Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Araştırma

Kapsül Haber Ajansı - Araştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Araştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Folkart, İzmir’de Bilinirlik ve Güvende Açık Ara Lider Haber

Folkart, İzmir’de Bilinirlik ve Güvende Açık Ara Lider

Folkart’ın İzmir’deki marka algısını ölçmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, şirket bilinirlik ve güven başlıklarında rakiplerinden önemli ölçüde ayrıştı. Folkart yüzde 96,3’lük bilinirlik oranıyla ilk sırada yer alırken, en yakın rakibi yüzde 26,7 seviyesinde kaldı. Böylece Folkart ile en yakın rakibi arasında 69,6 puanlık fark oluştu. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, araştırma sonuçlarının Folkart’ın yıllar içinde oluşturduğu marka değerinin güçlü bir karşılığı olduğunu belirterek “Folkart olarak yalnızca yapılar üretmiyoruz; verdiğimiz söz, ortaya koyduğumuz kalite ve insanlara yaşattığımız deneyimle güven inşa ediyoruz. Bugün ulaştığımız yüksek bilinirlik, güven, tercih ve itibar düzeyi, yıllar boyunca ortaya koyduğumuz çalışmaların güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu sonuçların arkasında tasarımdan şantiyeye, satıştan müşteri deneyimine kadar büyük bir ortak emek var. Folkart’ın marka değerini her gün daha ileriye taşıyan tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. İzmir’e değer katmaya ve bize duyulan güveni daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi. GÜVENDE 70 PUANLIK FARK Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri güven alanında ortaya çıktı. Katılımcıların yüzde 95,9’u Folkart’ı güvenilen bir marka olarak değerlendirirken, en yakın rakibin oranı yüzde 25,8 oldu. Folkart böylece güven alanında da en yakın rakibinin 70,1 puan önünde yer aldı. Araştırma, yüksek bilinirlik ve güvenin tercih davranışına da yansıdığını gösterdi. Katılımcıların yüzde 94,1’i Folkart’ı tercih edeceğini belirtti. İZMİR’E KATKI ALGISI YÜZDE 95,6 Folkart’ın kentle kurduğu güçlü bağ da araştırmanın öne çıkan sonuçları arasında yer aldı. Katılımcıların yüzde 95,6’sı Folkart’ın İzmir’e katkı sağladığını ifade etti. Bu katkı; mimari, prestij, ekonomi, kentsel gelişim, sosyal yaşam ve istihdam gibi farklı alanlarla ilişkilendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Paşabahçe Türkiye’nin  En Güvenilir Markası Seçildi Haber

Paşabahçe Türkiye’nin En Güvenilir Markası Seçildi

Türkiye genelinde 17 bin 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma sonucunda kazanılan ödül, Paşabahçe’nin tüketicileriyle yıllardır kurduğu güçlü güven bağını bir kez daha ortaya koydu. 19.10.2026 - Paşabahçe, Global Marketing Summit 2026 kapsamında ilk kez düzenlenen Trusted Brand Awards 2026’da “Mobilya ve Yaşam” kategorisinde Türkiye’nin En Güvenilir Markası seçildi. 15 Ekim 2026 tarihinde Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilen törende ödül alan Paşabahçe, 90 yılı aşkın köklü geçmişi, kalite anlayışı ve özgün tasarımlarıyla tüketicilerin hayatında edindiği güçlü yeri bir kez daha ortaya koydu. Paşabahçe, geniş ürün yelpazesiyle nesiller boyunca sofralarda ve yaşam alanlarında yer alıyor. Köklü mirasını yenilikçi yaklaşımıyla buluşturan marka, tüketicileriyle kurduğu güvene dayalı ilişkiyi güçlendirmeyi sürdürüyor. 17 bin 200 kişinin değerlendirmeleriyle en güvenilir markalar belirlendi KREA M.I.C.E. tarafından geliştirilen Trusted Brands platformu kapsamında, araştırma iş ortakları FutureBright Group ve RepMan iş birliğiyle gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye genelini temsil eden 17 bin 200 kişinin değerlendirmeleri alındı. Toplam 154 şirket ve marka, 14 farklı sektörde 7 ana boyut ve 18 alt kriter üzerinden güven ve itibar performanslarına göre incelendi. Tüketicilerin markalara duyduğu güveni farklı boyutlarıyla ele alan araştırmada, kategorilerinde en yüksek puanı alan markalar ödüllendirildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sütaş, Süt ve Süt Ürünlerinde “Türkiye’nin En Güvenilir Markası” Haber

Sütaş, Süt ve Süt Ürünlerinde “Türkiye’nin En Güvenilir Markası”

Türkiye’de her 10 hanenin 9’unun sofrasında yer alan Sütaş, tüketici güveni ve marka itibarı alanında gerçekleştirilen Trusted Brand 2026 Araştırması’nda süt ve süt ürünleri kategorisinde “Türkiye’nin En Güvenilir Markası” seçildi. Bağımsız araştırma şirketleri FutureBright Group ile RepMan iş birliğiyle yürütülen çalışma, tüketicilerin markalara duyduğu güveni ve marka itibarını çok boyutlu bir yaklaşımla ele aldı. 1 Ağustos-15 Eylül 2026 tarihleri arasında Türkiye genelinde 17 bin 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada Sütaş, tüketicilerin değerlendirmeleriyle süt ve süt ürünleri sektöründe “Trusted Brand Awards 2026 Birincilik Ödülü” almaya hak kazandı. “GÜVENİLİRLİK VAZGEÇİLMEZ BİR YÜKÜMLÜLÜK” Türkiye’nin en güvenilir markalarını belirlemek amacıyla bu yıl ilk kez hayata geçirilen “Trusted Brand 2026” araştırmasının kazanan markaları, 15 Ekim Perşembe günü Global Marketing Summit kapsamında açıklandı. 14 farklı sektörde yapılan değerlendirmede, Türkiye’nin sütçüsü Sütaş, tüketicileri ile kurduğu güvene dayanan güçlü bağı sektöründe elde ettiği birincilik ile taçlandırdı. Törende Sütaş adına ödülü alan Yönetim Kurulu Üyesi ve Grup Pazarlama Başkanı Ergun Ermutlu, güven ve itibarın, yalnızca bugünkü iş sonuçlarını değil, markanın toplumla yarınlara uzanan güçlü bağlarını da şekillendirdiğini söyledi. Ermutlu konuşmasında, “Süt gibi insan sağlığı ve beslenmesi açısından temel öneme sahip bir alanda faaliyet göstermenin, güvenilirliği bir tercihten öte, vazgeçilmez bir yükümlülük haline getirdiğinin farkındayız. Sütaş olarak 50 yılı aşkın süredir bütün faaliyetlerimizi bu sorumluluk bilinciyle yürütüyoruz. Bu anlayışla geliştirdiğimiz Çiftlikten Sofralara entegre iş modelimiz; kaliteyi, gıda güvenilirliğini, izlenebilirliği ve sürdürülebilirliği işimizin bütününe taşıyor. Bugün aldığımız bu ödülü, yıllar içerisinde ortaya koyduğumuz bu yaklaşımın tüketicilerimiz nezdindeki değerli bir karşılığı olarak görüyoruz. Bize güvenen tüketicilerimize, bu değeri birlikte yarattığımız tüm çalışma arkadaşlarımıza, üreticilerimize ve iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyorum” dedi. MARKALAR 7 ANA BOYUT, 18 ALT KRİTER ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLDİ Türkiye’deki markaların güvenilirliğini ölçmek, itibar performanslarını ortaya koymak ve sektörler arasında karşılaştırmalı değerlendirme yapmak amacıyla gerçekleştirilen Trusted Brand 2026 Araştırması’nda markalar, yedi ana boyut ve 18 alt kriter üzerinden değerlendirildi. Bugüne kadar Türkiye’de bu alanda yapılan en geniş kapsamlı çalışma özelliğini taşıyan araştırma, tüketicilerin güvenini kazanan markaları görünür kılmayı, Türkiye’de güven odaklı marka yönetiminin gelişimine uzun vadeli katkı sağlamayı hedefliyor. Araştırma kapsamında markalar, adil, şeffaf, sorumlu ve hesap verebilir olmaları, güçlü bir liderlik sergilemeleri, toplumu anlamaları , topluma güven vermeleri, sürdürülebilir bir dünya için çaba göstermeleri, insanı önceliklendirmeleri ve çalışan mutluluğunu gözetmeleri gibi kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı Haber

“Türkiye’nin Gençleri” Araştırmasının Sonuçları İlk Kez Açıklandı

anbean tarafından düzenlenen ve 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getiren etkinlikte, FutureBright Group tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez açıklandı. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Garanti BBVA, gençlerin dünyasındaki değişimi daha yakından anlamak ve gençlik alanında çalışan profesyonelleri ortak bir zeminde buluşturmak amacıyla hayata geçen “Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk” etkinliğinin ikincisine de ev sahipliği yaptı. Etkinlikte FutureBright Group ve anbean tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının sonuçları ilk kez Youniverse katılımcılarıyla paylaşıldı. Farklı sektörlerden profesyonellerin katıldığı etkinlikte, gençlerin değerleri, beklentileri ve geleceğe bakışları üzerinden iş dünyasının dönüşümü konuşuldu. Türkiye’de yaşayan 17–26 yaş aralığındaki 1.007 gençle gerçekleştirilen araştırma; 403 öğrenci, 403 çalışan ve 201 ev genciyle yapılan görüşmelere dayanıyor. Araştırma gençlerin yapay zekâyla kurduğu ilişki, çalışma hayatından beklentileri, gelecek planları ve sosyalleşme tercihleri hakkında dikkat çeken bulgular ortaya koyuyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor Araştırmaya göre gençler için yapay zekânın “yeni” olma hali giderek geride kalırken, “gerekli” olma hali öne çıkıyor. Gençlerin yüzde 43’ü yapay zekâyı hayatının bir parçası olarak gördüğünü ve hemen her gün kullandığını belirtiyor. Yüzde 53’ü ise geliştirdiği fikirleri yapay zekâya danışıyor. Yapay zekânın kullanım alanı, bilgiye erişim ve fikir geliştirmeyle sınırlı kalmıyor. Gençlerin yüzde 65’i kendini kötü hissettiğinde en az bir kez bir yakını yerine yapay zekâyla konuştuğunu söylüyor. Diğer yandan gençler, yapay zekânın düşünme ve yaratıcılık üzerindeki etkilerine ilişkin endişeler de taşıyor. Gençlerin yüzde 26’sı yapay zekâ yaygınlaştıkça insanların daha az düşünerek hareket etmeye başlayacağını, yüzde 24’ü ise hazır cevaplara alışılmasıyla sorgulamanın azalacağını düşünüyor. Gençlerin çalışma hayatına ilişkin beklentilerinde de değişim görülüyor. Gençlerin geleceğe ilişkin umutları güçlü kalmaya devam ediyor. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 80’i geleceğe dair planlarını ve hayallerini gerçekleştirebileceğine inanıyor. Çalışma hayatına ilişkin beklentilerde de değişim görülüyor. Geçen yıla kıyasla gençlerin iyi anlaşabilecekleri insanlarla çalışma ve iş güvencesi arayışı yükselirken, iyi gelir ve uzaktan çalışma gibi rasyonel faydalara ilişkin beklentiler geriliyor. İstediği firmada işe başlayabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 73. Sosyalleşme ve kültür-sanat deneyimlerinde erişimin ötesinde ihtiyaçlar var Araştırma, gençlerin tek bir gençlik trendiyle tanımlanamayacağına ilişkin görüşü de öne çıkarıyor. Gençler, gençlik deneyimlerinin farklılaşabileceğini düşünüyor. Araştırma bulguları, gençlerin sosyalleşme tercihlerine ve kültür-sanat deneyimlerine ilişkin içgörüler de sunuyor. Gençlerin yüzde 41’i yüz yüze sosyalleşmeyi tercih ederken, yüzde 31’i çevrim içi ve yüz yüze sosyalleşmeyi dengeli biçimde sürdürüyor. Kültür-sanat alanında gençlerin deneyimlere katılımını yalnızca bilet fiyatları belirlemiyor. Ulaşım, zaman, planlama ve arkadaşlarla organizasyon yapma gibi unsurlar da katılımı etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Youniverse’te gençler, profesyoneller ve uzmanlar bir araya geldi Salt Galata’da gerçekleşen Youniverse: Gençlerin Evrenine Yolculuk etkinliği, 95 şirketten yaklaşık 120 profesyoneli bir araya getirdi. Gün boyunca gençlerin değişen beklentileri, geleceğin çalışma hayatı ve gençlerle iletişim farklı perspektiflerden ele alındı. Program kapsamında Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, Evrim Kuran moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gençlerin Evreninden Geleceğe Bakmak” başlıklı oturumda gençlerin değişen dünyasının kurumlara ve çalışma hayatına yansımalarını değerlendirdi. HBR Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan’ın moderatörlüğündeki genç panelinde ise gençlerin çalışma hayatına ve geleceğe bakışı konuşuldu. FutureBright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula, “Türkiye’nin Gençleri” araştırmasının bulgularını değerlendirdi. “Gençleri dinlemek, geleceğin nasıl şekilleneceğine dair bize çok şey söylüyor” Garanti BBVA Yetenek ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Ebru Taşcı Firuzbay, gençlerin dünyasındaki hızlı değişimin geleceği anlamak açısından önemli ipuçları sunduğunu belirterek, “Gençlerin beklentileri, hayata ve çalışma hayatına bakışları hızla dönüşüyor. Gençlerin fikirleri, merakı ve farklı bakış açıları da geleceğin nasıl şekilleneceğine dair hepimize çok değerli ipuçları sunuyor. FutureBright Group tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin Gençleri’ araştırmasının ortaya koyduğu bulguların, gençlerin dünyasını, önceliklerini ve geleceğe dair beklentilerini daha yakından anlamak açısından değerli bir kaynak olduğuna inanıyorum. Garanti BBVA olarak gençleri dinleyen, gençlerle birlikte üreten ve geleceği birlikte şekillendiren bir kurum olmayı önemsiyoruz. anbean tarafından düzenlenen ve gençlerin dünyasına dair çarpıcı başlıkların ele alındığı Youniverse buluşmasının ana partneri olmaktan da bu nedenle büyük mutluluk duyuyoruz. Farklı sektörlerden profesyonellerin gençlerin dünyasını birlikte anlamaya çalıştığı bu buluşmanın, hepimize yeni sorular, yeni bakış açıları ve değerli içgörüler kazandırdığına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de gençlerle bir araya gelmeye, onları dinlemeye ve onlarla birlikte düşünmeye devam edeceğiz.” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İtalya ve Türkiye’nin Arkeoloji Alanındaki İşbirliği Pamukkale’de Buluşuyor Haber

İtalya ve Türkiye’nin Arkeoloji Alanındaki İşbirliği Pamukkale’de Buluşuyor

Sempozyumun açılış programı, 13 Ekim akşamı Hierapolis Antik Tiyatrosu’nda düzenlenecek özel konserle başlayacak; akademik oturumlar ise 14 Ekim’de Pamukkale Üniversitesi’nde yapılacak. “Keşifler, yöntemler ve iş birliği: Araştırmanın sürekliliği ile yenilikçilik arasında Türkiye'deki İtalyan arkeoloji heyetleri” başlıklı 17. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nda, Türkiye’nin farklı bölgelerinde Türk kurumlarıyla işbirliği içinde çalışan İtalyan arkeoloji ekiplerinin kazı, araştırma ve keşif süreçleri ve hedefleri ele alınacak. Sempozyumun açılış konseri ve Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. İsmail Çetişli Konferans Salonu’nda yapılacak akademik oturumları, ücretsiz olarak herkesin katılımına açık ve İtalyanca-Türkçe simultane tercümeyle gerçekleşecek. 17. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu, 13-14 Ekim 2026 tarihinde Türkiye’de çalışmalarını sürdüren İtalyan arkeologları bu defa Pamukkale Üniversitesi işbirliğiyle Denizli’de ağırlayacak. İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve Ankara İtalyan Büyükelçiliği himayesinde düzenlenen sempozyum, Türk topraklarına dağılmış muazzam bir miras üzerinde Türk meslektaşlarıyla birlikte çalışan İtalyan arkeologlara, sahada yürütülen çalışmaların sonuçlarını karşılaştırma olanağı sağlıyor. Uluslararası bilim, akademi ve kültür dünyası tarafından geniş çapta tanınan bu köklü buluşma, İtalyan ve Türk iş birliğiyle yürütülen kazılar, araştırmalar ve incelemeler sayesinde Türkiye’nin zengin kültürel mirasını gözler önüne seriyor. “Keşifler, yöntemler ve iş birliği: Araştırmanın sürekliliği ile yenilikçilik arasında Türkiye'deki İtalyan arkeoloji heyetleri” ana başlığıyla gerçekleşecek 17. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nda Arslantepe, Hierapolis, Karkamış, Kültepe, Uşaklı Höyük, Porsuk-Zeyve Höyük, Hattuşa, Tripolis ve Tokalı Kilisesi gibi önemli arkeolojik alanlarda faaliyet gösteren arkeologlar konuşmacı olarak yer alacak. Sempozyumun açılışı, 13 Ekim akşamı Hierapolis Antik Tiyatrosu’nda herkese açık ve ücretsiz olarak düzenlenen özel bir konserle gerçekleşecek. Üst düzey siyasi, diplomatik ve akademik yetkililerin ve akademisyenlerin de katılacağı açılışın ardından 17. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nun akademik oturumları 14 Ekim Çarşamba günü Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. İsmail Çetişli Konferans Salonu’nda gerçekleşecek. Sabah 9.00’da başlayıp gün boyu sürecek oturumlarda konuşmacılar, çalışmalarının sonuçlarını ve alandaki en son keşifleri dinleyicilerle paylaşacaklar. Akademik oturumların, prehistorya ve protohistorya dönemlerine odaklanılacak ilk bölümünün moderatörlüğünü Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Söğüt; klasik ve Bizans dönemlerine odaklanılacak ikinci bölümün moderatörlüğünü ise Arkeoloji Enstitüsü Başkanıve Laodikeia Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek üstlenecek. Oturumlara ücretsiz olarak katılmak isteyenler, iicistanbul.esteri.it üzerinden kayıt yaptırabilirler. Konuşmaların İtalyanca ve Türkçe simultane tercümeyle gerçekleştirileceği 17. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu’nda paylaşılan bulgular, önümüzdeki aylarda ayrıca kitap haline getirilecek ve sempozyumun kaydı İtalyan Kültür Merkezi’nin YouTube sayfasında yayınlanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İnsanlar Yılın 87 Gününü Zihinsel Yük Altında Geçiriyor  Haber

İnsanlar Yılın 87 Gününü Zihinsel Yük Altında Geçiriyor 

LG Electronics (LG), modern yaşamın görünmez yüküne ışık tutan yeni araştırmasının sonuçlarını açıkladı. ABD, Birleşik Krallık ve Avustralya’da 3.165 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre insanlar yılın neredeyse dörtte birini, yani 87 gününü zihinsel yük altında geçiriyor. Katılımcılar, uyanık oldukları saatlerde ortalama 27 kez zihinsel yük nedeniyle bölündüklerini belirtirken, yüzde 51’i bu yükün iyi uyumalarını engellediğini, yüzde 49’u ise fiziksel sağlıklarını etkilediğini ifade ediyor. Araştırma, insanların günlük yaşamlarını düzenli tutmak için yoğun çaba gösterirken en çok özledikleri şeyin spontane davranabilme özgürlüğü olduğunu da ortaya koyuyor. Katılımcılar, üzerlerindeki zihinsel yük hafiflediğinde daha üretken olmak ya da daha fazla başarı elde etmek yerine; bir kitabın içinde kaybolmak, sevdikleriyle plansızca zaman geçirmek ve günlük sorumluluklardan uzak anların tadını çıkarmak istediklerini belirtiyor. LG, araştırmanın bu sonuçlarından yola çıkarak “Zihnini özgür bırak” ana mesajıyla yeni marka kampanyasını hayata geçiriyor. Kampanya, LG ürünlerindeki yapay zeka destekli özelliklerin günlük rutinleri kolaylaştırarak insanların zihinsel yükünü hafifletmeye ve hayatta önem verdikleri şeylere daha fazla zaman ve dikkat ayırmalarına nasıl yardımcı olabileceğine odaklanıyor. Zihinsel Yük Günlük Hayatın Görünmez Yükü Haline Geliyor Sürekli bilgi akışı, sayısız küçük karar ve günlük sorumluluklar, modern yaşamın görünmez bir parçası haline gelen zihinsel yükü artırıyor. Araştırmaya göre bu yük, dinlenme ve yenilenme anlarında dahi insanların zihnini meşgul etmeye devam ediyor. Araştırma ayrıca evde karşılığı ödenmeden yerine getirilen sorumlulukların, ücretli işlere kıyasla zihinsel yüke daha fazla katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü (yüzde 73), doğru ev teknolojilerinin zihinsel yüklerini azaltmaya yardımcı olabileceğine inanıyor. En güçlü beklenti ise sürekli dikkat gerektirmeden rutin işleri proaktif şekilde yerine getiren çözümlere yönelik. Bulgular, teknolojinin rolüne ilişkin önemli bir noktaya işaret ediyor: Amaç yalnızca insanların daha fazla iş yapmasına yardımcı olmak değil; günlük sorumluluklarla ilgilenerek insanların hayatı yönetmeye daha az, hayatı yaşamaya daha fazla zaman ayırmalarına yardımcı olmak. LG Marka Yönetimi Bölümü Başkanı Kim Hyo-eun, “Teknoloji, günlük yaşamın bir parçası haline gelerek insanların zamanlarını ve dikkatlerini yeniden kazanmalarına sessizce yardımcı olmalı ve hayatlarını zenginleştirmeli. Yeni Life’s Good marka kampanyamız, inovasyonun hayatı nasıl güzelleştirdiğini göstermeye ve markanın verdiği sözü hayata geçirmeye devam ediyor” dedi.Zihnini Özgür Bırak, Hayata Daha Fazla Yer Aç LG’nin yeni marka kampanyası, modern yaşamın giderek artan zihinsel yüküne ve hayatı güzelleştiren şeylere daha fazla yer açmaya odaklanıyor. Kampanyanın ana filmi, bir ailenin bir akşam boyunca günlük yaşamın zihinsel yükünden uzaklaşmasını konu alıyor. Film; spontane sohbetlerden birlikte yenilen yemeklere ve yalnızca o ana odaklanmanın verdiği basit mutluluğa kadar, günlük sorumluluklar nedeniyle geri planda kalabilen küçük ama anlamlı anları gözler önüne seriyor. LG bu hikâye aracılığıyla insanları şu basit soru üzerine düşünmeye davet ediyor: Zihinsel yükünüzü, sadece bir akşamlığına bile olsa, bir kenara bırakabilseydiniz hayatınızda neye yer açardınız? Kampanyanın mesajı, LG WashTower™, LG OLED ve LG DUALCOOL™ ürünlerine odaklanan reklam filmleri aracılığıyla da hayata geçiriliyor. Filmler, LG ürünlerinin günlük rutinlerle ilgilenmeye yardımcı olarak gündelik yaşamın zihinsel yükünü hafifletmeye ve insanların hayatlarındaki anlamlı anlara daha fazla yer açmalarına nasıl katkı sağlayabileceğini gösteriyor.LG, kampanyanın bir parçası olarak insanların kendi zihinsel yüklerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmak üzere interaktif bir deneyim de sunuyor. Kullanıcılar bir dizi soruyu yanıtlayarak ne kadar zihinsel yük taşıdıklarını ve bu yüke nelerin katkıda bulunduğunu değerlendirebiliyor. LG, görünmez bir yükü daha görünür hale getirerek insanların zihinlerini özgür bırakmalarına ve Life’s Good deneyimini yaşamalarına yardımcı olmayı amaçlıyor. Uzman Görüşü: Zihinsel Yük, Duygusal Tükenmişliğin Sessiz Tetikleyicilerinden Biri Psikiyatrist ve TIME dergisinin 2026 TIME100 Creators listesine yer alan Dr. Judith Joseph, “Yüksek işlevli depresyon üzerine yaptığım araştırmalarda, paylaşılmayan ev içi sorumlulukların sürekli ağırlığının duygusal tükenmişliği tetikleyen sessiz bir etken olduğunu gördüm. LG’nin zihinsel yükü azaltmaya odaklanması, modern dünyanın bu krizinin temel nedenini hedefliyor. Yapay zekâ çağında gerçek anlamda iyi olma hali; bu görünmez yükleri akıllı teknolojiyle hafifletmek, insanların neşeyi, spontane olabilmeyi ve insani bağları yeniden kazanabilmeleri için ihtiyaç duydukları psikolojik sermayeyi özgürleştirmek anlamına geliyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor Haber

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor

“Hayvanlar İçin Daha İyi Bir Dünya” amacıyla faaliyet gösteren ve PEDIGREE®, WHISKAS®, gibi sevilen evcil hayvan mama markalarının üreticisi Mars Incorporated, tüm dünyada kutlanan “Köpeğini İşe Götür Haftası” vesilesiyle Avrupa ülkeleri genelinde 16,000 katılım gösterdiği bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, Avrupa’daki çalışanların yüzde 55’i evcil hayvanını işe getirebileceği bir iş yeri için iş değiştirmeyi düşünebileceğini belirtiyor. Çalışanların yüzde 81’i evcil hayvanların iş yerinde daha rahat bir atmosfer yarattığını ifade ederken, yüzde 36’sı evcil hayvan dostu politikaları geleneksel yan haklara göre daha öncelikli gördüğünü söylüyor. Mars’ın 2026 Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Avantajı araştırması (Pet-Friendly Advantage Workplace Report), evcil hayvan dostu politikaların Avrupa’da çalışan beklentileri açısından giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu beklenti özellikle genç çalışanlar arasında daha da görünür hale geliyor. Araştırmaya göre 18-24 yaş aralığındaki çalışanların yüzde 41’i iş ararken evcil hayvan dostu politikalarının aktif olup olmadığını dikkate alıyor. Aynı yaş grubundaki çalışanların yüzde 42’si ise bu politikaları özel sağlık sigortası veya ebeveyn izni gibi gelişmiş yan hakların önünde konumlandırabiliyor. Bu veriler, evcil hayvan dostu uygulamalarının yalnızca çalışan mutluluğu açısından değil, yetenek çekimi, bağlılık ve işveren markası açısından da giderek daha stratejik bir konuya dönüştüğünü gösteriyor. Araştırma, evcil hayvan dostu politikaların ofise dönüş ve hibrit çalışma düzenleri bağlamında da anlamlı bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Avrupa’daki çalışanların yüzde 50’si, evcil hayvan dostu politikalara sahip şirketlerin çalışanların ofis ortamına geçişini daha iyi desteklediğini düşünürken, yüzde 33’ü iyi yönetilen resmi bir “ofiste evcil hayvan” politikasının, şirketin çalışan iyi olma halini önemsediğini gösterdiğini belirtiyor. Evcil Hayvan Dostu Ofisler İçin Mars Türkiye’den İlham Veren Yaklaşım Mars Orta Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Evcil hayvanların hayatımıza kattığı değerin yalnızca evlerimizle sınırlı olmadığına inanıyoruz. İnsanlarla evcil hayvanlar arasındaki güçlü bağ, doğru koşullar ve sorumlu uygulamalarla çalışma kültürünü olumlu yönde dönüştürüyor. Mars Türkiye olarak, yalnızca bir gün değil; yılın her günü çalışanlarımızın evcil hayvanlarını ofise getirebildikleri bir ortam sunabilmekten dolayı gurur duyuyoruz. Elbette böyle bir ortamı sunabilmek için, işletmelerin ortak sorumluluk, hijyen ve güvenlik standartları, çalışan ihtiyaçlarını gözeten bir ofis tasarımı gibi konularda net kurallar hazırlaması ve bunun iletişimini yapması gerekiyor.” Evcil hayvan dostu uygulamaların sürdürülebilir ve kapsayıcı bir şekilde hayata geçirilmesi amacıyla Mars Türkiye, globalde başarıyla yürütmekte olduğu BETTER CITIES FOR PETS™ programı kapsamında işletme ve ofisler için hazırlanan Hayvan Dostu Ofisler ve İşletmeler Rehberlerine dikkat çekiyor. Kedi veya köpeklere kapılarını açmak isteyen işletmelere pratik ve ilham verici bir yol haritası sunan rehberler; güvenlik ve hijyen standartlarından evcil hayvan kabul kurallarına, hayvanlara özel alanların tasarımından çalışan ve müşteri deneyimini kapsayıcı şekilde yönetmeye kadar birçok başlıkta yol gösteriyor. “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya” amacı doğrultusunda Mars, evcil hayvanların insanlar, aileler ve topluluklar üzerindeki olumlu etkisini görünür kılmaya devam ediyor. Şirket, evcil hayvan bakımındaki uzmanlığını yalnızca ürünleriyle değil, aynı zamanda sahiplenme bilincinin artırılması, sorumlu evcil hayvan sahipliğinin teşvik edilmesi ve insanların evcil hayvanlarıyla daha sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurmasına katkı sağlayan girişimleriyle de destekliyor. Mars, Incorporated Hakkında Mars, Incorporated olarak, yarınlarda istediğimiz dünyayı bugün yaptığımız işler aracılığıyla inşa ettiğimize inanıyoruz. 65 milyar doların üzerinde bir aile şirketi olarak, önde gelen evcil hayvan beslenme ürünleri ve veterinerlik hizmetlerinden oluşan çeşitli ve büyüyen portföyümüz ile dünyanın her yerindeki evcil hayvanları destekliyor; kaliteli atıştırmalık ve gıda ürünlerimiz ile her gün milyonlarca insana mutluluk katıyoruz. ROYAL CANIN®, PEDIGREE®, WHISKAS®, M&M’s®, SNICKERS®, TWIX® ve ORBIT® gibi dünyanın en sevilen markalarını üretiyoruz. Çalışmalarımızın merkezinde yer alan Beş Prensibimiz - Kalite, Sorumluluk, Karşılıklı Fayda, Verimlilik ve Özgürlük - yaklaşık 170.000 çalışanımıza her gün insanlar, evcil hayvanlar ve gezegenimiz için daha iyi bir dünya yaratma yolunda ilham veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İşletmeler Dijital Ödeme Çözümlerine Hazır, Dönüşümün Anahtarı Güven Haber

İşletmeler Dijital Ödeme Çözümlerine Hazır, Dönüşümün Anahtarı Güven

Garanti BBVA'nın ödeme ve elektronik para kuruluşu Tami'nin, Ipsos Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirdiği araştırma, Türkiye'deki işletmelerin ödeme teknolojilerinde önemli bir dönüşüm potansiyeli taşıdığına işaret ediyor. Türkiye genelinde 1.207 işletmeyle gerçekleştirilen araştırmaya göre işletmelerin yüzde 80'i hâlâ yalnızca banka POS'larıyla çalışırken, yüzde 83'ü ödeme kuruluşlarıyla entegre herhangi bir ek çözüm kullanmıyor. Buna rağmen yeni nesil ödeme çözümlerini henüz kullanmayan işletmelerin yüzde 68'i bu çözümleri değerlendirmeye açık olduğunu ifade ediyor. Bulgular, işletmelerin teknolojiye kapalı olmadığını; ancak güven veren, kolay yönetilebilen ve işletmelerine somut fayda sağlayan çözümleri tercih ettiğini ortaya koyuyor. Ödeme sistemlerinde dönüşümün ön koşulu güven Araştırma, ödeme sistemlerinin artık yalnızca tahsilat süreçlerini yöneten araçlar olmaktan çıkarak müşteri deneyiminden operasyonel verimliliğe, nakit akışından büyüme performansına kadar işletmeler için stratejik bir rol üstlendiğini gösteriyor. İşletmeler ödeme yöntemi seçiminde müşteri beklentilerini ön planda tutarken, güvenilirlik de en önemli karar kriterlerinden biri olarak öne çıkıyor. İdeal bir ödeme platformundan beklentiler arasında hızlı ve kesintisiz ödeme deneyimi ile güçlü güvenlik altyapısı ilk sıralarda yer alıyor. Araştırmaya göre işletmeler yalnızca ödeme altyapısını değil, hizmeti sunan kurumun güvenilirliğini de değerlendiriyor. Güven; finansal sağlamlık, teknik süreklilik, güçlü güvenlik altyapısı ve ihtiyaç duyulduğunda kolayca ulaşılabilecek bir muhatap anlamına geliyor. Bulgular, ödeme teknolojilerinde ürün özelliklerinin yanı sıra, ürünün arkasındaki kurumun güvenilirliğinin de tercihleri doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor. Araştırma aynı zamanda ödeme ve e-para kuruluşları kategorisinde farkındalığın hâlâ gelişime açık olduğuna da işaret ediyor. İşletmelerin yüzde 35'i ödeme ve e-para kuruluşları kategorisinde herhangi bir marka adı söyleyemezken, bu durum sektör açısından güven kadar farkındalık ve doğru bilgilendirmenin de önemini ortaya koyuyor. Sorunsuz ödeme deneyimi artık büyümenin de parçası Araştırmaya göre ödeme deneyimi, işletmeler açısından yalnızca operasyonel bir süreç değil; büyümeyi destekleyen stratejik bir unsur olarak görülüyor. İşletmelerin yüzde 72'si sorunsuz ödeme deneyiminin müşteri memnuniyetini artırdığını belirtirken, yüzde 59'u satış gelirlerine olumlu katkı sağladığını, yüzde 55'i ise müşteri sadakatini güçlendirdiğini ifade ediyor. Bulgular, ödeme süreçlerinin işletmeler için rekabet avantajı yaratan önemli bir alan haline geldiğini gösteriyor. Araştırmayı değerlendiren Tami Genel Müdürü Melda Çetin, şunları söyledi: "Araştırmamız bize işletmelerin teknolojiye değil, belirsizliğe mesafeli olduğunu gösteriyor. İşletmeler yeni nesil ödeme çözümlerine açık; ancak bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için öncelikle güven duymaları, kesintisiz hizmet alacaklarını bilmeleri, kullanım kolaylığını deneyimlemeleri ve işletmelerine sağlayacağı somut faydayı görmeleri gerekiyor. Önümüzdeki dönemde sektörün en önemli sorumluluğu, gelişmiş teknolojileri işletmeler için daha anlaşılır, erişilebilir ve güven veren çözümlere dönüştürmek olacak." Çetin sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz de Tami olarak işletmelerin ihtiyaçlarından hareketle ödeme süreçlerini daha görünür, daha yönetilebilir ve daha verimli hale getiren çözümler geliştiriyoruz. Çoklu banka POS, CepPOS, linkle ödeme ve cüzdan gibi çözümlerimizle işletmelerin ödeme süreçlerini kolaylaştırırken, dijital dönüşüm yolculuklarında güvenilir bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz. İşletmelerin ödeme teknolojilerindeki dönüşümünü hızlandıracak ürünler geliştirmeye, bunları işletmelere anlatmak ve öğretmek üzere aksiyonlar almaya, sektöre veri ve içgörü sunmaya ve işletmelerin daha güçlü büyümesine katkı sağlamaya devam edeceğiz." Araştırma ayrıca güçlü ve güvenilir bir finansal kurum tarafından desteklenen ödeme çözümlerinin işletmeler nezdinde güven algısını anlamlı ölçüde artırdığını ortaya koyuyor. Bulgular, ödeme sistemleri alanında yalnızca ürün ve hizmetlerin değil, bunları sunan kurumların deneyimi ve finansal gücünün de tercihleri etkileyen önemli faktörler arasında yer aldığını gösteriyor. Bu doğrultuda Garanti BBVA'nın finansal deneyimi ve güven altyapısı, Tami'nin işletmelere sunduğu ödeme çözümlerini destekleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. ### Araştırma künyesi: Ipsos tarafından 18 Mart-16 Nisan 2026 tarihinde hedef kitle NUTS-1 12 bölge nüfus dağılımı dikkate alınarak 1207 işletme ile bilgisayar destekli CAPI yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler kotalı örnekleme yöntem; %90’ı 1-9 çalışanı olan, %80’i çoklu POS entegrasyonunu kullanmayan ve %20’si ise çoklu POS entegrasyonunu kullanan ve market-gıda, hizmet, yemek, giyim ve aksesuar, elektronik eşya, bilgisayar vb. sektörlerde olup, %98’i B2C müşteriler için faaliyet gösteren işletmelerle görüşülmüş ve NUTS-1 12 bölge dağılımına göre kota takip edilmiştir. Sonuçlar, araştırmanın hedef kitlesini temsil etmek üzere tasarlanmış örneklem üzerinden elde edilmiştir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Koç Üniversitesi  32’inci Dönem Mezunlarını Verdi Haber

Koç Üniversitesi 32’inci Dönem Mezunlarını Verdi

Lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrencinin mezun olduğu bu yıl okul birincileri Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak, Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ve İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık oldu. Törenin bu yılki konuk konuşmacısı, Nobel Ekonomi Ödülü sahibi ve Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende konuşan Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu gençlere, “Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum” diyerek seslendi. Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti de, “Cesaretiniz güçlü olsun. Ve yarattığınız etki, sizden çok daha uzun yaşasın. Çünkü hayatın sonunda sahip olduğunuz unvanlar değil, dokunduğunuz hayatlar ve yarattığınız katkılar kalacak geriye. Hepiniz üniversitemizin önemli bir parçası oldunuz ve sonsuza dek öyle kalacaksınız. Sizlerden beklentilerimiz çok fazla ve her zaman yanınızda olacağız.” diye konuştu. Törende, kurumlar, politik ekonomi ve ekonomik kalkınma alanlarında gerçekleştirdiği öncü çalışmalarıyla, toplumların refah, özgürlük ve kalkınma düzeylerini belirleyen temel dinamiklere ilişkin anlayışa kalıcı ve dönüştürücü katkılarda bulunmuş çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Koç Üniversitesi’nde lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan 1731 öğrenci 27 Haziran Cumartesi günü Rumelifeneri Kampüsü’nde düzenlenen mezuniyet töreninde diplomalarını aldı. Tören, Koç Üniversitesi Mütevelli Heyet Onursal Başkanı Rahmi M. Koç, Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, Mütevelli Heyet ve Danışma Kurulu Üyeleri, akademisyenler, 2026 mezunları ve ailelerinin katılımıyla gerçekleşti. Koç Üniversitesi’nin 32. mezuniyet töreninde konuk konuşmacı Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu oldu. Törende, çağımızın en etkili iktisatçıları arasında yer alan Prof. Dr. Daron Acemoğlu’na Şeref Doktorası takdim edildi. Cem Kozlu: Hayat boyu bir öğrenci gibi araştırarak ve sorgulayarak başarıya ulaşabileceğinizi unutmayın Mütevelli Heyet Başkanı Cem Kozlu, konuşmasına Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini büyük bir özveri ve zengin bir vizyon ile yürüten, geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz Prof. Dr. Nur Yalman’ın üniversiteye yaptığı eşsiz katkılar için şükranlarını sunarak başladı. Cem Kozlu gençlere şöyle seslendi, “Değerli mezun adaylarımız 15-20 yıldır öğrencisiniz. Başarılı olmasaydınız, bugün beraber olamazdık. Sizi başarıya taşıyan rutinlerinizi, reflekslerinizi, çalışma şekillerinizi, sorma, soruşturma, araştırma yöntemlerinizi canlı tutup, geliştirip hayatınızın her bölümüne uygularsanız ve yol boyunca engellerle karşılaştığınızda da pes etmezseniz, başarılarınızın artarak devam edeceğine inanıyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun.” Prof. Dr. Metin Sitti: “Milyonların Hayatına Dokunan Bir Vizyon” Törende açılış konuşmasını yapan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, başta Üniversitenin kurucusu merhum Vehbi Koç olmak üzere Koç Üniversitesi’nin elde ettiği büyük başarılarda önemli katkıları bulunan Koç Ailesi’ne, Vehbi Koç Vakfı’na, Koç Üniversitesi Danışma Kurulu ve Mütevelli Heyetine, üniversitenin önceki yöneticilerine, akademik ve idari çalışanlara, öğrenci ve mezunlara teşekkür etti. Prof. Dr. Metin Sitti: “Bugün sizlerin başarısını kutlarken, bu başarının arkasındaki büyük vizyonu da hatırlatmak istiyorum. Bu yıl, Koç Topluluğu’nun kuruluşunun 100. Yılını kutluyoruz. Bir asır önce, Cumhuriyet’in ilk yıllarında, ülkesinin geleceğine inanan genç bir girişimci olarak yola çıkan Vehbi Koç’un ortaya koyduğu vizyon, bugün milyonlarca insanın hayatına dokunan bir etkiye dönüşmüş durumda. Ancak Vehbi Koç’un mirası yalnızca iş dünyasında yarattığı başarılarla ölçülemez. O, eğitimin, bilimin, sanatın, kültürün ve toplumsal gelişimin güçlü bir ülkenin vazgeçilmez unsurları olduğuna inanıyordu. Vehbi Koç, yalnızca ekonomik değer yaratan bir girişimci değil; eğitime, bilime, sanata ve toplumsal gelişime yatırım yaparak kalıcı kurumlar inşa eden bir vizyonerdi. Bugün Koç Üniversitesi de bu vizyonun en güçlü örneklerinden biridir. Ancak bugün, mezuniyet sevincimizi yaşarken, yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli bir ismimizi de anmak istiyorum. Uzun yıllar Mütevelli Heyet Üyemiz ve 2019–2025 yılları arasında Mütevelli Heyet Başkanımız olarak görev yapan Prof. Dr. Nur Yalman, yalnızca dünya çapında saygın bir akademisyen değil, aynı zamanda Üniversitemizin gelişimine yön vermiş vizyoner bir liderdi. Öğrencilerimizin yalnızca başarılı değil, aynı zamanda topluma değer katan ve olumlu değişim yaratabilen bireyler olacağına büyük güven duyardı. Bugün kendisini saygı, minnet ve özlemle anıyoruz” diye konuştu. Prof. Dr. Metin Sitti: Bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır Koç Üniversitesi’nin genç bir üniversite olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Metin Sitti sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün mezun ettiğimiz sizler gibi, üniversitemiz de genç bir kurum; ancak yaşından çok daha büyük hayallere ve hedeflere sahip. Sizlerin doğduğu yıllarda henüz kuruluşunun ilk dönemlerini yaşayan üniversitemiz, bugün Türkiye'nin ve dünyanın saygın araştırma üniversiteleri arasında yer alıyor. Bu yıl da araştırmada, sağlıkta, girişimcilikte, sürdürülebilirlikte ve disiplinlerarası çalışmalarda önemli başarılara imza attık. Ancak bizi asıl heyecanlandıran, yalnızca bugün nerede olduğumuz değil; gelecekte nasıl bir üniversite olmak istediğimizdir. Çünkü üniversitelerin dünyadaki rolü de değişiyor. Üniversiteler önce eğitim, sonra araştırma kurumlarına dönüştü. Bugün ise yeni bir aşamadayız. Artık yalnızca bilgi üretmek değil, o bilgiyi toplumsal, ekonomik ve insani değere dönüştürmek gerekiyor. Bugün dünyanın en başarılı üniversiteleri yalnızca ne kadar bilgi ürettikleriyle değil, yarattıkları etkiyle de ölçülüyor. Biz de Koç Üniversitesi olarak tam bunu hedefliyoruz. Yapay zekâdan robotiğe, sağlık teknolojilerinden sürdürülebilirliğe, kuantum teknolojilerinden sosyal bilimlere kadar her alanda yalnızca bilgi üretmeyi değil, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm üretmeyi amaçlıyoruz. Çünkü bilgi değerlidir. Ama bilgi ancak insan hayatına dokunduğunda gerçek değer kazanır. Hayatın yeni döneminde genç mezunların önünde farklı yollar olacağına dikkat çekerek sözlerine devam eden Prof. Dr. Metin Sitti, “Şu anki mezuniyet enerjiniz öyle güçlü ve hepiniz yan yana iken bu güç o kadar daha büyüyor ki, bu enerjinizi başka enerjilere dönüştürüp dünyayı pozitif yönde dönüştürün lütfen. Daha güzel ve barış, refah ve huzur dolu günler için. Unutmayın, enerji tükenmez, peki ne olur? Dönüştürülür. Enerjiniz potansiyel enerji gibi statik bir enerjiye dönüşmesin. Kinetik enerjiye ve eyleme dönüşsün. Unutmayın, güzel yeni şeyleri (mesela bir eseri, kariyeri veya itibarı) kurmak çok emek, zaman, enerji, kaynak ve mücadele gerektirirken bunları yıkmak da o kadar kolay ve hızlı ki! Kimsenin kurduklarınızı yıkmasına izin vermeyin. Hayalleriniz büyük olsun. Kalbiniz iyi olsun.” Prof. Dr. Daron Acemoğlu: “İnsan zekâsı ile yapay zekâ birbirini tamamlayan güç olmalı” Törende mezunlara seslenen Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu ise yapay zekânın insanlık tarihinin en dönüştürücü teknolojilerinden biri olmaya aday olduğunu belirtti. Prof. Dr. Acemoğlu, son yıllarda bu alanda yaşanan hızlı gelişmelerin üretkenlik, bilimsel keşifler ve ekonomik büyüme açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Ancak teknolojik ilerlemenin toplumsal refahı ve ekonomik kazanımları kendiliğinden tüm kesimlere yaymadığını vurgulayan Acemoğlu, yapay zekânın geleceğinin yalnızca teknolojik kapasitesiyle değil, nasıl tasarlandığı, hangi amaçlarla kullanıldığı ve hangi kurumlar ile politikalar tarafından yönlendirildiğiyle de şekilleneceğini söyledi. İnsan zekâsı ile yapay zekânın birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan güçler olarak görülmesi gerektiğini belirten Acemoğlu, çalışanların becerilerini geliştiren, yaratıcılığı destekleyen ve yeni fırsatlar yaratan insan odaklı yapay zekâ uygulamalarının önemine dikkat çekti. Yapay zekâ çağında karşı karşıya olduğumuz temel sorunun teknolojinin ne yapabileceği değil, bu teknolojinin kimlerin yararına ve nasıl kullanılacağı olduğunu ifade eden Acemoğlu, mezunları teknoloji ile toplumsal sorumluluğu birlikte düşünmeye ve daha kapsayıcı bir gelecek inşa etmeye katkı sunmaya çağırdı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) en yüksek akademik unvanı olan “Institute Professor” payesine sahip Prof. Dr. Daron Acemoğlu, kurumların oluşumu ile toplumsal refah üzerindeki etkilerini açıklayan araştırmaları nedeniyle 2024 yılında Alfred Nobel Anısına verilen İsveç Merkez Bankası Ekonomi Bilimleri Ödülü'ne layık görüldü. Araştırmalarında, uzun dönemli ekonomik ve toplumsal refahın temelinde kapsayıcı siyasi ve ekonomik kurumların yer aldığını, buna karşılık siyasal, ekonomik veya teknolojik gücün dar bir çevrede yoğunlaşmasının, sürdürülebilir kalkınmayı, ortak refahı ve demokratik yönetişimi tehdit eden başlıca unsurlardan biri olduğunu ortaya koydu. Törende duygu ve düşüncelerini dile getiren okul birincilerinden Kimya Bölümü ve Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Ege Yiğit Erbil, “Hayatın bazı dönemlerinde kendimizi çaresiz, güçsüz ve yalnız hissedeceğiz. Kontrol edemediğimiz koşullar bizi yoracak, hatta pes etmeye zorlayacak. Fakat gerçek güç, hiç düşmemek değil; her düştüğümüzde yeniden ayağa kalkmayı seçebilmektir. Çünkü bizi yolumuzdan saptıran, karşımıza çıkan engeller değil; onlara teslim olmamızdır. En büyük başarı bazen yalnızca vazgeçmemeyi seçmektir. Koç Üniversitesi’nden geleceği şekillendirecek donanım ve cesaretle ayrılıyoruz. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda, bugün buradan birer kıvılcım olarak çıkıyoruz; yarının alevleri olarak ülkemize ve dünyaya yön vermeye söz veriyoruz” dedi. Ekonomi Bölümü ve Psikoloji Bölümü Bölümü’nden Selin Demirayak ise “Her zaman meraklı olmanın ve olaylara farklı perspektiflerden bakabilmenin çok kıymetli olduğuna inandım. Koç Üniversitesi, merakımı doğru sorularla yönlendirmeyi öğreterek beni geleceğe hazırladı. Özellikle, ekonomiye ek olarak psikoloji eğitimi almak, hayata ve olayların altında yatan nedenlere daha derin bir bakış açısıyla yaklaşmamı sağladı. Hepimizi bugüne ve bu ana getiren ortak nokta, yolumuza devam etmeyi seçmiş olmamızdır. Ben inanıyorum ki, bu yolculukta azim, disiplin ve kararlılık ne kadar değerliyse; nezaket, yardımseverlik ve empati de bir o kadar değerlidir. Çünkü başarı yalnızca ulaşılan hedeflerle değil, başkalarının hayatlarında bırakılan olumlu etkiyle de ölçülür” diye konuştu. Bugün aslında beş yıllık bir hikâyenin sonundan çok yeni bir hikâyenin başlangıcında olduklarına dikkat çeken Fizik Bölümü ve Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden Melih Özkurt ise sözlerine şöyle devam etti: “Birkaç dakika sonra bu kampüsten ayrılacağız; dünyanın farklı yerlerine, farklı mesleklere ve farklı hayatlara dağılacağız. Bu yüzden geride bıraktığımız yıllardan değil, önümüzdeki dünyadan bahsetmek istiyorum. Önümüzdeki dünya bizden uyum sağlamamızı, sıraya girmemizi, ‘herkes böyle yapıyor’ dememizi ve sorumluluğu bir üst makama devretmemizi isteyecek. Bugün sizden yalnızca tek bir şey istiyorum: Ne yaparsanız yapın, düşünmeyi bırakmayın. Bir mühendis, bir doktor, bir bilim insanı, bir girişimci ya da yalnızca bir yurttaş olarak, yaptığınız işin sonuçlarını sorgulamayı bırakmayın. Çünkü dünyayı ileriye taşıyacak şey büyük kahramanlıklar değil; sıradan insanların zihinlerini sisteme teslim etmemesidir” İşletme Bölümü ve Ekonomi Bölümü’nden Hüseyin Uygar Bağıryanık törendeki konuşmasında “Koç Üniversitesi’nin en kıymetli kaynağının değerli öğrencileri olduğu aşikârdır. Geleceğin liderleri şüphesiz okulumuzun sıralarından yükselecektir. Geleceğin liderlerine, okulumuzda geçirdiğim 5 yılda aldığım en önemli dersten bahsetmek isterim. Bu ders, sınıflarımızda anlatılmış olanlardan farklı olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından tam bir asır önce dile getirilmiştir. Ve benim birinci olma yolculuğumda kendi kendime tekrarladığım tek bir cümleden oluşur: “Zafer, ‘zafer benimdir’ diyebilenindir. Zor zamanlarda yaşadığımız kaygılar bizleri umutsuzluğa sürüklemesin, asla heyecanımızı ve kararlılığımızı kaybetmeyelim” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.