Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Almanya

Kapsül Haber Ajansı - Almanya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Almanya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi Haber

Uzakdoğu Ülkeleri Kuru İncirimizi Çok Sevdi

Cennet meyvesi kuru incirin 2026 ürünü yeni mahsul ihracat yolculuğu için ilk yükleme/ihraç tarihi 28 Eylül 2026 Pazartesi olarak belirlendi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, yeni sezon öncesinde kuru incirde kalite ve gıda güvenliği arttırmak amacıyla yoğun bir mesai verdiklerini dile getirdi. Üreticilere örnek olması ve sergi yerlerinden aflatoksinli kuru incirlerin seçilerek ayıklanabilmesi amaçlı üretim bölgelerindeki muhtarlar aracılığıyla taşınabilir UV el lambaları Aydın ve İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlükleri koordinasyonunda dağıttıklarını aktaran Gabay, “Sağlıklı hasat ve kurutma sağlanabilmesi için yine Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonun kurutma kerevetleri ve üretici bilgilendirme broşürleri dağıttık. Türkiye’nin en prestijli ürünlerinden kuru incirde güzel bir sezon geçirmek adına yoğun mesai veriyoruz” dedi. Türkiye’nin 2025/26 sezonununda 15 Ekim 2025-08 Eylül 2026 tarihleri arasında 2025 ürünü 55 bin ton kuru incir ihraç ederek 343 milyon dolar döviz geliri elde ettiği bilgisini veren Gabay şöyle devam etti; “Sezon sonunda 350 milyon doları aşacağımıza inanıyoruz. 2026-27 sezonunda kuru incir ihracatında 60 bin tonun üzerine çıkmayı hedefliyoruz.” Uzakdoğu’nun payı yüzde 16’ya yükseldi Türkiye’nin kuru incir ihraç ettiği pazarlarla ilgili bilgi veren Başkan Gabay, Avrupa Birliği’nin 17 bin 775 ton kuru incir talebiyle yüzde 32 pay aldığını ve liderliğini sürdürdüğüne işaret etti. Gabay; “Amerika kıtasına yaklaşık 16 bin ton kuru incir ihraç ettik. Uzakdoğu ülkelerine ihracatımız yüzde 29’luk artışla 7 bin tondan 8 bin 795 tona yükseldi. Uzakdoğu ülkelerinin ihracatımızdaki payı yüzde 13’ten yüzde 16’ya çıktı. Hindistan, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaptığımız tanıtım çalışmalarının meyvelerini aldığımızı görüyoruz. Uzakdoğu pazarında hedefimiz ihracatımızın yüzde 25’ini bu ülkelere yapabilir konuma gelmek” ifadelerini kullandı. Kuru incir ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 58 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, ikinci sırada 44,5 milyon dolarla Almanya ve üçüncü sırada 44 milyon dolarla Fransa yer aldı. Türkiye’den kuru incir talebini yüzde 249’luk artışla 5 milyon dolardan 17,7 milyon dolara çıkaran Çin, Türkiye’nin en çok kuru incir ihraç ettiği ülkeler sıralamasında dördüncü sıraya tırmandı. Kanada 13,5 milyon dolarlık kuru incir ihracatıyla beşinci oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi Haber

YASED: Temmuz Ayında Türkiye’ye 1,2 Milyar Dolar Değerinde Uluslararası Doğrudan Yatırım Geldi

11 Eylül 2026’da paylaşılan güncel resmi verilere göre, 2026 yılının Temmuz ayında, Türkiye’ye, 1,2 milyar dolar değerinde UDY girişi gerçekleşti. Güncel bu istatistikle beraber, yılın ilk 7 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 5,8 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 7 ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 34’lük bir düşüş kaydedilirken 2003 yılından itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 294 milyar dolara yaklaştı. Temmuz ayında gerçekleşen toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar olarak hesaplanırken bu yatırımların 909 milyon doları yatırım sermayesi şeklinde gerçekleşti. Temmuz ayındaki toplam UDY’nin 322 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 44 milyon dolar ve borçlanma araçlarının 33 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Temmuz ayındaki toplam UDY girişi 1,2 milyar dolar oldu. En fazla yatırım kâğıt imalatı ile toptan ve perakende ticarette gerçekleşti 2026 yılının Temmuz ayı içerisinde gerçekleşen 909 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 314 milyon dolarlık yatırım girişi ile kâğıt ve kâğıt ürünleri imalatı ve kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 35’lik bir pay aldı. Toptan ve perakende ticaret ve inşaat sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 12’lik paylarıyla geçmiş kümülatif performanslarının üzerinde bir performans sergileyerek aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu. Temmuz ayında en fazla uluslararası yatırım Çin, İrlanda ve Almanya’dan geldi 2003-2025 dönemi toplamında yüzde 59’luk pay sahibi olan Avrupa Birliği (AB-27) ülkeleri 2026’nın 7’nci ayında yüzde 52’lik bir pay aldı. Temmuz 2026’da ülkeler özelinde, Çin yüzde 34 ile en büyük paya sahip olurken, onu yüzde 21 ile İrlanda, yüzde 14 ile Almanya, yüzde 6 ile Hollanda ve yüzde 6 ile İsviçre takip etti. Yılın ilk 7 ayının toplamı değerlendirildiğinde ise en fazla yatırıma kaynak oluşturan üç ülke; 1,1 milyar dolar ile Almanya, 903 milyon dolar ile Hollanda ve 585 milyon dolar ile Amerika Birleşik Devletleri olarak sıralandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almanya'daki 3 Milyon Türk İhracatçının Radarında Değil Haber

Almanya'daki 3 Milyon Türk İhracatçının Radarında Değil

Alman Federal İstatistik Ofisi verilerine göre Almanya'da yaklaşık 3 milyon kişi Türkiye kökenli. Bu nüfus, Türkçe içerikle ulaşılabilen, Türk markalarını zaten tanıyan ve Almanya'daki çevresine tavsiye eden bir tüketici kitlesi oluşturuyor. USHAŞ verilerine göre Almanya, Türkiye'ye en çok hasta gönderen ülkelerin de başında geliyor. "İhracatçı 'Almanya'ya açılıyorum' dediğinde aklında yalnızca Alman müşteri var" Türkiye ve Almanya pazarlarında çalışan dijital pazarlama uzmanı Gökhan Aralık, bu kitlenin ihmal edilmesinin nedenini şöyle açıkladı: "Reklam Almanca yazılıyor, Alman tüketicinin alışkanlıklarına göre kurgulanıyor ve pahalı bir öğrenme sürecine giriliyor. Hâlbuki aynı şehirlerde sizin dilinizi konuşan, ürününüzü çocukluğundan bilen 3 milyon kişi var. Ona ulaşmak hem daha ucuz hem daha hızlı; üstelik o kişi ürünü Alman komşusuna da tavsiye ediyor. Bir reklam yatırımı iki pazara birden ulaşıyor." "Sağlık turizminden gayrimenkule aynı örüntü" Gökhan Aralık'a göre bu kitle yalnızca gıda ve tekstil için değil, hizmet sektörleri için de kritik: "Almanya'dan gelen hastaların önemli bir kısmı Türk kökenli. Düğün organizasyonu, gayrimenkul, eğitim, sigorta; hepsinde aynı örüntü var." Aralık, bu kitleye yönelik reklamın kendine özgü kurallarını da hatırlattı: "Türkçe yazacaksınız ama Türkiye'deki gibi değil. Fiyat euro ile, teslimat Alman lojistik alışkanlıklarıyla, güven Alman standartlarına atıfla verilecek. İki kültürü aynı anda konuşan reklam, bu pazarda tek dilli reklamdan çok daha iyi sonuç veriyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Efor Holding, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için 44,5 Milyon Euroluk Uluslararası Finansman Sağladı Haber

Efor Holding, Yenilenebilir Enerji Yatırımları için 44,5 Milyon Euroluk Uluslararası Finansman Sağladı

Efor Holding, yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında Almanya merkezli OLB ile 44,5 milyon euro tutarında uzun vadeli uluslararası finansman anlaşması imzaladı. Euler Hermes garantisi kapsamında yapılandırılan finansman, Efor Holding’in yenilenebilir enerji yatırımlarında uzun vadeli finansman yapısını güçlendirdi. Anlaşma, OLB’nin Türkiye’de yenilenebilir enerji alanında sağladığı ilk finansman olma özelliği de taşıyor. Gelgit RES yatırımında güçlü finansman yapısı 44,5 milyon euro tutarındaki finansman, Efor Holding’in yenilenebilir enerji portföyünde yer alan Gelgit Yenilenebilir Enerji Rüzgar Enerji Santrali’nin yatırım ve devreye alma sürecine uluslararası finansman gücü kazandırdı. Ağustos ayı itibarıyla enerji üretimine başlayan Gelgit RES, yaklaşık 119 bin ton sera gazı emisyonunun önüne geçerek 5,4 milyon ağacın doğaya sağladığı faydaya eşdeğer çevresel katkısıyla, Efor Holding’in rüzgâr enerjisi alanındaki büyüme stratejisinde önemli bir aşamayı temsil ediyor. Uluslararası finansman gücüyle stratejik iş birliği Almanya’nın kuzeybatısında 150 yılı aşkın geçmişe sahip Oldenburgische Landesbank AG, bugün Almanya genelinde hizmet veren köklü finans kuruluşları arasında yer alıyor. Ocak 2026 itibarıyla Avrupa’nın en büyük ve finansal açıdan en güçlü bankacılık gruplarından Crédit Mutuel Alliance Fédérale bünyesine katılan OLB, ihracat finansmanı alanındaki deneyimiyle uluslararası finansman işlemlerinde güçlü bir uzmanlık sunuyor. Crédit Mutuel Alliance Fédérale, 50’den fazla ülkedeki varlığı ve kurumsal yatırım bankası CIC aracılığıyla New York, Londra, Singapur, Hong Kong ve Brüksel’deki şubeleri ile 32 temsilcilik ofisi üzerinden uluslararası finansman alanında geniş bir ağa sahip bulunuyor. Bu iş birliği, Efor Holding’in yenilenebilir enerji projelerinde uzun vadeli, güvenilir ve uluslararası ölçekli finansman modelleriyle ilerleme yaklaşımını destekliyor. Efor Holding, Türkiye ekonomisine ve yenilenebilir enerji sektörünün potansiyeline duyduğu güvenle uzun vadeli yatırım planlarını sürdürüyor. Rüzgar ve güneş enerjisi alanındaki projeleriyle temiz enerji portföyünü güçlendiren Efor Holding, sürdürülebilirlik, yerli üretim, istihdam ve katma değer odağını büyüme stratejisinin merkezinde tutuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Google Aramalarının Yüzde 68'i Artık Tıklanmıyor Haber

Google Aramalarının Yüzde 68'i Artık Tıklanmıyor

SparkToro'nun Similarweb tıklama verileriyle Ocak-Nisan 2026 döneminde yaptığı araştırmaya göre, ABD'de Google aramalarının yüzde 68'i hiçbir tıklama üretmeden sonuçlanıyor. Bu oran 2024'te yüzde 60,45 seviyesindeydi. Tıklama üreten aramaların payı iki yılda 9,5 puan geriledi. Ahrefs'in Şubat 2026'da yayımladığı analiz, yapay zekâ özeti çıkan aramalarda birinci sıradaki sonucun tıklanma oranının yüzde 58 düştüğünü ortaya koydu. Aynı kuruluşun Nisan 2025'teki ölçümünde bu düşüş yüzde 34,5'ti; yani etki, özellik olgunlaştıkça büyüyor. Almanca pazarı izleyen Sistrix'in Şubat 2026 verilerine göre, Almanya'da anahtar kelimelerin yüzde 20'sinde yapay zekâ özeti görünüyor ve özet çıkan aramalarda birinci sıranın tıklanma oranı yüzde 27'den yüzde 11'e iniyor. "Türkiye altı ay gecikmeyle aynı eğriye giriyor" Dijital pazarlama uzmanı Gökhan Aralık, Türkiye'nin bu tabloya ABD'den yaklaşık iki yıl, Almanya'dan bir yıl gecikmeyle girdiğini belirterek, "Almanya'daki müşterilerimizde önce gösterim artıyor, sonra tıklama düşüyor. Bu ayrışmayı Türkiye'de de mart ayından itibaren görmeye başladık. İşletme sahibi 'sıralamam bozulmadı ama trafik düştü' diyor; bozulan sıralama değil, sıralamanın anlamı" dedi. "Sağlık sektöründe etki en yüksek" Gökhan Aralık, yapay zekâ özetlerinin bilgi arayan aramalarda daha sık tetiklendiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: "Sektör analizleri sağlık ve eğitim aramalarında özet çıkma oranını yüzde 80'in üzerinde gösteriyor. 'İmplant kaç günde iyileşir' diye arayan hasta, cevabı klinik sitesine girmeden okuyor. Türkiye'de yıllarca blog yazısıyla hasta kazanan hekimler için bu, kanalın kapanması demek. Yeni ölçüt siteye kaç kişinin girdiği değil, özetin içinde kaynak olarak kimin gösterildiği." Aralık, aynı araştırmaların bir ayrıntısına da işaret etti: "Ahrefs, özetlerde kaynak gösterilen sayfaların yalnızca yüzde 38'inin klasik ilk on sonuçta yer aldığını buldu. Bir buçuk yıl önce bu oran yüzde 76'ydı. Yani Google'da ilk sayfada olmak, artık yapay zekânın sizi kaynak göstereceği anlamına gelmiyor. İki ayrı oyun oynanıyor." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ren ve Tuna Nehirlerindeki Düşük Su Seviyeleri Avrupa Ekonomisini Baskı Altına Alıyor    Haber

Ren ve Tuna Nehirlerindeki Düşük Su Seviyeleri Avrupa Ekonomisini Baskı Altına Alıyor   

Coface, su seviyelerinin kısa vadede düşük kalmasının beklendiğine, ekonomik etkilerin ise önümüzdeki aylarda devam ederek kırılgan ekonomilerde büyümeyi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Öne çıkan veriler 8 cm: Ren Nehri’nin Kaub ölçüm istasyonundaki su seviyesi 18 Ağustos’ta 8 santimetreye kadar geriledi. Bu seviye, nehir taşımacılığının kısıtlanmaya başladığı 78 santimetrelik eşiğin oldukça altında kalırken, 2018’de kaydedilen 25 santimetrelik tarihi dip seviyeyi de geride bıraktı. Yüzde 20: Ağustos ayı başında Ren Nehri’ndeki bazı yük gemileri normal taşıma kapasitelerinin yaklaşık yüzde 20’siyle sefer yapabildi. Yüzde 72: Avrupa’daki iç su yolu taşımacılığının yüzde 60’ı Ren, yüzde 12’si ise Tuna üzerinden gerçekleştiriliyor .Büyümede 0,4 puana varan kayıp: 2018’de yaşanan son büyük düşük su seviyesi döneminde Almanya’nın reel GSYH büyümesi 0,3 ila 0,4 puan gerilemişti. Avrupa’nın nehirlerinde tarihi düşüş Avrupa’da aylardır devam eden olağanüstü sıcak ve kurak hava koşulları, birçok nehirde su akışının önemli ölçüde azalmasına yol açtı. Bu durumun etkileri, kıtanın taşımacılık ve ekonomik faaliyetlerinde stratejik rol oynayan Ren ve Tuna nehirlerinde daha belirgin şekilde görülüyor. Ren Nehri’nin su seviyesi, ağustos ayı başında Almanya’daki Kaub ölçüm istasyonunda tüm zamanların en düşük seviyesine inerken Tuna’nın Macaristan ve Romanya’daki bazı kesimlerinde de daha önce görülmemiş seviyeler kaydedildi. Düşük su seviyeleri çevresel etkilerin yanı sıra ekonomi üzerinde de doğrudan sonuçlar yaratıyor. Yük taşımacılığındaki aksamalar ve bazı enerji tesislerinin faaliyetlerinde yaşanan sorunlar, bu altyapılara bağımlı sanayi sektörlerinin üretimini de etkiliyor. Tedarik zincirlerinde lojistik baskı artıyor İç su yolu taşımacılığının Avrupa’daki toplam yük taşımacılığındaki payı sınırlı olsa da Ren ve Tuna’nın geçtiği ülkelerde bu yöntem stratejik önem taşıyor. Nehir taşımacılığının yük taşımacılığındaki payı Almanya’da yüzde 5,4, Romanya’da ise yüzde 19,2’ye kadar çıkıyor. Nehir taşımacılığının diğer ulaşım yöntemleriyle ikame edilmesi de kolay görünmüyor. Bir nehir gemisi yaklaşık 2 bin ton yük taşıyabilirken bu miktar bir yük treninde 1.500 tona, bir tanker kamyonunda ise 25 tona kadar düşüyor. Düşük su seviyelerinin taşınan yük miktarı ve maliyetler üzerindeki etkileri şimdiden görülmeye başladı. Ağustos ayı başında Ren’de seyreden bazı yük gemileri normal kapasitelerinin yaklaşık yüzde 20’sini kullanabildi. Tuna’nın Romanya bölümünde ise taşınan yük miktarının bazı kesimlerde yüzde 40’a varan oranlarda azaltılması gerekti. Benzer koşulların yaşandığı 2018’de yükleme kısıtlamaları ve operatörlerin uyguladığı ek ücretler nedeniyle nehir taşımacılığı maliyetleri kuru dökme yüklerde 2,5 katına, sıvı dökme yüklerde ise 4,5 katına kadar yükselmişti. Orta Avrupa’da enerji sektörü de baskı altında Kuraklığın etkileri taşımacılıkla sınırlı kalmıyor. Tuna Nehri, bazı nükleer enerji santrallerinin soğutma sistemleri açısından da kritik önem taşıyor. Macaristan’daki Paks ve Romanya’daki Cernavodă nükleer santrallerinin faaliyetleri düşük su seviyelerinden etkilenmeye başladı. Ülkelerindeki tek nükleer enerji üretim kaynakları olan bu santraller, Macaristan’ın elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını, Romanya’nın ise yüzde 20,5’ini karşılıyor. Üretimdeki düşüşü telafi etmek isteyen işletmecilerin elektrik ithalatına veya daha yüksek maliyetli doğal gaz santrallerine yönelmesi gerekiyor. Geniş çaplı elektrik kesintilerine ilişkin yakın vadeli bir risk bulunmasa da mevcut tablo enerji maliyetlerini yükseltiyor ve bölgesel enerji piyasaları üzerindeki baskıyı artırıyor. Romanya’da ithal elektriğin maliyeti, ülke içinde üretilen elektriğin 2 ila 2,5 katına kadar çıkıyor. Macaristan ve Romanya hükümetleri, sistem üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla bazı büyük sanayi kuruluşlarının elektrik tüketimini geçici olarak düşürmeye yönelik önlemler de aldı. Bu uygulamaların otomotiv, kimya ve yapı malzemeleri gibi enerji yoğun sektörleri daha fazla etkilemesi ve ağustos ayındaki sanayi faaliyetleri üzerinde baskı oluşturması bekleniyor. Alman kimya sektörü risklerin odağında Üretim tesislerinin önemli bir bölümü Ren Nehri boyunca konumlanan Alman kimya sektörü, nehir taşımacılığına en fazla bağımlı sektörlerin başında geliyor. Ludwigshafen’daki BASF tesisi bu bağımlılığın önemli örneklerinden biri. Kaub’daki kritik noktanın güneyinde bulunan tesis, yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 40’ını nehir yoluyla gerçekleştiriyor. Su seviyelerinin daha da düşmesi, tesisin tedarik zinciri açısından kritik öneme sahip Amsterdam, Rotterdam ve Antwerp limanlarıyla bağlantılarında yeni aksamalara yol açabilir. Bu gelişmeler, Alman kimya sektörünün yüksek enerji maliyetleri ve rekabet gücündeki kayıpla mücadele ettiği bir dönemde yaşanıyor. Sektörün üretimi 2018’den bu yana yaklaşık yüzde 20 gerilemiş durumda. Avrupa ekonomisinin iklim kaynaklı risklere karşı kırılganlığı artıyor Kısa vadeli hidrolojik tahminler koşullarda sınırlı bir iyileşmeye işaret ediyor. Ren Nehri’nde düşük su seviyelerinin görüldüğü dönem genellikle sonbahara kadar devam ettiği için taşımacılık ve üretimdeki aksamaların önümüzdeki haftalarda da sürmesi bekleniyor. Kar örtüsündeki azalma, buzulların geri çekilmesi ve aşırı sıcak hava dalgalarının daha sık görülmesi ise benzer olayların gelecekte daha fazla yaşanabileceğine işaret ediyor. Mevcut tablo, şirketlerin ve kamu otoritelerinin iklim kaynaklı riskleri lojistik, sanayi ve enerji stratejilerinde daha fazla dikkate almasının önemini ortaya koyuyor. İç su yolu taşımacılığına bağımlı şirketler açısından konu, tek bir kuraklık döneminin yarattığı sorunları yönetmenin ötesine geçiyor. Tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve iklim kaynaklı kesintilere karşı dayanıklılığın artırılması giderek daha önemli hale geliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface Ekonomisti Eve Barré, “Ren ve Tuna’daki düşük su seviyeleri, aşırı hava olaylarının çevresel etkilerinin yanında ekonomik sonuçlarının da giderek belirginleştiğini gösteriyor. Lojistik, enerji ve sanayi faaliyetleri aynı anda etkilenebiliyor. Mevcut durumun 2018’e kıyasla daha erken ortaya çıkması ve daha şiddetli seyretmesi, Avrupa ekonomisindeki zayıf büyüme görünümüyle birleştiğinde endişeleri artırıyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Angela Merkel’in Merakla Beklenen Kitabı Okurla Buluştu Haber

Angela Merkel’in Merakla Beklenen Kitabı Okurla Buluştu

Almanya’yı 2005’ten 2021’e kadar yöneten Angela Merkel, on altı yıllık şansölyelik döneminin bilinmeyen yönlerini Özgürlük: Anılar 1954–2021 kitabında okurla buluşturuyor. Yakın tarihin en kritik gelişmelerine karar masalarının başından tanıklık eden Merkel; kriz dönemlerinde alınan kararları, siyasi tercihlerin ardındaki koşulları ve kapalı kapılar ardında yürütülen diplomasi trafiğini kendi gözünden anlatıyor. KRİZ MASALARINDA GEÇEN ON ALTI YIL Merkel’in görev dönemi, Avrupa ve dünya siyasetinde dengelerin yeniden kurulduğu yıllara karşılık geliyor. Avro Bölgesi’ni sarsan ekonomik kriz, Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin tartışmalar, göç hareketleri, NATO’nun yönü, Ukrayna meselesi ve Rusya ile yürütülen zorlu ilişkiler kitabın ana gündemini oluşturuyor. Kitabında Beyaz Saray’dan Kremlin’e uzanan yoğun görüşme trafiğine yer veren Merkel, Vladimir Putin başta olmak üzere dünya liderleriyle yaptığı temasları da kendi tanıklığı üzerinden anlatıyor. Görüşmelerde yaşanan gerilimleri, ülkeler arasındaki çıkar çatışmalarını ve ortak karar almanın giderek zorlaştığı dönemleri içeriden bir bakışla ele alıyor. TARTIŞILAN KARARLARINI YENİDEN DEĞERLENDİRİYOR Özgürlük: Anılar 1954–2021, yaşanan gelişmeleri kronolojik olarak sıralamakla yetinmiyor. Merkel, görevde olduğu yıllarda aldığı ve etkileri uzun süre tartışılan kararları aradan geçen zamanın ardından yeniden değerlendiriyor. Hangi seçeneklerle karşı karşıya kaldığını, hangi riskleri gözettiğini ve tercihlerini hangi gerekçelerle yaptığını açıklıyor. Kitapta iktidar, sorumluluk ve özgürlük arasındaki ilişki de önemli bir yer tutuyor. Merkel, siyasi gücün sınırlarını ve kriz dönemlerinde karar almanın taşıdığı sorumluluğu hem Almanya hem de Avrupa’nın geleceği üzerinden tartışıyor. YAKIN TARİHE KARARLARIN MERKEZİNDEN BAKIŞ Kasım 2024’te dünya genelinde yayımlanan ve otuzdan fazla dile çevrilen eser, yakın siyasi tarihin en etkili aktörlerinden birinin gözünden dönemin kapsamlı bir kaydını sunuyor. Avrupa’nın son yıllarda geçirdiği dönüşümü, liderler arasındaki güç mücadelelerini ve dünya siyasetinin kritik dönemeçlerini anlamak isteyen okurlar için hazırlanan Özgürlük: Anılar 1954–2021, 720 sayfalık Türkçe baskısıyla satışa sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri’nden Ağustos Ayında 1 Milyar 605 Milyon Dolarlık İhracat Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nden Ağustos Ayında 1 Milyar 605 Milyon Dolarlık İhracat

EİB’nin 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ihracatı yüzde 5 artışla 12 milyar 784 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 4 artışla 19 milyar 129 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sanayi ihracatı Ağustos ayında yüzde 1 artışla 824 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 6 artışla 632 milyon dolar, madencilik ihracatı ise yüzde 38 artışla 148 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı. 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yaptık Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Almanya, ABD ve İspanya en büyük ihraç pazarlarımız olmayı sürdürdü. Avrupa Birliği'ne ihracatımız yüzde 6 artışla 764 milyon dolara yükselirken, toplam ihracatta AB’nin payı yüzde 53’e ulaştı. Son bir yıllık ihracatımızda ilk kez 19 milyar dolar barajını aşarak 19 milyar 129 milyon dolara ulaştık. Ağustos ayındaki yüzde 4’lük ihracat artışı potansiyelimizi yansıtmıyor. İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor.” dedi. İhracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve döviz kuru üçgeninde rekabetçiliklerini korumakta zorlandıklarını vurgulayan Öztürk, “Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu. “İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli” İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk sözlerini şöyle tamamladı: “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Corendon Airlines, PayPal’ı Ödeme Seçeneklerine Ekledi Haber

Corendon Airlines, PayPal’ı Ödeme Seçeneklerine Ekledi

Rezervasyon aşamasından itibaren seyahat deneyimini daha kolay ve kullanıcı dostu hale getirmeye yönelik teknoloji yatırımlarını sürdüren Corendon Airlines, PayPal entegrasyonu ile ödeme altyapısını güçlendirerek yolcularına uçuş rezervasyonlarında kullanabilecekleri yeni bir ödeme alternatifi sunuyor. Kullanıma sunulmasının ardından PayPal, Corendon Airlines’ın en büyük pazarlarından biri olan Almanya’da yoğun ilgi gördü. Bu ilgi, PayPal’ın ülkedeki yaygın kullanımının yanı sıra Corendon Airlines’ın Almanya’daki yüksek yolcu hacmini de ortaya koydu. Entegrasyonun canlıya alınmasının ardından geçen ilk dokuz saat içinde PayPal, kart dışındaki alternatif ödeme yöntemleri arasında en çok tercih edilen ödeme yöntemi oldu. Bu süre içerisinde gerçekleştirilen alternatif ödeme işlemlerinin yüzde 50’si PayPal üzerinden gerçekleştirildi. Corendon Airlines ve PayPal ekiplerinin yakın iş birliğiyle yürütülen teknik entegrasyon süreci iki ay içerisinde tamamlandı. Corendon Airlines, yeni ödeme seçeneğiyle uygun pazarlardaki yolcularına seyahat bütçelerini yönetme konusunda daha fazla esneklik sunmayı hedefliyor. PayPal’ın uygun müşterilere sunduğu taksitli ödeme seçenekleri de mevcut olduğu durumlarda kullanılabiliyor. “Yolcularımıza bütçelerine ve ödeme alışkanlıklarına uygun seçenekler sunmak istiyoruz” Yeni ödeme entegrasyonuyla ilgili değerlendirmede bulunan Corendon Airlines CFO’su Erkan Erbay, şunları söyledi: “Dijital yolcu deneyimini geliştirmeye devam ederken yalnızca rezervasyon sürecini değil, yolcularımızın ödeme alışkanlıklarını ve beklentilerini de dikkate alıyoruz. PayPal, özellikle en güçlü pazarlarımızdan biri olan Almanya başta olmak üzere, önemli uluslararası pazarlarımızın birçoğunda yaygın olarak kullanılan bir ödeme yöntemi. PayPal’ı ödeme seçeneklerimize eklemek, bu pazarlardaki yolcularımıza daha fazla seçenek ve esneklik sunma yolunda önemli bir adım. Önümüzdeki dönemde de yolcularımızın seyahat deneyimini kolaylaştırmak ve bireysel bütçelerine ve ödeme alışkanlıklarına uygun, güvenilir ve esnek seçenekler sunmak için teknolojiden yararlanmaya devam edeceğiz.” PayPal ödeme seçeneği, Türkiye harici Almanya ve uygun diğer Avrupa pazarlarında rezervasyon yapan yolcuların kullanımına sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.