Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Anadolu

Kapsül Haber Ajansı - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

SunExpress “Avrupa’nın En İyi Tatil Hava Yolu” Seçildi Haber

SunExpress “Avrupa’nın En İyi Tatil Hava Yolu” Seçildi

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, havacılık sektörünün en prestijli ödülleri arasında yer alan Skytrax World Airline Awards kapsamında bir kez daha “Avrupa’nın En İyi Tatil Hava Yolu” (Europe’s Best Leisure Airline) seçildi. Ödülü 2023 ve 2024 yıllarında da kazanan SunExpress, bu önemli başarıya üçüncü kez imza atmış oldu. Bununla birlikte SunExpress, 2022 yılında “Dünyanın En İyi Tatil Hava Yolu” (World’s Best Leisure Airline) ödülünün sahibi olmuştu. Her yıl düzenlenen Skytrax World Airline Awards, dünya genelinde 100’den fazla ülkeden milyonlarca yolcunun değerlendirmeleriyle belirleniyor. Yolcuların doğrudan deneyim ve değerlendirmelerine dayanan ödüller, küresel havacılık sektöründe yolcu memnuniyetinin önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. SunExpress CEO’su Marcus Schnabel, ödülle ilgili olarak şunları söyledi: “Avrupa’nın En İyi Tatil Hava Yolu ödülünü yeniden kazanmak bizim için büyük bir gurur ve misafirlerimizin takdirinin önemli bir göstergesi. Elde ettiğimiz bu başarı, misafirlerimize hem yerde hem de havada en iyi seyahat deneyimini sunmak için özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımızın ortak gayretinin sonucu. Ödül aynı zamanda, hizmet standartlarımızı aynı kararlılıkla sürdürmek ve misafirlerimize sunduğumuz deneyimi daha da geliştirmek için bizlere önemli bir motivasyon sağlıyor.” SunExpress, 2026 yaz sezonunda Türk Riviera’sı ve Anadolu şehirlerinden toplam 18 yeni hattı hizmete aldı. Hava yolu, 37 ülkede 250 rotada 106 destinasyona direkt uçuş gerçekleştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borusan Contemporary’de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor Haber

Borusan Contemporary’de Yeni Sezon İki Sergiyle Başlıyor

Borusan Contemporary, 2026-2027 kültür-sanat sezonunu 19 Eylül’de, İtalyan fotoğraf sanatçısı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi “Perili” ile açıyor. Küratörlüğünü Dr. Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, Olivo Barbieri’nin kırk yılı aşkın sanat pratiğinden beş seriyi bir araya getirirken, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişiyle Anadolu’nun dokuz antik kentinde ürettiği yeni fotoğraf serisini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. Dr. Kumru Eren’in küratörlüğünü üstlendiği “Perili” ise yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün çağdaş görsel dünyayı nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi: “Zaman Mekân Geometri” “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri”, sanatçının 1999–2023 dönemine yayılan çalışmalarından kapsamlı bir seçki sunuyor. Arkeolojik alanlardan küresel metropollere; şelalelerden Alp zirvelerine ve Akdeniz kıyılarına uzanan sergi, farklı coğrafya ve zaman katmanlarını yan yana getiriyor. Kuşbakışı çekimler ve ölçek ile perspektife yönelik optik müdahaleler aracılığıyla kentleri, doğal oluşumları ve tarihî alanları alışılmış görünümlerinden uzaklaştıran sanatçı, tanıdık manzaraları beklenmedik ve kimi zaman gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Gerçek ile kurmaca arasındaki bu geçişlilik, izleyiciyi kendi görme biçimini sorgulamaya yöneltiyor. “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” sergisinin küratörü Dr. Fırat Arapoğlu, serginin çerçevesini şöyle anlatıyor: “Olivo Barbieri’nin fotoğraf pratiği, manzaraya bakmak üzerine yeniden düşünmeye davet eden radikal bir estetik öneri olarak görülmelidir. Sanatçının pratiği yalnızca görünenin ne olduğu üzerine değil, aynı zamanda nasıl görüldüğü üzerine de sorular sorar. Borusan Contemporary’deki kişisel sergisi, sanatçının beş ana serisini bir araya getirerek Barbieri’nin manzara, zaman, mekân ve bellekle kurduğu ilişkinin bütünlüklü bir haritasını sunarken; “Zaman Mekân Geometri” (2023), “mekâna özgü_” (1999–2013), “Şelale Projesi” (2006–2007), “Alpler - Coğrafyalar ve İnsanlar” (2012) ve “Capri” (2013) başlıkları altında toplanan çalışmalar, arkeolojik sit alanlarından küresel metropollere, doğanın görkemiyle insanın kırılganlığı arasındaki ilişkiden Akdeniz’in imgelerle yüklü kıyılarına kadar uzanan tematik bir süreklilik oluşturuyor.” Antik Anadolu’ya çağdaş bir bakış Sergiye adını veren “Zaman Mekân Geometri” serisi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’daki dokuz antik kent odağında üretilen çalışmaları ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Barbieri’nin imajları, arkeolojik bölgeleri günümüzün görme biçimleri tarafından sürekli yeniden kurulan bir görüntü alanı olarak ele alıyor. Barbieri’nin fotoğraflarında tiyatro yapılarının yarım daireleri, oturma sıralarının ritmi, sahne boşluklarının geometrisi ve taşın aşınmış dokusu, zamanın farklı katmanlarını görünür kılıyor. Kuşbakışı görünümler; arkeolojik bir harita, kartografya planı ve sahne tasarımı arasında gezinirken, kurgulanmış imajlarıyla antik kentler, yalnızca geçmişten kalan fiziksel yapılar olarak değil, hafıza ve çağdaş görsel kültür içinde yeniden biçimlenen temsiller olarak karşımıza çıkıyor. Büyük ölçekli baskılar, izleyiciyi bu tarihsel yapılarla bedensel bir karşılaşmaya davet ediyor. Aphrodisias’ın triptik biçimde sunumu ise çoğul bir zaman deneyiminin altını çiziyor. Olivo Barbieri, sergiyle ilgili düşüncelerini şu sözlerle aktarıyor: “Borusan Contemporary’de ‘Zaman Mekân Geometri’ sergisinin izleyiciyle buluşmasından büyük mutluluk duyuyorum. Sergiyle aynı adı taşıyan ve Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişiyle ürettiğim seri sayesinde Türkiye’deki dokuz antik kenti —Perge, Kibyra, Laodikeia, Hierapolis, Aphrodisias, Efes, Sagalassos, Side ve Myra— fotoğraflama imkânı buldum. Bir zamanlar zengin ve önemli olan bu kentler bugün ne yazık ki yok; geriye kalan yalnızca matematik, mekân ve zaman tarafından şekillendirilmiş geometrik formlar. Bu çalışmaları daha geniş pratiğimden fotoğraflarla bir araya getirmek, kentlere, manzaralara ve onları nasıl hatırladığımıza yeniden bakmamı sağlıyor. Çünkü ilgimin merkezinde her zaman hafıza var—düz bir çizgi değil; hem başlangıç hem de varış noktası.” Metropolleden doğanın görkemine uzanan beş seri “Zaman Mekân Geometri” serisi ile Anadolu’nun antik kentlerinden başlayan sergi rotası, Barbieri’nin diğer dört serisi aracılığıyla küresel metropollere, simgesel şelalelere, Alpler’e ve Capri’ye uzanıyor. “mekâna özgü_”, Barbieri’nin şehirleri ve peyzajları kuşbakışı görüntüleyerek mesafe ile yakınlık arasında kurduğu gerilimi ortaya koyuyor. Belgesel ile kurmaca, tanıdık ile yabancı arasında konumlanan fotoğraflar, mekânın fiziksel olduğu kadar kültürel ve zihinsel olarak da inşa edildiğini gösteriyor. “Şelale Projesi”, Iguazú, Niagara ve Victoria şelalelerine odaklanıyor. Barbieri, şelaleleri yalnızca coğrafi ve jeolojik oluşumlar olarak değil, turizm endüstrisi ve görsel kültürün biçimlendirdiği gösteri alanları olarak ele alıyor. “Alpler – Coğrafyalar ve İnsanlar”, Avrupa’nın bu simgesel coğrafyasını insan müdahalesi üzerinden inceliyor. Karla kaplı dağ sırtları, dik yamaçlar ve altyapı unsurları, doğal ile yapay arasındaki sınırları belirsizleştiriyor. Barbieri’nin kamerası, manzaranın görkemini korurken onun parçalanmış ve yapılaşmanın etkisi altındaki yüzünü de açığa çıkarıyor. “Capri” ise adayı yalnızca bir doğa görüntüsü olarak değil, kültürel, tarihsel ve zihinsel bir kurgu olarak ele alıyor. Roma İmparatoru Tiberius’un inzivasından Pablo Neruda’nın sürgün yıllarına uzanan kültürel bellek, Barbieri’nin çağdaş görsel diliyle yeniden biçimleniyor. Yoğun renkler ile ışık ve gölge oyunları, Capri’yi neredeyse bir makete, çağdaş bir sahneye dönüştürüyor. “Perili”: Görüntünün makine zekâsı çağındaki dönüşümü “Olivo Barbieri: Zaman Mekân Geometri” ile eş zamanlı sergilenen “Perili”, odağını makine zekâsının şekillendirdiği görsel dünyaya çeviriyor. Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren küratörlüğündeki Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu seçkisi; yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün gerçekliği üretme, algılama ve hatırlama biçimlerimizi nasıl dönüştürdüğünü araştırıyor. Seçki, Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola, Zimoun, DRIFT, Marco Brambilla ve Daniel Canogar gibi yeni medya ve teknoloji temelli sanatın önde gelen isimlerini Kemal Önsoy’un erken dönem çalışmalarıyla buluşturarak, görsel sanatların soyutlama ve temsil pratiklerini yeni bir bakışla ele almayı öneriyor. İki serginin dünyayı nasıl gördüğümüz ve imajların nasıl üretildiği üzerine kurduğu ortak düşünme alanına dikkat çeken Borusan Contemporary Direktörü ve “Perili” sergisinin küratörü Dr. Kumru Eren şöyle dedi: “Sergiyi kurgularken koleksiyona teknolojiyi merkeze almaksızın, insanın değişen konumu ve görme biçimlerini yeniden düşünmek üzerine yaklaştık. Sergi, farklı dönemlere ve medyumlara ait çalışmaları bir araya getirerek imgelerin nasıl üretildiği kadar ardında kalan izlere ve görünmeyen sistemlere de bakmayı öneriyor. Perili Köşk’ün kendi belleği bu düşünceyi mekânın tarihinden hareketle başka bir katmana taşıdı; yapının geçmişten bugüne taşıdığı hikâyeyi, bugün hayatımızı şekillendiren yapay zekâ, veri ve algoritmaların yarattığı güncel bilinmezleri adresleyen bir metafora dönüştürdü.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek Haber

Doğu ve Güneydoğu’nun Turizm Gücü Birlikte Büyüyecek

Turizmi 81 ile ve yılın 12 ayına yaymayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bölgedeki turizm ürünlerinin doğru şekilde birbirleriyle ilişkilendirilmesiyle ziyaretçilerin kalış süresinin ve turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini vurguladı. TGA’nın küresel tanıtım gücünün Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullanıldığını kaydeden Ersoy, beş şehrin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini açıkladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın turizm geleceğinin değerlendirildiği Bölgesel Turizm Çalıştayı düzenlendi. Elazığ’da gerçekleştirilen ve beş şehrin sahip olduğu turizm değerlerinin ortak bir vizyonla ele alındığı çalıştayın açılışında konuşan Bakan Ersoy, turizmde “birlikteliğin gücünü” harekete geçirdiklerini ifade ederek artık yalnızca tek bir destinasyonu tanıtmanın yeterli olmadığına dikkati çekti. Programda Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Bingöl Valisi Dr. Cahit Çelik, Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Malatya Valisi Seddar Yavuz ve Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu da yer aldı. 81 İlde 12 Ay Turizm Hedefi Türkiye’yi dünya turizminde hak ettiği zirveye taşımak için çalıştıklarını belirten Bakan Ersoy, temel hedeflerinin turizmi ülkenin 81 iline ve yılın 12 ayına yaymak, ürün çeşitliliğini artırmak, ziyaretçilerin Türkiye’de daha uzun süre kalmasını sağlamak ve turizmin oluşturduğu ekonomik ve sosyal değerden şehirlerin daha fazla pay almasını temin etmek olduğunu söyledi. Bugünün ziyaretçisinin bir şehri görmekten çok bir deneyim yaşamak istediğini belirten Ersoy; bir bölgenin tarihini keşfetmek, mutfağını tanımak, doğasını deneyimlemek ve kültürünü hissetmek isteyen ziyaretçilere tek bir seyahat rotası içerisinde bütüncül bir deneyim sunulması gerektiğini kaydetti. Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Dolayısıyla bizim de ziyaretçiye yalnızca gidilecek yerler değil, takip edilecek rotalar; yalnızca görülecek mekânlar değil, yaşanacak hikâyeler sunmamız gerekiyor.” Beş Şehir, Birbirini Tamamlayan Büyük Bir Turizm Coğrafyası Çalıştayın kapsadığı Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan güçlü turizm değerlerine sahip olduğunu belirten Ersoy, beş şehrin yalnızca ayrı ayrı destinasyonlar olarak değil, birbirini tamamlayan büyük bir turizm coğrafyasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Adıyaman’ın Nemrut Dağı Ören Yeri, Perre Antik Kenti ve Cendere Köprüsü başta olmak üzere tarihî ve kültürel mirasıyla dünya ölçeğinde bir değere sahip olduğunu ifade eden Ersoy, Malatya’nın ise UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Arslantepe Höyüğü, Eski Malatya surları, coğrafi işaretli gastronomisi, doğası ve yerel yaşam kültürüyle güçlü bir turizm potansiyeli taşıdığını kaydetti. Elazığ’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihî Harput Kenti, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, zengin mutfağı ve köklü kültürel mirasıyla bölgenin önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirten Ersoy; Tunceli’nin Munzur Vadisi Milli Parkı, Ovacık Gözeleri, doğası ve outdoor turizm imkânlarıyla öne çıktığını söyledi. Bingöl’ün ise Yüzen Adalar’dan Hesarek Kayak Merkezi’ne, termal kaynaklarından yaylalarına ve henüz yeterince keşfedilmemiş değerlerine kadar önemli bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. 5 İlde 130 Tesis, 11 Bin 222 Yatak Her şehrin sahip olduğu farklı turizm ürünlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ersoy, asıl meselenin bu değerlerin doğru şekilde ürünleştirilmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesi olduğunu söyledi. Bu sayede ziyaretçilerin bölgede kalış süresinin uzatılabileceğini, turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini ve bu değerin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini ifade eden Ersoy, beş ilde toplam 130 konaklama tesisi ve 11 bin 222 yatak kapasitesi bulunduğunu açıkladı. Önümüzdeki dönemde mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması ve turizm hareketliliğinin gelişmesine paralel olarak nitelikli yatırımların önünün açılması gerektiğini belirten Ersoy, bir destinasyonu turizm merkezi hâline getiren unsurun yalnızca konaklama yatırımları olmadığının altını çizdi. Ulaşımdan gastronomiye, çevre düzenlemesinden destinasyon yönetimine, kültür varlıklarının korunmasından nitelikli insan kaynağına, tanıtımdan ziyaretçi deneyimine kadar bütün unsurların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kamu, Özel Sektör, Akademi ve Sivil Toplum Aynı Masada Turizmde başarıyı merkezi yönetimin tek başına gerçekleştireceği bir hedef olarak görmediklerini belirten Bakan Ersoy; valiliklerin, belediyelerin, üniversitelerin, kalkınma ajanslarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel paydaşların sürecin içerisinde olması gerektiğini ifade etti. Bakanlık tarafından başlatılan İl Tanıtım ve Geliştirme Programı’nın da bu anlayışla yürütüldüğünü söyleyen Ersoy, beş ilde TGA koordinasyonunda oluşturulan kurullar aracılığıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşturulduğunu bildirdi. TGA 200’den Fazla Ülkede Türkiye’yi Tanıtıyor Turizmde diğer önemli başlığın tanıtım olduğunu belirten Ersoy, Türkiye’nin 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla 200’den fazla ülkede reklam, tanıtım, ağırlama ve PR faaliyetleri gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin dünyanın açık ara en fazla ve en yoğun tanıtım yapan ülkesi konumuna geldiğini ifade eden Ersoy, 2026 yılının ilk 6 ayında 25,8 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını ve turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Türkiye’nin turizm vizyonunun yalnızca ziyaretçi sayıları veya turizm gelirleri üzerinden değerlendirilmediğini belirten Ersoy; tarih, kültür, arkeolojik miras, gastronomi, doğa, inanç merkezleri, yaylalar, göller, dağlar ve geleneksel yaşam kültürünün Türkiye’ye büyük bir ürün çeşitliliği sunduğunu söyledi. Ersoy, çalıştayın temel nedeninin de bu zenginliği daha güçlü bir turizm değerine dönüştürmek olduğunu vurguladı. Beş Şehrin Dünyadaki Görünürlüğü Artırılacak TGA’nın tanıtım gücünü Türkiye’nin dünyada zaten bilinen destinasyonlarının yanında Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullandıklarını belirten Bakan Ersoy, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini söyledi. Dijital iletişimden sosyal medyaya, uluslararası PR faaliyetlerinden içerik çalışmalarına kadar farklı mecralarda bu şehirleri anlatmaya devam edeceklerini ifade eden Ersoy, GoTürkiye mecraları ve şehirler için oluşturulan sosyal medya hesaplarında beş ille ilgili paylaşımlar yapıldığını kaydetti. CNN International, Euronews, BBC International ve Al Jazeera gibi global haber kanallarıyla gerçekleştirilen iş birlikleriyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki turizm değerlerinin tanıtımına da katkıda bulunulduğunu belirtti. 8 Mini Diziyle 9 Milyardan Fazla Gösterim Geçen yıldan itibaren hayata geçirilen “Mini Dizi Tanıtım Stratejisi”ne de değinen Bakan Ersoy, Haziran 2025’te Antalya Gambit ile başlayan mini dizi iletişimleri kapsamında toplam sekiz mini dizinin yayımlandığını açıkladı. Bu çalışmalarla 9 milyardan fazla gösterim ve 5,5 milyar izlenmeye ulaşıldığını belirten Ersoy, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tanıtımına katkıda bulunan Whisper of Origins isimli dizinin temmuz ayında yayına girdiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’ni konu alacak dizi için de planlamaların yapıldığını söyledi. “Şehirlerimizi Birbirlerinin Rakibi Olarak Görmüyoruz” Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’yı sahip oldukları değerlerle Türkiye’nin turizm haritasında çok daha güçlü bir konuma taşımak istediklerini söyledi. Ersoy şöyle konuştu: “Şehirlerimizi birbirlerinin rakibi olarak değil, birbirlerinin gücünü artıran destinasyonlar olarak görüyoruz. Bunu başardığımızda sadece ziyaretçi sayısını artırmış olmayacağız. Turizmi şehirlerimiz için daha güçlü bir ekonomik değer, gençlerimiz için yeni bir istihdam alanı, yerel üreticilerimiz için yeni bir pazar ve kültürel mirasımızın korunması için sürdürülebilir bir kaynak hâline getirmiş olacağız.” Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak şehirlerin ve sektörün yanında olmaya devam edeceklerini belirten Ersoy, TGA’nın tanıtım gücü, Bakanlığın kültür ve turizm politikaları ve yerel paydaşların katkısıyla bölgenin sahip olduğu potansiyelin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti. Bakan Ersoy, çalıştaya katkı sunan AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı başta olmak üzere kurumlara, sektör temsilcilerine, akademisyenlere ve paydaşlara teşekkür ederek buradan çıkacak fikirlerin yeni projelere, yeni rotalara ve güçlü iş birliklerine dönüşmesini temenni etti. Ersoy, beş şehrin sahip olduğu değerlerin ortak bir vizyonla buluşturulması hâlinde bu coğrafyanın Türkiye turizminin yeni çekim merkezlerinden biri olacağına yürekten inandığını belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

General Tire Lastikleri, TransAnatolia Heyecanına Ortak Olmaya Devam Ediyor Haber

General Tire Lastikleri, TransAnatolia Heyecanına Ortak Olmaya Devam Ediyor

Continental markalarından General Tire, bu yıl 16’ncısı düzenlenecek TransAnatolia Ralli Raid’in resmi lastik sponsoru olarak zorlu mücadelede yarışçıların yanında yer almaya devam ediyor. SUV, pikap ve arazi araçları için geliştirilen Grabber AT3 ve Grabber X3 lastikleriyle farklı zemin koşullarında yüksek yol tutuşu ve dayanıklılık sunan General Tire, Anadolu’nun zorlu parkurlarında yarışmacıların performansına eşlik edecek. Anadolu Spor Organizasyonları Kulübü tarafından T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) ve çeşitli yerel off-road kulüpleri ile sponsorların katkılarıyla düzenlenen yarış; 29 Ağustos - 5 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek. Motosiklet, Quad, SSV, Otomobil ve Kamyon kategorilerinde dünyanın farklı ülkelerinden gelen yarışçılar, Anadolu’nun zorlu coğrafyasında mücadele edecek. Anadolu'nun Kalbinde Zorlu Bir Macera: İstanbul'dan Ankara'ya TransAnatolia 2026, İstanbul’dan başlayarak Karadeniz’in yeşil dağları, Kapadokya’nın kendine özgü coğrafyası ve Anadolu’nun farklı zeminlerinden geçerek Ankara’da sona erecek. Bolu, Zonguldak, Ilgaz, Amasya, Tokat, Kapadokya ve Aksaray etaplarının ardından başkent Ankara’ya ulaşacak yarışçılar; farklı arazi koşullarında sürüş ve navigasyon becerilerini sınayacak. Zorlu Arazilerde Grabber AT3, Grabber X3 ve Yeni Grabber AT3 Plus Performansı Yarış süresince sporculara General Tire’ın SUV, pikap ve arazi araçları için geliştirdiği Grabber AT3, Grabber X3 ve arazi lastiği ailesine yeni eklenen Grabber AT3 Plus lastikleri eşlik edecek. Farklı arazi koşullarına uyum sağlayacak şekilde tasarlanan lastikler, zorlu etaplarda yol tutuşu ve dayanıklılık özellikleriyle öne çıkıyor. Grabber AT3, üstün arazi kabiliyetini günlük karayolu kullanımıyla bir araya getirirken; ailenin yeni üyesi Grabber AT3 Plus, dört mevsim kullanım için geliştirilen yeni nesil yapısıyla, arazi şartlarının yanı sıra asfalt yollarda konforlu sürüş sunuyor. Karlı, ıslak ve zorlu arazi koşullarında ise güvenilir yol tutuşu ve artırılmış dayanıklılık sağlıyor. Özellikle çamurlu ve zorlu arazi koşullarındaki performansıyla öne çıkan Grabber X3 ise zorlu etapların gerektirdiği arazi becerilerini destekliyor. Lastiklerin sırt ve yanak tasarımları, farklı zeminlerde yol tutuşuna katkı sağlarken taş, kaya ve moloz gibi dış etkenlere karşı dayanıklılığı destekliyor. . "General Tire Cup" için Mücadele Edecekler TransAnatolia’nın raid kategorisinde ilk kez geçen yıl hayata geçirilen General Tire Cup (GT Cup), General Tire lastikleriyle yarışan araçları özel bir klasmanda buluşturuyor. Bu klasmanda mücadele eden ekipler, genel yarış performanslarının yanı sıra General Tire Cup için de yarışarak özel kupanın sahibi olmak için mücadele edecek. Lastik performansının ön planda olduğu bu özel klasman, dayanıklılık, teknik sürüş ve strateji açısından yüksek rekabet ortamı sunacak. General Tire, yarışa katılan ekiplere sağladığı lastik tedarikinin yanı sıra saha operasyonlarında görev alacak uzman teknik ekibiyle lastik değişimi ve onarımı konularında da destek vererek mücadelenin kesintisiz sürmesini sağlayacak. Continental, lider bir lastik üreticisi ve endüstri uzmanıdır. 1871 yılında kurulan şirket, 2025 yılında 19,7 milyar Euro satış rakamına ulaşmıştır ve halihazırda 54 ülke ve pazarda yaklaşık 76.000 kişiye istihdam sağlamaktadır. Lastik Grubunun çözümleri, mobiliteyi daha güvenli, daha akıllı ve daha sürdürülebilir hale getirmektedir. Premium portföyünde otomobil, kamyon, otobüs, iki tekerlekli araçlar ve özel lastiklerin yanı sıra filolar ve lastik perakendecileri için akıllı çözümler ve hizmetler yer almaktadır. 150 yılı aşkın süredir üstün performans sunan Continental, dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biridir. 2025 mali yılında Lastik Grubu, 13,8 milyar Euro satış gerçekleştirmiştir. Continental’in lastik bölümü dünya genelinde yaklaşık 55.000 kişiyi istihdam etmekte olup 19 üretim ve 16 geliştirme tesisine sahiptir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yenilenen Malatya Arkeoloji Müzesi Ziyaretçileriyle Buluştu  Haber

Yenilenen Malatya Arkeoloji Müzesi Ziyaretçileriyle Buluştu 

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü ile insanlık tarihinin en önemli yerleşimlerinden birine ev sahipliği yapan Malatya, ikinci kez Türkiye Kültür Yolu Festivali'ni ağırlıyor. Arslantepe Karşılama Merkezi’nde gerçekleştirilen festival açılış programına, Malatya Valisi Seddar Yavuz, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı. Festival açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Mezopotamya ile Anadolu arasındaki stratejik konumuyla tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Malatya’nın, insanlık tarihinin önemli dönüm noktalarına tanıklık ettiğini söyledi. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü'nün, ilk şehir-devlet yapılanmalarından biri olarak dünya tarihine Malatya'dan ışık tuttuğunu belirten Alpaslan, "Bu festivalle şehrimizin eşsiz somut ve somut olmayan kültürel mirasını herkesle buluşturmayı, Malatya'yı kültür ve sanat alanında bir dünya markası haline getirmeyi hedefliyoruz. Malatya'nın zenginliği yalnızca tarihi eserleriyle sınırlı değildir. Bu toprakların asıl ruhu, kuşaktan kuşağa aktarılan yaşayan kültürel mirasında saklıdır." dedi. Malatya'nın bu yıl Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin on üçüncü durağı olduğunu ifade eden Alpaslan, festival boyunca gerçekleştirilecek 149 etkinlikle kentin kültür ve sanatın önemli buluşma noktalarından biri olacağını vurguladı. Kentin somut olmayan kültürel miras açısından da büyük bir zenginliğe sahip olduğuna dikkat çeken Alpaslan, "İlimizde Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri'ne kayıtlı; demircilikten Arguvan türkülerine, geleneksel ayakkabı yapımından cirit oyununa kadar uzanan çok sayıda kültürel değer bulunuyor. Halk Kültürü Bilgi Belge Merkezimizde kayıtlı 2 bin 120 belge ve 89 tescilli sanatçımız, bu mirası yaşatan en önemli gücümüzdür. Festival kapsamında bu köklü mirası sanatseverlerle buluşturacak çok özel etkinlikler hazırladık." ifadelerini kullandı. Festivalin gastronomi ayağında da Malatya'nın köklü mutfak kültürünün öne çıkacağını belirten Alpaslan, etten bulgura, yetmişi aşkın köfte çeşidinden kâğıt kebabına uzanan zengin lezzet mirasının 31 farklı Lezzet Noktası aracılığıyla ziyaretçilerle buluşacağını söyledi. Şef Ömür Akkor ev sahipliğinde düzenlenecek atölye ve tadım etkinliklerinin ise Malatya mutfağının özgün hikayesini ziyaretçilere aktaracağını ifade etti. MALATYA’DA FESTİVAL HEYECANI İKİ ÖNEMLİ AÇILIŞLA TAÇLANDI Festivalin ilk gün programı kapsamında, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan tarafından Arslantepe Kazı Alanı’nda gerçekleştirilen yeni çatı projesinin açılışı yapıldı. Arslantepe Höyüğü Ören Yeri’nde ziyaretçi deneyiminin geliştirilmesi amacıyla yeni çatı projesi ve çevre düzenlemesi tamamlanırken, yürüyüş yolu güzergâhları yeniden düzenlendi ve ziyaretçilerin alan içerisindeki ulaşımını kolaylaştıracak yeni yollar oluşturuldu. Gişe ve güvenlik kuleleri yenilenirken, sarayın içerisindeki kazı alanlarının ziyaret ve güvenlik amacıyla korunmasını sağlayacak yeni çatı eklentisinin yapımı da tamamlandı. Bu düzenlemelerle birlikte Arslantepe Sarayı’nda yer alan kralın taht odası ve yaşam alanı da ilk kez ziyaretçilerin erişimine açıldı. Program, 6 Şubat depremlerinde hasar gören ve kapsamlı restorasyon, güçlendirme ve teşhir-tanzim çalışmalarının ardından yeniden ayağa kaldırılan Malatya Arkeoloji Müzesi’nin açılışıyla devam etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gaziantep'te Hemşehri Dernekleri Festivali Renkli Görüntülerle Açıldı Haber

Gaziantep'te Hemşehri Dernekleri Festivali Renkli Görüntülerle Açıldı

Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelerek Gaziantep'te yaşamını sürdüren vatandaşları aynı çatı altında buluşturan festivalin açılışı, yoğun katılımla düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Festival Parkı'nda tüm coşkusuyla devam eden etkinliklerde Gazi şehirliler, Anadolu'nun farklı yörelerine ait kültürel değerleri yakından tanıma fırsatı buluyor. Farklı şehirlerden ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) katılan kurum ve kuruluşlar da kültürel miraslarını ziyaretçilerle buluşturuyor. Festivalde, Türkiye'nin farklı illerini temsil eden 62 hemşehri derneğinin yanı sıra KKTC Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Lefkoşa, Gazimağusa, Güzelyurt ve Şırnak belediyeleri ile federasyonlar, konfederasyonlar, vakıflar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları stant açarak kültürel değerlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Festival programında kentte faaliyet gösteren kamu kurumları da yer alıyor. ŞAHİN: GAZİANTEP MODELİ BEN DEĞİL BİZ ANLAYIŞIDIR, KARDEŞLİK MODELİDİR Açılışta konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Modeli'nin "Ben değil, biz" anlayışı üzerine kurulu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Biz Anadolu'yuz. Anadolu bereketi, Mezopotamya'nın bilgeliği, Akdeniz'in sıcaklığı, Orta Doğu'nun derinliği var. Biz Anadolu İrfanı'yız. 12 bin yıllık tarih bize emanet. Gaziantep Modeli, ‘Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ diyen kardeşlik modelidir. Gaziantep Modeli Yunus Emre'nin diliyle, ‘Biz gelmedik kavga için dostun evi gönüllerdir. Gönüller yapmaya geldik’ diyen gönül kardeşliğinin modelidir. Hepimiz Fırat'ın ve Dicle'nin çocukları olarak Baharat Yolu’nu şifa yoluna İpek Yolu’nu kardeşlik yoluna dönüştürdük. Bu şehrin evladı olmaktan sizlere kardeş olmaktan, güzele örnek olmaktan ne kadar mutlu olduğumu ifade ediyorum.” ÇEBER: GAZİANTEP, MİSAFİRPERVERLİĞİ VE EV SAHİPLİĞİYLE YÜZYILLARDIR ÖNE ÇIKAN BİR KENT Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise konuşmasında, her yıl düzenlenen festivalin şehirde yaşayan hemşehriler ile farklı illerden ve yurt dışından gelen vatandaşları buluşturduğunu belirterek, Başkan Fatma Şahin ve ekibini tebrik etti. Çeber, şunları söyledi: “Bir metre karesini bile ihmal edemeyecek çok güzel bir ülkemiz var. Tüm kurumlarımla da beraber bu festivale tabii ki çok büyük destekçisiyim ama bu festival Büyükşehir Belediye Başkanımızın çok güzel organizasyonlarından birisidir. Gaziantep çok kadir bir kent. Gaziantep, misafirperverlik ve ev sahipliği özelliğini yüzlerce yıldır bünyesinde barındıran bir kent. Gaziantep son zamanlarda gastronomi ve sanayisiyle çok daha fazla biliniyor. Ama o çok ötesinde tarihi, kültürü, tarımı hepsi birbirinden çok fazla özelliği olan bir kent. İşte bugün de burada hep beraberiz, hep birlikteyiz. Yurtdışından gelen, yurtiçinden gelen, Gaziantep'te yaşayan, Gaziantep'i seven, Gaziantep'i bilen, ‘Gaziantep'te benim de bir şeylerim var’ diyen herkes burada. Onun için biz Gaziantepliler olarak son derece mutluyuz.” KİLİS VALİSİ KALAYCI'DAN DAVET Kilis Valisi Ömer Kalaylı, katılımcıları Kilis'e davet ederek kentin özelliklerinden bahsetti ve şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizin dört bir yanından ve yurt dışından gelen hemşehri derneklerimizi aynı çatı altında buluşturan bu anlamlı organizasyon ortak kültürümüzü köklü değerlerimizi ve kardeşlik bağlarımızı yaşatan birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir buluşmadır. Kültürümüzü yaşatan şehirlerimiz arasındaki dostluğu, dayanışmayı ve kardeşlik bağlarını güçlendiren bu tür organizasyonların artarak devam etmesini temenni ediyorum.” ATASEVEN: GAZİANTEP ASIRLARDIR DAYANIŞMANIN, ÜRETİMİN, KARDEŞLİĞİN VE MEDENİYETİN DE MERKEZİ OLMUŞTUR AK Parti Genel Merkez Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Fatma Ataseven ise selamlama konuşmasında şunları söyledi: “Bugün bizlerin aynı çatı altında buluşmasına vesile olan Gaziantep Büyükşehir Belediyemize, başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin olmak üzere emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum. Bu buluşma farklı kültürlerin aynı medeniyet ikliminde zenginliğe dönüşmesinin ve millet olma şuurunun en güzel örneklerinden biridir. Gaziantep asırlardır ticaretin merkezi olmasının yanı sıra dayanışmanın, üretimin, kardeşliğin ve medeniyetin de merkezi olmuştur. Bugün burada şahitlik ettiğimiz bu heyecan uyandıran tablo Anadolu'nun bütün renklerinin Gaziantep'te aynı gönül sofrasında buluştuğunu göstermektedir.” Programa ayrıca Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, Oğuzeli Belediye Başkanı Bekir Öztekin, Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan, Karkamış Belediye Başkanı Mustafa Güzel, Gazimağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay, Şahinbey Belediyesi Başkan Yardımcısı Cuma Güzel, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Aksoy ile Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Aslan katılarak alanı dolduran vatandaşları selamladı ve festivalin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından festivalin resmi açılışı gerçekleştirildi. Program kapsamında ayrıca, Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Anadoludakiler Projesi kapsamındaki Anadoludakiler İpekyolu Pazarı'nın da açılışı yapıldı. FESTİVAL COŞKUSU DEVAM EDİYOR Katılımcılar, yöresel ürünlerini, geleneksel lezzetlerini, el sanatlarını ve kültürel miraslarını ziyaretçilere tanıtma imkanı buluyor. Festival boyunca Halk Oyunları Topluluğu gösterileri, semazen gösterileri, yöresel oyunlar, yöresel müzik dinletileri, yerel ve ulusal sanatçı konserleri ile çok sayıda kültür, sanat ve spor etkinliği ziyaretçilerle buluşmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor Haber

Kadınların Dekorasyon Tercihleri Yaşam Alanlarının Geleceğini Şekillendiriyor

Anadolu'nun binlerce yıllık dokuma geleneği, kadınların değişen yaşam alışkanlıklarıyla yeniden şekilleniyor. Ev dekorasyonunda estetik kadar fonksiyonellik, dayanıklılık ve kullanım kolaylığının da ön plana çıktığı yeni dönemde, Adoba Global çatısı altında faaliyet gösteren Turkua Halı, Anadolu'nun köklü halıcılık mirasını modern tasarım anlayışıyla buluşturarak kadınların beklentilerine uygun yeni nesil koleksiyonlar geliştiriyor. Dekorasyon anlayışının son yıllarda önemli ölçüde değiştiğini belirten Adoba Global Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Doğan, “Artık tüketiciler yalnızca güzel görünen ürünleri değil, günlük yaşamı kolaylaştıran çözümleri tercih ediyor. Bir halının estetik olması kadar kolay temizlenebilir, dayanıklı, robot süpürgelerle uyumlu ve uzun yıllar kullanılabilir olması da önem taşıyor. Tasarımlarımızı geliştirirken kullanıcı deneyimini her zaman merkeze alıyoruz.” dedi. Anadolu’nun Hafızası Modern Tasarımlarla Yaşıyor Turkua Halı’nın her koleksiyonu yalnızca bir dekorasyon ürünü değil, Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşıyan bir hikâye sunuyor. Anadolu’nun yanı sıra Türk dokuma kültürüne katkı sağlayan Afganistan ve Türkmenistan’ın köklü motiflerinden ilham alan marka, geleneksel desenleri çağdaş çizgilerle yeniden yorumluyor. Konuya ilişkin yaklaşımı değerlendiren Çiğdem Doğan, “Türk halısı bizim için yalnızca bir zemin ürünü değil; kültürümüzün, renklerimizin ve yaşam biçimimizin önemli bir parçasıdır. Kültürel mirası korurken onu bugünün yaşam alışkanlıklarına uygun şekilde yeniden yorumluyoruz.” diye konuştu Kadınlar Yaşam Biçimlerini Tasarlıyor Günümüzde evler yalnızca yaşanılan alanlar değil; çalışılan, üretilen, dinlenilen ve sosyalleşilen çok yönlü yaşam merkezlerine dönüşüyor. Bu değişim dekorasyon anlayışını da yeniden şekillendiriyor. Doğan, kadınların bu dönüşümde belirleyici rol üstlendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tasarımlarımızı geliştirirken çocuklu ailelerden evcil hayvan sahiplerine, çalışan kadınlardan genç kullanıcılara kadar farklı yaşam senaryolarını analiz ediyoruz. Ürünlerimizin estetik kadar fonksiyonel olmasına da büyük önem veriyoruz.” Z Kuşağı Zamansız Tasarımları Tercih Ediyor Yeni nesil tüketiciler kısa süreli dekorasyon trendleri yerine uzun yıllar kullanılabilecek zamansız tasarımları tercih ediyor. Doğal renkler, sade çizgiler ve sürdürülebilir malzemeler yeni dönemin en önemli beklentileri arasında yer aldığını söyleyen Doğan, “Anadolu’nun köklü dokuma kültürünü modern tasarım anlayışıyla buluşturarak hem bugünün hem de geleceğin yaşam alanlarına hitap eden koleksiyonlar geliştiriyoruz.” ifadelerini kullanarak, markanın kullanıcı odaklı ve uzun ömürlü tasarım anlayışını sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.