Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akıllı Fabrika

Kapsül Haber Ajansı - Akıllı Fabrika haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akıllı Fabrika haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti Haber

Afrika Sanayisine Açılan Yeni Kapı: ITAF 2026 Kazablanka’da Gerçekleşti

Afrika’da sanayi yatırımlarının ve üretim kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaların hız kazanması, otomasyon, robotik, dijital üretim ve akıllı fabrika teknolojilerine olan talebi artırıyor. Bu dönüşümün sunduğu fırsatları uluslararası sanayi dünyasıyla buluşturmayı hedefleyen ITAF 2026, küresel teknoloji sağlayıcıları ile Afrika’nın gelişen sanayi pazarları arasında doğrudan iş bağlantıları kurulmasına olanak sağladı. Fuar kapsamında 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli alıcının katılımıyla gerçekleştirilen Hosted Buyer Programı ve B2B görüşmeleri, teknoloji sağlayıcıları ile satın alma karar vericilerini bir araya getirerek yeni ticari fırsatların değerlendirilmesine katkıda bulundu. Etkinliğin önemli bileşenlerinden biri olan Industrial Edge Summit Africa konferans programında ise 60’tan fazla konuşmacı; endüstriyel otomasyon, dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri ve Afrika sanayisinin dönüşümüne yönelik fırsatları ele aldı. Endüstriyel dönüşüme yön veren teknolojiler ITAF 2026’da buluştu ITAF 2026, üç gün boyunca endüstriyel üretimin geleceğini şekillendiren teknolojilere ve yenilikçi çözümlere ev sahipliği yaptı. Robotik sistemlerden endüstriyel otomasyona, yapay zekâ ve dijital üretim teknolojilerinden akıllı iç lojistik, güç aktarım sistemleri ve enerji verimliliği çözümlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluştu. Fuar, yeni teknolojilerin tanıtılmasının yanı sıra bu çözümlerin üretim süreçlerine sağlayabileceği somut katkıları da gündeme taşıdı. Türkiye’den katılan ve kendi alanlarında küresel ligde yer alan Esit Elektronik ve IHI Dalgakıran gibi öncü Türk üreticileri de fuarda geliştirdikleri son teknoloji çözümleri, akıllı tartım ve kompresör sistemlerini Afrika pazarıyla buluşturarak yoğun ilgi gördü. Verimlilik artışı, operasyonel maliyetlerin azaltılması, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi ve sürdürülebilir üretim gibi sanayinin öncelikli konuları, teknoloji sağlayıcıları ile sektör temsilcileri arasındaki görüşmelerin odağında yer aldı. Böylece ITAF, küresel teknolojik gelişmelerin Afrika sanayisinin dönüşüm ihtiyaçlarıyla buluştuğu bir platform olarak öne çıktı. ITAF 2026, uluslararası ticari iş birliklerine kapı açtı ITAF 2026, sergilenen teknolojilerin ötesinde, uluslararası satın almacılar ile sanayi ve teknoloji sağlayıcıları arasında yeni iş fırsatlarının değerlendirildiği bir platform oldu. Fuar kapsamında düzenlenen Alım Heyeti Programı, Afrika ve Avrupa'daki 11 ülkeden yaklaşık 50 nitelikli satın almacıyı Kazablanka'da bir araya getirdi. B2B eşleştirme görüşmeleri sayesinde katılımcı firmalar, yeni pazarlara açılma, potansiyel müşterilerle doğrudan temas kurma ve uzun vadeli ticari ortaklıklar geliştirme fırsatı yakaladı. Programın uluslararası boyutunu güçlendiren bir diğer önemli buluşma ise 9 Afrika ülkesinden 22 üst düzey temsilcinin katılımıyla gerçekleşti. Kamu kurumları, ticaret odaları ve iş dünyasından temsilcilerin yer aldığı heyet, bölgenin sanayi ve altyapı yatırımlarına yönelik ihtiyaçlarını uluslararası teknoloji sağlayıcılarıyla değerlendirdi. Makine ve otomasyondan enerji ve lojistiğe uzanan görüşmelerde, teknoloji transferi, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve yeni yatırım fırsatları ön plana çıktı. Böylece ITAF, Afrika sanayisinin ihtiyaçları ile uluslararası teknoloji ve üretim çözümleri arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına katkı sağladı. Öncelikli hedef, sürdürülebilir katma değer yaratmak ITAF, ilk edisyonuyla etkinliğin ötesine geçerek yıl boyu aktif kalacak bir platformun ilk temellerini attı. ITAF ilk edisyonun ardından, Kazablanka’da kurulan iş birliklerini kalıcı kılmayı, saha deneyimlerini paylaşmayı, nitelikli iş gücünü ve yetkinlikleri geliştirmeyi amaçlıyor. Bu sayede sanayi aktörlerine yenilikçi teknolojileri keşfetme aşamasından sahada uygulamaya kadar her adımda rehberlik eden sürdürülebilir bir ekosistem sunmayı hedefliyor. Bundan sonraki süreçte elde edilen ivmeyi büyüterek yerel ve uluslararası paydaşlar arasındaki köprülerin güçlendirilmesi, ayrıca Kazablanka’da kurulan bağlantıların yatırım, inovasyon ve endüstriyel iş birliği odaklı yeni fırsatlara dönüştürülmesi planlanıyor. Industrial Edge Summit Africa’da sanayinin geleceği ele alındı ITAF 2026 kapsamında düzenlenen Industrial Edge Summit Africa, 60’ı aşkın konuşmacının katılımıyla sanayinin dijital ve sürdürülebilir dönüşümüne yönelik gelişmeleri gündeme taşıdı. Uluslararası iş dünyası temsilcilerini, teknoloji liderlerini ve sektör uzmanlarını buluşturan konferans programında; üretimde yapay zekâ uygulamaları, Endüstri 4.0, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IIoT), siber güvenlik, enerji verimliliği ve karbonsuzlaşma gibi sanayinin öncelikli konuları ele alındı. Üç gün süren oturumlarda, yeni teknolojilerin üretim süreçlerine entegrasyonu, sanayide dijitalleşmenin hızlandırılması ve işletmelerin rekabet gücünün artırılması konuları öne çıktı. Afrika sanayisinin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda teknoloji yatırımlarından nitelikli iş gücüne uzanan farklı başlıkların değerlendirildiği konferans, uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına katkı sağlayarak bölgenin endüstriyel dönüşümüne yönelik yeni perspektifler sundu. Geleceğe Güçlü Adım: ITAF 2027 İçin Hazırlıklar Başladı Başarılı ilk edisyonunun ardından 2026’da atılan temeller üzerine yükselecek fuar, Afrikalı sanayi paydaşlarını uluslararası teknoloji sağlayıcıları, yatırımcılar ve iş ortaklarıyla buluşturan bir platform olarak konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Afrika’nın sanayi ve teknoloji sektörlerindeki önemli buluşmalarından biri olan Industrial Transformation Africa’nın (ITAF) bir sonraki edisyonu 26–28 Ekim 2027 tarihleri arasında OFEC/Kazablanka’da düzenlenecek. ITAF, Deutsche Messe ekosistemi bünyesindeki Hannover Fairs MENA tarafından, yerel organizatör Smart Expos & Events Morocco ile birlikte düzenleniyor. 2026 edisyonunun stratejik ortakları UNIDO, GMAI ve AMCA; sponsorları Turkish Machinery ve GSMA; resmi teknoloji ortakları CE3M Maroc, R&D Maroc ve TEAM Henri-Fabre; kurumsal ortakları AHK Maroc, GIZ, Fraunhofer-Gesellschaft ve KFW; destekleyici ortakları ise AMPF, FMIIP, Morocco Train Industry (MTI) ve WorldPTA oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu Haber

Küresel Metalürji Sektörü ANKIROS 2026’da İstanbul’da Buluştu

17.Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demir Dışı Metalürji Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı ANKIROS 2026, 22 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nin 3 numaralı salonunda düzenlenen açılış töreninin ardından ziyaretçilere kapılarını açtı. 24 Ekim’e kadar sürecek fuar, metalürji ve üretim teknolojileri ekosisteminin ulusal ve uluslararası temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirdi. İstanbul Fuar Merkezi’nin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8 numaralı hollerinde gerçekleştirilen fuarda, 39 yabancı ülkeden katılımcıların da aralarında bulunduğu toplam 1.100’ün üzerinde katılımcı yer alıyor. Fuarın 20 bini aşkın ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Açılış töreninde sektörün gündemi öne çıktı Açılış töreninde T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, VDMA Metallurgy Genel Müdürü ve CECOF Genel Sekreteri Dr. Timo Würz, IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı Prof. Dr. Caner Durucan, TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı Bülent Yıldırım, Oda Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet İrfan Türkkolu, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’nın konuşmaları yer aldı. Mehmet Fatih Kacır T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ANKIROS 2026’nın açılışında yaptığı konuşmada, fuarın yeni ticari bağlantılar ve yatırımlar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Türkiye’nin demir-çelik sektöründe yıllık 62 milyon ton üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Kacır, çelik üretiminde Avrupa’da birinci, dünyada yedinci sırada bulunduğunu söyledi. Döküm sektörünün ise geçen yıl yaklaşık 8 milyar avro ciro ve 6 milyar avroyu aşan doğrudan ihracat gerçekleştirdiğini aktardı. Metal sanayisinin rekabet gücünü artırmak için yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını desteklediklerini belirten Kacır, döküm sektörüne yönelik düşük karbonlu yol haritası çalışmalarının başladığını açıkladı. HIT-30 kapsamında 2030’a kadar 30 milyar dolarlık devlet desteğiyle gerçekleştirilmesi hedeflenen yatırımların metal sanayisinde de yeni talep ve üretim fırsatları oluşturacağını kaydetti. Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına getirdiği sınırlamaların Türkiye’nin ihracatına yansıdığına değinen Kacır, Avrupa’nın Türkiye ile sanayi ve teknoloji alanındaki ortaklığını güçlendirmesi gerektiğini vurguladı. Kacır ayrıca Burdur Batı ve Amasya Gümüşhacıköy organize sanayi bölgelerinin ilan edilmesiyle Türkiye’deki OSB sayısının 374’e ulaştığını bildirdi. Fuat Tosyalı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, ANKIROS’un yalnızca teknolojilerin ve ürünlerin sergilendiği bir fuar olmadığını, Türkiye’nin metalürji, makine, döküm ve çelik ekosistemini dünyayla buluşturan önemli bir platform olduğunu söyledi. Dünya çelik sektörünün zorlu bir dönüşümden geçtiğini belirten Tosyalı, küresel kapasite fazlasının, değişen ticaret politikalarının, karbon düzenlemelerinin ve artan maliyetlerin rekabet koşullarını yeniden şekillendirdiğini vurguladı. Tosyalı, artık yalnızca üretim kapasitesinin değil, teknoloji, verimlilik, sürdürülebilirlik ve güçlü bir sanayi ekosisteminin de rekabette belirleyici olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: “Türkiye bu dönüşüme güçlü bir noktadan başlıyor. Avrupa’nın en büyük, dünyanın 7’nci büyük çelik üreticisiyiz. Geçen yıl 38,1 milyon ton çelik ürettik. 2026’nın 7 ayında üretimimiz yüzde 7,9 artarak 23,2 milyon tona ulaştı. Yıl sonunda 40 milyon ton seviyesine ulaşmayı öngörüyoruz ancak güçlü üretim kapasitemize rağmen dış ticarette giderek zorlaşan koşullarla karşı karşıyayız.” Avrupa Birliği’nin uyguladığı kota nedeniyle Türkiye’nin bu bölgeye çelik ihracatının azaldığına dikkati çeken Tosyalı, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Avrupa’nın kendi stratejik çelik kapasitesini korumak adına atacağı adımlar her ne kadar meşru ise Türkiye’nin de kendi stratejik üretim gücünü koruması adına atacağı her adım aynı ölçüde meşrudur ve bu adımları atmaktan da geri durmamalıdır. Elbette Avrupa’nın yeşil çelik dönüşüm hedeflerini destekliyoruz. Türkiye çelik sektörü elektrik ark ocaklarına ve yüksek hurda kullanımına dayalı üretim yapısıyla bu dönüşümde önemli bir avantaja sahip. Ancak gerçek bir dönüşüm için önce üretim gücümüzü korumamız gerekiyor.” Türk çelik sektörünün Avrupa’daki kısıtlamaların yanı sıra başta Çin olmak üzere Uzak Doğu kaynaklı yoğun ithalat ve fiyat baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirten Tosyalı, stratejik üretim kapasitesini koruyan, yatırımları destekleyen ve sanayicinin maliyet yükünü azaltan öngörülebilir politikalara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Çeliğin Türkiye’nin sanayi gücünün temelini oluşturduğunu ifade eden Tosyalı, sektörün dönüşümü için KOBİ’lerin, makine ve döküm sanayisinin, teknoloji geliştiricilerinin, kamunun ve üniversitelerin birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Ozan Hünler Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, ANKIROS 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde, fuarın Türkiye ve bölge için metalürji sektörünün önemli uluslararası buluşma noktalarından biri olduğunu belirtti. Organizasyonun uluslararası yapısını güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Hünler, ANKIROS’un üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını ve farklı ülkelerden sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan bir platform sunduğunu kaydetti. Fuarın değerinin katılımcı ve ziyaretçi sayılarının ötesinde olduğunu vurgulayan Hünler, organizasyonun yeni ticari bağlantılar kurulmasına, bilgi ve deneyim paylaşımına ve üretim teknolojilerindeki yeniliklerin sektörle buluşmasına katkı sağladığını ifade etti. Hünler, bu etkileşimin geleceğe yönelik iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Oğuzhan Deniz Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz, 76. Dünya Döküm Kongresi (WFC 2026) kapsamında dünyanın dört bir yanından gelen 1.000’in üzerinde katılımcıyı İstanbul’da ağırladıklarını belirtti. Bilgi ve deneyim paylaşımına olanak sağlayan bu buluşmanın, Türkiye’nin döküm sanayisinde bilimsel bilgiye ve uluslararası iş birliklerine yön verme potansiyelini ortaya koyduğunu ifade etti. Kongrenin ardından ANKIROS 2026’nın kapılarını açmasının sektör açısından özel bir anlam taşıdığını vurgulayan Deniz, uluslararası konukların fuarı ziyaret etmesinin bu buluşmayı daha da değerli kıldığını söyledi. Deniz, fuarın yeni iş birliklerinin kurulmasına ve ülke sanayisinin gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inandığını kaydetti. Deniz, “Kongremizde bilimi, araştırmayı, yenilikçi teknolojileri ve döküm sanayisinin geleceğini konuştuk. Şimdi ise burada bu bilgi birikiminin üretime, teknolojiye, makinelere ve sanayiye nasıl dönüştüğünü hep birlikte göreceğiz.” diye konuştu. Sektörün yaşadığı zorluklara da değinen Deniz, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Ancak Türk döküm sanayisinin sahip olduğu üretim altyapısına, yetişmiş insan kaynağına, mühendislik birikimine ve girişimci ruhuna güveniyoruz. Bu güçlü altyapının doğru iş birlikleri ve ortak bir vizyonla çok daha büyük başarılara ulaşacağına inanıyoruz. ANKIROS, yıllardır demir-çelik, döküm ve demir dışı metalürji sektörlerini bir araya getiren, ülkemizin uluslararası sanayi dünyasındaki en önemli buluşma noktalarından biri olmuştur.” Deniz, organizasyonun yeni iş birliklerine ve başarılı sonuçlara vesile olmasını dileyerek İstanbul’a gelen tüm katılımcılara teşekkür etti. Dr. Timo Würz VDMA Metallurgy Genel Müdürü; CECOF Genel Sekreteri “Metalürji sanayisinin geleceğini enerji verimliliği, teknolojik yenilikler ve uluslararası iş birlikleriyle birlikte şekillendireceğimize inanıyoruz. ANKIROS, üreticiler ile teknoloji sağlayıcılarını buluşturarak bilgi ve deneyimin ortak çözümlere dönüşmesine önemli bir zemin sunuyor. Sektörümüzün rekabet gücünü artırmak ve sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak için ülkeler ve kurumlar arasındaki diyaloğu güçlendirmeyi önemsiyoruz.” Prof. Dr. Caner Durucan IMMC 2026 Organizasyon Kurulu Başkanı “Bu yıl 23’üncüsünü düzenlediğimiz Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi’nde akademik bilgi birikimini sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz. Önceliğimiz, araştırmaların yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesine katkı sağlamak ve kaynaklarımızı daha verimli kullanabileceğimiz üretim yaklaşımlarını geliştirmek. Deneyimli bilim insanlarıyla genç araştırmacıları aynı platformda bir araya getirerek bilimsel paylaşımı ve ortak çalışma kültürünü güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Bülent Yıldırım TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Eğitim Merkezi (METEM) Yürütme Kurulu Başkanı “Sanayide teknolojik dönüşümün başarıya ulaşması, bu teknolojileri geliştiren ve uygulayan mühendislerin bilgi ve yetkinlikleriyle doğrudan bağlantılı. Mesleki gelişimin sürekliliğini sektörümüzün geleceği açısından temel bir ihtiyaç olarak görüyoruz. Kongre ve fuarın sunduğu etkileşim ortamını, mühendislerin güncel gelişmeleri takip etmesi, deneyimlerini paylaşması ve yeni çalışma alanlarıyla tanışması bakımından değerli buluyoruz.” Ahmet İrfan Türkkolu TMMOB Metalurji ve Malzeme Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı “Metalürji ve malzeme mühendisliği, ülkemizin üretim yetkinliğini geliştirmesinde ve sanayimizin geleceğe hazırlanmasında önemli bir sorumluluk üstleniyor. Bilimsel bilgiyi, mühendislik birikimini ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek kaynaklarını verimli kullanan, çevreye duyarlı bir sanayiye katkı sunmayı önemsiyoruz. Üniversiteler, sanayi kuruluşları ve meslek örgütleri arasındaki iş birliğinin kalıcı ve uygulanabilir sonuçlar üretmesini hedefliyoruz.” Üretim zincirinin farklı halkaları aynı platformda buluştu ANKIROS 2026’da demir-çelik üretim ve proses ekipmanlarından ergitme ve döküm teknolojilerine, kalıplama ve maça makinelerinden kum hazırlama ve yenileme sistemlerine kadar geniş bir teknoloji yelpazesi sergileniyor. Endüstriyel fırınlar, ısıl işlem ve termal proses çözümleri, refrakterler, yüksek sıcaklık teknolojileri, brülör ve yakma sistemleri ile ısıtma-soğutma ve sıcaklık kontrol uygulamaları da fuar alanında yer alıyor. Ölçüm, test ve kalite kontrol ekipmanları; otomasyon ve proses kontrol sistemleri; çevre ve filtrasyon teknolojileri de ziyaretçilerin incelemesine sunuluyor. Üreticiler ve teknoloji sağlayıcıları, tesislerin verimliliğini, kalite kontrolünü ve süreç yönetimini geliştirmeye yönelik çözümlerini sektör profesyonelleriyle paylaşıyor. Fuarın özel bölümü TURKCAST’ta otomotiv, ağır sanayi, makine, enerji, savunma ve ulaştırma gibi farklı sektörlere üretim yapan döküm firmaları, ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini tanıtıyor. Döküm teknolojileri ve döküm ürünlerinin aynı ekosistemde buluşması, ziyaretçilere sektörün değer zincirini bütünlüklü biçimde değerlendirme olanağı sunuyor. Dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim çözümleri Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim ve akıllı fabrika uygulamaları ANKIROS 2026’nın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Üretim hatlarında izlenebilirliği ve kontrolü geliştiren, proses optimizasyonu sağlayan ve karar süreçlerini hızlandıran çözümler; enerji verimliliği, kaynakların etkin kullanımı ve emisyonların azaltılmasına yönelik teknolojilerle birlikte ele alınıyor. Düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji kullanımı ve enerji tasarrufu sağlayan sistemler, metal sanayisinin dönüşüm gündemini fuara taşıyor. Ziyaretçiler, üretim süreçlerinin çevresel etkisini azaltmaya ve kaynak verimliliğini artırmaya yönelik yeni teknolojileri ve uygulamaları inceleme fırsatı buluyor. Bilimsel etkinlikler ve “Second Life” sergisi ANKIROS 2026 ile eş zamanlı olarak 22–24 Ekim tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde 23. Uluslararası Metalurji ve Malzeme Kongresi (IMMC 2026) gerçekleştiriliyor. Kongrede sürdürülebilir metalürji, kritik ham maddeler, ileri malzeme teknolojileri ve döngüsel ekonomi başlıkları akademi ve sanayi temsilcilerinin katılımıyla ele alınıyor. 76.Dünya Döküm Kongresi (World Foundry Congress – WFC 2026) ise 18–24 Ekim tarihlerinde İstanbul’da düzenleniyor. Kongre, Dünya Dökümcüler Birliği WFO’nun 100’üncü ve TÜDÖKSAD’ın 50’nci kuruluş yıl dönümlerinin kutlandığı dönemde sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar programında sanatçı Rüşhan Keçeci’nin “Second Life” (İkinci Yaşam) sergisi de ziyaretçilerle buluşuyor. Endüstriyel atıklardan üretilen metal eserler, kullanılmayan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine sanatsal bir bakış sunuyor ve döngüsel ekonomi yaklaşımını görünür kılıyor. Uluslararası iş bağlantılarına ev sahipliği yapıyor ANKIROS 2026, üreticileri, teknoloji sağlayıcılarını, yatırımcıları, satın alma profesyonellerini, mühendisleri ve akademisyenleri aynı platformda buluşturuyor. Uluslararası alım heyetleri kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler, katılımcıların potansiyel müşteriler ve satın alma profesyonelleriyle doğrudan temas kurmasına imkân veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Metal Dünyası ANKIROS 2026’da Buluşuyor Haber

Metal Dünyası ANKIROS 2026’da Buluşuyor

Fuar kapsamında ergitme ve döküm teknolojileri, demir-çelik üretim ve proses ekipmanları, kalıplama ve maça makineleri, kum hazırlama ve yenileme sistemleri, endüstriyel fırınlar, ısıl işlem ve termal proses çözümleri, refrakterler, otomasyon ve proses kontrol sistemleri, ölçüm ve kalite kontrol ekipmanları ile çevre ve filtrasyon teknolojileri sergilenecek. Fırın sistemlerinden brülör ve yakma teknolojilerine, ısıtma-soğutma çözümlerinden sıcaklık ölçüm ve kontrol sistemlerine kadar farklı uygulamalar sektör profesyonelleriyle buluşacak. Dijitalleşme ve düşük karbonlu üretim odağı Yapay zekâ, otomasyon, dijital üretim ve akıllı fabrika uygulamaları üretim hatlarının daha hızlı, izlenebilir ve kontrollü çalışmasına katkı sunuyor. Enerji verimliliği, proses optimizasyonu, kaynakların etkin kullanımı, emisyonların azaltılması ve düşük karbonlu üretim de metal sanayisinin dönüşümünde öne çıkıyor. ANKIROS 2026 ziyaretçileri, tesislerin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini geliştirmeye yönelik yeni nesil teknolojileri aynı çatı altında inceleyebilecek. Türkiye’nin üretim gücü ve uluslararası ağ Türkiye’nin metalürji altyapısı ve stratejik konumu, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları arasında önemli bir üretim ve ticaret bağlantısı oluşturuyor. ANKIROS, bu üretim potansiyelini uluslararası alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluştururken katılımcılara yeni iş bağlantıları kurma olanağı sağlayacak. Uluslararası alım heyeti programları, firmaların potansiyel müşteriler ve satın alma profesyonelleriyle doğrudan temasını destekleyecek. 2026 edisyonunda 1.100’ün üzerinde katılımcı hedefi ANKIROS 2024, 42 ülkeden 1.137 katılımcıyı ve 21 bini aşkın sektör profesyonelini İstanbul’da ağırladı. 2026 fuarında 39 yabancı ülkeden 1.100’ün üzerinde katılımcının yer alması ve 20 bini aşkın ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Yeni edisyonun, fuarın uluslararası ağını daha da genişleterek Türkiye’nin metalürji üretim gücünü farklı pazarlara taşıması hedefleniyor. Ozan Hünler: “Uluslararası yapımızı daha da ileri taşıyoruz” Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Ozan Hünler, ANKIROS’un bölgesel ve küresel önemine ilişkin şunları söyledi: “ANKIROS, bugün yalnızca Türkiye’nin değil, bulunduğumuz coğrafyanın da metalürji alanındaki en önemli uluslararası buluşma noktalarından biri konumunda. 2024 yılında 42 ülkeden 1.137 katılımcıyı ve 21 bini aşkın sektör profesyonelini İstanbul’da ağırladık. Bu sonuçlar bize sektörün ANKIROS’a duyduğu güveni ve İstanbul’un metalürji dünyası açısından taşıdığı stratejik önemi bir kez daha gösterdi. 2026 yılında bu güçlü uluslararası yapıyı daha da ileri taşıyarak, sektörün önde gelen üreticilerini ve teknoloji sağlayıcılarını dünyanın farklı ülkelerinden gelecek profesyonellerle İstanbul’da yeniden buluşturacağız.” TURKCAST ile döküm değer zinciri aynı platformda ANKIROS’un özel bölümü TURKCAST, Türk döküm sanayisinin ürünlerini ve üretim kabiliyetlerini uluslararası alıcılara tanıtacak. Otomotiv, ağır sanayi, makine, enerji, savunma ve ulaştırma başta olmak üzere farklı alanlara üretim yapan döküm firmaları, uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşacak. Döküm teknolojileriyle döküm ürünlerini aynı ekosistemde bir araya getiren TURKCAST, ziyaretçilere sektörün değer zincirini bütünlüklü biçimde değerlendirme olanağı sunacak. Bilim, teknoloji ve sanayi buluşmaları ANKIROS ile eş zamanlı olarak 22–24 Ekim’de İstanbul Fuar Merkezi’nde 23. Uluslararası Metalürji ve Malzeme Kongresi (IMMC 2026) düzenlenecek. Akademisyenleri, araştırmacıları, mühendisleri ve sektör temsilcilerini buluşturacak kongrede sürdürülebilir metalürji, kritik hammaddeler, ileri malzeme teknolojileri ve döngüsel ekonomi ele alınacak. Ayrıca 76. Dünya Döküm Kongresi (World Foundry Congress – WFC 2026), 18–24 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Kongre, Dünya Dökümcüler Birliği WFO’nun 100. ve TİDÜKSAD’ın 50. kuruluş yıl dönümünün kutlandığı döneme denk geliyor. “Second Life” sergisi endüstriyel atıklara yeni bir bakış getiriyor Sanatçı Rüşhan Keçeci’nin “Second Life” (İkinci Yaşam) temalı sergisi, endüstriyel atıklardan üretilen metal eserleri ziyaretçilerle buluşturacak. Kullanılmayan malzemelerin yeniden değerlendirilmesine sanatsal bir bakış sunan sergi, fuarın döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir kaynak kullanımı odağıyla da örtüşüyor. Üç günlük buluşmanın değeri iş birliklerinde Ozan Hünler, fuarın sektör için sunduğu katkıyı da şu sözlerle değerlendirdi: “Bizim için asıl değer; üç gün boyunca kurulan yeni iş bağlantılarında, paylaşılan bilgi ve deneyimde, yeni teknolojilerin sektörle buluşmasında ve geleceğe yönelik iş birliklerinde ortaya çıkıyor.” Ziyaretçi kaydı ve fuar bilgileri ANKIROS 2026 ziyaretçi ön kayıtları www.ankiros.com adresinde devam ediyor. Profesyoneller fuarı 22–24 Ekim tarihlerinde, her gün 09.30–18.00 saatleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nin 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. hollerinde ziyaret edebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor?  Haber

Bir Ürün Gerçekten Ne Kadar Enerji Tüketiyor? 

Üretim şirketleri için enerji maliyeti, uzun yıllar boyunca ay sonunda gelen fatura üzerinden görülen ve genel üretim giderleri içinde dağıtılan bir kalem olarak değerlendirildi. Ancak enerji talebinin arttığı, maliyet baskısının sürdüğü ve karbon düzenlemelerinin üretim kararlarını daha fazla etkilediği yeni dönemde bu yaklaşım şirketlere yeterli bir öngörü sağlamıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın Electricity 2026 raporuna göre küresel elektrik talebinin 2026-2030 döneminde yıllık ortalama yüzde 3,6 artması bekleniyor. Bu tablo, sanayi şirketleri için enerji yönetiminin dönemsel bir maliyet takibi olmaktan çıkıp operasyonel karar alma süreçlerinin merkezine yerleştiğini gösteriyor. Bugün üreticiler açısından kritik soru “Bu ay ne kadar enerji faturası ödedik?” değil. Asıl ihtiyaç hangi ürünün, hattın, siparişin ve üretim koşulunun bu maliyeti yarattığını görebilmek. Üretim hattındaki bir makinenin beklenenden fazla enerji tüketmesi, plansız duruşlar, verimsiz çalışma süreleri ya da sipariş bazlı kapasite kullanımı, ürün kârlılığını doğrudan etkileyebiliyor. Ancak operasyonel veri ile finansal veri birbirinden kopuk ilerlediğinde, bu etki çoğu zaman dönem sonunda fark ediliyor. Enerji verisi üretim maliyetiyle birlikte okunmalı Kurumsal kaynak planlama (ERP) pazarının liderlerinden Industrial Application Software (IAS), enerji maliyetinin üretim süreçlerinden bağımsız bir gider kalemi olarak değil, ürün ve sipariş bazlı maliyet analizinin izlenebilir bir bileşeni olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. Canias ERP’nin siparişe göre gerçek birim maliyet takibi, malzeme izlenebilirliği, kapasite planlaması ve operasyonel kalite kontrol gibi kabiliyetleri; enerji tüketimi verisinin de üretim performansı ve maliyet analiziyle aynı zeminde değerlendirilmesine imkan tanıyor. Canias IoT altyapısı ise üretim sahasından gelen verilerin ERP süreçleriyle bütünleşmesini destekliyor. Canias IoT Gateway; ERP sunucuları ile kontrol birimleri, sensörler ve akıllı cihazlar arasında iki yönlü bağlantı kurarak kaynak tüketimi ve çevresel değerler gibi verilerin gerçek zamanlı izlenmesini, analiz edilmesini ve görselleştirilmesini sağlıyor. Önceden tanımlanmış kurallara bağlı olaylarda izlenen veriler otomatik olarak ERP çözümüne aktarılabiliyor. Böylece enerji tüketimi, sahadan gelen ayrı bir teknik veri olarak kalmıyor; üretim emri, makine durumu, hat performansı, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte yönetilebiliyor. Bu veri akışı, Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülüyle birlikte ele alındığında enerji tüketiminin maliyet analizinin yanı sıra karbon hesaplaması ve sürdürülebilirlik raporlamasında da kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu sayede sahadan gelen enerji verisi; üretim emri, makine durumu, sipariş ve maliyet bilgisiyle birlikte karbon ayak izi hesaplamasını besleyen izlenebilir bir veri katmanına dönüşüyor. Ay sonu faturası yerine anlık karar verisi IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji tüketiminin ERP ve IoT entegrasyonuyla birlikte üretim şirketleri için daha yönetilebilir bir karar verisine dönüştüğünü belirterek şunları söyledi: “Enerji yönetimi artık üretimden ayrı takip edilen bir maliyet başlığı olarak ele alınamaz. Şirketler hangi ürünün, hattın ya da siparişin ne kadar enerji tükettiğini görebildiğinde, maliyet optimizasyonu ve sürdürülebilirlik aynı veri zemini üzerinde yönetilebilir hale geliyor. Canias, ERP ve IoT entegrasyonuyla üretim, enerji ve süreç verilerini gerçek zamanlı olarak birbirine bağlıyor. Böylece enerji tüketimi yalnızca dönem sonunda raporlanan bir gider değil; üretim planlamasını, fiyatlandırmayı, kârlılık analizini ve karbon hesaplamasını besleyen operasyonel bir karar verisine dönüşüyor.” Bu yaklaşım, özellikle dar marjlarla çalışan üretim şirketleri açısından kritik önem taşıyor. Enerji maliyetinin doğru ürünle, doğru hatla ve doğru siparişle ilişkilendirilememesi, kârlılık analizlerinde görünmeyen sapmalara yol açabiliyor. Ürün bazında enerji tüketimini izleyebilen şirketler, hangi üretim koşullarının maliyeti artırdığını daha hızlı görebiliyor; verimsiz çalışan hatları, yüksek tüketim yaratan makineleri veya planlama kaynaklı sapmaları daha erken tespit edebiliyor. Karbon düzenlemeleri enerji verisinin değerini artırıyor Enerji tüketiminin üretim verisiyle ilişkilendirilmesi, yalnızca maliyet yönetimi açısından değil, karbon raporlaması ve ihracat rekabeti açısından da önem kazanıyor. Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nda geçiş dönemi 2023-2025 arasında tamamlandı; mekanizmanın mali sonuçlar doğuran yeni uygulama dönemi ise 1 Ocak 2026 itibarıyla başladı. Bu yeni dönem, enerji ve emisyon verilerinin izlenebilir, doğrulanabilir ve raporlanabilir biçimde yönetilmesini özellikle ihracatçı üreticiler açısından daha kritik hale getiriyor. Canias ERP’nin Sürdürülebilirlik Yönetimi (ESM) modülü, sürdürülebilirlik verilerinin manuel tablolar üzerinden toplanması yerine üretim, satın alma ve finans süreçleriyle bağlantılı biçimde yönetilmesini destekliyor. ESM’nin Fatura Kontrol modülüyle entegrasyonu, karbon tüketim değerlerinin satın alınan ürünlerin faturaları üzerinden hesaplanmasına olanak tanırken; Temel Veriler entegrasyonu karbon tüketim değerlerinin malzeme ve malzeme-tedarikçi ikilisi bazında saklanmasını sağlıyor. Bu yapı, şirketlerin enerji tüketimini ve karbon verisini daha güvenilir, karşılaştırılabilir ve denetlenebilir biçimde yönetmesine yardımcı oluyor. Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerindeki tüketimlerin ayrı ayrı raporlanabilmesi; karbon ayak izinin daha sağlıklı hesaplanmasına, sürdürülebilirlik performansının daha şeffaf izlenmesine ve ihracat süreçlerinde gerekli veri altyapısının güçlenmesine zemin hazırlıyor. IAS CAO’su (Chief Automation Officer) Nuri Aycan, enerji maliyeti ve sürdürülebilirlik yönetiminin artık aynı operasyonel çerçevede ele alınması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Enerji tüketimi, CO₂ emisyonları ve kaynak kullanımı artık üretimden bağımsız izlenebilecek başlıklar değil. Bu veriler üretim süreçleriyle birlikte okunduğunda şirketler hem maliyetlerini hem de sürdürülebilirlik performanslarını daha doğru yönetebiliyor. Canias ERP, IoT ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle sahadan gelen veriyi üretim planlaması, maliyet optimizasyonu ve karbon hesaplamasıyla aynı zeminde buluşturarak bu dönüşümü destekliyor.” Enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik aynı dijital omurgada buluşuyor IAS’ın Almanya’da Factory Innovation Awards’ta “Sürdürülebilir Akıllı Fabrika” kategorisinde Altın Ödül’e layık görülmesi de Canias’ın sürdürülebilirliği üretim süreçlerinde ölçülebilir ve yönetilebilir bir performans alanına dönüştüren yaklaşımının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösterdi. Canias’ın bütünleşik yapısı, şirketlerin enerji tüketimini yalnızca maliyet kontrolü için değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü açısından da yönetmesini mümkün kılıyor. Üretim sahasından gelen veriler ERP içinde işlendiğinde ve ESM Sürdürülebilirlik Yönetimi modülüyle karbon hesaplamalarına bağlandığında, enerji artık ay sonunda dağıtılan görünmez bir gider olmaktan çıkıyor; üretim planlamasını, ürün kârlılığını, fiyatlandırmayı ve karbon yönetimini etkileyen stratejik bir veri katmanına dönüşüyor. IAS, Canias ERP, IoT ve ESM çözümleriyle üretim şirketlerinin enerji, maliyet ve sürdürülebilirlik verilerini aynı dijital omurga üzerinde yönetmesine katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Business, KOBİ’lerin Dijital Dönüşümüne Rehberlik Etmeye Devam Edecek Haber

Vodafone Business, KOBİ’lerin Dijital Dönüşümüne Rehberlik Etmeye Devam Edecek

Türkiye ekonomisinin bel kemiğini oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler (KOBİ), değişen pazar koşullarına uyum sağlamak ve rekabet avantajı elde etmek için dijital dönüşüme her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. 27 Haziran Dünya KOBİ Günü kutlanırken Vodafone Business, sunduğu teknoloji çözümleri ve hayata geçirdiği projelerle işletmelerin dijitalleşme süreçlerine uçtan uca destek vermeyi sürdürüyor. Bağlantı altyapısından bulut teknolojilerine, mobil iletişim çözümlerinden dijital yetkinlik eğitimlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan Vodafone Business, bugün 2.1 milyon kurumsal müşteriye hizmet vererek Türkiye’nin üreten gücünün dijital dönüşüm yolculuğunda stratejik iş ortaklarından biri olmayı sürdürüyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Dünya KOBİ Günü kapsamında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “KOBİ’ler, Türkiye ekonomisinin üretim gücünü, girişimcilik ruhunu ve sürdürülebilir büyümesini temsil ediyor. Vodafone Business olarak amacımız, işletmelerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki dönüşüm yolculuklarına da eşlik etmek. Bugün hizmet verdiğimiz 2 milyon küçük ve mikro işletme ile 70 bin orta ve büyük ölçekte KOBİ ile birlikte bulut teknolojilerinden güçlü bağlantı çözümlerine, mobiliteden dijital yetkinlik geliştirme programlarına kadar geniş bir alanda işletmelerin rekabet gücünü artıracak çözümler sunuyoruz. KOBİ’leri sadece müşterilerimiz olarak değil, birlikte büyüdüğümüz iş ortaklarımız olarak görüyor; teknolojiye erişimlerini kolaylaştırarak daha verimli, daha çevik ve daha dayanıklı bir iş yapısına kavuşmalarına destek oluyoruz.” KOBİ’lerin dijital dönüşümüne rehberlik ediyor Vodafone Business’in, KOBİ’lerin dijital yetkinliklerini geliştirmek amacıyla hayata geçirdiği Gaziantep TechHub, girişimcileri, teknoloji şirketlerini ve KOBİ’leri aynı çatı altında buluşturarak inovasyon kültürünü destekliyor. Gaziantep Model Fabrika bünyesinde faaliyet gösteren bu inovasyon merkezi, işletmelerin akıllı fabrika uygulamalarından yapay zekâ, bulut teknolojileri, siber güvenlik ve enerji verimliliğine kadar pek çok yenilikçi çözümü gerçek üretim ortamında deneyimlemesine olanak sağlayarak dijital dönüşüm kültürünün yaygınlaşmasına katkı sunuyor. Ayrıca Vodafone Business'ın LIFT Partner Programı ile oluşturduğu iş ortaklığı ekosistemi sayesinde işletmelerin dijital dönüşüm ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümlerin yaygınlaşması destekleniyor. Teknoloji şirketleri ve çözüm ortaklarını aynı platformda buluşturan program, iş ortaklarının satış, pazarlama ve teknik yetkinliklerini güçlendirirken; KOBİ'lerin de güvenilir ve ihtiyaçlarına uygun dijital çözümlere daha kolay erişmesine katkı sağlıyor. Bağlantı ve iş sürekliliğinde uçtan uca destek Vodafone Business, organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler ve turizm bölgelerinde gerçekleştirdiği fiber altyapı yatırımlarıyla KOBİ’lerin kesintisiz ve güvenilir bağlantı ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Radiolink Mini ve RedBox Business Pro gibi çözümler sayesinde hızlı kurulumlu internet ve VPN alternatifleri sunulurken, sabit ve mobil iletişim hizmetlerinin entegre kullanımıyla işletmelerin operasyonel sürekliliği destekleniyor. Bulut tarafında sunulan SME Cloud çözümü ise KOBİ’lerin ileri teknoloji altyapılarına kolay erişmesini sağlayarak verilerini daha güvenli yönetmelerine, operasyonel verimliliklerini artırmalarına ve iş sürekliliğini güçlendirmelerine katkıda bulunuyor. Vodafone Business, teknoloji çözümlerinin yanı sıra işletmelerin günlük operasyonlarını kolaylaştıracak avantajlar da sunuyor. Red Business tarifeleri kapsamında yurt dışında da tarifeyi kullanabilme, havalimanı lounge ve fast track gibi ayrıcalıklar sağlanırken, cep telefonu ve terminal kampanyaları ile uygun ödeme seçenekleri sayesinde işletmelerin teknoloji yatırımları destekleniyor. Vodafone ayrıcalıklarıyla hem işletme sahipleri hem de çalışanlar iş hayatını kolaylaştıran ek faydalardan yararlanabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik Üründen Üretime Yapay Zekâ Uygulamaları İle Fark Yaratıyor Haber

Arçelik Üründen Üretime Yapay Zekâ Uygulamaları İle Fark Yaratıyor

Dünyanın öncü ev teknolojileri şirketlerinden Arçelik, üretim teknolojilerindeki yetkinliğini dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ uygulamalarıyla güçlendirerek Türkiye’den dünyaya yüksek katma değerli ürünler geliştirmeyi sürdürüyor. Şirketin bu alandaki yaklaşımının en güçlü örneklerinden biri olan Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, Arçelik’in üretimde teknoloji odağını somut biçimde ortaya koyuyor. 2024 yılında Dünya Ekonomik Forumu tarafından Global Lighthouse Network ağına dahil edilen Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi, yapay zekâ, veri analitiği ve ileri otomasyon teknolojileriyle desteklenen üretim altyapısıyla dünya çapında sayılı tesisler arasında yer alıyor. Ürün geliştirme altyapısı, Ar-Ge yetkinliği ve inovasyon yaklaşımıyla dikkat çeken tesis, Arçelik’in üretim gücünü daha da görünür kılıyor. Bu güçlü üretim ve Ar-Ge altyapısının en güncel örneklerinden biri olan yeni nesil yapay zekâ destekli Diamond serisi bulaşık makinesi ve program karmaşasına son veren yeni teknoloji yaklaşımı öne çıkıyor. Arçelik’in global üretim ağını ileri teknoloji, yapay zekâ ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla güçlendirmeye devam ettiğini söyleyen Arçelik CEO’su Can Dinçer, “Arçelik olarak 13 ülkede 38 üretim tesisimizle faaliyet gösteriyor, üretim gücümüzü ileri teknoloji odağında sürekli geliştiriyoruz. Türkiye ise bu yapının en stratejik üretim üslerinden biri. Bu güçlü üretim altyapısını Endüstri 4.0 yaklaşımımızla daha da ileri taşıyoruz. Üretim ve servis sistemlerimize fiziksel ve dijital teknolojileri entegre ederek ileri veri analitiği, yapay zekâ, dijital ikiz ve otonom sistemlerden yararlanıyor, akıllı ve bağlantılı ürünler geliştiriyoruz. Akıllı fabrika uygulamalarımızla verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik performansını eş zamanlı olarak optimize ediyoruz. Romanya Ulmi Çamaşır Makinesi İşletmemiz, 2019 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından ‘Lighthouse’, 2022 yılında ise ‘Sustainability Lighthouse’ seçilerek; %100 yeşil elektrik kullanımı ve kaynak verimliliği uygulamalarıyla sürdürülebilirlik vizyonumuzun en güçlü örneklerinden biri haline geldi. Eskişehir Buzdolabı İşletmemizin 2021 yılında, Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemizin ise 2024 yılında ‘Global Lighthouse Network’ ağına dahil edilmesi, yapay zekâ, veri analitiği ve ileri otomasyon alanlarında ulaştığımız seviyeyi ve yarattığımız ölçülebilir etkiyi net biçimde ortaya koyuyor.” dedi. Can Dinçer: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemizde 4,69 saniyede 1 makine üretebiliyoruz” Arçelik CEO’su Can Dinçer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ankara Bulaşık Makinesi İşletmemiz, yüksek üretim kapasitesi, ileri teknoloji altyapısı, çevre dostu teknolojileri ve Endüstri 4.0 alanındaki başarılarıyla hem Türkiye operasyonlarımız hem de global yapılanmamız için kritik bir rol üstleniyor. Dünyanın bulaşık makinesi üretiminin %10’undan fazlasını karşılayan tesisimiz bugün yıllık 4,62 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip. Bu kapasiteyle 4,69 saniyede 1 makine üretilebiliyor ve Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesi konumunda. Tesiste üretim %90’ın üzerinde otomasyon ile gerçekleştiriliyor. 171 Robot aktif olarak üretim süreçlerine katkı sağlıyor. Yaklaşık 109 bin metrekare alan üzerine kurulu tesisimiz, Batı Avrupa’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyaya üretim yaparken, sadece geçtiğimiz yıl bu fabrikamızdan 54 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Markalarımız bu fabrikada ürettiğimiz bulaşık makineleriyle Türkiye pazarında da liderliğini sürdürüyor. Bunun yanı sıra tesisimizde kurulu 1,22 MWp gücündeki güneş enerjisi sistemiyle yıllık 1.500 MWh’nin üzerinde yeşil elektrik üretiyoruz. Bu, yaklaşık 410 evin bir yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Sistemlerimizle yaklaşık 640 ton karbon salımını engelliyoruz. Bu rakam da yaklaşık 30 bin ağacın 1 yılda tuttuğu karbon salımına eşdeğer.” Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural: “Artık program karmaşasına son veriyoruz ve bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim” Özellikle son yıllarda değişen yaşam biçimleri, gündelik tempo ve teknolojinin hayatın içinde giderek daha fazla yer alması tüketici beklentilerini yeniden şekillendiğini belirten Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüketiciler artık fiyat ve yüksek performansın ötesinde, zaman kazandıran, hayatı kolaylaştıran, hijyen sağlayan, enerji ve su verimliliği sunan akıllı çözümler talep ediyorlar. Arçelik olarak 12 ülkede gerçekleştirdiğimiz “Akıllı Yaşam Endeksi” araştırması da bunu net biçimde ortaya koyuyor: Türkiye’de her 10 kişiden 8’i daha akıllı ve enerji verimli cihazlar isterken, tüketicilerin üçte ikisi hayatı sadeleştiren teknolojik çözümleri önceliklendiriyor. İşte bu değişen beklentiler, bizim için bulaşıkta kategoriyi baştan sorgulamamızın da tetikleyicisi oldu. Türkiye bulaşık makinesi pazarında teknolojik ilerlemenin göstergesi uzun yıllardır program sayısı üzerine kuruluydu. Yaptığımız araştırmalarımız net bir gerçeği ortaya koydu: tüketicilerin büyük çoğunluğu günlük hayatta tek bir programı kullanıyor. Ülkemizin mutfak kültürü bulaşık makineleri için zorlu lekeler oluştururken; tüketicilerimiz kısa programda bile etkili temizlik bekliyor. Türkiye’de kullanıcılar, Avrupa ortalamasının üzerinde bir sıklıkla, haftada ortalama yaklaşık 5 kez bulaşık makinesi çalıştırıyor. Bu içgörülerden yola çıkarak tüm ürün gamımızı ve tasarımımızı sadeleşme, kolaylık ve gerçek kullanıcı ihtiyaçları etrafında uçtan uca yeniden kurduk. Bu dönüşüm bulaşık makinelerinde devrim niteliğinde bir değişim aslında. Artık program karmaşasını kaldırıyoruz. Yeni bulaşık makinesi serimiz ile tüketicileri düşündürmeyen bir teknoloji yaklaşımı izliyoruz.” Yapay Zekâ Destekli Diamond Bulaşık Makinesi En Uygun Yıkama Seçeneğini Otomatik Olarak Belirliyor Arçelik’in Star, Prestige ve Diamond isimlerini verdiği yeni serisinde üçlü bir yapı tüketici ile buluşuyor. Star giriş segmenti ürünleri temsil ederken, Prestige serisi orta segmenti, Diamond ise üst segmenti temsil ediyor. Arçelik, giriş ve orta segmentte Hızlı Program’ı, üst segmentte Yapay Zekâlı Program’ı merkeze alarak program mantığında sadeleşmeye gidiyor. Yeni yapay zekâ destekli Diamond serisi bulaşık makinesi bağlantılı yapısı ve kullanıcı dostu özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu seride tüketicilerin bulaşıklarını sadece makineye yerleştirmesi ve yapay zekalı programa basması bekleniyor. Geriye kalan bütün süreci yapay zekâ destekli programı sayesinde makine kendi kendine hallediyor. Bulaşıkları ölçülen yük ve kirlilik seviyelerine göre, yapay zekâ desteğiyle en uygun yıkama koşullarını belirleyerek yıkıyor. Enerji ve su tüketiminde %50’ye varan tasarruf sağlarken, temizlik süresini de %50’ye kadar kısaltıyor. Yapay zekâyı somut bir tüketici faydasına dönüştüren bir deneyim sunuyor. Solo (free-standing) tipte geliştirilen Diamond serisi ürünler, 8,9 litre su tüketimi, çalışma esnasındaki 41 ila 43 dbA arasında değişen ses seviyesi ve A enerji sınıfı ile öne çıkıyor. 15 kişilik yıkama kapasitesiyle de geniş ailelere kolaylık sağlıyor. Super Dry özelliğiyle desteklenen 45 dakikalık hızlı program pazardaki en hızlı programlardan biri olarak öne çıkıyor. Modern ve kullanıcı dostu ikon ekran tasarımına sahip bulaşık makinesi, esnek üçüncü rafı sayesinde daha rahat yerleşim olanağı sunuyor. Diamond serilerinde sunulan Spray360 yıkama teknolojisi, suyu bulaşıklara daha geniş bir alandan ve farklı açılardan ulaştırıyor. Ana pervane ve bağımsız hareket eden uydu pervaneleri ile özellikle alt sepette daha dinamik ve kapsamlı bir yıkama desenine dönüşüyor. Bunun yanı sıra tüketici faydası yüksek otomatik kapı açma, dokunmatik ekran ve B Enerji sınıfından başlayan yüksek enerji sınıfları artık Star, Prestige ve Diamond segmentinde de erişilebilir hale geliyor. Otomatik kapı açma özelliği de program sonunda kapıyı otomatik açarak ortamdaki havanın kullanımı ile ekstra enerji harcamadan kurutma performansını üst seviyeye çıkarıyor. Bu sayede doğal hava akışı ile bulaşıklar 5 kata kadar daha iyi kuruyor. Ankara Bulaşık Makinesi İşletmesi’nin Arçelik’in en stratejik merkezlerinden biri olduğunu da belirten Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, “Tesisimiz, dünya çapındaki farklı mutfak tasarımlarına ve tüketici ihtiyaçlarına tam uyum sağlamak üzere geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. 35 yıllık Ar-Ge deneyimimiz, 28 farklı Ar-Ge merkezimiz ve 3.500’ün üzerindeki patent başvurumuzdan güç alan altyapımızla üretiyoruz. Yapay zekâ destekli teknolojiler, bağlantılı ürün altyapısı ve akıllı ev çözümleriyle kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren yenilikçi çözümler geliştiriyoruz. Sürdürülebilirlik odağında güçleniyor; her yeni nesil üründe su ve enerji tüketimini daha da azaltmaya odaklanıyoruz. Geri dönüştürülmüş malzemeler içeren, karbon ayak izini azaltmaya katkı sağlayan ürünleri geliştirmeye devam ediyoruz. Teknolojiyi insanın hayatına faydalı hale getirmek kadar, gezegenin geleceğine faydalı hale getirmek sorumluluğuyla da hareket ediyoruz” dedi. Global Lighthouse Network hakkında World Economic Forum’un (Dünya Ekonomik Forum) McKinsey & Company iş birliğiyle 2018 yılında hayata geçirdiği Global Lighthouse Network, Sanayi 4.0 alanında öncü üretim tesislerini bir araya getiren uluslararası bir platformdur. “Global Lighthouse Network”, (Küresel Deniz Fenerleri Ağı) sürdürülebilirliği inovasyonun merkezine alan, ileri üretim teknolojilerini başarıyla uygulayan ve bu teknolojileri pilot aşamadan tam ölçekli üretime taşıyabilen tesisleri kapsıyor. Global Lighthouse Network’te yer alan şirketler, teknoloji odaklı endüstriyel dönüşümde iyi örnekler arasında kabul edilirken, deneyim ve içgörülerini iş dünyası, kamu, akademi ve diğer paydaşlarla paylaşarak daha geniş bir ekosistemin dönüşümüne de katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı Haber

Mitsubishi Electric FR-D800 Serisi İnverterlerini Tanıttı

Mitsubishi Electric’in kullanıcı dostu FR-D800 serisi inverterleri, tek faz 100V ve 200V ile üç faz 400V seçenekleriyle farklı gerilim ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Kapak tipi yüzey tasarımı ve entegre kablolama sistemi sayesinde, kurulum süreçleri daha hızlı, pratik ve sorunsuz gerçekleştirilebiliyor. Bir önceki eşdeğer modele kıyasla yüzde 37’ye kadar daha küçük boyutlara sahip olan yeni seri[1], pano içinde yer tasarrufu sağlayarak montaj esnekliğini artırıyor ve kurulum maliyetlerini düşürüyor. Ayrıca yeni USB Type-C arayüzü sayesinde kullanıcılar, inverteri enerjilendirmeden bilgisayar üzerinden parametre ayarlarını yapabiliyor. Bu da hem kurulum hem de bakım süreçlerini önemli ölçüde kolaylaştırıyor. FR-D800 serisi, gelişmiş senkron motor kontrolü sayesinde enerji tasarrufu sağlıyor. Bu özellik, güç tüketimini azaltırken işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı oluyor. Yüksek verimliliğe sahip motor sürüş sistemi ve düşük bekleme gücü tüketimiyle karbon ayak izinin azaltılmasına katkıda bulunurken, sürdürülebilir üretim hedeflerini de destekliyor. Mitsubishi Electric İnverter Geliştirme Bölümü Lideri Shotaro Marumoto, FR-D800 serisi için şu değerlendirmede bulunuyor: “FR-D800 serisiyle hem yeni hem de deneyimli kullanıcıların güvenle tercih edebileceği bir inverter geliştirmeyi hedefledik. Kolay kullanılabilirliği ön planda tutarken, işletmelerin verimliliğini artıran, enerji tasarrufu sağlayan ve sürdürülebilirlik hedeflerini destekleyen gelişmiş performans özellikleri sunduk.” Entegrasyon Kolaylığıyla Öne Çıkıyor FR-D800 serisi; konveyörler, pompalar, gıda işleme ekipmanları ve tekstil makineleri gibi geniş bir uygulama yelpazesinde kullanılabiliyor. Ayrıca bazı modeller[2] (inverter modelinde “-60” uzantısı bulunan versiyonlar) IEC 60721-3-3:1994 3C2/3S2 standartlarına uygun devre kartı koruması sayesinde zorlu ve aşındırıcı ortamlarda da güvenle kullanılabiliyor. Yeni inverterler hem asenkron motorları hem de kalıcı mıknatıslı (PM) motorlar ile uyumlu çalışabiliyor. Bu sayede farklı motor tipleri için birden fazla inverter kullanma gerekliliğini ortadan kaldırıyor. Ayrıca CC-Link IE TSN, Modbus/TCP ve EtherNet/IP gibi yaygın Ethernet protokollerini destekleyen dahili bağlantı özellikleri sayesinde, mevcut endüstriyel ağlara kolay entegrasyon sağlanıyor ve dijital üretim ile akıllı fabrika altyapılarına hızlıca entegre edilebiliyor. Gelişmiş Bakım ve Arıza Analizi Avantajı Sunuyor FR-D800 serisi bakım süreçlerini kolaylaştırıyor. Kondansatör ve fan gibi kritik bileşenler için ömür teşhisi sağlayan önleyici bakım fonksiyonları, olası arızaların erken tespitine yardımcı oluyor. FR Configurator2 yazılımı ile kullanıldığında bu özellikler daha da etkin hale geliyor. Ayrıca akım desenlerine dayalı anormal durum tespiti beklenmedik duruş riskini azaltırken, gelişmiş hata analizi fonksiyonları olası sorunların hızlıca çözülmesini sağlıyor. Shotaro Marumoto, yeni serinin, şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımına katkısına vurgu yaparak şunları söyledi: “Enerji verimliliği, kullanım kolaylığı ve güvenilirlik günümüz otomasyon uygulamaları ile genel endüstrinin en temel gerekliliklerinden biri olarak öne çıkıyor. FR-D800 serisi, Mitsubishi Electric’in bu gereksinimleri karşılarken çevreye duyarlı, daha yeşil bir gelecek inşa etme konusundaki kararlılığını da güçlü bir şekilde ortaya koyuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone, Gaziantep’teki Yeni Teknoloji Merkezi İle Anadolu Sanayisini Geleceğe Hazırlayacak Haber

Vodafone, Gaziantep’teki Yeni Teknoloji Merkezi İle Anadolu Sanayisini Geleceğe Hazırlayacak

Şirket, iki yıl boyunca üstleneceği ana sponsorluk kapsamında kurduğu Vodafone Business Tech Hub Teknoloji Merkezi ile işletmelere akıllı fabrika, enerji güvenliği ve siber güvenlik gibi yenilikçi teknoloji çözümlerini gerçek bir üretim ortamında deneyimleme fırsatı sunacak. İşletmelerin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren “Vodafone Business Tech Hub Teknoloji Merkezi”, Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde açıldı. Türkiye’nin sanayide dönüşüm kapasitesini artırmayı hedefleyen ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) iş birliğiyle kurulan Uygulamalı KOBİ Yetkinlik Merkezi (Model Fabrika) içinde açılan merkez, işletmelerin gerçek üretim ortamında dijital dönüşüm teknolojilerini deneyimlediği bir alan olarak faaliyet gösterecek. Vodafone Business Tech Hub Teknoloji Merkezi’nin açılışına Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi ve Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu’nun yanı sıra kamu kuruluşları, sivil toplum ve akademi temsilcileri ile çok sayıda iş insanı katıldı. Açılış töreninde konuşma yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin Gaziantep’in güçlü sanayisine vurgu yaptı. Şahin sözlerine şöyle devam etti: “Dijital dönüşüm artık sadece bir tercih değil, şehirlerin geleceğini belirleyen en stratejik alanlardan biri. Gaziantep olarak akıllı şehir teknolojilerini sanayimizle, üretim kapasitemizle ve genç insan kaynağımızla entegre eden güçlü bir model oluşturduk. Vodafone Business Tech Hub, bu vizyonun önemli bir ayağını tamamlıyor. Burada geliştirilecek çözümler hem işletmelerimizin verimliliğini artıracak hem de gençlerimize teknoloji tabanlı istihdam ve girişim fırsatları sunacak. Gaziantep’in üretimdeki gücünü dijitalleşmeyle daha ileriye taşıyacak bu iş birliğini şehir adına çok kıymetli buluyoruz.” “5 kıtadaki 5G deneyimimizi Türkiye’ye taşıyoruz” Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, Gaziantep Model Fabrika’nın Anadolu sanayisi için önemli bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi: “Artık 5G geleceğin değil bugünün teknolojisi. 5G’yi 1 Nisan 2026 itibarıyla tüm Türkiye’de hayata geçireceğiz. 5 kıtadaki 5G deneyimimizi ülkemize taşıyarak Türkiye’nin 81 ilinde, 922 ilçesinde en kapsamlı 5G hizmetini sunacağız. Model Fabrika içinde yer alan Vodafone Business Tech Hub, işletmelerimizin 5G’yi ve dijitalleşmenin tüm olanaklarını yerinde deneyimleyeceği, üretim verimliliğini ve rekabet gücünü artıracağı stratejik bir merkez olacak. Vodafone Business olarak Türkiye’deki her işletmenin yanında olmaya ve onları geleceğin teknolojileriyle buluşturmaya devam edeceğiz.” Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu da 5G’nin özellikle işletmelerin dijitalleşme yolculuklarını hızlandıracağını söyledi. “Bugün attığımız adım, sadece bir teknoloji merkezi açılışı değil; Gaziantep’in üretim gücünü ileri teknolojiyle buluşturarak yeni bir döneme taşıyan bir başlangıç. Bugün zeka çağında, işletmelerin dünyada rekabetçi olabilmeleri ve varlıklarını geleceğe taşıyabilmeleri için dijitalleşme artık bir zorunluluk. Yapay zekâ, bulut bilişim, 5G ve siber güvenlik gibi teknolojiler en büyük dönüştürücü etkiye sahip teknolojiler olarak öne çıkıyor. Biz de bu sebeple Vodafone Business Tech Hub ile bu teknolojileri işletmelerin deneyimine sunuyoruz. Özellikle 5G, tüm işletmelere daha düşük maliyet, daha yüksek verimlilik ve küresel rekabette güçlü bir konumlanma fırsatı sunuyor. Vodafone Business olarak bugün 1,7 milyon küçük işletmenin, 70 bin KOBİ’nin ve 5 bin büyük işletmenin teknoloji iş ortağıyız. Türkiye’deki veri merkezlerimiz ve küresel altyapımızla işletmelere uçtan uca teknoloji çözümleri sağlıyoruz. Gaziantep Model Fabrika’da hayata geçirdiğimiz Vodafone Business Tech Hub, bu vizyonun bu bölgedeki en güçlü adımı. Bu merkezde işletmeler; akıllı fabrika uygulamalarını, görüntü işleme, enerji verimliliği, bulut ve siber güvenlik çözümlerini gerçek üretim ortamında deneyimleyebilecek. Başta Gaziantep olmak üzere bölgedeki tüm işletmeleri Vodafone Business Tech Hub merkezimizi ziyaret etmeye ve tüm bu teknolojileri deneyimlemeye davet ediyorum.”dedi. Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi ise konuşmasında şu mesajları verdi: “Bugün şehrimiz sanayisinin ileri teknolojiye geçişine katkıda bulunacak çok önemli bir merkezin açılışını, Gaziantep Sanayi Odası ve Vodafone iş birliğinde gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Gaziantep Sanayi Odası Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi’nde kurulan “Vodafone Business Tech Hub”, firmalarımızın en büyük ihtiyacı olan ve hedeflerimiz arasında yer alan dijitalleşme konusunda; Vodafone’nin kurumsal ağı, teknoloji altyapısı ve sunduğu hizmetler ile bu süreci güçlendirecek, somut sonuçlar alınmasını ve farkındalık oluşmasını sağlayacak. Şirketlerimiz doğrudan hizmet aldıkları için işletmelerine özel iş modelleri ile dijital çözümlere çok daha kolay ulaşma imkanına sahip olacaklar. Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler de Model Fabrikamızın tüm imkanlarını seferber ederek entegre bir anlayışla firmalarımızın dönüşüm süreçlerine destek olmaya devam edeceğiz. Sanayi kültürü, üretim çeşitliliği ve işlem hacmiyle örnek olan şehrimiz sanayisinin teknoloji ve katma değerli üretime geçişinde önemli bir işlevi yerine getirecek olan bu merkezin kurulmasında Vodafone Ailesine ve emeği olan herkese teşekkür ediyor, sanayimize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyorum.” Vodafone Business Tech Hub’da her işletmeye özel çözümler var Vodafone Türkiye, proje kapsamında Model Fabrika’ya iki yıl boyunca sponsor olarak Gaziantep’te “Vodafone Business Tech Hub” kurdu. Bu alan; işletmelerin, siber güvenlik, görüntü işleme, akıllı fabrika altyapıları ve enerji verimliliği gibi yenilikçi çözümleri fiziksel olarak deneyimlemesine olanak sağlayacak yeni bir teknoloji merkezi olarak konumlandı. Vodafone Business Tech Hub’da Akıllı Fabrika, Görüntü İşleme, İş Sağlığı ve Güvenliği, Red Enerji, Operasyonel Verimlilik ve Siber Güvenlik başlıklarında hazırlanan uygulama örnekleri, ziyaretçilerin dönüşüm süreçlerini yerinde gözlemleyebileceği gerçek kullanım senaryolarıyla sunuluyor. Ayrıca merkezde iş toplantıları, eğitimler, seminerler ve sanayiye yönelik büyük ölçekli etkinlikler düzenlenecek. Gaziantep Model Fabrika, sanayi işletmelerine dönüşümün üç evresi olan yalın üretim, dijitalleşme ve ileri analitiği üretim hattında birebir deneyimleyerek öğrenme fırsatı sunuyor. Bu yapı, özellikle KOBİ’lerin verimlilik artışı, rekabet gücü kazanımı ve sürdürülebilir üretim için ihtiyaç duyduğu teknoloji adaptasyonunu hızlandırmayı amaçlıyor. Gaziantep ve bölgedeki tüm işletmelerin, iş problemlerini getirerek, merkezde bulunan yerleşik Vodafone teknoloji uzmanları ile ihtiyaçlarına özel çözümler bulmaları hedefleniyor.

Sanayinin Geleceğini Şekillendirecek En Önemli 4 Trend Haber

Sanayinin Geleceğini Şekillendirecek En Önemli 4 Trend

Küresel rekabetin sertleştiği, maliyet baskılarının arttığı ve teknolojinin üretim süreçlerine hızla entegre olduğu bir dönemde, Türkiye sanayisi kritik bir eşikten geçiyor. İşletmelerin verimlilik, kalite ve sürdürülebilirlik hedeflerini yeniden tanımlayan bu dönüşüm; robotik sistemlerden veri analitiğine, enerji yönetiminden CNC ekosistemindeki dijitalleşmeye kadar geniş bir alanı kapsıyor. Sanayi yatırımlarında yön belirleyici rol oynayan bu dört trend, 2026 ve sonrasında üretim modellerinin tamamen yeniden şekilleneceğini gösteriyor. Otomasyon ve robotik entegrasyon sanayinin yeni standardı oluyor Üretim hatlarında otomasyon sistemlerinin ve robotik çözümlerin hızla yaygınlaşması hem verimliliği hem de kalite tutarlılığını artıran en kritik faktörlerden biri hâline geldi. Robotik hücreler özellikle tekrarlayan operasyonlarda insan hatasını en aza indirirken, üretim bandının hızını artırarak rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. KOBİ’lerin dahi otomasyon yatırımlarına yönelmesi, dönüşümün sadece büyük ölçekli tesislerle sınırlı kalmadığını gösteriyor. Yapay zekâ ve büyük veri, üretim yönetimini tamamen değiştiriyor Akıllı fabrika yaklaşımının merkezinde büyük veri analitiği ve yapay zekâ yer alıyor. Kestirimci bakım uygulamaları, makine duruşlarını azaltıyor; gerçek zamanlı veri analizi ise üretim akışını optimize ederek maliyetleri aşağı çekiyor. Bu dönüşüm; CNC tezgâhlarının performans takibinden enerji yönetimine kadar üretim hattının tüm bileşenlerini daha öngörülebilir, ölçülebilir ve kontrol edilebilir hâle getiriyor. Sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği yatırım stratejilerinin merkezine yerleşiyor Enerji maliyetlerinin artması ve uluslararası regülasyonların sıkılaşması, işletmeleri daha düşük enerji tüketen, çevresel etkisi azaltılmış teknolojilere yönlendiriyor. Modern tesis tasarımları artık karbon ayak izinin azaltılması, geri dönüşüm odaklı süreçler ve enerji verimliliği kriterleriyle şekilleniyor. Bu değişim, sadece çevresel sorumluluk değil; aynı zamanda uzun vadeli rekabet avantajı sağlayan bir yatırım stratejisi olarak görülüyor. İleri üretim teknolojileri ve CNC ekosisteminde dijital dönüşüm hızlanıyor Yeni nesil CNC tezgâhları artık yüksek hassasiyet ve işleme kapasitesini dijital altyapı ile birleştiriyor. Uzaktan izleme, adaptif kontrol, yapay zekâ destekli performans analizi ve dijital ikiz uygulamaları gibi teknolojiler, üretimde sıfıra yakın hata oranı ve daha kısa yatırım geri dönüş süresi sağlıyor. Özellikle otomotiv, savunma, enerji ve kalıp sektörlerinde dijitalleşmiş tezgâhların sağladığı rekabet avantajı giderek belirginleşiyor. “GNC Makina, bu dönüşüme uyum sağlayan değil; sektörde öncülük etmeyi hedefleyen bir oyuncu olarak konumlanıyor” Sanayinin geleceğini şekillendiren önemli trendleri hakkında değerlendirmelerde bulunan GNC Makina Genel Müdürü Gökhan Yıldız, “Sanayide yaşadığımız dönüşüm, yalnızca makine parkını yenilemekten ibaret değil; üretimin tüm katmanlarını etkileyen yapısal bir değişimden söz ediyoruz. Otomasyon, veri odaklı üretim ve sürdürülebilirlik, işletmelerin rekabet gücünü belirleyen en güçlü bileşen hâline geldi. GNC Makina olarak bu dönüşüme sadece uyum sağlamakla yetinmiyor, sektörde öncülük eden oyunculardan biri olmak için yatırımlarımızı ve stratejilerimizi bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Türkiye’nin üretim gücü bu teknolojik sıçramayı ne kadar erken benimserse küresel rekabette o kadar güçlü bir konumlanma elde edeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.