Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

Kapsül Haber Ajansı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı Haber

Aselsan Sürdürülebilir Büyümesini 2026 Yılına Taşıdı

Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamaya göre ASELSAN; güçlü operasyonel performansı, artan teknoloji yatırımları ve disiplinli finansal yönetimi ile büyümesini kararlılıkla sürdürdü. Borsa İstanbul’un en değerli şirketi ASELSAN'ın 2026 yılı ilk üç ayına ait hasılatı bir önceki yılın aynı dönemine göre reel olarak %15 artarak 34,3 milyar TL’ye ulaştı. İhracat odaklı büyüme stratejisinin çıktılarını günden güne geliştiren ASELSAN’ın 2026 yılının ilk çeyreğinde imzaladığı yeni ihracat sözleşmeleri %69 artışla 629 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de geçen yılın aynı dönemine göre %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına ulaştı. Bakiye siparişlerdeki artış, ASELSAN’ın kesintisiz büyümesine 2026 yılında da eşlik etti. ASELSAN, ölçek ve kapasite artışına yönelik yatırımlarını yılın ilk çeyreğinde %261 yükselterek 137 milyon ABD dolarına çıkardı. AR-GE harcamaları da %41 artış ile 357 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Üretime ve AR-GE’ye yönelik güçlü yatırımlar, ASELSAN’ın küresel marka olma yolunda emin adımlarla yürümesini destekleyen stratejik adımlar olarak öne çıktı. Bir önceki yılın aynı dönemde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı da 0,41’e geriledi. Öne Çıkan Finansal ve Operasyonel Göstergeler – 2026 1. Çeyrek • İmzalanan Yeni İhracat Sözleşmeleri: 629 milyon ABD doları (%69 artış) • Bakiye Siparişler: 20,7 milyar ABD doları (%39 artış) • Hasılat: 34,3 milyar TL (%15 artış) • FAVÖK Marjı: %25,2 (2025 yılı 1. Çeyrek, %22,6) • Net Borç/FAVÖK: 0,41 (2025 yılı 1. Çeyrek, 0,60) • AR-GE Harcamaları: 357 milyon ABD doları (%41 artış) • Seri Üretime Yönelik Yatırımlar: 137 milyon ABD doları (%261 artış) ASELSAN Geleceğin Teknolojileriyle Büyümeye Devam Ediyor ASELSAN, uzun dönemli hedeflerine ulaşmak amacıyla 2024 yılında uygulamaya başladığı aselsaneXt Programının olumlu çıktılarını toplamaya 2026 yılında da devam etti. 2026 yılı ilk çeyrek hasılatı geçen yıla göre reel olarak %15 büyüyerek 34,3 milyar TL’ye ulaştı. Yılın ilk üç ayında elde edilen hasılatta ÇELİKKUBBE, Radar, Elektronik Harp, Askeri Haberleşme, Yapay Zekâ Destekli Kent Güvenliği, Elektro-Optik ve Güdümlü Mühimmat Sistemleri belirleyici rol oynadı. Şirketin bakiye siparişleri %39 artışla 20,7 milyar ABD dolarına yükseldi, yılın ilk 3 ayında imzalanan yeni ihracat sözleşmeleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %69 arttı. Operasyonel verimlilik ve yüksek teknolojiye odaklanma stratejilerini kurumsal dönüşüm faaliyetlerinin merkezinde tutan ASELSAN’ın ilgili dönemdeki FAVÖK marjı bir önceki yılın aynı dönemine göre 260 baz puan artarak %25,2 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde ASELSAN’ın FAVÖK tutarı da %28 artarak 8,6 Milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu gelişmelere ek olarak; verimlilik artışı sağlayan uygulamaların kararlılıkla yürütülmesiyle Genel Yönetim Giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre %3 azaldı. ASELSAN’ın kişi başı hasılatında ABD doları bazında %1,5 oranında artış görüldü, tüm bu gelişmelerle birlikte Türkiye’nin nitelikli istihdamına da katkı sağlayan ASELSAN’ın çalışan sayısı geçen yılın aynı döneminden bu yana üç binin üzerinde arttı. AR-GE ve Seri Üretim Yatırımları Kesintisiz Sürüyor Mühendis istihdamı ve AR-GE Projesi sayısında Türkiye lideri olan ASELSAN’ın AR-GE harcamaları ilgili dönemde, bir önceki yılın aynı dönemine göre %41 artarak 357 milyon ABD doları seviyesine yükseldi. Yılın ilk çeyreğinde, Oğulbey Teknoloji Üssü ve mevcut yerleşkelerde gerçekleştirilen kapasite artışlarına yönelik yatırımlarda bir önceki döneme göre %261 artış yaşandı. ASELSAN’a ilave üretim kabiliyeti ve ölçek kazandıracak yatırımlar yılın ilk üç ayında kesintisiz bir şekilde gerçekleştirildi. 2025 yılında temeli atılan ve Cumhuriyet tarihinin tek seferdeki en büyük savunma sanayii yatırımı olan Oğulbey Teknoloji Üssü ile ÇELİKKUBBE bileşenlerinin üretiminde ilave kapasite artışı sağlanarak ASELSAN’ın savunma sanayindeki küresel rolü daha da güçlenecektir. Bu yatırımın ilk fazı da 2026 yılının ikinci yarısında devreye girecektir. Güçlü Operasyonel Nakit Akışı ve Disiplinli Finans Yönetimi ASELSAN, finansal sürdürülebilirlik stratejisini 2026 yılının ilk çeyreğinde de etkin bir şekilde uygulamaya devam etti. Bu dönemde yaratılan güçlü operasyonel nakit akışı yatırımların sağlıklı bir şekilde yönetilmesine imkân sağladı. AR-GE ve seri üretime yönelik yatırım harcamalarının kesintisiz bir şekilde devam ettiği dönemde nakit akışında kuvvetli iyileşmeler yaşandı. Operasyonel nakit akışında bir önceki yılın aynı dönemine göre ABD doları bazında %15 artış görüldü. Söz konusu dönemde ASELSAN’ın finansal borçlarının aktifleri içerisindeki payı %12,2’den %10,9’a geriledi. Bu iyileşme, şirketin varlık yapısını daha sağlam hale getirdi. 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla net borç seviyesinde %16 azalma görüldü. Böylelikle, ASELSAN’ın 2025 yılı ilk çeyreğinde 0,60 olan Net Borç/FAVÖK oranı bu dönem 0,41 seviyesinde gerçekleşti. Bu bağlamda Şirket, borçluluk göstergelerinde sektör ortalamalarının altında kalmayı sürdürdü. ASELSAN’ın ticari borçlarında da 2025 yıl sonuna göre %30 azalma yaşandı. AR-GE ve seri üretime yönelik yüksek tutarlı yatırım harcamalarının devam ettiği bir dönemde borçluluk göstergelerinde sağlanan iyileşmeler ASELSAN’ın önümüzdeki dönemlerde ölçek büyümesi, ihracat artışı ve yüksek teknoloji yatırımlarını devreye almasında önemli bir güvence konumunda yer alıyor. Hasılatını, bakiye siparişlerini, imzaladığı ihracat sözleşmelerini, operasyonel marjlarını, bilanço büyüklüğünü ve diğer birçok finansal göstergesini geliştiren ASELSAN 2026 yılına kuvvetli bir başlangıç yaptı. ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol 2026 Yılı İlk Çeyrek Finansal Sonuçlarını Değerlendirdi: “Kuvvetli Büyümemiz Sürüyor” “aselsaneXt programına başladığımız 2024 yılından itibaren çok güçlü bir finansal performansa imza attık. 2024’te yüzde 13, 2025’te ise yüzde 15 gibi çok ciddi reel büyüme rakamlarına ulaştık. Bu güçlü performansı bu yılın ilk çeyreğinde de sürdürdüğümüz için mutluyuz. İlk çeyrekte elde ettiğimiz sonuçlar, ASELSAN’ın sadece büyüyen değil, aynı zamanda doğru yönetilen, dönüşen, derinleşen bir şirket olduğunu açık şekilde ortaya koyuyor. 2024 yılının ilk çeyreğinde %5, 2025 yılının aynı döneminde %9 büyüyen Şirketimiz 2026’nın ilk çeyreğinde %15 oranında büyüdü. Hasılatımızın 34,3 milyar TL’ye ulaşması, ihracat sözleşmelerimizin %69 artışla 629 milyon ABD dolarına yükselmesi ve bakiye siparişlerimizin 20,7 milyar ABD doları seviyesine çıkması; iş modelimizin dayanıklılığını ve sürdürülebilirliğini teyit ediyor. Bu dönemde büyümeyi finansal sağlamlıkla birlikte ele aldık. FAVÖK marjımızın %25,2 seviyesine yükselmesi, net borç/FAVÖK oranımızın 0,41’e gerilemesi ve güçlü nakit akışımız, disiplinli finans yönetimi yaklaşımımızın somut sonucudur. Yüksek büyüme ile birlikte bilanço gücünü aynı anda artırabilmek, ASELSAN’ın artık yerleşmiş kurumsal kapasitesini gösteriyor. “Artan Talep ile Birlikte Yatırımlarımız da Artıyor” Son iki yılda olduğu gibi bu dönemde de yatırımlarımıza hız kesmeden devam ettik. AR-GE harcamalarımızı %41 artırarak 357 milyon ABD dolarına, seri üretime yönelik yatırımlarımızı ise %261 artırarak 137 milyon ABD dolarına çıkardık. Geçtiğimiz yılın tamamında yaptığımız yatırımın yarısını ilk çeyrekte yapmış durumdayız. Bu yatırım iştahımızın arkasında, ASELSAN’ın ürün ve teknolojilerine olan yoğun ihtiyaç ve talep var. Sahadaki ihtiyaçlara çok daha hızlı yanıt verecek, maliyet etkin tasarımlara odaklanan ve ürünleşme süresini kısaltan yaklaşımlarımızla, dünyaya çok daha hızlı ve fazla sayıda ürün sunabilme yeteneği kazanıyoruz. Geçtiğimiz yıl 286 bin ürünü son kullanıcılara teslim ederek yakaladığımız başarıyı, bu yıl 400 bin adet seviyesini aşarak bir üst boyuta taşımayı hedefliyoruz. Oğulbey Teknoloji Üssü başta olmak üzere devreye aldığımız kapasite artışları, bu üretim ölçeğini yönetecek kritik bir eşik niteliğindedir. “Küresel Bir Marka ASELSAN” ASELSAN’ın ortaya koyduğu bu dönüşüm, uluslararası aktörlerin de dikkatini çekiyor. İlk çeyrekte imzaladığımız sözleşmelerin yarısının ihracat kaynaklı olması değerli bir gösterge. NATO Genel Sekreteri’nin ASELSAN’a gerçekleştirdiği ziyaret, şirketimizin küresel savunma ekosistemindeki konumunun artık stratejik düzeyde karşılık bulduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu temas, ASELSAN’ın sadece teknoloji üreten bir şirket değil, aynı zamanda teknoloji standardı belirleyen bir aktöre dönüşümünün göstergesidir. “SAHA İstanbul’da Üç Lansman” Önümüzdeki dönemde bu konumlanmayı daha da ileri taşıyacağız. Gelecek hafta gerçekleştireceğimiz SAHA İstanbul, bizim için son derece önemli. SAHA İstanbul’da gerçekleştireceğimiz üç lansmanda yeni ürünlerimizi ilk kez tanıtacağız. Bu ürünler, modern harp sahasını yakından takip ettiğimizi, değişen şartlara hızlı bir şekilde yanıt üretebildiğimizi ve küresel rekabet kapasitemizi ortaya koyacak. ASELSAN bugün, finansal gücünü teknoloji derinliğiyle, teknoloji derinliğini ise küresel etki alanıyla birleştiren bir yapıya dönüşmüş durumda. Önümüzdeki dönem, bu üç alanın aynı anda geliştiğine birlikte şahitlik edeceğiz. İlk çeyrek sonuçlarımız, 2026 ve sonrası hedeflerimizi gerçekleştireceğimize dair güçlü bir işaret olmuştur. Bu güçlü performans ile birlikte küresel marka olma yolunda yürümeye devam edeceğiz.” İmzalanan Sözleşmeler ve Bakiye Siparişler ASELSAN, 2025 yılında elde ettiği rekor seviyedeki başarılarını 2026 yılına da taşıdı. Küresel pazarlardaki etkinliğini önemli ölçüde artırarak uluslararası savunma ekosistemindeki konumunu daha da güçlendiren ASELSAN 2026 yılının ilk 3 ayında toplam 1,26 milyar ABD doları tutarında yeni sözleşme imzaladı. Bu sözleşmelerin %50’si yeni ihracat sözleşmelerinden kaynaklandı. Yeni ihracat sözleşmelerindeki artış %69’la 629 milyon ABD dolarına ulaştı. Tüm bu alandaki gelişmeler ASELSAN’ın ürün ve sistemlerine yönelik küresel talebin istikrarlı şekilde arttığını ortaya koydu. ASELSAN’ın bakiye siparişleri de kesintisiz bir şekilde artmaya devam etti. Yılın ilk 3 ayı itibarıyla Şirketin bakiye siparişleri, bir önceki yılın aynı dönemine göre %39 artarak 20,7 milyar ABD doları seviyesine yükseldi. Yeni ihracat sözleşmelerinde ve bakiye siparişlerde tarihsel zirveler görüldü. İmzalanan Önemli Sözleşmeler • 2026 Yılının 1. Çeyreği Uluslararası müşteriler ile imzalanan haberleşme sistemlerinin ve insansız deniz araçlarına yönelik faydalı yüklerin ihracatına ilişkin sözleşme, Uluslararası müşteriler ile imzalanan hava savunma, aviyonik sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Yurt içi bir platform üreticisi ile yurt dışındaki kullanıcılara teslim edilmek üzere imzalanan Elektro-Optik Sistemlerin ihracatına ilişkin sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ile imzalanan Güdüm Sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cevher Jant, Ticaret Bakanlığı’nın Responsible Programı’na Kabul Edildi Haber

Cevher Jant, Ticaret Bakanlığı’nın Responsible Programı’na Kabul Edildi

70 yılı aşkın mühendislik deneyimiyle alüminyum döküm teknolojilerinde öncü konumda bulunan Cevher Jant, Ticaret Bakanlığı’nın şirketlerin sürdürülebilirlik alanındaki olgunluk seviyelerini artırmayı, gelişim alanlarını netleştirmeyi ve uzun vadeli dönüşüm planlarını desteklemeyi amaçlayan Responsible Programı kapsamında Faz-1 sürecini başarıyla tamamladı. Şirket, bu süreçte hazırlanan Mevcut Durum Analizi ve Sürdürülebilirlik Yol Haritası’nı da Bakanlık nezdinde paylaştı. Cevher Jant, program kapsamında sürdürülebilirlik performansını somut verilerle ortaya koyarken, bu performansı daha sistematik bir yapıda yönetmeyi ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyor. “Sürdürülebilirliği işimizin merkezine konumlandırıyoruz” Sürdürülebilirliği şirketin temel yapı taşlarından biri olarak konumlandırdıklarını belirten Cevher Jant CEO’su Oğuz Özmen, “Responsible Programı’na kabul edilmemiz, bu alandaki çalışmalarımızın ulusal ölçekte de teyit edilmesi açısından önemli bir adım. Sürdürülebilirlik Komitemiz öncülüğünde çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında performansımızı sürekli geliştiriyor, ASI Performans Standardı ve SA8000 gibi uluslararası sertifikasyonlarla bu yaklaşımımızı somutlaştırıyoruz. Sürdürülebilirlik odağında yürütülen çalışmalara da değinen Özmen, “Üretimden tedarik zincirine kadar tüm süreçlerimizi sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda yeniden şekillendiriyoruz. I-REC kapsamında elektrik tüketimimizin tamamını yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılıyor, su ve karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik yatırımlarımızı sürdürüyoruz. ISO 14001 ve ISO 50001 yönetim sistemlerini entegre bir yapıda uygulayarak; su, enerji, atık ve emisyon yönetiminde ölçülebilir ve sürekli iyileştirmeye dayalı bir yaklaşım benimsiyoruz. Üretim süreçlerimizden çıkan atıkları geri kazanım odaklı yönetirken, döngüsel ekonomi yaklaşımını iş modelimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz” diye konuştu. “Otomotiv tedarik zincirinde sürdürülebilirlik artık zorunluluk” Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın otomotiv tedarik zincirinde köklü bir dönüşümü beraberinde getirdiğine dikkat çeken Özmen, “Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) gibi uygulamalar, ihracat odaklı üretim yapan şirketler için karbon ayak izinin şeffaf şekilde yönetilmesini kritik hale getiriyor. Bu doğrultuda hem kendi operasyonlarımızı hem de tedarik zincirimizi dönüştürüyoruz. Hammadde portföyümüzde düşük emisyonlu ve ‘yeşil’ kaynakların payını artırıyor, tedarikçilerimizle birlikte somut aksiyon planları hayata geçiriyoruz. Enerji verimliliği, su tüketiminin azaltılması ve üretim süreçlerinde verimlilik artışı da öncelikli odak alanlarımız arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. İzmir’den dünyaya uzanan jant üretim gücü Bugün Türkiye’nin jant ihracatında yaklaşık %20 pazar payına sahip olan Cevher Jant, Ege Serbest Bölgesi'nde toplam 78.000 m² alana yayılan iki modern fabrikasında yıllık yaklaşık 3 milyon jant üretimi gerçekleştiriyor. Almanya, İspanya ve İsveç’te bulunan ofisleriyle de uluslararası pazarda güçlü bir konumda yer alan şirket, üretiminin %99’unu ihraç ediyor. Konsept aşamasından nihai ürün aşamasına kadar müşterileri için farklı renk ve tasarım uygulamalarıyla jantların tüm dizaynını gerçekleştirebilen Cevher Jant, Volkswagen, Audi, Mercedes-Benz, Skoda, Seat, Stellantis gibi dünyaca ünlü markalara tasarım ortağı olarak hizmet veriyor. Ar-Ge ve inovasyonla geleceğin mobilitesine odaklanıyor Ar-Ge ve mühendislik kabiliyetlerini sürekli geliştiren Cevher Jant, alüminyum döküm parçaları ve yeni nesil mobilite çözümlerine yönelik yatırımlarına devam ediyor. Flow forming teknolojisiyle premium segmentte yüksek katma değerli jant çözümleri sunarken, hafifletme, dayanıklılık ve performans odaklı ürün geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. Dijitalleşme ve ileri üretim teknolojilerini stratejilerinin odağına yerleştiren Cevher Jant, bu sayede müşteri ihtiyaçlarına hızlı ve esnek çözümler sunarken, geleceğin mobilite trendlerine de yön veren ürünler geliştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor Haber

Türkiye Çimento Sektörü Düşük Karbon Dönüşümünü Hızlandırıyor

Bu kapsamda 28 Nisan’da Ankara’da düzenlenen Düşük Karbon Yolunda Yeni Nesil Çimentolar Zirvesi’nde sektör paydaşları, sürdürülebilir üretim, emisyon azaltımı ve geleceğin yapı malzemelerini ele aldı. Zirvenin açılışında konuşan Türkçimento CEO’su Volkan Bozay, sektörün üçüz dönüşümde önemli bir aşama kaydettiğini vurguladı. Sektörün sürdürülebilirlik yolculuğuna dikkat çeken Bozay, “Bugün burada yalnızca bir sektörü değil, aynı zamanda geleceğimizi, şehirlerimizi ve yaşam biçimimizi konuşuyoruz. Çimento sektörü, ekonomik kalkınmanın temel taşı olmasının ötesinde, sürdürülebilir bir dünyanın inşasında da kritik bir rol üstleniyor” dedi. Küresel ölçekte iklim değişikliğine uyumun artık bir zorunluluk haline geldiğini belirten Bozay, çimento sektörünün dönüşümün merkezinde yer aldığına işaret ederek, “Karbon yoğun bir sektör olarak dönüşümün merkezinde yer alıyor, aynı zamanda çözümün bir parçası olduğumuza inanıyoruz. Bu dönüşümün artık yalnızca Yeşil Dönüşüm olduğunu söyleyemeyiz. Bu nedenle biz sektör olarak Üçüz Dönüşüm stratejisini temel alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Son yıllarda sektörün ana odak noktalarından birinin düşük karbonlu üretim ve emisyon azaltımı olduğunu vurgulayan Volkan Bozay, bu kapsamda öne çıkan aksiyonların klinker kullanım oranının azaltılması, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, alternatif yakıt kullanımı ve atık ısı geri kazanımı olduğunu belirtti. Tüm bu uygulamaların entegre ve sistemsel olarak ilerlemesi gerektiğini vurgulayan Bozay, Türkiye için en hızlı ve maliyet etkin çözümün klinker oranının düşürülmesi olduğuna da dikkat çekti. Klinker üretiminin enerji yoğun yapısı nedeniyle emisyonlarda önemli bir paya sahip olduğunu ifade eden Bozay, Ar-Ge çalışmaları sayesinde daha düşük klinker içeriğiyle geleneksel çimentolarla eşdeğer performans sunan ürünlerin geliştirildiğini ve bu ürünlerin “yeşil çimento” olarak tanımlandığını söyledi. TÜRKÇİMENTO öncülüğünde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yürütülen çalışmalar sonucunda “Yeşil Çimento Kullanımının Yaygınlaştırılması Tebliği”nin 16 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe girdiğini hatırlatan Bozay, kamu ihalelerinde klinker/çimento oranının 2025-2029 döneminde 0,80, 2030 sonrasında ise 0,75 ile sınırlandırıldığını belirtti. Bozay, “Tebliğin yürürlüğe girmesinden bu yana sektörümüzün yeşil çimento üretimine hızlı bir şekilde uyum sağladığını görüyoruz. Bugün ülkemizin tüm bölgelerinde, geleneksel çimentolarla eş değer performansta düşük emisyonlu ürünlere erişim mümkün” dedi. Söz konusu düzenleme ile önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 16,5 milyon ton klinker tasarrufu ve 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı sağlanmasının öngörüldüğünü ifade eden Bozay, yeşil çimentonun özel sektörde de yaygınlaşması için bilgilendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Dönüşüm sürecinin hızlanması için beton standartlarının güncellenmesi ve alternatif hammaddelere erişimin kolaylaştırılması gerektiğine de dikkat çeken Bozay, sektörün düşük karbonlu ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Elektroteks'ten İhracatta Çifte Gurur Haber

Elektroteks'ten İhracatta Çifte Gurur

Yatak ve sünger üretim teknolojilerine yönelik özel üretim hatları geliştiren Elektroteks, uluslararası pazarlardaki etkinliğini her geçen gün artırıyor. Şirketin dış ticaret faaliyetlerini yürüten Sayger Otomasyon Makine, Makine İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen ödül programında iki ayrı kategoride ödül kazanarak dikkat çekti. Sayger, yük kaldırma ve taşıma makineleri ile ambalaj makineleri ve aksamları alanında Türkiye'nin en büyük ilk 5 ihracatçısı arasında yer alarak önemli bir başarıya imza attı. Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, elde edilen bu başarının yalnızca şirket adına değil, Türkiye'nin üretim ve ihracat gücü açısından da anlam taşıdığına dikkat çekti. Güler, "İhracatta elde ettiğimiz bu ödüller, sadece firmamızın performansını değil, Türkiye'nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü de ortaya koyuyor. İnovasyona dayalı üretim yaklaşımımız ve Ar-Ge yatırımlarımız sayesinde dünya genelinde güçlü bir konuma ulaştık. Bu başarı, doğru stratejilerle ilerlediğimizin en somut göstergelerinden biri" ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Güler, "Yeni pazarlara açılma hedefimiz doğrultusunda ekibimizle birlikte çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Elde ettiğimiz bu başarı, hem ülke ekonomisine katkı sağlama motivasyonumuzu artırıyor hem de daha büyük hedeflere ulaşma yolunda bize güç veriyor" dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Muratbey’den küresel başarı: İhracatta güçlü yükseliş Haber

Muratbey’den küresel başarı: İhracatta güçlü yükseliş

Türkiye’nin yerli peynir markası Muratbey’in, ihracattaki başarısı Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ESÜHMİB) tarafından bir kez daha ödülle tescillendi. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği tarafından 2025 yılında en çok ihracat yapan şirketlere törenle ödülleri takdim edildi. Muratbey adına ödülü, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Girit’in elinden Muratbey Fabrika Müdür Yardımcısı Musa Kara aldı. Muratbey aynı ödülü 2023 yılında da almıştı. Alınan ihracat ödülünü değerlendiren Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, “Ar-Ge çalışmalarımız sonucu geliştirdiğimiz özel peynirlerle birlikte 300’ü aşkın ürün çeşidini 5 kıtaya ihraç ediyoruz. Peyniri günün her saati tüketilebilecek bir atıştırmalığa dönüştürdüğümüz özel peynirler, 7’den 70’e her yaş grubuna hitap ediyor. Amerika ve Avrupa’da olduğu gibi Asya’da da inovatif ürünlerle tüketici alışkanlıklarına uyum sağlayan sürdürülebilir ve uzun vadeli büyüme hedefliyoruz. Çin’de ihracat izni alan ilk Türk süt ve süt ürünleri firmalarından biri olarak başladığımız yolculuğu bugün Kore ve Japonya’yla daha da ileri taşıyoruz. FHC Şanghay’da kurduğumuz güçlü temaslar, Kore’de yürüttüğümüz yerel iletişim çalışmaları ve FOODEX JAPAN 2026’da gerçekleştirdiğimiz görüşmeler ve yeni iş bağlantıları markamızın bölgede bilinirliğini önemli ölçüde artırdı. Ürünlerimizin dünyanın farklı kültürlerinin beğenisini kazanması ve ihracat grafiğimizin çeşitlenerek yükselmesinden dolayı çok mutluyuz. Muratbey olarak ihracatta yalnızca hacim değil, katma değer ve marka gücü odaklı büyümeyi merkeze alıyoruz İnovasyon gücümüzle dünyanın her yerinde sevilecek kaliteli ve sağlıklı peynirler üretmeye devam edeceğiz. Sahip olduğumuz 60 yıllık deneyimle olumlu “Türk Malı” imajını destekleyerek ülkemizi yeni pazarlarda en iyi şekilde temsil etmek, katma değerli ihracatımızı artırmak ve global pazarlamaya ağırlık vererek ülke ekonomisinin kazanmasına katkı sağlamak amacıyla çalışıyoruz. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği’nin bu değerli tespitiyle başarımız tescillenmiş oldu. Bu başarıda emeği geçen ve bizlere destek olan herkese teşekkür ederiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor Haber

Siemens, Teknoloji Yolculuğunu ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ İsimli Sergiyle Taçlandırıyor

Sergi, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze uzanan 170 yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’de sanayi, enerji, altyapı, sağlık, ulaşım ve şehirleşme alanlarında dönüşüme eşlik eden stratejik bir teknoloji ortağı olan Siemens’in tarihsel birikimini ve geleceğe yön veren teknoloji vizyonunu bir araya getirerek ziyaretçilere kapsamlı bir yolculuk sunuyor. 6 Mayıs’a kadar devam edecek olan sergi, Siemens’in Türkiye’deki faaliyetlerini geleceğe yön veren teknolojilerle birlikte ele alırken; şirketin küresel ölçekteki teknoloji birikiminin sanayi ve inovasyon üzerindeki etkisini de kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor. Sanayileşmeden dijital dönüşüme uzanan bir hikâye Sergide yer alan içerikler, Siemens’in bu coğrafyadaki 170 yıllık varlığını farklı dönemler ve temalar üzerinden ele alıyor. İstanbul’un enerji altyapısındaki dönüşüm de serginin dikkat çeken başlıkları arasında yer alıyor. Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı’nda başlayan elektrik altyapısının kurulması süreci, kentin modernleşmesinde belirleyici bir adım olarak anlatılıyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Eskişehir’de kurulan Siemens fabrikası, Türkiye’de üretim kültürünün gelişiminde önemli bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor. Telefon, telgraf gibi dönemin teknolojilerinin üretildiği bu tesis, teknolojinin yerelleşmesi ve sanayileşme sürecinin güçlenmesi açısından kritik bir rol üstleniyor. Sergi, yalnızca tarihsel bir anlatı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda günümüzün teknoloji başlıklarına da odaklanıyor. Akıllı bina sistemleri ve enerji verimliliği uygulamaları, yapıların artık veriyle yönetilen ve kendi performansını optimize eden sistemlere dönüştüğünü ortaya koyuyor. Türkiye’de hayata geçirilen mega ulaşım projeleri kapsamında havalimanları, köprüler ve raylı sistemlerde kullanılan dijital altyapılar; enerji, güvenlik ve operasyon yönetiminin entegre yapısını gözler önüne seriyor. Siemens Türkiye’nin Ar-Ge gücü ise serginin öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor. Yapay zekâ, dijital ikiz ve endüstriyel yazılım alanlarında geliştirilen çözümler, Türkiye’nin küresel teknoloji ekosistemindeki rolünü güçlendiriyor. Endüstriyel dönüşümün yeni aşaması olan dijital ikiz ve veri analitiği temelli üretim modelleri ise sanayinin daha esnek, sürdürülebilir ve öngörülebilir bir yapıya evrildiğini gösteriyor. “170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ sergisi, geçmişten geleceğe uzanan bütüncül bir anlatı sunuyor” Siemens Türkiye İletişim ve Kamu İlişkileri Direktörü Özlem Özkaya, sergiye ilişkin açıklamasında şunları paylaştı: “Siemens’in bu topraklardaki 170 yıllık yolculuğu, yalnızca bir şirketin hikâyesini bizlere aktarmakla kalmıyor; Türkiye’nin sanayileşme, modernleşme ve dijital dönüşüm sürecine eşlik eden güçlü bir teknoloji yolculuğu olarak öne çıkıyor. Telekomünikasyon ile başlayıp, ulaşım sağlık, eğitim, altyapı, kültür-sanat başta olmak üzere hayatın her alanına dokunan bu izleri, ‘170 Yıldır Zamanın Ötesinde’ isimli sergimizde geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan bütüncül bir perspektifle ortaya koyuyoruz. Bu sergide geçmişte attığımız adımları, bugün geliştirdiğimiz teknolojileri ve geleceğe dair vizyonumuzu bir arada sunuyoruz. Türkiye’deki güçlü birikimimizi küresel deneyimimizle birlikte ziyaretçilerle buluşturmak bizim için çok özel bir anlam taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu Haber

İsveç'ten "Türkiye ile Üretilmiştir" Hamlesi: Derinleşen İş Birliğine Güçlü Bir Vurgu

Dünya genelinde birçok ülke içine kapanmayı tercih ederken, İsveç farklı bir yol seçiyor. Bu tercih bir saflık değil; aksine, onlarca yıllık deneyimin gösterdiği bir gerçek: Açıklık inovasyonu, ekonomik büyümeyi ve uzun vadeli dayanıklılığı besler. Bluetooth'tan kalp pili teknolojisine, üç noktalı emniyet kemerinden Spotify'a ve günümüzün öncü teknoloji şirketlerine kadar İsveç'in en bilinen atılımlarının tamamı, fikirlerin sınır tanımadan dolaştığı ve işbirliğinin teşvik edildiği bir ortamda doğdu. "Made with Sweden in Türkiye" tam da bu anlayış üzerine kurulu. Gerçek katma değer, ülkeler güçlerini birleştirdiğinde ortaya çıkar. Kampanya, İsveçli şirketlerin, araştırmacıların ve yaratıcı endüstrilerin dünya genelindeki ortaklıklarını görünür kılarken, aynı işbirliği ruhu Türkiye ile olan uzun soluklu ortaklığın temelini oluşturuyor. İsveç – Türkiye işbirliğinden öne çıkan örnekler: • Ericsson Türkiye, İstanbul, İzmir ve Ankara'daki merkezlerinde 5G ve 6G teknolojilerinde öncü Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. • Systemair, Kocaeli'nde Türkiye'nin ilk LEED Gold sertifikalı fabrikasına 15 milyon avroluk yatırım yaptı. • İstanbul Üniversitesi ile KTH Kraliyet Teknoloji Enstitüsü arasında sürdürülebilir biyobazlı malzemeler üzerine yapılan ortak araştırmalar, yeni akademik yayınlara ve Avrupa fonlarına kapı açtı. • Spotify, Storytel ve dünya çapında tanınan İsveçli oyun şirketleri sayesinde kültürel etkileşim hızla artıyor. Türkiye, bu vizyonun merkezinde yer alıyor. İsveçli şirketler Türkiye genelinde 60.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor; otomotivden tekstile, endüstriyel üretimden enerji verimliliğine, elektroniğe ve dijital hizmetlere uzanan geniş bir işbirliği ağı bulunuyor. Bu ortaklıklar tek yönlü yatırımlar değil; ortak hedeflere ve ortak faydaya dayanan karşılıklı kazanımlar. İşte bu nedenle İsveç "Made in" demiyor; "Made with" diyor. Yeni ortaklıkları teşvik ederek, yetenekli is gucunu destekleyerek, sirketlere ve kurumlara birlikte inovasyon yapmaları için platformlar yaratarak İsveç, bu ivmeyi daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. İsveç–Türkiye işbirliğinin gelecegini birlikte yazmaya davet ediyoruz. Team Sweden, inovasyon, sürdürülebilirlik, kültür ve yetenek değişimi alanlarında iş birliğini desteklemeye hazırdır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Korteks Yenilikçi ve Sürdürülebilir Ürünleriyle Techtextil Fuarı’na Katıldı Haber

Korteks Yenilikçi ve Sürdürülebilir Ürünleriyle Techtextil Fuarı’na Katıldı

Avrupa’nın önde gelen entegre polyester iplik üreticilerinden Korteks, Techtextil 2026 Fuarı’nda teknik tekstil ve sürdürülebilirlik odağındaki yenilikçi ürün portföyünü uluslararası sektör profesyonelleriyle buluşturdu. İki yılda bir düzenlenen ve teknik tekstil alanında dünyanın en önemli organizasyonlarından biri olarak kabul edilen Techtextil’de Korteks, geniş ürün portföyüyle hem teknik performans hem de sürdürülebilirlik odağındaki yetkinliğini bir kez daha ortaya koydu. Korteks, fuarda farklı endüstrilerin ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği fonksiyonel iplik çözümlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Bu kapsamda sergilenen başlıca fonksiyonel ürünler arasında; DRY TOUCH®, TAÇ FLAME RETARDANT, TAÇ ANTISTATIC, TAÇ THERMAL TOUCH®, TAÇ UV RESISTANT, TAÇ CLEAN GUARD®, TAÇ CUT RESISTANT, TAÇ HYBRID®, TAÇ INFRARED® ve TAÇ FLUORESCENT® yer aldı. Söz konusu ürünler; savunma sanayiinden otomotive, sağlıktan spor tekstillerine kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. Sürdürülebilirlik odağında yenilikçi çözümler Korteks, Techtextil 2026’da sürdürülebilirlik vizyonunu yansıtan çevre dostu iplik çözümlerini de ön plana çıkardı. Döngüsel ekonomi yaklaşımıyla geliştirilen ürünler, sektörün dönüşümüne katkı sağlayan önemli alternatifler sunuyor. Bu kapsamda fuarda sergilenen sürdürülebilir ürünler arasında; geri dönüştürülmüş hammaddelerden üretilen TAÇ REBORN®, biyobozunur özellik sunan TAÇ BIOLOOP® CiCLO Inside ve üretim sürecinde su ve enerji tasarrufu sağlayan Dope Dyed teknolojisi öne çıktı. Korteks’in sürdürülebilir ürün portföyü, çevresel etkileri minimize ederken yüksek performans beklentilerinden ödün vermeyen bir üretim yaklaşımını ortaya koyuyor. Korteks Genel Müdürü Barış Mert: “Teknik tekstilde inovasyon ve sürdürülebilirliği birlikte geliştiriyoruz” Korteks Genel Müdürü Barış Mert, Techtextil 2026 katılımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Korteks olarak savunma sanayiinden otomotive, sağlıktan ev tekstiline kadar uzanan geniş bir kullanım alanına hitap eden yüksek katma değerli ürünlerimizle teknik tekstil alanındaki gücümüzü her geçen gün daha da ileri taşıyoruz. Ar-Ge ve inovasyonu odağımıza alarak geliştirdiğimiz fonksiyonel ipliklerimizle, müşterilerimizin değişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarına çözüm sunuyoruz. Bununla birlikte sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin merkezine konumlandırıyor; hammaddeden üretim süreçlerine, enerji ve su yönetiminden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. TAÇ BIOLOOP® CiCLO Inside, TAÇ REBORN® ve Dope Dyed gibi çözümlerimizle sektörün sürdürülebilir dönüşümüne katkı sağlıyoruz. Techtextil 2026’da sergilediğimiz ürünlerimizle hem teknolojik yetkinliğimizi hem de sürdürülebilirlik odağımızı global ölçekte bir kez daha ortaya koymaktan memnuniyet duyuyoruz. Teknik tekstil alanındaki uzmanlığımızla sektöre değer katmaya devam edeceğiz.” Geniş kullanım alanı ve güçlü ihracat ağı Korteks’in geliştirdiği polyester filament iplikler; giyimlik kumaşlardan halı ve döşemelik ürünlere, nevresim, tül ve perde gibi ev tekstili uygulamalarından; otomotiv sektöründe kullanılan tavan, koltuk ve kapı iç kaplama bileşenlerine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bunun yanı sıra tente, branda, bahçe mobilyaları, şezlong ve şemsiye gibi dış mekân uygulamalarında da tercih edilmektedir. Toplamda 3000 farklı polyester filament iplik çeşidi üreten Korteks, güçlü üretim altyapısı ve geniş ürün portföyüyle küresel pazarda etkin bir oyuncu konumunda yer almaktadır. Şirket; Almanya, Belçika, İngiltere, Fransa, Polonya, İtalya, İspanya, ABD, Kanada, Mısır, Meksika ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 50 ülkeye ihracat gerçekleştirmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji Lityum Tabanlı Batarya Depolama Sistemleriyle Entegre Enerji Çözümlerinde Gücünü Artırıyor Haber

CW Enerji Lityum Tabanlı Batarya Depolama Sistemleriyle Entegre Enerji Çözümlerinde Gücünü Artırıyor

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, geliştirdiği lityum tabanlı batarya enerji depolama sistemleriyle entegre enerji çözümleri alanındaki varlığını güçlendiriyor. Firma, ileri teknolojiye sahip çözümleriyle enerji üretim ve tüketim süreçlerinde verimliliği artırmayı ve kullanıcıların maliyetlerini optimize etmeyi hedefliyor. Lityum batarya sistemleri hakkında değerlendirmelerde bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, enerji depolama teknolojilerinin yenilenebilir enerji yatırımlarının en kritik tamamlayıcı unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Geliştirdikleri lityum tabanlı batarya enerji depolama sistemleri ile enerji sektöründe sürdürülebilir çözümler sunmaya devam ettiklerini ifade eden Sarvan, “Gelişen teknolojiyi oldukça yakından takip ediyoruz ve kendimizi sürekli geliştiriyoruz. Yaptığımız çalışmalarımız neticesinde günümüzün ihtiyaçlarına göre ürünler tasarlıyoruz. Lityum batarya alanındaki çalışmalarımızı da bu çerçevede hayata geçirdik” dedi. Kullanıcılar için ciddi maliyet avantajları sunuyor Geliştirdikleri lityum batarya çözümleri sayesinde üretilen enerjinin kayıpsız şekilde depolanmasını ve ihtiyaç duyulan her an kullanılmasını sağladıklarını dile getiren Sarvan, bu sistemlerin enerjinin daha verimli kullanımını sağlarken kullanıcılar için de ciddi maliyet avantajları sunduğuna dikkat çekti. CW Enerji’nin lityum batarya sistemlerinin yüksek çevrim ömrü, hızlı şarj-deşarj kabiliyeti ve gelişmiş güvenlik altyapısı ile öne çıktığını belirten Sarvan, “Lityum bataryalar, geleneksel enerji depolama çözümlerine kıyasla daha uzun ömürlü, daha kompakt ve daha yüksek verimlidir. Bu özellikleri sayesinde hem endüstriyel araçlarda hem de ticari ve konut projelerinde güvenle kullanılabiliyor. Bu çözümler yalnızca enerji tasarrufu sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bakım ve işletme maliyetlerini de azaltıyor” diye konuştu. Uzaktan izleme ve akıllı enerji yönetimi imkanı CW Enerji’nin enerji depolama sistemlerinin gelişmiş yazılım altyapısı sayesinde uzaktan izleme ve akıllı enerji yönetimi imkanı sunduğunu belirten Sarvan, kullanıcıların batarya performansını anlık olarak takip edebildiğini, enerji tüketimini analiz edebildiğini ve gerektiğinde uzaktan müdahale edebildiğini kaydetti. Sarvan, bu durumun hem operasyonel kolaylık hem de maksimum verimlilik sağladığını ifade ederek, “Dijital altyapımız sayesinde enerji süreçleri daha şeffaf ve kontrol edilebilir hale geliyor. Kullanıcılarımız, sistemlerini tek bir platform üzerinden yöneterek olası riskleri önceden tespit edebiliyor ve performansı en üst seviyede tutabiliyor” dedi. İş süreçlerinde yaşanabilecek zaman kayıplarının önüne geçiliyor Enerji depolama sistemlerinin yanı sıra forklift, manlift ve golf araçları gibi elektrikli endüstriyel ve hizmet araçlarına yönelik geliştirdikleri lityum batarya çözümleri ile de işletmelerin operasyonel süreçlerine değer kattıklarını dile getiren Sarvan, bu araçlara özel tasarlanan batarya sistemlerinin uzun çalışma süresi, hızlı şarj imkanı ve yüksek performans özellikleriyle öne çıktığını söyledi. Geleneksel kurşun-asit bataryalara kıyasla daha hafif ve bakım ihtiyacı düşük olan lityum bataryaların, işletmelerin bakım ve işletme maliyetlerini azaltırken araç performansını da artırdığını belirten Sarvan, gelişmiş batarya yönetim sistemi (BMS) ile donatılan bu çözümlerin güvenli ve stabil bir kullanım sunarak lojistik merkezlerinden üretim tesislerine, turizm alanlarından sanayi sahalarına kadar geniş bir kullanım alanına hitap ettiğine dikkat çekti. Tarık Sarvan: Farklı sektörlerin ihtiyaçlarına özel çözümler sunmaya devam edeceğiz Enerji sektöründe sürdürülebilirliğin ve verimli depolama çözümlerinin önemine değinen Sarvan, “İklim değişikliğiyle mücadelede yenilenebilir enerji kadar enerji depolama teknolojileri de kritik bir rol oynuyor. Lityum batarya çözümlerimizle, temiz enerjinin daha etkin kullanılmasını sağlıyor ve enerji dönüşümüne katkıda bulunuyoruz. Amacımız, kullanıcılarımızı daha düşük maliyetli, çevre dostu ve sürdürülebilir enerji çözümleriyle buluşturmak. Bu doğrultuda AR-GE yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyor, teknolojik altyapımızı sürekli geliştiriyoruz. Enerji arz güvenliğinin sağlanmasında depolama sistemlerinin stratejik bir unsur haline geldiğini görüyoruz. Bu kapsamda, ölçeklenebilir ve uzun ömürlü batarya teknolojileri geliştirerek farklı sektörlerin ihtiyaçlarına özel çözümler sunmaya devam edeceğiz. Sürdürülebilir büyümeyi odağımıza alarak, enerji ekosisteminin dönüşümünde aktif bir rol üstlenmeyi sürdüreceğiz” dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.