Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Analiz

Kapsül Haber Ajansı - Analiz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Analiz haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor! Haber

İletişim Mezunlarının Çalışma Alanları Genişliyor!

Gelecekte iletişim mezunlarının yalnızca içerik üreten değil; yapay zekâyı yöneten, veriyi hikâyeye dönüştüren, dezenformasyonu tespit eden ve dijital güveni yöneten profesyoneller olarak öne çıkacağını belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor.” dedi. Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği ve insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı gibi yeni çalışma alanlarına dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, “Öğrencilerimizi teknolojiden korkan değil, teknolojiyi yöneten ve ona entelektüel derinlik katan profesyoneller olarak yetiştiriyoruz.” diye konuştu. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gül Esra Atalay, yapay zekâ çağında iletişim sektörünün değişen istihdam yapısını, geleceğin iletişim mesleklerini ve öğrencilerin yeni çalışma hayatına hangi yetkinliklerle hazırlanması gerektiğini değerlendirdi. İletişim mezunlarının çalışma alanları genişliyor Teknolojik gelişmelerin iletişime duyulan ihtiyacı azaltmak yerine artırdığına işaret eden Prof. Dr. Gül Esra Atalay, dijitalleşmeyle birlikte iletişim profesyonellerinin rolünün de değiştiğini söyledi. “Bugün tam anlamıyla bir iletişim çağında yaşıyoruz.” Diyen Prof. Dr. Atalay, “İletişim elbette her zaman önemliydi ancak bugün akıllı telefonlar, sosyal ağlar ve dijital platformlar sayesinde herkesin her an ulaşılabilir olduğu hiper bağlantılı bir dünyadayız. Teknoloji iletişim kurmayı kolaylaştırırken anlam yaratmayı, güven oluşturmayı ve ortak bir zeminde buluşmayı zorlaştırıyor. Bu nedenle iletişim becerileri konusunda eğitimli olmak profesyonel yaşamda giderek daha büyük bir fark yaratıyor.” dedi. İletişimcinin işi içerik üretmekten ibaret olmayacak Yapay zekânın özellikle rutin içerik üretim süreçlerini hızla otomatikleştirdiğini ifade eden Atalay, bunun iletişim mesleklerinin ortadan kalkacağı anlamına gelmediğini, aksine iletişimcinin rolünün daha stratejik bir noktaya taşınacağını vurguladı. Prof. Dr. Atalay, “Eskiden iyi bir reklam fikri bulmak, o fikri görsele dökmek ve metnini yazmak günler, hatta haftalar alabiliyordu. Bugün yapay zekâ araçlarına doğru komutlar verdiğinizde saniyeler içinde çok sayıda alternatif elde edebiliyorsunuz. Ancak o alternatiflerden hangisinin insanın kalbine dokunacağını, hangisinin toplumsal bir karşılığı olduğunu veya hangisinin insanı gerçekten güldüreceğini algoritmalar tek başına belirleyemiyor. Yapay zekâ insan davranışını analiz edebilir ama insan gibi hissedemez.” diye konuştu. Bu nedenle gelecekte iletişim mezunlarının değerini yalnızca “üretme” becerisinin değil; seçme, doğrulama, anlamlandırma, yorumlama ve strateji geliştirme yetkinliklerinin belirleyeceğini kaydeden Prof. Dr. Atalay, insan yaratıcılığı ile yapay zekâ yeteneklerini birlikte kullanabilen profesyonellerin iş dünyasında avantaj sağlayacağını dile getirdi. Gazeteci yazandan çok doğrulayan ve anlamlandıran kişi olacak Gazeteciliğin yapay zekâdan en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunu belirten Prof. Dr. Atalay, rutin haberlerin otomatik olarak üretilebildiği bir dönemde gazetecinin mesleki değerinin araştırmacılık, doğrulama ve yorumlama kapasitesinde yoğunlaşacağını söyledi. Prof. Dr. Atalay, “Haber yazan gazeteciden doğrulayan ve anlamlandıran gazeteciye doğru bir dönüşüm gerçekleşiyor. Rutin ajans haberlerini artık yapay zekâ yazabiliyor. Gazetecinin yeni rolü dezenformasyonu filtrelemek, derinlemesine araştırma yapmak, veri gazeteciliği yapmak ve ham verinin arkasındaki insan hikâyesini yakalamak olacak.” ifadelerini kullandı. Reklamcının yeni işi yapay zekâyı yaratıcı stratejiyle yönetmek Reklamcılıkta da benzer bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Atalay, yapay zekânın saniyeler içinde çok sayıda reklam metni, görseli ve kampanya alternatifi üretebildiğine dikkat çekti. “Reklamcının işi artık yalnızca sıfırdan üretmek olmayacak.” diyen Atalay, “Yapay zekânın oluşturduğu alternatifler arasından markanın ruhuna, hedef kitlenin psikolojisine ve toplumsal bağlama en uygun olanı seçmek; doğru promptları oluşturmak ve yaratıcı stratejiyi kurmak daha önemli hâle gelecek.” dedi. Halkla ilişkilerde yeni istihdam alanı; dijital güven Deepfake, dezenformasyon ve yapay zekâ destekli manipülasyonların yaygınlaşmasının halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında da yeni uzmanlıklara ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Prof. Dr. Atalay, geleceğin en önemli iletişim alanlarından birinin dijital güven ve itibar yönetimi olacağını söyledi. Atalay, “Bülten dağıtımı ve medya takibi gibi geleneksel görevler giderek otomatikleşirken, bilişsel kriz yönetimi ve güven mimarlığı daha fazla önem kazanıyor. Deepfake ve manipülasyonun bu kadar kolaylaştığı bir çağda PR profesyonelleri yapay zekâ hızında yayılan itibar krizlerini yönetmek ve toplumla kurumlar arasında sahici bağlar kurmak zorunda.” şeklinde konuştu. Deepfake çağının iletişimcisi doğrulama uzmanı da olacak Geleceğin iletişim profesyonellerinin veri ve algoritma okuryazarlığına sahip olması gerektiğini vurgulayan Atalay, deepfake ve dezenformasyonla mücadele becerilerinin istihdam açısından giderek daha önemli hâle geleceğini belirtti. İletişim öğrencileri yapay zekâyla birlikte çalışmayı öğreniyor Bu dönüşüm nedeniyle iletişim eğitiminin de yeniden tasarlanması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Atalay, Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesinde yapay zekâyı iletişim eğitiminin farklı alanlarına entegre ettiklerini söyledi. “Öğrencilerimize her şeyden önce ‘Yapay zekâ iletişimcinin rakibi değil, onun akıllı asistanıdır.’ diyoruz.” ifadesini kullanan Atalay, şöyle devam etti: “İyi bir iletişimci olmak artık yalnızca güçlü yazma becerisine veya iyi bir görsel bakış açısına sahip olmakla sınırlı değil. Bunlara bilişsel esneklik ve yapay zekâyla doğru iletişim kurabilme becerisi de eklendi. Öğrenci yalnızca teoriyi öğrenmiyor; uygulamalı derslerde bir yapay zekâ modeline nasıl doğru komut vereceğini, çıkan sonucu nasıl değerlendireceğini ve filtreleyeceğini deneyimliyor. Yapay zekânın ürettiği bilginin doğruluğunu teyit etmek, bilişsel önyargıları fark etmek ve algoritmik manipülasyonları deşifre etmek eğitimimizin merkezinde. Sahicilik ve etik ise ana omurgamızı oluşturuyor.” Her bölümde yapay zekâ odaklı zorunlu dersler bulunuyor Fakültenin farklı bölümlerinde öğrencilerin kendi meslek alanlarıyla yapay zekâyı buluşturan zorunlu dersler aldığını belirten Prof. Dr. Atalay, “Çizgi Film ve Animasyon bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Konsept Geliştirme, Görsel İletişim Tasarımı bölümümüzde Görsel İletişim Tasarımında Üretken Yapay Zekâ, Gazetecilik bölümümüzde Gazetecilikte Yapay Zekâ, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümümüzde Halkla İlişkiler ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Radyo Televizyon ve Sinema bölümümüzde Yapay Zekâ Destekli Film Yapım ve Yönetimi, Reklamcılık bölümümüzde Dijital Reklamcılık ve Yapay Zekâ Uygulamaları, Yeni Medya ve İletişim bölümümüzde ise Yapay Zekâ derslerimiz zorunlu. Ayrıca seçmeli ders havuzumuzda da yapay zekâ temelli dersler bulunuyor.” dedi. 2-4 yıl sonra iletişim mezunlarını nasıl bir istihdam tablosu bekliyor? İletişim alanında önümüzdeki birkaç yıl içinde özellikle dijital içerik, veri, yapay zekâ, doğrulama, itibar ve kriz yönetiminin kesiştiği işlerin daha görünür hâle geleceğini ifade eden Prof. Dr. Atalay, mezunların medya kuruluşlarından reklam ajanslarına, kurumsal iletişim departmanlarından dijital platformlara, yapım şirketlerinden sosyal medya ve içerik ajanslarına kadar geniş bir alanda çalışabileceğine dikkat çekti. İletişim mezunlarının klasik mesleklerin yanı sıra teknolojiyle birlikte doğan yeni uzmanlık alanlarına da yönelebileceğini kaydeden Atalay, “Önümüzdeki 10-15 yılda en hızlı büyümesi beklenen alanların önemli bir kısmı teknik bilgi ile iletişim becerisini birlikte gerektirecek.” dedi. Yeni meslekler iletişim mezunlarını bekliyor Yapay zekânın iletişim fakültesi mezunlarının önüne yepyeni kariyer seçenekleri çıkaracağını dile getiren Atalay, geleceğin çalışma alanlarını şöyle sıraladı: “Yapay zekâ içerik stratejistliği, dijital itibar yöneticiliği, dezenformasyon analistliği, veri hikâyeleştiriciliği, insan-yapay zekâ etkileşimi tasarımcılığı, dijital doğrulama uzmanlığı, yapay zekâ destekli yaratıcı strateji, algoritmik içerik yönetimi ve dijital kriz iletişimi.” “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yönetecek” İletişim alanını tercih edecek gençlerin yapay zekâ nedeniyle mesleklerin ortadan kalkacağı düşüncesiyle hareket etmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gül Esra Atalay, sözlerini şöyle tamamladı: “Geleceğin iletişim mezunları algoritmaları yöneten, yapay zekâyı anlamlandıran ve dijital güven inşa eden profesyoneller olacak. Meslekler değişiyor ama iyi iletişim kurabilme becerisi her zamankinden daha değerli hâle geliyor. Yapay zekâyı doğru ve dozunda kullanabilen, eleştirel düşünebilen, insan psikolojisini anlayan, etik sınırları gözeten ve özgün fikir üretebilen iletişimciler iş dünyasında öne çıkacak. Aklını ve yaratıcılığını tamamen yapay zekâya devredenler değil, yapay zekâyı kendi yaratıcılığını güçlendiren bir araç olarak kullananlar geleceğin iletişim dünyasında yerlerini alacak.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sektörel İçerik Yeniden Kullanım Rehberi Haber

Sektörel İçerik Yeniden Kullanım Rehberi

Bir savunma sanayii yatırımı, yeni bir enerji projesi ya da yapay zeka iş birliği hakkında hazırlanan güçlü bir haber, tek yayımla sınırlı kalmamalıdır. Sektörel içerik yeniden kullanım rehberi, haberin güvenilirliğini ve güncelliğini koruyarak farklı yayın mecralarında daha uzun süre değer üretmesinin çerçevesini çizer. Buradaki amaç aynı metni tekrar tekrar paylaşmak değil, aynı bilgi çekirdeğini her kanalın okuma alışkanlığına ve karar alma bağlamına göre yeniden işlemektir. Profesyonel yayıncılıkta içerik yeniden kullanımı, editoryal verimlilik kadar kurumsal itibarı da ilgilendirir. İyi kurgulanmış bir içerik akışı; dijital gazetelerin yayın hızını artırır, kurumların görünürlüğünü destekler ve uzmanlık gerektiren sektörlerde bilginin daha geniş bir profesyonel kitleye ulaşmasını sağlar. Ancak bu süreç, başlığı değiştirip metni kısaltmaktan daha fazlasını gerektirir. İçerik yeniden kullanımı neden sektörel yayıncılıkta farklıdır? Genel gündem haberlerinde hız çoğu zaman belirleyici unsur olabilir. Enerji, tarım, lojistik, sürdürülebilirlik, teknoloji veya savunma gibi sektörlerde ise haberin raf ömrü daha uzundur. Bir yatırım haberi, ilk duyurunun ardından tedarik zinciri etkisi, finansmanı, kapasite artışı, ihracat potansiyeli ve düzenleyici boyutlarıyla yeniden ele alınabilir. Bu nedenle sektör haberciliğinde içerik, tekil bir yayın değil, katmanlı bir bilgi varlığıdır. Örneğin bir şirketin yeni üretim tesisi açıklaması; haber metni olarak yayımlanabilir, yöneticinin açıklamalarıyla röportaj formatına taşınabilir, sektör kapasitesine ilişkin veri haberiyle desteklenebilir veya ilgili fotoğraf ve video varlıklarıyla görsel bir dosyaya dönüşebilir. Her format aynı bilgiyi söylemez; aynı bilginin farklı sorulara cevap vermesini sağlar. Yeniden kullanımın sınırı da burada başlar. İlk haberde yer almayan yorumları kesin bilgi gibi sunmak, eski verileri güncelmiş gibi kullanmak veya kaynak bağlamını koparmak, içerik hacmi üretirken güven kaybına yol açar. Sektörel yayıncı için en değerli sermaye, hızdan önce doğrulanabilirliktir. Sektörel içerik yeniden kullanım rehberi: Başlangıç noktası bilgi çekirdeği Her içeriğin yeniden kullanıma uygun bir çekirdeği olmalıdır. Bu çekirdek; doğrulanmış temel gerçekleri, tarihleri, kurum ve kişi adlarını, sayısal verileri, kaynak açıklamalarını ve görsel kullanım haklarını içerir. Haber yayımlandıktan sonra bu unsurları yeniden kontrol etmek yerine, üretim aşamasında düzenli bir içerik dosyası oluşturmak daha sağlıklı sonuç verir. Bir içerik dosyasında habere ilişkin ana mesaj, hedef sektör, yayın tarihi, kullanılabilecek alıntılar, veri kaynakları ve varsa telif ya da kullanım koşulları açık biçimde kayıt altına alınmalıdır. Özellikle telifsiz ve ücretsiz haber içeriği kullanan yayıncılar açısından bu kayıt, içeriğin hangi koşullarda yayımlanabileceği konusunda editoryal ekiplerin işini kolaylaştırır. Bilgi çekirdeği oluşturulurken şu ayrım net yapılmalıdır: Hangisi doğrulanmış haber bilgisidir, hangisi kurum görüşüdür, hangisi analitik değerlendirmedir? Bir CEO açıklaması, şirketin hedefini gösterir; hedefin gerçekleştiğini kanıtlamaz. Bir sektör raporu eğilimi işaret edebilir; her şirket için aynı sonucu doğurmaz. Yeniden kullanım sırasında bu ayrımın korunması, metnin güvenilirliğini belirler. Önce içerik envanteri çıkarın Yayıncıların ve iletişim ekiplerinin sık yaptığı hata, sadece metin dosyasını içerik olarak görmektir. Oysa bir haberin başlığı, spotu, ana metni, uzman alıntısı, sayısal verileri, fotoğrafları, video kaydı, infografik potansiyeli ve soru-cevap bölümleri ayrı ayrı değerlendirilebilir varlıklardır. Envanter, hangi unsurun hangi kanala uygun olduğunu gösterir. Bir lojistik şirketinin yeni rota duyurusundaki kapasite verisi ekonomi sayfası için öne çıkarken, aynı haberin operasyonel teknoloji boyutu teknoloji dikeyinde daha anlamlı olabilir. Bu iki yayın, birbirinin kopyası olmak zorunda değildir. Ortak bilgi çekirdeğinden hareket eder; farklı okur ihtiyacına hizmet eder. Kanalı değil, okurun kararını merkeze alın Bir içeriğin bülten, web sitesi, sosyal medya, video veya e-posta için uyarlanması tek başına yeterli bir yaklaşım değildir. Asıl soru, o kanaldaki okuyucunun içerikten sonra neyi daha net anlaması gerektiğidir. Yatırımcı ölçek, risk ve büyüme beklentisini; sektör yöneticisi rekabet etkisini; editör ise güncellik ve haber değerini arar. Bu yaklaşım başlığı da değiştirir. Aynı enerji yatırımı haberi, yerel istihdam etkisi üzerinden bölgesel ekonomi okuyucusuna; kurulu güç ve proje takvimi üzerinden enerji profesyonellerine; emisyon azaltım hedefi üzerinden sürdürülebilirlik kitlesine anlatılabilir. Bilgi değişmez, öncelik sırası değişir. Bir haberi kaç farklı içeriğe dönüştürmek gerekir? Bunun tek bir sayısı yoktur. İçeriğin haber değeri, güncelliği, veri yoğunluğu ve görsel malzemesi belirleyicidir. Kısa süreli bir etkinlik duyurusu için sınırlı uyarlama yeterli olabilir. Buna karşılık, sektör dengelerini etkileyen bir satın alma, mevzuat değişikliği veya büyük ölçekli yatırım; farklı açılardan haftalar boyunca işlenebilir. Uygulanabilir bir modelde ana haber ilk yayındır. Ardından konunun bağlamını açıklayan analiz, karar vericinin görüşünü taşıyan röportaj, verileri görünür kılan grafik veya fotoğraf galerisi ve gelişmeleri takip eden güncelleme haberi gelebilir. Bu yapıda her içerik, bir öncekine bağımlı olmadan okunabilmelidir. Okur ilk haberi görmemişse bile yeni metinden yeterli bağlamı almalıdır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektör odaklı içerik dağıtım yapılarında bu yaklaşım, yayın ortakları açısından ayrıca işlevseldir. Aynı gelişmenin ekonomi, teknoloji veya sanayi sayfalarında kullanılabilecek farklı editoryal versiyonları, içerik akışını çoğaltırken tekrar hissini azaltır. Bunun için her versiyonun bağımsız bir haber gerekçesi taşıması gerekir. Güncelleme, yeniden yazım ve tekrar arasındaki fark Yeniden kullanım çoğu zaman güncelleme ile karıştırılır. Güncelleme, habere yeni ve doğrulanmış bilgi eklemektir. Projenin ihale sürecinin sonuçlanması, yatırım tutarının netleşmesi ya da üretimin başlaması güncelleme gerekçesidir. Yeniden yazım ise mevcut bilgiyi başka bir hedef kitle veya format için yeniden kurgulamaktır. Tekrar ise yeni bağlam, veri, soru veya editoryal değer yaratmadan aynı içeriği yeniden yayımlamaktır. Bu yöntem kısa vadede görünürlük sağlasa da arama performansı, okuyucu güveni ve marka algısı bakımından zayıf sonuç verir. Özellikle kurumsal açıklamalarda benzer metinlerin art arda yayımlanması, haber değerini aşındırır. Bir metnin yeniden kullanıma uygun olup olmadığını anlamak için basit bir editoryal test uygulanabilir: Bu yeni içerik, okuyucunun ilk metinden alamadığı hangi bilgiyi, hangi bakış açısını veya hangi kararı destekleyen içgörüyü sunuyor? Sorunun cevabı net değilse yeni bir yayın yerine mevcut haberi güncellemek daha doğru olabilir. Hukuki ve etik çerçeve yayın planının parçasıdır Telif durumu belirsiz fotoğraflar, kaynağı açık olmayan grafikler ve bağlamından koparılmış yönetici alıntıları, yeniden kullanım sürecinin en yüksek riskli alanlarıdır. Haber metninin kullanılabilir olması, içindeki her görselin, videonun veya veri setinin aynı haklara sahip olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle içerik üretiminde hak yönetimi ayrı bir kontrol adımı olmalıdır. Görselin kullanım alanı, video lisansı, alıntının tarihi, kurumsal açıklamanın kapsamı ve üçüncü taraf verilerin atıf koşulları kayıt altına alınmalıdır. Özellikle savunma, kamu yatırımları, finansal sonuçlar ve düzenlemeye tabi sektörlerde hassas bilgilerin yayımlanma zamanlaması da editoryal doğrulamanın konusudur. Etik boyutta ise açıklık esastır. Sponsorlu içerik, kurum görüşü, analiz ve haber birbirinden ayırt edilebilmelidir. Bir markanın açıklamasını haberleştirmek meşrudur; ancak bu açıklamayı bağımsız piyasa doğrulaması gibi sunmak doğru değildir. Güven, bu çizginin sürekli korunmasıyla oluşur. Performansı yalnızca görüntülenme ile ölçmeyin Sektörel içeriklerin değeri her zaman yüksek tıklanma sayısıyla anlaşılmaz. Bir enerji dönüşümü analizi, genel haber kadar geniş kitleye ulaşmayabilir; buna karşın karar verici bir okuyucu grubunda daha uzun okuma süresi, daha fazla paylaşım veya daha nitelikli geri dönüş sağlayabilir. Bu yüzden performans değerlendirmesinde erişim, okuma süresi, tekrar ziyaret, içerikten gelen kurumsal talepler, yayın ortaklarının kullanım oranı ve konu bazlı görünürlük birlikte izlenmelidir. Hangi içeriklerin farklı formatlarda başarıyla yaşadığını görmek, sonraki editoryal planı güçlendirir. En verimli yeniden kullanım sistemi, çok içerik üretmeye çalışan sistem değildir. Her gelişmenin hangi profesyonel soruya cevap verdiğini bilen, yeni bilgi geldikçe dosyayı derinleştiren ve yayın hakkını titizlikle yöneten sistemdir. Haber akışını büyütürken bu disiplini koruyan ekipler, yalnızca daha fazla yayın yapmaz; sektörlerin gerçekten takip etmek istediği referans noktalarını da oluşturur.

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi Haber

Abdi İbrahim ilaç sektöründe bir ilke imza attı: Eşit ücret politikası belgelendirildi

Abdi İbrahim, kadın ve erkek çalışanlara aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret verilmesine yönelik uygulamalarıyla Equal Pay sertifikasını aldı. Şirket, EQUAL-SALARY Foundation tarafından verilen uluslararası sertifikaya sahip ilk Türk ilaç şirketi oldu. Abdi İbrahim, ücret eşitliğine yönelik politika ve uygulamalarını uluslararası sertifikayla belgelendirdi. İsviçre merkezli EQUAL-SALARY Foundation tarafından yürütülen bağımsız değerlendirme sürecini tamamlayan şirket, Equal Pay sertifikasını almaya hak kazandı. Şirketin açıklamasına göre bu sonuçla Abdi İbrahim, Türk ilaç sektöründe Equal Pay sertifikası alan ilk şirket oldu. Sertifika, kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki işler için eşit ücret almasını sağlayan kurumlara veriliyor. Equal Pay sertifikası nedir? Equal Pay sertifikası, şirketlerde cinsiyete dayalı ücret farklılıklarını ve eşit değerdeki işlere uygulanan ücret politikalarını değerlendiren uluslararası bir sertifikasyon programı olarak uygulanıyor. Süreç kapsamında şirketlerin çalışanlarına ilişkin ücret ve yan hak verileri bağımsız bir denetim kuruluşu tarafından analiz ediliyor. Yalnızca temel maaşlar değil, ücretlendirme yapısının farklı bileşenleri ve şirketin eşitlik politikalarını nasıl uyguladığı da değerlendirmeye dahil ediliyor. Yapılan incelemelerin ardından kurumun ücret politikalarının belirlenen uluslararası standartlarla uyumlu olup olmadığı tespit ediliyor. Gerekli koşulları karşılayan şirketler, kadın ve erkek çalışanlara aynı ya da eşit değerdeki işler için eşit ücret sunduğunu belgeleyen sertifikayı almaya hak kazanıyor. Ücret ve yan hak verileri bağımsız denetimden geçti Abdi İbrahim’in sertifikasyon sürecinde ücretlendirme ve yan hak uygulamaları kapsamlı bir analize tabi tutuldu. Şirketin eşit işe eşit ücret yaklaşımı, bağımsız denetim sürecinin ardından uluslararası standartlara uygun bulundu. Abdi İbrahim, ücrette adalet, fırsat eşitliği ve kapsayıcı çalışma ortamı oluşturma ilkelerini insan kaynakları politikasının temel bileşenleri arasında konumlandırıyor. Şirket, kadın ve erkek çalışanların aynı ya da eşit değerdeki görevler için eşit ücret almasını yalnızca bir insan kaynakları uygulaması olarak değil, kurum kültürü ve sürdürülebilirlik stratejisinin parçası olarak değerlendiriyor. “Adil çalışma anlayışı kurum kültürümüzün temel unsuru” Abdi İbrahim CEO’su Süha Taşpolatoğlu, şirketin Türkiye ilaç sektöründe bu sertifikayı alan ilk kuruluş olmasından memnuniyet duyduklarını söyledi. Türkiye’nin büyük işverenlerinden biri olmanın önemli bir sorumluluk getirdiğini belirten Taşpolatoğlu, adil ve eşitlikçi çalışma anlayışını kurum kültürlerinin temel unsurlarından biri olarak benimsediklerini ifade etti. Kadın ve erkek çalışanların aynı veya eşit değerdeki iş karşılığında eşit ücret almasını sürdürülebilirlik yaklaşımlarının vazgeçilmez ilkeleri arasında gördüklerini vurgulayan Taşpolatoğlu, sertifikanın mevcut uygulamaların bağımsız bir değerlendirmeyle doğrulanması anlamına geldiğini kaydetti. 114 yıllık kurum kültürüne uluslararası doğrulama Abdi İbrahim’in 114 yıllık geçmişine dikkat çeken Taşpolatoğlu, şirketin bir asrı aşan başarı yolculuğunun kadın ve erkek çalışanların ortak katkısıyla şekillendiğini belirtti. Eşitlikçi ve kapsayıcı çalışma anlayışlarının bağımsız bir kuruluş tarafından tescillenmesini gelecekteki çalışmalar açısından önemli bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiren Taşpolatoğlu, bu standardı korumayı ve geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Sertifikasyon sürecinin uygulamaları düzenli olarak ölçmenin, şeffaf biçimde değerlendirmenin ve sürekli iyileştirmenin önemini gösterdiğini ifade eden Taşpolatoğlu, şirketin sektöre örnek oluşturacak uygulamalar geliştirmeyi sürdüreceğini dile getirdi. BM Küresel İlkeler Sözleşmesi ile uyumlu yaklaşım Abdi İbrahim, Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin insan hakları, çalışma standartları, çevre ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan 10 ilkesini stratejisine ve iş süreçlerine entegre ediyor. Şirket; eşitlik, kapsayıcılık ve adaleti bu kurumsal yaklaşımın temel unsurları arasında değerlendiriyor. Equal Pay sertifikası da ücret politikalarının ölçülebilir, denetlenebilir ve uluslararası standartlarla karşılaştırılabilir hâle getirilmesi açısından önem taşıyor. HEAL2050 sürdürülebilirlik hedeflerine katkı Equal Pay sertifikası, Abdi İbrahim’in HEAL2050 sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında öncelik verdiği Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarıyla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Sertifikasyonun katkı sağladığı temel amaçlar şöyle sıralanıyor: Sürdürülebilir Kalkınma Amacı Abdi İbrahim’in yaklaşımı SKA 5: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ücretlendirmede cinsiyete dayalı eşitsizliklerin önlenmesi SKA 8: İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme Adil, kapsayıcı ve sürdürülebilir çalışma ortamı SKA 10: Eşitsizliklerin Azaltılması Eşit değerdeki işe eşit ücret uygulanması Bağımsız sertifikasyon süreci, şirketin bu alanlarda yürüttüğü uygulamaların uluslararası ölçütlerle uyumunu ortaya koyarken HEAL2050 kapsamındaki hedeflere yönelik ilerlemesini de destekliyor. Abdi İbrahim, gelecek dönemde ücret eşitliği standardını korumayı, uygulamalarını düzenli olarak ölçmeyi ve kapsayıcı çalışma kültürünü geliştirmeyi planlıyor.

Mersin Büyükşehir Kurs Merkezleri Gençlerin Başarısına Katkı Sunuyor Haber

Mersin Büyükşehir Kurs Merkezleri Gençlerin Başarısına Katkı Sunuyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin, Toroslar ilçesine bağlı Sağlık Mahallesi’nde hizmet veren ücretsiz Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi’nde öğrenciler; yalnızca akademik eğitime değil, güçlü bir rehberlik desteğine de ulaşıyor. 21 Kurs Merkezi’nin tamamında haftalık deneme sınavlarından bire bir etütlere, veli görüşmelerinden motivasyon etkinliklerine kadar birçok alanda sürdürülen çalışmalar, LGS ve YKS’ye hazırlanan gençlerin hem başarısına hem de özgüvenine katkı sunuyor. Sağlık Mahallesi Kurs Merkezi’nde yürütülen rehberlik çalışmaları kapsamında da öğrencilerin eksikleri analiz edilirken, motivasyonlarını artıracak sosyal etkinlikler ve bireysel destek programları uygulanıyor. Kesici: “LGS ve YKS’ye hazırlanan öğrencilere yönelik planlı bir çalışma yürütüyoruz” Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’na bağlı kurs merkezinde görev yapan Rehber Öğretmen Tuğçe Maya Kesici, yıl boyunca öğrencilere yönelik planlı bir çalışma yürüttüklerini ve programları sürekli güncellediklerini söyleyerek, “Her hafta yaptığımız sınavları hızlı bir şekilde analiz edip, bu analizlerin sonucuna göre tekrar edilmesi gereken konular varsa ekliyoruz. Bizim için burada en önemli olan şey soru çözüm saatleri. Yeni nesil soru tiplerini çocukların görmesi ve farklı soru tarzlarına eğilmeleri gerekiyor. Bu yüzden fazlaca soru çözüm saatleri ekliyoruz” dedi. Rehberlik çalışmaları kapsamında haftalık ders çalışma programları hazırladıklarını ve öğrencileri düzenli takip ettiklerini kaydeden Kesici; öğrencilerin yalnızca ders başarısına değil, motivasyonuna da önem verdiklerini ifade ederek, “Sınav tarihlerinin yaklaştığı bugünlerde motivasyonlarını yüksek tutmak önemli. Bunun için de okul gezileri, bilgi yarışmaları ve kutlama programları gibi sosyal etkinlikler gerçekleştiriyoruz” diye konuştu. “Velilerin kaygısını azaltmak da sürecin önemli bir parçası” Sınav sürecinde velilerin yaşadığı stresin de göz ardı edilmediğini vurgulayan Kesici, ailelerle sürekli iletişim halinde olduklarını söyleyerek, “Öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı ve stresi, veliler de yaşıyor. Öncelikle onları bilgilendirmek ve streslerini azaltmak için ev ziyaretleri, veli toplantıları ve periyodik görüşmeler yapıyoruz. Bu da velilerle olan iletişimimizi daha da güçlendiriyor” ifadelerini kullandı. Sınava kısa süre kala öğrencilere önerilerde de bulunan Kesici, “Sınava sayılı günler kala, özellikle paniğe ve umutsuzluğa kapılmamalarını öneriyoruz. Eksiklerini hızlı şekilde gidermeleri, bol bol yeni nesil soru çözmeleri ve deneme sayılarını artırmaları gerekiyor. Aynı zamanda motivasyonlarını yüksek tutup, aileleriyle kaliteli zaman geçirmelerini tavsiye ediyoruz” dedi. Öğrenciler, Büyükşehir’in kurs merkezleri ile sınav sürecini daha etkin yönetiyor Büyükşehir Kurs Merkezi’nden faydalanan öğrenciler de verilen rehberlik desteğinin sınav süreçlerine önemli katkı sunduğunu ifade ettiler. LGS sınavına hazırlanan Mehmet Miran Korcan, kurs merkezine yılın başından beri geldiğini belirterek, “Her hafta deneme sınavı yapılıyor. Sınav sonuçlarına göre rehber öğretmenlerimiz ders çalışma programı hazırlıyor. Bu da her yeni sınavda netlerimizi artırmamızda etkili oluyor. Ayrıca bu kursun ücretsiz olması da bizim için çok iyi” diye konuştu. LGS sınavına hazırlanan bir başka öğrenci Aylin Akkaş, 7. sınıftan itibaren Büyükşehir Kurs Merkezi’nden yararlandığını ve çok memnun kaldığını söyleyerek, sınava hazırlık serüvenini anlattı. Sınav anını yönetme ve sınav kaygısı ile baş etme konusunda rehber öğretmenlerinin desteklerinden bahseden Akkaş, “Her sınav sonrası sonuçları, rehber öğretmenimiz ile kontrol ediyoruz. Ayrıca bize sınav kaygısını yenme konusunda tavsiyeler veriliyor, motivasyon konuşmaları yapılıyor. Bu sayede sınav stresimiz ve kaygımız azalıyor” dedi. YKS’ye hazırlanan Halil Özcan, Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz eğitim desteğinin kendileri için büyük avantaj olduğunu vurgulayarak, “Test kitabı, denemeler ve rehberlik desteği çok faydalı. Rehber öğretmenlerim deneme sonuçlarına göre bana program hazırladı. Buraya başladığımdan beri hem okul notlarımda, hem de denemelerdeki net sayımda artış oldu” diye konuştu. Bir diğer YKS hazırlık öğrencisi Leyla İşlek de rehber öğretmenlerin sınav kaygısını azaltmaya yönelik çalışmalar yaptığını belirterek, “Sınav kaygımızı azaltmak için rehber öğretmenlerimiz bize yardımcı oluyor. Her hafta bize seminerler ve sunumlar hazırlıyorlar” ifadelerini kullandı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu Yayımlandı Haber

Microsoft Work Trend Index 2026 Raporu Yayımlandı

Microsoft, iş dünyasında yapay zekâ dönüşümünün geldiği yeni aşamayı ortaya koyan 2026 Work Trend Index Raporunu yayımladı. 20.000 çalışanı kapsayan küresel araştırma ve trilyonlarca anonim Microsoft 365 verisinin analizine dayanan rapor, yapay zekânın artık sadece verimlilik aracı değil; iş yapış biçimlerini kökten değiştiren stratejik bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor. Raporun en çarpıcı bulgularından biri, yapay zekânın insanın yerini almak yerine onun kapasitesini genişlettiği gerçeği. Yapay zekâ ve ajan teknolojileri işin daha operasyonel kısmını üstlenirken, çalışanlar daha fazla analiz, karar verme ve yaratıcılık gerektiren alanlara odaklanıyor. Yapay zekâ alanında insan & ajan iş birliklerinin artması ve daha elle tutulur iş çözümleri elde edilmesi, çalışanların işe katılım modellerini dönüştürüyor. Herkes yapay zekanın iş yapış şeklimizi kökten değiştirdiğinin farkında olsa da çok az iş lideri bu anlamda net bir görüşe ve yol haritasına sahip. Şirketlerin operasyonel süreçlerini, yapay zekâ tabanlı farklı iş birliği modelleri etrafında yeniden tasarlama noktasında iş liderlerine büyük sorumluluk düşüyor. Yapay zekâ ile insan potansiyeli yeniden tanımlanıyor Rapora göre, yapay zekâ kullanımının iş üzerindeki etkisi hızlanarak artıyor. Araştırmaya katılanların %66’sı yapay zekâ sayesinde daha fazla yüksek katma değerli işe zaman ayırabildiğini, %58’i ise bir yıl önce üretemeyeceği çıktılar ürettiğini ifade ediyor. Bu oran, yöneticiler arasında %80’e kadar çıkıyor. Öte yandan Microsoft 365 Copilot kullanım verileri, yapay zekâ etkileşimlerinin yaklaşık %49’unun analiz, problem çözme ve yaratıcı düşünme gibi yüksek bilişsel işleri kapsadığını gösteriyor. Bu dönüşüm, iş dünyasında önemli bir paradigma değişimine işaret ediyor: Yapay zekâ çalışanların yaptığı işi azaltmıyor; aksine onların yapabilecekleri işlerin kapsamını genişletiyor. “Dönüşüm paradoksu”: İnsanlar hazır, organizasyonlar değil Raporda öne çıkan bir diğer tema ise “dönüşüm paradoksu”. Buna göre çalışanlar yapay zekâyı kullanmaya ve işlerini dönüştürmeye hazır olsa da, organizasyonların önemli bir kısmı bu potansiyeli destekleyecek yapı, kültür ve süreçlere henüz sahip değil. Araştırmaya göre, çalışanların %65’i yapay zekâya hızlı adapte olmazsa geri kalmaktan endişe ediyor. Ancak %45’i mevcut iş yapış biçimlerini değiştirmeden devam etmeyi tercih ediyor. Ayrıca, organizasyonel faktörlerin (kültür, yönetim desteği, yetenek yönetimi) yapay zekânın iş üzerindeki etkisini bireysel faktörlere kıyasla iki kat daha fazla belirlediği görülüyor (%67’ye %32). Bu veriler, yapay zekâ dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımıyla değil, aynı zamanda organizasyonel dönüşümle mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Rekabetin yeni ölçütü: Organizasyon tasarımı Rapor, iş dünyasında rekabetin doğasının değiştiğine işaret ediyor. Artık fark yaratan unsur yapay zekâya erişim değil; organizasyonların bu teknolojiyi iş süreçlerine ne ölçüde entegre edilebildiği. Microsoft’a göre “Frontier Firms” olarak adlandırılan öncü organizasyonlar, yapay zekâyı yalnızca bir araç olarak kullanmak yerine iş süreçlerini yeniden tasarlayarak sistematik bir dönüşüm gerçekleştiriyor. Bu şirketler, yapay zekâyı iş akışlarının merkezine yerleştiriyor, insan ve makine iş birliğini yeniden tanımlıyor ve sürekli öğrenen organizasyon yapıları kuruyor. Yapay zekâ çağında başarıya ulaşmanın yolu, teknolojiyi kullanmak kadar onu doğru organizasyon modeli ile desteklemekten geçiyor. Work Trend Index 2026 raporu, kurumlar için bu yeni dönemin yol haritasını ortaya koyuyor. Yapay zekâ ile yeni iş modelleri ve “ajan ekonomisi” dönemi Rapora göre yapay zekâ ajanlarının kullanımındaki hızlı artış, iş dünyasında yeni bir çalışma modelinin oluştuğunu gösteriyor. Microsoft 365 ekosisteminde aktif ajan kullanımı yıllık bazda 15 kat artmış durumda. Ajanların iş süreçlerinde daha fazla rol almasıyla birlikte çalışanlar işleri doğrudan yürütmek yerine yönlendiren konuma geliyor ve daha stratejik ve yaratıcı görevler üstleniyor. İş çıktısının kalitesinden ve karar süreçlerinden daha fazla sorumlu oluyor. Bu dönüşüm, iş gücünün rolünü yeniden tanımlarken liderlik anlayışının da evrilmesini zorunlu kılıyor. Türkiye’de yapay zekâ dönüşümü hız kazanıyor Küresel bulgularla paralel olarak Türkiye’de de yapay zekâ yatırımlarının hız kazandığı görülüyor. Finans, perakende, üretim ve enerji gibi sektörlerde şirketler, yapay zekâ ve Copilot teknolojileri ile yalnızca operasyonel verimlilik değil, iş yapış biçimlerinde köklü bir dönüşüm hedefliyor. İş süreçlerini yapay zekâ ile yeniden tasarlamak, çalışanları yeni becerilerle güçlendirmek ve yapay zekâ odaklı organizasyon kültürü oluşturmak, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki şirketler için kritik başarı faktörleri olarak öne çıkıyor. Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin konuyla ilgili şunları söyledi: “Yapay zekâ, iş dünyasında yalnızca verimliliği artıran bir araç olmaktan çıkarak, iş yapış biçimlerini yeniden tanımlayan stratejik bir güce dönüştü. Work Trend Index 2026 raporu, çalışanların bu dönüşüme hazır olduğunu ancak organizasyonların süreç, kültür ve liderlik yaklaşımlarını yeniden tasarlaması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor. Türkiye’de şirketlerin bu dönüşümü hızla sahiplendiğini görüyoruz. Microsoft Türkiye olarak, müşterilerimizin yapay zekâ ile insan potansiyelini birlikte güçlendiren, daha çevik ve sürdürülebilir organizasyonlar kurmalarına destek olmaya devam edeceğiz.” Öncü şirketler mobil, kurumsal kullanıma hazır “Copilot Cowork” ile güçleniyor Öncü şirketler, mobil, genişletilebilir ve kurumsal kullanıma hazır Copilot Cowork ile dönüşümünü hızlandırıyor. Microsoft 365 Copilot bünyesinde sunulan Cowork, organizasyonların izole yapay zekâ kullanımından koordineli, çok adımlı iş akışlarına geçmesini sağlıyor; uygulamalar, iş sistemleri ve veriler arasında görev devrini mümkün kılarken süreçlerin merkezi ve kontrollü yönetimini destekliyor. Yeni güncelleme ile iOS ve Android’de Copilot Cowork Mobile devreye alınırken, Dynamics 365 ve Fabric başta olmak üzere Microsoft hizmetleri ve LSEG, Miro, monday.com, S&P Global Energy gibi iş ortaklarıyla genişleyen bir eklenti ekosistemi sunuluyor. Kurumlar ayrıca kendi eklentilerini geliştirerek iş süreçlerini ölçeklenebilir hale getirebiliyor. Bu gelişmeler, Copilot Cowork’u görev bazlı bir asistandan, Microsoft ve üçüncü taraf sistemler genelinde işi uçtan uca yöneten genişletilebilir bir platforma dönüştürüyor. Microsoft Agent 365 ile sağlanan yönetim ve yönetişim kabiliyetleri sayesinde organizasyonlar; satış, hizmet ve operasyon gibi kritik fonksiyonlarda ajanları güvenle devreye alıp ölçeklendirebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Garanti BBVA Ekonomik Araştırmalar Ekibine FocusEconomics’ten İki Ödül Haber

Garanti BBVA Ekonomik Araştırmalar Ekibine FocusEconomics’ten İki Ödül

Garanti BBVA’nın Ekonomik Araştırmalar ekibi BBVA Research, dünyanın önde gelen ekonomistlerinin tahminlerini bir araya getiren FocusEconomics tarafından düzenlenen Analist Tahmin Ödülleri 2026 (Analyst Forecast Awards 2026) kapsamında iki önemli başarıya imza attı. Ekip, Türkiye ekonomisine yönelik makroekonomik tahmin performansıyla Türkiye Genel Görünüm (Turkey Overall) kategorisinde birinci, Türkiye GSYH (Turkey GDP) kategorisinde ise ikinci sırada yer aldı. FocusEconomics, her ay ulusal ve uluslararası bankalar, finans kuruluşları ve ekonomik araştırma kurumlarından 1.500’ün üzerinde uzmanı kapsayan anketlerle Uzlaşı Tahmini (Consensus Forecast) verilerini oluşturuyor. Anketlere verilen yanıtlar doğrultusunda 100’den fazla ülkede temel makroekonomik göstergeler kapsamında en başarılı tahmin ekiplerini değerlendiriyor. Ödül metodolojisinde tahminlerin doğruluğu, gerçekleşen makroekonomik veri ile tahmin arasındaki mutlak fark üzerinden ölçülüyor; panelistler 22 aylık değerlendirme döneminde sundukları tahminlerin ortalama hata oranına göre sıralanıyor. “Genel Görünüm” kategorisinde ise ülke bazındaki genel performans, farklı göstergeler üzerinden ağırlıklandırılmış bir sıralama ile belirleniyor. Türkiye ekonomisini en iyi tahmin eden ekip Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “BBVA Research ekibi olarak, Türkiye ekonomisine ilişkin analiz ve tahminlerimizi veri odaklı, sistematik ve bütüncül bir yaklaşımla sürdürüyoruz. Ekonomik göstergeleri değerlendirirken yalnızca açıklanan verileri değil; piyasalardaki gelişmeleri, para ve maliye politikalarındaki adımları, sektörel dinamikleri ve değişen küresel trendleri birlikte ele alıyoruz. FocusEconomics gibi uluslararası ölçekte takip edilen bir platform tarafından, artan belirsizliklere ve hızlı değişen koşullara rağmen Türkiye ekonomisini en iyi tahmin eden araştırma ekibi seçilmek bizim için son derece değerli. Bu başarı, ekibimizin analitik kapasitesinin, metodolojik tutarlılığının ve uzun vadeli emeğinin güçlü bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimize, yatırımcılara ve karar alıcılara güvenilir, derinlikli ve zamanlı içgörüler sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır, Orta Asya’da Madenciliğin Analiz Merkezi Oldu Haber

Eti Bakır, Orta Asya’da Madenciliğin Analiz Merkezi Oldu

Başarılı analizleri sayesinde Kırgızistan Merkez Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen Eti Bakır Tereksay Kimyasal-Analitik Laboratuvarı, artık uluslararası alanda farklı şirketler için de analizler gerçekleştirebilecek. Kırgızistan’da altın madeni üretimi gerçekleştiren Eti Bakır Tereksay İşletmesi’nin Kimyasal-Analitik Laboratuvarı’nın; uluslararası uygulamalarda kalite ve güvenilirliğin temel göstergelerinden biri olarak kabul edilen ISO 17025:2017 (GOST ISO/IEC 17025:2017) standardına uygunluğu belgelendirildi. Kırgızistan Merkez Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen laboratuvar, uluslararası alanda farklı şirketlerden gelecek maden numunelerini de analiz edebilecek. GÜVENİLİRLİĞİ ONAYLANDI Eti Bakır Tereksay Kimyasal-Analitik Laboratuvarı Müdürü Engin Hacıislamoğlu, akredite laboratuvar ünvanının, yapılan analizlerin doğru, tekrarlanabilir ve güvenilir kılması açısından önemine dikkat çekti. Hem Türk hem de Kırgız; laboratuvardaki tüm çalışma arkadaşlarının bilgi birikimlerini uyum içerisinde analizlerine yansıttıklarını kaydeden Hacıislamoğlu, “Derin tarihsel ve kültürel bağlarımız sayesinde dost ve kardeş ülke Kırgızistan’da elde ettiğimiz başarılarımıza bir yenisini daha ekledik. Aldığımız akreditasyonla birlikte cevher ve konsantre numunelerinde altın (Au), gümüş (Ag), karbon (C) ve kükürt (S) analizlerimiz, uluslararası geçerliliğe sahip olacak. Bu akreditasyon, laboratuvardaki çalışma arkadaşlarımızın yüksek yetkinliğini, gerçekleştirdiğimiz analizlerin doğruluğunu ve laboratuvar süreçlerimizin teknolojik olgunluğunu resmi olarak teyit ediyor. Gelecek dönemde laboratuvar ve analiz altyapımızın geliştirilmesine yönelik yatırımlarımızı sürdüreceğiz” dedi. Akreditasyonun iyi bir kalite yönetim sistemine sahip olmasını da zorunlu kıldığını ifade eden Hacıislamoğlu, böylece tüm süreçlerinde kalite çıtasını sürekli artıracaklarını da sözlerine ekledi. Eti Bakır Tereksay bünyesinde faaliyet gösteren laboratuvarda 44 kişi görev alıyor. Türk ve Kırgız çalışanları ile günde 500’den fazla analiz gerçekleştiren laboratuvar, alınan akreditasyonla birlikte Orta Asya’da madencilik açısından bir merkez haline geldi. Laboratuvar, güçlü teknolojik altyapısı ve kullanılan yöntemlerle hata payını en aza indirerek elde edilen verilerin yüksek güvenilirliğini garanti altına alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom’dan 7. Sınıf Öğrencilerine Ücretsiz Sınav Fırsatı Haber

Türk Telekom’dan 7. Sınıf Öğrencilerine Ücretsiz Sınav Fırsatı

Türkiye'nin öncü eğitim teknolojileri şirketi ve Türk Telekom’un iştiraki Sebit, ürettiği eğitim çözümleriyle milyonlarca öğrenciyi eğitim serüvenleri boyunca desteklemeyi sürdürüyor. Sebit’in 38 yılı aşkın Ar-Ge deneyimiyle 8. sınıf öğrencileri için hayata geçirdiği Vitamin LGS; kişiselleştirilmiş çalışma programları, etkileşimli öğretmen anlatımları, performansı ve eksikleri gösteren detaylı gelişim raporları ve yıl boyunca iki haftada bir online bire bir canlı rehberlik desteğiyle sınava hazırlık döneminde öğrencilerin en büyük yardımcısı oluyor. Sınav hazırlığında öğrencileri dijital-basılı içerikleri ve iki haftada bir rehberlik görüşmeleriyle adım adım destekleyen Vitamin LGS, 7. sınıfta okuyan öğrenciler için Türkiye genelinde ücretsiz deneme sınavı düzenliyor. Öğrencilerin eksiklerini belirleyip çalışma planlarını optimize etmelerini hedefleyen LGS provası, 19 Nisan Pazar günü online olarak gerçekleştirilecek. LGS formatında ve 7. sınıf konularını kapsayacak şekilde hazırlanan “7. Sınıflar için Vitamin LGS Türkiye Geneli Ücretsiz Deneme Sınavı”na katılmak isteyen adaylar, www.vitaminegitim.com adresi üzerinden formu doldurarak ücretsiz kayıt işlemlerini yapabilirler. Zengin içerik ve LGS hazırlığında uzman rehberliği Vitamin LGS, 16 bin soruluk dev dijital havuzu ve sistemle uyumlu 28 soru bankasıyla öğrencilere yeni nesil soruları çözme konusunda büyük bir deneyim kazandırıyor. Akıllı çalışma sistemiyle okuduğunu anlama, problem çözme ve analiz etme gibi üst düzey becerileri geliştiren platform; öğrencilerin gelişimini gösteren raporlar, “Adım Kartları Seti” ve yıl boyunca iki haftada bir uzmanlarla bire bir canlı rehberlik olanaklarını tek bir çatı altında buluşturuyor. LGS birincilerinin tercihi Sınava hazırlık sürecinde öğrencilere eksiksiz bir kaynak ve güvenilir yol haritası sunan Vitamin LGS, başarısıyla da öne çıkıyor. Platform; 2023, 2024 ve 2025 yıllarındaki LGS maratonlarında tüm soruları doğru yanıtlayarak tam puan alma başarısı gösteren 178 öğrencinin de tercihi oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Dünyası İçin Haber Kaynakları Seçimi Haber

İş Dünyası İçin Haber Kaynakları Seçimi

Pazartesi sabahı ilk toplantıya girmeden önce bakılan haber akışı, çoğu zaman günün tonunu belirler. Bir yatırım kararı, tedarik zinciri revizyonu, yeni pazar arayışı ya da kurumsal iletişim planı çoğu kez doğru bilgiye birkaç saat erken erişmekle şekillenir. Bu yüzden iş dünyası için haber kaynakları yalnızca gündemi takip etmek için değil, riskleri erken görmek ve fırsatları zamanında değerlendirmek için kritik bir çalışma aracıdır. Ancak burada temel sorun haberin çok olması değil, karar almaya yarayan haberin az olmasıdır. Genel gündem akışı çoğu profesyonel için yeterli değildir. Yönetici, yatırımcı, editör, kurumsal iletişim ekibi ya da sektör temsilcisi; her biri farklı yoğunlukta, farklı doğrulama seviyesinde ve farklı bağlamda bilgiye ihtiyaç duyar. Bu nedenle haber kaynağı seçimi, basit bir okuma alışkanlığından çok daha stratejik bir tercihtir. İş dünyası için haber kaynakları neden stratejik bir ihtiyaçtır? İş odaklı haber tüketimi ile genel haber tüketimi arasında belirgin bir fark vardır. Genel haberler kamuoyunun dikkatini çeken başlıklara odaklanırken, iş dünyası için değerli olan içerik çoğu zaman daha teknik, daha niş ve daha erken aşamadadır. Bir regülasyon değişikliği, kapasite artışı, savunma sanayi yatırımı, enerji fiyatlaması, lojistik koridoru değişimi veya yapay zeka alanındaki kurumsal ortaklık haberi geniş kitlelerde aynı etkiyi yaratmayabilir. Oysa ilgili sektör için bu başlıklar doğrudan bilanço, büyüme ve rekabet gücü anlamına gelir. Buradaki kritik nokta şudur: Haber, yalnızca olanı anlatmaz; olacak olana dair sinyal de verir. Bu yüzden iyi bir kaynak, manşet üretmekten çok bağlam üretir. Sadece ne olduğunu değil, neden olduğunu ve bundan sonra neyin izlenmesi gerektiğini göstermelidir. Doğru haber kaynağı nasıl anlaşılır? Bir haber kaynağını değerlendirirken ilk kriter hız gibi görünür. Gerçekten de geciken bilgi, özellikle piyasa ve sektör takibinde değer kaybeder. Yine de hız tek başına yeterli değildir. Hızlı ama doğrulanmamış içerik, yanlış pozisyon almaya neden olabilir. Bu yüzden iş odaklı kaynaklarda güvenilirlik, hızla birlikte düşünülmelidir. İkinci önemli kriter editoryal uzmanlıktır. Ekonomi haberi yazmak ile enerji dönüşümünü, savunma tedarik süreçlerini, tarım politikalarını veya lojistikte bölgesel kırılmaları anlamlandırmak aynı şey değildir. Sektör diline hakim olmayan kaynaklar, teknik gelişmeleri yüzeysel aktarır. Bu da profesyonel okuyucu için haberin değerini düşürür. Üçüncü kriter ise seçiciliktir. Her açıklama haber değildir, her veri gelişme anlamına gelmez. İyi haber kaynağı, bilgi yığınının içinden gerçekten sonuç doğurabilecek başlıkları ayıklar. Özellikle kurumlar ve dijital yayıncılar için bu filtreleme işlevi ciddi zaman kazandırır. İş dünyası için haber kaynaklarında hangi içerik türleri öne çıkar? Kurumsal karar süreçlerinde tek tip haber akışı çoğu zaman yeterli olmaz. Kısa son dakika haberleri yön tayini sağlar, ancak tek başına derinlik sunmaz. Bu nedenle farklı içerik türlerinin birlikte kullanılması gerekir. Güncel gelişme haberleri, piyasadaki anlık hareketi ve kurumsal açıklamaları izlemek için gereklidir. Röportajlar ve yönetici görüşleri, sektörün niyetini ve yönelimini okumayı kolaylaştırır. Analiz ve köşe yazıları ise verinin arka planını anlamaya yardımcı olur. Fotoğraf, video ve çok dilli yayın gibi destekleyici formatlar özellikle dijital medya ve kurumsal iletişim ekipleri için ayrı bir avantaj yaratır. Çünkü mesele sadece bilgiyi almak değil, bilgiyi hızlı biçimde yayıma uygun hale getirmektir. Bu nedenle haber kaynağının yalnızca içerik üretmesi değil, içerikleri kullanılabilir bir formatta sunması da önemlidir. Özellikle internet gazeteleri ve dijital yayıncılar açısından yeniden kullanıma uygun, telif açısından net ve editoryal olarak temiz paketlenmiş haberler operasyonel değer taşır. Sektörel derinlik neden genel akıştan daha değerlidir? Birçok profesyonel gün içinde hem genel ekonomi başlıklarını hem de kendi sektörüne ait gelişmeleri izlemek ister. Fakat zaman sınırlıdır. Burada öncelik sıralaması gerekir. Çünkü sektörlerin dinamiği birbirinden ciddi biçimde ayrışır. Örneğin enerji sektöründe kapasite yatırımları, regülasyon ve emtia hareketleri ön plandayken; savunma sanayinde tedarik, teknoloji, ihracat ve kamu politikası belirleyici olabilir. Lojistik tarafında koridorlar, liman yatırımları ve maliyet baskısı öne çıkar. Tarımda ise iklim, üretim planlaması, ihracat pazarları ve destek politikaları aynı haber içinde buluşabilir. Yapay zeka cephesinde ise ürün lansmanından daha fazlası önemlidir; hangi kurumun hangi uygulamayı neden devreye aldığı ve bunun iş süreçlerine nasıl yansıdığı asıl haberdir. Bu nedenle iş dünyası için haber kaynakları arasında seçim yaparken, kapsam kadar derinliğe de bakmak gerekir. Çok konuya değinen ama hiçbirini çözümleyemeyen bir kaynak, yoğun profesyonel gündem için sınırlı fayda üretir. Daha dar ama daha nitelikli bir kaynak bazı durumlarda çok daha değerlidir. Kurumlar ve yayıncılar için haber kaynağı seçiminin farklı boyutları Bir CEO ile bir dijital gazete editörü aynı haberi okuyabilir, ancak ihtiyaçları aynı değildir. Yönetici için haberin stratejik sonucu önemlidir. Editör için ise hız, doğrulama, yayınlanabilirlik ve içerik akışının sürdürülebilirliği öne çıkar. Kurumsal iletişim ekipleri açısından haberin itibara etkisi, söylem tonu ve sektörel konumlandırma değeri ayrıca belirleyicidir. Bu ayrım haber kaynağı seçiminde kritik rol oynar. Eğer amaç karar destek ise, veri, bağlam ve sektör sinyali güçlü içerikler gerekir. Eğer amaç yayıncılık ise, düzenli akış, farklı kategori üretimi, telif netliği ve görsel destek daha önemli hale gelir. Bu noktada telifsiz ve ücretsiz içerik sağlayan yapılar, özellikle yüksek hacimli dijital yayın yapan mecralar için maliyet ve hız avantajı yaratabilir. Kapsül Haber Ajansı gibi iş odaklı, yeniden kullanıma uygun içerik sunan platformlar bu ihtiyaca doğrudan yanıt verir. Haber kaynağı seçerken en sık yapılan hatalar En yaygın hata, tek kaynağa aşırı bağımlılıktır. Güçlü bir yayın bile her alanı aynı derinlikte kapsayamaz. Tek kaynak kullanımında kör noktalar oluşur. Özellikle regülasyon, teknoloji ve uluslararası gelişmeler gibi alanlarda ek doğrulama ihtiyacı doğar. İkinci hata, yalnızca büyük manşetleri izlemektir. Oysa iş dünyasında etkisi yüksek birçok gelişme ilk anda manşet ölçeğinde görünmez. Sektörel bir yatırım, bölgesel bir üretim hamlesi ya da yönetici değişimi, birkaç ay sonra daha büyük bir dönüşümün habercisi olabilir. Üçüncü hata ise haber ile yorumun birbirine karıştırılmasıdır. Analiz değerlidir, fakat analizin hangi veriye dayandığı açık değilse karar sürecini yanıltabilir. Bu yüzden özellikle yüksek etkili başlıklarda, haberin kaynağı ve doğrulama zemini dikkatle okunmalıdır. İş dünyası için haber kaynakları seçerken pratik bir çerçeve Profesyonel okuyucu için ideal model, farklı amaçlara göre katmanlı bir haber takibidir. İlk katmanda hızlı ve güvenilir akış yer alır. Bu katman gündelik değişimleri kaçırmamak içindir. İkinci katmanda sektörel uzmanlık bulunur. Burada kurumun faaliyet alanına göre enerji, savunma, lojistik, tarım, teknoloji veya ekonomi başlıkları öne çıkar. Üçüncü katmanda ise yorum, röportaj ve gelecek odaklı içerik yer alır. Bu katman daha çok yön tayini sağlar. Ayrıca şu sorular seçim sürecini netleştirir: Bu kaynak haber veriyor mu, yoksa sadece içerik çoğaltıyor mu? Sektör dilini biliyor mu? Haberler yayıma uygun mu? Kurumsal kullanım veya medya yeniden kullanımı açısından operasyonel kolaylık sunuyor mu? Kısa vadeli dikkat yerine uzun vadeli güven oluşturuyor mu? Bu soruların yanıtı her kurum için aynı olmayabilir. Hızın daha kritik olduğu dönemler vardır, derinliğin daha önemli olduğu dönemler de. Piyasa oynakken anlık akış öne çıkar. Stratejik planlama yapılırken analiz ve sektörel perspektif daha kıymetli hale gelir. Kısacası doğru kaynak, her zaman en çok içerik üreten değil, ihtiyaç anında en fazla netlik sağlayan kaynaktır. İyi seçilmiş haber kaynakları, yöneticinin masaüstündeki sessiz avantajlardan biridir. Doğru bilgi çoğu zaman en yüksek sesle gelmez; doğru yerden gelir. Gündem hızlandıkça, kaynağın kalitesi daha görünür hale gelir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.