Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Altın

Kapsül Haber Ajansı - Altın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

USDT, 2025’in 4. Çeyreğinde Küresel Stablecoin Pazarında Liderliğini Güçlendirdi Haber

USDT, 2025’in 4. Çeyreğinde Küresel Stablecoin Pazarında Liderliğini Güçlendirdi

Rapora göre USDT; piyasa değeri, kullanıcı sayısı, zincir üstü kullanım ve transfer hacmi gibi temel göstergelerde 2025’in son çeyreğinde birçok yeni rekora imza attı. USDT’nin piyasa değeri 2025’in 4. çeyreğinde 12,4 milyar dolar artarak 187,3 milyar dolara ulaştı. Ekim ayında aylık bazda yüzde 4,9’luk bir büyüme kaydedilirken, 10 Ekim 2025’te yaşanan kripto likidasyon dalgasının ardından büyüme hızında görece bir yavaşlama gözlendi. Buna rağmen USDT, çeyrek genelinde istikrarlı bir artış sergiledi. Dalgalı piyasa koşullarında görece güçlü performans Raporda yer alan verilere göre 10 Ekim 2025 ile 1 Şubat 2026 tarihleri arasında toplam kripto piyasa değeri yüzde 33’ten fazla geriledi. Aynı dönemde USDT yüzde 3,5 büyüme kaydederken, ikinci ve üçüncü en büyük stablecoin’ler sırasıyla yüzde 2,6 ve yüzde 57 oranında küçüldü. Bu tablo, USDT’nin piyasa genelindeki daralmaya kıyasla daha dirençli bir performans ortaya koyduğunu gösterdi. Rezervler 192,9 milyar dolara ulaştı Tether’in toplam rezervleri 2025’in 4. çeyreğinde 11,7 milyar dolar artarak 192,9 milyar dolara yükseldi. Bu artış, varlıkların yükümlülükleri aşmasıyla birlikte 6,3 milyar dolarlık net özkaynak fazlası yarattı. Rezervlerin dağılımında; 96.184 Bitcoin (çeyrek boyunca +9.850 BTC),127,5 metrik ton altın (çeyrek boyunca +21,9 metrik ton) yer aldı. ABD Hazine Tahvillerinde küresel ölçekte öne çıkan maruziyet Tether’ın ABD Hazine tahvillerine toplam maruziyeti 4. çeyrekte 6,5 milyar dolar artarak 141,6 milyar dolara ulaştı. Bu büyüklük, Tether’ı ülke bazında değerlendirildiğinde Suudi Arabistan ve Almanya’nın önünde, dünyanın en büyük ABD tahvili sahiplerinden biri konumuna taşıdı. 2025 yılı genelinde Tether, toplam 28,2 milyar dolarlık ABD tahvili alımı gerçekleştirerek, son 12 ayda ülkelerle kıyaslandığında en büyük alıcılar arasında üst sıralarda yer aldı. Toplam kullanıcı sayısı 534,5 milyona çıktı USDT’nin tahmini toplam kullanıcı sayısı 2025’in 4. çeyreğinde 35,2 milyon artarak 534,5 milyona ulaştı. Böylece 4. çeyrek, üst üste sekizinci kez 30 milyonun üzerinde kullanıcı artışı yaşanan dönem oldu. Bu tahmin, zincir üzeri cüzdan kullanıcılarının yanı sıra merkezi platformlarda USDT kullanan kullanıcıları da kapsıyor. Zincir üstü cüzdan sayısında tarihi artış USDT tutan zincir üzeri cüzdan sayısı 4. çeyrekte 14,7 milyon artarak 139,1 milyona yükseldi. Bu artış, USDT tarihinde bugüne kadarki en yüksek çeyreklik cüzdan artışı olarak kayda geçti. USDT, tüm stablecoin cüzdanlarının yüzde 70,7’sini oluşturdu. Ayrıca, merkezi platformlarda USDT tutan kullanıcı sayısının 100 milyonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Cüzdan profilleri incelendiğinde: yüzde 30,8’i USDT’lerinin tamamını tutan kullanıcılar,yüzde 6,7’si USDT’lerinin üçte ikisinden fazlasını tutan tasarrufçular,yüzde 62,6’sı ise daha aktif transfer gerçekleştiren göndericilerden oluştu. Aylık aktif zincir üstü kullanıcı sayısı zirvede Aylık aktif zincir üzeri kullanıcı sayısı çeyrek ortalamasında 24,8 milyona ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Bu rakam, tüm stablecoin’ler genelindeki aylık aktif kullanıcıların yüzde 68,4’üne karşılık geliyor. Transfer hacmi ve sayısında rekor 2025’in 4. çeyreğinde USDT ile zincir üzerinde transfer edilen toplam değer 248,6 milyar dolar artarak 4,4 trilyon dolara ulaştı. Aynı dönemde zincir üzeri transfer sayısı 313,1 milyon artarak 2,2 milyara yükseldi ve yeni bir rekor kırıldı. USDT’nin günlük dolaşım hızı çeyrek sonunda yüzde 18,2 olarak ölçüldü. Görece düşük hız, USDT’nin ağırlıklı olarak uzun vadeli kullanım ve değer saklama amacıyla tercih edildiğini ortaya koydu. Spot piyasada pay artışı Merkezi borsalarda USDT spot işlem hacmi 2025’in 4. çeyreğinde 3,2 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Piyasa genelindeki daralmaya rağmen USDT’nin spot piyasa payı yüzde 61,5’e yükseldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yatırım Amaçlı Alışverişlerde Tercihler Değişti Haber

Yatırım Amaçlı Alışverişlerde Tercihler Değişti

Hepsiburada verilerine göre Ocak 2026’da gümüş ürünlerine olan ilgi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 103 arttı. Aylık kırılımda ise bu artışın yalnızca tek bir dönemle sınırlı kalmadığı, gümüş tercihinin yıl geneline yayılan istikrarlı bir yükseliş sergilediği görülüyor. Son bir yılda gümüşün artık yatırım sepetlerinde düzenli ve tekrarlayan bir ürün haline gelmesi dikkat çekiyor. Verilere göre altın kategorisinde ise 22 ayar altın bilezik gibi daha yüksek hacimli ürünlere olan ilgi, istikrarını korumaya devam ediyor. Ocak 2025’te gram altın ile 22 ayar bilezik arasındaki dengeli seyir 2026 yılı itibarıyla yerini belirgin bir tercih değişimine bıraktı. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla değerlendirildiğinde, 22 ayar bileziğe olan talep gram altına göre yaklaşık yüzde 50 daha fazla artış gösterdi. Dijital kuyumculuğa olan ilginin Türkiye geneline yayıldığı görülüyor. Üç büyük ilin ardından yatırım amaçlı alışverişlerin en yoğun yaşandığı şehirler Bursa, Kocaeli ve Antalya olarak sıralandı. Satış tarafında ise Türkiye’nin geleneksel kuyumculuk merkezleri öne çıktı; Çorum, Kayseri ve Diyarbakır platform üzerinden en çok satış yapan şehirler oldu. Ocak’ta Yatırımcı Ay Sonunu Bekledi Ocak ayının son 10 günü incelendiğinde, gümüş fiyatlarındaki artışın da etkisiyle yatırım amaçlı alışverişlerin bu dönemde belirgin biçimde yoğunlaştığı görülüyor. Özellikle 28 Ocak, ay ortalamasının yaklaşık yüzde 45 üzerine çıkarak, son 10 günün en yüksek satışının gerçekleştiği gün olarak öne çıktı. Bu tablo, ay sonuna doğru artan gümüş gündemi ve görünürlüğünün tüketici davranışları üzerinde etkili olduğunu gösteriyor. Dijital kuyumculuğa olan ilginin artması, yatırım amaçlı altın ve gümüş alışverişlerinde güven unsurunu ön plana çıkarıyor. Bu süreçte platformların teknik altyapısı, satıcı geçmişi ve teslimat sonrası güvence mekanizmaları tüketicilerin kararında belirleyici oluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Instalcobolaget NCE, Boliden Rönnskär’in Yeniden İnşasında Görev Alıyor Haber

Instalcobolaget NCE, Boliden Rönnskär’in Yeniden İnşasında Görev Alıyor

Instalcobolaget grup şirketlerinden Nordpipe Composite Engineering (NCE), İsveçli madencilik ve metal üreticisi Boliden Rönnskär ile önemli bir sanayi projesi için anlaşmaya vardı. Anlaşma, Skellefteå’daki elektroliz tesisinin yeniden inşası sürecinde gerçekleştirilecek endüstriyel ekipman tedarik ve montaj çalışmalarını kapsıyor. Boliden Rönnskär’in Skelleftehamn’daki elektroliz tesisi, Haziran 2023’te meydana gelen büyük bir yangında tamamen kullanılamaz hale gelmişti. 2024 yılında başlatılan yeniden inşa çalışmaları devam ederken, NCE bu kapsamda tesise yönelik kritik bileşenlerin tedarikinden sorumlu olacak. Kompozit Çözümlerle Kritik Teslimatlar Proje kapsamında NCE; tanklar, reaktörler, boru sistemleri, bacalar ve kanallar dahil olmak üzere birçok endüstriyel yapının kompozit malzemelerle üretilmesi ve kurulumunu üstlenecek. Bu çözümler, yüksek korozyon, basınç ve aşınmanın söz konusu olduğu zorlu endüstriyel süreçler için özel olarak tasarlanıyor. NCE CEO’su Dan Björkskog, Boliden Rönnskär ile uzun yıllara dayanan güçlü bir iş ilişkileri bulunduğunu belirterek, bu tür projelerin yüksek teknik uzmanlık ve titiz planlama gerektirdiğini vurguladı. Yeni Tesis 2026 Sonunda Tamamlanacak Rönnskär’deki elektroliz tesisi, bakırın elektroliz yöntemiyle arıtılarak bakır katot üretimi yapılmasını ve aynı zamanda altın ve gümüş gibi değerli metallerin geri kazanımını sağlıyor. Yeniden inşa edilen tesisin 2026 yılının sonunda faaliyete geçmesi planlanıyor. Bu büyük ölçekli projede, Instalcobolaget bünyesindeki Highcon şirketi de Boliden için ayrı görevler üstleniyor. NCE İçin Stratejik Büyüme Adımı Söz konusu proje, NCE’nin büyüme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor. Şirket, bu anlaşmayla birlikte sanayi sektöründe stratejik iş ortağı rolünü güçlendirirken, gelecekteki projeler için hem kapasitesini hem de teknik yetkinliklerini artırma fırsatı yakalıyor. Merkezi Finlandiya’nın Jakobstad kentinde bulunan Instalcobolaget NCE; agresif korozyon, yüksek basınç ve yoğun aşınma içeren endüstriyel süreçler için kompozit mühendislik çözümleri geliştiriyor, üretiyor ve sahada uyguluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MetLife Emeklilik ve Hayat’tan   Yeni Emeklilik Yatırım Fonu Haber

MetLife Emeklilik ve Hayat’tan Yeni Emeklilik Yatırım Fonu

Global tecrübesi, yerel bilgi birikimi ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla bireysel emeklilik sektörünün önde gelen şirketlerinden MetLife Emeklilik ve Hayat, portföy çeşitliliğini artırmaya ve katılımcılarına farklı yatırım alternatifleri sunmaya devam ediyor. MetLife, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) onayıyla Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu’nu, bireysel emeklilik katılımcılarının kullanımına sundu. Yeni fon, “MetLife Emeklilik Tahvil Bono Fonu” adıyla BES faizli planları kapsamında BEFAS platformunda diğer tüm şirket katılımcılarının da kullanımına açık olacak. Fon stratejisi doğrultusunda, portföyünün en az yüzde 80’i kamu ve özel sektör borçlanma araçları ile kamu borçlanma araçlarının konu olduğu ters repo işlemlerine yönlendirilecek. Ayrıca, fon portföyünde yerli kamu ve özel sektör kira sertifikaları da değerlendirilebilecek. Fon portföyünde, piyasa koşullarına bağlı olarak, altın ve kıymetli madenlere dayalı sermaye piyasası araçları, gelir ortaklığı senetleri, ipotek ve/veya varlığa dayalı menkul kıymetler, vadeli veya vadesiz mevduat / katılma hesapları, yatırım fonu katılma payları toplamda yüzde 20’yi aşmamak üzere bulundurulabilecek. Ayrıca, portföyün en fazla yüzde 10’u; Takasbank Para Piyasası ve Yurtiçi Organize Para Piyasası işlemlerine, ters repo işlemlerine, BIST-100 endeksi paylarına ve BIST-100 dışında kalmakla birlikte Fon Kurulu’nca Yönetici’nin önerisiyle belirlenen ortaklık paylarına yatırılabilecek. Bu sayede fonun getiri ve risk oranı dengeli bir şekilde kontrol altında tutulacak. Fonun özellikle tahvil faizlerinde orta/uzun vadeli düşüş beklentisi olan ve bu doğrultuda tahvil fiyatlarının yükselmesinden faydalanmak isteyen katılımcılar için uygun bir seçenek olması hedefleniyor. Fon, her vadedeki kamu ve özel sektör tahvillerinden düzenli gelir elde etmek isteyen yatırımcılara hitap ediyor. Fonun portföy yönetimi ise sektörün deneyimli kuruluşlarından Deniz Portföy Yönetimi tarafından gerçekleştirilecek. Yeni fonları sayesinde bireysel emeklilik katılımcılarının farklı alternatifleri değerlendirme imkânı bulacağını belirten MetLife Emeklilik ve Hayat Genel Müdürü Deniz Yurtseven, sözlerine şöyle devam etti; “MetLife olarak iş süreçlerimizde her zaman insanı odak noktasına alarak müşterilerimizin beklenti ve ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarımıza yön veriyoruz. Katılımcılarımıza farklı piyasa koşullarına uyum sağlayabilecek, dengeli ve güvenilir yatırım alternatifleri sunmayı önemsiyoruz. Borçlanma Araçları Emeklilik Yatırım Fonu’muz, özellikle düzenli gelir beklentisi olan ve uzun vadeli istikrarlı getiri arayan yatırımcılar için önemli bir seçenek olacak.”

Altın Koza Ödüllü “Döngü” Belgeselinin Galası İzmir’de Gerçekleşti Haber

Altın Koza Ödüllü “Döngü” Belgeselinin Galası İzmir’de Gerçekleşti

Filmin Galası, 10 Ocak 2026 tarihinde Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Zeytinliklerin yaşam hakkı mücadelesini ve Anadolu’daki doğayla uyumlu üretim kültürünü sinemanın diliyle ele alan belgesel, 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde Mansiyon Ödülü’nü aldı. Film, zeytin etrafında şekillenen yaşam ilişkilerini, kuşaklar boyunca aktarılan bilgiyi ve bu bilginin sürekliliğini odağına alıyor. “Döngü”, doğayla kurulan ilişkinin bir üretim pratiği olmasının yanı sıra ortak bir yaşam biçimi olarak nasıl devam ettiğini anlatıyor. Belgesel, zeytinliklerdeki emeği, bakımı ve dayanışma ilişkilerini, sahadaki tanıklıklar üzerinden aktarıyor. “Doğanın haklarını sinema diliyle aktarıyorum.” Filmin yönetmeni Bulut Renas Kaçan, gala akşamı gerçekleştirdiği konuşmada; ‘’Döngü binlerce yıllık birikimin, kültürün vücut bulmuş hali. Filmimiz JES’lere karşı haklarını savunan Orhanlı Köyü’nün hikayesini anlatıyor. Biz bu filmle hak kavramının bütünlüğünü savunuyoruz. Sadece insan değil onun bir parçası olduğu doğanın var olma hakkını sanatın diliyle anlatmaya çalıştık.” dedi. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, belgeselle ilgili olarak şunları söyledi: “Döngü, zeytinliklerde kurulan yaşamın bilgisini ve bu bilginin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını anlatan bir film. Aynı zamanda zeytinliklerin yaşam hakkını savunan bir anlatı. Doğa Derneği bu filmin yapımını, doğayla birlikte var olma biçimlerinin mümkün olduğunu göstermek için üstlendi. Döngü, zeytinlikleri var eden ilişkilerin biyolojik çeşitlilik ve kültürel açıdan korunmasının neden hayati olduğunu sinemanın diliyle paylaşıyor. Anadolu’nun dört bir yanında süren mücadeleleri sanatın pek çok alanında görmek umut verici. Orhanlı’dan İkizköy’e, Artvin’den Siirt’e yaşamı savunmaya devam ediyoruz. ” Altın Koza’nın ardından 12. Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nde (BİFED) finalist filmler arasında yer alan “Döngü”, gala gösterimiyle İzmirli izleyicilerle bir araya geldi. Filmin konusu olan zeytinlikler, yüksek biyolojik çeşitliliği olan, iklim değişikliği ve kuraklık koşullarına uyum sağlayabilen üretim biçimleri olarak korunması gereken alanlar arasında yer alıyor. 2025 / 44’ / Renkli Color / Türkiye Turkey Yönetmen/Director: Bulut Renas Kaçan Senaryo/Screenplay: Galip Ener, Bulut Renas Kaçan Müzik / Music : Murat Küçükarslan Görüntü Yönetmeni/Cinematography: Bulut Renas Kaçan Kurgu / Editing : Bulut Renas Kaçan Oyuncular /Cast : Galip Ener, Raziye İçtepe Akyol, Burçin Feran Yaraşlı Yapımcı / Producer : Doğa Derneği

Zayıf Risk İştahı Kripto Piyasasında Satış Baskısını Artırdı  Haber

Zayıf Risk İştahı Kripto Piyasasında Satış Baskısını Artırdı 

Kripto paralarda son 24 saatin öne çıkan gelişmeleri Kripto para piyasası, küresel teknoloji hisselerinde yaşanan sert düşüşlerin etkisiyle haftayı zayıf bir görünümle kapatmaya hazırlanıyor. Risk iştahındaki kırılganlık, yatırımcıların kripto varlıklardan uzak durmasına neden olurken, Bitcoin haftalık bazda değer kaybını derinleştirdi. Hafta boyunca özellikle teknoloji hisselerindeki aşırı değerleme endişeleri, küresel borsalarda satış baskısını artırdı. Bu eğilim, riskli varlıklar arasında görülen genel geri çekilmeyle birlikte kripto paralara da yansıdı. Piyasalar ayrıca ABD’deki hükümet kapanmasının ekonomik faaliyetleri aksatması ve kritik makroekonomik verilerin gecikmesi nedeniyle belirsizlikle karşı karşıya kaldı. Özel sektör istihdam verilerinin ekim ayında işten çıkarmalarda keskin bir artışa işaret etmesi ise FED’in aralık ayında faiz indirimi beklentilerini yeniden gündeme taşıdı. Kripto para piyasasının toplam değeri 3,42 trilyon dolara gerilerken, Bitcoin, güne 102.105 dolardan başladı. Bülten yazıldığı sırada Ethereum 3.353 dolardan işlem görürken, XRP 2,22 dolardan, Solana ise 157,49 dolardan fiyatlanıyordu. Dün Bitcoin ve Ethereum ETF’leri altı günlük çıkış dönemini sonlandırarak pozitif akışlar kaydetti. Bitcoin ETF’leri 240 milyon dolar giriş alırken, Ethereum ETF’lerinde 12,51 milyon dolarlık giriş kaydedildi. ASIC Başkanı, Avustralya’nın tokenizasyon konusunda harekete geçmesi gerektiğini söyledi Avustralya Menkul Kıymetler ve Yatırımlar Komisyonu (ASIC) Başkanı Joe Longo, çarşamba günü yaptığı konuşmada, dağıtık defter teknolojisinin küresel sermaye piyasalarını dönüştürdüğünü vurgulayarak ülkenin “bu fırsatı değerlendirmesi gerektiğini, aksi halde geride kalacağını” söyledi. Longo, tokenizasyonun varlıkları daha küçük, alınıp satılabilir birimlere bölerek anlık takas imkanı sağlayabileceğini ve bunun sermaye piyasalarını kökten dönüştürebileceğini ifade etti. Longo, diğer ülkelerin hızla ilerlediğine dikkat çekerek, Avustralya’nın “kaçırılmış fırsatlar ülkesi” olma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Longo, İsviçre’nin dijital menkul kıymetler borsasında 2021’den bu yana 3,1 milyar doların üzerinde tokenize tahvil ihracı gerçekleştirildiğini, J.P. Morgan’ın iki yıl içinde para piyasası fonlarını tamamen tokenize etmeyi planladığını ve Nasdaq’ın gelecek yıl sonuna kadar 24 saat açık tokenize menkul kıymet ticareti başlatmayı hedeflediğini hatırlattı. “Bir zamanlar yeniliklerin öncüsü olan Avustralya, artık diğer ülkelerin gerisinde kalıyor” diyen Longo, bu durumu tersine çevirmek için ASIC Innovation Hub’ın yeniden yapılandırılarak faaliyete geçirileceğini duyurdu. Longo, yenilenen merkezin, düzenleyici engellerle karşılaşan yenilikçilere açık kapı politikası uygulayacağını ve ASIC’in sorunları sadece tespit etmekle kalmayıp çözüm üretmek için iş birliği yapacağını belirtti. Ayrıca, hükümetin fintech sektörünü güçlendirmeyi hedefleyen Geliştirilmiş Düzenleyici Sandbox incelemesini de destekleyeceklerini söyledi. Japonya’dan üç büyük banka ile ortak stablecoin denemesi Japonya Finansal Hizmetler Ajansı (FSA), ülkenin üç büyük bankasının yer aldığı stablecoin pilot projesine resmi onay verdi. Bu adım, Japonya’nın ödeme sistemlerinde dijital dönüşümü hızlandırma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. FSA’nın yaptığı açıklamaya göre, Mizuho Bank, MUFG ve SMBC, ödemelere yönelik ortak bir stablecoin ihraç etmek üzere güçlerini birleştiriyor. Konsorsiyumda Mitsubishi Corporation, Progmat Inc. ve Mitsubishi UFJ Trust and Banking Corporation gibi isimler de yer alıyor. Pilot proje, farklı bankacılık gruplarının Japon yasalarına göre “elektronik ödeme aracı” olarak sınıflandırılan stablecoin’leri ortak şekilde ihraç edebilmesini ve bunun düzenleyici çerçeveye uygun biçimde yürütülüp yürütülemeyeceğini test edecek. FSA, denemenin Kasım 2025’ten itibaren süresiz olarak devam edeceğini, elde edilecek hukuki ve uyumla ilgili sonuçların daha sonra kurumun internet sitesinde yayımlanacağını açıkladı. Bu girişim, FSA’nın aynı gün duyurduğu Payment Innovation Project (PIP) kapsamında gerçekleştirilen ilk proje olma özelliğini taşıyor. Ajans, 2017’den bu yana fintech denemelerine destek veren FinTech Proof-of-Concept Hub bünyesinde faaliyet gösteren PIP aracılığıyla blok zinciri tabanlı ödeme inovasyonlarını hızlandırmayı hedefliyor. JPMorgan: “Bitcoin, altına kıyasla hala değerinin altında” JPMorgan analistlerine göre Bitcoin (BTC), altına göre volatilite ayarlı adil değerinin altında işlem görüyor. Analistler, ekim ayında altının tüm zamanların en yüksek seviyelerine yükselmesiyle artan volatilitenin değerli metali daha riskli hale getirdiğini, buna karşılık Bitcoin’in yatırımcılar açısından daha cazip bir konuma geldiğini belirtti. JPMorgan raporuna göre, Bitcoin-altın volatilite oranı 1,8’e gerileyerek BTC’nin altına göre 1,8 kat daha fazla risk taşıdığını gösteriyor. Raporda, “Bu volatilite oranı dikkate alındığında, Bitcoin’in mevcut piyasa değeri olan 2,1 trilyon doların yaklaşık yüzde 67 artması gerektiği, bunun da teorik olarak 170.000 dolar civarında bir fiyat anlamına geldiği” ifadelerine yer verildi. JPMorgan, bu hesaplamanın önümüzdeki 6-12 ayda Bitcoin için “önemli bir yukarı yönlü potansiyele” işaret ettiğini vurguladı. Galaxy Digital da çarşamba günü 2025 Bitcoin fiyat tahminini 185.000 dolardan 120.000 dolara çekti. Şirket, ekim ayında büyük yatırımcıların 400.000 BTC satışı, alternatif yatırım temalarına yönelim ve piyasa dinamiklerindeki değişimi gerekçe gösterdi. Galaxy’nin araştırma direktörü Alex Thorn, Bitcoin’in artık “olgunluk dönemi”ne girdiğini, bu dönemde kurumsal benimseme, pasif fon akışları ve düşük volatilitenin baskın olacağını belirtti. Thorn, ETF’lerin piyasadaki likiditeyi emmesi nedeniyle Bitcoin kazançlarının geçmişe kıyasla daha yavaş gerçekleşeceğini de sözlerine ekledi.

Rolls-Royce’dan 100 Yıllık Efsanesine Özel Koleksiyon  Haber

Rolls-Royce’dan 100 Yıllık Efsanesine Özel Koleksiyon 

100 yıldır Phantom, dünyanın en etkili isimleri tarafından tercih edilen, başarı ve seçiciliğin nihai sembolü olarak tanınıyor. Efsanevi Phantom’un 100. yılı kutlanırken, Rolls-Royce Motor Cars Phantom Centenary Private Collection ile saygı duruşunda duruyor ve sadece 25 adet ile sınırlı bu özel koleksiyonu kutluyor. Rolls-Royce Bespoke (kişiselleştirme) Collective’in tasarımcı, mühendis ve ustaları, tüm uzmanlıklarını ve yaratıcılıklarını bir araya getirerek, markanın başyapıtı olarak nitelendirilebilecek bu eşsiz koleksiyonu hayata geçirdi. Rolls-Royce Bespoke ekibi, 1920’lerden günümüze Phantom’un her neslinin ruhunu ve kimliğini detaylı bir şekilde inceleyerek, modelin dünyasına tam anlamıyla nüfuz etti. Bespoke ekibi, Phantom’un önemli sahiplerini, Rolls-Royce’un kilit isimlerini, modelin tasarlanıp üretildiği mekanları ve dönemin ruhunu yansıtan önemli olayları detaylı bir şekilde araştırdı. Bu ilham kaynakları, önce 77 el çizimi motif olarak tasarlandı ve ardından Phantom Centenary Private Collection’a özenle işlenmiş arşiv referanslarıyla yansıtıldı. Ortaya çıkan bu özel koleksiyon, Phantom’un geçmişine saygı duruşunda bulunurken, bugününü tanımlıyor ve önümüzdeki 100 yıl boyunca modelin mirasını şekillendirecek prensipleri ortaya koyuyor. Her tarihi an, bu nadir ve koleksiyon değeri taşıyan saygı duruşu için özel olarak geliştirilen ileri düzey zanaatkarlık teknikleri ile hayata geçiriliyor. İç mekânda, couturier tasarımı tekstiller, çizim stilinde nakışlar, lazerle işlenmiş deri ve öncü ahşap işçiliği – üç boyutlu marküteri, altın varak ve üç boyutlu mürekkep katmanlama dahil – Phantom’un hikayesini çarpıcı ve detaylı bir şekilde anlatıyor. Dış tasarımda, kaput benzersiz bir Spirit of Ecstasy figürü ile taçlandırılıyor. Bu figür, Phantom’un ilk modelinde ilham alınarak yeniden yorumlandı ve bu özel yıldönümünü anmak için saf altından üretildi. Dış tasarım: Zarif ve özel Bespoke ifadesi Siyah – beyaz bir film yıldızının zamansız zarafetini yansıtan Phantom Centenary Private Collection’ın dış tasarımı, Phantom’un galalarda boy gösterdiği, sinema ikonlarını taşıdığı ve dönemin ışıltısının simgesi haline geldiği Hollywood’un altın çağını anımsatıyor. Araç, Bespoke iki tonlu boya ile tamamlanıyor ve uzun yüzeylerdeki bu uygulama, 1930’lu yılların Phantom modellerinin akıcı silüetine saygı duruşu niteliğinde. Yan gövde, Arctic White üzerine Super Champagne Crystal kaplamasıyla sunulurken, üst gövde siyah üzerine Super Champagne Crystal ile tamamlanıyor. Özel olarak geliştirilen bu kaplama, dış yüzeye olağanüstü bir metalik parlaklık kazandırıyor. Bu etki, şeffaf verniğe ince öğütülmüş cam parçacıklarının eklenmesiyle sağlanıyor. Bu özel kutlama Private Collection için, Rolls-Royce boya uzmanları, şeffaf parçacıkları şampanya rengi partiküllerle değiştirerek miktarını iki katına çıkardı ve böylece büyüleyici bir derinlik elde etti. Bu zamansız kaplama, Spirit of Ecstasy’nin benzersiz bir yeniden yorumlanmasıyla taçlandırılıyor. Phantom’a takılan ilk Spirit of Ecstasy figürünü referans alan tasarımcılar, bu ikonik figüre bir saygı duruşu niteliğinde tasarım ortaya çıkardı; önce 18 ayar saf altın ile dökülen figür, ardından 24 ayar altın kaplama ile tamamlanarak kusursuz ve kararmaya dayanıklı bir yüzey sunuyor. Parça, Londra’daki Hallmarking & Assay Office’e sunularak, özel olarak geliştirilen “Phantom Centenary” damgasını aldı. Rolls-Royce tarihinde bir ilk; altın ve beyaz mineli “RR” Figürün tabanı, el dökümü beyaz cam mine ile tamamlanıyor ve koleksiyonun adı özenle işlenerek kazınıyor. Rolls-Royce tarihinde bir ilk olarak, aracın ön, arka ve yan taraflarında yer alan “RR” Onur Rozeti, koleksiyona özel 24 ayar altın ve beyaz mine ile sunuluyor. Dış tasarımın tamamlayıcısı olarak, her biri 25 çizgiyle işlenmiş Phantom jantları yer alıyor. Bu detay, koleksiyondaki 25 araca saygı duruşu niteliğinde olup, toplamda 100 çizgi ile Phantom’un 100. Yılı kutlanıyor. İç tasarım: Phantom efsanesine yolculuk Phantom’un bir asırlık hikayeleri, Private Collection’ın iç mekandaki birçok yüzeyde zarif bir şekilde hayat buluyor; bazıları hemen fark edilen, bazıları ise zamanla keşfedilen görkemli arşiv referanslarıyla anlatılıyor. Geçmiş Phantom modellerine bir saygı duruşu olarak, Phantom Centenary’in iç mekânı tekstil ve deriyi bir araya getiriyor; bu tasarım, markanın ilk yıllarını anımsatıyor; şoför koltuğu dayanıklı deri ile arka kabin ise lüks kumaşlarla kaplanıyordu. Bu zarif kontrast, Phantom’un her zaman sürüşteki otorite ile yolcu kabinindeki mutlak huzuru mükemmel bir dengeyle bir araya getirdiğini gözler önüne seriyor. Arka koltuklar: Ustalığın zirvesi Phantom Centenary’in arka koltukları, 1926 yapımı ünlü “Phantom of Love” modelinden ilham alıyor. O dönemlerde, koltuklar el dokuması Aubusson halılarıyla özel olarak tasarlanmıştı. Koltuklardaki sanat eserleri, üç farklı hikâye katmanı üzerinden anlatılıyor. İlk katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanan arka plan, Phantom’un tarihine ait önemli mekanları ve objeleri gözler önüne seriyor. Bu detaylar, Londra’daki markanın ilk adresi Conduit Street’ten, Henry Royce’un Güney Fransa’yı konu alan yağlı boya tablolarına kadar uzanıyor. İkinci katman, yüksek çözünürlüklü baskı ile tasarlanmış olup, geçmişin ikonik Phantom modellerini ince detaylarla gözler önüne seriyor. Üçüncü ve en üst katman, Phantom’un her neslinden yedi önemli sahibi soyut bir şekilde temsil eden özenle işlenmiş nakışlarla oluşturuluyor. Bu özel kumaş, bir moda atölyesi ile iş birliği içinde 12 ay süren titiz bir çalışma sonucunda geliştirildi ve haute couture dünyasının ötesinde ilk kez Phantom Centenary için kullanıldı. Rolls-Royce’un yüksek standartlardaki dayanıklılık, dokunsal kalite ve estetik beklentilerini karşılamak üzere, yüksek çözünürlüklü baskı süreci Phantom Centenary Private Collection için özel olarak geliştirilmiş mürekkepler ve tekniklerle mükemmelleştirildi. Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu Yüksek çözünürlüklü baskılı kumaş, benzersiz bir el çizimi görünümü sunan özenle tasarlanmış nakışlarla tamamlanıyor. Bespoke Collective tarafından “iplikle eskiz yapmak” olarak tanımlanan bu özel nakış tekniği, bir kalem çizgisinin ifadesini tekstil üzerinde kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Her bir görseli öne çıkarmak ve tanımlamak üzere ustalar, Golden Sands ipliği ile eskiz tarzında düzensiz dikişler uyguladı. Bu teknik, çizgilerin yüzeyin üzerinde hafifçe süzülüyormuş gibi görünmesini sağlıyor. Doku ve derinlik, Seashell ipliği ile yüksek yoğunluklu dikişler uygulanarak sağlandı. Tüm kompozisyon boyunca bu özenli işçilik, toplamda 160.000’den fazla dikişten oluşuyor. Tamamlanan eser, her biri tam hassasiyetle hizalanmış ve koltukların kıvrımlarına uyacak şekilde yerleştirilmiş 45 ayrı panelden oluşuyor. Bu süreç, Savile Row terzilik tekniklerinden ilham alınarak gerçekleştirildi ve sonuç olarak Rolls-Royce tarihinin en detaylı koltuk kompozisyonu ortaya çıktı. Arka koltukların, el dokuması bir halının çağdaş yorumu olarak tasarlandığını belirten Celina Mettang (Bespoke Colour and Material Designer, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Phantom’un hikayesi, özenle seçilmiş detaylar aracılığıyla tekstil ve nakışlarla gözler önüne seriliyor. Her bir nakış detayı, ustalar tarafından dijital olarak yeniden tasarlanarak işlendi ve her çizgi için özel dikiş teknikleri titizlikle seçildi. Örneğin, at motifinde saç dokusunu canlandırmak için aralıklı dikişler, kasları ve hatları belirginleştirmek için ise yoğun dikişler uygulandı. Bu ince detayların kusursuz bir şekilde uygulanabilmesi için olağanüstü bir hassasiyet gerekiyordu; bir motif, istenilen mükemmelliğe ulaşana kadar 24 kez revize edildi. Bu süreç, Phantom’un adını onurlandıran özel bir saygı duruşu yaratırken hissettiğimiz derin kişisel gururu ve bu ikonik mirası gelecek nesillere taşıma sorumluluğunu gözler önüne seriyor.” Ön koltuklar: Sürüş kabininde tasarımın zirvesi Ön koltuklardaki deri, Bespoke tasarımcı tarafından el çizimi olarak hazırlanan çalışmalar temel alınarak lazerle işlenmiş olup, çizerin ustalığını ve detaycılığını yansıtıyor. Motifler arasında, Phantom’un 100 yıllık mirasının olağanüstü ağırlığını zarif bir şekilde taşıyan sembolik detaylar yer alıyor. Bunlar arasında, 2003’teki Rolls-Royce yeniden lansmanının kod adı olan “Roger Rabbit”e gönderme yapan bir tavşan ve 1923 Phantom I prototipinin kod adı olan martı yer alıyor. Anthology Gallery: 100 yıldır anlatılan seçilen bir hikâye Phantom Centenary Private Collection’ın merkezinde, Anthology Gallery yer alıyor. Bu etkileyici kompozisyon, dikey olarak fırçalanmış 50 adet 3D baskılı alüminyum “kanatçıktan” oluşuyor ve bir kitabın sayfaları gibi zarif bir şekilde iç içe geçiyor. Her bir kanatçık, her iki tarafından da okunabilen oyma harflerle tasarlanmış olup, Phantom’un bir yüzyıl boyunca basında yer alan övgü dolu alıntılardan oluşuyor. Heykel, düşen havai fişeklerin ışıltısını çağrıştıran değişken ışıklandırmalarla zarif bir şekilde aydınlatılıyor. Her bir kanatçığın fırçalanmış kenarları, izleyicinin bakış açısına göre değişen yansıma ve ışık oyunları oluşturuyor. Ahşap işçiliği: Heykelsi bir ifade Phantom Centenary Private Collection, Rolls-Royce tarihinde yaratılmış en karmaşık ve detaylı ahşap işçiliğini içeriyor. Bir yıl süren bir çalışma sonucunda geliştirilen ve Blackwood ile renklendirilmiş kapı panelleri, Phantom’un en önemli ve dönüm noktası niteliğindeki yolculuklarını gözler önüne seriyor. Her bir kompozisyonda, coğrafi haritalar, kıvrımlı yollar, geniş manzaralar, bitkisel detaylar ve deneysel araba tasvirleri, Phantom’un mirasını yansıtan yaşayan bir sanat eseri yaratacak şekilde bir araya getiriliyor. Arka kapılar, Sir Henry Royce’un kış aylarını geçirdiği St. Tropez yakınlarındaki Le Rayol-Canadel-sur-Mer kıyı şeridini betimliyor. Ön yolcu kapısında, Sir Henry Royce’un yazlık konutunun bulunduğu West Wittering’in manzarası yer alıyor. Burası, günümüzde Rolls-Royce’un merkezi olan tesise yalnızca sekiz mil uzaklıkta bulunuyor. Sürücü kapısında, Goodwood döneminin ilk Phantom’ının Perth’ten başlayarak Avustralya kıtasını kat ettiği destansı 4.500 millik yolculuk anlatılıyor. Her bir kompozisyonda, derinlik ve doku yaratmak amacıyla 3 boyutlu çok yönlü marküteri, lazer kazıma, 3 boyutlu mürekkep katmanlama ve altın varak teknikleri bir araya getiriliyor. Haritalar, manzaralar, çiçekler ve ağaçlar gibi motifler, lazer kullanılarak ahşaba üç farklı derinlikte işleniyor. Bu yolculukları temsil eden yollar, 0.1 mikrometre kalınlığındaki altın varak karelerinden işlenmiş 24 ayar altınla parlatılıyor. Her bir yol özenle hazırlanıyor, kesiliyor ve yerleştiriliyor. Arka kapılarda, Güney Fransa’ya özgü çam, servi, eğrelti otu ve palmiye gibi bitki örtüleri de yer alıyor. Arka yolcu kapısının bir bölümü ise Sir Henry Royce’un bölgeye ait orijinal yağlı boya tablolarından birini, tuvalden ahşaba aktararak yeniden canlandırıyor. Royce’un evlerinin tam konumları – Güney Fransa’daki Villa Mimosa ve West Wittering’deki Elmstead – 2.76 mm çapında tek bir altın varak noktasıyla özenle işaretleniyor. Phantom’un hikayesinin farklı yönlerini bir araya getiren kompozisyonu oluşturmak için orijinal metinler, günlükler, fotoğraflar ve tablolar gibi eşsiz bir kaynak yelpazesinden yararlandıklarını belirten Katrin Lehmann (Bespoke Colour and Material Designer, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Bu proje için geliştirilen yeni teknolojiler, özellikle 3 boyutlu mürekkep katmanlama, daha önce mümkün olmayan ölçekte detayların eklenmesine olanak sağladı – bazıları yalnızca 0.13 mm yüksekliğinde; denizde yelken açan bir tekneden haritadaki konum isimlerine kadar her detay titizlikle işlendi. Phantom’un tarihindeki anları, bu ismi taşıyan modelin hak ettiği detay ve titizlikle hayata geçirebilmek büyük bir ayrıcalık.” Kapılardaki ahşap yüzeyler, özenle işlenmiş deri panellere dönüştürülüyor. 24 ayar altın “yollar”, altın iplik işlemeler olarak devam ediyor; haritalar ve manzaraların detayları siyah iplikle işlenerek kapıların kaplamalı bölümündeki kazınmış detayları yansıtıyor. Ahşap işçiliği, 1925 model orijinal Phantom I ve günümüz Phantom VIII’in tasvirleriyle tamamlanıyor; her biri arka piknik masalarına özenle kazınmış olarak sunuluyor. Modeller, piknik masalarının deri kaplı arka yüzeylerindeki işlemelerde de yansıtılıyor; bu, geçmiş ile günümüzü bir araya getiren bir diğer ince detay olarak öne çıkıyor. Piano Black kaplama, merkezi döner düğmeyi yansıtan altın tozu ile zenginleştirilmiş; söz konusu düğme de 24 ayar altın kaplamaya sahip olarak sunuluyor. Altın bir miras 6,75 litrelik V12 motor gibi muazzam bir mühendislik harikası, Arctic White ile tamamlanmış özel tasarım bir kapakla öne çıkarılıyor. Kapak, Phantom’un modern efsanesini ve başarısını şekillendiren kusursuz gücü onurlandırmak için 24 ayar altın detaylarla süsleniyor. Starlight (Yıldız tavan) altında Phantom’un hikayesi Hafif animasyonlu ve işlemeli Starlight tavan döşemesi, Phantom’un tarihindeki önemli anları 440.000 dikişle yansıtıyor. Tasarım, Henry Royce’un Wittering’deki bahçesinde, iki yakın meslektaşı – markanın Baş Motor Tasarımcısı Charles L. Jenner ve Rolls-Royce’un deneysel departmanının baş test sürücüsü Ernest Hives – ile birlikte dut ağacının altında fotoğraflandığı anı yansıtacak şekilde tasarlandı. Bespoke Collective, bu andan ilham alarak, Starlight tavan döşemesinin altında oturan müşterilerin Royce’un bir zamanlar yaşadığı gibi kendi hayal gücü ve olasılık kıvılcımlarını deneyimleyebileceği bir ilham atmosferi yaratmayı amaçlıyor. Sahne, markanın Goodwood’daki merkezinin avlusundaki karakteristik kare taçlı ağaçları da içerecek şekilde tasarlanıyor. Bal arıları – Rolls-Royce Arıcılığı’ndaki 250.000 sakinine atıfta bulunan bir detay – uçuş halinde tasvir ediliyor; muhtemelen yalnızca Rolls-Royce’un merkezinde yetiştirilen Phantom Rose’a doğru ilerliyorlar. Takımyıldızlarının arasında, geçmişin önemli Phantom modellerine sessiz övgüler yer alıyor; bunlar arasında, Sir Malcolm Campbell’in “Bluebird” olarak bilinen Phantom II’sini temsil eden bir kuş motifi de bulunuyor. Dut yapraklarının arasında, Goodwood döneminin ilk Phantom’unun tasarlandığı gizli 1990’lar tasarım stüdyosu “The Bank’teki” kasa kapısı kilit mekanizmasına ince bir gönderme yer alıyor. Hareket halinde unutulmaz bir miras Phantom Centenary Private Collection’ı hayata geçiren tasarımcılar, mühendisler ve zanaatkarlar için bu araç, nesilde bir kez üstlenebilecek türden özel bir sorumluluk anlamına geliyor. Ortaya konan bu eser, Phantom’un doğuşuna ilham veren aynı ruhu yansıtıyor: markanın mükemmelliğe olan sarsılmaz bağlılığını ve dünyanın en iyi aracını yaratma tutkusunu simgeliyor. Rolls-Royce Phantom Centenary Private Collection, dünyanın en saygın lüks ürününün 100 yıllık mirasına adanmış bir saygı duruşu olarak sunulduğunu belirten Chris Brownridge (Chief Executive, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Bu ödünsüz sanat eseri, özenle tasarlanmış Phantom VIII’i bir tuval olarak kullanarak Phantom’un olağanüstü yaşam öyküsünü ve onu şekillendiren insanları anlatıyor; Rolls-Royce’daki vizyonerlerden, efsanesinin oluşmasına katkıda bulunan sahiplerine kadar tüm hikayeyi kapsıyor. Bir yüzyıldır, Phantom isim plakası, Rolls-Royce’un yeteneklerinin zirvesini simgeliyor. Bu mirası onurlandırmak amacıyla hazırlanan son derece iddialı Private Collection, yeni teknikler sunuyor ve 40.000 saatten fazla emeğin ürünü olarak ortaya çıktı. Bu araç, Phantom’un hırs, sanatsal yaratıcılık ve tarihi ağırlık simgesi olarak statüsünü yeniden teyit ediyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Altın mı? Bitcoin Mi? İşte İlk Çeyrek Sonuçları Haber

Altın mı? Bitcoin Mi? İşte İlk Çeyrek Sonuçları

Kripto varlık piyasalarında yılın ilk üç ayının etkisi, yeni yayımlanan rakamlarla ortaya çıktı. ABD’de Donald Trump yönetiminin ilk icraatlarıyla şekillenen piyasa koşulları, kripto para piyasalarında hem işlem hacimlerine hem de toplam değere olumsuz etki etti. Derlenen son veriler, ilk çeyrekte 3,8 trilyon dolarla rekor kıran toplam kripto para piyasası değerinin, çeyreği en yüksek seviyesinin %18,6 altında kapattığını gösterdi. Bitcoin'in %11,8 gerilediği yılın ilk üç ayında Ethereum da 2024 kazanımlarının tamamını kaybetti.  Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan WhiteBIT TR Yönetim Kurulu Başkanı Emre Yetişkin, “Bitcoin'in 106 bin dolar seviyelerini aşarak tüm zamanların rekorunu yenilediği ocak ayından mart ayına kadar, piyasada pek çok dinamik değişti. Piyasalara yön veren başlıca konu ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin ticaret ortaklarına yönelik tarife kararları ve bu konuda süren belirsizlikler oldu” dedi. Altın ve ABD tahvilleri, Bitcoin’i solladı Verilere göre Bitcoin’in piyasa hakimiyeti, ilk çeyrekte 2021’in başından bu yana görülmemiş bir seviye olan %59,1’e kadar yükseldi. Ancak çeyrek sonunda Bitcoin’in kapanışı 88.400 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Bu sırada ons altın, ilk çeyrekte %18 değer kazanarak en iyi performans gösteren varlık sınıfı oldu. Uzun vadeli tahvillerin de Bitcoin’i performans açısından geride bıraktığı ilk çeyrekte; ABD merkez bankası Fed'in çekimser söylemleri ve gümrük tarifelerinin potansiyel enflasyonist etkisi riskli varlıklarda yükselen dalgalanmaları da beraberinde getirdi.  Korku göstergesi olarak kabul edilen VIX volatilite endeksinin nisan ayının başında 4,5 yılın en yüksek seviyelerine ulaştığını kaydeden Emre Yetişkin, “ABD hisse senetleri başta olmak üzere pek çok riskli varlıkta görülen düşüş trendi, merkezi borsaların işlem hacimlerine de yansıdı. Ticaret hacimlerinin ilk 3 ayda, çeyreklik bazda %16'dan fazla gerilediği bu dönem, yatırımcıların belirsizlik döneminde 'bekle ve gör' yaklaşımı sergilediğini ve işlem sıklığını azalttığını kanıtlıyor" diye konuştu.  Gözler yılın ikinci yarısına çevrildi  İkinci çeyreğe ilişkin analizlerde kısa vadeli dalgalanmaların süreceğine yönelik beklentilerin öne çıktığını belirten Emre Yetişkin, “Mevsimsel etkilerin yön vereceği ikinci çeyreğin sonlarına doğru piyasa hareketlerinde istikrarın geri kazanılması bekleniyor. Teknik göstergeleri ve piyasa koşullarını temel alan analizlere göre temmuz ve eylül dönemi için, yani yılın ikinci yarısından itibaren güçlenme beklentisi hakim. Donald Trump yönetiminin tarife pazarlığına girişen ülkelerle masaya oturması, dünyayı hiç kimsenin kazanamayacağı bir ticaret savaşından kurtarabilir. Küresel konjonktürdeki iyileşme, Trump'ın ticaret ortaklarına yönelik tavrındaki yumuşama, özellikle teknoloji şirketlerinin bilançolarından gelecek iyi haberler, piyasalardaki paniği yatıştırarak risk iştahını artırabilir” ifadelerini kullandı. “Geçmişe dönük veriler toparlanmaya işaret ediyor” Yılın ilk çeyreğindeki performansın tarihsel verilerle de uyumlu olduğunu hatırlatan WhiteBIT TR Yönetim Kurulu Başkanı Emre Yetişkin, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:  “Geçmişe dönük veriler, kripto varlık piyasalarında ilk çeyrekte düzeltmelerin yaşandığını ve piyasaların genellikle ikinci çeyrekten itibaren istikrara kavuştuğunu ortaya koyuyor. Örneğin bitcoin, Mart 2020’de 10 bin dolardan 3.850 dolara kadar gerilemişti. Aynı yılın mayıs-haziran aylarında ise 6 bin - 7 bin dolar seviyelerindeki konumunu geri kazanmıştı. Her dönem kendi trendlerini oluşturuyor olsa da tarihsel verilerin kalıplaşmış yatırımcı davranışlarını yansıttığını göz ardı etmemek gerekiyor. Uzun vadeli yatırıma odaklananlar; hikayesine inandıkları, teknolojisine güvendikleri, dalgalanmalara rağmen topluluğuyla iletişimini koparmayan kripto varlıklarda yeni fırsatlar keşfedebilir. WhiteBIT TR, 500’ü aşkın işlem çiftiyle hem başlangıç seviyesindeki hem de ileri seviyedeki yatırımcılar için ideal bir platform sunuyor. Dolar maliyet ortalaması olarak bilinen uzun vadeli biriktirme stratejilerini Oto-Yatırım isimli çözümüyle kripto varlıklara taşıyan WhiteBIT TR, kullanıcılarını her piyasa koşuluna hazırlamaya ve finansal açıdan güçlendirmeye devam edecek.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.