugünkü sorunlarını ele almakla kalmadı; aynı zamanda gelecek kuşaklara daha sağlıklı, daha yaşanabilir ve daha sürdürülebilir bir doğal miras bırakılması adına ortak aklın ve iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in Binlerce Yıllık Şifa Mirası Belgesel Oldu Haber

İzmir’in Binlerce Yıllık Şifa Mirası Belgesel Oldu

Başkan Tugay, “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” diyerek kentin binlerce yıllık sağlık geleneğine dikkat çekti. Ercan Kesal’ın seslendirdiği belgesel, İzmir’in kültürel ve sağlık mirasını izleyiciyle buluşturacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve antik çağın kutsal sağlık merkezi Bergama Asklepion’dan Eşrefpaşa Hastanesi’ne uzanan sağlık hizmetleri tarihine ışık tutan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin galası yapıldı. İzmir Sanat'taki programa, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gül Ergör, Ege Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin seslendirmesini yapan sanatçı ve hekim Ercan Kesal, belgeselde yer alan hekimler ile akademisyenler, sivil toplum temsilcileri, sanatçılar, öğrenciler ve çok sayıda İzmirli katıldı. Büyük beğeni toplayan belgesel gösterimi alkışlarla sona erdi. “İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım” Gösterimin ardından konuşan Başkan Dr. Cemil Tugay, projeye emek veren herkese teşekkür ederek, hekimliğin hayatında 36 yıl süren bir meslek olduğunu belirtti. İzmir’in kadim kültürüne dikkat çeken Tugay, “Gerçekten çok özel bir şehirde yaşıyoruz. 8 bin 500 yıllık tarihiyle, önemli insanların nefes aldığı, ayak bastığı topraklardayız. İzmir bir miras ve o mirası anlamak lazım. Üzerinde yaşadığımız toprağın ve paylaştığımız kültürün geçmişini bilmek, hayatı anlamlı kılan unsurlardan biridir. Bu kısa ama asil filmin hazırlanmasında gösterilen emek de saygı uyandırıyor” dedi. Hayata ve hekimliğe dair rehber sözler Başkan Tugay, konuşmasını belgeselin seslendirmesini de yapan sanatçı Ercan Kesal’ın “Hekimlik Sanatları” adlı kitabının son bölümünden alıntı yaparak sonlandırdı. Kitapta, “Hekim kardeşim…” diye başlayan bölümde şu ifadeler yer alıyor: "Beden üzerinde hak iddia eden tıp biliminin hevesli polislerinden olma. Yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan ve olan bitene sessiz kaldıklarımızdan da sorumluyuz. Yeryüzü bizden önce vardı ve bizden sonra da var olmaya devam edecek. Biz, büyük bir sofranın tesadüfen bu çağda yerini almış misafirlerinden başka bir şey değiliz. Nasibimize düşeni alıp, sofrayı dağıtmadan edebimizle kalkıp gideceğiz." Kesal: İyi ki İzmir’e aşık olmuşum Ercan Kesal, konuşmasında İzmir’de olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek şunları söyledi: "Bu filmin ortaya çıkmasına vesile olan herkese teşekkür ederim. Katkıda bulunabildiysem ne mutlu. Film beni derinden duygulandırdı ve burada olma sebebimi daha iyi anlamamı sağladı. İzmir hayatımda hep çok önemli oldu. Tıp fakültesinden sadece hekim değil, her şey çıkar; yaptıklarımız ve uğraştıklarımız hekimlik mesleğiyle taçlanıyor. Film, iyi ki İzmir’de okumuşum, iyi ki İzmir’e aşık olmuşum, iyi ki Ege Üniversitesi mezunuyum dedirtti. Bu emeğin bir parçası olduğum için çok mutluyum." Prof. Dr. Bayındır: Asklepeion’un izleri, Eşrefpaşa’da devam ediyor” Başkan Tugay’ın Tıp Fakültesi eğitiminde öğretim üyeliği yapmış olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın da hocası olan Ege Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Ülkü Bayındır, belgeselin bir parçası olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “Asklepeion kendi zamanında önemli bir tıp merkezi ve çevresine örnek olmuştu. Eşrefpaşa Hastanesi de benzer şekilde, semtin ortasında, hiç ücret almadan sağlık hizmeti veren özgün bir merkezdir. Türkiye’ye tanıtılması gereken bir sosyal belediyecilik örneğidir. Asklepeion’un bıraktığı izleri, Eşrefpaşa da bize bırakmaktadır” dedi. Prof. Dr. Okyay: Dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz Projenin İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından titizlikle yürütüldüğünü anlatan Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “Birlikte çalıştığımızda farklı disiplinler bir araya geldiğinde ne güzel işler ortaya çıkıyor. Bu proje, belediyenin kendi personelinin emeğiyle gerçekleşti. Kentler, farklı insanlarla karşılaşmalara olanak sağlar; bu karşılaşmalarda en büyük farklılık ise dezavantajlı kesimlerle ilgilidir. Biz de Eşrefpaşa Hastanesi aracılığıyla en dokunulmayana dokunmaya çalışıyoruz. Bu, halkın kimsesiz olmadığını gösteriyor ve farklı bir yerel yönetim anlayışını ortaya koyuyor” diye konuştu. 6 aylık emeğin ürünü Projenin mimarlarından Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, belgeselin 6 aylık yoğun bir emeğin ürünü olduğunu belirterek, “Hekimlik, insanın acılarını gören ve hisseden bir meslektir. Her tedavi ve her ölüm, bizde bir iz bırakır. Binalara sadece yapı olarak bakmıyoruz; onlara anlam yüklüyoruz. Hekimlik, insan ayrımı yapmadan çalışılan bir meslek. Bunları size hissettirmek bizim için çok önemliydi” ifadelerini kullandı. Asklepion’dan Eşrefpaşa’ya: İzmir’in Sağlık Mirası İzmir Büyükşehir Belediyesi imzalı belgeselin yönetmenliğini Kültür Sanat Şube Müdürlüğü Sinema Destek Birimi’nden Ahmet Utku Soylu üstlendi. Seslendirmesini ünlü oyuncu, yönetmen, yazar ve hekim Ercan Kesal yaptı. Danışmanlığını Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve Dr. Turhan Sofuoğlu’nun yürüttüğü belgeselde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ile Prof. Dr. Fehmi Akçiçek, Prof. Dr. Ülkü Bayındır, Prof. Dr. Şerafettin Canda, Prof. Dr. Tülay Canda, Doç. Dr. Akın Ersoy, Prof. Dr. Veli Lök, Prof. Dr. Zafer Öztek, Prof. Dr. Felix Pirson, Orhan Beşikçi ve Ayşegül Güngören konuşmacı olarak yer aldı. Televizyonlardan üniversitelere gösterim planlanıyor İlk gösterimini yapan “Asklepion’un Mirası: Antik Bir İnançtan Eşrefpaşa Hastanesi’ne” belgeselinin ilerleyen dönemde ulusal ve yerel televizyonlarda yayınlanması hedefleniyor. Ayrıca, belgeselin üniversitelerde, festival ve film günlerinde, özel gösterimlerde, kongrelerde ve dijital platformlarda da izleyiciyle bluşması planlaıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.