Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akkuyu Ngs

Kapsül Haber Ajansı - Akkuyu Ngs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akkuyu Ngs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

AKKUYU NGS Gönüllü Arama Kurtarma Ekibi, AFAD Eğitimlerini Tamamladı Haber

AKKUYU NGS Gönüllü Arama Kurtarma Ekibi, AFAD Eğitimlerini Tamamladı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) personelinin acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeyde tutmaya yönelik çalışmaları devam ediyor. Santralin arama kurtarma ekibinde gönüllü olarak yer alan çalışanlar, Adana’daki Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Eğitim Merkezi’nde düzenlenen yıllık uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayarak yeterliliklerini yeniden belgeledi. Akkuyu NGS çalışanları arasından gönüllülük esasına göre oluşturulan arama kurtarma ekibi, acil durumlarda görev alabilmek için düzenli olarak uzmanlık eğitimlerinden geçiyor. Bu yılki eğitim kapsamında 40 çalışan, arama kurtarma operasyonlarının planlanması ve yürütülmesine yönelik güncel yöntemleri öğrendi, enkazda arama ve keşif çalışmaları ile yaralı tahliye uygulamalarını sahada pratiğe döktü. Ayrıca taktik özel eğitim ve topografik bilgileri alan katılımcıların tamamı, eğitim sonunda yapılan yeterlilik sınavını başarıyla geçti. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Acil durumlarda doğru, hızlı ve güvenli şekilde hareket eden uzmanların yetiştirilmesi, projemizde güvenlik kültürünün temel unsurlarından biridir. Bu yaklaşım, yalnızca çalışanlarımızın mesleki yetkinliklerini değil, aynı zamanda doğal afetler ve insan kaynaklı acil durumlar karşısında hızlı ve etkin müdahale edebilme hazırlığını da kapsıyor. Bu nedenle, gönüllü arama kurtarma ekibimizin düzenli olarak eğitim almasına ve pratik becerilerini, Türkiye’nin yetkili kurumu AFAD’ın rehberliğinde sürekli geliştirmesine büyük önem veriyoruz.” Arama kurtarma ekibine yönelik eğitimler düzenli olarak gerçekleştiriliyor ve ekip üyelerinin bilgi ve pratik becerilerinin güncel gerekliliklere uygun şekilde korunmasına katkı sağlıyor. Personelin eğitimi, Akkuyu NGS’nin acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeyde tutmayı amaçlayan kapsamlı sistemin önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKKUYU NGS’nin 2. Güç Ünitesi’nde Teknik Su Temini Sistemi’nin Kilit Aşaması Tamamlandı Haber

AKKUYU NGS’nin 2. Güç Ünitesi’nde Teknik Su Temini Sistemi’nin Kilit Aşaması Tamamlandı

Kıyı pompa istasyonunun ana pompa ünitelerinin montajının tamamlanması, türbin adasının soğutma sisteminin oluşturulmasında yeni bir aşamanın başlangıcını oluşturuyor. Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) 2. Güç Ünitesi kıyı pompa istasyonunda, teknik su temini sisteminin dört ana pompa ünitesinin montajı tamamlandı. Dikey santrifüj pompaları, türbin yoğuşturucularının soğutma sistemine deniz suyunu temin edecek. Bu pompaların güvenilir şekilde çalışması, türbin binasındaki ekipmanların etkin bir biçimde soğutulması ve türbin ünitesinin istikrarlı işletimi açısından büyük önem taşıyor. Kıyı pompa istasyonlarında, nükleer güç santrallerinde kullanılan en büyük pompa üniteleri yer alıyor. Toplam yükseklikleri yaklaşık beş katlı bir binanın yüksekliğine eş olan pompa ünitelerinin bileşenleri farklı seviyelere yerleştiriliyor. Pompanın alt bölümü, zemin seviyesinin 21 metre altında monte edilirken, 6.500 kW gücündeki elektrik motorları eksi 5 metre kotunda monte ediliyor. Bu tasarım çözümü, pompa istasyonu ekipmanının sel ve tsunami dâhil olmak üzere her türlü dış etkene karşı güvenilir şekilde korunmasını sağlıyor. Güç ünitesinin işletme aşamasında yüksek kapasiteli pompa üniteleri, türbin yoğuşturucusunun soğutulmasını sağlayarak nükleer güç santralinin istikrarlı ve verimli işletimine önemli katkı sunacak. Dört pompanın toplam kapasitesi saatte 260 bin metreküp suya ulaşacak. Bu miktar, yaklaşık 100 olimpik yüzme havuzunu doldurmaya yetecek hacme eşdeğer. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Kıyı pompa istasyonu, güç ünitesi altyapısının en önemli unsurlarından biridir. Ana sirkülasyon pompa ünitelerinin montajının tamamlanması, teknik su besleme sistemlerinin hazırlık çalışmalarında bir sonraki aşamaya planlı şekilde geçilmesini sağlıyor. Birinci Güç Ünitesi’nde işletmeye alma çalışmalarına yönelik hazırlıklar yoğun şekilde sürerken, Akkuyu NGS’nin diğer güç ünitelerinin güvenilir işletimini sağlayacak mühendislik sistemlerini oluşturmaya da eş zamanlı olarak devam ediyoruz.” Akkuyu NGS'nin ana ekipmanı Akdeniz'den gelen su ile soğutulacak. Suyun bir kısmı tuzdan arındırma komplekslerinden geçecek. Bu amaçla, deniz ve kıyı hidrolik yapılarından oluşan bir kompleks tasarlandı ve inşasına başlandı. Kompleks, her ünite için bir tane olmak üzere dört pompa istasyonu, bir drenaj kanalı, sifon kuyuları, bir dağıtım odası, bir su alma ve boşaltma yapısından oluşuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS Çalışanlarının Çocukları Çevre Koruma Etkinliğine Katıldı Haber

Akkuyu NGS Çalışanlarının Çocukları Çevre Koruma Etkinliğine Katıldı

AKKUYU NÜKLEER A.Ş., Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin (NGS) çalışanlarının çocukları için, deniz kaplumbağalarının korunması ve bölgenin biyolojik çeşitliliğinin sürdürülmesine dikkat çekmek amacıyla bir çevre etkinliği düzenledi. Etkinliğe, Mersin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden davetli bir uzman da katıldı. Uzman, öğrencilere deniz kaplumbağalarının yaşam döngüsü, Akdeniz ekosistemindeki rolü ve doğaya karşı duyarlı davranmanın nadir türlerin korunması açısından neden büyük önem taşıdığı hakkında bilgi verdi. Etkinlik, deniz kaplumbağalarının Türkiye'nin Akdeniz kıyılarındaki yuvalama döneminde gerçekleştirildi. Her yıl mayıs ayının ortasından eylül ayının ortasına kadar deniz kaplumbağaları yumurtlamak için kumsallara çıkıyor. Birkaç hafta sonra yumurtalardan çıkan yavru kaplumbağalar ise denize ulaşmak için ilk yolculuklarına başlıyor. Bu hassas dönemde kıyılarda belirlenen kurallara uymak ve kaplumbağaların doğal yaşam alanlarını koruyacak şekilde hareket etmek, türün geleceği açısından büyük önem taşıyor. Etkinlikte öğrenciler, deniz kaplumbağalarının yumurtlamak için doğdukları kumsallara nasıl geri döndüğünü, yumurtadan çıkan yavruların gece gökyüzünün doğal ışığını takip ederek denize ulaştığını ve güçlü yapay aydınlatmanın onların yönlerini şaşırmasına neden olabileceğini öğrendi. Uzman ayrıca, yumurtlama alanlarının yabani hayvanlara karşı özel koruma kafesleriyle güvence altına alındığını ve plajları ziyaret edenlerin bu koruyucu düzeneklere kesinlikle dokunmaması ya da zarar vermemesi gerektiğini anlattı. Etkinlik, öğrencilerin aktif olarak katıldığı samimi bir soru-cevap ortamında gerçekleşti. Çocuklar, yavru kaplumbağalara denize ulaşmaları için yardım edilip edilemeyeceğini, bir deniz kaplumbağasının kaç yumurta bıraktığını, yavruların anne ve babalarını nasıl bulduğunu ve yaşamlarının ilk günlerinde hangi tehlikelerle karşılaştığını merak ederek uzmanlara sorular yöneltti. Uzman ise bu soruları yanıtlarken, insanların yapabileceği en büyük katkının doğal sürece müdahale etmemek ve nadir türlerin yaşam alanlarını özenle korumak olduğunu vurguladı. Katılımcılar, edindikleri bilgileri çevre temalı bir bilgi yarışmasını yanıtlayarak ve interaktif etkinliklere katılarak pekiştirdi. Öğrenciler, yetişkinlerle birlikte deniz canlıları için tehlike oluşturan atıkları öğrendi ve nadir türlerin yuvalama alanlarının korunmasına katkı sağlayacak kuralları içeren Türkçe ve Rusça bilgilendirme tabelalarının yerleştirilmesine destek verdi. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butсkikh etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Akkuyu NGS, eşsiz doğal güzelliklere sahip bir bölgede inşa ediliyor. Bu nedenle bölgenin ekosisteminin korunmasına katkı sağlamayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Nükleer güç santrali sahasında en gelişmiş çevre koruma uygulamalarını hayata geçiriyoruz. Ancak çevreye duyarlı yaklaşımımız yalnızca proje sahasıyla sınırlı değil. Faaliyet gösterdiğimiz bölgede çevre odaklı çalışmaları destekliyor, özellikle çocukların ve gençlerin bu tür etkinliklere katılımını çok önemsiyoruz. Bu tür organizasyonlar, çocukların Mersin'in doğal zenginliklerini daha yakından tanımalarına, doğaya karşı sorumluluk bilinci kazanmalarına ve çevreyi koruma kültürünü küçük yaşlardan itibaren benimsemelerine katkı sağlıyor.” Akkuyu NGS'nin inşa edildiği bölgede düzenlenen çevre etkinlikleri, AKKUYU NÜKLEER A.Ş.'nin yerel halkla iş birliğini güçlendirmeye ve çevre koruma çalışmalarını desteklemeye yönelik sürdürülebilir yaklaşımının bir parçasını oluşturuyor. Bu tür etkinlikler, proje çalışanlarının, bölge halkının ve genç nesillerin çevre bilincini artırırken, aynı zamanda bölgenin doğal mirasının korunmasına da katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Rosatom, NPPES 2026'da Türkiye'nin Enerji Geleceğine Yönelik Nükleer Çözümlerini Tanıttı Haber

Rosatom, NPPES 2026'da Türkiye'nin Enerji Geleceğine Yönelik Nükleer Çözümlerini Tanıttı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, bu yıl 12.’si düzenlenen Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi’nin (NPPES 2026) resmi partnerleri arasında yer aldı. Zirevenin açılışında konuşan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, Akkuyu NGS projesinde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekerek şunları söyledi: "Akkuyu NGS projesi şu anda en yoğun ve aktif aşamasında. Birinci güç ünitesindeki inşaat çalışmaları tamamlandı ve şu anda işletmeye alma öncesi testler devam ediyor. Reaktörün montajı tamamlandı. Temsili yakıt demetleri reaktöre yüklendi ve artık hidrolik testler aşamasına geçiliyor. Tüm bu çalışmalar, birinci güç ünitesinin bu yıl içerisinde işletmeye alınmasını sağlamak için gereklidir." Dedusenko, Rosatom'un küresel nükleer enerji sektörünün liderlerinden olduğunu ve uluslararası iş birliğine büyük önem verdiğini belirterek, bunun en somut örneklerinden birinin Türkiye'nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu NGS projesi olduğunu vurguladı. Dedusenko, "bu proje, doğrudan sahada 10'dan fazla ülkeden uzmanı bir araya getiriyor. Aynı zamanda, Avrupa Birliği üyesi ülkeler de dahil olmak üzere birçok ülkedeki tedarikçilerin katkısıyla gerçek anlamda uluslararası bir iş birliği örneği oluşturuyor" dedi. Akkuyu NGS projesinin mevcut durumu ve projenin Türkiye'de ulusal nükleer sanayinin gelişimine katkısı ise AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Sürdürülebilir Kalkınma ve Enerji Şirketleri ve Ticari Birlikler ile İletişim Direktörü Esra Songur'un sunumunda ele alındı. Forumun öne çıkan başlıklarından biri iklim değişikliği oldu. Karbon emisyonlarının azaltılmasında nükleer enerjinin rolünün ele alındığı oturumda konuşan AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, şunları söyledi: "Nükleer enerji sadece istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanındaki birçok soruna çözüm sunan teknolojik bir platformdur. Bu çözümler bugün zaten kullanılabiliyor, sahada başarıyla uygulanıyor ve farklı ülke ile bölgelerin ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor." Rosatom Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Igor Palamarchuk da zirve konuşan isimler arasında yer aldı. Konuşmasında Rosatom'un küçük ölçekli nükleer enerji çözümlerini tanıtan Palamarchuk, küçük modüler reaktörlerin (SMR), artan elektrik talebinin karşılanması, düşük karbonlu enerji üretiminin yaygınlaştırılması, enerji yoğun sanayi tesisleri ve endüstri bölgeleri, veri merkezleri ile deniz suyunun arıtılması tesislerine güvenilir enerji sağlanması açısından önemli bir çözüm sunduğunu belirtti. Palamarchuk ayrıca, Rosatom'un bu alandaki teknolojilerinin uzun yıllardır Rusya'da başarıyla işletilen küçük ölçekli nükleer enerji tesislerine dayandığını vurgulayarak, şirketin bu deneyim sayesinde iş ortaklarına güvenilir ve yenilikçi çözümler sunabildiğini ifade etti. Rosatom temsilcileri ayrıca nükleer enerjide gelecek vaat eden teknolojilerin ele alındığı oturumlarda da yer aldı. Bu kapsamda, yenilikçi reaktör tasarımları ve IV. Nesil Nükleer teknolojilere yönelik yaklaşımlar paylaşıldı. Bu teknolojilerin, nükleer enerjinin verimliliğini, güvenliğini ve sürdürülebilirliğini daha da artıracak yeni fırsatlar sunduğu vurgulandı. Forumda ele alınan konular, Rosatom'un fuar alanındaki standında da ziyaretçilerle buluştu. Ziyaretçiler, Akkuyu NGS projesinde gelinen son aşama hakkında bilgi alırken, büyük ve küçük ölçekli nükleer enerji çözümlerini, kullanılmış nükleer yakıtın geri işlenmesi ve sahadan taşınması da dahil olmak üzere nükleer yakıt döngüsünün son aşamasına yönelik yenilikçi teknolojileri ve Rosatom'un sunduğu diğer kapsamlı iş birliği alanlarını yakından inceleme fırsatı buldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Yeni Nükleer Çağ İstanbul’da Şekilleniyor

12. Nükleer Santraller Zirvesi - NPPES, İstanbul Teknik Üniversitesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde başladı. Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Nükleer Sanayi Derneği (NSD) tarafından Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen Zirve, bu yıl “Yeni Nükleer Çağ: Sanayiyi, İnovasyonu ve Net Sıfır Hedeflerini Güçlendirmek” temasıyla hayata geçiriliyor. İki gün sürecek Zirve, nükleer enerji alanında küresel ölçekte teknoloji üreticilerini, karar vericileri, alanında uzman konuşmacıları ve yerli sanayicileri bir araya getiriyor. NPPES’in açılışında; T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally, Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, SNPTC Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min, AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose ve Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei konuşma yaptı. “Nükleer Enerji Bir Tercih Değil, Zorunluluktur” T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Nükleer Enerji Genel Müdürü Salih Sarı NPPES’in açılışında şunları aktardı: “NPPES’i yalnızca bir sektör toplantısı olarak değil; ülkemizin nükleer enerji yol haritasını, sanayi kabiliyetini, teknoloji geliştirme hedefini ve uluslararası iş birliklerini birlikte değerlendirebileceğimiz stratejik bir platform olarak görmekteyiz. Hedefimiz; 2035 yılına kadar 7,2 GW ve 2053 yılına kadar ise en az 20 GW nükleer kapasiteye ulaşmaktır. Bizim için nükleer enerji bir tercih değil; enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara olan bağımlılığın ve karbon emisyonunun azaltımı, yüksek teknoloji gelişimi, güçlü bir sanayi ekosistem, nitelikli yeni işgücü ve enerji bağımsızlığı açısından bir zorunluluktur. Bu yıl içinde Akkuyu santralimizden ilk elektrik üretimini gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Akkuyu’ya ek olarak biri Sinop ilimiz ve diğeri Trakya bölgemizde iki konvansiyonel nükleer santral projemizi daha hayata geçirmeye yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Akkuyu Projemizde özellikle yerlileştirme alanında önemli bir seviyeye ulaştık. Bugün itibarıyla Akkuyu’da 300’den fazla yerli firmamız; inşaat, malzeme ve ekipman tedariki ile test, sertifikasyon ve mühendislik hizmetlerinde yer almakta olup, yaklaşık 12 milyar ABD doları iş hacmine ulaşmıştır. Akkuyu projemizde edindiğimiz yerli sanayi katkısını ve insan kaynağı gelişimini yeni projelerde daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Konvansiyonel nükleer santrallerin yanı sıra SMR’lar da ülkemizin enerji stratejisinde kritik bir öneme sahiptir. Bu teknolojilere yönelik temel hedefimiz; 2053 yılına kadar en az 5 GW SMR kapasitesine ulaşmak; bu SMR’ları da kendi tasarlayan, üreten, işleten ve ihraç eden bir ülke olmaktır.” Türkiye’nin ilk tematik nükleer teknoparkı İTÜ’de kurulacak İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal: “NPPES’in İTÜ’de yapılması, Türkiye’nin nükleer teknolojiyi sadece sahip olan ya da kullanan değil, aynı zamanda bu alanda kendi yetkinliğini hem insan kaynağı hem de ekosistem oluşturma açısından geliştirmeye kararlı bir ülke olduğunun göstergesidir.” Türkiye'nin ilk tematik teknoparkının nükleer temasıyla İTÜ'de kurulacağını dile getiren Prof. Dr. Mandal, “Bu bizim için büyük bir heyecan ama bundan daha da fazlası önemli bir sorumluluk. Bunun yalnızca İTÜ’nün insan kaynağıyla sınırlı kalmaması, tüm ekosistemi kapsayacak şekilde gelişmesi önemli” dedi. Prof. Dr. Mandal, Türkiye’nin kendi kendine yeten nükleer teknolojiye sahip olması için Nükleer Teknoloji Araştırma Merkezi’nin kurulması çalışmalarının stratejik rolüne de değindi. “İkili ilişkilerimizin 100. yılında sivil nükleer enerjiyi Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni sütunlarından biri haline getirelim” ABD İstanbul Başkonsolosu Michael Lally ise şunları aktardı: “Yapay zeka ve veri merkezi altyapılarının Türkiye’de hızla büyümesi, nükleer enerjiye yönelik talebin yeni ve önemli bir kaynağını oluşturmaktadır. Bu gelişme, tüm ekosistemin büyümesini hızlandırabilir. Türkiye, SMR’ların devreye alınmasını mümkün kılacak kural ve düzenlemeleri geliştirme yönünde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmalar kritik önemdedir ve Amerika Birleşik Devletleri bunu desteklemekten gurur duymaktadır. Türkiye, sivil nükleer enerji alanında yüksek kaliteli araştırmalar yürüten seçkin üniversitelere sahiptir. ABD–Türkiye akademik ve araştırma değişim programları zaten ilişkimizin dinamik bir parçasıdır ve Amerika Birleşik Devletleri bu bağların daha da güçlendirilmesi için net bir fırsat görmektedir.” Lally sözlerine şöyle devam etti: “Nükleer ekosistem için nükleer sertifikasyona sahip elektrikçiler, kaynakçılar ve boru tesisatçılarına da ihtiyaç vardır. Türkiye’deki teknik ve meslek okullarının bu iş gücünü yetiştirebilmek için müfredatlarını güncellemesi gerekecektir. ABD bunu teşvik etmektedir; çünkü nitelikli bir Türk iş gücü yalnızca Türkiye için değil, burada yatırım yapmak isteyen tüm Amerikan şirketleri için de faydalıdır. Önümüzdeki yıl ikili ilişkilerimizin 100. yılını kutlarken, sivil nükleer enerjiyi de Türkiye-ABD ilişkilerinin yeni ve stratejik sütunlarından biri haline getirelim.” Kanada’nın Türkiye Maslahatgüzarı Larisa Galadza ise şunları paylaştı: “Kanada, yetmiş yılı aşkın süredir küresel nükleer endüstrinin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Uranyum üretimi ve yakıt hizmetlerinden reaktör tasarımına, işletmeden güvenlik, düzenleme ve araştırma faaliyetlerine kadar nükleer değer zincirinin neredeyse her aşamasında Kanadalılar önemli roller üstlenmiştir. Küresel nükleer rönesansın, Türkiye de dahil olmak üzere dünya genelinde benzeri görülmemiş fırsatlar yarattığının farkındayız. Aynı zamanda Türkiye’nin sanayi altyapısının, mühendislik kapasitesinin ve üretim sektörünün sahip olduğu etkileyici yetkinlikleri de takdir ediyoruz. Kanada, ister ortak inovasyon çalışmaları, ister tedarik zinciri ortaklıkları, iş gücünün geliştirilmesi, araştırma iş birlikleri, yerlileştirme faaliyetleri ya da uzun vadeli endüstriyel iş birlikleri yoluyla olsun, en başarılı nükleer projelerin tüm taraflara fayda sağlayan projeler olduğuna inanmaktadır.” ASO Başkanı: “Yerli Sanayi Nükleer Tedarik Zincirinin Parçası Olmalı” Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç NPPES 2026’daki konuşmasında şunları paylaştı: “Nükleer enerji; enerji arz güvenliğini destekleyen, yüksek teknoloji üretimini teşvik eden, nitelikli insan kaynağı yetiştiren ve uluslararası iş birlikleriyle sanayi ekosistemini ileriye taşıyan stratejik bir kalkınma platformudur. Enerji güvenliği, iklim değişikliği ve teknolojik dönüşümün aynı anda yaşandığı bir dönemde nükleer enerji, düşük karbonlu yapısı, yüksek kapasite faktörü ve kesintisiz arz güvenliğiyle yeniden küresel gündemin merkezine yerleşmiştir. ABD’den Çin’e, Fransa’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke yeni yatırımlara yönelirken, Türkiye de Akkuyu’nun ardından Sinop ve Trakya’da planlanan santraller ve SMR’ları kapsayan bütüncül bir nükleer program yürütmektedir. Hedefimiz 2050’ye kadar 20 GW nükleer kurulu güce ulaşmak ve bunun en az 5 GW’ını küçük modüler reaktörlerden karşılamaktır. Akkuyu ile nükleer enerjiyle tanıştık, Sinop ile nükleer teknolojiye ortak olmalıyız. Bugün Akkuyu’da yerlilik oranı yüzde 55’e yaklaşmıştır. Ancak bu potansiyel kendiliğinden katma değere dönüşmemektedir; bu nedenle yerli katkının sistematik bir yaklaşımla yönetilmesi kritik önemdedir. ASO tarafından NÜKSAK ve NETBİS bu amaçla geliştirilmiş yapılardır; hedefimiz Anadolu firmalarının nükleer kalite standartlarında küresel tedarik zincirine dahil olmasını sağlamaktır. 12’nci Nükleer Santraller Zirvesi’nin de bu kapsamda yeni iş birliklerine, yeni yatırımlara ve ülkemizin nükleer enerji hedeflerine güçlü katkılar sunacağına inanıyorum.” Türkiye’yi Nükleer Ekosistem Ülkesine Dönüştürmeyi Hedefliyoruz Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi “Nükleer enerji; sanayi, dijitalleşme, yapay zeka, veri merkezleri, ileri tıp, tarım teknolojileri, uzay çalışmaları ve izotop üretimi gibi geleceğin kritik alanlarını besleyen; ekonomik kalkınma, teknolojik dönüşüm ve stratejik bağımsızlığın temel unsurlarından biri haline geldi. Türkiye olarak bizim de hedefimiz net: Türkiye’yi yalnızca enerji tüketen bir ülke olmaktan çıkarıp, üretim yapan, teknoloji geliştiren ve ihracat gerçekleştiren bir nükleer ekosistem ülkesine dönüştürebilmek. Akkuyu NGS ile başladığımız nükleer enerji yolculuğumuza Sinop ve Trakya’daki yeni yatırımlar ve SMR projeleriyle devam ediyoruz. SMR teknolojilerinin; ileri imalat, modüler üretim ve ihracat kapasitesi açısından Türkiye için stratejik bir fırsat alanı olduğuna inanıyoruz. Arz güvenliği ve baz yük kapasitesi açısından kritik rol oynayacak nükleer güç santrallerinin yerlileştirme politikalarında, sanayicilerimizin uzmanlıklarıyla yüksek katma değerli üretim fırsatları yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu. Akkuyu Nuclear A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko ise şunları ifade etti: “2026 yılını 1. Ünitenin devreye alma yılı yapmak için çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. 1. Ünitedeki inşaat faaliyetleri tamamlandı. Reaktöre simüle edilmiş yakıt demetlerini yükledik ve reaktör montajını tamamladık. Şu anda, ünitenin sonraki devreye alma aşamalarına hazır olduğundan emin olmak için gerekli ayarlama işlemlerinden biri olan soğuk hidrolik testleri gerçekleştiriyoruz. Bugün 1. Ünitede tamamlamakta olduğumuz tüm bu aşamalar, diğer üç ünitenin de aynı yolu izlemesinin önünü açıyor. Ayrıca 2. Ünitede ön devreye alma çalışmalarına başlamak için gerekli izni aldık. Bu da şantiyenin tamamında çalışmaların tam hızla sürdüğünü gösteriyor. Nükleer enerjinin yalnızca istikrarlı ve düşük karbonlu bir enerji kaynağı değil, aynı zamanda iklim ve altyapı alanlarındaki zorluklara çözüm sunan teknolojik bir platform olduğunu vurgulayan Dedusenko, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda nükleer enerjinin iklim gündemindeki rolüne ilişkin tartışmaların daha odaklı hale gelmesi büyük önem taşıyor. Bizim için önemli olan, bu tür çözümlerin halihazırda mevcut olduğunu, pratik uygulamalara sahip bulunduğunu ve belirli ülkelerin ve bölgelerin ihtiyaçlarına uyarlanabildiğini ortaya koyabilmektir.” Türkiye’de 100 Yıllık Ortaklık Geliştirmeyi Hedefliyoruz AtkinsRéalis’in 100 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğuna dikkat çeken AtkinsRéalis & Nuclear Canada Kıdemli Başkan Yardımcısı ve CANDU International Başkanı Gary Rose şunları söyledi:“Dünyanın nükleer enerji için yeni bir döneme, bir rönesansa girdiğine inanıyoruz. Kanada Hükümeti’ne ait CANDU teknolojisi; başarıyla inşa edilebilen, işletilebilen, modernize edilebilen ve uzun vadede sürdürülebilen bir teknoloji olduğunu kanıtlamıştır. CANDU’yu farklı kılan en önemli unsurlardan biri yerelleştirme kabiliyetidir; yerelleştirme yalnızca bir tedarik stratejisi değil, aynı zamanda bir ülke inşa etme stratejisidir. Artık mesele yalnızca elektrik satın almak değildir. Asıl mesele; yerli sanayiyi geliştirerek, nitelikli iş gücü oluşturarak, mühendisler yetiştirerek, yerli üretimi destekleyerek ve uzun vadeli bir nükleer ekosistem kurarak ulusal yetkinlik oluşturmaktır. Türkiye’nin nükleer enerji hedefleri bu açıdan son derece önemlidir. Türkiye’deki paydaşlarla 100 yıllık bir ortaklık geliştirmeyi ve sürdürülebilir bir nükleer ekosistem ile tedarik zinciri ekonomisinin temellerini atmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda Türk tedarik zincirlerinin inşaat, işletme, bakım ve modernizasyon faaliyetlerine entegre edilmesi, Türk şirketlerinin nükleer tedarikçi olarak yetkilendirilmesi ve üniversiteler ile araştırma kurumlarıyla iş birlikleri yoluyla insan kaynağının geliştirilmesi yer almaktadır. Kanada’da bir CANDU reaktörünün ekipman ve bileşenlerinin yüzde 85’inden fazlası yerli üreticiler tarafından sağlanabilmektedir. Bu model, 250’den fazla şirketten oluşan bir tedarik zincirini ve yaklaşık 90 bin istihdamı desteklemektedir. Benzer bir modeli Türkiye’de de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Çinli SNPTC’den Türkiye’ye Nükleer Teknoloji ve Eğitim Desteği Mesajı Dünya standartlarında nükleer teknolojilerini, kapsamlı proje yönetimi deneyimlerini ve güvenli ve verimli işletme konusundaki güçlü geçmişlerini Türkiye ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade eden Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Nükleer Enerji Teknoloji Kurumu (SNPTC) Uluslararası İşler Direktörü Sayın Fei Min ise şunları paylaştı: “Çin Devlet Enerji Yatırım Kurumu (SPIC) olarak yerelleştirmenin ortak büyüme ve sürdürülebilir kalkınmaya yönelik bir taahhüt olduğuna inanıyoruz. Nükleer Sanayi Derneği ile iş birliği içinde Türkiye’de güçlü bir yerel nükleer tedarik zinciri oluşturmayı arzu ediyoruz. İleri nükleer teknolojilerin transferi, nükleer bileşenlerin yerel üretiminin desteklenmesi ve Türk mühendisler ile teknisyenlere kapsamlı eğitim programları sunulması alanlarında geniş bir iş birliği potansiyeli bulunduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin kendi nükleer yetkinliklerini geliştirmesine, yüksek nitelikli istihdam yaratmasına ve sanayi inovasyonunu teşvik etmesine katkı sağlamaya hazırız. Romanya Ulusal Nükleer Elektrik Şirketi (SNN) COO’su Emil Macovei ise şunlara dikkat çekti “Romanya’da Cernavodă Nükleer Santrali’nde CANDU teknolojisi otuz yılı aşkın süredir güçlü bir güvenlik kültürü ve uluslararası düzeyde tanınan performansıyla işletiliyor. Nükleer sektörde tedarik zinciri ikincil bir konu değildir. Güvenlik, maliyet kontrolü, takvim disiplini ve kamu güveninin bir parçasıdır. Romanya’da şunu öğrendik: yerlileştirme yalnızca yerli içerik hedefi değildir. Gerçek yerlileştirme, nükleer kalite güvence sistemini, dokümantasyonu, izlenebilirliği, güvenlik kültürünü ve uzun vadeli sorumluluğu anlayan nitelikli yetkinliktir. Eğitim, denetim, sertifikasyon, deneyim aktarımı ve tekrarlı performans gerektirir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AKKUYU NGS’nin 1. Güç Ünitesinin İnşası Tamamlandı Haber

AKKUYU NGS’nin 1. Güç Ünitesinin İnşası Tamamlandı

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Likhachev başkanlığındaki heyet, Rosatom’un inşa ettiği Akkuyu NGS sahasını ziyaret etti. Likhachev ziyaret kapsamında, 1. güç ünitesinde yürütülen işletmeye alma çalışmalarını inceledi. 1. ünitede şu an tüm inşaat çalışmaları tamamlanmış durumda. Ünitenin reaktör tesisinde işletmeye alma sürecinin bir sonraki aşaması olan soğuk ve sıcak testlere hazırlıklar aktif olarak sürdürülüyor. Likhachev saha turu kapsamında, 1. güç ünitesinin reaktör binası merkez salonunu ziyaret etti. Burada kendisine reaktöre temsili yakıt demetlerinin yüklenmesi işleminin ve reaktör montajının başarıyla tamamlandığına ilişkin raporlar sunuldu. Temsili yakıtın yüklenmesinin ardından uzmanlar, koruyucu boru bloğu ile reaktör üst bloğunun montajını da tamamladı. Böylece reaktör tesisinin soğuk ve sıcak testlerine hazırlanması sürecindeki en önemli aşamalardan biri başarıyla tamamlanmış oldu. Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “İnşaat çalışmalarının tamamlandığını resmen teyit ediyoruz. Bugün gece saatlerinde reaktörde soğuk hidrostatik testler başladı ve bu çalışmaların önümüzdeki birkaç hafta içinde tamamlanması planlanıyor. Ardından işletmeye alma operasyonlarının başlamasına yalnızca birkaç hafta kalacak. Gerçekleştirilen tüm çalışmaların sonuçlarına göre kapsamlı bir değerlendirme yapılacak ve son aşamaya ilişkin gerekli düzenlemeler hayata geçirilecek. Bu süreç, 42 kilometrelik bir maratonun son 100 metresine benziyor. Artık son düzlüğe girilmiş durumda. Bu aşamada tüm imkânların seferber edilmesi gerekiyor. Son hazırlık sürecinin en önemli unsurlarından biri de işletme personelinin göreve başlamasıdır. 1. güç ünitesinde görev yapacak personel sayısı 1930 kişidir. Bu uzmanların yüzde 40’tan fazlasını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları oluşturuyor. Bu durumdan büyük gurur duyuyoruz. Söz konusu uzmanların önemli bir bölümü üniversitelerimizden mezun olmuş, şu anda Rusya’daki simülatörlerde ve nükleer güç santrallerinde eğitim ve uygulamalı staj programlarına devam ediyorlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’de Yakıt Yükleme Provası Başarıyla Tamamlandı Haber

Akkuyu NGS’de Yakıt Yükleme Provası Başarıyla Tamamlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Akkuyu NGS’de önemli aşamalardan birinin daha geride bırakıldığın ifade ederek “Her aşaması titizlikle yürütülen çalışmalarla Akkuyu NGS’yi adım adım işletmeye hazırlıyoruz. 2026 sonuna kadar santralimizin birinci ünitesinden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz.” dedi. 163 Temsili Yakıt Demeti Akkuyu NGS'nin devreye alma programındaki kritik aşamalardan biri olan yükleme işlemi kapsamında, toplam 163 adet temsili nükleer yakıt demeti reaktör basınç kabına yerleştirildi. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar, 5 gün boyunca kesintisiz şekilde sürdü. Nükleer Düzenleme Kurumunun gözetimi altında uluslararası güvenlik gerekliliklerine uyumlu şekilde yürütülen operasyonla tesisin mekanik, hidrolik, termal sistemleri ile yapısal dayanıklılığı test edildi. Sırada Soğuk ve Sıcak Testler Var Temsili yakıt yükleme operasyonunun tamamlanmasının ardından reaktörün üst kısmına ait ekipmanların montaj çalışmalarına geçilecek. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte ise 1. güç ünitesini devreye alma sürecindeki aşamalardan biri olan reaktör tesisinin soğuk ve sıcak testleri gerçekleştirilecek. “Akkuyu NGS’yi adım adım işletmeye hazırlıyoruz” Konuyla ilgili resmi sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yapan Bakan Bayraktar, “Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin birinci ünitesinde, devreye alma takviminin en önemli aşamalarından birini daha başarıyla tamamladık. Yıl sonuna kadar santralden ilk elektrik üretimini gerçekleştirerek Türkiye’nin nükleer enerjide yeni bir döneme geçmesini hedefliyoruz. Sıfır emisyonlu, kesintisiz ve çevre dostu nükleer enerjiyi, ülkemizin enerji sepetindeki en güçlü kaynaklardan biri haline getireceğiz. Bu güçlü vizyonla yalnızca Akkuyu ile kalmayarak Sinop ve Trakya’da planladığımız yeni santrallerin yanı sıra küçük modüler reaktörleri de üretim portföyümüze ekleyeceğiz. 2050 yılına kadar nükleer kapasitemizi 20.000 megavata ulaştırarak enerjide tam bağımsız Türkiye hedefine kararlılıkla yürüyeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik Haber

Türkiye’nin Nükleer Teknolojiler Geliştirme Hamlesinde Kritik Eşik

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından 2025 yılı eylül ayında başlatılan ve Türkiye’nin nükleer teknolojilerde önemli bir üs olarak konumlanmasını hedefleyen “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” çağrısına yanıt, IC Holding grup şirketlerinden IC Nükleer ve Endüstri’den (ICN) geldi. IC Holding, Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS başta olmak üzere enerji güvenliği, karbon nötr hedefi ve teknolojik bağımsızlık vizyonu doğrultusunda nükleer faaliyetlerini ICN çatısı altında topladığını duyurmasının ardından “Yerli Nükleer Reaktör Geliştirilmesi Projesi” için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile iş birliği anlaşması imzaladı. Ülkemizde ilk, dünyada ise aynı anda dört reaktörün birden inşa edildiği ilk nükleer santral olan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin ana yüklenicisi olmayı sürdüren IC Grubu, bu alandaki mühendislik ve uygulama deneyimini bir üst seviyeye taşıyarak İTÜ’de yerli nükleer reaktör üretimi (SMR) için kurulacak teknoparkın ilk özel sektör destekçisi oldu. İş birliği, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve IC Holding CEO’su Can Çaka tarafından imzalanan anlaşmayla resmiyet kazandı. Türkiye’nin nükleer enerji vizyonu doğrultusunda atılan bu adım, yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil; aynı zamanda bilim, teknoloji ve sanayide bağımsızlığı güçlendirecek stratejik bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor. ICN’nin İTÜ ile kurduğu iş birliği ile şekillenen bu yeni dönem, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde küresel ölçekte söz sahibi olma hedefini somutlaştırırken, ülkemizin nükleer teknolojilerde yalnızca uygulayıcı değil, tasarlayan, geliştiren ve üreten bir ülke olma hedefinde de kritik bir eşik olacak. Can Çaka: “Anahtar teslim nükleer oyuncu olmayı hedefliyoruz” Türkiye’nin nükleer çağında oyun kurucu bir rol üstlenmeyi hedeflediklerini aktaran IC Holding CEO’su Can Çaka, şirketin nükleer alandaki vizyonunu şu sözlerle ortaya koydu: “Dünya enerji ve teknoloji alanında yeni bir kırılma noktasından geçiyor. Nükleer teknoloji, bu dönüşümün en kritik bileşenlerinden biri haline geliyor. Biz IC Holding olarak bu dönüşümün sadece bir parçası olmayı değil, yön veren oyuncularından biri olmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda onu geliştiren ve üreten bir pozisyona geçiyoruz. Nükleer endüstrinin güçlü ve kalıcı bir parçası olmayı; kendi ülkemizde özellikle odaklanacağımız 4. nesil hızlı reaktörlerin imalatını yapmayı ve bu kabiliyeti zaman içinde küresel ölçekte de hayata geçirmeyi amaçlıyoruz. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde edindiğimiz EPC deneyimiyle bu alanda önemli bir yetkinlik kazandık. Bugün geldiğimiz noktada ise hedefimiz bunun ötesine geçmek. Artık yalnızca projelerin yüklenicisi değil; tasarımından mühendisliğine, üretiminden uygulamasına kadar tüm süreci yöneten, anahtar teslim nükleer projeler geliştirebilen entegre bir yapı kuruyoruz. İTÜ ile başlattığımız iş birliği, bu vizyonun en somut adımlarından biri. Akademi ile sanayiyi bir araya getirerek Türkiye’de gerçek anlamda bir nükleer teknoloji ekosistemi oluşturuyoruz. Amacımız yalnızca projeler geliştirmek değil; Türkiye’yi nükleer teknolojilerde üretici, ihracatçı ve küresel ölçekte referans bir ülke konumuna taşımak.” İTÜ’de nükleer teknopark: Çok paydaşlı bir ekosistem kuruluyor Nükleer enerji teknolojileri, küçük modüler reaktörler (SMR) ve ilgili mühendislik çözümleri geliştirmek amacıyla hayata geçirilen İTÜ nükleer teknopark, Türkiye’nin bu alandaki ilk yapılanması olacak. İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “Küresel ölçekte iklim değişikliği, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yapay zeka ekseninde şekillenen dönüşümle birlikte jeopolitik ve jeoekonomik dengeler yeniden tanımlanıyor. Bu çok katmanlı yapı içinde; enerji güvenliği, ülkelerin sürdürülebilir kalkınması açısından stratejik bir zorunluluk haline gelirken; enerji üretiminden dağıtımına kadar tüm sürecin bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasını gerektiriyor. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. Bu çerçevede meseleye, enerjiye erişimin ötesinde; bu teknolojileri geliştirme, tasarlama ve yön verebilme kapasitesini inşa etme perspektifiyle yaklaşıyoruz. Küçük modüler reaktörler (SMR) ise küresel ölçekte yeni nesil enerji sistemlerinin merkezinde yer alırken, bu alanda geliştirilen bilgi ve teknoloji kapasitesi ülkelerin rekabet gücünü doğrudan belirleyen unsurlar arasında bulunuyor. Bu nedenle, İTÜ olarak konuyu, 2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’nde yer alan “Yerli Modüler Nükleer Reaktör Geliştirme” hedefiyle doğrudan örtüşen bir çerçevede ele alıyoruz. Nükleer bilimi, teknolojisi ve mühendisliği konusunda en fazla ihtiyaç ise insan kaynağı odaklı. İTÜ olarak bu kapsamda lisans, yüksek lisans ve doktora olmak üzere her düzeyde katkı sağlamaya devam edeceğiz.” Prof. Dr. Hasan Mandal, şöyle devam etti: “Türkiye’nin enerji alanında ilklerine ve enlerine imza atan bir üniversite olarak, nükleer teknolojilerdeki akademik birikimimizi ileri araştırma ve teknoloji geliştirme süreçleriyle bütünleştiriyoruz. Türkiye’nin ilk araştırma reaktörü olan İTÜ TRIGA MARK II Eğitim ve Araştırma Reaktörü’ne ev sahipliği yapıyor. Ülkemizin ilk Enerji Enstitüsü’nü kurmuş bir kurum olarak bu alandaki kurumsal sürekliliğimizi güçlendirirken aynı zamanda nükleer teknolojilerde akademik liderliği üstlenmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Bu süreçte IC Nükleer ve Endüstri ile başlattığımız iş birliği, akademi ve sanayinin birlikte etkiyi büyüten ve süreci hızlandıran bir çarpan etkisi olmasının yanı sıra, ülkemizin nükleer teknolojilerde üretme kapasitesini güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliğini iki kurum arasında sadece kurulan bir yapı olarak görmekle kalmayıp farklı üniversitelerin, araştırma merkezlerinin ve sanayi paydaşlarının dahil olduğu çok paydaşlı bir ekosistemin parçası olarak ele alıyoruz. Nükleer teknolojilerde geçmişten gelen birikimimiz ile süreci reaktif bir yaklaşımın ötesinde proaktif bir anlayışla ele alıyor; akademik birikimimizden ve tabandan gelen gelişim (bottom-up) ile beslenen organik bir yapı kuruyoruz. Enerji Enstitümüz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla nükleer teknolojileri üniversitemizin öncelikli araştırma alanları arasında konumlandırırken, Türkiye’nin ilk Nükleer Teknoloji Geliştirme Parkı ile akademi ve sanayinin eş zamanlı üretim yaptığı, araştırmadan tasarıma, mühendislikten üretime uzanan bütüncül bir yapıyı hayata geçiriyoruz. Bu yapıyı, bilginin doğrudan uygulamaya dönüştüğü ve disiplinler arası etkileşimin süreklilik kazandığı bir ekosistem olarak kurguluyoruz. “Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği ve derinleşmesi açısından önemli bir potansiyel sunuyor.” “Birlikte Öğrenme Laboratuvarlarımız ile farklı disiplinlerden araştırmacılar ve öğrencileri ortak problem alanları etrafında bir araya getiriyor; birlikte öğrenme, birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını somut çıktılarla güçlendiriyoruz. Gençlerimizin nükleer alanına yönelik artan ilgisi ve motivasyonu, oluşturduğumuz ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Mükemmeliyet merkezimiz, lisansüstü programlarımız ve Türkiye’de ilk kez açılan “Nükleer Mühendislik” Yenilikçi Yandal Programımız ile bu alanda nitelikli insan kaynağını sistematik bir şekilde yetiştiriyor; araştırma kapasitemizi insan kaynağı gelişimiyle eş zamanlı olarak ileri taşıyoruz. Nükleer teknolojilerde söz sahibi olmak, enerji üretmekten öte; geleceği tasarlama sorumluluğuna ve iradesine sahip olmaktır. İTÜ olarak bu anlayışla hareket ediyor; akademi ve sanayinin birlikte ürettiği bu ekosistemi kalıcı ve sürdürülebilir bir yapıya dönüştürerek ülkemizin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sağlamak adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ICN’nin İTÜ ile başlattığı bu iş birliği, yalnızca iki kurum arasında kurulan bir ortaklık değil; farklı akademik kurumların da dahil olduğu geniş bir bilgi ve araştırma ağına dayanıyor. Başta Hacettepe Üniversitesi olmak üzere nükleer alanda çalışan farklı üniversitelerden akademisyenlerin de dahil olacağı bu yapı, disiplinler arası bir yaklaşımla ilerleyecek. Proje kapsamında insan kaynağı geliştirme hedefi doğrultusunda her yıl en az 10 öğrenciye araştırma bursu verilmesi planlanırken, çalışmanın yaklaşık 4 ila 8 yıl arasında bir sürede olgunlaşması öngörülüyor. Kurulacak nükleer teknopark ile yerli reaktör tasarımından mühendislik geliştirme süreçlerine, insan kaynağı yetiştirilmesinden nükleer sınıf üretim altyapısının oluşturulmasına kadar geniş bir ekosistem inşa edilmesi hedefleniyor. Akademi ile özel sektörü aynı çatı altında buluşturan bu yapı, Türkiye’nin nükleer teknolojilerde kalıcı bir bilgi birikimi ve üretim kapasitesi geliştirmesinin de temelini oluşturacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Akkuyu NGS’nin İkinci Güç Ünitesinde Kutup Vinci Kuruldu Haber

Akkuyu NGS’nin İkinci Güç Ünitesinde Kutup Vinci Kuruldu

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un Mersin’de inşa ettiği Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ikinci güç ünitesinin reaktör binasında, kutup vincinin ana bileşeni olan 282 ton ağırlığındaki köprü tasarım konumuna yerleştirildi. Büyük boyutlu yapı, yüksek taşıma kapasiteli mobil paletli vinç kullanılarak 38,5 metre yükseklikte monte edildi. Reaktör binasının temel ekipmanlarından biri olan dairesel köprü vinci ya da diğer adıyla kutup vinci, nükleer güç santralinin tüm yaşam döngüsü boyunca kullanılıyor. Güç ünitesinin işletme sürecinde vinç, reaktör tesisinin bakımına yönelik taşıma ve teknolojik operasyonların yapılmasında görev alıyor. AKKUYU NÜKLEER A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Birinci güç ünitesinde devreye alma öncesi çalışmalar sürerken, Akkuyu NGS’nin diğer ünitelerinde de inşaat, montaj ve mekanik kurulum çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor. Kısa süre önce, iç koruma kabuğunun beşinci katmanının betonlama işlemi tamamlandı. Yaklaşık altı saat süren bu operasyon kapsamında, kesintisiz olarak 240 metreküp beton döküldü. Yapının gerekli dayanıklılığı kazanmasının ardından, kutup vincinin köprü metal konstrüksiyonlarının montajını yaptık. Bu vinç, yüksek güvenilirlik düzeyi ve kaldırma mekanizmalarının yedekli yapısıyla öne çıkıyor ve bu özellikler nükleer güvenlik standartlarının sağlanması açısından kritik önem taşıyor.” Kutup vincinin kurulumu ve güvenlik sistemlerine ait tankların “Open Top” teknolojisiyle montajının devam etmesi, Akkuyu NGS ikinci güç ünitesi reaktör binasının iç koruma kabuğu kubbesinin inşasına yönelik hazırlık çalışmalarının başlatılmasına imkân sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.