Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aralıklı Oruç

Kapsül Haber Ajansı - Aralıklı Oruç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aralıklı Oruç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yaşamınızı Nasıl Güzelleştirirsiniz? Haber

Yaşamınızı Nasıl Güzelleştirirsiniz?

Oysa bu belirtiler sağlığınıza yeterince yatırım yapmadığınızın sinyalleri olabilir. İyi haber şu ki; bu tabloyu değiştirmek çoğu zaman günlük yaşamda yapılacak küçük ama düzenli değişikliklerle mümkün. Kişisel wellness yaklaşımının bu noktada önem kazandığına dikkat çeken Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, “Wellness; kişinin fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal sağlığını her gün bilinçli seçimlerle desteklemesidir" diyor ve sağlıklı yaşamın kaldırım taşı olan günlük hayatta kullanacağınız 10 kişisel wellness rutinini anlatıyor. SAĞLIĞINIZI BU SEÇİMLERLE DESTEKLEYİN Uzun yıllar boyunca sağlık, büyük ölçüde "Hasta mıyım, değil miyim?" sorusuyla değerlendirildi. Oysa günümüzde bu yaklaşım tek başına yeterli değil. Çünkü kronik hastalıkların önemli bir bölümü ortaya çıkmadan yıllar önce; uyku kalitesinde bozulma, enerji kaybı, kas gücünde azalma, metabolik esnekliğin kaybı, stres toleransının düşmesi ve bağışıklık sistemindeki değişiklikler gibi erken sinyaller vermeye başlıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, "Kas gücü, metabolik esneklik, uyku kalitesi, bağışıklık sistemi ve stres karşısında toparlanabilme kapasitesi aslında sağlık rezervimizi oluşturur. Günlük alışkanlıklarımız bu rezervi ya artırır ya da fark etmeden tüketir" diyor. Bedeni daha dirençli, dengeli ve yaşamı sürdürülebilir getirmenin yolunun günlük yaşamda uygulanabilecek wellness rutinleriyle mümkün olabileceğini söyleyen Dr. Halil Ertürk günlük yaşamda kullanılabilecek basit ve uygulanabilir 10 kişisel wellness rutinini paylaşıyor. 1. Wellness’ın ilk sorusu: Uykumu koruyacak ne yapıyorum? Uykunun bağışıklık sisteminin, hormon dengesinin, hafızanın, iştah kontrolünün, kan şekeri regülasyonunun ve hücresel tamir süreçlerinin yeniden organize olduğu biyolojik bir dönem olduğunu belirten Dr. Halil Ertürk “Kötü uyku yalnızca ertesi gün yorgun hissettirmez. Uzun vadede insülin direncini, iştah artışını, tansiyon problemlerini, inflamasyonu, duygu durum dalgalanmalarını ve bilişsel performans düşüklüğünü tetikleyebilir” diyor ve kaliteli uykunun temel adımlarını paylaşıyor; Sabah saatlerinde gün ışığı almak, Her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, Akşam geç saatte ağır yemek yememek, Kafeini öğleden sonra sınırlamak, Yatak odasını serin, karanlık ve sessiz tutmak, Uyumadan önce zihinsel ve dijital uyarıyı azaltmak. 2. Akdeniz tipi beslenme metabolik sağlığı destekliyor Karmaşık diyetler yerine sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarını öneren Dr. Halil Ertürk, zeytinyağı, sebze, baklagiller, balık, tam tahıllar ve yeterli protein içeren Akdeniz tipi beslenmenin kan şekeri dengesinden bağırsak sağlığına kadar birçok sistemi olumlu etkilediğini belirtiyor. Özellikle 40 yaşından sonra yeterli protein tüketimi kas kütlesini korumak açısından önem taşıyor. 3. Yemekten sonra 10 dakikalık yürüyüş fark yaratıyor Sağlıklı yaşam için uzun egzersiz programlarına gerek yok. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk’e göre öğle veya akşam yemeğinin ardından yapılacak 10-15 dakikalık tempolu yürüyüş sindirimi destekliyor ve yemek sonrası kan şekeri yükselmelerini dengelemeye yardımcı oluyor. 4. Uzun oturmanın etkilerini azaltın Kas dokusunun yalnızca hareket etmek için değil, metabolizma, bağışıklık ve sağlıklı yaşlanma için de önemli olduğunu vurgulayan Dr. Ertürk, “Wellness yaklaşımında hareket yalnızca kalori yakmak için yapılmaz. Hareket; kası, kalbi, damarları, beyni, eklemleri ve metabolizmayı canlı tutan temel biyolojik uyarıdır” diyor ve günlük wellness için iki hedefi paylaşıyor; Daha az oturmak.Düzenli kas uyarısı vermek. Pahalı ekipman olmaksızın yapılan tempolu yürüyüş, merdiven çıkma, squat, duvara şınav, plank, esneme hareketleri ve vücut ağırlığıyla yapılan basit egzersizler güçlü bir başlangıç sağlıyor. Her 45-60 dakikada bir ayağa kalkmak, kısa bir yürüyüş yapmak veya birkaç esneme hareketi bile uzun oturmanın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı oluyor. 5. Amaç stresi yok etmek değil, toparlanabilmek Stresin yaşamın doğal bir parçası olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, asıl önemli olanın stres sonrası bedenin yeniden dengeye dönebilmesi olduğunu söylüyor. Yavaş nefes egzersizleri, doğada zaman geçirmek, dijital molalar vermek ve sosyal ilişkileri güçlendirmek sinir sisteminin toparlanmasına katkı sağlayabiliyor. 6. Hormetik Stres: Dozunda Zorlanma, Daha Güçlü Beden Bedenimizin her zaman konfor alanında kalmaya değil, zaman zaman kontrollü şekilde zorlanmaya da ihtiyacı var. Bilim dünyası buna "hormetik stres" adını veriyor. Sağlıklı bir bedenin zaman zaman kontrollü uyaranlara da ihtiyacı olduğunu ve burada “hormetik stres” kavramının devreye girdiğini belirten Dr. Halil Ertürk, “Hormetik stres; düşük dozda, kısa süreli ve kontrollü bir stresin vücutta adaptasyon yanıtı oluşturmasıdır. Yani bedene küçük bir zorlanma verilir; vücut buna yanıt olarak savunma, onarım ve dayanıklılık mekanizmalarını aktive eder. Egzersiz bunun en bilinen örneğidir. Kısa süreli soğuk veya sıcak maruziyeti, açlık penceresi, nefes egzersizleri ve doğa yürüyüşleri de doğru kişide, doğru dozda kullanıldığında benzer adaptif sinyaller oluşturabilir” diyor. 7. Buz banyosuna gerek yok, her duşun sonuna ekleyin Soğuk duş veya duşun sonunda kısa süreli serin su uygulaması, evde yapılabilecek basit hormetik pratiklerden biri. Başlangıç için uzun buz banyolarına gerek olmaksızın duşun sonunda 20-30 saniye daha serin suyla bitirmek bile kontrollü bir uyaran olabilir. Buradaki amaç dayanıklılık geliştirmek ve bedene kısa süreli bir adaptasyon sinyali vermektir. Kalp hastalığı, ritim bozukluğu, kontrolsüz hipertansiyon, Raynaud sendromu, panik atak eğilimi veya ciddi kronik hastalığı olan kişiler bu tür uygulamalarda dikkatli olmalı. 8. Gece atıştırmalarını bırakmak iyi bir başlangıç olabilir Aralıklı oruç, FMD benzeri beslenme protokolleri ve uzun açlık uygulamaları wellness dünyasında sık konuşuluyor. Çoğu kişi için ilk adımın akşam yemeğinden sonra atıştırmayı bırakmak ve doğal bir gece açlığı oluşturmak olduğunu belirten Dr. Halil Ertürk, “Yaklaşık 12 saatlik bu doğal gece açlığı metabolik ritmi desteklemeye yardımcı olur. Diyabet ilacı veya insülin kullananlar, hipoglisemi eğilimi olanlar, gebeler, emzirenler, yeme bozukluğu öyküsü olanlar, ileri yaşta kırılgan bireyler ve ciddi kronik hastalığı olanlar bu uygulamadan önce kişisel değerlendirme yapmalı” diyor. 9. En güçlü biyohack, alışkanlıklarınızdır Biyohacking’in ( Vücudu ve yaşam tarzını optimize etmek) en temel halinin biyolojiyi anlayarak günlük davranışları doğru sıraya koymak olduğunu söyleyen Dr. Halil Ertürk, sabah gün ışığı almak, düzenli hareket etmek, yeterli protein tüketmek, nefes egzersizleri yapmak ve zamanında uyumanın biyolojik açıdan en etkili uygulamalar arasında yer aldığını söylüyor ve ekliyor: “Bazen en iyi biyohack, akşam telefonu kapatıp zamanında uyumaktır.” 10. Mükemmel değil, sürdürülebilir bir rutin oluşturun Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk 'e göre sağlıklı yaşamın sırrı kusursuz bir program uygulamak değil; her gün sürdürülebilecek küçük alışkanlıklar geliştirmek. Gün ışığıyla güne başlamak, gün içinde hareket etmek, öğünlerden sonra kısa yürüyüşler yapmak, ekran kullanımını azaltmak ve düzenli uyku saatleri oluşturmak uzun vadede büyük fark yaratabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sağlıkta Yeni Odak: Daha Uzun Değil, Daha Sağlıklı Yaş Almak Haber

Sağlıkta Yeni Odak: Daha Uzun Değil, Daha Sağlıklı Yaş Almak

Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresinin 78,5 yıla ulaşmasıyla birlikte, yalnızca daha uzun yaşamak değil, bu yılları sağlıklı, dinç ve yüksek yaşam kalitesiyle geçirmek de önem kazanıyor. 2026’da sağlık ve wellness dünyasında öne çıkan “Longevity” yaklaşımı, yaşam süresini uzatmanın yanı sıra sağlıklı yaşam süresini artırmaya, yaşlanma sürecini desteklemeye ve günlük yaşam kalitesini korumaya odaklanıyor. Geleneksel sağlık anlayışında temel yaklaşım hastalıkların tedavisi üzerine kurulurken, longevity yaklaşımı koruyucu sağlık ve yaşam tarzı alışkanlıklarını daha fazla gündeme taşıyor. Beslenme, fiziksel aktivite, uyku, stres yönetimi ve metabolik sağlık gibi başlıklar, sağlıklı yaş alma hedefinin temel unsurları arasında değerlendiriliyor. “Beden üzerindeki yükleri kaldırdığımızda biyolojik yenilenme başlıyor” Küresel Türk Welness markası TheLifeCo’nun Kurucusu Ersin Pamuksüzer, bu yaklaşımı 20 yılı aşkın süredir sundukları bütünsel programlarla hayata geçirdiklerini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Bilimsel araştırmaların net bir şekilde gösterdiği gibi; bedenin üzerinden sürekli sindirim, stres ve çevresel yükleri kaldırdığımızda, organizma ilk iş olarak öz enerjisini kendini iyileştirmeye ve hücrelerini tazelemeye harcıyor. Bütünsel sağlık yaklaşımının özü, bedene bu doğal alanı ve zamanı tanımaktır. Sadece yükü azaltmanın değil, sonrasında doğru adımları atmak da önemli. Bu süreç sadece bir arınma değil, bedeninize verdiğiniz en değerli moladır. Sunduğumuz programlarla sindirim sisteminize tam bir mola verdiriyor, tüm o sindirim yükünü bir kenara bırakıyoruz. Vücudun enerjisi artık yemekleri sindirmekle uğraşmak zorunda kalmıyor; doğrudan kendi içine, otofajiye ve hücresel onarıma yönleniyor. Yani vücudunuz adeta kendi içini temizliyor, yaşlanmış hücreleri geri dönüştürerek yenileniyor. Bedenimiz, doğru koşullar sağlandığında kendini yenileme konusunda inanılmaz bir potansiyele sahip.” Pamuksüzer “Bizim de TheLifeCo'da sunduğumuz programlar, tam olarak bu bilimsel gerçeği temel alıyor. Uzman diyetisyen ve sağlık ekipleri eşliğinde uygulanan detoks, beslenme ve yaşam tarzı programları, katılımcıların bedenlerini dinlemeyi, doğru zamanlarda dinlendirmeyi ve doğru şekilde yeniden beslemeyi öğrenmelerini sağlıyor” dedi. Otofaji ve mitokondri sağlığı gündemde Longevity yaklaşımının öne çıkan başlıkları arasında hücresel sağlık da yer alıyor. Vücudun doğal yenilenme ve onarım süreçlerinden biri olan “otofaji”, hücrelerin işlevini yitirmiş veya hasarlı bileşenlerini parçalayarak yeniden değerlendirmesine yardımcı olan biyolojik bir mekanizma olarak biliniyor. Otofaji; besin alımı, enerji dengesi ve açlık gibi metabolik koşullardan etkilenen karmaşık bir süreç olarak değerlendiriliyor. Aralıklı oruç ve kalori kısıtlaması gibi yaklaşımların otofaji üzerindeki etkileri ise bilimsel araştırmaların konusu olmaya devam ediyor. Hücresel sağlık açısından bir diğer önemli başlık ise mitokondriler. Hücrelerin enerji üretiminde merkezi rol oynayan mitokondrilerin sağlıklı işleyişi; metabolik sağlık, fiziksel performans ve genel iyilik hali açısından önem taşıyor. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve stres yönetiminin yanı sıra kırmızı ışık, infrared sauna ve soğuk maruziyeti gibi farklı wellness uygulamaları da bu alanda araştırılan ve kullanılan destekleyici yaklaşımlar arasında bulunuyor. NAD+ uygulamaları gibi yeni nesil yaklaşımların ise sağlık ve longevity alanındaki yeri üzerine çalışmalar sürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Düğün Öncesi Beslenmede Yapılan Hatalara Dikkat Haber

Düğün Öncesi Beslenmede Yapılan Hatalara Dikkat

Düğün hazırlıklarının yoğun temposunda beslenmeyi ikinci plana atan çiftler için pratik bir çözüm sunan Rafinera, farklı ihtiyaçlara yönelik paketleriyle gelin ve damat adaylarının büyük güne daha hafif, enerjik ve iyi hissederek hazırlanmasına destek oluyor. Evlilik hazırlıkları, hayatın en heyecanlı ama bir o kadar da tatlı bir koşturmacayla geçen dönemlerinden biri. Gelinlik ve damatlık provaları, davetiyeler, ev dekorasyonu derken bu yoğun tempoda çiftlerin en sık ihmal ettiği konuların başında beslenme geliyor. Özellikle bu dönemde yaşanan yoğun stres, düzensiz öğünler ve uykusuzluk; hem enerji düşüklüğüne hem de ödem, şişkinlik ve kilo dalgalanmalarına zemin hazırlayabiliyor. Oysa düğün öncesi dönemde amaç yalnızca kilo vermek değil; vücudu dengede tutmak, kendini iyi hissetmek ve o özel güne en iyi haliyle hazırlanmak. Türkiye'de kapıya teslim sağlıklı yemek servisinin öncülerinden Rafinera, bu yoğun süreçte hem gelin hem de damat adaylarına farklı ihtiyaçlara yönelik beslenme paketleriyle pratik, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Düğün Öncesi Beslenmede Yapılan Hatalara Dikkat Yeni bir hayata adım atma sürecinde yaşanan stres, uyku düzenindeki değişimler ve yoğun tempo, iştahı dalgalandırırken besin seçimlerini de doğrudan etkileyebiliyor. Özellikle öğünlerin atlanmasının ya da hızlı ve dengesiz beslenmenin, vücudun su tutmasına ve şişkinlik hissinin artmasına neden olabileceğini vurgulayan Rafinera Diyetisyeni Beyzanur Kul,düzenli, dengeli ve yeterli protein içeren bir beslenme planının bu süreçte kritik rol oynadığını ifade ediyor ve şu bilgileri paylaşıyor: “Düğün hazırlıklarının getirdiği yoğun tempo, çiftlerde hızla sonuç alma arzusunu artırabiliyor. Ancak bu süreçte başvurulan kontrolsüz kalori kısıtlamaları ve tek tip beslenme programları, bazal metabolizma hızının düşmesine ve kas kütlesi kaybına yol açarak uzun vadede metabolik adaptasyonu olumsuz etkilemektedir. Bu kritik dönemde yapılması gereken en doğru hamle, vücudu kısıtlayıcı listelerle fizyolojik ve psikolojik strese sokmak yerine, makro ve mikro besin ögeleri açısından dengeli ve planlı bir beslenme stratejisi izlemektir. Bu doğrultuda, kalori kısıtlaması planlanırken, kas kütlesinin korunması ve tokluk hormonlarının sağlıklı şekilde desteklenmesi için yeterli protein ve lif alımı ile porsiyon kontrolü büyük önem taşımaktadır. Aynı zamanda, sirkadiyen ritme uygun olarak düzenli öğün saatlerinin planlanması, stres hormonu olan kortizolün tetiklediği su tutulumu, ödem ve şişkinlik problemlerini en aza indirmek açısından büyük önem taşımaktadır.” Son Dakika Diyetleri Yerine Dengeli Bir Plan Bu yoğun dönemde çiftler için en büyük ihtiyaçlardan biri de zaman yönetimi. Düğün hazırlıkları sırasında birçok kişi kısa sürede kilo vermeye odaklansa da, her çiftin ihtiyacı aynı olmayabiliyor. Kimileri gelinlik ya da damatlığın içinde biraz daha hafif hissetmek isterken, kimileri mevcut formunu korumayı, kimileri ise sağlıklı şekilde kilo almayı hedefleyebiliyor. Önemli olan ise bu süreci aç kalarak ya da tek tip beslenerek değil, sürdürülebilir bir planla yönetebilmek. Rafinera; Classic, Protein Plus ve Aralıklı Oruç (IF) gibi farklı yaşam tarzlarına ve hedeflere yönelik geliştirdiği zengin paket seçenekleriyle çiftlerin düğün hazırlıkları sırasında düzenli ve dengeli beslenmelerine destek oluyor. Formunu korumak veya kontrollü şekilde kilo vermek isteyenler için Classic paket öne çıkarken, yüksek protein dengesiyle hazırlanan Protein Plus paketi daha aktif bir yaşamı benimseyen ya da kas kütlesini korumak ya da artırmak isteyen çiftler için harika bir alternatif oluyor. Belirli saat aralıklarında beslenmeyi tercih edenler içinse Aralıklı Oruç (IF) paketi, bu süreçte beslenme düzenini daha planlı şekilde sürdürmek isteyenlere alternatif sunuyor. Zamandan Tasarruf Sağlarken Stresi Azaltıyor Rafinera, düğün öncesindeki yoğun programda yemek planlama, alışveriş ve hazırlık yükünü üstlenerek çiftlerin zaman yönetimini kolaylaştırıyor. Her gün kapıya teslim edilen dengeli öğünler sayesinde enerjilerini düğün hazırlıklarına yönlendirebilen çiftler, son düzlüğü beslenme kaygısından uzak ve iyi hissetmeye odaklanarak geçirebiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aralıklı Oruç Vücudu Bakım Moduna Sokuyor Haber

Aralıklı Oruç Vücudu Bakım Moduna Sokuyor

Bu yöntem, yalnızca popüler bir kilo verme yaklaşımı olmasının ötesinde vücudun enerji kullanım biçimini değiştiren önemli biyolojik süreçleri de harekete geçiriyor. Yaklaşık 12 saatlik açlık sonrası vücudun önce şeker depolarını tükettiğini, ardından yağ yakmaya geçtiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, “Bu süreçte ‘keton’ adı verilen ve yağ asitlerinin oksidasyonundan oluşan doğal bir yakıt ortaya çıkıyor. Keton cisimcikleri beynin alternatif enerji kaynağı olduğu için birçok kişi bu esnada kendini zihinsel olarak daha berrak hissedebiliyor” açıklamasında bulundu. Aralıklı orucun tıbbi faydalarına değinen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, “Açlık süresi uzadıkça insülin duyarlılığı artıyor yani hücreler şekeri daha etkin kullanmaya başlıyor. Bu da glukoz seviyelerinin düşmesine yardımcı oluyor. Ayrıca diyabet riski azalabiliyor, trigliserid ve LDL kolesterol değerlerinde iyileşme görülebiliyor, karaciğer yağlanma riski düşüyor. En dikkat çekici noktalardan biri de hücrelerin kendi kendini temizlediği otofaji sürecini başlatması. Bu süreçte vücut hasarlı proteinleri parçalayıp geri dönüştürüyor. Yani aralıklı oruç, vücudun kriz moduna değil, tam tersine bir bakım moduna geçmesini sağlıyor” dedi. Hücreler adeta hurdalarından arınıyor 16 saatlik açlık ve 8 saatlik beslenme aralığından oluşan 16/8 modelinin özellikle çalışan bireylerin günlük rutinine en kolay uyum sağlayan aralıklı oruç yöntemi olduğunu belirten Uzm. Dr. Türemen, “Açlık süresi 16 saate yaklaştığında hücreler enerji azalmasını bir uyarı olarak algılıyor ve otofaji adı verilen doğal onarım süreci başlıyor. Otofaji, hücrenin hasarlı proteinleri ve işlevini yitirmiş yapıları parçalayıp geri dönüştürdüğü bir iç temizlik mekanizması. Bu dönemde anabolik sinyaller azalır, vücut büyüme modundan onarım moduna geçer. Hayvan çalışmalarında otofajinin Alzheimer, Parkinson, diyabet ve yaşlanma süreçleri üzerinde olumlu etkiler gösterdiği; insanlarda ise insülin direncinin azalması ve mitokondri fonksiyonlarının iyileşmesiyle ilişkili olduğu ortaya konmuştur” diye konuştu. Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi'nden Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esat Erdem Türemen, aralıklı oruçla ilgili yanlış bilinen noktaları şöyle sıraladı: Aralıklı oruç sadece kilo vermek içindir Aralıklı oruçta esas değişim vücudun açlıkla birlikte enerji kullanımını yenilemesi ve hücrelerin kendini onarmaya başlamasıdır yani etkisi yalnızca kilo kaybıyla sınırlı değildir. Açlık vücuda zarar verir Aralıklı oruç yönteminde kişi günlük ihtiyaç duyduğu vitamin ve mineralleri aldığında açlık bir kriz değil, kontrollü bir onarım sürecidir. Aralıklı oruç herkes için uygundur Hamileler, kronik hastalığı olanlar ve düzenli ilaç kullananlar aralıklı oruca başlamadan önce mutlaka doktora danışmalıdır. Aralıklı oruçta sıvı alımı da durdurulur Aralıklı oruç yalnızca yeme düzenini sınırlar, su tüketimi bu dönemde devam etmesi gereken temel bir ihtiyaçtır. Gün içinde yeterli su içmek vücudun dengede kalmasına yardımcı olur ayrıca şekersiz çay ile kahve de tüketilebilir. Yeme saatinde sınırsız yemek serbesttir Bu yaygın bir yanılgı olsa da beslenmenin içeriği ve ölçüsü her zaman önemlidir. Dengesiz veya aşırı kalorili beslenmek aralıklı orucun etkilerini azaltır. Aralıklı oruç kan şekerini aşırı düşürür Aralıklı oruç diyetini uygulayan sağlıklı bireylerde kan şekeri kontrollü şekilde düşer. Risk daha çok diyabet hastaları içindir ve onlar için süreç mutlaka doktor kontrolünde ilerlemelidir.

Daha Fit Bir Yaşam İçin Popüler Yöntem: Aralıklı Oruç Haber

Daha Fit Bir Yaşam İçin Popüler Yöntem: Aralıklı Oruç

Sosyal medyada fenomenlerin, diyetisyenlerin ve sağlık uzmanlarının sıkça önerdiği bu yöntem, yalnızca kilo verdirmekle kalmıyor aynı zamanda vücut direncini artırıyor, metabolizmayı düzenliyor ve hatta yaşlanmayı geciktiriyor. Peki aralıklı oruç nedir, nasıl uygulanır, gerçekten bu kadar etkili mi? Uzman Diyetisyen Fatma Nur Coşkun, aralıklı orucun bilinmesi gereken yönlerini, bilimsel veriler ışığında anlattı. 16 Saat Aç Kal, 8 Saat Doy: Aralıklı Oruç Nedir? Aralıklı oruç, belirli sürelerle açlık ve tokluk dönemlerini planlayarak enerji alımını sınırlayan bir beslenme modelidir. Bu yöntemin birçok farklı tipi bulunmakla birlikte, günümüzde en çok tercih edilen modeli 16:8 sistemidir. Bu yöntemde bireyler günün 16 saatinde hiçbir kalorili gıda tüketmez, yalnızca su, sade maden suyu veya şekersiz bitki çayları içer. Kalan 8 saatlik beslenme diliminde ise sağlıklı ve dengeli öğünler tüketilir. “Örneğin akşam 20.00’de son öğününü yiyen bir birey, ertesi gün öğlen 12.00’ye kadar sadece sıvı tüketerek açlık sürecini tamamlamış olur,” diyen Uzm. Dyt. Fatma Nur Coşkun, bu sürenin ardından gelen 8 saatlik zaman diliminde ise kişinin sağlıklı besinlerle doyurucu öğünler almasının şart olduğunu vurguluyor. Sadece Aç Kalmak Yetmez! Beslenme Kalitesi Hayati Önem Taşıyor Aralıklı oruç uygulayan bireylerin, tokluk süresindeki beslenme tercihleri yöntemin başarısını doğrudan etkiliyor. “Tokluk döneminde yüksek proteinli, lifli ve besleyici gıdalar tercih edilmeli. Sebzeler, tam tahıllar, balık, meyve ve kaliteli yağlar öne çıkmalı” diyen Uzm. Dyt. Fatma Nur Coşkun, işlenmiş gıdalar, şekerli içecekler, kızartmalar ve alkol gibi zararlı tüketimlerin bu yöntemin tüm faydasını ortadan kaldırabileceğini belirtiyor. Aralıklı orucu destekleyen en önemli unsur ise fiziksel aktivite. Coşkun, “Haftada en az 3 gün 30 dakikalık yürüyüş bile metabolizmayı desteklemek için oldukça etkili” diyerek egzersizin önemine dikkat çekiyor. Sadece Zayıflamak Değil! Aralıklı Oruç Kalbi de Koruyor Aralıklı orucun bilimsel çalışmalarla da desteklenen sağlık faydaları oldukça etkileyici. Bu yöntem yalnızca kilo kontrolü sağlamıyor aynı zamanda kan şekeri ve insülin direncini düşürerek diyabet riskini azaltıyor, trigliserid ve kolesterol seviyelerini dengeleyerek kalp hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Uzm. Dyt. Fatma Nur Coşkun’a göre bu beslenme modeli sayesinde oksidatif stres ve inflamasyon azalarak bağışıklık sistemi güçleniyor. Üstelik yağ kaybı yaşanırken kas kütlesi korunabiliyor bu bu sayede kilo verirken vücut şeklinin daha sağlıklı kalmasını sağlıyor. Vücudun Biyolojik Saatine Saygı Duy! Sirkadiyen Ritme Uygun Beslenme Aralıklı orucun etkilerini artıran en önemli faktörlerden biri de insan vücudunun biyolojik saati, yani sirkadiyen ritim. Coşkun, “Vücudun hormonal dengeleri ve metabolizması, gün ışığına göre şekillenir. Bu ritme uygun şekilde beslenmek hem kilo kontrolünü kolaylaştırır hem de hormon sağlığını destekler” diyor. Özellikle sabah ve gündüz saatlerinde beslenme, akşam saatlerinde ise sindirim sisteminin dinlenmesine fırsat tanınması öneriliyor. Bağırsak Mikrobiyotasıyla Barışın! Açlık Sindirime de İyi Geliyor Yalnızca sindirim değil bağışıklık sistemi, ruh hali ve hatta beyin sağlığı üzerinde bile etkili olan bağırsak mikrobiyotası aralıklı oruç sayesinde desteklenebiliyor. Açlık periyotları sırasında sindirim sistemi dinlenme şansı buluyor ve bu sayede mikrobiyal çeşitlilik artabiliyor. Bu da hem gaz, şişkinlik gibi şikâyetleri azaltıyor hem de genel sağlığı olumlu yönde etkiliyor. Kimler Dikkat Etmeli? Herkes İçin Uygun mu? Her ne kadar aralıklı oruç faydalı bir yöntem olarak öne çıksa da her bireyin sağlık durumu aynı değildir. Uzm. Dyt. Fatma Nur Coşkun özellikle şu grupları uyarıyor: Hamileler ve emziren annelerGelişme çağındaki çocuklar ve ergenlerTip 1 diyabet hastalarıYeme bozukluğu geçmişi olan bireylerKronik ilaç kullananlar Bu bireylerin mutlaka bir uzmana danışarak, kendi sağlık durumlarına göre uygun bir beslenme planı oluşturması gerekiyor. Mucize Diyet Değil, Bilinçli Bir Yaşam Tarzı Aralıklı oruç; doğru uygulandığında, kişiye özel bir planla ilerletildiğinde ve uzun vadeli sürdürülebilir bir yaşam tarzına dönüştürüldüğünde oldukça etkili bir yöntem. Ancak tek başına mucize bir diyet değil. Kilo kontrolü, metabolik denge ve genel sağlık için sağlıklı beslenme, egzersiz ve yaşam alışkanlıklarının bir bütün olarak ele alınması gerekir. “Kısa sürede fazla kilo vermeyi değil, uzun vadeli sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanmayı hedefleyin” diyen Güneşli Erdem Hastanesi’nde görev yapan Uzman Diyetisyen Fatma Nur Coşkun, aralıklı orucun bu anlamda etkili ve bilimsel bir alternatif sunduğunu söylüyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.