Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akıllı Sensörler

Kapsül Haber Ajansı - Akıllı Sensörler haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akıllı Sensörler haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı Haber

İzocam Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi ile Akıllı Üretim Dönemini Başlattı

Türkiye yalıtım sektörünün lideri İzocam, üretim süreçlerinde dijital dönüşüm yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor. Operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedefleri doğrultusunda dijital altyapısını güçlendiren şirket, Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi’ni Tarsus Tesisinde devreye aldı. Üretim sahasındaki tüm kritik verileri tek merkezde toplay arak gerçek zamanlı analiz imkânı sunan sistem, yapay zekâ destekli altyapısıyla üretim süreçlerini daha akıllı, daha izlenebilir ve daha verimli hale getiriyor. Dijitalleşmeyi yalnızca teknolojik bir yatırım olarak değil, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, “Dijitalleşmeyi; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir üretim ve verimlilik hedeflerimizin en önemli yapı taşlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Üretimden kalite yönetimine, enerji kullanımından bakım süreçlerine kadar tüm operasyonlarımızı veri odaklı yönetim anlayışıyla sürekli geliştiriyoruz. Bu kapsamda devreye aldığımız Metriks sistemi, yalnızca mevcut süreçlerimizi dijital ortama taşımıyor; aynı zamanda üretim tesislerimizin geleceğini şekillendirecek akıllı üretim altyapısını da oluşturuyor" dedi. Üretim sahasındaki tüm ver iler tek merkezde toplanıyor Metriks Dijital Veri Yönetim Sistemi, üretim sahasında farklı noktalarda oluşan verileri tek dijital platformda bir araya getirerek tüm operasyonların gerçek zamanlı olarak izlenmesini sağlıyor. Daha önce operatörler tarafından manuel olarak takip edilen sıcaklık, basınç, hareket, enerji tüketimi ve benzeri üretim verileri, artık üretim hatlarına entegre edilen akıllı sensörler aracılığıyla otomatik olarak toplanıyor ve anlık olarak analiz ediliyor. Metriks platformu üzerinde önümüzdeki dönemde devreye alınması planlanan yapay zekâ destekli analiz modülleriyle üretim süreçlerinin daha da akıllı hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, üretim süreçlerinde oluşabilecek olası sapmaların henüz sorun büyümeden tespit edilmesi, operatörlerin anlık olarak uyarılması ve müdahale süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor. Böylece üretim sürekliliğinin ve operasyonel güveni lirliğin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik hedeflerine de katkı sağlıyor Metriks sistemi yalnızca üretim süreçlerini daha etkin yönetmeye değil, enerji verimliliğini artırmaya ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye de katkı sunuyor. Platform bünyesindeki Enerji Yönetim Sistemi (EMS) modülü sayesinde tesislerde enerji tüketimi anlık olarak takip edilirken, enerji kayıplarının kaynağı ve büyüklüğü ayrıntılı biçimde analiz edilebiliyor. Enerji kullanımının optimize edilmesiyle birlikte karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara da önemli katkı sağlanıyor. Dijitalleşmenin sürdürülebilirlik hedeflerini de ileriye taşıdığını belirten İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü, "İzocam olarak dijital dönüşümü yalnızca üretim verimliliğini artıran bir teknoloji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik bir dönüşüm alanı olarak görüyoruz. Veriye dayalı yönetim anlayışı sayesinde hem kaynaklarımızı daha verimli kullanıyor hem de enerji tüketimimizi ve çevresel etkimizi daha etkin şekilde yönetebiliyoruz. Bu yaklaşım, 2050 net sıfır karbon hedefimiz doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalara da güç katıyor" şeklinde konuştu. Kalite yönetiminde gerçek zamanlı kontrol dönemi Sistemin sunduğu ileri analitik ve makine öğrenme altyapısı ise yalnızca mevcut durumu izlemekle sınırlı kalmıyor. Üretim verilerini analiz ederek geleceğe yönelik tahminleme modelleri oluşturan sistem sayesinde ham madde bileşimlerinin ürün kalitesine etkisi önceden öngörülebiliyor, ekipman performansı takip edilerek bakım süreçleri daha etkin planlanabiliyor. Böylece hem üretim verimliliği artırılıyor hem de olası duruşlar ile yüksek bakım maliyetlerinin önüne geçiliyor. İzocam, Metriks pl atformunu önümüzdeki dönemde kalite yönetim süreçlerini daha da güçlendirecek yeni modüllerle geliştirmeyi planlıyor. Bu kapsamda devreye alınması hedeflenen Canlı İstatistiksel Süreç Kontrolü (SPC) altyapısı sayesinde üretim hattından gelen verilerin anlık olarak analiz edilmesi, süreçlerde oluşabilecek sapmaların erken aşamada tespit edilmesi ve hurda ile fire oranlarının azaltılması amaçlanıyor. Yine ilerleyen aşamalarda hayata geçirilmesi planlanan QR kod entegrasyonu ile ürünlerin üretim hattı boyunca izlenebilirliğinin artırılması ve kalite süreçlerinin daha şeffaf, daha kontrol edilebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. İzocam’da dijital dönüşüm yatırımlarının önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğini belirten Genel Direktör Kerem Kürklü, "Veri odaklı yönetim anlayışımızı güçlendirecek yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Dijital teknolojilerden, yapay zekâ destek li analizlerden ve akıllı üretim sistemlerinden en yüksek verimi alarak üretim süreçlerimizi daha rekabetçi, daha sürdürülebilir ve daha esnek bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyoruz. İzocam olarak geleceğin üretim anlayışını bugünden hayata geçirirken, sektörümüzde dijital dönüşüme öncülük etmeye devam edeceğiz" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu Haber

Enerji Faturası Endişesi Akıllı Teknoloji Talebini Uçurdu

“Dünyaya Saygılı, Dünyada Saygın” vizyonuyla sektöründe sürdürülebilirlik alanındaki dönüşüme öncülük eden Arçelik, tüketicilerin akıllı ev teknolojileri ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarına bakışını ortaya koyan Akıllı Yaşam Endeksi (Smart Living Index – SLI) Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. J.L. Partners iş birliğiyle İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya, İtalya, Hollanda, Romanya, Türkiye, Mısır, Tayland, Pakistan ve Güney Afrika olmak üzere 12 ülkede 6 bin kişiyle gerçekleştirilen araştırma, tüketicilerin yeni bir beyaz eşya satın alırken göz önünde bulundurduğu kriterler, ev içi kullanım alışkanlıkları, teknolojiye duyulan güven, enerji farkındalığı ve geleceğe dönük beklentilere kadar geniş bir yelpazede içgörüyü bir araya getiriyor. Her ülkede yaş, cinsiyet, konum ve eğitim gibi temsili demografik kotalar esas alınarak kurgulanan Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi, insanların evlerindeki harcamaları daha bilinçli yönetmek istediğini ve bu nedenle uzun vadede tasarruf sağlayan akıllı cihazlara daha fazla ilgi gösterdiğini ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca, 12 ülkenin 8’inde enerji maliyetlerinin tüketiciler için günlük yaşamı en fazla etkileyen çevresel kaygı olarak öne çıktığını da gösteriyor. Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu: “Tüketicilerin %70’i ‘akıllı’ kavramını enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımlıyor” Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nın sonuçları hakkında değerlendirmede bulunan Arçelik CEO’su Hakan Bulgurlu, “Küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve toplumsal gelişmeler, tüketicilerin ev teknolojilerinden beklentilerini yeniden şekillendiriyor. Arçelik olarak biz de tüketicilerimizin değişen ihtiyaçları ve beklentilerini yakından takip ediyor; bu dönüşümün arkasındaki temel dinamikleri doğru okumayı önemsiyoruz. Bu dönüşümü daha iyi anlamak ve akıllı ev teknolojilerinden beklentileri ortaya koymak amacıyla Akıllı Yaşam Endeksi Araştırması’nı hayata geçirdik. Araştırmamızın sonuçları, enerji farkındalığı ile akıllı teknoloji talebi arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösterdi. Tayland, Mısır, Pakistan, Romanya gibi Batı Avrupa dışındaki pazarlarda tüketicilerin %72’si ev aletlerinin aylık enerji maliyetlerini bildiğini belirtirken, Avrupa’da bu oran %55 seviyesinde seyretti. Tüketicilerin %70’inden fazlası, ‘akıllı’ kavramını; karmaşık dijital özelliklerden ziyade enerji ve su tüketimini otomatik optimize eden çözümlerle tanımladı. Öte yandan, birçok pazarda tüketicilerin yaklaşık üçte ikisinin enerji tasarrufu için hâlâ manuel yöntemlere başvurduğunu gördük. Araştırmamız tüketicilerin enerji tasarrufu konusunda davranışlarını değiştirmeye istekli olduğunu ancak bunu yaparken güven duyabilecekleri ve hayatı kolaylaştıran teknolojilere ihtiyaç duyduklarını ortaya koydu” dedi. Hakan Bulgurlu: “Türkiye’de tüketicilerin yarısından fazlası beyaz eşyalarında enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor” Akıllı yaşam ve sürdürülebilir ev teknolojileri alanındaki en kapsamlı araştırmalardan biri olarak öne çıkan Akıllı Yaşam Endeksi’nin Türkiye sonuçlarına değinen Hakan Bulgurlu, “Akıllı ev teknolojilerine yönelik beklentiler ülkeden ülkeye farklılık gösterse de tüketicilerin ortak isteği enerji verimliliği sağlayan, kullanım kolaylığı sunan ve uzun vadede maliyetleri düşüren çözümler olarak öne çıkıyor. Türkiye de %70 ile bu beklentinin en güçlü olduğu ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye’de tüketicilerin %40’ından fazlası, önceki dönemlere kıyasla son 12 ayda enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken, %60’ından fazlası buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve çamaşır kurutma makinelerinde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullanıyor. %80’inin ise daha akıllı ve enerji verimli cihazlar talep ettiğini görüyoruz. Arçelik olarak biz de faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde yapay zekâ, akıllı sensörler, veri analizi ve enerji verimli tasarımlar sayesinde çevresel etkiyi azaltmayı hedefleyen yenilikçi çözümlerimizle bu beklentilere karşılık veriyoruz. Akıllı çözümlerimiz, cihazlarımızın performansına katkı sağlarken, tüketicilerimizin gerçek zamanlı olarak tüketimlerini takip etmesini de sağlıyor. Sürdürülebilirlik, kalite, güvenilirlik ve dayanıklılık odaklı yaklaşımımızla, sürdürülebilir ve akıllı bir yaşam deneyiminde sektörümüze öncülük etmeye devam edeceğiz” diye konuştu. Arçelik Akıllı Yaşam Endeksi’nden Dikkat Çeken Bulgular Globalde öne çıkanlar Araştırma sonuçları, tüketicilerin enerji verimliliğine yaklaşımında belirgin bir dönüşüm yaşandığını ortaya koyuyor. Son 12 ayda her 10 tüketiciden 4’ü, geçmişe kıyasla enerji verimliliğine daha fazla odaklandığını belirtirken; her 10 tüketiciden 6’sı buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi ve kurutma makinesi gibi ürünlerde enerji tasarrufu modlarını aktif olarak kullandığını ifade ediyor. Tüketicilerin %60’ı kullandıkları ev aletlerinin aylık tüketimlerine dair farkındalığa sahip olduğunu belirtiyor.Global ölçekte tüketicilerin yaklaşık %67’si, enerji tasarrufu için hâlâ çamaşırları asarak kurutma, yoğun saatler dışında cihaz kullanımı veya elde yıkama gibi manuel yöntemlere başvuruyor. Araştırma, enerji tasarrufu davranışlarında yaş ve gelir arasında dikkat çekici bir ters ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre, yaş arttıkça enerji tasarrufuna yönelik davranışlar güçlenirken, gelir seviyesi yükseldikçe bu davranışların azaldığı görülüyor. 54 yaş ve üzeri tüketiciler, tüm pazarlarda enerji tasarrufuna yönelik davranışlarda lider konumda bulunuyor.Araştırma, ayrıca, enerji maliyetlerinin yüksek olduğu pazarlarda akıllı özelliklere verilen önemin, düşük maliyetli pazarlara kıyasla 2 kata kadar daha yüksek olduğunu da gösteriyor.Tayland (%81), Pakistan (%86) ve Türkiye’de (%80) tüketicilerin büyük çoğunluğu, beyaz eşyaların gelecekte daha da akıllı hale gelmesini istediklerini belirtiyor. Buna karşılık Almanya (%39), Birleşik Krallık (%40) ve Fransa’da (%43) bu beklenti daha sınırlı düzeyde seyrediyor.Hollanda, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve İspanya olmak üzere Batı Avrupa pazarlarında tüketicilerin sadece %20’ye yakını, yapay zekâ destekli ev teknolojilerine tam anlamıyla güvendiğini belirtiyor. Buna karşın Mısır, Pakistan, Güney Afrika gibi gelişen pazarlarda bu oran %35’in üzerine çıkıyor. Bu durum, akıllı özelliklerin benimsenme hızını sınırlayan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.Tüm pazarlarda tüketiciler, “akıllı” kavramını ileri ve karmaşık dijital özelliklerden ziyade; kendi kendini temizleyen, enerji tüketimini otomatik olarak azaltan ve günlük kullanımı sadeleştiren teknolojilerle tanımlıyor. Türkiye’ye dair ek içgörüler Türkiye’de tüketicilerin %60’tan fazlası, beyaz eşyalarının aylık enerji maliyetleri konusunda bilgi sahibi olduğunu belirtiyor. Bu oran, İngiltere, Fransa, Almanya gibi birçok Batı Avrupa pazarının üzerinde seyrediyor.Her iki tüketiciden biri enerji verimliliği için cihazlarını eco modda kullanırken, %53’ü fişini çekiyor, %45’i çamaşırları asarak kurutuyor, %43’ü ise cihazlarını yoğun saatler dışında kullanıyor.Tüketicilerin %98’i beyaz eşya tercihini yaparken ürün kalitesi ve dayanıklılığını, %96’sı enerji verimliliğini temel kriter aldığını söylüyor.Tüketicilerin %62’si enerji ve su tüketim takibinin en faydalı akıllı özellik olduğunu belirtirken, %42’si adaptif yıkama gibi kullanım bazlı programlarını, %38’i ise döngü bittiğinde bildirim almayı en faydalı akıllı özellik olarak nitelendiriyor.Araştırma, Türkiye’de akıllı ev teknolojilerinin büyük ölçüde ihtiyaç ve maliyet odaklı bir yaklaşımla değerlendirildiğini; “yenilik” algısından ziyade somut faydanın tercihleri belirlediğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026'da Güvenlik Yatırımlarının Lokomotifi Yapay Zeka, Bulut ve Sensor Teknolojisi Olacak Haber

2026'da Güvenlik Yatırımlarının Lokomotifi Yapay Zeka, Bulut ve Sensor Teknolojisi Olacak

Dünyanın önde gelen güvenlik teknolojileri sağlayıcılarından Securitas Technology, sekizincisini yayımladığı 2026 Global Teknoloji Trendleri Raporu ile sektörün geleceğine yön verecek başlıca eğilimleri açıkladı. Rapor, yapay zekâ, bulut çözümleri ve sensör teknolojilerinin güvenlik yatırımlarındaki dönüşümü hızlandıracağı nı ortaya koyuyor. Güvenlik teknolojilerinde dönüşüm hızlanıyor Securitas Technology Orta Avrupa Başkanı İsmail Uzelli, "Katılımcıların yüzde 30'u yapay zekâyı gelecek yılın en kritik yatırımı olarak görüyor. Yüzde 34'ü beş yıl içinde buluta geçmeyi planlıyor. Şirketlerin yüzde 48'i ise şimdiden gelişmiş sensör teknolojilerini kullanıyor. Bu veriler, güvenlik teknolojilerinde dönüşümün hızlandığını açıkça gösteriyor. Artık şirketler yalnızca riskleri yönetmiyor, aynı zamanda iş süreçlerine değer katan entegre çözümlere yöneliyor" diye konuştu. Şirketler için yol haritası sunuyor Securitas Technology Türkiye Genel Müdürü Pelin Yelkencioğlu ise "Güvenlik artık sadece bir koruma kalkanı değil; yapay zekâ, bulut ve sensör teknolojilerinin gücüyle operasyonel verimliliği, sürdürülebilirliği ve stratejik değeri artıran kritik bir unsur haline geldi. Securitas Technology'nin 2026 Raporu, kurumlara, güvenlik alanında izleyecekleri yol haritasını sunuyor. Kurumlarda teknolojiyi benimseyerek yeni verimlilik alanları yaratmak ve çalışan güvenliğini en üst düzeye çıkarmak için harekete geçme zamanı. Biz de bu raporla, müşterilerimizin ve iş ortaklarımızın geleceğe güvenle hazırlanmasına rehberlik etmekten mutluluk duyuyoruz" diye konuştu. Yapay zekâ: Reaktiften proaktife geçişin itici gücü Yapay zeka (AI), günümüzde güvenlik teknolojilerinde aktif olarak kullanılıyor. Bir süredir video izleme ve tehdit tespiti çözümlerinde makine öğrenimi ve veri analitiğinden yararlanılıyor. Plaka tanıma, alan doluluk yönetimi, yüz tanıma, nesne algılama, nesne takibi gibi AI destekli kullanım senaryoları da yaygınlaşıyor. Bu teknolojiler, anomali tespiti ile şüpheli davranışları veya olağandışı hareketleri gerçek zamanlı olarak belirleyebiliyor; video içi arama sayesinde güvenlik personeli, binlerce saatlik görüntüyü manuel olarak incelemek yerine, istenen olayları dakikalar içinde bulabiliyor. Otomatik raporlama sistemleri ise olay kayıtlarını analiz edip, risk seviyesine göre önceliklendirilmiş aksiyon planları sunuyor. Bunun yanı sıra yapay zekâ destekli sistemler, proaktif tehdit analizi ile olası riskleri henüz gerçekleşmeden öngörme imkânı sağlıyor. Örneğin; bir tesisin giriş-çıkış verilerini analiz ederek anormal giriş yoğunluklarını tespit edebiliyor veya sensör verilerini işleyerek olası yangın, gaz kaçağı veya ekipman arızalarına karşı erken uyarı verebiliyor. Yapay zekâ, sadece veri analizini hızlandırmakla kalmıyor; aynı zamanda güvenlik ekiplerinin stratejik karar alma süreçlerini destekliyor. Kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Risklere daha hızlı yanıt verilmesine imkân tanıyor. Bu sayede g üvenlik operasyonları reaktiften proaktif bir modele dönüşüyor. Kurumların maliyetleri azalıyor, güvenlik standartları yükseliyor. Securitas Technology'nin raporu, kurumların yüzde 70'inin güvenlik programlarında yapay zekâ kullandığını ortaya koyuyor. Yapay zekanın dönüştürücü gücü, güvenlik sektörünün geleceğini şekillendirmeye devam edecek. Kurumlar anomali tespiti, video içi arama ve proaktif tehdit analizleri gibi GenAI uygulamaları sayesinde reaktif güvenlikten proaktif risk yönetimine geçiş yapabilecek. Bulut: Güvenliğin yeni standardı Rapora göre, güvenlik teknolojileri alanında bulut tabanlı çözümler 'yeni normal' haline geldi. Raporda, bulut tabanlı çözümlerin en dikkat çekici faydaları arasında ölçeklenebilirlik, daha basit kurulum ve kolay bakım gösteriliyor. Ayrıca merkezi güvenlik yönetimi ve artan verimlilik, şirketlerin bulut sistemlerini tercih etmesindeki en önemli nedenler olarak öne çıkıyor. Anket sonuçlarına göre, günümüzde kuruluşların yüzde 18'i tamamen bulut tabanlı sistemler kullanırken, yüzde 34'lük bir kesim ise önümüzdeki beş yıl içinde tamamen buluta geçmeyi planladığını belirtiyor. En çok kullanılan bulut tabanlı sistemler ise sırasıyla Video İzleme, Geçiş Kontrolü ve İzinsiz Giriş Tespiti olarak sıralanıyor. Bulut teknolojileri, şirketlere uzaktan yönetim imkânı sunarak tesislerini her yerden izleme ve yönetme esnekliği sağlıyor. Ayrıca yerel depolama çözümlerine kıyasla daha esnek ve maliyet etkin bir depolama modeli sunması, bu teknolojinin cazibesini artırıyor. Siber güvenlik açısından da verilerin yedekli kopyalarını saklayarak saldırılara ve olası felaketlere karşı önemli bir koruma kalkanı oluşturduğu vurgulanıyor. Sensör teknolojilerinde akıllı dönüşüm Nem, sıcaklık, hava kalitesi , duman ve gürültü gibi parametreleri ölçebilen gelişmiş sensörler, güvenlik sistemlerinde hızla yaygınlaşıyor. Rapor, güvenlik sektöründe gelişmiş sensör teknolojilerinin geleceği şekillendiren üç ana trendden biri olduğunu vurguluyor. Bulut teknolojisi ve yapay zekayla birlikte anılan bu sensörler, güvenlik sistemlerinin daha akıllı, proaktif ve entegre hale gelmesini sağlıyor. Artık sadece bir olayı tespit etmekle kalmayan, aynı zamanda bu olayın içeriğini de anlayabilen akıllı sensörler, özellikle bulut tabanlı izinsiz giriş tespiti gibi sistemlerde etkin bir şekilde kullanılıyor. Bu sistemler, geleneksel sensörlerin aksine, verileri analiz ederek yanlış alarmları azaltıyor ve gerçek tehditleri daha doğru bir şekilde belirleyebiliyor. Sensör teknolojilerindeki bu akıllı dönüşüm, güvenlik sistemlerinin pasif birer gözlemci olmaktan çıkıp, veri analizi ve durumsal farkındalık sağlayan proaktif araçla ra dönüşmesini temsil ediyor. Bu sayede güvenlik yönetimi daha verimli hale gelirken, kurumlar ve kullanıcılar için daha güvenli ortamlar oluşturuluyor. Bu teknoloji, yalnızca fiziksel güvenliği sağlamakla kalmıyor; enerji yönetimi, çevresel izleme ve çalışan konforu gibi alanlarda da kurumlara stratejik veri sağlıyor. Rapora göre kurumların yüzde 74'ü sensör entegrasyonlarını artırmayı planlıyor. Belirsizliklere yanıt verme ihtiyacı artıyor Rapora göre, güvenlik teknolojisi yatırımlarını yönlendiren üç temel iş önceliği öne çıkıyor. İlk olarak, artan belirsizliklere yanıt verme ihtiyacı dikkat çekiyor. Bu başlık altında çalışan güvenliği, kriz iletişimi, risk istihbaratı ve acil durum hazırlığı gibi unsurların önem kazandığı vurgulanıyor. İkinci öncelik ise proaktif olay müdahalesi. Şirketlerin alarm yönetim araçları, çoklu veri kaynaklarının entegrasyonu ve yapay zekâ destekli sanal ajanlar gibi çözümlere yöneldiği ifade ediliyor. Üçüncü öncelik olarak ise güvenlik teknolojisinden yeni değer yaratma öne çıkıyor. Raporda, güvenlik sistemlerinin iş süreçleriyle entegrasyonunun önemine dikkat çekiliyor. Bu entegrasyonun çalışan ve müşteri deneyimini iyileştirebileceği vurgulanıyor. Ayrıca iş zekâsını güçlendireceği ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacağı belirtiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.