Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akıllı Sulama

Kapsül Haber Ajansı - Akıllı Sulama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akıllı Sulama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ayvalık’ta Tarihi Buluşma Haber

Ayvalık’ta Tarihi Buluşma

Kuzey Ege’nin üretim gücü, tarım vizyonu ve zeytincilik mirası Ayvalık’ta aynı çatı altında buluştu. Bölgenin ilk ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan AGROAYVALIK 2026 Ayvalık Tarım ve Hayvancılık Fuarı, görkemli bir törenle kapılarını açarken, eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi de sektörün en önemli buluşma platformlarından biri oldu. 15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek organizasyonun açılış törenine siyasetçiler, belediye başkanları, iş insanları, akademisyenler, üreticiler ve sektör temsilcileri yoğun ilgi gösterdi. Açılışa katılımın yüksek olması, AGROAYVALIK’ın daha ilk yılında bölgesel sınırları aşan güçlü bir organizasyon haline geldiğini ortaya koydu. “AGROAYVALIK önemli bir ticaret merkezi olacak” Açılışta konuşan Kare Fuarcılık İcra Kurulu Başkanı Ercüment Er, Kuzey Ege’de düzenlenen ilk ihtisas fuarını hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını söyledi. Fuarda tarım ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren firmaların ürün ve hizmetlerini sergileme imkânı bulacağını belirten Er, Balıkesir, İzmir, Manisa ve Çanakkale’den çok sayıda heyetin fuarı ziyaret edeceğini ifade etti. Eş zamanlı düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi’nin de üretici, akademisyen ve ihracatçıları bir araya getirerek sektörün ihtiyaçlarının konuşulacağı önemli bir platform olacağını dile getiren Er, AGROAYVALIK’ın gelecek yıllarda da büyüyerek devam edeceğini kaydetti. “Altınova üretimin merkezi” Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar ise konuşmasında Altınova’nın tarım açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bölgeye “Altınova” adını verdiğini hatırlatan Uçar, bu bereketli toprakların modern tarım teknikleriyle daha ileri taşınması gerektiğini söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik bir alan olduğunu belirten Uçar, teknoloji, markalaşma ve sürdürülebilir üretim vurgusu yaptı. Uçar ayrıca fuarların kent ekonomisine büyük katkı sunduğunu belirterek, fuar turizminin Ayvalık’ın marka değerini artıracağını ifade etti. “Tarım Ayvalık’ın kalbinin atışı” Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin de Ayvalık’ın tarih boyunca üretimle anılan özel bir kent olduğunu söyledi. Tarım ve hayvancılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kültür ve yaşam biçimi olduğunu belirten Ergin, zeytin ve zeytinyağının ilçenin kimliğini yansıttığını ifade etti. İklim krizi ve artan maliyetler nedeniyle tarımda yeni teknolojilerin önem kazandığını vurgulayan Ergin, AGROAYVALIK 2026’nın sektör temsilcileriyle üreticileri buluşturarak önemli bir vizyon ortaya koyduğunu söyledi. “Tarım milli güvenlik meselesidir” İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise konuşmasında tarım ve hayvancılığın siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek, üretimin milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin tarım ve zeytincilik potansiyeline rağmen üreticinin artan maliyetlerle mücadele ettiğini dile getiren Çömez, çiftçilerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tarım sektörünün stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çömez, AGROAYVALIK’ın bölge ekonomisine ve üreticilere önemli katkılar sağlayacağını kaydetti. 156 firma katıldı Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından açılış kurdelesi kesildi ve katılımcı stantları ziyaret edildi. Altınova Kapalı Pazaryeri’nin 8 bin 600 metrekarelik alanında düzenlenen fuarda 156 firma ve firma temsilciliği yer aldı. Fuarda yeni nesil traktörler, tarım makineleri, akıllı sulama sistemleri, dijital tarım teknolojileri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, sera çözümleri ve yenilenebilir enerji uygulamaları yoğun ilgi gördü. Ayvalık zeytinciliğin karar merkezi oluyor AGROAYVALIK 2026’yı farklı kılan en önemli unsur ise aynı çatı altında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi oldu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede; üretimden ihracata, coğrafi işaretten lisanslı depoculuğa kadar sektörün kritik başlıkları ele alınıyor. Yerel yönetimlerin tarım politikaları, üreticilerin maliyet sorunları, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve kadın üreticilerin kırsal kalkınmadaki rolü gibi konuların masaya yatırıldığı zirvenin, sektör adına önemli çözüm önerileri ve iş birliklerine zemin hazırlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor? Haber

Tarım sektöründe kadın girişimciler ne değiştiriyor?

Türkiye'de kırsalda üretim çoğu zaman kadın emeğiyle ayakta kalıyor, ancak karar masasında aynı ağırlık her zaman görülmüyor. Tam da bu nedenle tarım sektöründe kadın girişimciler yalnızca yeni işletmeler kuran bir profil değil, aynı zamanda üretim modeli, tedarik zinciri ve kırsal kalkınma yaklaşımını yeniden şekillendiren bir ekonomik aktör olarak öne çıkıyor. Konu sosyal etki başlığının ötesine geçmiş durumda. Bugün mesele, verimlilikten markalaşmaya, ihracattan gıda güvenliğine kadar uzanan net bir iş gündemi. Kadın girişimciliğinin tarımdaki yükselişi birkaç temel dinamikten besleniyor. Tüketici tarafında izlenebilir, yerel, sürdürülebilir ve katma değerli ürüne talep artıyor. Üretici tarafında ise küçük ölçekli işletmelerin tek başına fiyat rekabetiyle ayakta kalması zorlaşıyor. Bu sıkışmada farklılaşanlar öne çıkıyor. Kadın girişimciler de özellikle niş ürünler, doğrudan satış, kooperatifleşme, iyi tarım uygulamaları ve dijital pazarlama alanlarında dikkat çekici bir alan açıyor. Tarım sektöründe kadın girişimciler neden stratejik bir başlık? Bu sorunun yanıtı yalnızca temsilde eşitlik değil. Tarım, Türkiye için gıda arzı, istihdam, ihracat ve bölgesel kalkınma açısından stratejik bir sektör. Kadınların üretimde görünür olduğu ancak mülkiyet, finansman ve yönetim tarafında daha sınırlı yer aldığı bir yapıda, girişimcilik kapasitesinin tam kullanılamaması doğrudan ekonomik kayıp anlamına geliyor. Kadın girişimciler sahada çoğu zaman farklı bir iş modeli kuruyor. Sadece ham ürün satmak yerine işlenmiş ürün, coğrafi işaret potansiyeli, yerel marka, e-ticaret ve deneyim odaklı tarım turizmi gibi alanlara yöneliyorlar. Bu yaklaşım, tarımsal gelirin birim başına artmasını sağlayabiliyor. Özellikle zeytinyağı, tıbbi aromatik bitkiler, süt ürünleri, kurutulmuş gıda, fide üretimi, organik pazarlar ve yerel tohum girişimleri bu dönüşümün görüldüğü alanlar arasında. Burada kritik nokta şu: Tarımda kadın girişimciliği sadece sosyal sorumluluk projesi gibi ele alındığında etkisi sınırlı kalıyor. Oysa kurumsal alıcılar, perakende zincirleri, finans kuruluşları ve kamu politikaları bu başlığı bir verimlilik ve tedarik güvenliği meselesi olarak okuduğunda tablo değişiyor. Sahadaki dönüşüm: Üreticiden marka sahibine Klasik tarım yapısında kadın emeği çoğu zaman görünmeyen iş gücü olarak tanımlanır. Hasattan paketlemeye kadar pek çok aşamada aktif rol alınır, ancak işletmenin hukuki sahibi ya da ticari karar vericisi çoğu zaman başka biridir. Son yıllarda bu denklem kademeli olarak değişiyor. Yeni kuşak kadın girişimciler iki farklı kanaldan geliyor. Birinci grup, kırsalda üretimin içinden gelen ve mevcut aile işletmesini profesyonelleştiren girişimciler. İkinci grup ise şehirde eğitim ve kariyer geçmişi olan, sonrasında tarım teknolojisi, iyi tarım, dikey üretim, agro-gıda markası ya da kırsal yatırım alanına yönelen kurucular. İki profilin ortak noktası, tarımı yalnızca ekim-dikim faaliyeti olarak değil, veri, marka, lojistik ve müşteri deneyimiyle birlikte ele almaları. Bu yaklaşımın sahadaki yansıması oldukça somut. Ürünün paketlenmesi, depolanması, hikayeleştirilmesi, sosyal medya üzerinden pazarlanması ve doğrudan tüketiciye satılması artık girişimin toplam değerini belirliyor. Kadın girişimciler bu zincirde özellikle müşteri odaklılık ve ürün farklılaştırma alanlarında güçlü sonuçlar üretebiliyor. Ancak her örneği romantize etmek doğru olmaz. Başarı hikayeleri kadar, ölçeklenemeyen ve finansman duvarına çarpan çok sayıda girişim de bulunuyor. Hangi alanlarda daha hızlı büyüme görülüyor? Katma değerli gıda üretimi öne çıkıyor. Reçel, sirke, peynir, erişte, kurutulmuş meyve-sebze gibi geleneksel ürünlerin modern ambalaj, standart kalite ve düzenli dağıtım ile birleştiği modeller daha hızlı ticarileşiyor. Bunun yanında seracılık, fidecilik, mantar üretimi, arıcılık ve aromatik bitki yetiştiriciliği de düşükten orta ölçeğe geçişte daha erişilebilir alanlar sunuyor. Teknoloji tabanlı girişimler de dikkat çekiyor. Akıllı sulama, sensör destekli izleme, tarımsal veri analizi, dijital pazar yerleri ve üretici ağlarını bir araya getiren platformlar, tarım sektöründe geleneksel profilin dışına çıkan kadın kurucular için yeni fırsatlar yaratıyor. Bu segment henüz sınırlı ama büyüme potansiyeli yüksek. En kritik eşik: Finansmana erişim Tarımda girişimcilik konuşulurken en fazla atlanan başlık sermaye yapısı oluyor. Araziye erişim, ekipman yatırımı, sulama altyapısı, soğuk zincir, sertifikasyon ve işletme sermayesi bir araya geldiğinde maliyet tablosu hızla büyüyor. Kadın girişimciler için bu tablo daha da zorlaşabiliyor; çünkü teminat yapısı, mülkiyet ilişkileri ve kredi geçmişi gibi faktörler çoğu zaman eşit başlamıyor. Hibe ve teşvik programları önemli, fakat tek başına yeterli değil. Sorun yalnızca kaynağa ulaşmak değil, kaynağın zamanlaması ve kullanım esnekliği. Tarım sezonu beklemiyor. Geç gelen destek, kaçırılmış üretim döngüsü anlamına gelebiliyor. Ayrıca birçok girişimci için küçük tutarlı ama hızlı finansman, büyük ama bürokratik destekten daha işlevsel olabiliyor. Bu nedenle bankalar, kalkınma ajansları, kooperatifler ve alım garantisi sunan özel sektör yapıları arasındaki koordinasyon belirleyici hale geliyor. Riskin tek bir kurum üzerinde kalmadığı hibrit modeller, kadın girişimcilerin işini kolaylaştırabilir. Burada performans ölçütünün yalnızca kredi adedi değil, işletmenin üçüncü yıl sonunda ayakta kalma oranı olması daha gerçekçi bir yaklaşım olur. Kooperatifler ve ortak hareket kapasitesi Tarım sektöründe kadın girişimciler için kooperatifleşme hâlâ en güçlü araçlardan biri. Özellikle küçük ölçekli üretimde tek başına pazara çıkmak, standart kaliteyi korumak ve düzenli alıcı bulmak zor. Kooperatif modeli bu zorluğu azaltabiliyor. Fakat kooperatif denince yalnızca geleneksel dayanışma yapısını anlamak eksik olur. Bugünün başarılı örnekleri, profesyonel yönetim, ortak marka, dijital satış ve kalite kontrol mekanizması kurabilen yapılar. Kooperatiflerin en büyük avantajı ölçek yaratması. En büyük riski ise yönetişim zafiyeti. Şeffaf olmayan karar süreçleri, gelir paylaşımında güven sorunu ve profesyonel kadro eksikliği, iyi niyetli yapıları kısa sürede zayıflatabiliyor. Bu yüzden kadın kooperatiflerinin sürdürülebilirliği, sadece kuruluş sayısıyla değil, ticari performansıyla ölçülmeli. Teknoloji kullanımı fark yaratıyor Tarım artık sahada başlayan ve ekranda yönetilen bir sektör haline geliyor. Hava durumu verisi, sulama planlaması, hastalık takibi, stok yönetimi ve sipariş akışı dijital araçlarla daha etkin yönetilebiliyor. Kadın girişimcilerin bu araçlara erişimi arttıkça rekabet gücü de yükseliyor. Ancak burada da bir eşitsizlik katmanı var. Cihaz, bağlantı, eğitim ve teknik destek eksikliği teknoloji yatırımlarını sınırlayabiliyor. Dijitalleşme sadece uygulama indirmekten ibaret değil. Veriyi yorumlamak, maliyeti hesaplamak ve üretim kararına dönüştürmek gerekiyor. Tarım danışmanlığı hizmetleri ile saha eğitiminin birlikte sunulması bu nedenle kritik. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı yayınların görünürlük sağladığı örnekler de burada önem kazanıyor. Çünkü iyi uygulamaların yayılması, sadece ilham üretmiyor; yatırımcı, alıcı ve kurumlar için de referans oluşturuyor. Politika seti nasıl olmalı? Bu alanda etkili sonuç almak için tek bir müdahale yeterli değil. Mülkiyet hakkından eğitime, pazara erişimden sigortaya kadar birbirini tamamlayan bir çerçeve gerekiyor. Özellikle arazi kullanım hakkı, kadınların işletme sahibi olarak kayıt altına alınması ve üretici kimliğinin resmi sistemlerde görünür hale gelmesi temel öncelikler arasında. Bunun yanında eğitim programlarının teorik değil, iş geliştirme odaklı tasarlanması gerekiyor. Bir girişimci için üretim tek başına başarı ölçütü değil. Satış kanalı, fiyatlama, mevzuat, ambalaj standardı ve nakit akışı yönetimi en az üretim kadar belirleyici. Kamu kurumları, odalar, üniversiteler ve özel sektör bu noktada daha bütünlüklü bir ekosistem kurabilir. Tarım sektöründe kadın girişimciler için hangi yaklaşım daha gerçekçi? En gerçekçi yaklaşım, herkesi aynı modele zorlamamak. Her bölgenin ürünü, iklimi, lojistiği ve pazar erişimi farklı. Bazı girişimler yerel pazarda güçlü olurken bazıları e-ihracat için uygun olabilir. Bazıları kooperatif yapısıyla büyürken bazıları butik marka olarak kalmayı tercih edebilir. Başarıyı sadece ölçekle tanımlamak bu nedenle yanıltıcıdır. Asıl ihtiyaç, girişimcinin hangi aşamada olduğunu doğru tespit etmek. Fikir aşamasındaki üreticiye verilen destek ile pazara girmiş ama kapasite artıramayan işletmenin ihtiyacı aynı değil. Politika ve finansman araçları bu ayrımı yapabildiği ölçüde etkili olur. Tarımda kadın girişimciliği artık iyi niyetli bir yan başlık değil, Türkiye'nin üretim kapasitesini ve gıda ekonomisini doğrudan ilgilendiren bir ana gündem. Karar vericiler için mesele temsil oranı kadar, tedarik zincirinin dayanıklılığı ve kırsal alanın ekonomik canlılığı. Sahadaki kadın girişimciler destek mekanizmalarına eriştikçe yalnızca kendi işletmelerini büyütmüyor; yerel istihdamı, ürün çeşitliliğini ve bölgesel değeri de büyütüyor. Bundan sonrası için asıl soru, bu potansiyelin farkında olup olmadığımız değil; onu ne kadar hızlı ve akıllı biçimde ölçekleyebildiğimiz.

Tiryaki Agro’dan Anadolu’ya Sürdürülebilir Tarım Hamlesi Haber

Tiryaki Agro’dan Anadolu’ya Sürdürülebilir Tarım Hamlesi

Küresel değer platformu Tiryaki Agro’nun sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda hayata geçirilen Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nın ilki, bölgenin lider üreticilerinin katılımıyla Muş’taki Tiryaki Tarım İşletmesi’nde düzenlendi Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nda “İklime Uyumlu Tarım Uygulamaları: Yenileyici ve Yeni Nesil Yaklaşımlar” başlığı altında kapsamlı bir eğitim verildi. Bölgenin lider çiftçilerinin katılımıyla gerçekleşen buluşmada, Tiryaki agronomları ve alanında deneyimli uzmanların katkılarıyla; iklimle uyumlu tarım uygulamaları, buğdayda verim artışı, maliyetlerin azaltılması ve karbon ayak izinin ne anlama geldiği gibi başlıklarda somut örnekler ve hesaplamalar paylaşıldı. Program, çiftçilerin ihtiyaçları doğrultusunda, teorik eğitimin yanı sıra uygulama becerisi kazandırmaya da odaklandı. İklim uyumlu tarım uygulamaları eğitimine yoğun ilgi Eğitim programı, Tiryaki Tarım Bölge Müdürü Recep Mergen ve Tiryaki Tohum Bölge Müdürü Tevfik Fikret Köse’nin açılış konuşmalarının ardından Dr. Nihat Mıdıkoğlu’nun yürüttüğü eğitimden oluştu. İlk bölümde, yenileyici tarımın toprak sağlığı, su kullanımı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri; konvansiyonel tarımla farkları ve Muş koşullarına uyarlanabilir teknikler ele alındı. Anlatımlar, üreticilerin sahadaki gözlemlerine ve mevcut üretim pratiklerine uygun örneklerle desteklendi. İkinci bölümde ise “yeni nesil uygulamalar” odağında, dijital tarım teknolojilerinin gübre, enerji ve bitki koruma ürünlerinin kullanımını optimize etme potansiyeli paylaşıldı. Program, yalnızca teorik bilgi aktarımıyla sınırlı kalmayarak uygulamaya da odaklandı. Eğitim öncesinde her katılımcı için gerçekleştirilen toprak analizleri doğrultusunda hazırlanan bütçeleme ve maliyet çalışmaları sayesinde, çiftçiler kendi üretim yapılarını gerçek veriler üzerinden değerlendirme imkânı buldu. Aynı zamanda eğitim sonrası yapılan değerlendirme anketleri ve soru-cevap oturumları da içeriğin bölge koşullarıyla güçlü bir uyum taşıdığını ortaya koydu. Program kapsamında yıl boyunca toprak analizleri, uydu tabanlı izleme verileri, bilgilendirme mesajları ve dijital platformlar aracılığıyla çiftçilere sürdürülebilir danışmanlık desteği sağlanacak. Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’nın Muş’taki pilot uygulamanın ötesine geçerek orta vadede Konya ve Gaziantep gibi farklı tarım havzalarında yaygınlaştırılması planlanıyor. Bu program, üretim verimliliğini artırmakla birlikte kırsal kalkınmayı desteklemeyi de amaçlayan bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Amaç; bilgi temelli, iklim değişikliğine dayanıklı ve sürdürülebilir üretimi benimseyen bir üretici topluluğunun oluşmasına katkı sunmak. Çiftçilerle birlikte sürdürülebilir üretimin altyapısını kuruyoruz Sahadaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Tiryaki Tarım Bölge Müdürü Recep Mergen, “Muş’taki bu ilk buluşma ile bölgemizdeki çiftçilerle birlikte hem toprağın ihtiyaçlarını hem de iklim değişikliğinin getirdiği yeni koşulları değerlendirme fırsatı bulduk. Yenileyici tarım uygulamalarını doğru şekilde aktararak çiftçilerin verimliliğini artırmayı ve daha sürdürülebilir bir üretim modeline katkı sunmayı amaçlıyoruz” dedi. Tiryaki Agro Holding Global Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Arzu Örsel ise programın sosyal etki boyutuna dikkat çekerek, “Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları, yalnızca bir eğitim girişimi değil; Anadolu’nun bereketli topraklarına ve üretimin asıl emekçilerine yapılan uzun vadeli bir yatırımdır. Bu programla hem iklim değişikliğine uyumlu üretim modellerini yaygınlaştırmayı hem de kırsal kalkınmayı destekleyen sosyal faydayı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Sahada paylaşılan her bilgi, bölgenin ekonomik dayanıklılığına doğrudan katkı sunuyor” diye ekledi. Tiryaki Tarım Çiftçi Buluşmaları’na katılan lider çiftçiler ise özellikle verim–maliyet dengesi ve bütçeleme çalışmasının kendileri için çok öğretici ve yol gösterici olduğunu; ele alınan konuların sahadaki kararlarını doğrudan etkileyen, faydalı içerikler sunduğunu ifade etti. Muş Alparslan Çiftliği: Tiryaki Agro’nun rejeneratif tarım üssü Tiryaki Agro Holding’in 60 bin dönümlük Tiryaki Tarım İşletmesi, son yıllarda bölge çiftçilerine yön veren yenilikçi tarım uygulamalarının merkezi haline geldi. Akıllı sulama sistemleri, sensörler, drone’lar ve toprak sağlığına yönelik uygulamalar, bölgede rejeneratif tarımın yaygınlaşması için kritik rol oynuyor. Bu nedenle Çiftçi Buluşmaları’nın ilk durağı olarak Muş’un seçilmesi, programın sahayla bütünleşik tasarımının doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dünyanın En Prestijli Sulama Organizasyonundan  Grüngard'a Yenilikçi Ürün Ödülü Haber

Dünyanın En Prestijli Sulama Organizasyonundan Grüngard'a Yenilikçi Ürün Ödülü

Akıllı sulama teknolojileri alanında ürün geliştiren Grüngard, SIMPro – Always Connected Irrigation Controller adlı çözümüyle, Irrigation Association (IA) tarafından düzenlenen 2025'in En Yeni Ürünleri Yarışması'nda Landscape Irrigation (Peyzaj Sulama) kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Değerlendirmeler, profesyonel sulama sektörünün en önemli etkinliklerinden biri olarak kabul edilen Irrigation Show & Education Week süresince gerçekleştirildi. Organizasyon kapsamında her yıl düzenlenen 2025'in En Yeni Ürünleri Yarışması, sulama endüstrisinde su ve kaynak kullanımını daha verimli hale getiren, sahadaki gerçek ihtiyaçlara yanıt veren yeni teknolojileri öne çıkarmayı amaçlıyor. 2025 yılı kapsamında yapılan değerlendirmelerde, ürünler yenilik düzeyi, saha uygulamalarına katkısı, su ve kaynak verimliliği, kullanım kolaylığı ve ürün ömrü gibi kriterler üzerinden ele alındı. Sulama Sektörünün En Büyük Profesyonel Buluşması Irrigation Show & Education Week, yalnızca sulama sektörüne odaklanan, ölçek ve kapsam açısından öne çıkan bir organizasyon olarak kabul ediliyor. Etkinlik her yıl, sulama, peyzaj ve tarım teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren binlerce sektör profesyonelini ve 170'ten fazla katılımcı firmayı bir araya getiriyor. Bu yıl 8-11 Aralık tarihlerinde New Orleans'ta düzenlenen yarışmaya; tarım sulaması, peyzaj sulaması ve peyzaj aydınlatması olmak üzere üç ana kategoride toplam 22 yeni ürün ve teknoloji katıldı. Uluslararası Jüriden Yerli Teknolojiye Övgü Yağmuru SIMPro, Landscape Irrigation (Peyzaj Sulama) kategorisinde, yıllık cirosu 20 milyon doların altındaki şirketlerin yer aldığı değerlendirme grubunda incelendi. Ürün, altyapı gereksinimini önemli ölçüde azaltan yaklaşımıyla, aynı kategoride değerlendirilen katılımcılar arasında belirgin biçimde ayrışan çözümlerden biri olarak öne çıktı. Akıllı Sulamada Yeni Yaklaşım SIMPro'yu benzerlerinden ayıran temel özellik, pilli çalışmasına rağmen GSM teknolojisi üzerinden sürekli buluta bağlı bir yapı sunması. Bu yaklaşım, genellikle elektrik veya sabit internet altyapısına bağımlı olan akıllı sulama sistemlerine alternatif bir ürün olarak öne çıkıyor. Bu yapı sayesinde SIMPro; dağınık sulama noktalarına sahip alanlar, belediyelere bağlı park ve bahçeler ile altyapının sınırlı olduğu peyzaj alanlarında kurulum ve işletme süreçlerini sadeleştiren, uzaktan yönetimi mümkün kılan bir çözüm sunuyor. Türkiye'de Sahada Kanıtlanmış Tasarruf Grüngard'ın akıllı sulama çözümleri, Türkiye genelinde park, bahçe ve peyzaj alanlarında aktif olarak kullanılıyor. Sahadaki uygulamalarda, geleneksel sulama yöntemlerine kıyasla yüzde 50'ye varan su tasarrufu sağlanıyor. Kablolama altyapısı gerektirmeden kurulabilen sistem, gerçek zamanlı hava durumu verileri ve yapay zekâ destekli öneriler doğrultusunda sulama sürelerinin planlanmasına olanak tanırken, uzaktan tam kontrol imkânı sayesinde kullanıcıların su kullanımını daha verimli ve kontrollü şekilde yönetmesine imkan sağlıyor. Bu yaklaşım, su israfını azaltırken bakım ve işletme maliyetlerinin düşürülmesini de destekliyor. Türkiye'den ABD ve Avrupa Pazarlarına Uzanan Büyüme Tamamı yerli mühendislik ile geliştirilen Grüngard ürünleri; GSM, Wi-Fi ve Bluetooth gibi farklı bağlantı seçeneklerine sahip modelleriyle, farklı kullanım koşullarına uygun çözümler sunuyor. Bu özelliklerde geliştirilen ürünler, sulama sektöründe yaygın olarak kullanılan solenoid valf markalarıyla uyumlu çalışarak, kullanıcıların mevcut sulama sistemlerine kolay ve pratik şekilde entegre edilebiliyor. Türkiye'nin birçok ilinde belediyeler, yeşil alan yöneticileri ve bireysel kullanıcılar tarafından kullanılan Grüngard çözümleri, ABD ve Avrupa pazarlarında yaygınlaşmaya devam ediyor. Grüngard: Türkiye'den Çıkan Bir Akıllı Sulama Markası Grüngard, yerli üretime öncelik veren yaklaşımını yapay zekâ destekli sistemler ve sürekli Ar-Ge çalışmalarıyla güçlendirerek, Türkiye'de elde ettiği saha deneyimini uluslararası pazarlara taşıyor ve suyun dünya genelinde daha verimli, kontrollü ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesine katkı sağlayan çözümler geliştirmeye devam ediyor.

Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor, 700 Milyon Kişi Yatağa Aç Giriyor! Haber

Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor, 700 Milyon Kişi Yatağa Aç Giriyor!

Panelde tarımda verimliliği artırmanın ve dijital dönüşümün bir zorunluluk olduğu vurgusu yapılırken, Türkiye'nin de bu alanda öncü bir rol oynayabileceğine dikkat çekildi. 16'ncı Boğaziçi Zirvesi kapsamında, Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Tonbul'un moderatörlüğünde düzenlenen 'Bolluğun Ötesinde: Dayanıklı Bir Gelecek için Tarımı, İklimi ve Gıda Güvenliğini Yeniden Düşünmek' paneline, Cargill CEO'su Murat Tarakçıoğlu, Tiryaki Agro CEO'su Süleyman Tiryaki, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden Prof Dr. Ece Turhan, Eskişehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, ANT Systems CEO'su ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Can Yurdakul ve UPL Türkiye Ülke Müdürü, Orta Asya-Ortadoğu-Rusya-Belarus Bölge Başkanı M. Murat Yahyaoğlu katıldı. Panelde tarım, gıda üretimi ve su kaynaklarının yönetiminde sürdürülebilir çözümler ve inovasyonlar tartışılırken, katılımcılar iklim değişikliği ve artan nüfus baskısı altında küresel gıda güvenliği, su kaynaklarının yönetiminde yaşanan kritik zorlukları; acil çözüm yolları ile tarım ve suyun geleceğini şekillendirecek stratejileri ve teknolojik inovasyonları masaya yatırdı. GIDANIN ÜÇTE BİRİ İSRAF EDİLİYOR, 700 MİLYON KİŞİ YATAĞA AÇ GİRİYOR Tarım ve gıda güvenliğinin artık sessiz sektörler değil, küresel istikrarın ve insanlığın geleceğinin temeli olduğunu belirten Neslihan Tonbul, dünyada üretilen gıdanın üçte birinin kaybolduğunu ya da israf edildiğini, buna karşılık 700 milyondan fazla insanın ise aç yattığını belirtti. Bu durumun bir istatistik olmaktan öte çözüm bekleyen bir kriz olduğunun altını çizen Tonbul, "İklim değişikliği bu tabloyu daha da karmaşık hale getiriyor. Değişen yağış rejimleri, azalan verimlilik, uzun kuraklıklar, ani seller, Avrupa’da rekor sıcaklıklar... Tüm bunlar üretimi, tedariki ve yaşamı tehdit ediyor. Artık mesele sadece üretmek değil; adil, akıllı ve sürdürülebilir üretim yapmak." dedi. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Eskişehir olarak su kaynaklarını korumak ve tarımı geleceğe taşımak için yeni modeller geliştirdiklerini belirtti. Ünlüce, "Yerel üreticilerle birlikte rejeneratif tarım uygulamalarını, akıllı sulama sistemlerini ve gıda atıklarının enerjiye dönüştüğü döngüsel ekonomi modellerini destekliyoruz. Gıda sadece toprak değil, aynı zamanda bilim, ekonomi, teknoloji, diplomasi ve etik meselesi." ifadelerini kullandı. İZLENEBİLİR TARIM SİSTEMLERİ YAYGINLAŞIYOR Cargill Türkiye CEO'su Murat Tarakçıoğlu da dünyayı sorumlu, güvenli ve sürdürülebilir şekilde beslemeyi görev olarak gördüklerini ifade ederek, "Tarımda verimliliği artırmak, israfı azaltmak ve karbon ayak izini düşürmek için teknolojiyi, veriyi ve çiftçiyi bir araya getiriyoruz. Toprakla teknoloji arasında bir köprü kurmak, geleceğin tarımını bugünden planlamak istiyoruz." dedi. Tiryaki Agro CEO'su Süleyman Tiryakioğlu ise tarımın geleceğinde sürdürülebilirlik, inovasyon ve dijital dönüşümün birlikte ilerlemesi gereğine dikkat çekti. 50’den fazla ülkede üreticiyle çalıştıklarını kaydeden Tiryakioğlu, "Eğer çiftçi desteklenmezse, ne inovasyonun ne de teknolojinin bir anlamı kalmıyor. Tedarik zincirinin her halkasında şeffaflık, takip edilebilirlik ve verimlilik esas. Bu yüzden izlenebilir tarım sistemlerini hızla yaygınlaştırıyoruz." diye konuştu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Ziraat Fakültesi'nden Prof. Dr. Ece Turhan da 'akademi ile özel sektör iş birliği tarımın geleceğinde nasıl bir rol oynamalı?' sorusunu şöyle yanıtladı: "Bilim, tarımın kalbidir. Üniversiteler artık sadece bilgi üreten kurumlar değil; bu bilgiyi sahaya taşıyan, çiftçiye ve sanayiye uygulayan merkezler olmalı. İklim kriziyle mücadelede en büyük gücümüz, veri tabanlı tarım ve yerel bilgi birikiminin birleşimi olacak. Gençleri tarıma çekmek, geleceğin çiftçilerini eğitmek zorundayız." TÜRKİYE TARIMSAL İNOVASYONUN MERKEZİ OLABİLİR Tarım teknolojileri alanında faaliyet gösteren ANT Systems'in CEO'su Can Yurdakul da tarımda dijital dönüşümün artık bir seçenek değil, bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Yurdakul, teknoloji tarafında yaptıklarını şu sözlerle anlattı: "Sensörlerden gelen verilerle toprağın nemini, bitkinin sağlığını, hava koşullarını anlık olarak ölçüyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerle çiftçiye ‘ne zaman, ne kadar sulama yapmalı, hangi gübreyi kullanmalı’ gibi karar destek mekanizmaları sunuyoruz. Bu sadece verimliliği artırmıyor, aynı zamanda doğayı da koruyor." UPL Türkiye Ülke Müdürü, Orta Asya-Ortadoğu-Rusya-Belarus Bölge Başkanı M. Murat Yahyaoğlu ise tarımın artık yerel bir mesele değil, bölgesel ve küresel bir dayanışma alanı olduğuna dikkat çekerek, "UPL olarak Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasında köprü kuruyoruz. Amaç sadece daha fazla üretim değil; çiftçiyi bilgiyle güçlendirmek, sürdürülebilir üretimi yaygınlaştırmak. Türkiye, bu coğrafyada tarımsal inovasyonun merkezi olabilir." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.