Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

Kapsül Haber Ajansı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

11,4 Milyar Dolarlık Kore Kozmetik Pazarı Türkiye'de Büyüyor ​​​​​​​ Haber

11,4 Milyar Dolarlık Kore Kozmetik Pazarı Türkiye'de Büyüyor ​​​​​​​

Güney Kore'nin kozmetik ihracatı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3 artarak 11,43 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Aynı dönemde cilt bakım ürünleri ihracatı ise 8,54 milyar dolar seviyesine yükselerek toplam ihracatın yaklaşık dörtte üçünü oluşturdu… Küresel pazarda yaşanan bu büyüme, Türkiye'de de Kore kozmetik ürünlerine olan ilgiyi artırıyor. Özellikle sosyal medya, K-pop ve Kore dizilerinin etkisiyle genç tüketicilerin cilt bakım alışkanlıkları değişirken; içerik odaklı, etkisi kanıtlanmış ve yenilikçi ürünlere olan talep her geçen gün artıyor. Araştırmalar, Güney Kore kozmetik pazarının 2025 yılında 8,42 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını, cilt bakım ve güneş koruyucu ürünlerin ise pazarın yaklaşık yüzde 47'sini oluşturduğunu gösteriyor. Uzmanlar, nem bariyerini güçlendiren ürünler, fonksiyonel içerikler ve çok aşamalı bakım rutinlerinin önümüzdeki yıllarda da büyümeyi destekleyeceğini öngörüyor. "Tüketiciler artık yalnızca marka değil, içerik satın alıyor" Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan K-LAND Pazarlama Direktörü Hande Akbaş Bilici, şunları söyledi: "Kore kozmetiği artık geçici bir trend olmaktan çıktı; bilimsel yaklaşımı, güçlü AR-GE altyapısı ve yenilikçi içerikleriyle global güzellik sektörünün yönünü belirleyen önemli bir kategori haline geldi. Tüketiciler artık yalnızca ürünün markasına değil, içeriğine, aktif bileşenlerine ve cilt üzerindeki gerçek etkisine odaklanıyor. Bu değişim Türkiye'de de çok net şekilde hissediliyor." Bilici, özellikle niasinamid, seramid, hyalüronik asit, peptit ve fermente içeriklere sahip ürünlerin tüketiciler tarafından daha bilinçli tercih edildiğini belirterek şöyle devam etti: "K- LAND olarak amacımız, Kore'nin güvenilir ve yenilikçi kozmetik markalarını Türkiye'deki kullanıcılarla buluştururken aynı zamanda doğru cilt bakımı konusunda farkındalık oluşturmak. Tüketiciler artık sosyal medyada gördüğü ürünü değil, cildinin ihtiyacına uygun çözümü arıyor. Önümüzdeki dönemde kişiselleştirilmiş bakım ürünleri, bariyer onarımına yönelik formüller ve güneş koruyucu kategorisinin çok daha hızlı büyümesini bekliyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnci Akü, İhracattaki Güçlü Performansını Bir Kez Daha Altın İhracat Ödülü ile Taçlandırdı Haber

İnci Akü, İhracattaki Güçlü Performansını Bir Kez Daha Altın İhracat Ödülü ile Taçlandırdı

Şirket, uluslararası pazarlardaki güçlü performansı ve sürdürülebilir ihracat başarısıyla sektörün en başarılıları arasında yer alma geleneğini bu yıl da sürdürdü. Ürünlerini 6 kıtada 80'den fazla ülkeye ulaştıran İnci Akü, Manisa'daki üretim tesislerinde geliştirdiği ileri teknoloji çözümleriyle Türkiye'nin ihracatına yüksek katma değer sağlamaya devam ediyor. Güçlü üretim alt yapısı, Ar-Ge yetkinliği ve küresel iş ortaklıkları sayesinde İnci Akü hem otomotiv yenileme pazarında hem de orijinal ekipman (OE) alanında dünyanın önde gelen markalarının çözüm ortakları arasında yer alıyor. "İhracattaki başarımızı teknoloji ve sürdürülebilir büyüme anlayışımızla güçlendiriyoruz" Törende alınan ödüle ilişkin değerlendirmelerde bulunan İnci Akü Uluslararası Satış Müdürü Hasan Kızılkaya; "Altın İhracat Ödülü, yalnızca ihracat performansımızın değil; teknolojiye, kaliteye ve sürdürülebilir büyümeye yaptığımız yatırımların da önemli bir göstergesi. İnci Akü olarak, güçlü üretim alt yapımız ve mühendislik yetkinliğimizle geliştirdiğimiz ürünleri dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle buluşturuyoruz. Küresel pazarlarda rekabet gücümüzü artırırken, ülkemize katma değer sağlayan üretim anlayışımızı da kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi. Akü sektörünün küresel ölçekte temsil ettiklerini söyleyen Kızılkaya, “İhracattaki başarımızın temelinde Ar-Ge odaklı yaklaşımımız, dijitalleşme yatırımlarımız ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilen esnek üretim yapımız bulunuyor. Önümüzdeki dönemde de inovasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde yatırımlarımıza devam ederek Türkiye'nin küresel ölçekteki güçlü üretim temsilcilerinden biri olmayı sürdüreceğiz. Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, iş ortaklarımıza, bayilerimize ve tedarikçilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. İnci Akü, yüksek teknolojiye dayalı üretim anlayışı, güçlü ihracat ağı ve sürdürülebilir büyüme vizyonuyla Türkiye'den dünyaya değer üretmeye devam ediyor. Şirket, küresel pazarlardaki etkinliğini her geçen yıl daha da artırırken, Türkiye ekonomisine ihracat yoluyla katkı sağlamayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ASELSAN ve NATO: Yarım Asırlık Ortaklıktan Stratejik Çözüm Ortaklığına Haber

ASELSAN ve NATO: Yarım Asırlık Ortaklıktan Stratejik Çözüm Ortaklığına

Ankara’da merkezi noktalara yerleştirilen ASELSAN ürünü ROADGUARD, yapay zeka teknolojileri ile desteklenen sensörleri ile hareket halindeki araç içerisinden yüz tanıma özelliği ve aynı platform üzerinden plaka tespiti yapabilme özelliği ile öne çıktı. Elde ettiği verileri yapay zeka desteği ile anlık olarak araç-şahıs eşleştirmesi ile anlamlı veri haline getiren ROADGUARD, bu verileri yine anlık olarak Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) veritabanından sorguladı. İlk Temas: Stinger ile Başlayan Yolculuk ASELSAN'ın NATO serüveni 1990'larda Stinger Projesi ile başladı. Stinger hava savunma füzelerinin elektronik bileşenlerinin üretimiyle başlayan iş birliği, bugün denizaltı haberleşme istasyonlarının modernizasyonundan Dost Düşman Tanıma (IFF) sistemlerine ve hava savunma konsept çalışmalarına uzanan geniş bir alana yayıldı. NATO'nun tedarik ajansları NSPA ve NCIA'in ihalelerinde ASELSAN uzun yıllardır çözüm sağlıyor. Uluslararası savunma standartlarını yöneten NCIA ile imzalanan ilk haberleşme sözleşmesi, milli teknolojilerin küresel rekabet gücünü en üst düzeyde tescilledi. Somut Katkılar: İhale Zaferleri ve Çerçeve Anlaşmalar ASELSAN, IFF ihalesinde dünyanın önde gelen firmasına karşı ipi göğüsledi. Ürünü daha önce tek kaynak olarak sağlayan küresel devi geride bırakan ASELSAN, Portatif IFF Sorgulayıcı IDENTA 4000I çözümü ile ilgili olarak çerçeve anlaşma imzaladı ve birkaç ay içinde bu çözümün NATO ülkelerine teslimatları başlayacak. Bu zafer, İttifak üyelerinin gelecekteki IFF ihtiyaçlarının da ASELSAN'dan karşılanmasının önünü açtı. NATO, hava savunma mimarisini emanet ettiği beş firmadan biri olarak ASELSAN'ı seçti NSPA, Modüler Hava Savunma (GBAD) Konsept Aşaması için aralarında ASELSAN'ın da bulunduğu beş firma ile çerçeve anlaşma imzaladı. Böylece ASELSAN, NATO için tek seferlik tedarikçi değil, uzun vadeli çözüm ortağı konumuna geldi. ASELSAN NATO için Neden Önemli? ASELSAN, küresel savunma devleriyle aynı masada oturuyor. GBAD çalışmasında Airbus, Lockheed Martin UK, Raytheon ve Thales LAS ile birlikte yer alması, Türkiye'nin hava savunma teknolojisinin uluslararası tescili anlamına geliyor. 410 milyon dolarlık Polonya sözleşmesi, artan etkinin son örneği Polonya ve Romanya'da şirketleri bulunan ASELSAN, son yıllarda elektronik harp, radar ve haberleşme alanlarında yüksek tutarlı ihracat sözleşmeleri imzaladı; yakın zamanda bir NATO ajansıyla da haberleşme sistemleri sözleşmesi yapıldı. ASELSAN sistemleri birlikte çalışabilirliğini NATO tatbikatlarında kanıtladı. NATO CWIX 2025'e Hava Komuta Kontrol sistemleriyle katılan ASELSAN, müttefik sistemlerle uyumluluk testlerini başarıyla tamamladı; KOCATEPE 100 ürünü FMN Spiral 4 uyumluluğunu geçti. Bugünkü İlişkiler: Tedarikin Ötesinde ASELSAN bünyesinde NATO'ya özel birimler bulunuyor. İttifak ile ilişkilerini kurumsallaştıran ASELSAN'ın NATO nezdinde demoları, faaliyetleri ve sözleşmeleri geniş bir alanda devam ediyor. Son 3 yılda 50'yi aşkın NATO çalışma grubunda görev alındı. Standardizasyondan yeni tehditlere karşı önlemlere kadar birçok alanda İttifak'a değer katan ASELSAN; CWIX'in yanı sıra REPMUS gibi deniz tatbikatlarına da katılarak NATO'yu çok boyutlu harp sahasında destekliyor. Gelecek: Rutte'nin Ziyareti ve ÇELİKKUBBE NATO Genel Sekreteri Mark Rutte: "ASELSAN, Türkiye'nin savunma sanayii devrimine öncülük ediyor." Rutte'nin ASELSAN ziyaretinin ardından yaptığı bu değerlendirme, ilişkilerin gelecekte daha parlak bir seviyeye taşınacağının işareti olarak okunuyor. İş birliğinin haberleşme, komuta kontrol ve anti-drone alanlarında büyümesi bekleniyor. NATO tedarik makamlarının pazar araştırmalarına ASELSAN'ın verdiği cevaplar doğrultusunda iş birliği hacminin artması; daha ileri vadede ÇELİKKUBBE bileşenleri ve İHA faydalı yüklerinde derinleşmesi öngörülüyor. Tamamen milli imkanlarla geliştirilen teknolojiler, ASELSAN'ın en güçlü kartları. Radar, elektronik harp, haberleşme, IFF ve ÇELİKKUBBE bileşenleri hem NATO'nun bölgesel caydırıcılık hedeflerine güç katıyor hem de Türkiye'nin İttifak'a sunduğu askeri ve politik katkıyı büyütüyor. Finansal Anlamda Rekorlar Kırılıyor ASELSAN, finansal sonuçlarıyla cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırıyor. ASELSAN, aselsaneXt programının başladığı 2024’ten itibaren çok güçlü finansal performansa imza attı. İhracat odaklı büyüme stratejisinin çıktılarını günden güne geliştiren ASELSAN’ın 2026 yılında imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri rekor kırdı. ASELSAN, Borsa İstanbul’da piyasa değeri 2 trilyon lirayı aşan ilk şirket oldu. İhracat odaklı büyüme stratejisini benimseyen ASELSAN, bu süreçte uluslararası rakiplerinden pozitif ayrışarak yatırımcıya güven sundu. ASELSAN, Ar-Ge faaliyetlerinde Türkiye lideri konumunda bulunuyor. İnovatif bakış açısıyla ileri teknolojilere yön veren ASELSAN’ın Ar-Ge alanında yakaladığı başarıda oyun değiştirici teknolojilerin payı bulunuyor. ASELSAN’ın bu performansı sadece teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda teknoloji standardı belirleyen bir aktöre dönüşümünün göstergesi olduğunu gösteriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ITM 2026'nın Parlayan Yıldızı Asteks Oldu Haber

ITM 2026'nın Parlayan Yıldızı Asteks Oldu

Yüksek kaliteli ve dayanıklı apron ve manşon çeşitlerinin yanı sıra gelişmiş rektefiye teknolojilerinin uzman üreticisi Asteks, 9-13 Haziran tarihleri arasında Türkiye'nin en önemli tekstil fuarı ITM 2026'da gözler önüne serdi. Tekstil üreticilerine katma değeri yüksek rektefiye dairesi ürünleri ve çözümleri sunan Asteks, fuar boyunca birçok farklı pazardan gelen ziyaretçilerle önemli görüşmeler ve sipariş anlaşmaları gerçekleştirdi. Fuarda iplik salonunun en yoğun ilgi görün stantlarından biri olmayı başaran Asteks, ziyaretçilerine yeni AR-GE ürünü airjet (hava eğirme sistem) apron ve manşonlarını, 401-SF&M Manşon Rektefiye Makinesi ve onunla entegre çalışan UV-305 Manşon Yüzey İşleme Makinesi ve 201-AF Manşon Rektefiye Makinesini sergiledi. Fuara ilişkin değerlendirmede bulunan Asteks Pazarlama ve Satış Müdürü Sabri İlknur, ITM 2026'nin genel olarak olumlu bir havada geçtiğini söyledi. İlknur; "Asteks olarak uzun yıllardır birlikte olduğumuz müşterilerimizi ağırlamak, yeniliklerimizi anlatmak açısından fuar verimli bir platform oldu. Bu yıl fuarda yurt dışı ziyaretçi sayısı bir önceki edisyona kıyasla sınırlı kaldı. Bunda çevre bölgemizde yaşanan siyasi ve askeri çatışmaların etkili olduğunu düşünüyoruz. Yurt içi ziyaretçi sayısında da sektörde yaşanan sorunlar nedeniyle bir nebze düşüş gördük, bununla birlikte standımızda çoğunlukla yurt içinden yatırım odaklı sektör profesyonellerini ağırlamaktan mutlu olduk. ITM hem sık sık bir araya gelemediğimiz mevcut müşterilerimizle buluşma hem de potansiyel müşterilerle ilk kez görüşme ve tanışma bağlamında beklentilerimizi karşıladı" dedi. Airjet eğirme sistemleri için yeni apron ve manşonlar tanıtıldı Zengin bir ürün portföyü ile fuarda yer aldıklarını vurgulayan Sabri İlknur, airjet eğirme sistemleri için geliştirdikleri alt ve üst apron ile ön ve arka manşonların lansmanının gerçekleştiğini paylaştı. Verimli iplik eğirme için apron ve manşon kalitesinin önemli olduğunu anlatan İlknur; "En iyi kauçuk malzemelerle ürettiğimiz airjet eğirme sistemler için apron ve manşonlarımız iplik üreticilerinin taleplerini tam olarak karşılıyor. Tüm elyaf tiplerinde ve iplik numaralarında uzun süre en iyi performansı sağlayan bu ürünlerimiz, avantajlarını kullanımları boyunca sunmayı sürdürüyor" diye konuştu. İlknur, fuarda sergilenen numune airjet eğirme sistem apron ve manşonların bazı müşterilerle paylaşıldığını ve deneme siparişlerinin de alındığı bilgisini verdi. Yurt içi yatırımlar manşon rektefiye makinelere odaklanıyor Ziyaretçilerle yoğun olarak manşon rektefiye makineleri hakkında görüştüklerini, bu konuda yatırım talepleri aldıklarını dile getiren Sabri İlknur, Türk mühendisliği ürünü bu teknolojilerin pazarda büyük bir başarı yakaladığın hatırlattı. İlknur bu konuda şu detayları verdi; "Asteks kendi AR-GE biriminin ve Türk mühendislerinin çalışmalarıyla rektefiye dairesi için gerekli teknolojilere odaklanan çalışmalar gerçekleştiriyor. Manuel çözümlerle başlayan yolcuğumuz artık gelişmiş otomasyon özellikleriyle donatılmış rektefiye makineleriyle yeni bir seviyeye ulaştı. Türkiye'de olduğu kadar Özbekistan, Bangladeş, Pakistan gibi pazarlarda da bu çözümlerimiz büyük talep görüyor. Örneğin 401-SF&M manşon rektefiye makinemiz akıllı besleme sistemi ve iki bağımsız taşlama ünitesi ile dikkat çekiyor. Yüksek adette manşonu manuel olarak tek tek dizmekle uğraşmaya son veren bu sistemde, tüm manşonların sadece besleme haznesine dökülmesi yetiyor, sonrasını sistem otomatik olarak manşonları kendi diziyor ve işleme alıyor. Tek bir konseptte iki farklı makine özelliğini taşıyan 401-SF&M'de bağımsız taşlama ünitelerinden birinde cer-penye manşonları taşlanırken, diğerinde iplik makinesi manşonları otomatik olarak işlenebiliyor. Bu, tek bir makine ve işlemde zamandan, mekândan ve işçilikten kazanmak anlamına geliyor. Geliştirdiğimiz makinelerin enerji tüketim değerleri sürekli bir iyileşme gösteriyor, benzerleri ile kıyaslandığında daha az enerji ile daha fazla manşon taşlanabiliyor. Ayrıca, 401 serisi rektefiye makinelerimiz UV-305 manşon yüzey işleme makinemizle entegre olarak çalışabiliyor." ITM 2026 sektöre can suyu oldu Sabri İlknur ITM 2026'nin daha düşük bir ziyaretçi sayısına karşın rektefiye makineleri, apron ve manşonlar için yeni satış anlaşmalarının imzalandığı ve siparişlerin alındığı bir fuar olarak başarıyla geride kaldığını ifade etti. "Sektörün zorlu bir dönemden geçtiğini düşünürsek ITM 2026 sektöre can suyu olmuştur" diyen İlknur, sözlerini şöyle tamamladı; "Asteks olarak ihracat odaklı büyüme stratejimiz çerçevesinde 2026 hedeflerimize başarıyla ilerliyoruz. ITM 2026 bize özellikle yurt içi pazarı bağlamında katkı sağladı, katıldığımız yurt dışı fuarlar da hedef pazarlar için bize yeni kanallar açıyor. Geliştirdiğimiz rektefiye çözümlerinin küresel çapta Asteks logosunun yanında 'Made in Türkiye' etiketiyle ulaşıyor olması bize gurur ve güç veriyor." Asteks'in bu yılın devamında katılacağı yurt dışı fuarları arasında şunlar öne çıkıyor: CAITME 2026 (8-10 Eylül, Taşkent -Özbekistan), EgyStitch 2026 (24-27 Eylül, Kahire-Mısır), IGATEX 2026 (15-18 Ekim, Lahor -Pakistan), ITMA ASIA + CITME 2026 (20-24 Kasım, Şanghay-Çin). Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyon Dolarlık Yatırımla Yerli Ham Madde Atağı Haber

6 Milyon Dolarlık Yatırımla Yerli Ham Madde Atağı

Bitkisel içeriklerin kullanım alanlarının genişlemesiyle birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı da sektörün temel gündemlerinden biri haline geldi. Talya Bitkisel'in geliştirdiği üretim modeli kapsamında bitkiler belirli proseslerden geçirilerek etken maddeleri ayrıştırılıyor ve yüksek saflıkta toz ekstre elde ediliyor. Elde edilen bitkisel ekstreler ise gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünleri, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçlerinde ham madde olarak değerlendiriliyor. 3,5 YILLIK SAHA DENEYİMİ ÜRETİM ALTYAPISINA DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını, bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5-6 milyon dolar seviyelerine çıktığını söyledi. Ertaş, "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how'ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" ifadelerinde bulundu. YATIRIMIN MERKEZİNDE BİLGİ VE AR-GE BULUNUYOR Yaklaşık 3,5 yıl boyunca geliştirilen üretim altyapısının yalnızca kendi ürünleri için değil, farklı sektörlerin ham madde ihtiyacına da yanıt verecek şekilde kurgulandığını ve bilgi birikiminin fiziksel yatırım kadar önemli olduğuna dikkat çeken Ertaş, "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE'ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" dedi. TALYA BİTKİSEL HAKKINDA 1969 yılında Antalya'da kurulan Talya Bitkisel; aromaterapi, bitkisel kozmetik, takviye edici gıda ve doğal yaşam ürünleri alanlarında faaliyet göstermektedir. "Tohumdan rafa" üretim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren marka; ileri üretim teknolojileri, Bilim Kurulu çalışmaları ve üretim altyapısıyla yüksek saflıkta ürün geliştirme süreçlerine odaklanmaktadır. Türkiye'nin yanı sıra 40'tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Talya Bitkisel, Amerika'daki yapılanması Talya Herbal LLC ile global pazardaki faaliyetlerini sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar Yatırım’dan “Plastiksiz Temmuz” Gündeminde Geleceğe Çağrı Haber

Sunar Yatırım’dan “Plastiksiz Temmuz” Gündeminde Geleceğe Çağrı

Tarım, gıda ve biyoendüstri alanlarında faaliyet gösteren Sunar Yatırım, üretim gücünü sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştiren entegre yapısıyla dikkat çekiyor. Şirket döngüsel ekonomi yaklaşımını merkeze alarak bir mısır tanesini yalnızca tek bir ürüne değil; biyopolimer, ilaç, kozmetik, gıda ve yem başta olmak üzere onlarca farklı sektöre değer üreten entegre bir üretim ekosistemine dönüştürüyor. Ayrıca; doğal kaynakların verimli kullanıldığı, karbon ayak izinin azaltıldığı ve çevresel etkinin minimize edildiği bir üretim modeliyle çalışıyor. Ar-Ge yatırımlarıyla biyomalzeme teknolojilerine odaklanan Sunar Yatırım, geleceğin sanayi dönüşümünde çevreyle uyumlu çözümler geliştirmeyi stratejik bir öncelik olarak konumlandırıyor. Plastic Free July kapsamında değerlendirmelerde bulunan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, plastik sorununun tek bir malzeme değişimiyle çözülemeyecek kadar kapsamlı bir dönüşüm alanı olduğuna dikkat çekerek, sürdürülebilirliğin üretim zincirinin tamamına entegre edilmesi gerektiğini, tüketicilerin de bu konuda farkındalık geliştirmesinin önemli bir nokta olduğunu vurguladı. Çomu, biyopolimer teknolojilerinin bu dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini belirterek, “Fosil bazlı plastiklere alternatif olarak geliştirdiğimiz mısır nişastası bazlı biyobozunur ve biyobazlı çözümler, çevresel etkiyi azaltmakla kalmıyor; sanayide döngüsel ekonomi yaklaşımını güçlendiren yeni bir üretim modeline de işaret ediyor. Sanayi olarak çevre dostu çözümler geliştirmek bizim ortak sorumluluğumuz. Ancak kalıcı dönüşüm için tüketicilerin de gereksiz plastik tüketimini azaltan, yeniden kullanılabilir ürünleri tercih eden ve doğru atık yönetimini destekleyen bilinçli seçimler yapması büyük önem taşıyor. Gerçek değişim, üretici ve tüketicinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle mümkün olacak” ifadelerini kullandı. Tek kullanımlık plastikler, plastik kirliliğinin üçte birini oluşturuyor Pew Charitable Trusts ve SYSTEMIQ tarafından hazırlanan Breaking the Plastic Wave 2025 raporuna göre küresel plastik sistemi, üretim ve atık arasındaki dengesizliğin giderek büyüdüğü bir yapıya dönüşüyor. 2025 yılı itibarıyla dünyada yaklaşık 450 milyon ton plastik üretilirken, plastik kirliliği yıllık 130 milyon ton seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut eğilimler devam ederse bu miktarın 2040’ta iki katından fazla artması bekleniyor. Aynı dönemde plastik üretiminin yüzde 52 artışla 680 milyon tona ulaşacağı öngörülürken, atık yönetimi kapasitesi bu artışa paralel şekilde genişlemiyor ve sistem giderek daha fazla baskı altında kalıyor. Bu tabloya göre küresel ölçekte plastik atığın sınırlı bir bölümü geri dönüştürülebilirken, sistemin önemli bir kısmı ya depolanıyor ya da doğrudan çevreye karışıyor. Pew Charitable Trusts ve SYSTEMIQ'nin Breaking the Plastic Wave 2025 raporunda tek kullanımlık plastiklerin toplam plastik kirliliğinin yaklaşık üçte birini oluşturduğubelirtiliyor. Aynı rapora göre düşük geri dönüşüm oranları ve artan tüketim, mikroplastik riskini her geçen yıl daha görünür hale getiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Tek Kullanımlık Plastikler, Deniz Çöpleri ve Mikroplastikler Yol Haritası dokümanına göre ise Türkiye’de de benzer şekilde tek kullanımlık plastiklerin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik düzenlemeler gündemde yer alırken, biyobozunur ve biyobazlı alternatifler stratejik bir çözüm alanı olarak öne çıkıyor. Enerji verimliliği ile güçlenen çevresel performans Sunar Yatırım, biyopolimer alanındaki yatırımlarını yalnızca malzeme geliştirme perspektifiyle değil, enerji dönüşümü ve karbon azaltım hedefleriyle birlikte ele alıyor. Şirketin yenilenebilir enerji stratejisi kapsamında devreye aldığı Güneş Enerjisi Santralleri (GES) ile üretim tesislerinde önemli bir emisyon azaltımı sağlanıyor. Bu yatırımlar sayesinde karbon salımının önüne geçilirken, enerji ihtiyacının giderek artan bir bölümü yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Enerji verimliliği projeleriyle birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca 2025 yılında sağlanan 7,36 milyon kWh enerji tasarrufu ile 576 bin Euro’nun üzerinde mali kazanım elde edilirken, 3 bin 529 ton karbon emisyonu azaltıldı. Bu çevresel kazanım aynı zamanda yıllık bazda 527 ağacın oksijen üretimine eşdeğer bir etki olarak hesaplanıyor. Aynı yaklaşım doğrultusunda atık yönetimi, su geri kazanımı ve proses optimizasyonu gibi alanlarda yürütülen çalışmalar, Sunar Yatırım’ın sürdürülebilirliği ayrı bir başlık değil, üretim modelinin temel bileşeni olarak konumlandırdığını gösteriyor. 3 Temmuz Plastik Poşet Kullanmama Günü: Küçük tercihler büyük dönüşüm sağlıyor Her yıl 3 Temmuz'da kutlanan Plastik Poşet Kullanmama Günü, tek kullanımlık plastiklerin çevre üzerindeki etkisine dikkat çekerek daha sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşmasını teşvik ediyor. Plastik poşet kullanımını azaltmaya yönelik bireysel tercihler kadar, çevresel etkisi daha düşük malzemelerin geliştirilmesi ve sanayide yaygınlaşması da bu dönüşümün önemli bir parçasını oluşturuyor. Temmuz ayı boyunca devam eden Plastic Free July (Plastiksiz Temmuz) farkındalık hareketi de tüketicileri günlük yaşamlarında küçük ama etkili değişiklikler yapmaya; yeniden kullanılabilir çanta, matara ve ambalaj alternatiflerini tercih ederek plastik kullanımını azaltmaya teşvik ediyor. 180 günde doğadan çözünen plastik poşet Sanayinin yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmesi kadar, tüketicilerin bilinçli tercihleri de plastiksiz bir geleceğin inşasında kritik rol oynuyor. Bu doğrultuda Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, Türkiye'nin ilk TÜV sertifikalı nişasta bazlı biyopolimer üreticisi olarak, mısır nişastasından ürettiği biyobozunur plastiklerle çevreye duyarlı çözümleri sanayiyle buluşturuyor. Şirketin geliştirdiği biyobozunur ham madde, doğada yaklaşık 180 gün içinde tamamen çözünerek herhangi bir özel işleme ihtiyaç duymadan toprağa geri dönebiliyor. Bu yenilikçi yaklaşım, tek kullanımlık plastiklere sürdürülebilir bir alternatif sunarken, döngüsel ekonominin yaygınlaşmasına ve plastiksiz yaşam vizyonunun desteklenmesine de katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanlorenzo ve BYD Energy Storage’dan Sürdürülebilir Yatçılıkta Stratejik Ortaklık Haber

Sanlorenzo ve BYD Energy Storage’dan Sürdürülebilir Yatçılıkta Stratejik Ortaklık

Özel üretim motoryat ve süperyat segmentinin öncü markalarından Sanlorenzo, batarya ve enerji depolama teknolojilerinde dünyanın önde gelen şirketlerinden BYD Energy Storage ile stratejik bir iş birliğine imza attığını duyurdu. İş birliği kapsamında taraflar, lüks yatçılık sektörüne yönelik yeni nesil enerji depolama ve elektrifikasyon teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanan uzun vadeli bir araştırma ve geliştirme programı yürütecek. Sanlorenzo'nun Road to 2030 sürdürülebilirlik stratejisinin önemli bir parçasını oluşturan ortaklık, şirketin sürdürülebilir lüks yatçılık vizyonunu BYD Energy Storage'ın gelişmiş batarya sistemleri, enerji yönetimi teknolojileri ve büyük ölçekli elektrifikasyon alanındaki küresel uzmanlığıyla buluşturuyor. Anlaşma kapsamında BYD Energy Storage, Sanlorenzo’nun enerji depolama teknolojileri alanındaki stratejik teknoloji ortağı olarak konumlanacak. Yeni nesil yatçılık için uzun vadeli Ar-Ge iş birliği İki şirket arasındaki stratejik ortaklık, gelişmiş enerji depolama teknolojilerinin daha sessiz, çevresel etkisi daha düşük ve daha akıllı yönetilen yeni nesil yat platformlarına nasıl entegre edilebileceğini araştıran uzun soluklu bir Ar-Ge programını kapsıyor. Çalışmalar, sürdürülebilirlikten ödün vermeden konfor, performans ve daha uzun süreli bağımsız kullanım beklentilerini karşılayacak çözümler geliştirmeyi amaçlıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Sanlorenzo Yönetim Kurulu Başkanı Massimo Perotti, şunları söyledi: "İnovasyon ve sürdürülebilirlik, Sanlorenzo için birbirinden ayrı düşünülemez. BYD Energy Storage gibi küresel bir teknoloji lideriyle iş birliği yapmak, yatçılığın daha sorumlu ve teknolojik açıdan daha ileri bir geleceğini şekillendirmeye yönelik uzun vadeli vizyonumuz doğrultusunda attığımız önemli adımlardan birini temsil ediyor. Venedik İklim Haftası'nda açıkladığımız sürdürülebilir teknolojilerin geliştirilmesine yönelik yenilenen taahhüdümüzün ardından bu iş birliği, enerji depolama ve elektrifikasyon alanında yeni fırsatları keşfetmemizi sağlarken, yatların deniz üzerindeki çevresel etkisini azaltacak çözümler geliştirmemize de katkı sunacak." BYD Denizcilik Batarya Ürün Grubu Direktörü Tony Jiang ise iş birliğine ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Sanlorenzo, küresel yatçılık sektörünün en yenilikçi ve tasarım odaklı markalarından biri. Gelişmiş batarya teknolojilerimizle şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu desteklemekten gurur duyuyor, denizcilik sektöründe geleceğin inovasyonlarına yön verecek yeni iş birliği fırsatlarında birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz." Yat ve tekne endüstrisinde sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün her geçen gün hız kazandığını belirten Sanlorenzo’nun Türkiye Distribütörü TRİO’nun Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu ise şunları söyledi: "Küresel yat ve tekne endüstrisi artık yalnızca tasarım ve performansla değil, sürdürülebilirlik odaklı teknolojik dönüşümle de şekilleniyor. Batarya sistemleri, enerji yönetimi ve elektrifikasyon alanındaki gelişmeler, geleceğin yatçılığında belirleyici unsurlar arasında yer alıyor. Sanlorenzo ile BYD Energy Storage arasında hayata geçirilen bu stratejik iş birliği de sektörün geleceğine yön verecek önemli örneklerden biri. TRİO olarak, çevresel etkiyi azaltan, inovasyonu destekleyen ve sürdürülebilirliği merkeze alan bu tür uluslararası iş birliklerinin sektörün dönüşümünü hızlandıracağına inanıyoruz." Road to 2030 vizyonuna katkı sağlayacak Geliştirdiği lityum demir fosfat (LFP) batarya sistemleri ve büyük ölçekli enerji depolama çözümleriyle dünya çapında tanınan BYD Energy Storage, yeni nesil mobilite ve endüstriyel elektrifikasyonun dönüşümünde önemli bir rol üstleniyor. Bu iş birliği de gelişmiş batarya teknolojilerinin denizcilik sektöründe kullanımına yönelik artan ilgiyi ortaya koyarken, Sanlorenzo'nun sürdürülebilir lüks yatçılık alanındaki öncü konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Sektörde yaşanan dönüşümle birlikte yat sahiplerinin beklentileri de değişiyor. Performans, konfor, verimlilik ve çevresel sorumluluğu aynı anda sunan çözümlere yönelik talebin artması, gelişmiş enerji depolama teknolojilerini geleceğin yatçılık deneyiminin temel unsurlarından biri haline getiriyor. Bu kapsamda Sanlorenzo ve BYD Energy Storage, yeni nesil batarya sistemleri ve enerji yönetim çözümlerinin, markanın tasarım anlayışını ve yaşam deneyimini korurken çevresel etkisi daha düşük yat platformlarının geliştirilmesine sağlayacağı katkıları birlikte araştıracak. Ortaklık aynı zamanda Sanlorenzo'nun inovasyon, sürdürülebilirlik ve uzun vadeli sorumluluk vizyonunu desteklerken, Road to 2030 programı kapsamında yeşil metanol, hidrojen üretimine yönelik reformer sistemleri, hibrit tahrik teknolojileri ve sektörün geleceğine yön verecek diğer sürdürülebilir inovasyon yatırımlarına da ivme kazandıracak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Pet Grup, Üretim Hattına Yaptığı Yatırımla Üretim Kapasitesini 3,5 Kat Artırdı Haber

Anadolu Pet Grup, Üretim Hattına Yaptığı Yatırımla Üretim Kapasitesini 3,5 Kat Artırdı

Anadolu Pet Grup çatısı altında yer alan Effeffe Pet Türkiye de bu dönüşümün önemli temsilcileri arasında yer alıyor. Şirket, üretim hattına yaptığı yatırımla yıllık üretim kapasitesini 3,5 kat artırdı. Pandemi sonrası dönemde evcil hayvan sahipliğinin artması, evcil hayvan beslenmesi sektöründe de önemli bir dönüşümü beraberinde getirdi. Türkiye, yüksek kalite standartlarında üretim yapan tesisleri, gelişen Ar-Ge altyapısı ve artan ihracat gücüyle dikkat çekiyor. Uzmanlara göre Türkiye evcil hayvan beslenmesi pazarı son yıllarda istikrarlı bir büyüme gösterirken, tüketicilerin beklentileri de değişiyor. Güncel pazar araştırmalarına göre, 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde evcil hayvan sektörünün top­lam pazar büyüklüğü 243,5 milyar dolara ulaştı. Sektördeki büyüme özellikle son 5 yılda ciddi bir ivme kazandı. Türkiye’de evcil hayvan beslenmesi ve bakım ürünlerine yönelik talep ise son yıllarda güçlü bir büyüme sergiliyor. Sektör verilerine göre Türkiye pet pazarı 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 70 milyar TL büyüklüğe ulaşırken, bir önceki yıla göre yüzde 70 oranında ciro büyümesi kaydetti. Önümüzdeki dönemde de büyümenin sürmesi bekleniyor. Evcil hayvanlarını ailelerinin bir ferdi olarak gören yeni nesil tüketiciler ise; içerik kalitesi, üretim güvenliği ve bilimsel formülasyon gibi kriterlere daha fazla önem veriyor. Yerli üretim mamalar artık yalnızca erişilebilirlik avantajı sunmakla kalmıyor; yüksek kaliteli hammaddeler, gelişmiş üretim teknolojileri ve bilimsel Ar-Ge çalışmalarıyla da öne çıkıyor. Avrupa standartlarında kedi ve köpek mamaları üretiyor Anadolu Pet Grup, sektördeki 40 yıla yaklaşan deneyimini üretim gücüyle birleştirerek faaliyetlerini sürdürüyor. Bugün Hill’s, Schesir, Kong, Tetra, FURminator, EHEIM, 8in1, Flexi, Lindocat, Moderna, SmartBones ve Hunter gibi dünyanın önde gelen pet ürünleri markalarının Türkiye distribütörlüğünü yürütürken şirket, aynı zamanda yerli üretim alanında da önemli yatırımlara imza atıyor. Türkiye genelinde 3 binden fazla satış noktasına ulaşan Anadolu Pet Grup, geniş dağıtım ağıyla sektörün en köklü oyuncuları arasında yer alıyor. Anadolu Pet Grup’un üretim gücünü temsil eden Effeffe Pet Türkiye, 2016 yılında Anadolu Pet Grup ve Effeffe İtalya ortaklığıyla kuruldu. Manisa’nın Salihli ilçesinde bulunan modern ve ileri teknolojiyle donatılmış üretim tesisinde Avrupa standartlarında kedi ve köpek mamaları üreten şirket, evcil hayvan beslenmesi pazarında artan talep ve sektörün büyüme ivmesine paralel olarak üretim altyapısına önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Bu kapsamda yaptığı yatırımla devreye alınan yeni üretim hattı sayesinde tesisin yıllık üretim kapasitesi 15 bin tondan 50 bin tona çıkarılarak yaklaşık 3,5 kat artırıldı. Bugün Türkiye pazarının yanı sıra 40’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Effeffe Pet Türkiye, farklı müşteri ve pazar ihtiyaçlarına yönelik fason üretim kabiliyetiyle de ihracat faaliyetlerinde önemli bir güç oluşturuyor. LaVital, Pronature, Econature, Econature Plus, Croque, Paw in Love ve Dost Pati markalarından oluşan geniş üretim portföyüyle süper premiumdan ekonomik segmente kadar farklı ihtiyaçlara yönelik çözümler sunan şirket, “yaşam boyu beslenme” yaklaşımıyla evcil hayvanların yaşam evrelerine ve özel gereksinimlerine uygun formüller geliştiriyor. Effeffe Pet Türkiye, Anadolu Pet’in sektör deneyimini Effeffe İtalya’nın üretim ve Ar-Ge uzmanlığıyla birleştirerek büyümesini sürdürüyor. “Türkiye’nin üretim kapasitesi ve teknik uzmanlığı her geçen yıl artıyor” Bu dönüşümün önemli temsilcilerinden biri olan Anadolu Pet Grup Genel Müdürü Eren Üçüncü, Türkiye’nin üretim kapasitesinin ve teknik uzmanlığının her geçen yıl arttığını belirterek şunları söyledi: “Sektörün geleceğinde bilimsel beslenme, fonksiyonel içerikler ve sürdürülebilir üretim anlayışı belirleyici olacak. Türkiye’nin üretim kapasitesi ve teknik uzmanlığı her geçen yıl artıyor. Yerli üretim yalnızca iç pazardaki talebi karşılamakla kalmayıp küresel pazarlarda da daha güçlü bir konuma ulaşacak. Bugün gelinen noktada Türkiye, evcil hayvan maması sektöründe yalnızca tüketen değil; geliştiren, üreten ve ihraç eden ülkeler arasında yer alıyor. Artan yatırımlar, bilimsel Ar-Ge çalışmaları ve uluslararası kalite standartlarına yapılan odaklanma sayesinde sektörün önümüzdeki dönemde de büyümesini sürdürmesi bekleniyor. Biz de Anadolu Pet olarak bu başarının bir parçası olmaya devam edeceğiz.” Standartlara uymayan hiçbir ham madde üretime dahil edilmiyor Şirketin Manisa-Salihli’deki üretim tesisinde süreç, hammaddelerin tesise kabulüyle başlıyor. Onaylı tedarikçilerden gelen tüm girdiler fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik ve biyolojik analizlerden geçirilirken, standartlara uymayan hiçbir ham madde üretime dahil edilmiyor. Kapalı devre ve yüksek otomasyonlu üretim sistemi sayesinde tüm süreçler el değmeden yürütülüyor. Üretimin her aşaması kalite kontrol ekipleri tarafından izlenirken, ürünler sevkiyat öncesinde yeniden analiz edilerek güvence altına alınıyor. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, GMP İyi Üretim Uygulamaları, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği sertifikalarına sahip olan tesis, aynı zamanda HACCP prensiplerine uygun üretim gerçekleştiriyor. Üretim süreçleri FDA regülasyonları ve FEDIAF yönergeleri doğrultusunda şekillendirilirken, şirket uluslararası kalite standartlarını daha da ileri taşımak amacıyla yeni sertifikasyon çalışmalarını sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Borsa İstanbul’da Gong Beta Enerji İçin Çaldı Haber

Borsa İstanbul’da Gong Beta Enerji İçin Çaldı

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğinde, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğinde halka arz sürecini tamamlayan Beta Enerji, BETAE koduyla, Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görmeye başladı. Yatırımcılardan yaklaşık 14 kat talep gören şirketin gong töreni; Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Beta Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Sabit Dağsuyu, Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Hakkı Mert Dağsuyu, Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Ersen Sevdi, Beta Enerji CFO’su Serhat Yağcı, Beta Enerji Kurumsal İletişim Direktörü Bahar Dağsuyu Döner, TSKB Genel Müdür Yardımcısı Poyraz Koğacıoğlu, TSKB Proje Lideri Uğur Aydın Ünüvar, Ziraat Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tijen Kandemir, Yatırım Finansman Kurumsal Finansman Müdürü Eda Önder Öztürk ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun törende yaptığı konuşmasında “Beta Enerji’nin bugün işlem görmeye başlaması nedeniyle düzenlenen, bu güzel halka arz törenine, Borsamıza hoş geldiniz. Beta Enerji, sürekli olarak geliştirdiği ürün portföyü ile sanayi başta olmak üzere çeşitli sektörlere enerji çözümleri sunmaktadır. Bu başarılı işleriyle ve büyümesiyle ülkemizin en büyük bin sanayi şirketi arasına girmeyi başarmıştır. Beta Enerji, büyüme hedefine uygun bir şekilde yatırımlarını gerçekleştirmeye devam etmektedir. Bugün ise Borsamızda işlem görmeye başlayarak halka arzdan elde ettiği geliri, büyümesinin, yatırımlarının finansmanında kullanacak ve işletme sermayesini güçlendirecektir. Bu önemli halka arzdan dolayı emeği geçen herkese; başta kıymetli şirketimizin değerli yöneticilerine, özverili aracı kurumlarımızın gayretli çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Beta Enerji’ye Borsamıza, Borsamız ailesine hoş geldiniz diyor, sermaye piyasalarına bu halka arzın hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Halka arzın yaklaşık 50 yıllık emeğin, üretimin ve kararlılığın yeni bir aşamaya taşındığı önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, "Bugün bizim için sadece bir gong töreni değil, aynı zamanda Beta Enerji'nin geleceğine yatırımcılarımızla birlikte yön vereceğimiz yeni bir dönemin başlangıcıdır. Halka arzımızı, şirketimizin uzun vadeli vizyonunun en önemli kilometre taşlarından biri olarak görüyoruz. Elde edeceğimiz kaynağı büyüme yatırımlarımızı desteklemek ve işletme sermayemizi güçlendirmek amacıyla değerlendireceğiz. Altı kıtada 80'den fazla ülkeye ihracat yapan bir şirket olarak, üretim gücümüzü, teknoloji kabiliyetimizi ve ihracat ağımızı daha da büyüterek küresel ölçekte çok daha güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz. Bugünden itibaren Beta Enerji'nin başarı hikayesi çok daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle birlikte yazılacak. Bu süreçte yatırımcılarımızla açık, şeffaf ve sürdürülebilir bir iletişim anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizlere güvenen SPK ve Borsa İstanbul'un değerli yöneticileri, yatırımcılarımız, halka arz sürecinde emeği geçen lider aracı kurumlarımız TSKB ve Ziraat Yatırım başta olmak üzere süreçte yer alan tüm ekip ve çalışma arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum" dedi. TSKB Proje Lideri Uğur Aydın Ünüvar ise gong töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Küresel ekonomide sürdürülebilirliğin, enerji arz güvenliğinin ve teknolojik dönüşümün en kritik gündem maddeleri olduğu bir dönemden geçiyoruz. Beta Enerji, güçlü Ar-Ge yapısı, yüksek üretim kapasitesi ve vizyoner yönetimiyle sadece bugünün değil, yarının dünyasına da yön veren bir aktör konumundadır. Konsorsiyum Liderleri olarak, böylesine şeffaf, kurumsal ve büyüme potansiyeli yüksek bir şirketi sermaye piyasalarımıza kazandırıyor olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Ziraat Yatırım liderliği ve YF liderliğinde gerçekleşen halka arz, son dönemlerin talep toplama yöntemi ile yapılan en başarılı halka arzlarından biri oldu. Dağıtım yapılan yatırımcı sayısı 1.124.953 olarak gerçekleşti. Halka arzda, yurt içi bireysel yatırımcı tahsisatına 2,46 kat, yurt içi kurumsal yatırımcı tahsisatına 10,20 kat ve yüksek başvurulu bireysel yatırımcı tahsisatına ise 88,66 kat talep gelmiştir. Halka arz kapsamında 60.750.000 TL nominal değerli payların tamamı satılırken, halka arz büyüklüğü 2,43 milyar TL olarak gerçekleşti. Bugün Beta Enerji, Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlayarak sermaye piyasalarındaki yolculuğuna güçlü bir adım atıyor. Bu başarılı halka arz sürecinin gerçekleştirilmesinde emeği bulunan başta SPK ve Borsa İstanbul’a, Ziraat Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tijen Kandemir ve ekibine, Yatırım Finansman ve tüm konsorsiyum üyelerine, süreç boyunca katkı sağlayan herkese ve tabii ki halka arza yoğun ilgi göstererek Beta Enerji’ye güven duyan tüm yatırımcılarımıza tüm içtenliğimizle teşekkür ediyoruz. Türkiye’nin teknoloji geliştiren, katma değer üreten ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen şirketlerinin sermaye piyasaları aracılığıyla büyümesi büyük önem taşıyor. Beta Enerji’nin halka arzının da bu hedefe önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Beta Enerji ve Teknoloji A.Ş.‘nin Borsa İstanbul’daki yolculuğunun şirketimize, yatırımcılarımıza ve ülkemiz sermaye piyasalarına hayırlı olmasını diliyor, başarılarının artarak devam etmesini temenni ediyoruz." Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.