Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akciğer Grafisi

Kapsül Haber Ajansı - Akciğer Grafisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akciğer Grafisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sigara İçmeyenlerde de Akciğer Kanseri Görülebilir: Bu Belirtilere Dikkat! Haber

Sigara İçmeyenlerde de Akciğer Kanseri Görülebilir: Bu Belirtilere Dikkat!

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, sigara kullanmamanın akciğer kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmadığını belirterek hastalığın olası nedenleri, dikkat edilmesi gereken belirtiler ve akciğer sağlığını korumaya yönelik önlemler hakkında bilgi verdi. Sigara İçmemek Akciğer Kanseri Riskini Tamamen Ortadan Kaldırmıyor Akciğer kanserinin gelişiminde sigara kullanımı önemli bir risk faktörü olsa da hastalığın ortaya çıkışında farklı mekanizmalar rol oynayabiliyor. Sigara kullanmayan kişilerde görülen akciğer kanserlerinin önemli bir bölümünü adenokarsinom adı verilen kanser türü oluşturuyor. Akciğer dokusunda gelişen bu hastalık, bazı durumlarda başlangıç aşamasında belirgin şikâyetlere neden olmayabiliyor. Evde ve Dışarıda Maruz Kalınan Etkenler Riski Artırabilir Günlük yaşamda solunan havanın kalitesi ve çevresel koşullar, akciğer sağlığı üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle kapalı alanlarda ve çalışma ortamlarında karşılaşılan bazı zararlı maddeler, uzun süreli maruziyet sonucunda akciğer kanseri riskini artırabiliyor. Kapalı ortamlarda sigara dumanına maruz kalmak, yani pasif içicilik, sigara kullanmayan bireyler açısından önemli risk faktörlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Bunun yanı sıra hava kirliliği, asbest gibi zararlı maddelerle temas ve bazı mesleki maruziyetler de akciğer kanseri riskini artırabiliyor. Daha az bilinen risk faktörlerinden biri ise radon gazı. Toprak ve kayaçlardan doğal olarak açığa çıkan bu radyoaktif gaz, özellikle uygun havalandırma koşullarının bulunmadığı kapalı alanlarda birikebiliyor. Renksiz ve kokusuz olması nedeniyle varlığı ancak özel ölçümlerle belirlenebiliyor. Uzm. Dr. Bayrakçı, çevresel risklerin değerlendirilmesinde maruziyetin süresi ve yoğunluğunun önemli olduğunu belirterek şu bilgileri paylaştı: “Soluduğumuz havanın kalitesi, akciğer sağlığını etkileyen temel unsurlardan biri. Pasif sigara dumanı, hava kirliliği ve bazı zararlı maddelere uzun süre maruz kalmak, solunum sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir. Özellikle çalışma ortamında toz, kimyasal madde veya asbest gibi etkenlerle karşılaşan kişilerin gerekli koruyucu önlemleri alması önemlidir.” Uzun Süren Öksürük Her Zaman Basit Bir Solunum Yolu Şikâyeti Olmayabilir Akciğer kanserinin erken dönem belirtileri, solunum yolu enfeksiyonları, astım ve diğer akciğer hastalıklarında görülen şikâyetlerle benzerlik gösterebiliyor. Bu nedenle belirtilerin yalnızca ortaya çıkış şekline bakılarak değerlendirilmesi, altta yatan nedenin anlaşılması için yeterli olmayabiliyor. Uzun süren veya giderek artan öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli yorgunluk hissi, akciğer kanserinde görülebilen belirtiler arasında bulunuyor. Ancak bu şikayetlerin varlığı tek başına kanser anlamına gelmiyor. Özellikle birkaç hafta boyunca devam eden, giderek şiddetlenen veya alışılmışın dışında seyreden öksürüğün nedeninin araştırılması gerekiyor. Kanlı balgam gibi belirtilerde ise beklemeden tıbbi değerlendirme yapılması önem taşıyor. Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, belirtilerin yalnızca sigara öyküsüne göre değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Sigara içmeyen bir kişide uzun süren öksürük, çoğu zaman alerji, enfeksiyon veya farklı solunum yolu hastalıklarıyla ilişkilendirilebilir. Ancak şikayetin devam etmesi, giderek artması ya da nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi başka belirtilerin eşlik etmesi durumunda altta yatan nedenin belirlenmesi gerekir.” Erken Değerlendirme Neden Önemli? Akciğer kanserinde tanı süreci, hastanın şikâyetlerinin, tıbbi geçmişinin ve bireysel risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesiyle başlıyor. Özellikle nedeni açıklanamayan veya uzun süre devam eden solunum şikayetlerinde, hekim tarafından gerekli incelemeler planlanabiliyor. Fizik muayene bulgularına ve klinik değerlendirmeye göre akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi veya ileri tetkiklerden yararlanılabiliyor. Herhangi bir şikayeti bulunmayan her bireyin düzenli olarak akciğer tomografisi çektirmesi önerilmiyor. Akciğer kanseri taraması, belirli risk özelliklerini taşıyan kişiler için ilgili tıbbi ölçütler doğrultusunda değerlendiriliyor. Akciğer Sağlığını Korumak İçin Günlük Alışkanlıklar Önemli Akciğer kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da önlenebilir risk faktörlerine karşı alınan tedbirler, solunum sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor. Bu kapsamda yaşam alanlarının sigara dumanından arındırılması, hava kalitesinin takip edilmesi ve mesleki ortamlarda uygun koruyucu önlemlerin alınması önem taşıyor. Radon veya asbest gibi zararlı maddelere maruz kalma ihtimali bulunan ortamlarda ise gerekli ölçümlerin ve uzman değerlendirmelerinin yapılması öneriliyor. Özellikle eski yapılarda gerçekleştirilecek tadilat çalışmalarında, asbest içerebilecek malzemelere yönelik uygun güvenlik önlemlerinin alınması gerekiyor. Uzm. Dr. Sedat Bayrakçı, akciğer sağlığının korunmasında bilinçli davranmanın ve belirtileri zamanında değerlendirmenin önemini şu sözlerle vurguladı: “Akciğer sağlığını korumak yalnızca sigara kullanmamakla sınırlı değil. Günlük yaşamda maruz kaldığımız çevresel etkenlerin farkında olmak ve önlenebilir riskleri azaltmak da bu sürecin önemli bir parçası. Solunum sistemiyle ilgili şikayetlerin kişisel alışkanlıklardan bağımsız olarak değerlendirilmesi, olası sağlık sorunlarının zamanında fark edilmesine katkı sağlayabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor Haber

Bahar Aylarında Astım Şikayetleri Artabiliyor

Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Seher Göktaş, astım hastalığı hakkında önemli bilgiler verdi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın çoğunlukla alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. “Astımın Belirtilerine Dikkat” Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, “Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük ve/veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır” dedi. “Sigara ve Alerjenler Riski Artırıyor” Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. “Polen, Parfüm ve Sigara Dumanı Astımı Tetikleyebiliyor” Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, “Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir” ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. “Astım Krizinde Erken Müdahale Önemli” Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, “Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır” dedi. “Astım Tamamen Geçmez Ancak Kontrol Altına Alınabilir” Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, “Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır” diye konuştu. “Ev Ortamı ve Günlük Yaşam Düzenlenmeli” Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. “Astım Hastanın Ömrünü Azaltmaz” Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, “Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.