Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Alüminyum

Kapsül Haber Ajansı - Alüminyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alüminyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü Haber

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü

Enerji sektöründe yeşil dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefleyen CK Enerji, sanayi ve ticarethane müşterilerinin yenilenebilir enerji kullanımını uluslararası geçerliliğe sahip Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirerek sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2021 yılından Haziran 2026 tarihine kadar toplam 11 bin 488 şirketin I-REC almasına aracılık eden CK Enerji, 3 milyar 785 milyon kWh elektrik tüketiminin yeşilin enerji kaynaklarından karşılandığını belgelendirdi. Böylece 1.600 ton CO₂ eşdeğeri Kapsam 2 emisyonunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirilmesine ve yönetilmesine katkı sağlandı. JEOTERMAL VE HİDROELEKTRİK EN BÜYÜK PAYA SAHİP CK Enerji'nin sertifikalandırdığı yaklaşık 3,8 milyar kWh’lik elektrik tüketiminin kaynak bazlı dağılımında jeotermal ve hidroelektrik öne çıkıyor. CK Enerji verilerine göre bugüne kadar sertifikalandırılan yenilenebilir enerji tüketiminin; 1 milyar 347 milyon kWh'ı jeotermal, 1 milyar 339 milyon kWh'ı hidroelektrik, 491,3 milyon kWh'ı rüzgâr, 452,3 milyon kWh'ı güneş, 154,6 milyon kWh'ı ise biyokütle kaynaklarından sağlandı. 2026 ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI CK Enerji’den yapılan açıklamada 2026 yılının Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret edilerek, “SKDM'nin geçiş dönemi 31 Aralık 2025 itibarıyla sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülüklerin uygulanacağı döneme geçildi. Bu kapsamda Avrupa Birliği'ne ihracat yapan şirketlerin ürünlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını daha yakından takip etmeleri ve raporlamaları büyük önem taşımakta. Yenilenebilir enerji sertifikaları ise şirketlerin elektrik tüketimlerinden kaynaklanan emisyonlarını uluslararası standartlara uygun şekilde yönetmelerine ve raporlamalarına katkı sağlayan önemli araçlardan biri. Artık emisyonlarını etkin şekilde yönetebilen ve azaltım çalışmalarını belgeleyebilen şirketler rekabet avantajı elde ediyor. Bu nedenle çevresel performansın belgelenmesi tedarik zincirinde önemli bir kriter haline gelmiş durumda. Aynı zamanda bankalar ve finans kuruluşları ESG kriterlerini kredi değerlendirme süreçlerine giderek daha fazla entegre ediyor. Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendiren şirketler finansman süreçlerinde avantaj sağlayabiliyor” denildi. İHRACATÇI SANAYİ KURULUŞLARI ÖNE ÇIKIYOR I-REC sertifikalarına yönelik talebin, sürdürülebilirlik hedefleri, karbon ayak izi yönetimi ve uluslararası ticaret gereklilikleri doğrultusunda birçok sektörde hızla arttığı belirtilen açıklamada öne çıkan sektörler şöyle sıralandı: İhracatçı sanayi kuruluşları (Demir-çelik, çimento, alüminyum, kimya ve plastik),Tekstil ve hazır giyim,Otomotiv ve yan sanayi,Teknoloji şirketleri ve veri merkezleri,Bankacılık ve finans sektörü,Perakende, gıda ve hızlı tüketim sektörü. I-REC NEDİR? I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası), tüketilen elektriğin güneş, rüzgâr veya hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen bir sertifika sistemi olarak tanımlanıyor. Elektrik şebekesinde farklı kaynaklardan üretilen enerjiler fiziksel olarak birbirinden ayrılamadığı için, yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için uluslararası sistemde benzersiz bir sertifika oluşturulur. Bu sertifikalar sayesinde şirketler, elektrik tüketimlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirildiğini şeffaf ve doğrulanabilir şekilde belgeleyebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeren Metal TALSAD Üyeleri Arasında Yerini Aldı Haber

Zeren Metal TALSAD Üyeleri Arasında Yerini Aldı

Zeren Group iştiraki Zeren Metal, Türkiye alüminyum sektörünün gelişimine katkı sağlayan üretici, tedarikçi ve sanayi temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) üyesi oldu. Türkiye alüminyum sektörünün global pazarda rekabet edebilmesinin en önemli oyuncularından biri olan Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) bünyesine katılmanın önemine dikkat çeken Zeren Metal, bu üyelikle birlikte sektörel iş birliklerini güçlendirmeyi ve sürdürülebilir büyüme vizyonunu daha da ileri taşımayı hedefliyor. “Sektörel dayanışmayı ve ortak aklı önemsiyoruz” Zeren Metal Genel Müdürü Murat Akkaş, üyelik sürecine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “TALSAD gibi sektörümüz adına önemli bir yapının parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Alüminyum sanayisinin gelişimine katkı sağlayan her türlü iş birliğini değerli buluyor, sektör paydaşlarıyla ortak akıl çerçevesinde hareket etmeyi önemsiyoruz. Alüminyum; otomotivden savunma sanayisine, ambalajdan inşaata, enerjiden havacılığa kadar birçok stratejik sektörde yaygın olarak kullanılan, hafifliği, dayanıklılığı ve geri dönüştürülebilir yapısıyla öne çıkan önemli bir sanayi hammaddesi olarak dikkat çekiyor. Özellikle sürdürülebilir üretim anlayışının güç kazandığı günümüzde, alüminyum sektörü küresel ölçekte büyümesini sürdürürken, sanayi ve ticaret ekosistemindeki stratejik rolünü de artırmaya devam ediyor. Bu üyeliğin hem şirketimiz hem de sektörümüz adına verimli bir iletişim ve gelişim zemini oluşturacağına inanıyoruz.” Sektörel iş birliklerine katkı sunacak Zeren Metal’in Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) üyeliğiyle birlikte; sektörel bilgi paylaşımı, sürdürülebilirlik, inovasyon ve ticaret ağlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarda daha aktif rol alması hedefleniyor. Şirket, ulusal ve uluslararası ölçekte metal sektöründeki gelişmeleri yakından takip ederek, iş ortaklarına katma değer sağlayan çözümler üretmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW Motorrad’dan Göz Kamaştıran Konsept: Vision K18 İlk Kez Sahneye Çıkıyor Haber

BMW Motorrad’dan Göz Kamaştıran Konsept: Vision K18 İlk Kez Sahneye Çıkıyor

İlk kez İtalya’daki prestijli Concorso d’Eleganza Villa d’Este etkinliğinde sergilenecek olan Vision K18, yalnızca bir konsept motosiklet olmanın ötesinde markanın gelecekte izleyeceği tasarım rotasına dair güçlü ipuçları veriyor. Yüksek performans ile duygusal tasarım dilini aynı noktada buluşturan model, özellikle uzun yol sürüşlerine odaklanan yapısıyla dikkat çekiyor. BMW Motorrad’ın şimdiye kadar geliştirdiği en iddialı konseptlerden biri olarak gösterilen Vision K18, hem teknik altyapısı hem de çarpıcı görünümüyle motosiklet tutkunlarının radarına girmeyi başardı. BMW Vision K18 Tasarımıyla Havacılık Dünyasına Göz Kırpıyor Yeni konseptin en dikkat çekici detaylarından biri aerodinamik tasarım anlayışı oldu. BMW Motorrad tasarım ekibi, Vision K18’in siluetini oluştururken yüksek hızlı jet uçaklarından ilham aldı. Bu yaklaşım motosikletin yalnızca hareket halindeyken değil, park pozisyonundayken bile güçlü ve dinamik görünmesini sağlıyor. Özellikle uzatılmış gövde yapısı ve akıcı yüzey geçişleri, motosiklete oldukça agresif bir karakter kazandırıyor. Gövde boyunca kullanılan metalik detaylar ve keskin çizgiler ise konseptin premium kimliğini öne çıkarıyor. Tasarım dili, klasik touring motosiklet anlayışını modern performans estetiğiyle bir araya getiriyor. BMW Motorrad’ın bugüne kadar ürettiği altı silindirli touring modellerinde konfor ön plandayken, Vision K18 bu yaklaşımı daha duygusal ve daha dramatik bir forma taşıyor. Motosiklet üzerindeki altı hava girişi, altı egzoz çıkışı ve altı LED far detayı da doğrudan motor mimarisine gönderme yapıyor. 1.800 cc’lik Dev Altı Silindirli Motor Öne Çıkıyor Vision K18’in merkezinde BMW Motorrad’ın ikonik sıralı altı silindirli motoru yer alıyor. 1.800 cc hacmindeki güç ünitesi yalnızca performans üretmek için değil, aynı zamanda tasarımın ana unsuru olarak da kullanılmış durumda. Motor bloğunun bilinçli şekilde görünür bırakılması, konseptin mekanik karakterini daha güçlü hissettiriyor. BMW mühendisleri, bu yaklaşım sayesinde motosikletin teknik yönünü estetik bir unsur haline dönüştürmeyi hedefliyor. Marka tarafından yapılan açıklamalara göre Vision K18, performans hissini yalnızca sürüş sırasında değil, görsel algı üzerinden de sürücüye aktarmayı amaçlıyor. Bu nedenle motosikletin her detayı hız, güç ve uzun yol hissini destekleyecek şekilde şekillendirildi. El İşçiliği ve İleri Teknoloji Aynı Gövdede Buluştu BMW Motorrad Vision K18’in üretiminde geleneksel el işçiliği ile ileri mühendislik teknolojileri birlikte kullanıldı. Konseptin alüminyum gövde parçalarının önemli bölümü elde şekillendirildi. Özellikle tek parça görünümüne sahip büyük yan panel, motosikletin en dikkat çekici tasarım detaylarından biri olarak öne çıkıyor. Karbon fiber ve alüminyum kombinasyonu sayesinde hem hafiflik hem de yüksek dayanıklılık hedeflenmiş durumda. Yüzeylerde kullanılan özel kaplamalar ise motosiklete klasik Formula 1 egzoz sistemlerini hatırlatan metalik bir görünüm kazandırıyor. Teknolojik tarafta da Vision K18 oldukça iddialı detaylara sahip. Hidrolik olarak ayarlanabilen süspansiyon sistemi, aktif soğutmalı far teknolojisi ve büyük hava girişleri konseptin ileri mühendislik yaklaşımını gözler önüne seriyor. “The Heat of Speed” Tasarım Felsefesiyle Duygulara Hitap Ediyor BMW Motorrad, Vision K18’de “The Heat of Speed” adını verdiği özel bir tasarım yaklaşımını benimsiyor. Bu konsept, motorun ürettiği gücü görsel bir hisse dönüştürmeyi amaçlıyor. Motosikletin belirli bölümlerinde kullanılan özel ışık ve yüzey efektleri, yüksek sıcaklık altında oluşan hava dalgalanmalarını simüle ediyor. Böylece hız ve performans duygusu fiziksel hareket olmadan bile hissedilebiliyor. Tanıtım görsellerinin bir pist ve uçak kalkış alanı atmosferinde hazırlanması da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor. BMW Motorrad, Vision K18 ile yalnızca bir motosiklet değil, aynı zamanda güçlü bir sürüş deneyiminin görsel temsilini sunmayı hedefliyor. BMW Motorrad Geleceğin Tasarım Dilini Şimdiden Gösteriyor BMW Motorrad CEO’su Markus Flasch, Vision K18’in marka için yalnızca bir konsept çalışması olmadığını, aynı zamanda performans ve tasarım anlayışının geleceğine dair önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Flasch’a göre altı silindirli motor BMW Motorrad için yalnızca teknik bir bileşen değil, aynı zamanda markanın karakterini temsil eden güçlü bir sembol niteliği taşıyor. Vision K18 de bu gücü heykelsi bir tasarım formuna dönüştürerek hız ve dinamizmi somut hale getiriyor. Motosiklet dünyasında elektrikli dönüşüm ve dijitalleşme hız kazanırken, BMW Motorrad’ın böylesine duygusal ve mekanik hissi yüksek bir konsept geliştirmesi sektör içinde dikkat çekmiş durumda. Vision K18’in seri üretime girip girmeyeceği henüz bilinmese de modelin gelecekteki BMW touring motosikletlerine ilham vereceği şimdiden konuşulmaya başlandı.

İşletmeler İçin Depozito Sistemi’ne Kayıt Süreci Başladı Haber

İşletmeler İçin Depozito Sistemi’ne Kayıt Süreci Başladı

Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, 1 Temmuz 2026 itibarıyla tüm Türkiye genelinde başlayacak. Piyasadaki plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye geri kazandırılmasını hedefleyen sistemin ülke genelinde yaygınlaşmasıyla ekonomiye yıllık 30 milyar TL doğrudan katkı sağlanması öngörülüyor. 1 Temmuz 2026’dan itibaren “DOA” logolu içecek satışı yapan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafeler depozito iade noktası haline gelecek. İşletmeler operatörlerle yaptıkları anlaşmalar kapsamında teşvik bedeli elde ederken, iade için yeniden gelen müşteriler sayesinde artan müşteri trafiği ile ek gelir ve rekabet avantajı sağlayacak. Alışveriş merkezi, havalimanı ve hastane gibi işletmeler de iade noktası olabilecek. Depozito sistemine dahil olmak isteyen işletmelerin 1 Temmuz tarihinden önce dbys.gov.tr web sitesi üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne (DBYS) kayıtlarını tamamlaması ve iade süreçlerini yönetecek yetkili operatörlerden birini seçmesi gerekiyor. Öztürk: “Geri Dönüşüm Seferberliği Başlatıyoruz” Sistemin “at-kurtul” alışkanlığının yerine, zaman içinde iade ve geri kazanım odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini söyleyen TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk, Türkiye genelinde her yıl yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüm zincirine dahil edilmesiyle birlikte, sokaklardan sahillere, ormanlardan kırsal alanlara kadar geniş bir alanda çevre kirliliğinin azalmasını beklediklerini dile getirdi. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) ile Türkiye genelinde güçlü bir geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz. Ambalajlı içecek satışı yapan işletmelerimiz, bu sistemin sahadaki en önemli paydaşlarından olacak. Market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerimizin Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıtlarını tamamlayarak sisteme dahil olmaları, ambalajların doğru şekilde toplanıp geri dönüşüme kazandırılması açısından kritik rol oynuyor. Tüm işletmelerimizi, çevresel hedeflerimize ulaşmamız ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmemiz açısından büyük önem taşıyan bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyoruz.” DOA Sistemi Nasıl İşleyecek? Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla kademeli olarak devreye alınan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, üretimden geri dönüşüme uzanan sürecin dijital olarak izlenebildiği, dünyaya örnek oluşturacak entegre bir model sunuyor. Sistem, döngüsel ekonomi yaklaşımının önemli bir unsuru olarak atıkların doğaya karışmasının önlenmesini, ambalajların yeniden ekonomiye kazandırılmasını ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasını hedefliyor. Sistemin sahadaki işleyişi, satış noktaları üzerinden kurulacak iade altyapısı ile yürütülecek. Öncelikle işletmeler, DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçecek. Büyük Mağazalar ile Zincir Mağazalar statüsündeki satış noktalarında Depozito İade Makinesi (DİM) kurulumu zorunlu olurken; diğer işletmelere ambalaj kaydı için el terminalleri, depolama için şeffaf poşetler ve barkodlu klipsler seçtikleri operatörler tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeleri ise kendi bünyelerinde tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek seçtikleri operatöre teslim edecek. İşletmelerde toplanan ambalajlar operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınarak sayma ve doğrulama merkezlerine götürülecek; ardından geri dönüşüm tesislerinde işlenerek yeniden hammaddeye dönüştürülecek. Sistem kapsamında tüketiciler, ambalaj iade bedellerini “DOA” logolu ambalajları iade noktalarına veya depozito iade makinelerine teslim ederek alabilecek. DOA mobil uygulaması üzerinden kullanıcı hesaplarına aktarılan ambalaj iade bedelleri banka hesabına transfer edilebilecek, ATM’den çekilebilecek veya alışverişlerde kullanılabilecek. En teknolojik sistemi Türkiye kurdu Depozito yönetim sistemleri, çevre bilincinin güçlenmesiyle dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Bugün 20’den fazla ülkede uygulanan ve 350 milyonu aşkın nüfusu kapsayan sistemlerin, 2026 itibarıyla 70 ülke veya eyalette yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Türkiye de bu dönüşümde güçlü bir adım atarak, hayata geçirdiği uçtanuca dijital altyapısı ile uluslararası ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Solarex İstanbul’da Güç Gösterisi Haber

CW Enerji’den Solarex İstanbul’da Güç Gösterisi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden CW Enerji, 8-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda (Solarex İstanbul) yerini alarak son teknolojiyle ürettiği ürünlerini sergiledi. Güneş enerjisi sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan fuarda CW Enerji, yüksek verimli panel teknolojilerini ve entegre üretim gücünü sektör temsilcilerine tanıttı. CW Enerji, bu yıl gerçekleştirilen fuarda ürünleri kadar özgün stant tasarımıyla da ilgi odağı oldu. “CW Enerji Plus Bayi Konsepti” çerçevesinde hazırlanan fuar standı, firmanın yenilikçi vizyonunu ve güçlü bayi ağını yansıtan modern ve deneyim odaklı bir anlayışla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Fuar hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Solarex İstanbul’un sektör açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Fuara her yıl düzenli olarak katılım sağladıklarını ve bu platformu sektörle buluşmak adına önemli bir fırsat olarak gördüklerini ifade eden Sarvan, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da sahip olduğumuz üretim gücümüzü ve teknolojik yetkinliğimizi bu platformda bir kez daha güçlü şekilde ortaya koyduk. Yüksek verimlilik sunan, yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdiğimiz ürünlerimizle sektörde fark yaratmaya devam ediyoruz. AR-GE odaklı yaklaşımımız sayesinde hem ürün kalitemizi sürekli ileri taşıyor hem de inovatif çözümlerle sektöre yön veriyoruz. Fuarda sergilediğimiz çözümler de mühendislik gücümüzün ve sürdürülebilir enerji vizyonumuzun en somut göstergelerinden biri oldu” dedi. Ziyaretçiler teknolojileri yakından inceledi Fuar stantlarının gelişim odaklı vizyonlarını ve güçlü bayi ağını yansıtan modern ve deneyim odaklı bir anlayışla tasarlandığını anlatan Sarvan, “CW Enerji Plus Bayi Konsepti ile yalnızca ürünlerimizi sergilemekle kalmayıp, iş ortaklarımıza sunduğumuz bütüncül iş modelini de deneyimleyebilecekleri bir alan oluşturduk. Standımızda beyaz eşya entegreli solar akıllı ev çözümlerimizden ve enerji depolama teknolojilerimize kadar geniş ürün yelpazemizi tanıttık, bayilik sistemimizin sunduğu avantajları da detaylı şekilde aktardık. Ziyaretçilerimiz hem teknolojimizi yakından inceleyebildi hem de iş birliği fırsatlarını değerlendirebildi. Ayrıca fuarda yüksek teknolojiye sahip ürünlerimizi, sürdürülebilir enerji çözümlerimizi ve geleceğin enerji dünyasına yön verecek projelerimizi katılımcılarla buluşturduk. Yeni nesil yüksek verimli güneş panellerimiz, on-grid / off-grid inverter çözümlerimiz, lityum tabanlı enerji depolama sistemlerimiz, solar akıllı ev teknolojilerimiz, ısı pompalarımız, esnek panellerimiz, solar sulama sistemlerimiz, solar bank ile solar aydınlatma çözümlerimiz de fuarda sergilendi” diye konuştu. Tarık Sarvan: Güvenilir tedarik zinciri gücümüzü ortaya koyduk CW Enerji’nin tam entegre üretim yapısına yönelik attığı stratejik adımları da ziyaretçilere aktardıklarını belirten Sarvan, “Güneş paneli üretiminin en kritik aşamalarından biri olan fotovoltaik hücre üretimini kendi bünyemizde gerçekleştirdiğimiz CW SolarCell ile geliştirdiğimiz yeni nesil TOPCon High Efficiency Teknolojimizi ve CW Alüminyum markamızla hayata geçirdiğimiz yerli üretim çerçeve, montaj ve altyapı çözümlerimizi ziyaretçilerimize sunduk. Fuar boyunca, üretimden nihai ürüne kadar uzanan sürdürülebilir ve güvenilir tedarik zinciri gücümüzü ortaya koyduk. Bununla birlikte inverter ve enerji depolama sistemlerini de kapsayan entegre çözümlerimizle, üretimden tüketime kadar tüm süreci tek çatı altında yönetebilen güçlü yapımızı sergiledik. Kısacası, fuar katılımcılarına uçtan uca enerji çözümleri sunma kabiliyetimizi ve yüksek verimlilik odaklı yaklaşımımızı kapsamlı şekilde aktardık. Diğer yandan fuarda yeşil hidrojen enerji çözümleri üzerine yürüttüğümüz ve AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdiğimiz ev tipi sistemlerimizi ve taşınabilir hidrojen yakıt hücresi teknolojilerini katılımcılarla buluşturduk” diye konuştu. Ziyaretçilerin yoğun ilgisi oldu Fuar boyunca ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüklerini ifade eden Sarvan, sergiledikleri ürün ve çözümlerin sektör temsilcileri tarafından büyük beğeni topladığını ifade etti. Fuarda gerçekleştirdikleri birebir görüşmelerin hem yurt içi hem de yurt dışı iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Sarvan, özellikle yerli ve milli teknolojilere yönelik ilginin kendilerini son derece memnun ettiğini dile getirdi. Sarvan, ayrıca fuar süresince elde ettikleri olumlu geri dönüşlerin, doğru yatırımlar yaptıklarının ve geliştirdikleri teknolojilerin sektörde karşılık bulduğunun en güçlü göstergesi olduğunu belirterek, bu ilginin kendilerini daha büyük hedefler doğrultusunda motive ettiğini sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor Haber

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, “Orta Doğu’daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek” dedi. Petrol fiyatları: uzun süreli bir şok mu? Katar’daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar enerji emtialarının fiyatında ilave bir artışı tetikledi. Geçen hafta varil başına 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ayda yüzde 50 yükseldi. Bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde seyrediyor; bu durum fiyatlar üzerindeki etkinin bölgeye ve ürüne göre son derece eşitsiz olduğunu yansıtıyor. Çatışma uzadıkça bu artış değer zinciri boyunca yayılmaya başladı. ABD’de perakende benzin fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı (galon başına 3,96 dolar, aylık bazda yüzde 35 artış). Asya’da dizel fiyatları (Singapur) çatışmanın başlangıcından bu yana neredeyse üç katına çıkarak varil başına 256 dolara ulaştı; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları ise iki katına çıktı. Arz kesintilerinin merkezinde doğal gaz var Artış doğal gazda da görülüyor. Avrupa’da gaz vadeli işlem kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda yüzde 85 yükselerek megavat saat başına 55 avroya çıktı; Asya referans fiyatı (LNG Japonya/Kore Marker) aynı dönemde iki katına çıktı ve bu durum ithalatçı piyasaların kalıcı kırılganlığını yansıtıyor. Buna kıyasla ABD piyasası arz kesintilerine daha az maruz görünüyor. Buna rağmen ABD Henry Hub fiyatı güçlü bir yukarı yönlü baskı altında (aylık bazda yüzde 36 artış); bu durum enerji gerilimlerinin halihazırda küresel ölçekte yayıldığını gösteriyor. Sonuç olarak birçok petrokimyasal bileşiğin fiyatları katlanarak artıyor. Körfez ülkeleri, tüm plastik endüstrisi için kritik olan petrokimyasal ürünlerin Asya’daki başlıca tedarikçileri konumunda. Singapur’da naftanın tonu 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 60’ın üzerinde artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve Asya’daki tarihsel olarak düşük stok seviyeleri (2 ila 3 hafta), polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) şimdiden yükseltti. Bu durum artık tüm değer zinciri boyunca yayılma riski taşıyor. Bu eğilim, bakır ve nikel cevherinin liçi için temel bir girdi olan kükürdü de etkiliyor. Tek bir ayda yüzde 25’lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi bu girdiye yüksek ölçüde bağımlı madencilik üreticilerini risk altına sokuyor. Elverişli bir tarım takvimine rağmen gübre fiyatları hızla yükseliyor Ucuz yerli enerji arzı sayesinde Körfez ülkeleri bu piyasalarda merkezi bir konuma sahip; küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 19’unu ve küresel üre hacminin yüzde 36’sını oluşturuyor. Suudi Arabistan ise fosfatın dördüncü büyük ihracatçısı konumunda. Bununla birlikte doğal gaz, azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 80’ine kadarını oluşturuyor. Gaz fiyatlarındaki sıçrama bu nedenle otomatik olarak gübre fiyatlarının artmasına yol açıyor: granül ürenin tonu (FOB Orta Doğu) çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 37 artarak 665 dolara çıktı. Ancak uygun zamanlama nedeniyle etki şimdilik sınırlı kalıyor. Şu an yalnızca ABD’li tahıl üreticileri etkilenmiş görünüyor; fakat kesintilerin sürmesi durumunda Brezilya, Hindistan hatta Avrupa daha fazla maruz kalabilir. Olumsuz etkiler doğrudan gübre akışlarının ötesine de uzanabilir – azotlu gübre ithalatlarının sırasıyla yüzde 63’ünü, yüzde 24’ünü ve yüzde 21’ini Körfez ülkelerinden karşılayan Hindistan, Brezilya veya ABD’ye – ayrıca Körfez ülkelerinden ihraç edilen kükürde yüksek ölçüde bağımlı olan dünyanın en büyük fosfat kayası üreticisi Fas gibi üçüncü ülkeleri de etkileyebilir. En yüksek risk altındaki metal: Alüminyum Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, küresel alüminyum üretiminin yüzde 8’ini oluşturan Körfez ülkeleri, iç üretimlerini ihraç edemiyor veya izabe tesislerinin ihtiyaç duyduğu ham maddeleri (boksit ve alümina) ithal edemiyor. 16 Mart Pazartesi günü bölgedeki alüminyumun yüzde 25’ini üreten Aluminum Bahrain (Alba), bu nedenle üretiminin yüzde 19’unu askıya aldığını açıkladı; bu oran bölgenin alüminyum üretiminin yüzde 5’ine karşılık geliyor. Orta Doğu’daki kargaşadan uzakta ise Mosal, aşırı yüksek görülen enerji maliyetlerini gerekçe göstererek Mozambik’teki operasyonlarını durdurduğunu duyurdu. Bu olumsuz tablo karşısında alüminyum fiyatları yukarı yönlü bir eğilim izlemeye devam ediyor (aylık bazda yüzde 11,5 artış) ve 12 Mart’ta ton başına 3.500 dolarla zirve yaptı; son bir yıldaki artış ise yaklaşık yüzde 25 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Gençleri Robotik Teknolojiler ve Yapay Zeka ile Buluşturacak Haber

CW Enerji Gençleri Robotik Teknolojiler ve Yapay Zeka ile Buluşturacak

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, sosyal sorumluluk projelerine hız kesmeden devam ediyor. Eğitime yönelik desteğini sürdüren firma, bu alanda çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. CW Enerji, Döşemealtı Kaymakamlığı ve Döşemealtı Yaygın Eğitimi Destekleme ve Geliştirme Derneği ile birlikte hayata geçirilen DERYA Projesi İş Birliği Protokolü’nü imzaladı. İmzalanan protokol kapsamında Döşemealtı ilçesindeki ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik robotik, teknoloji ve yapay zeka alanlarında çeşitli eğitim programları düzenlenecek. Program çerçevesinde öğrencilere teorik eğitimlerin yanı sıra teknik geziler ve uygulamalı çalışmalar da sunulacak. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, eğitimin ve gençlerin desteklenmesinin sürdürülebilir bir gelecek için büyük önem taşıdığını söyledi. Sektör arenasında gerçekleştirdikleri başarılı çalışmaların yanında sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da fark yaratmaya devam ettiklerini belirten Sarvan, “Eğitime ve toplumsal gelişmeye büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda kurulduğumuz günden bu yana eğitime destek vermeye devam ediyoruz ve öğrencilerimizin her zaman yanında olmaya özen gösteriyoruz. Gençlerin eğitim ve öğretim hayatlarına katkıda bulunmaktan dolayı oldukça mutluyuz” dedi. Robotik, teknoloji ve yapay zeka alanlarında eğitim programları düzenlenecek Gençlerle daha yaşanabilir bir dünya için el ele çalışmaya devam ettiklerini ifade eden Sarvan, “Gençlerimizin teknolojiyle erken yaşta tanışması, üretim kültürünü benimsemesi ve yenilikçi düşünme becerilerini geliştirmesi ülkemizin geleceği açısından son derece kıymetli. Bu vesileyle Döşemealtı Kaymakamlığı ve Döşemealtı Yaygın Eğitimi Destekleme ve Geliştirme Derneği ile birlikte hayata geçirilen DERYA Projesi İş Birliği Protokolü’nü imzaladık. İmzalanan protokol kapsamında Döşemealtı ilçesindeki ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik robotik, teknoloji ve yapay zeka alanlarında çeşitli eğitim programları düzenlenecek. Program çerçevesinde öğrencilere teorik eğitimlerin yanı sıra teknik geziler ve uygulamalı çalışmalar da sunulacak. Program sonunda öğrencilerin ürettikleri projelerin sergileneceği kapsamlı bir festival de düzenlenecek. Böylesine değerli bir projeye dahil olmak bizim için gurur ve mutluluk verici” diye konuştu. Tarık Sarvan: Genç yeteneklere yatırım yapmaya devam edeceğiz Gençlerin teknolojiyle daha erken yaşta tanışmasını sağlamayı amaçladıklarını dile getiren Sarvan, üretim kültürünü desteklemek ve onların geleceğin mühendisleri, girişimcileri ve yenilikçileri olarak yetişmesine katkı sunmayı hedeflediklerini kaydetti. Sarvan, CW Enerji olarak sürdürülebilir bir gelecek için eğitime, teknolojiye ve genç yeteneklere yatırım yapmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Gençlerin hayallerini gerçekleştirebilecekleri ortamların oluşturulmasının hem toplumsal gelişim hem de ülkenin teknolojik geleceği için önemli bir adım. Bu tür iş birlikleri de gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarmaları açısından büyük önem taşıyor. CW Enerji olarak yalnızca enerji alanında değil, sosyal sorumluluk projeleriyle de topluma katkı sağlamayı sürdüreceğiz” dedi. Sarvan, gençlerin bilgi ve üretim odaklı bir bakış açısıyla yetişmesine destek vermeye devam edeceklerini de sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratpaşa’nın Geri Dönüşüm Modeli Türkiye’ye İlham Oldu Haber

Muratpaşa’nın Geri Dönüşüm Modeli Türkiye’ye İlham Oldu

Muratpaşa Belediyesi tarafından Nisan 2016’da iki mahallede pilot uygulama olarak başlatılan Çevreci Komşu Kart, elde edilen başarının ardından kısa sürede tüm ilçeye yayıldı. Evsel atıkların kaynağında ayrıştırılarak ekonomiye kazandırılmasını ve hanelere ek gelir sağlanmasını amaçlayan proje, yıllar içinde binlerce hanenin hem çevreye hem de aile bütçesine katkı sağlamasına olanak tanıdı. Antalya’nın 500 bini aşkın nüfusuyla en kalabalık ikinci ilçesi olan Muratpaşa’da uygulanan proje, kısa sürede diğer belediyelerin de dikkatini çekti. Zamanla yerel bir çevre girişiminin ötesine geçen Çevreci Komşu Kart, bugün ulusal ölçekte ilham veren bir model haline geldi. Muratpaşa’da başarıyla uygulanan sistem, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı’nın hayata geçirdiği Zorunlu Depozito Yönetim Sistemi ile birlikte Türkiye genelinde 85 milyon vatandaşa hizmet verecek bir uygulamanın oluşmasına katkı sundu. BENZER İKİ UYGULAMANIN KAPSAMI FARKLI Çevreci Komşu Kart ile Zorunlu Depozito Yönetim Sistemi bazı yönleriyle benzerlik taşırken, kapsam açısından farklılık gösteriyor. Her iki uygulama da atıkların geri dönüşüme kazandırılmasını teşvik etmeyi, çevre bilincini artırmayı ve vatandaşları ekonomik teşviklerle sürece dahil etmeyi amaçlıyor. Ancak Çevreci Komşu Kart, plastik, cam, metal, kağıt, tekstil ve bitkisel yağ gibi çok sayıda atığı kapsayan ve doğrudan yerel yönetim tarafından yürütülen kapsamlı bir geri dönüşüm modeli olarak öne çıkıyor. Kaynağında ayrıştırılan atıklar belediye ekipleri tarafından evlerden toplanıyor ve atıkların karşılığı olan bedel ilçe sakinlerinin Çevreci Komşu Kartlarına yatırılıyor. Zorunlu Depozito Yönetim Sistemi ise daha çok içecek ambalajlarını kapsayan ve ülke genelinde uygulanan merkezi bir geri kazanım mekanizması olarak dikkat çekiyor. Sistem kapsamında vatandaşlar satın aldıkları içeceklerin ambalajlarını belirlenen iade noktalarına teslim ederek depozito bedelini geri alabiliyor. Bu uygulama ile özellikle cam, PET, alüminyum, HDPE ve kompozit içecek ambalajlarının geri dönüşüm oranlarının önemli ölçüde artırılması hedefleniyor. YERELDEN ULUSALA ÖRNEK BİR MODEL Muratpaşa’da yıllardır başarıyla sürdürülen çevre projeleri, Türkiye’de çevre politikalarının gelişiminde yerel yönetimlerin ne kadar önemli bir rol üstlenebileceğini bir kez daha ortaya koyuyor. Yerelde başlayan bu tür projelerin ulusal ölçekte yaygınlaşması; doğal kaynakların korunması, atık miktarının azaltılması ve döngüsel ekonominin güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Çevreci Komşu Kart da bu yönüyle Türkiye’de sürdürülebilir şehircilik uygulamalarına örnek gösterilen başarılı bir yerel yönetim modeli olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bölgesel Kriz ve Türk İhracatçıları Bekleyen Riskler Haber

Bölgesel Kriz ve Türk İhracatçıları Bekleyen Riskler

İran Krizi ve Türkiye İhracatı:Riskler, Senaryolar ve Hazırlık Stratejileri 28 Şubat 2026'da başlayan ABD-İsrail ortak askeri operasyonu, bölgeyi son on yılların en ciddi güvenlik kriziyle karşı karşıya bırakmıştır. Hürmüz Boğazı'nın fiilen abluka altına alınması, 170'ten fazla konteyner gemisinin Körfez'de mahsur kalması, Dubai dahil birçok uluslararası havalimanının kapanması ve 5 Mart itibarıyla savaş riski sigortalarının iptal edilecek olması, küresel ticareti derinden etkileyen gelişmelerdir. Türk ihracatçıları açısından enerji ithalat maliyetlerindeki artış, TL üzerindeki kur baskısı, navlun ve sigorta primlerindeki sıçrama ile Tebriz-Ankara doğalgaz boru hattı sözleşmesinin Temmuz 2026'da dolacak olması en acil risk unsurları olarak öne çıkmaktadır. The Globby Araştırma Ekibi, bu riskleri ve olası gelişmeleri ITC TradeMap verileri, petrol fiyat senaryoları ve ambargo rejimi analizleri çerçevesinde değerlendiren kapsamlı bir rapor hazırladı. Tablo 1: Türk İhracatçılar İçin Temel Risk Alanları Risk Alanı Mevcut Durum İhracata Potansiyel Etki Hürmüz Boğazı Ablukası Fiilen kapalı; 150+ tanker demir attı Körfez'e sevkiyat durma noktasında; alternatif rota zorunlu Enerji Maliyeti Brent 77 $'a sıçradı (zirve 82+$) Girdi maliyeti artışı; enerji yoğun sektörlerde marj baskısı Navlun ve Sigorta Navlun +%50-100; sigorta primi 2 katına çıktı FOB/CIF fiyat dengesini bozar; teklif fiyatlarının güncellenmesi şart Döviz Kuru TL/USD 43,92-43,97 (rekor düşük yakını) İthal girdi maliyeti artışı; ancak dolar bazlı rekabet gücü desteği Doğalgaz Arzı Tebriz-Ankara sözleşmesi Temmuz 2026'da doluyor Arz kesintisi riski; pahalı spot LNG'ye yönelim Yaptırım Riski İran ile ticaret yapana %25 ABD tarifesi tehdidi ABD pazarı kaybı riski; uyum politikası zorunlu Kızıldeniz Tehdidi Hûsiler saldırıları yeniden başlattı Süveyş alternatif rotası da risk altında; çift darboğaz krizi Dört Senaryo, Dört Farklı Hazırlık Düzlemi Krizin gidişatına bağlı olarak Türkiye ihracatı farklı risk ve dönüşüm senaryolarıyla karşı karşıyadır. The Globby Araştırma Ekibi'nin TradeMap verileri üzerinden modellediği dört senaryoda, her birinin ihracatçılar için farklı risk profilleri ve hazırlık gereksinimleri bulunmaktadır. Enerji maliyeti artışı, navlun/sigorta şoku ve kur baskısı tüm senaryolarda önemli baskı unsurlarıdır. Öte yandan İran arz kesintisinin yarattığı pazar boşluğu, Körfez ülkelerinin yeniden inşa ihtiyacı, kara koridorlarının önem kazanması ve nearshoring eğilimi; bu baskıları dengeleyebilecek ve proaktif davranan ihracatçılara yeni kapılar açabilecek dinamikler olarak değerlendirilmektedir. Tablo 2: Senaryo Karşılaştırması, Parametreler ve Beklenen Etki Parametre S1: Kısa Çatışma S2: Uzayan Savaş S3: Rejim Değişimi S4: Kısıtlama Kalkması Süre 1-2 hafta 1-3 ay 6-12 ay 12-24 ay Brent Petrol ~80 $/varil ~95 $/varil ~75 $/varil ~65 $/varil TL/USD Ek Baskı +%3 +%8 +%5 -%2 (toparlanma) Hürmüz Boğazı Kısa kapalı Uzun süreli kapalı Kademeli açılış Tam açık İran Arz Kaybı %30 %80 %60 Toparlanma başlar Yaptırım Rejimi Mevcut devam Sıkılaşır Geçiş dönemi Kaldırılır Maliyet Baskısı -1,3 milyar $ -4,0 milyar $ -0,75 milyar $ +0,9 milyar $ (rahatlama) Dengeleyici Etki +1,6 milyar $ +5,0 milyar $ +4,0 milyar $ +1,4 milyar $ Net Etki (Tahmini) +300 milyon $ +1,0 milyar $ +3,25 milyar $ +2,3 milyar $ Sektörel Etki Haritası: Hangi Sektörlerde Ne Beklenmeli? İran'ın 13,6 milyar dolarlık yıllık ihracatında Türkiye ile doğrudan rekabet edilen kalemlerin ağırlığı dikkat çekicidir. Plastik, demir-çelik, meyve-sebze, alüminyum ve bakır gibi ürün gruplarında Türkiye'nin üretim kapasitesi İran'ın birkaç katı düzeyindedir. Kriz derinleştikçe İran arzının kesildiği pazarlarda, başta Irak, BAE, Pakistan ve Azerbaycan, tedarik arayışının hızlanması beklenmektedir. Öte yandan enerji yoğun sektörlerde (cam, seramik, demir-çelik) maliyet baskısı ciddi boyutlara ulaşabilir. Savunma sektörü ise küresel silahlanma eğilimi ve NATO bütçe artışlarıyla krizden bağımsız güçlü bir büyüme ivmesi taşımaktadır. Aşağıdaki tabloda ana sektörlerin senaryo bazlı etki projeksiyonları yer almaktadır. Tablo 3: Sektörel Etki Projeksiyonu (Milyon $, Yıllık Tahmini Ek Etki) Sektör Senaryo 1 Senaryo 2 Senaryo 3 Senaryo 4 Kritik Not Plastik (HS39) +100 +350 +250 -50 İran'ın en büyük kalemi; Çin/Pakistan ikamesi Demir-Çelik (HS72) +80 +250 +200 +50 Körfez inşaat talebi sürücü Meyve/Sebze (HS07-08) +80 +200 +150 -30 Irak, BAE'de doğrudan ikame Savunma (HS93) +200 +500 +400 +100 Krizden bağımsız +%80 büyüme trendi Çimento/İnşaat (HS25,68) +50 +180 +250 +100 Uzun vadeli Körfez/Suriye inşası Alüminyum (HS76) +40 +120 +100 +30 İran kapasitesi hasar; TR alternatif Makine (HS84) +30 +80 +150 +300 S4'te İran pazarı açılırsa dev potansiyel Otomotiv (HS87) +10 +30 +80 +200 80M nüfuslu İran pazarı uzun vade fırsatı Mineral Yakıt (HS27) -100 -300 -50 +50 Maliyet şoku; marj daralması riski İhracatçılara Çağrı: Hazırlıklı Olmak, Fark Yaratacak The Globby'nin Veri Analizinden Sorumlu Kurucu Ortağı Barış Yaşbala, kriz döneminde ihracatçıların yapması gerekenleri şu şekilde özetlemektedir: "Bu kriz, Türk ihracatçıları için ciddi riskler barındırmakla birlikte, hazırlıklı ve çevik davrananlar için önemli dönüşüm fırsatları da yaratmaktadır. Öncelik, mevcut riskleri doğru yönetmektir, sevkiyat rotalarının ve sigorta klozlarının derhal gözden geçirilmesi, teklif fiyatlamalarına enerji ve kur volatilitesinin yansıtılması, Körfez ve Irak'taki müşterilerle proaktif temasın kurulması ilk adımlardır. Orta vadede Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi kara ticaret alternatiflerinin değerlendirilmesi, İran arzı kesilen pazarlarda stratejik konumlanma ve Avrupa alıcılarına nearshoring avantajının sunulması kritik önem taşımaktadır." Yaşbala, krizin süresinin ve yaptırım rejiminin evriminin belirleyici değişkenler olduğunu, ancak Türkiye'nin coğrafyası, üretim kapasitesi ve bölgesel ilişkiler ağının her senaryoda stratejik avantaj sağladığını vurgulamaktadır. Tablo 4: İhracatçılar İçin Acil Eylem Kontrol Listesi Vade Eylem Alanı Önerilen Adım 0-3 Ay Lojistik Güvenliği Hürmüz ve Kızıldeniz alternatif rotalarını haritalanmalı; Mersin/Akdeniz rotası anlaşmalarını güncellemeli 0-3 Ay Sigorta ve Kontrat Savaş riski klozlarını gözden geçirilmeli; force majeure maddelerini kontrol et; eskalasyon klozları eklenmeli 0-3 Ay Fiyatlama Stratejisi Enerji ve kur volatilitesini teklif fiyatlarına dahil edilmeli; vadeli döviz satış kontratları yapılmalı 0-3 Ay Müşteri İletişimi Körfez ve Irak müşterilerine proaktif tedarik güvencesi verilmeli; stok seviyeleri artırılmalı 3-12 Ay Kara Koridorları Orta Koridor (Bakü-Tiflis-Kars) ve Kalkınma Yolu rotaları aktif kullanılmalı 3-12 Ay Pazar İkamesi İran arzı kesilen pazarlarda (Irak, Pakistan, BAE) sektörel satış kampanyaları başlatılmalı 3-12 Ay Nearshoring Avrupa alıcılarına Asya navlun artışı alternatifi olarak yakınlık avantajı sunulmalı 12-24 Ay İran Pazarı Hazırlığı Rejim değişikliği/kısıtlama kalkması senaryosu için pazar istihbaratı ve dağıtım ağı planlanmalı 12-24 Ay Körfez Yeniden İnşa Hasar gören altyapı projelerine (havalimanı, liman, enerji) katılım için temas başlatılmalı Tablo 5: Krizin Kritik Sayıları Gösterge Değer Günlük Hürmüz geçişi ~15 milyon varil petrol + küresel LNG'nin %20'si Körfez'de mahsur gemi sayısı 170+ konteyner gemisi (450.000 TEU) Savaş riski sigortası iptal tarihi 5 Mart 2026 (7 P&I kulübü) Tebriz-Ankara gaz sözleşmesi bitişi Temmuz 2026 İran'ın ikame edilebilir ihracat hacmi ~2,86 milyar $ (TR kapasitesi mevcut) Türkiye'nin İran ihracatındaki payı (2025) %37,6 (2006'da %8 idi) Savunma sektörü büyümesi (YoY) +%80 (2,6 → 4,7 milyar $)

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.