Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akciğer Kanseri

Kapsül Haber Ajansı - Akciğer Kanseri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akciğer Kanseri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor Haber

Türkiye’de Her Yıl 40 Bin Kişi Akciğer Kanseri Tanısı Alıyor

Peki, bu hastalığı önlemenin ya da ölümcül hastalıklar listesinde daha alt sıralara geriletmenin mümkün olduğu yeni tedavi yöntemleri yok mu? Elbette var! Günümüzde geliştirilen tanı yöntemleri ve kişiye özel tedavi yaklaşımları sayesinde akciğer kanserinde umut her geçen gün artıyor. Bu umuda dair bilinmesi gerekenleri aktarmak için Acıbadem Maslak Hastanesi’nde “Akciğer Kanserinde Farkındalık ve Umut” söyleşisi düzenlendi. Etkinlikte multidisipliner bakış açısıyla Acıbadem Maslak Hastanesi uzmanları; Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, Prof. Dr. Enis Özyar, Prof. Dr. Erkan Kaba, Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Dr. Burcu Babaoğlu Karan hastalığa dair en güncel gelişmeleri paylaşarak erken teşhisin ve doğru tedavi planlamasının hayati önemine vurgu yaptılar. Etkinliğin dikkat çekici konuklarından biri, “Yeraltı” dizisindeki performansıyla geniş kitlelerin beğenisini kazanan oyuncu Sevil Akı oldu. Akı, söyleşide yer alarak farkındalığın önemine dikkat çekti ve bir hasta yakını olarak annesinin umut dolu, hastalıkla büyük mücadelesini içeren öyküsünü paylaştı. “Kanser tedavi sürecinin bir puzzle gibi düşünülmesi gerektiğini vurgulayan etkinliğin moderatörü Sağlık İletişimcisi Seral Çelik, “Bu etkinlikte multidisipliner yaklaşımla akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler alacağız. Kanserin tanı ve tedavisinde görev yapan sayısız uzman ve sağlık personeli var. Her biri çok önemli rol üstleniyor. Tanı ve tedaviyi bir puzzle gibi düşünürsek, parçalar bir araya geldiğinde hasta için en iyi ve en uygun tedavi uygulanabiliyor” dedi. Sigara en büyük risk faktörü! Akciğer kanserinin en önemli nedeninin sigara ve tütün ürünleri olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Babaoğlu Karan, özellikle son yıllarda gençler arasında artan kullanımın ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Elektronik sigara gibi alternatif ürünlerin de sanıldığı kadar masum olmadığını ifade eden Karan, bu ürünlerin de akciğer sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yarattığını belirtti. Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80’inin tütün kullanımına bağlı olduğunu anlatan Dr. Babaoğlu Karan, yüzde 20’sinin ise mesleki, asbest vb. nedenlerden geliştiği bilgisini verdi. Akciğer kanserinin çoğu zaman erken dönemde belirti vermediğine dikkat çeken Karan, bu nedenle risk grubundaki bireylerin, özellikle 50 yaş üzerinde ve en az 20 yıl günde bir paket sigara içmiş kişilerin her yıl düzenli kontrol yaptırmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Düşük doz radyasyonla yapılan BT çekimlerinin hastalığın erken tanısında çok önemli olduğunu belirtti. Görüntüleme yöntemleri hayat kurtarıyor Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik, akciğer kanserinde doğru evrelemenin tedavi sürecinin temelini oluşturduğunu belirterek PET-CT’nin bu noktada kritik rol oynadığını ifade etti. Prof. Dr. Çermik, “PET-CT sayesinde tümörün yalnızca varlığı değil, aynı zamanda vücuttaki yayılımı ve biyolojik davranışı da detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Bu sayede hastalığın hangi evrede olduğu net olarak ortaya konulabiliyor ve en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor. Aynı zamanda tedaviye verilen yanıt da değerlendirildiğinden gereksiz cerrahi girişimlerin önüne geçilebiliyor” dedi. Cerrahi, erken evrede en etkili yöntem Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkan Kaba ise akciğer kanserinde erken teşhisin cerrahi başarıyı doğrudan etkilediğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti: “Özellikle erken evrede teşhis konulan hastalarda cerrahi müdahale ile yüksek başarı oranları elde edilebiliyor. Ayrıca cerrahi yöntemler de hızla gelişiyor. Bu yöntemlerden en yenisi olan robotik cerrahi sayesinde göğüs bölgesi tamamen açılmadan, küçük kesilerle ameliyatlar yapılabiliyor. Robotik cerrahi zor ameliyatları daha kolay yapmamıza yardımcı olmakla beraber, hastaların daha hızlı iyileşmesine ve günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmesine yardımcı oluyor.” Kişiye özel tedavi dönemi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli bir dönüşüm yaşandığını belirtti. Artık her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığını, tümörün genetik ve moleküler özelliklerine göre kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapinin, özellikle uygun hastalarda oldukça başarılı sonuçlar verdiğini belirten Ölmez, bu yaklaşımların akciğer kanseri hastalarının yaşam süresi ve yaşam kalitesini artırdığını söyleyerek “Doğru hastaya doğru tedaviyi uygulamak çok önemli” dedi. Hassas ve hedefe yönelik ışın tedavisi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Özyar, akciğer kanseri tedavisinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halk arasında ışın tedavisi olarak bilinen radyoterapide amaç, ameliyat edilemeyen tümörleri ışınlar aracılığıyla yok etmek ya da küçültmektir. Özellikle tıbbi nedenlerle ameliyat olamayacak hastalarda radyoterapi çok etkili bir tedavi seçeneğidir. Radyoterapi yöntemleri de gelişmekte ve giderek etkinliği artmaktadır. Gelişen teknoloji sayesinde daha hassas ve hedefe yönelik tedavi yapılabilmektedir. Bu sayede yan etkiler azalmakta ve tedavi başarısı artmaktadır.” Sevil Akı: “Tünelin ucunda hep bir ışık oldu” Etkinliğe katılan, Yeraltı dizisiyle seyircinin gönlünde taht kuran oyuncu Sevil Akı ise hasta yakını olarak yaşadığı süreci paylaşarak, kanserle mücadelenin sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir süreç olduğunu vurguladı ve şunları söyledi: “Anneme 8 yıl önce akciğer kanseri tanısı kondu. İlk ameliyatından 4 yıl sonra hastalığı nüks etti ve tekrar ameliyat oldu. Geçen yıl yeni bir nüks oldu ve şimdi ilaç tedavisiyle mücadelemize devam ediyoruz. İkinci nükste çok panik olduk. Ancak ilaçların ve çeşitli tedavi yöntemlerinin gelişmiş olması sayesinde farklı tedavi seçeneklerimiz oldu. Yani tünelin ucunda hep bir ışık vardı. Gerçekten hiçbir şey çözümsüz değil. Güvendiğiniz doktorlar size o ışığı gösteriyor. Annem tanı aldığı andan itibaren hayata tutundu ve bu hastalıkla mücadele ediyor. Biz de hasta yakını olarak onunla birlikte mücadele ediyoruz. Bizim hikayemiz umut dolu bir hikaye. Hâlâ umutluyuz, hâlâ mücadele ediyoruz. Kanser tedavi süreci inişli çıkışlı bir yolculuk. Birbirimize güç vererek, umutla ilerliyoruz.” Doğru bilgiye ulaşmanın ve güçlü bir destek sistemine sahip olmanın bu süreçte büyük önem taşıdığını ifade eden sanatçı Sevil Akı, umudun hastaların tedaviye tutunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti. Farkındalık çalışmalarında kendi deneyimini paylaşarak başkalarına da umut olmak istediğini dile getirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor Haber

Kanserde Yeni Dönem: Yaşam Süresi Artıyor, Rehabilitasyonla Yaşam Kalitesi Yükseliyor

Onkolojik rehabilitasyonun yararlarından söz eden Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon; meme kanseri cerrahisi sonrası her beş hastadan birinde görülen lenfödem riskinin azaltılmasında büyük fayda sağlıyor. Erken dönemde başlanan koruyucu egzersiz ve manuel terapi uygulamaları ile bu risk önemli ölçüde azaltılabiliyor. Onkolojik rehabilitasyon ayrıca akciğer kanseri sonrasında solunum kapasitesinin korunmasında, kolon ve rektum kanseri ameliyatlarından sonra karın kaslarının güçlendirilmesinde, prostat kanseri sonrası pelvik taban fonksiyonlarının desteklenmesinde ve beyin tümörü cerrahileri sonrasında denge ve koordinasyonun yeniden kazandırılmasında büyük önem taşıyor” diyor. Amaç Sadece Hayatta Kalmak Değil, Kaliteli Yaşamak Yapılan çalışmalar, düzenli rehabilitasyon programına katılan kanser hastalarında hastanede yatış süresinin kısaldığını, tedaviye uyumun arttığını ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığın güçlendiğini gösteriyor. Ayrıca depresyon ve anksiyete oranlarında azalma, denge ve koordinasyon kaybında iyileşme ve kas gücünde artış gözlemleniyor. Örneğin Journal of Clinical Oncology’de yayımlanan geniş kapsamlı bir meta-analiz, kanser hastalarında uygulanan yapılandırılmış egzersiz programlarının kanser ile ilişkili yorgunluğu anlamlı düzeyde azalttığını ve fiziksel fonksiyonları belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koyuyor. Benzer şekilde The Lancet Oncology’de yayımlanan bir başka çalışma, tedavi sürecinde uygulanan egzersiz ve rehabilitasyon programlarının yaşam kalitesini artırdığını ve psikolojik iyilik halini güçlendirdiğini bildiriyor. Uzmanlara göre bu veriler, onkolojik rehabilitasyonun destekleyici bir uygulama değil, kanser tedavisinin bilimsel temele dayanan tamamlayıcı bir bileşeni olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Onkolojik rehabilitasyon hastanın yalnızca fiziksel değil, psikolojik dayanıklılığını da artırır. Amaç yalnızca hayatta kalmak değil, kaliteli yaşamak olmalıdır” diyerek rehabilitasyonun yaşam kalitesine olan katkısını da vurguluyor. Evde Yapılabilecek Basit Ama Etkili Egzersizler Uzman kontrolünde planlanmak kaydıyla, hastaların evde sürdürebileceği bazı temel egzersizler tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Günlük 20–30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dayanıklılığı artırarak kas kaybını azaltmaya yardımcı olurken; derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise özellikle akciğer kapasitesinin korunmasında etkili oluyor. Meme kanseri cerrahisi sonrası omuz eklem hareket açıklığını korumak ve artırmak amacıyla üst ekstremiteye, şiddeti ve süresi hastalığın evresine göre değişen kuvvetlendirme ve germe hareketleri öneriliyor. Bu şekilde hem eklem hareket açıklığının sağlanmasına hem de kas kuvveti kaybının önlenmesine katkı sağlanıyor. Sandalyeden kontrollü şekilde oturup kalkma egzersizi, alt ekstremite kas gücünü destekliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Egzersiz ilaç gibidir; doğru dozda ve kişiye özel uygulanmalıdır. Her hasta için program farklı planlanmalı ve mutlaka uzman kontrolünde ilerlenmelidir” diyor. Kanser Hastalarında Egzersiz Kronik Yorgunluğu Azaltıyor Kanser hastalarının yüzde 70 ila 80’i tedavi sürecinde, özellikle dinlenmekle geçmeyen bir yorgunluk yaşıyor. Bu tablo, hastaların günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayabiliyor ve psikolojik olarak da yıpratıcı olabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Paradoks gibi görünse de kontrollü egzersiz yorgunluğu azaltıyor. Haftada birkaç gün yapılan hafif ve orta şiddette aerobik ve dirençli egzersizlerin, yorgunluğu belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bilimsel veriler var” diyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre özellikle düşük yoğunluklu, sürdürülebilir egzersizler bu süreçte büyük önem taşıyor. Örneğin günde 15–20 dakikalık hafif tempolu yürüyüş, dolaşımı artırarak enerji düzeyini yükseltebiliyor. Aynı şekilde sandalyede oturur pozisyonda yapılan kalça ve diz eklemine yönelik basit egzersizler ve kontrollü otur-kalk egzersizleri, kas gücünü desteklerken aşırı efor gerektirmiyor. Derin nefes alıp kontrollü verme şeklinde uygulanan solunum egzersizleri ise hem akciğer kapasitesini korumaya yardımcı oluyor hem de gevşeme sağlayarak stres düzeyini azaltabiliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu, “Burada önemli olan yoğunluk değil, egzersizlerin düzenli yapılmasıdır. Hastalar kendilerini tüketmeden, kontrollü ve planlı şekilde hareket etmeli. Egzersiz, doğru uygulandığında yorgunluğu artırmaz; tam tersine azaltır” ifadelerini kullanıyor. Onkolojik rehabilitasyon, kanser tedavisini yalnızca hastalığı kontrol altına alan bir süreç olmaktan çıkarıp, hastayı yeniden hayatın içine kazandırmayı hedefliyor. Doç. Dr. Özlem Feyzioğlu’na göre doğru zamanda başlanan ve düzenli sürdürülen rehabilitasyon programları, kanserle mücadelede hem fiziksel hem de ruhsal gücü artırarak hastalara daha kaliteli bir yaşam sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kanser Artık Yönetilebilir Bir Hastalığa Dönüşüyor Haber

Kanser Artık Yönetilebilir Bir Hastalığa Dönüşüyor

Rapora göre kanser tanısı alan her 10 kişiden 7’si en az 5 yıl yaşamını sürdürüyor. Bu oran, kanserin artık mutlak bir son olarak görülmediğini gösterirken; erken tanı, modern tedavi yöntemleri ve önleyici sağlık adımlarının önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, “4 Şubat Dünya Kanser Günü” nedeniyle güncel veriler ışığında kanserde gelinen noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kanserde yüzde 70’lik sağkalım eşiği aşıldı 2026 Kanser İstatistikleri Raporu’nda yer alan verilere göre, tüm kanser türleri ve evreleri birlikte değerlendirildiğinde beş yıllık göreceli sağkalım oranının yüzde 70 seviyesine ulaştığı görülmektedir. Bu oran, bireysel hastalar için kesin bir sonuç anlamı taşımamakta; modern onkolojinin genel başarısını yansıtan bir ortalamayı ifade etmektedir. Elde edilen bu sonuç, “kanser kesin ölüm demektir” anlayışının geçerliliğini yitirdiğini göstermektedir. Kanser istatistikleri, genellikle tanıdan sonra birkaç yıllık takip sürecinin tamamlanmasıyla hesaplanmaktadır. Bu nedenle 2026 raporunda yer alan sağkalım oranları, büyük ölçüde 2015-2020 yılları arasında tanı alan hastaların sonuçlarını yansıtmaktadır. Günümüzde klinik uygulamalarda giderek daha fazla yer bulan immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin etkisinin, önümüzdeki yılların verilerine daha güçlü biçimde yansıyacağı öngörülmektedir. Son 30 yılda kansere bağlı ölümler yüzde 35 azaldı Güncel kanser istatistikleri, 1991 yılından bu yana kansere bağlı ölüm oranlarının yüzde 35 oranında azaldığını ortaya koymaktadır. Bu düşüş, yalnızca ABD’de yaklaşık 6 milyon insanın hayatının kurtulması anlamına gelmektedir. Elde edilen bu başarı, tek bir gelişmeye değil; erken teşhis programlarının yaygınlaştırılmasına, sistemik tedavilerin hedefe yönelik ve akıllı ilaçlarla güçlendirilmesine ve immünoterapilerintedavi süreçlerine entegre edilmesine dayanmaktadır. Tarama yöntemleriyle tümörlerin daha erken evrede saptanması, kişiselleştirilmiş ilaç tedavileri ve bağışıklık sistemini harekete geçiren yaklaşımların birlikte kullanılması sayesinde kanser tedavisinde kalıcı ve güçlü sonuçlar elde edilmektedir. Bu gelişmeler, kanserin artık önceden yazılmış bir kader olmadığını ve bilimsel ilerlemelerle yönetilebilir bir hastalık haline geldiğini göstermektedir. Üç temel alan tedavi başarısını belirgin şekilde artırıyor Kanserle mücadelede sağlanan ilerlemelerin temelinde üç ana başlık yer almaktadır. Tarama programları sayesinde tümörler daha erken evrede saptanmakta, bu durum cerrahi ve ilaç tedavilerinin başarısını artırmaktadır. Klasik kemoterapiler, hedefe yönelik akıllı ilaçlarla birlikte kullanılarak daha etkili ve kişiselleştirilmiş tedaviler uygulanmaktadır. İmmünoterapiler ise bağışıklık sistemini kansere karşı aktive ederek cerrahi ve radyoterapiyle birlikte güçlü sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır. Vaka sayılarındaki artış önleyici yaklaşımları gündeme taşıyor Tüm bu gelişmelere rağmen, 2026 yılında ABD’de beklenen yeni kanser vakası sayısının 2.1 milyona ulaşacağı öngörülmektedir. Daha fazla hastanın hayatta kalmasıyla birlikte, daha fazla kişiye kanser tanısı konulması dikkat çekmektedir. Bu durum; obezite, hareketsizlik, sağlıksız beslenme, çevresel maruziyetlerve yaşlanan nüfus gibi risk faktörlerinin önemini ortaya koymaktadır. En büyük düşman hala aynı: Sigara Tüm bilimsel ve teknolojik ilerlemelere rağmen, akciğer kanseri günümüzde hala en ölümcül kanser türü olma özelliğini sürdürmekte. 2026 yılı için ABD’de akciğer kanserine bağlı beklenen yaşam kaybı sayısının yaklaşık 124 bin 990 olduğu öngörülmektedir. Oysa düşük doz akciğer tomografisi ile erken tarama, bu alanda en etkili korunma ve erken tanı yöntemlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Buna karşın taramaya uygun bireylerin yalnızca yüzde 18’i bu testi yaptırmakta. Bu tablo, bilimsel bilgi ve teknolojik imkanların mevcut olmasına rağmen, bireysel farkındalık ve davranış değişikliğinin kanserle mücadelede belirleyici rol oynadığını ortaya koymaktadır. Kanserde tür ve evre hayati öneme sahip Genel sağkalım oranları yükselmiş olsa da kanser türleri arasında belirgin farklılıklar devam etmektedir. Tiroid, prostat ve testis kanserlerinde sağkalım oranları oldukça yüksek seyrederken; akciğer ve pankreas kanserlerinde bu oranlar daha düşük düzeylerde kalmaktadır. Bu tablo, kanserde erken tanının ve hastalığın hangi evrede yakalandığının belirleyici rolünü açıkça göstermektedir. Kanser yönetilebilir bir hastalık Güncel veriler, kanserin birçok hasta için kronik bir hastalık haline geldiğini göstermektedir. Tedavi sonrası yaşam kalitesinin korunması, uzun dönem yan etkilerin izlenmesi ve psikososyal desteğin sağlanması giderek daha fazla önem kazanmaktadır. HPV aşısı gibi önleyici uygulamaların ise bazı kanser türlerinde hastalığın ortaya çıkmasını engelleme potansiyeli taşıdığı görülmektedir. Bu gelişmeler, kanserde asıl başarının yalnızca tedavide değil, önlemede de sağlanabileceğini ortaya koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akciğer Kanserinin 9 Sinyaline Dikkat! Haber

Akciğer Kanserinin 9 Sinyaline Dikkat!

Tüm kanserlerin %12- %16’sını oluşturan akciğer kanseri, kadınlar ve erkeklerde kansere bağlı ölümlerin en başında geliyor. Ancak akciğer kanseri taramalarıyla belirtiler ortaya çıkmadan erken evrede teşhis edilebilen bu hastalıkta doğru tedavi planlaması ile yaşam kalitesi ve süresi artırılabiliyor. Bu nedenle sigara kullananlar başta olmak üzere orta yaş ve üzeri bireylerin düzenli bir şekilde akciğer kanseri taraması yaptırması tavsiye ediliyor. Memorial Şişli Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Çağatay Saim Tezel, akciğer kanserinin nedenleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Akciğer kanseri belirti vermeden önlem alınmalı Akciğerdeki doku ve hücreler kontrolsüz bir şekilde büyüyerek akciğer kanserini oluşturmaktadır. Tümör hücresi olarak da tanımlanabilen bu hücreler, hızla çoğalır ve zamanla kitlesel bir yapı oluşturur. Kanserin ilerlemesiyle birlikte kanser hücreleri, çevre doku ve organlara yayılmaktadır. Bazı vakalarda kanser hücrelerinin dolaşım sistemine karışmasıyla kanser, uzak organlara da sıçramaktadır. Metastaz olarak da tanımlanan bu durumda hastalığın tedavisi çok daha zor olmaktadır. Akciğer kanseri, genellikle belirti vermeden sessizce ilerler. Bu yüzden erken evrede fark edilmesi zordur. Akciğer kanseri belirtileri oldukça geniş bir yelpazede yer almaktadır. Hastalığın erken dönem belirtileri şöyle sıralanabilmektedir: Yüzde şişmeSes kısıklığıLenf bezlerinin şişmesiHalsizlik ve güçsüzlükYüksek ateşNedeni anlaşılamayan kilo kaybıParmaklarda şekil bozukluğuBaş dönmesiYutkunma zorluğu Kanser oluşumunun akciğerlerde başlaması, birincil (primer) akciğer kanseri olarak tanımlanırken, vücudun farklı bir yerinde oluşan fakat akciğerlere metastaz yapan akciğer kanseri türüne ise ikincil (sekonder) akciğer kanseri denir. Primer akciğer kanseri ise küçük hücreli (yulaf hücreli) akciğer kanseri ve küçük hücreli olmayan akciğer kanseri olmak üzere iki ana grupta incelenir. Primer akciğer vakalarının yaklaşık %88’i küçük hücreli olmayan grupta yer alır Akciğer kanser taraması hastasının hayatta kalma oranını artırıyor Akciğer kanseri taraması, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığı erken bir aşamada bulmak için testlerin kullanıldığı bir işlemdir. Diğer kanserlerin aksine, akciğer kanseri için rutin tarama dünya çapında yaygın değildir. Ancak araştırmalar akciğer kanseri taramasının hastanın hayatta kalma oranlarını artırabileceğini göstermiştir. Akciğer kanseri, kanser türleri arasından en çok ölüme neden olan kanser türü olmaya devam etmektedir. Akciğer kanseri riski yüksek olan sigara kullanan bireyler başta olmak üzere orta yaş ve üzerindeki bireylerde düşük doz BT tarama programlarının devreye alınması hayatların kurtarılmasını sağlayabilir ve bu yıkıcı eğrinin değişmesine yardımcı olabilir. Akciğer kanseri taraması ile ilgili yapılan en büyük çalışmanın sonuçları 2011 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışmada düşük doz BT taramalarının, göğüs röntgenlerine kıyasla akciğer kanseri kaynaklı ölüm sayısını %20 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Belçika ve Hollanda'da 2020 yılında yapılan ikinci büyük araştırmada ise düşük doz BT taramaları yapılan yüksek riskli akciğer kanseri erkeklerde, ölümlerin %24 oranında azaldığı görülmüştür. Tedavi planı kanserinin türü, evresine göre belirleniyor Akciğer kanseri teşhisi için detaylı tıbbi öykü, fizik muayene, tanının kesinleştirilmesi, ayırıcı tanıdaki hastalıkların dışlanması için ek laboratuvar testleri ve radyolojik incelemeler istenir. Bu radyolojik incelemeler akciğer grafisi ve/veya BT gibi radyolojik görüntüleme işlemleri ile yapılmaktadır. Akciğer kanserinin kesin tanısı için akciğer dokusundan ve içindeki kitleden biyopsi alınır. Patolojik inceleme kanserin geliştiği hücre tipini, kanser hücrelerinin farklı patolojik yöntemlerle ayırt edici özelliklerinin tespitini sağlamaktadır. Bu şekilde hasta için en uygun tedavi yöntemi ve planı seçilebilmektedir. Akciğer kanserinin tedavisi ise akciğer kanserinin türü, evresi ve hastanın genel sağlık durumu gibi faktörlere bağlı olarak farklılık göstermektedir. Hastalığın tedavisi, immünoterapi, radyoterapi, kemoterapi ve cerrahi yöntemlerin tek başına ya da birlikte uygulanması şeklinde düzenlenmektedir. Robotik cerrahi ile hızlı ve konforlu iyileşme süreci Erken teşhis edilen akciğer kanseri için en etkili tedavi cerrahi ile akciğerin tümör içeren bölümünün ve ilgili lenf bezlerinin alınmasıdır. Erken evre akciğer kanserinde uygulanan ameliyat akciğerin tümörü içeren parçasının çıkarılmasıdır. 1 cm’den küçük tümörlerde lobun alt parçası olan segmentin çıkarılması uygulanabilmektedir. Ayrıca en az 6 lenf bezinin çıkarılması da ameliyatın temel prensibidir. Bu ameliyatların tamamı 3-4 cmlik tek bir kesi veya 2 kesi ile kapalı yöntemle yapılabilmektedir. Ayrıca robotik cerrahi, akciğer kanseri operasyonlarında minimal invaziv bir yaklaşım sunarak daha hızlı iyileşme, daha az ağrı ve hastanede kısa süre kalış imkanı sağlamaktadır.

ABD'de Yapay Zeka Destekli Erken Akciğer Kanseri Teşhisi İçin İş Birliği Haber

ABD'de Yapay Zeka Destekli Erken Akciğer Kanseri Teşhisi İçin İş Birliği

Anlaşma kapsamında Optellum, yapay zeka destekli görüntüleme ve klinik karar destek platformunu kullanarak hasta sonuçları üzerindeki gerçek dünya etkisini değerlendirecek. Akciğer kanseri, dünya çapında kansere bağlı ölümlerin önde gelen nedeni olmaya devam ediyor ve genellikle ileri evreye ulaşana kadar tespit edilemiyor. Geç evre teşhis, tedavi seçeneklerini sınırlarken hayatta kalma oranlarını düşüyor. Tarama programları mevcut olsa da, düşük katılım oranları ve hastaların uygunluk kriterlerini karşılamaması nedeniyle akciğer kanseri hastalarının çoğunluğuna ulaşmakta sıklıkla başarısız olunuyor. ABD'de acil servis taramaları gibi diğer nedenlerle yılda 93 milyon Bilgisayarlı Tomografi (BT) taraması yapılıyor. Bu taramaların otomatik yapay zeka destekli gerçek zamanlı analizi veya "fırsatçı tarama" yoluyla birçok semptom öncesi kanser daha erken tespit edilebilir. Optellum'un Sanal Nodül Kliniği (VNC), erken evre akciğer kanseri için FDA onaylı ilk yapay zeka destekli karar destek aracıdır ve sosyal güvenlik tarafından geri ödenmekte ve önde gelen sağlık sistemleri tarafından uygulanmaktadır. Platform, sağlık sistemlerindeki tarama raporlarından risk altındaki bireyleri belirlemek için Doğal Dil İşleme kullanan Hasta Keşif Yapay Zekası ve görüntüleme yapay zekası ve radyomik verilere dayanan klinik olarak doğrulanmış bir Akciğer Kanseri Tahmin (LCP) skorunu entegre eder. Bu yapay zeka araçlarının kombinasyonu, klinisyenlerin multidisipliner torasik onkoloji ekipleri tarafından takip edilecek risk altındaki hastaları belirlemesini ve önceliklendirmesini sağlayarak potansiyel olarak daha erken müdahale ve iyileştirilmiş hasta sonuçlarına yol açar. Optellum ve Bristol Myers Squibb, mevcut bir araştırma iş birliğini temel alıyor. Bu yeni anlaşmanın bir parçası olarak Optellum, hayat kurtaran erken teşhise erişimi genele yaymak amacıyla ABD genelinde birden fazla sağlık sisteminde VNC platformunu kullanıma sunuyor. Bu uygulamalar, platformun uygulamadan önce ve sonraki gerçek dünya etkisini değerlendirecektir. Amaç, kanıt üretmek ve teşvik etmek, ayrıca yapay zeka uygulama en iyi uygulamalarını oluşturmaktır. Bu, bu tür yapay zeka optimizasyonlu akciğer kanseri tedavi yollarının yaygınlaştırılmasını hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Ohio Eyalet Üniversitesi Kapsamlı Kanser Merkezi James Torasik Onkoloji Merkezi Direktörü ve İç Hastalıkları Profesörü Dr. David Carbone, "Erken teşhis, akciğer kanseri hastalarının hayatta kalma oranlarını iyileştirmede kritik öneme sahiptir. Ancak Evre I-II NSCLC hastalarının %30 ila %60'ı ameliyat sonrası nüks yaşamaktadır. Optellum ve Bristol Myers Squibb arasındaki anlaşma, akciğer kanserini daha erken teşhis etmek ve doğru hastaların mevcut modern tedavilerden faydalanabilmesi için torasik tedavi yollarını iyileştirmek için önemli bir fırsat sunmaktadır" dedi. Optellum Kurucusu ve Ticari İşler Direktörü Dr. Václav Potěšil, "Bristol Myers Squibb ile yapılan anlaşma, Optellum'un en iyi akademik tıp merkezlerinden, en çok fayda sağlayabilecek yetersiz hizmet alan hasta popülasyonlarına hizmet veren toplum merkezlerine kadar yapay zeka destekli erken teşhisi hızlandırmasına yardımcı olan önemli bir adımdır," yorumunu yaptı. "Vizyonumuz, akciğer kanseri ve diğer hastalıklar genelinde fırsatçı taramayı yönlendirmeye yardımcı olmak, bakım ekiplerinin doğru tedavi için doğru adayları verimli bir şekilde bulmasına yardımcı olmak ve uzmanlıklarını artırarak her hastanın en kaliteli bakımdan faydalanabilmesini sağlamaktır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.