Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Amp

Kapsül Haber Ajansı - Amp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Amp haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sadettin Saran’dan Memleketi Kırıkkale’ye Anlamlı Yatırım Haber

Sadettin Saran’dan Memleketi Kırıkkale’ye Anlamlı Yatırım

Türkiye genelindeki 28. spor salonu, Saran Group Onursal Başkanı ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran’ın ev sahipliğinde memleketi Kırıkkale’de açıldı. Kırıkkale Osman Gazi Fen Lisesi bünyesinde inşa edilen ve adını Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten alan Atatürk Spor Salonu’nun açılış törenine, Kırıkkale Vali Yardımcısı Ahmet Sait Kurnaz, Kırıkkale Belediye Başkanı Ahmet Önal, Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürü Rahmi Güney, AK Parti Kırıkkale İl Başkanı Engin Pehlivanlı, FB Kulübü yönetim kurulu üyeleri ve Saran Group yöneticileri katıldı. Saran Group’un uzun yıllardır sürdürdüğü “Gençler Parkede” sosyal sorumluluk projesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinde hayata geçirilen spor salonları, gençlerin sporla buluşmasını ve sağlıklı bireyler olarak yetişmesini hedefliyor. Kırıkkale’de açılan yeni spor salonu ile öğrencilerin modern ve donanımlı bir spor alanına erişimi sağlanarak fiziksel gelişimlerinin yanı sıra disiplin, takım ruhu ve özgüven kazanmalarına katkı sunulması amaçlanıyor. Tesis, öğrencilerin yanı sıra bölgedeki gençlerin de kullanımına açık olacak şekilde planlandı ve projenin tamamlanmasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na devredildi. Saran Group Onursal Başkanı ve Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, açılışta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Kırıkkale benim memleketim ve burada gençler için kalıcı bir yatırım yapabilmek benim için her zaman ayrı bir anlam taşıyor. 26 yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde spor salonları açıyoruz çünkü sporun gençlerin hayatında ne kadar dönüştürücü bir rolü olduğuna inanıyoruz. Spor, sadece fiziksel gelişim değil; disiplin, özgüven ve birlikte başarma kültürü demek. Bu değerler aynı zamanda Fenerbahçe’nin de temelinde var. Biz bu anlayışla sadece spor salonları değil, bugüne kadar 8 okul ve 4 etüt merkezini de hayata geçirdik. Amacımız çok basit: Gençlere fırsat vermek. Onlara iyi imkânlar sunarsanız, gerisini zaten onlar başarıyor. Kırıkkale’de açtığımız bu salonun da birçok gencin hayatına güzel bir şekilde dokunacağına inanıyorum. Saran Group, spor ve eğitim alanında hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projeleriyle gençlerin gelişimine katkı sunmaya ve Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam etmektedir. “Gençler Parkede” projesi kapsamında açılan spor salonları, Türkiye’nin farklı illerinde binlerce öğrencinin sporla tanışmasına ve daha sağlıklı bireyler olarak yetişmesine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğal Taşın Kalbi İzmir’de Atıyor Haber

Doğal Taşın Kalbi İzmir’de Atıyor

. Yüzden fazla ülkeden bine yakın katılımcıyı buluşturan fuarın açılış töreninde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Daha fazla iş birliği, daha fazla ortak akıl ve daha fazla cesaret” çağrısıyla geleceğe güçlü bir mesaj verdi. Dünya doğal taş sektörünün öncü buluşması Marble İzmir - Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı, 31’inci kez kapılarını açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen 31. Marble İzmir, sektörün profesyonellerini bir araya getirdi. Açılış törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay’ın yanı sıra Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, Afyonkarahisar Valisi Dr. Naci Aktaş, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Cumhuriyet Halk Partisi İzmir Milletvekili Seda Kaya Ösen, il ve ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, büyükelçiler, oda ve birlik başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çok sayıda sektör profesyoneli katıldı. Açılış töreni, 31 yıldır dünya fuarcılığında marka haline gelen Marble İzmir’in tarihini, gücünü ve doğal taş sektörünü anlatan etkileyici bir performansla başladı. Sinematografik anlatı, sanatçıların büyüleyici müzik ve dans gösterileriyle zenginleşti. “Bir hayaldi, dünya markası haline geldi” Fuarın açılış konuşmasını yapan Başkan Dr. Cemil Tugay, Marble İzmir’in hikayesinin 37 yıl önce, büyük bütçeler ve imkanlar olmadan başladığını belirterek, “Elinde numuneyle fuar gezen, uzaktan stantlara bakıp ‘biz de yaparız’ diyen insanların inancıyla ilk adım atıldı. 1989’da İzmir Enternasyonal Fuarı’nda atılan bu adım, bugün dünyanın en büyük doğal taş buluşmalarından birine dönüştü. O günlerde bir hayaldi; bugün ise bir dünya markası haline geldi. Geçtiğimiz yıl Marble İzmir’i, 128 ülkeden 60 bini aşkın ziyaretçiyle tamamladık. Bu yıl ise Türkiye’nin 41 ilinden, 28 farklı ülkeden bine yakın katılımcıyla, 150 bin metrekareyi aşan dev bir alanda yeniden buluşuyoruz. Marble İzmir’in hikayesi bir avuç insanın emeğiyle başladı, bugün ise dünyanın sayılı organizasyonlarından biri haline geldi. Yarın ne olacağı ise bizim bugün ne yaptığımıza bağlı” diye konuştu. “Herkes aynı hedefe odaklanmadıkça bu potansiyel açığa çıkmaz” Marble İzmir’in hem kent hem de ülke ekonomisine önemli katkı sağladığını vurgulayan Başkan Tugay, “Türkiye’nin doğal taş ihracatını çok daha yukarıya taşıyabiliriz. Bunun için daha fazla iş birliği, daha güçlü bir ortak akıl ve daha fazla cesaret gerekiyor. Kamu, özel sektör, odalar ve dernekler aynı hedefe odaklanmadıkça bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya koymamız mümkün değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak bu sorumluluğun farkındayız. İZFAŞ ile birlikte bu platformu büyütmeye ve uluslararası etkisini artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. “Sektörün duayen isimlerinin adı yaşatılacak” Sektörün duayen isimlerinin adlarının ölümsüzleştirileceğini belirten Başkan Tugay, “İzmir, vefalı bir şehirdir. Kıymetini bilenin kıymetini her zaman bilmiştir. Bu anlayışla, fuarımıza değer katan isimleri onurlandırarak ilerlemeye devam ediyoruz. Daha önce sektörün duayen isimlerinden merhum Raif Türk’ün adını Fuar İzmir’deki meydanımıza vererek bir vefa örneği sergilemiştik. Bugün de aynı vefa duygusuyla merhum Erdoğan Akbulak, Kemal Arslan ve Mehmet Turgut Bekişoğlu’nun isimlerini Fuar İzmir’deki konferans salonlarına vererek kalıcı hale getiriyoruz. Çünkü bu başarı hikayesi, yıllar boyunca emek veren insanların eseridir” dedi. Başkan Tugay, bu yıl doğaya katkı sağlamak amacıyla katılımcılar adına fidan dikildiğini de belirtti. Bakan Bolat: “Dünya sarsılıyor ama işte Marble İzmir yapılıyor” Açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Türkiye’nin doğal taş ihracatında dünyanın ilk üç ülkesi arasında yer aldığını belirterek Marble İzmir’in bu başarıya önemli katkı sunduğunu ifade etti. İzmir’in Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olduğunu vurgulayan Bolat, “Küresel doğal taş sektörünün en önemli buluşmalarından biri olan Marble İzmir’deyiz. İZFAŞ’ın başarılı organizasyonuyla gerçekleşen bu fuar, dünya çapında ilk üç arasında yer alan, iftihar ettiğimiz organizasyonlardan biridir. Simgeleşmiş bir fuar haline gelen Marble İzmir, doğal taş sektöründe üretici ve alıcıları buluşturan önemli bir merkezdir. Bu yıl yüzden fazla ülkeden bine yakın katılımcı firma yer alıyor, 70 bin ziyaretçi bekleniyor. Savaşların yaşandığı, dünyanın ekonomik olarak sarsıldığı bir dönemdeyiz. Ama işte Marble İzmir yapılıyor” dedi. Bolat ayrıca, İzmir’in tarih boyunca ihracatın merkezi olduğunu belirterek, “Osmanlı döneminde de dünyaya açılan bir pencere olan İzmir, Cumhuriyet döneminde de bu rolünü sürdürdü. 2025 yılında 22,5 milyar dolar ihracat ve 12,9 milyar dolar ithalat gerçekleştiren kent, dış ticaret fazlası veren nadir şehirlerden biridir. Bu güzide şehir, savaşa rağmen bu yılın ilk üç ayında da 5,3 milyar dolarlık ihracatla ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etti” ifadelerini kullandı. Vali Elban: İhracat yeni maden sahalarıyla değil inovatif tasarımlarla artacak İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, “Uluslararası fuarcılığın başladığı bir şehirdeyiz. Mermer ve doğal taş sektörü, ‘ekmeğini taştan çıkaran’ bir anlayışla yola çıktı, ancak bugün çok daha özel ve katma değerli bir alana evrildi. Doğal taş ve makine ihracatını birlikte değerlendirdiğimizde 3 milyar dolar seviyesine ulaştık. Hedefimizin 10 milyar dolar olduğuna inanıyorum. Bu hedefe ulaşmak için yeni maden sahalarına değil, daha katma değerli ve inovatif tasarımlara ihtiyaç var. Geçmişte makinede dışa bağımlıyken bugün sektörün kullandığı makinelerin tamamı yerli üretim haline geldi” şeklinde konuştu. Bakan Yardımcısı Tancan: Anadolu mirasını dünya vitrinine çıkarıyoruz Türkiye’nin maden zenginliğine dikkat çeken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, “Bugün burada yalnızca ticari bir organizasyon için değil, Anadolu’nun binlerce yıllık mirasını, emeğini ve teknolojisini dünya vitrinine taşımak için bulunuyoruz. Marble İzmir, sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından sektör temsilcilerini buluşturan önemli bir organizasyon haline geldi. Türk mermerleri, dünyada pek çok alanda kullanılan ve tanınan ürünler arasında yer alıyor. Ülkemiz, dünya doğal taş ihracatında ilk üç ülke arasında bulunuyor ve sektördeki gücünü her geçen gün artırıyor. Bu fuarın, sektörün gelişimine katkı sağlayacağına ve önemli ticari iş birliklerine zemin hazırlayacağına gönülden inanıyorum” dedi. Şimşek: Sevgi Yolu’nda 7 firmalı fuardan bugüne geldik Tüm Mermer, Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği Başkanı Hanifi Şimşek, Sevgi Yolu’nda 7 firmayla bu fuarın temellerinin atıldığını belirterek, fuarla birlikte sektörün de büyüdüğünü vurguladı. Şimşek, 30 yıl önce makine ithal ederken bugün mermer ihraç eden bir konuma geldiklerine işaret etti. Sektörün profesyonelleri İzmir’de buluştu Fuar İzmir’de 150 bin metrekareyi aşan açık ve kapalı alanda gerçekleşen Marble İzmir, üretimden tasarıma, teknolojiden ticarete kadar doğal taş sektörünün tüm bileşenlerini bir araya getirdi. Marble İzmir 14 – 17 Nisan tarihleri arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelen firmaların yanı sıra dünyanın farklı coğrafyalarından katılımcıları, Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan, Meksika, Rusya ve Avrupa ülkeleri olmak üzere farklı coğrafyalardan nitelikli alıcılar ve sektör profesyonelleriyle buluşturacak. D-ESIGN Arena ile tasarım ve deneyim odağı D Holü, bu yıl “D-ESIGN Arena” konseptiyle yeniden düzenlenerek fuarın en dinamik alanlarından biri haline geldi. Tasarım, sanat ve ticaretin buluştuğu alanda; mimar, akademisyen ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Marble Talks söyleşileri, iş görüşmeleri ve çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Doğal taşın sanatsal yönünü öne çıkaran Heykel Çalıştayı’nda ortaya çıkan eserler fuar süresince sergilenirken, fuar sonrası İzmir’in farklı noktalarına yerleştirilerek kentin kültürel yaşamına katkı sunması hedefleniyor. Marble İzmir kapsamında düzenlenen 8. Uluslararası Doğal Taş Tasarım Yarışması ise sektörün katma değerli dönüşümünü desteklemeye devam ediyor. Bu yıl 8 ülkeden 67 üniversiteden öğrencilerin katılımıyla seçilen 724 proje arasından finale kalan 19 tasarım da D Holü’nde sergileniyor. Uluslararası iş birlikleri güçleniyor İtalya Mermer Makineleri Üreticileri Konfederasyonu ile yapılan iş birliği, makine ve teknoloji alanında Avrupa ile yeni ticari ve teknik açılımlar sağlarken, fuarın uluslararası konumunu güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle bilgi ve teknoloji paylaşımının artırılması ve Türk doğal taş sektörünün küresel rekabet gücünün geliştirilmesi amaçlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ülker’e Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası Haber

Ülker’e Eşit İşe Eşit Ücret Sertifikası

Türkiye’nin lider gıda şirketi Ülker, “Eşitİş, Eşitİz / Equal Work, Equal Worth” anlayışıyla fırsat eşitliğini, adil ve şeffaf ücretlendirme politikalarını kurum kültürünün ayrılmaz parçası olarak konumlandırıyor. Kapsayıcı ve sürdürülebilir insan kaynakları uygulamalarıyla iş dünyasına örnek olmayı hedefleyen Ülker, İsviçre merkezli Uluslararası Eşit Ücret Derneği (EQUAL-SALARY Foundation) tarafından yürütülen kapsamlı değerlendirme sürecini başarıyla tamamladı. Kadın ve erkek çalışanlar için eşit işe eşit ücret ilkesi uygulandığını; ücret farklarının objektif kriterlerle açıklandığını bağımsız denetimle uluslararası düzeyde belgeleyen Ülker, Türkiye’de 5 binin üzerinde çalışanı bulunan tüm şirketler arasında Eşit Ücret Sertifikası (Equal-Salary Sertifikası) alan ilk şirket oldu. Şirket ayrıca, dünya genelinde atıştırmalık sektöründe 5 binin üzerinde çalışanı bulunan Eşit Ücret sertifikalı ilk şirket unvanını elde etti. Ücret eşitliği, kapsamlı analizlerle ortaya kondu Bağımsız bir denetim firması tarafından yürütülen sürece, beyaz ve mavi yaka toplam 5 bin 379 Ülker çalışanı dahil edildi. Kadın ve erkek çalışanlara eşit işe eşit ücret ilkelerinin uygulandığı; ücret farklılıklarının da objektif ve anlamlı göstergelerle açıklandığı ortaya konmuş oldu. Ülker İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı Eylem Özgür, eşit işe eşit ücret yaklaşımının uluslararası bir sertifikayla belgelenmesinin, kapsayıcılık ve eşitlik anlayışlarının bir göstergesi olduğunu belirtti. Özgür, ayrıca şu değerlendirmelerde bulundu: “Fırsat eşitliği ve kapsayıcılık, Ülker’in sürdürülebilirlik yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Bu uluslararası ve bağımsız tescil, Ülker’de fırsat eşitliği ve kapsayıcılığın bir hedeften öte yerleşmiş ve ölçülebilir bir kurum standardı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Eşit Ücret Sertifikası’na hak kazanmakla, yalnızca kendi kurumumuz adına değil, faaliyet gösterdiğimiz alanda da güçlü bir örnek oluşturduk. Bu başarı, küresel ölçekte sektörün kapsayıcılık, çeşitlilik ve eşitlik odağında somut göstergelerle dönüşümüne katkı sağlayacaktır. Ülker olarak geleceğin iş dünyası standartlarını da belirleyen, eşitliği kurum kültürünün ayrılmaz bir parçası haline getiren öncü uygulamalar geliştirmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gençler Gıda Güvenliği Ve Sürdürülebilir Sofralar İçin Farkındalık Podcast’i Hazırladı  Haber

Gençler Gıda Güvenliği Ve Sürdürülebilir Sofralar İçin Farkındalık Podcast’i Hazırladı 

Öğrenciler yayını hazırlarken gıda mühendisi, ziraat mühendisi ve doktor konukların görüşlerine de yer verdiler. Gençler yayında iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, sofraları ve insan sağlığını nasıl etkilediğine değindiler. Araştırdıkları bilgileri akranlarının ve ailelerin anlayacağı şekilde ilgi çekici bir içeriğe dönüştüren öğrenciler; topluma bir hafta boyunca mevsiminde yetişmiş ürünleri tercih etmeleri, mutfakta gıda israfını azaltmaları ve tabaklarını paylaşmaları için bir farkındalık çağrısı yaptı. İklim değişikliği sofraları ve insan sağlığını etkileyen toplumsal bir mesele Dünya Meteoroloji Örgütü verileri ortalama küresel sıcaklığın sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,2°C artmış olduğuna dikkat çekiyor. Son yıllar tüm dünyada kayıtlardaki en sıcak yıllar olarak ölçülüyor. Deniz suyu sıcaklıkları rekor seviyelere ulaşırken, aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Sel, kuraklık ve orman yangınları hem doğal yaşamı hem de tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Bu tablo, iklim krizinin yalnızca çevresel değil; ekonomik ve toplumsal bir mesele olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Genç sözcüler, bu çalışmayla 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) kapsamında; Açlığa Son (SKA 2), Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam (SKA 3), Sorumlu Üretim ve Tüketim (SKA 12) ve İklim Eylemi (SKA 13) hedeflerini pusula ediniyorlar. Küresel sorunlara yerel çözümler sunarak sürdürülebilir bir geleceğin inşasına katkı sağlıyorlar. Öğrencilerden sürdürülebilir sofralar için “Mevsiminde Tüketelim” çağrısı Bu küresel gerçeklik karşısında harekete geçen İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu 7. sınıf öğrencileri, “Küresel İklim Değişikliği ve Gıda Güvenliği” başlıklı bir podcast hazırlayarak bu soruna dikkat çektiler. Öğrenciler çalışmalarında iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, sofraları ve insan sağlığını da nasıl etkilediğini ele aldı. Yayın kapsamında bir ziraat mühendisi iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkilerini, bir gıda mühendisi gıdanın üretiminden soframıza gelene kadar uzanan süreçte yaşanan değişimleri, bir çocuk doktoru ise gıda güvenliğinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerini ve sonuçlarını değerlendirdi. Böylece konu, topraktan sofraya uzanan bütüncül bir perspektifle ele alındı. Devamında da öğrenciler bu soruna yönelik çözüm önerilerini oluşturup, paylaştılar. Uzmanlara göre çevre sorunlarına; araştıran, sorgulayan ve çözüm arayan bireyler olarak yaklaşan gençlerin hazırladığı içerikler çevrelerini olumlu yönde etkiliyor Bu çalışma ile gençler çevre sorunlarına pasif izleyici olarak değil; araştıran, sorgulayan ve çözüm arayan bireyler olarak yaklaşmayı hedeflediler. Yayın hazırlığı sırasında öğrencilere rehberlik eden öğretmenler; gençlerin kendi geleceklerini doğrudan ilgilendiren bir konuda inisiyatif almaları ve sorumluluk üstlenmelerinin, çevresel farkındalığın somut bir yansıması olduğunu belirtti. Uzmanlara göre gençlerin erken yaşta çevresel bilinç geliştirmesi, sürdürülebilir davranış alışkanlıklarının yaygınlaşmasında belirleyici rol oynuyor. Gençlerin ürettiği içerikler yalnızca akranlarını değil, ailelerini ve daha geniş toplumsal çevreyi de olumlu yönde etkileyebiliyor. “Değişim bugün başlarsa etkili olur, biz çözümün bir parçası olmayı seçtik” İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları Özel Dr. Natuk Birkan Ortaokulu öğrencileri, hazırladıkları podcast ile iklim krizine karşı seslerini yükselttiklerini ifade ettiler. Öğrenciler, iklim krizine karşı değişimin küçük ama kararlı adımlarla başlayacağını belirterek mevsiminde ürün tercih etmek, israfı azaltmak ve su ile enerjiyi dikkatli kullanmak gibi alışkanlıkların geleceği korumada önemli olduğunu vurguladı. Geleceğin yalnızca konuşulan bir kavram olmadığını, doğrudan kendi yaşamlarını şekillendirdiğini vurgulayan öğrenciler, bu nedenle sorumluluğu başkalarına bırakmak yerine çözümün parçası olmayı seçtiklerini belirttiler. Öğrenciler, değişimin yarın değil bugünden başlaması gerektiğini ve bu yayın ile çevrelerini bilgilendirmek ve çözüm önerilerini iletmek istediklerini ifade ettiler. İsteyen herkes öğrencilerin hazırladığı podcast’e İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları resmi podcast hesabından ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İBB’den Kentsel Dönüşümde Stratejik Hamle Haber

İBB’den Kentsel Dönüşümde Stratejik Hamle

İBB Meclisi’ne sunulan teklifle, güçlendirme ruhsatı alan binalar kira yardımı kapsamına alınırken; Bakanlığın kira yardımı vermediği İBB yetkisindeki riskli ve rezerv yapı alanlarında da yardım miktarları artırıldı. İBB, saha çalışmalarında kentsel dönüşümü yavaşlatan mali ve teknik engelleri gidermek adına mevcut uygulamalarında önemli düzenlemeler yaptı. Yapılan çalışma, özellikle kentsel dönüşüm alanlarındaki uzlaşma süreçlerini hızlandırmayı ve riskli yapıların tahliyesini kolaylaştırmayı hedefliyor. GÜÇLENDİRME ÇALIŞMALARI KAPSAMA ALINDI Düzenlemedeki en önemli yeniliklerden biri güçlendirme yöntemine yönelik oldu. İBB’nin “Hızlı Tarama” yöntemiyle incelenen ve statik açıdan riskli olduğu tespit edilen binalar için Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği standartlarına uygun güçlendirme ruhsatı alınması halinde, hak sahipleri kira yardımı sistemine dahil edilecek. Bu sayede, binasını tamamen yıkarak yeniden inşa etmek yerine teknik olarak güçlendirmeyi tercih eden vatandaşların üzerindeki mali yük hafifletilerek, güvenli yapı stokuna geçiş süreci desteklenecek. BAKANLIK DESTEĞİ OLMAYAN ALANLARDA GÜNCELLEME İkinci düzenleme ise Bakanlık tarafından kira yardımı yapılmayan “Riskli Alan” ve “Rezerv Yapı Alanı” sınırlarındaki binaları kapsıyor. Sadece İBB tarafından kira yardımı sağlanan bu riskli ve rezerv yapı alanlarında, mevcut tutarların İstanbul’daki kira rayiçleri karşısında düşük kalması nedeniyle miktarların artırılması talep edildi. Yapılacak kira artışı ile söz konusu riskli alanlardaki tahliye süreçlerinin hızlandırılması öngörülüyor. VERİLERLE İBB’NİN DÖNÜŞÜM DESTEĞİ İBB, bugüne kadar toplam 4.287 bağımsız birimde 5.223 hak sahibine 372.181.307,56 TL kira yardımı ödemesi gerçekleştirdi. Yeni düzenlemelerle birlikte, özellikle uzlaşma görüşmelerinin tıkandığı bölgelerde çözüm üretilmesi ve İstanbul’un deprem direncinin artırılması hedefleniyor. Süreç, İBB’nin yetki alanındaki projeler dahilinde şeffaf ve çözüm odaklı bir şekilde yönetilmeye devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke Haber

Türkiye’de İlk Örneklerden: Tamamen Proje Odaklı Dijital Yerleşke

İstanbul Rumeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı ve Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çevik, RUDIC’in kuruluş sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bilişim alanındaki bölümlerin tek bir yerleşkede toplanmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çevik, şöyle konuştu: “Bilişim disiplinleri artık çok hızlı değişen ve sürekli güncellenen bir alan. Bu nedenle eğitim ortamının da bu dinamizme uyum sağlaması gerekiyor. Bölümlerimizi tematik bir kampüste bir araya getirerek hem akademik iş birliğini güçlendirmek hem de öğrencilerimize daha odaklı bir öğrenme atmosferi sunmak istedik. Merkezi konum sayesinde öğrencilerimizin kampüse erişimini de kolaylaştırmayı hedefledik.” “Dersleri Laboratuvarda, Üreterek İşliyoruz” RUDIC’te uygulanacak eğitim modelinin proje odaklı olarak tasarlandığını vurgulayan Çevik, klasik ders anlatımının ötesine geçmeyi amaçladıklarını ifade etti: “Alan derslerimizin tamamını laboratuvar ortamında yürütüyoruz. Öğrencilerimiz yalnızca dinleyen değil; kod yazan, sistem kuran, problem çözen ve proje geliştiren bir sürecin içinde yer alıyor. Dört yıllık lisans eğitimleri boyunca toplam 30 proje üreterek mezun olmalarını planlıyoruz. Böylece teorik bilgiyi aynı anda pratiğe dönüştürme imkânı buluyorlar.” Bu yaklaşımın öğrencilerin mesleki özgüvenini artırdığını belirten Çevik, “Mezunlarımızın iş hayatına başladıklarında ‘ilk kez proje yapıyorum’ demelerini istemiyoruz. Üniversite sürecinde farklı ölçeklerde projelerle deneyim kazanmış olmalarını önemsiyoruz” dedi. Yapay Zekâ ve Veri İşleme İçin Güçlü Altyapı Kampüste iki bilgisayar laboratuvarının aktif olarak kullanıldığını ifade eden Çevik, teknik altyapının kademeli olarak güçlendirileceğini söyledi: “Yaz dönemi itibarıyla özellikle yapay zekâ ve veri işleme çalışmalarına yönelik yüksek performanslı bir araştırma ve uygulama sistemini devreye alacağız. Bu sistem, çoklu terminal yapısıyla öğrencilerimizin aynı anda ileri seviye projeler geliştirmesine imkân tanıyacak. Büyük veri analizi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ uygulamaları gibi alanlarda daha kapsamlı çalışmalar yapılabilecek.” “Sanayinin Gerçek Problemlerini Yapay Zekâ ile Çözmeyi Hedefliyoruz” RUDIC bünyesinde Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisinin de faaliyet gösterdiğini belirten Çevik, bu yapının üniversite-sanayi iş birliğini daha somut bir zemine taşıdığını ifade etti: “Bugün sanayi dünyasında ürün çeşitliliği ve pazar dinamikleri giderek artıyor. Bu durum işletmeler için oldukça karmaşık operasyonel süreçler ortaya çıkarıyor. Hızlı değişen bu ortamda şirketlerin yalnızca hızlı değil, aynı zamanda tutarlı kararlar alabilmesi gerekiyor. Kurduğumuz Yapay Zekâ ve Sektör Uygulamaları Ofisi ile sanayicilerin karşılaştığı gerçek problemleri merkeze alan bir çalışma modeli oluşturduk. Akademik bilgi birikimini saha deneyimiyle birleştirerek karmaşık süreçlerin yönetimi ve optimizasyonuna yönelik çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” Ofisin aynı zamanda eğitim modeliyle de doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü: “2025–2026 akademik yılında açılan Bilgisayar Bilimleri ile Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi bölümlerimiz bu çalışmaların akademik altyapısını oluşturuyor. Proje odaklı eğitim yaklaşımımız sayesinde öğrencilerimiz henüz eğitimleri devam ederken sektörün içinden gelen gerçek iş problemleriyle çalışıyor. Öğretim üyelerimizin rehberliğinde yürütülen bu çalışmalar, öğrencilerin teorik bilgilerini sahadaki dinamik koşullarda test etmelerine imkân tanıyor.” Bu modelin hem sektör hem de öğrenciler açısından önemli kazanımlar sağladığını belirten Çevik, “Şirketler üniversitenin araştırma kapasitesinden faydalanırken öğrencilerimiz de mezuniyet öncesinde iş dünyasının beklentilerini yakından tanıma fırsatı buluyor. Amacımız veri bilimini ve yapay zekâyı sanayinin hizmetine sunan sürdürülebilir bir iş birliği ekosistemi oluşturmak” dedi. “Uluslararası Modelleri İnceledik, Türkiye’ye Uyarladık” Proje temelli eğitim yaklaşımının teknoloji odaklı ülkelerde yaygın biçimde uygulandığını belirten Çevik, RUDIC modelinin bu örneklerden ilham aldığını ancak yerel ihtiyaçlara göre tasarlandığını vurguladı: “Dünyadaki iyi uygulama örneklerini inceledik. Teorik altyapıyı güçlü tutarken uygulamayı merkeze alan bir sistem kurduk. Ancak bunu doğrudan kopyalamak yerine Türkiye’nin eğitim dinamiklerine ve sektör beklentilerine uygun biçimde uyarladık. Amacımız sürdürülebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir bir model ortaya koymak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özdemir: Nilüfer bir kadın kentidir Haber

Özdemir: Nilüfer bir kadın kentidir

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kentteki kadın derneklerinin temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Nilüfer mahalle kadın dernekleri, Nilüfer Üretici Kadınlar Kooperatifi ve Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi üyelerinin katılımıyla gerçekleşen programa, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz ve Başkan Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de eşlik etti. Programda yaptığı konuşmada, Nilüfer’i bir kadın kenti yapma vizyonunu paylaşan Başkan Şadi Özdemir, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için üretim ve kooperatifleşme süreçlerinin önemine işaret etti. Nilüfer’i her zaman “bir kadın kenti” olarak tanımladıklarını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, kadınların günün her saatinde kendilerini güvenli ve huzurlu hissettikleri bir kent yaratma hedefini yineledi. Kadın derneklerinin üye sayılarının artması gerektiğini ifade eden Başkan Şadi Özdemir, “Asıl amacımız kadınların bütçelerine gelir taşımasını sağlamak. Kadın para kazanabildiği sürece özgürlüğünü kazanacaktır” dedi. SOSYAL BELEDİYECİLİKTE KADIN ODAKLI PROJELER Başkan Şadi Özdemir, kadınların sosyal hayata ve istihdama katılımını desteklemek amacıyla hayata geçirilen projeleri de anlattı. Göreve geldiklerinden bu yana iki yeni kreş açtıklarını, üçünün ise yapım aşamasında olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, “Kadın arkadaşlarımız rahat olsun. Tarlada çalışıyorsa tarlada, fabrikada çalışıyorsa fabrikada çalışsın. Serbest çalışıyorsa serbest çalışsın. Sosyalleşmek istiyorsa sosyalleşsin. Bu yatırımların diğer tarafı da şu; o çocukları düzgün, düzenli, disiplinli bir şekilde eğitiyoruz. Herkesin imrendiği 16 kişilik sınıflarda eğitimler veriyoruz” diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, büyük ilgi gören “Anne Taksi” uygulamasındaki araç sayısının artırılacağının müjdesini de vererek, “Hamile ve bebekli annelerin devlet hastanesi ulaşımlarını ücretsiz ve güvenli bir şekilde sağlamaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Programın sonunda, Başkan Şadi Özdemir, kadın dernekleri ve kooperatiflerinin kendilerinin çok önemli bir paydaşı olduğunu ifade ederek, tüm kadınların kent yönetimindeki etkin rollerinin artarak devam edeceğini söyledi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye İhracatından Aldığı Pay 16 Yıl Geriye Gitti Haber

Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye İhracatından Aldığı Pay 16 Yıl Geriye Gitti

Ege İhracatçı Birlikleri 2025 yılı sonunda 18 milyar 505 milyon dolar ihracatı kayda alırken, Türkiye’nin 273 milyar 434 milyon dolarlık ihracatında yüzde 6,75’lik dilimi temsil etti. Ege İhracatçı Birlikleri en son 2009 yılında yüzde 7’nin altını görmüştü. Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2000 yılı sonrasında otomotiv, kimya, yenilenebilir enerji sektörlerinde ihracatçı birlikleri kurma talepleri hayata geçmediği için Türkiye ihracatından aldığı pay sürekli geriledi. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ihracatının yüzde 80’den fazlasına imza atan Egeli ihracatçılar, sonraki yıllarda İstanbul ve Anadolu şehirlerinin ihracatı öğrenmesiyle birlikte ihracatlarını artırsalar da Türkiye ihracatından aldıkları pay gerilemeye başladı. EİB 1980 yılında yüzde 18 pay alıyordu 1980 yılında kuru meyve, tütün ve tekstil sektörlerinin büyük katkısıyla 523 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege İhracatçı Birlikleri, Türkiye’nin 2 milyar 910 milyon dolarlık ihracatından yüzde 18 pay alıyordu. Ege İhracatçı Birlikleri 2000 yılına kadar Türkiye ihracatından yüzde 10 ve üzerinde pay almayı sürdürdü. 2000 yılında Türkiye’nin ihracatı 27,2 milyar dolar olurken, Ege İhracatçı Birlikleri bu ihracata 2,6 milyar dolarlık katkı sağladı. 2000 yılında EİB’nin Türkiye geneli ihracattan aldığı pay yüzde 9,5’e indi. EİB, çeyrek asırdır yüzde 10’u göremiyor EİB 2000 yılı sonrasında geçen çeyrek asırda Türkiye ihracatından hiçbir yıl iki haneli bir temsile ulaşamadı. 2009 yılında Türkiye 97 milyar 50 milyon dolarlık ihracat yaparken Ege İhracatçı Birlikleri 6 milyar 385 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. EİB, 2009 yılında Türkiye ihracatında yüzde 6,6 pay almıştı. EİB sonraki 15 yıl boyunca Türkiye ihracatından yüzde 7 ve üzerinde pay almayı sürdürmüştü. EİB 2008 yılında yüzde 6,2’ye dibi gördü 2000 sonrasında Türkiye geneli ihracatta aldığı pay yüzde 10’un altına düşmeye başlayan Ege İhracatçı Birlikleri, 2008 krizinde 7 milyar 977 milyon dolarlık ihracata imza atarken, Türkiye’nin 127,6 milyar dolarlık ihracatında yüzde 6,2’lik temsil oranıyla dibi görmüştü. 2011 yılında 11 milyar 399 milyon dolarlık ihracatı kayda alarak tarihinde ilk kez 10 milyar doları aşan Ege İhracatçı Birlikleri, Türkiye’nin o yılki 135 milyar dolarlık ihracatında yüzde 8,4’lük dilimle temsil edildi. 2015 yılında Türkiye 143,8 milyar dolar ihracat yapma başarısı gösterirken, Ege İhracatçı Birlikleri 10 milyar 450 milyon dolarlık ihracatla yüzde 7,2’lik payın sahibi oldu. Pandeminin yaşandığı 2020 yılında Ege İhracatçı Birlikleri 13 milyar dolarlık dış satım yaparken, Türkiye’nin 169,5 milyar dolarlık ihracatında yüzde 7,7’lik dilimi temsil etti. Eskinazi: “İhracatta Güçlenen Sektörler EİB’de Temsil Edilmiyor” Ege İhracatçı Birlikleri’nin 2000 yılında 2,6 milyar dolar ihracatının 2025 yılı sonunda 7 kattan fazla artarak 18,5 milyar dolara ulaştığını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, EİB’nin Türkiye ihracatından aldığı paydaki azalışın temel nedeninin 2000 yılı sonrasında Türkiye’de 6 sektörde kurulan ihracatçı birliklerinin merkezlerinin İstanbul ve Ankara merkezli olmasının olduğunu vurguladı. Türkiye’de ihracatın 2000 yılına kadar 20 sektörde kayda alındığı bilgisini veren Jak Eskinazi, “2000 yılı sonrasında makine, iklimlendirme, savunma sanayi, mücevher, çelik, gemi, yat ve hizmetleri sektörlerinde ihracatçı birlikleri kuruldu. Son yıllarda ihracatımızı sırtlayan otomotiv ve kimya sektörlerinde ihracatçı birliği kurma çabalarımız sonuçsuz kaldı. Ege Bölgesi’nde bu sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçı firmaların ihracat rakamları Ege İhracatçı Birlikleri tarafından kayda alınamıyor. Bu nedenle EİB’nin Türkiye ihracatından aldığı payda göreceli bir azalış oldu. Ticaret Bakanlığı Faaliyet İlleri İhracat İstatistiklerine göre Ege Bölgesi’nin ihracatı 44 milyar dolara ulaşıyor ve Türkiye geneli ihracattan yüzde 16 pay almayı sürdürüyoruz. Bizim talebimiz Kimya, Otomotiv, Elektrik-Elektronik, Yenilenebilir Enerji Ekipmanları Sektörlerinde EİB bünyesinde yeni ihracatçılar birliği kurabilmek. Bu birlikleri kurduğumuz takdirde EİB’nin ihracat kaydı 30 – 35 milyar dolar aralığına ulaşacak” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı Haber

Vodafone Türkiye’nin Karbon Emisyonu 5 Yılda %94,77 Azaldı

Dijital altyapısı ve akıllı teknolojileriyle toplumu geleceğe bağlarken çevresel ayakizini de azaltmayı hedefleyen Vodafone Türkiye, 1 Nisan 2024 – 31 Mart 2025 mali yılına ait Çevre, Sosyal ve Yönetişim performansının ele alındığı “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”nu yayımladı. Rapora göre, şirketin Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonları baz yıl olan 2020’ye göre %94,77 oranında azalırken, Kapsam 3 emisyonlarının toplamı 436.415 ton karbondioksit eşdeğeri olarak ölçüldü. Nisan 2021’den bu yana IREC sertifikalı %100 yenilenebilir enerji kullanan Vodafone, kendi tesislerinde ürettiği 1,36 GWh yenilenebilir elektrikle bir önceki yıla göre üretim kapasitesini %14,28 artırırken, yenilenebilir enerji kaynaklarından 702,53 GWh elektrik sağlayarak Kapsam 2 emisyonlarını sıfırladı. Şebeke kaynaklı e-atıklarının %100’ünü yeniden kullanım veya geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandıran Vodafone, müşterilerine sunduğu IoT çözümleriyle bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %77’lik artışla müşterilerinin 933.371 ton karbon emisyon salımına engel olmalarına destek oldu. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, şunları söyledi: “Vodafone olarak, sürdürülebilirliği iş stratejimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Türkiye’de faaliyete başladığımız ilk günden bu yana dijital teknolojilerin gücünü kullanarak dünya ve içinde yaşadığımız toplum için daha iyi bir gelecek inşa etmek amacıyla faaliyetlerimizi sürdürüyor, etkimizi paydaşlarımızla şeffaflıkla paylaşıyoruz. Ekosistemimize karşı taşıdığımız sorumluluğun farkında olarak, 2010 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlaması alanında elde ettiğimiz deneyimle raporlarımızı hazırlıyor; faaliyetlerimizin çevresel, sosyal ve ekonomik boyutlarını değerlendirerek, performansımızı şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda uluslararası standartlarda raporluyoruz. Son raporumuzda da paydaşlarımıza çevre, sosyal ve yönetişim alanlarındaki faaliyetlerimizin bir özetini sunuyoruz. Yarattığımız etkiyi Vodafone Grubu’nun Amaç Odaklı Yaklaşımı rehberliğindeki değer alanları çerçevesinde ele alıyoruz. Sürdürülebilir bir geleceğin yanında durmaya devam edeceğiz. Enerji yönetim sistemleriyle tasarruf Vodafone, operasyonel süreçlerindeki enerji ihtiyacını yüksek enerji verimliliği sağlayan enerji yönetim sistemleriyle yönetiyor. Teknoloji merkezlerinin iklimlendirme altyapısını yönetmek için Yapay Zekâ Destekli Dijital Termal Yönetim Uygulaması’nı kullanan şirket, bu sayede Güç Kullanım Verimliliği parametresinde %10 iyileşme sağlarken, iklimlendirme altyapısında %30’a varan enerji tasarrufu elde etti. Diğer yandan, 4 veri merkezinde hayata geçirdiği Değişken Frekanslı Sürücü uygulamasıyla, yıllık yaklaşık 1.100 MWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 525 ton karbon emisyonunu engelledi ve 23 bin ağaç dikimine eşdeğer bir çevresel katkı sağladı. Ayrıca, yapay zekâ destekli optimizasyonlar sayesinde yıllık 9,6 GWh enerji tasarrufu elde ederek, yaklaşık 3 bin kişinin yıllık elektrik tüketimine ve 30 bin ağaçla sağlanabilecek 4.700 ton karbondioksit tasarrufuna eşdeğer bir oran yakaladı. Şebeke kaynaklı e-atıkların %100’ü ekonomiye geri kazandırıldı Vodafone, döngüsel ekonomi ilkeleri doğrultusunda, geri dönüştürülebilir ve yeniden kullanılabilir ürünlerin geliştirilmesine önem veriyor. Şirket, raporlama döneminde, şebeke kaynaklı 2.137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4.508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladı. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın ise tümünün geri dönüşümü sağlandı. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiren Vodafone, 18.839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdi. Türkiye’de lansmanı 2023 yılında yapılan ve tüm dünyada toplam bir milyon telefon toplanmasının hedeflendiği Gezegen İçin Bir Milyon Telefon projesi kapsamında bugüne kadar 500 bini aşkın telefon toplandı. Kadın çalışanları desteklemeye devam etti Vodafone, bünyesindeki Vodafone Vakfı ile toplumsal gelişim ve sürdürülebilir değişimi destekleyen projeler yürütüyor. Raporlama döneminde, Vakıf projelerinden “Yapay Zekâ Yıldızları” ile 55 bini aşkın çocuk ve gence, “Dijital Benim İşim” projesiyle ise 7 bini aşkın kadına ulaşıldı. Bu projelerde 289 Vodafone çalışanı gönüllü olarak görev aldı. Kırmızı Işık uygulaması 382.000’den fazla kez indirilirken, aylık 1.000 aktif kullanıcısıyla önemli bir etki yarattı. Vodafone, kadın yönetici oranını 2030’a kadar %40’a çıkarma hedefi kapsamında, 2024-25 mali yılında %44 kadın yönetici oranına ulaştı. Tüm çalışanların %43’ünü kadınlar oluştururken, işe yeni alınan çalışanlar arasında kadın çalışan oranı %47 olarak gerçekleşti. Şirketin genç istihdam programı Discover Genç Yetenek Programı’na 10 bini aşkın başvuru yapılırken, 21 farklı üniversiteden 52 genç yetenek Vodafone ailesine katıldı. Ekonomiye katkısını sürdürdü Vodafone, raporlama döneminde, altyapıyı güçlendirmeye, yenilikçi çözümler geliştirmeye ve dijitalleşmenin hızlanmasına katkı sağlamaya da devam etti. 2024-25 mali yılı içinde 19,1 milyar TL yatırım gerçekleştiren Vodafone’un servis gelirleri %83,4 büyüme oranı ile 101,8 milyar TL’ye yükseldi. Şirketin dönem sonu itibariyle mobil abone sayısı 25,2 milyona ulaştı. Doğrudan 3.021 kişiye istihdam sağlayan Vodafone, Türkiye’nin dört bir yanındaki operasyonlarıyla yerel ekonomilerin canlanmasına destek veriyor. Raporlanan Kapsam 3 emsiyonlarının içeriği genişletildi Vodafone, sürdürülebilirlik raporlarını her yıl bir yenilik içerecek şekilde hazırlıyor. Son raporda, Kapsam 3 emisyon verileri Vodafone Grubu’nun açıkladığı yeni metodoloji çerçevesinde, 15 alt kategoriden 11 alt kategoriyi kapsayacak şekilde 2020’den günümüze yeniden hesaplandı. Son mali yılda da Grubun iç ve dış denetiminden başarıyla geçen Vodafone Türkiye, ÇSY Komitesi’ni ve çalışma gruplarını yeniden yapılandırdı. Vodafone, ilk kez geçen yıl yayınladığı TSRS (Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları) uyum tablosuna ÇSY Raporu’nda bu yıl da yer verdi. Bu tablo, şirketin Türkiye pazarındaki faaliyetlerinin şeffaflığını artırarak, yerel düzenlemelere uyum sağlama konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Vodafone, ÇSY Raporu’nun web tabanlı bir versiyonunu da hazırlayarak interaktif veri ve içeriklerle daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefledi. Küresel raporlama standartlarıyla uyumlu Küresel Raporlama Girişimi (Global Reporting Initiative - GRI) tarafından yayımlanan GRI Standartları’na uyumlu hazırlanan “Vodafone Türkiye 2025 ÇSY Raporu”, şirketin imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact - UNGC) İlerleme Bildirimi olma özelliği taşırken, Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles - WEPs) ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) katkısını da içeriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.