Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Alım Gücü

Kapsül Haber Ajansı - Alım Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alım Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Konut Kredilerinde Taksit Yükü Artıyor Haber

Konut Kredilerinde Taksit Yükü Artıyor

Türkiye’de konut piyasasında yılın son çeyreğinde finansman koşulları belirleyici olmaya devam ediyor. Kasım ayı başında yayımlanan kredi karşılaştırmalarında 2 milyon TL tutarında ve 120 ay vadeli konut kredisinin aylık taksitleri bazı örneklerde 60 bin TL’nin üzerine çıkıyor. Bankaya, faiz oranına ve masraflara göre toplam geri ödeme önemli ölçüde değişebiliyor. TÜİK verilerine göre eylülde konut satışları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,3 geriledi. “Evin fiyatı kadar aylık ödeme gücü de belirleyici” Yaşarkent Gayrimenkul Kurucusu Yaşar Doğan, konut satın alma kararlarında finansman koşullarının öne çıktığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün konut sahibi olmak isteyen vatandaşın karşısındaki en önemli konulardan biri finansmana erişim. Bir konutun satış fiyatının bütçeye uygun olması tek başına yeterli değil. Alıcının peşinatı karşılayabilmesi ve kullanacağı kredinin aylık taksitlerini sürdürülebilir şekilde ödeyebilmesi gerekiyor. Özellikle ilk kez ev sahibi olmak isteyenler açısından aylık ödeme yükü, satın alma kararının belirleyici unsurlarından biri haline geliyor.” “İpotekli satışların toplam içindeki payı yüzde 16,4” Eylül ayında ipotekli konut satışları yıllık yüzde 5,1 artarak 23 bin 397’ye ulaştı. Bu satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 16,4 oldu. Finansman maliyetlerinin alıcı tercihlerini etkilediğini ifade eden Doğan, şunları kaydetti: “Konut alıcısı artık yalnızca beğendiği eve değil, o evi hangi ödeme koşullarıyla satın alabileceğine de bakıyor. Bu nedenle doğru fiyatlandırma kadar gerçekçi finansman planlaması da önem taşıyor. Kredi kullanacak kişilerin yalnızca aylık taksit tutarını değil, toplam geri ödemeyi ve satın alma sırasında ortaya çıkabilecek ek maliyetleri de dikkate alması gerekiyor.” “2027 öncesinde gözler finansman koşullarında” Yılın son aylarına girilirken kredi maliyetleri, hane halkının alım gücü ve konuta erişim koşulları gündemdeki yerini koruyor. Faizlerde yaşanabilecek değişimlerin talebi etkileyebileceğini belirten Doğan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Konut piyasasında sağlıklı bir hareketlilik için yalnızca fiyatların değil, finansman koşullarının da alıcıların ödeme gücüyle uyumlu olması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde konuta erişimi kolaylaştıracak gelişmeler, hem ilk kez ev sahibi olmak isteyenler hem de sektörün genel dengesi açısından önem taşıyacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk İhracatçıları Çin’e 10 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor Haber

Türk İhracatçıları Çin’e 10 Milyar Dolar İhracat Hedefliyor

Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın 2026 yılının ocak – eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2,1 milyar dolardan 3 milyar dolara çıktığını, hedeflerinin orta vadede Çin’e ihracatı 10 milyar dolara çıkarmak olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’na 9. kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını, gıda, kozmetik, tekstil ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren 15 firmayla Türkiye’nin Çin’e ihracatının artması için mesai vereceklerini belirtti. Çin’in, 2025 yılında 3 trilyon 772 milyar dolar ihracatla dünya lideri olduğuna dikkati çeken Öztürk, “Çin, ithalat için uzak bir ülke olmadığı gibi ihracat içinde uzak bir ülke değil. Çin, 2025 yılında 2 trilyon 583 milyar dolarlık ithalatla dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı ülke konumunda. Çin’i bir ülke olarak değil, bir kıta olarak değerlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu. Çin’de sağlıklı ürünlere talep artıyor “Son yıllarda Çin pazarına yönelik yoğun çalışma yürüyoruz” diyen Öztürk şöyle devam etti; “Çin pazarında özellikle gıda ürünlerine yönelik tüketim alışkanlıklarında önemli bir dönüşüm yaşanıyor. “Sağlıklı ürünler”, ürün içeriğinin açık ve şeffaf biçimde belirtildiği clean label yaklaşımı ve doğal koruyucuların kullanımı gibi trendler giderek güçleniyor. İhracatımızı mevcut hammaddeden yüksek katma değerli ve tüketici odaklı ürünlere kaydırmakta. Burada üç alan özellikle öne çıkıyor: Kozmetik ve kişisel bakım ürünleri: Türk gülünden elde edilen doğal kozmetik ürünleri, doğal içerikli bakım ürünleri, aromatik ürünler ve premium kişisel bakım ürünleri. Sağlıklı ve fonksiyonel gıda: Kuru meyveler, Antep fıstığı, bal, zeytinyağı, doğal atıştırmalıklar, sağlıklı/organik ürünler ve hazır tüketilebilir gıdalar. Premium Türk gıda ürünleri: Zeytinyağı, kuru meyve, fındık, Antep fıstığı, bal ve seçilmiş işlenmiş gıda ürünleri. Çin'de sağlık odaklı, hazır tüketilebilir ve hazır pişirilebilir gıdalara yönelik talebin arttığına ilişkin güncel tüketim araştırmaları bulunuyor. Türkiye bu sektörlerde güçlü üretici. Çin pazarında sağlıklı gıda ürünleri sektörlerinde büyüyecek potansiyele sahibiz.” Çin’de 300 milyon alım gücü yüksek tüketici var Çin’de alım gücü Avrupalı tüketiciler seviyesinde 300 milyon insan yaşadığını paylaşan Öztürk, “Türk firmalarının Çin pazarında başarılı olması için Çin'in Z kuşağı tüketicilerine kişiselleştirilmiş ve niş ürünlerle ulaşabiliriz. Firmalarımız Çince ambalajları olan Z kuşağının taleplerine uygun ürün gamıyla Çin pazarında daha kalıcı olabilirler. Çin pazarında batı benzeri tüketim alışkanlıkları hızla artmakta. Eskiden tasarruf odaklı olan Çinli tüketiciler, artık kaliteli ve sağlıklı ürünlere daha çok harcama yapıyor, dünyayı geziyor, farklı mutfakları ve yaşam tarzlarını deneyimliyor. Biz de bu değişime cevap verebilmek için, Türk zeytinyağı, kuru incir, üzüm, kayısı, şarap gibi Ege Bölgesi’nin öne çıkan ürünlerini, ayrıca organik tarım ürünlerimizi ve yüksek kaliteli sanayi ürünlerimizi Çinli tüketiciler için potansiyel arz ediyor. Çin’de sosyal medya kullanımı çok yaygın ve Çinlilerin tüketim tercihlerinde etkili oluyor. Bu kapsamda Birliğimizin wechat hesabı üzerinden firmalarımızı ve ürünlerini tanıtmaya devam ediyoruz. İsteyen firmalarımıza da kendi hesabımızdan üzerinden tanıtım yapma olanağı veriyoruz” ifadelerini kullandı. Ülkemizde yetişen pek çok ürünün Çin'in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemediğini aktaran Öztürk, Türkiye ile Çin arasında 15 Ekim 2025 tarihinde yetiştiricilik ve avcılık yoluyla elde edilen su ürünlerini kapsayan iki yeni protokol hayata geçirildiğini bu gelişme sonrasında Türkiye’den Çin’e su ürünleri ihracatının 2026 yılının ocak – eylül döneminde 3 kat artışla 18 milyon dolara ulaştığını ifade etti. Türkiye’den defne yaprağı ihracatına olanak sağlayacak anlaşmanın kısa süre önce imzalandığını hatırlatan Öztürk, “Ülkemizden Çin’e yapılan defne yaprağı ihracatı geçtiğimiz yıllarda 15 milyon doları aşmıştı. Bu anlaşmayla defne yaprağı ihracatında bu parlak günlere geri dönmeyi hedefliyoruz. Ülkemizde yetişen pek çok ürün Çin’in karantina listesinde olduğu için ihraç edilemiyor. Kanatlı sektörü, Çin’in karantina listesinden çıkmayı bekliyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte, yıllık 60–75 bin ton arası işlenmiş tavuk ayağı ihracat kapasitesi bulunmakta. Buna benzer anlaşmaların hızla yürürlüğe girmesi iki ülke arası ticaret dengesi açısından kritik öneme sahip. Çin’e ihracat için bitki sağlığı sertifikası yapılmasını beklediğimiz bir diğer ürün kiraz. Türk ürünlerinin Çin’e ihracatıyla ilgili karşılıklı anlaşmalar hayata geçtiği takdirde Çin’e orta vadede ihracatımız 10 milyar dolara ulaşacak. Çin İthalat Fuarı’nda bu zeminin oluşması için çaba göstereceğiz” dedi. “Türkiye’nin Çin’e yaptığı her 100 dolarlık ihracatın 18 dolarında Ege İhracatçı Birlikleri’nin imzası var” diye konuşan EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında Çin’in en büyük e-ticaret platformlarından JD.com, China General Chamber of Commerce ve Çin’in en büyük kargo firmalarından YTO Express firması ile görüşmeler yapacaklarını sözlerine ekledi. Türk ihracatçılarla Çinli ithalatçılar 9 Kasım’da networking etkinliğinde buluşacak Ege İhracatçı Birlikleri, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda geçen yıllardaki gibi 2026 yılında da, Türk ihracatçılarla, Çinli ithalatçıların ikili iş görüşmeleri yapabilmesine zemin hazırlayacak Türkiye’nin Çin’e ihracatının ivme kazanmasını sağlayacak networking etkinliği düzenleyecek. EİB, 9 Kasım 2026 Pazartesi günü yapılacak bu etkinlikte Türkiye’nin Çin’e ihracatta sektörel çeşitliliğin artması için mesai verecek. EİB 2026’da Çin pazarında dört kez boy gösterdi Ege İhracatçı Birlikleri 2026 yılında Xiamen International Stone Fuarı ve Çin’in Batıya açılan kapısı olan Urumçi’de ‘2026 Çin Avrasya Expo Fuarı’nın Milli Katılım organizasyonu gerçekleştirmiş, Türkiye İhracatçılar Meclisi’yle iş birliğinde gıda ihracatçılarına yönelik Guanco Gıda Sektörel Ticaret Heyeti düzenlemişti. Türkiye’nin Çin’e ihracatı yüzde 41 arttı Türkiye’nin Çin’e ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde yüzde 41’lik artışla 2 milyar 121 milyon dolardan 2 milyar 994 milyon dolara yükseldi. Madencilik sektörü Çin’e 1 milyar 648 milyon dolarlık ihracatla açık ara zirvede yer alırken, kimya sektörü 618,5 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Türk gıda ihracatçıları Çin’e yaptıkları ihracatla 210 milyon doları hanelerine yazdırdı. 2026 yılının Ocak – Eylül döneminde Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracat yüzde 43’lük artışla 378 milyon dolardan 542 milyon dolara ulaştı. Madencilik sektörü 454 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri’nden Çin’e yapılan ihracatın aslan payını aldı. Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Çin’e 25,5 milyon dolar ihracat yaparken, Çin’e ihracatta üçüncü 10,5 milyon dolarla Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hürmüz Gerilimi Yatak Sektöründe Maliyet Baskısını Artırıyor Haber

Hürmüz Gerilimi Yatak Sektöründe Maliyet Baskısını Artırıyor

Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim, petrol piyasasının yanı sıra üretim sektörlerinde de maliyet ve tedarik riskini artırıyor. Petrol fiyatlarındaki değişimin yatak sektörüne aynı gün ve aynı oranda yansımadığını belirten Armis Yatak İcra Kurulu Başkanı M. Kürşat Batallı, özellikle poliüretan sünger, plastik ve sentetik esaslı ürünlerde petrokimya maliyetlerinin daha belirgin bir etkisi bulunduğuna dikkat çekti. Tedarik Güvenliği Artık Stratejik Bir Rekabet Unsuru Batallı, “Yatak sektöründe petrol fiyatındaki hareketi tek başına değerlendirmek doğru olmaz. Özellikle sünger üretiminde kullanılan poliol, TDI ve MDI gibi temel kimyasal hammaddelerin fiyatı ve bulunabilirliği bizim açımızdan son derece önemli. Petrol fiyatına enerji, navlun, üretici kapasitesi, tesis duruşları, arz güvenliği ve döviz kuru da eklendiğinde çok daha karmaşık bir maliyet yapısıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle bugün bizim için asıl mesele tek seferlik bir fiyat artışından çok, maliyetlerdeki yükselişin ne kadar kalıcı olacağı ve tedarik zincirinin ne ölçüde öngörülebilir kalacağı” dedi. Batallı, “Bugünün üretim modelinde sadece ‘ne kadar siparişimiz var, fabrikamız ne kadar üretebilir’ sorularıyla hareket etmek yeterli değil. Kritik hammaddenin hangi sürede geleceğini, alternatif kaynağın bulunup bulunmadığını ve olası bir gecikmenin üretim programına etkisini de aynı anda değerlendirmek gerekiyor. Buradaki hedef stokları kontrolsüz biçimde artırmak değil. Finansman maliyetlerinin de yüksek olduğu bir dönemde doğru olan, üretimi durdurmayacak seviyede güvenlik stoğu oluşturmak ve alternatif tedarik senaryolarını önceden hazırlamak. Tedarik güvenliği artık satın alma departmanının tek başına yönettiği bir konu olmaktan çıktı, doğrudan şirketlerin rekabet gücünü etkileyen stratejik bir başlık haline geldi” diye konuştu. Küresel Tedarik Zincirindeki Değişim Türkiye’ye Yeni Fırsat Açıyor Önümüzdeki 6-12 aylık dönemde sektör açısından en büyük riskin maliyet ve talep belirsizliğinin aynı anda devam etmesi olduğunu söyleyen Batallı, Türkiye’nin üretim kabiliyeti ve coğrafi konumunun ise önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. Batallı, “Bir tarafta enerji, hammadde, navlun ve finansman maliyetleri, diğer tarafta tüketicinin alım gücü var. Üreticilerin önümüzdeki dönemde bu iki taraf arasında çok hassas bir denge kurması gerekecek. Ancak küresel tedarik zincirlerinin giderek daha bölgesel hale gelmesi Türkiye için önemli bir fırsat da yaratıyor. Hızlı üretim, kısa termin, ürün çeşitliliği ve Avrupa’ya yakınlık Türk yatak sektörünün güçlü tarafları. Bundan sonraki dönemde rekabet avantajını sadece kimin daha büyük üretim kapasitesine sahip olduğu belirlemeyecek. Tedarik zincirini doğru yöneten, üretimini verimli planlayan, maliyetlerini yakından takip eden ve alternatif pazarlara hızla ulaşabilen şirketler bu dönemi daha güçlü geçirecek” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Mobilya İhracatçıları İngiltere Yolcusu Haber

Türk Mobilya İhracatçıları İngiltere Yolcusu

Türkiye’ye 2025 yılında 4,7 milyar dolar döviz kazandıran Türk mobilya sektörü katma değerli ihracat hedefleri doğrultusunda 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında İngiltere’ye yönelik Mobilya Sektörel Ticaret Heyeti düzenleyecek. Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (EMKOÜİB), tarafından düzenlenen ve İngiltere pazarında yeni ticari bağlantılar kurulması amaçlanan heyet programına başvurular 29 Haziran 2026 tarihinde sona erecek. İngiltere yıllık 20 milyar dolar mobilya ürünleri ithal ediyor İngiltere’nin yıllık 20 milyar doların üzerindeki mobilya ithalatıyla Avrupa’nın en büyük mobilya pazarlarından biri konumunda bulunduğunun altını çizen Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, Türk mobilya sektörünün İngiltere pazarındaki payını artırmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Türkiye’nin İngiltere’ye 2025 yılında 157 milyon dolarlık mobilya ürünleri ihraç ettiğini vurgulayan Gürle, “İngiltere’nin mobilya ithalatında Çin, Polonya, İtalya, Almanya ve Vietnam önde gelen tedarikçiler arasında yer alırken, Türk mobilya sektörü olarak pazardaki konumumuzu güçlendirmek ve 250 milyon dolar ihracat hacmine ulaşmak istiyoruz. İngiliz tüketiciler döşemeli mobilyalar, oturma grupları, yatak odası ve yemek odası mobilyaları, ofis mobilyaları, bahçe mobilyaları ve sürdürülebilir malzemelerle üretilen tasarım odaklı ürünlere yoğun talep gösteriyor” şeklinde konuştu. “Hedefimiz kilogram değil, değer bazlı büyüme” Türk mobilya sektörünün artık miktar bazlı değil, katma değer bazlı büyüme stratejisi izlediğini vurgulayan Başkan Ali Fuat Gürle, İngiltere pazarına bu hedef doğrultusunda yoğunlaştıklarını vurguladı. Katma değerli ürün ihracatını artırmak için alım gücü yüksek pazarlara odaklandıklarının altını çizen Gürle; “Türk mobilya sektörü üretim gücü, tasarım kabiliyeti ve kaliteli üretim anlayışıyla dünyanın önemli tedarikçileri arasında yer alıyor. Ancak önümüzdeki dönemde asıl hedefimiz ihraç ettiğimiz ürünlerin birim değerini artırmak. Bugün sektörümüzün ortalama ihracat birim fiyatı 3,5 dolar seviyesinde bulunuyor. Tasarım, Ar-Ge, markalaşma ve yüksek gelir grubuna hitap eden pazarlara yönelik çalışmalarla bu rakamı orta vadede 6 dolar seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. İngiltere yüksek satın alma gücüne sahip tüketici yapısı, tasarım odaklı ürün talebi ve güçlü perakende ağıyla sektörümüz açısından büyük fırsatlar sunuyor. Türk firmalarımızın kalite, tasarım ve hızlı teslimat avantajlarını İngiliz alıcılara daha etkin şekilde tanıtmak istiyoruz. Heyet programımız kapsamında gerçekleştirilecek ikili iş görüşmelerinin firmalarımıza yeni iş birlikleri kazandıracağına inanıyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Güngör: “Yüksek gelirli pazarlara odaklanıyoruz” Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, küresel rekabet ortamında katma değerli ihracatın öneminin her geçen gün arttığını dile getirdi. “Mobilya sektöründe sürdürülebilir büyümenin yolu tasarım, inovasyon ve markalaşmadan geçiyor” tespitinde bulunan Güngör; “İngiliz tüketicisinin kalite, fonksiyonellik ve sürdürülebilirliği bir arada sunan ürünlere ilgisi her geçen gün artıyor. Türk mobilya sektörü bu taleplere cevap verebilecek üretim altyapısına ve tasarım yeteneğine sahip. Uluslararası pazarlama faaliyetlerimizi kesintisiz sürdürüyoruz. Geçtiğimiz 4 yıllık dönemde Güney Afrika, Fas, Hindistan, Irak, Suudi Arabistan, ABD, Romanya ve Bulgaristan’a yönelik sektörel ticaret heyetleri düzenledik. 139 firmamızın ithalatçılarla buluşmasına aracılık ettik. 2026-30 döneminde ticaret heyetlerine fuar katılımlarını da dahil etme kararı aldık. Firmalarımızın küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırmak amacıyla 5-7 Mayıs 2026 tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen HD Expo Conference 2026 Fuarı’nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonu gerçekleştirdik ve 10 firmamızla yer aldık. Özellikle otel, konaklama ve proje mobilyalarına yönelik dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olan HD Expo’da elde ettiğimiz temaslar, ABD pazarındaki fırsatları daha yakından görmemizi sağladı. İngiltere Sektörel Ticaret Heyetimizi de benzer şekilde yüksek katma değerli ve satın alma gücü yüksek pazarlarda Türk mobilyasının etkinliğini artırmaya yönelik stratejimizin bir parçası olarak görüyoruz. Firmalarımızın İngiltere’de kalıcı ticari ilişkiler kurmalarını ve daha yüksek katma değerli ürünlerle pazardaki paylarını artırmalarını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. Turkish Contract Hub Projesiyle Mimarlar ve İç Mimarlar Hedefleniyor Türk mobilya sektörünün piyasa koşulları ve bölgesel gelişmeler nedeniyle ihracatta fiyat tutturmakta zorlandığını ifade eden Güngör, “Sektör gelişim sağlayabildiği ve globalde Çin gibi seri üretimde neredeyse rekabet edemediği ülkelere karşı kalite, tedarik süreleri ve süreç yönetimi gibi tüm unsurlarda fark yaratabildiğimiz proje çalışabilen firmaların ihracattaki paylarının arttığını gözlemliyoruz. Turkish Contract Hub markasıyla bu firmalara daha fazla odaklanacağız. Otel, hastane, ofis, okul, restoran gibi proje bazlı çalışan firmalarımızın mimarlar ve iç mimarlarla çalıştıklarında daha verimli sonuçlar alıyorlar. Londra Heyetinde Londra’daki mimarları ikili görüşmelerimize davet edeceğiz. Turkish Contract Hub markasını ilk olarak HD Expo Conference 2026 Fuarı’nda kullandık. Bundan sonraki süreçte tüm etkinliklerimizde, heyet ve milli katılım organizasyonlarımızda yer vermeye devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. Başvurular 29 Haziran’da sona erecek 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İngiltere Mobilya Sektörel Ticaret Heyeti’ne katılmak isteyen firmaların başvurularını 29 Haziran 2026 tarihine kadar tamamlamaları gerekiyor. Organizasyon hakkında detaylı bilgi ve başvuru sürecine ilişkin sorular için tarim4@eib.org.tr adresi üzerinden Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’yle iletişime geçilebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tüketici Deneme Yanılma Riskini Almak İstemiyor Haber

Tüketici Deneme Yanılma Riskini Almak İstemiyor

Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Özmen’e göre gıda sektöründe fiyat rekabetinin ötesine geçen bir döneme girildi. Tüketici artık daha çok güven ve kalite arayışında. Deneme yanılma riskini azaltmak istiyor. Özellikle gıda gibi doğrudan sağlığı ilgilendiren kategorilerde marka güveni her zamankinden daha belirleyici hale geldi. İstikrarlı üretim yapan, aynı kalite düzeyinde devamlılık sağlayabilen, hijyen standartlarını şeffaf biçimde sürdüren markalar öne çıkıyor. Fiyat tek kriter değil, istikrarlı kalite tercih ediliyor Ekonomik koşulların tüketici alışkanlıklarını değiştirdiğini belirten Özmen, fiyatı biraz yüksek olsa da kalitesiyle güven veren markalı ürünlerin daha fazla tercih edildiğini vurguladı: “Alım gücü azalan tüketici deneme-yanılma riskini azaltmak; parasının tam karşılığını almak istiyor. Özellikle süt ve süt ürünleri gibi günlük tüketimde olan kategorilerde ürünün lezzet, tazelik ve raf ömrü açısından istikrarlı olması büyük önem taşıyor. Tüketici artık daha ucuz ama değişken ürün yerine, her zaman aynı kaliteyi sunan markaları seçiyor.” Kaliteden ödün veremeyiz Teksüt’ün başarısının temelinde değişmeyen kalite anlayışı bulunduğunu belirten Özmen, üretim süreçlerindeki titiz yaklaşımı şöyle özetledi: “Bizim için en önemli ilke “evimize götürmediğimiz hiçbir ürünü satışa göndermiyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki başarı fiyatla değil, kaliteyle oluyor.” Samimi ve güven veren yaklaşım Teksüt’ün tüketiciyle kurduğu bağda sıcaklık ve samimiyetin önemli bir rol oynadığını ifade eden Özmen, “marka deneyimine çok önem veriyoruz. Tüketicinin Teksüt ürününü rafta gördüğünde ne hissettiği, sofrada nasıl bir güven duygusu yaşadığı bizim için esas başarı göstergesi” dedi.

2026’da Asgari Ücret Ne Olacak? Haber

2026’da Asgari Ücret Ne Olacak?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Ekim 2025 Enflasyon Raporu’na göre, yıl sonu enflasyonunun %43,4 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tablo, hane halkı bütçelerinde reel gelir kaybının sürdüğüne işaret ediyor. TÜİK’in 2025 ikinci çeyrek verilerine göre işgücü maliyetleri bir önceki yıla göre %44,3 arttı. İSO’nun Eylül 2025 İmalat PMI raporu ise liradaki değer kaybının üretici maliyetlerini son üç ayın en hızlı artış seviyesine taşıdığını gösteriyor. KOBİ’ler için de işveren maliyeti 2025’te çalışan başına 30.556 TL seviyesine yükselmişti. Bu maliyetin, 2026’da yapılacak olası zamla birlikte 40 bin TL bandına yaklaşması bekleniyor. Bu veriler, şirketlerin 2026 planlarında daha temkinli harcama ve tasarruf odaklı adımlara yöneleceğini ortaya koyuyor. Asgari Ücret 27.000TL Olacak Mı? Küresel enflasyonun kademeli olarak düşmesine rağmen, Türkiye’de ücret artış baskısının süreceği öngörülüyor. Trading Economics’in modellemesine göre, Türkiye’de asgari ücretin 2026 yılında yaklaşık 32.000 TL/ay (brüt) seviyesine yükselmesi bekleniyor. Bu, mevcut brüt tutara kıyasla %23–25 civarında bir artış anlamına geliyor. Benzer biçimde, OECD 2025 Economic Outlook raporunda Türkiye için 2026 yılı ortalama fiyat artışının %21 civarında seyredeceği öngörülüyor. Bu oran dikkate alındığında, net asgari ücretin 27.000 TL civarında belirlenmesi ihtimalini güçlendiriyor. Bu durumda, enflasyon da göz önüne alındığında olası 2026 artışı, çalışanların yaşam maliyetlerindeki reel kaybı tamamen telafi etmeyebilir. Ekonomistler, yeni asgari ücretin yalnızca enflasyona endeksli değil, alım gücü temelli bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, 2026’da maaş artış oranlarının özel sektörde de referans alınacağı anlamına geliyor. Özellikle giriş seviyesi pozisyonlarda beyaz yakalı ücretlerin yeniden dengelenmesi gündemde. Ücret Politikalarında Yeniden Kalibrasyon Dönemi İnsan Kaynakları danışmanlık firması Gilda&Partners Kurucusu Jilda Bal, 2026 asgari ücret beklentilerini şu şekilde değerlendirdi: “2026, ücret politikalarında yeniden kalibrasyon yılı olacak. Enflasyon düşse bile, çalışanların alım gücü henüz toparlanmadı. Şirketler artık maaş artışlarını yalnızca piyasa ortalamasına göre değil, çalışan deneyimine ve sürdürülebilir motivasyona göre kurgulamak zorundadır. Önümüzdeki dönemde, ücret şeffaflığı, yan hakların genişletilmesi ve performansa dayalı ödül sistemleri çok daha belirleyici hale gelecek. Kısa vadeli zamlar değil, uzun vadeli güven inşası çalışan bağlılığını koruyacak.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.