Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Altyapı

Kapsül Haber Ajansı - Altyapı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altyapı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor Haber

Doğuş Teknoloji, Kurumların Rekabet Gücünü Güçlendiren Yeni Nesil Altyapıyı Sunuyor

Yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaşması, veri üretimini ve işlem gücü ihtiyacını benzeri görülmemiş bir seviyeye taşıyor. Üretken yapay zekâ, büyük dil modelleri ve makine öğrenimi tabanlı sistemler; yüksek yoğunluklu hesaplama, kesintisiz erişim ve güvenli veri yönetimi gereksinimlerini veri merkezlerinin merkezine yerleştiriyor. Küresel araştırmalar, bu dönüşümün etkisiyle 2030 yılına kadar dünya genelindeki veri merkezi sayısının 8.400’ün üzerine çıkabileceğini ortaya koyuyor. Doğuş Teknoloji, bu yapısal dönüşüme yanıt olarak uzun yıllardır hizmet veren veri merkezi altyapısını Unity Data Center markası altında, yapay zekâ odaklı yeni bir vizyonla yeniden konumlandırıyor. Unity Data Center, fiziksel barındırmanın ötesine geçerek; GPU tabanlı hesaplama kapasitesi, entegre altyapı katmanları ve yönetilebilir hizmet modeliyle yapay zekâ odaklı kurumsal dönüşümün altyapı temelini oluşturuyor. Yüksek güç yoğunluğuna uygun tasarlanmış mimarisi, ölçeklenebilir kapasite planlaması ve operasyonel sorumluluğu üstlenen hizmet yaklaşımı sayesinde kurumlar, yapay zekâ projelerini güvenli ve sürdürülebilir biçimde devreye alabiliyor. Yapay Zekâ Odaklı Yeni Nesil Veri Merkezi Altyapısı Yapay zekâ iş yüklerinin artmasıyla birlikte veri merkezlerinde güç yoğunluğu, enerji yönetimi ve soğutma altyapısı kritik birer unsur haline geliyor. Unity Data Center, yüksek yoğunluklu hesaplama gerektiren iş yükleri için tasarlanmış modüler ve ölçeklenebilir mimarisiyle bu ihtiyaca yanıt veriyor. Gelişmiş enerji, soğutma ve network altyapısı sayesinde düşük gecikme, yüksek erişilebilirlik ve kesintisiz performans gerektiren yapay zekâ uygulamaları kurumsal ölçekte destekleniyor. Uptime Institute standartlarıyla uyumlu Tier 3+ tasarımı, modüler büyümeye elverişli yapısı ve farklı ölçeklerde genişleme imkânı sunan mimarisiyle Unity Data Center; kurumların bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki yapay zekâ odaklı büyüme planlarına da uyum sağlayacak esnekliği sunuyor. Bu yaklaşım, operasyonel süreklilikten maliyet optimizasyonuna kadar geniş bir alanda rekabet avantajı oluşturuyor. Yönetişim, Süreklilik ve Kontrol Odağında Altyapı Yaklaşımı Dijital altyapı kararları, bugün yalnızca teknik tercihler olarak değil; regülasyon uyumu, kriz anlarında kontrol kabiliyeti ve kurumsal itibar gibi başlıkları doğrudan etkileyen stratejik yönetişim kararları olarak ele alınıyor. Bu çerçevede veri merkezleri, teknolojik kapasitenin ötesinde, kurumların belirsizlik dönemlerinde dahi operasyonel hakimiyetini korumasını sağlayan kritik bir yapı taşı haline geliyor. En verimli kurumlar, altyapıyı en az konuşanlardır. Doğru tasarlanmış ve iyi yönetilen bir altyapı, görünmez hale gelir. Unity Data Center, teknik karmaşıklığı arka planda tutan yaklaşımıyla; ekiplerin enerjisini altyapı yönetimine değil, iş geliştirme, müşteri deneyimi ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine yönlendirmesine olanak tanıyor. Böylece teknoloji, karar alma süreçlerini zorlaştıran bir unsur olmaktan çıkarak, yönetişimi destekleyen bir zemine dönüşüyor. Tüm bu süreci destekleyen önemli bir unsur da veri merkezi operasyonları ile yapay zekâ kullanım senaryolarını birlikte değerlendiren uzman bir ekibin doğrudan yapı içinde konumlanması olması. Uzman ekip, altyapı kapasitesi ile AI projelerinin ihtiyaçlarını eş zamanlı ele alarak kurumların yapay zekâ uygulamalarını daha hızlı devreye almasına ve güvenle ölçeklendirmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımı değerlendiren Teknoloji Operasyonları ve Siber Güvenlikten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Eray Gözener, “Bugün dijital altyapı, IT ekiplerinin yönettiği bir teknik alan olmaktan çıktı; doğrudan üst yönetimin sorumluluğunda ele alınması gereken stratejik bir başlık haline geldi. Çünkü altyapı doğru kurgulandığında konuşulmaz, işini yapar. Biz Unity Data Center’ı tam da bu anlayışla konumlandırıyoruz. Kurumların kriz anlarında refleks gösterebildiği, günlük operasyonlarda ise altyapıyı düşünmek zorunda kalmadığı bir teknoloji zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde devreye alacağımız 250 kabinlik yeni yatırım ile kabin başına 10 kW güç kapasitesine sahip, AI-native prensiplerle tasarlanmış ve yönetilebilir hizmet modeliyle sunulan genişleme fazını hayata geçiriyoruz. Bu adım, yüksek güç yoğunluğu gerektiren yapay zekâ iş yüklerinde operasyonel sorumluluğu üstlenen entegre bir yapı sunmamızı mümkün kılacak.” dedi. Güvenlik, Esneklik ve Yönetilebilirlikte Kurumsal Standartlar Unity Data Center, yüksek güvenlik ve süreklilik beklentisi olan kurumsal yapılar için çok katmanlı bir mimari sunuyor. Fiziksel ve dijital güvenlik katmanları, yedekli network altyapısı, 7/24 izlenen operasyon merkezi ve uluslararası standartlarla uyumlu süreçler sayesinde kritik iş yükleri kesintisiz biçimde yönetiliyor. Hibrit ve bulut tabanlı altyapıları destekleyen sanallaştırma ve IaaS platformları; işletmelerin kaynaklarını anlık olarak ölçeklendirmesine, iş yüklerini esnek biçimde yönetmesine ve BT operasyonlarını sadeleştirmesine imkân tanıyor. Yönetilebilir hizmetler yaklaşımı, kurumların altyapı operasyonlarını merkezi ve kontrol edilebilir bir yapıya taşıyor. Sürdürülebilir Enerji Modeliyle Güçlenen Teknoloji Ekosistemi Unity Data Center’ı farklılaştıran temel unsurlardan biri de sürdürülebilir enerji altyapısı. 2.300 adet güneş paneliyle yaklaşık 800 kVA güç üreten yenilenebilir enerji sistemi sayesinde veri merkezinin enerji ihtiyacı büyük ölçüde sürdürülebilir kaynaklardan karşılanıyor. Yüksek enerji tüketimi gerektiren yapay zekâ iş yükleri, bu sayede çevresel etkiyi minimize eden bir altyapı üzerinde çalışıyor. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği teknoloji yatırımlarının ayrılmaz bir parçası haline getirirken, Unity Data Center’ı yalnızca bugünün değil, uzun vadeli dijital dönüşüm hedeflerinin de güçlü bir bileşeni olarak konumlandırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MAN Ankara’da Elektrikli Dönemi Başlattı Haber

MAN Ankara’da Elektrikli Dönemi Başlattı

MAN Truck & Bus, sürdürülebilir ulaşım vizyonu doğrultusunda Türkiye’deki üretim tesisinde elektrikli mobiliteye geçişte önemli bir aşamayı tamamladı. Eylül ayı başında ilk MAN Lion’s City E’nin banttan indirilmesiyle başlatılan sürecin ardından, tüm test ve hazırlıklar başarıyla tamamlanarak seri üretime geçildi. MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin bataryalı elektrikli otobüs üretiminde en önemli yetkinlik merkezlerinden biri konumuna taşındı. Barbaros Oktay: "Müşteri taleplerine daha esnek ve hızlı yanıt vereceğiz" MAN Truck & Bus Otobüs Birimi Başkanı Barbaros Oktay, Ankara’da elektrikli otobüs üretiminin başlamasıyla birlikte sıfır emisyon yolunda çok önemli bir adım attıklarını belirterek şunları söyledi: “Ankara’da başlattığımız yeniden yapılanma, MAN’ın sürdürülebilir geleceğe doğru dönüşüm sürecinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Burada attığımız adımlar ve yaptığımız yatırımlarla, uzun vadede yüksek adetlerde ve üstün kalitede emisyonsuz mobilite çözümleri sunmanın temelini attık. Bugün de bu çalışmaların bir sonucu olarak Ankara’da elektrikli otobüs üretimine başlamamız, MAN’ın e-mobilite yolculuğunda önemli bir kilometre taşıdır. Bu yatırımla birlikte otobüs üretim ağımızı güçlendiriyor, emisyonsuz şehir içi ulaşım çözümlerine yönelik artan küresel talebi daha etkin şekilde karşılayabiliyoruz. Elektrikli otobüs üretimin Türkiye lokasyonunu da kapsayacak şekilde genişletilmesi, müşteri taleplerine daha esnek yanıt vermemizi ve teslimat sürelerini optimize etmemizi sağlayacak.” Mehmet Şermet: “Ankara, MAN’ın önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi” MAN Türkiye A.Ş. CEO’su Mehmet Şermet ise MAN’ın küresel üretim ağında Ankara’nın stratejik öneminin arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti: “MAN için Türkiye her zaman ayrı bir yere sahip oldu. MAN’ın Almanya dışındaki ilk üretim tesisi olan fabrikamızda, bugün de yeni bir ilki hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Tamamen elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E’nin seri üretimiyle birlikte Ankara, şirketin önemli e-mobilite merkezlerinden biri haline geldi. Çalışanlarımızın üstün yetkinliği ve son iki yılda altyapı ile ekipmana yaptığımız ciddi yatırımlar sayesinde bu dönüşümü başarıyla gerçekleştirdik. Tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsleri aynı bantta üretebilen esnek yapımızla, geleceğin teknolojisini Ankara’dan dünyaya ihraç edeceğiz.” Gelecekte “Lion’s Coach E” de Ankara’da Üretilecek Sıfır emisyonlu ulaşım çözümlerine yönelik önemli yatırımlar yapan MAN’ın şehir içi otobüslerinin yarısından fazlası halihazırda elektrikli olarak üretim bandından iniyor. Bu artan talebi karşılamak amacıyla Ankara’daki üretim altyapısı ve çalışanlar, son aylarda e-mobilitenin gerekliliklerine uygun şekilde hazırlandı ve tesis kademeli olarak dönüştürüldü. MAN Lion’s City E’nin yanı sıra, gelecekte elektrikli şehirlerarası otobüsler ile seyahat sektörü için geliştirilen yeni MAN Lion’s Coach E’nin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor. Ankara, MAN’ın e-Mobilite Dönüşümünde Kilit Rol Üstleniyor Elektrikli şehir otobüsü MAN Lion’s City E, 2020 yılında seri üretime başlayan Polonya’daki Starachowice Fabrikası’nın ardından artık Ankara’da da üretiliyor. Her iki tesiste de tüm elektrikli ve konvansiyonel otobüsler aynı üretim hattında esnek bir şekilde imal edilebiliyor. Güvenilirlik, menzil ve sürdürülebilirlik özellikleriyle öne çıkan MAN Lion’s City E; 10 metrelik kompakt versiyonlardan, yüksek yolcu kapasiteli 18 metrelik körüklü modellere ve şehirlerarası kullanım için geliştirilen Low-Entry (Alçak Girişli) varyantlara kadar uzanan geniş bir ürün gamı sunuyor. Ayrıca Lion’s Chassis E ile Avrupa dışındaki pazarlara da çözüm sağlanıyor. Bu entegrasyonun başarısı için son yıllarda önemli yatırımlar yapıldığını vurgulayan Barbaros Oktay, “Hedefimiz, Ankara’nın da tıpkı Starachowice gibi MAN otobüs işinin e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol üstlenmesidir” dedi. Avrupa’da sattığı şehir otobüslerinin yarısı elektrikli modellerden oluştu 2019 yılındaki lansmanından bu yana güçlü bir başarı hikâyesine dönüşen MAN Lion’s City E, bugün Avrupa yollarında performansını kanıtlamış durumda. Şu anda Avrupa genelinde 3.000’in üzerinde MAN eBus aktif olarak hizmet veriyor. 2025 yılında 1300’den fazla elektrikli otobüs satışı gerçekleştiren MAN’ın, Avrupa'da sattığı şehir otobüslerinin %50'si elektrikli modellerden oluştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu  Çeşme-Ankara rotasında 61.kez Türkiye yollarına çıkmaya hazır Haber

Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Çeşme-Ankara rotasında 61.kez Türkiye yollarına çıkmaya hazır

26 Nisan 2026 Pazar günü İzmir-Çeşme’den start alacak TUR 2026, 8 etap sonunda 3 Mayıs 2026 Pazar günü Başkent Ankara’da görkemli bir finalle sona erecek. İlk kez 1963 yılında “Marmara Turu” adıyla düzenlenen, 1965 yılında uluslararası statü kazanan ve 1966 yılında ise Cumhurbaşkanlığı himayelerine alınan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu; Türk bisikletinin gelişiminde öncü bir rol üstlenerek nice bisiklet sporcusunun yetişmesine ilham olurken, bugün dünya bisikletinin en saygın organizasyonları arasında yer alıyor. Uluslararası Bisiklet Birliği’nin (UCI) Avrupa Turları takviminde yer alan ve Türkiye’nin “ProSeries” kategorisindeki tek yol bisikleti yarışı olan TUR, 61. yılında da UCI WorldTeam, ProTeam ve Continental Team kategorilerinde dünya bisikletinin güçlü takımlarını ve yükselen yıldızlarını bir araya getirerek dünya bisikletinin önemli aktörlerini ülkemizde ağırlayacak. Ege’den Akdeniz’e, Anadolu’nun kalbine uzanan yolculuk T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle Türkiye Bisiklet Federasyonu tarafından gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu 61.yılında Ege’nin incisi İzmir’in gözde ilçesi Çeşme’den başlayarak Türkiye’nin farklı coğrafyalarını birbirine bağlayan benzersiz bir rota sunuyor. Aydın, Marmaris, Fethiye, Kemer ve Antalya üzerinden ilerleyen yarış, Ege’nin tarih ve doğayla iç içe yollarından Akdeniz’in eşsiz kıyılarına ve nihayet 3 Mayıs günü İç Anadolu’nun ve Türkiye’nin kalbi Başkent Ankara’ya uzanıyor. Bu rota, yalnızca sportif bir parkur değil; Türkiye’nin doğal zenginliğini, kültürel mirasını ve coğrafi çeşitliliğini milyonlarca izleyiciye ve uluslararası yayınlarla tüm dünyaya taşıyan güçlü bir anlatı niteliği taşıyor. 61.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Rotası: Çeşme’den Ankara’ya 8 gün, 8 Etap, 1201 km 61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 26 Nisan–3 Mayıs 2026 tarihleri arasında koşulacak parkuru; Çeşme, Aydın, Marmaris, Kıran, Fethiye, Patara, Kemer, Antalya, Feslikan ve Ankara start ve finiş noktalarıyla Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerini kapsıyor. Çeşme’den başlayan yarış; Ege ve Akdeniz’in eşsiz doğasında zorlu etaplarla ilerlerken, büyük finalini Ankara’da yaparak başkentte bisiklet heyecanını zirveye çıkmayı hedefliyor. 61.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu Rotası: 1. Etap: 26 Nisan 2026 Çeşme-Aydın 203,1 km 2. Etap: 27 Nisan 2026 Aydın-Marmaris 158,0 km 3. Etap: 28 Nisan 2026 Marmaris-Kıran 129,2 km 4. Etap: 29 Nisan 2026 Marmaris-Fethiye 128,0 km 5. Etap: 30 Nisan 2026 Patara-Kemer 196,7 km 6. Etap: 1 Mayıs 2026 Antalya-Feslikan 130,0 km 7. Etap: 2 Mayıs 2026 Antalya-Antalya 149,5 km 8. Etap: 3 Mayıs 2026 Ankara-Ankara 105,1 km Başkent Ankara, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu rotasında 2026 yılında Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 61 yıllık tarihinde uzun bir aradan sonra Başkent Ankara’yı yeniden rotasına dahil ederek anlamlı bir yolculuğa imza atıyor. Organizasyona adını veren Cumhurbaşkanlığı makamı ile Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun merkezinin bulunduğu Ankara, bu adımla birlikte TUR’un tarihsel ve kurumsal hafızasında özel bir konuma yerleşiyor. Avrupa Yol Bisikleti Şampiyonası’ndan, Gran Fondo organizasyonlarına, TBMM önünde sona eren kurtuluş yolu temalı bisiklet turlarına, ulusal ve uluslararası birçok bisiklet etkinliğine ev sahipliği yapan Ankara; Gençlik ve Spor Bakanlığı başta olmak üzere bisiklet stratejilerinin şekillendiği kurumlara ev sahipliği yapması ve güçlü altyapı yatırımlarıyla öne çıkıyor. Cumhuriyetin başkenti Ankara’nın TUR rotasına eklenmesi; Anıtkabir’den Birinci Meclis’e, Atatürk Orman Çiftliği’nden Cumhurbaşkanlığı’na başkentin tarihi ve modern kent dokusuna uzanan simgesel durakların, milyonlarca izleyiciye tanıtılması için güçlü bir fırsat sunuyor. Ankara etabı, TUR’un ulusal bütünlüğünü pekiştirirken, başkentin tarihi ve kültürel dokusunu küresel vitrine taşıyan stratejik bir adım olarak öne çıkıyor. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 60+1 Vizyonu İle Bisikletin Geleceğine Yatırım Yapıyor Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun Ankara’da sona ermesi, yalnızca bir etap finali değil; Türk bisikletinin geçmişi ile geleceği arasında kurulan sembolik bir köprü niteliği taşıyor. Bu kapsamda 3 Mayıs 2026 Pazar günü Ankara’da, Türkiye Bisiklet Federasyonu altyapı gelişim programı olan Bisiklet Parkı ve Bisiklet Okulu projesinin tanıtımı yapılacak. Program; çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumun her kesimi için bisikletin tabana yayılmasını hedefleyen, geleceğin bisikletçilerine yatırım niteliği taşıyan kalıcı bir miras olarak hayata geçirilecek. Türkiye Bisiklet Federasyonu’nun gelecek vizyonu; altyapıdan elit seviyeye uzanan, veriye dayalı yetenek taraması, uluslararası standartlarla uyumlu performans yönetimi ve sürdürülebilir sporcu gelişim modelleriyle şekilleniyor. Bu vizyonun en güçlü taşıyıcılarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, yalnızca bir yarış değil; geçtiği her etapta gençlere, çocuklara ve yerel bisiklet topluluklarına ilham veren, Türk bisikletinin tabana yayılmasını destekleyen stratejik bir gelişim platformu olarak konumlanıyor. Ege’den Akdeniz’e, oradan İç Anadolu’nun kalbine uzanan TUR rotası; okul temelli taramalardan Sporcu Eğitim Merkezleri’ne, Türkiye Olimpik Hazırlık Merkezleri’nden UCI takımları yapılanmasına uzanan bütüncül sistemle birleşerek, geleceğin bisikletçilerinin keşfedilmesine ve yetiştirilmesine katkı sağlıyor. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun yarattığı bu görünürlük ve ilham etkisi, Türk bisikletinin uluslararası rekabet gücünü kalıcı biçimde artırmayı hedefleyen uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor. 2025’te Tarihi Rekor: Küresel Yayın ve İletişim Gücü Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 60. Yılında yalnızca sportif başarılarıyla değil, Türkiye’nin uluslararası tanıtımına sağladığı güçlü katkıyla da tarihi bir rekora imza attı. TUR 2025; 190 ülke ve bölgede, 848 milyon haneye ulaşarak Türkiye’nin spor, kültür, turizm ve yaşam tarzı değerlerini dünya vitrinine taşıdı. Yarış boyunca ekrana yansıyan şehirler, doğal güzellikler ve kültürel miras, bisiklet sporu aracılığıyla Türkiye’nin çok katmanlı hikâyesini küresel izleyiciyle buluşturdu. TRT Spor ve Eurosport başta olmak üzere 65 televizyon kanalı, 28 dijital platform ve uluslararası ajanslar aracılığıyla yayınlanan organizasyon, 429 saatlik yayın süresiyle dünya ekranlarında yer aldı. 60.Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, karasal ve dijital yayınların yanı sıra 30’a yakın havayolunun uçak içi eğlence sistemleri üzerinden de izleyicilerle buluşarak Türkiye’nin küresel görünürlüğünü daha da güçlendirdi. Sadece Bir Yarış Değil, Türkiye’nin Küresel Tanıtım Platformu Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, yalnızca bir spor organizasyonu değil; Türkiye’nin eşsiz doğal güzelliklerini, kültürel mirasını ve saklı hazinelerini dünyaya tanıtan güçlü bir platform olma özelliği taşıyor. Sprint ve zirve finişleriyle her etapta farklı sportif özelliklere sahip bisikletçilerin öne çıktığı rota, TUR’un geçtiği her şehirde festival coşkusu yaşatırken, etaplardaki izleyiciler ve ekran başındaki milyonlarca spor tutkununu ortak bir heyecanda buluşturuyor. Dev Organizasyonun Gücü: Sahadaki TUR Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, sahadaki organizasyon gücüyle de dikkat çekiyor. Takımlar, medya temsilcileri, UCI ve UCI komiserleri, hakemler, gönüllüler ve sağlık ekipleri dâhil olmak üzere 1.000’in üzerinde görevli organizasyonda yer alıyor. 400’e yakın takım ekibi, güvenlik ve sağlık unsurları, 350’ye yakın araçtan oluşan konvoy, 80 kişilik TV çekim ekibi, 2 helikopter ve 1 uçakla desteklenen canlı yayın altyapısı sayesinde TUR, 8 gün boyunca hem sahada hem de dünya ekranlarında kesintisiz olarak takip ediliyor. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, 60.yılında unutulmaz yarış hikayelerine imza attı Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun 60. yılında, Akdeniz’den Ege’ye uzanan zorlu ve efsaneleşen rotalar, dünya bisikletinin en güçlü isimlerini kıran kırana bir mücadelede buluşturdu. Deniz seviyesinden dağ zirvelerine uzanan etaplarda, yağmurlu hava koşulları, uzun tırmanışlar ve teknik finişler, genel klasman mücadelesini son güne kadar taşıdı. Bu yüksek tempolu yarışta Hollandalı yıldız Wout Poels (XDS Astana), deneyimi, tırmanış gücü ve stratejik aklıyla rakiplerine üstünlük kurarak TUR 2025 genel klasman şampiyonu oldu. Poels’un tur boyunca sergilediği istikrarlı performans, yalnızca turkuaz mayoyu değil, aynı zamanda tırmanış etaplarında gösterdiği hakimiyetle kırmızı mayoyu da beraberinde getirdi. Bu şampiyonluk; Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun, yalnızca görsel açıdan değil, sportif zorluk ve rekabet seviyesi bakımından da dünya bisikletinin en prestijli rotaları arasında yer aldığını bir kez daha ortaya koydu. TUR 2025’te yazılan bu hikaye hem sporcular hem de izleyiciler için unutulmaz bir yarış destanı olarak hafızalara kazındı. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu UCI Kategorileri ve ProSeries Bilgi Notu · 2006: Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, UCI takviminde 2.2 kategorisinde yer aldı. · 2008: Organizasyon, “Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu” adıyla UCI takviminde 2.1 kategorisinde düzenlendi. Aynı yıl TRT ve Eurosport başta olmak üzere önemli spor kanallarında ilk kez canlı yayınlandı. · 2010: TUR, UCI takviminde 2.HC (Hors Catégorie) seviyesine yükseldi. İstanbul zamana karşı etabıyla başlayan yarış, tüm etapları HD kalitesinde yayınlanan ilk TUR olma unvanını kazandı. · 2017 – 2019: Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, UCI WorldTour (2.UWT) kategorisinde düzenlendi. · 2020: Dünya genelinde yaşanan Covid-19 pandemisi nedeniyle yarış düzenlenemedi. · 2021 – 2022: UCI tarafından 2020 yılında hayata geçirilen ProSeries yapısı kapsamında TUR, ilk kez 2021 yılında UCI ProSeries (2.Pro) kategorisinde düzenlendi. · 2023: Organizasyon, UCI takviminde 2.1 kategorisinde yer aldı. · 2024 – 2025: Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, UCI ProSeries kategorisinde gerçekleştirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Yenilenebilir Hidrojende Üretim ve İhracat Üssü Olabilir Haber

Türkiye Yenilenebilir Hidrojende Üretim ve İhracat Üssü Olabilir

Rapora göre Türkiye, yenilenebilir hidrojende üretim, depolama, taşıma ve son kullanım alanlarında önemli potansiyele sahip; ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi için kurumsal ve bütüncül bir eylem çerçevesine ihtiyaç duyuluyor Türkiye’nin gerekli altyapı ve mevzuat çalışmalarını tamamlaması halinde, yenilenebilir hidrojeni yüksek katma değerli ve karbonsuzlaşması zor sektörlerde önceliklendirmesi ve oluşabilecek ihtiyaç fazlasını ihraç etmesi mümkün olabilirYenilenebilir hidrojen ve türevleri, büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olan sanayi ve ulaşım sektörlerinin karbonsuzlaşmasında stratejik bir rol üstlenebilir. SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi, “Türkiye’de Yenilenebilir Hidrojenin Etkinleştirilmesi” raporunu yayımladı. Yenilenebilir (yeşil) hidrojen konusunda yayımlanan üç raporun tamamlayıcısı niteliğindeki çalışmada, ulusal ve uluslararası fırsatlar ile zorluklar inceleniyor. Raporda, Türkiye’nin küresel ölçekteki politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesinin; sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosisteminin inşası için önemli olduğu vurgulanıyor. Türkiye’nin net sıfır emisyonlu bir ekonomiye geçişi sürecinde enerji dönüşümünün üç temel bileşeni olan yenilenebilir enerji kaynakları, enerji verimliliği ve elektrifikasyon; politika belgelerinde kısa ve orta vadeli hedeflerin merkezinde konumlanıyor. Bununla birlikte, yüksek proses ısısı gerektiren sanayi kolları ile uzun mesafe taşımacılık gibi alanlarda, mevcut teknolojik kısıtlar nedeniyle doğrudan elektrifikasyonun kısa vadede yeterli bir çözüm sunması güç görünüyor. Bu nedenle rapor, zor karbonsuzlaşan sektörlerde yenilenebilir hidrojen gibi tamamlayıcı teknolojilerin devreye alınmasının gerekliliğine dikkat çekiyor. Yüksek sıcaklık gerektiren sanayi süreçleri ve uzun mesafe taşımacılık uygulamalarında fosil yakıtlara alternatif oluşturan yenilenebilir hidrojen, bazı sanayi kollarında aynı zamanda hammadde işlevi de görüyor. Bu nedenle hidrojenin emisyon azaltım potansiyelinin en yüksek olduğu alanlarda önceliklendirilmesi, hem ekonomik katma değer hem de iklim hedefleri açısından belirleyici önem taşıyor. Somut ve Uygulanabilir Eylem Planına İhtiyaç Var SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, Türkiye’nin yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve stratejik coğrafi konumu sayesinde yenilenebilir hidrojenin üretimi ve kullanımı açısından önemli avantajlara sahip olduğunu vurguladı. Bağ, “Yenilenebilir hidrojen potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için politika belgelerinde yer alan hedeflerin somut, takvimlendirilmiş ve kurumsal sorumlulukları net biçimde tanımlanmış eylem planlarıyla desteklenmesi gerekiyor. Hidrojenden sorumlu kurumsal bir yapı oluşturulmalı. Uygun teşvik ve destek mekanizmaları geliştirilerek piyasa yapısı kademeli olarak inşa edilmeli; talep yaratacak öncelikli sektörler belirlenmeli ve gerekli altyapı eş zamanlı planlanmalı” dedi. Bağ, en kritik hususun ise yenilenebilir hidrojen üretiminin, elektrik sektörünün dönüşüm hedefleriyle uyumlu ve bu hedeflerle çelişmeyecek şekilde planlanması olduğunu vurguladı. Hidrojenin, fosil yakıt kullanımının ve enerji ithalat bağımlılığının düşürülmesinde stratejik bir rol üstleneceğini belirten Bağ, “Yenilenebilir hidrojen üretimi, mevcut yenilenebilir elektrik kapasitesinin yönlendirilmesi veya ikame edilmesi yoluyla değil; yalnızca hidrojen üretimi amacıyla devreye alınacak ilave yenilenebilir enerji yatırımları üzerinden gerçekleştirilmelidir. Aksi halde, elektrik sektörünün karbonsuzlaşma hedefleri risk altına girebilir” dedi. Yenilenebilir Hidrojenin İhtiyaç Fazlası İhraç Edilebilir Raporda, yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında, ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği ve doğrudan elektrifikasyonun karbondan arındırmada tek başına yetersiz kaldığı sektörlere öncelik verilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bununla birlikte, yenilenebilir hidrojenin öncelikli sektörlerde kullanılmasının yanı sıra oluşabilecek üretim fazlasının çevre ülkelere ihraç edilebileceği, bunun için uluslararası standartlara uyumlu planlama yapılması gerektiği ifade ediliyor. Bu planlamaların üretim teknolojilerinden hidrojen değer zincirine ve taşıma yöntemlerine bağlı olarak liman, boru hattı ve diğer lojistik altyapı gereksinimlerine kadar bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiği belirtiliyor. Söz konusu yaklaşımın, Türkiye’yi Avrupa’da gelişmekte olan yenilenebilir hidrojen pazarında rekabetçi ve stratejik bir konuma taşıyabileceği değerlendiriliyor. Raporda ayrıca, küresel ölçekte yenilenebilir hidrojen projelerinin önemli bir bölümünün planlanan takvimlerin gerisinde kaldığına dikkat çekiliyor. 2030 yılına kadar kurulması öngörülen projelere dayalı düşük emisyonlu hidrojen üretimi beklentisinin, iptaller ve gecikmeler nedeniyle son bir yılda 49 milyon tondan 37 milyon tona gerilediği vurgulanıyor. Bu projelerin yüzde 80’inden fazlasını, elektrolizör teknolojisine dayalı yenilenebilir hidrojen projeleri oluşturuyor. Yetersiz altyapı, düzenleyici çerçevenin eksikliği, teknolojik olgunluğun sağlanamaması ve yüksek üretim maliyetleri bu gecikmelerin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Karbon fiyatlandırması ve talep tarafı destek mekanizmalarının sınırlı kalması da piyasa oluşumunu yavaşlatıyor. Türkiye’nin de küresel ölçekteki politika, piyasa ve teknoloji gelişmelerini yakından izleyerek hidrojen yol haritasını düzenli olarak güncellemesi; sağlıklı, sürdürülebilir ve rekabetçi bir hidrojen ekosisteminin inşası açısından büyük önem taşıyor. Yenilenebilir Hidrojenin Gelişimi İçin Yol Haritası Raporda, paydaş görüşleri doğrultusunda Türkiye’de yenilenebilir hidrojen ekosisteminin oluşturulmasına yönelik 17 politika önerisi sunuluyor: Yenilenebilir hidrojene ilişkin idari izin süreçlerini ve destek mekanizmalarını tanımlayacak, sektörler arası üretim ve gelişim planlarını koordine edecek bir kamu birimi oluşturulmalı.Yenilenebilir hidrojenin yasal tanımı yapılmalı.Yenilenebilir hidrojen, elektrik sektörünün dönüşümü ile rekabet etmemeli.Yenilenebilir hidrojen ve türevlerinin kullanımında, ilk aşamada en yüksek katma değerin sağlanabileceği ve doğrudan elektrifikasyonun karbondan arındırmada tek başına yetersiz kaldığı sektörlere öncelik verilmeli.Türkiye’de yenilenebilir hidrojene yönelik düzenleyici çerçeve oluşturulmalı.Yerli arzı teşvik etmek için yenilenebilir hidrojen üretimine yönelik mali teşvikler sağlanmalı.Yenilenebilir hidrojen değer zincirine yönelik yatırımlar eş zamanlı planlanmalı.Yenilenebilir enerji kaynaklarına yakın alanlarda hidrojen merkezleri kurulmalı.Kritik altyapı ihtiyaçlarını karşılayacak hidrojen özel üretim bölgeleri ilan edilmeli.Hidrojenin üretimi, taşınması, depolanması ve kullanımı için havalimanı ve liman altyapıları iyileştirilmeli ve geliştirilmeli.Sanayide kullanılacak yenilenebilir hidrojene ilişkin teknik ve güvenlik standartları yasal çerçeve kapsamında düzenlenmeli.Yerli Ar-Ge çalışmaları güçlendirilmeli, üniversite-sanayi iş birlikleri artırılmalı.Hidrojen üretimi konusunda nitelikli insan kaynağı yetiştirilmeli.Hidrojen üretiminde kullanılan teknolojilerin yerli üretimi için ulusal ve uluslararası standartlar oluşturulmalı.Hidrojen üretim stratejisinde enerji boyutu ile su kaynaklarının sürdürülebilirliği birlikte ele alınmalı.Yenilenebilir hidrojen üretim fazlası için ihracat stratejisi oluşturulmalı.Yenilenebilir hidrojene yönelik talebin hızlandırılması amacıyla sektörel ölçekte düzenlemeler yapılmalı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turknet, “Türkiye’nin En Hızlı İnterneti” Seçildi Haber

Turknet, “Türkiye’nin En Hızlı İnterneti” Seçildi

Bağımsız internet performans ölçüm platformu Speedtest®, Ookla® Speedtest Intelligence® verilerine dayanan 2025 yılı son altı aylık değerlendirme sonuçlarını açıkladı. Türkiye genelinde gerçek kullanıcılar tarafından gerçekleştirilen milyonlarca testin analiz edildiği sonuçlara göre Turknet, "Türkiye’nin En Hızlı İnterneti" ödülünün sahibi oldu. Şirket, geçtiğimiz hafta ise ortalama indirme oranıyla 100 mbps sınırını aşarak Türkiye’de Steam Sabit İnternet İndirme Hızında liderliğini duyurmuştu. Gerçek Kullanıcı Deneyimi Bağımsız Ölçümlerle Değerlendiriliyor Speedtest Awards™ kapsamında verilen ödül, teorik hız kriterleri yerine Türkiye’deki tüm internet servis sağlayıcılarını kapsayan, doğrudan kullanıcıların kendi bağlantıları üzerinden yaptığı gerçek zamanlı ölçümlere dayanıyor. Değerlendirme sürecinde; indirme ve yükleme hızlarının yanı sıra gecikme gibi kullanıcı deneyimini doğrudan etkileyen kritik metrikler, Ookla’nın küresel metodolojisiyle doğrultusunda analiz ediliyor. 2025 yılının son altı aylık dönemine ait veriler Turknet’in Türkiye’nin bağlantı kalitesini en üst seviyeye taşıma konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor. Sadece Hız Değil, Uçtan Uca Yüksek Performans Turknet’in elde ettiği bu başarı, hızı yalnızca yüksek Mbps değerleri olarak değil; kesintisiz, stabil ve uçtan uca yüksek performanslı bir dijital deneyim olarak ele alan teknoloji vizyonunun bir göstergesi. Şirketin hız liderliğinin arkasında, dünya standartlarında bağlantı teknolojilerini Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırma hedefi bulunuyor. Özellikle Gigafiber altyapısıyla 1.000 Mbps’ye varan eşit indirme ve yükleme (simetrik) hızları erişilebilir kılmayı amaçlayan şirket, altyapı yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. Hızı sadece bir rakam değil; düşük gecikme süresi, yüksek bant genişliği ve stabil bağlantı ile uçtan uca bir deneyim olarak tanımlayan Turknet, modern ağ mimarisi sayesinde kullanıcılarına dijital dünyada kesintisiz bir performans sunmaya odaklanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ayedaş’tan İstanbul Anadolu Yakası’na 2025’te 4,13 Milyar TL’lik Yatırım Haber

Ayedaş’tan İstanbul Anadolu Yakası’na 2025’te 4,13 Milyar TL’lik Yatırım

Türkiye’nin enerji dönüşüme öncülük eden Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Başkent EDAŞ ve Toroslar EDAŞ ile birlikte üç elektrik dağıtım şirketinden biri olan Ayedaş, Türkiye’nin en çok göç alan ve en kalabalık ili olan İstanbul’un Anadolu yakasında 5.5 milyon nüfusa hizmet vermeye devam ediyor. Kesintisiz ve kaliteli enerji için çalışmalarını sürdüren şirket, daha güvenilir ve kesintisiz enerji sunmak için 2025 yılında da müşteri ve çözüm odaklı yaklaşımı ile çalışmalarını sürdürdü. İstanbul’da kesintisiz enerji için altyapı güçleniyor Daha aydınlık bir İstanbul hedefi doğrultusunda, mevsimsel ve iklim şartlarının etkilerini en aza indirmek için Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye ve Üsküdar ilçelerinde toplamda 34.795 aydınlatma armatürünün bakımı tamamlandı. Bunun yanı sıra, 1.589 pano, 149 trafo ve 3.506 dağıtım merkezinin kontrol ve yenileme çalışmaları yapılarak enerji altyapısı güçlendirildi. Aynı dönemde 2.538 kilometrelik hattın bakımı gerçekleştirilerek sürdürülebilir enerji dağıtımına katkı sağlandı. Kentin büyüyen enerji ihtiyaçları doğrultusunda yatırım hedefleri belirleyen Ayedaş, kıtaları birleştiren şehir olan İstanbul’da 2025 yılında bu hedefleri başarıyla tamamladı. Hizmet verdiği yaklaşık 5,5 milyon nüfusa kesintisiz ve kaliteli enerji sunmak amacıyla 1.283 kilometrelik yeni kablo döşemesi, 4.116 armatür ve 2.279 aydınlatma direği montajı tamamlandı. Ayrıca 1.298 pano ve 161 trafo merkezi kurarak altyapısını daha da güçlendirdi. İstanbul’un enerji güvenliği yeni teknolojiyle artıyor Türkiye’de ilk kez devreye alınan Temas Gerilimi Tespit Teknolojisi, Ayedaş ve ABD merkezli Osmose Utilities Services Inc. iş birliğiyle İstanbul Anadolu Yakası’nda sahada uygulanmaya başladı. Şehir altyapısında can güvenliğini tehdit edebilecek gizli elektrik kaçaklarını yüksek hassasiyetle tespit eden bu yenilikçi sistem kapsamında, özel donanımlı Osmose aracıyla yürütülen taramalarda şu ana kadar 4.500 kilometreden fazla yol kat edildi. Yüksek hassasiyetli sensörler ve mobil tarama sistemleriyle donatılmış araç sayesinde, elektrik altyapısında oluşabilecek temas gerilimleri tehlikeye dönüşmeden önce tespit edilerek ilgili noktalara noktasal müdahale imkânı sağlanıyor. Bu sayede Ayedaş, milyonlarca insanın güvenliği için şehir altyapısındaki potansiyel riskleri minimize ederek kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir enerji hedefi doğrultusunda önemli bir adım atıyor. İstanbul’da müşteri memnuniyeti yatırımlarla artıyor Operasyonel iş süreçlerini daha verimli hale getirebilmek için dijital dönüşümüne ağırlık veren Enerjisa Dağıtım Şirketleri kullanıcı memnuniyetini en üst seviyeye çıkarmak için çalışmalarını sürdürüyor. 7/24 hizmet sunan www.ayedas.com.tr, Web ChatVolt, Ayedaş 186 Mobil Uygulaması, WhatsApp İhbar Hattı ve 186 Çağrı Merkezi ile her kanaldan müşterilerine ulaşıyor. Sosyal medya üzerinden gelen talepleri de hızlıca karşılayarak İstanbulluların yanında olmayı sürdürüyor. Enerjisa Dağıtım Şirketleri’nin Başkent EDAŞ ve Toroslar EDAŞ ile birlikte elektrik dağıtımındaki 3 şirketinden biri olan Ayedaş, İstanbul Anadolu Yakası’ndaki enerji altyapısını güçlendirmek için yatırımlarına kararlılıkla devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak Haber

Turizm Yatırımlarının Yeni Dönemi İstanbul’da Konuşulacak

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria Guevera Manzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı Alessandra Priante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak. Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor. Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından 2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor. TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek. Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak. İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑ longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak. TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor. WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor. Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ” TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muğla, EMITT 2026’da İlçeleriyle Güçlü Birlik Mesajı Verdi Haber

Muğla, EMITT 2026’da İlçeleriyle Güçlü Birlik Mesajı Verdi

Her yıl dünyanın dört bir yanından turizm profesyonellerini destinasyonlar ve seyahat markalarıyla buluşturan EMITT’te, Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da yer aldı. Fuar; 109 ülkeden 656 katılımcı ve 23 bin 725 ziyaretçiyle sektörün önde gelen uluslararası buluşma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Muğla, EMITT’te Uluslararası Vitrinde Muğla Büyükşehir Belediyesi, EMITT 2026 kapsamında ilçe belediyeleriyle birlikte açtığı stantlarda kentin doğal, kültürel ve turistik değerlerini ziyaretçilere tanıtıyor. Muğla standında dört mevsime yayılan turizm çeşitliliği, sürdürülebilir turizm yaklaşımı, kültürel miras, gastronomi ve alternatif turizm olanakları ön plana çıkarılırken, fuar boyunca kurulacak temaslarla kentin uluslararası görünürlüğünün artırılması hedefleniyor. Karya Vizyon Turizm Buluşması’nın Lansmanı Gerçekleştirildi EMITT Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen Uluslararası 2. Karya Vizyon Turizm Buluşması’nın lansmanı gerçekleştirildi. Lansmana Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yanı sıra ticaret odası başkanları, ilçe belediye başkanları, milletvekilleri ve Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık katıldı. Etkinlikte, Karya Bölgesi’nin tarihi ve kültürel mirası, sürdürülebilir turizm yaklaşımı, destinasyon markalaşması ve uluslararası iş birliklerine yönelik hedefler sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Başkan Aras: “İlçelerimizle İş Birliği İçerisinde İlimizi Temsil Ediliyoruz” Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, EMITT Turizm Fuarı’nın yeni iş birlikleri ve uluslararası tanıtım açısından önemli bir platform olduğunu belirterek, Muğla’nın fuarda ilçe belediyeleriyle birlikte güçlü bir şekilde temsil edildiğini ifade etti. Ayrıca EMITT Turizm Fuarı kapsamında ikincisi gerçekleştirilen Uluslararası Karya Vizyon Turizm Buluşması’nın lansmanının da hem Muğla hem de ülkemizin turizmi için çok değerli olduğunu vurguladı. Başkan Aras: “Muğla Güçlü Bir Kültürel Mirasa Sahiptir” Uluslararası 2. Karya Vizyon Turizm Buluşması’nın lansmanında konuşan Başkan Aras, Muğla’nın tarihi mirası, turizm potansiyeli ve altyapı yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karya ve Likya medeniyetlerinin Muğla’da kurulmuş olmasının kentin tarihsel önemini ortaya koyduğunu vurgulayan Başkan Aras, Muğla’nın her ilçesinin geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve güçlü bir kültürel mirasa sahip olduklarını söyledi. “Altyapı İçin Rekor Yatırım Yapıyoruz” Turizmin sürdürülebilirliği için altyapının kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Başkan Aras, “Altyapıyı tamamlamadan sağlıklı ve nitelikli turizm yapamayız. Bu konudaki eksikleri açıkça konuşmak zorundayız.” dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak altyapıyı öncelik haline getirdiklerini belirten Başkan Aras, MUSKİ’nin yatırım bütçesinin 900 milyon liradan 6,2 milyar liraya çıkarıldığını, yalnızca 2025 yılında su, kanalizasyon, arıtma tesisleri ve şebekeler için 4,2 milyar liralık yatırım yapıldığını kaydetti. Denizden arıtma sistemiyle su temini çalışmalarının da sürdüğünü ifade etti. “Muğla’da Kurumlar Aynı Çatı Altında” Konuşmasında kurumsal iş birliğine de vurgu yapan Başkan Aras, “Bugün burada Sayın Valimizin çatısı altında, tüm ilçelerimizle birlikte aynı çatı altındayız. Muğla’nın geleceği için ortak akılla, iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa Büyükşehir'den Bursaspor'a Güçlü Destek Haber

Bursa Büyükşehir'den Bursaspor'a Güçlü Destek

Bursa’da sporun gelişimini desteklemek ve gençleri spora teşvik etmek amacıyla yatırımlarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursaspor’a yönelik projelerine de devam ediyor. Binlerce gencin sporla buluşmasını hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, Bursaspor Özlüce Tesisleri’ne 1 adet 80 metreye 60 metre, 2 adet 60 metreye 40 metre olmak üzere toplamda 3 adet suni çim futbol sahası kazandırıyor. Burfaş B Kafe’nin de hizmete alınacağı tesiste, çocuklar ve ailelerin keyifli vakit geçirmeleri hedefleniyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursaspor Özlüce Tesisleri’ni ziyaret ederek Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı süren futbol sahalarında incelemelerde bulundu. Bursaspor Başkanı Enes Çelik ile de bir araya gelen Başkan Mustafa Bozbey, yetkililerden bilgi alarak alanı gezdi. “SAHALARI BURSASPOR”A DEVREDECEĞİZ” Gençlerin spor yapma alışkanlığı kazanmasını önemsediklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, çalışmalar tamamlandığında yaklaşık bin 500 gencin spor yapma imkânı bulacağını belirtti. Yapımı devam eden sahaların tamamlanmasının ardından Bursaspor’a devredileceğini ifade eden Başkan Bozbey, “Gençlerimizin kötü alışkanlıklardan uzak durması için spor tesislerine büyük önem veriyoruz. Bursaspor, burada gençlerimize spor kültürünü aşılayacak, içlerinden başarılı sporcular yetişerek kulübümüzün altyapısını oluşturacak. İnşallah kısa süre içerisinde bu tesislerin açılışını da gerçekleştireceğiz. Ayrıca tesis içerisinde BURFAŞ B Kafe’yi de hizmete alarak çocuklar ve ailelerinin tesislerde keyifli vakit geçirmelerini sağlayacağız” diye konuştu. Bursaspor Kulübü Başkanı Enes Çelik ise güçlü bir altyapı için güçlü futbol okullarının şart olduğunu vurgulayarak, “Daha önce Merinos’ta faaliyet gösteriyorduk ve fiziki alanlarımız yetersizdi. Başkan Mustafa Bozbey’in destekleriyle Özlüce’de bu alanı aktif hale getiriyoruz. Üç saha ile 13 yaş altı 1500’ün üzerinde çocuğumuza hizmet vereceğiz. Buradan yetişen çocuklarımız Vakıfköy’e, oradan da Bursaspor’a kazandırılacak. Bu değerli katkı için Başkanımız Mustafa Bozbey’e teşekkür ediyorum” dedi. "HER ZAMAN BURSASPOR’UN YANINDAYIZ" Daha sonra Bursaspor antrenmanını da ziyaret eden Başkan Bozbey, Isparta 32 Spor karşılaşması öncesinde sporculara ve teknik heyete başarılar diledi. Takımın bu sezon şampiyon olacağına inancının tam olduğunu ifade eden Başkan Bozbey, her zaman Bursaspor’un yanında olacaklarını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.