Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ar-Ge Merkezi

Kapsül Haber Ajansı - Ar-Ge Merkezi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ar-Ge Merkezi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Lactalis Türkiye Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri’ne İmza Attı Haber

Lactalis Türkiye Birleşmiş Milletler Kadının Güçlenmesi İlkeleri’ne İmza Attı

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Birleşmiş Milletler Global Compact ortaklığında oluşturulan WEPs; kadınların iş yerinde ve toplumda güçlenmesini destekleyen eşitlikçi ve kapsayıcı uygulamaların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Bu imzayla, Lactalis Türkiye kadınların liderlik rollerindeki temsiliyetini artırma, fırsat eşitliği temelli insan kaynakları süreçlerini geliştirme ve güvenli, kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturma konusundaki kararlılığını uluslararası düzeyde teyit etmiş oldu. “WEPs inisiyatifinin bir parçası olmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini iş kültürümüzde sürekli geliştirme kararlılığımızı destekleyen değerli bir adım,” diyen Lactalis Türkiye CEO’su Onur Barım, sözlerine şöyle devam etti: “İnsan kaynakları süreçlerimizi herkes için eşit fırsat ilkesiyle yönetiyor, çeşitlilik ve kapsayıcılığın sürdürülebilir iş başarısının temel unsurları olduğuna inanıyoruz. Bugün üst yönetim ekibimizde kadın oranımız yüzde 40. Ar-Ge Merkezi’mizdeki mühendis ve uzman kadromuzun ise yüzde 56’sı yani yarısından fazlası kadınlardan oluşuyor. Önümüzdeki dönemde tüm kademelerde kadın temsilini daha da artırmayı hedefliyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirmek, kadınların iş gücüne eşit katılımını desteklemek ve kadınlar ile kız çocuklarının güçlenmesine yönelik sosyal etkisi yüksek projeler üretmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. WEPs imzasının bu yolculukta bize önemli bir rehberlik sağlayacağına inanıyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Eti Bakır Ar-Ge Merkezi tescillendi Haber

Eti Bakır Ar-Ge Merkezi tescillendi

Eti Bakır’ın Samsun’da bulunan Ar-Ge Merkezi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı 5746 sayılı kanun kapsamında yapılan denetimler sonucunda 30 Ocak 2026 itibarıyla ‘Ar-Ge Merkezi’ belgesini aldı. Alınan tescil belgesi sayesinde teknik kabiliyetleri güçlendirmek için gerekli olan yüksek teknolojili cihaz ve ekipmanlara erişim kolaylığına sahip olan Eti Bakır Ar-Ge Merkezi, teknoloji geliştiren yapısıyla Türkiye’deki tüm madencilik sektörü için teknik bir güç olacak. Eti Bakır Ar-Ge Direktörü İbrahim Göktaş, Ar-Ge merkezi ünvanına sahip olmanın bir varış noktası değil, global ligde oynamak için alınan bir vize olduğunu belirterek, “Bu ünvan bizi 'problem çözen' yapıdan 'teknoloji geliştiren' bir yapıya taşıyacak. Bize kattığı en büyük değer kurumsallaşma ve disiplin olacak. Yer altındaki zenginliği, yer üstündeki akıl ve bilimle birleştiriyoruz. Bu tescil sayesinde nitelikli insan kaynağının yanı sıra Ar-Ge merkezlerine özel açılan fonlara ve hibe programlarına erişimimiz kolaylaşacak. Tescil belgesiyle yer aldığımız her proje yeni bir projeyi beraberinde getirecek” dedi. ÜNİVERSİTE – SANAYİ İŞ BİRLİĞİ PROJELERİ Alınan bu belge ile akademik dünya ile Eti Bakır Ar-Ge Merkezi arasındaki bağlarının resmiyet kazandığını ifade eden Göktaş, üniversite- sanayi iş birliğini bir iş modeli haline getireceklerini söyledi. Üniversitelerle kurulan bağların daha da sıkılaşarak, ortak projelerin artırılacağını ifade eden Göktaş, sözlerine şöyle devam etti: “Madencilik sektörü dünyada artık sadece rezerv miktarıyla değil o rezervi ne kadar verimli ve çevreci işlediğinizle ölçülüyor. Eti Bakır, madenciliğe her zaman ‘bilimsel’ yaklaştı. Ar-Ge Merkezimizle bunu artık kanıtlamış oluyoruz. Önümüzdeki dönemde Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) belgesine başvurarak yurt dışındaki güvenilir faaliyetlerimizi de artıracağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş Haber

Hyundai’den 2025 Yılında Dünya Çapında Yükseliş

Hyundai Motor Avrupa, 2025 yılında Avrupa pazarında (AB, EFTA, Birleşik Krallık, Doğu Avrupa ve Türkiye) 603.542 adet binek otomobil satışı gerçekleştirerek yüzde 4,2 pazar payı elde etti. Güçlü bir performans sergileyen Hyundai, elektrikli araç segmentindeki konumunu güçlendirmeye devam ederek satış hacminde yüzde 24 büyüme kaydetti. Tam elektrikli araçlar (BEV) yüzde 48 artışla büyümenin ana itici gücü olurken, Hibrit (HEV) ve Plug-in Hibrit (PHEV) modeller de yüzde 11 artış gösterdi. Hyundai, Avrupa’da giderek daha dinamik hale gelen pazar ortamında yüzde 18’lik tam elektrikli satışıyla da sağlam bir ilerleme kaydetti. Buna ek olarak Hyundai, iki temel satış kanalında müşteri tabanını genişletti: bireysel satışlar yüzde 2, filo satışları ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 arttı. Avrupa Pazarlarında Güçlü Performans Hyundai, 2025 yılında Avrupa’nın kilit pazarlarında önemli başarılar elde etti. Birleşik Krallık’ta satış hacimleri büyümeye devam ederek 93.124 adetle ülke tarihindeki en yüksek ikinci sonuca ulaştı ve binek otomobil pazarında dokuzunculuktan altıncılığa yükseldi. Hyundai, Almanya’da 92.890 adet satış ve yüzde 3,3 pazar payıyla binek otomobil segmentinde en çok satan Asyalı marka oldu. Elektrikli araç tescilleri yüzde 49 artarken EV oranı ise yüzde 27’ye ulaştı. İspanya’da da 64.467 adet ve yüzde 5,8 pazar payıyla pazardaki en yüksek satış hacmine ulaşarak dördüncü sıradaki yerini korudu. İtalya’daki pazar payı yüzde 3,0 seviyesinde sabit kalırken satış adeti ise 47.046 adet oldu. EV satışlarındaki artış sayesinde EV oranı pazar ortalamasının 9 puan üzerine çıktı. Fransa’da ise yüzde 2,8 pazar payı ve 45.623 adetlik satışla ilk 10 marka arasında yer aldı. Ayrıca Fransa’da; Hibrit Elektrikli Araçlar satışların yüzde 35’ini oluşturdu ve pazar ortalaması olan yüzde 22’nin üzerine çıktı. Avrupa’nın Yükselen Yıldızı Türkiye Hyundai, üretim yaptığı Türkiye’de ise 2025 yılında satışlarını yüzde 10 artırarak toplam 67.368 adet hacme ulaştı ve binek otomobil pazarında altıncı sırada yer aldı. Türk tüketicisinin en çok sevdiği ve ilgi gösterdiği markalardan biri olan Hyundai, 1997 yılından bu yana kesintisiz olarak Türkiye’de üretim yaparak aynı zamanda ülke ekonomisine ve istihdaa da katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu rakamlar, Hyundai’nin elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koyan güçlü göstergeler olarak öne çıkıyor; markanın birçok modeli EV segmentine liderlik ediyor. INSTER, toplam 33.917 adet satışla bölgede A segmenti elektrikli araçlar arasında ikinci sırada yer aldı. INSTER, 2025 Dünya Elektrikli Otomobili seçilirken, IONIQ 9 Almanya’da 2026 Yılının Premium Otomobili ödülünü kazandı. HEV ve PHEV versiyonlarının yanı sıra içten yanmalı motor seçeneği de bulunan TUCSON ise Avrupa’da kompakt SUV segmentinde bireysel satış kanalına yüzde 5,3 pazar payıyla liderlik ediyor. Hyundai CEO’su Jose Muñoz “Avrupa, Hyundai’nin küresel büyümesi açısından merkezi bir konumda. Bölge genelinde üretim, Ar-Ge ve insan kaynağına yaptığımız yatırımlar, Avrupa’ya olan uzun vadeli bağlılığımızı ve yerelleşme stratejimizi yansıtıyor. Çekya, Türkiye ve Almanya’daki ekiplerimiz Hyundai’nin ‘Progress for Humanity yani İnsanlık İçin İlerleme’ vizyonunu Avrupa’da daha ileriye taşıyor. Önümüzdeki 18 ay içinde piyasaya sunacağımız 5 yeni model ve 2027 yılına kadar tamamen elektrikli hale gelecek ürün gamımızla, Avrupalı müşterilerimize hak ettikleri seçenekleri sunmak için hızla ve kararlılıkla ilerliyoruz” dedi. Hyundai Motor Avrupa Başkanı ve CEO’su Xavier Martinet ise “Hyundai Motor Avrupa olarak 2025 yılında elektrikli araç satışlarındaki yüzde 24’lük artış ve hibrit - elektrikli modellerimizdeki toplam pazar payımızı aşan performansımız sayesinde güçlü bir sonuç elde ettik. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 tamamen yeni modelden oluşan güçlü bir ürün atağımızla ürün yatırımlarımıza devam edeceğiz. Bayi ortaklarımızla yakın çalışarak Avrupalı müşterilerin beklentilerini karşılayacak ve geleceğe güvenle hazırlanacağız” dedi. 2027’ye Kadar Tamamen Elektrikli Ürün Gamı Hyundai, elektrifikasyon stratejisinin derinleşmesi doğrultusunda, elektrikli ürün portföyünü genişletmeyi sürdürüyor. Önümüzdeki 18 ay içinde 5 yeni modelin lansmanı planlayan Hyundai, bunların üçünü Avrupa’daki müşteri ihtiyaçlarına uyum sağlamak üzere B segmentinde yer konumlayacak. Bu modeller arasında, Nisan 2026’da Milano Tasarım Haftası’nda dünya prömiyerini kutlayacak olan IONIQ 3 de bulunuyor. Bunun ardından Hyundai’nin ürün gamı, en küçük model INSTER’dan STARIA Electric’e kadar uzanan 7 adet BEV ile pazardaki en kapsamlı EV ürün gamlarından biri haline geliyor. Halihazırda modellerin yaklaşık yüzde 80’inin elektrikli bir versiyonu bulunurken, Hyundai 2027 yılına kadar tüm modellerini elektrikli hale getirmeyi hedefliyor. Hyundai, elektrikli ve hibrit performansını sürekli geliştirmek için kapsamlı bir teknoloji yol haritası üzerinde çalışıyor. Hyundai’nin Avrupa’ya Olan Bağlılığını Güçlendirmek Hyundai’nin Avrupa’ya olan bağlılığı pek çok alanda somut şekilde görülüyor: Çekya’nın Nošovice kentindeki Hyundai Motor Manufacturing Czech (HMMC) tesisi, yakın zamanda 5 milyonuncu aracını üreterek önemli bir kilometre taşını geride bıraktı. Bu başarı, uzun vadeli istikrarı, teknolojik olgunluğu ve Avrupa için Avrupa’da üretimi yansıtıyor. Markanın İzmit’teki fabrikası Hyundai Motor Türkiye (HMTR) ise yılın ilerleyen dönemlerinde ilk elektrikli aracı olan IONIQ 3’ü üretmeye hazırlanıyor. Her iki üretim tesisi ile birlikte Almanya’daki Hyundai Motor Europe Technical Center (HMETC) Ar-Ge merkezi de Hyundai’nin Avrupa’daki elektrikli araç varlığını güçlendirmek amacıyla önemli yatırımlar aldı. Yeni Square Campus için yapılan 150 milyon euro yatırımla Hyundai, geçen yıl HMETC tesislerini 25.000 m² daha genişleterek Avrupa’nın en gelişmiş otomotiv Ar-Ge merkezlerinden birine dönüştürdü. Hyundai, İzmit’te bulunan üretim tesisinde ise yeniden tasarlanan EV gövde tabanı, yüksek voltajlı batarya entegrasyonu ve güç elektroniği için 250 milyon euro yatırım yaptı ve önümüzdeki yıllarda da ek yatırımlar planlanıyor. Çekya’daki Nošovice fabrikası da 2025 yılında BEV batarya üretimi ve montajını desteklemek üzere genişletildi; tesisin 2008’de açılmasından bu yana yapılan toplam yatırım 2 milyar euroyu aştı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çimsa’dan İhracata 1,5 Milyar $’lık Katkı Haber

Çimsa’dan İhracata 1,5 Milyar $’lık Katkı

Türkiye’yi her zaman ana büyüme üssü olarak konumlandırdıklarını ifade eden Umut Zenar, “Çimento sektöründeki tesislerimizle dünyanın 80’e yakın ülkesine ihracat yapıyoruz” dedi. Son yıllarda uyguladığı büyüme odaklı stratejisiyle, yapı malzemeleri ve çimento iş kollarında küresel ölçekte öne çıkan şirketlerden biri haline gelen Çimsa, Türkiye’deki büyümesini de kararlılıkla sürdürüyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding Stratejik Yatırımlar ve Operasyonlar Başkanı ve Çimsa Yönetim Kurulu Başkanı Umut Zenar, Çimsa’nın 1972’de kurulduğunu ve 1975’te Mersin Fabrikası’nda ilk üretimini gerçekleştirdiğini hatırlatırken, “Türkiye’de Sabancı denildiğinde akla ilk gelen unsurlardan biri her zaman güçlü üretim yetkinliği ve sanayi kültürüdür. Çimsa da Sabancı’nın bu vizyonunun kendi sektöründeki en güçlü temsilcilerinden” dedi. “BEYAZ ÇİMENTODA DÜNYANIN İKİNCİ, CAC’TA İSE ÜÇÜNCÜ EN BÜYÜK OYUNCUSUYUZ” Bugün Mersin, Afyon ve Eskişehir’de bulunan üretim tesislerinin, Türkiye’ye küresel rekabet avantajı getiren, sürdürülebilirlik odaklı üretim teknolojileri ve katma değerli ürün portföyüyle sektörde fark yaratan tesisler olduğunu ifade eden Umut Zenar, “Özellikle Mersin fabrikamız gri çimento, beyaz çimento ve CAC üretimi yapabilen dünyadaki tek fabrika. Bu açıdan dünya yapı malzemeleri literatürüne geçmiş bir tesis. Bugün 3 farklı kıtaya yayılan fabrikalarımızla beyaz çimentoda dünyanın ikinci, CAC’ta ise üçüncü en büyük oyuncusuyuz. Türkiye’deki tesislerimiz bu küresel liderlik yolculuğumuzun en büyük destekçileri arasında yer alıyor” şeklinde konuştu. ABD’DEN AVUSTRALYA’YA, İTALYA’DAN GÜNEY KORE’YE 80 ÜLKEYE İHRACAT Çimsa’nın hem ürün hem de pazar çeşitlendirmesiyle ihracat gücünü sürekli artırdığını vurgulayan Umut Zenar, “Bugün Amerika’dan Avustralya’ya, İtalya’dan Güney Kore’ye kadar dünyanın 80’e yakın ülkesine ihracat yapıyoruz. Son 5 yılda Türkiye’den dünya pazarlarına gerçekleştirdiğimiz 1,5 milyar dolara yakın ihracatla, ülkemizin katma değerli ihracat seferberliğine katkıda bulunmaktan büyük gurur duyuyoruz” dedi. CAC’TA KAPASİTE ARTIRIMI YATIRIMI YILIN İLK YARISINDA TAMAMLANACAK Çimsa için Türkiye’nin her zaman öncelikli konumda olduğunun altını çizen Umut Zenar şunları söyledi: “Son 5 yıl içinde sadece Türkiye’ye yaptığımız yatırım 250 milyon dolara yakın. Bu bizim ülkemize olan güvenimizin, bu topraklara verdiğimiz önemin en büyük göstergesi. Bugün çimentodan yapı malzemelerine geçişte bir köprü görevi gören ve malzeme dönüşümünün bizim sektörümüzdeki en önemli örneklerinden olan CAC’ta ülkemizdeki tek üreticiyiz. Şu anda Mersin’de devam eden ilave CAC yatırımımızın bu senenin ilk yarısında tamamlanmasıyla birlikte, Çin hariç pazarlardaki küresel CAC tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sine yanıt verebilecek bir kapasiteye sahip olacağız.” MERSİN, ÇİMSA’NIN VE TÜRK SANAYİSİNİN ‘AKIL ÜRETME MERKEZLERİNDEN’ BİRİ Mersin fabrikasının Çimsa’nın ve Türk sanayisinin ‘akıl üretme merkezlerinden’ biri olduğunu da sözlerine ekleyen Umut Zenar, “Mersin’de yer alan ve Türk çimento sektörünün ilk Ar-Ge merkezi konumundaki Formülhane’de geliştirdiğimiz teknolojilerle Çimsa’ya yeni yetkinlikler kazandırıyoruz. Formülhane’de, kendi mühendislerimiz tarafından geliştirilen Flycrete ürünümüz, havalimanı pistleri gibi ağır yüke maruz kalan alanların sadece 3 saat içinde onarılarak uçakların inişi için tekrar hazır hale getirilmesini sağlıyor. Diğer yandan 3D teknolojisini Çimsa’nın özel reçete beyaz betonu ile buluşturan Rapidome geleceğin yapılarını sadece 48 saat içerisinde inşa ediyor. Tüm bunların yanı sıra geçtiğimiz yıl içerisinde bünyemize kattığımız Kratos inşaat güçlendirme çözümleri ile yapı malzemeleri alanındaki ürün portföyümüzü ileri teknolojiye sahip sentetik fiber ürünleriyle güçlendirdik. Türkiye’de geliştirilen ve üretilen bu katma değerli ürünleri, 80’e yakın ülkeye yayılan global satış ağımız aracılığıyla dünya pazarlarına sunuyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Grubu Desteğiyle Hazırlanan"Masallar Ülkesi Özbekistan" Sergisi Açıldı Haber

Anadolu Grubu Desteğiyle Hazırlanan"Masallar Ülkesi Özbekistan" Sergisi Açıldı

Anadolu Grubu tarafından düzenlenen Masallar Ülkesi Özbekistan Fotoğraf Sergisi ve Kitap Tanıtımı etkinliği, Türkiye Cumhurbaşkanlığı "Millet" Kütüphanesi'nde gerçekleştirildi. Özbekistan Büyükelçisi İlham Haydarov'un katıldığı etkinlikte, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı'nın Âli Meclis'e ve Özbekistan Halkına Hitabı'nın Türkçe Metni Takdimi de yapıldı. Masallar Ülkesi Özbekistan Fotoğraf Sergisi'nde, Anadolu Grubu'nun Türkiye'nin önde gelen fotoğraf sanatçılarından Özcan Yüksek ile hazırladığı "Masallar Ülkesi Özbekistan" kitabındaki fotoğraflardan seçilen 20 özel eser sanatseverlerle buluştu. Özbekistan'da 2021 yılından bu yana faaliyet gösteriyor 2021 yılından bu yana Özbekistan'a yatırım yapan Anadolu Grubu, ülke ile uzun yıllara dayanan güçlü bağlarını ekonomik iş birliklerinin yanı sıra ortak değerler temelinde de derinleştirmeyi önemsiyor. Bu anlayıştan hareketle hazırlanan sergi, Özbekistan'ın kültürel mirasını, gündelik yaşamını ve insan hikayelerini güçlü bir görsel anlatımla izleyiciye sunuyor. Türkiye–Özbekistan ilişkilerinin çok boyutlu yapısını yansıtan anlamlı bir kültürel buluşma niteliğindeki etkinlikte, iki ülke arasındaki ilişkilerin ekonomik iş birliklerinin ötesinde kültür, sanat ve insani bağlarla da güçlenmesinin önemi vurgulandı. "Masallar Ülkesi Özbekistan" sergisi, bu anlayışın somut bir yansıması, ortak geçmişten beslenen ve ortak geleceğe uzanan bağların bir sembolü olarak konumlandırıldı. Orta Asya'nın önemli yatırımcıları arasında yer alıyor Anadolu Grubu, bugün hem rakamsal verileri ve üretim gücü itibarıyla hem de sosyal ve toplumsal anlamda geliştirdiği ve içinde yer aldığı projelerle Türkiye ekonomisinin en büyük güçlerinden biri. 20 ülkede, 100'e yakın üretim tesisi, 6 Ar-Ge merkezi ve 100.000'den fazla çalışanıyla geniş bir ekosisteme sahip olan Anadolu Grubu, Orta Asya'nın önemli yatırımcıları arasında yer alıyor. Vizyon 2035 yol haritası kapsamında uluslararası alanda etki alanını daha da genişletmeyi ve bölgesel üretim gücünü artırmayı hedefleyen Anadolu Grubu, çatısı altındaki Coca-Cola İçecek (CCI) ile 2021'den bu yana Özbekistan'da güçlü bir üretim ve dağıtım ağıyla faaliyet gösteriyor. Özbekistan ile bağlarını SamAuto yatırımıyla pekiştirdi Coca-Cola İçecek, Özbekistan'da 5 fabrikası ve 1.500'den fazla çalışanı ile 35 milyondan fazla tüketiciye hizmet veriyor. Coca-Cola İçecek ile ülkeye bugüne kadar 550 milyon dolardan fazla yatırım yapan Anadolu Grubu, otomotiv alanındaki yatırımıyla da Orta Asya'daki varlığını pekiştirdi. Türkiye'nin köklü ticari araç markası Anadolu Isuzu, Özbekistan'da Japon Isuzu ve Itochu ortaklığıyla uzun yıllardır faaliyet gösteren SamAuto'nun %75,2 hissesini devralarak satın alım sürecini tamamladı. Anadolu Grubu'nun, iki ülkenin sermaye, üretim kültürü ve kabiliyetlerini tek bir sinerjiye dönüştürme iradesinin somut bir yansıması olan yatırımla, Türkiye ve Özbekistan arasında yüz yıllara dayanan, Asya'nın kalbinden Anadolu'nun bağrına uzanan, güçlü tarihsel ve kültürel bağın daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı Haber

Doğuş Teknoloji 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendini Açıkladı

Dijital olgunluğun yeniden tanımlanacağı 2026’da, yapay zeka yalnızca verimlilik sağlayan bir araç olmaktan çıkarak kurumsal mimarinin temel karar verici mekanizması haline gelecek. Doğuş Teknoloji, 2026 teknoloji öngörülerinde işletmelerin dijitalleşmekle sınırlı kalmayıp otonom yeteneklerle donatılmış akıllı organizasyonlara dönüşmesi gerektiğinin altını çiziyor. Bu yeni ekosistemde rekabet avantajı, teknolojiyi ne kadar hızlı benimsediğimizle değil; insanla yapay zeka ajanlarını ne ölçüde etkili bir hibrit modelde buluşturabildiğimizle belirlenecek. Finansal operasyonlardan yetenek yönetimine kadar iş dünyasının her katmanında yapay zeka teknolojilerinin dönüştürücü etkisinin hissedileceği 2026 için Doğuş Teknoloji, iş yapış biçimlerini kökten değiştirecek 5 temel teknoloji trendini sıralıyor. 2026’da İş Dünyasını Dönüştürecek 5 Teknoloji Trendi 1. “Agentic AI” ile yapay zeka, yalnızca asistan olmaktan çıkacak. Doğuş Teknoloji’nin 2026 teknoloji trendlerinin en başında gelen "Agentic AI" kavramı, 2026 yılında işletmelerde operasyonel yapıları kökten dönüştürecek. Yazılım dünyasında, yapay zekanın kod asistanı olmanın ötesine geçerek süreçleri yönettiği “AI-Native” mimariler standart hale gelecek. Sistemlerin karmaşık süreçleri optimize edebildiği bu yapıda, görev tabanlı yapay zeka ajanları, BT operasyonları ve müşteri deneyiminde uçtan uca sorumluluk alarak dijital iş gücünü oluşturacak. 2. Yapay zeka ile artan siber tehditlere karşı savunma milisaniyelere inecek: 2026’da bütün şirketleri yakından ilgilendiren bir diğer trend ise siber tehditlerin, yapay zekanın hızıyla evriliyor olması. Böylesi bir dünyada, güvenliğin de sürekli öğrenen ve önleyici yaklaşımlarla güçlenmesi kaçınılmaz hale geliyor. 2026’da siber tehditler otonom yapay zeka ile daha da karmaşıklaşırken, savunma mekanizmaları da “Zero-Trust” (Sıfır Güven) mimarileri ve kuantum sonrası kriptografi ile şekillenecek. Tehditlere tepki süresinin saniyelerden milisaniyelere ineceği bu yeni dönemde, kendi kendine karar veren ve aksiyon alan otonom siber koruma katmanları iş hayatının merkezine yerleşecek. 3. Yapay zeka, IoT cihazlarıyla fiziksel dünyamıza daha fazla dahil olacak. Yapay zeka ile gelişen teknolojilerin fiziksel dünyada da karar verici olacağını vurgulayan Doğuş Teknoloji, IoT cihazlarının basit sensörlerden çıkarak, veriyi yerinde işleyen ve anında karar verebilen “Edge AI” yapılara dönüşeceğini belirtiyor. İnşaat ve enerji sektörlerinde iş gücü dönüşümünün merkezinde yer alacak robotik sistemlerde ise çok sayıda robotun merkezi kontrolünü sağlayan filo yönetim sistemlerinin ve otonom koordinasyonun standartlaşması bekleniyor. 4. Finans ve yönetişimde “Otonom Şirket” dönemi başlayacak. 2026 trendlerinin öne çıkan bir başka başlığında ise finans fonksiyonlarında otonom veri işleme katmanlarına ve gerçek zamanlı AI modellerine geçiş yer alıyor. Muhasebe, raporlama ve mutabakat süreçlerinin RPA ve LLM (Büyük Dil Modelleri) tabanlı mekanizmalarla %80’e varan oranda otomatikleşeceği öngörülüyor. Böylece finans ekipleri operasyonel yükten arınarak senaryo simülasyonları ve stratejik risk optimizasyonuna odaklanan bir karar destek merkezine dönüşecek. BT yönetişiminde ise veri odaklı çalışma kültürü ve yapay zeka destekli risk öngörüleri, operasyonel mükemmelliği ve uyum süreçlerini garanti altına alacak. 5. İnsan Kaynakları, insanla yapay zeka arasında köprü kuran dönüşümün merkezine yerleşecek. 2026’da öne çıkacak bir diğer trend ise insan kaynakları profesyonellerinin artık teknolojiyi insan odaklı yönlendiren stratejistler olarak konumlanacak olması. Beceriden ziyade “yeni bilgi öğrenme hızının” ön plana çıkacağını belirten Doğuş Teknoloji’ye göre 2026’da yapay zeka destekli öğrenme platformlarının yetenekleri geliştirmede önemi artacak. Yapay zeka asistanların gerçek ekiplerle birlikte sorumluluk aldığı hibrit çalışma modelleri ise rekabet avantajını belirleyen en önemli unsur olacak. Doğuş Teknoloji Hakkında: Doğuş Teknoloji, bugün 10’un üzerinde sektörde pek çok firmaya hizmet veren, odağına insanı alan, hızlı, yenilikçi, proaktif ve derin analiz yetkinlikleriyle ihtiyaca özel teknoloji çözümleri sunan bir teknoloji şirketidir. Aynı zamanda Ar-Ge merkezi de bulunan Doğuş Teknoloji, 35 farklı global iş ortağının gücü ve desteğiyle RPA, veri analitiği ve tahminleme, yapay zekâ ve makine öğrenmesi, Generative AI, Mobil ve WEB uygulamaları, ERP ve CRM gibi kurumsal çözümler konularda üst düzey uzmanlıkları bulunmaktadır. Özellikle siber güvenlik alanındaki öncü uygulamalarıyla servis verdiği bölgelerin tek iş ortağı konumundadır. Değişen dünyaya hızlıca uyum sağlayabilmek için yeni teknolojileri yakından takip ederek Blockchain, mobil ve giyilebilir teknolojiler odağında çalışmalarını sürdürmektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Dicle Elektrik’ten Yenilikçi Sürdürülebilir Projeler Haber

Dicle Elektrik’ten Yenilikçi Sürdürülebilir Projeler

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Dicle Elektrik, Enerji Verimliliği Haftası’nı uzun vadeli bir dönüşümün önemli bir parçası olarak görüyor. Şirketin hayata geçirdiği sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik projeleri sayesinde bugüne kadar çevrenin korunmasına önemli katkılar sağlandı. Abonelik süreçleri, dijital fatura uygulamaları ve diğer sürdürülebilirlik çalışmalarıyla birlikte 33 milyon adet kağıt tasarrufu sağlanırken, 8 bin 473 ağacın kesilmesi önlendi ve 3 bin 800 ton karbon salımının önüne geçildi. Ayrıca, LED aydınlatma dönüşümü, yüksek verimli iklimlendirme sistemleri ve hizmet binalarında uygulanan enerji verimliliği önlemleri sayesinde toplamda 520 bin hanenin bir günlük kullanımına denk gelen 14 milyon kW enerji tasarrufu elde edildi. 5 ilde 12 bin öğrenciyle buluştu Çocuklara erken yaşta tasarruf bilinci kazandırmayı da hedefleyen Dicle Elektrik, tamamında gönüllü çalışanlarının rol aldığı “Dicle’nin Rüyası” tiyatro oyunu ile enerji verimliliği ve tasarruf konularını sahneye taşıyor. Çocuklara özel sahnelenen oyun, bugüne kadar Batman, Diyarbakır, İstanbul, Şanlıurfa ve Siirt’te yaklaşık 12 bin öğrenciyle buluştu. Eğlenceli anlatımıyla çocuklara enerji israfının etkilerini aktaran tiyatro oyununun, önümüzdeki dönemde Mardin ve Şırnak başta olmak üzere farklı illerde de sahnelenmesi planlanıyor. Farkındalık sınıf ortamında kalıcı hale geliyor Dicle Elektrik, çocuklara yönelik çalışmalarını yalnızca sahneyle sınırlı tutmayarak Doğa Dostu Etkinlik Uygulamaları projesiyle sınıflara da taşıyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerine enerji, su ve gıda israfı konularında farkındalık kazandırılması hedefleniyor. Öğretmenler için düzenlenen Doğa Dostu Öğretmen Atölyeleri ile de bu bilginin sınıf içinde sürdürülebilir hale gelmesi sağlanıyor. Müfredatla birebir uyumlu eğitim materyalleriyle desteklenen proje sayesinde 2025 yıl sonu itibarıyla 150 öğretmen ve yaklaşık 3 bin 150 öğrenciye ulaşıldı. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir tarım birlikte ele alınıyor Enerji verimliliğini tarımsal üretimin ayrılmaz bir parçası olarak gören Dicle Elektrik, çiftçilere yönelik projeleriyle de dikkat çekiyor. Batman Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen “Bir Destek Bin Bereket” Çiftçi Eğitim Programı kapsamında, tarımda enerji ve su verimliliği odağında eğitimler düzenleniyor. İlk etapta Diyarbakır’da başlayan ve bugüne kadar 1.000 çiftçiye eğitim verilen programın, Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi iş birliğiyle devam etmesi planlanıyor. Özellikle genç çiftçileri desteklemeyi amaçlayan proje ile bölgeden toplam 10 bin çiftçiye ulaşılması hedefleniyor. Enerji verimliliğinde Ar-Ge gücüyle öncü yaklaşım Türkiye’de elektrik dağıtım sektörünün ilk Ar-Ge merkezine sahip olan Dicle Elektrik, enerji verimliliğini altyapı ve bakım süreçlerinde de bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen Makaralı Aydınlatma Direği Projesi ile iş kazalarının önlenmesi, bakım sürelerinin kısaltılması ve saha ekiplerinin iş yükünün azaltılması hedefleniyor. Şirketin söz konusu Ar-Ge projesi kapsamında yapılan hesaplamalara göre, her 100 kilometrede yaklaşık %30 oranında karbon ayak izi azaltımı öngörülüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Knauf’un Üst Yönetiminde İlk Defa Bir Türk Yönetici Haber

Knauf’un Üst Yönetiminde İlk Defa Bir Türk Yönetici

Türkiye’de Ankara, İzmit ve Eskişehir’de toplam 4 üretim tesisiyle faaliyet gösteren şirket, ülkemizde kapasite arttırımı, yeni tesis yatırımları ve Ortadoğu & Afrika bölgesine hizmet verecek bir AR-GE merkezi kurulmasını değerlendiriyor. 1932'de Almanya’da kurulan ve bir aile şirketi olarak başlayıp, dünyanın önde gelen yapı malzemeleri şirketlerinden biri haline gelen Knauf'un tepe yönetiminde Ocak 2026 itibariyle ilk kez bir Türk yer alacak. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden 1993 yılında mezun olan Murat Akyıldız, farklı sektörlerde faaliyet gösteren global şirketlerde başlangıçta satış ve pazarlama alanlarında görev alırken, sonrasında üst düzey yönetici sorumlulukları üstlendi. 2021 yılında Knauf’a katılan Akyıldız; Türkiye, Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya’dan sorumlu bölge CEO’su olarak göreve başladı ve şirkette bu göreve atanan ilk Türk oldu. Akyıldız, şirketin bölgedeki yönetim takımını geliştirme, pazardaki rekabetçi konumunu güçlendirme ve yenilikçi stratejiler oluşturma konularında liderlik sergiledi. Bu başarılı çalışmalar ve elde edilen üstün sonuçlar Akyıldız’ı şirketin üst düzey dört yöneticisinden biri olan “Global Yönetici Ortak” görevine taşıdı. Türkiye stratejik öneme sahip Knauf’un 90 ülkede, toplam 320 üretim tesisi, 43.5 bin çalışanı ve 15 milyar Euro’yu aşkın cirosu bulunuyor. Oldukça geniş çapta madencilik, üretim ve dağıtım ağına sahip olan Knauf, alçı ve yalıtım malzemelerinde dünya çapında çok önemli bir konumda yer alıyor. Türkiye hem coğrafi konumu hem de kayda değer büyüklükteki inşaat sektörü sayesinde, Knauf'un global planlarında stratejik önem taşıyor. Türkiye'deki pazar dinamiklerini ve gelişmeleri yakinen izleyen Knauf, kapasite artırımı, yeni tesis yatırımları ve Ortadoğu & Afrika bölgesine hizmet verecek bir AR-GE merkezi kurulmasını değerlendiriyor. Knauf, alçı ürünlerinde Ankara’da 2, İzmit’de 1; yalıtım ürünlerinde ise Eskişehir’de 1 olmak üzere toplam 4 üretim tesisiyle Türkiye’de faaliyet gösteriyor. "Türkiye'de üretime ve istihdama katkı sağlıyoruz" Murat Akyıldız, Knauf ailesi olarak hem bireysel hem de kurumsal seviyede iki ülke arasında uzun yıllara dayanan dostluk ve iyi ilişkilere ekonomik alanda katkı sağlamaktan mutlu olduklarını söyledi. Knauf, halihazırda 500'den fazla kişiye doğrudan istihdam sağlamakla birlikte bugüne kadar Türkiye'ye 250 milyon Euro’luk yatırım yaptı. Bir Türk olarak, Knauf gibi 90 yılı aşan tarihçeye sahip saygın bir dünya devinde en üst düzeyde görev almaktan gurur duyduğunu vurgulayan Akyıldız, grup olarak Türkiye'de üretime ve istihdama katkı sağlamaya devam edeceklerini ifade etti. Dijitalleşme ve AR-GE çalışmaları sayesinde faaliyetlerinin ivme kazanmaya devam ettiğini vurgulayan Akyıldız, 2026 Türkiye konjonktürüne ilişkin şunları kaydetti: "Knauf olarak ekip çalışmasını, güveni ve dayanışmayı temel alan insan odaklı bir şirketiz. Çalışanlarımıza yatırım yaparak güvenli ve sıcak bir çalışma ortamı oluşturuyor, onlar için en iyi işveren olmayı hedefliyoruz. Şirket bilinirliği ve sektörel uzmanlığımızı aynı zamanda işveren marka çalışmalarımızla birleştirerek global alanda lider bir marka olarak kabul görüyoruz.” “Amacımız yarının yaşam alanlarını birlikte inşa etmek. Bu bağlamda iş ortaklarımızla birlikte müşterilerimizin projelerine güvene dayalı, uygulama odaklı, yüksek performanslı ve sürdürülebilir sistem çözümleri sunmaya devam edeceğiz. Köklü değerlerimiz, yetkin çalışma arkadaşlarımız, güçlü finansal yapımız ve üstün teknik tecrübemiz sayesinde 2026 yılını da doğru değerlendirerek, mevcut riskleri stratejik avantajlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda müşterilerimizin gözünde, 'birlikte çalışması en kolay marka' olma gayemizi gelecek yılda daha da güçlendirmek istiyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Empa Elektronik “Empa 2.0” ile Kabuk Değiştiriyor Haber

Empa Elektronik “Empa 2.0” ile Kabuk Değiştiriyor

Yarı iletkenler, güç elektroniği, elektromekanik ve diğer bileşen çözümlerinden oluşan geniş bir ürün yelpazesiyle 44 yıldır kapsamlı teknolojik çözüm tedarik hizmeti sunan Empa Elektronik, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge merkeziyle yeni bir dönemin kapılarını aralarken köklü bir dönüşüm sürecinin de ilk adımlarını attı. Empa 2.0 vizyonuyla adeta kabuk değiştiren şirket, iş yapış şekillerini ve uygulama alanlarını genişleterek kendi perspektifiyle birlikte müşterilerinin ve tedarikçilerinin de bakış açılarını genişletmeyi hedefliyor. Teknolojinin öncüsü ve ilklerin markası Türkiye elektronik sanayiinde yalnızca ürün tedarikçisi olarak değil, aynı zamanda teknolojik dönüşümün öncülerinden biri olarak öne çıkan Empa Elektronik, dünya çapındaki yenilikleri yakından izleyerek Türkiye’ye taşıyor. Gömülü sistemler, uçta yapay zekâ ve bulut-IoT konularındaki güçlü mühendislik birikimi ve yazılım desteği sayesinde şirket, bu alanlarda Ar-Ge çalışmalarının ve üretim süreçlerinin daha verimli ve hızlı ilerlemesine katkı sağlıyor. Bu özelliğiyle Türk elektronik sanayinin önemli kilometre taşlarında imzası bulunan Empa, 44 yıllık geçmişinde pek çok ilki de gerçekleştirdi. Bu ilklerin arasında Türkiye’nin ilk TV kumandası yazılımı ve ilk TSE standartlı yerli bilgisayarı bulunuyor. “Havada, karada, denizde, uzayda teknolojinin olduğu her yerdeyiz” Empa Elektronik CEO’su Murat Sarpel, uzay, havacılık ve savunma sanayi, e-mobilite projeleri, endüstriyel elektronik uygulamaları, akıllı enerji yönetimi ve aydınlatma çözümleri, tüketici elektroniği ve beyaz eşya gibi çok geniş bir alanda faaliyet gösterdiklerini söyledi. Empa Elektronik’in ürün ve hizmetleriyle sanayinin pek çok alanında var olduğumuz gibi, gündelik yaşantıda birçok insanın hayatına dokunduğunu dile getiren Sarpel, “Savunma sanayinde yer aldığımız projelerde havada, karada ve denizde; TOGG başta olmak üzere otomotiv sanayiinde yer aldığımız projelerle yollardayız. Endüstriyel elektronik alanındaki uzmanlığımızla ülkemizdeki üretim faaliyetlerinin en güçlü destekçisiyiz. Akıllı enerji ve LED’li aydınlatma alanındaki çözümlerimizle kentlerde, tüketici elektroniği çözümlerimizle evlerde hayatı kolaylaştırıyoruz” dedi. “Türkiye’nin vizyon projelerine ürün ve Ar-Ge desteği veriyoruz” Empa Elektronik olarak, Türkiye’nin hemen hemen tüm vizyon projelerine ürün ve Ar-Ge desteği verdiklerini ifade eden Sarpel, savunma sanayinde 5. Nesil Milli Muharip Uçak KAAN, Temel ve Jet Eğitim Uçakları HÜRKUŞ ve HÜRJET, Altay Tankı, İHA ve SİHA projeleri, Milli savaş gemisi MİLGEM’in mühimmat projelerinde; otomotiv sektöründe ise TOGG’da yer aldıklarını kaydetti. Telekomünikasyon sektöründe dahil oldukları en önemli projenin ise 5G NR (New Radio) olduğunu söyleyen Sarpel, “Bu projelerde sistemin en kritik bileşeni olan yüksek performanslı programlanabilir merkezi işlemci, farklı amaçlarla kullanılan yarı iletkenler, sensör birimleri ve elektromekanik bileşenler sağlıyoruz” şeklinde konuştu. Empa’nın geniş faaliyet alanı ve yer aldığı dev projelerin finansal performansına da olumlu bir şekilde yansıdığına dikkat çeken Sarpel, şirketin 2024 yılını yaklaşık 3,1 milyar TL hasılat ve yüzde 16,4 FAVÖK (Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kar) marjı ile tamamladığını söyledi. “İnovasyonun merkezindeyiz” “Yarı iletken ürünler”, “Elektromekanik bileşenler”, “Güç kaynakları” ve “Diğer elektronik malzemeler” olmak üzere 4 ana grupta ürün tedarik ettiklerini kaydeden Sarpel, “Bu ürün gruplarında dünyanın lider markalarının Türkiye distribütörü ve iş ortağıyız. Ancak şirketimizi yalnızca bir tedarikçi olarak konumlandırmadık. Elektronik bileşen alanında pazarlama, satış, lojistik ve finansal hizmetleri kapsayan kapsamlı bir teknoloji tedarik hizmeti sunuyoruz. Teknolojideki yenilikleri yakından takip ediyor, en güçlü kaslarımızdan biri olan Ar-Ge kabiliyetimizle sektörde süreç hızlandırıcı bir rol üstlenerek inovasyonun merkezinde yer alıyoruz” diye konuştu. Empa’nın bu vizyonunu Empa 2.0 ile bir adım ileri taşıma kararı aldıklarını ifade eden Sarpel, “Empa 2.0’ı bir nevi ‘kabuk değiştirme’ hamlesi olarak tanımlıyoruz. Amacımız, uzay, havacılık ve savunma sanayi, e-mobilite, endüstriyel, beyaz eşya ve aydınlatma gibi mevcut iş alanlarımızda sürdürülebilir bir büyüme sağlamak. Empa 2.0 ile yeni alanlara, yeni pazarlara ve genç şirketlere yatırım yapan, daha geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren, özellikle Ortadoğu ve Avrupa’da ihracat payını artırarak daha fazla görünürlük kazanan, yerli ve milli çözüm projelerine daha fazla katkı sağlayan, savunma sanayii gibi kritik alanlarda daha fazla yer alan bir Empa Elektronik yaratmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu. “Dönüşümün itici gücü Yeni Nesil Ar-Ge Modeli olacak” Sürdürülebilir büyümenin en önemli itici gücünün şirketin “Yeni Nesil Ar-Ge Modeli” olacağını belirten Sarpel, şunları söyledi: “Yeni nesil Ar-Ge Modeliyle aslında tam anlamıyla bir ürün geliştirmiyoruz. Bunun yerine teknolojik trendleri yakından takip ediyor, içlerinden en umut vaat edenlerin üzerinde Ar-Ge çalışmaları gerçekleştiriyor ve prototipler geliştiriyoruz. Bu prototipleri müşterilerimizin projelerini hızlandırmak için kullanıyoruz. Projelerin başında çözüm önerilerimizi sunuyor ve bu sayede talep yaratmaya çalışıyoruz. Proje süresince ve ürün üretildiği sürece teknik destek vermeye devam ediyoruz. Örneğin şu anda uçta yapay zekâ, üretken yapay zekâ, smart connected (Akıllı bağlı), bulut çözümleri üzerine prototip projeler geliştiriyoruz ve bunları müşterilerimizin kullanımına sunuyoruz.” Yeni Nesil Ar-Ge Modelini bir adım ileriye taşıyacak en önemli aktörün ise kısa bir süre önce Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Onayı alan Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi olduğunu dile getiren Murat Sarpel, “Bizim için stratejik bir dönüm noktası olan bu gelişme, Yeni Nesil Ar-Ge Modelimizi geliştirmemize imkan sağlamakla kalmayacak, uçta yapay zekâ, bulut-IoT ve gömülü elektronik alanlarında sahip olduğu uzmanlığımızla akıllı tarıma, endüstriyel elektronikten enerji verimliliğine kadar geniş bir alanda geliştirdiğimiz yenilikçi çözümlerimizi daha da güçlenecek, projelerimize hız kazanacak” diye konuştu. Savunma sanayinde kritik proje Bu unvanla birlikte Empa Elektronik’in daha geniş bütçelerle daha uzun vadeli ve daha yüksek katma değerli Ar-Ge projeleri yapma imkanına kavuştuğunu dile getiren Sarpel, “Ar-Ge merkezimizin şu ana kadar beşi devam eden 11 ana projesi bulunuyor. Mevcut projeler devam ederken Ar-Ge Merkezimizin 2030’a kadar olan projeksiyonunu, stratejik hedeflerini ve bağlı projelerini belirledik” açıklamasında bulundu. Savunma sanayi çalışmaları kapsamında geliştirilen ve IDEF 2025 Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı’nda sergilenen ‘AMD Embedded Tabanlı Gelişmiş Gözetleme Platformu’nun Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi’nin tasarımları arasında önemli bir yer tuttuğunu kaydeden Sarpel, “Bu projede, el terminali ünitesinden seçilen hedefler, yapay zekâ tabanlı görüntü işleme ünitesi tarafından belirlenerek video akışı içerisinde takibi yapılabiliyor. Motor kontrol ünitesine bağlı kamera sistemi ile de hedefe kamera yönlendirmesi sağlanabiliyor” dedi. Bulut-IoT, yapay zekâ ve gömülü elektronik Empa Elektronik Ar-Ge Merkezi’nin gelecek dönem projelerini üç ana eksende planladıklarını ve her bir başlık için bir çalışma grubu oluşturduklarını anlatan Murat Sarpel, şöyle devam etti: “Bulut-IoT Yazılım Grubumuz, şirketimizi yazılım teknolojileri konusunda güncel tutarken geliştirdiği yazılım projelerini uygulayacak. Burada iki ana faaliyet alanımız AIoT sistemleri ve EmpaDigital (Bulut CRM) gibi kurumsal dijital dönüşüm platformları olacak. Yapay Zekâ Grubumuz, uzun zamandır odaklandığımız Uçta Yapay Zekâ (Edge-AI) alanında faaliyetlerini genişletecek; kısa ve orta vadede üretken yapay zekânın uç birimlere entegrasyonu üzerine çalışmalar yapacak. ARM tabanlı sistem tasarımı konusunda uzman olan Gömülü Elektronik Grubumuz ise hem donanım hem de yazılım tasarımı yapıyor.” Yeni Nesil Ar-Ge Modelini akıllı ev, akıllı tarım gibi birçok farklı uygulamayı kapsayan endüstriyel elektronik başta olmak üzere, beyaz eşya ve küçük ev aletleri, savunma sanayi ve e-mobilite alanlarındaki çalışmalarla daha da geliştireceklerini kaydeden Sarpel, bu başlıklara akıllı enerji ve LED’li aydınlatma sektörünü de ekleyeceklerini belirtti. Ortadoğu ve Avrupa’da hedef büyüttü Empa 2.0 vizyonu doğrultusunda sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek bir diğer önemli ayağını ise coğrafi genişleme ve pazar genişlemesi hedefi olduğunu kaydeden Murat Sarpel, “Ortadoğu ve Avrupa’da ihracat payımızı artırmak, yeni yatırımlarla görünürlük kazanmak istiyoruz” açıklamasında bulundu. Genç şirketlere yatırım yapacak Empa’nın faaliyet gösterdiği tüm alanlarda elektronik sektörünün gelişimine katkıda bulunacak genç şirketlere ve start-up’lara yatırım yapmayı planladıklarını açıklayan Sarpel, “Ekosistem geliştirme ve yeni iş birlikleri oluşturma hedefiyle firmalarla ortak yatırımlar yaparak yerli ve milli çözüm projelerine katkı sağlamayı, savunma sanayi gibi kritik alanlarda daha fazla yer almayı amaçlıyoruz” dedi. İnsan kaynağı ve dijitalleşmeye yatırım Empa’nın bu hedeflerine ulaşmak için kendi kurumsal ve teknik altyapısını daha da geliştirmesi gerektiğini dile getiren Sarpel, “Bu yüzden Empa 2.0 vizyonumuz, gelişim ve büyümemizi desteklerken aynı zamanda sadece kendi şirketimiz için değil tüm sektör ve ülkemiz için nitelik insan kaynağına sürekli yatırım yapmayı da kapsıyor. Bu alandaki faaliyetlerimizin başında proje geliştirme isteğindeki firmaların mühendislerine ve üniversite öğrencilerine açık ve ücretsiz olarak düzenlediğimiz teknik çalıştaylar yani Accelerator Workshops adını verdiğimiz etkinlikler ile Demoday’ler geliyor. Ayrıca yeni dönemde hız vereceğimiz dijitalleşme çalışmalarımız, kendi hizmet ve verimliliğimizi artırırken edindiğimiz deneyim bize müşterilerimizin bu alandaki taleplerine daha iyi yanıt verme imkanı sağlayacak” dedi. Halka arza hazırlanıyor Empa 2.0 vizyonu doğrultusunda ortaya koydukları tüm bu hedeflerin her birine, aslında uzun yıllardır ciddi yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Sarpel, şunları söyledi: “Empa 2.0 vizyonumuzla tüm bu yatırımlarımızı daha sistemli ve bütüncül bir yaklaşımla sürdürme imkanı bulacağız. Büyük bir heyecan ve kararlılıkla hazırlandığımız halka arzımızdan elde edeceğimiz kaynak, bu konuda elimizi daha da güçlendirecek. Bu önemli adımla şirketimizin sermaye yapısını büyük bir kaynak girişiyle güçlendirirken yarım asra yakın süredir titizlikle inşa ettiğimiz şirket değerlerimizi daha da güçlendireceğimize, yolumuza daha güçlü, daha kurumsal ve daha şeffaf bir yapıyla devam edeceğimize inanıyoruz.”

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.