Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Almanya

Kapsül Haber Ajansı - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Corendon Airlines, ITB Berlin’de Avrupa Odaklı Güçlü Büyüme Mesajı Verdi Haber

Corendon Airlines, ITB Berlin’de Avrupa Odaklı Güçlü Büyüme Mesajı Verdi

Corendon Airlines ITB Berlin Fuarı’nda başta Almanya, Polonya ve Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’daki kilit pazarlarda benimsediği sürdürülebilir büyüme stratejisini vurguladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da fuara özel olarak planlanan seferlerle turizm profesyonellerinin Berlin’e ulaşımını sağlayan Corendon Airlines, bu kapsamda 2 Mart 2026 tarihinde Antalya (AYT) – Berlin (BER) gidiş ve 5 Mart 2026 tarihinde Berlin (BER) – Antalya (AYT) dönüş olarak gerçekleştirilen seferlerle turizm sektörüyle kurduğu güçlü iş birliğini bir kez daha ortaya koydu. 35 uçaklık filosu ve yılda yaklaşık 10 milyon yolcu kapasitesiyle faaliyet gösteren Corendon Airlines, Avrupa büyüme stratejisinin merkezine ana kaynak pazarlarını yerleştirmeye devam ediyor. Bu yaklaşımın odağında ise Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesi bulunuyor. Corendon Airlines’tan lezzet deneyimi Corendon Airlines, uçuş deneyimini zenginleştiren yenilikçi ikram konseptlerini bu yıl ITB Berlin’e de taşıdı. Sabahın erken saatlerinde gerçekleştirilen fuar uçuşunda misafirlere sunulan zengin kahvaltı menüsünün yanı sıra, Mangal Lahmacun da fuar programının öne çıkan lezzetlerinden biri oldu. 2026 yılı itibarıyla Lukas Podolski’nin restoran markası Mangal Döner ile gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Köln/Bonn ve Düsseldorf uçuşlarında servise başlanan Türk mutfağının sevilen lezzetlerinden biri olan Mangal Lahmacun, fuar kapsamında partnerler ve basın temsilcileriyle bir araya gelmek üzere organize edilen “Happy Hour” etkinliğinde ziyaretçilere ikram edildi. Uçuşlarda yoğun ilgi gören bu özel lezzet, ITB Berlin’de de büyük beğeni toplarken; markanın destinasyon deneyimini gastronomiyle bütünleştiren yaklaşımının güçlü bir yansıması olarak öne çıktı. Dengeli ve Destinasyon Odaklı Büyüme Corendon Airlines’ın 2026 yaz sezonu büyüme planları, dengeli ve destinasyon bazlı bir yapı üzerine kurgulandı. Toplam kapasitenin yüzde 50’sini oluşturan Türkiye, tek haneli oranlarda artışla uçuş programındaki en önemli pazar olmayı sürdürüyor. İkinci büyük hedef pazar olan Yunanistan yüzde 12 büyüme kaydederken, özellikle Heraklion öne çıkan destinasyon olarak dikkat çekiyor. İspanya’ya olan frekanslar yaz sezonunda yüzde 25’in üzerinde artarken, yıl boyu operasyon yapılan Mısır’da kapasite 2025’e kıyasla yaklaşık yüzde 40 artış gösterecek. Destinasyon bazlı büyüme stratejisini değerlendiren Corendon Airlines Satış ve Pazarlama Başkanı Christian Hein; “Her bir destinasyonu kendi dinamikleri çerçevesinde değerlendiriyor, kapasite ve operasyonel planlamamızı buna göre şekillendiriyoruz. 2026 yaz sezonu için belirlediğimiz görünüm, dengeli ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımımızın doğal bir sonucudur” dedi. DACH Bölgesinde Güçlü ve Derinleşen Yapı Almanya, Avusturya ve İsviçre’yi kapsayan DACH bölgesi, Corendon Airlines’ın Avrupa’daki ana kaynak pazarlarından biri olarak konumlanıyor. Tatil odaklı ve etnik seyahat talebinin yön verdiği dengeli bir büyüme modeli benimsenirken, operasyonel derinlik özellikle Almanya pazarında yoğunlaşıyor. Köln/Bonn, Düsseldorf, Hannover ve Nürnberg havalimanlarında bulunan dört ana base-merkez noktası ile Almanya’da güçlü bir operasyonel yapı sürdüren Corendon Airlines, 2026 yaz sezonunda Almanya çıkışlı kapasitesini yaklaşık yüzde 20 artırmayı planlıyor. Bu kapsamda Almanya’dan Mısır’a gerçekleştirilen uçuşlar, tatil odaklı talep doğrultusunda genişletiliyor. Ayrıca, Umre hizmetleri kapsamında gerçekleştirilen Cidde direkt uçuşları da yıl boyu istikrarlı talep ile desteklenerek ağ yapısında önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Avusturya’da yaz sezonu kapasitesinin yaklaşık yüzde 30 artırılması planlanırken, Türkiye ve Akdeniz destinasyonlarına yönelik talep doğrultusunda frekans optimizasyonu yapılacak. İsviçre ise seçici, istikrarlı ve sürdürülebilir bir ağ yapısıyla DACH bölgesi içinde tamamlayıcı bir pazar olarak yer alıyor. DACH pazarı hakkında değerlendirmede bulunan Corendon Airlines Satış ve Pazarlama Başkanı Christian Hein ise şunları söyledi: “DACH bölgesi, uzun yıllardır güçlü olduğumuz ve operasyonlarımızı derinleştirmeye devam ettiğimiz bir coğrafya. Almanya bu bölgenin omurgasını oluştururken, Avusturya ve İsviçre’deki dengeli büyüme stratejimiz sürdürülebilir şekilde devam ediyor.” Polonya’da Hızlanan Büyüme ve Uzun Vadeli Vizyon DACH bölgesindeki güçlü yapı, Corendon Airlines’ın Doğu Avrupa’daki büyüme adımlarını da destekliyor. Bu çerçevede Polonya, son yıllarda istikrarlı büyüme kaydedilen pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. Varşova ve Katowice’den Antalya ve Girit’e (Heraklion) gerçekleştirdiği uçuşlarla bölgedeki varlığını güçlendiren hava yolu, Türkiye ve Yunanistan’a yönelik tatil odaklı seyahat talebine yanıt vermeyi sürdürüyor. Varşova’dan Hurgada’ya uçuşlar Ekim 2026’da başlayacak olup, Kasım 2026’da Katowice çıkışlı seferlerin devreye girmesiyle birlikte hava yolu, bu Mısır destinasyonuna yeni direkt bağlantılar ekleyerek ağını daha da genişletecek. Her bir hat, perşembe ve pazar günleri olmak üzere haftada iki frekans olarak yapılırken, Mart 2027 sonuna kadar operasyon planlanıyor. 2026 yaz sezonu için Polonya çıkışlı kapasitenin neredeyse iki katına çıkarılması planlanırken, 2027 yılından itibaren ülkede operasyonel bir base kurulması hedefleniyor. Polonya pazarı hakkında konuşan Corendon Airlines Polonya Ülke Müdürü Halina Strzyzewska şu ifadeleri kullandı: “Polonya, güçlü tatil talebi ve uzun vadeli potansiyeli ile öne çıkan bir pazar. Önümüzdeki dönemde bu pazardaki varlığımızı planlı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla büyütmeye devam edeceğiz.” Birleşik Krallık’ta Kontrollü ve Sürdürülebilir Büyüme Birleşik Krallık pazarında Corendon Airlines, kontrollü ve istikrarlı bir büyüme modeli izlemeye devam ediyor. 2026 yaz sezonunda mevcut hatlarda frekans artışına odaklanılırken, Birleşik Krallık çıkışlı Antalya ve Girit (Heraklion) uçuşları kapasite talep doğrultusunda optimize ediliyor. Spor ve destinasyon odaklı iş birlikleri ise markanın pazardaki uzun vadeli konumlandırmasını destekliyor. Birleşik Krallık pazarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Corendon Airlines Birleşik Krallık Ülke Müdürü Matthew Carpenter şunları ekledi: “Birleşik Krallık pazarında büyümeye kontrollü ve sürdürülebilir bir çerçevede yaklaşıyoruz. Mevcut hatlarda etkin kapasite yönetimi ve güçlü marka iş birlikleri sayesinde uzun vadede pazardaki konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABD’de Greenpeace’e 345 Milyon Dolarlık Tazminat Kararı Haber

ABD’de Greenpeace’e 345 Milyon Dolarlık Tazminat Kararı

Kararın ardından Greenpeace tarafı temyize gideceğini açıkladı. Greenpeace Almanya’nın ise davadan etkilenmediği bildirildi. Energy Transfer – Greenpeace Davası Neden Açıldı? Davanın temelinde, yaklaşık 10 yıl önce planlanan bir petrol boru hattı projesine karşı yerli toplulukların düzenlediği protestolara Greenpeace USA’in verdiği destek bulunuyor. Energy Transfer, bu destek nedeniyle çevre örgütüne karşı dava açmıştı. Mahkeme süreci, kamuoyunda “SLAPP davası” (Strategic Lawsuit Against Public Participation – Kamu Katılımına Karşı Stratejik Dava) olarak tartışılıyor. SLAPP davaları, yüksek tazminat talepleri yoluyla sivil toplum kuruluşları ve aktivistleri ekonomik baskı altına almayı hedefleyen hukuki girişimler olarak tanımlanıyor. Greenpeace’ten “İfade Özgürlüğü” Vurgusu Greenpeace’in uluslararası kriz müdahaleleri sözcüsü Nina Noelle, karara ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu sürecin ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirtti. Noelle, “Bu karar yalnızca ABD’de değil, küresel ölçekte ifade özgürlüğü açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme. Yargı sisteminin, sivil toplum kuruluşlarını ekonomik olarak zayıflatmak için kullanılmaması gerekir” ifadelerini kullandı. Greenpeace USA ve Greenpeace International, karara karşı yeni bir hukuki süreç başlatacaklarını ve gerekirse North Dakota Yüksek Mahkemesi’ne temyiz başvurusu yapacaklarını duyurdu. SLAPP Davaları ve Avrupa’daki Gelişmeler SLAPP davaları son yıllarda uluslararası hukuk gündeminde daha sık tartışılmaya başlandı. Avrupa Birliği, bu tür davalara karşı bir Anti-SLAPP Direktifi kabul etti. Almanya’da da benzer bir düzenleme için Bundestag’da yasa çalışmaları devam ediyor. Uzmanlara göre bu tür davalar, yalnızca ilgili tarafları değil, genel olarak demokratik katılım ve sivil toplum faaliyetlerini etkileyebilecek nitelikte. Süreç Nasıl İlerleyecek? Mahkeme kararının ardından gözler temyiz sürecine çevrildi. Greenpeace’in üst mahkemeye başvurması halinde dosyanın yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Karar, hem çevre örgütleri hem de uluslararası hukuk çevreleri tarafından yakından takip ediliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Galata Wind’ten 2025’te 2,01 Milyar TL FAVÖK Haber

Galata Wind’ten 2025’te 2,01 Milyar TL FAVÖK

Sürdürülebilir bir gelecek için temiz enerji üretimine odaklanan Galata Wind, hali hazırda Türkiye’nin en verimli bölgelerinde konumlanan üç rüzgâr ve iki güneş santralinden oluşan portföyü ve Mersin RES kapasite artışı ile Taşpınar Hibrit GES Projesi’nin tamamlanmasıyla 2025 yılı sonu itibarıyla 354,2 MW kurulu güce ulaştı. İklim koşulları ve devreye alınan ek kapasitelerin etkisiyle üretimi geçen yıla kıyasla yüzde 8,7 oranında artarak, rüzgârda 826.845 MWh ve güneşte 54.092 MWh olmak üzere toplam 880.937 MWh oldu. Galata Wind CEO’su Burak Kuyan sürdürülebilir enerjide küresel oyuncu olma hedefiyle 2025 yılında önemli yatırımları başarıyla hayata geçirdiklerini belirterek şunları söyledi; “Büyüme stratejimizin önemli bir ayağını da yurt dışı yatırımlar oluşturuyor. 300 MW’lık yurt dışı yatırım hedefimiz çerçevesinde Almanya ve İtalya’da güneş enerjisi projeleri için çeşitli anlaşmalar imzaladık. Kesinleşen ve görüşmeleri devam eden projelerle birlikte Avrupa’daki portföyümüz, 72 MW güneş enerjisi (PV) ve 60 MW batarya enerji depolama sistemi (BESS) olmak üzere toplam 132 MW’a ulaştı. Gerçekleştirdiğimiz elektrik üretimiyle, enerji arzına katkı sağlamanın yanı sıra karbon salımlarının azaltılmasına da destek oluyoruz. 2030 yılına kadar operasyonel net sıfır taahhüdümüz ve karbon ayak izi azaltım hedeflerimiz doğrultusunda yapılandırılan portföyümüz, yıllık yaklaşık 490.000 ton karbon salımını önlüyor.” Galata Wind, operasyonel mükemmellik, teknoloji odaklı büyüme ve iklim hedefleriyle uyumlu stratejik yatırımları önceliklendirerek toplam kurulu kapasitesini kısa vadede 576,8 MW’a, orta vadede ise 1.000 MW’ın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Sektördeki gelişmeleri yakından izleyerek kapasite artışları, yenilenebilir enerji alanındaki yeni şirket satın alımları ve/veya proje geliştirmelere odaklanarak yatırım kriterlerimize uygun büyüme fırsatlarını titizlikle değerlendiriyor. 2026 yılı için öncelikleri; yatırım teslimatları ve seçici büyüme, esneklik ve operasyonel mükemmellik, finansal disiplin ile sürdürülebilirlik ve uyum altyapısı olmak üzere dört temel başlık altında topladıklarını belirten Kuyan şunları söyledi; “Proje seçiciliği, bağlantı uygunluğu ve depolama ile esneklik perspektifiyle sürdürdüğümüz operasyonlarımız kapsamında, önümüzdeki dönemde Alapınar RES’in kurulumu ile Şah RES ek kapasite artışına odaklanacağız. Ayrıca 2024 yılında 300 MW Depolamalı RES ve 110 MW Depolamalı GES olmak üzere toplam 410 MW’lık D-RES ve D-GES yatırımları için aldığımız ön lisanslarla şebeke istikrarını desteklemeyi, yenilenebilir üretimin piyasa entegrasyonunu güçlendirmeyi ve operasyonel esnekliğimizi artırmayı hedefliyoruz.” Sadece yenilenebilir enerjiye yatırım yapma taahhüdüyle kalmayan Galata Wind, ülkemizin yenilenebilir enerji dönüşümüne ve enerjide dışa bağımlılığının azaltılmasına kararlılıkla katkıda bulunmayı sürdürüyor. Çevreye duyarlı, güvenilir ve sürdürülebilir bir yaklaşımı esas alan iş modeliyle yalnızca bugünün değil, geleceğin enerji sistemine değer katmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yorglass Düsseldorf’ta Sürdürülebilirlik Çıtasını Yükseltti Haber

Yorglass Düsseldorf’ta Sürdürülebilirlik Çıtasını Yükseltti

Faaliyetlerine başladığı 1974’ten bu yana cam sektöründe üretim ve mühendislik gücünü sürekli geliştiren Yorglass, 22-26 Şubat 2026 tarihleri arasında düzenlenen EuroShop 2026 Fuarı’nda ticari soğutucu sektörüne yönelik yüksek performanslı çözümlerini global sahneye taşıdı. 5 farklı lokasyonda yer alan 7 fabrikası ve 1.200 kişilik uzman ekibiyle her iki saniyede bir cam üreten şirket, Almanya’nın Düsseldorf kentinde gerçekleşen fuarın en dikkat çeken üreticileri arasında yer aldı. 70’ten fazla ülkede 400’ü aşkın müşteriye hizmet veren Yorglass, fuar süresince Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalardan yeni iş bağlantıları kurarak ihracat ağını genişletme yönünde önemli temaslarda bulundu. Tasarımda "Infinity" etkisi ve premium dokunuşlar Yorglass’ın estetik ve fonksiyonelliği birleştiren tasarım gücü, fuarın görsel odağı haline geldi. Standın en çok ilgi gören ürünlerinden biri olan ve Yorglass’ın kendi patentli teknolojisiyle geliştirilen “Infinity”, özel cam tipi ve LED entegrasyonuyla yarattığı sonsuzluk efektiyle ziyaretçileri etkiledi. Şarap dolapları için sunulan Bronz ve Füme opsiyonlu çizilme direnci yüksek, parmak izi oluşturmayan mat baskılı camlar, ticari soğutma dünyasına "high-quality" bir görünüm kazandırırken; çerçevesiz ve tamamen özelleştirilebilir butik tasarımlar global markaların mağaza içi deneyimini güçlendiriyor. Müşteri talebine göre şekillenen premium kombinasyonlar, Yorglass’ı sektörde ayrıcalıklı bir konuma taşıyor. Öte yandan sektörel trendleri de iş partnerlerine sunan Yorglass, plug-in transparan kapı tasarımları ile beğeni topladı. Enerji verimliliğinde mühendislik çözümleri Sürdürülebilirlik odağında geliştirilen teknolojik çözümler, işletme maliyetlerini düşüren performansıyla fuarın en çok konuşulan başlıklarından biri oldu. Cam yüzeyinde estetik bütünlüğü koruyarak homojen ısıtma sağlayan Gizli Enerji İletim Teknolojisi (Hidden Bus Bar) ile yüksek nemli ortamlarda kesintisiz görünürlük sunan Anti-Fog (Buğu Önleyici) teknolojisini aynı sistemde buluşturan Yorglass, bu sayede hem görsel konforu hem de yüksek enerji verimliliğini bir arada sunuyor. Yatay dondurma dolaplarına uygun, yüzde 20 enerji tasarrufu sağlayan özel cam çözümleri ve Plug-In kapı modelleri ise karbon ayak izini azaltmak isteyen global üreticilerin temel tercihi haline geldi. Yüksek yalıtımlı cam üniteleri (IGU) ile desteklenen bu sistemler, Yorglass’ın sektöre sunduğu kapsamlı mühendislik gücünü ve çevreci vizyonunu bir kez daha kanıtladı. “Türk cam Sanayisinin mühendislik gücünü dünyaya taşıyoruz” EuroShop’un perakende dünyasının en önemli buluşma noktası olduğunu belirten Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, “Bugün her iki saniyede bir cam üreten bir kapasiteye sahibiz ve ürünlerimizi 6 kıtada 70’ten fazla ülkeye ulaştırıyoruz. EuroShop 2026’da özellikle enerji verimliliği sağlayan ve estetik tasarımı destekleyen çözümlerimize yoğun ilgi gösterildi. Yorglass olarak kendimizi sadece bir cam üreticisi değil, markaların küresel rekabet gücünü artıran bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz. Türk cam sanayisinin mühendislik yetkinliğini dünya çapında daha görünür kılmak için yatırımlarımıza ve global iş birliklerimize kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmir’in Yeni Başlangıçlara Açılan Kapısı: Meslek Fabrikası Haber

İzmir’in Yeni Başlangıçlara Açılan Kapısı: Meslek Fabrikası

İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası kurulduğu günden bu yana 29 merkezde, 5 bin 800 kursta, tam 145 bin 77 kursiyere umut oldu. Kursiyerlerin kimi istihdam kapısını araladı, kimi kendi işini kurdu. Tarihi binadaki Halkapınar Kurs Merkezi ise adeta tarih yazdı. 2016’dan bu yana 531 kurstan 13 bin 149 kursiyer mezuniyet belgesi aldı. Meslek Fabrikası’nda açılan yeni bir kapı da Dijital Gençlik Merkezi oldu. Halkapınar Kurs Merkezi’nde yer alan merkezde 2025 yılının şubat ayından bu yana 385 genç, geleceğin dünyasına dijital yetkinliklerle hazırlandı. İzmir’in iş, aş ve umut üreten fabrikası, merkezi Halkapınar Kurs Merkezi’nde bulunan İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla da 37 bin 44 kişiyi açık iş ilanı bulunan firmalara yönlendirdi. Bu kapsamda 2 bin 694 kişi hayata yeni bir başlangıç yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü’nün en büyük motivasyonu ise rakamlar değil, hayatlarına dokundukları İzmirliler oldu. “Sağlanan fayda, başarı hikâyelerinde gizli” Meslek Fabrikası Şube Müdürü Zeki Kapı, “Merkezlerimizde 35 alan, 215 farklı branşta mesleki ve teknik eğitim faaliyetlerini sürdürüyoruz. Halkapınar Kurs Merkezi, bize ait merkezlerden sadece bir tanesi ancak bizim en merkezi noktamız. Burası 10 yıldır kentin istihdamına katkı sağlıyor. Aynı zamanda en fazla branşta kurs verdiğimiz merkez olma özelliğine sahip. Barista, pastacılık, ileri Excel, ön muhasebe, mülakat teknikleri, tekstil gibi branşlarda eğitimlerimiz aktif bir şekilde devam ediyor. Çalışmalarımızı genç ve kadın kursiyer odaklı sürdürüyoruz. Meslek Fabrikası olarak sadece eğitim vermiyoruz, yurttaşlarımızın iş hayatına katılımını destekliyor ve yönlendirici faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. ‘Meslek Fabrikası’ndan kaç kişi faydalanıyor?’ sorusunun cevabı, bu zamana kadar Meslek Fabrikası’ndan mezun olan yurttaşlarımızın başarı hikâyelerinde ve sınıflarda gizli” diye konuştu. “Yaptığımız işin karşılığını görüyoruz” Meslek Fabrikası’nda çok sayıda başarı hikâyesi yazıldığını ifade eden Kapı, “Örneğin barista kursu mezunumuz, kendi işletmesini açıp sınıf arkadaşlığı yaptığı üç kursiyere de istihdam sağladı. Ekip arkadaşları olarak yaptığımız işin karşılığını görebildiğimiz bir alanda çalışıyoruz. İzmirli bir yurttaşın Meslek Fabrikası kapısından içeri girip eğitimlerden sonra yazdığı öyküyü takip edebiliyoruz. Özellikle kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımı çok kıymetli. Hepsini birer başarı hikâyesine dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi. “Meslek Fabrikası Köy Enstitüleri gibi” Uzun yıllar İstanbul’da dizi ve filmlerde cast direktörlüğü ve sanat asistanlığı yapan Ecenur Meşe, “Kahve benim için bir tutkuydu. İzmir’de Meslek Fabrikası’nın barista kursunu bitirdim. Kahveyle ilgili atölyelere de katılmaya devam ediyorum. Almanya’ya taşınıp orada kafe açma planım var. Burasının en güzel avantajlarından biri de bu kurs sertifikasının yurt dışında da geçerli olması. Bu sayede Almanya’da da sertifikamı kullanabilirim. Nasıl daha önce Köy Enstitüleri varsa ve insanlar kendilerini birçok konuda geliştirebildiyse Meslek Fabrikası’nın amacı da aynı şekilde. Çok güzel eğitimler veriliyor, alınan sertifikalarla çok güzel iş yerleri açılabiliyor” ifadelerini kullandı. “Meslek Fabrikası ile iki altın bilezik taktım” Tekstil mühendisliği bölümü mezunu Korhan Şen isimli kursiyer de “Ben İstanbul’da yaşıyordum. Bir süredir İzmir’de ailemin yanında kalıyorum. Meslek Fabrikası’nı zaten biliyordum. İkiz kardeşimle birlikte bana uygun kurslara baktık. İlk olarak barista eğitimi aldım, ardından tekstil kursuna başladım. Tekstil benim mesleğim ama hiç bu kadar uygulamalı olarak bir süreç geçirmemiştim. Okulda genelde teorik eğitim alıyorduk fakat dikiş konusunda uygulamalı daha çok burada çalışabildim. İki kursa da gittiğim için şu an benim için iki alternatif meslek var. İki kurstan da çok şey öğrendim. Hem kahve sektörü hem de tekstil sektöründe inovatif fikirlerim oluştu. İki altın bilezik takmış oldum. Meslek Fabrikası, bizim için umut vaat eden bir seçenek. Ülkemizde genç nesil Meslek Fabrikası’na katılarak istedikleri alanda kendilerini geliştirebilir ve meslek edinebilir. Bu konuda istihdam kapısı da açık” diye konuştu. “Meslek edinmek için bir adım” Ön muhasebe kursuna katılan Güner Yıldız ise “Daha önce lojistik sektöründe çalıştım ancak sağlık sorunlarım nedeniyle işimi bırakmak zorunda kaldım. Meslek Fabrikası’nı zaten biliyordum ve ilgimi çekiyordu. Mesleki olarak burada fazlasıyla gelişebileceğimi gördüm ve buraya başvurmak istedim. Muhasebe sektörü çok geniş bir alan olduğu için bu kursu tercih ettim. Kurs çok iyi gidiyor. Buradan çıktığımda muhasebeci olarak çalışmak için yeterli olacağım. Çünkü hocalarımız çok detaylı bilgi veriyor. Meslek Fabrikası’nın kalifiye olmak için yeterli olduğunu, meslek edinmek için bir adım olduğunu gördüm” sözlerine yer verdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor Haber

ABB’nin Sasbach Tesisi Sürdürülebilirlik Uygulamalarıyla Dünyaya Örnek Oluyor

Sürdürülebilir ve kaynak verimliliği yüksek bir gelecek için elektrifikasyon ve otomasyon çözümleri geliştiren ABB, Almanya’daki Sasbach üretim tesisinde Mission to Zero™ – Net Sıfır Misyonu kapsamında önemli başarılar elde etti. Program çerçevesinde hayata geçirilen yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleri sayesinde tesis hem operasyonel dayanıklılığını artırdı hem de karbon emisyonlarını önemli ölçüde azalttı. ABB’nin dünya genelinde Mission to Zero™ programına dahil olan 37 tesisinden biri olan Sasbach’ta; enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve akıllı enerji yönetimine dayalı veriye dayalı bir karbonsuzlaşma yol haritası uygulanıyor. Panolar ve enerji dağıtım sistemleri üreten tesis, sanayide düşük karbonlu dönüşümün somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Küresel karbon emisyonlarının yaklaşık beşte birini imalat ve üretimin oluşturduğu göz önüne alındığında[i], enerji verimliliğinin artırılması ve elektrifikasyonun yaygınlaştırılması Avrupa’nın iklim hedeflerine ulaşmak için kritik önem taşıyor. Sasbach tesisinde hayata geçirilen Mission to Zero™ programı ise işletmelerin güvenilir ve rekabetçi operasyonlarını sürdürürken karbon emisyonlarını azaltabileceklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Program kapsamında sağlanan toplam 3 bin 786 tonluk emisyon azaltımının yaklaşık 2 bin 700 tonu sertifikalı yenilenebilir enerji tedarikinden, yaklaşık bin 86 tonu ise tesis içi verimlilik ve elektrifikasyon uygulamalarından elde edildi. Bu tesis içi azaltımın yaklaşık 550 tonu, kapasitesi artırılan güneş enerjisi sisteminden sağlandı. Tesiste bulunan 3 bin 410 fotovoltaik modül yılda yaklaşık bin 500 megavat-saat elektrik üretiyor. Bu miktar, yaklaşık 400 hanenin yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.[ii] Tesisin kendi ürettiği elektrik, toplam enerji ihtiyacının yaklaşık üçte birini karşılayarak enerji fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma sağlıyor ve uzun vadeli enerji güvenliğini destekliyor. Kurulan yeni trafo istasyonu ise yenilenebilir enerjinin tesis altyapısına istikrarlı biçimde entegre edilmesine imkân tanıyor. Emisyon azaltımı; elektrikli üretim sistemleri, enerji verimliliği uygulamaları ve dijital enerji yönetimi çözümleriyle destekleniyor. ABB Elektrifikasyon Akıllı Binalar Divizyon Başkanı Mike Mustapha, konuyla ilgili açıklamasında, “Sasbach’ta attığımız adımlar, Mission to Zero™ programımızın sahadaki somut karşılığını gösteriyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, elektrifikasyon ve dijital enerji yönetimi sayesinde karbon emisyonlarını azaltırken enerji dayanıklılığını ve operasyonel istikrarı güçlendiriyoruz. Üretim sektöründe sürdürülebilir dönüşümün anahtarı, bu tür uygulanabilir ve ölçülebilir adımlardan geçiyor” ifadelerini kullandı. Tesisteki tüm süreçlerde karbon emisyonu azaltımı hedefleniyor Tüm bunların yanı sıra ABB, enerji talebini kaynağında azaltmak amacıyla üretim süreçlerini de modernize ediyor. Sasbach’ta kurulan yeni toz boya tesisi, üretim kapasitesini artırırken enerji ihtiyacını düşürüyor. Isı geri kazanımı özelliğine sahip olan tesis, geleneksel sistemlere kıyasla daha düşük kurulu ısıtma kapasitesiyle çalışıyor. Böylelikle hem verimlilik artışı hem de üretim güvenilirliği destekleniyor. Sasbach tesisinde; üretim alanlarında tamamen LED aydınlatmaya geçiş, ABB i-bus® KNX ile bina otomasyonu, basınçlı hava sistemlerinde artık ısı geri kazanımı ve optimize edilmiş proses kontrolü gibi ek verimlilik uygulamaları devreye alındı. Öte yandan tesisteki 21 adet elektrikli araç şarj istasyonu, çalışanlar ve ziyaretçiler için düşük emisyonlu mobiliteyi destekliyor. ABB’nin 2019 yılında başlattığı, Mission to Zero™ programı kapsamında tesiste hayata geçirilen tüm uygulamalar, 2019 yılı seviyelerine kıyasla enerji verimliliğini önemli ölçüde artırırken, operasyonların dengelenmesine ve maliyetlerin düşürülmesine katkı sağladı. ABB’nin bina otomasyon ve enerji yönetimi çözümleri, enerji kullanımında gerçek zamanlı görünürlük sağlayarak veriye dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. ABB, Sasbach'ta karbonsuzlaşmanın bir sonraki aşaması için de net bir yol haritası belirledi. Bu kapsamda fazla güneş enerjisinin depolanması için batarya sistemlerinin kurulması, gaz bazlı ısıtma sistemlerinin kademeli olarak elektrikli ısı pompalarıyla değiştirilmesi ve rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi planlanıyor. Mission to Zero™ programı Mission to Zero™ programı, ABB'nin Almanya'daki Lüdenscheid fabrikasında yerel bir girişim olarak başladı ve zaman içerisinde küresel ölçekte yaygınlaştı. Bugün ABB’nin Mission to Zero™ kapsamındaki tesisleri, operasyonlardan kaynaklanan yıllık 60 bin tonun üzerinde karbon emisyonu azaltımı sağlayarak; elektrifikasyon, dijitalleşme ve enerji verimliliğinin düşük karbonlu üretime doğru ölçülebilir ilerleme sağlayabildiğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nda Finalistler Belli Oldu Haber

8. Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nda Finalistler Belli Oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından 14–17 Nisan 2026 tarihleri arasında Fuar İzmir’de yapılacak 31. Marble İzmir Fuarı kapsamında düzenlenen yarışma, genç tasarımcıları doğal taş sektörüyle buluşturuyor. Dekoratif ev eşyaları temasıyla gerçekleştirilen yarışmaya, bu yıl, Türkiye, Almanya, Arnavutluk, Bulgaristan ve Polonya’nın da aralarında bulunduğu 8 ülkeden toplam 724 proje başvurusu yapıldı. Tasarımcılar ve firma temsilcileri Fuar İzmir’de buluştu Jüri değerlendirmesi ve sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelerin ardından 19 tasarım finale kalarak projelerin üretime geçirilmesine karar verildi. Finale kalan genç tasarımcılar, Fuar İzmir’deki tasarımcı ve firma buluşmasında projelerini sektörün önde gelen üretici firmalarına sundu. Değerlendirmeler sonucunda tasarımcı ve firma eşleşmeleri; Arda Uluç Aydın – Gürmas Makina, Begüm Sucu – Megamer, Berke Güntürk, Begüm Kübra Çetin ve Beste Çetin – Kar Maden, Beyza Doğan – Alimoğlu Marble – Granite İzmir, Ece İldeniz – Sirmersan Mermer, Defne Turan – Çizgi Mermer Granit, Gülşah Kamacı – Megamer, Hilal Akyüz – Ebla Stone, Hümeyra Kocayiğit iki projesiyle Başaranlar Marble, Kerem Iskar – İz Granit Madencilik, Tuğba Koşak – Dokuz Eylül Üniversitesi Meslek Yüksekokulu, Ulviye Akgul, Büşra Nur Kılınçarslan ve Arda Deniz Yücel – Laodikeia Marble, Ayşe Melek Güngör – Şenler Marble, Batuhan Duran – Mercan Tasarım, Oğuz Erten – Alimoğlu Marble Afyon, Oğuz Erten – Sirmersan Mermer, Şüheda Nur Akpınar – Megamer, Yağmur Çelik – Mercan Tasarım şeklinde oluştu. Erdoğan Akbulak’ın adı Değişik Tasarım Yarışması’nda yaşatılacak İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, yarışmanın sektöre sağladığı katkıya dikkat çekerek, “Bu yarışmayı, doğal taş sektörünün geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Yarışma, genç tasarımcıların sektöre adım atmasına imkan sağlarken firmalarımızın üretim kabiliyetini ve katma değerli üretim potansiyelini de görünür hale getiriyor. Bu sürecin oluşmasında emeği olan tüm üretici firmalarımıza, jüri üyelerimize ve öğrencilere teşekkür ediyorum” dedi. Cumalıoğlu, bu yıl yarışma kapsamında, doğal taş sektörüne ve Marble İzmir’e uzun yıllar katkı sunan, kısa süre önce yaşama veda eden Silkar Madencilik’in sahibi iş insanı Erdoğan Akbulak anısına bir özel ödül vermeyi planladıklarını belirterek, Akbulak’ın sektöre bıraktığı izi bu yarışma aracılığıyla yaşatmak istediklerini dile getirdi. Üreticilerden yarışmaya güçlü destek Yarışmaya üretici olarak destek veren firma temsilcileri de organizasyonun sektöre sağladığı katkılara dikkat çekti. Çizgi Mermer Granit Kurucu Ortağı ve yarışmanın jüri üyesi Remzi Boncuk, Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nın format olarak benzer yarışmalardan ayrıştığını belirterek, “Uzun yıllardır bu yarışmada üretici firma olarak yer alıyoruz, aynı zamanda jüride de bulunuyorum. Bu yarışma, finale kalan ürünlerin üretilmesi ve jüri tarafından birebir gerçek boyutları üzerinden değerlendirilmesiyle öne çıkıyor. Diğer yarışmalarda görseller ve renderlar üzerinden kararlar verilirken, üretim aşamasında bazı ürünlerin hayata geçirilemediğini görüyoruz. Bu yönüyle yarışmanın dünyada da örnek olabilecek bir format sunduğunu düşünüyorum. Burada kamusal bir fayda var; öğrencilere sunum yapma ve tasarımlarını üretme imkanı tanınması da süreci güçlü bir eğitim deneyimine dönüştürüyor” dedi. “Uluslararası platformda da en başarılı yarışmalardan biri haline geldi” Üretici olarak yarışmaya destek veren TÜMMER Başkan Vekili ve Başaranlar Mermer Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Serter ise yarışmanın sektörün geleceği açısından taşıdığı önemi vurgulayarak, “Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’nı çok önemsiyorum çünkü son yıllarda yalnızca ulusal ölçekte değil, uluslararası platformda da en başarılı yarışmalardan biri haline geldi. Bu yarışma sayesinde mimar ve tasarımcı adayı gençler doğal taşı teorinin ötesinde, proje ve üretim süreci içinde birebir tanıyor. Türkiye’de doğal taşın mimari projelerde ve özel objelerde her alanda kullanılabildiğini ve birçok firmanın bu ürünleri üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu görüyorlar. Sektörün geleceğin tasarımcıları ve mimarlarıyla buluşması açısından bu süreci çok değerli buluyorum. Katma değerli üretim ve verimlilik açısından da önemli olan bu organizasyona önümüzdeki yıl daha fazla firmanın katılmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. “Gençler için tasarımdan üretime açılan kapı” Jüri Üyesi ve Proje Koordinatörü Doç. Dr. Selçuk Demirci, “Bu yarışma, öğrenciler için tasarımdan üretime geçişi görme ve sektöre ilk adımı atma fırsatı sunuyor. Tasarladıkları ürünlerin hayata geçtiğini görmek, gençler için çok değerli bir deneyim. Bu sürecin hayata geçirilmesini sağlayan İZFAŞ’a ve katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum” dedi. Ödüller açılış günü sahibini bulacak Üretimi gerçekleştirilecek tasarımlar, 14 Nisan 2026 tarihinde Marble İzmir Fuarı kapsamında düzenlenecek final ve ödül töreniyle birlikte sergilenecek. Yarışmada birincilik ödülü 200 bin TL, ikincilik ödülü 130 bin TL, üçüncülük ödülü ise 65 bin TL olarak belirlendi. Bunun yanı sıra Ege İhracatçı Birlikleri Özel Ödülü, firma özel ödülleri, tasarım tescil desteği, yazılım ve tatil ödülleri, üretim ve staj olanakları da yarışma kapsamında yer alacak. En fazla başvuru yapan üniversiteye ise 3D yazıcı hediye edilecek. Yarışmanın hedefi, katma değer ve rekabet gücü sağlamak Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması; katma değeri yüksek tasarımların ortaya çıkarılmasını, doğal taş sektörünün uluslararası pazardaki rekabet gücünün artırılmasını ve genç tasarımcıların desteklenmesini amaçlıyor. Yarışmacılar; mevcut doğal taşlar veya doğal taş artıklarını kullanarak geliştirdikleri dekoratif ev aksesuarları, tekil mobilyalar, ev ve ofis kullanımına yönelik katma değerli ürünler ile lavabo ve küvet gibi tasarımlarla yarışmaya katılıyor. Tasarımların üretilebilir nitelikte olması ise değerlendirmede önemli kriterler arasında yer alıyor. Yarışmanın değerlendirme süreci ise akademi, tasarım dünyası ve sektörün deneyimli isimlerinden oluşan jüri tarafından yürütülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Her Yirmi Yolcudan Biri Gökyüzünde Lahmacun Keyfi Yapmak İstiyor Haber

Her Yirmi Yolcudan Biri Gökyüzünde Lahmacun Keyfi Yapmak İstiyor

Türkiye’nin ve Avrupa’nın öncü hava yolu markası Corendon Airlines, Türk mutfağının sevilen lezzetleriyle uçak içi menüsünü zenginleştirmeye devam ediyor. Daha önce uçuşlarında döner servisiyle dikkat çeken hava yolu şirketi, kısa süre önce de efsane futbolcu Lukas Podolski’nin lezzet markası Mangal Döner iş birliğiyle Mangal Lahmacun’u yolcularıyla buluşturmaya başladı. Kısa sürede yoğun ilgi gören ürün, uçuşların en çok tercih edilen sıcak lezzetlerinden biri haline geldi. Uçuş içi satış verilerine göre her 20 yolcudan biri lahmacunu denemek istediğini belirtiyor. Bu oran, gökyüzünde sunulan otantik ve sıcak lezzetlere yönelik talebin arttığını gösteriyor. Geleneksel Türk mutfağını modern bir yorumla sunuyor Almanya’da geniş bir müşteri kitlesine sahip olan Mangal Döner, geleneksel Türk mutfağını modern bir yorumla sunan güçlü bir gastronomi markası olarak öne çıkıyor. Taş fırın geleneğinden ilham alınarak hazırlanan Mangal Lahmacun; ince ve çıtır hamuru, özenle harmanlanan baharatlı iç harcı ve dengeli aromasıyla biliniyor. Marka, Almanya ile Türkiye arasındaki kültürel bağı lezzet üzerinden yansıtan bir köprü niteliği taşıyor. Uçuş sırasında sıcak servis edilen lahmacun, özellikle Almanya–Türkiye hattında seyahat eden yolcular için tatilin başlangıcını simgeleyen bir deneyime dönüşüyor. Mangal Lahmacun, hem Türk yolcular için tanıdık ve nostaljik bir tat sunuyor hem de farklı mutfakları keşfetmek isteyen yolculara özgün bir alternatif yaratıyor. Corendon Airlines, yolcularının beklentileri doğrultusunda uçak içi menüsünü ve diğer hizmetlerini geliştirmeyi sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.