Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge

Kapsül Haber Ajansı - Ar-Ge haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir? Haber

Savunma Sanayi Haberleri Neden Önemlidir?

Bir ülkenin savunma kapasitesi yalnızca envanterdeki platformlarla ölçülmez. O kapasitenin nasıl geliştiği, hangi teknolojilere yöneldiği, hangi şirketlerin hangi kabiliyetleri kazandığı ve hangi ihracat hamlelerinin devreye alındığı da en az sonuçlar kadar belirleyicidir. Tam da bu yüzden savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusu, sadece askeri çevrelerin değil; yatırımcıların, tedarik zinciri aktörlerinin, medya profesyonellerinin ve kamuoyu yöneticilerinin de gündeminde yer alır. Savunma sanayi, ekonomi, teknoloji ve dış politika arasında duran özel bir alandır. Bir yeni üretim hattı haberi, sıradan bir şirket duyurusu gibi görünse de arka planında yerlileşme, ithalat bağımlılığı, istihdam, ihracat geliri ve stratejik özerklik gibi başlıklar bulunur. Bu nedenle savunma alanındaki haber akışı, yalnızca bilgi vermekle kalmaz; piyasanın ve kurumların karar alma çerçevesini de etkiler. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir? Bu sorunun ilk yanıtı, savunma sanayinin artık dar bir uzmanlık alanı olmamasıdır. Günümüzde insansız sistemlerden yapay zekaya, elektronik harpten siber güvenliğe kadar uzanan geniş bir ekosistem söz konusudur. Bu ekosistemde yaşanan her gelişme, birden fazla sektörü aynı anda etkiler. Örneğin bir motor geliştirme programındaki ilerleme, sadece savunma tarafında bir teknik başarı anlamına gelmez. Aynı zamanda metalürji, hassas üretim, yazılım, test altyapısı ve nitelikli insan kaynağı açısından da kapasite artışı demektir. Haberin değeri burada başlar. Çünkü doğru okunan savunma sanayi haberleri, ekonomide hangi alanların büyüdüğünü ve hangi alanlarda yeni fırsatların oluştuğunu gösterir. İkinci önemli nokta, haberin stratejik farkındalık üretmesidir. Savunma projeleri çoğu zaman uzun solukludur ve kamuoyunda etkisi ancak yıllar sonra görünür hale gelir. Oysa düzenli ve nitelikli haber takibi, bu projelerin sadece nihai teslimat anında değil, geliştirme ve olgunlaşma aşamalarında da anlaşılmasını sağlar. Bu da özellikle karar verici pozisyondaki profesyoneller için kritik bir avantajdır. Güvenlikten ekonomiye uzanan etkisi Savunma sanayine ilişkin haberler çoğu zaman güvenlik boyutuyla ele alınır. Bu doğal bir yaklaşım, ancak eksiktir. Çünkü savunma projeleri aynı zamanda ciddi bir ekonomik ölçek üretir. Yüksek katma değerli üretim, ihracat sözleşmeleri, alt yüklenici ağları ve Ar-Ge yatırımları doğrudan ekonomik etki yaratır. Bir hava platformunun teslimatı ya da bir mühimmat sisteminin seri üretime geçmesi, kamuoyunda çoğu zaman teknik bir gelişme olarak yer bulur. Oysa iş dünyası açısından asıl soru şudur: Bu gelişme hangi tedarik zincirini harekete geçirdi, hangi yerli üreticiye yeni kabiliyet kazandırdı, hangi pazarlarda rekabet gücü oluşturdu? Savunma haberlerinin önemi, tam da bu dönüşümü görünür kılmasından gelir. Bu noktada ihracat haberleri ayrıca öne çıkar. Bir ülkeye yapılan satış, yalnızca gelir kalemi değildir. Diplomatik ilişki, bakım-idame kapasitesi, eğitim hizmeti, teknoloji güveni ve uzun vadeli iş ortaklığı anlamına da gelir. Dolayısıyla savunma sanayi haberleri, dış ticaret ve jeoekonomi perspektifinden de okunmalıdır. Yatırımcılar ve iş dünyası için neden kritik? Profesyonel okur açısından savunma haberi, yalnızca sektör merakıyla takip edilen bir içerik değildir. Birçok şirket için bu haberler, yeni iş alanlarının habercisidir. Kompozit malzeme, elektronik bileşen, yazılım, sensör teknolojisi, batarya sistemleri veya test altyapısı gibi alanlarda faaliyet gösteren firmalar için savunma projeleri yeni pazar kapıları açabilir. Burada önemli olan, haberin başlığından öte içeriğindeki sinyalleri görebilmektir. Hangi platformun yerlilik oranı artıyor, hangi alt sistemde dışa bağımlılık azaltılmak isteniyor, hangi program seri üretim eşiğine geldi? Bu sorulara verilen yanıtlar, tedarikçi firmalar için somut iş geliştirme verisi sunar. Aynı şekilde yatırım çevreleri de savunma haberlerini yakından izler. Ancak bu alanda tek bir olumlu haberle büyük çıkarımlar yapmak çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Savunma sanayi, yüksek potansiyel kadar yüksek zaman maliyeti ve regülasyon yoğunluğu da taşır. Bu nedenle haberlerin bağlam içinde okunması gerekir. Teknoloji yönünü anlamanın en hızlı yollarından biri Savunma sektörü, yeni teknolojilerin erken kullanım alanlarından biridir. Otonom sistemler, görüntü işleme, karar destek yazılımları, siber savunma, mikroelektronik ve haberleşme altyapıları gibi başlıklar önce savunma ihtiyaçlarıyla ivme kazanabilir. Sonrasında ise sivil kullanıma yayılabilir. Bu yüzden savunma alanındaki haber akışı, teknoloji trendlerini anlamak için güçlü bir göstergedir. Bir radar modernizasyonu haberi ya da bir elektronik harp çözümüne ilişkin açıklama, aslında veri işleme kapasitesinden yarı iletken ihtiyacına kadar uzanan daha geniş bir resim sunar. Kurumlar açısından bu, sadece savunma teknolojisini değil, geleceğin sanayi yönünü de okumak anlamına gelir. Savunma haberlerinin değerli olmasının bir başka nedeni de teknolojik olgunluk düzeyini göstermesidir. Prototip ile seri üretim aynı şey değildir. Tanıtım ile operasyonel kabiliyet de aynı anlama gelmez. Bu ayrımı ortaya koyan haberler, sektörde gerçek ilerleme ile iletişim başarısını birbirinden ayırmaya yardımcı olur. Kamuoyu, itibar ve kurumsal iletişim boyutu Savunma sanayi haberleri, kurumsal itibar yönetimi açısından da önem taşır. Özellikle halka açık şirketler, büyük sanayi kuruluşları, kamu kurumları ve sektör birlikleri için savunma alanındaki görünürlük sadece prestij unsuru değildir. Güven, kapasite ve sürdürülebilirlik algısını etkileyen bir faktördür. Ancak bu alanda iletişimin dengeli kurulması gerekir. Fazla abartılı söylem, kısa vadede dikkat çekse de profesyonel okur nezdinde güven kaybına yol açabilir. Buna karşılık doğrulanmış veriye, teslimat takvimine, teknik yetkinliğe ve ihracat performansına dayanan haberler kalıcı etki yaratır. Savunma sektöründe itibarı besleyen unsur, gürültü değil tutarlılıktır. Bu nedenle yayıncılık tarafında da savunma haberleri özel bir editoryal dikkat ister. Teknik doğruluk, kavramsal netlik ve stratejik bağlam bir arada kurulmadığında içerik ya fazla yüzeysel kalır ya da dar bir uzman çevresine sıkışır. Kapsül Haber Ajansı gibi sektörel odağı güçlü yayın modellerinde bu dengenin değerli görülmesinin nedeni de budur. Haber takibinde en sık yapılan hata Savunma sanayi gündemini izlerken en yaygın hata, sadece büyük platformlara odaklanmaktır. Elbette savaş uçağı, deniz platformu, hava savunma sistemi ya da insansız hava aracı haberleri yüksek ilgi görür. Fakat asıl dönüşüm çoğu zaman alt sistemlerde yaşanır. Bir aktarıcı sistem, bir elektro-optik çözüm, bir güç yönetim modülü ya da bir görev yazılımı güncellemesi dışarıdan küçük görünebilir. Oysa bu tür gelişmeler, yerlileşme oranını ve operasyonel bağımsızlığı doğrudan etkileyebilir. Nitelikli savunma haberciliği, büyük başlığın yanında bu görünmeyen katmanı da okuyucuya taşır. Bir diğer hata ise her haberi kesin başarı göstergesi gibi yorumlamaktır. Test aşaması, niyet beyanı, ön protokol, seri üretim ve operasyonel kullanım farklı evrelerdir. Profesyonel okur için değerli olan, bu evrelerin net biçimde ayrıştırılmasıdır. Aksi halde beklenti yönetimi bozulur ve haberin güvenilirliği zedelenir. Editörler ve yayıncılar için neden yüksek değer taşır? Savunma sanayi içerikleri, dijital yayıncılık açısından yüksek etkileşim üreten fakat aynı zamanda dikkatli işlenmesi gereken içeriklerdir. Çünkü bu başlıkta okur kitlesi yalnızca meraklı kullanıcıdan oluşmaz. Sektör temsilcileri, kamu profesyonelleri, yatırım çevreleri ve uluslararası gözlemciler de aynı içeriği takip eder. Bu durum, savunma haberini yeniden kullanılabilir ve referans niteliği taşıyan bir içerik türüne dönüştürür. Özellikle telifsiz ve ücretsiz haber akışına ihtiyaç duyan dijital yayınlar için savunma başlığı, hem trafik hem de kurumsal güven açısından önemli bir kategoridir. Fakat burada hız kadar doğrulama da belirleyicidir. İlk veren olmakla doğru veren olmak her zaman aynı sonuçları üretmez. Savunma sanayi haberleri neden önemlidir sorusunun asıl yanıtı Asıl yanıt şu: Çünkü savunma sanayi haberleri, bir ülkenin sadece askeri hazırlığını değil, sanayi derinliğini, teknoloji yönünü, ihracat kapasitesini ve stratejik özgüvenini görünür hale getirir. Bu haberler sayesinde hangi alanlarda ilerleme kaydedildiği, hangi darboğazların sürdüğü ve hangi fırsatların doğduğu daha net anlaşılır. Karar vericiler için bu içerikler bir erken uyarı ve yön tayini aracıdır. Medya kuruluşları için yüksek değerli, kalıcı ve uzmanlık gerektiren bir yayın alanıdır. Şirketler için pazar sinyali, yatırımcılar için stratejik gösterge, kamuoyu için ise daha bilinçli bir değerlendirme zeminidir. Savunma sanayini sadece manşet anlarında değil, sürekli ve bağlamlı biçimde izlemek gerekir. Çünkü çoğu zaman geleceğin ekonomik ve teknolojik ağırlık merkezleri, önce bu haberlerin satır aralarında görünür hale gelir.

Beta Enerji Halka Açılıyor: Talep Toplama Tarihleri 17-18-19 Haziran  Haber

Beta Enerji Halka Açılıyor: Talep Toplama Tarihleri 17-18-19 Haziran 

Elektrifikasyon sektöründe ihtisaslaşmış yapısıyla öne çıkan ve Türkiye’nin önde gelen transformatör üreticilerinden Beta Enerji, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ve Ziraat Yatırım’ın liderliğinde, Yatırım Finansman Menkul Değerler’in (YF) eş liderliğinde toplam 41 aracı kuruluştan oluşan konsorsiyum aracılığıyla pay başına 40,0 TL sabit fiyatla 17-18-19 Haziran 2026 tarihlerinde talep toplayacak. Halka arz büyüklüğü yaklaşık 2,4 milyar TL olarak hedeflendiği ihraçta 55 milyon adedi sermaye artırımı, 5 milyon 750 bin adedi de ortak satışı olmak üzere toplam 60 milyon 750 bin adet pay satışa sunulacak. Halka arz sonrası halka açıklık oranının ise yüzde 15 olarak gerçekleşmesi öngörülüyor. Katılım Endeksi kriterlerine uyum ve yüzde 30 temettü taahhüdü Beta Enerji, kâr dağıtım politikası kapsamında dağıtılabilir net dönem kârının asgari yüzde 30’unu nakit olarak dağıtılacağı taahhüdünde bulunurken, hâkim ortaklar tarafından şirket paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca halka arz fiyatından bağımsız olarak Borsa İstanbul’da veya Borsa İstanbul dışında herhangi bir hisse satışı yapılmayacağı da taahüt edilmiştir. Bununla birlikte şirket, paylarının Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları da dâhil olmak üzere, dolaşımdaki pay miktarının artmasına yol açacak şekilde bir karar almayacağını da taahhüt etmiştir. Katılım endeksine uygun olan Beta Enerji payları, Borsa İstanbul Yıldız Pazar’da işlem görecek. Beta Enerji’yi yüzyıllar boyu yaşayan global bir marka haline getirmek istediklerini belirten Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, bu doğrultuda halka arzı kurumsallaşma ve sürdürülebilirlik için önemli bir adım olarak gördüklerini ifade etti. Halka arzdan elde edecekleri geliri büyüme yatırımlarının finansmanında ve bu büyümenin gereksinimi olan işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendireceklerini ifade eden Dağsuyu, halka arz sonucunda yatırımcılardan aldıkları destekle Beta Enerji’nin sektördeki konumunu daha da yukarı taşıyacaklarına inandıklarını vurguladı. Transformatörün, enerjiyi dönüştürmede ve iletimde bir alternatifi olmadığına dikkat çeken Dağsuyu, şöyle konuştu: “Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde farklı tip güç ve gerilimlerde yağlı ve kuru tip dağıtım transformatörü, güç transformatörü ve köşk üretimine devam ediyoruz. Ürettiğimiz ürün teknolojik ve niş bir ürün. Transformatör sektörü hem ülkemizde hem de dünyada hızlı büyüyen bir pazar. Adana'daki tesislerimizin yanı sıra Almanya, Ukrayna ve Amerika bölgelerindeki dağıtım ağımızla dünyanın dört bir yanına ürünlerimizi ulaştırıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik. “2027 sonunda 400 milyon doları aşkın ciro hedefliyoruz” 2025 yılında bir önceki yıla göre %9 artış ile 4,7 milyar TL ciro elde ettik. Aynı dönemde ciromuzun yüzde 44’ünü yurt içi, yüzde 56’sını ise yurt dışı satışlarımız oluşturdu. Brüt karımız 1,5 milyar TL olarak gerçekleşirken, brüt kar marjımız ise yaklaşık yüzde 32 düzeyinde gerçekleşti. FAVÖK marjımız ise yüzde %22,8 seviyesinde gerçekleşti. 2026 yılının ilk çeyreğinde ciromuz 704 milyon TL olarak gerçekleşirken, FAVÖK marjı ise %23,5 seviyesine yükseldi. Yeni fabrikamızın tam kapasite ulaşmasıyla birlikte 2027 yılı sonunda ciromuzun 400 milyon USD seviyesine yükselmesini hedefliyoruz” “Transformatörlere talep uzun yıllar kesintisiz devam edecek” Dünyada devam eden jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve küresel stres ortamı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji kriziyle birlikte ülkelerin enerjide arz güvenliği ve bağımsızlık arayışını hızlandırdı. Enerji giderek ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınırken, ABD ve Avrupa’da 40-50 yıllık elektrik şebekelerinin ekonomik ömrünü tamamlaması bu altyapının akıllı şebeke uyumlu modern sistemlerle yenilenmesini zorunlu kılıyor. Afrika başta olmak üzere birçok bölgede ise hala sıfırdan enerji altyapısı yatırımlarına ihtiyaç duyuluyor. Bu durum, küresel ölçekte hem mevcut şebekelerin yenilenmesi hem de yeni sistemlerin kurulması kaynaklı çift yönlü bir talep yaratıyor. Öte yandan yeşil dönüşüm, elektrikli araçların yaygınlaşması, kentleşme, veri merkezleri ve yapay zekâ teknolojilerinin hızla artan enerji ihtiyacı ile savaşlar ve afetlerin yarattığı kırılganlıklar da elektrifikasyon yatırımlarını hızlandırıyor. Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşabilmesi için 2050 yılına kadar her yıl yaklaşık 67 milyar Avro yatırım yapılması gerektiği ve sadece Avrupa Birliği’nde transformatör sayısının iki katına çıkacağı öngörülüyor. Tüm bu gelişmeler, elektrifikasyon sektörünü küresel stratejilerin merkezine yerleştirirken transformatörlere olan talebin uzun yıllar boyunca güçlü ve kesintisiz şekilde devam edeceğine işaret ediyor.” “130 milyon dolarlık yatırımı hayata geçirdik” Transformatörlere talebin hızla artacağını öngörerek 2022 yılında tek çatı altında Avrupa'nın en büyük enerji ve teknoloji kampüslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün yatırımına başladıklarına dikkat çeken Dağsuyu, şöyle devam etti. “Adana'da yaklaşık 130 milyon dolar yatırım değerine ve 115 bin 155 metrekare büyüklüğe sahip Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü’nün ilk fazı Mart 2025 itibarıyla üretime başladı. Yeni üretim tesisimizde güç transformatörleri, beton köşk ve yüksek gerilim anahtarlama sistemlerinin üretimini devreye aldık. 2026 yılı sonunda dağıtım transformatörleri üretimini de tamamen bu kampüse taşımayı hedefliyoruz. Eski tesisimizde yıllık 6.000 adedin üzerinde olan dağıtım trafosu kapasitemiz, yeni kampüsümüzle yaklaşık 34.000 adede ulaşacak. Güç transformatörlerinde ise kapasitemizi adet bazında yaklaşık 36 kat artırmayı hedefliyoruz. Artık 1000MVA/1000kV gücündeki devasa üniteleri üretebilecek kabiliyetteyiz. Hedefimiz müşterinin tüm ihtiyacını tek noktadan karşıladığı bir 'enerji AVM'si' kurgulamaktı, yeni kampüsümüzle bunu başardık. Bu sayede Amerika Kıtası, Avrupa Birliği, İngiltere, Balkan Ülkeleri, Suudi Arabistan ve Suriye başta olmak üzere ihracat gerçekleştirdiğimiz ülke sayısını kısa vadede 100 ülkeye, 5 yıl içinde ise 130 ülkeye çıkarmayı amaçlıyoruz.” Dijitalleşme ile sürdürülebilir üretim modeline geçiş Yeni kampüs yatırımını teknolojik dönüşümü de göz önüne alarak şekillendirdiklerini vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, “Teknolojiyi verimliliğimizi maksimum oranda artıracak şekilde kullanmayı planlıyoruz. Endüstri 4.0 teknolojileriyle donatacağımız kampüsümüzde otomasyon sistemleri, IoT entegrasyonu ve yapay zeka destekli kamera ve sensör sistemleri ile büyük veri analitiği gibi çözümlerle üretim süreçlerini, RFID sistemleri ile ise mamül stok, demirbaş yönetimi ve personel takip süreçlerini sistematik bir şekilde yöneteceğiz. Dijitalleşme ile birlikte hem operasyonel verimlilik sağlamayı hem de sürdürülebilir bir üretim modeli kurmayı hedefliyoruz” dedi. 2030 kadar karbon emisyonumuzu %30 azaltmayı hedefliyoruz Yeni kampüsün üretim ve teknoloji gücünün yanı sıra çevreye duyarlı yapısıyla da örnek teşkil ettiğine kaydeden Dağsuyu, şöyle devam etti: “Tesisimizi, LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikasına uyumlu bir yapıda hayata geçiriyoruz. Yeni kampüsümüzde güneş paneli gücümüzü 8 MW’a çıkararak enerji üretimini yaklaşık 16 kat artırıyoruz. Bu hamleyle enerji ihtiyacımızın %100’ünü kendi ürettiğimiz temiz kaynaktan karşılayarak karbon nötr yolunda önemli bir adım atacağız. 2030 vizyonumuz kapsamında, emisyonlarımızı %30 azaltmayı, su tüketimini %20 düşürmeyi ve ambalaj atıklarımızı tamamen geri dönüştürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz. Yeni kampüsümüzü aynı zamanda nitelikli iş gücü için bir cazibe merkezi olarak kurguladık. Yaklaşık 20 bin metrekarelik dev bir alanı tamamen çalışanlarımızın sosyal ihtiyaçlarına ayırdık. Konaklama tesislerinden modern eğitim merkezlerine, spor komplekslerinden ailece vakit geçirilebilecek sosyal mekanlara kadar her ayrıntıyı, çalışan mutluluğunu ve sadakatini önceliklendirerek tasarladık. Yeni nesil açık ofis düzeni ve ergonomik iş birliği alanlarımızla, çalışanlarımıza çalışma alanının ötesinde bir yaşam alanı sunuyoruz. Bu yatırım, hem Adana ekonomisine sağladığımız katma değeri pekiştirecek hem de küresel rekabetteki en büyük gücümüz olan insan kaynağımızı geleceğe hazırlayacak. Bununla beraber halka açık bir şirket olmanın verdiği kurumsal güçle mühendislik ve teknoloji alanında en yetkin beyinleri bünyemize katmayı hedefliyoruz. Yeni kampüsümüzle mevcut çalışan sayısını yaklaşık 1.200 kişiye çıkarmayı amaçlıyoruz.” Ar-Ge odaklı yaklaşımıyla rekabet gücünü artırmayı hedefliyor Beta Enerji’nin küresel rekabetteki en önemli gücünün Ar-Ge ve dijitalleşme olduğunu vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, şirketin inovasyon yolculuğunun 2010 yılında başladığını ve 2017’de Ar-Ge Merkezi belgesiyle kurumsal bir yapıya kavuştuğunu belirtti. “Yeniliğin Merkezi: Ar-Ge Gücü” stratejisi doğrultusunda çalışmalarının merkezine Ar-Ge’yi yerleştirdiklerini ifade eden Dağsuyu, daha az enerji kaybı sağlayan, daha uzun ömürlü ve akıllı şebekelerle uyumlu ürünler geliştirmeye odaklandıklarını söyledi. Onaylı Ar-Ge merkezlerinde 95 mühendis, 7 teknisyen ve destek personelinden oluşan yaklaşık 103 kişilik bir ekiple faaliyet yürüttüklerini belirten Dağsuyu, bugüne kadar 60 Ar-Ge projesini tamamladıklarını, 52 projenin ise devam ettiğini aktardı. TÜBİTAK destekli projelerle transformatörleri uzaktan izlenebilen ve yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleriyle donatılmış akıllı çözümlere dönüştürdüklerini belirten Dağsuyu, tasarımdan üretime, testlerden satış sonrası süreçlere kadar uzanan tüm aşamaları dijital üretim sistemleriyle hızlandırdıklarını ifade etti. Çukurova Teknokent’te kurdukları araştırma birimiyle üniversite-sanayi iş birliklerini güçlendirdiklerini belirten Dağsuyu, akademik bilgi birikimi ile endüstriyel deneyimi bir araya getirerek sektöre yönelik yenilikçi çözümler geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Ayrıca TÜRKAK tarafından akredite deney laboratuvarlarında ulusal ve uluslararası standartlara uygun olarak 31 farklı test gerçekleştirebildiklerini belirten Dağsuyu, yeni nesil güç transformatörleri, yüksek gerilim anahtarlama ürünleri, yapay zekâ uygulamaları ve akıllı şebeke çözümleri alanındaki Ar-Ge faaliyetlerini önümüzdeki dönemde daha da hızlandırmayı planladıklarını kaydetti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

6 Milyon Dolarlık Bilgi ve Teknoloji Yatırımıyla Yerli Üretim Hamlesi Haber

6 Milyon Dolarlık Bilgi ve Teknoloji Yatırımıyla Yerli Üretim Hamlesi

2024 itibarıyla yaklaşık 33,9 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan bitki ekstraktları pazarı, üretim teknolojileri ve yüksek katma değerli ham madde yatırımlarını da beraberinde getiriyor. Türkiye sahip olduğu güçlü bitki çeşitliliğine rağmen uzun yıllardır birçok bitkisel ekstrede dış kaynaklı üretim modellerine bağımlı bir yapı sergilerken, Talya Bitkisel yaklaşık 3,5 yıllık AR-GE sürecinin ardından Türkiye’de bitkisel ekstraksiyon, toz ekstre üretimi ve proses altyapısını aynı çatı altında buluşturan sayılı 360 derece entegre üretim modellerinden birini geliştirdi. İTHAL ÜRÜNDEN ENTEGRE ÜRETİM MODELİNE GEÇİŞ Bitkisel içeriklere yönelik talebin artmasıyla birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı sektörün öncelikli başlıkları arasında yer almaya başladı. Talya Bitkisel tarafından geliştirilen sistemle birlikte bitkilerin belirli proseslerden geçirilmesi, etken maddelerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstre elde edilmesine yönelik süreçler şirket bünyesinde yönetilmeye başlandı. Bu süreç sonunda elde edilen bitkisel ekstreler bugün gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünler, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçleri başta olmak üzere farklı alanlarda ham madde olarak kullanılabiliyor. SAHADA GELİŞEN DENEYİM KNOW-HOW’A DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını; bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını ifade ederek şunları söyledi: "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how’ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. BİR ÜRETİM HATTINDAN DAHA FAZLASI Bitkisel üretimde yalnızca son ürüne değil, ürünün arkasındaki bilgiye ve üretim altyapısına yatırım yaptıklarını belirten ve yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca sahada edinilen deneyimin bugün farklı sektörlere hizmet eden bir yapının temelini oluşturduğunu ifade eden Ertaş: "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE’ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Yaklaşık 6 trilyon dolarlık büyüklüğe sahip sektör; otomotivden savunma sanayisine, tekstilden tarıma, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar birçok stratejik alanın temel girdilerini sağlıyor. Türkiye'de ise kimya, ihracat performansıyla ekonominin stratejik sektörleri arasındaki yerini güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumundaki kimya sanayisi, 2026 yılının ilk beş ayında 13,8 milyar doları aşan ihracata ulaşırken, mayıs ayında da yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracat performansıyla ekonomiye katkısını sürdürdü. Kimya sanayisinin birçok sektörün üretim gücünü doğrudan etkilediğini belirten Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Otomotivden savunma sanayiine, enerjiden sağlık teknolojilerine kadar geniş bir üretim ekosisteminin bel kemiğini oluşturan kimya sektörü, Türkiye'nin sanayi ve ihracat hedeflerinde stratejik bir konumda yer alıyor. Sektörün ortaya koyduğu ihracat performansı da bu gücün en somut göstergelerinden biri" dedi. KİMYADA REKABETİN KURALLARI DEĞİŞİYOR Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’nin Bitkisel Ekstrede Dışa Bağımlılığını Azaltacak Yatırım Haber

Türkiye’nin Bitkisel Ekstrede Dışa Bağımlılığını Azaltacak Yatırım

Bitkisel içeriklere yönelik talebin artmasıyla birlikte yüksek etken madde oranına sahip, standardize ve izlenebilir ham madde ihtiyacı sektörün öncelikli başlıkları arasında yer almaya başladı. Talya Bitkisel tarafından geliştirilen sistemle birlikte bitkilerin belirli proseslerden geçirilmesi, etken maddelerin ayrıştırılması ve yüksek saflıkta toz ekstre elde edilmesine yönelik süreçler şirket bünyesinde yönetilmeye başlandı. Bu süreç sonunda elde edilen bitkisel ekstreler bugün gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar, kozmetik ürünler, aromaterapi uygulamaları, hayvan sağlığı çözümleri ve tarımsal içerik geliştirme süreçleri başta olmak üzere farklı alanlarda ham madde olarak kullanılabiliyor. SAHADA GELİŞEN DENEYİM KNOW-HOW’A DÖNÜŞTÜ Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilginin sınırlı olması nedeniyle sürecin büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendiğini belirten Talya Bitkisel Kurucusu M. Halis Ertaş, geliştirilen sistemin yalnızca proses ünitesi yatırım maliyetinin bugün yaklaşık 3 milyon dolar seviyesine ulaştığını; bilgi birikimi, AR-GE süreçleri ve teknolojik altyapıyla birlikte toplam yatırım değerinin ise 5–6 milyon dolar seviyelerine çıktığını ifade ederek şunları söyledi: "Bitkisel ekstraksiyon ve toz ekstre üretimine yönelik yerli kaynak ve teknik bilgi oldukça sınırlıydı. Bu nedenle süreç büyük ölçüde AR-GE çalışmaları, deneme uygulamaları ve saha deneyimleriyle şekillendi. Yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca birçok farklı bitki üzerinde çalıştık. Örneğin bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) ile TÜBİTAK destekli proje kapsamında zerdeçal üzerine çalışmalar yürütüyoruz. Zerdeçal gibi etken madde yapısıyla öne çıkan bitkilerde yüksek verimli ekstrakt geliştirme süreçleri, sahip olduğumuz know-how’ın en güçlü örnekleri arasında yer alıyor. Bugün yalnızca bir üretim hattı değil; bilgi, deneyim ve teknoloji altyapısı kurduğumuzu söyleyebiliriz" dedi. BİR ÜRETİM HATTINDAN DAHA FAZLASI Bitkisel üretimde yalnızca son ürüne değil, ürünün arkasındaki bilgiye ve üretim altyapısına yatırım yaptıklarını belirten ve yaklaşık 3,5 yıllık süreç boyunca sahada edinilen deneyimin bugün farklı sektörlere hizmet eden bir yapının temelini oluşturduğunu ifade eden Ertaş: "Bugün geldiğimiz noktada yalnızca kendi ürünlerimizi geliştirmiyoruz. Kozmetikten gıdaya, hayvan sağlığından tarıma kadar farklı sektörlere ham madde sağlayan bir yapıya ulaştık. Uzun yıllar ithal edilen birçok içerikte yerli üretim kapasitesi oluşturmak bizim için önemli bir kazanım oldu. Bir üretim tesisini kurabilirsiniz ancak süreçleri ve bilgi birikimini kısa sürede oluşturmanız kolay değil. Bizim için asıl yatırım bilgiye, AR-GE’ye ve üretim deneyimine yapılan yatırım oldu" açıklamalarında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem Haber

Türkiye'nin İkinci Büyük İhracatçı Sektörü Kimyada Yeni Dönem

Küresel üretim zincirlerinde yaşanan değişimin kimya sektörünü de dönüştürdüğüne dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler, "Kimya sektörü bugün yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, sürdürülebilirlik, tedarik güvenliği ve rekabetçilik açısından da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve değişen tedarik zincirleri, sektörün üretim ve ticaret dinamiklerini yeniden şekillendiriyor" açıklamasını yaptı. Türkiye'nin bu süreçte önemli avantajlara sahip olduğunu belirten Güler, "Üretim kabiliyeti, stratejik konumu ve güçlü ihracat altyapısıyla Türkiye, küresel kimya sektöründe daha fazla söz sahibi olabilecek potansiyele sahip. Bu potansiyelin değerlendirilebilmesi için teknoloji yatırımları, sürdürülebilir üretim modelleri ve uluslararası iş birlikleri kritik önem taşıyor" ifadelerini kullandı. SEKTÖRÜN BULUŞMA NOKTASI: TURKCHEM EURASIA Sektörde yaşanan dönüşümün üreticiler, teknoloji sağlayıcılar ve tedarikçiler arasındaki iş birliklerini daha da önemli hale getirdiğini belirten Güler, "Kimya sanayisi çok geniş bir üretim ekosistemine sahip. Bu nedenle sektör temsilcilerinin bir araya gelerek yeni teknolojileri değerlendirmesi, sürdürülebilir üretim modellerini konuşması ve ticari iş birlikleri geliştirmesi büyük önem taşıyor. Turkchem Eurasia Fuarı da sektörün farklı alanlarında faaliyet gösteren üretici, tedarikçi ve teknoloji sağlayıcıları bir araya getirerek bu iş birliklerinin gelişmesine katkı sağlamayı hedefliyor" dedi. KİMYADA REKABET ARTIK SADECE ÜRETİMLE KAZANILMIYOR Kimya sektöründe küresel rekabetin yeni bir döneme girdiğini vurgulayan Güler, "Bugün ülkeler yalnızca ne ürettikleriyle değil, ne kadar sürdürülebilir, ne kadar yenilikçi ve ne kadar güvenilir tedarikçi olduklarıyla da değerlendiriliyor. Kimya sanayiinin geleceğinde Ar-Ge, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve uluslararası iş birlikleri belirleyici olacak. Türkiye'nin sahip olduğu üretim gücünü yüksek katma değerli ürünlerle desteklemesi, küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirecektir" değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lezita, Ege'nin En Büyük 8'inci Sanayi Kuruluşu Olmayı Sürdürdü Haber

Lezita, Ege'nin En Büyük 8'inci Sanayi Kuruluşu Olmayı Sürdürdü

Türkiye’nin önde gelen gıda şirketlerinden Lezita, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) her yıl gerçekleştirdiği “İlk 100 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında bu yıl da bölgenin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer aldı. “2025 yılı üretimden satışlar” kriterine göre hazırlanan araştırmada Lezita, Ege Bölgesi’nin en büyük 8’inci sanayi kuruluşu oldu. Üretim kapasitesi, ihracat performansı ve yenilikçi ürünleriyle büyümesini sürdüren Lezita, güçlü sanayi altyapısı ve katma değerli üretim anlayışıyla bölge ekonomisine katkı sağlamaya devam ediyor. Lezita Genel Müdürü Mesut Ergül konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Ege Bölgesi’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında bir kez daha ilk 10 şirket arasında yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Bu başarı, çalışanlarımızın özverili emeğinin, iş ortaklarımızla kurduğumuz güçlü iş birliklerinin ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun önemli bir göstergesi” ifadelerini kullandı. “Hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz” Lezita’nın üretimden ihracata, Ar-Ge’den inovasyona kadar tüm alanlarda değer yaratmaya odaklandığını vurgulayan Mesut Ergül, “İzmir Kemalpaşa’daki entegre üretim tesisimizde yılda 290 bin ton piliç eti ve 82 bin ton ileri işlenmiş ürün üretimi gerçekleştiriyor, yaklaşık 3.000 kişiye istihdam sağlıyoruz. Tüketici beklentilerine odaklanan yenilikçi yaklaşımımızla hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz. Türkiye’nin dört bir yanına ve dünyanın 70’ten fazla ülkesine ulaşan ürünlerimizle ülkemizin ekonomisine katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızı devam ettirerek, üretim gücümüzü ve uluslararası rekabetçiliğimizi daha da artırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arçelik, 25 Ülkeden Distribütörlerini Manisa’da Ağırladı  Haber

Arçelik, 25 Ülkeden Distribütörlerini Manisa’da Ağırladı 

Şirketin küresel büyüme stratejisi, yenilikçi ürün ve üretim yatırımlarına olan kararlılığı ile uzun vadeli ortaklık vizyonunu paylaştığı etkinlikte distribütörler tüketicilere sundukları ürünlerin ar-ge ve tasarım süreçleri ile üretim teknolojilerini yerinde inceleme fırsatı buldu. Arçelik CEO’su Can Dinçer, “57 ülkede 120 iştirakimiz ve 22 markamızla faaliyet gösteriyor, dünyanın dört bir yanındaki ar-ge merkezlerimizde farklı pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürünler geliştiriyoruz. Bu küresel yapının gücünü sahaya taşıyan, teknolojilerimizi daha geniş kitlelere ulaştıran global distribütör ağımız, büyüme stratejimizin çok kıymetli bir parçasını oluşturuyor. Distribütörlerimizin tüketicilerle buluşturdukları ürünlerin arkasında nasıl bir ar-ge birikimi, üretim teknolojisi ve mühendislik yetkinliği yattığını bizzat deneyimlemelerini istedik. Bu anlamda %80 otomasyon seviyesi, her 6 saniyede 1 ürün üretimi ve 99 ülkeye ihracatıyla şirketimizin üretim altyapısının en güçlü örneklerinden biri olan Manisa İşletmemizde bir araya geldik. Şirketimizin dünyanın dört bir yanındaki küresel varlığının ve etki alanının güzel bir yansıması olan bu etkinlikte, 25 ülkeden partnerlerimizi işletmemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Önümüzdeki dönemde iş birliklerimizi daha da derinleştirerek daha fazla evde katma değer yaratmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Ev teknolojileri sektörünün öncü şirketi Arçelik, Azerbaycan, Balkanlаr, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Doğu Avrupa, Kanada, Kıbrıs, Kuzey Afrika ve Orta Doğu distribütörlerinin temsilcilerini bir araya getirdiği Global Distribütörler Toplantısı’nı Manisa’da düzenledi. Arçelik CEO’su Can Dinçer ve Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural’ın ev sahipliğinde dijitalleşme, yapay zekâ ve ileri otomasyon da dahil sürdürülebilir üretim ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla Türkiye'nin en ileri üretim tesislerinden biri olan Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, 100’e yakın distribütör; sattıkları ürünlerin tasarımından üretime uzanan süreçleri bizzat yerinde inceledi. Toplantıda şirketin büyüme stratejisi, rekabet avantajı, çok markalı yönetim anlayışı, kusursuz üretim yaklaşımı, ar-ge ve inovasyon platformu, müşteri hizmetleri, sürdürülebilirlik, yapay zekâ odaklı değer yaratma ve EMENA stratejisi başlıkları ele alınırken, uzun vadeli ve karşılıklı fayda sağlayan ortaklık vizyonu distribütörlerle paylaşıldı. ARÇELİK CEO’SU CAN DİNÇER: “DİSTRİBÜTÖR AĞIMIZ BÜYÜME STRATEJİMİZ İÇİN ÇOK KIYMETLİ” Konuyla ilgili açıklamada bulunan Arçelik CEO’su Can Dinçer, “57 ülkede 120 iştirakimiz ve 22 markamızla faaliyet gösteriyor, dünyanın dört bir yanındaki ar-ge merkezlerimizde farklı pazarların ihtiyaçları doğrultusunda ürünler geliştiriyoruz. Kalite, inovasyon, sürdürülebilirlik odağında ürün ve üretim yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyor, teknoloji altyapımızı güçlendiriyor ve tüketicilerin hayatına gerçek anlamda değer katan yenilikçi ürünler geliştirmeye devam ediyoruz. Bu küresel yapının gücünü sahaya taşıyan, teknolojilerimizi daha geniş kitlelere ulaştıran distribütör ağımız büyüme stratejimizin çok kıymetli bir parçasını oluşturuyor. Distribütörlerimizin tüketicilerle buluşturdukları ürünlerin arkasında nasıl bir ar-ge birikimi, üretim teknolojisi ve mühendislik yetkinliği yattığını bizzat deneyimlemelerini istedik. Bu anlamda %80 otomasyon seviyesi, her 6 saniyede 1 ürün üretimi ve 99 ülkeye ihracatıyla şirketimizin üretim altyapısının en güçlü örneklerinden biri olan Manisa İşletmemizde bir araya geldik. Şirketimizin dünyanın dört bir yanındaki küresel varlığının ve etki alanının güzel bir yansıması olan bu etkinlikte, 25 ülkeden partnerlerimizi işletmemizde ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk. Önümüzdeki dönemde iş birliklerimizi daha da derinleştirerek daha fazla evde katma değer yaratmaya devam edeceğiz” dedi. Arçelik, 22 markasının sahip olduğu mağazaları, bayi ağı ve distribütörlerini kapsayan geniş satış kanalları üzerinden bugün 150’den fazla ülkede tüketicilere ulaşıyor. Şirket, bu güçlü küresel yapıyı yenilikçi ürün yatırımları ve derinleşen ortaklıklarla daha da ileriye taşıyor. 100’E YAKIN ÜLKEYE ÇAMAŞIR MAKİNESİ İHRACATI Arçelik’in global distribütörlerini ağırladığı Manisa Çamaşır Makinesi İşletmesi, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, veri odaklı yönetim anlayışı ve ileri otomasyon da dahil sürdürülebilir üretim ve Endüstri 4.0 uygulamalarıyla ülkenin en teknolojik üretim tesislerinden biri konumunda yer alıyor. 92 bin m2’lik alana kurulu tesis, 4 milyona yakın çamaşır makinesi üretim kapasitesiyle yılda ortalama 1900 kişiye istihdam sağlarken, işletmede üretilen ürünler 99 ülkeye ihraç ediliyor. Otomatik Yönlendirmeli Araçlar (AGV), Raylı Güdümlü Araçlar (RGV) ve Otomatik Depolama Sistemleri (SLS) teknolojileriyle donatılan tesis, üretim hatlarında %80 otomasyon seviyesine ulaşırken, sürdürülebilirlik performansıyla da sektörde fark yaratıyor. Tesisin çatısına kurulu 10 MW’lık güneş enerji sistemiyle yılın üç ayı enerjisinin tamamı güneşten karşılanırken, yağmur suyu depolama sistemiyle su tüketimi de önemli ölçüde azaltılıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.