Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anadolu

Kapsül Haber Ajansı - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mitler ve Psikolojik Yansımaları Sorgulandı Haber

Mitler ve Psikolojik Yansımaları Sorgulandı

Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel olarak sürdürdüğü “Tematik Buluşmalar” etkinliği, bu ay yazar ve akademisyen Göktuğ Halis’i ağırladı. “Mitlerin Psikolojik Yorumsaması” başlığı altında gerçekleşen buluşmada, tarihin eski anlatılarını olan mitlerin, insanların zihin yapısını nasıl şekillendirdiği Nilüferli sanatseverlerle paylaşıldı. Dünya mitolojileri, semboller ve Anadolu’daki kadim inanışlar üzerine yaptığı çalışmaları paylaşan Göktuğ Halis, mitolojinin antik Yunan’a özgü olmadığını, insanlık tarihinin çok daha eski dönemlerine uzandığını söyledi. Halis, “Gerçek bir mitoloji bilimi için arkeoloji, tarih ve karşılaştırmalı din çalışmalarına bakmak zorundayız. Anadolu’nun kırsalında bir kuşla veya bir ağaçla kurulan ilişki bile hâlâ yaşayan bir mitolojidir” diye konuştu. PSİKOLOJİNİN MİTLERLE İMTİHANI Söyleşide, 19. yüzyılın sonundan itibaren psikolojinin mitoloji sahasına girişini ele alan Halis, Sigmund Freud ve Joseph Campbell gibi isimlerin teorilerini yorumladı. Halis, “Mitlerin büyük bir çoğunluğu sanılanın aksine sadece ruh bilimiyle değil, toplumsal sorunları çözme ve kültürel hafızayı koruma işleviyle var olmuştur” dedi. Mitolojinin en büyük gizemlerinden biri olan “tanrıların insanlığı terk etmesi” konusuna da değinen Halis, psikolojinin bu durumu çocukluktaki ebeveyn-çocuk ilişkisinin kopuşuyla açıkladığını belirtti. Göktuğ Halis, kahramanlık mitlerinin dünya genelindeki benzerliğinin ise bireyin toplumda kendi kimliğini kazanma süreciyle ilgili olduğunu ifade etti. Etkinlik, dinleyicilerin soru ve görüşleriyle zenginleşen interaktif bir bölümle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

27. “Bilişim 500 Araştırması” İçin Başvuru Tarihleri Uzatıldı Haber

27. “Bilişim 500 Araştırması” İçin Başvuru Tarihleri Uzatıldı

Bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla 27. kez gerçekleştirilecek araştırma, sektörün en kapsamlı referans çalışması olarak kamuoyuyla buluşmaya hazırlanıyor. En büyük 500 şirketin, genel sıralamanın yanı sıra faaliyet gösterdikleri alt kategoriler özelinde değerlendirileceği araştırmaya bilişim firmaları için başvuru tarihi 15 Mayıs tarihine kadar uzatıldı. Araştırmanın sonuçları ise 5 Ağustos tarihinde düzenlenecek ödül töreniyle açıklanacak. Bilişim 500 Araştırması, bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla şekillenen temasıyla bilişim dünyasının öncülerini bir araya getirerek sektördeki gelişmelerin paylaşılmasına, deneyimlerin aktarılmasına ve geleceğe yönelik öngörülerin tartışılmasına önemli bir platform sunacak. Tema, geçmişte ticaretin en kritik geçiş noktası olan Anadolu’nun bugün veri, yazılım ve dijital üretimin de merkezi olma potansiyeline dikkat çekecek. Küresel rekabetin teknoloji üzerinden yeniden tanımlandığı bu dönemde Türkiye; coğrafi konumu, genç ve yetkin insan kaynağı ve gelişen teknoloji ekosistemiyle yeni dijital ticaret yollarında güçlü bir rol üstlenebilecek. Bu yaklaşım, Türkiye’nin sadece izleyen değil, yön veren bir oyuncu olması gerektiğine vurgu yaparak tüm sektörü ortak bir vizyon etrafında harekete geçmeye davet edecek. Bilişim 500 ise bu yıl yalnızca rakamları açıklamakla kalmayacak; önemli bir gerçeği de hatırlatacak: Geçmişte ticaret yollarını şekillendirenler geleceğin dünyasını kurarken, bugün teknolojinin yollarını şekillendirenler ise yarının gücünü belirleyecek. Teknolojinin hızla dönüşüm geçirdiği günümüzde, değişim ve gelişmelerden doğrudan etkilenen bilişim sektörüne yeni bakış açıları kazandırmayı, sektör temsilcilerini farklı perspektiflerden düşünmeye davet etmeyi hedefleyen Bilişim 500, Türkiye’nin dört bir yanındaki teknoloji şirketlerinin gücünü ortaya koyarak sektörün gelişimine ışık tutacak. Araştırma başvuruları 15 Mayıs’a kadar devam edip sonuçları ise 5 Ağustos’ta düzenlenecek ödül töreniyle kamuoyuna açıklanacak. Türkiye bilişim sektörü için önemli bir referans kaynağı olmanın yanı sıra bilişim dünyasında fark yaratmak isteyen şirketlere yol haritası sunan Bilişim 500 Araştırması; yerli ve yabancı yatırımcılar ile iş birliği geliştirmek isteyen kurumlar için de güçlü bir rehber olma niteliğini sürdürüyor. Başvurular Bilişim 500 web sitesi üzerinden devam ediyor Bilişim sektörünün “pazar yeri” olarak kabul edilen Bilişim 500’e başvuran şirketler; Sistem Entegratörü ve İş Ortağı, Dağıtıcı, Türkiye Merkezli Üretici ve Uluslararası Merkezli Üretici / Üreticinin Temsilcisi olmak üzere dört ana kategori altında değerlendirilecek. Bu kategorilerin donanım, yazılım ve hizmet gibi alt tabloları bulunurken, yeni teknoloji alanlarını kapsayan özel kategoriler de araştırma kapsamında yer alacak. Başvuru yapan tüm firmaların Bilişim 500 kataloğunda yer alacağı araştırmanın sonuçları, 5 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenecek ödül töreniyle kamuoyuna açıklanacak. Törende ayrıca sektörde 25 yılını dolduran kadın bilişimcilere verilecek özel ödüller, 35 yıl emek ödülleri, 50 yıl emek ödülü ve BThaber özel ödülleri de sahiplerini bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma Haber

İlber Ortaylı Anısına Duygusal Buluşma

İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı'nda, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın kızı ve kız kardeşi, usta tarihçinin adını taşıyan kütüphanede kitapseverlerle buluştu. Kültürpark’ta gerçekleşen etkinlikte, Ortaylı’nın yaşamı, merakı ve toplumla kurduğu güçlü bağ duygusal anlarla anıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı önemli konukları ağırladı. Geçtiğimiz 13 Mart’ta hayatını kaybeden tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın kız kardeşi Nuriye Ortaylı ile kızı Tuna Ortaylı, İzmir’de kitapseverlerle bir araya geldi. Etkinlik, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kente kazandırılan ve İlber Ortaylı’nın hayattayken açılışını yaptığı, onun adını taşıyan kütüphanede gerçekleştirildi. Ortaylı ailesi, burada okurlarla buluşarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu anlamlı hizmet için teşekkür etti. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu da katıldı. Buluşmada Ortaylı ailesi, usta tarihçiye dair anılarını paylaşırken zaman zaman duygusal anlar yaşandı. “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı” İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın topluma önemli katkılar sunan bir akademisyen olduğunu belirterek, onun düşünmeye, sorgulamaya ve bilgiyi yeniden yorumlamaya teşvik eden bir isim olduğunu söyledi. Ortaylı ile birkaç kez bir araya gelip sohbet etme imkânı bulduğunu ifade eden Yıldır, onun ikna edici anlatımıyla dikkat çeken ve çayı çok seven bir insan olduğunu dile getirdi. Yıldır ayrıca, Ortaylı’nın bilgi birikimini günümüze taşıyarak anlamlı bir değer oluşturduğunu vurgulayarak, “Eşsiz üslubu ile toplumda büyük kabul gören bir insandı. Herkes onu sevdi, herkes onu anladı. Bence onun için en büyük hediye de budur” dedi. “Çok erken yaşta tarih okumaya başlamış” İlber Ortaylı’nın kız kardeşi yazar Nuriye Ortaylı da ağabeyine dair anılarını paylaştı. İlber Ortaylı’nın evini kitaplara göre düzenleyen bir insan olduğunu belirten Nuriye Ortaylı, “Kitaplarla ilişkisi daha okumayı öğrenmeden önce başladı. İlk dinlediği kitap annemin kendisine okuduğu Almanca bir masal kitabıydı. Çocukluğundan itibaren oyunlarını bile tarihi figürler üzerine kurdu. Çok erken yaşta tarih okumaya başladı” dedi. “Toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak ederdi” İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bu kütüphaneyi açtığı için teşekkür eden Nuriye Ortaylı, “Bu kütüphane çok anlamlı. Yaşarken açılmış olması ayrıca çok kıymetli. İlber Ortaylı kendi adını taşıyan bir kütüphane olduğunu gördü. Bu bence çok güzel. İlber bilginin tek kaynağı olarak kitabı gören biri değildi. Anadolu’yu, dünyayı karış karış gezerdi. Her kesimden insanla konuşurdu. Ayrım yapmazdı. Onun için ‘Elitist’ diyenler var. Oysa toplumda her kesimle konuşur, onların hayatını merak eder, fikirlerini öğrenmeye çalışırdı. Beslenme kaynaklarından biri buydu. Onu gerçeğe ,topluma bağlayan şeylerden biri buydu. Bir diğer beslenme noktası da seyahat etmekti” diye konuştu. “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı” İlber Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı, babasının İzmir Kitap Fuarı’nın daimi katılımcılarından biri olduğunu anımsatarak, İzmir’e yerleşme fikrinin olduğunu belirtti. Tuna Ortaylı, “Babamın İzmir’e karşı ayrı bir sevgisi vardı. Her zaman İzmir’i alternatif bir yaşam alanı olarak düşünürdü. İstanbul’daki işlerinin azalması halinde İzmir’e yerleşeceğini söylerdi. Ama ben iki çocuk yaparak bu projesine biraz engel oldum. Bugün sizlerin arasında olmak, babamın sevdiği şehirde, sevdiği okurları ile birlikte olmak bizi de çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı. “Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi” İlber Ortaylı'nın hayata karşı dev bir merakının bulunduğunu anlatan Tuna Ortaylı, “Kendini hem sözlü hem de yazılı kaynaklardan beslerdi. Hayatı büyük yaşayan, büyük kahkahalı, eğlenceli bir insandı. Böyle insanlar ne kadar sevildiklerini her zaman yaşarken görme şansına erişemiyorlar. Bugün buraya gelen herkese teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde babam bunu ölmeden görebildi. Kendi ismine adanmış bir kütüphane olması bile çok önemli” dedi. Etkinlikte katılımcılar ailesine İlber Ortaylı ile ilgili merak ettikleri soruları yöneltti. Programın sonunda yazar Nuriye Ortaylı “Annem Şefika” isimli kitabını imzaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

15 Milyon Kişiye Ulaşan Seeco Kadın Ve Gençleri Güçlendiriyor Haber

15 Milyon Kişiye Ulaşan Seeco Kadın Ve Gençleri Güçlendiriyor

Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Mersin ve Mardin’de yürütülen proje; İpekyolu, Doğu Akdeniz, Karacadağ, Çukurova ve Dicle Kalkınma Ajansları iş birliğiyle sahada aktif şekilde sürdürülüyor. Yerel yönetimler, valilikler ve kamu kurumlarıyla birlikte gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında eğitim programları, kapasite geliştirme faaliyetleri ve çok paydaşlı buluşmalar hayata geçiriliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SEECO Proje Yöneticisi Hande Kara, “2021 yılının Nisan ayında başlayan projemizin amacı, misafir ve ev sahibi topluluklardaki kadın ve gençlerin geçim kaynaklarını iyileştirmek, sosyal girişimciliği destekleyerek yerel toplulukların refahına katkı sunmak. Anadolu kültüründen ilham alarak paylaşımı, imeceyi ve dayanışmayı merkeze alıyor, sosyal girişimcilik yoluyla çevresel ve sosyal sorunlara çözümler üretiyoruz. Kadınlar, gençler ve engelliler gibi dezavantajlı grupları desteklemek, onların potansiyellerini açığa çıkararak ekonomik hayata daha güçlü bir şekilde katılmalarını sağlamak, SEECO’nun öncelikli hedeflerinden biri. Anadolu’nun gizli kahramanlarını keşfetmek için çıktığımız bu yolda, kadınların ve gençlerin kendi potansiyellerini görmelerine rehberlik ediyoruz. Henüz kendi gücünü keşfetmemiş girişimcilerin hikayelerine tanıklık ediyor, onların ilham verici adımlarını destekliyoruz” ifadelerini kullandı. Proje kapsamında hayata geçirilen Sosyal Girişimcilik Merkezleri; ortak çalışma alanları, girişimcilik ve iş geliştirme atölyeleri, eğitim salonları, kreş ve sosyal girişimcilik kütüphanesi gibi çok yönlü kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Bununla birlikte oluşturulan Geçim Kaynağı Tesisleri sayesinde kadınlar ve gençlerin gelir elde edebileceği sürdürülebilir üretim modelleri destekleniyor. Bölgesel ihtiyaçlara göre şekillenen bu tesisler; tekstil, dikiş ve gıda işleme gibi farklı sektörlerde faaliyet göstererek yerel ekonomiye doğrudan katkı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İGA İstanbul Havalimanı’nın Merkezi Dev Sanat Eseri İle Buluştu Haber

İGA İstanbul Havalimanı’nın Merkezi Dev Sanat Eseri İle Buluştu

Küresel bağlantıda dünya lideri olmasının yanı sıra Türkiye’nin kültürel derinliğini ve sanatın iyileştirici gücünü dünya ile buluşturan İGA İstanbul Havalimanı, sanat literatürüne geçecek yeni bir projeye imza attı. Ülkemizin kültür-sanat alanındaki en kapsamlı ödüllerinden 2. İGA ART Sanat Projeleri Yarışması’nın kazananı, sanatçı Hayri Karay’ın imzasını taşıyan dev heykel, İGA İstanbul Havalimanı’nda yükseldi. Hareketli iki parçadan oluşan 37,7 metre yüksekliğindeki eser, çeliğin sarsılmaz gücünü ışığın zarafetiyle birleştiriyor. Havalimanının tam merkezinde konumlanan heykel, İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, sanatçı Hayri Karay, kültür sanat dünyasından önemli isimlerin ve İGA yöneticilerinin de dahil olduğu çok sayıda kişinin katılımıyla açıldı. Anadolu’nun Kültürel Mirasından Modern Bir Manifesto Eser; sanatçı Hayri Karay’ın İsimsiz / Untitled başlıklı manifestosunda belirttiği üzere, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini ve etnografik katmanlılığını hareket ve dönüşüm üzerinden yeniden üretiyor. ‘Sabit bir biçim’ yerine ‘sürekli devinimi’ temsil eden eser, bu sayede havalimanının her bir misafiri için farklı ve kişisel yorumlamaya olanak sağlıyor. Dinamik yapısıyla, izleyenleri estetik bir yolculuğa davet eden kinetik heykel, izleyicinin konumu ve hareketiyle sürekli dönüşen ve yaşayan bir olgu olarak tarif ediliyor. Yapıtın aynalı yüzeyleri, terminalin dinamizmini yansıtarak sonsuz bir perspektif yaratırken; ışık ve gölge ilişkisi, yapının temel kurucu unsuru olarak işlev görüyor. “Sanatı Yolculuğun Kalbine Taşıyoruz” Açılış töreninde, 2023 yılında 172 proje arasından yükselerek yarışmayı kazanan eserin, sanatçı tarafından Cumhuriyetimizin 100. yılına ithaf edilmesinin; Cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı projesi İGA İstanbul Havalimanı için bir gurur vesilesi olduğunu vurgulayan Selahattin Bilgen, kültür – sanat projelerinin önemini şu sözlerle vurguladı: “İGA İstanbul Havalimanı olarak, İGA ART çatısı altında hayata geçirdiğimiz bu heykel çalışması ile yine sınırları zorlayan bir sanat olayına daha ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu devasa yapıt, sadece boyutlarıyla değil, barındırdığı derin anlamla da havacılığın ve sanatın kesiştiği yeni bir simge... Terminalimizin yüksek dinamizmi ile sanatın dinginliğini bu noktada buluşturduk. Zira bu yapı; izleyicisinin yorumuna, hissiyatına ve bakış açısına sonuna kadar açık, katılımcı bir sanat deneyimidir.” “Eser, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar” Sanatçı Hayri Karay ise eserin felsefesini; “Bu heykel, izleyiciyle kurduğu ilişki doğrultusunda farklılaşan bir yapıdır. Sabit bir anlamdan ziyade çoğul okumalara açık, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar” sözleriyle ifade etti. İGA İstanbul Havalimanı’nın uluslararası kimliğini sanatın evrensel diliyle birleştiren eser, tüm dünyadan gelen misafirlerini terminalin kalbindeki bu eşsiz ışık ve form koreografisine tanıklık etmeye davet ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Nominal Olarak Yüzde 22,8 Arttı Haber

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Nominal Olarak Yüzde 22,8 Arttı

AVM’lerde ciro nominal olarak artmaya devam etse de enflasyonun gerisinde kalan performans ve zayıflayan ziyaretçi trafiği sektörde reel daralmaya işaret ediyor. AYD ve Akademetre Research iş birliğiyle hazırlanan AVM Endeksi’nin Şubat 2026 sonuçlarına göre metrekare verimlilik endeksi, geçen yılın aynı ayına kıyasla nominal olarak yüzde 22,8 artarak 3.965 puan olarak kaydedildi. Son aylarda gözlenen dalgalı seyir, AVM performansında istikrarlı bir toparlanma olmadığını göstermektedir. Şubat 2026’da yıllık enflasyon oranının yüzde 31,53 olduğu dikkate alındığında, metrekare başına ciro artışının enflasyonun altında gerçekleştiği görülüyor. Endeksi yorumlayan Ekonomist Fatih Keresteci, şu noktalara dikkat çekti: “AVM ciro endeksi 2026 yılı şubat ayında, geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak %22,8 büyüdü. Ocak’ta oldukça güçlü bir performans kaydeden endeks ne yazık ki Şubat’ta enflasyondan arındırılmış seriye göre belirgin derecede ivme kaybetti: Manşet olarak, geçen yılın aynı ayına göre reel olarak %6,6’lık bir daralma var. Bununla birlikte, şubat ayı rakamlarını değerlendirirken iki hususa dikkat etmekte yarar olacaktır. İlk olarak, Ramazan etkisi zira ülkemizde Ramazan dönemi tüketim alışkanlıklarını ve tüketici davranışlarını dramatik bir şekilde etkileyebiliyor. İkincisi, satın alma gücündeki erimenin öngörülenden çok daha hızlı yaşanması. Şöyle ki, asgari ücret özelinden ilerlersek, 2025 yılında asgari ücret artış oranı %30 olurken 2025 yılı ortalama TÜFE enflasyonu %34,9 olmuştu. 2026 yılına girilirken asgari ücret %27 artırılırken daha ilk iki ayda enflasyon %8 artış kaydetti. Bu istatistikler bize açık bir şekilde satın alma gücündeki erozyonu yansıtıyor. Zaten, hane halkı enflasyon beklentileri de bu durumu açık bir şekilde gösteriyor. Ramazan etkisi ve “cüzdandaki daralma üzerinden kategori bazlı harcamalara bakınca şaşırtıcı olmayan sonuçlarla karşılaşıyoruz: Hipermarket %27,5; yiyecek-içecek ise %26,5 ile genel ortalamanın bir tık üzerinde artarak Ramazan etkisini yansıtıyor olsa da satın alma gücündeki zayıflık nedeniyle bu kategorilerdeki artış hayal ettiğimiz seviyelerin altında kalıyor. Kişisel bakım-kozmetik kategorisindeki %44,5’lik etkileyici büyüme performansı, açık şekilde, pazarlama literatüründeki “lipstick etkisini” yansıtıyor. Bu ifade, durgunluk veya ekonomik belirsizliklerin hakim olduğu dönemlerde tüketicilerin lüks araç, pahalı tatil veya mücevher gibi büyük harcamalardan kaçınmalarını, bunun yerine kendilerini iyi hissettirecek küçük ve uygun fiyatlı lüks ürünlere (örneğin kaliteli bir ruj) yönelmelerini tasvir eder. Başka bir ifade ile ekonomik belirsizlik dönemlerinde insanlar, büyük hayallerini ertelemek zorunda kaldıklarında yaşadıkları moral bozukluğunu, ulaşılabilir küçük lükslerle telafi etmeyi denerler. Bizce elektronik ürünler de artık aynı rolü üstlenmeye başladı. Henüz oturmamış bir tabir olsa da “teknolojik eskapizm” insanların gerçek dünyadaki ekonomik ve sosyal sıkıntılardan kaçmak için teknolojiye yatırım yapmasını anlatır ve nesnenin kendisinden ziyade yarattığı dijital imaja odaklanmasını resmeder. Son dönemde sıkça olduğu üzere teknoloji kategorisi %42,6 ile hem ortalamanın çok üzerinde hem de reel artış kaydederek ön plana çıkmış. Cüzdan büyümüyorsa, bir kategoriye harcanan gelir, başka bir kategoriden vazgeçilmesi anlamını taşır. Buna bir de Ramazan etkisini dahil edersek eğlence ve hobi kategorisi Şubat’ta %16,2 düşüş kaydetmiş. Ayakkabı segmentindeki yapısal problemi uzun süredir dile getiriyoruz ancak Şubat’taki nominal %13,3’lük daralma oldukça çarpıcı... Giyim kategorisinde ise %18,2’lik cılız bir artış var ki, bu da feragat edilen alanlardan birisi olarak ön plana çıkıyor. Ziyaretçi sayısına bakınca geçen yıla göre bir değişim olmamakla birlikte ocak ayına göre keskin bir daralma var. Ramazan etkisi, kış etkisi, okulların ara tatili gibi unsurların burada etkili olduğunu düşünüyoruz, ki şubat ayları mevsimsel olarak AVM müşteri sayısı açısından en zayıf performansa sahne olur.” Şubat 2026 döneminde metrekare verimlilik endeksi, Ocak 2026 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde yüzde 15,0 oranında azalış göstererek 3.965 puana gerilemiştir. Şubat ayında gözlenen daralma, özellikle yılın ilk ayına kıyasla tüketici harcamalarında görülen mevsimsel yavaşlamaya işaret ederken, enflasyonun üzerinde kalamayan ciro artışı, perakende sektöründe reel büyüme gerçekleşmediğini göstermektedir. Metrekare Başına Ciroda İstanbul Yine Öne Çıktı Şubat ayında kiralanabilir metrekare başına düşen ciro, İstanbul’da 17.737 TL, Anadolu’da 13.365 TL, Türkiye genelinde ise 15.114 TL olarak gerçekleşti. Metrekare Verimliliğinde En Yüksek Artış “Kişisel Bakım ve Kozmetik” Kategorisinde… Şubat ayında kategoriler bazında metrekare verimliliğinde en yüksek artışın “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisinde yaşandığı görüldü. “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisi metrekare verimliliği geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre enflasyondan arındırılmadan yüzde 44,5 oranında artış kaydetti. Geçtiğimiz yılın şubat ayı ile karşılaştırıldığında AVM’lerdeki “Teknoloji” kategorisinde yüzde 42,6, “Hipermarket” kategorisinde yüzde 27,5, “Yiyecek İçecek” kategorisinde yüzde 26,5, “Diğer” kategorisinde yüzde 25,6, “Giyim” kategorisinde yüzde 18,2’lik artış görülürken “Ayakkabı” kategorisinde yüzde 13,3 ve “Eğlence Hobi” kategorisinde yüzde 16,2’lik bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Şubat 2026 döneminde kategoriler bazında metrekare verimlilik endeksi, Ocak 2026 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde; “Teknoloji” kategorisinde yüzde 7,8 ve “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisinde gerçekleşen yüzde 5,7’lik artış dışında kalan tüm kategorilerde düşüş görülmektedir. “Hipermarket” kategorisinde yüzde 7,2, “Diğer” kategorisinde yüzde 9,8, “Yiyecek İçecek” kategorisinde yüzde 19,3, “Giyim” kategorisinde yüzde 21,5, “Ayakkabı” kategorisinde yüzde 27,6 ve “Eğlence Hobi” kategorisinde yüzde 48,0 oranında düşüş yaşandığı gözlenmektedir Ziyaretçi Sayısında Sınırlı Artış Şubat 2026 verileri bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında ziyaret sayısı endeksinde değişim görülmemiştir. Ziyaretçi sayısında ciddi artış görülmemesine rağmen ciro tarafındaki yükseliş, tüketici başına harcamanın arttığına işaret etmektedir. Ocak 2026’a göre ise ziyaretçi sayısında yüzde 19,0 oranında düşüş kaydedildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor Haber

Deprem Gerçeği Sanayinin Yönünü Değiştiriyor

Türkiye’de sanayi yatırımlarının mekânsal dağılımı yeniden şekilleniyor. Marmara havzasında yoğunlaşan üretim altyapısının, deprem riski ve tedarik zinciri kırılganlıkları nedeniyle daha dengeli bir yapıya kavuşturulması artık stratejik bir gereklilik olarak ele alınıyor. Bu dönüşüm sürecinde Konya; organize sanayi kapasitesi, genişleme potansiyeli ve lojistik bağlantılarıyla yeni üretim dengesinde kritik şehirlerden biri olarak konumlanıyor. Bu çerçevede Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Anadolu’da yeni ve büyük ölçekli endüstri alanlarının oluşturulmasına yönelik somut adımları kamuoyuyla paylaştı. 16 Ocak 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararla 16 mega endüstri bölgesinin ilan edilmesi, Türkiye’nin sanayi yerleşim stratejisinde yeni bir dönemin başladığını gösteriyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da son dönemde yaptığı değerlendirmede üretimin Anadolu’ya dengeli dağılımının stratejik önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin üretim gücünü tek bir bölgeye bağımlı bırakmadan, daha dirençli ve sürdürülebilir bir sanayi altyapısı inşa ediyoruz. Yeni mega endüstri bölgeleriyle birlikte Anadolu şehirlerimiz üretimin yeni merkezleri olacak. Deprem riski görece düşük, altyapısı güçlü ve lojistik avantajı bulunan şehirlerimiz önümüzdeki dönemde yatırımın ana adresi haline gelecek.” Sanayide Yeni Denge Arayışı: Riskten Dayanıklılığa Sanayinin deprem riski yüksek havzalarda yoğunlaşması; yalnızca tesis güvenliği değil, tedarik zinciri sürekliliği ve ihracat akışı açısından da kırılganlık yaratıyor. Bu nedenle üretimin daha dengeli dağıldığı, planlı büyümeye elverişli ve genişleme kapasitesi bulunan şehirler stratejik öncelik kazanıyor. Yeni mega endüstri bölgeleri kararı, risk odaklı üretim modelinden dayanıklılık odaklı bir modele geçişin kurumsal çerçevesini oluşturuyor. Konya: Coğrafi Avantajdan Stratejik Güce Anadolu’nun merkezinde konumlanan Konya; kara ve demiryolu bağlantıları, gelişmiş organize sanayi altyapısı ve geniş arazi rezerviyle bu dönüşümün somut yansımalarının izlenebileceği şehirlerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye Deprem Tehlike Haritası’na göre Marmara havzasına kıyasla daha düşük sismik risk bandında yer alması, yatırım kararlarında uzun vadeli güvenlik perspektifini destekleyen unsurlar arasında değerlendiriliyor. Şehir, hem iç pazara erişim hem de liman bağlantılarına ulaşım açısından lojistik avantaj sunarken; büyük ölçekli üretim ve yaşam alanı projeleri için genişleme kapasitesi sağlıyor. Sanayi Hareketinin Konut Piyasasına Etkisi Sanayi yatırımları yalnızca üretim kapasitesini değil; istihdam kompozisyonunu ve şehirlerin demografik yapısını da dönüştürüyor. Orta ve üst düzey yönetici kadroları, teknik ekipler ve tedarik zinciri firmalarının şehirde konumlanması, konut talebini nicelikten çok nitelik eksenine taşıyor. Bu süreçte genellikle kiralık konut talebinde artış, ardından satılık konut pazarında segment farklılaşması ve planlı, mühendislik altyapısı güçlü projelere yönelim gözlemleniyor. Konya’da oluşan yeni üretim ivmesi, konut tarafında bu yapısal dönüşümün zeminini oluşturuyor. Stratejik Perspektif Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Aydın Yatırım Grup Yönetim Kurulu Başkanı Cihad Aydın, üretimin mekânsal dönüşümünün şehirlerin yaşam altyapısını da dönüştüreceğini belirtiyor: “Üretimin daha dengeli ve dirençli bir zemine taşınması, şehirlerin yalnızca sanayi kapasitesini değil yaşam kalitesini de doğrudan etkiler. Konya’da oluşan yeni sanayi ivmesi, konut talebini planlı, güvenli ve uzun vadeli değer üreten projelere yönlendirecektir. Önümüzdeki dönemde şehirlerin rekabeti yalnızca üretim gücüyle değil, sundukları yaşam standartlarıyla da ölçülecek.” Türkiye’de üretim coğrafyasının yeniden tanımlandığı bir dönemde Konya; sanayi, lojistik ve yaşam altyapısını birlikte taşıyabilen yapısıyla yeni ekonomik dengenin kritik şehirleri arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özkan: Anadolu’nun Buğday Mirası Türkiye’nin Üretim Gücüne Yön Veriyor Haber

Özkan: Anadolu’nun Buğday Mirası Türkiye’nin Üretim Gücüne Yön Veriyor

20 Mart Dünya Un Günü bu yıl “Un hayattır” temasıyla kutlanırken, Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan unun gündelik hayatın ötesine geçen ekonomik ve toplumsal rolüne ilişkin konuştu. Türkiye’nin un ihracatında sahip olduğu güçlü konumun ve bu alandaki köklü birikiminin altını çizen Özkan, Eksun Gıda’nın da yüksek işleme kapasitesi, geniş ürün yelpazesi ve ihracat erişimiyle bu yapının güçlü temsilcileri arasında yer aldığını söyledi. “Anadolu’nun tarihsel birikimi modern üretim gücüne dönüştü” “Un medeniyetin kurucu unsurlarından biridir” diyen Hasan Abdullah Özkan, “Anadolu’nun buğdayla kurduğu köklü ilişki, bugün Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesine yön veren en güçlü alanlardan birine dönüşmüş durumda. Geçmişte sofranın ve gündelik hayatın merkezinde yer alan un, bugün aynı zamanda sanayi üretiminin, gıda arz güvenliğinin ve dış ticaretin önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle un sanayisi, tarihsel birikim ile çağdaş üretim gücünün kesiştiği özel bir alan niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı. “Türkiye gıda diplomasisini doğru okuyan, saygın bir aktör” Değerlendirmesinde Türkiye’nin un ihracatında liderliğinin arkasındaki yapısal güce de dikkat çeken Özkan, “Bugün ülkemizin dünya un endüstrisi içerisindeki yerini konuşurken, yalnızca bir ihracat başarısından söz etmiyoruz. Burada belirleyici olan buğdayı katma değere dönüştüren güçlü bir sanayi altyapısı, dünya ölçeğinde karşılık bulan bir tedarik kabiliyeti ve kriz zamanlarında dahi küresel gıda akışının korunmasına katkı sunabilen bir devlet ve sektör refleksidir. Jeopolitik gerilimlere rağmen 2025’te gerçekleşen 2,34 milyon tonluk ihracat ve 2026 için Türkiye un sanayisinin 3 milyon ton hedefi bu sürekliliği açık biçimde yansıtıyor. Biz de şirket olarak bu özverili çalışmaların ve sektörümüzce belirlenen hedefin en büyük destekçileri arasındayız” dedi. “Eksun Gıda 2025’i 474 milyon TL’lik FAVÖK artışıyla kapattı” Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan’ın dikkat çektiği bir diğer başlık ise Eksun Gıda’nın son dönemde üretim altyapısını sürdürülebilir şekilde destekleyen yatırımları oldu. Özkan, “2025 boyunca lisanslı depoculuk tarafında attığımız adımlarla depolama kapasitemizi 100 bin ton seviyesine çıkardık. Yılı 474 milyon TL’lik FAVÖK artışıyla tamamlarken, 200’ü aşkın ürün çeşidimiz, 20’den fazla ülkeye uzanan ihracat ağımız ve Sinangil’in 60 yılı aşan birikimiyle üretim standartlarımızı değişen tüketici ihtiyaçlarına uyumlu bir çizgide sürdürdük. Üretim tesislerimizin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yenilenebilir enerji projelerimizde de önemli bir aşamayı geride bıraktık. Toplam 18,9 MW kapasiteli iki ayrı rüzgar enerjisi santrali (RES) projesinin yapımına başladık. Santrallerimizin tamamlanmasıyla tüm üretim süreçlerimizde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen temiz enerjiyi kullanacağız” şeklinde konuştu. Hasan Abdullah Özkan sözlerinin sonunda Dünya Un Günü’nün bu yıl Ramazan Bayramı’na denk geldiğini belirterek, bu vesileyle herkesin Ramazan Bayramı’nı da kutladığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.