Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Araç

Kapsül Haber Ajansı - Araç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Araç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Elektrikli Araçlar İçin En Doğru Şarj Seçimi Nasıl Yapılır? Haber

Elektrikli Araçlar İçin En Doğru Şarj Seçimi Nasıl Yapılır?

Çevre dostu elektrikli araçların sayısı arttıkça, şarj istasyonları da günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Bu artışla birlikte farklı şarj istasyonu modelleri de hızla yaygınlaşıyor. Halka açık şarj istasyonları, site içi şarj noktaları ve bireysel şarj çözümleri olarak adlandırılan bu sistemler, hem fiyatlandırma hem de kullanım koşulları açısından önemli farklılıklar gösteriyor. Bu nedenle elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaçlarına ve bütçelerine en uygun seçeneği belirlemeden önce tüm alternatifleri iyi analiz etmeleri büyük önem taşıyor. Elaris Genel Koordinatörü Volkan Demir, elektrikli araç kullanıcılarının şarj seçeneklerini değerlendirirken; fiyat, erişim kolaylığı, kullanım koşulları ve hizmet kalitesi gibi önemli farkları göz önünde bulundurmalarını öneriyor. Halka açık şarj istasyonlarında yaygınlık avantajken fiyat dezavantaj “AVM’ler, otoparklar, akaryakıt istasyonları ve yol kenarlarında yaygın olarak konumlandırılan halka açık şarj istasyonlarına erişim kolaydır. Fakat bu yaygınlık, fiyat anlamında bazı dezavantajlar yaratıyor. Halka açık şarj istasyonlarında ortalama fiyat, kWh başına yaklaşık 10-12 TL seviyesinde oluyor. Fiyatın içerisinde; altyapı, bakım ve hizmet maliyetleri de ekleniyor. Bu n edenle kullanıcılar, yalnızca şarj hizmeti için değil, operatörün sunduğu altyapı hizmetleri için de ödeme yapıyor. Site içi şarj istasyonlarında makul maliyet Sitelerde ve konutlarda yer alan şarj istasyonlarında ise kWh başına fiyat ortalama 9 TL seviyesinde oluyor. Altyapı giderleri değişmese de enerji maliyetindeki farklılık nedeniyle daha makul fiyatlarla şarj imkânı sunuluyor. Bireysel şarj istasyonlarıyla uzun vadeli tasarruf Bireysel şarj istasyonları ise uzun vadede en ekonomik seçenek olarak öne çıkıyor. Ev veya iş yerlerine kurulan bu sistemler sayesinde kullanıcılar, konut elektriği tarifesi üzerinden araçlarını şarj edebiliyor. Türkiye’de konut elektriği tarifesi göz önüne alındığında, kWh başın a 3 TL ila 5 TL maliyetle elektrikli araç şarj etmek mümkün oluyor. Bu da uzun vadede kullanıcılara ciddi bir tasarruf sağlıyor. Üstelik bireysel istasyonlar “tak-çalıştır” mantığıyla çalıştığı için herhangi bir uygulama veya ekstra üyelik de gerektirmiyor. Şarj işlemi, cihazın kendi uygulaması veya direkt bağlantı ile yapılabiliyor. İhtiyaca göre doğru şarj seçimi Kısacası elektrikli araç kullanıcılarının şarj ihtiyaçları; kişisel tercihlerine, yaşam tarzlarına ve bütçelerine göre değişiklik gösteriyor. Elaris olarak, bu noktada elektrikli araç kullanıcılarına; cihaz tedariği, yatırım seçeneği, kurulum hizmetleri ve uygun fiyat politikalarıyla kapsamlı çözümler sunuyoruz” dedi.

MAN Elektrikli Kamyon Üretiminde Seri Döneme Resmen Geçti Haber

MAN Elektrikli Kamyon Üretiminde Seri Döneme Resmen Geçti

MAN elektrikli kamyonların seri üretimine başladı. MAN CEO'su Alexander Vlaskamp, yeni dönemi “MAN'ın geleceği şimdi başlıyor” sözleriyle tarihi bir an olarak tanımladı. MAN Truck & Bus, Münih’teki fabrikasında elektrikli kamyonlarının seri üretimine başladı. MAN CEO'su Alexander Vlaskamp ve MAN'ın Üretim ve Lojistikten Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Michael Kobriger’in katılımıyla hayata geçirilen yeni üretim modeli, hem elektrikli hem de dizel kamyonların tek bir entegre üretim hattında karma şekilde üretilmesine imkan veriyor. “MAN’ın geleceği şimdi başlıyor” Alexander Vlaskamp, yeni dönemi “tarihi bir an” olarak nitelendirerek şunları söyledi: “Elektrikli kamyonlarımızın seri üretimi, MAN tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır. MAN'ın geleceği şimdi başlıyor. Tüm ekip olarak, dizelden elektrikli tahrike geçiş sürecini aktif olarak şekillendirmekten gurur duyuyoruz. Yüksek verimliliğe sahip elektrikli kamyonlarımız, emisyonsuz yük taşımacılığını gerçeğe dönüştürecek. Bu adım, 2050 yılına kadar karbon nötr olma hedefimize ulaşma yolunda büyük önem taşıyor. Elektrikli kamyonları, son teknoloji dizel kamyonlarımızla aynı üretim hattında üretebilmek de bize muazzam bir esneklik sağlıyor ve üretim verimliliğini arttırıyor. Geleneksel kamyon ürün portföyümüzü akü-elektrik tahrik sistemleriyle sunabilmek için araştırma ve geliştirmeye yaklaşık 400 milyon Euro yatırım yaptık. 12 tondan 50 tona kadar uzanan ürün yelpazemiz, çöp toplama araçlarından uzun yol kamyonlarına kadar tüm segmentleri kapsıyor. Ev ödevimizi yaptık ve yıl sonuna kadar ilk 1.000 elektrikli kamyonu teslim etmeyi hedefliyoruz.” Münih e-mobiliteye hazır Üretim ve Lojistikten sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Michael Kobriger de şunları kaydetti: “On yıl içerisinde Avrupa'daki tesislerimizin elektrikli hale dönüştürmek için yaklaşık bir milyar Euro’luk bir yatırım yapacağız. Bu yatırımın büyük bir kısmı Almanya'da gerçekleşecek. Münih ve Nürnberg tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz bu dönüşüm, aynı zamanda Bavyera için de güçlü bir sanayi sinyali anlamına geliyor. Ayrıca elektrikli veya dizel kamyonların tek bir hat üzerinde üretilebilmesi, bize pazardaki gelişmelere ve müşterilerin siparişlerine göre esnek bir üretim yapma imkanı sağlıyor. Bu yeni üretim modeliyle birlikte, montaj hattı, tedarik zinciri ve lojistikte de kapsamlı değişiklikler hayata geçirdik." MAN'ın ana fabrikasında, tahrik tipinden bağımsız olarak günde yaklaşık 100 kamyon üretilirken, bir kamyonun üretimi ise yaklaşık sekiz saat sürüyor. İçten yanmalı motorlar başlangıçta aks, depo ve egzoz sistemleriyle donatılırken, elektrikli modeller bunun yerine güç paketi olarak adlandırılan diğer elektrikli bileşenlerle birlikte iki bataryayla tamamlanıyor. Bu yeni üretim yapısına geçiş sürecinde 5.000'den fazla çalışan, yüksek voltaj teknolojileri üzerine eğitim aldı. 740 kilometreye kadar menzil MAN, seri üretime başlamadan önce 200'e yakın elektrikli ön seri kamyonu Avrupa’daki müşterilerine teslim etti. Bu araçlar, Avrupa yollarında gerçek müşteriler tarafından yaklaşık iki milyon kilometre yol kat etti ve sahadan büyük başarı gösterdi. Bu süreçte bazı araçlar, günlük 850 kilometre kadar ulaşan kullanımlarda, 100 kilometrede ortalama 97 kWh gibi çok düşük enerji tüketimi sağladı. MAN, şimdiden 700 civarında elektrikli kamyon siparişi aldı. Özellikle MAN’ın, Ultra-Lowliner yarı römork çekicisi, sadece 950 mm'lik beşinci teker yüksekliği ve 3,75 metrelik dingil mesafesiyle benzersiz bir seçenek olarak öne çıkıyor ve otomotiv lojistiğinde büyük ilgi görüyor. Elektrikli kamyonun bir diğer avantajı da Nürnberg'deki MAN fabrikasından gelen ve toplamda 534 kWh'ye kadar kapasite sunan üç ila altı modüler NMC aküsü olarak öne çıkıyor. Araç, bu sayede yeniden şarj edilmeden 500 kilometreye kadar, yedinci akü seçeneğiyle birlikte ise 740 kilometre menzile kadar çıkabiliyor. Elektrikli otobüslerde de öncü MAN, geniş elektrikli kamyon yelpazesinin yanı sıra, aynı zamanda elektrikli otobüsler de öncü konumda bulunuyor. Polonya'daki fabrikasında ürettiği elektrikli şehir içi otobüslerle Avrupa'da pazar lideri olan MAN, ayrıca Ankara'da da piyasaya elektrikli yolcu otobüsü sunan ilk Avrupalı üretici oldu. Bugün Avrupa şehirlerinde 2.500'den fazla MAN elektrikli otobüs hizmet veriyor. Yeni modellerde kamyonlar olduğu gibi Nürnberg'den gelen bataryalar kullanılıyor. MAN, bunun için burada 250 milyon Euro’luk bir yatırım yaptı. 2050'ye kadar karbon nötr hedefi MAN Truck & Bus, 2050 yılına kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. MAN'ın toplam emisyonlarının yaklaşık yüzde 95'i işletmelerce kullanılan araçlardan kaynaklanıyor. Bu nedenle bu araç filosunun elektrifikasyonu MAN’ın sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşması için hayati önem taşıyor. Elektrikli kamyonlar, özellikle Avrupa Birliği'nin mevcut CO2 hedeflerine ulaşma sürecinde de kritik önem taşıyor. MAN, bu yüzden 2025 yılına kadar müşterilerine 1.000'den fazla elektrikli kamyon teslim etmeyi planlıyor. Yıllık 120.000 kilometre yol yapan ve ortalama 24 litre tüketen 1.000 dizel kamyonla kıyaslandığında, sadece bu ilk elektrikli kamyon filosu, yılda 80.000 ton CO2 tasarrufu sağlayabiliyor. Bu miktar, küçük bir Alman kasabasının yıllık CO2 emisyonuna eşdeğer bir oran anlamına geliyor.

TBB’den Belediyelere 62 Araç Hibesi Haber

TBB’den Belediyelere 62 Araç Hibesi

Belediyelerin sosyo-ekonomik durumu, yüzölçümü, nüfusu, ihtiyaç ve talepleri göz önünde bulundurularak “Tüm belediyelere adil ve eşit hizmet” ilkesiyle gerçekleştirilen hibe kapsamında; Ak Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Büyük Birlik Partisi, Deva Partisi, Demokrat Parti, Sol Parti, Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisine mensup belediyelere toplamda 62 hizmet aracı hibe verildi. Törene; TBB Encümen Üyelerinden, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Artvin Belediye Başkanı Bilgehan Erdem, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel ile araç hibe edilen belediyelerin başkan ve yöneticileri katıldı. “Tutuklu belediye başkanları hukuksuz şekilde ailelerinden ayrı” TBB ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve bazı belediye başkanlarının tutukluluğunu anımsatan Karalar; “Muhalefet partilerine mensup bazı belediye başkanlarımız haksız ve hukuksuz şekilde tutuklu. Kurban Bayramı’nı, Anneler Günü’nü, Babalar Günü’nü ailelerinden ayrı geçirdiler.” dedi. Karalar, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi Liderler Zirvesi’ndeki gözlemlerini de aktararak, bu uygulamaların uluslararası kamuoyunda da kabul görmediğini ifade etti. “Belediyelerimize siyasi ayrım gözetmeden destek veriyoruz” Karalar, konuşmasında Birlik olarak tüm belediyelere eşitlik ilkesi doğrultusunda destek verdiklerini vurgulayarak “Birliğimiz, Ekrem Başkanımız döneminde belediyeler arasında hiçbir ayrım yapmadan, ihtiyaç, nüfus, sosyo-ekonomik durum ve yüz ölçümü gibi kriterleri gözeterek hizmet vermeye başladı.” dedi. Siyaset üstü bir anlayışla hareket ettiklerini belirten Karalar; “Cumhuriyet Halk Partisi, Ak Parti, Milliyetçi Hareket Partisi, Deva Partisi, Demokrat Parti, Saadet Partisi, Sol Parti, Yeniden Refah Partisi ve Büyük Birlik Partisi’ne mensup belediyelere araçlarını teslim ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Hiçbir belediye başkanının denetlenmekten ve yargılanmaktan korkmadığının altını çizen Karalar, “Milletin seçtiğini siz görevden alıp kayyım atamamalısınız. Bundan bir süre önce Sayın Cumhurbaşkanımız ‘kayyımları istisna haline getirmemiz gerekir.’ dedi. Kayyımın doğru olmadığını bizzat kendisi de ifade etmiş oldu. İstisna da doğru değil. Kayyımı tamamen ortadan kaldırmak gerek.” dedi. Yargılamalarda haksızlıklar yapıldığına dair eleştiride bulunan Karalar; “İddianameleri yazın ve hemen yargılayın. 3 ayı aşkın süredir arkadaşlarımız içeride, daha uzun süredir tutuklu olanları da var. Elinizde herhalde delil var ki arkadaşlarımızı tutukladınız. İddianameyi yazın ve mahkeme süreci başlasın. Eğer iddianameyi yazmıyorsanız, elinizde delil yok demektir.” ifadelerini kullandı. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” Karalar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." Sözünü hatırlatarak; “Biz Atatürk’ün ne bu ilkesinden ne de diğer ilkelerinden asla vazgeçmeyecek, milletimizin haklarının korunması ve demokrasimizin sağlamlaştırılması için kararlılığımızı her zeminde ortaya koyacağız. Birliğimiz Ekrem Başkanımız döneminde belediyeler arasında hiçbir ayrım yapmadan belediyelerin sosyo-ekonomik durumu, yüz ölçümü, ihtiyaçları, talepleri ve nüfusları gibi kriterleri dikkate alınarak eşitlik ilkesi çerçevesinde hizmet vermeye başladı. Biz de onu devam ettiriyoruz. 55- 45 gibi bir denge var. Bazen 60- 40 oluyor. Yani yüzde 55’i, 60’ı eski deyimiyle Millet İttifakı diyelim, yüzde 45’i de Cumhur İttifakının araçları oluyor.” şeklinde konuştu. “‘Ödemeyeceğim’ diyen hiçbir belediye başkanı yok” Belediyelerin ekonomik zorluklarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Karalar, hükümet yetkilileriyle yapılan görüşmelerin detaylarını da aktardı. Karalar, bu görüşmelerde belediyelerin mali sıkıntılarını paylaştıklarını kaydederek; “Her seferinde bugüne kadar uygulanmayan bu uygulamanın belediyeleri son derece sıkıntıya sokacağını ve hizmet yapamayacaklarını söyledik. Öncesinde olduğu gibi borçlar birikir, devlet bir yapılandırma çıkarır, faizleri siler ya da daha düşük faizle yapılandırır. Biz bunu talep ettik. Borçları inkar eden, ‘ödemeyeceğim’ diyen hiçbir belediye başkanı yok. Kaldı ki pandemi, deprem, ekonomik sıkıntılar belediyemizin gelirlerini giderleri oranında artırmadığı için hizmet yapma noktasında çok büyük zorluklar yaşıyorlar.” dedi. Yapılandırma taleplerini de sık sık dile getiren Karalar; “Bizim yapılandırma talebimiz oldu. Yapılandırılmıyorsa, önce anapara sonra faizler alınsın. Yüzde 54 faiz işletiyorlar, ayda 4,5, yılda 54 ediyor. 100 TL borcunuzu ödüyorsunuz, önce 54 TL’yi faize, sonra 46 TL'yi anaparaya sayıyor. Bu bir haksızlık. Dolayısıyla bu, belediyelerimizin millete hizmetini engelleyen bir uygulama. Kaldı ki belediyelerin gelirlerini de artırmak durumundasınız. Şu anda verginin yüzde 6’sını belediyelere dağıtıyorlar. Bunun behemehal 8’e, bir sürede 11’e çıkartılması gerektiğini söylüyoruz. “Ekonomik kriz var, paramız yok.” diyorlar ama ben 2026’yı baz alıp buradan başlayabilirsiniz diyorum. Bunu da yapmak durumundalar. Aksi halde belediyeler hizmet yapamaz duruma gelirler. Dolayısıyla bu çabamız devam edecek.” şeklinde konuştu. “Dış kaynaklar engelleniyor” Dış kaynaklarla ilgili de belediyelerin engellendiğini açıklayan Karalar bu konuda ise şu açıklamalara yer verdi: “Diyorlar ki ‘SSK ve vergi borcu olanlar dış kaynaklardan faydalanamayacaklar’. Eğer bir belediye başkanı dış kaynağı hazinenin garantisine gerek olmadan bulmuşsa, onu da rahat bırakmaları lazım. Biz benzer her zorlukta belediyelerimizin yanındayız ve güçlü olmaya devam edeceğiz. İnanıyoruz ki belediyelerimiz güçlendikçe milletimizin refahı da o ölçüde artacaktır. Geçmiş senelere oranla en çok araç dağıtılan yıl, bu yıl oluyor. Yaklaşık 450’nin üstünde araçla hibe ediliyor ki bu bir rekordur. İnşallah seneye bu sayıyı artıracağız.” Karalar’ın konuşmasının ardından hibe edilen araçların temsili anahtarları belediye başkanlarına teslim edildi. Hibe edilen hizmet araçları Türkiye’nin dört bir yanına doğru yola çıktı.

ALBATROSS Projesi elektrikli ve hibrit-elektrikli binek araç piyasasına yenilikçi batarya sistemleri kazandıracak Haber

ALBATROSS Projesi elektrikli ve hibrit-elektrikli binek araç piyasasına yenilikçi batarya sistemleri kazandıracak

Yeşilova Ar-Ge Merkezi, Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen Horizon 2020 ALBATROSS Projesi kapsamında önemli bir aşamayı geride bıraktı. Projenin 8. Genel Kurul toplantısı, University of Nottingham ev sahipliğinde İngiltere'de gerçekleştirildi. Toplantıda, projede gelinen son aşama ele alınırken, geliştirilen batarya kutusunun araca entegre edilmeye hazırlandığı gözlemlendi. Yeşilova Ar-Ge Merkezi'ni temsilen toplantıya, projede geliştirilen batarya kutusunun tasarımını yapan Ar-Ge Ürün Geliştirme Mühendisi Eda Demir ve proje koordinatörü olarak Ar-Ge Proje Uzmanı Aysel Pilav katıldı. Eda Demir batarya kutusunun entegrasyon sürecini kontrol ederken, Aysel Pilav toplantıyı yöneterek proje ortaklarından yürütülen çalışmalar hakkında raporlar aldı ve değerlendirmelerde bulundu. Elektrikli Araçlar için Yenilikçi Batarya Çözümleri 4,5 yıllık bir çalışma periyoduna sahip olan ve 10 ülkeden 21 proje ortağını bir araya getiren ALBATROSS Projesi, elektrikli ve hibrit-elektrikli binek araç piyasasına yenilikçi batarya sistemleri kazandırmayı amaçlıyor. Projede geliştirilen batarya sistemi, BMW i3'e entegre edilerek valide edilecek. Proje kapsamında elektrikli araç batarya sistemlerini %20 daha hafif, %25 daha hızlı şarj olan, daha dayanıklı daha verimli ve %25 daha çevre dostu hale getirmek hedefleniyor. Yeşilova Holding'in proje koordinatörlüğünü üstlendiği ALBATROSS, batarya sistemlerinin iyileştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarıyla sektöre yön veriyor. Aynı zamanda, batarya kutularının tasarımı ve dayanıklılığına dair yürütülen test çalışmalarıyla projenin somut kazanımları gözler önüne seriliyor. Genel Kurul Toplantısı ve Projede Son Aşama University of Nottingham'da gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısında, proje ortakları ALBATROSS'un son gelişme aşamalarını değerlendirdi. Toplantıda mevcut iş paketleri anlatılırken, şirketlerin bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmalar da sunuldu. Genel Kurul toplantısının ardından ALBATROSS'un en güncel çıktıları, RTR Konferansı'nda sunuldu. 90'dan fazla AB destekli projenin yer aldığı bu büyük organizasyonda, projenin son gelişmeleri ve gelecekteki etkileri paydaşlarla paylaşıldı.

CHP Grubu engelli hakları için AYM’ye başvurdu Haber

CHP Grubu engelli hakları için AYM’ye başvurdu

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) engelli yurttaşlara araç alımlarında ÖTV istisnasının daraltılması düzenlemesinin yer aldığı “7537 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” hakkında yürürlüğü durdurma ve iptal istemiyle başvurdu. Başvuru sonrasında CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka ve CHP Milletvekilleri Aylin Yaman, Elvan Işık Gezmiş AYM önünde gerçekleşen açıklamaya katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Aylin Nazlıaka, yaptığı açıklamada şunları söyledi: AKP, engellilerin haklarını adım adım budadı! Bilindiği gibi, engelli yurttaşlarımızın araç alımıyla ilgili önemli bir düzenleme vardı. 4760 Sayılı ÖTV Yasası kapsamında, yüzde 90 engelli sağlık kurulu raporu olan bireyler, 5 yılda bir kez olmak kaydıyla, motor silindir hacmi 1600 cc'ye kadar olan araçları ÖTV muafiyetli olarak alabiliyorlardı. Ancak 2021 sonunda yapılan değişiklikle, AKP Hükümeti engellilerin araç alma kriterlerini değiştirdi. Motor silindir hacmi yerine artık fiyat endeksli oldu. Bu değişiklikle birlikte, engellilerin alabileceği araçların sayısı neredeyse sıfıra indi. Her yıl belirlenen yeniden değerlenme oranıyla, engellilerin araç alım hakkı her yıl daraltıldı. 2025 yılı için bu limit 2.290.200 TL olarak belirlendi. Bu rakamlarla engelliler, piyasadaki araçların ancak altıda birini alabiliyorlardı. 2024'ün Haziran ayında ise AKP Hükümeti, engellilerin bu haklarını daha da kısıtlayacak bir teklif sundu. Ancak toplumdan gelen büyük tepkiler nedeniyle bu teklif geri çekildi. Bununla birlikte, sürekli olarak engellilerin ÖTV muafiyeti ile araç alımlarının vergi kaybına yol açtığı, sahte engelli raporlarıyla araç alındığı ve bu araçların amacına aykırı kullanıldığına dair bir algı çalışması yapıldı. Hükümete yakın ve bazı muhalif medya organlarında bu konuda çokça haber yapıldı. Maliye Bakanlığı da 2024'te ÖTV'siz araç satışlarının 300.000'in üzerine çıktığını ve vergi kaybı olduğunu açıkladı. Ancak bu açıklamalar gerçeği yansıtmıyor. Engelliler, bu araçları almak için büyük bir çaba göstererek ödedikleri KDV ile devlete ciddi bir katkı sağlıyorlar. Bir başka sorun ise yerli üretim zorunluluğu. Maliye, ithal araçlardan da çok büyük vergi geliri sağlıyor. Eğer yerli üretimin teşvik edilmesi amaçlanıyorsa, neden öncelikle kamu araçlarına yerli üretim şartı getirilmedi? Türkiye’de süresiz sağlık kurulu raporu olan 6 milyondan fazla engelli yurttaş olduğu biliniyor. Bunların en az beşte biri ağır engelli ve dolayısıyla ÖTV’siz araç alma hakkına sahip. Ancak bu hakkı kullanan engelli birey sayısı, oldukça az. Yani her engellinin “ÖTV’siz araç aldığı” iddiaları gerçeği yansıtmıyor. Evet, yolsuzluk ve istismar olabilir. Ama bu, engelli bireylerin haklarına göz dikmek için bir bahane olamaz. Bu mantık, hırsızı değil ev sahibini cezalandırmaktır. Mağduru koruyun, denetimleri arttırın. 25 Aralık 2024 tarihinde TBMM’de kabul edilen 7537 sayılı yasa ile engellilerin ÖTV’siz araç alma süresi 5 yıldan 10 yıla çıkarıldı. Ayrıca, araçların yerli üretim katkı oranı yüzde 20 olarak belirlendi. Ama yasa yürürlüğe girmeden, Cumhurbaşkanı bu oranı yüzde 40’a çıkarmak için yetki kullandı ve engellilerin araç alma hakkını daha da daralttı. Bu hukuksuzluğu CHP olarak AYM’ye taşıyoruz. Engelli yurttaşlarımızın haklarına sahip çıkmak için buradayız. Kimse, engelli bireylerin haklarını kısıtlamak için bahaneler üretmesin. Biz, engellilerin yanındayız ve bu hukuksuz uygulamalar son bulana kadar takipte olacağız.

İkinci elde 5 yaş üstü araçlara talep artmaya devam ediyor Haber

İkinci elde 5 yaş üstü araçlara talep artmaya devam ediyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ocak ayında ikinci elde devri gerçekleştirilen taşıtlara ilişkin istatistikleri açıkladı. Söz konusu verilere göre 2024’ün ocak ayında 530 bin 744 adet olarak gerçekleşen ikinci el otomobil pazarı, bu yılın aynı ayında yüzde 3,93 oranında bir artışla 551 bin 610 adet olarak gerçekleşti.2024’ün ocak ayında 782 bin 589 adet olarak gerçekleşen toplam pazar, 2025’in ocak ayında 813 bin 093 adet oldu. Motorlu Araç Satıcıları Federasyonu (MASFED) Genel Başkanı Aydın Erkoç, ikinci el otomotiv sektörüne ilişkin yaptığı değerlendirmede pandemiden itibaren gerek stokçuluk gerekse araç tedarikinde yaşanan sıkıntıların araç fiyatlarında bir köpük oluşturduğunu, ancak yapılan düzenlemelerle fiyatların yüzde 20 dolaylarında geri geldiğini ifade ederek, 2025 yılının da hareketli geçeceğini belirtti. Erkoç, özellikle 5 yaş üzeri araçlara talebin arttığına dikkat çekti. 2024 yılında 10 milyon 689 bin 113 taşıtın noterler aracılığıyla yapılan devirler yoluyla el değiştirdiğini, hareketliliğin 2025’in ocak ayında da devam ettiğini söyleyen Erkoç, “Bilindiği gibi daha önceden yaşanan köpükten dolayı sıfır araçlar liste fiyatının üzerinden satılıyordu, ikinci el araçlar da neredeyse sıfır fiyatına satılıyordu. Köpük söndükten sonra ikinci el araç fiyatlarında neredeyse yüzde 20’lere varan bir gerileme oldu. O zamandan beri fiyatlar sabitlendi. Gerek sıfırda gerekse ikinci elde hareketliliğin yıl boyunca devam edeceğini düşünüyoruz. Otomobil yatırım aracı olmaktan çıksa da sürekli artan nüfus araç ihtiyacını da artırıyor. Bununla birlikte önceleri bir ailede tek araç varken, artık bir hanede birden fazla araç oluyor. Talep artarak devam ediyor” diye konuştu. Ocak ayında satılan araçların yüzde 80’i 5 yaş ve üzeri Türkiye’de son yıllarda araç fiyatlarının çok arttığını, piyasa koşullarının değiştiğini belirten Erkoç, şöyle konuştu: “Daha önce 50 bin TL olan araçların satış fiyatı 500 bin TL oldu. 1 milyon TL’ye satılan araçlar, şu an 10 milyon TL’ye satılıyor. Ekonomik koşulları göz önüne aldığımızda da piyasada en çok 400 – 500 bin TL dolaylarındaki araçların rağbet gördüğünü, 1,5 milyon TL civarındaki araçlara talebin düştüğünü söyleyebiliriz. Satın alma gücü, finansmana erişim gibi etkiler ve kredi vade sayılarının düşük olması vatandaşların daha uygun fiyatlı araçlara yönelmesine sebep oluyor. Verilere baktığımızda ocak ayında piyasada satılan araçların yüzde 80’ini 5 yaş ve üzeri araçlar oluşturuyor. 10 yaş ve üzeri araçların satış payı ise yaklaşık olarak yüzde 57.” Şu an araç fiyatlarının normal seyrinde olduğunun altını çizen Erkoç,“2024 model sıfır araçlardaki kampanyalar bitiyor, 2025 araçlar yeni fiyatlarla gelecek. Bu araçların fiyatlarının daha yüksek olacağı öngörüsü, dövizdeki belirsizlik gibi nedenler fiyatları yukarı çıkaracaktır. Bu durum ikinci el araçlara da yansıyacaktır. Yaklaşan Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı var, yaz sezonu ile hareketliliğin de artacağı ve fiyatların yükseleceği düşünüldüğünde ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız için şimdi alım zamanı diyebiliriz’’ dedi.

EDGE ve FNSS, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri'nin BMP-3 zırhlı personel taşıyıcı araçları için ortaklık kuruyor Haber

EDGE ve FNSS, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri'nin BMP-3 zırhlı personel taşıyıcı araçları için ortaklık kuruyor

KAHA - Kara platformları için kapsamlı yaşam döngüsü desteği sağlayan, EDGE Grubu’na bağlı öncü kuruluş AL TAIF, tekerlekli ve paletli zırhlı muharebe araçları ile istihkam araçları, insansız kara araçları, askeri araçlar için hibrit güç çözümleri, kule ve sürdürülebilirlik çözümleri tasarlayıp üreten küresel bir kara sistemleri şirketi olan FNSS ile bir İyi Niyet Sözleşmesi (MoU) imzaladı. Ortaklık, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri'nin BMP-3 Zırhlı Personel Taşıyıcı (ZPT) araçlarının modernize edilerek operasyonel hazırlık seviyelerinin ve muharebe sahasındaki performanslarının arttırılmasını hedefliyor. Anlaşma, AL TAIF CEO’su Rashed Al Kaabi ve FNSS Genel Müdür ve CEO'su Kadir Nail Kurt tarafından, 20 Şubat'ta, Abu Dabi Ulusal Sergi Merkezi'nde (ADNEC) devam eden IDEX Uluslararası Savunma Fuarı ve Konferansı 2025'te imzalandı. Anlaşma kapsamında AL TAIF ve FNSS, Birleşik Arap Emirlikleri Silahlı Kuvvetleri’nin BMP-3 ZPT filosunda bulunan yaklaşık 615 aracı geliştirmek ve modernize etmek üzere dahili politika ve prosedürlere uygun olarak birlikte çalışacak ve bu araçların günümüzün teknolojik standartlarına uygun hale getirilmesini sağlayacaklardır. Modernizasyon projesi ile, BMP-3 ZPT'lerin mekanik, elektrik ve elektronik sistemlerinin geliştirilmesi ve araçların gelişmiş performans ve operasyonel hazırlık için son teknolojilerle donatılması amaçlanıyor. Anlaşma hakkında konuşan Rashed Al Kaabi, “FNSS'nin araç modernizasyonundaki kapsamlı uzmanlığını ve bizim bakım onarım konusundaki kanıtlanmış deneyimimizi bir araya getirerek, BAE Silahlı Kuvvetleri'nin zırhlı filosunun ömrünü ve etkinliğini artırmak için ileri teknolojileri entegre etmeyi hedefliyoruz ve nihayetinde onların görev hazırlıklarını ve performanslarını iyileştirmeyi amaçlıyoruz. Bu işbirliği, AL TAIF'ın savunma çözümlerinde yenilik ve mükemmellik taahhüdünün altını çizerken, BAE Silahlı Kuvvetleri'nin gelişen operasyonel taleplerini karşılamak üzere en iyi sistemlerle donatılmasını sağlıyor.” dedi. Kadir Nail Kurt ise, “FNSS, Türkiye, ABD, Körfez ülkeleri ve Güneydoğu Asya’da çeşitli dost ve müttefik ordular için modernizasyon programlarını başarıyla tamamlama geçmişine sahiptir. Yeni nesil araç geliştirme konusundaki uzmanlığımızı kullanarak, FNSS, kullanıcı gereksinimleri ve spesifikasyonlarına uygun araç sürdürülebilirlik programları için yenilikçi çözümler sunmaktadır. FNSS’nin kabiliyet geliştirme ve ömür uzatma çözümleri, araçların hizmet ömrünü uzatarak, günümüz muharebe ihtiyaçları için etkili ve ilgili varlıklar olarak kalmalarını sağlayarak, güvenilirlik ve dayanıklılıkta önemli gelişmeler sunar.” dedi. BMP-3 modernizasyonunun ötesinde, AL TAIF ve FNSS, BAE Silahlı Kuvvetleri’ne daha fazla destek sağlamak için daha geniş işbirliği fırsatlarını da değerlendireceklerdir. Bu sinerji, EDGE’in BAE Silahlı Kuvvetleri'ne olan bağlılığını ve teknolojik olarak üstün bir savunma gücünü destekleme çabalarını pekiştirmektedir. 

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.