Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

Kapsül Haber Ajansı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması Haber

Türkiye ile Güney Kore Arasında Enerji ve Madencilikte İki Yeni İş Birliği Anlaşması

Ziyaret marjında toplamda 3 anlaşma imzalanırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından “Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” paylaşımı yaptı. Bakan Bayraktar Eşlik Etti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore ziyareti kapsamında Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile bir araya geldi. Ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, iki liderin başkanlığındaki heyetler arası görüşmeye katıldı. Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Bayraktar, Türkiye ile Güney Kore arasındaki köklü dostluk ve stratejik ortaklığın, özellikle enerji alanında teknoloji paylaşımını, iş birliğini ve karşılıklı yatırımları artıracak yeni adımlarla daha da güçleneceğine inanıyoruz.” dedi. 3 Anlaşma İmzalandı Görüşmelerin ardından iki ülke arasında enerji ve madencilik bağlamında üç anlaşma imzalandı. ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’na Bakan Bayraktar ile Kore İklim, Enerji ve Çevre Bakanı Sungwhan KIM imza koydu. Bu mutabakat zaptıyla iki ülke; temiz enerji politikaları ve karbon emisyonu azaltımı, nükleer enerji ve nükleer santral inşa projeleri, yenilenebilir enerji, hidrojen ve enerji verimliliği uygulamaları ile akıllı şebekeler ve yeni enerji teknolojileri alanlarında iş birliği yapacak. Enerji Dönüşümü Forumu Mutabakat zaptının sahadaki uygulamalarını doğrudan takip etmek ve sürdürülebilir bir diyalog zemini kurmak amacıyla “Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu” kurulacak. Yılda bir kez dönüşümlü olarak Türkiye ve Güney Kore’de toplanacak olan forum; nükleer santral yatırımları, teknoloji entegrasyonu, finansman modelleri ve ortak girişim fırsatlarının masaya yatırılacağı en üst düzey yürütücü mekanizma olarak görev yapacak. Kritik Mineraller ve Madencilik Bakan Bayraktar, Kore Ticaret, Sanayi ve Kaynaklar Bakanı Jung-Kwan KIM ile ‘Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı da imzaladı. Bu anlaşma ile doğal kaynaklar ve madencilik sektörlerindeki ikili iş birliğini artırmak için; başta nadir toprak elementleri, kritik mineraller ve mıknatıslar olmak üzere söz konusu madenlerin tespiti, işlenmesi, rafine edilmesi ve geri dönüştürülmesi ve bunlara ilişkin ortak Ar-Ge projeleri yürütülmesini amaçlıyor. İki ülke ayrıca otonom madencilik, yapay zekâ entegrasyonu ve çevre dostu madencilik uygulamalarında da tecrübe ve deneyim paylaşımında bulunacak. Düzenli Bilgi Alışverişi Ziyaret kapsamında TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’ da imzalandı. Anlaşmaya TÜNAŞ adına Genel Müdür Necati Yamaç ile KEXIM adına Başkan ve Genel Müdür Hwang Kiyeon imza attı. Buna göre; TÜNAŞ marifetiyle yapılacak tüm nükleer güç santrali projeleri kapsamında potansiyel finansman çözümlerine ilişkin iş birliği çerçevesi oluşturulacak. KEXIM ve TÜNAŞ; finansal modelleme ve analiz ile finansman yapıları konusunda iş birliği geliştirecek. Düzenli olarak bilgi alışverişinde bulunmak ve gelecekteki olası iş birliği fırsatlarını araştırmak üzere çalışma grubu kurulacak. Ülkelerimizin Birikimini Ortak Projelere Taşıyacak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, imzalanan mutabakat zabıtlarına ilişkin sosyal medya hesaplarından açıklama yaptı. Bakan Bayraktar, açıklamasında, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Güney Kore Devlet Başkanı Sayın Lee Jae Myung başkanlığındaki heyetler arası görüşmenin ardından, liderlerimizin huzurunda enerji ve madencilik alanlarındaki iş birliğimize kapsamlı bir çerçeve kazandıran iki mutabakat zaptını imzaladık. Kore Cumhuriyeti İklim, Enerji ve Çevre Bakanlığı ile ‘Enerji Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesi Mutabakat Zaptı’nı; Ticaret, Sanayi ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile de “Doğal Kaynaklar ve Madencilik Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı’nı imza altına aldık. Bu anlaşmalarla nükleer enerji ve temiz enerji teknolojileri başta olmak üzere enerjinin tüm alanlarında ortak çalışmalar geliştirecek; kritik mineraller ve nadir toprak elementlerinde kaynak potansiyelimizi teknoloji, yatırım ve yüksek katma değerli üretimle buluşturacak iş birliklerini ilerleteceğiz. Yılda bir kez dönüşümlü olarak düzenlenecek Türkiye-Kore Enerji Dönüşümü Forumu ile de bu çalışmaların uygulamaya yansımasını yakından takip edecek, üst düzey diyaloğumuza süreklilik kazandıracağız. Ayrıca liderlerin huzurunda TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’yla da TÜNAŞ’ın ülkemizde geliştireceği nükleer güç santrali projelerine yönelik potansiyel finansman imkânlarının değerlendirilmesi için bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu. Ülkelerimizin mühendislik, teknoloji ve sanayi birikimini ortak projelere taşıyacak bu anlaşmaların hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. İkili Görüşmeler Bakan Bayraktar, temasları çerçevesinde Güney Kore’nin en büyük kamu elektrik dağıtım şirketi KEPCO’nun üst düzey yöneticileriyle bir araya geldi. Bakan Bayraktar, ayrıca Güney Koreli kalıcı mıknatıs üreticisi JS Link’in üst düzey yöneticileri ile de görüştü. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İklim Enerji Doğu Afrika Projelerini EIF’te Gündeme Taşıyacak Haber

İklim Enerji Doğu Afrika Projelerini EIF’te Gündeme Taşıyacak

Dünya Bankası temsilcilerinin de katılacağı organizasyon, 20’nci yılında güneş ve rüzgâr enerjisinden enerji depolamaya, jeotermalden enerji verimliliğine kadar sektörün farklı alanlarını bir araya getirecek. Teknopark kökenli mühendislik ve Ar-Ge birikimini uluslararası pazarlara taşıyan İklim Enerji; Umman, Suudi Arabistan, İtalya, Estonya, Zambiya ve Azerbaycan’da çalışmalar yürütüyor. Kenya’da kurduğu İklim Energy East Africa Limited üzerinden Doğu Afrika’daki yatırımlarını geliştiren şirket, bölgedeki faaliyetlerini büyütmeye odaklanıyor. İngiltere, ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki irtibat ofisleriyle de uluslararası iş birliklerini destekliyor. İklim Enerji’yi 2016 yılında Kırıkkale Üniversitesi Teknopark’ta yenilenebilir enerji alanında çalışmak üzere kurduklarını belirten İklim Enerji Kurucu Ortağı Prof. Dr. Kutalmış Güven: “Enerji sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren şirketleri, yatırımcıları ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getiren EIF’in yeni iş birlikleri geliştirmek ve çalışmalarımızı paylaşmak için önemli bir platform olduğuna inanıyoruz. Fuarda uluslararası paydaşlarla kuracağımız temasların, yurt dışındaki projelerimiz ve büyüme hedeflerimiz açısından değerli fırsatlar sunmasını bekliyoruz. Türkiye’de ASELSAN, Doğuş Çay, belediyeler ve kamu kurumları için projeler yürütüyoruz. Enerji ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştiriyor; projelendirme, izin ve uygulama süreçlerinde görev alıyoruz. Yurt dışında ise Kenya’da kurduğumuz şirket ve yerel ekibimizle Doğu Afrika’daki fırsatları takip ediyor, Zambiya ve Tanzanya’da projeler geliştiriyoruz. Afrika’daki çalışmalarımızı daha güvenli ve sürdürülebilir biçimde ilerletmek için Dünya Bankası garantili projeleri de izliyoruz. Bu garantiler hibe değil; projelerin finansmana erişimini kolaylaştıran bir mekanizma. Kenya’daki ilk projemizle bu süreçlerde deneyim kazanmayı ve bu deneyimi gelecekte daha büyük projelere taşımayı hedefliyoruz. Bu büyümeyi Ar-Ge çalışmalarıyla destekliyor, güneş panellerinin üretimini ve olası arızalarını izleyen yapay zekâ destekli çözümler geliştiriyoruz” açıklamasında bulundu. Daha önce Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projelerine başvuruda bulunan İklim Enerji, bu alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, mühendislik ve uygulama birikimini geniş ölçekli yenilenebilir enerji yatırımlarına taşıyarak büyümesini desteklemeyi hedefliyor. İklim Enerji Kurucu Ortağı Onur Özcan: “Enerji dönüşümü, farklı ülkelerin ihtiyaçlarını ve yerel dinamiklerini gözeten iş birliklerini daha önemli hâle getiriyor. EIF’i, Türkiye’deki mühendislik birikimimizi uluslararası paydaşlarla buluşturmak ve Doğu Afrika başta olmak üzere faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki iş birliği olanaklarını değerlendirmek için değerli bir platform olarak görüyoruz. İklim Enerji olarak, uzun vadeli değer yaratacak yenilenebilir enerji projeleri geliştirmeye odaklanıyoruz. 2027’de yurt içi ve yurt dışındaki proje portföyümüzü genişletirken, yenilenebilir enerji alanındaki mühendislik ve uygulama kapasitemizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızla geliştirdiğimiz teknolojileri sahadaki deneyimimizle buluşturarak sürdürülebilir büyümemizi destekleyeceğiz” dedi. Ar-Ge’yi büyümesinin temel unsurlarından biri olarak gören İklim Enerji, yapay zekânın enerji üretimi ve verimlilik uygulamalarına yönelik çalışmalarını geliştiriyor. Hidrojen teknolojileri ve küçük modüler nükleer reaktörler de şirketin geleceğe yönelik araştırma ve geliştirme gündeminde yer alıyor. Teknolojik gelişimi çalışanlarının yetkinlikleriyle birlikte ele alan şirket, teknoloji ve yapay zekâ eğitimleriyle ekibinin mesleki gelişimini destekliyor; çalışanlarının bilgi birikimine ve katkısına değer veren, sürekli öğrenmeyi teşvik eden bir çalışma anlayışını benimsiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji EIF Energy Expo 2026’da Entegre Enerji Çözümlerini Tanıtacak Haber

CW Enerji EIF Energy Expo 2026’da Entegre Enerji Çözümlerini Tanıtacak

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, inovatif teknolojileri ve uçtan uca entegre enerji ekosistemiyle sektörün önemli buluşma noktalarından EIF Energy Expo 2026'da yerini alacak. Firma 5-7 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuarda güneş enerjisinin üretiminden depolanmasına ve akıllı yönetimine kadar uzanan geniş ürün ve çözüm portföyünü ziyaretçilerin beğenisine sunacak. CW Enerji, EIF Energy Expo 2026'da Salon 2, I-175 numaralı standında ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuar hakkında açıklamalarda bulunan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, enerji sektörünün teknolojik gelişmelerle birlikte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, CW Enerji olarak bu dönüşümün öncü şirketleri arasında yer almak için çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi. Güneş enerjisinin artık yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı olmadığını ifade eden Sarvan, enerji depolama, akıllı yönetim sistemleri ve yeni nesil teknolojilerin enerji ekosisteminin ayrılmaz parçaları haline geldiğine dikkat çekerek, “CW Enerji olarak güneş enerjisini yaşamın her alanına taşıma vizyonuyla hareket ediyoruz. Enerjinin üretiminden depolanmasına, akıllı sistemlerle yönetilmesinden konutlarda, sanayide, işletmelerde kullanılmasına kadar uzanan bütünleşik bir enerji ekosistemi oluşturuyoruz. Geliştirdiğimiz teknolojilerle kullanıcıların enerji ihtiyaçlarına kapsamlı çözümler sunarken, enerji verimliliğini artırmayı ve sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlamayı hedefliyoruz. EIF Energy Expo 2026’da da bu vizyonumuzun somut yansımalarını sektör temsilcileriyle buluşturacağız” dedi. Fuar kapsamında güneş hücresi ve yüksek verimli güneş panellerinin yanı sıra enerji depolama sistemleri, solar akıllı ev çözümleri, elektrikli araç şarj istasyonları, ısı pompaları ve akıllı enerji yönetim sistemlerini tanıtacaklarını dile getiren Sarvan, yenilikçi enerji teknolojilerini de ziyaretçilerle buluşturacaklarını belirtti. Bu kapsamda, ev tipi hidrojen enerji sistemi ve hidrojen yakıtıyla çalışan taşınabilir elektrik jeneratörünün yanı sıra tarım sektörünün ihtiyaçlarına yönelik yerli mühendislik çalışmalarıyla geliştirilen Triple Cut AgriFlow güneş panelini de fuarda tanıtacaklarını ifade etti. Sarvan, EIF Energy Expo 2026'da geniş ürün portföylerini, yenilikçi teknolojilerini ve entegre enerji ekosistemlerini sektör profesyonelleriyle buluşturarak güneş enerjisinin sunduğu fırsatları, sürdürülebilir enerji çözümlerini ve geleceğin enerji teknolojilerini ziyaretçilere yakından tanıtacaklarını kaydetti. Tarık Sarvan: Güneş enerjisini yaşamın her alanına taşıyoruz CW Enerji'nin güçlü üretim altyapısını AR-GE, inovasyon ve teknoloji geliştirme çalışmalarıyla sürekli ileriye taşıdığını vurgulayan Sarvan, değişen enerji ihtiyaçlarına yönelik ürün ve sistemler geliştirmeye devam ettiklerini kaydetti. Sarvan, “Günümüzde enerji teknolojileri, ekonomik kalkınmanın, rekabet gücünün ve sürdürülebilir yaşamın en önemli unsurlarından biri haline geldi. Biz de CW Enerji olarak yerli ve milli üretim gücümüzü yenilikçi teknolojilerle birleştiriyor, enerjinin daha verimli ve etkin kullanılmasına yönelik çözümler geliştiriyoruz. Güneş panellerimizden enerji depolama sistemlerimize, solar akıllı ev teknolojilerimizden elektrikli araç şarj istasyonlarımıza ve ısı pompalarımıza kadar geniş bir ürün yelpazesiyle enerjinin hayatın her noktasında kullanılmasını destekliyoruz. Hedefimiz, güneş enerjisini çok daha erişilebilir hale getirerek ülkemizin enerji dönüşümüne katkımızı artırmak” diye konuştu. Teknolojik çözümler tanıtılacak EIF Energy Expo 2026'nın enerji sektöründeki yeniliklerin paylaşılması, yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve teknolojik çözümlerin tanıtılması açısından önemli bir platform olduğunu belirten Sarvan, fuarda yerli ve yabancı sektör temsilcileriyle bir araya gelmekten memnuniyet duyacaklarını ifade etti. Sarvan, “Üretiyoruz, depoluyoruz, yönetiyoruz ve güneşi yaşama bağlıyoruz anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Enerji sektörünün geleceğine yön verecek teknolojilerimizi ve uçtan uca entegre çözümlerimizi tanıtacağımız EIF Energy Expo 2026'da tüm sektör paydaşlarını standımıza bekliyoruz” dedi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, 2010 yılında Antalya’da kurulmuş, güneş enerjisi teknolojileri alanında üretim, mühendislik ve uçtan uca enerji çözümleri sunan bir solar enerji teknolojileri şirketidir. Yıllık 1,8 GW güneş paneli üretim kapasitesine sahip CW Enerji; alüminyum, EVA, wafer, ingot dilimlemeden itibaren güneş hücresi ve panel üretimine uzanan yatırımlarıyla ham maddeden nihai ürüne kadar güneş enerjisi değer zincirinin farklı aşamalarındaki yatırımları ve faaliyetleriyle entegre üretim yapısını güçlendirmektedir. 2025 yılında CW SolarCell bünyesinde devreye alınan ingot dilimleme ve güneş hücresi üretim tesisiyle üretim gücünü ileri taşıyan şirket, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı doğrultusunda yüksek verimli TOPCon hücre ve panel teknolojilerinin geliştirilmesine, yerli üretimin güçlendirilmesine ve katma değerli üretimin artırılmasına katkı sağlamaktadır. CW Enerji, güneş panellerinden On Grid, Off Grid ve hibrit sistemlere, konutsal ve endüstriyel enerji depolamadan inverter çözümlerine, elektrikli araç şarj sistemlerinden ısı pompalarına ve yeni nesil enerji teknolojilerine kadar geniş bir ürün gamı sunmaktadır. Aynı zamanda projelendirme, mühendislik, finansman danışmanlığı, anahtar teslim GES kurulumu, işletme, bakım ve teknik destek süreçlerini tek yapı altında yönetmektedir. Üretimden mühendisliğe, hücreden panele, projelendirmeden enerji depolamaya kadar uçtan uca çözüm gücüyle CW Enerji, sürdürülebilir enerjiyi hayatın her alanına taşımaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sunar NP’nin Biyobozunur Ürünleri COP31’de Kullanılacak Haber

Sunar NP’nin Biyobozunur Ürünleri COP31’de Kullanılacak

Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı COP31; iklim değişikliğiyle mücadele, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim başlıklarını küresel gündemin merkezine taşırken, iklim eyleminde somut ve uygulanabilir adımların öne çıktığı kritik bir buluşma noktası olacaktır. Türkiye’nin ‘Geleceğin COP’u’ vizyonuyla şekillenen konferansın, taahhütlerin ötesine geçerek sahada doğrulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir uygulamalara ivme kazandırması hedeflenmektedir. Bu yaklaşımın sahadaki somut örneklerinden birini ise konferansa Ayni Hizmet Sağlayıcısı olarak destek veren Sunar NP ortaya koyacak. Biyobozunur malzemelerin gerçek kullanım alanlarındaki potansiyelini görünür kılacak olan Sunar NP, aynı zamanda Türkiye’nin tarımsal kaynaklarını ileri teknolojiyle buluşturan üretim kapasitesine de dikkat çekecek. “Tarımsal kaynaklarımızı ileri teknolojiyle katma değerli üretime dönüştürüyoruz” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesinin, ülkenin üretim ve teknoloji geliştirme kapasitesini uluslararası ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, şunları söyledi: “Türkiye’nin böylesine önemli bir iklim konferansına ev sahipliği yapmasını, üretim ve teknoloji geliştirme kapasitemizi uluslararası ölçekte göstermek açısından değerli buluyoruz. Sunar NP olarak Türkiye’de biyoplastik üretimini ilk gerçekleştiren şirketiz. Ham madde entegrasyonuna dayanan üretim yapımız ve Ar-Ge yetkinliğimizle mısır nişastasını, farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik yüksek katma değerli biyoplastik ham maddelerine dönüştürüyoruz. COP31’de biyobozunur ürünlerimizin doğrudan kullanılacak olması, geliştirdiğimiz teknolojinin somut bir uygulama alanında karşılık bulması açısından önemli. Tarımsal kaynaklarımızı sanayi ve teknolojiyle buluşturarak yerli üretim kapasitemizi güçlendirmeyi ve Türkiye’nin biyoplastik alanındaki uluslararası rekabet gücüne katkı sunmayı hedefliyoruz.” Nişasta bazlı biyoplastikler doğada tamamen çözünebiliyor Sunar Yatırım bünyesinde faaliyet gösteren Sunar NP, mısır nişastasını işleyerek termoplastik nişasta ve nişasta bazlı biyoplastik ham maddeler üretiyor. Ham madde entegrasyonuna dayanan üretim modeliyle şirket, biyoplastik üretiminin temel girdilerinden itibaren üretim sürecinde yer alıyor. Sunar NP’nin ürettiği ham maddeler; alışveriş ve kargo poşetlerinden atık torbalarına, gıda ambalajlarından tek kullanımlık çatal ve kaşıklara, pipetlerden tarımsal örtü filmlerine ve 3D yazıcı filamentlerine kadar farklı ürünlerin üretiminde kullanılabiliyor. Yenilenebilir kaynaklardan elde edilen nişasta bazlı biyoplastikler, geleneksel petrol bazlı plastiklere alternatif malzemelerin geliştirilmesine olanak sağlıyor. Sunar NP’nin biyobozunur ürünleri, ilgili sertifikasyon ve test koşullarının sağlandığı durumlarda 180 gün içinde biyolojik olarak çözünebiliyor ve çözünme sürecinin ardından doğada mikroplastik oluşumuna yol açmıyor. EN 13432 standardına uygun ürünlerde, standardın belirlediği biyobozunma, parçalanma ve diğer ilgili kriterler esas alınıyor. Bu özellikler, biyobozunur malzemelerin uygun uygulama alanlarında değerlendirilmesi ve malzeme tercihinde ürünün kullanım koşulları ile çevresel özelliklerinin birlikte ele alınması açısından önem taşıyor. Altı yıllık Ar-Ge çalışması üretime dönüştü Sunar NP’nin biyoplastik alanındaki çalışmaları, 2014 yılında başlayan Ar-Ge sürecine dayanıyor. Şirket bünyesinde yürütülen TÜBİTAK destekli termoplastik nişasta ve kompaund geliştirme projesi kapsamında sürdürülen çalışmalar, 2020 yılında biyoplastik üretim hattının devreye alınmasıyla endüstriyel üretim aşamasına taşındı. Böylece şirketin mısır nişastası bazlı biyoplastik alanındaki Ar-Ge birikimi, üretim altyapısıyla buluşarak farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik ham madde geliştirme çalışmalarının temelini oluşturdu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Link Bilgisayar’dan İlk 9 Ayda Güçlü Büyüme Ve Kârlılık Haber

Link Bilgisayar’dan İlk 9 Ayda Güçlü Büyüme Ve Kârlılık

Yazılım çözümleri alanında 42 yıllık deneyimiyle sektörün lider kuruluşu Link Bilgisayar Sistemleri Yazılımı ve Donanımı Sanayi ve Ticaret A.Ş., güçlü ve istikrarlı şekilde büyümesini sürdürüyor. Son yıllarda kamu ve özel sektör kuruluşları ile önemli iş birlikleri ve yatırımlara imza atan şirket, ilk 9 ayda gerçekleştirdiği büyüme ve kârlılık rakamları ile sektördeki güçlü konumunu tescilledi. Link’in konsolide olmayan finansal sonuçlarına göre, 2025 yıl sonunda 2 milyar 541 milyon TL olan toplam aktif büyüklüğü, bu yılın ilk 9 aylık döneminde 2 milyar 558 milyon TL seviyesine yükseldi. Özkaynakları da aynı dönem itibarıyla yüzde 6,2 oranında artışla 2 milyar 143 milyon TL olarak gerçekleşti. Şirket, yılın ilk 9 aylık döneminde brüt kâr ve FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr) rakamlarında da başarılı bir performans sergiledi. 2025 yılının ilk 9 aylık döneminde Link’in 443,8 milyon TL olan brüt kârı, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 48 artışla 657,3 milyon TL'ye yükseldi. İlk 9 aylık dönemler itibarıyla şirketin esas faaliyet kârı yüzde 80,48 artış ile 471 milyon TL’ye ulaşırken, FAVÖK de geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60,12 büyüdü. Eylül 2026 itibarıyla net kâr marjı da yüzde 14,6 olarak gerçekleşti. “İlk 9 ayda kârlılığımızı önemli ölçüde artırarak finansal gücümüzü ortaya koyduk” Şirketin 2026 yılı ilk 9 aylık finansal sonuçları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Link Bilgisayar Genel Müdürü Murat Pekmezyan, şunları söyledi: “Uzun yıllara dayanan teknoloji deneyimi, güçlü yazılım geliştirme kabiliyeti ve Ar-Ge yatırımlarımız ile Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde önemli bir konuma sahibiz. Sürdürülebilirlik, Dijital Dönüşüm, ERP çözümleri, Savunma ve Güvenlik, E-Dönüşüm ve Cloud çözümleri olmak üzere 6 faaliyet alanında; Türkiye çapında 100’ e yakın iş ortağımız ile sürdürülebilir büyüme hedefine doğru emin adımlarla ilerliyoruz. 2026 yılının ilk 9 ayında elde ettiğimiz finansal sonuçları, stratejik hedeflerimiz doğrultusunda attığımız adımların ve verimlilik odaklı yönetim anlayışımızın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Değişen satış dinamiklerine karşın brüt kârımızı ve operasyonel karlılığımızı önemli ölçüde artırarak finansal performansımızın güçlü yönlerini ortaya koyduk. Önümüzdeki dönemde de finansal disiplinimizi koruyarak Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Operasyonel verimlilik, sürdürülebilir kârlılık ve katma değerli ürün geliştirme odağımızla hem Türkiye’deki konumumuzu güçlendirmeyi hem de uluslararası pazarlarda büyüme potansiyelimizi değerlendirmeyi hedefliyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

TÜSİAD Heyeti  Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak Haber

TÜSİAD Heyeti Çin’de Yapay Zekâ ve Teknoloji Temaslarında Bulunacak

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki TÜSİAD heyeti, 31 Ekim – 6 Kasım 2026 tarihlerinde Çin Halk Cumhuriyeti’ne bir ziyaret gerçekleştirecek. Heyet, Çin'in önde gelen finans ve ticaret merkezi Shanghai, dijital ekonomi ve yapay zekâ alanında öne çıkan Hangzhou ve teknoloji ve inovasyon merkezi Shenzhen'de temaslarda bulunacak. Ziyaret kapsamında TÜSİAD heyeti, yapay zekâ, robotik, bulut bilişim, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren öncü teknoloji şirketleri ile TÜSİAD'ın Çin'deki muadil kuruluşlarından Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) ile görüşmeler gerçekleştirecek. Heyet ayrıca teknoloji ve Ar-Ge merkezlerinde incelemelerde bulunacak ve Çin'deki Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelecek. Heyet, program kapsamında Çin'deki son teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi uygulamaları yerinde incelemeyi, özellikle yapay zekâ ve robotik teknolojilerinin üretim süreçlerindeki kullanımını değerlendirmeyi amaçlıyor. Çin'in 2026–2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı'nın öncelikleri ışığında, yeşil ve dijital dönüşüm başta olmak üzere Türk ve Çinli şirketler arasında somut iş birliği ve yatırım fırsatlarının belirlenmesi de hedefleniyor. Türkiye ile Çin arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılında gerçekleşecek ziyaretin, TÜSİAD ile Çinli muadil kuruluşları arasındaki köklü kurumsal bağları daha da güçlendirmesi ve ikili ekonomik ilişkilerin gelişimine katkı sağlaması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor Haber

Beyaz Eşya Sektöründe İhracat ve Üretimde Daralma Sürüyor

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı Ocak-Eylül göstergelerine dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel‘den oluşan, üye yapısıyla Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları temsil eden TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk dokuz ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 geriledi. Dış pazarlarda son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %17 azalarak 12.637.299 adet olarak gerçekleşti. Bu düşüş üretim adetlerine de yansırken, üretim miktarı %11 gerileyerek 19.773.167 adet oldu. Toplam satışlar ise %12 azalışla 20.016.756 adet olarak kaydedildi. Eylül ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlar %16 artarak 973.363 adede ulaşırken ihracat %13 azalarak 1.593.029 adet oldu. Üretim %1 artışla 2.614.418 adet olarak gerçekleşirken toplam satışlar %4 gerileyerek 2.566.392 adet seviyesinde kaydedildi. Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık %7'sini gerçekleştiren Türkiye, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. İç pazar, sanayi için hayati bir "kaldıraç" görevi görüyor Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde iç pazar satışlarında hafif bir toparlanma eğilimi gözlemledik. Bu durum pazarda kısa vadede pozitif bir etki yaratsa da piyasanın uzun süredir devam eden durgunluğunu ve ihracat pazarlarındaki derin kayıpları telafi etmeye maalesef yetmemektedir” dedi. Küresel pazarlardaki daralma döneminde iç pazarın, sanayinin ayakta kalabilmesi ve üretim gücünü koruyabilmesi için hayati bir "kaldıraç" görevi gördüğünü belirten Şengül, “İç pazardaki toparlanmanın sürdürülebilir kılınması ve sektöre can suyu olması için, kredi kartı taksit imkânlarının genişletilmesi ve aynı zamanda yüksek faiz ve komisyon oranlarının makul seviyelere çekilmesi önem taşıyor” diye konuştu. Destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç var Şengül, sektörün öncelikli gündeminin ana ihracat pazarlarında kaybedilen rekabet gücünün yeniden kazanılması olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Türkiye beyaz eşya sektörü, yapısal olarak üretiminin yaklaşık %70'ini ihraç eden küresel bir oyuncudur; dolayısıyla dış pazarlarda yaşanan kayıplar doğrudan toplam üretimi baskılamaktadır.” Üretim hacmindeki daralmanın sektörün ölçek ekonomisinden kaynaklanan avantajını zayıflattığını ve uluslararası rekabet gücü açısından risk oluşturduğunu ifade eden Şengül, şunları söyledi: “Özellikle Çin’in düşük maliyet avantajıyla Avrupa pazarında hâkimiyetini artırması, sürekli yükselen girdi maliyetleri ve finansman zorluklarıyla mücadele eden üreticilerimizin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü baskılıyor. Bu koşullarda, çelik gibi temel girdilerde ilave maliyet yaratabilecek ticaret önlemlerinden kaçınılması, sektörümüzün rekabetçiliği açısından büyük önem taşıyor. Türk beyaz eşyasının dünyadaki öncü konumunu ve istihdam gücünü koruyabilmesi adına, maliyet yüklerini hafifletecek destekleyici tedbirlerin hızla devreye alınmasına ihtiyaç duyulmaktadır.” Enerji verimli ürünlere teşvik sürdürülebilir büyümenin anahtarı İç pazarı sürdürülebilir biçimde destekleyecek yapısal adımlara dikkat çeken Şengül, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasını merkeze alan bütüncül bir yaklaşımın, iç talebi canlandırmak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek açısından en etkili ve kalıcı çözümlerden biri olduğuna işaret etti. “Sektör olarak, her geçen gün daha yüksek enerji verimliliği sağlayan, daha az enerji ve su tüketen ürünler geliştiriyor ve piyasaya sunuyoruz; bu sayede hem doğal kaynakların korunmasına ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunuyor hem de tüketicilerimizin bütçesini destekliyoruz” diyen Şengül, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak vergi indirimi, finansman desteği ve benzeri teşviklerin, ülke ekonomisine sağlayacağı uzun vadeli faydalar ve ulusal enerji verimliliği hedeflerine katkısı bakımından kritik önem taşıdığına değindi. Şengül şöyle devam etti: “Bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi, enerji verimliliğinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolünü vurgulamak açısından önemli bir fırsat sunuyor. Beyaz eşya sektörü olarak, enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünlerimizin yaygınlaşmasıyla yeşil dönüşüme katkı sunmaya ve Türkiye’nin sürdürülebilir sanayi hedeflerini uluslararası platformda güçlü şekilde desteklemeye hazırız.” Anti-damping uygulamaları ihracat rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, yassı çelik ürünlerine yönelik yüksek vergiler ile artan girdi maliyetlerinin üreticilerin rekabet gücünü zorladığına dikkat çekti. Yassı çeliğin beyaz eşya üretiminde önemli bir girdi kalemi olduğunu belirten Yavuz, “Bu ürünlere yönelik anti-damping uygulamalarının getirdiği vergiler, üretim maliyetlerimizi doğrudan artırırken ihracat pazarlarındaki rekabet gücümüzü de olumsuz etkiliyor” dedi. Üretim ve ihracatta yaşanan daralmanın tek bir nedene bağlı olmadığını vurgulayan Yavuz, “Küresel talebin zayıf seyri ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler sektörümüz açısından önemli zorluklar oluşturuyor. Bununla birlikte, temel girdiler üzerindeki ilave maliyet yükleri mevcut koşulları daha da zorlaştırıyor. Türkiye’nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerini destekleyebilmesi için sanayinin maliyet yapısının öngörülebilir ve sürdürülebilir olması, uluslararası pazarlardaki konumumuzu korumanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı. GEKAP yükü sektörün uluslararası rekabet gücünü zorluyor Beyaz eşya sektörünün küresel pazarlardaki rekabet koşullarına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) üreticiler açısından önemli bir maliyet unsuruna dönüştüğünü belirtti. Özkadı, sektörün başlıca uluslararası rakiplerinde benzer nitelikte bir maliyet kalemi bulunmamasının Türk üreticiler açısından rekabet dezavantajı yarattığını ifade etti. 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini belirten Özkadı, üretim ve ihracatta yaşanan kayıplar dikkate alındığında mevcut uygulamanın yeniden değerlendirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Özkadı, GEKAP yükümlülüğünün geçici olarak kaldırılmasının veya birim tutarların en az %50 azaltılmasının sektörün rekabet gücünün desteklenmesine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. GEKAP hesaplama modelinin beyaz eşya ürünlerinin özgün yapısını daha fazla dikkate alması gerektiğini de belirten Özkadı, “Beyaz eşya ürünleri, kapsam dahilindeki pek çok üründen hem ağırlıkları hem de uzun kullanım ömürleri açısından ayrışıyor. Bu nedenle yalnızca ürün ağırlığını esas alan bir hesaplama yöntemi, gerçek çevresel etkiyi ve geri kazanım maliyetlerini yeterince yansıtmıyor. Ürünlerin yapısal özelliklerinin dikkate alındığı, ürün bazında farklılaştırılmış, daha dengeli bir sisteme geçilmesini önemli görüyoruz” dedi. Güvenli servis hizmeti için tüketicilere resmi kanalları kullanma çağrısı Beyaz eşya sektörünün üretimden satış sonrası hizmetlere uzanan geniş bir değer zinciri oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde hizmet veren 3.500’ün üzerindeki yetkili servisin bu yapının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yetkili servis kimliğinin kötüye kullanılmasının tüketici mağduriyetlerine yol açabildiğine dikkat çeken Kuseyri, “Yetkili servislerimiz, tüketicilerimizin satış sonrası ihtiyaçlarına destek olmak üzere her gün binlerce haneye ulaşıyor. Ancak yetkili olmadığı halde kendisini bu şekilde tanıtan kişi ve işletmeler nedeniyle tüketicilerimizin mağduriyet yaşadığı örneklerle karşılaşıyoruz. Bu nedenle teknik destek veya onarım hizmetine ihtiyaç duyan tüketicilerimizin arama motorlarındaki sonuçlar yerine markaların resmi internet siteleri ya da Ticaret Bakanlığımızın servis.gov.tr adresi üzerinden yetkili servislere ulaşmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Doğru kanalların kullanılması, güvenilir hizmete erişim ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte Haber

Türkiye Kozmetik Pazarı 3,3 Milyar Dolarlık Hacmiyle Yükselişte

Kozmetik sektörü, değişen tüketici beklentileri ve cilt bakımına yönelik artan ilgiyle yeni bir büyüme dönemine giriyor. Cilt bakımının yanı sıra saç bakımı, makyaj, vücut bakımı ve kişisel bakım ürünlerinde de aktif içeriklerin, çok işlevli formüllerin ve bilimsel fayda iddialarının öne çıkması, ürün geliştirme süreçlerini yeniden şekillendiriyor. BİLİMSEL YAKLAŞIM SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜ BELİRLEYECEK Kozmetik sektöründeki büyümenin Türkiye açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan: “Dünya kozmetik pazarı büyürken tüketicilerin ürünlerden beklediği faydalar da çeşitleniyor. Çift haneli büyümesini sürdüren Türkiye kozmetik pazarının önümüzdeki yıllarda hacmini önemli ölçüde artırması öngörülüyor. Skinification yaklaşımı, güzellik ve bakım kategorileri arasındaki sınırları yeniden şekillendirirken bilimsel kanıtları, güvenliği ve şeffaflığı ürün geliştirme süreçlerinin merkezine taşıyor. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısını Ar-Ge yatırımları, yenilikçi aktif maddeler ve yüksek katma değerli formülasyonlarla desteklemesi, küresel pazardaki rekabet gücümüzü artıracaktır. Kongremizde sektörün bu dönüşüme nasıl hazırlanması gerektiğini bilimsel ve ticari boyutlarıyla değerlendireceğiz” açıklamalarında bulundu. KOZMETİK PAZARINDA BİLİMSEL FAYDA DÖNEMİ BAŞLIYOR KÜAD Kongre Başkanı Serdar Mutaf ise kongrenin sektörün bu dönüşüme hazırlanmasında önemli bir buluşma noktası olacağını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: ““Skinification of Cosmetics” ana temasıyla gerçekleştireceğimiz kongremizde skinification yaklaşımının küresel ve yerel pazara etkileri, cilt bakımı aktiflerinin farklı ürün gruplarına entegrasyonu, çok işlevli formülasyonlar, dermokozmetik ürünlerde yeni nesil etken maddeler, sürdürülebilir formülasyonlar, değişen tüketici beklentileri, kişiselleştirilmiş bakım, mevzuat ve güvenlik değerlendirmeleri ele alınacak. Skinification yalnızca cilt bakımını değil; makyajdan saç bakımına, vücut bakımından kişisel bakıma kadar tüm kategorileri dönüştürüyor. Aktif maddeler, çok işlevli formüller ve skinimalism yaklaşımı artık ürün geliştirme süreçlerinin merkezinde yer alıyor. Kongremizde bu dönüşümü bilimsel, ticari ve mevzuata ilişkin boyutlarıyla ele alacak; akademi ile sektör arasında yeni bilgi ve iş birliği alanları oluşturacağız”dedi. Alanında öncü akademisyenlerin bilimsel sunumları ve uluslararası konukların konuşmalarının yer alacağı kongre; paneller, uygulamalı atölyeler, Ar-Ge ve formülasyon çalışmaları ile sektör temsilcilerini buluşturacak networking etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Katılımcılar, üç gün boyunca uzmanlık alanlarına göre farklı oturumları takip ederek bilgi ve deneyim paylaşımında bulunabilecek. 14–16 Aralık tarihlerinde Titanic Deluxe Belek’te düzenlenecek kongre; kozmetik üreticilerini, ham madde ve ambalaj firmalarını, akademisyenleri, araştırmacıları, mevzuat profesyonellerini ve genç bilim insanlarını bir araya getirecek. Bilimsel bildiriler, yenilikçi projeler ve yeni iş birlikleri de kongrenin gündeminde yer alacak. KÜAD – KOZMETİK ÜRETİCİLERİ VE ARAŞTIRMACILARI DERNEĞİ HAKKINDA: KÜAD, Türkiye’de kozmetik alanında çalışan üreticileri, araştırmacıları ve sektör paydaşlarını bir araya getiriyor. Kozmetik ürünlerin güvenli, etkili ve mevzuata uygun biçimde geliştirilmesi için çalışmalar yürüten dernek, sektördeki bilimsel yaklaşımı ve Ar-Ge faaliyetlerini destekliyor. Teknik bilgilendirme çalışmaları, eğitim programları ve sektörel rehberler hazırlayan KÜAD, kamu kurumları ve ilgili paydaşlarla da ortak projeler yürütüyor. Kozmetik mevzuatına katkı veren dernek, tüketici bilincini artıran çalışmalarıyla güvenilir ürün kullanımını destekliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor Haber

Cumhuriyet'in İkinci Yüzyılında Otomotivin Geleceği Verimlilik ve Teknolojiyle Şekilleniyor

Türkiye otomotiv sanayisi, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda gelişimini sürdürüyor. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre sektör, 2026 yılının ilk dokuz ayında 31,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Türkiye'nin ihracatındaki lider konumunu korudu. [1] Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verileri ise üye kuruluşların 18 Ar-Ge merkeziyle 2025 yılında yaklaşık 294 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. [2] Türkiye'nin üretim ve teknoloji alanındaki gelişimi, otomotiv sanayisinin geleceğinde verimlilik ve inovasyonun önemini artırıyor. Dünyanın önde gelen bağımsız madeni yağ üreticilerinden FUCHS, geliştirdiği ileri teknoloji çözümlerle otomotiv sektörünün değişen ihtiyaçlarına yanıt verirken daha verimli ve sürdürülebilir üretim süreçlerini destekliyor. Otomotivde rekabetin yeni anahtarı: Teknoloji ve verimlilik Otomotiv endüstrisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, yalnızca araçların tasarımını ve performansını değil, üretimden kullanıma kadar tüm değer zincirini yeniden şekillendiriyor. Daha düşük enerji tüketimi, daha uzun ekipman ömrü, daha az kaynak kullanımı ve yüksek operasyonel verimlilik, sektörün öncelikli hedefleri arasında bulunuyor. Bu dönüşümde madeni yağ teknolojileri de önemli bir rol üstleniyor. Motorlarda ve mekanik sistemlerde sürtünmenin azaltılması, aşınmanın önlenmesi ve enerji kayıplarının sınırlandırılması, hem araç performansına hem de kaynak verimliliğine katkı sağlıyor. Elektrikli mobilite, yeni nesil teknolojilere olan ihtiyacı artırıyor Otomotiv sanayisindeki dönüşümün önemli başlıklarından birini elektrikli mobilite oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Global EV Outlook 2026 raporuna göre, dünya genelinde elektrikli otomobil satışları 2025 yılında yüzde 20 artarak 20 milyonu aştı. Böylece elektrikli otomobiller, küresel yeni otomobil satışlarının yaklaşık dörtte birini oluşturdu. [3] Elektrikli araçların yaygınlaşması, otomotiv endüstrisinde yalnızca güç aktarma sistemlerini değil, madeni yağ ve ısı yönetimi teknolojilerini de dönüştürüyor. Geleneksel içten yanmalı motorlardan farklı teknik gereksinimlere sahip elektrikli araçlarda, özel olarak geliştirilen madeni yağlar ve soğutma sıvıları, sistemlerin güvenilir ve verimli çalışmasına katkı sağlıyor. FUCHS, elektrikli araçlara yönelik geliştirdiği yenilikçi madeni yağ teknolojileriyle otomotiv endüstrisinin dönüşümünü destekliyor. Araç teknolojilerindeki dönüşümün yanı sıra otomotiv üretim tesislerinde kullanılan endüstriyel yağlar, metal işleme sıvıları ve özel uygulama yağları da üretim süreçlerinde ekipmanların güvenilir çalışmasına, kullanım ömürlerinin uzatılmasına ve operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Sürdürülebilir üretimin temelinde inovasyon var FUCHS, araştırma ve geliştirme çalışmalarında ürün performansının artırılmasının yanı sıra enerji, kaynak ve maliyet verimliliğinin iyileştirilmesine odaklanıyor. Otomotiv üreticileri ve sanayi kuruluşlarının farklı ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen madeni yağ teknolojileri, ekipmanların kullanım ömrünün uzatılmasına ve üretim süreçlerinde operasyonel verimliliğin artırılmasına katkı sağlıyor. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türk otomotiv sanayisinin yüksek katma değerli üretim ve teknolojik dönüşüm hedefleri önem kazanırken, yenilikçi madeni yağ teknolojileri de daha verimli, rekabetçi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin tamamlayıcı unsurları arasında yer alıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.