Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Algoritmalar

Kapsül Haber Ajansı - Algoritmalar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Algoritmalar haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TEKNOFEST’te Savaşan İHA’lar Büyük Mücadeleye Hazırlanıyor Haber

TEKNOFEST’te Savaşan İHA’lar Büyük Mücadeleye Hazırlanıyor

Teknolojideki hızlı gelişime paralel olarak faaliyet alanı her geçen gün genişleyen İnsansız Hava Araçları, artık yalnızca keşif ve gözetleme görevleriyle sınırlı kalmıyor. Savaşan İHA Yarışması, bu dönüşümden hareketle, insanlı savaş uçaklarının gerçekleştirdiği hava-hava ve hava-kara muharebelerine benzer manevra ve mücadele kabiliyetlerinin otonom sistemlere kazandırılmasını hedefliyor. Yarışma kapsamında oluşturulan kontrollü senaryolar, gençlerin algılama, karar verme ve manevra yeteneklerini aynı anda test edebilecekleri özgün bir deneyim sunuyor. Yarışma süresince tüm İHA’lar eş zamanlı olarak havada bulunuyor ve birbirleriyle mücadele ediyor. Rakip İHA’lar, vuruş alanı ekranı üzerinden görüntü işleme yöntemleriyle tespit edilerek sanal ortamda kilitlenmeye çalışılıyor. Fiziksel temasın olmadığı bu yapı sayesinde, yarışmacılar algoritmalarını agresif manevralar ve kaçınma stratejileriyle geliştirme imkanı buluyor. İki Görev, Tek Hedef: Üstün Otonomi Savaşan İHA Yarışması, “Savaşan İHA” ve “Kamikaze İHA” olmak üzere iki ana görevden oluşuyor. Yarışmanın merkezinde yer alan Savaşan İHA görevinde takımlar, rakiplerine başarılı bir şekilde kilitlenirken aynı zamanda onların kilitlenmelerinden de kaçınmaya çalışıyor. Kamikaze İHA görevi ise bu yapıyı tamamlayıcı nitelik taşıyor. Büyük ödüle aday olabilmek için takımların en az bir müsabaka turunda Kamikaze İHA görevini de başarıyla tamamlaması gerekiyor. Zorlu Koşullar, Akıllı Algoritmalar Yarışmanın müsabakalarında hakemler tarafından belirli bir süre aktif hale getirilen hava savunma sistemleri, sanal kısıtlı bölgeler olarak tanımlanıyor. Fiziksel bir müdahale içermeyen bu alanlar, takımlardan hem yasaklı bölgelerden kaçınacak hem de rakip İHA’lara karşı etkin mücadele yürütecek gelişmiş algoritmalar geliştirmelerini bekliyor. Böylece yarışma, yalnızca teknik beceriyi değil, stratejik düşünme yetkinliğini de ön plana çıkarıyor. Yarışmaya Türkiye ve yurt dışında öğrenim gören lise ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra mezunlar da katılabiliyor. Takımlar en az 3, en fazla 15 kişiden oluşabiliyor. Otonom sistemler, görüntü işleme ve yapay zekâ alanlarında kendini geliştirmek isteyen gençler için önemli bir deneyim alanı sunan yarışmanın son başvuru tarihi 20 Şubat 2026 olarak açıklandı. Büyük Ödül, Büyük Motivasyon Savaşan İHA Yarışması’nda dereceye giren takımları önemli ödüller bekliyor. Yarışmayı birincilikle tamamlayan ekip 600 bin TL, ikinci olan ekip 500 bin TL, üçüncü olan ekip ise 400 bin TL ödülün sahibi olacak. Yarışma, sunduğu teknik deneyimin yanı sıra gençlerin savunma ve havacılık teknolojileri alanında güçlü bir gelecek inşa etmelerine de katkı sağlamayı amaçlıyor. TEKNOFEST 2026 kapsamında düzenlenen Savaşan İnsansız Hava Aracı Yarışması, gökyüzünde sınırları zorlamak ve otonom teknolojilerin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen tüm gençleri bu büyük mücadeleye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dijital Dünyada Yeni Bir Sorun: Dijital Obezite ve Dijital Oburluk Haber

Dijital Dünyada Yeni Bir Sorun: Dijital Obezite ve Dijital Oburluk

Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bilgiye, içeriğe ve etkileşime erişim hiç olmadığı kadar kolaylaştı. Ancak bu kolaylık, beraberinde dijital obezite ve dijital oburluk gibi modern çağın görünmez sorunlarını da getirdi. Bugün birçok kişi, farkında olmadan dijital içerikleri kontrolsüzce tüketiyor; bu durum zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve verimlilik kaybına yol açıyor. Bu yazıda dijital obezite ve dijital oburluk kavramlarını, nedenlerini, etkilerini ve çözüm yollarını ele alıyoruz. Dijital Obezite Nedir? Dijital obezite, bireyin ihtiyaç duymadığı halde aşırı miktarda dijital içeriğe maruz kalması ve bu içerikleri tüketmesi sonucunda ortaya çıkan zihinsel ve duygusal yüklenme durumudur. Tıpkı fiziksel obezitede olduğu gibi burada da temel sorun, kontrolsüz tüketimdir. Dijital Obezitenin Belirtileri Sürekli bildirim kontrol etme ihtiyacı Sosyal medya uygulamalarında planlanandan çok daha fazla zaman geçirme Bilgi bombardımanı nedeniyle karar verememe Odaklanma süresinin kısalması Dijital yorgunluk ve tükenmişlik hissi Dijital Oburluk Nedir? Dijital oburluk, dijital obezitenin davranışsal boyutudur. Kişinin sürekli daha fazla içerik tüketme isteği duyması ve “kaçırma korkusu” (FOMO) ile hareket etmesidir. Burada amaç bilgi edinmekten çok, tüketmeye devam etmektir. Dijital Oburluğa Örnek Davranışlar Bir içeriği bitirmeden diğerine geçmek Sosyal medyada “sonsuz kaydırma” alışkanlığı Aynı anda birden fazla platformda aktif olmak Gerçek ihtiyacı sorgulamadan içerik tüketmek Dijital Obezite ve Dijital Oburluğun Nedenleri 1. Algoritmalar ve Sonsuz Akış Sosyal medya ve içerik platformları, kullanıcıyı daha uzun süre ekranda tutmak için tasarlanır. 2. FOMO (Gelişmeleri Kaçırma Korkusu) “Bir şeyleri kaçırıyorum” hissi, sürekli bağlantıda kalma ihtiyacı yaratır. 3. Bilgi Çağı Baskısı Her şeyi bilme, her şeye yetişme zorunluluğu algısı. 4. Dijital Minimalizmin Eksikliği Dijital tüketimde sınır koyma alışkanlığının olmaması. Dijital Obezitenin Bireysel ve Kurumsal Etkileri Bireysel Etkiler Dikkat dağınıklığı Zihinsel yorgunluk Stres ve kaygı artışı Üretkenlik kaybı Kurumsal Etkiler Çalışan verimliliğinde düşüş Toplantı ve iletişim kirliliği Sürekli bildirim kaynaklı odak kaybı Dijital tükenmişlik sendromu Dijital Obeziteden Kurtulmanın Yolları 1. Dijital Farkındalık Geliştirin Ne tükettiğinizi, neden tükettiğinizi sorgulayın. 2. Bildirim Diyeti Uygulayın Gerçekten gerekli olmayan bildirimleri kapatın. 3. Dijital Minimalizm Benimseyin Az ama nitelikli içerik tüketmeye odaklanın. 4. Ekran Süresi Sınırları Belirleyin Günlük dijital kullanım sürelerinizi planlayın. 5. Bilinçli İçerik Tüketimi Her içerik size değer katmak zorunda değildir. Dijital Sağlık: Yeni Nesil Bir Yetkinlik Günümüzde dijital sağlık, bireyler ve kurumlar için kritik bir yetkinlik haline gelmiştir. Dijital obezite ve dijital oburlukla mücadele, sadece teknoloji kullanımını azaltmak değil; doğru, bilinçli ve amaçlı kullanım geliştirmektir. Sonuç Dijital obezite ve dijital oburluk, fark edilmediğinde uzun vadede ciddi zihinsel ve davranışsal sorunlara yol açabilir. Ancak doğru farkındalık ve dijital disiplin ile teknoloji, hayat kalitesini düşüren değil; artıran bir araç haline getirilebilir. Unutmayın: Sorun dijital dünya değil, onu nasıl tükettiğimizdir.

Türkiye’de Çocuklara Sosyal Medya Sınırı Geliyor! Haber

Türkiye’de Çocuklara Sosyal Medya Sınırı Geliyor!

Dünyada Avustralya örneğiyle tartışılmaya başlanan “sosyal medyada yaş sınırı” uygulaması, Türkiye’de de gündemin üst sıralarına taşındı. 15 yaş altına yönelik bir sosyal medya sınırlamasının, çocukları dijital ortamların en problemli yönlerinden korumaya dönük önleyici bir adım olarak görülebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, “Uzun süredir ebeveynlerin ve eğitimcilerin dile getirdiği kaygılar düşünüldüğünde, bu düzenleme devletin çocukların dijital dünyadaki güvenliği konusunda daha aktif bir rol almaya çalıştığını da gösteriyor.” dedi. Konunun yalnızca “yasak” üzerinden ele alınmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Dr. Temel, “Sosyal medya aynı zamanda çocuklar için sosyalleşme, aidiyet kurma ve kendini ifade etme alanı. Bu nedenle böylesi bir düzenlemenin katı ve cezalandırıcı bir anlayışla değil, çocukları korurken dijital medya okuryazarlığını ve eleştirel medya kullanımını güçlendiren politikalarla birlikte düşünülmesi gerekiyor.” diye konuştu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmayı öngören yasal düzenlemenin bu ay sonunda TBMM’ye sunulacağını açıkladı. Dünyada Avustralya örneğiyle tartışılmaya başlanan "sosyal medyada yaş sınırı" uygulaması, Türkiye’nin de gündemine girdi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, "sosyal medyada yaş sınırı" uygulamasını değerlendirdi. Algoritmalar çocukları giderek daha riskli içeriklere yönlendiriyor Sosyal medyanın yaklaşık 20 yıldır hayatımızda olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, çocuklar üzerindeki etkilerin artık çok daha görünür hâle geldiğini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Sosyal medyayla geçen yaklaşık 20 yılın ardından bu platformların çocuklar üzerindeki etkileri artık çok daha görünür ve tartışılır hâle gelmiş durumda. Algoritmaların kullanıcıları benzer ve giderek daha uç içeriklere yönlendirdiğini biliyoruz; bu konuda çok sayıda araştırma var. Yetişkinler için bile sorunlu olabilen bu yapı, çocuklar ve gençler açısından çok daha riskli sonuçlar doğurabiliyor. Örneğin, özellikle genç kızlarda beden algısına odaklanan görüntü ve videolar, algoritmaların etkisiyle görünüş kaygılarını artırabiliyor ve yeme bozukluklarına varan riskler yaratabiliyor. Bu açıdan bakıldığında, 15 yaş altına yönelik bir sosyal medya sınırlaması, çocukları dijital ortamların en problemli yönlerinden korumaya dönük önleyici bir adım olarak görülebilir. Uzun süredir ebeveynlerin ve eğitimcilerin dile getirdiği kaygılar düşünüldüğünde, bu düzenleme devletin çocukların dijital dünyadaki güvenliği konusunda daha aktif bir rol almaya çalıştığını da gösteriyor.” Yasak tek başına yeterli değil Ancak konunun yalnızca “yasak” üzerinden ele alınmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, sosyal medyanın çocuklar ve gençler için sadece risklerden ibaret olmadığını da hatırlattı ve “Sosyal medya aynı zamanda çocuklar için sosyalleşme, aidiyet kurma ve kendini ifade etme alanı. Bu nedenle böylesi bir düzenlemenin katı ve cezalandırıcı bir anlayışla değil, çocukları korurken dijital medya okuryazarlığını ve eleştirel medya kullanımını güçlendiren politikalarla birlikte düşünülmesi gerekiyor.” diye konuştu. Ekrandan kopuş değil, dijital göç yaşanabilir Düzenlemenin hayata geçmesi hâlinde çocukların medya kullanım alışkanlıklarında önemli dönüşümler yaşanabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, bu sürecin “ekrandan tamamen kopuş” anlamına gelmeyeceğini belirtti ve şunları kaydetti: “Bu düzenleme hayata geçerse, çocukların ekrandan tamamen kopması değil, dijital bir göç yaşaması daha olası. Sosyal medya kullanımının ertelenmesiyle birlikte çocuklar, mesajlaşma uygulamaları, oyun platformları ve video içeriklerine daha fazla yönelebilir. Bu da medya kullanımının daha parçalı, platformlar arası geçişlerin daha sık olduğu bir yapıyı beraberinde getirebilir. Aynı zamanda sosyal medyayla daha geç yaşta tanışmak, bazı çocuklar için daha bilinçli ve kontrollü kullanım alışkanlıkları geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Ancak bu dönüşümün kalıcı ve sağlıklı olabilmesi, çocukların dijital dünyayı eleştirel biçimde tanımalarını sağlayacak medya okuryazarlığı ve rehberlik mekanizmalarıyla desteklenmesine bağlı.” Avustralya örneğinde 16 yaş altı hesaplar kapatıldı Dünyada bu alandaki en dikkat çekici örneklerden birinin Avustralya olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, Avustralya hükümetinin çıkardığı yasa doğrultusunda Meta’nın aldığı kararlara ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Avustralya, 10 Aralık 2025’ten itibaren sosyal medya şirketlerine 16 yaş altındaki çocukların platformlarda hesap sahibi olmasını engelleme zorunluluğu getirdi. Düzenlemenin amacı, çocukların çevrimiçi güvenliğini artırmak ve zararlı içeriklerle karşılaşma riskini azaltmak. Meta bu düzenlemeye katılmadığını açıklasa da yasaya uyacağını duyurdu ve 4 Aralık’tan itibaren Avustralya’da 16 yaş altı olduğu tespit edilen Facebook, Instagram ve Threads hesaplarını kademeli olarak kapatmaya başladı.” 10 platform yükümlülük altında Avustralya’daki düzenlemenin yalnızca Meta’yı kapsamadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, toplam 10 sosyal medya platformunun benzer yükümlülüklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti ve “Instagram, Facebook ve Threads’in yanı sıra Snapchat, TikTok, YouTube, X, Reddit, Twitch ve Kick olmak üzere toplam 10 platform, 16 yaş altındaki kullanıcıların hesaplarını engellemek ya da kapatmakla yükümlü. Platformların yaş doğrulama için ‘makul adımlar’ atması gerekiyor; aksi hâlde yüksek para cezaları söz konusu.” şeklinde konuştu. Sorumluluk ebeveynlerden platformlara kayıyor Bu tür düzenlemelerin en önemli yönlerinden birinin çocukların çevrimiçi güvenliğini bireysel ebeveyn denetiminin ötesine taşıması olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, sözlerini şöyle tamamladı: “Uzun zamandır çocukların sosyal medyada maruz kaldığı zararlı içerikler, siber zorbalık ya da ruh sağlığını olumsuz etkileyebilecek paylaşımlar konuşuluyor; ama çoğu zaman çözüm ‘aileler dikkatli olmalı’ noktasında kalıyordu. Avustralya’daki düzenleme ise bu yaklaşımı değiştirerek, bu ortamları tasarlayan şirketleri daha net biçimde sorumlu tutuyor. Erken yaşta ve yoğun sosyal medya kullanımının çocuklar üzerinde baskı yarattığına dair kaygılar da bu kararın arkasındaki temel nedenlerden biri. 16 yaş altı için getirilen sınır, çocukları tamamen dijital dünyadan koparmayı değil, daha kontrollü ve güvenli bir çevrimiçi deneyim sunmayı hedefliyor. Avustralya, çocukların sosyal medya kullanımını sınırlamak için ülke düzeyinde kapsamlı bir yasa çıkaran ilk ülke. Bu yönüyle diğer ülkeler için önemli bir referans oluşturabilir.”

Genç Yazılımcılardan Nilüfer’e Dijital Çözümler Haber

Genç Yazılımcılardan Nilüfer’e Dijital Çözümler

Nilüfer Belediyesi, kentin teknolojik altyapısını güçlendirmek ve genç yetenekleri dijital süreçlere dahil etmek amacıyla başlattığı “Yazılım Kampları” projesine geniş katılımlı bir etkinlikle start verdi. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Yapay Zeka Topluluğu iş birliğiyle gerçekleştirilen “Nilüfer Yapay Zeka Hackathonu”, yaklaşık 40 genç yazılımcının katılımıyla Nilüfer Pancar Deposu’nda gerçekleşti. İki ana kategoride ter döken genç mühendis ve yazılımcı adayları, belediyecilikte verimliliği artıracak inovatif çözümler üretti. Ekipler; çöp toplama araçlarının rotalarını optimize ederek yakıt tasarrufu sağlayacak algoritmalar; kütüphane, spor salonu ve etüt merkezi gibi sosyal alanların anlık doluluk oranlarını vatandaşlara sunacak sistemler üzerine yoğunlaştı. Bir tam günlük yoğun çalışmanın ardından katılımcılar, ortaya çıkardıkları projeleri jüriye sundu. Nilüfer Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Necat Vatansever, Bize Proje Geliştirme A.Ş. I.T. Müdürü Ayhan Mutlu ve Bursa Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murtaza Cicioğlu’ndan oluşan jüri projeleri; uygulanabilirlik, teknik yetkinlik ve yaratıcılık gibi kriterler üzerinden inceledi. Yapılan değerlendirmelerin ardından en başarılı görülenler için ödül töreni düzenlendi. Ödül törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, meclis üyeleri Furkan Yavuz ve İrfan Özer de katıldı. FİKİRLER ÇÖZÜME DÖNÜŞTÜ Ödül töreni öncesinde konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 24 saat önce burada bir çağrıyla başladıklarını hatırlatarak, bugün fikirlerin koda, kodun çözüme dönüştüğü çok kıymetli bir süreci birlikte tamamladıklarını kaydetti. Etkinliğin Nilüfer’de gençlerin bilgisi, enerjisi ve üretme isteğini açık şekilde gösterdiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, bu gücün, kentin gerçek ihtiyaçlarıyla buluştuğunda ortaya çok anlamlı işlerin çıktığını vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, “Çöp toplama rotalarından doluluk takibine, verimlilikten vatandaş deneyimine kadar Nilüfer Belediyesi’nin hizmet alanlarına doğrudan dokunan çalışır prototipler, somut fikirler ve güçlü ekipler gördük. Bizim için en kıymetli kazanım da tam olarak bu” diye konuştu. İLK ADIMLARI ATIYORUZ Bu etkinliğin Nilüfer’de başlatmak istedikleri yazılım kampları ve yapay zeka temelli üretim ekosisteminin ilk adımlarından biri olduğunu aktaran Başkan Şadi Özdemir, “Buradan çıkan her fikir, her ekip ve her çözüm önerisi; önümüzdeki dönemde birlikte çalışabileceğimiz bir proje havuzunun parçası olacak. Şunu özellikle vurgulamak isterim: Nilüfer Belediyesi olarak, gençlerin ürettiği fikirlere kulak veren, kamu yararını teknolojiyle buluşturan ve bu süreci sürdürülebilir kılan bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz” dedi. ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU Konuşmanın ardından ödül törenine geçildi. Organizasyonda 161 puan alarak birinciliği elde eden Yusuf Terzi ve Metin Torun’dan oluşan Selt Code isimli takım Başkan Şadi Özdemir’den ödüllerini aldı. 158 puanla ikinci olan Furkan Demir, Alpay Doğanay ve Muhammed Emin Sonlu’dan oluşan 3DAİ takımı ikincilik ödülünü Nilüfer Belediyesi Meclis Üyesi Furkan Yavuz’dan alırken; 128 puanla üçüncü olan Enes Altunbaş, Oğuzhan Hekimoğlu ve Ravan Novruzov’dan oluşan Revive ekibi ödülünü Nilüfer Belediyesi Bilgi İşlem Müdürü Mesut Solaklar’dan aldı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek Haber

Türkel: Hedefimiz 5 Yıl İçinde Yerli Firmalar Arasında Sektörde İlk 5’e Girmek

Lojistik sektörü, 2026 yılında “veri, yapay zeka, otomasyon” ile “sürdürülebilirlik ve intermodal” olarak ifade edilen iki ana trend üzerinde şekillenecek görünüyor. Her iki alanda da şimdiden “sahada” olan Sürat Lojistik, 2026 ve sonrası için güçlü hedefleri ile yoluna devam ediyor. 2025 yılı içinde yatırımlarını depolama ve dağıtım altyapısı, dijitalleşme ve otomasyon, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanlarında yoğunlaştırdıklarını ifade eden Sürat Lojistik Genel Müdürü Tarkan Türkel, “Bugün geldiğimiz noktada; ciro ve hacim bazında Türk menşeli lojistik firmalar içinde ilk 10’da olduğumuzu ön görüyoruz. Hedef tarafında iki çıpamız var; 5 yıl içinde yerli firmalar arasında ilk 5, global oyuncuların da olduğu ölçekte ilk 10’a girmek” diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Sürat Lojistik olarak 2026 yılı sonu için hedefimiz ise operasyonel kapasite artışı, dijitalleşme ve otomasyon, Avrupa’da doğrudan yapılanma, intermodal hatların güçlendirilmesi, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik diye sıralayabilirim. Yatırım tarafında dijital ve otomasyon yatırımları 2026 sermaye planımızda en büyük paya sahip olacak. Yıl içinde Avrupa’da doğrudan yapılanma için adımlar atmayı da planlıyoruz. İlk odağımız Doğu Avrupa ve özellikle Polonya-Romanya hattı. Polonya’yı Avrupa’ya açılan kapı olarak görüyoruz; Romanya ise Türk şirketlerinin güçlü karşılık bulduğu bir pazar. Ancak aceleci değiliz, önce ticaretimizin o pazarlarda konsolide şekilde büyümesini istiyoruz. Baktığımızda 2026’da iki ana trendin olacağını görüyoruz. İlki; veri, yapay zekâ, otomasyon. Bu tahmin, rota, kapasite, fiyatlama kararlarının algoritmalarla güçlenmesi demek. İkincisi ise sürdürülebilirlik ve intermodal. Yani karbonu ölçen, azaltan, raporlayan, modlar arası entegre çalışan ağlar öne çıkacak. Biz bu iki eksende hazır olmaktan öte, zaten sahada uygulayan taraftayız.” “OPERASYONEL KABİLİYETİMİZİ GENİŞLETİRKEN AYNI ANDA DİJİTAL OMURGAYI KURDUK” 2025 yılında sektörde hız kadar öngörülebilirlik ve maliyet yönetimi sınavının öne çıktığını yakıt, işçilik ve kapasite maliyetlerinin şirketleri daha verimli çalışmaya ittiğini belirten Türkel, bu ortamda farkı, veriyi doğru kullanan, ağı doğru kuran ve sürdürülebilirliği işin merkezine koyan oyuncuların yarattığına işaret etti. Türkel, “Biz de tam bu nedenle 2025’te odağımızı veriyle yönetilen operasyon, intermodal ve uçtan uca görünürlük ekseninde büyüttük” değerlendirmesinde bulundu. Sürat Lojistik için 2025’in ölçeği büyütürken sistem kurma yılı olduğunu kaydeden Türkel, “Operasyon kabiliyetimizi genişletirken aynı anda dijital omurgayı kurduk; yani işi sadece büyütmedik, yönetilebilir hale getirdik” diyerek şunları söyledi: “Türkiye’de 81 ile yaygın hizmet yapımızı güçlendirdik, depolama ve dağıtım yatırımlarımızı hızlandırdık; talebe göre yeni depo alanları için de çalışıyoruz. Operasyon tarafında ayrıca; dökme yük operasyonları, soğuk zincir, intermodal ve Avrupa ekspres hatları gibi çok modlu yapıyı daha entegre çalıştırdık. 2025’in ilk yarısında tonaj bazında iki katın üzerinde büyüme kaydettik; bu ivmenin arkasında kadro, operasyon disiplini ve dijitalleşme var. Ayrıca yılın ilk altı ayında iş hacmi ve ciroda da geçen yılın aynı dönemine göre iki katın üzerinde büyüme gerçekleştirdik.” “SİSTEM; TRAFİK, HAVA DURUMU VE HAT YOĞUNLUĞUNA GÖRE KENDİNİ GÜNCELLİYOR” Müşteri deneyiminde en büyük farkı görünürlük ve dinamik planlamada yarattıklarını belirten Tarkan Türkel, rota planlama, yük optimizasyonu, filo takibi ve müşteri görünürlüğünü tek platformdan yönettiklerini, bu sayede hem hız kazandıklarını hem de hata oranlarını düşürüp teslimat sürelerini kısalttıklarını kaydetti. Sürat Lojistik’i bugün bulunduğu noktaya taşıyan en büyük gücü, “doğru kadro, operasyonel disiplin ve dijitalleşme” olarak özetleyen Türkel, “Biz şirketin temel yapı taşlarını yani sistemler, süreçler ve ekibi sıfırdan kurduk. Hiyerarşiden çok sorumluluğa dayalı, hızlı karar alan bir kültür inşa ettik. Dijitalleşme ve otomasyon sahada karşılığı çok somut oldu. “Hangi gün, hangi bölgede, ne kadar taşıma olacak” gibi kararları algoritmalar önden hesaplıyor; biz de kapasiteyi, rotayı, yakıtı buna göre yönetiyoruz. Özetle: sezgiyle değil, sayılarla hareket ediyoruz; sistem trafik, hava durumu, hat yoğunluğu gibi etkenlere göre kendini güncelliyor” ifadesini kullandı.

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti Haber

Kamu Teknoloji Platformu 2026'yı "Kamusal Zekâ Yılı" İlan Etti

Platform, bu kararla birlikte teknolojinin yönünün piyasa dinamiklerinden ziyade kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Kamu Teknoloji Platformu; yapay zekâ, veri, yazılım, dijitalleşme ve yeni teknolojilerin kamusal alandaki etkilerini izleyen, bu alanlarda politika önerileri geliştiren ve kamu yararını merkeze alan bir sivil toplum platformu olarak faaliyet gösteriyor. Platform, teknolojinin denetimsiz biçimde güç yoğunlaştırmasına karşı; şeffaflık, hesap verebilirlik, etik ilke ve toplumsal adalet temelinde kamusal bir teknoloji anlayışını savunuyor. KTP, yerel yönetimler, akademi, sivil toplum, özel sektör ve yurttaşlar arasında teknoloji odaklı ortak akıl mekanizmaları kurmayı hedefliyor. Şeffaf ve denetlenebilir yapay zeka vurgusu Kamu Teknoloji Platfor mu'na göre "kamusal zekâ"; yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yalnızca hız ve verimlilik aracı olarak değil; insan onuru, toplumsal adalet ve kamu yararı temelinde ele alınması anlamına geliyor. Kamusal zekâ yaklaşımı, algoritmaların değil kamunun aklının; piyasanın değil toplumun ihtiyaçlarının merkeze alındığı bir teknoloji anlayışını ifade ediyor. Günümüzde yapay zekâdan otomasyona, dijital platformlardan afet teknolojilerine kadar pek çok alanda karar alma süreçleri algoritmalar üzerinden ilerliyor. Bu süreçlerin büyük bölümü ise şeffaflıktan uzak, denetimsiz ve kamusal sorumluluk mekanizmalarından kopuk biçimde şekilleniyor. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı ilanıyla bu gidişata dikkat çekmeyi ve teknolojinin yönünü toplum lehine yeniden tartışmaya açmayı amaçlıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kamu Teknoloji Platformu Başkanı Çağrı Işıklıoğlu, kamusal zekâ kav ramının yalnızca teknolojik bir tercih değil, demokratik bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Işıklıoğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Bugün yapay zekâ konuşuluyor ama kamusal akıl konuşulmuyor. Teknoloji hızlanıyor, sistemler otomatikleşiyor; ancak toplum aynı hızda korunmuyor. Biz kamusal zekâ derken, teknolojinin denetimsiz bir güç alanına dönüşmesine itiraz ediyoruz. Teknoloji; birkaç şirketin, kapalı algoritmaların ya da piyasa çıkarlarının değil, kamunun ortak aklıyla yön verilen bir toplumsal kapasite olmalıdır. 2026'yı Kamusal Zekâ Yılı ilan etmemizin nedeni, teknolojinin geleceğini yeniden kamunun söz hakkıyla kurma iradesidir." Yeni yılda kapsayıcı hedefler Kamusal Zekâ Yılı kapsamında Kamu Teknoloji Platformu, 2026 yılının ilk altı ayında dijital şiddetle mücadeleden afet teknolojilerine, kadın liderliğinden istihdam politikalarına kadar uzanan geniş bir çer evede çalışmalar yürütecek. Dijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutları kamusal tartışma zeminlerine taşınacak; kadınların teknoloji ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü güçlendiren uluslararası buluşmalar düzenlenecek. Aynı dönemde, yapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmayı amaçlayan Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek ve afet süreçlerinde teknolojinin kamusal akılla kullanımına odaklanan kapsamlı zirveler gerçekleştirilecek. Kamu Teknoloji Platformu, Kamusal Zekâ Yılı'nı teknolojinin geleceğini toplumla birlikte yönetme çağrısı olarak tanımlıyor. Platform, 2026 boyunca kamusal zekâyı büyüten, teknolojiyi toplum lehine yeniden konumlandıran ve kamunun sözünü güçlendiren çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor. KTP'nin 2026 Yılı Kamusal Zekâ Yılı Çalışma Takvimi Dijital Şiddetle Mücade le PaneliDijital şiddetin hukuki, toplumsal ve teknolojik boyutlarının ele alınacağı bu panelde, kamusal çözüm önerileri ve politika başlıkları tartışılacak. Metal Yaka İstihdam OfisiYapay zekâ ve otomasyonun istihdam üzerindeki etkilerine kamusal bir çerçeve kazandırmak amacıyla Metal Yaka İstihdam Ofisi hayata geçirilecek. 2. Uluslararası Kadın Liderler ZirvesiKadınların liderlik ve karar alma süreçlerindeki görünürlüğünü artırmayı hedefleyen zirve, ulusal ve uluslararası katılımla 2. kez gerçekleştirilecek. Afetlerle Teknolojik Mücadele ZirvesiAfet süreçlerinde teknolojinin kamu yararı ve kamusal akıl temelinde kullanımının ele alınacağı bu zirve, çok paydaşlı bir tartışma zemini sunacak.

Uluslararası Yandex Cup finalleri İstanbul'da yapıldı Haber

Uluslararası Yandex Cup finalleri İstanbul'da yapıldı

Yandex'in düzenlediği uluslararası programlama şampiyonası Yandex Cup'ın küresel finalleri, 5-7 Aralık 2025 tarihlerinde İstanbul'da yapıldı. Etkinlikte, Türkiye ve 21 farklı ülkeden dünyanın en iyi 196 geliştiricisi, toplam 140.000 dolarlık ödül için yarıştı. Bu yıl 21 bin başvurunun yapıldığı şampiyonaya katılanlar; algoritmalar, makine öğrenimi, backend geliştirme, frontend geliştirme, mobil geliştirme ve veri analitiği olmak üzere altı kategoride mücadele etti. Üstün programlama yetenekleriyle öne çıkan en iyi 61 geliştirici şampiyon ilan edildi. Kapanış törenine, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat, Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan ile Yandex Arama Uluslararası CEO'su ve Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy katıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan yaptığı açıklamada, “Yandex Türkiye ekibinin bu önemli küresel etkinlik için İstanbul'u tercih etmesinden mutluluk duyuyoruz. Stratejik hedefimiz, Türkiye'yi dijital yeteneklerin ve lider teknoloji şirketlerinin merkezi haline getirmek. Buradaki yatırımları ve büyümeleriyle bu vizyonu gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olan Yandex Türkiye gibi ortaklarımızı memnuniyetle karşılıyoruz ve onlara değer veriyoruz.” dedi. “Yandex Cup'ın İstanbul'da düzenlenmesi, Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'yı birbirine bağlayan bölgesel bir inovasyon merkezi olarak yükselen rolünü gösteriyor.” diyen Yandex Arama Uluslararası CEO'su ve Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy, “Yandex Türkiye, bu büyümenin uzun vadeli bir ortağı olmaya kararlıdır. Bu kapsamda, Türkiye'nin dijital ekonomisine yatırım yapıyor ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile birlikte yürüttüğümüz yapay zekâ yüksek lisans programı gibi eğitim projelerine destek veriyoruz.” şeklinde konuştu. Yarışmanın yanı sıra aralarında Yandex Türkiye tarafından davet edilen ODTÜ'lü öğrencilerin de bulunduğu katılımcılar güçlü bir networking ve öğrenme programından yararlandı. Etkinlik kapsamında, Yandex'in en yeni teknolojilerinin tanıtıldığı demo alanları, tematik stantlar ve teknolojinin geleceğine dair oturumlar düzenlendi. “Başarılı bir ürün geliştirmek: teoriden pratiğe” başlıklı oturumda, teknoloji sektöründeki hızlı değişim ve rekabet ortamı masaya yatırıldı. Mackolik Ürün Müdürü Onur Saygın ve Yandex Arama Türkiye Kıdemli Ürün Yöneticisi Murat Candoğan gibi farklı sektörlerden konuşmacılar, niş uygulamalardan yapay zekâ arama araçlarına kadar birçok konuda ürün geliştirme süreçlerini anlattı; kendi deneyimlerini, değerli ipuçlarını ve yeni başlayan profesyoneller için gelecek vadeden araçları katılımcılarla paylaştı. “Açık kaynak ML ikilemi: üretken yapay zekâ çağında iş birliğine dayalı geliştirme ile kapalı teknolojiler arasındaki yol ayrımında yön bulmak” başlıklı bir diğer oturumda ise makine öğreniminin geleceğinin açık kaynaklı iş birliğinde mi yoksa Batılı büyük şirketlerin giderek daha fazla tercih ettiği kapalı, şirketlere ait teknolojilerde mi olduğu sorusuna yanıt arandı. Panelde; Apple ve Stanford AI'da GenAI Liderliği görevini yürüten Aman Chadha, Huawei'de AI Açık Kaynak Ekosistemi Direktörü Huang Zhipeng ve Teknoloji Yazarı ve Trend Avcısı Serdar Kuzuloğlu gibi Türkiye ve uluslararası teknoloji dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Yandex, 2011 yılından bu yana programlama şampiyonaları düzenliyor. 2024 yılında 20.000'den fazla geliştiricinin başvurduğu yarışmaya 18 ülkeden 200 finalist katılmıştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 RESAID Projesi Kapsamında Geliştirilen Yayınlar ve Çevrim İçi Araçlar Tanıtıldı  Haber

 RESAID Projesi Kapsamında Geliştirilen Yayınlar ve Çevrim İçi Araçlar Tanıtıldı 

İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen ve Avrupa Komisyonu Jean Monnet Mükemmeliyet Merkezleri Programı tarafından desteklenen “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik Yaratmak” (Creating Societal Cognitive Resilience Against Information Disorders-RESAID) Projesi günümüzde önemli bir tehdit olan dezenformasyon, mezenformasyon ve malenformasyon gibi bilgi düzensizlikleri hakkında farkındalık yaratmayı, geliştirdiği etkileşimli araçlar ve yayınlarla bireylerin dirençliliğine katkıda bulunmayı hedefliyor. Bu çerçevede santralistanbul Kampüsü’nde proje kapsamında geliştirilen araçların tanıtıldığı bir etkinlik düzenlendi. Proje koordinatörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte bilgi düzensizlikleriyle mücadele için geliştirilen çevrim içi eğitim, oyunlar, kısa videolar, açık erişim kitap ve politika belgelerinin detayları paylaşıldı. Kitapta farklı disiplinlerden araştırmacıların çalışmaları yer aldı “Bilgi Düzensizliklerine Karşı Toplumsal Bilişsel Dirençlilik” başlıklı açık erişim kitap, farklı disiplinlerden araştırmacıların katkılarıyla bilgi düzensizliklerini kavramsal, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla tartışıyor. Mayıs 2025’te düzenlenen konferansta sunulan on iki bildiriye dayanan bu yayın, yanlış bilginin yalnızca sosyal medya alışkanlıklarıyla sınırlı olmadığını; siyasal atmosferden medya yapılanmasına, toplumsal eşitsizliklerden platform yönetim modellerine kadar birçok farklı dinamiğin rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle kitap hem akademik araştırmalar hem de politika üretim süreçleri için kapsamlı bir kaynak niteliği taşıyor. Sertifikalı dersler bilgi düzensizliklerinin temel kavramlarını ele alıyor Proje kapsamında bilgi düzensizlikleriyle ilgili temel kavramları ve mücadele yollarını hak temelli bir yaklaşımla ele alarak öğrencilerden eğitmenlere, gazetecilerden sivil toplum aktörlerine kadar farklı gruplar için geliştirilen açık erişim çevrim içi derslerin detayları da paylaşıldı. Dersi tamamlayanların onaylı bir sertifika alabilecekleri bu dersler, herkesin ücretsiz olarak yararlanabileceği şekilde açık erişim olarak sunuluyor. Dijital oyunlar yanlış bilgiyle mücadelede farkındalık sağlıyor Proje, çevrimiçi derslerin yanı sıra oyunlaştırma ile de bilgi düzensizlikleriyle mücadeleye dair farkındalık kazandırmayı hedefliyor. CatchMatch, INFOCHIEF, Fanus ve Sparkline isimli dijital oyunlar kullanıcıların dijital ortamda karşılaştıkları bilgilere daha eleştirel yaklaşmalarına katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. Bu oyunlarda manipülasyon teknikleri, algoritmaların içerik sıralamalarına etkisi ve kullanıcı davranışlarının nasıl yönlendirildiği interaktif olarak gösteriliyor. Böylece kullanıcılar sosyal medyada karşılaştıkları içeriklerin ardındaki yönlendirme mekanizmalarını deneyimleyerek öğreniyor. Proje kapsamında politika belgeleri hazırlandı Yine proje kapsamında çok değerli uzmanların kaleme aldığı “Clausewitzci Bir Hibrit Savaş Teorisi”; “Dezenformasyonla Mücadelede Toplumsal Dirençliliğin Güçlendirilmesi: Uluslararası Kuruluşların ve Özellikle NATO’nun Rolü”; “Hakikat Sonrası Çağda Enformasyon Düzensizliği, Güven ve Yılmazlık: Antropolojik Bir Bakış Açısı” ve “Yapay Zekâ Çağında Bilişsel Güvenlik: Sentetik Etkiye Karşı Ulusal Esnek-Dayanıklılık Oluşturmak” başlıklı dört politika belgesi de tanıtıldı. Etkinlik kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci’nin moderatörlüğünde bir panel de düzenlendi. Panelde yapay zekâ, algoritmalar, yanlış bilgi ve toplumsal eşitsizlikler arasındaki ilişkiler farklı disiplinlerden uzmanlar tarafından ele alındı. ‘Platformların iş modeli değişmedikçe sorun devam edecek’ Panelin ilk konuşmacısı İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Saka, sosyal medya platformlarının etkileşim odaklı iş modelinin yanlış bilgi ekosistemini nasıl şekillendirdiğini anlattı. Saka, “Platformlar etkileşim odaklı; insanları orada tutmak istiyorlar. Bu iş modeli sürdükçe daha sansasyonel içerikler öne çıkmaya devam edecek” dedi. Saka, çözüm için algoritmik şeffaflığın kamu tarafından talep edilmesi, teyitçilik çalışmalarının sürdürülebilir şekilde desteklenmesi ve medya okuryazarlığının yapay zekâ çağının koşullarına göre yeniden tasarlanması gerektiğini vurguladı. ‘Bilgiye erişim hakkı ifade özgürlüğünün özüdür’ Dr. Tuğçe Duygu Köksal, panelin ikinci bölümünde bilgiye erişimin demokratik toplumlar açısından taşıdığı önemi hak temelli bir çerçevede değerlendirdi. Yanlış bilginin özellikle afetler, pandemiler ve seçimler gibi kriz dönemlerinde ciddi hak ihlallerine yol açtığını belirterek “Bilgiye erişim hakkı, ifade özgürlüğünün gerçekleştirilebilmesinin aracı değil, özüdür” ifadelerini kullandı. Köksal, sosyal medyada oluşan yankı odalarının ve algoritmik önyargıların rasyonel tartışma ortamını zayıflattığını, bunun da demokratik müzakere süreçlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi. ‘Dijital eşitsizlik sadece teknolojiye erişimden ibaret değildir’ Panelin son konuşmacısı Türk Alman Üniversitesi Kültür ve İletişim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Elif Posos Devrani, toplumsal eşitsizlikler ile bilgi düzensizlikleri arasındaki karşılıklı ilişkiye odaklandı. Dijital eşitsizliğin yalnızca teknolojiye erişimle sınırlı olmadığını, bireylerin dijital imkânları etik, eleştirel ve toplumsal yararı önceleyerek kullanabilme kapasitesine de bağlı olduğunu ifade etti. Bilgi düzensizliklerinin var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğini, eşitsizliklerin de yanlış bilgiye karşı kırılganlığı artırdığını dile getiren Posos Devrani, kendi çalışmaları bağlamında da çocukların dirençliliğinin ancak devlet, platformlar, akademi, sivil toplum, öğretmenler ve ailelerin birlikte hareket ettiği bütüncül bir sistemle mümkün olabileceğini vurguladı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.