Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Algoritma

Kapsül Haber Ajansı - Algoritma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Algoritma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

21. Kadir Has Ödülleri Sahiplerini Buldu Haber

21. Kadir Has Ödülleri Sahiplerini Buldu

21. Kadir Has Ödülleri’nde “Bilim, Teknoloji ve Yapay Zekâ” alanlarında kapsamlı araştırmalara imza atan ve bu alandaki araştırmalara katkı sağlayan bilim insanlarımıza “Üstün Başarı” ve “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı” ödülleri verildi. Ülkemizin ulusal ve uluslararası düzeyde önemli başarılara imza atan değerli bilim insanlarını ve toplumun gelişimine katkıda bulunan kurumlarını kamuoyuyla tanıştırmayı amaçlayan Kadir Has Ödülleri’nin töreni bu yıl 25 Mart 2026 Çarşamba günü gerçekleştirildi. Kadir Has Üniversitesi’nin kurucusu ve ülkemizin güzide hayırseverlerinden Kadir Has’ın vefatının 19. yıl dönümünde, üniversitenin Cibali’deki merkez kampüsünde düzenlenen anma programı kapsamında 21. Kadir Has Ödülleri sahiplerini buldu. 2026 yılının ödül verilecek çalışma alanı; “Bilim, Teknoloji ve Yapay Zekâ” olarak seçildi ve önemli başarılara imza atarak bu alandaki araştırmalara katkı sağlayan bilim insanlarımıza “Üstün Başarı” ve “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı” ödülleri takdim edildi. 21. Kadir Has Ödülleri Değerlendirme Kurulu’nda şu isimler yer aldı: Prof. Dr. Ayşe Başar (Kadir Has Üniversitesi Rektörü), Prof. Dr. Albert Ali Salah (Utrecht University), Prof. Dr. Arzucan Özgür (Boğaziçi Üniversitesi), Prof. Dr. Metin Sitti (Koç Üniversitesi), Doç. Dr. Canan Dağdeviren (Massachusetts Institute of Technology). ÜSTÜN BAŞARI ÖDÜLÜ 21. Kadir Has Ödülleri’nde “Üstün Başarı Ödülü”, Prof. Dr. Asuman Özdağlar’a verildi. Oyun teorisi ve dağıtık optimizasyon alanlarında gerçekleştirdiği öncü akademik çalışmaları; yapay zekâda çok ajanlı sistemler, stratejik karar alma süreçleri ve büyük ölçekli öğrenme algoritmalarının matematiksel temellerine sunduğu özgün ve kalıcı katkılar; uluslararası bilim dünyasında ortaya koyduğu akademik liderlik ve üstün bilimsel üretkenliği nedeniyle, Prof. Dr. Asuman ÖZDAĞLAR, “Üstün Başarı Ödülü”ne layık görülmüştür. Asuman Özdağlar, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde (MIT) Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri (EECS) alanında Mathworks Profesörüdür. Kendisi, EECS Bölüm Başkanı ve MIT Schwarzman Bilgisayar Koleji'nin Akademik İşlerden Sorumlu Dekan Yardımcısıdır. Araştırma uzmanlık alanları arasında optimizasyon, makine öğrenimi, ekonomi ve ağlar yer almaktadır. Son dönemdeki araştırmaları; çok sayıda ve çeşitli insan-makine katılımcısına sahip, veri odaklı çevrimiçi sistemler için teşviklerin ve algoritmaların tasarlanmasına odaklanmaktadır. Özdağlar; veri sahipliği ve piyasaları, sosyal medyada yanlış bilginin yayılması, ekonomik ve finansal bulaşıcılık ile sosyal öğrenme konularını araştırmıştır. Profesör Özdağlar; Microsoft bursu, MIT Lisansüstü Öğrenci Konseyi Öğretim Ödülü, NSF Kariyer Ödülü, Amerikan Otomatik Kontrol Konseyi'nin 2008 Donald P. Eckman Ödülü, 2014 Spira Öğretim Ödülü'nün yanı sıra Keithley, Seçkin Mühendislik Fakültesi ve Mathworks profesörlük unvanlarının sahibidir. Kendisi bir IEEE Fellow ve IFAC Fellow üyesidir; ayrıca Uluslararası Matematikçiler Kongresi'ne davetli konuşmacı olarak seçilmiştir. Doktora derecesini, Elektrik Mühendisliği ve Bilgisayar Bilimleri alanında 2003 yılında MIT'den almıştır. GELECEK VADEDEN BİLİM İNSANI ÖDÜLÜ 21. Kadir Has Ödülleri’nde “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü” ise Dr. Öğr. Üyesi Fatma Güney’e verildi. Otonom sistemler ve görüntü işleme alanlarında gerçekleştirdiği özgün akademik çalışmaları; sahne geometrisinin anlaşılması, hareket analizi ve belirsizlik modellemesi konularında yapay zekâ temelli görsel algı sistemlerinin geliştirilmesine sunduğu önemli katkılar; uluslararası bilim dünyasında ortaya koyduğu akademik üretkenlik ve bilimsel çalışmaları nedeniyle, Dr. Öğr. Üyesi Fatma Güney, “Gelecek Vadeden Bilim İnsanı Ödülü”ne layık görülmüştür. Fatma Güney, Koç Üniversitesi’nde Doktor Öğretim Üyesi olarak görev yapmaktadır. Doktora derecesini 2017 yılında Tübingen Max Planck Enstitüsü’nden almıştır. Araştırmaları otonom sistemler ve görüntü işleme alanlarında; özellikle geometri, hareket ve belirsizlik konularına odaklanmaktadır. Çalışmaları TÜBİTAK, Avrupa Araştırma Konseyi ve Royal Society tarafından desteklenmiştir. ICCV, ECCV, CVPR ve NeurIPS gibi önde gelen görüntü işleme ve makine öğrenmesi konferanslarında düzenli olarak hakemlik ve alan başkanlığı yapmaktadır. Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşe Başar konuşmasında, Bu yılki ödül temasının Bilim, Teknoloji ve Yapay Zekâ olarak belirlendiğini ifade eden Başar, yapay zekânın hem risk hem de fırsatlar barındırdığını, doğru yönetildiğinde büyük bir potansiyele dönüşeceğini vurguladı. Üniversitelerin yalnızca meslek kazandıran kurumlar olmadığını dile getiren Başar, bireylere eleştirel düşünme, problem çözme ve belirsizlikle başa çıkma becerileri kazandırmanın temel hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Üniversitenin yapay zekâ ekseninde üç temel alana odaklandığını aktaran Başar; idari süreçlerde verimliliğin artırılması, yapay zekânın algoritma geliştirme, etik, hukuki ve felsefi boyutlarının ele alınarak yönlendirici bir yaklaşım geliştirilmesi ve bu birikimin eğitim müfredatına entegre edilmesi başlıklarına değindi. Sürdürülebilir ve nitelikli bir akademik anlayışla geleceğin liderlerini yetiştirmeyi hedeflediklerini ifade eden Başar, ödül alan bilim insanlarını tebrik ederek konuşmasını Kadir Has’ın “Başarı ona talip olanlarındır” sözüyle tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ Her Yönüyle Ele Alındı! Haber

Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ Her Yönüyle Ele Alındı!

Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nce düzenlenen “Diş Hekimliğinde Yapay Zekâ” başlıklı sempozyum Üsküdar Üniversitesi NP Sağlık Yerleşkesi İbni Sina Oditoryumu’nda gerçekleştirildi. Sağlık teknolojileri ve yapay zekânın (YZ) dental teşhis, tedavi ve planlama süreçlerindeki dönüştürücü rolünü akademik bir zeminde ele almak amacıyla düzenlenen sempozyumda, diş hekimliğinde yapay zekâ algoritmalarının teşhis doğruluğunu artırma, klinik karar destek sistemlerini güçlendirme ve kişiselleştirilmiş tedavi planlamaları oluşturma potansiyeli bilimsel yönleriyle ele alındı. Prof. Dr. Ergün Yücel: “Yapay zekâ günümüzde bir klinik pratiğidir” Program, Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ergün Yücel’in açılış konuşmasıyla başladı. Prof. Dr. Ergün Yücel, yapay zekânın artık bir gelecek tasavvuru değil, sağlık alanında günlük uygulamanın parçası haline geldiğini vurguladı. Yapay zekâ konusunun teorik bir tartışma başlığı olmaktan çıktığını ifade eden Prof. Dr. Yücel, “Yapay zekâ günümüzde bir gelecek senaryosu değil, artık günümüzün bizim açımızdan bir klinik pratiğidir. Teşhisten tedavi planlamasına kadar her aşamada mesleğimizin bütün ana bilim dallarında oyunun kuralları adeta yeniden yazılmaktadır.” diye konuştu. Hata ihtimali sıfıra inecek Prof. Dr. Yücel, “Yıllarca diş hekimliğinde ‘önce zarar verme’ dedik. Ama artık günümüzde yapay zekâ teknolojileri ile bir adım öteye geçtik ve ‘Hata yapma ihtimalini sıfıra indir’ diyoruz. Bu belki de yapay zekayla birlikte bir konsept olacak.” ifadesinde bulundu. Yapay zekâ hali hazırda kullanılıyor Yapay zekânın hâlihazırda birçok alanda aktif olarak kullanıldığını dile getiren Prof. Dr. Yücel, “Radyolojide insan gözünden kaçabilecek detayları yakalayabiliyoruz. Cerrahide milimetrik hassasiyetle rehberlik eden uygulamalar kullanıyoruz. Ortodontiden endodontiye, pedodontiden diğer alanlara kadar klinik destek mekanizması olarak bu teknolojilerden yararlanıyoruz.” dedi. Ancak teknolojinin kutsallaştırılmaması gerektiğini de vurgulayan Prof. Dr. Yücel, yapay zekânın hekimlik sanatının yerini alamayacağını söyledi ve “En gelişmiş algoritma bile bir hekimin hastasıyla kurduğu güven bağının ve insani dokunuşun yerini tutamaz. Hiçbir algoritmanın empati yeteneği yoktur” diye konuştu. Prof. Dr. Yücel, yapay zekânın mesleği tehdit etmediğini, aksine hata payını azalttığını ve zaman yönetiminde avantaj sağladığını ifade ederek, “Bu toplantının bir ilk olmasını ve bilimsel altyapı açısından daha farklı uygulamalarla geliştirilmesini diliyorum.” diyerek sözlerini tamamladı. Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel: “Geliştirdiğimiz sistemler hekimin yerine geçmez” Açılışın ardından gerçekleştirilen birinci oturumda yapay zekânın sağlık alanındaki genel çerçevesi ve etik boyutu ele alındı. Oturumda konuşan Üsküdar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, “Yapay Zekâ ve Sağlıktaki Uygulamaları” başlıklı sunumunda özellikle klinik veriye dayalı gerçek uygulamaları paylaştı. Yaklaşık 15 yıldır üniversite bünyesinde faaliyet gösteren NPİSTANBUL Hastanesi’nde üretilen klinik veriler üzerinden çalışmalar yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergüzel, “Geliştirdiğimiz sistemlerin tamamı bir ön tanı sistemidir. Bunlar karar destek sistemleridir. Karar hekime aittir, bizim sistemlerimiz o karara destek olur.” dedi. Yapay zekânın en büyük ihtiyacı veri Yapay zekâ uygulamalarının temelinde büyük veri olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, Endüstri 4.0 süreciyle birlikte seri üretim mantığından “büyük veri odaklı” bir yapıya geçildiğini ifade etti ve “Günlük hayatta hepiniz veri üretiyorsunuz. Telefonlarınız yüzünüzü tanıyor, sesinizi tanıyor. Bunun arkasında sinyal işleme ve görüntü işleme algoritmaları var.” ifadesinde bulundu. Makine öğrenmesinden derin öğrenmeye geçişle birlikte veri hacminin katlanarak arttığını, bu nedenle GPU’lu ve nöromorfik bilgisayarların devreye girdiğini ifade eden Prof. Dr. Ergüzel, “Nöromorfik bilgisayar nöronu taklit eder. Hem veri işler hem geçici hem kalıcı hafıza gibi çalışır. Müthiş hızlıdır.” şeklinde konuştu. Karınca, sürü ve arı algoritmaları Sunumunda biyomimetik (doğadan esinlenen) optimizasyon algoritmalarına da yer veren Prof. Dr. Ergüzel, karınca kolonisi, sürü zekâsı ve arı algoritmalarının sağlık verisi analizinde kullanıldığını anlattı. Karıncaların feromon yoluyla en kısa yolu bulma mekanizmasını örnek gösteren Prof. Dr. Ergüzel, bu mantığın veri içerisinden en anlamlı öznitelikleri seçmekte kullanıldığını söyledi ve “48 öznitelikle %60 doğruluk elde ediyorduk. Karınca koloni optimizasyonu kullandığımızda 22 öznitelik seçildi ve doğruluk %80’e çıktı.” dedi. Sürü zekâsı ile sürü psikolojisinin karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ergüzel, “Sürü psikolojisinde sorgusuz taklit vardır. Sürü zekâsında ise başkalarının tecrübelerinden istifade ederek rasyonel karar verme vardır.” ifadesinde bulundu. Arı algoritmasını ise “waggle dance” (arı dansı) üzerinden örnekleyen Prof. Dr. Ergüzel, arıların 6 kilometreye kadar noktasal doğrulukta nektar kaynağı adresi verebildiğini belirtti. 40 bin veriyle duygu tanıma modeli Psikiyatrik hastalıkların yanı sıra yüz üzerinden duygu tanıma çalışmaları da yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Ergüzel, 40 binin üzerinde veri kullanarak 7 temel duyguyu sınıflandırdıklarını açıkladı. Konuşmasının sonunda yapay zekânın sunduğu fırsatların yanında eğitim sistemine düşen sorumluluğa dikkat çeken Prof. Dr. Ergüzel, gençlerin makinelerin kolayca yapamayacağı alanlarda yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Bellaz: “Yapay zekâ diş hekimliğinde yeni bir cihaz değil, paradigmayı değiştirecek” Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalından öğretim üyesi ve Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Protetik Diş Tedavisi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Berk Bellaz, “Bilimsel Bilgi, Etik Sorunları ve Toplumsal Ön Yargılar” başlıklı konuşmasında yapay zekâ çalışmalarının etik sınırlarını ve toplumsal yansımalarını değerlendirerek, yapay zekânın yalnızca teknolojik bir yenilik değil, bilimsel düşünceyi ve hekim kimliğini dönüştürebilecek bir paradigma değişimi anlamına geldiğini söyledi. Yapay zekânın diş hekimliğinde yalnızca yeni bir cihaz gibi algılanmasının eksik bir yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Bellaz, “Bilimsel doğrunun bile mutlak olmadığı bir dönemde yapay zekâ kararlarına nasıl yaklaşacağız?” sorusunu yöneltti. Yapay zekâ karar vermez, karar desteği sunar Yapay zekânın “her şeyi bilen bir falcı” gibi görülmesinin tehlikeli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bellaz, “Yapay zekâ mevcut verileri tarar, olasılıkları ortaya koyar ve bir karar destek mekanizması sunar. Kararın kendisini vermez.” dedi. Yapay zekâ ile birlikte etik ve hukuki tartışmaların kaçınılmaz olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bellaz, “Bilimsel doğrunun kesin olmadığı bir dönemde verilen karardan kim sorumlu olacak? Hekim mi, yazılımcı mı, algoritma mı?” sorusunu gündeme getirdi. Hekim kimliği değişecek Otonom robotların devreye girmesiyle fiziksel yorgunluk, manipülasyon hatası gibi insana özgü sınırlılıkların azalacağını söyleyen Prof. Dr. Bellaz, “Yeni hekim; empati odaklı, karar koordinatörü ve koruyucu hekimlik merkezli bir profile evrilecek.” diye konuştu. Prof. Dr. Bellaz, yapay zekânın teşhis ve tedavide kullanımı için zorunlu bir “yapay zekâ formasyon eğitimi”nin de gündeme gelebileceğini ifade ederek, “Nasıl öğretmenlik için formasyon gerekiyorsa, belki de yapay zekâ kullanan hekimler için de benzer bir eğitim şart olacak” dedi. Prof. Dr. Yumuşhan Günay: “Yapay zekâ planlamada pusula olabilir ama tasarımda hâlâ yolun başındayız” Üsküdar Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yumuşhan Günay, sempozyumda “Subperiostal İmplantların Yapımında Yapay Zekânın Kullanımı” başlıklı sunumuyla yapay zekânın implant planlamasındaki rolünü ve sınırlarını kapsamlı biçimde ele aldı. Sunumunu, tez öğrencisi ve aynı zamanda intern diş hekimi Furkan Hastaoğlu ile birlikte hazırladıklarını belirten Prof. Dr. Günay, “Bu konu aynı zamanda öğrencimizin tez çalışması. Birlikte yürüttüğümüz bir araştırma sürecinin ara çıktıları niteliğinde.” dedi. Yüzde 30’a yakın bir popülasyonda klasik implant uygulanamıyor Subperiostal implantların önemine değinen Prof. Dr. Günay, günümüzde implant tasarımında hâkim olan konseptin “dübel mantığı” olarak ifade edilen yaklaşım olduğunu hatırlattı. “Bu tür implantların klinikte uygulanamadığı %30’a yakın bir popülasyon var” diyen Prof. Dr. Günay, ek cerrahi girişim gerektiren ya da buna rağmen uygulanamayan vakaların ciddi bir hasta grubunu oluşturduğunu vurguladı. Literatür ve planlamada güçlü, üç boyutlu tasarımda zayıf Yapay zekanın literatür ve planlamada güçlü, üç boyutlu tasarımda zayıf olduğunu söyleyen Prof. Dr. Günay, “Yapay zekânın tasarım aşamasındaki zayıflığının iki temel nedeni olabilir. Birincisi veri tabanının fakirliği. İkincisi görsel işleme yeteneğindeki zafiyet.” diye konuştu. Planlama ve literatür derleme aşamasında yapay zekânın “inanılmaz bir tasarruf ve kolaylık” sağladığını vurgulayan Prof. Dr. Günay, üç boyutlu gerçek anatomik modelleme söz konusu olduğunda ise henüz klinik beklentileri karşılamadığını ifade etti. Prof. Dr. Günay, yapay zekânın kolaycılık aracı olarak görülmemesi gerektiğini söyleyerek, “Beklentilerimizi kolaycılıkla eşleştirerek yapay zekâyı kullanmak sakat bir yaklaşım olur. İpin ucu bizim elimizde olmalı. Şu an itibarıyla yapay zekâ; yardımcı teşhis ve planlama aracı olarak çok güçlü, ama tasarımın sorumluluğunu devredeceğimiz bir noktada değil.” dedi. Sempozyumda neler yapıldı? İkinci oturumda Dr. Öğr. Üyesi Fatma Aslı Konca Taşova ortodontide yapay zekâ uygulamalarını ele alırken, Dr. Öğr. Üyesi Anıl Özgün Karatekin endodontide dijital rehberlik, artırılmış gerçeklik ve robotik destek konularını anlattı. Prof. Dr. Hacer Şahin Aydınyurt, periodontolojide akıllı tanı sistemlerinden kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarına uzanan süreci değerlendirdi. Dr. Öğr. Üyesi Büşra Sınmaz, derin öğrenme yöntemleriyle MR görüntüleri üzerinden temporomandibular eklem (TME) yapısal bileşenlerinin segmentasyonunu bilimsel veriler ışığında aktardı. Sempozyumun son bölümünde Dr. Öğr. Üyesi Hazal Abat, gömülü üçüncü molar dişlerde oluşan patolojik durumların yapay zekâ modelleriyle tespitini ele aldı. Dr. Öğr. Üyesi Ece İrem Ravalı Ertan, ağız, diş ve çene cerrahisinde yapay zekâ uygulamalarına ilişkin güncel gelişmeleri paylaştı. Programın son sunumu ise Öğr. Gör. Yaren Dilci Halmedow tarafından gerçekleştirildi. Halmedow, protetik diş tedavisinde yapay zekâ ve akıllı ajanların kullanımına dair gelecek perspektifini katılımcılarla paylaştı. Sempozyumda katılımcılarla toplu fotoğraf da çekildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme Haber

Türkiye’de Yapay Zeka Devrimi: 2026’da Ekonomiyi Değiştirecek 7 Kritik Gelişme

1. Giriş: Türkiye’de Yapay Zeka’ya Artan İlgi Son yıllarda yapay zeka (YZ), hem küresel hem de yerel gündemde Türkiye’nin dijital dönüşümünün merkezine yerleşti. Gazetelerden dergilere, akademiden kamu politikalarına kadar her alanda YZ tartışılıyor. Türkiye için bu teknoloji sadece bir yenilik değil; ekonomik büyüme, verimlilik artışı ve küresel rekabet gücünü artırma potansiyeli taşıyor. Google Discover gibi içerik platformlarında yer almak için de ilgi çekici, özgün ve güncel konular öne çıkıyor. Yapay zeka, arama eğilimleri ve trendlerde ilk sıralarda yer alıyor ki bu da doğru şekilde yazılmış bir makalenin Discover’da görünme ihtimalini ciddi şekilde artırıyor. Bu makalede, Türkiye’de yapay zekanın ne olduğunu, nerelerde uygulandığını, iş gücüne etkilerini, fırsatlarını ve geleceğe dair stratejik yaklaşımları ele alacağız. 2. Yapay Zeka Nedir? Temel Kavramlar Yapay zeka kavramı genellikle karmaşık gibi görünse de aslında birkaç temel alt başlıktan oluşur. 2.1. Makine Öğrenimi Makine öğrenimi, bilgisayarların verilerden öğrenmesini sağlayan bir YZ dalıdır. İnsan müdahalesi olmadan örüntüler çıkarabilir. 2.2. Derin Öğrenme Derin öğrenme, makine öğreniminin bir alt kategorisidir ve sinir ağları kullanarak büyük veriler üzerinde daha karmaşık öğrenmeler yapabilir. 2.3. Doğal Dil İşleme Doğal dil işleme (NLP), makinelerin insan dilini anlaması ve üretmesidir. Örneğin sanal asistanlar ve otomatik çeviri sistemleri bu teknolojiyi kullanır. 3. Küresel Ölçekte Yapay Zeka Trendleri Dünya genelinde devletler ve şirketler yapay zekaya stratejik yatırımlar yapıyor. Bu yatırımların bazı ana hatları şöyle: 3.1. Devlet Politikaları Çin, ABD ve AB ülkeleri gibi ekonomik güçler, ulusal yapay zeka stratejileri belirleyerek eğitim, Ar-Ge ve altyapı alanında dev bütçeler ayırıyor. 3.2. Büyük Teknoloji Şirketlerinin Rolü Google, Microsoft, Amazon gibi devler yapay zeka araştırmalarını ticari ürünlere dönüştürüyor. Bu da teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. 4. Türkiye’de Yapay Zeka Ekosistemi Türkiye’de hem kamu hem özel sektör yapay zeka alanında yatırımlarını artırıyor. 4.1. Üniversiteler ve Araştırma Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde YZ araştırma merkezleri aktif şekilde faaliyet gösteriyor. Akademik yayınlar ve uluslararası projelerle Türkiye bu alanda ses getiriyor. 4.2. Yerli Teknoloji Girişimleri Türkiye’de yapay zeka odaklı startup’lar ortaya çıkıyor. Özellikle sağlık, e-ticaret ve finans sektöründe inovatif çözümler sunan firmalar dikkat çekiyor. 5. Yapay Zeka Uygulama Alanları Yapay zekanın yaşamımıza etkisi sadece teori değil; günlük hayatta birçok sektörde somut sonuçlar doğuruyor. 5.1. Sağlık Sektörü Hastalık teşhisinden tedavi planlamasına, tıbbi veri analizinden robot yardımlı cerrahiye kadar YZ sağlıkta devrim yaratıyor. Türkiye’de bazı hastaneler yapay zeka destekli görüntüleme sistemleri kullanmaya başladı. 5.2. Eğitim Öğrencilerin öğrenme stillerine göre kişiselleştirilmiş içerikler sunan yapay zeka tabanlı eğitim uygulamaları yaygınlaşıyor. 5.3. Tarım Tarımda verimliliği artırmak için yapay zekalı drone’lar, sensörler, toprak analiz sistemleri kullanılıyor. Bu sayede kaynaklar daha etkin yönetiliyor. 5.4. Finans Bankacılık ve finans sektöründe risk analizi, dolandırıcılık tespiti ve otomatik yatırım danışmanlığı (robo-advisors) gibi YZ tabanlı uygulamalar yükselişte. 6. Yapay Zeka ve İş Gücü: Fırsatlar & Riskler Yapay zeka, iş dünyasını baştan aşağı değiştirecek iki yönlü bir etkiye sahip: 6.1. Yeni İş Alanları YZ uzmanları, veri bilimciler, robotik mühendisleri gibi yeni meslekler ortaya çıkıyor. Ayrıca mevcut mesleklere YZ yetkinlikleri ekleniyor. 6.2. Otomasyonun Etkileri Bazı rutin işler otomasyonla elimine olabilir. Bu durum çalışanların yeniden eğitim ve beceri kazanmasını önemli hale getiriyor. 7. Türkiye İçin Stratejik Öneriler Türkiye, yapay zekada dışa bağımlılığı azaltmak ve global rekabette güçlü bir konuma gelmek için aşağıdaki stratejileri değerlendirebilir: 7.1. Eğitim Reformu İlk ve orta öğretimde temel yapay zeka ve kodlama dersleri eklenmeli. Üniversiteler YZ odaklı programlar açmalı. 7.2. Ar-Ge Teşvikleri Startuplar ve KOBİ’ler için Ar-Ge destekleri artırılmalı, vergi indirimleri ve hibe programları yaygınlaştırılmalı. 7.3. Yerli Yapay Zeka Politikası Milli veri stratejisi ve yerli algoritma geliştirme politikaları oluşturulmalı. 8. Yapay Zeka Etiği & Hukuki Boyut Teknoloji ilerledikçe etik ve hukuki standartlar da önem kazanıyor. 8.1. Veri Güvenliği Kişisel verilerin korunması kanunlarına uyum, YZ uygulamalarında temel bir gerekliliktir. 8.2. Adil Kullanım Algoritmalarda önyargıların önlenmesi, şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu etik ilkeler arasında yer almalı. 9. Başarılı Türk Yapay Zeka Projeleri Türkiye’de geliştirilmiş dikkat çeken yapay zeka projelerinden bazıları: Sağlıkta görüntüleme analiz sistemleri Tarımda verim takip platformları E-ticarette müşteri analiz araçları Akıllı şehir çözümleri Bu projeler hem yatırım çekiyor hem de uluslararası pazarda yer buluyor. 10. Sonuç: Türkiye’nin Dijital Geleceği Yapay zeka teknolojisi Türkiye için sadece bir trend değil; ekonomik büyüme, inovasyon ve küresel rekabet avantajı yaratacak bir dönüştürücü güçtür. Devlet politikalarından özel sektöre, eğitimden etik standartlara kadar bütüncül bir yaklaşım ile Türkiye bu alanda güçlü bir aktör olabilir. ???? Sıkça Sorulan Sorular (FAQ) 1. Yapay zeka nedir? Yapay zeka, makinelerin insan benzeri öğrenme ve karar verme yeteneklerini ifade eder. 2. Türkiye’de yapay zeka eğitimi almak için hangi şehirler öne çıkıyor? İstanbul, Ankara ve İzmir’deki üniversiteler YZ eğitiminde güçlü programlara sahip. 3. Yapay zeka işsizliği artırır mı? Bazı rutin işler otomatikleşebilir; ancak yeni iş alanları da yaratacaktır. 4. Yapay zeka herkes için erişilebilir mi? Teknoloji yaygınlaştıkça yapay zeka araçları bireyler ve küçük işletmeler için de erişilebilir hale geliyor. 5. Türkiye’de yapay zeka politikası var mı? Türkiye’nin dijital dönüşüm stratejileri arasında yapay zeka için yol haritaları geliştirme çabaları bulunuyor. 6. Yapay zeka etik bir risk oluşturur mu? Veri güvenliği ve algoritmik önyargı gibi konular yapay zekada etik risklerdir ve düzenleme gerektirir.

Yapay Zekâ Zirvesi-AGI’de Değer Odaklı Dönüşüm Vurgusu Haber

Yapay Zekâ Zirvesi-AGI’de Değer Odaklı Dönüşüm Vurgusu

Türkiye’de kurumsal yapay zekâ alanının önde gelen buluşmalarından biri olarak konumlanan Yapay Zekâ- AGI kısa adıyla BZagi’de geleceği şekillendiren teknolojilerden stratejik yaklaşımlara kadar geniş bir çerçevede sektörün gündemine yön veren başlıklar, kapsamlı biçimde masaya yatırıldı. “AGI Etkisi: Kurumlar İçin Güç, Risk ve Yeni Oyun Kuralları” temasıyla düzenlenen etkinlikte, Yapay Genel Zekâ’nın kurumları nasıl dönüştürdüğü, hangi alanlarda rekabet avantajı yarattığı ve beraberinde getirdiği riskler kapsamlı biçimde değerlendirildi. Türkiye’nin en büyük kurumlarında yapay zekâ dönüşümünü yöneten 300’ün üzerinde üst düzey yönetici ve karar verici; insan–makine iş birliğinin yeni modellerinden sorumlu zekâ yaklaşımına, iş süreçlerinden toplumsal etkilere kadar uzanan çok boyutlu başlıkları stratejik perspektifle ele aldı. Yeni Dönemin Dinamikleri Zirvede Şekillendi Tamamı kürasyonla belirlenen katılımcı profiliyle kapalı devre ve yüksek etki alanına sahip bir platform sunan zirve; CIO’lar, CTO’lar, yapay zekâ ve veri liderlerini aynı çatı altında buluşturdu. Otonom iş modelleri, yapay zekâ ve güvenlik ilişkisi, değişen regülasyonlar, üretken yapay zekâ ile artan kurumsal verimlilik, model güvenilirliği ve bulut tabanlı performans başlıkları derinlemesine ele alındı. Açılış, Konuşmalar ve Panellerden Öne Çıkanlar Zirvenin açılışı konuşmasını gerçekleştiren BThaber Başkan Yardımcısı Neslihan Aksun “Bugün “AGI Eşiğinde”yiz. Yapay zekâ artık yalnızca otomasyon, analiz ve tahmin değil. Yapay zekâ artık karar süreçlerine dokunan, yönetişimi etkileyen, kurumsal stratejinin bir parçası haline gelen bir güç. Ve biz de bugün şu soruyu soruyoruz: AGI eşiğinde kurumlar nasıl konumlanmalı? AGI, insan zekâsını taklit eden bir teknoloji olmanın ötesinde, kurumların öğrenme biçimini, risk yönetimini, hatta liderlik anlayışını değiştirecek bir potansiyel taşıyor. Bu yeni zekâ çağında; veriye sahip olmak ve veriyi anlamlandırmak yetmeyecek. Asıl mesele, bu zekâyı sorumlulukla, etikle ve stratejik akılla yönetebilmek olacak” dedi. “İnsan rolü ortadan kalkmak yerine, kararları yöneten ve denetleyen bir konuma evrilmektedir” Koddan Karara: Zekânın Yönetimi Kimin Elinde? Başlıklı sunumunda yapay zekâ sistemlerinin geniş bir perspektife sahip olması nedeniyle konuşmasında odağını karar destek sistemleri üzerine yönelttiğini belirten etkinliğin baş konuşmacısı Trendyol Group, Sr. Staff Engineer Alican Kiraz; “Özellikle kurumlarda ve yazılım ekiplerinde şu sorular sıkça soruluyor: ‘Yapay zekâ işimizi elimizden alacak mı?’ Bu noktada şunu vurgulamak önemli: Yapay zekâ tek başına bir tehdit değildir. Bir sistemin gerçek anlamda etkili olabilmesi için yalnızca düşünmesi değil, eyleme geçebilmesini sağlayan agentic yapılara sahip olması gerekir. Günümüzde kullanılan sistemlerin büyük bölümü matematiksel ve istatistiksel karar mekanizmalarına dayanırken, yapay zekâ da benzer şekilde veriyi analiz ederek anlamlı çıktılar üretmektedir. Bu noktada klasik otomasyon ile agentic sistemler arasındaki fark önem kazanmaktadır. Birden fazla yapay zekâ bileşeninin koordineli biçimde çalıştığı bu yapılar, süreçleri yönetebilen yeni bir dönüşüm alanı oluşturmaktadır. Endüstri 4.0 ile gündeme gelen “karanlık fabrikalar” vizyonuna rağmen, gelişmiş karar destek sistemleri kurumların tamamen insansız yapılara dönüşmesini zorunlu kılmamaktadır. İnsan rolü ortadan kalkmak yerine, kararları yöneten ve denetleyen bir konuma evrilmektedir” dedi. “Kritik nokta, bu büyümenin ötesinde doğabilecek ikinci bir pazarın oluşması” Kurumsal yapay zekâ vizyonuna ilişkin değerlendirmelerini paylaşan zirvenin ana sponsoru da olan Treomind’ın CEO’su ve Yönetici Ortağı Alper Yıldız; “Yapay zekâ hayatın ve iş dünyasının ayrılmaz bir parçası hâline geldi. Rekabette geri kalmamak için yapay zekânın iş süreçlerine entegre edilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Türkiye’de pazar bugün yaklaşık 1.2 milyar dolar seviyesinde ve önümüzdeki beş yıl içinde 8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bununla birlikte asıl kritik nokta, bu büyümenin ötesinde doğabilecek ve yaklaşık 50 milyar dolarlık yeni bir ekonomik hacim yaratma potansiyeline sahip ikinci bir pazarın oluşması. Bu dönüşümün; aynı kapasiteyle daha fazla üretim yapmayı, daha fazla müşteriye ulaşmayı ve sürdürülebilir, ölçeklenebilir büyümeyi mümkün kılacak” dedi. Generatif yapay zekânın son dönemde hızla hayatımıza girdiğini ve yapay zekâ ajanlarının karar süreçlerinde giderek daha etkin rol üstlendiğini söyleyen Yıldız, buna rağmen stratejik kararların her zaman insan tarafından verileceğinin altını çizerek; “Bu işin sonunda kararların sistemler tarafından verildiği düşünülebilir; ancak gerçekte nihai karar her zaman insana aittir. Önemli olan, insanın doğru rolde konumlanmasıdır” ifadelerini kullandı. İşNet sponsorluğunda gerçekleşen “Yetenek, Zekâ ve Algoritma Aynı Masada” başlıklı ana panelde; yapay zekâ, yetenek yönetimi ve algoritmik dönüşüm çok boyutlu biçimde tartışıldı. Panel açılış konuşmasını yapan BThaber Başkanı Murat Göçe; “Geçmişte rekabetin en temel gücünün teknoloji olduğunu, teknolojiye sahip olan şirketlerin öne geçtiğini ifade ediyorduk. Ancak bugün gelinen noktada bunun tek başına yeterli olmadığı görülüyor. Yapay zekâya, güçlü donanımlara ve gelişmiş teknolojilere sahip olmak artık rekabette fark yaratmak için tek başına yeterli değil. Gerçek farkı yaratan unsur; doğru yeteneklerin doğru karar mekanizmalarıyla, doğru algoritmalarla birlikte çalışabilmesidir. Şirketler ancak bu uyumu sağlayabildiklerinde rekabette öne çıkabilmektedir. Odağı “Yapay zekâ ile neler yapılabilir?” sorusundan daha ileriye taşımak gerekiyor. Günümüzde yapay zekânın teknik kapasitesi büyük ölçüde biliniyor. Asıl kritik soru ise ‘İnsan, organizasyon ve algoritma birlikte nasıl çalışmalı?’ Kurumsal başarı; yapay zekâyla uyumlu, iş birliğine dayalı ve değer üreten bir çalışma modelinin kurulmasına bağlıdır” dedi. “AGI’nin önündeki en büyük engel yine AGI’nin kendisi” İşNet CEO’su Mehmet Fahri Can ise; “AGI’ye giden yolda kurumların en çok zorlandığı başlıklar arasında altyapı, veri ve organizasyonel hazırlık da yer alır; saha da en büyük kırılma ise bu unsurların tamamında birlikte yaşanmaktadır. AGI, yapay zekânın en genel hâlini ifade eder; yani insanı taklit edebilen bir yapay zekâdan söz ediyoruz. Bugün pek çok kişi ve kurum tartışmayı tam da bu noktaya taşıyor: Gerçekten yapay zekâ insanı taklit edebilir mi, insan gibi davranabilir mi? Peki bunun sınırları nedir ve ne zaman gerçekleşecektir? Bu soruları hâlâ soruyor olmamız, AGI’nin henüz yeterince olgunlaşmadığını da gösteriyor. İnsan zekâsının yerini aldığı bir noktada olmadığımızı görüyoruz ve bunun ne zaman gerçekleşeceğini de bilmiyoruz. Dolayısıyla AGI’nin önündeki en büyük engel yine AGI’nin kendisi. Buna rağmen önümüze bakmamız gerekiyor; çünkü bu süreci, ortak bir kurgu ve anlayışla birlikte inşa etmeye çalışıyoruz” diyerek görüşlerini belirtti. “Doğru yetenek; yapay zekâyla etkin çalışabilen, insan becerilerini teknolojiyle harmanlayabilen kişi” Panelistler arasında yer alan diğer bir isim LHH, Türkiye Ülke Başkanı Neslihan Delikanlı ise “Artık ‘doğru yetenek’ yalnızca teknik açıdan güçlü ya da aynı kurumda uzun yıllar çalışmış deneyimli kişi anlamına gelmiyor. Günümüzde doğru yetenek; yapay zekâyla birlikte düşünebilen, hızlı ve çevik bir zihne sahip olan, kendini sürekli güncelleyebilen birey demek. Araştırmalar, hâlâ dünkü yetkinliklere göre işe alım yapan şirketlerin rekabette geri kalacağını gösteriyor. Buna karşılık, geleceğe hazır olmayı hem yetkinlik setlerini hem de doğru zihniyeti geliştirmeyi öncelik hâline getiren firmaların iş gücündeki dönüşüme liderlik edeceği ifade ediliyor. Bugün rekabet avantajı; hangi diplomaya sahip olunduğundan çok, değişime ne kadar hızlı uyum sağlandığı ve çevik düşünce yapısının organizasyona ne ölçüde kazandırılabildiğiyle ölçülüyor. Bu bağlamda teknoloji şirketleri için ‘doğru yetenek’; yapay zekâyla etkin çalışabilen, hızlı öğrenen, kurum stratejisine katkı sağlayan ve insan becerilerini teknolojiyle harmanlayabilen kişi anlamına geliyor. Artık ‘bu role en uygun kişi kim?’ sorusundan ziyade, roller değiştiğinde bizimle kimlerin dönüşebileceğini sormamız gerekiyor. Şirketlerin kendilerine yöneltmesi gereken asıl soru da bu. Çünkü gerçek dönüşüm noktasında doğru yetenek; yalnızca bir pozisyona uyan kişi değil, şirketlerin geleceğini birlikte inşa edecekleri kişi olarak tanımlanmalı” dedi. “Belirleyici unsur ise veri” Üretken yapay zekâ önemli bir alan olarak öne çıksa da asıl değerin hâlâ geleneksel yapay zekâ tarafında bulunduğuna dikkat çeken Zorlu Holding, Holding Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Önder Kaplancık; “Yapılan değerlendirmelere göre yıl sonunda üretken yapay zekâdan elde edilecek kazanımdan daha fazlası geleneksel yapay zekâdan sağlanıyor. Bu noktada belirleyici unsur ise veri. Veri katmanının sağlam kurulması, dış kaynaklı verilerin doğru biçimde entegre edilmesi ve güçlü bir altyapıyla desteklenmesi; servis maliyetlerinin azalmasını, üretim süreçlerinin iyileşmesini ve operasyonel verimliliğin artmasını sağlıyor. Bu kazanımların ekonomik karşılığı da çoğu zaman üretken yapay zekâ uygulamalarının sunduğu değerin üzerine çıkabiliyor. Elbette üretken yapay zekânın kurumlara hız ve esneklik kazandıran önemli katkıları bulunuyor. Ancak tek başına kullanımı beklenen ölçekte bir değer yaratmayabiliyor. Bu nedenle veri temelli yaklaşım ve geleneksel yapay zekâ yetkinlikleri kritik önemini koruyor. Sonuç olarak gerçek ekonomik değerin veri ve geleneksel yapay zekâ ekseninde şekillendiği, bu yüzden kurumların veriyi sağlamlaştırmaya ve bulut tabanlı altyapılara taşımaya odaklandığı görülüyor.” dedi. “Yapay zekâ çıktıları, karar mekanizmalarına yeterince entegre edilemiyor” BTS&Partners Kurucu Yasin Beceni; “Günümüzde kurumların belirli bir hiyerarşi ve yönetişim yapısına sahip olduğu görülürken, yapay zekâ özellikle süreç optimizasyonunda en yaygın kullanılan teknolojilerden biri hâline geliyor. Ancak projelerin büyük bölümünün ölçeklenememesi, yapay zekâ çıktılarının karar mekanizmalarına yeterince entegre edilemediğini gösteriyor. Bunun temelinde, mevcut karar süreçlerinin yapay zekâ ile nasıl dönüştürüleceğine dair net bir modelin bulunmaması ve organizasyon genelinde bu dönüşümü destekleyen bir kültürün henüz oluşmaması yer alıyor. Oysa güven ve şeffaflık temelinde, insanın sistemle entegre çalıştığı yapılar kurmak ve her departmanın süreçlerini yapay zekâ perspektifiyle yeniden tasarlamak, kurumlar için bütüncül dönüşümün anahtarı olarak öne çıkıyor” diyerek görüşlerini paylaştı. “Teknoloji çoğu zaman en kolay kısımdır; asıl zorluk insanın ve kurum kültürünün dönüşmesidir” Teknoloji stratejisti İnci Abay Cansabuncu moderatörlüğünde Kurumsal Dönüşüm Mimarı Dr. Hakan Tetik ve Treomind Yapay Zekâ Birimi Başkanı Alper Sınav ile gerçekleşen söyleşide sektörlerde yapay zekâ orkestrasyonu kapsamlı biçimde ele alındı. Yapay zekâ orkestrasyonunun yalnızca araçların bir araya gelmesinden ibaret olmadığı; asıl değerin, bu araçları birbirine bağlayan doğru bağlantı noktalarının kurulmasıyla ortaya çıktığı vurgulandı. Başarılı bir yapay zekâ projesinin; ihtiyacın doğru anlaşılması, kullanım senaryolarının belirlenip önceliklendirilmesi ve sağlam bir iş planı ile ölçeklenebilir teknoloji altyapısının kurulması olmak üzere üç temel aşamaya dayandığı ifade edildi. Söyleşide ayrıca kültürel dönüşümün belirleyici rolüne dikkat çekilerek, “Teknoloji çoğu zaman en kolay kısımdır; asıl zorluk insanın ve kurum kültürünün dönüşmesidir” mesajları paylaşıldı. Yapay Zekâ Zirvesi’nde Transition Teknoloji PSC Bölge Direktörü Dr. Bilgehan Baykal “Örnek Vakalarla Kurumlarda Yapay Zekâ Dönüşümü”, Inspark CEO’su Serdar Susuz “AI: Nerede ve Nasıl Değer Üretir?” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdiler. Mina YZ Çözümleri CEO’su – Yapay Zekâ Bilim İnsanı Emre Yazıcı “Bütünleşik Yapay Zekâ” sunumu ile zirvede yer alırken, “Nadir Olaylarda Anomali Tahmini” başlıklı kapanış sunumunu Knowledge Club Yapay Zekâ Çözümleri Mimarı Erdeniz Ünvan tarafından yapıldı. Treomind ana sponsorluğunda gerçekleştirilen zirvede; İşNet ana panel sponsorluğunu üstlenirken, Transition premium sponsor, Inspark ise exclusive sponsor olarak zirvenin destekçileri arasında yer aldı. Knowledge Club, Mina Yapay Zekâ ve Inspark sunum sponsorları arasında konumlanırken; BTS Labs, Mina, Norax.ai, Soti Luna, WGuard, Workiom, Emploid. Ai, Fortinet tanıtım sponsorluğu üstlendi. Yapay Zekâ Arf Ödülleri Sahiplerini Buldu Zirvenin finalinde gerçekleştirilen Yapay Zekâ Arf Ödülleri töreninde, jüri değerlendirmesi ve halk oylaması sonucunda belirlenen projeler ödüllendirildi. 3 Boyutlu Fetal Beyin Ultrasonografisinde Lateral Ventrikül Anomalilerinin Yapay Zekâ Destekli Tespiti projesi ile KNOWLEDGE CLUB Yılın Yapay Zekâ Arf Ödülü’nün sahibi oldu. Verimlilik Artıran Projeler kategorisinin birincisi AHTABOT projesi ile ETCBASE YAZILIM olurken, Yenilikçi Projeler kategorisinin birincisi MobilDeniz VisionPro projesi ile INTERTECH oldu. Ekosisteme Fayda Projeler kategorisinin birincisi AssistCam AI: Hasar Yönetiminde Otonom Denetim ve Güvenlik Ekosistemi projesi ile ASSİSTCAM, Gelişmeye ve Geliştirilmeye Açık Projeler kategorisinin birincisi RabbitQA-Otonom Yapay Zekâ Destekli Deep Testing ve Güven Platformu projesi ile VİRGOSOL oldu. Sosyal Sorumluluk Projeler kategorisinin birincisi ve aynı zamanda Yılın Yapay Zekâ Arf ödülünün sahibi 3 Boyutlu Fetal Beyin Ultrasonografisinde Lateral Ventrikül Anomalilerinin Yapay Zekâ Destekli Tespiti projesi ile KNOWLEDGE CLUB oldu. Yapay zekâ ekosisteminde fark yaratan çalışmaların onurlandırıldığı tören, etkinliğin en heyecan verici anlarından biri olarak öne çıktı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3,6 Milyar Oyuncuya Ulaşmanın Yolu Dijital Pazarlama Stratejilerinden Geçiyor Haber

3,6 Milyar Oyuncuya Ulaşmanın Yolu Dijital Pazarlama Stratejilerinden Geçiyor

Türkiye Oyun Sektörü 2025 Raporu, hem global hem de yerel pazardaki dönüşümü çarpıcı verilerle ortaya koyuyor. Rapora göre 2025 itibariyle dünya genelinde oyuncu sayısının 3,6 milyara, oyun pazarının toplam hacminin ise 188,8 milyar dolara ulaştığını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu ve Yazar Yasin Kaplan, “Küresel oyun içi reklam pazarının 2028’e kadar 6,07 milyar dolara ulaşması beklenirken, oyuncular artık klasik reklam değil deneyim talep ediyor. 2025 sonrası dönemde oyun sektöründe büyümenin yolu; veri odaklı medya planlama, mobil ve video ağırlıklı kampanyalar, topluluk temelli büyüme, influencer ve yayıncı ekosistemi entegrasyonu ve uzun vadeli stratejilerden geçiyor. Unutulmamalıdır ki, en iyi oyunu kurgulamak yetmez. Oyunu doğru kitleye doğru hikayeyle ve doğru dijital stratejilerle buluşturmak gerekir” dedi. Dünya genelinde milyarlarca oyuncuya ulaşan oyun sektörü, artık yalnızca yaratıcılık ve teknolojiyle değil; veri, algoritma ve dijital reklam stratejileriyle büyüyor. Oyun Dünyasına Yön Veren Dijital Pazarlama Stratejileri Mobil oyun pazarının yükselişiyle birlikte rekabetin hiç olmadığı kadar arttığını belirten Dijital Pazarlama Okulu Kurucusu ve Yazar Yasin Kaplan, “Her gün uygulama mağazalarına yüzlerce yeni oyun eklenirken, geliştiricilerin en büyük sorusu şu: “Oyuncuya nasıl ulaşacağız?” İşte bu noktada dijital reklam devreye giriyor. Markalar için yeni rekabet alanı artık ekran araları değil, oyun içi deneyimin tam kendisi. 2025 sonrası dönemde oyun sektörü için başarı; güçlü topluluk yönetimi, sürdürülebilir canlı hizmet kurguları, oyun içi deneyim entegrasyonları, influencer ve yayıncı ekosistemiyle sürekli temas ve veriye dayalı performans pazarlaması ile mümkün olacak. Çünkü yeni dönemde kazananlar, sadece mesajını gösterenler değil; topluluk inşa eden, veriyle büyüyen ve oyuncuya kesintisiz deneyim sunan markalar olacak” dedi. Kullanıcıların günlük ortalama 2 saat 43 dakika sosyal medyada vakit geçirdiklerini belirten Kaplan, “Bu veriler, oyunların sadece bir uygulama değil; sosyal medya, içerik üretimi ve topluluk kültürüyle iç içe geçmiş bir oyun kurgulanması gerektiğini söylüyor. Bir oyunu büyütmek istiyorsanız sadece App Store optimizasyonu yapamazsınız. Oyunu; içerik üreticileriyle, topluluklarla, e-spor organizasyonlarıyla ve performans kampanyalarıyla birlikte bir kültüre dönüştürmeniz gerekir. Oyunun artık bir ürün değil, yaşayan bir marka olarak görülmesi gerekiyor. Global ölçekte markalar artık oyun dünyasına reklam veren olarak değil, ekonomik paydaş olarak giriyor. Oyun içi kozmetikler, markalı görevler, influencer ligleri ve fiziksel deneyimler yeni dönemin standartları haline geliyor. 2025 sonrası dönemde oyun sektörü için büyümenin yolu; veri odaklı medya planlama, mobil ve video ağırlıklı kampanyalar, topluluk temelli büyüme, influencer ve yayıncı ekosistemi entegrasyonu ve uzun vadeli stratejilerden geçiyor. Unutulmamalıdır ki, en iyi oyunu kurgulamak yetmez. O oyunu doğru kitleyle, doğru hikâyeyle ve doğru dijital stratejiyle buluşturmak gerekir. 2026 ve sonrası, oyunu sadece geliştirenlerin değil; oyunu pazarlama zekâsıyla büyütenlerin dönemi olacak” açıklamasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ Sinema Sektörünü Dönüştürüyor Haber

Yapay Zekâ Sinema Sektörünü Dönüştürüyor

İstanbul Atlas Pasajı Etkinlik Alanları’nda gerçekleştirilen Anadolu Kısaları Forum’a konuşmacı ve moderatör olarak katılan Neotalent Kurucusu Zeynep Mete, “Sinemada Yapay Zekânın” yükselişini insanlık, teknoloji ve kültür ekseninde ele aldı. Sinema Teknolojinin Aynası Son birkaç yılda üretken yapay zekâ araçlarının sadece iş dünyasını değil, yaratıcı endüstrileri de kökten dönüştürmeye başladığını aktaran Mete, “Film endüstrisi de bu dönüşümün merkezinde. Artık bir görüntü, bir ses, hatta bir duygu bile veriden üretilebiliyor. Sinema, tarih boyunca teknolojinin aynasıydı. Kameranın icadıyla insan bakışı nasıl değiştiyse, şimdi de yapay zekâ ile yaratıcılık kavramının kendisi değişiyor. Yaratıcılık artık bireysel bir yetenek değil; insan ve sistemin birlikte düşünebilme becerisi haline geldi. Sinemada yaşanan şey diğer sektörlerde de yaşanıyor.” dedi. Sinema Artık Sadece Kamera ile Değil Kodla Çekiliyor Genç yönetmenlerin sadece kamera değil, artık algoritma da kullandığı bir dönemde olunduğunu aktaran Mete, genç sinemacılar için yapay zekanın bir tehdit mi yoksa bir araç mı olduğuna dair değerlendirmelerde bulundu. Mete, “Aslında bu bir yetkinlik meselesi. Bugün yaratıcılık artık sadece ‘ne’ ürettiğin değil, ‘nasıl düşündüğünle de ilgili. Biz de yeni nesil iş gücünde aynı dönüşümü görüyoruz: öğrenme çevikliği, yaratıcılık, etik farkındalık, kritik düşünme, sistemlerle birlikte üretme kapasitesi bizi farklı kılan yetkinlikler. Yapay zekâ geliştikçe insan kendi yaratıcılık potansiyelini daha da yukarı taşıyacak. Her sektör değişip dönüşüyor. Sanayi devrimi geldiğinde de çeşitli iş kolları nasıl değişip dönüştüyse, aynı ritmi şu an operasyonel işleri yapay zekaya devrederek yaşıyor ve dönüştürüyoruz. Bu dönüşüm bizleri, insanın kendine has yetkinliklerinin sınırlarını zorlayacağı bir düzleme, anlam ve bağlamın daha önem kazanacağı bir döneme çıkaracak. Yapay Zekâ ile oluşturulan sahneler: ışık, ses ve oyunculuk kodla yeniden yazılıyor. Artık sinema sadece kamerayla değil, kodla da çekiliyor. Üstelik sadece sinema da değil. Çeşitli medya kanallarında gördüğümüz içeriklerin birçoğu bu şekilde üretiliyor.” diye konuştu. Mete ayrıca şunları da ekledi: “Sinemada yapay zekâ üzerine konuşmak aslında insanın kendi varoluşunu konuşmak demek. Çünkü her film, bir tür hafıza kaydı ve artık bu hafızayı biz değil, sistemler de tutabiliyor. Belki de geleceğin sineması, yönetmenin değil, insanlığın ortak bilinç haritası olacak.”

Yapay Zeka Geleceğin Finans Uzmanı Mı? Haber

Yapay Zeka Geleceğin Finans Uzmanı Mı?

“Finansta Yapay Zekâ” paneli; veri temelli karar alma süreçlerinden operasyonel verimlilik artışına, etik sorumluluklardan iş gücü dönüşümüne kadar birçok konuyu gündeme taşıdı. Sektör liderlerinin somut örnekler ve içgörülerle katkı sunduğu oturum, finans dünyasının yapay zeka ile nasıl evrildiğine dair çarpıcı bir perspektif sundu. Türkiye İş Bankası Chief Data & AI Officer’ı Gökhanalp Arslan, FİBA Banka Bilgi Teknolojileri ve Bankacılık Operasyonları Genel Müdür Yardımcısı Serdar Yılmaz, ING Chapter Lead – AI Development pozisyonunda görev yapan Ahmet Faruk Minareci, Yapı Kredi Bankası Analitik ve İş Zekâsı Direktörü Emin Rodoslu ve QNB Bank A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı- Ödeme Sistemleri ve Yapay Zekâ Çözümleri sorumlusu Murat Koraş, yapay zekâ odaklı dönüşüm süreçlerine dair stratejilerini ve deneyimlerini paylaştı. Özyeğin Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Doç. Dr. Emre Sefer’in katkı sunduğu oturumun moderatörlüğünü ise yine üniversitenin Mühendislik Fakültesi’nden Doç. Dr. Cenk Demiroğlu üstlendi. Verimlilikte Somut Artışlar Gözlemleniyor Yapay zeka entegrasyonunun özellikle yazılım geliştirme ve test süreçlerinde sağladığı ölçülebilir verimlilik artışları dikkat çekici bir şekilde ortaya kondu. Katılımcı kurumlar, bu alanlarda yüzde 20’ye varan performans artışı gözlemlendiğini ve bu iyileşmenin süreçlerin daha sistematik, hızlı ve hatasız ilerlemesini sağladığını belirtti. Özellikle operasyonel birimlerde, geçmişte dış kaynak desteğiyle yürütülen pek çok görev artık kurum içi ekipler tarafından daha kısa sürede ve daha düşük maliyetle gerçekleştirilebiliyor. Kurumsal iletişim ve pazarlama departmanlarında ise üretken yapay zekâ araçlarının aktif kullanımı sayesinde, içerik üretiminden kampanya planlamasına kadar pek çok süreç yeniden tasarlandı ve hız kazandı. Bu dönüşüm verimliliğin yanı sıra kurum içi bilgi birikiminin artması, ekiplerin daha yaratıcı ve stratejik roller üstlenmesi gibi niteliksel katkılar da sağladı. Yapay Zeka Güçlü Bir Araç Ancak Asıl Fark Hâlâ İnsan Aklında Yapay zeka destekli sistemlerin devreye girmesiyle birlikte daha önce yüzlerce çalışanın yürüttüğü operasyonel işler artık daha az insan kaynağı ile daha verimli ve düşük maliyetle sürdürülebiliyor. Bu dönüşüm, özellikle çağrı merkezi ve arka ofis gibi tekrarlayan süreçlerde belirgin şekilde hissediliyor. Ancak veri, algoritma ve otomasyon süreçleri gelişse de asıl rekabet avantajı halâ insanın stratejik karar verme becerisinde yatıyor. Doğru veriyi doğru zamanda anlamlandırmak, yapay zeka çağında fark yaratan en önemli yetkinlik. Bu nedenle, “öğrenmeyi öğrenme” becerisi; değişen iş dinamiklerine uyum sağlamak ve kalıcı değer üretmek açısından kritik önem taşıyor. Yapay zeka henüz finansal hizmetlerin fiziksel dünyadaki temas noktalarına tam anlamıyla entegre olmadı ancak sektör liderlerine göre bu entegrasyon çok yakın bir geleceğin gerçeği olacak. Önümüzdeki dönemde, bireylerin finansal yapay zeka ajanları; kurumlar arası veri paylaşımı yapan diğer yapay zekalarla doğrudan iletişim kuracak, işlemleri onlar adına yürütecek. Ancak teknolojinin bu denli ilerlemesi bile, müşteri deneyimi tasarımı ve karmaşık problem çözme becerileri gibi alanların önemini ortadan kaldırmayacak. Aksine, bu alanlar; yapay zekanın sağladığı hız ve ölçek avantajını, insan odaklı stratejiyle buluşturan en kritik unsurlar hâline gelecek. Etik ve Regülasyon Boyutu Giderek Kritikleşiyor Yapay zekanın sunduğu yüksek verimlilik ve hız avantajlarına rağmen, yüksek regülasyonlu sektörlerde bu teknolojilerin hayata geçirilmesi ciddi bir etik ve hukuki denetim çerçevesi içinde değerlendiriliyor. Finans sektörünün doğası gereği ölçeği ne olursa olsun her bir yapay zekâ uygulaması; veri güvenliği, şeffaflık, hesap verebilirlik ve uyumluluk kriterlerine göre detaylı kontrol süreçlerinden geçmek zorunda kalıyor. Bu durum, teknolojik ilerlemenin mühendislik ya da verimlilik boyutuyla sınırlı kalmıyor. Kurumsal sorumluluk, etik ilkeler ve düzenleyici uyum ekseninde de ele alınması gerektiğini net biçimde gözlemleniyor. İnovasyonun sürdürülebilirliği neyin mümkün olduğu değil, neyin sorumlu biçimde uygulanabilir olduğu ile şekilleniyor. AI Week Tüm Hızıyla Devam Ediyor Özyeğin Üniversitesi etkinlik haftası boyunca “Perakendede Yapay Zekâ”, “Tarım ve Gıda Teknolojileri” ve “Sağlıkta Yapay Zekâ” gibi sektör odaklı oturumlarda alan uzmanlarını ağırlamaya devam ediyor.

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu'nda Kritik Toplantı: Google'ın Algoritma Değişikliği Mercek Altında Haber

TBMM Dijital Mecralar Komisyonu'nda Kritik Toplantı: Google'ın Algoritma Değişikliği Mercek Altında

Dijital platformların işleyişi, bilgiye erişim ve medya ekosistemi üzerindeki etkileri giderek artarken, Google'ın algoritmalarındaki her türlü değişiklik, Türkiye'deki internet kullanıcıları, içerik üreticileri ve işletmeler için büyük önem taşıyor. Komisyonun gündemine alınan bu kritik toplantıda, Google'ın algoritma güncellemelerinin özellikle haber siteleri, e-ticaret platformları, içerik üreticileri ve genel olarak internet kullanıcıları üzerindeki potansiyel etkileri detaylı bir şekilde incelenecek. Algoritma değişikliklerinin arama sonuçlarındaki sıralamaları nasıl etkilediği, yerel içeriklerin görünürlüğü, dezenformasyonla mücadele ve rekabet koşulları gibi konuların komisyon üyeleri tarafından titizlikle değerlendirilmesi bekleniyor. Amaç: Şeffaflık, Adalet ve Yerel İçeriğin Desteklenmesi Dijital Mecralar Komisyonu'nun bu konuyu gündemine almasındaki temel amaçlardan biri, Google gibi küresel platformların algoritmalarının işleyişi konusunda daha fazla şeffaflık talep etmek ve bu değişikliklerin Türkiye'deki dijital ekosistem üzerindeki olası olumsuz etkilerini en aza indirmek. Komisyon üyelerinin, algoritma güncellemelerinin yerel içerik üreticilerini ve işletmelerini nasıl etkilediği, rekabet ortamını nasıl şekillendirdiği ve kullanıcıların bilgiye erişimini nasıl değiştirdiği gibi kritik sorulara yanıt araması bekleniyor. Toplantıda, Google temsilcilerinin de davet edilerek komisyona bilgi vermesi ve soruları yanıtlaması olasılığı bulunuyor. Bu sayede, algoritma değişikliklerinin gerekçeleri, teknik detayları ve gelecekteki olası etkileri hakkında doğrudan bilgi alınması hedefleniyor. Sektör Temsilcileri ve Uzmanlar da Katılabilir Komisyonun bu önemli toplantısına, Türkiye'deki dijital medya kuruluşları, internet yayıncıları, e-ticaret platformları temsilcileri ve konuyla ilgili uzmanların da katılması ve görüşlerini paylaşması bekleniyor. Bu katılımlarla, Google'ın algoritma değişikliklerinin farklı paydaşlar üzerindeki etkileri daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilebilecek ve olası çözüm önerileri geliştirilebilecek. TBMM Dijital Mecralar Komisyonu'nun Google'ın algoritma değişikliklerini ele alacağı bu toplantı, Türkiye'deki dijital ekosistemin geleceği açısından kritik bir öneme sahip. Komisyonun alacağı kararlar ve yapacağı değerlendirmeler, internet kullanıcılarının bilgiye erişiminden, yerel içerik üreticilerinin rekabet gücüne kadar birçok alanda önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, dijital dünya ve internet politikalarıyla yakından ilgili olan herkesin gözü bu toplantıda olacak. Çok Sayıda Haber Sitesinin Trafiği Düşmüştü Kısa süre önce Google tarafından yapılan değişiklik nedeniyle çok sayıda internet gazetesinin trafiği düşmüş, kapatma kararı alan gazeteler olmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.