Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Alzheimer

Kapsül Haber Ajansı - Alzheimer haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Alzheimer haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ütüyü Buzdolabına Koymak Hastalığın Net Bir İşareti! Haber

Ütüyü Buzdolabına Koymak Hastalığın Net Bir İşareti!

Yakın geçmişi hatırlayamamak, ciddi hafıza sorunlarının belirtisi olabilir! Günlük hayatta anahtarın nereye koyulduğunu unutmanın, ocağın açık unutulduğunu sanıp kontrol etmenin ya da bir anlığına birinin adını hatırlayamamanın genellikle yorgunluk ve dikkat eksikliğinin sonucu olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Ancak tehlike çanları; az önce yapılan bir konuşmayı hiç yaşanmamış gibi tamamen unutmak, aynı soruyu kısa süre içinde defalarca sormak veya yıllardır ezbere bilinen evin yolunu bulamamak gibi durumlarda çalar.” dedi. Dr. Şalçini, meselenin ‘eşyanın yerini bulamamak’ değil, ‘yakın geçmişi zihne hiç kaydedememek’ boyutuna ulaştığında, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerektiği uyarısında bulundu. Ütüyü buzdolabına koymak yaşlılık belirtisi değil, hastalığın net bir işareti! İlerleyen yaşla birlikte isimleri biraz daha geç hatırlamanın veya yeni bir şey öğrenirken eskisinden biraz daha fazla zamana ihtiyaç duymanın doğal bir süreç olduğuna işaret eden Dr. Şalçini, şöyle devam etti: “Ancak ‘yaşlandım, ondan unutuyorum’ diyerek durumu geçiştirmek, altta yatan ciddi bir hastalığın erken teşhis ve tedavi şansını yok eder. Eğer unutkanlık; kişinin tek başına faturalarını ödemesine, yemeğini yapmasına, ocak kullanmasına veya kişisel bakımını sağlamasına engel oluyorsa, bu kesinlikle yaşlılığın doğal bir parçası değildir. Ayrıca eşyaları çok alakasız yerlere koymak (örneğin ütüyü buzdolabına koymak) gibi davranışlar yaşlılık belirtisi değil, hastalığın net bir işaretidir ve mutlaka nörolojik bir değerlendirme gerektirir.” Stres ve uykusuzluk, beynin yeni bilgileri kaydetmesini zorlaştırıyor! Stres ve uykusuzluğun hafızayı bozduğunu dile getiren Dr. Şalçini, “Stres ve uykusuzluk beynin en büyük düşmanlarındandır.” dedi. Kronik stres altındayken vücudun salgıladığı kortizol hormonunun, beynin hafıza merkezi olan hipokampüsü adeta baskıladığını ve yeni bilgilerin kaydedilmesini engellediğini aktaran Dr. Şalçini, “Aynı şekilde, beynimiz biz uyurken gün içindeki bilgileri ayıklar, depolar ve adeta kendi kendini temizler. Yeterli ve kaliteli uyku alınmadığında bu gece temizliği yapılamaz; sonuç olarak zihin sekmeleri açık kalmış ve hafızası dolmuş bir bilgisayar gibi yavaşlar, en basit kelimeleri bile bulmakta güçlük çeker.” şeklinde konuştu. Beyin sisi ile demans arasındaki fark, bilginin hatırlanıp hatırlanamaması! Beyin sisi ile gerçek hafıza kaybı (demans) arasındaki farka da değinen Dr. Celal Şalçini, “Ayırt etmenin en kolay yolu, bilginin geri gelip gelmediğine bakmaktır.” dedi. “Beyin sisi yaşarken zihin bulanıktır, odaklanamaz; ancak ipucu verildiğinde ya da biraz zaman geçtiğinde aranan bilgi hatırlanır.” diyen Dr. Şalçini sözlerini şöyle tamamladı: “Alzheimer gibi gerçek hafıza kaybı hastalıklarında ise o bilgi beyinden tamamen silinmiştir. Örneğin; beyin sisi yaşayan biri gözlüğünü nereye koyduğunu bulmakta zorlanır ama bulduğunda oraya koyduğu anı hatırlar. Alzheimer hastası ise gözlüğü bulsa bile onun kendisine ait olduğunu reddedebilir veya oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri olmaz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Allianz Türkiye’den Kritik Hastalıklarda Yurt Dışında Tedaviye Uzanan Yeni Güvence Haber

Allianz Türkiye’den Kritik Hastalıklarda Yurt Dışında Tedaviye Uzanan Yeni Güvence

Bu yeni plan kapsamında sigortalılar, 22 farklı kritik hastalık için maddi tazminat teminatının yanı sıra 4 özel hastalık modülü üzerinden yurt dışında ileri tedavi, ikinci tıbbi görüş, kişiselleştirilmiş tıp ve tedavi koordinasyonu gibi kapsamlı hizmetlerden yararlanma imkanı buluyor. Plan, yurt dışı tedavi, seyahat, konaklama, ilaç ve takip giderlerini yıllık 1 milyon avro limitle karşılayarak, 36 aylık tedavi sürecinde toplamda 3 milyon avroya kadar güvence sağlıyor. Allianz Türkiye, bu yenilikle müşterilerinin kritik sağlık süreçlerinde hem mali yükten kurtulmasına hem de en ileri tıbbi imkanlara erişimine destek oluyor. Türk sigorta sektörünün öncü şirketlerinden Allianz Türkiye, kritik hastalıklarla karşılaşılması durumunda müşterilerinin yalnızca finansal açıdan değil, ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine erişim açısından da desteklenmesini hedefleyen Yarınlara Umut Kritik Hastalık Sigortası Avantajlı Yurt Dışı Planı’nı müşterileriyle buluşturdu. Kanser, Kalp ve Damar Cerrahisi, Beyin Cerrahisi ve Organ Nakli alanlarını kapsayan dört özel tedavi modülünü içeren bu yeni plan, poliçe limitleri ve kapsamı dahilinde yurt dışındaki sağlık kuruluşlarına erişim, uluslararası uzmanlardan ikinci bir tıbbi görüş ve tedavi koordinasyonu gibi kritik hizmetler sunmaktadır. Doğru tedavi seçeneğine ulaşma sürecinde de müşterisinin yanında Planın sunduğu güvence yalnızca tedavinin finansmanına değil, doğru tedavi seçeneğinin belirlenmesi ve sürecin yönetilmesine de uzanıyor. Hastalığın özellikleri ve güncel tıbbi gelişmeler doğrultusunda kişiselleştirilmiş tedavi seçenekleri değerlendirilebilirken, uluslararası uzmanlardan ikinci tıbbi görüş alınabiliyor; moleküler profilleme, ileri genetik testler ve uygun durumlarda klinik araştırmalara yönlendirme gibi hizmetlerden yararlanılabiliyor. Yurt dışındaki tedavi sürecinde seyahat, konaklama, hastane ve doktor organizasyonları, tercümanlık ve tedavi planlaması gibi operasyonel süreçler de anlaşmalı destek ekipleri tarafından koordine edilebiliyor. Allianz Türkiye Sağlık Sigortaları Genel Müdür Yardımcısı Emrah Gökmen, yeni planla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Kritik hastalıklar, sağlık endişesinin yanı sıra bireylerin ve ailelerin finansal hayatını da önemli ölçüde etkileyebiliyor. Bu nedenle kritik hastalık sigortasını yalnızca bir tazminat ödemesi olarak değil, müşterinin ihtiyaç duyduğu anda doğru sağlık hizmetine ve tedavi seçeneklerine ulaşmasını destekleyen daha bütüncül bir güvence yaklaşımı olarak ele alıyoruz. Yarınlara Umut Kritik Hastalık Sigortası’nın Avantajlı Yurt Dışı Planı ile müşterilerimize 22 kritik hastalığa karşı finansal tazminat güvencesi sunarken aynı zamanda 4 hastalık modülüne özel uluslararası uzman görüşlerinden kişiselleştirilmiş tıbba, yurt dışında tedaviden, tedavi sürecinin koordinasyonuna ve masraflarına kadar uzanan kapsamlı bir maddi ve organizasyonel destek sağlıyoruz. Böylece kritik bir sağlık durumunda müşterilerimizin hem finansal dayanıklılığını hem de ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine erişimini desteklemeyi amaçlıyoruz.” Kritik hastalıklarda finansal güvenceyi sağlık desteğiyle tamamlıyor Yarınlara Umut Kritik Hastalık Sigortası; kanser, kalp krizi, inme, Alzheimer, Parkinson ve Multipl Skleroz (MS) gibi yaşamı önemli ölçüde etkileyebilen kritik hastalıklara karşı müşterilere toplu maddi destek sunuyor. Bu destek, tedavi giderlerinin yanı sıra gelir kaybı veya günlük yaşam ihtiyaçları gibi farklı ihtiyaçlar için de kullanılabiliyor. Müşteriler ihtiyaçlarına göre 10 kritik hastalığı kapsayan Temel Plan, 22 kritik hastalığı kapsayan Kapsamlı Plan veya 22 kritik hastalığa ek olarak yurt dışı tedavi hizmetlerini içeren Avantajlı Yurt Dışı Planı arasından seçim yapabiliyor. Tüm planlarda sunulan 7/24 Dr. Allianz hizmetiyle de müşteriler sağlıkla ilgili ihtiyaçlarında anlaşmalı doktor ve hemşirelerden uzaktan tıbbi danışmanlık desteği alabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Alzheimer’ın Tanı, Tedavi Ve Bakım Süreci Nilüfer’de Konuşuldu Haber

Alzheimer’ın Tanı, Tedavi Ve Bakım Süreci Nilüfer’de Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi, toplumda demans ve Alzheimer konusunda farkındalık oluşturmak ve hasta yakınlraına yol göstermek amacıyla Nazım Hikmet Kültürevi’nde “Alzheimer’ı Anlamak; Tanı, Tedavi, Psikolojik Yaklaşım ve Hasta Bakımı” başlıklı bir seminer düzenledi. Yoğun ilgi gören programa Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, hekimler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Seminerde Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bakar, Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hicran Yıldız ve Doç. Dr. Yusuf Sivrioğlu konuşmacı olarak yer aldı. “HASTALIK BELİRTİLERDEN 15-20 YIL ÖNCE BAŞLIYOR” Seminerin açılışında konuşan Türkiye Alzheimer Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bakar, Türkiye’nin dünyada en hızlı yaşlanan ülkeler arasında dördüncü sırada yer aldığını hatırlatarak demansın yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olduğunu vurguladı. Demansın bir şemsiye kavram olduğunu ve Alzheimer’ın bu grubun yüzde 55-60’ını oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Bakar, hastalığın biyolojik sürecine dikkat çekerek, “Alzheimer beyince protein birikimiyle ortaya çıkan ilerleyici bir süreç. Aslında belirtiler fark edilmeden 15-20 yıl önce beyinde bu birikimler başlıyor. Günümüzde PET taramaları, kan testleri ve genetik incelemelerle erken dönemde önemli ipuçları yakalayabiliyoruz. İlaç tedavileri hastalığı tamamen ortadan kaldırmasa da gidişatı yavaşlatıyor; bu nedenle hekime danışmadan ilaçların kesilmemesi hayati önem taşıyor” açıklamasında bulundu. Nilüfer Belediyesi ile yürütülen dayanışmaya da değinen Prof. Dr. Bakar, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in desteğiyle Özlüce’deki mevcut merkezin yanına yeni ve daha kapsamlı bir bakım evi kazandırmayı hedeflediklerini paylaştı. “SUYUN ALTINDA KORKU, KAYGI VE DEPRESYON VAR” “Alzheimer Hastalığının Psikolojik Yönü” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Doç. Dr. Yusuf Sivrioğlu, konunun sadece hafıza kaybından ibaret olmadığını ifade etti. Zihinsel gerilemenin yanı sıra duygusal dalgalanmaların süreci zorlaştırdığını belirten Sivrioğlu, şunları söyledi: “Mesele yalnızca unutmak değil. Buzdağının görünen yüzünde unutkanlık varsa, suyun altında korku, kaygı, şüphe ve davranışsal krizler yer alıyor. Hasta yakınlarının en sık karşılaştığı tablo depresyondur. Hastayı zorlamak, kalabalıklara sokup ‘açılsın’ demek çoğu zaman huzursuzluğu artırır. Küçük hedefler koymak, gün ışığından yararlanmak ve sevdiği müziklerle duyuları yormadan uyarmak en sağlıklı yoldur.” Hasta ile inatlaşmanın ve hezeyanları mantıkla düzeltmeye çalışmanın sonuç vermeyeceğini aktaran Sivrioğlu, bakım veren tükenmişliğine de değindi. Demans hastalarına bakan yakınlarda klinik düzeyde tükenmişlik ve depresyon oranının yüzde 60 civarında olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Sivrioğlu, “Bu, 7 gün 24 saat süren kesintisiz bir mesai. Uçaklardaki kuralı unutmamak gerekir: Önce kendi oksijen maskenizi takacaksınız ki yanınızdakine yardım edebilesiniz. Bakım veren kişinin suçluluk duymadan dinlenmeye zaman ayırması şarttır” diye konuştu. “KİŞİ MERKEZLİ BAKIM VE GÜVENLİK ESAS ALINMALI” BUÜ İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hicran Yıldız ise günlük yaşamda uygulanabilecek pratik bakım yöntemlerini paylaştı. Her bireyin yaşam öyküsünün, alışkanlıklarının ve ihtiyaçlarının farklı olduğunu belirten Prof. Dr. Yıldız, “kişi merkezli bakım” anlayışının önemini vurguladı. Hastanın bağımsızlığını tamamen elinden almanın psikolojik çöküşü hızlandırdığını hatırlatan Prof. Dr. Yıldız, karmaşık cümleler yerine sade ve tek konutların tercih edilmesi, hastaya yanıt vermesi için zaman tanınması ve yapabildiği gündelik işleri kendi temposunda tamamlamasına izin verilmesi gerektiğini söyledi. Ev içi güvenlik düzenlemelerinin gerekliliğine de değinen Yıldız; tutunma barları, kaymayan zeminler ve dengeli bir aydınlatmanın düşme riskini azaltacağını, buna karşın hastayı eve kilitlemenin ya da tek bir odaya hapsetmenin kaygıyı tırmandıracağını ifade etti. Alzheimer tanılı bireylerin yüzde 60’ının en az bir kez kaybolma riski yaşadığına dikkat çeken Yıldız, hastanın üzerinde mutlaka güncel iletişim bilgisi bulundurulmasının ve fotoğraflarının hazır tutulmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Program, katılımcıların merak ettiği soruların yanıtlanmasının ardından Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman’ın konuşmacılara günün anısına hediye takdim etmesiyle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AgeSA’dan Alzheimer Hastalarına ve Yakınlarına Akıllı Destek Haber

AgeSA’dan Alzheimer Hastalarına ve Yakınlarına Akıllı Destek

1 milyon 250 bin TL hibe desteğiyle gerçekleştirilen proje kapsamında, 19 ilde toplam 534 Alzheimer hastası ve yakınına ulaşıldı. Projenin merkezinde, Bluetooth teknolojisiyle çalışan ve Alzheimer hastalarının yakınları tarafından kolaylıkla takip edilebilmesini sağlayan Akıllı Anahtarlık-Tag (Alz-TAG) yer aldı. Proje, teknolojik bir cihazın hastalara ulaştırılmasının ötesine geçerek, hasta yakınlarının bu teknolojiyi günlük bakım rutinlerine nasıl dahil edebileceklerini öğrenmelerini ve olası riskleri daha etkin yönetebilmelerini hedefledi. Teknoloji, eğitim ve rehberlik bir arada Alzheimer hastalığında bakım süreci yalnızca hastanın değil, bakım veren yakınlarının da yaşamını önemli ölçüde etkiliyor. Özellikle hastanın evden uzaklaşması veya kaybolması ihtimali, hasta yakınları açısından sürekli bir endişe ve tetikte olma hali yaratabiliyor. Alz-TAG Projesi bu sorundan yola çıkarak, kaybolma riskini azaltacak teknolojik bir çözümü, hasta yakınlarının bilgi ve farkındalığını artıran eğitimlerle destekledi. Proje kapsamında hasta yakınlarına yalnızca cihazın kullanımı anlatılmadı; teknolojinin hasta bakım sürecine nasıl entegre edilebileceği, güvenlik risklerinin nasıl yönetilebileceği ve olası risklere karşı nasıl hazırlıklı olunabileceği konusunda da destek sağlandı. Böylece teknoloji, günlük bakım pratiğinin bir parçası haline getirilirken hasta yakınlarının kendilerini daha hazırlıklı ve güvende hissetmelerine katkı sunuldu. Projenin etki değerlendirme sonuçları da bu bütüncül yaklaşımın karşılığını ortaya koydu. Alz-TAG’i rutinlerine entegre eden hasta yakınlarının tamamı stres seviyelerinde düşüş yaşadığını belirtirken, bakım verenlerin yaygın anksiyete puanlarında ortalama yüzde 7,7 düşüş kaydedildi. Katılımcıların yüzde 84’ü teknolojik cihazların hasta bakımına nasıl entegre edileceği konusunda yeterli bilgiye ulaştığını ifade ederken, yüzde 80’inin güvenlik riskleri ve risk yönetimi konusundaki farkındalığının arttığı görüldü. Cihazın günlük yaşamdaki kullanımına ilişkin sonuçlar da dikkat çekti. Hasta yakınlarının yüzde 58’i Alz-TAG’i her gün kullandığını, yüzde 66’sı ise cihazın hastanın güvenliğini sağlama noktasında önemli bir yardımcı olduğunu belirtti. Projeye katılanların tamamının cihazı başka hasta yakınlarına kesinlikle önereceğini ifade etmesi ise modelin kullanıcılar açısından yarattığı değeri ortaya koydu. 534 hastadan daha geniş bir etki alanına Alz-TAG Projesi, doğrudan a ulaştığı kişilerle sınırlı kalmayan bir etki alanı da oluşturdu. Türkiye Alzheimer Derneği’nin 19 şubesi ve yaklaşık 60 gönüllüsünün katkısıyla yürütülen proje, hasta yakınlarının derneğin ücretsiz ve erişilebilir destek hizmetleriyle daha yakından tanışmasına, gönüllü ve hasta yakını ağının güçlenmesine de katkı sağladı. Projenin ortaya koyduğu sonuçlar, modelin kamu hizmetleriyle nasıl bütünleştirilebileceğine ilişkin yeni iş birliklerinin de önünü açtı. Yerel otoritelerle modelin kamu hizmetlerine entegrasyonu için somut çalışmalar başlatılırken, projenin finansal sürdürülebilirliği açısından da önemli adımlar atıldı. Alz-TAG’in yarattığı etki sayesinde Finansal Kurumlar Birliği’nden 251 bin TL ek bağış sağlandı. Bunun yanı sıra maraton koşularıyla oluşturulan 860 bin TL’lik kaynak sayesinde 83 yeni hasta ve hasta yakınına daha Smart-Tag ulaştırıldı. Böylece proje, başlangıçta belirlenen yararlanıcı grubunun ötesine geçerek farklı paydaşların katkısıyla büyüyen ve kendi etki alanını genişleten bir modele dönüştü. Projenin saha uygulamasından elde edilen nitelikli veriler ise akademik bir çıktıya dönüştürüldü. Alz-TAG modeli kapsamında elde edilen bulgularla hazırlanan bilimsel bildiri, Lyon’da düzenlenen Uluslararası Alzheimer Kongresi’nde sunuldu. Bu gelişme, Türkiye’de geliştirilen modelin yalnızca sosyal etkisini değil, bilimsel açıdan da paylaşılabilir ve değerlendirilebilir bir çalışma niteliği taşıdığını ortaya koyuyor. AgeSA Hayat ve Emeklilik Ürün Yönetimi, Marka ve Kurumsal İletişim Genel Müdür Yardımcısı Roşan Dilek, projenin sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “AgeSA olarak, ‘mutlu bireyleri olan güven dolu bir toplum’ için işimizin özündeki iyiliği sunmayı varlık nedenimiz olarak görüyoruz. Her Yaşta projemizle beş yılı aşkın süredir Türkiye’de yaşlanmaya hazırlık konusunda farkındalık yaratmayı, yaşlılığa dair kalıplaşmış algıları dönüştürmeyi ve daha aktif, sağlıklı, güvenli bir yaş alma kültürüne katkı sunmayı hedefliyoruz. Her Yaşta Fonu ile bu vizyonu sivil toplumun uzmanlığı ve sahadaki deneyimiyle buluşturuyoruz. Alz-TAG Projesi’nin sonuçları da eğitim, teknoloji ve çok paydaşlı iş birliğiyle insanların hayatına somut biçimde dokunan sosyal etki modelleri geliştirilebileceğini gösterdi. 534 hasta ve yakınına ulaşılması, bakım verenlerin risk yönetimi kapasitesinin güçlenmesi ve kaygı düzeylerinde düşüş sağlanması bizim için çok kıymetli. AgeSA olarak, yaşlanma alanında kalıcı değer yaratan, güvenli ve iyi yaşamı destekleyen modellerin gelişmesine katkı sunmayı sürdüreceğiz.” Sivil Toplum için Destek Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Betül Selcen Özer, AgeSA ile kurulan iş birliğinin yaşlıların ihtiyaçlarının görünür kılınmasına ve bu alandaki dayanışmanın büyümesine katkı sunduğunu belirtti. Özer, “Her Yaşta Fonu, yaşlılık alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının güçlenmesine alan açarken, yaşlıların haklarına erişebildiği, karar alma süreçlerine katılabildiği ve toplumun eşit üyeleri olarak yaşamlarını sürdürebildiği bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatıyor. Biz de sivil toplum kuruluşlarıyla bağışçıları bir araya getirerek bu alandaki çalışmaların güçlenmesine katkı sunmaya devam ediyoruz” dedi. Türkiye Alzheimer Derneği Proje Koordinatörü Ezgi Gizem Gürbüz ise proje kapsamında elde edilen deneyimin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Alzheimer hastalığında bakım süreci, hasta kadar hasta yakınlarının da yaşamını derinden etkileyen çok boyutlu bir deneyim. Özellikle kaybolma riski, hasta yakınlarının günlük hayatında sürekli tetikte olma halini beraberinde getiriyor. Alz-TAG Projesi ile bu ihtiyaca yalnızca bir teknoloji desteğiyle değil; eğitim, rehberlik, takip ve dayanışmayı bir araya getiren bütüncül bir modelle yanıt verdik. Proje süresince aldığımız geri bildirimler, bu desteğin ailelerin hayatında ne kadar somut bir karşılık bulduğunu gösterdi. 19 şubemizin ve 60’a yakın gönüllümüzün katkısıyla 534 hasta ve yakınına ulaşmak, Alzheimer Derneği olarak bizim için de önemli bir kurumsal öğrenme ve dayanışma deneyimi oldu. Bu proje sayesinde hasta yakınları, derneğimizin ücretsiz ve erişilebilir destek sağlayan yönünü daha yakından tanıdı; gönüllü ve hasta yakını ağımız güçlendi. Hasta yakınlarından aldığımız çok sayıda teşekkür telefonu, projenin gerçek bir ihtiyaca dokunduğunu görmemiz açısından bizim için çok değerliydi. Ayrıca modelin yerel yönetimlerin gündemine girmesi, ek bağışlar ve kampanyalarla projenin finansal sürdürülebilirliğine yönelik adımlar atılması, Alz-TAG’in yalnızca yararlanıcılar üzerinde değil, farklı paydaşlar üzerinde de bir çarpan etkisi yarattığını gösteriyor. Bununla birlikte, projeden elde edilen verilerle bir bilimsel bildiri hazırladık. Bu bildiriyi Lyon’da düzenlenecek Uluslararası Alzheimer Kongresi’nde sunacağız. Bu gelişmenin, Türkiye’de geliştirilen Alz-TAG modelinin bilimsel değerini ve uluslararası alanda paylaşılabilir niteliğini göstermesi açısından çok kıymetli olduğuna inanıyoruz.” Alz-TAG Projesi, yaşlanma sürecinde güvenliği destekleyen teknolojilerin, doğru eğitim ve rehberlikle buluştuğunda yalnızca bir cihazdan çok daha fazlasına dönüşebileceğini ortaya koyuyor. Projenin ortaya çıkardığı ölçülebilir sonuçlar; Alzheimer hastalarının güvenliğini desteklerken hasta yakınlarının bilgi, farkındalık ve risk yönetimi kapasitesini güçlendiren, aynı zamanda farklı paydaşların katkısıyla büyüyebilen bir sosyal etki modelinin mümkün olduğunu gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanovel’den Alzheimer Farkındalığına Güçlü Destek Haber

Sanovel’den Alzheimer Farkındalığına Güçlü Destek

“Sağlıklı Yaşlan, Alzheimer’dan Korunmaya Bugün Başla” sloganıyla düzenlenecek etkinlikte; toplum sağlığını doğrudan ilgilendiren risk faktörleri, erken tanının önemi, hasta ve yakınlarının karşılaştığı zorluklar ele alınırken; nöroloji alanındaki tedavi yaklaşımları ve yenilikçi çözümler paylaşılacak. Ziyaretçiler, Alzheimer hastalarının günlük yaşamda deneyimledikleri algısal değişimleri bizzat fark etmelerini sağlayacak Sanovel’in alanda kurduğu stantta VR gözlük deneyimi ile hastalık hakkında bilgi sahibi olabilecekler. Sağlık alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen Sanovel, “Aklımda” kampanyasıyla etkinlikteki yerini alarak Alzheimer hastalığına dikkat çekecek ve ziyaretçilere VR (sanal gerçeklik) teknolojisiyle hastaların yaşadığı zorlukları deneyimleyebilecekleri özel empati alanları sunacak. Dünya genelinde nüfusun yaşlanmasıyla etkisi artan Alzheimer hastalığına karşı toplumsal bilinci yükseltmeyi amaçlayan etkinlik; hasta yakınlarını, uzmanları ve vatandaşları bir araya getirerek hem risk faktörlerine yönelik taramalar ve korunma önlemleri hakkında bilgilendirmeler yapacak hem de erken tanı ile hasta deneyimini anlamanın önemine dikkat çekecek. Etkinlik boyunca park alanında müzik dinletisi, flamenko gösterisi, halk oyunları gösterileri, fiziksel ve zihinsel aktivite çalışmaları, tavla turnuvası ve kuşaklar arası bağları güçlendiren torun köşesi gibi pek çok çeşitli aktivite ziyaretçilerle buluşacak. Ziyaretçiler Alzheimer’ı VR Deneyim Alanı ile Yaşayacak Etkinlik alanında Sanovel “Aklımda” kampanyası konseptiyle stand ve kiosk alanları kurulacak; Aynı zamanda VR (Sanal Gerçeklik) deneyim alanı ile ziyaretçilere farkındalık deneyimi yaşatılacak. Ziyaretçiler, bu teknoloji sayesinde Alzheimer hastalarının günlük yaşamda karşılaştıkları zorlukları bizzat sanal gerçeklik gözlüğü vasıtasıyla deneyimleyerek hastalarla empati kurma fırsatı bulacaklar. “Merkezi Sinir Sistemi Alanındaki Deneyimimizle Hasta ve Hasta Yakınlarının Yanındayız” Toplum sağlığını iyileştirmeyi temel misyon edindiklerini belirten Sanovel Stratejik İş Birimi Müdürü Aydın Alsema, şirketin Alzheimer ve nöroloji alanındaki çalışmaları hakkında şu değerlendirmelerde bulundu: “Sanovel olarak 43 yıllık köklü geçmişimiz, geniş ürün portföyümüz, yenilikçi bakış açımız ile Türk ilaç sektörüne yön vermeye devam ediyoruz. Merkezi Sinir Sistemi (MSS) alanında toplam pazarda ikinci sırada yer alan bir marka olarak, sadece tedavi edici çözümlerimizle değil, toplumsal farkındalık yaratan projelerimizle de öne çıkıyoruz. Alzheimer gibi hayatın en hassas dönemlerinde etkisini gösteren hastalıklarda en güvenilir paydaş olmayı ve bu alanda yenilikçi çözümleri takip ederek tıp dünyasına kazandırmayı sürdüreceğiz.. ‘Aklımda’ kampanyamızla, bu anlamlı günde ziyaretçilerimizin zihninde iz bırakmak ve toplumsal duyarlılığı en üst seviyeye taşımak için buradayız.” “Erken Tanı ve Toplumsal Destek Hayati Önem Taşıyor” Etkinliğin bilimsel ve toplumsal boyutuna dikkat çeken Etlik Şehir Hastanesi Nöroloji Kliniği Uzmanı ve Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şube Başkanı Doç. Dr. Özlem Bizpınar ise şunları söyledi: “Alzheimer, yalnızca bireyi değil, tüm aileyi ve çevreyi derinden etkileyen ve tedavi edilmediğinde ilerleyen nörolojik bir rahatsızlıktır. Türkiye Alzheimer Derneği Ankara Şubesi olarak amacımız, bu hastalıktan muzdarip bireylerin yaşam kalitesini yükseltmek, hasta yakınlarının yükünü hafifletmek ve toplumda 'sağlıklı yaşlanma' ile erken tanı bilincini yerleştirmektir. Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Sanovel’in değerli destekleriyle hayata geçirdiğimiz bu etkinlik, teorik bilgileri pratiğe dökerek toplumun her kesiminde empati duygusunu uyandırmak adına büyük bir adımdır. Unutmayalım ki Alzheimer ile mücadele, ancak toplumsal dayanışma ve farkındalıkla mümkündür.” Kritik Eşik: Erken Tanı ve Tedavi Devamlılığı Hafıza kayıplarının yaşlılığın olağan bir süreci olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Özlem Bizpınar, erken tanının ve tedavi devamlılığının önemine dikkat çekerek, “Erken evrede konulan teşhis, hastanın bağımsızlık süresini uzatmakta ve yaşam kalitesini korumaktadır. Hekim kontrolünde başlatılan tedavilerin aksatılmadan sürdürülmesi ise hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmada kritik bir eşiktir. Öte yandan Alzheimer, yalnızca hastayı değil, bakım sürecini üstlenen hasta yakınlarını da fiziksel ve psikolojik olarak derinden etkilemektedir. Bu nedenle hasta yakınlarının bilinçlendirilmesi ve desteklenmesi de sürecin en temel bileşenidir” diye konuştu. 19 Eylül’de Doğal Yaşam ve Atatürk Çocukları Parkı’nda saat 16:00'da ücretsiz olarak kapılarını açacak olan etkinlik, gün boyunca tüm halkın katılımına açık olacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri Başlıyor Haber

3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri Başlıyor

Nilüfer Belediyesi, koruyucu sağlık hizmetlerine dikkat çekmek ve toplumda sağlık bilincini güçlendirmek amacıyla “3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri”ni düzenliyor. 3-4-5 Eylül tarihlerinde düzenlenecek etkinlikler; Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde vatandaşlarla buluşacak. Her gün saat 10.00’da başlayacak programlar, 17.00’ye kadar devam edecek. KORUYUCU SAĞLIK VE EŞİT ERİŞİM VURGUSU Sağlıklı bir toplumun temelinin koruyucu hekimlik ve erken farkındalıktan geçtiğini belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Nilüfer’de herkesin eşit, nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmetine ulaşabilmesini çok önemsiyoruz. Üç gün boyunca uzman hekimler ve sağlık çalışanları eşliğinde sunacağımız ücretsiz taramalar, atölyeler ve bilgilendirici söyleşilerle hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Tüm vatandaşlarımızı Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde, Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ne bekliyoruz” dedi. ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMALARI Etkinlik boyunca alanda kurulacak sağlık noktalarında uzmanlar tarafından ücretsiz taramalar gerçekleştirilecek. Ziyaretçiler; göz ve işitme testleri, denge ve skolyoz kontrolleri, solunum fonksiyon testi, karbonmonoksit (CO) ölçümü, vücut kitle endeksi ile kan şekeri ve tansiyon ölçümlerini yaptırabilecek. Ayrıca Footbalance cihazı ile düz tabanlık ve duruş bozukluğu analizi, cilt analizi, diş muayenesi, basit fizik tedavi uygulamaları ve sigarayı bırakmak isteyenler için danışmanlık hizmeti sunulacak. HEM ÇOCUKLARA HEM YETİŞKİNLERE YÖNELİK ATÖLYELER VE SÖYLEŞİLER 3. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri kapsamında sağlıklı yaşam alışkanlıklarını pekiştirecek pratik atölyeler de düzenlenecek. Yetişkinler için paketli gıdalarda etiket okuma, detoks içecekleri hazırlama, pilates, sanat terapisi ve sinema gösterimleri yapılırken; çocuklar için de eğlenceli el yıkama, doğru diş fırçalama, sağlıklı beslenme tabağı hazırlama ve organları tanıma atölyeleri yer alacak. Katılımcılar ayrıca okçuluk ve cornhole gibi sportif aktiviteler de katılabilecek. Program dâhilinde düzenlenecek söyleşilerde ise uzman konuklar eşliğinde “Obezite ile Mücadele ve Sağlıklı Beslenme” ile “Estetik ile İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar” başlıkları ele alınacak. FARKINDALIK VE DAYANIŞMA STANTLARI Etkinlik alanında sivil toplum kuruluşları ve Nilüfer Belediyesi’nin bilgilendirme stantları da yer alacak. Ziyaretçiler organ bağışı, Onkoday kanser bilgilendirmesi, Yeşilay, Çölyakla Yaşam Derneği, NİLKOOP, doğru ilaç ve prospektüs kullanımı gibi konularda bilgi alabilecek. Ayrıca Nilüfer Belediyesi’nin Anne Taksi, Gezici Sağlık Hizmeti, Evde Sağlık, Yeni Doğan ve Bebek Bakımı, Nilüfer95, Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi, Olgun Gençlik Merkezi, Tekerlekli Sandalye Tamir Evi ve hayvan sahiplendirme gibi sosyal projeleri de vatandaşlara tanıtılacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Atıştırmalıklara İlgi Artıyor, Hurma Öne Çıkıyor! Haber

Doğal Atıştırmalıklara İlgi Artıyor, Hurma Öne Çıkıyor!

Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de dikkat çekici etkileri bulunduğunu, bilimsel araştırmaların doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini kaydeden Konuk, “Özellikle gebeliğin son haftalarında hamile kadınlar için kullanımı önerilir.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi Rektör Danışmanı ve Moleküler Biyoloji ve Genetik (İngilizce) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhsin Konuk, 21 Temmuz Abur Cubur Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Hurma temiz içerikli doğal bir enerji kaynağı Tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklardan uzaklaşarak hurma gibi doğal besinlere yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Tüketicilerin ultra işlenmiş atıştırmalıklar yerine hurmaya yönelmesinin temel nedeni; hurmanın kan şekerini aniden yükseltmeden doğal ve uzun süreli enerji sağlaması, lif açısından zengin olması ve kanser ile obezite gibi hastalıkları tetikleyen yapay katkı maddelerinden tamamen arınmış ‘temiz içerikli’ bir gıda olmasıdır.” dedi. Hurma besleyici bir meyvedir ancak mucizevi bir besin değildir Hurmanın son yıllarda "süper gıda" olarak anıldığını ancak bu kavramın doğru değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Konuk, “Hurma, zengin lif, vitamin, mineral ve antioksidan profiliyle oldukça besleyici bir meyvedir. Kan şekerini hızla yükseltebilen yüksek fruktoz ve glukoz içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Sağlıklı bir beslenmede değerli bir tamamlayıcıdır ancak tek başına mucizevi bir ‘süper gıda’ olarak görülmemelidir.” diye konuştu. Hurmanın yüksek diyet lifi sayesinde sindirim sistemini desteklediğini ve uzun süre tokluk hissi sağladığını söyleyen Prof. Dr. Konuk, şöyle devam etti: “Yüksek diyet lifi (özellikle pektin) içerdiği için bağırsak hareketlerini düzenler, sindirime yardımcı olur ve uzun süre tok tutarak kilo kontrolünü kolaylaştırır. Hücre yenilenmesi ve sinir sistemi için faydalı olan B6 vitamini açısından zengindir ve az miktarda A, C ve K vitaminleri ile folat (B9) içerir. Kalp ritmini ve kan basıncını dengelemeye yardımcı olan potasyum, kas ve kemik sağlığını destekleyen magnezyum, kansızlığı önlemeye ve vücuttaki oksijen taşıma kapasitesini artırmaya katkı sağlayan demir ile kemik ve diş minesinin güçlenmesinde kritik rol oynayan kalsiyum ve fosfor içerir.” Rafine şekere alternatif olabilir ancak miktarına dikkat edilmeli Hurmanın beyaz şekere göre çok daha besleyici bir alternatif olduğunu belirten Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Hurma; içerdiği lifler, vitaminler ve minerallerle rafine şekere göre besin değeri yüksek, harika bir alternatif olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, hurma yüksek oranda doğal şeker içermektedir. Hurma şeker alternatifi olarak kullanılacaksa, hamur işlerinde, keklerde ve tatlılarda püre haline getirilerek veya hurma özü/şurubu formunda beyaz şekere alternatif olarak kullanılabilir.” şeklinde konuştu. Kan şekeri kontrolü açısından da önemli uyarılarda bulunan Konuk, "Günlük porsiyon kontrolü mutlaka yapılmalıdır. Yaklaşık üç orta boy hurma bir porsiyon olarak kabul edilebilir. Kan şekerinin ani yükselmesini önlemek amacıyla ceviz, badem gibi yağlı tohumlarla veya süt, yoğurt gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesi önerilir. Bu kombinasyonlar şekerin kana karışma hızını yavaşlatmaktadır." dedi. Sporcular için doğal performans desteği sağlayabilir Hurmanın özellikle spor yapan bireyler için güçlü bir enerji kaynağı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Konuk, “İçeriğindeki yüksek lif, doğal şeker (fruktoz ve glukoz), potasyum ve magnezyum sayesinde sporcular ve aktif bireyler için mükemmel bir doğal enerji kaynağıdır. Sindirimi kolaydır, mideyi yormadan kas glikojen depolarını hızla doldurur ve gün içi enerji düşüşlerini engeller. Hurma, içerdiği karbohidratın yanında protein ve sağlıklı yağ kaynaklarıyla desteklendiğinde kas onarımını hızlandıran ve tokluk süresini uzatan kusursuz bir ara öğüne dönüşebilir. Antrenmandan 30-45 dakika önce tüketilen 1 porsiyon hurma egzersiz performansını zirveye taşımak için gereken enerjiyi sağlar.” ifadesinde de bulundu. Doğal beslenme kronik hastalık risklerini azaltmaya katkı sağlayabilir Doğal ve lif bakımından zengin besinlerin ağırlıkta olduğu beslenme modelinin birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sunduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, “Hurma gibi doğal ve lifli besinlerin ağırlıkta olduğu bir beslenme modeli, rafine şeker alımını azaltarak insülin direnci ve obezite gibi risklerin düşürülmesine yardımcı olur. Ayrıca kan basıncını düzenler, sindirimi iyileştirir ve zengin antioksidan yapısıyla kronik inflamasyonu baskılar. Yüksek potasyum ve çözünür lif içeriği sayesinde kan basıncını dengelemeye ve kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye destek olur. Doğal bir tatlandırıcı alternatifi sunarak şeker krizlerini engeller. Hurma, lif yapısı sayesinde düşük-orta glisemik indekse sahiptir. Bu sayede kan şekerinde ani dalgalanmalar yaratmadan dengeli bir enerji sağlar.” diye konuştu. Kanser ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine katkıda bulunuyor Bağırsak sağlığı açısından da önemli katkılar sunduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, "Yüksek posa oranı bağırsak hareketlerini düzenleyerek kabızlık gibi sorunların önlenmesine yardımcı olur. Prebiyotik etkileri sayesinde yararlı bağırsak bakterilerinin gelişimini destekler. Midede uzun süre kalarak tokluk hissini artırır ve sağlıksız atıştırmalık tüketiminin azalmasına katkıda bulunur. Yapısındaki fenolik bileşikler ve flavonoidler gibi güçlü antioksidanlar, vücudu serbest radikallerin hasarına karşı koruyarak kanser ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların önlenmesine katkıda bulunur.” şeklinde sözlerini sürdürdü. Hurma doğum sürecini destekleyebilir Hurmanın gebeliğin son dönemlerinde de dikkat çekici etkileri bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhsin Konuk, bilimsel araştırmaların doğum sürecini destekleyebileceğine işaret ettiğini söyledi. Prof. Dr. Konuk, "Hurma, içerdiği oksitosin benzeri bileşikler ve oksitosin reseptörlerini uyarıcı etkisi sayesinde rahim kaslarını harekete geçirir. Bu doğal mekanizma rahim ağzının kolayca açılmasına, doğum eyleminin hızlanmasına ve doğum sonrası kanamaların azalmasına yardımcı olabilir." dedi. Bilimsel çalışmalarda gebeliğin son haftalarında hurma tüketiminin olumlu sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Konuk, “Rahim ağzını uyararak tıbbi müdahaleye (suni sancı/oksitosin iğnesi) olan ihtiyacı azaltabilir. Doğum sırasındaki kasılmaların düzenli ve verimli geçmesine destek olur. Doğum sonrasında rahmin toparlanmasını kolaylaştırarak kanama riskini düşürebilir. Yüksek lif, vitamin ve mineral içeriğiyle doğum anında ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlar. Hamileliğin son dönemlerinde (genellikle son birkaç hafta) hurma tüketimi bu hormonal etkiler nedeniyle uzmanlar tarafından sıklıkla önerilmektedir.” diye konuştu. Meryem Suresi'ndeki hurma vurgusu dikkat çekici Hurmanın kutsal metinlerde de yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Muhsin Konuk, Meryem Suresi'nde Hz. Meryem'e doğum sırasında hurma yemesinin tavsiye edildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Konuk, "Meryem Suresi 25. ayette Hz. Meryem'e, 'Hurma ağacını kendine doğru silkele ki üzerine taze, olgun hurmalar dökülsün. Ye, iç, gözün aydın olsun.' buyrulmaktadır. Hurma tüketen kadınlarda rahim ağzı olgunlaşması, tüketmeyen gruba göre daha olumlu olmuştur. Hurma meyvesi 13 hayati madde ve 5 çeşit vitamin, yağ asidi ve şeker içerir. Bu nedenle, mineraller açısından zengin olan bu meyve, enerji verici ve besleyici bir gıdaya ihtiyaç duyan hamile kadınlar için önerilir. Hurma ayrıca, rahmin hazırlanmasında ve rahim ağzının olgunlaşmasında etkili olan östrojen ve progesteron hormonlarını da etkiler. Hurma meyvesi enerji verici ve besleyici bir madde olduğundan, özellikle gebeliğin son haftalarında olmak üzere, hamilelik döneminde hamile kadınlar için kullanımı önerilir.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yaşlılara Babalar Günü Ziyareti Haber

Yaşlılara Babalar Günü Ziyareti

Nilüfer Belediyesi, Babalar Günü öncesinde belediyeye bağlı huzurevleri ile Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi’nde kalan babalara yönelik ziyaret programı gerçekleştirdi. Ziyaretlere Nilüfer Belediye Başkan Vekili Metin Tunçel de katıldı. Program kapsamında ilk olarak Nilüfer Belediyesi İnci ve Taner Altınmakas Huzurevi’ne gidildi. Ardından Nilüfer Belediyesi Lions & Ercan Dikencik Alzheimer Hasta Konuk Evi’ndeki babalarla bir araya gelindi. Ziyaretin son durağı ise Nilüfer Belediyesi İzzet Şadi Sayarel Huzurevi oldu. Tesislerde kalan babalarla tek tek selamlaşan ve sohbet eden Nilüfer Belediye Başkan Vekili Metin Tunçel, günün anısına kendilerine hediyeler verdi. “BÜYÜKLERİMİZİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Ziyaretler sırasında yaşlılarla yakından ilgilenen Nilüfer Belediye Başkan Vekili Metin Tunçel, belediye olarak her zaman huzurevi sakinlerinin yanında olduklarını belirterek, “Babalar Günü öncesinde huzurevlerimizde ve konuk evimizde kalan değerli büyüklerimizi ziyaret etmek, onlarla sohbet etmek istedik. Bizler için onların tecrübeleri ve varlıkları her zaman çok kıymetli. Nilüfer Belediyesi olarak buralarda konaklayan vatandaşlarımızın huzurlu ve rahat bir ortamda yaşamlarını sürdürmeleri için çalışıyoruz. Bugün de onların yüzünü biraz olsun güldürebildiysek ne mutlu bize. Tesislerimizde kalan tüm babalarımızın ve büyüklerimizin Babalar Günü’nü kutluyor, hepsine sağlıklı ömürler diliyorum” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Google, Kamu Sektörünün Yapay Zeka Destekli Dönüşümünü Hızlandıracak Yol Haritasını Açıkladı Haber

Google, Kamu Sektörünün Yapay Zeka Destekli Dönüşümünü Hızlandıracak Yol Haritasını Açıkladı

Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen AI Tomorrow Summit'te Google, Türkiye'yi kamu yönetimi ve hizmetleri inovasyonunda bölgesel bir lider haline getirmek üzere tasarlanan kapsamlı stratejik girişimini duyurdu. Bu taahhüt, 2 milyon dolarlık yeni Google.org desteğini ve bilinçli yapay zeka kullanımı yoluyla önemli ekonomik ve sosyal değer yaratmayı hedefleyen "Kamu için Yapay Zeka" politika yol haritasını içeriyor. Google Türkiye Kamu İlişkileri ve Politikaları Direktörü Tolga Sobacı, “Dünya genelinde vizyoner hükümetler, kamu hizmetlerinde devrim yaratmak ve yeni nesil ekonomik değerlerin önünü açmak için yapay zekayı ölçeklendiriyor. Güçlü dijital altyapısı ve dinamik yetenek havuzuyla Türkiye, bu küresel dalgaya liderlik etmek için benzersiz bir konuma sahip. Küresel bir hiper ölçekleyiciden gelecek olan ve geçtiğimiz yıl duyurulan yerel Google Cloud bölgemiz, bu dijital geleceğin temel yapı taşını oluşturacak.” Türkiye için “Üçlü Yapay Zeka Getirisi” PwC tarafından hazırlanan yeni “Kamu için Yapay Zeka” raporunda, gelişmekte olan pazarlar için sunulan büyük fırsatlar verilerle ortaya konarken, Türkiye'ye özel bulgular da bugün ilk kez paylaşıldı. Rapor, kamu sektörünün yapay zekayı öncü bir şekilde benimsenmesinin 2035 yılına kadar ülke ekonomisi için “üçlü bir getiri” sağlayabileceğini öngörüyor: Mali Güç: Bütçe açığında %12'ye varan oranda potansiyel bir daralma. Kamu Hizmeti Verimliliği: Kamu yönetiminde üretkenliğin %3'e varan oranda artması. Ekonomik Refah: GSYİH'de %3'e varan oranda potansiyel artış ve hanehalkı gelirinde %2'ye varan oranda artış . Kamu güvenliği ve sağlık hizmetlerinin desteklenmesi Politika vizyonumuzu somut eylemlere dönüştürmek amacıyla, toplumsal faydaya odaklanan iki yüksek öncelikli projeye finansal ve teknik destek sağlayan 2 milyon dolarlık bir Google.org taahhüdüyle bu potansiyeli daha da güçlendiriyoruz: Deprem İzleme: Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'ne (KRDAE) sağlanan Google Cloud kredilerini de içeren fon, enstitünün ulusal sismik ağını modüler bir yapay zeka algoritmasıyla otomatikleştirecek. Bu sayede deprem izleme ve erken uyarı sistemlerinin hızı ve hassasiyeti önemli ölçüde artırılacak. Sağlıkta Erken Teşhis: Yapay Zeka Ekosistemi Derneği'nin “Türk-Ses” projesine Google Cloud kredilerini de içeren bir destek veriliyor. Bu açık kaynaklı yapay zeka platformu, ses kayıtlarını analiz ederek Alzheimer gibi nörobilişsel bozuklukların erken teşhisini mümkün kılmayı ve erken tıbbi müdahaleyi kolaylaştırmayı hedefliyor. Desteklenen bu son fonla birlikte, Google.org’un 2016 yılından bu yana Türkiye’deki kar amacı gütmeyen kuruluşlara sağladığı toplam destek; 7 milyon dolardan fazlası nakdi, 61 milyon dolardan fazlası ayni yardım olmak üzere toplam 69 milyon ABD dolarına ulaştı. Gelecek için stratejik bir yol haritası "Türkiye için Yapay Zeka" yol haritası üç temel alana odaklanıyor: Kamuda bilinçli yapay zeka entegrasyonu, inovasyonu destekleyen politikalar ve geniş ölçekli yetkinlik kazandırma. Bu yolda öncülük etmek için bulut odaklı, yapay zekayı önceliklendiren politikalar, modern veri sistemleri ve destekleyici yasal düzenlemeler anahtar rol oynuyor. Google, yapay zekanın sorumlu bir şekilde yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla halihazırda kamu görevlileri ve kamu sektörü liderlerine yönelik uzmanlık eğitimleri konusunda da işbirliği yapıyor. Bu stratejinin bir sonraki aşaması; eğitim, lojistik ve siber güvenlik alanlarında yapay zeka ve bulut çözümlerini ölçeklendirerek dijital güveni inşa etmeyi ve ihracat rekabetçiliğini artırmayı kapsıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.