Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Alüminyum

Kapsül Haber Ajansı - Alüminyum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alüminyum haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor Haber

Küresel Metal Sektörü Büyümeyi Sürdürüyor

Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda; küresel metal ve madencilik sektörünü, demir cevheri ve çelikten bakır, altın, lityum ve nadir toprak elementlerine kadar sanayi gelişimini ve küresel enerji dönüşümünü destekleyen temel hammaddeleri ele aldı. Raporda, 2025 yılında temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin yaklaşık 9,6 trilyon dolar seviyesine ulaştığı bilgisine yer verildi. Türkiye küresel metal sektöründe önemli bir pazar… Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda Türkiye’ye de geniş yer verildi. Raporda Türkiye’nin, küresel metal sektöründe yapısal açıdan önemli bir konuma sahip olduğu belirtilirken, ülkenin 2024 yılında 36,9 milyon ton ham çelik üretimiyle dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi konumunda olduğu vurgulandı. Raporda Türkiye’nin 2025 yılında 38,1 milyon ton olan ham çelik üretiminin, 2026 yılında 40,8 milyon tona yükselmesinin beklendiği belirtildi. Bu büyüme eğiliminin, sektörün güçlü yatırım ivmesini ve Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan stratejik coğrafi konumunu yansıttığı görüşüne yer verilen raporda, daha geniş kapsamlı temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 164 milyar dolar brüt üretim gerçekleştirdiğine dikkat çekildi. Bu rakamın 2025 yılında 182 milyar dolara, 2026 yılında ise 208 milyar dolara yükselmesi öngörülüyor. Böylece sektörün, küresel talepteki iyileşme ve hurda bazlı elektrik ark ocağı çelik üretimindeki rekabet avantajının desteğiyle 2026 yılında yaklaşık yüzde 14,4 yıllık büyüme kaydetmesi beklendiği de rapordaki bilgiler arasında bulunuyor. Allianz Trade Türkiye Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, sanayimizin temel yapı taşı ve ihracatımızın ana kaldıraçlarından biri olan metal sektöründe verdiğimiz finansal garanti misyonumuzu kararlılıkla büyütmeye devam ediyoruz. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) verilerine göre, 2025 yılını 38,1 milyon tonluk ham çelik üretimi ve güçlü bir ihracat performansı ile kapatan sektör, 2026 yılında küresel pazarlardaki korumacı kotalar, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) değişiklikleri ve Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi yapısal ve yeşil dönüşüm süreçlerini deneyimliyor. Bu zorlu ama fırsatlarla dolu konjonktürde, Türk metal üreticilerinin ve tedarik zincirinin likidite akışını korumak adına üstlendiğimiz toplam risk garanti büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemindeki 542 milyon Euro seviyesinden 677 milyon Euro’ya ulaştırarak sektöre sağladığımız desteği yüzde 25 oranında artırdık. Girdi maliyetleri baskısı ve küresel ticaret savaşlarının getirdiği volatiliteye karşı, proaktif risk yönetimi ve derin pazar içgörülerimizle ağır sanayimizin küresel rekabetçiliğini ve finansal sürdürülebilirliğini her adımda desteklemeyi sürdürüyoruz. Altuğ Karagöz sözlerine şöyle devam etti. “Metal sektöründeki 677 milyon Euro’luk risk portföyümüzü yönetirken, alt ürün gruplarındaki dinamikleri proaktif bir yaklaşımla takip ediyoruz. İç piyasa ve küresel kotaların baskıladığı inşaat demiri gibi uzun ürün grubuna kıyasla; otomotiv ve beyaz eşyanın ana girdisi olan yassı çelik grubu ile elektrifikasyon dalgasıyla büyüyen alüminyum ve bakır gibi demir dışı metaller daha dirençli bir talep yapısı sergiliyor. Allianz Trade Türkiye olarak, emtia fiyatlarındaki volatiliteye ve yapısal dönüşümlere rağmen, alt sektörlerin bu farklılaşan risk ve kârlılık döngülerini derinlemesine analiz ediyor, Türk metal sanayisinin tüm kırılımlarında vadeli ticaretin finansal sürdürülebilirliğini güvence altında tutuyoruz.” Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’nda sektörün, katma değer açısından ekonomiye sağladığı katkının son derece önemli olduğu vurgulandı. Temel metaller ve metal ürünleri sektörünün, 2024 yılında yaklaşık 37,7 milyar dolar katma değer üretirken, bu tutarın 2025 yılında 42,5 milyar dolar olduğu, 2026 yılında ise yaklaşık 48,4 milyar dolara yükselmesinin beklendiği belirtildi. Böylece sektörün, Türkiye imalat sanayii gayrisafi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı sağlayan sanayi kollarından biri olmayı sürdürdüğü raporda vurgulandı. Öte yandan sektör içerisinde demir-çeliğin, 2025-2026 döneminde yaklaşık 78-89 milyar dolar ile en büyük brüt üretim payına sahip olduğu ve demir dışı metallerin ise en hızlı büyüyen alt segment konumunda bulunduğu raporda belirtildi. Bu segmentte brüt üretimin 2024 yılındaki 24,6 milyar dolardan, 2025 yılında 34,0 milyar dolara ve 2026 yılında 40,9 milyar dolara yükselerek, yaklaşık yıllık yüzde 20 büyümesinin beklendiği raporda paylaşıldı. Demir dışı metallerdeki bu güçlü büyümenin, yurt içi madencilik yatırımlarıyla, inşaat ve otomotiv sektörlerinden gelen talebin desteği sayesinde Türkiye'nin bakır ve alüminyum işleme alanındaki artan rolünü yansıttığı da raporda yer verilen yorumlar arasında. İnşaat sektörü talebi desteklemeye devam ediyor Allianz Trade Raporu’na göre sektörde yatırımlar artış eğilimini sürdürüyor. Temel metaller ve metal ürünleri sektöründeki sermaye harcamalarının (CapEx) 2024 yılında 13,7 milyar dolar olduğu, 2025 yılında 16,4 milyar dolar ve 2026 yılında 17,8 milyar dolar seviyesine ulaşmasının beklendiği rapordaki bilgiler arasında yer alıyor. Raporda, bu yatırım görünümünün birkaç yapısal unsur tarafından desteklendiği belirtiliyor. Bunlardan ilkinin, Türkiye'nin yurt içinde çeliğin en büyük tüketicisi olan inşaat sektörü, yüksek konut kredisi faizleri ve deprem sonrası güney illerindeki yeniden inşa faaliyetlerinden kaynaklanan döngüsel baskılara rağmen talebi desteklemeye devam etmesi olduğu görüşü raporda yer alıyor. İkinci olarak, ihracat odaklı Türk çelik üreticilerinin, Avrupa'nın çelik tedarik zincirlerinde Rusya kaynaklı girdilere bağımlılığın azalmasıyla gerçekleşen yeniden yapılanmadan faydalandıkları ve özellikle Güney ve Doğu Avrupa'da pazar paylarını artırdıkları belirtiliyor. Üçüncü unsur olarak ise Türkiye'nin metal madenciliği alt sektörünün büyümesini sürdürmesi gösteriliyor. Brüt üretimin 2024 yılındaki 14,2 milyar dolar, 2025 yılında 17 milyar dolara ve 2026 yılında ise 18,2 milyar dolara yükselmesi de raporda yer verilen beklentiler arasında bulunuyor. Rapora göre; bu artış; altın, bakır ve bor madenciliğine yönelik yeni yatırımları yansıtıyor. Türkiye’nin, temiz enerji uygulamaları açısından giderek daha stratejik hâle gelen, dünyanın bilinen en büyük bor rezervlerine sahip olduğu da raporda vurgulanıyor. Türkiye dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki yerini koruyacak Raporda, 2028 yılına kadar olan orta vadeli görünümün, büyümenin devam edeceğine ancak hızının kademeli olarak yavaşlayacağına işaret ettiği bilgisi veriliyor. Sektörün brüt üretiminin 2027 yılında 221 milyar dolar, 2028 yılında ise 227 milyar dolara ulaşması rapordaki beklentiler arasında bulunuyor. Yıllık büyüme oranlarının, 2026 yılındaki güçlü toparlanmanın ardından daha sürdürülebilir yani yüzde 3-4 seviyelerine gerileyeceği öngörüsüne de raporda yer veriliyor. Çelik üretiminin ise 2027 yılında 41,9 milyon tona, 2028 yılında 43,3 milyon tona yükselerek Türkiye'nin dünyanın en büyük on çelik üreticisi arasındaki konumunu koruyacağı beklentisinden raporda söz ediliyor. Çin açık ara önde Çin'in hâkim olduğu Asya-Pasifik bölgesinin, küresel pazarın yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğu raporda belirtilirken, Avrupa’nın ise yaklaşık yüzde 21 ile ikinci sırada yer aldığı bilgisi veriliyor. Bu bölgesel yoğunlaşmanın, Çin'in çelik ve alüminyumdan nadir toprak elementlerine kadar metal sektörünün hemen her alanında açık ara en büyük üretici ve tüketici konumunda olduğunu yansıttığına da raporda dikkat çekiliyor. Öte yandan raporda, temel metaller ve metal ürünleri sektörünün küresel brüt üretiminin 2026 yılında yaklaşık 10,4 trilyon dolar seviyesine ulaşacağının tahmin edildiği, 2026-2028 dönemine ilişkin bileşik yıllık büyüme oranının (CAGR) ise yaklaşık yüzde 7 olacağının öngörüldüğü bilgisi veriliyor. Allianz Trade Metal Sektörü Raporu’na göre; 2021 yılındaki emtia süper döngüsü sırasında elde edilen olağanüstü kârların ardından sektörün finansal performansı 2023-2024 döneminde normalleşme sürecine girdi. Birçok baz metal ve hacimli emtianın fiyatı zirve seviyelerinden gerilerken, enerji, kimyasal reaktifler ve iş gücü gibi girdi maliyetlerinin yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiği bilgisi de raporda yer verilen bilgiler arasında. Küresel metal ve madencilik sektörünün toplam FAVÖK (EBITDA) marjının 2025 yılında yaklaşık yüzde 15 seviyesinde gerçekleştiği, bu durumun 2021 yılındaki yüksek kârlılık döneminden itibaren normalleşmenin sürdüğünü gösterdiği raporda belirtildi. Rapora göre şirketler bu sürece sermaye disipliniyle karşılık verdi; emtia döngüsü sırasında oluşan fazla nakit, yeni kapasite yatırımlarına yönlendirilmek yerine büyük ölçüde hissedarlara dağıtıldı. Bu yaklaşım bilançoların güçlü kalmasını sağlarken gelecekteki arz artışını da sınırlandırdı. Yine rapora göre; söz konusu ihtiyatlı sermaye politikası mevcut fiyat seviyelerinde kârlılığı korusa da enerji dönüşümünün kritik minerallere yönelik talebi hızlandıkça gelecekte arz yetersizliği riskini beraberinde getirebilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASAŞ’a Ar-Ge Kategorisinde Verimlilik Birinciliği Haber

ASAŞ’a Ar-Ge Kategorisinde Verimlilik Birinciliği

Türkiye'nin lider alüminyum sanayi kuruluşlarından ASAŞ, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 2025 Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması'nda geliştirdiği yenilikçi projesi MARBEL ile Ar-Ge kategorisi birincilik ödülünü kazandı. ASAŞ, 2025 Verimlilik Proje Ödülleri Yarışması'na üç yenilikçi Ar-Ge projesiyle katılım sağladı. Yarışmada; elektrikli araçlara yönelik sürdürülebilir batarya taşıyıcı sistemlerinin geliştirilmesini hedefleyen MARBEL AB Projesi, karbon ayak izi azaltılmış ve üretim ile performans verimliliği yüksek otomotiv alüminyum alaşımlarının geliştirilmesine odaklanan NEXAL Projesi ile doğrudan soğutmalı döküm prosesinde verimlilik ve iş güvenliğini artırmayı amaçlayan Modüler Döküm Masası Optimizasyonu Projesi değerlendirildi. Bu projeler arasından, "Elektrikli Araçlar için Yüksek Hurda Oranlı, Modüler ve Hafif Alüminyum Batarya Taşıyıcı: Kaynak ve Enerji Verimliliğine Dayalı Sürdürülebilir Tasarım" (MARBEL AB Projesi), yenilikçi yaklaşımı ve sürdürülebilir üretime sağladığı katkı sayesinde ödüle layık görüldü. Yarışmada ödüle layık görülen "Elektrikli Araçlar için Yüksek Hurda Oranlı, Modüler ve Hafif Alüminyum Batarya Taşıyıcı: Kaynak ve Enerji Verimliliğine Dayalı Sürdürülebilir Tasarım" projesi, elektrikli araç teknolojilerine yönelik sürdürülebilir çözümler sunarken kaynak kullanımında, enerji verimliliğinde ve hafifletilmiş tasarım yaklaşımında ortaya koyduğu yenilikçi bakış açısıyla öne çıktı. Proje, yüksek hurda oranına sahip alüminyumun katma değerli bir ürüne dönüştürülmesini sağlayarak döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim hedeflerine önemli katkılar sunuyor. Ödüller, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Stratejik Araştırmalar ve Verimlilik Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni kapsamında, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır'ın teşrifleriyle Ankara’da gerçekleştirilen tören ile sahiplerine takdim edildi. ASAŞ adına ödülü alan Genel Müdür Derya Hatiboğlu; “ASAŞ, sürdürülebilir üretim anlayışı, Ar-Ge odaklı yaklaşımı ve inovasyon gücüyle geliştirdiği projelerle Türkiye sanayisinin verimlilik odaklı dönüşümüne katkı sunmaya devam ederken, elde ettiği bu ödülle çevresel sürdürülebilirlik ve teknolojik gelişim alanındaki kararlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Depozito İade Sistemine 30 Günde 764 Şikayet Haber

Depozito İade Sistemine 30 Günde 764 Şikayet

Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının geri dönüşüme kazandırılmasını amaçlayan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi, 1 Temmuz 2026 itibarıyla 81 il ve 973 ilçede uygulanmaya başladı. Sistem kapsamında vatandaşlar, DOA logosu bulunan uygun ambalajları iade makinelerine veya belirlenen iade noktalarına teslim ederek ambalaj başına 1 TL alabiliyor. İade tutarları DOA mobil uygulamasındaki dijital cüzdana aktarılıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının açıklamasına göre sistemle yılda yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüme kazandırılması ve ekonomiye yıllık 30 milyar TL katkı sağlanması hedefleniyor. Çözüm platformu Şikayetvar’a ulaşan başvurular ise vatandaşların sisteme katılmak istediğini ancak özellikle makine kapasitesi, bakım ve dijital altyapı kaynaklı sorunlarla karşılaştığını ortaya koydu. Şikayetlerin yüzde 93’ü 1 Temmuz’dan sonra geldi Şikayetvar verilerine göre DOA sistemiyle ilgili bugüne kadar platforma 820 şikayet ulaştı. Bu şikayetlerin 764’ü, sistemin Türkiye genelinde uygulanmaya başladığı 1-30 Temmuz arasındaki dönemde kaydedildi. Böylece toplam şikayetlerin yaklaşık yüzde 93’ü son 30 günde platforma yansıdı. Başvurularda farklı şehirlerde bulunan depozito iade makinelerinin uzun süredir arızalı olduğu, dolan haznelerin zamanında boşaltılmadığı ve cihazların sık sık “kullanım dışı” uyarısı verdiği belirtildi. Bazı kullanıcılar, çevrelerindeki birden fazla iade noktasını denemelerine rağmen ambalajlarını teslim edemediklerini ve biriktirdikleri şişe ve kutularla evlerine dönmek zorunda kaldıklarını aktardı. Uygulamada aktif, sahada kullanım dışı Kullanıcıların öne çıkardığı sorunlardan biri de mobil uygulamadaki bilgilerle cihazların gerçek durumu arasındaki farklılık oldu. Şikayetlerde, uygulamada aktif veya kullanılabilir görünen makinelere gidildiğinde cihazların arızalı, dolu ya da tamamen kapalı olduğuyla karşılaşıldığı ifade edildi. Bazı başvurularda ise uygulamada halka açık iade noktası olarak gösterilen yerlere giriş yapılamadığı belirtildi. Kullanıcılar, ambalajlarla farklı noktalara gitmek zorunda kalmanın zaman ve ulaşım maliyeti oluşturduğunu dile getirdi. Ambalaj alındı, iade bedeli hesaba yansımadı Platforma iletilen şikayetlerde makinelerin ambalajları kabul etmesine rağmen iade bedelinin dijital cüzdana aktarılmaması da öne çıktı. Bazı kullanıcılar işlemin tamamlandığına ilişkin onay aldıkları halde bakiyelerinin güncellenmediğini, bazıları ise DOA logosu bulunan ambalajların cihazlar tarafından “uygun değil” uyarısıyla geri çevrildiğini belirtti. Mobil uygulamayla ilgili şikayetler arasında üyelik oluşturamama, telefon numarasının sistem tarafından tanınmaması, doğrulama kodu ve şifre hataları, hesap blokesi ve müşteri hizmetlerine ulaşamama gibi sorunlar yer aldı. En çok şikayet edilen konular şöyle sıralandı: Makinelerin arızalı veya kullanım dışı olmasıHaznelerin dolması ve zamanında boşaltılmamasıUygulamada aktif görünen cihazların çalışmamasıİade bedelinin dijital cüzdana yansımamasıUygun ambalajların makineler tarafından kabul edilmemesiÜyelik, giriş, doğrulama ve hesap blokesi sorunlarıİade noktalarının yetersiz veya yanlış gösterilmesi Kullanıcıların platforma ilettiği şikayetlerden bazıları şöyle: “Yaklaşık 10 gündür bölgedeki geri dönüşüm makineleri, tüm depozitolu ambalajları ‘uygun değildir’ uyarısıyla reddediyor. Her gidişimde aynı sorunla karşılaşıyor ve boşuna zaman kaybediyorum. Makinelerin kontrol edilerek bir an önce çalışır hâle getirilmesini istiyorum.” “DOA iade makinesini yaklaşık bir haftadır kullanmak istiyorum ancak uygulamada sürekli arızalı ve çalışmıyor olarak görünüyor. Bu nedenle pet şişelerimi geri dönüşüme veremiyorum. Makinenin arızasının bir an önce giderilmesini ve bu noktadaki iade makinesinin yeniden çalışır hale getirilmesini talep ediyorum. Geri dönüşüm için bu sistemi düzenli kullanmak isteyen biri olarak yaşadığım mağduriyetin dikkate alınmasını rica ederim.” “Yaklaşık iki haftadır çevredeki ambalaj iade kioskları ya kullanım dışı ya da kapasiteleri dolu olduğu için iade yapamıyorum. Sorunu iletebileceğim bir destek kanalı da bulunmuyor. Kioskların düzenli olarak boşaltılmasını ve bölgedeki cihaz sayısının artırılmasını talep ediyorum.” “Çocuğuma geri dönüşüm alışkanlığı kazandırmak için günlerce ambalaj biriktiriyoruz ancak çevredeki makineler yaklaşık iki haftadır çalışmıyor. Ekrandaki karekodu okuttuğumda ‘geçerli bir uygulama değil’ uyarısı alıyorum. Defalarca denememe rağmen sorun çözülmedi. Makinelerin uygulamayla uyumlu şekilde çalışır hâle getirilmesini istiyorum.” “Bölgedeki tek ambalaj iade makinesi yaklaşık üç gündür ya dolu olduğu ya da ambalajları kabul etmediği için kullanılamıyor. Uygulamada boş ve uygun görünmesine rağmen işlem yapılamaması zaman kaybına ve yoğunluğa neden oluyor. Makinenin kalıcı olarak onarılmasını ve bölgedeki cihaz sayısının artırılmasını istiyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü Haber

CK Enerji İle 3,8 Milyar kWh’lik Elektrik Tüketimi Yeşil Enerjiye Döndü

Enerji sektöründe yeşil dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefleyen CK Enerji, sanayi ve ticarethane müşterilerinin yenilenebilir enerji kullanımını uluslararası geçerliliğe sahip Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC) ile belgelendirerek sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor. Bu kapsamda 2021 yılından Haziran 2026 tarihine kadar toplam 11 bin 488 şirketin I-REC almasına aracılık eden CK Enerji, 3 milyar 785 milyon kWh elektrik tüketiminin yeşilin enerji kaynaklarından karşılandığını belgelendirdi. Böylece 1.600 ton CO₂ eşdeğeri Kapsam 2 emisyonunun yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirilmesine ve yönetilmesine katkı sağlandı. JEOTERMAL VE HİDROELEKTRİK EN BÜYÜK PAYA SAHİP CK Enerji'nin sertifikalandırdığı yaklaşık 3,8 milyar kWh’lik elektrik tüketiminin kaynak bazlı dağılımında jeotermal ve hidroelektrik öne çıkıyor. CK Enerji verilerine göre bugüne kadar sertifikalandırılan yenilenebilir enerji tüketiminin; 1 milyar 347 milyon kWh'ı jeotermal, 1 milyar 339 milyon kWh'ı hidroelektrik, 491,3 milyon kWh'ı rüzgâr, 452,3 milyon kWh'ı güneş, 154,6 milyon kWh'ı ise biyokütle kaynaklarından sağlandı. 2026 ÖNEMLİ BİR DÖNÜM NOKTASI CK Enerji’den yapılan açıklamada 2026 yılının Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret edilerek, “SKDM'nin geçiş dönemi 31 Aralık 2025 itibarıyla sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla mali yükümlülüklerin uygulanacağı döneme geçildi. Bu kapsamda Avrupa Birliği'ne ihracat yapan şirketlerin ürünlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını daha yakından takip etmeleri ve raporlamaları büyük önem taşımakta. Yenilenebilir enerji sertifikaları ise şirketlerin elektrik tüketimlerinden kaynaklanan emisyonlarını uluslararası standartlara uygun şekilde yönetmelerine ve raporlamalarına katkı sağlayan önemli araçlardan biri. Artık emisyonlarını etkin şekilde yönetebilen ve azaltım çalışmalarını belgeleyebilen şirketler rekabet avantajı elde ediyor. Bu nedenle çevresel performansın belgelenmesi tedarik zincirinde önemli bir kriter haline gelmiş durumda. Aynı zamanda bankalar ve finans kuruluşları ESG kriterlerini kredi değerlendirme süreçlerine giderek daha fazla entegre ediyor. Karbon yönetimi ve sürdürülebilirlik uygulamalarını güçlendiren şirketler finansman süreçlerinde avantaj sağlayabiliyor” denildi. İHRACATÇI SANAYİ KURULUŞLARI ÖNE ÇIKIYOR I-REC sertifikalarına yönelik talebin, sürdürülebilirlik hedefleri, karbon ayak izi yönetimi ve uluslararası ticaret gereklilikleri doğrultusunda birçok sektörde hızla arttığı belirtilen açıklamada öne çıkan sektörler şöyle sıralandı: İhracatçı sanayi kuruluşları (Demir-çelik, çimento, alüminyum, kimya ve plastik),Tekstil ve hazır giyim,Otomotiv ve yan sanayi,Teknoloji şirketleri ve veri merkezleri,Bankacılık ve finans sektörü,Perakende, gıda ve hızlı tüketim sektörü. I-REC NEDİR? I-REC (Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası), tüketilen elektriğin güneş, rüzgâr veya hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildiğini uluslararası standartlarda belgeleyen bir sertifika sistemi olarak tanımlanıyor. Elektrik şebekesinde farklı kaynaklardan üretilen enerjiler fiziksel olarak birbirinden ayrılamadığı için, yenilenebilir kaynaklardan üretilen her 1 MWh elektrik için uluslararası sistemde benzersiz bir sertifika oluşturulur. Bu sertifikalar sayesinde şirketler, elektrik tüketimlerinin yenilenebilir enerji kaynaklarıyla eşleştirildiğini şeffaf ve doğrulanabilir şekilde belgeleyebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Zeren Metal TALSAD Üyeleri Arasında Yerini Aldı Haber

Zeren Metal TALSAD Üyeleri Arasında Yerini Aldı

Zeren Group iştiraki Zeren Metal, Türkiye alüminyum sektörünün gelişimine katkı sağlayan üretici, tedarikçi ve sanayi temsilcilerini aynı çatı altında buluşturan Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) üyesi oldu. Türkiye alüminyum sektörünün global pazarda rekabet edebilmesinin en önemli oyuncularından biri olan Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) bünyesine katılmanın önemine dikkat çeken Zeren Metal, bu üyelikle birlikte sektörel iş birliklerini güçlendirmeyi ve sürdürülebilir büyüme vizyonunu daha da ileri taşımayı hedefliyor. “Sektörel dayanışmayı ve ortak aklı önemsiyoruz” Zeren Metal Genel Müdürü Murat Akkaş, üyelik sürecine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “TALSAD gibi sektörümüz adına önemli bir yapının parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Alüminyum sanayisinin gelişimine katkı sağlayan her türlü iş birliğini değerli buluyor, sektör paydaşlarıyla ortak akıl çerçevesinde hareket etmeyi önemsiyoruz. Alüminyum; otomotivden savunma sanayisine, ambalajdan inşaata, enerjiden havacılığa kadar birçok stratejik sektörde yaygın olarak kullanılan, hafifliği, dayanıklılığı ve geri dönüştürülebilir yapısıyla öne çıkan önemli bir sanayi hammaddesi olarak dikkat çekiyor. Özellikle sürdürülebilir üretim anlayışının güç kazandığı günümüzde, alüminyum sektörü küresel ölçekte büyümesini sürdürürken, sanayi ve ticaret ekosistemindeki stratejik rolünü de artırmaya devam ediyor. Bu üyeliğin hem şirketimiz hem de sektörümüz adına verimli bir iletişim ve gelişim zemini oluşturacağına inanıyoruz.” Sektörel iş birliklerine katkı sunacak Zeren Metal’in Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) üyeliğiyle birlikte; sektörel bilgi paylaşımı, sürdürülebilirlik, inovasyon ve ticaret ağlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarda daha aktif rol alması hedefleniyor. Şirket, ulusal ve uluslararası ölçekte metal sektöründeki gelişmeleri yakından takip ederek, iş ortaklarına katma değer sağlayan çözümler üretmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

BMW Motorrad’dan Göz Kamaştıran Konsept: Vision K18 İlk Kez Sahneye Çıkıyor Haber

BMW Motorrad’dan Göz Kamaştıran Konsept: Vision K18 İlk Kez Sahneye Çıkıyor

İlk kez İtalya’daki prestijli Concorso d’Eleganza Villa d’Este etkinliğinde sergilenecek olan Vision K18, yalnızca bir konsept motosiklet olmanın ötesinde markanın gelecekte izleyeceği tasarım rotasına dair güçlü ipuçları veriyor. Yüksek performans ile duygusal tasarım dilini aynı noktada buluşturan model, özellikle uzun yol sürüşlerine odaklanan yapısıyla dikkat çekiyor. BMW Motorrad’ın şimdiye kadar geliştirdiği en iddialı konseptlerden biri olarak gösterilen Vision K18, hem teknik altyapısı hem de çarpıcı görünümüyle motosiklet tutkunlarının radarına girmeyi başardı. BMW Vision K18 Tasarımıyla Havacılık Dünyasına Göz Kırpıyor Yeni konseptin en dikkat çekici detaylarından biri aerodinamik tasarım anlayışı oldu. BMW Motorrad tasarım ekibi, Vision K18’in siluetini oluştururken yüksek hızlı jet uçaklarından ilham aldı. Bu yaklaşım motosikletin yalnızca hareket halindeyken değil, park pozisyonundayken bile güçlü ve dinamik görünmesini sağlıyor. Özellikle uzatılmış gövde yapısı ve akıcı yüzey geçişleri, motosiklete oldukça agresif bir karakter kazandırıyor. Gövde boyunca kullanılan metalik detaylar ve keskin çizgiler ise konseptin premium kimliğini öne çıkarıyor. Tasarım dili, klasik touring motosiklet anlayışını modern performans estetiğiyle bir araya getiriyor. BMW Motorrad’ın bugüne kadar ürettiği altı silindirli touring modellerinde konfor ön plandayken, Vision K18 bu yaklaşımı daha duygusal ve daha dramatik bir forma taşıyor. Motosiklet üzerindeki altı hava girişi, altı egzoz çıkışı ve altı LED far detayı da doğrudan motor mimarisine gönderme yapıyor. 1.800 cc’lik Dev Altı Silindirli Motor Öne Çıkıyor Vision K18’in merkezinde BMW Motorrad’ın ikonik sıralı altı silindirli motoru yer alıyor. 1.800 cc hacmindeki güç ünitesi yalnızca performans üretmek için değil, aynı zamanda tasarımın ana unsuru olarak da kullanılmış durumda. Motor bloğunun bilinçli şekilde görünür bırakılması, konseptin mekanik karakterini daha güçlü hissettiriyor. BMW mühendisleri, bu yaklaşım sayesinde motosikletin teknik yönünü estetik bir unsur haline dönüştürmeyi hedefliyor. Marka tarafından yapılan açıklamalara göre Vision K18, performans hissini yalnızca sürüş sırasında değil, görsel algı üzerinden de sürücüye aktarmayı amaçlıyor. Bu nedenle motosikletin her detayı hız, güç ve uzun yol hissini destekleyecek şekilde şekillendirildi. El İşçiliği ve İleri Teknoloji Aynı Gövdede Buluştu BMW Motorrad Vision K18’in üretiminde geleneksel el işçiliği ile ileri mühendislik teknolojileri birlikte kullanıldı. Konseptin alüminyum gövde parçalarının önemli bölümü elde şekillendirildi. Özellikle tek parça görünümüne sahip büyük yan panel, motosikletin en dikkat çekici tasarım detaylarından biri olarak öne çıkıyor. Karbon fiber ve alüminyum kombinasyonu sayesinde hem hafiflik hem de yüksek dayanıklılık hedeflenmiş durumda. Yüzeylerde kullanılan özel kaplamalar ise motosiklete klasik Formula 1 egzoz sistemlerini hatırlatan metalik bir görünüm kazandırıyor. Teknolojik tarafta da Vision K18 oldukça iddialı detaylara sahip. Hidrolik olarak ayarlanabilen süspansiyon sistemi, aktif soğutmalı far teknolojisi ve büyük hava girişleri konseptin ileri mühendislik yaklaşımını gözler önüne seriyor. “The Heat of Speed” Tasarım Felsefesiyle Duygulara Hitap Ediyor BMW Motorrad, Vision K18’de “The Heat of Speed” adını verdiği özel bir tasarım yaklaşımını benimsiyor. Bu konsept, motorun ürettiği gücü görsel bir hisse dönüştürmeyi amaçlıyor. Motosikletin belirli bölümlerinde kullanılan özel ışık ve yüzey efektleri, yüksek sıcaklık altında oluşan hava dalgalanmalarını simüle ediyor. Böylece hız ve performans duygusu fiziksel hareket olmadan bile hissedilebiliyor. Tanıtım görsellerinin bir pist ve uçak kalkış alanı atmosferinde hazırlanması da bu yaklaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor. BMW Motorrad, Vision K18 ile yalnızca bir motosiklet değil, aynı zamanda güçlü bir sürüş deneyiminin görsel temsilini sunmayı hedefliyor. BMW Motorrad Geleceğin Tasarım Dilini Şimdiden Gösteriyor BMW Motorrad CEO’su Markus Flasch, Vision K18’in marka için yalnızca bir konsept çalışması olmadığını, aynı zamanda performans ve tasarım anlayışının geleceğine dair önemli bir gösterge olduğunu belirtti. Flasch’a göre altı silindirli motor BMW Motorrad için yalnızca teknik bir bileşen değil, aynı zamanda markanın karakterini temsil eden güçlü bir sembol niteliği taşıyor. Vision K18 de bu gücü heykelsi bir tasarım formuna dönüştürerek hız ve dinamizmi somut hale getiriyor. Motosiklet dünyasında elektrikli dönüşüm ve dijitalleşme hız kazanırken, BMW Motorrad’ın böylesine duygusal ve mekanik hissi yüksek bir konsept geliştirmesi sektör içinde dikkat çekmiş durumda. Vision K18’in seri üretime girip girmeyeceği henüz bilinmese de modelin gelecekteki BMW touring motosikletlerine ilham vereceği şimdiden konuşulmaya başlandı.

İşletmeler İçin Depozito Sistemi’ne Kayıt Süreci Başladı Haber

İşletmeler İçin Depozito Sistemi’ne Kayıt Süreci Başladı

Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, 1 Temmuz 2026 itibarıyla tüm Türkiye genelinde başlayacak. Piyasadaki plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye geri kazandırılmasını hedefleyen sistemin ülke genelinde yaygınlaşmasıyla ekonomiye yıllık 30 milyar TL doğrudan katkı sağlanması öngörülüyor. 1 Temmuz 2026’dan itibaren “DOA” logolu içecek satışı yapan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafeler depozito iade noktası haline gelecek. İşletmeler operatörlerle yaptıkları anlaşmalar kapsamında teşvik bedeli elde ederken, iade için yeniden gelen müşteriler sayesinde artan müşteri trafiği ile ek gelir ve rekabet avantajı sağlayacak. Alışveriş merkezi, havalimanı ve hastane gibi işletmeler de iade noktası olabilecek. Depozito sistemine dahil olmak isteyen işletmelerin 1 Temmuz tarihinden önce dbys.gov.tr web sitesi üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne (DBYS) kayıtlarını tamamlaması ve iade süreçlerini yönetecek yetkili operatörlerden birini seçmesi gerekiyor. Öztürk: “Geri Dönüşüm Seferberliği Başlatıyoruz” Sistemin “at-kurtul” alışkanlığının yerine, zaman içinde iade ve geri kazanım odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini söyleyen TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk, Türkiye genelinde her yıl yaklaşık 25 milyar ambalajın geri dönüşüm zincirine dahil edilmesiyle birlikte, sokaklardan sahillere, ormanlardan kırsal alanlara kadar geniş bir alanda çevre kirliliğinin azalmasını beklediklerini dile getirdi. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: “Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) ile Türkiye genelinde güçlü bir geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz. Ambalajlı içecek satışı yapan işletmelerimiz, bu sistemin sahadaki en önemli paydaşlarından olacak. Market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerimizin Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıtlarını tamamlayarak sisteme dahil olmaları, ambalajların doğru şekilde toplanıp geri dönüşüme kazandırılması açısından kritik rol oynuyor. Tüm işletmelerimizi, çevresel hedeflerimize ulaşmamız ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmemiz açısından büyük önem taşıyan bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyoruz.” DOA Sistemi Nasıl İşleyecek? Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla kademeli olarak devreye alınan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması, üretimden geri dönüşüme uzanan sürecin dijital olarak izlenebildiği, dünyaya örnek oluşturacak entegre bir model sunuyor. Sistem, döngüsel ekonomi yaklaşımının önemli bir unsuru olarak atıkların doğaya karışmasının önlenmesini, ambalajların yeniden ekonomiye kazandırılmasını ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasını hedefliyor. Sistemin sahadaki işleyişi, satış noktaları üzerinden kurulacak iade altyapısı ile yürütülecek. Öncelikle işletmeler, DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçecek. Büyük Mağazalar ile Zincir Mağazalar statüsündeki satış noktalarında Depozito İade Makinesi (DİM) kurulumu zorunlu olurken; diğer işletmelere ambalaj kaydı için el terminalleri, depolama için şeffaf poşetler ve barkodlu klipsler seçtikleri operatörler tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeleri ise kendi bünyelerinde tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek seçtikleri operatöre teslim edecek. İşletmelerde toplanan ambalajlar operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınarak sayma ve doğrulama merkezlerine götürülecek; ardından geri dönüşüm tesislerinde işlenerek yeniden hammaddeye dönüştürülecek. Sistem kapsamında tüketiciler, ambalaj iade bedellerini “DOA” logolu ambalajları iade noktalarına veya depozito iade makinelerine teslim ederek alabilecek. DOA mobil uygulaması üzerinden kullanıcı hesaplarına aktarılan ambalaj iade bedelleri banka hesabına transfer edilebilecek, ATM’den çekilebilecek veya alışverişlerde kullanılabilecek. En teknolojik sistemi Türkiye kurdu Depozito yönetim sistemleri, çevre bilincinin güçlenmesiyle dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Bugün 20’den fazla ülkede uygulanan ve 350 milyonu aşkın nüfusu kapsayan sistemlerin, 2026 itibarıyla 70 ülke veya eyalette yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Türkiye de bu dönüşümde güçlü bir adım atarak, hayata geçirdiği uçtanuca dijital altyapısı ile uluslararası ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji’den Solarex İstanbul’da Güç Gösterisi Haber

CW Enerji’den Solarex İstanbul’da Güç Gösterisi

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden CW Enerji, 8-10 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen Güneş Enerjisi Teknolojileri ve Depolama Fuarı’nda (Solarex İstanbul) yerini alarak son teknolojiyle ürettiği ürünlerini sergiledi. Güneş enerjisi sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan fuarda CW Enerji, yüksek verimli panel teknolojilerini ve entegre üretim gücünü sektör temsilcilerine tanıttı. CW Enerji, bu yıl gerçekleştirilen fuarda ürünleri kadar özgün stant tasarımıyla da ilgi odağı oldu. “CW Enerji Plus Bayi Konsepti” çerçevesinde hazırlanan fuar standı, firmanın yenilikçi vizyonunu ve güçlü bayi ağını yansıtan modern ve deneyim odaklı bir anlayışla ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Fuar hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, Solarex İstanbul’un sektör açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Fuara her yıl düzenli olarak katılım sağladıklarını ve bu platformu sektörle buluşmak adına önemli bir fırsat olarak gördüklerini ifade eden Sarvan, “Her yıl olduğu gibi bu yıl da sahip olduğumuz üretim gücümüzü ve teknolojik yetkinliğimizi bu platformda bir kez daha güçlü şekilde ortaya koyduk. Yüksek verimlilik sunan, yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdiğimiz ürünlerimizle sektörde fark yaratmaya devam ediyoruz. AR-GE odaklı yaklaşımımız sayesinde hem ürün kalitemizi sürekli ileri taşıyor hem de inovatif çözümlerle sektöre yön veriyoruz. Fuarda sergilediğimiz çözümler de mühendislik gücümüzün ve sürdürülebilir enerji vizyonumuzun en somut göstergelerinden biri oldu” dedi. Ziyaretçiler teknolojileri yakından inceledi Fuar stantlarının gelişim odaklı vizyonlarını ve güçlü bayi ağını yansıtan modern ve deneyim odaklı bir anlayışla tasarlandığını anlatan Sarvan, “CW Enerji Plus Bayi Konsepti ile yalnızca ürünlerimizi sergilemekle kalmayıp, iş ortaklarımıza sunduğumuz bütüncül iş modelini de deneyimleyebilecekleri bir alan oluşturduk. Standımızda beyaz eşya entegreli solar akıllı ev çözümlerimizden ve enerji depolama teknolojilerimize kadar geniş ürün yelpazemizi tanıttık, bayilik sistemimizin sunduğu avantajları da detaylı şekilde aktardık. Ziyaretçilerimiz hem teknolojimizi yakından inceleyebildi hem de iş birliği fırsatlarını değerlendirebildi. Ayrıca fuarda yüksek teknolojiye sahip ürünlerimizi, sürdürülebilir enerji çözümlerimizi ve geleceğin enerji dünyasına yön verecek projelerimizi katılımcılarla buluşturduk. Yeni nesil yüksek verimli güneş panellerimiz, on-grid / off-grid inverter çözümlerimiz, lityum tabanlı enerji depolama sistemlerimiz, solar akıllı ev teknolojilerimiz, ısı pompalarımız, esnek panellerimiz, solar sulama sistemlerimiz, solar bank ile solar aydınlatma çözümlerimiz de fuarda sergilendi” diye konuştu. Tarık Sarvan: Güvenilir tedarik zinciri gücümüzü ortaya koyduk CW Enerji’nin tam entegre üretim yapısına yönelik attığı stratejik adımları da ziyaretçilere aktardıklarını belirten Sarvan, “Güneş paneli üretiminin en kritik aşamalarından biri olan fotovoltaik hücre üretimini kendi bünyemizde gerçekleştirdiğimiz CW SolarCell ile geliştirdiğimiz yeni nesil TOPCon High Efficiency Teknolojimizi ve CW Alüminyum markamızla hayata geçirdiğimiz yerli üretim çerçeve, montaj ve altyapı çözümlerimizi ziyaretçilerimize sunduk. Fuar boyunca, üretimden nihai ürüne kadar uzanan sürdürülebilir ve güvenilir tedarik zinciri gücümüzü ortaya koyduk. Bununla birlikte inverter ve enerji depolama sistemlerini de kapsayan entegre çözümlerimizle, üretimden tüketime kadar tüm süreci tek çatı altında yönetebilen güçlü yapımızı sergiledik. Kısacası, fuar katılımcılarına uçtan uca enerji çözümleri sunma kabiliyetimizi ve yüksek verimlilik odaklı yaklaşımımızı kapsamlı şekilde aktardık. Diğer yandan fuarda yeşil hidrojen enerji çözümleri üzerine yürüttüğümüz ve AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdiğimiz ev tipi sistemlerimizi ve taşınabilir hidrojen yakıt hücresi teknolojilerini katılımcılarla buluşturduk” diye konuştu. Ziyaretçilerin yoğun ilgisi oldu Fuar boyunca ziyaretçilerden yoğun ilgi gördüklerini ifade eden Sarvan, sergiledikleri ürün ve çözümlerin sektör temsilcileri tarafından büyük beğeni topladığını ifade etti. Fuarda gerçekleştirdikleri birebir görüşmelerin hem yurt içi hem de yurt dışı iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu vurgulayan Sarvan, özellikle yerli ve milli teknolojilere yönelik ilginin kendilerini son derece memnun ettiğini dile getirdi. Sarvan, ayrıca fuar süresince elde ettikleri olumlu geri dönüşlerin, doğru yatırımlar yaptıklarının ve geliştirdikleri teknolojilerin sektörde karşılık bulduğunun en güçlü göstergesi olduğunu belirterek, bu ilginin kendilerini daha büyük hedefler doğrultusunda motive ettiğini sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.