Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akıllı Şebekeler

Kapsül Haber Ajansı - Akıllı Şebekeler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akıllı Şebekeler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması Haber

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması

Ziyaret marjında toplamda 3 anlaşma imzalanırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından “Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” paylaşımı yaptı. Bakan Bayraktar Eşlik Etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore ziyareti kapsamında Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile bir araya geldi. Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, iki liderin başkanlığındaki heyetler arası görüşmeye katıldı. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile Güney Kore arasındaki köklü dostluk ve stratejik ortaklığın, özellikle enerji alanında teknoloji paylaşımını, iş birliğini ve karşılıklı yatırımları artıracak yeni adımlarla daha da güçleneceğine inanıyoruz.” dedi. 3 Anlaşma İmzalandı Görüşmelerin ardından iki ülke arasında enerji ve madencilik bağlamında üç anlaşma imzalandı. ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’na Bakan Bayraktar ile Kore İklim, Enerji ve Çevre Bakanı Sungwhan KIM imza koydu. Bu mutabakat zaptıyla iki ülke; temiz enerji politikaları ve karbon emisyonu azaltımı, nükleer enerji ve nükleer santral inşa projeleri, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği uygulamaları ile akıllı şebekeler ve yeni enerji teknolojileri alanlarında iş birliği yapacak. Enerji Dönüşümü Forumu Mutabakat zaptının sahadaki uygulamalarını doğrudan takip etmek ve sürdürülebilir bir diyalog zemini kurmak amacıyla “Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu” kurulacak. Yılda bir kez dönüşümlü olarak Türkiye ve Güney Kore’de toplanacak olan forum; nükleer santral yatırımları, teknoloji entegrasyonu, finansman modelleri ve ortak girişim fırsatlarının masaya yatırılacağı en üst düzey yürütücü mekanizma olarak görev yapacak. Kritik Mineraller ve Madencilik Bakan Bayraktar, Kore Ticaret, Sanayi ve Kaynaklar Bakanı Jung-Kwan KIM ile ‘Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı da imzaladı. Bu anlaşma ile doğal kaynaklar ve madencilik sektörlerindeki ikili iş birliğini artırmak için; başta nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve mıknatıslar olmak üzere söz konusu madenlerin tespiti, işlenmesi, rafine edilmesi ve geri dönüştürülmesi ve bunlara ilişkin ortak Ar-Ge projeleri yürütülmesini amaçlıyor. İki ülke ayrıca otonom madencilik, yapay zekâ entegrasyonu ve çevre dostu madencilik uygulamalarında da tecrübe ve deneyim paylaşımında bulunacak. Düzenli Bilgi Alışverişi Ziyaret kapsamında TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’ da imzalandı. Anlaşmaya TÜNAŞ adına Genel Müdür Necati Yamaç ile KEXIM adına Başkan ve Genel Müdür Hwang Kiyeon imza attı. Buna göre; TÜNAŞ marifetiyle yapılacak tüm nükleer güç santrali projeleri kapsamında potansiyel finansman çözümlerine ilişkin iş birliği çerçevesi oluşturulacak. KEXIM ve TÜNAŞ; finansal modelleme ve analiz ile finansman yapıları konusunda iş birliği geliştirecek. Düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunmak ve gelecekteki olası iş birliği fırsatlarını araştırmak üzere çalışma grubu kurulacak. Ülkelerimizin Birikimini Ortak Projelere Taşıyacak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, imzalanan mutabakat zabıtlarına ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, açıklamasında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Güney Kore Devlet Başkanı Sayın Lee Jae Myung başkanlığındaki heyetler arası görüşmenin ardından, liderlerimizin huzurunda enerji ve madencilik alanlarındaki iş birliğimize kapsamlı bir çerçeve kazandıran iki mutabakat zaptını imzaladık. Kore Cumhuriyeti İklim, Enerji ve Çevre Bakanlığı ile ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’nı; Ticaret, Sanayi ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile de “Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imza altına aldık. Bu anlaşmalarla nükleer enerji ve temiz enerji teknolojileri başta olmak üzere enerjinin tüm alanlarında ortak çalışmalar geliştirecek; kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinde kaynak potansiyelimizi teknoloji, yatırım ve yüksek katma değerli üretimle buluşturacak iş birliklerini ilerleteceğiz. Yılda bir kez dönüşümlü olarak düzenlenecek Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu ile de bu çalışmaların uygulamaya yansımasını yakından takip edecek, üst düzey diyaloğumuza süreklilik kazandıracağız. Ayrıca liderlerin huzurunda TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’yla da TÜNAŞ’ın ülkemizde geliştireceği nükleer güç santrali projelerine yönelik potansiyel finansman imkânlarının değerlendirilmesi için bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu. Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. İkili Görüşmeler Bakan Bayraktar, temasları çerçevesinde Güney Kore’nin en büyük kamu elektrik dağıtım şirketi KEPCO’nun üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, ayrıca Güney Koreli kalıcı mıknatıs üreticisi JS Link’in üst düzey yöneticileri ile de görüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi Haber

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31) 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olmasını ve konferansın teknoloji, sanayi, finansman ve uygulama boyutlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ev sahibi ülke olarak konferans başkanlığını üstleneceği COP31’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31 Başkanı, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise müzakerelerden sorumlu başkan olarak görev yapacak. Dünya Liderler Zirvesi de 11–12 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Vatansever, COP31’in yalnız Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı büyük bir uluslararası organizasyon değil, enerji, sanayi, teknoloji ve finans politikalarının kesiştiği küresel bir platform olduğunu söyledi. “COP31’in anahtar kelimesi uygulama” COP31 Türkiye Başkanlığı ile müzakerelerden sorumlu Avustralya’nın hazırlık sürecinde konferansı bir “Uygulama COP’u” olarak tanımlamasını önemli bulduklarını belirten Vatansever, iklim diplomasisinde ölçülebilir sonuçların giderek daha belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Vatansever şöyle konuştu: “Dünyanın yalnız iklim hedefi sıkıntısı yok, uygulama sıkıntısı da var. Emisyon azaltımını, enerji dönüşümünü, iklim finansmanını ve uyumu uzun süredir konuşuyoruz. Bundan sonraki kritik soru, verilen taahhütlerin ne kadarının sahada çalışan projelere ve gerçek yatırıma dönüştüğü olacak.” COP31 Eylem Gündemi’nin de yeni başlıklar üretmekten çok daha önce alınmış kararların hayata geçirilmesine, başarılı uygulamaların ölçeklenmesine ve finansmanın sahaya ulaşmasına odaklanmasını değerli bulduklarını kaydetti. 2035 için somut ve ölçülebilir hedefler COP31 Türkiye Başkanlığı, Eylem Gündemi kapsamında 2035 perspektifinde bir dizi ölçülebilir küresel hedef ortaya koydu. Bu hedefler arasında nihai enerji talebinin elektrikle karşılanan bölümünün bugün yüzde 20’nin biraz üzerindeki seviyesinden 2035’te yüzde 35’e çıkarılması, küresel atık miktarındaki artışın yarıya indirilmesi ve binalarda enerji tüketim yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması bulunuyor. Üretim ve imalat sektöründe ise küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılması hedefleniyor. Vatansever, hedeflerin ölçülebilir şekilde tanımlanmasını önemli bulduklarını belirterek şunları söyledi: “Yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, enerji dönüşümünün ne kadar büyük bir teknoloji ve altyapı ihtiyacı yaratacağını gösteriyor. Sanayiden ulaşıma, binalardan ısıtmaya kadar çok sayıda süreç daha fazla elektrik kullanacak. Bunun arkasında yenilenebilir enerji, güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, yazılım ve çok büyük yatırım ihtiyacı bulunuyor.” “İklim dönüşümü aynı zamanda teknoloji dönüşümüdür” COP31 Küresel İklim Eylem Gündemi’nin altı ana ekseninden birinin finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme gibi hızlandırıcıları kapsamasına dikkat çeken Vatansever, iklim politikalarının teknoloji dünyasından bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. “Net sıfır dönüşümü yalnız daha fazla güneş paneli ve rüzgâr türbini kurmak değildir. Akıllı şebekeler, batarya ve enerji depolama sistemleri, güç elektroniği, yapay zekâ, sensörler, nesnelerin interneti, dijital ikizler, veri analitiği ve yazılım bu dönüşümün tamamlayıcı teknolojileridir” dedi. Vatansever, yenilenebilir enerji üretiminin değişken yapısı nedeniyle dijitalleşmenin elektrik sistemlerinde giderek daha kritik hâle geldiğini, üretim ve talebin doğru tahmin edilmesinin enerji sistemlerinin verimliliğini artırabileceğini ifade etti. COP31’de yapay zekâ ve dijital teknolojilere özel gündem COP31 kapsamında 16 Kasım’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji tematik günü olarak planlanmasını BİDER açısından özellikle önemli bulduklarını belirten Vatansever, aynı gün yapay zekâ, dijital kamu altyapısı ve dijital teknolojilerin iklim eylemindeki rolünün ayrı bir oturumda tartışılacağına dikkat çekti. Aynı programda iklim inovasyonu ve girişimcilik, küçük ve mikro işletmeler, biyoteknoloji, yeşil sanayileşme ve iklim hedeflerini dikkate alan kamu alımları da gündemde olacak. Vatansever şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ enerji talebini tahmin etmekten elektrik şebekelerini yönetmeye, fabrikalarda enerji kullanımını optimize etmekten binaların tüketimini azaltmaya, tarımsal sulamadan afet risk analizine kadar çok geniş bir alanda iklim çözümünün parçası olabilir.” Ancak dijital dönüşümün kendi enerji tüketiminin de yönetilmesi gerektiğini belirten Vatansever, yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacının bilişim sektöründe verimlilik ve düşük karbonlu enerji kullanımını daha önemli hâle getireceğini söyledi. “Teknolojiyi iklim çözümünün parçası yaparken teknolojinin kendi enerji ayak izini de yönetmek zorundayız. Yeşil veri merkezleri, daha verimli işlem altyapıları ve temiz enerji kullanımı bilişim sektörünün rekabet kriterlerinden biri hâline gelecek.” “İklim hedeflerini yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek gerekiyor” COP31 Türkiye Başkanlığı tarafından açıklanan İklim Uygulama Köprüsü yaklaşımının, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarında yer alan hedefleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmayı amaçladığını hatırlatan Vatansever, iklim finansmanında temel sorunlardan birinin hedef ile yatırım arasındaki boşluk olduğunu söyledi. “Bir ülkenin NDC belgesinde enerji dönüşümü hedefinin bulunması tek başına yatırım oluşturmuyor. Projenin teknik fizibilitesi, finansman modeli, izinleri, gelir modeli ve uygulayacak kapasitesi bulunmalı. Hedefleri bankaların ve yatırımcıların finansman sağlayabileceği projelere dönüştürmek iklim eyleminin en kritik aşamalarından biri” dedi. Vatansever, bu yaklaşımın COP31’in “uygulama” karakterini en iyi anlatan başlıklardan biri olduğunu ifade etti. İklim finansmanında 300 milyar ve 1,3 trilyon dolarlık çerçeve COP31’in iklim finansmanı tartışmalarını sıfırdan başlatmadığını, önceki konferanslarda alınan kararların uygulanmasının Antalya gündeminin önemli bir bölümünü oluşturacağını belirten Vatansever, özellikle COP29’da kabul edilen yeni küresel finansman hedefini hatırlattı. COP29 kararında gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının gelişmiş ülkelerin öncülüğünde 2035’e kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırılmıştı. Aynı karar bütün kamu ve özel kaynaklardan gelişmekte olan ülkeler için iklim finansmanının 2035’e kadar yıllık en az 1,3 trilyon dolara ölçeklenmesi için tüm aktörlerin birlikte çalışmasını öngörüyor. Vatansever, bu rakamların COP31’in yeni hedefleri gibi sunulmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Antalya’da önemli mesele yeni bir finansman rakamı açıklamaktan çok, daha önce üzerinde uzlaşılan finansman hedeflerine nasıl ulaşılacağını ve paranın uygulanabilir projelerle nasıl buluşturulacağını tartışmak olacak.” “Finansman ile teknoloji transferi birlikte ilerlemeli” İklim dönüşümünde gelişmekte olan ülkelerin yalnız sermayeye değil teknoloji ve uygulama kapasitesine de ihtiyaç duyduğunu belirten Vatansever, teknoloji transferinin uluslararası iklim rejiminin önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. “Bir ülkeye temiz enerji tesisi finansmanı sağlamak önemli, ancak teknolojiyi kullanacak mühendisin, işletme kabiliyetinin, bakım altyapısının ve yerel tedarik zincirinin de gelişmesi gerekiyor. Kalıcı dönüşüm, yalnız ekipmanın ithal edildiği değil bilginin ve yetkinliğin de ekonomide oluştuğu modeldir” dedi. “Yeşil sanayileşme yeni rekabet alanı” COP31’in 16 Kasım programında yeşil sanayileşmenin öncelikli başlıklar arasında yer almasını değerlendiren Vatansever, iklim politikasının sanayi ve dış ticaret politikalarından giderek daha az ayrılabildiğini söyledi. “Bir ürünün fiyatı ve kalitesinin yanında üretim sürecindeki enerji tüketimi ve karbon yoğunluğu da rekabet kriterine dönüşüyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm artık yalnız çevre yatırımı değil, sanayi rekabetçiliği yatırımıdır” dedi. Firmaların enerji ve karbon verilerini güvenilir şekilde ölçebilmesinin de yeni dönemde önemli bir dijital altyapı ihtiyacı oluşturacağını belirten Vatansever, teknoloji şirketleri açısından yeni bir pazar doğduğunu söyledi. “Karbon yönetimi veri yönetimidir. Ölçemediğiniz emisyonu azaltamaz, doğrulayamadığınız veriyi de piyasa mekanizmasının içine güvenilir biçimde sokamazsınız.” Türkiye’nin 2035 iklim hedefi Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ikinci Ulusal Katkı Beyanı kapsamında 2035 yılında sera gazı emisyonlarını referans senaryoya göre 466 milyon ton karbondioksit eşdeğeri azaltarak 643 milyon ton CO₂e seviyesinde sınırlandırmayı hedeflediğini hatırlatan Vatansever, COP31 ev sahipliğinin Türkiye’nin kendi dönüşüm politikalarının uluslararası görünürlüğünü de artıracağını söyledi. “Türkiye Antalya’da yalnız konferansın ev sahibi olmayacak. Kendi enerji, sanayi, şehircilik ve iklim dönüşümü de uluslararası paydaşların yakından izleyeceği başlıklardan biri olacak” dedi. Vatansever, bu nedenle ev sahipliğinin Türkiye açısından teknoloji ortaklıklarını, proje geliştirme kapasitesini ve uluslararası finansmana erişimi güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İklim Kanunu ve Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi Türkiye’de 2025 yılında yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu’nun, yeşil büyüme ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ulusal iklim politikasına yasal zemin oluşturduğunu belirten Vatansever, kanunun Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasını açıkça düzenlediğine dikkat çekti. Kanuna göre İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından ETS kurulacak, ulusal tahsisat planlaması hazırlanacak ve tahsisatların dağıtımı yapılacak. Tam uygulama öncesinde ise bir pilot dönem gerçekleştirilecek. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Emisyon Ticaret Sistemi’nin sağlıklı çalışması için şirketlerin emisyonlarını doğru ölçmesi, raporlaması ve doğrulaması gerekiyor. Bunun arkasında sensörlerden kurumsal yazılımlara, veri güvenliğinden denetim sistemlerine kadar ciddi bir dijital altyapı var.” Karbon piyasasının güvenilirliğinin büyük ölçüde veri kalitesine bağlı olacağını ifade etti. “KOBİ’ler yeşil ve dijital dönüşümü birlikte yönetmeli” İklim dönüşümünün yalnız büyük sanayi şirketlerini ilgilendirmediğini belirten Vatansever, tedarik zincirleri üzerinden küçük ve orta ölçekli işletmelerin de giderek daha fazla enerji, emisyon ve sürdürülebilirlik verisiyle çalışmak zorunda kalacağını söyledi. “Bir KOBİ doğrudan bir karbon düzenlemesine tabi olmasa bile ürün verdiği büyük şirket kendisinden enerji tüketimi veya ürün karbon ayak izi bilgisi isteyebilir. Yeşil dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılacak” dedi. Vatansever, KOBİ’lerin enerji verimliliği, karbon ölçümü, dijitalleşme ve finansmana erişim konusunda desteklenmesinin Türkiye’nin sanayi ve ihracat rekabetçiliği açısından önemli olduğunu ifade etti. İklim teknolojileri girişimcilik için yeni pazarlar oluşturuyor COP31’in Bilim, Sanayi ve Teknoloji gününde iklim inovasyonu, girişimcilik ve küçük işletmelere ayrı oturum ayrılmasını da değerlendiren Vatansever, “climate-tech” ekosisteminin çok daha geniş bir alanı kapsadığını söyledi. “İklim teknolojileri yalnız güneş paneli ve rüzgâr türbini değildir. Enerji depolama, batarya yazılımları, enerji yönetimi, karbon ölçümü, akıllı tarım, su teknolojileri, atık yönetimi, döngüsel ekonomi, yeşil lojistik, yeni malzemeler ve yapay zekâ çok büyük bir inovasyon alanı oluşturuyor” dedi. Türkiye’nin mühendislik, üretim ve yazılım gücünü bu alanlarda küresel ürünlere dönüştürmesinin yeni ihracat fırsatları yaratabileceğini ifade etti. Döngüsel ekonomi teknolojiyle ölçeklenecek COP31 Başkanlığı’nın küresel atık artışını 2035’e kadar yarıya indirme ve üretimde küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e çıkarma hedeflerini değerlendiren Vatansever, döngüsel ekonominin de güçlü bir teknoloji ve veri altyapısına ihtiyaç duyduğunu söyledi. “Akıllı toplama sistemleri, sensörler, görüntü işleme ile atık ayrıştırma, malzeme izlenebilirliği ve dijital ürün bilgileri döngüsel ekonominin ölçeklenmesini sağlayabilecek teknolojiler arasında. Atığı azaltmanın yanında kullanılan malzemeyi sistem içinde tekrar dolaşıma sokabilmek gerekiyor” dedi. Binalarda yüzde 25 hedefi yeni teknoloji pazarı yaratabilir COP31’in 2035’e kadar binalarda enerji tüketim yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltma hedefini değerlendiren Vatansever, bunun bina otomasyonu, sensörler, enerji yönetim sistemleri, yalıtım ve akıllı şebeke teknolojileri açısından önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğunu söyledi. “Bir binayı daha verimli hâle getirmek yalnız fiziksel yalıtım yatırımı değildir. Isıtma, soğutma ve aydınlatmanın sensörler ve yazılımla ihtiyaca göre yönetilmesi de önemli tasarruf sağlayabilir. Bina teknolojileri ile bilişim sektörü giderek daha fazla iç içe geçiyor” dedi. “COP31 Türkiye için teknoloji diplomasisi fırsatıdır” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini yalnız diplomatik ve organizasyonel bir başarı olarak değerlendirmemek gerektiğini belirten Vatansever, Antalya’nın teknoloji, finansman ve yatırım ortaklıkları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. COP31 Green Zone’un ev sahibi Türkiye tarafından yönetileceğini ve iklim çözümleri ile inovasyonun sergileneceği halka açık bir alan olacağını hatırlatan Vatansever, Türk teknoloji ve sanayi şirketlerinin küresel aktörlere erişimi açısından bunun önemli bir vitrin oluşturabileceğini ifade etti. Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “COP31’de dünyanın hükümetleri, enerji şirketleri, teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları, yatırımcıları, şehirleri, girişimcileri ve sivil toplumu Antalya’da bir araya gelecek. Türkiye’nin burada yalnız iyi bir ev sahibi olarak değil, teknoloji geliştiren, üretim yapan, yatırım yapılabilir projeler ortaya koyan ve çözüm ihraç edebilen bir ülke olarak görünmesi çok daha değerli. COP31’in en önemli mesajı hedefleri çoğaltmak değil, mevcut hedefleri uygulamaya dönüştürmek. Biz de bu dönüşümü yalnız bir çevre yükümlülüğü olarak değil; teknoloji, sanayi, enerji, finansman ve rekabet gücü dönüşümü olarak okumalıyız. İklim politikalarını teknolojiye, yatırıma, istihdama, ihracata ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürebildiğimiz ölçüde COP31 Türkiye açısından kalıcı ekonomik ve teknolojik değer oluşturabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YEDAŞ’ın Büyük Ödüllü Ar-Ge Maraton Hızlandırma Programı Başladı Haber

YEDAŞ’ın Büyük Ödüllü Ar-Ge Maraton Hızlandırma Programı Başladı

Elektrik dağıtım sektörünün ihtiyaçlarına yenilikçi çözümler geliştirilmesini amaçlayan Ar-Ge Maraton Hızlandırma Programı için başvurular başladı. Türkiye genelinden katılımcılara açık olan programda fikirler yedi kategoride değerlendirilecek. Seçilen projelere eğitim ve mentorluk desteği sağlanacak. Yenilikçi fikirler yedi kategoride değerlendirilecek Ar-Ge Maraton’da elektrik dağıtım sektörünün ihtiyaçlarına yönelik projeler yedi kategoride kabul edilecek. Bu kategoriler; Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Sürdürülebilir Enerji ve Karbon Salınımı Azaltma, Enerji Verimliliği ve Akıllı Şebekeler, Yeşil Teknolojiler ve Enerji Depolama, Siber Güvenlik ve Kritik Altyapılar, İleri Malzeme Teknolojileri ve Akıllı Sayaç Sistemleri ile Müşteri Deneyimi ve Dijital Hizmet İyileştirme olarak belirlendi. Katılımcılar; yapay zekâyla dağıtım süreçlerinin iyileştirilmesinden elektrik kayıplarının azaltılmasına, yenilenebilir enerji ve depolama çözümlerinden şebekelerin siber güvenliğine kadar farklı alanlarda proje geliştirebilecek. Yeni malzemeler, akıllı sayaç teknolojileri ve müşteri memnuniyetini artıran dijital uygulamalar da program kapsamında değerlendirilecek. Türkiye genelindeki ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri; akademisyenler, girişimciler, start-up ekipleri, sermaye şirketleri ve KOBİ’ler programa bireysel olarak veya en fazla üç kişilik ekiplerle başvurabilecek. Başvurular yalnızca Ar-Ge Maraton’un resmî internet sitesi üzerinden kabul edilecek. Toplam 370 bin TL ödül verilecek 31 Ekim 2026’da sona erecek başvuruların ardından projeler ön değerlendirmeye alınacak. Başarılı bulunan projeler, 21 Aralık 2026’da başlayacak olan eğitim ve mentorluk desteğinden yararlanacak. Finalistler projelerini Demo Day kapsamında jüriye sunacak. Projeler; yenilikçilik düzeyi, problem tanımının doğruluğu, teknoloji olgunluğu, uygulanabilirlik, pazar potansiyeli, ekip yetkinliği, ticarileşme potansiyeli ve program hedefleriyle uyum olmak üzere sekiz kriter üzerinden değerlendirilecek. Program sonunda birinciye 150 bin TL, ikinciye 100 bin TL, üçüncüye 50 bin TL ödül verilecek. Dereceye giremeyen son yedi finaliste ise toplamda 70 bin TL mansiyon ödülü sunulacak. Uygulanabilir bulunan projelerin YEDAŞ iş birliğiyle EPDK proje başvuru sürecine taşınması da hedefleniyor. “Fikirlerin sektörel ihtiyaçlarla buluşması büyük önem taşıyor” YEDAŞ Genel Müdürü Yunus Emre Bilgi, Ar-Ge Maraton’un sektörün ihtiyaçları ile akademik birikimi buluşturduğunu belirterek, “Elektrik dağıtım sektörünün geleceğine yönelik yenilikçi çözümler geliştirmek için farklı disiplinlerden fikirlerin bir araya gelmesi büyük önem taşıyor. Ar-Ge Maraton ile öğrencilerin, akademisyenlerin, girişimcilerin ve işletmelerin fikirlerini geliştirmelerine ve sektörel ihtiyaçlarla buluşturmalarına imkân sağlıyoruz.” dedi. Bilgi, programın uygulanabilir projeler geliştirilmesine katkı sunacağını vurgulayarak, “Eğitim ve mentorluk desteğiyle katılımcıların fikirlerini olgunlaştırmalarını, sektörümüzde karşılık bulabilecek çözümler geliştirmelerini hedefliyoruz. Samsun Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ile yürüttüğümüz bu iş birliğinin yeni teknolojilerin hayata geçirilmesine katkı sağlayacağına inanıyor, elektrik dağıtımının geleceğine yönelik fikri olan tüm katılımcıları Ar-Ge Maraton’a davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beta Enerji Halka Arzında Talep Toplama Bugün Başlıyor  Haber

Beta Enerji Halka Arzında Talep Toplama Bugün Başlıyor 

Pay başına 40,0 TL sabit fiyatla gerçekleşecek halka arzda talep toplama 25 Haziran Perşembe günü sona erecek. Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, halka arzdan elde edecekleri geliri büyüme yatırımlarının finansmanında ve bu büyümenin gereksinimi olan işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılacağını açıkladı. Beta Enerji, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğinde, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğinde toplam 41 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 40,0 TL sabit fiyatla 23-24-25 Haziran 2026 tarihlerinde talep toplayacak. Halka arz büyüklüğünün yaklaşık 2,4 milyar TL olarak hedeflendiği ihraçta 55 milyon adedi sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin adedi de ortak satışı olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin adet pay satışa sunulacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Halka arz ile Beta Enerji’yi yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren küresel bir marka haline getirmeyi hedeflediklerini belirten Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, halka arzı kurumsallaşma ve sürdürülebilir büyüme yolculuğunda önemli bir dönüm noktası olarak gördüklerini ifade etti. Halka arzdan elde edilecek kaynağın büyüme yatırımlarının finansmanında ve işletme sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılacağını aktaran Dağsuyu, “Yatırım tarafında önceliğimiz, yeni kampüsümüzün kalan bölümlerinin tamamlanması ile makine ve teknoloji yatırımlarımızın hızlandırılması olacak. İşletme sermayesi tarafında ise artan sipariş hacmimizi desteklemek amacıyla hammadde tedariki, stok yönetimi ve satış finansmanına kaynak ayıracağız” dedi. “2027 sonunda 400 milyon doları aşkın ciro hedefliyoruz” Küresel enerji dönüşümü, şebeke modernizasyonu, yenilenebilir enerji yatırımları, elektrikli araçlar, veri merkezleri ve yapay zeka kaynaklı enerji talebindeki artışın transformatör sektörüne uzun yıllar güçlü bir büyüme zemini sunacağını vurgulayan Dağsuyu, bu öngörüyle 2022 yılında yaklaşık 130 milyon dolarlık Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü yatırımına başladıklarını söyledi. Adana’da kurulan ve Avrupa’nın en büyük enerji ve teknoloji kampüslerinden biri olma özelliği taşıyan tesisin ilk fazının 2025 yılında devreye alındığını belirten Dağsuyu, yeni kampüsün tam kapasite devreye girmesiyle dağıtım transformatörü kapasitesinin yaklaşık 34 bin adede çıkacağını, güç transformatörlerinde ise adet bazında yaklaşık 36 kat kapasite artışı hedeflediklerini ifade etti. Dağsuyu, “2025 yılında 4,7 milyar TL ciroya ulaştık. Yeni kampüs yatırımlarının devreye girmesiyle birlikte ciromuzu 2027 sonunda 400 milyon doların üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. İhracat yaptığımız ülke sayısını ise kısa vadede 80’den 100’e, beş yıl içinde ise 130 ülkeye çıkarmayı amaçlıyoruz” diye konuştu. Dijitalleşme, Ar-Ge ve sürdürülebilirlikle rekabet gücünü artırmayı hedefliyor Dağsuyu, yeni kampüsün teknoloji ve sürdürülebilirlik performansını da ileri taşıyacağını belirterek Endüstri 4.0 uygulamaları, IoT entegrasyonu, büyük veri analitiği ve yapay zeka destekli sistemlerle dijitalleşme odaklı bir üretim modeli kurduklarını söyledi. 8 MW güneş enerjisi kapasitesiyle enerji ihtiyacının tamamını temiz kaynaklardan karşılamayı hedeflediklerini aktaran Dağsuyu, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 30 azaltmayı amaçladıklarını ifade etti. Ar-Ge ve inovasyonu rekabet avantajlarının temel unsuru olarak gördüklerini belirten Dağsuyu, 100’ün üzerinde kişiden oluşan Ar-Ge ekibiyle bugüne kadar 60 projeyi tamamladıklarını, akıllı şebekeler, yüksek gerilim ekipmanları ve yapay zeka destekli enerji çözümleri alanındaki çalışmalarını hızlandırarak sürdürdüklerini kaydetti. Katılım Endeksi kriterlerine uyum ve yüzde 30 temettü hedefi Beta Enerji, kâr dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem kârının asgari yüzde 30’unu nakit olarak dağıtmayı hedeflerken, hâkim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Borsa İstanbul’da veya Borsa İstanbul dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacağı da taahüt edilmiştir. Bununla birlikte şirket, paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dâhil olmak üzere, dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde bir karar almayacağını da taahhüt etmiştir. Katılım endeksine uygun olan Beta Enerji payları, Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Dönüşümünde Depolama Ve Toplayıcılık Kritik Rol Üstleniyor Haber

Enerji Dönüşümünde Depolama Ve Toplayıcılık Kritik Rol Üstleniyor

Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren ATO Başkanı Gürsel Baran, “Küresel ölçekte yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim hız kazanırken, Türkiye de bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. 2025 yılı itibarıyla yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içindeki payının yüzde 60’ı aşması, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri. Bu süreç yalnızca üretim artışıyla sınırlı değil; dijitalleşme, akıllı şebekeler ve yeni piyasa mekanizmalarıyla birlikte elektrik piyasaları köklü bir değişimden geçiyor” dedi. 2026, DEPOLAMA YATIRIMLARINDA HIZLANMA YILI OLACAK Enerji depolama, piyasa entegrasyonu, finansman ve esneklik mekanizmalarına ilişkin güncel gelişmeler konuları kapsamında “Liderler Oturumu: Regülasyon, Yatırım ve Esneklik” oturumunda değerlendirmelerde bulunan INAVITAS Yönetim Kurulu Başkanı ve EDSİS Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Alper Terciyanlı, “Depolama projelerinde izin süreçleri artık son aşamaya gelmiş durumda. 2026’nın ikinci yarısıyla birlikte sektörde belirgin bir hızlanma bekliyoruz ve yıl sonuna doğru toplam kapasitenin 1,5 GW seviyesine yaklaşacağını öngörüyoruz. Ancak bu süreç yalnızca büyüme değil, aynı zamanda ciddi zorlukları da beraberinde getiriyor. Yılın başında değerli metallerde yaşanan artış, maliyetleri önemli ölçüde yukarı çekti. Tedarik zinciri ve lojistik tarafında yaşanan aksaklıklar da sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Finansmana erişim ise yatırımların sürdürülebilirliği açısından kritik önemini koruyor. Buna rağmen sektörün değişken koşullara hızlı adapte olabilen bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin mevcut konumuyla bu dönüşüm sürecinde önemli fırsatlar yakalayabileceğine inanıyoruz” ifadelerinde bulundu. INAVITAS Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kirazlı ise “Enerji Depolama Tesislerinin Piyasa Katılımı: Piyasa Entegrasyonu, Dengeleme ve Yan Hizmetler” oturumunda, “Enerji sektöründe orta ve uzun vadede tartıştığımız birçok başlığın artık kısa vadeli gerçekliğe dönüştüğünü görüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, gündemi çok daha somut, ayağı yere basan ve sahadaki karşılıklarıyla konuşabiliyoruz. Türkiye’nin yenilenebilir enerji dönüşümü önemli fırsatlar barındırmakla birlikte, iş yönetimi, ticari yapı ve yatırım süreçleri açısından çeşitli zorlukları da beraberinde getiriyor. Depolama ve batarya teknolojileri ise artık yalnızca destekleyici unsurlar değil, sektör tartışmalarının merkezinde konumlanan temel başlıklar haline gelmiş durumda. Artan yenilenebilir enerji kapasitesi, sistem üzerindeki yeni ihtiyaçlar ve talep tarafındaki dönüşüm, bu alanları her geçen gün daha kritik hale getiriyor. Önümüzdeki dönemde konunun teknik ve operasyonel boyutlarının çok daha görünür hale geleceğini, tartışmaların da daha veriye dayalı ve uygulama odaklı bir zeminde ilerleyeceğini düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu. ENERJİ PİYASALARINDA DÖNÜŞÜM ARTIK BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM GEREKTİRİYOR “Regülasyon ve Dijitalleşme Perspektifinden Toplayıcılık ve Esneklik Piyasalarının Gelişimi” başlıklı oturumun moderatörlüğünü üstlenen INAVITAS Enerji CEO’su Erman Terciyanlı; “Enerji sistemleri bugün köklü bir dönüşümden geçiyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla artması, dağıtık üretimin yaygınlaşması ve tüketim tarafının daha aktif hale gelmesi, sistem işletmesini her zamankinden daha dinamik ve karmaşık bir yapıya dönüştürüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise toplayıcılık ve esneklik piyasaları yer alıyor. Ancak bu alanların gelişimi yalnızca teknolojik ilerlemelerle sınırlı değil; regülasyonların nasıl şekillendiği, piyasa tasarımının nasıl kurgulandığı ve dijital altyapıların ne kadar etkin kullanıldığı da belirleyici rol oynuyor. Bu çerçevede, toplayıcılık modelinin Türkiye’de ve dünyadaki gelişimini, esneklik piyasalarının mevcut durumunu ve önümüzdeki dönemde bizi bekleyen fırsat ve zorlukları birlikte değerlendireceğiz” ifadelerinde bulundu. SEKTÖR, İŞ BİRLİKLERİ VE YENİ YATIRIM MODELLERİNE ODAKLANIYOR Zirvede öne çıkan bir diğer başlık ise enerji sektöründe artan iş birliği ihtiyacı ve yeni yatırım modelleri oldu. Değişen piyasa dinamikleri, finansmana erişim, regülasyonların evrimi ve teknolojik dönüşüm; sektör oyuncularını daha entegre ve esnek iş modelleri geliştirmeye yönlendiriyor. Katılımcılar, enerji depolama ve toplayıcılık mekanizmalarının yalnızca teknik bir dönüşüm değil, aynı zamanda yeni iş birliklerini ve gelir modellerini tetikleyen stratejik bir alan haline geldiğine dikkat çekti. Bu kapsamda kamu, özel sektör ve teknoloji geliştiriciler arasında kurulacak güçlü iş birliklerinin, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecini hızlandıracağı vurgulandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eles EXPO, Elektrik ve Enerji İhracatına Küresel Kapı Açıyor! Haber

Eles EXPO, Elektrik ve Enerji İhracatına Küresel Kapı Açıyor!

ITC Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenecek olan sektörün uluslararası ölçekte yeni buluşma adresi ELES Expo, ilk kez 23–25 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde (Salon 9-10) düzenlenecek. Fuar, elektrik ekipmanları, güç sistemleri, otomasyon ve yenilenebilir enerji çözümlerini tek bir platformda buluşturarak, uluslararası ticaretin çekim merkezi olmayı hedefliyor. Sektörün deneyimli profesyonelleri tarafından hayata geçirilen ELES Expo, ihracat odaklı iş modelinin yanı sıra uluslararası satın alma heyetleri, teknoloji oturumları ve sektör değerlendirme panelleriyle de dikkat çekiyor. Fuarın, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya'dan yatırımcıları, proje geliştiricileri ve kamu temsilcilerini ağırlaması bekleniyor. ELEKTRİK AYDINLATMA ENERJİ SEKTÖRLERİNDE HEYECAN VEREN BULUŞMA ITC Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Emel Yüksel, fuarın elektrik, aydınlatma, enerji ve akıllı bina sistemleri sektörlerini merkeze alacağını belirterek, şunları ekledi: "Elektrik ve enerji sektörü, ülkemizin en güçlü üretim ve ihracat alanlarından biri. ELES Expo ile bu potansiyeli küresel arenada daha görünür hale getirmek, yeni iş fırsatları oluşturmak ve sektörün rekabet avantajı nı büyütmek için profesyonel bir iş platformu formatında hazırladığımız fuarımıza, tüm sektör paydaşlarını davet ediyoruz." Fuarın gündeminde enerji dönüşümü, akıllı şebekeler, depolama teknolojileri, şebeke verimliliği, kablo inovasyonları ve sürdürülebilir elektrik altyapıları gibi sektör için kritik başlıklar yer alacak. Bu oturumlar, uluslararası rekabet gücünü artırmaya yönelik stratejik perspektifler sunacaktır. ELES Expo, üretim gücünün yanında Türkiye'nin mühendislik birikimi, Ar-Ge kapasitesi ve teknolojik yeniliklerini uluslararası pazarlara tanıtmayı amaçlıyor. Etkinlik süresince ticari görüşmeler, inovasyon sunumları ve iş geliştirme buluşmaları yapılacak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.