Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Araştırma

Kapsül Haber Ajansı - Araştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Araştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İnsanlar Yılın 87 Gününü Zihinsel Yük Altında Geçiriyor  Haber

İnsanlar Yılın 87 Gününü Zihinsel Yük Altında Geçiriyor 

LG Electronics (LG), modern yaşamın görünmez yüküne ışık tutan yeni araştırmasının sonuçlarını açıkladı. ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya’da 3.165 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre insanlar yılın neredeyse dörtte birini, yani 87 gününü zihinsel yük altında geçiriyor. Katılımcılar, uyanık oldukları saatlerde ortalama 27 kez zihinsel yük nedeniyle bölündüklerini belirtirken, yüzde 51’i bu yükün iyi uyumalarını engellediğini, yüzde 49’u ise fiziksel sağlıklarını etkilediğini ifade ediyor. Araştırma, insanların günlük yaşamlarını düzenli tutmak için yoğun çaba gösterirken en çok özledikleri şeyin spontane davranabilme özgürlüğü olduğunu da ortaya koyuyor. Katılımcılar, üzerlerindeki zihinsel yük hafiflediğinde daha üretken olmak ya da daha fazla başarı elde etmek yerine; bir kitabın içinde kaybolmak, sevdikleriyle plansızca zaman geçirmek ve günlük sorumluluklardan uzak anların tadını çıkarmak istediklerini belirtiyor. LG, araştırmanın bu sonuçlarından yola çıkarak “Zihnini özgür bırak” ana mesajıyla yeni marka kampanyasını hayata geçiriyor. Kampanya, LG ürünlerindeki yapay zeka destekli özelliklerin günlük rutinleri kolaylaştırarak insanların zihinsel yükünü hafifletmeye ve hayatta önem verdikleri şeylere daha fazla zaman ve dikkat ayırmalarına nasıl yardımcı olabileceğine odaklanıyor. Zihinsel Yük Günlük Hayatın Görünmez Yükü Haline Geliyor Sürekli bilgi akışı, sayısız küçük karar ve günlük sorumluluklar, modern yaşamın görünmez bir parçası haline gelen zihinsel yükü artırıyor. Araştırmaya göre bu yük, dinlenme ve yenilenme anlarında dahi insanların zihnini meşgul etmeye devam ediyor. Araştırma ayrıca evde karşılığı ödenmeden yerine getirilen sorumlulukların, ücretli işlere kıyasla zihinsel yüke daha fazla katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü (yüzde 73), doğru ev teknolojilerinin zihinsel yüklerini azaltmaya yardımcı olabileceğine inanıyor. En güçlü beklenti ise sürekli dikkat gerektirmeden rutin işleri proaktif şekilde yerine getiren çözümlere yönelik. Bulgular, teknolojinin rolüne ilişkin önemli bir noktaya işaret ediyor: Amaç yalnızca insanların daha fazla iş yapmasına yardımcı olmak değil; günlük sorumluluklarla ilgilenerek insanların hayatı yönetmeye daha az, hayatı yaşamaya daha fazla zaman ayırmalarına yardımcı olmak. LG Marka Yönetimi Bölümü Başkanı Kim Hyo-eun, “Teknoloji, günlük yaşamın bir parçası haline gelerek insanların zamanlarını ve dikkatlerini yeniden kazanmalarına sessizce yardımcı olmalı ve hayatlarını zenginleştirmeli. Yeni Life’s Good marka kampanyamız, inovasyonun hayatı nasıl güzelleştirdiğini göstermeye ve markanın verdiği sözü hayata geçirmeye devam ediyor” dedi.Zihnini Özgür Bırak, Hayata Daha Fazla Yer Aç LG’nin yeni marka kampanyası, modern yaşamın giderek artan zihinsel yüküne ve hayatı güzelleştiren şeylere daha fazla yer açmaya odaklanıyor. Kampanyanın ana filmi, bir ailenin bir akşam boyunca günlük yaşamın zihinsel yükünden uzaklaşmasını konu alıyor. Film; spontane sohbetlerden birlikte yenilen yemeklere ve yalnızca o ana odaklanmanın verdiği basit mutluluğa kadar, günlük sorumluluklar nedeniyle geri planda kalabilen küçük ama anlamlı anları gözler önüne seriyor. LG bu hikâye aracılığıyla insanları şu basit soru üzerine düşünmeye davet ediyor: Zihinsel yükünüzü, sadece bir akşamlığına bile olsa, bir kenara bırakabilseydiniz hayatınızda neye yer açardınız? Kampanyanın mesajı, LG WashTower™, LG OLED ve LG DUALCOOL™ ürünlerine odaklanan reklam filmleri aracılığıyla da hayata geçiriliyor. Filmler, LG ürünlerinin günlük rutinlerle ilgilenmeye yardımcı olarak gündelik yaşamın zihinsel yükünü hafifletmeye ve insanların hayatlarındaki anlamlı anlara daha fazla yer açmalarına nasıl katkı sağlayabileceğini gösteriyor.LG, kampanyanın bir parçası olarak insanların kendi zihinsel yüklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmak üzere interaktif bir deneyim de sunuyor. Kullanıcılar bir dizi soruyu yanıtlayarak ne kadar zihinsel yük taşıdıklarını ve bu yüke nelerin katkıda bulunduğunu değerlendirebiliyor. LG, görünmez bir yükü daha görünür hale getirerek insanların zihinlerini özgür bırakmalarına ve Life’s Good deneyimini yaşamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Uzman Görüşü: Zihinsel Yük, Duygusal Tükenmişliğin Sessiz Tetikleyicilerinden Biri Psikiyatrist ve TIME dergisinin 2026 TIME100 Creators listesine yer alan Dr. Judith Joseph, “Yüksek işlevli depresyon üzerine yaptığım araştırmalarda, paylaşılmayan ev içi sorumlulukların sürekli ağırlığının duygusal tükenmişliği tetikleyen sessiz bir etken olduğunu gördüm. LG’nin zihinsel yükü azaltmaya odaklanması, modern dünyanın bu krizinin temel nedenini hedefliyor. Yapay zekâ çağında gerçek anlamda iyi olma hali; bu görünmez yükleri akıllı teknolojiyle hafifletmek, insanların neşeyi, spontane olabilmeyi ve insani bağları yeniden kazanabilmeleri için ihtiyaç duydukları psikolojik sermayeyi özgürleştirmek anlamına geliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor Haber

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor

“Hayvanlar İçin Daha İyi Bir Dünya” amacıyla faaliyet gösteren ve PEDIGREE®, WHISKAS®, gibi sevilen evcil hayvan mama markalarının üreticisi Mars Incorporated, tüm dünyada kutlanan “Köpeğini İşe Götür Haftası” vesilesiyle Avrupa ülkeleri genelinde 16,000 katılım gösterdiği bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, Avrupa’daki çalışanların yüzde 55’i evcil hayvanını işe getirebileceği bir iş yeri için iş değiştirmeyi düşünebileceğini belirtiyor. Çalışanların yüzde 81’i evcil hayvanların iş yerinde daha rahat bir atmosfer yarattığını ifade ederken, yüzde 36’sı evcil hayvan dostu politikaları geleneksel yan haklara göre daha öncelikli gördüğünü söylüyor. Mars’ın 2026 Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Avantajı araştırması (Pet-Friendly Advantage Workplace Report), evcil hayvan dostu politikaların Avrupa’da çalışan beklentileri açısından giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu beklenti özellikle genç çalışanlar arasında daha da görünür hale geliyor. Araştırmaya göre 18-24 yaş aralığındaki çalışanların yüzde 41’i iş ararken evcil hayvan dostu politikalarının aktif olup olmadığını dikkate alıyor. Aynı yaş grubundaki çalışanların yüzde 42’si ise bu politikaları özel sağlık sigortası veya ebeveyn izni gibi gelişmiş yan hakların önünde konumlandırabiliyor. Bu veriler, evcil hayvan dostu uygulamalarının yalnızca çalışan mutluluğu açısından değil, yetenek çekimi, bağlılık ve işveren markası açısından da giderek daha stratejik bir konuya dönüştüğünü gösteriyor. Araştırma, evcil hayvan dostu politikaların ofise dönüş ve hibrit çalışma düzenleri bağlamında da anlamlı bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Avrupa’daki çalışanların yüzde 50’si, evcil hayvan dostu politikalara sahip şirketlerin çalışanların ofis ortamına geçişini daha iyi desteklediğini düşünürken, yüzde 33’ü iyi yönetilen resmi bir “ofiste evcil hayvan” politikasının, şirketin çalışan iyi olma halini önemsediğini gösterdiğini belirtiyor. Evcil Hayvan Dostu Ofisler İçin Mars Türkiye’den İlham Veren Yaklaşım Mars Orta Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Evcil hayvanların hayatımıza kattığı değerin yalnızca evlerimizle sınırlı olmadığına inanıyoruz. İnsanlarla evcil hayvanlar arasındaki güçlü bağ, doğru koşullar ve sorumlu uygulamalarla çalışma kültürünü olumlu yönde dönüştürüyor. Mars Türkiye olarak, yalnızca bir gün değil; yılın her günü çalışanlarımızın evcil hayvanlarını ofise getirebildikleri bir ortam sunabilmekten dolayı gurur duyuyoruz. Elbette böyle bir ortamı sunabilmek için, işletmelerin ortak sorumluluk, hijyen ve güvenlik standartları, çalışan ihtiyaçlarını gözeten bir ofis tasarımı gibi konularda net kurallar hazırlaması ve bunun iletişimini yapması gerekiyor.” Evcil hayvan dostu uygulamaların sürdürülebilir ve kapsayıcı bir şekilde hayata geçirilmesi amacıyla Mars Türkiye, globalde başarıyla yürütmekte olduğu BETTER CITIES FOR PETS™ programı kapsamında işletme ve ofisler için hazırlanan Hayvan Dostu Ofisler ve İşletmeler Rehberlerine dikkat çekiyor. Kedi veya köpeklere kapılarını açmak isteyen işletmelere pratik ve ilham verici bir yol haritası sunan rehberler; güvenlik ve hijyen standartlarından evcil hayvan kabul kurallarına, hayvanlara özel alanların tasarımından çalışan ve müşteri deneyimini kapsayıcı şekilde yönetmeye kadar birçok başlıkta yol gösteriyor. “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya” amacı doğrultusunda Mars, evcil hayvanların insanlar, aileler ve topluluklar üzerindeki olumlu etkisini görünür kılmaya devam ediyor. Şirket, evcil hayvan bakımındaki uzmanlığını yalnızca ürünleriyle değil, aynı zamanda sahiplenme bilincinin artırılması, sorumlu evcil hayvan sahipliğinin teşvik edilmesi ve insanların evcil hayvanlarıyla daha sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurmasına katkı sağlayan girişimleriyle de destekliyor. Mars, Incorporated Hakkında Mars, Incorporated olarak, yarınlarda istediğimiz dünyayı bugün yaptığımız işler aracılığıyla inşa ettiğimize inanıyoruz. 65 milyar doların üzerinde bir aile şirketi olarak, önde gelen evcil hayvan beslenme ürünleri ve veterinerlik hizmetlerinden oluşan çeşitli ve büyüyen portföyümüz ile dünyanın her yerindeki evcil hayvanları destekliyor; kaliteli atıştırmalık ve gıda ürünlerimiz ile her gün milyonlarca insana mutluluk katıyoruz. ROYAL CANIN®, PEDIGREE®, WHISKAS®, M&M’s®, SNICKERS®, TWIX® ve ORBIT® gibi dünyanın en sevilen markalarını üretiyoruz. Çalışmalarımızın merkezinde yer alan Beş Prensibimiz - Kalite, Sorumluluk, Karşılıklı Fayda, Verimlilik ve Özgürlük - yaklaşık 170.000 çalışanımıza her gün insanlar, evcil hayvanlar ve gezegenimiz için daha iyi bir dünya yaratma yolunda ilham veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşletmeler Dijital Ödeme Çözümlerine Hazır, Dönüşümün Anahtarı Güven Haber

İşletmeler Dijital Ödeme Çözümlerine Hazır, Dönüşümün Anahtarı Güven

Garanti BBVA'nın ödeme ve elektronik para kuruluşu Tami'nin, Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye'deki işletmelerin ödeme teknolojilerinde önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Türkiye genelinde 1.207 işletmeyle gerçekleştirilen araştırmaya göre işletmelerin yüzde 80'i hâlâ yalnızca banka POS'larıyla çalışırken, yüzde 83'ü ödeme kuruluşlarıyla entegre herhangi bir ek çözüm kullanmıyor. Buna rağmen yeni nesil ödeme çözümlerini henüz kullanmayan işletmelerin yüzde 68'i bu çözümleri değerlendirmeye açık olduğunu ifade ediyor. Bulgular, işletmelerin teknolojiye kapalı olmadığını; ancak güven veren, kolay yönetilebilen ve işletmelerine somut fayda sağlayan çözümleri tercih ettiğini ortaya koyuyor. Ödeme sistemlerinde dönüşümün ön koşulu güven Araştırma, ödeme sistemlerinin artık yalnızca tahsilat süreçlerini yöneten araçlar olmaktan çıkarak müşteri deneyiminden operasyonel verimliliğe, nakit akışından büyüme performansına kadar işletmeler için stratejik bir rol üstlendiğini gösteriyor. İşletmeler ödeme yöntemi seçiminde müşteri beklentilerini ön planda tutarken, güvenilirlik de en önemli karar kriterlerinden biri olarak öne çıkıyor. İdeal bir ödeme platformundan beklentiler arasında hızlı ve kesintisiz ödeme deneyimi ile güçlü güvenlik altyapısı ilk sıralarda yer alıyor. Araştırmaya göre işletmeler yalnızca ödeme altyapısını değil, hizmeti sunan kurumun güvenilirliğini de değerlendiriyor. Güven; finansal sağlamlık, teknik süreklilik, güçlü güvenlik altyapısı ve ihtiyaç duyulduğunda kolayca ulaşılabilecek bir muhatap anlamına geliyor. Bulgular, ödeme teknolojilerinde ürün özelliklerinin yanı sıra, ürünün arkasındaki kurumun güvenilirliğinin de tercihleri doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Araştırma aynı zamanda ödeme ve e-para kuruluşları kategorisinde farkındalığın hâlâ gelişime açık olduğuna da işaret ediyor. İşletmelerin yüzde 35'i ödeme ve e-para kuruluşları kategorisinde herhangi bir marka adı söyleyemezken, bu durum sektör açısından güven kadar farkındalık ve doğru bilgilendirmenin de önemini ortaya koyuyor. Sorunsuz ödeme deneyimi artık büyümenin de parçası Araştırmaya göre ödeme deneyimi, işletmeler açısından yalnızca operasyonel bir süreç değil; büyümeyi destekleyen stratejik bir unsur olarak görülüyor. İşletmelerin yüzde 72'si sorunsuz ödeme deneyiminin müşteri memnuniyetini artırdığını belirtirken, yüzde 59'u satış gelirlerine olumlu katkı sağladığını, yüzde 55'i ise müşteri sadakatini güçlendirdiğini ifade ediyor. Bulgular, ödeme süreçlerinin işletmeler için rekabet avantajı yaratan önemli bir alan haline geldiğini gösteriyor. Araştırmayı değerlendiren Tami Genel Müdürü Melda Çetin, şunları söyledi: "Araştırmamız bize işletmelerin teknolojiye değil, belirsizliğe mesafeli olduğunu gösteriyor. İşletmeler yeni nesil ödeme çözümlerine açık; ancak bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için öncelikle güven duymaları, kesintisiz hizmet alacaklarını bilmeleri, kullanım kolaylığını deneyimlemeleri ve işletmelerine sağlayacağı somut faydayı görmeleri gerekiyor. Önümüzdeki dönemde sektörün en önemli sorumluluğu, gelişmiş teknolojileri işletmeler için daha anlaşılır, erişilebilir ve güven veren çözümlere dönüştürmek olacak." Çetin sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz de Tami olarak işletmelerin ihtiyaçlarından hareketle ödeme süreçlerini daha görünür, daha yönetilebilir ve daha verimli hale getiren çözümler geliştiriyoruz. Çoklu banka POS, CepPOS, linkle ödeme ve cüzdan gibi çözümlerimizle işletmelerin ödeme süreçlerini kolaylaştırırken, dijital dönüşüm yolculuklarında güvenilir bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. İşletmelerin ödeme teknolojilerindeki dönüşümünü hızlandıracak ürünler geliştirmeye, bunları işletmelere anlatmak ve öğretmek üzere aksiyonlar almaya, sektöre veri ve içgörü sunmaya ve işletmelerin daha güçlü büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz." Araştırma ayrıca güçlü ve güvenilir bir finansal kurum tarafından desteklenen ödeme çözümlerinin işletmeler nezdinde güven algısını anlamlı ölçüde artırdığını ortaya koyuyor. Bulgular, ödeme sistemleri alanında yalnızca ürün ve hizmetlerin değil, bunları sunan kurumların deneyimi ve finansal gücünün de tercihleri etkileyen önemli faktörler arasında yer aldığını gösteriyor. Bu doğrultuda Garanti BBVA'nın finansal deneyimi ve güven altyapısı, Tami'nin işletmelere sunduğu ödeme çözümlerini destekleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. ### Araştırma künyesi: Ipsos tarafından 18 Mart-16 Nisan 2026 tarihinde hedef kitle NUTS-1 12 bölge nüfus dağılımı dikkate alınarak 1207 işletme ile bilgisayar destekli CAPI yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler kotalı örnekleme yöntem; %90’ı 1-9 çalışanı olan, %80’i çoklu POS entegrasyonunu kullanmayan ve %20’si ise çoklu POS entegrasyonunu kullanan ve market-gıda, hizmet, yemek, giyim ve aksesuar, elektronik eşya, bilgisayar vb. sektörlerde olup, %98’i B2C müşteriler için faaliyet gösteren işletmelerle görüşülmüş ve NUTS-1 12 bölge dağılımına göre kota takip edilmiştir. Sonuçlar, araştırmanın hedef kitlesini temsil etmek üzere tasarlanmış örneklem üzerinden elde edilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi  32’inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

Koç Üniversitesi 32’inci Dönem Mezunlarını Verdi

Lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrencinin mezun olduğu bu yıl okul birincileri Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak, Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ve İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık oldu. Törenin bu yılki konuk konuşmacısı, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende konuşan Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu gençlere, “Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum” diyerek seslendi. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti de, “Cesaretiniz güçlü olsun. Ve yarattığınız etki, sizden çok daha uzun yaşasın. Çünkü hayatın sonunda sahip olduğunuz unvanlar değil, dokunduğunuz hayatlar ve yarattığınız katkılar kalacak geriye. Hepiniz üniversitemizin önemli bir parçası oldunuz ve sonsuza dek öyle kalacaksınız. Sizlerden beklentilerimiz çok fazla ve her zaman yanınızda olacağız.” diye konuştu. Törende, kurumlar, politik ekonomi ve ekonomik kalkınma alanlarında gerçekleştirdiği öncü çalışmalarıyla, toplumların refah, özgürlük ve kalkınma düzeylerini belirleyen temel dinamiklere ilişkin anlayışa kalıcı ve dönüştürücü katkılarda bulunmuş çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Koç Üniversitesi’nde lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrenci 27 Haziran Cumartesi günü Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlenen mezuniyet töreninde diplomalarını aldı. Tören, Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Onursal Başkanı Rahmi M. Koç, Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Mütevelli Heyet ve Danışma Kurulu Üyeleri, akademisyenler, 2026 mezunları ve ailelerinin katılımıyla gerçekleşti. Koç Üniversitesi’nin 32. mezuniyet töreninde konuk konuşmacı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende, çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Cem Kozlu: Hayat boyu bir öğrenci gibi araştırarak ve sorgulayarak başarıya ulaşabileceğinizi unutmayın Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, konuşmasına Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini büyük bir özveri ve zengin bir vizyon ile yürüten, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Nur Yalman’ın üniversiteye yaptığı eşsiz katkılar için şükranlarını sunarak başladı. Cem Kozlu gençlere şöyle seslendi, “Değerli mezun adaylarımız 15-20 yıldır öğrencisiniz. Başarılı olmasaydınız, bugün beraber olamazdık. Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Prof. Dr. Metin Sitti: “Milyonların Hayatına Dokunan Bir Vizyon” Törende açılış konuşmasını yapan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, başta Üniversitenin kurucusu merhum Vehbi Koç olmak üzere Koç Üniversitesi’nin elde ettiği büyük başarılarda önemli katkıları bulunan Koç Ailesi’ne, Vehbi Koç Vakfı’na, Koç Üniversitesi Danışma Kurulu ve Mütevelli Heyetine, üniversitenin önceki yöneticilerine, akademik ve idari çalışanlara, öğrenci ve mezunlara teşekkür etti. Prof. Dr. Metin Sitti: “Bugün sizlerin başarısını kutlarken, bu başarının arkasındaki büyük vizyonu da hatırlatmak istiyorum. Bu yıl, Koç Topluluğu’nun kuruluşunun 100. Yılını kutluyoruz. Bir asır önce, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkesinin geleceğine inanan genç bir girişimci olarak yola çıkan Vehbi Koç’un ortaya koyduğu vizyon, bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan bir etkiye dönüşmüş durumda. Ancak Vehbi Koç’un mirası yalnızca iş dünyasında yarattığı başarılarla ölçülemez. O, eğitimin, bilimin, sanatın, kültürün ve toplumsal gelişimin güçlü bir ülkenin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanıyordu. Vehbi Koç, yalnızca ekonomik değer yaratan bir girişimci değil; eğitime, bilime, sanata ve toplumsal gelişime yatırım yaparak kalıcı kurumlar inşa eden bir vizyonerdi. Bugün Koç Üniversitesi de bu vizyonun en güçlü örneklerinden biridir. Ancak bugün, mezuniyet sevincimizi yaşarken, yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli bir ismimizi de anmak istiyorum. Uzun yıllar Mütevelli Heyet Üyemiz ve 2019–2025 yılları arasında Mütevelli Heyet Başkanımız olarak görev yapan Prof. Dr. Nur Yalman, yalnızca dünya çapında saygın bir akademisyen değil, aynı zamanda Üniversitemizin gelişimine yön vermiş vizyoner bir liderdi. Öğrencilerimizin yalnızca başarılı değil, aynı zamanda topluma değer katan ve olumlu değişim yaratabilen bireyler olacağına büyük güven duyardı. Bugün kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Metin Sitti: Bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır Koç Üniversitesi’nin genç bir üniversite olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Metin Sitti sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün mezun ettiğimiz sizler gibi, üniversitemiz de genç bir kurum; ancak yaşından çok daha büyük hayallere ve hedeflere sahip. Sizlerin doğduğu yıllarda henüz kuruluşunun ilk dönemlerini yaşayan üniversitemiz, bugün Türkiye'nin ve dünyanın saygın araştırma üniversiteleri arasında yer alıyor. Bu yıl da araştırmada, sağlıkta, girişimcilikte, sürdürülebilirlikte ve disiplinlerarası çalışmalarda önemli başarılara imza attık. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, yalnızca bugün nerede olduğumuz değil; gelecekte nasıl bir üniversite olmak istediğimizdir. Çünkü üniversitelerin dünyadaki rolü de değişiyor. Üniversiteler önce eğitim, sonra araştırma kurumlarına dönüştü. Bugün ise yeni bir aşamadayız. Artık yalnızca bilgi üretmek değil, o bilgiyi toplumsal, ekonomik ve insani değere dönüştürmek gerekiyor. Bugün dünyanın en başarılı üniversiteleri yalnızca ne kadar bilgi ürettikleriyle değil, yarattıkları etkiyle de ölçülüyor. Biz de Koç Üniversitesi olarak tam bunu hedefliyoruz. Yapay zekâdan robotiğe, sağlık teknolojilerinden sürdürülebilirliğe, kuantum teknolojilerinden sosyal bilimlere kadar her alanda yalnızca bilgi üretmeyi değil, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz. Çünkü bilgi değerlidir. Ama bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır. Hayatın yeni döneminde genç mezunların önünde farklı yollar olacağına dikkat çekerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Metin Sitti, “Şu anki mezuniyet enerjiniz öyle güçlü ve hepiniz yan yana iken bu güç o kadar daha büyüyor ki, bu enerjinizi başka enerjilere dönüştürüp dünyayı pozitif yönde dönüştürün lütfen. Daha güzel ve barış, refah ve huzur dolu günler için. Unutmayın, enerji tükenmez, peki ne olur? Dönüştürülür. Enerjiniz potansiyel enerji gibi statik bir enerjiye dönüşmesin. Kinetik enerjiye ve eyleme dönüşsün. Unutmayın, güzel yeni şeyleri (mesela bir eseri, kariyeri veya itibarı) kurmak çok emek, zaman, enerji, kaynak ve mücadele gerektirirken bunları yıkmak da o kadar kolay ve hızlı ki! Kimsenin kurduklarınızı yıkmasına izin vermeyin. Hayalleriniz büyük olsun. Kalbiniz iyi olsun.” Prof. Dr. Daron Acemoğlu: “İnsan zekâsı ile yapay zekâ birbirini tamamlayan güç olmalı” Törende mezunlara seslenen Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu ise yapay zekânın insanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojilerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Prof. Dr. Acemoğlu, son yıllarda bu alanda yaşanan hızlı gelişmelerin üretkenlik, bilimsel keşifler ve ekonomik büyüme açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak teknolojik ilerlemenin toplumsal refahı ve ekonomik kazanımları kendiliğinden tüm kesimlere yaymadığını vurgulayan Acemoğlu, yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknolojik kapasitesiyle değil, nasıl tasarlandığı, hangi amaçlarla kullanıldığı ve hangi kurumlar ile politikalar tarafından yönlendirildiğiyle de şekilleneceğini söyledi. İnsan zekâsı ile yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan güçler olarak görülmesi gerektiğini belirten Acemoğlu, çalışanların becerilerini geliştiren, yaratıcılığı destekleyen ve yeni fırsatlar yaratan insan odaklı yapay zekâ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Yapay zekâ çağında karşı karşıya olduğumuz temel sorunun teknolojinin ne yapabileceği değil, bu teknolojinin kimlerin yararına ve nasıl kullanılacağı olduğunu ifade eden Acemoğlu, mezunları teknoloji ile toplumsal sorumluluğu birlikte düşünmeye ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeye katkı sunmaya çağırdı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ile toplumsal refah üzerindeki etkilerini açıklayan araştırmaları nedeniyle 2024 yılında Alfred Nobel Anısına verilen İsveç Merkez Bankası Ekonomi Bilimleri Ödülü'ne layık görüldü. Araştırmalarında, uzun dönemli ekonomik ve toplumsal refahın temelinde kapsayıcı siyasi ve ekonomik kurumların yer aldığını, buna karşılık siyasal, ekonomik veya teknolojik gücün dar bir çevrede yoğunlaşmasının, sürdürülebilir kalkınmayı, ortak refahı ve demokratik yönetişimi tehdit eden başlıca unsurlardan biri olduğunu ortaya koydu. Törende duygu ve düşüncelerini dile getiren okul birincilerinden Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, “Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi çaresiz, güçsüz ve yalnız hissedeceğiz. Kontrol edemediğimiz koşullar bizi yoracak, hatta pes etmeye zorlayacak. Fakat gerçek güç, hiç düşmemek değil; her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkmayı seçebilmektir. Çünkü bizi yolumuzdan saptıran, karşımıza çıkan engeller değil; onlara teslim olmamızdır. En büyük başarı bazen yalnızca vazgeçmemeyi seçmektir. Koç Üniversitesi’nden geleceği şekillendirecek donanım ve cesaretle ayrılıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda, bugün buradan birer kıvılcım olarak çıkıyoruz; yarının alevleri olarak ülkemize ve dünyaya yön vermeye söz veriyoruz” dedi. Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak ise “Her zaman meraklı olmanın ve olaylara farklı perspektiflerden bakabilmenin çok kıymetli olduğuna inandım. Koç Üniversitesi, merakımı doğru sorularla yönlendirmeyi öğreterek beni geleceğe hazırladı. Özellikle, ekonomiye ek olarak psikoloji eğitimi almak, hayata ve olayların altında yatan nedenlere daha derin bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Hepimizi bugüne ve bu ana getiren ortak nokta, yolumuza devam etmeyi seçmiş olmamızdır. Ben inanıyorum ki, bu yolculukta azim, disiplin ve kararlılık ne kadar değerliyse; nezaket, yardımseverlik ve empati de bir o kadar değerlidir. Çünkü başarı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, başkalarının hayatlarında bırakılan olumlu etkiyle de ölçülür” diye konuştu. Bugün aslında beş yıllık bir hikâyenin sonundan çok yeni bir hikâyenin başlangıcında olduklarına dikkat çeken Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ise sözlerine şöyle devam etti: “Birkaç dakika sonra bu kampüsten ayrılacağız; dünyanın farklı yerlerine, farklı mesleklere ve farklı hayatlara dağılacağız. Bu yüzden geride bıraktığımız yıllardan değil, önümüzdeki dünyadan bahsetmek istiyorum. Önümüzdeki dünya bizden uyum sağlamamızı, sıraya girmemizi, ‘herkes böyle yapıyor’ dememizi ve sorumluluğu bir üst makama devretmemizi isteyecek. Bugün sizden yalnızca tek bir şey istiyorum: Ne yaparsanız yapın, düşünmeyi bırakmayın. Bir mühendis, bir doktor, bir bilim insanı, bir girişimci ya da yalnızca bir yurttaş olarak, yaptığınız işin sonuçlarını sorgulamayı bırakmayın. Çünkü dünyayı ileriye taşıyacak şey büyük kahramanlıklar değil; sıradan insanların zihinlerini sisteme teslim etmemesidir” İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık törendeki konuşmasında “Koç Üniversitesi’nin en kıymetli kaynağının değerli öğrencileri olduğu aşikârdır. Geleceğin liderleri şüphesiz okulumuzun sıralarından yükselecektir. Geleceğin liderlerine, okulumuzda geçirdiğim 5 yılda aldığım en önemli dersten bahsetmek isterim. Bu ders, sınıflarımızda anlatılmış olanlardan farklı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından tam bir asır önce dile getirilmiştir. Ve benim birinci olma yolculuğumda kendi kendime tekrarladığım tek bir cümleden oluşur: “Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Zor zamanlarda yaşadığımız kaygılar bizleri umutsuzluğa sürüklemesin, asla heyecanımızı ve kararlılığımızı kaybetmeyelim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

 Yapay Zekâ Kullanımı Güven Endişelerine Rağmen Yaygınlaşıyor Haber

 Yapay Zekâ Kullanımı Güven Endişelerine Rağmen Yaygınlaşıyor

Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi EY’ın Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi (AI Sentiment Index) araştırmasının ikinci sayısı yayımlandı. Son altı aylık dönemde yapay zekânın günlük yaşamdaki yerini ve ne ölçüde kullanıldığını ortaya koymayı amaçlayan araştırma, kullanıcıların yapay zekâya yönelik tercihlerini incelerken, bu alanda güven inşa edilmesi için hangi adımların önem kazandığına da ışık tutuyor. Endeks sonuçları net bir tablo ortaya koyuyor: yapay zekânın benimsenme hızı, güven endişelerini geride bırakıyor. Yapay zekâ, yardımcı rolden karar süreçlerine doğru ilerliyor Araştırma, yapay zekânın hızlı benimsenmesinin artan güven düzeyinden çok, düşük riskli ve günlük kullanım alanlarında oluşan aşinalıkla bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yol tarifi, müşteri hizmetleri, seyahat planlama ve içerik önerileri gibi kullanım alanları artık günlük rutinin bir parçası haline gelirken, bu konfor alanı daha fazla yetki devrinin de zeminini hazırlıyor. Araştırmaya göre; katılımcıların %9’u otonom araç veya sürücüsüz taksi kullandığını, %10’u kendi adına ürün satın alan bir yapay zekâ uygulamasını deneyimlediğini, %11’i ise yapay zekânın alışveriş sepetini otomatik doldurmasına veya bankacılık işlemlerini yönetmesine izin verdiğini belirtiyor. Otonom yapay zekâyı henüz deneyimlememiş kişiler arasında da bu teknolojilere açık olma durumu dikkat çekiyor. Katılımcıların %36’sı indirimlerin otomatik uygulanmasını, %34’ü müşteri hizmetleri sorunlarının kendi müdahalesi olmadan çözülmesini, %30’u ev güvenliğinin ve %21’i de randevu planlamasının yapay zekâ tarafından yönetilmesini tercih edebileceğini ifade ediyor. Benimsenme artıyor, ancak güven aynı hızda ilerlemiyor Endeks sonuçlarına göre, yapay zekâ kullanımı hızla artarken, bu teknolojinin nasıl yönetildiğine ve kontrol edildiğine yönelik güven aynı hızda gelişmiyor. Kullanıcıların güvenlik, kontrol, hesap verebilirlik ve gerçeklik konularındaki endişeleri devam etse de bu kaygılar benimsenmeyi yavaşlatmıyor; daha çok, otonom yapay zekâ sistemlerinin nasıl tasarlanması ve sunulması gerektiğine ilişkin beklentileri şekillendiriyor. Araştırma bulgularına göre; katılımcıların %66’sı yapay zekâ sistemlerinin siber saldırıya uğramasından endişe ediyor, %66’sı insan denetiminin hâlâ gerekli olduğunu düşünüyor, %73’ü ise gerçek olanla yapay zekâ tarafından üretileni ayırt edememekten kaygı duyuyor. Öncü pazarlar daha erken sinyal veriyor Araştırma, yapay zekâ kullanımının daha yaygın, daha sık ve günlük yaşama daha derin entegre olduğu sekiz öncü pazarı ortaya koyuyor: Hindistan, Çin, Brezilya, Meksika, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve Güney Kore. Bu pazarlarda yapay zekâ kullanım oranı %94’e, otonom yapay zekâyı deneyimleme oranı ise %24’e ulaşıyor. Diğer pazarlar ise daha yavaş ama artan benimsenmenin görüldüğü geçiş pazarları ile daha temkinli ve seçici kullanımın öne çıktığı geride kalan pazarlar olarak ayrışıyor. Bu pazarlar, öncü pazarlara kıyasla genel yapay zekâ kullanımında %12–15, otonom kullanımda ise %11–13 oranında daha geride seyrediyor. EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Yapay Zekâ Hizmetleri Lideri Reyzi Devrim Pamir konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “EY Yapay Zekâ Duyarlılık Endeksi araştırması önemli bir eşiğe işaret ediyor: yapay zekâya yönelik tam güven oluşmadan, kullanım ve yetki devri hızla artıyor. İnsanlar yapay zekâyı önce düşük riskli ve günlük işlerde benimsiyor; ancak bu aşinalık zamanla daha kritik karar alanlarına da taşınıyor. Kurumlar açısından asıl konu artık yapay zekâyı kullanıp kullanmamak değil; hangi görevlerin, hangi sınırlar içinde, nasıl bir insan denetimi ve hesap verebilirlik çerçevesiyle yapay zekâya devredileceğini tasarlamak. Bu nedenle güven, sonradan eklenecek bir unsur değil; en baştan sistemin mimarisine yerleştirilmesi gereken temel bir prensip. İş dünyasının, şeffaflığı, denetlenebilirliği ve sorumlu yapay zekâ yaklaşımını merkeze alan bir dönüşümü hızla hayata geçirmesi kritik önem taşıyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı:  WorkupOnBoard Haber

İş Bankası’ndan Lise Öğrencileri için Girişimcilik Programı: WorkupOnBoard

Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program hibrit olarak 4-26 Temmuz’da düzenlenecek. Türkiye İş Bankası’nın ana destekçisi olduğu Workup, lise öğrencilerine yönelik yeni girişimcilik programı WorkupOnBoard’ı hayata geçiriyor. İş Bankası bünyesinde yer alan Yapay Zekâ Fabrikası (YZF) yürütücülüğünde gerçekleştirilecek WorkupOnBoard, bir projenin fikir aşamasından çalışan bir ürüne dönüşmesine kadar olan sürece yönelik yüksek yoğunluklu bir hızlandırma programı olarak kurgulandı. Program ile yapay zekanın geleneksel teorik eğitim modellerinden ayrışarak yalnızca bir bilgi aracı değil, doğrudan bir üretim ortağı olarak kullanıldığı bir yapı sunuluyor. Katılımcılar program boyunca yapay zekâ destekli geliştirme araçları ile ürünlerini sıfırdan oluşturacak, gerçek kullanıcılarla test edecek ve hızlı iterasyonlarla (yinelemelerle) geliştirme sürecini deneyimleyecek. 21 günlük program, fikir geliştirme ve MVP (minimum uygulanabilir ürün) oluşturma, kullanıcı doğrulama ve ürün iyileştirme, büyüme ve Demo Day hazırlığı olmak üzere üç temel fazdan oluşacak, haftanın 3 günü fiziksel mentor destekli üretim, 2 günü ise asenkron çalışma yapılacak. Katılımcılara bulut ve yapay zekâ araç kredileri ile belirli reklam/test bütçesi verilerek, geliştirdikleri ürünleri gerçek kullanıcılarla buluşturma imkânı sunulacak. Bu yaklaşım ile katılımcıların doğrudan müşteriyle temas kurabilen, test edilmiş ürünler geliştirmesi hedefleniyor. Program sonunda katılımcılar, çalışan bir MVP, kullanıcı geri bildirimlerine dayalı ürün geliştirme deneyimi ve girişimcilik refleksi kazanacak, İş Bankası Girişimcilik Ekosistemine erişim elde edecek. Ayrıca, ekipler Demo Day’de projelerini girişimcilik ekosistemi paydaşlarına sunma şansı yakalayacak. Girişimcilik motivasyonu yüksek gençlerin bu alanda gelişmesi ve girişimcilik ekosistemiyle tanışmasını hedefleyen program 4-26 Temmuz arasında hibrit olarak düzenlenecek. Yüz yüze bölümleri İş Vapur’da gerçekleştirilecek programa başvurular, 15 Mayıs’a kadar https://www.workup.ist/workuponboard üzerinden yapılabiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

27. “Bilişim 500 Araştırması” İçin Başvuru Tarihleri Uzatıldı Haber

27. “Bilişim 500 Araştırması” İçin Başvuru Tarihleri Uzatıldı

Bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla 27. kez gerçekleştirilecek araştırma, sektörün en kapsamlı referans çalışması olarak kamuoyuyla buluşmaya hazırlanıyor. En büyük 500 şirketin, genel sıralamanın yanı sıra faaliyet gösterdikleri alt kategoriler özelinde değerlendirileceği araştırmaya bilişim firmaları için başvuru tarihi 15 Mayıs tarihine kadar uzatıldı. Araştırmanın sonuçları ise 5 Ağustos tarihinde düzenlenecek ödül töreniyle açıklanacak. Bilişim 500 Araştırması, bu yıl “Teknolojinin İpek Yolu Anadolu’dan Geçmeli!” mottosuyla şekillenen temasıyla bilişim dünyasının öncülerini bir araya getirerek sektördeki gelişmelerin paylaşılmasına, deneyimlerin aktarılmasına ve geleceğe yönelik öngörülerin tartışılmasına önemli bir platform sunacak. Tema, geçmişte ticaretin en kritik geçiş noktası olan Anadolu’nun bugün veri, yazılım ve dijital üretimin de merkezi olma potansiyeline dikkat çekecek. Küresel rekabetin teknoloji üzerinden yeniden tanımlandığı bu dönemde Türkiye; coğrafi konumu, genç ve yetkin insan kaynağı ve gelişen teknoloji ekosistemiyle yeni dijital ticaret yollarında güçlü bir rol üstlenebilecek. Bu yaklaşım, Türkiye’nin sadece izleyen değil, yön veren bir oyuncu olması gerektiğine vurgu yaparak tüm sektörü ortak bir vizyon etrafında harekete geçmeye davet edecek. Bilişim 500 ise bu yıl yalnızca rakamları açıklamakla kalmayacak; önemli bir gerçeği de hatırlatacak: Geçmişte ticaret yollarını şekillendirenler geleceğin dünyasını kurarken, bugün teknolojinin yollarını şekillendirenler ise yarının gücünü belirleyecek. Teknolojinin hızla dönüşüm geçirdiği günümüzde, değişim ve gelişmelerden doğrudan etkilenen bilişim sektörüne yeni bakış açıları kazandırmayı, sektör temsilcilerini farklı perspektiflerden düşünmeye davet etmeyi hedefleyen Bilişim 500, Türkiye’nin dört bir yanındaki teknoloji şirketlerinin gücünü ortaya koyarak sektörün gelişimine ışık tutacak. Araştırma başvuruları 15 Mayıs’a kadar devam edip sonuçları ise 5 Ağustos’ta düzenlenecek ödül töreniyle kamuoyuna açıklanacak. Türkiye bilişim sektörü için önemli bir referans kaynağı olmanın yanı sıra bilişim dünyasında fark yaratmak isteyen şirketlere yol haritası sunan Bilişim 500 Araştırması; yerli ve yabancı yatırımcılar ile iş birliği geliştirmek isteyen kurumlar için de güçlü bir rehber olma niteliğini sürdürüyor. Başvurular Bilişim 500 web sitesi üzerinden devam ediyor Bilişim sektörünün “pazar yeri” olarak kabul edilen Bilişim 500’e başvuran şirketler; Sistem Entegratörü ve İş Ortağı, Dağıtıcı, Türkiye Merkezli Üretici ve Uluslararası Merkezli Üretici / Üreticinin Temsilcisi olmak üzere dört ana kategori altında değerlendirilecek. Bu kategorilerin donanım, yazılım ve hizmet gibi alt tabloları bulunurken, yeni teknoloji alanlarını kapsayan özel kategoriler de araştırma kapsamında yer alacak. Başvuru yapan tüm firmaların Bilişim 500 kataloğunda yer alacağı araştırmanın sonuçları, 5 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenecek ödül töreniyle kamuoyuna açıklanacak. Törende ayrıca sektörde 25 yılını dolduran kadın bilişimcilere verilecek özel ödüller, 35 yıl emek ödülleri, 50 yıl emek ödülü ve BThaber özel ödülleri de sahiplerini bulacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Avrupa’nın 900 Üniversitesini Temsil Eden Dev Buluşma İstanbul’da Gerçekleştirildi Haber

Avrupa’nın 900 Üniversitesini Temsil Eden Dev Buluşma İstanbul’da Gerçekleştirildi

Yeditepe Üniversitesi ev sahipliğinde bu yıl 29’uncusu düzenlenen konferans kapsamında, 41 ülkeden 260 kurumdan rektörler, üniversite yöneticileri, politika yapıcılar ve uzmanlar olmak üzere yaklaşık 500 katılımcı İstanbul’da bir araya geldi. Prof. Dr. Garrell: Çeşitlilik ve Çoğulculuk EUA’nın Kimliğinin Bir Parçasıdır “Değişen Bağlamlarda Üniversiteler Arası İş Birliği” ana temasıyla düzenlenen konferansın açılışında konuşan EUA Başkanı Prof. Dr. Josep Maria Garrell, konferansa 41 farklı ülkeden katılımcının olduğunu belirterek, “Bu farklı bakış açıları, önümüzdeki iki gün boyunca tartışmalarımızı yönlendirmeye ve zenginleştirmeye büyük katkı sağlayacaktır. Çeşitlilik ve çoğulculuk, EUA’nın bir kuruluş olarak kimliğinin bir parçasıdır” diye konuştu. “İş Birliği Üniversitelerin Kalbinde Yer Alan Bir Konu” “Bu yıl, üniversitelerin varoluşunun tam merkezinde yer alan bir konuyu ele alacağız: İş birliği” diyen Prof. Dr. Garrell, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurumlar, sektörler ve sınırlar arasında; eğitim, araştırma ve inovasyon alanlarında birlikte çalışmak, üniversitelerin faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle konferans boyunca, kurumlar arası iş birliklerini, kamu sektörü, endüstri ve diğer paydaşlarla kurulan ortaklıkları, yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde ele alacağız. Ayrıca, üniversitelerin bu ortaklıkları geliştirmek ve sürdürülebilir kılmak için kullandığı yenilikçi yöntem ve araçları da inceleyeceğiz.” Prof. Dr. Durman: Üniversiteler Arası İş Birliği Vazgeçilmezdir Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da 6 bin yıllık tarihiyle medeniyetlerin, kültürlerin ve düşünce geleneklerinin buluşma noktası olan İstanbul’da bu konferansın düzenlenmesinin son derece anlamlı olduğunu ifade ederek, “Bugün üniversiteler de benzer bir misyon üstlenmektedir: İnsanları, disiplinleri, kurumları ve fikirleri sınırların ötesinde buluşturmak; çeşitliliği güç, yaratıcılık ve ortak ilerlemenin kaynağına dönüştürmek” dedi. Yükseköğretimde derin bir dönüşüm sürecinden geçildiğini ifade eden Prof. Dr. Mehmet Durman, şunları kaydetti: “Dijitalleşme, yapay zekâ, değişen beceri ihtiyaçları, küresel belirsizlikler ve karmaşık toplumsal sorunlar, üniversitelerin yalnızca ne yaptığını değil, toplumla, bilgiyle ve birbirleriyle ilişkilerini nasıl konumlandırdıklarını da yeniden şekillendiriyor. Böyle bir ortamda üniversiteler arası iş birliği artık yalnızca faydalı değil, vazgeçilmezdir. Ne kadar samimi ve stratejik iş birliği yaparsak, topluma katkı sağlama kapasitemiz de o kadar artacaktır.” Eğitimden Dijital Dönüşüme Kritik Başlıklar İki gün süren konferans, yalnızca üniversiteleri değil, eğitim politikalarını, gençlerin geleceğini ve ülkelerin rekabet gücünü de yakından ilgilendiren başlıkları gündeme taşıdı. Konferansta, Avrupa üniversitelerinin önümüzdeki yıllarda nasıl bir yol haritası izleyeceği, hangi alanlarda birlikte hareket edeceği ve değişen dünya koşullarına nasıl uyum sağlayacağı kapsamlı şekilde ele alındı. Eğitimden dijital dönüşüme kritik başlıkların tartışıldığı oturumların yapıldığı konferansta, eğitim programlarının geleceği, araştırma ve inovasyon alanında ortak projeler, üniversite-sanayi iş birlikleri ve gençlerin değişen beklentileri detaylı şekilde değerlendirildi. Üniversitelerin birbirleriyle, kamu kurumlarıyla ve özel sektörle nasıl daha güçlü iş birlikleri kurabileceği, dijitalleşmenin eğitim ve araştırma üzerindeki etkileriyle üniversitelerin bu sürece nasıl uyum sağlayacağı da öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. AB’nin Yükseköğretim Stratejisi Gündemde Konferansta ayrıca Avrupa Birliği’nin yükseköğretime yönelik yeni fon ve destek programları, toplumsal güven gibi konular kapsamlı biçimde ele alındı. Sürdürülebilirlik, iklim krizi ve toplumsal dönüşüm gibi küresel meselelerde üniversitelerin üstleneceği rol de konferansın önemli gündem maddeleri arasında bulundu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lenzing Ölçülebilir İlerlemeyle Sürdürülebilir Dönüşümü Hızlandırıyor Haber

Lenzing Ölçülebilir İlerlemeyle Sürdürülebilir Dönüşümü Hızlandırıyor

Lenzing Grubu, “Lead Transformation – Generate Impact” (Dönüşüme Liderlik Et – Etki Yarat)” başlıklı 2025 Yıllık ve Sürdürülebilirlik Raporu’nu yayımladı. Rapor Lenzing’in sektörde değişimi nasıl aktif olarak şekillendirdiğini ve ekonomik, ekolojik ve sosyal boyutlarda nasıl kalıcı bir etki yarattığını ortaya koyuyor. Lenzing, hedef odaklı premiumlaşma, mükemmeliyet, inovasyon ve sürdürülebilirlik yatırımlarıyla geleceğe tutarlı bir şekilde odaklanarak, sürdürülebilir, selüloz bazlı premium elyafların lider tedarikçisi konumunu güçlendiriyor. Entegre dijital rapora buradan ulaşabilirsiniz.. Lenzing Yönetim Kurulu CFO’su Mathias Breuer, CPO/CTO’su Christian Skilich ve COO’su Georg Kasperkovitz raporla ilgili şu açıklamada bulundu: “2025, zorlu bir yıl olmasına rağmen Lenzing Grubu olarak şirketimizin gücünü ve birlikteliğini gösterdik. “Dönüşüme Liderlik Et – Etki Yarat” prensibi doğrultusunda performansımızı iyileştirdik, konumumuzu netleştirdik ve Lenzing’i geleceğe uyumlu hale getirdik. Hedefimiz net: ekonomik başarıyı çevre ve topluma karşı sorumlulukla birlikte sağlamak.” Etki Yarat : Sürdürülebilirlik, İnovasyon ve Biyoekonomiyi İleri Taşımak Lenzing, 2025 yılında ticari performansının yanı sıra sürdürülebilirlik ve inovasyon alanlarında da önemli ilerlemeler kaydetti. Sürdürülebilir çözümlere güçlü bir şekilde odaklanan küresel bir şirket olarak Lenzing, başarısını pazarlar, müşteriler, insanlar ve dünya için olumlu etki yaratan somut sonuçlarla ölçüyor. Bu sonuçlar arasında yeni elyaf inovasyonları, sürdürülebilirlik derecelendirmeleri ve tekstil ile nonwoven değer zincirleri genelinde etkili iş birlikleri yer alıyor. Lenzing, 2025’te elyaf portföyünü genişletmeyi de sürdürdü. Geliştirilmiş LENZING™ Lyocell Fill elyaf portföyü, daha iyi ısı yalıtımı, optimize edilmiş nem yönetimi ve daha yüksek boyutsal stabilite sunuyor. Yeni nesil VEOCEL™ Lyocell elyaflar, temizlik bezlerinin temizleme verimliliğini artırırken, dezenfeksiyon gibi uygulamalar da dâhil olmak üzere fosil bazlı malzemelere sürdürülebilir bir alternatif sağlıyor. TENCEL™ Lyocell HV100 elyafları ile Lenzing, Variocut teknolojisi sayesinde denim kumaşlarda doğal ve mat dokular elde edilmesini mümkün kılıyor. Lenzing, Edgewell ile birlikte VEOCEL™ Lyocell elyaf içeren hijyen ürünlerini ilk kez Kuzey Amerika pazarına sundu. Bu uygulamalar, biyobazlı malzemelerin üstün performans sunabileceğini ve biyoekonominin gelişimine katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Harici sürdürülebilirlik derecelendirmeleri, Lenzing’in sorumlu elyaf üretimindeki lider rolünü bir kez daha teyit etti. Üst üste beşinci kez aldığı EcoVadis Platin derecesi ile Lenzing, dünya genelinde değerlendirilen şirketler arasında ilk %1’lik dilimde yer alarak sektördeki liderliğine güçlü bir kanıt sundu. Lenzing ayrıca, sorumlu ormancılık ve şeffaf tedarik zincirleri için sektör referansı olan Canopy Hot Button Report’ta birinci sırayı elde etti. CDP’nin iklim, su ve ormanlar için verdiği “Triple A” derecesi ile Sustainalytics’in 2026 “Düşük Risk / ESG Lideri” değerlendirmesiyle birlikte bu başarılar, Lenzing’in sürdürülebilirliği ana iş modeline entegre etme ve çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında şeffaf biçimde ilerleme konusundaki küresel ölçekteki referans konumunu pekiştirdi. Lenzing, iklim aksiyonu alanında da bilim temelli hedeflerini sürdürmeye ve yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık vererek ilerleme kaydetmeye devam etti. . Bu adımlar arasında, küresel çapta yedi tesis için %100 şebeke bazlı yenilenebilir elektrik tedariki ile Lenzing sahasındaki fotovoltaik sistemin genişletilmesi yer alıyor. Teknolojik gelişmeler ve iş birliğine dayalı girişimler, dönüşüm sürecini daha da hızlandırdı. Lenzing, Adidas ve Niederrhein Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile birlikte yürütülen bir pilot ve inovasyon projesinde, geri dönüştürülmüş Lyocell elyaflar kullanılarak kapalı döngü bir sistemde bir kazak üretildiği bir geri dönüşüm süreci geliştirdi. AB tarafından finanse edilen CELLFIL projesi kapsamında Lenzing, sentetik elyaflara alternatif olarak Lyocell filamentlerin ölçeklendirilmesi üzerinde çalışıyor. VEOCEL™ Viscostar elyaflarının üretim kapasitesini artırmak için yapılan 15 milyon euroluk yatırım ile Lenzing, özellikle kadın hijyeni uygulamaları başta olmak üzere nonwoven sektöründeki konumunu daha da güçlendiriyor. Lenzing’in araştırma alanındaki çalışmaları da takdir ediliyor. Bu alanda özellikle kadınları teşvik eden girişimleriyle “Matilda Award” için ilk üçe kaldı ve şirket dışındaki genç araştırmacılara verilen Lenzing Young Scientist Award ile ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.