Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Alacak Sigortası

Kapsül Haber Ajansı - Alacak Sigortası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alacak Sigortası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi Haber

Ender Güzeler, Orta Vadeli Programı Sigortacılık Perspektifinden Değerlendirdi

“2027-2029 OVP hedeflerinin; yüksek sigorta penetrasyonu, çeşitlendirilmiş ürün yapısı ve riskleri gerçekleşmeden önce yönetmeye odaklanan daha güçlü bir sigorta ekosistemi açısından önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor” diyen Ender Güzeler, OVP’ye ilişkin değerlendirmelerine şöyle devam etti: “OVP, sektöre bazı ödevler çıkartırken beraberinde bazı fırsat alanlarını da göstermekle birlikte “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde rolü ve önemini vurguluyor. Bu vurgu sektörün 2030 Vizyonu ile de örtüştüğü şeklinde okuyoruz. Sektöre verilen ödevler Tüm afet tehlikelerini kapsayan zorunlu afet sigortası mekanizmasının geliştirilip yaygınlaştırılması, beyan/ödeme takibinin etkinleştirilmesi ve dolaysıyla afet ve bakım sigortası gibi yeni/genişleyen ürünlere aktüeryal kapasite ve reasürans kapasitesi ayırmak.Uzun dönemli bakım sigortasının altyapısının kurulması. Yaşlanan nüfus/bakım ekonomisi politikasının ürün ve aktüerya tasarımı sektöre bırakılıyor.Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın etkinliğinin artırılması ve Eximbank ihracat kredi sigortalarının güçlendirilmesine yönelik, alacak sigortası ve ihracat kredi sigortası tarafında kamu programlarıyla (Eximbank, KGF) entegre dağıtım kurmak.BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) /OKS (Otomatik Katılım Sistemi)'nin fon çeşitliliği ve cazibesinin artırılmasına paralel olarak, Yatırım fonlu ve birikimli hayat sigortalarının yaygınlaştırılması için hayat sigortası ürünlerini BES/OKS reformuyla uyumlu, yatırım fonlu/birikimli yapıya göre yeniden tasarlamak. Fırsatlar alanları Afet sigortasının zorunlu kapsamının genişlemesi, tarihsel olarak düşük penetrasyonlu bir branşta hacim artışı potansiyeli sunuyor. Afet sigortasının yaygınlaşması, erken yatırım yapan (fiyatlama, risk modelleme) şirketler için rekabet avantajı.Bakım ekonomisi ve uzun dönemli bakım sigortası, tamamen yeni bir ürün kategorisi ve prim havuzu ile ilk giren şirketler için marka konumlandırma ve pazar payı fırsatı getiriyor.Yurt içi tasarruf artırma hedefi, hayat sigortacılığına doğrudan siyasi destek sağlıyor; BES / OKS büyümesiyle birlikte hayat sigortasında çapraz satış ve yeni müşteri kazanımı için ürün satışı imkânı.Alacak sigortası ve ihracat kredi sigortasının kamu destekli genişlemesi, KOBİ ve ihracatçı tabanının genişlemesiyle ticari hat büyümesi. Ortaya çıkabilecek yeni ürün türleri Değer bazlı geri ödeme mantığına uyumlu ağ bazlı ve ko-ödemeli TSS paketleriBakım ekonomisi çerçevesinde yaşlı/engelli bakımını kapsayan hibrit sağlık-bakım sigortasıUzaktan sağlık hizmetleri altyapısına entegre tele-sağlık destekli sigorta paketleriAfet sigortasında parametrik/geniş kapsamlı yeni nesil ürünlerTamamen yeni olan “Uzun dönemli bakım sigorta”Hayat + Sağlık + Bakım bileşenlerini birleştiren ürünler. (BES /OKS ile çapraz satış imkânı) Bu ürün ve konsantrasyonların pazarı büyütme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Sigorta Sektörünün “istikrar” ve “dayanıklılık” çerçevesinde plandaki rolü: Ekonomik katkı ve kapsayıcılık zemini Sektör paydaşları açısından program, özel sigortacılığı hem büyüme (tasarruf, ticari sigorta) hem toplumsal kapsayıcılık (afet, bakım) eksenlerinde genişletecek bir zemin sunuyor. Ürün portföyünün bu iki ekseni birlikte karşılayacak şekilde (bireysel tasarruf odaklı + toplumsal risk odaklı) tasarlanması, hem kârlılık hem sektörün ekonomideki görünürlüğü açısından öne çıkan fırsat alanı. OVP'de "dayanıklılık" kavramı hem makroekonomik (dış şoklara karşı) hem toplumsal-fiziksel (afet, demografik dönüşüm) hem de sektörel (tedarik zinciri, imalat sanayii) düzeyde defalarca vurgulanıyor. Özel sigortacılığın bu çerçeveye katkısını dört ayrı kanaldan okumak mümkün. Mali/finansal istikrar kanalı Program, dış şoklara dayanıklılığın temelini "yurt içi tasarrufların artırılması" ve "TL cinsinden tasarruf ve yatırım araçlarının çeşitlendirilmesi"ne bağlıyor. Hayat sigortası (birikimli/yatırım fonlu ürünler) ve BES / OKS burada doğrudan araç konumunda: uzun vadeli, TL bazlı, sabit getirili tasarrufu sisteme çekerek hem cari açığı fonlayarak döviz talebini azaltıyor hem de finansal sistemin şoklara karşı tampon kapasitesini büyütüyor. Sigorta şirketleri aynı zamanda kurumsal yatırımcı olarak sermaye piyasalarının derinleşmesine (Yatırımcı Risk Merkezi, pay piyasası reformları) katkı sunuyor. Bu da finansal istikrarın kurumsal ayağını güçlendiriyor. Fiziksel/toplumsal dayanıklılık kanalı “Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması" başlığı altında şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığı ve kentsel dönüşüm doğrudan yer alıyor; bunun mali karşılığı ise kamu maliyesi bölümündeki zorunlu afet sigortası mekanizması. Burada özel sigortacılığın rolü açık: afet riskini kamu bütçesinden özel sigorta/reasürans havuzuna kaydırarak, büyük bir depremde devletin mali dayanıklılığını koruyan bir şok emici işlevi görüyor. Bu, belgenin "çoklu şoklara karşı direnç" hedefiyle doğrudan örtüşen, sigortanın en somut katkı alanı. Dış ticaret ve tedarik zinciri dayanıklılığı kanalı Program, "tedarik zincirlerinin dayanıklılığı ve çeşitliliği" ile "dış şoklara karşı dayanıklılık"ı sanayi ve dış ticaret bölümlerinde tekrar tekrar vurguluyor. Alacak sigortası ve Eximbank ihracat kredi sigortaları burada ihracatçı/KOBİ'nin tahsilat riskini (yurt dışı alıcı iflası, kur şoku, jeopolitik kesinti) sigortalı hale getirerek firma düzeyinde dayanıklılığı artırıyor. Böylelikle toplamda sanayi sektörünün "dış şoklara karşı dayanıklılığının artırılması" hedefine mikro düzeyden katkı demek. Demografik dayanıklılık kanalı Nüfus artış hızının düşmesi ve bakım ekonomisi vurgusu, uzun dönemli bakım sigortasının altyapısını gerekli kılıyor. Bu, belgenin "demografik dönüşüme karşı dayanıklılık" hedefinin sosyal güvenlik sisteminin tek başına karşılayamayacağı bir yükü özel sigortacılığa devretmesi anlamına geliyor. Sistemin mali sürdürülebilirliğini korurken bakım ihtiyacının karşılanmasını sağlayan tamamlayıcı bir mekanizma olarak ortaya konuyor. Özetle OVP, özel sigortacılığı ekonomik dayanıklılığın "arka planda çalışan" ama kritik bir bileşeni olarak konumlandırıyor: tasarrufu besleyerek finansal istikrara, afet riskini paylaşarak mali dayanıklılığa, ticari riski teminat altına alarak dış ticaret dayanıklılığına ve bakım yükünü karşılayarak demografik dayanıklılığa katkı sunuyor. Belgede sektöre bu rol açıkça "sigortanın milli güvenlik/dayanıklılık unsuru" diye adlandırılmıyor, ama dört ayrı politika hattının kesişimi bu sonucu ortaya çıkardığını belgenin doğrudan ifadesi olmamakla birlikte bu şekilde sentezliyorum. Bu bir kamu politikası belgesi olduğu için buradaki değerlendirmeler sektörel çıkarım niteliğindedir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ticari Risk Yönetiminde Yeni Nesil Çözüm  Haber

Ticari Risk Yönetiminde Yeni Nesil Çözüm 

Şirketlerin yalnızca finansal tabloları değil; faaliyet gösterdikleri ülkenin ekonomik görünümü, sektör dinamikleri, ödeme alışkanlıkları ve güncel ticari risk göstergeleri de sağlıklı karar süreçlerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Coface'ın küresel veri ağı ve uzman risk analizlerini bir araya getiren URBA360, işletmelere dünya genelindeki şirketlere ilişkin kapsamlı ve güncel ticari istihbarata tek platform üzerinden erişim sağlayarak risk yönetimini daha sistematik ve öngörülebilir hale getiriyor. "Doğru ticari kararların temelinde güncel veri bulunuyor" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Coface Ticari Grup Direktörü Çimen Özdamar, şunları söyledi: "Küresel ekonomide yaşanan hızlı değişim, şirketlerin risk yönetimine bakışını da dönüştürüyor. Günümüzde doğru ticari karar alabilmek için yalnızca finansal verilere bakmak yeterli olmuyor. İş ortaklarının faaliyet gösterdiği ülkenin ekonomik görünümünden ödeme alışkanlıklarına, sektör dinamiklerinden uzman risk değerlendirmelerine kadar birçok göstergenin birlikte analiz edilmesi gerekiyor. URBA360 ile şirketlere bu bilgilerin tamamını tek platform üzerinden sunuyor; müşteri ve tedarikçi portföylerini sürekli izlemelerine, riskleri erken aşamada tespit etmelerine ve ticari kararlarını daha güçlü verilerle desteklemelerine katkı sağlıyoruz." Küresel ticari risklere 360 derece bakış URBA360, 200'den fazla ülkedeki şirketlere ait temel finansal göstergeleri, ticari risk analizlerini ve Coface'ın uzman değerlendirmelerini tek platformda buluşturuyor. Böylece şirketler mevcut müşterileri, potansiyel iş ortakları ve tedarikçileri hakkında saniyeler içerisinde kapsamlı bilgiye ulaşabiliyor. Platform, kullanıcılarına yalnızca mevcut durumu gösteren bir raporlama aracı olmanın ötesine geçerek ticari ilişkilerin geleceğine yönelik öngörüler de sunuyor. Günlük olarak güncellenen veriler sayesinde işletmeler müşteri ve tedarikçi portföylerini sürekli izleyebiliyor, olası riskleri erken aşamada tespit ederek ticari stratejilerini daha sağlıklı şekilde oluşturabiliyor. Risk değerlendirmesini tek ekranda birleştiriyor URBA360'ın merkezinde yer alan Coface Skoru, şirketlerin önümüzdeki 12 ay içerisinde finansal yükümlülüklerini yerine getirememe olasılığını 0 ile 10 arasında standartlaştırılmış bir ölçekle değerlendiriyor. Bu skor, finansal göstergeler ile Coface'ın ticari alacak sigortasındaki uzun yıllara dayanan uzmanlığını bir araya getirerek şirketlerin risk seviyesini kolay anlaşılır bir yapıda sunuyor. Platform aynı zamanda Coface uzmanlarının oluşturduğu Kredi Görüşü ile şirketler için önerilen maksimum kredi limitine ilişkin değerlendirme sağlarken, Ülke Risk Değerlendirmesi sayesinde şirketlerin faaliyet gösterdiği ülkelerin makroekonomik yapısını ve dış şoklara karşı dayanıklılığını da analiz ediyor. Böylece kullanıcılar yalnızca şirketi değil, şirketin faaliyet gösterdiği ekonomik ortamı da bütüncül şekilde değerlendirebiliyor. Ödeme davranışlarını analiz ederek gelecekteki riskleri öngörüyor URBA360'ın sunduğu önemli göstergelerden biri olan Geç Ödeme Endeksi (Late Payment Index - LPI) ise şirketlerin ödeme alışkanlıklarını analiz ederek finansal risklerin daha doğru değerlendirilmesini sağlıyor. Coface'ın alacak sigortası ekosisteminden elde ettiği verilerle oluşturulan bu gösterge; alacakların yaşı, ödeme sıklığı, gecikmelerin yoğunluğu ve ödeme performansına ilişkin birçok veriyi birlikte değerlendirerek şirketlerin ödeme davranışlarına ilişkin önemli içgörüler sunuyor. Bu sayede işletmeler yalnızca mevcut finansal tabloyu değil, gelecekte oluşabilecek tahsilat risklerini de önceden öngörebiliyor ve ticari ilişkilerini daha güvenli şekilde yönetebiliyor. Gerçek zamanlı takip ve erken uyarı sistemi URBA360, ticari risk analizinin yanında şirketlere sürekli izleme yeteneği de kazandırıyor. Kullanıcılar takip ettikleri şirketlerde meydana gelen önemli değişiklikleri anlık bildirimlerle izleyebiliyor. Finansal göstergelerde yaşanan değişimler, risk seviyesindeki güncellemeler veya ticari yapıyı etkileyebilecek gelişmeler platform üzerinden gerçek zamanlı olarak takip edilebiliyor. Bu yapı sayesinde şirketler yalnızca riskleri analiz etmekle kalmıyor; değişen koşullara hızla uyum sağlayarak müşteri ve tedarikçi portföylerini proaktif biçimde yönetebiliyor. Web platformu üzerinden erişilebilen sistem, ticari bilgi raporlarını günlük olarak güncelleyerek karar alma süreçlerine sürekli destek sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru Haber

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru

Dünyada Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere rehberlik eden raporlarından bir yenisini daha Otomotiv Sektörü odağında hazırladı. Raporda yeni "Made in Europe" çerçevesinin hâlen birçok belirsizlik içerdiği, bu belirsizlikten Türkiye’nin de etkilenebileceği belirtiliyor. Küresel otomotiv sektöründe güç dengesinin ise Asya’ya kaydığı vurgulanıyor. Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla değiştiği belirtilen raporda, Çin’in tek başına artık dünya otomobil satışlarının yüzde 37’sini gerçekleştirdiği ve bu oranın, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde Avrupa'nın küresel pazar payının yüzde 20'nin altına, Kuzey Amerika'nın payının ise yüzde 21'e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştığı raporda vurgulanıyor. Öte yandan yine Allianz Trade’in raporuna göre; küresel otomotiv pazarı 2025 yılında üst üste üçüncü kez büyüme kaydetti. Pazarın yaklaşık yüzde 5 büyüyerek, 2024 yılındaki yüzde 3'lük büyümenin de üzerine çıktığı bilgisi verilen raporda bu büyümenin lokomotifinin artık belirgin şekilde Asya'ya kaydığı belirtiliyor. Dünyanın iki büyük olgun pazarı olan Avrupa ve ABD’nin sınırlı bir performans sergilediği, Avrupa pazarı yatay seyrederken, ABD’nin yalnızca yüzde 2 büyüyebildiği de verilen bilgiler arasında bulunuyor. Öte yandan Çin pazarının yüzde 9 büyüyerek dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunun altı çiziliyor. Rapora göre Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer gelişmekte olan ülkeler de küresel büyümeye önemli katkı sağladı. Çin hariç Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya’nın ise daha sınırlı düzeyde, yaklaşık yüzde 3 büyüme gösterdiği raporda belirtiliyor. Dolayısıyla 2025 yılının yalnızca daha fazla aracın satıldığı bir yıl değil; aynı zamanda küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin belirgin biçimde Asya'ya ve özellikle Çin'e kaydığı bir dönüm noktası olarak öne çıktığı bir yıl olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Made in Europe’un Türkiye’ye etkileri Allianz Trade’in raporunda Made in Europe’un içerdiği belirsizlikleri Türkiye otomotiv sektörü açısından 2026 yılının en önemli risklerinden biri olarak öne çıktığı vurgulanıyor. Türkiye'nin Avrupa'nın yeni otomotiv üretim çerçevesine dahil edilip edilmeyeceğinin henüz netlik kazanmadığı verilen bilgiler arasında… Araçların "Made in Europe" statüsü kazanabilmesi için uygulanacak mevcut yüzde 70 AB katma değer eşiğinin, Türkiye'de gerçekleştirilen üretimin bu kriterin dışında kalmasına neden olabilecek kadar yüksek bir seviye olduğu belirtiliyor. Ayrıca raporda; Türkiye'nin "Made in EU" statüsü kazanması durumunda, Çin menşeli içeriklerin AB teşviklerinden dolaylı olarak yararlanabileceği bir geçiş noktası hâline gelebileceğine yönelik endişelere dikkat çekiliyor. Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, ekonomimizin lokomotifi olan otomotiv sektöründeki stratejik varlığımızı ve otomotiv üreticileri ile tedarikçilerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapatan sektörümüz, ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) raporlarının da işaret ettiği üzere 2026'nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda yüzde 8,2'lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre döviz bazında yaklaşık yüzde 15 artırarak desteğimizi bir kez daha ortaya koyduk. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz.” Raporda, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin giderek güçlenen varlığının; elektrikli araç ve batarya sektörlerine yönelik destekleyici mali politikalar ile Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde daha da belirginleştiği, bu durumun Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki rolüne ilişkin tartışmaları da artırdığı vurgulanıyor. Öte yandan Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen raporda; Avrupa Birliği’nin, Türkiye'nin açık ara en büyük otomotiv ihracat pazarı konumunda bulunduğu hatırlatılıyor. 2025 yılında otomotiv ihracatının, 30,11 milyar dolar ile yüzde 72,5'isinin AB ülkelerine gerçekleştirildiği bilgisi raporda veriliyor. Almanya’nın ise tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ve yıllık bazda yüzde 36'lık artışla en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekiliyor. Allianz Trade’in raporunda; Türkiye'nin AB menşei statüsünün yalnızca kısmen dışında bırakılmasının bile Türkiye'de üretilen araç ve otomotiv parçalarının en büyük ihracat pazarındaki tercihli ticaret avantajlarını kaybetmesine yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bu durumun ise küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye'ye yatırım yapma gerekçelerini zayıflatabileceği, tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa'ya taşınan üretim merkezlerine yönelmesi riskini de beraberinde getirebileceği raporda öngörülüyor. İç Talebin Gücü Allianz Trade’in Otomotiv Sektörü Raporu’na göre; Türkiye'nin rekor düzeye ulaşan iç pazar satışları bir diğer deyişle 2025 yılında toplam araç satışlarının yıllık bazda yüzde 10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaşması, dış talebin zayıfladığı bir dönemde sektör açısından önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Brüksel'in AB menşei kriterlerini sıkılaştırması ve küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte, iç pazarın daralan ihracat fırsatlarına yönelmesi beklenen üretim hacmini absorbe edebilmesi sektör için önemli bir avantaj sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm Haber

KOBİ'lerin Tahsilat Sorununa Radikal Çözüm

Ekonomik dalgalanmaların ve nakit akışı baskısının KOBİ'ler üzerinde yoğunlaştığı bu dönemde, Özel Riskler Yönetim Merkezi (ÖRYM) koordinasyonunda hayata geçirilen Devlet Destekli Alacak Sigortası (DDAS) sisteminin önemi her zamankinden daha fazla artıyor. Ticari alacakları devlet güvencesi altına alan DDAS, KOBİ'ler için kritik bir kamu ürünü olarak öne çıkarken DDAS sistemine dahil bir sigorta şirketi olan Prive Sigorta bu güvenceyi çok daha erişilebilir hale getirdi. Bürokratik engelleri ortadan kaldıran dijital altyapı sayesinde başvuru süreçleri hızlanırken, Prive Sigorta'nın "dijital KOBİ" ve "dijital acente" ağı üzerinden yürütülen elektronik başvuru modeliyle Türkiye'nin 81 ilindeki KOBİ'ler DDAS sistemine kolaylıkla erişebiliyor. KOBİ'ler Tek Bir Panel Üzerinden Dijitalleşiyor Prive Sigorta'nın devreye aldığı yeni dijital yapı ile KOBİ'ler artık DDAS başvurularını elektronik ortamda doğrudan kendileri doldurabiliyor; başvurular tek bir platform üzerinden hem sigorta acentelerine hem de eş zamanlı olarak Prive Sigorta tarafından Özel Riskler Yönetim Merkezi'ne iletiliyor. Böylece süreç hem sadeleşiyor hem de önemli ölçüde hız kazanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca başvuru süreçlerini kolaylaştırmakla kalmıyor; DDAS'ın çok daha geniş bir tabana yayılmasını sağlayarak sistemin sahadaki etkinliğini belirgin şekilde artırıyor. Prive Sigorta ile E-Fatura Artık Teminat ve Likidite Aracı Prive Sigorta, vadeli alacakları yalnızca sigortalamakla kalmayıp alternatif bir finansman aracına dönüştüren bir yapı sunuyor. Alacağın devri altyapısı sayesinde KOBİ'ler, vadesi gelmemiş alacaklarını DDAS güvencesiyle ödemelerde kullanabilmekte ve banka limitlerine bağlı kalmadan ticaretlerinde likidite üretebilmekte. Dijitalleşme DDAS'ın başarısına olumlu katkı sunuyor Konu ile ilgili değerlendirmede bulunan Türk Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Ali Sertaç Canal, Devlet Destekli Alacak Sigortası'nın KOBİ'lerin ticari sürdürülebilirliğini güvence altına alan stratejik bir ürün olduğuna dikkat çekti. Dijitalleşmenin sistem üzerindeki dönüştürücü etkisine de vurgu yapan Canal, "Hayata geçirilen dijital entegrasyonlar sistemin sahadaki erişilebilirliği ve etkinliği önemli ölçüde artıyor. Bu sayede KOBİ'ler sistemi doğrudan kullanma imkanına erişiyor." ifadelerini kullandı. Canal ayrıca, DDAS'ın yalnızca işletmeleri korumakla kalmadığını, aynı zamanda ticari güven ortamını güçlendiren ve ekonomik istikrarı destekleyen bir rol üstlendiğini belirterek, "Kayıtlı ekonominin güçlenmesi, ticari ilişkilerde güvenin artması ve finansal risklerin yönetilebilir hale gelmesi açısından DDAS çok önemli bir enstrüman. Bu yapının yaygınlaşması, ülke ekonomisinin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde büyümesine katkı sağlayacaktır" değerlendirmesinde bulundu. Prive Sigorta Genel Müdürü Ahmet Gökhan Kerem ise DDAS'ın sahadaki gerçek ihtiyaçlara doğrudan yanıt veren güçlü bir model olduğuna dikkat çekerek, "DDAS'ın KOBİ'leri yalnızca koruyan değil, aynı zamanda onların büyümesini destekleyen ve ticari hayatlarını sürdürülebilir kılan bir yapı olduğunu gördük. Bu nedenle sistemde aktif rol alma kararı aldık" dedi. Kerem, Özel Riskler Yönetim Merkezi tarafından kurgulanan bu yapının, doğru entegrasyonlarla çok daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurgulayarak, "Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye'nin 81 ilinde faaliyet gösteren KOBİ'ler vadeli alacaklarını sigorta güvencesi altına alarak işletme sermayesine dönüştürebiliyor. Bu sayede firmalar, banka limitlerine bağımlı kalmadan ticaretlerini daha özgür, esnek ve güvenli bir zeminde sürdürebiliyor" ifadelerini kullandı. Dijital altyapının sağladığı hız ve erişilebilirliğin altını çizen Kerem, "Kurduğumuz dijital KOBİ ve dijital acente ekosistemi sayesinde başvuru süreçlerini sadeleştirirken, sistemin sahadaki yaygınlığını da önemli ölçüde artırıyoruz. Amacımız, DDAS'ı yalnızca bir sigorta ürünü olmaktan çıkarıp KOBİ'ler için aktif kullanılan bir finansal araç haline getirmek" dedi. Kerem ayrıca, bu dönüşümün Türkiye ekonomisi açısından taşıdığı öneme de değinerek, "KOBİ'lerin tahsilat risklerini yönetebildiği, nakit akışını daha sağlıklı planlayabildiği bir yapı; ticari güveni artırır, üretimi destekler ve ekonomik istikrarı güçlendirir. Biz de Prive Sigorta olarak bu dönüşümün öncülerinden biri olmaktan büyük bir heyecan ve sorumluluk duyuyoruz" diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.