Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anadolu

Kapsül Haber Ajansı - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

General Tire Lastikleri, TransAnatolia Heyecanına Ortak Olmaya Devam Ediyor Haber

General Tire Lastikleri, TransAnatolia Heyecanına Ortak Olmaya Devam Ediyor

Continental markalarından General Tire, bu yıl 16’ncısı düzenlenecek TransAnatolia Ralli Raid’in resmi lastik sponsoru olarak zorlu mücadelede yarışçıların yanında yer almaya devam ediyor. SUV, pikap ve arazi araçları için geliştirilen Grabber AT3 ve Grabber X3 lastikleriyle farklı zemin koşullarında yüksek yol tutuşu ve dayanıklılık sunan General Tire, Anadolu’nun zorlu parkurlarında yarışmacıların performansına eşlik edecek. Anadolu Spor Organizasyonları Kulübü tarafından T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ve çeşitli yerel off-road kulüpleri ile sponsorların katkılarıyla düzenlenen yarış; 29 Ağustos - 5 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek. Motosiklet, Quad, SSV, Otomobil ve Kamyon kategorilerinde dünyanın farklı ülkelerinden gelen yarışçılar, Anadolu’nun zorlu coğrafyasında mücadele edecek. Anadolu'nun Kalbinde Zorlu Bir Macera: İstanbul'dan Ankara'ya TransAnatolia 2026, İstanbul’dan başlayarak Karadeniz’in yeşil dağları, Kapadokya’nın kendine özgü coğrafyası ve Anadolu’nun farklı zeminlerinden geçerek Ankara’da sona erecek. Bolu, Zonguldak, Ilgaz, Amasya, Tokat, Kapadokya ve Aksaray etaplarının ardından başkent Ankara’ya ulaşacak yarışçılar; farklı arazi koşullarında sürüş ve navigasyon becerilerini sınayacak. Zorlu Arazilerde Grabber AT3, Grabber X3 ve Yeni Grabber AT3 Plus Performansı Yarış süresince sporculara General Tire’ın SUV, pikap ve arazi araçları için geliştirdiği Grabber AT3, Grabber X3 ve arazi lastiği ailesine yeni eklenen Grabber AT3 Plus lastikleri eşlik edecek. Farklı arazi koşullarına uyum sağlayacak şekilde tasarlanan lastikler, zorlu etaplarda yol tutuşu ve dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Grabber AT3, üstün arazi kabiliyetini günlük karayolu kullanımıyla bir araya getirirken; ailenin yeni üyesi Grabber AT3 Plus, dört mevsim kullanım için geliştirilen yeni nesil yapısıyla, arazi şartlarının yanı sıra asfalt yollarda konforlu sürüş sunuyor. Karlı, ıslak ve zorlu arazi koşullarında ise güvenilir yol tutuşu ve artırılmış dayanıklılık sağlıyor. Özellikle çamurlu ve zorlu arazi koşullarındaki performansıyla öne çıkan Grabber X3 ise zorlu etapların gerektirdiği arazi becerilerini destekliyor. Lastiklerin sırt ve yanak tasarımları, farklı zeminlerde yol tutuşuna katkı sağlarken taş, kaya ve moloz gibi dış etkenlere karşı dayanıklılığı destekliyor. . "General Tire Cup" için Mücadele Edecekler TransAnatolia’nın raid kategorisinde ilk kez geçen yıl hayata geçirilen General Tire Cup (GT Cup), General Tire lastikleriyle yarışan araçları özel bir klasmanda buluşturuyor. Bu klasmanda mücadele eden ekipler, genel yarış performanslarının yanı sıra General Tire Cup için de yarışarak özel kupanın sahibi olmak için mücadele edecek. Lastik performansının ön planda olduğu bu özel klasman, dayanıklılık, teknik sürüş ve strateji açısından yüksek rekabet ortamı sunacak. General Tire, yarışa katılan ekiplere sağladığı lastik tedarikinin yanı sıra saha operasyonlarında görev alacak uzman teknik ekibiyle lastik değişimi ve onarımı konularında da destek vererek mücadelenin kesintisiz sürmesini sağlayacak. Continental, lider bir lastik üreticisi ve endüstri uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2025 yılında 19,7 milyar Euro satış rakamına ulaşmıştır ve halihazırda 54 ülke ve pazarda yaklaşık 76.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, otobüs, iki tekerlekli araçlar ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2025 mali yılında Lastik Grubu, 13,8 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde yaklaşık 55.000 kişiyi istihdam etmekte olup 19 üretim ve 16 geliştirme tesisine sahiptir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenen Malatya Arkeoloji Müzesi Ziyaretçileriyle Buluştu  Haber

Yenilenen Malatya Arkeoloji Müzesi Ziyaretçileriyle Buluştu 

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü ile insanlık tarihinin en önemli yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan Malatya, ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni ağırlıyor. Arslantepe Karşılama Merkezi’nde gerçekleştirilen festival açılış programına, Malatya Valisi Seddar Yavuz, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. Festival açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki stratejik konumuyla tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Malatya’nın, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarına tanıklık ettiğini söyledi. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü'nün, ilk şehir-devlet yapılanmalarından biri olarak dünya tarihine Malatya'dan ışık tuttuğunu belirten Alpaslan, "Bu festivalle şehrimizin eşsiz somut ve somut olmayan kültürel mirasını herkesle buluşturmayı, Malatya'yı kültür ve sanat alanında bir dünya markası haline getirmeyi hedefliyoruz. Malatya'nın zenginliği yalnızca tarihi eserleriyle sınırlı değildir. Bu toprakların asıl ruhu, kuşaktan kuşağa aktarılan yaşayan kültürel mirasında saklıdır." dedi. Malatya'nın bu yıl Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin on üçüncü durağı olduğunu ifade eden Alpaslan, festival boyunca gerçekleştirilecek 149 etkinlikle kentin kültür ve sanatın önemli buluşma noktalarından biri olacağını vurguladı. Kentin somut olmayan kültürel miras açısından da büyük bir zenginliğe sahip olduğuna dikkat çeken Alpaslan, "İlimizde Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri'ne kayıtlı; demircilikten Arguvan türkülerine, geleneksel ayakkabı yapımından cirit oyununa kadar uzanan çok sayıda kültürel değer bulunuyor. Halk Kültürü Bilgi Belge Merkezimizde kayıtlı 2 bin 120 belge ve 89 tescilli sanatçımız, bu mirası yaşatan en önemli gücümüzdür. Festival kapsamında bu köklü mirası sanatseverlerle buluşturacak çok özel etkinlikler hazırladık." ifadelerini kullandı. Festivalin gastronomi ayağında da Malatya'nın köklü mutfak kültürünün öne çıkacağını belirten Alpaslan, etten bulgura, yetmişi aşkın köfte çeşidinden kâğıt kebabına uzanan zengin lezzet mirasının 31 farklı Lezzet Noktası aracılığıyla ziyaretçilerle buluşacağını söyledi. Şef Ömür Akkor ev sahipliğinde düzenlenecek atölye ve tadım etkinliklerinin ise Malatya mutfağının özgün hikayesini ziyaretçilere aktaracağını ifade etti. MALATYA’DA FESTİVAL HEYECANI İKİ ÖNEMLİ AÇILIŞLA TAÇLANDI Festivalin ilk gün programı kapsamında, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan tarafından Arslantepe Kazı Alanı’nda gerçekleştirilen yeni çatı projesinin açılışı yapıldı. Arslantepe Höyüğü Ören Yeri’nde ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi amacıyla yeni çatı projesi ve çevre düzenlemesi tamamlanırken, yürüyüş yolu güzergâhları yeniden düzenlendi ve ziyaretçilerin alan içerisindeki ulaşımını kolaylaştıracak yeni yollar oluşturuldu. Gişe ve güvenlik kuleleri yenilenirken, sarayın içerisindeki kazı alanlarının ziyaret ve güvenlik amacıyla korunmasını sağlayacak yeni çatı eklentisinin yapımı da tamamlandı. Bu düzenlemelerle birlikte Arslantepe Sarayı’nda yer alan kralın taht odası ve yaşam alanı da ilk kez ziyaretçilerin erişimine açıldı. Program, 6 Şubat depremlerinde hasar gören ve kapsamlı restorasyon, güçlendirme ve teşhir-tanzim çalışmalarının ardından yeniden ayağa kaldırılan Malatya Arkeoloji Müzesi’nin açılışıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep'te Hemşehri Dernekleri Festivali Renkli Görüntülerle Açıldı Haber

Gaziantep'te Hemşehri Dernekleri Festivali Renkli Görüntülerle Açıldı

Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelerek Gaziantep'te yaşamını sürdüren vatandaşları aynı çatı altında buluşturan festivalin açılışı, yoğun katılımla düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Festival Parkı'nda tüm coşkusuyla devam eden etkinliklerde Gazi şehirliler, Anadolu'nun farklı yörelerine ait kültürel değerleri yakından tanıma fırsatı buluyor. Farklı şehirlerden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) katılan kurum ve kuruluşlar da kültürel miraslarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Festivalde, Türkiye'nin farklı illerini temsil eden 62 hemşehri derneğinin yanı sıra KKTC Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Lefkoşa, Gazimağusa, Güzelyurt ve Şırnak belediyeleri ile federasyonlar, konfederasyonlar, vakıflar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları stant açarak kültürel değerlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Festival programında kentte faaliyet gösteren kamu kurumları da yer alıyor. ŞAHİN: GAZİANTEP MODELİ BEN DEĞİL BİZ ANLAYIŞIDIR, KARDEŞLİK MODELİDİR Açılışta konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Modeli'nin "Ben değil, biz" anlayışı üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Biz Anadolu'yuz. Anadolu bereketi, Mezopotamya'nın bilgeliği, Akdeniz'in sıcaklığı, Orta Doğu'nun derinliği var. Biz Anadolu İrfanı'yız. 12 bin yıllık tarih bize emanet. Gaziantep Modeli, ‘Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ diyen kardeşlik modelidir. Gaziantep Modeli Yunus Emre'nin diliyle, ‘Biz gelmedik kavga için dostun evi gönüllerdir. Gönüller yapmaya geldik’ diyen gönül kardeşliğinin modelidir. Hepimiz Fırat'ın ve Dicle'nin çocukları olarak Baharat Yolu’nu şifa yoluna İpek Yolu’nu kardeşlik yoluna dönüştürdük. Bu şehrin evladı olmaktan sizlere kardeş olmaktan, güzele örnek olmaktan ne kadar mutlu olduğumu ifade ediyorum.” ÇEBER: GAZİANTEP, MİSAFİRPERVERLİĞİ VE EV SAHİPLİĞİYLE YÜZYILLARDIR ÖNE ÇIKAN BİR KENT Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise konuşmasında, her yıl düzenlenen festivalin şehirde yaşayan hemşehriler ile farklı illerden ve yurt dışından gelen vatandaşları buluşturduğunu belirterek, Başkan Fatma Şahin ve ekibini tebrik etti. Çeber, şunları söyledi: “Bir metre karesini bile ihmal edemeyecek çok güzel bir ülkemiz var. Tüm kurumlarımla da beraber bu festivale tabii ki çok büyük destekçisiyim ama bu festival Büyükşehir Belediye Başkanımızın çok güzel organizasyonlarından birisidir. Gaziantep çok kadir bir kent. Gaziantep, misafirperverlik ve ev sahipliği özelliğini yüzlerce yıldır bünyesinde barındıran bir kent. Gaziantep son zamanlarda gastronomi ve sanayisiyle çok daha fazla biliniyor. Ama o çok ötesinde tarihi, kültürü, tarımı hepsi birbirinden çok fazla özelliği olan bir kent. İşte bugün de burada hep beraberiz, hep birlikteyiz. Yurtdışından gelen, yurtiçinden gelen, Gaziantep'te yaşayan, Gaziantep'i seven, Gaziantep'i bilen, ‘Gaziantep'te benim de bir şeylerim var’ diyen herkes burada. Onun için biz Gaziantepliler olarak son derece mutluyuz.” KİLİS VALİSİ KALAYCI'DAN DAVET Kilis Valisi Ömer Kalaylı, katılımcıları Kilis'e davet ederek kentin özelliklerinden bahsetti ve şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizin dört bir yanından ve yurt dışından gelen hemşehri derneklerimizi aynı çatı altında buluşturan bu anlamlı organizasyon ortak kültürümüzü köklü değerlerimizi ve kardeşlik bağlarımızı yaşatan birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir buluşmadır. Kültürümüzü yaşatan şehirlerimiz arasındaki dostluğu, dayanışmayı ve kardeşlik bağlarını güçlendiren bu tür organizasyonların artarak devam etmesini temenni ediyorum.” ATASEVEN: GAZİANTEP ASIRLARDIR DAYANIŞMANIN, ÜRETİMİN, KARDEŞLİĞİN VE MEDENİYETİN DE MERKEZİ OLMUŞTUR AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Fatma Ataseven ise selamlama konuşmasında şunları söyledi: “Bugün bizlerin aynı çatı altında buluşmasına vesile olan Gaziantep Büyükşehir Belediyemize, başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin olmak üzere emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Bu buluşma farklı kültürlerin aynı medeniyet ikliminde zenginliğe dönüşmesinin ve millet olma şuurunun en güzel örneklerinden biridir. Gaziantep asırlardır ticaretin merkezi olmasının yanı sıra dayanışmanın, üretimin, kardeşliğin ve medeniyetin de merkezi olmuştur. Bugün burada şahitlik ettiğimiz bu heyecan uyandıran tablo Anadolu'nun bütün renklerinin Gaziantep'te aynı gönül sofrasında buluştuğunu göstermektedir.” Programa ayrıca Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan, Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel, Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay, Şahinbey Belediyesi Başkan Yardımcısı Cuma Güzel, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Aksoy ile Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Aslan katılarak alanı dolduran vatandaşları selamladı ve festivalin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından festivalin resmi açılışı gerçekleştirildi. Program kapsamında ayrıca, Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Anadoludakiler Projesi kapsamındaki Anadoludakiler İpekyolu Pazarı'nın da açılışı yapıldı. FESTİVAL COŞKUSU DEVAM EDİYOR Katılımcılar, yöresel ürünlerini, geleneksel lezzetlerini, el sanatlarını ve kültürel miraslarını ziyaretçilere tanıtma imkanı buluyor. Festival boyunca Halk Oyunları Topluluğu gösterileri, semazen gösterileri, yöresel oyunlar, yöresel müzik dinletileri, yerel ve ulusal sanatçı konserleri ile çok sayıda kültür, sanat ve spor etkinliği ziyaretçilerle buluşmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor

Anadolu'nun binlerce yıllık dokuma geleneği, kadınların değişen yaşam alışkanlıklarıyla yeniden şekilleniyor. Ev dekorasyonunda estetik kadar fonksiyonellik, dayanıklılık ve kullanım kolaylığının da ön plana çıktığı yeni dönemde, Adoba Global çatısı altında faaliyet gösteren Turkua Halı, Anadolu'nun köklü halıcılık mirasını modern tasarım anlayışıyla buluşturarak kadınların beklentilerine uygun yeni nesil koleksiyonlar geliştiriyor. Dekorasyon anlayışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Adoba Global Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Doğan, “Artık tüketiciler yalnızca güzel görünen ürünleri değil, günlük yaşamı kolaylaştıran çözümleri tercih ediyor. Bir halının estetik olması kadar kolay temizlenebilir, dayanıklı, robot süpürgelerle uyumlu ve uzun yıllar kullanılabilir olması da önem taşıyor. Tasarımlarımızı geliştirirken kullanıcı deneyimini her zaman merkeze alıyoruz.” dedi. Anadolu’nun Hafızası Modern Tasarımlarla Yaşıyor Turkua Halı’nın her koleksiyonu yalnızca bir dekorasyon ürünü değil, Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan bir hikâye sunuyor. Anadolu’nun yanı sıra Türk dokuma kültürüne katkı sağlayan Afganistan ve Türkmenistan’ın köklü motiflerinden ilham alan marka, geleneksel desenleri çağdaş çizgilerle yeniden yorumluyor. Konuya ilişkin yaklaşımı değerlendiren Çiğdem Doğan, “Türk halısı bizim için yalnızca bir zemin ürünü değil; kültürümüzün, renklerimizin ve yaşam biçimimizin önemli bir parçasıdır. Kültürel mirası korurken onu bugünün yaşam alışkanlıklarına uygun şekilde yeniden yorumluyoruz.” diye konuştu Kadınlar Yaşam Biçimlerini Tasarlıyor Günümüzde evler yalnızca yaşanılan alanlar değil; çalışılan, üretilen, dinlenilen ve sosyalleşilen çok yönlü yaşam merkezlerine dönüşüyor. Bu değişim dekorasyon anlayışını da yeniden şekillendiriyor. Doğan, kadınların bu dönüşümde belirleyici rol üstlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tasarımlarımızı geliştirirken çocuklu ailelerden evcil hayvan sahiplerine, çalışan kadınlardan genç kullanıcılara kadar farklı yaşam senaryolarını analiz ediyoruz. Ürünlerimizin estetik kadar fonksiyonel olmasına da büyük önem veriyoruz.” Z Kuşağı Zamansız Tasarımları Tercih Ediyor Yeni nesil tüketiciler kısa süreli dekorasyon trendleri yerine uzun yıllar kullanılabilecek zamansız tasarımları tercih ediyor. Doğal renkler, sade çizgiler ve sürdürülebilir malzemeler yeni dönemin en önemli beklentileri arasında yer aldığını söyleyen Doğan, “Anadolu’nun köklü dokuma kültürünü modern tasarım anlayışıyla buluşturarak hem bugünün hem de geleceğin yaşam alanlarına hitap eden koleksiyonlar geliştiriyoruz.” ifadelerini kullanarak, markanın kullanıcı odaklı ve uzun ömürlü tasarım anlayışını sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Truva Bakır, 86 Bin Yıllık İnkaya Mağarası Kazıları İçin Desteğe Devam Ediyor Haber

Truva Bakır, 86 Bin Yıllık İnkaya Mağarası Kazıları İçin Desteğe Devam Ediyor

Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan göçlerin izlerini barındıran ve 86 bin yıllık geçmişe ışık tutan İnkaya Mağarası kazıları bu yıl da Truva Bakır’ın destekleri ile sürdürülüyor. Çanakkale’nin yer altındaki doğal kaynaklarını ekonomiye kazandırmak için gerçekleştirdiği yatırımları tamamlamaya hazırlanan Truva Bakır, şehrin kültürel mirasına da katkıda bulunuyor. Şirket, 86 bin yıllık geçmişiyle Anadolu’da keşfedilen insan yaşamına ait en eski ikinci alan olan İnkaya Mağarası kazılarına üçüncü yılda da sponsorluğunu sürdürüyor. Gerçekleştirilen kazılar Ortadoğu’dan Avrupa’ya uzanan olası göçlerin izlerini gün yüzüne çıkarıyor. Truva Bakır’ın İnkaya Mağarası kazılarına desteğinin devamına ilişkin iş birliği protokolü; Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş ve Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Özer’in katıldığı törenle imzalandı. ‘TARİH ÖNCESİ DÖNEME IŞIK TUTUYOR’ İmza töreninde konuşan Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez, “Çanakkale halihazırda tüm insanlık için önemli bir tarihi geçmişe sahip. Truva, Çanakkale Savaşları gibi ülkemiz ve insanlığımızın mitolojik tarihi açısından çok farklı bir yeri olan Çanakkale, şimdi de İnkaya Mağarası kazıları ile yeni bir değere kavuşuyor. İnkaya Mağarası'nda yürütülen kazılar, Anadolu'nun tarih öncesi dönemine ışık tutan çok değerli bilimsel veriler ortaya koyuyor. Her yeni bulgu, bu coğrafyanın geçmişine ilişkin bilgilerimizi daha da zenginleştiriyor. Böylesine önemli çalışmaların sürdürülebilir şekilde devam edebilmesi, kamu kurumlarımızın, üniversitelerimizin ve özel sektörün ortak katkısıyla mümkün oluyor. Truva Bakır'ın kazılara verdiği desteğin devam etmesini son derece kıymetli buluyoruz. Bu iş birliğinin hem bilim dünyasına hem de Çanakkale'nin kültürel mirasının korunmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Önümüzdeki süreçte İnkaya Mağarası'nın bilimsel değerinin yanı sıra kültür turizmi açısından da önemli bir destinasyon haline gelmesini hedefliyoruz” diye konuştu. ‘35 BİN ALET GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI’ Antik kazının Türkiye’de devam eden çok az sayıdaki mağara kazısından biri olduğunu ifade eden İnkaya Mağarası Kazı Başkanı ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Özer şunları söyledi: “Kazılarda her geçen gün tarihin bilinmeyen bir yönünü daha keşfediyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izin ve destekleriyle gerçekleştirdiğimiz İnkaya Mağarası’ndaki kazılarda, Orta Paleolitik döneme tarihlendirilen ve mağaranın 86 bin ile 22 bin 500 yıl önce yoğun olarak kullanıldığını gösteren yaklaşık 35 bin taş alet ve alet parçası gün yüzüne çıkarıldı. İnkaya sakinleri çakmaktaşı hammadde kaynakları, sıcak su kaynakları, hayvansal ve bitkisel besinlerin bolluğu nedeniyle bu bölgeyi tercih etmiş ve uzun yıllar boyunca aralıksız olarak burada yaşamışlardır. Buluntular Türkiye’de devam eden diğer mağara kazılarıyla benzerlik göstermemekle beraber çalışmalarımızla Anadolu ile Balkanlar arasındaki Paleolitik Çağ insanlarının göç hareketlerine ışık tutacağız. Bu kazıda bize destek olan Truva Bakır’a teşekkür ediyoruz.” TRUVA BAKIR ÜRETİME BAŞLIYOR Cengiz Holding grup şirketlerinin faaliyette bulundukları tüm bölgelerde olduğu gibi Çanakkale’de de yerel kalkınma ile kültürel gelişime destek verdiğini kaydeden Truva Bakır İşletme Müdürü Ünsal Arkadaş, İnkaya Mağarası kazılarının Çanakkale’de turizmi daha da geliştireceğini ifade ederek, kazılara verilen desteğe devam etmekten mutluluk duyduklarını söyledi. Truva Bakır’ın bu yılın sonunda faaliyete başlayacağını belirten Arkadaş, şunları söyledi: “Artık projede son aşamaya geldik; bu yılın sonunda tesisimizi faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Tesisimizde 15 yıllık işletme dönemimiz boyunca toplam 90 milyon ton cevheri ekonomiye kazandıracağız. Bu da ithal edilmekte olan 2,5 milyar dolarlık bakırın Türkiye’de üretilecek olması anlamına geliyor. Çanakkale’de sürdürülebilir madenciliğin de güzel bir örneğini temsil edeceğiz. Bu anlayışımızın bir yansıması olarak bölgede yeraltı suyu kullanmayacak belki de tek sanayi şirketi olacağız. Bölgede madene ulaşabilmek için kesmek zorunda kaldığımız ağaçlara karşılık 1 milyon ağaç dikme taahhüdünde bulunduk. Ağaç dikimi konusunda çalışmalarımıza devam ediyoruz.” İstihdam konusunda da bilgi veren Arkadaş, “Şu anda sahamızda toplam 1.800 kişi çalışıyor. Bunun 668’i Truva Bakır personeli. Tesisimiz devreye alındığında Truva Bakır’ın çalışan sayısı 1.200’e çıkacak. Cengiz Holding’in tüm tesislerinde olduğu gibi çalışanlarımızın büyük çoğunluğu bu bölgenin insanı. Yeni işe alımlarda da yine bu bölgenin istihdamına katkı sağlamayı sürdüreceğiz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır’dan Anadolu’nun Kültürel Mirasına Destek Haber

Eti Bakır’dan Anadolu’nun Kültürel Mirasına Destek

Katma değerli sanayinin öncü şirketlerinden Eti Bakır, Samsun’un Bafra ilçesinde yürütülen İkiztepe Höyüğü kazılarına verdiği desteği bu yıl da sürdürüyor. Eti Bakır’ın sürdürülebilir büyüme, toplumsal fayda yaratma ve sorumlu madencilik yaklaşımıyla uyumlu şekilde yürüttüğü ‘Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz’ projesi kapsamında desteklenen İkiztepe Höyüğü kazıları dördüncü yılında devam ederken, Anadolu’nun bu önemli tarihi mirasına Eti Bakır da katkılarını sürdürüyor. Faaliyet gösterilen bölgelerde yerel ilişkilerin güçlendirilmesi ve kazı çalışmalarının yarattığı turizm potansiyeliyle yerel kalkınmaya katkı sağlanmayı hedefleyen Eti Bakır, destek verdiği arkeolojik kazılarla bulguların gün yüzüne çıkarılmasının yanı sıra Ar-Ge laboratuvarlarının kullanıma açılmasıyla bilimsel analiz süreçlerine de destek veriyor. Eti Bakır Genel Müdürü Asım Akbaş, kültürel mirasın korunmasının yanı sıra bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı önemsediklerini belirterek şunları söyledi: “Yerin Altındaki Bütün Cevherleri Çıkarıyoruz projesi kapsamında İkiztepe Höyüğü kazılarına dört yıldır destek vermekten memnuniyet duyuyoruz. Bu çalışmalar yalnızca Anadolu'nun binlerce yıllık tarihinin gün yüzüne çıkarılmasına katkı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kültür turizmini destekleyerek bölge ekonomisine ve yerel kalkınmaya da değer katıyor. Faaliyet gösterdiğimiz her bölgede ekonomik, sosyal ve kültürel gelişime katkı sağlamayı önceliklerimiz arasında görüyoruz. Yeni kazı sezonunda da bu önemli mirasın korunmasına ve bilimsel araştırmaların sürdürülmesine destek vermeye devam edeceğiz.” Kazı Başkanı, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslıhan Beyazıt ise bu yılki çalışmalar hakkında “Mevcut kazı alanlarına verilen desteğin sürdürülmesi ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesi oldukça önemli. Samsun İkiztepe Höyüğü kazıları Samsun’un en değerli arkeolojik çalışmalarından biri. Eti Bakır'ın desteği sayesinde araştırmalarımızı kesintisiz şekilde sürdürebiliyor, geçmişten günümüze uzanan hikayeyi daha görünür hale getirebiliyoruz” ifadelerini kullandı. Milattan önce 4 bin yılına kadar dayanan buluntularla Anadolu’nun geçmişine ışık tutan İkiztepe Höyüğü, bakır işlemeciliğinin en güzel tarihi örneklerini sunuyor. Aynı zamanda tekstil dokumacılığının en erken örneklerinin görüldüğü kazılarda, bakır alaşımlı silahlar, günlük kullanım eşyaları ve süs objeleri gün yüzüne çıkarılırken Karadeniz’in özgün ahşap mimarisinden buluntular ortaya çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

NATO Zirvesi'nde Diplomasi Masada Değil, Sofrada da Kuruldu! Haber

NATO Zirvesi'nde Diplomasi Masada Değil, Sofrada da Kuruldu!

Doğru kurgulanmış bir menünün kalıcı bir etki bırakabileceğini, sofrada sunulan her ürünün, ev sahibi ülkenin kültürel hafızasını, değerlerini ve misafirlerine verdiği önemi temsil ettiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Bazen diplomasi bir cümlede, bazen de aynı sofrayı paylaşmanın oluşturduğu ortak deneyimde hayat bulur.” diye konuştu. Türkiye, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne 22 yıl sonra yeniden ev sahipliği yaparken, zirvenin diplomatik gündemi kadar liderlere sunulan resmi akşam yemeği de uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, uluslararası ilişkilerde gastronominin üstlendiği rolü değerlendirdi. “Sofra diplomasisi” uluslararası ilişkilerin sessiz ama güçlü araçlarından biri Uluslararası ilişkiler literatüründe "table diplomacy" ya da "sofra diplomasisi" kavramının giderek daha fazla önem kazandığını ifade eden Prof. Dr. Müge Arslan, şöyle devam etti: “Uluslarası zirvede diplomasi, yalnızca toplantı salonlarında yürütülmez, bazen sofrada da şekillenir. Örneğin; 4-17 Eylül 1978 – Camp David Anlaşmaları; Jimmy Carter, Enver Sedat ve Menahem Begin, ABD’deki Camp David Başkanlık Kampı’nda 13 gün boyunca birlikte yemekler yedi ve gayri resmi sohbetler gerçekleştirdi. Bu samimi ortam, 17 Eylül 1978’de imzalanan anlaşmaların ve sonrasında 1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nın temelini oluşturdu. 28-29 Haziran 2019 – G20 Osaka Zirvesi Liderlerin çalışma yemekleri sırasında Donald Trump ile Şi Cinping arasındaki temaslar, ABD-Çin ticaret savaşında geçici yumuşamaya katkı sağladı. Bu tarz yemekler oldukça önemli olup, Uluslararası ilişkilerdeki ‘sofra diplomasisi’ (table diplomacy) açısından oldukça önem taşır.” Menü seçimi yalnızca yemek belirlemek değildir Prof. Dr. Arslan, diplomatik sofralarda hazırlanan menülerin tesadüfi tercihlerden oluşmadığına işaret ederek, “Bu tarz sofralarda yapılan menü seçimleri de oldukça önemlidir. Sofra diplomasisinde menü seçimi yalnızca ikram edilecek yemeklerin belirlenmesi değildir; ev sahibi ülkenin kültürünü, değerlerini ve misafirlerine verdiği önemi yansıtan stratejik bir unsurdur. Bunun önemli olmasının başlıca nedenleri şunlardır: Kültürel kimliği temsil eder, misafire verilen değeri gösterir, samimi bir iletişim ortamı oluşturur, ülke imajına katkı sağlar ve sembolik mesajlar içerir.” diye konuştu. 2026 NATO Zirvesi menüsü Türkiye'nin gastronomik haritasını dünyaya sundu Prof. Dr. Müge Arslan, NATO Zirvesi'nde tercih edilen menünün Türkiye'nin farklı bölgelerini aynı sofrada buluşturan özel bir kurgu taşıdığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: “2026 NATO Zirvesi’nde konuklara sunulan menü, Türk mutfağının zenginliğini ve kültürel mirasını dünyaya tanıtan önemli bir unsur oldu. Liderlere sunulan her lezzet, yalnızca bir yemek değil; aynı zamanda Türkiye’nin misafirperverliğini, gastronomi kültürünü ve yerel değerlerini yansıtan bir diplomasi aracı niteliği taşıdı. Çünkü doğru seçilmiş bir menü, ülkelerin hafızasında kalan en güçlü ayrıntılardan biridir. 2026 NATO Zirvesi’nin resmi akşam yemeği için açıklanan menüde, Türkiye’nin farklı bölgelerinden seçilen ürün ve yemeklerin yer aldı. Menüde; Taş fırın pide, Kayseri mantısı, deniz levreği veya dana kaburga, sütlü Nuriye, Maraş dondurması, Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı, Tokat yaprağı ve firik pilavı gibi lezzetler tercih edildi.” Tek bir bölge değil, bütün Anadolu aynı sofrada buluştu Prof. Dr. Arslan, bu tercihin bilinçli bir gastronomi stratejisi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Çok ince düşünülerek hazırlanan bu menü; Gastronomi şölenin yanı sıra siyaset diplomasisinde verilen önemki sembolik mesajlar içeriyordu. Bu durumu bir nevi ‘Gastronomi Diplomasisi’ olarak da değerlendirebiliriz. Gastronomi diplomasisinde verilen bu mesajlar şöyle; Türkiye’nin kültürel çeşitliliği: Menü tek bir bölgeyi değil; Karadeniz, İç Anadolu, Ege, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’dan ürünleri bir araya getirerek Türkiye’nin zengin gastronomik mirasını temsil ediyor. Yerel üretim ve coğrafi kimlik: Trabzon tereyağı, Hizan karakovan balı, Urla sakız enginarı ve Tokat yaprağı gibi yöresel ürünlerin seçilmesi, yerel üretime ve Anadolu’nun tarımsal çeşitliliğine vurgu yapıyor. Gelenek modern sunumla buluşturuldu Gelenek ile modernliğin buluşması: Kayseri mantısı ve Sütlü Nuriye gibi geleneksel yemekler, modern sunum teknikleriyle servis edilerek Türk mutfağının hem köklü hem de çağdaş yönü öne çıkarıldı. Misafir odaklı yaklaşım: Ana yemekte hem balık hem de kırmızı et alternatifi sunulması, farklı damak zevkleri ve beslenme tercihlerine saygıyı gösteren diplomatik bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Gastrodiplomasi ülkelerin yumuşak gücünü artırıyor Gastronominin günümüzde ülkelerin kamu diplomasisinin önemli unsurlarından biri hâline geldiğini belirten Prof. Dr. Müge Arslan, “Yumuşak güç (soft power): Zirve öncesinde Türkiye, Türk mutfağını bir kamu diplomasisi aracı olarak tanıtan ‘gastrodiplomasi’ etkinlikleri düzenledi. Yetkililer, ortak sofraların resmî belgelerin bazen sağlayamadığı karşılıklı anlayışı geliştirebildiğini vurguladı. Bu da menünün yalnızca ikram değil, Türkiye’nin kültürel kimliğini ve misafirperverliğini anlatan bir iletişim aracı olarak kurgulandığını gösteriyor. Bazen diplomasi bir cümlede, bazen de aynı sofrayı paylaşmanın oluşturduğu ortak deneyimde hayat bulur.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.