Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Araştırma

Kapsül Haber Ajansı - Araştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Araştırma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de   Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası Haber

Türkiye'de   Her 7 Kişiden Biri Böbrek Hastası

Böbrek hastalıkları konusunda, Türkiye genelindeki çeşitli bilimsel çalışmalar ve farkındalık projeleri ile bilinen Türk Nefroloji Derneği ise 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, T.C. Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğinde, Vantive Sağlık Hizmetleri Şirketi sponsorluğunda, önemli bir bilinçlendirme programına imza attı. Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleşen ve yoğun ilgi gören programda, Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı ile kronik böbrek hastalıkları konusu kapsamlı bir şekilde ele alındı. Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı'nın güncel verilerine göre Türkiye'de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Bu verilere göre, Türkiye'de yaklaşık 10 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla (KBH) karşı karşıya olmakla birlikte, hastaların yüzde 94’ü hastalığa yakalandığından habersiz şekilde yaşamlarını sürdürmekte. Bu alanda, kamuoyunu bilinçlendirmeyi misyon edinen Türk Nefroloji Derneği, sağlık hizmetleri konusundaki önemli global markalar arasında yer alan Vantive Türkiye sponsorluğu ve T.C. Sağlık Bakanlığı iş birliği ile 12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde anlamlı bir farkındalık programına imza attı. “Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlıyor” Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi'nde gerçekleşen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, “Türk Nefroloji Derneği olarak halkımızın bilinçlenmesi, meslektaşlarımızın en yüksek düzeyde bilimsel bilgilerle donanması ve bunu sağlık hizmetine yansıtmalarına yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Ülkemizde her yıl 10.000’den fazla hasta diyaliz tedavilerine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Ülke olarak, bu konuda özellikle de toplumsal bilinç oluşturmak için kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duymaktayız” şeklinde sözlerini tamamladı. Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, Sağlık Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Sağlık Teknolojisi Değerlendirme Daire Başkanlığı’ndan Olgun Şener, Vantive Pazar Erişim ve Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Volkan Doğan, T.C. Sağlık Bakanlığı Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Daire Başkanı Prof. Dr. Erkan Ölçücüoğlu’nun katılımı ile gerçekleşen Sağlık Politikaları Zirvesi’nde, böbrek sağlığı konusu tüm boyutları ile ele alınırken, Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı’nda ise böbrek sağlığına yönelik olarak, önleyici ve koruyucu hekim hizmetleri noktasında çok önemli bilgilere yer verildi. TND Yönetim Kurulu üyelerinden Prof.Dr. Aydın Türkmen, böbrek nakline verilen önemin arttırılması, Prof.Dr.Ercan Ok, tuz tüketimine dikkat edilmesi, Prof.Dr. Özkan Güngör, ülkemizde nefrolog sayısının giderek azalması ve bunun nedenleri, Prof.Dr. Galip Güz, obezite, diyabet ve KBH ilişkisi, Prof.Dr. Şükrü Ulusoy, hipertansiyon kontrolü, Prof.Dr. İsmail Koçyiğit, periton diyalizi, Prof.Dr. Elif Arı Bakır, diyabetik böbrek hastalığı açıklamalarda bulundu. Yine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof.Dr.Şehsuvar Ertürk’de KBH’nin erken teşhisine vurgu yaptı. "Hastaları Hastaneye Değil, Tedaviyi Evlere Taşıyoruz" Konuşmasında, böbrek sağlığının iyileştirilmesine yönelik Vantive’in çözüm ve bilinçlendirme yaklaşımlarına vurgu yapan Vantive Ülke Müdürü Fuat Çukadar ise “Türkiye’de diyaliz tedavisine başlayan her hastanın zihninde aynı korku belirir: ‘Artık haftamın üç günü hastanede geçecek.’ Bu inanış, maalesef pek çok hastamızın tedaviden uzak durmasına ya da yaşam kalitesinden ciddi ödünler vermesine yol açıyor. Oysa bugün bu tablo köklü biçimde değişti. Evde diyaliz; bir hayal değil, binlerce hastamızın her gün yaşadığı somut ve erişilebilir bir gerçektir. Vantive olarak geliştirdiğimiz ileri teknoloji sayesinde hastalarımız çocuklarını okula uğurlayabilir, seyahat edebilir, çalışmaya devam edebilir; kısacası yaşamlarının kontrolünü yeniden ellerine alabilir. Böbrek hastalığı, bir insanın hayatını durma noktasına getirmek zorunda değil. Periton diyalizi başta olmak üzere sunduğumuz evde tedavi seçenekleri, hastalarımıza yalnızca bir tedavi yöntemi değil, özgürlüklerini geri veriyor. Misyonumuz açık ve nettir: Tedaviyi hastanın hayatına entegre etmek; hastanın hayatını tedavinin etrafında şekillendirmek zorunda bırakmamak.” şeklinde sözlerini tamamladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Ödeme Alışkanlıkları, Dijital Çözümler ve Farklı Ödeme Yöntemleriyle Dönüşüyor Haber

Ödeme Alışkanlıkları, Dijital Çözümler ve Farklı Ödeme Yöntemleriyle Dönüşüyor

Visa Finansal Hizmetler Araştırması, mobil ödemeler, dijital bankacılık, açık bankacılık ve blokzincirin bu çok katmanlı ödeme deneyiminin yeni katmanları olarak öne çıktığını gösteriyor. Çalışma; kullanıcıların dijital çözümleri ihtiyaç, alışkanlık ve güven beklentilerine göre birlikte değerlendirdiğini ortaya koyuyor. Araştırma, yaş grupları arasında yalnızca kullanılan çözümlerin değil, bu çözümlerden beklenen değerin de farklılaştığını ortaya koyuyor; genç kullanıcılar hız ve kullanım kolaylığına odaklanırken, orta yaş ve üzeri gruplar için güven ve alışkanlıklar daha belirleyici olmaya devam ediyor. Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, “Türkiye, Avrupa’nın en dinamik dijital ödeme ekosistemlerinden birine sahip. Kullanıcılar da bir sonraki aşamada ne beklediklerini net biçimde ortaya koyuyor. Günlük hayatta mobil temassız ve karekod çözümleriyle hız, dijital bankacılıkla daha fazla kontrol arıyorlar. Yeni teknolojiler devreye girerken, güven hâlâ en temel beklenti olmaya devam ediyor. Visa olarak odağımız, küresel ağımızı, güvenlik çözümlerimizi ve iş ortaklığı modelimizi bir araya getirerek, Türkiye’nin dijital ödeme yolculuğunun bir sonraki fazını ölçeklendirmek. Ekosistemimizle birlikte hem bireyler hem de işletmeler için güvenli, hızlı ve kolay bir ödeme deneyimi sunan inovasyonları hayata geçirmeye devam ediyoruz” dedi. Visa Güney Avrupa Danışmanlık ve Analitik Başkanı Sertan Şener ise araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Türkiye’deki finansal davranışları uzun süredir veriye dayalı bir yaklaşımla analiz ediyor, bu içgörüleri sahadaki gerçek ihtiyaçlarla birebir örtüştürüyoruz. Araştırmamız, yeni ödeme yöntemleri giderek daha görünür hâle gelse de, gündelik işlemlerde kartlı ödemelerin hâlâ baskın tercih olmaya devam ettiğini gösteriyor. Ankete katılan tüketicilerin 10’da 8’i karekod, 10’da 7’si ise mobil temassız ödeme yöntemlerini farklı sıklıklarda kullanıyor ve bu yöntemlerle haftada ortalama 4–5 işlem gerçekleştiriliyor.(1) Ancak karekod ve mobil temassız ödemelerin bilinirliği yüksek olsa da, kartlı ödeme yöntemleri kullanımda hâlâ çok daha yaygın. Bu içgörüler, pazar verilerini müşterilerimizin stratejik önceliklerini doğrudan destekleyen, uygulanabilir ve ölçeklenebilir yol haritalarına dönüştürmemizi sağlıyor.” Türkiye’de finans davranışlarında öne çıkan 5 kritik içgörü 1) Mobil temassız ödemeler, sıra beklenen iş yerlerinde öne çıkıyor Mobil temassız ve karekodlu ödemeler tüm yaş gruplarında yaygınlaşıyor. Araştırma, mobil temassız ödemelerin özellikle sıra beklenen iş yerlerinde daha çok tercih edildiğini; bu yöntemin en sık kullanıldığı sektörlerin ise marketler, mağazalar, kafe/restoranlar, eczaneler ve akaryakıt istasyonları olduğunu gösteriyor. Ankete katılan tüm yaş gruplarında Android tabanlı mobil temassız ödemelerde kullanım %70 seviyelerine çıkıyor. 2) Dijital bankacılık bilinirliği %98: Kullanım motivasyonları yaşa ve ihtiyaca göre değişiyor Dijital bankacılığın bilinirliği tüm yaş gruplarında yüksek olsa da, kullanımı etkileyen faktörler bireylerin tercihlerine ve ihtiyaçlarına göre farklılaşıyor. Hizmetlere ücretsiz erişim dijital bankacılık kullanımındaki en güçlü motivasyonlardan biri olurken, ankete katılan kullanıcılar, dijital bankacılık uygulamalarına haftada ortalama 5 kez giriş yapıyor. Öte yandan, 35–55 yaş grubunda güvenlik algısı, kullanım kararlarında daha belirleyici rol oynuyor. Bu bulgu, finansal hizmetlerde güven beklentisinin hâlâ ne kadar merkezi bir öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. 3) Açık bankacılık yüksek potansiyelli bir çözüm olarak öne çıkıyor Araştırmaya göre ankete katılanların yarısından fazlası açık bankacılık kavramına henüz aşina değil. Buna karşın kullanıcı beklentileri giderek netleşiyor: Katılımcıların %56’sı açık bankacılık kapsamında gelir-gider takibi yapılabilmesini, %43’ü ise kredi kartı bilgilerinin tek bir yerden görüntülenebilmesini bekliyor. 4) Kripto paralar biliniyor ama temkinli bir kullanım var Kripto para bilinirliği ankete katılanlar arasında %95’in üzerinde olsa da kullanım temkinli seyrediyor. Araştırmaya göre katılımcıların yalnızca %49’u bugüne kadar kripto para işlemi yaptığını belirtirken, son bir ay içinde işlem yapan aktif kullanıcılar toplam kitlenin %20’sini oluşturuyor. 25–44 yaş aralığının, son bir ayda en çok kripto işlemi yapan kullanıcı grubu olduğu görülüyor. 5) Fiziksel şube artık bir tercih: Her iki kişiden biri için şart değil Dijitalleşmenin hız kazandığı finansal hizmetler dünyasında, kullanıcıların bankalarla kurduğu ilişki de yeniden şekilleniyor. Visa Finansal Hizmetler Araştırması’na göre katılımcıların yarısı, bankalarının fiziksel bir şubesi olmasını bir ihtiyaç olarak görmüyor. Buna karşın, ankete katılanların %47’sinin fiziksel şubeyi hâlâ olmazsa olmaz olarak tanımlaması, dijital çözümler yaygınlaşırken bazı kullanıcılar için güven, destek ve insan teması beklentisinin önemini koruduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgu, finansal deneyimin tek bir kanal üzerinden değil, farklı ihtiyaç anlarına göre şekillenen çok katmanlı bir yapı üzerinden ilerlediğine işaret ediyor. Araştırmanın Metodolojisi Visa’nın FutureBright Araştırma Şirketi iş birliğiyle hayata geçirdiği bu araştırma; tüketicilerin yeni nesil bankacılık ürün ve hizmetlerine ilişkin kullanım alışkanlıklarını, tercih motivasyonlarını, ihtiyaç ve beklentilerini incelemektedir. Dijital bankacılık, finansal teknolojiler (fintech), ödeme tercihleri ve açık bankacılığa dair içgörüler sunan araştırma, çevrim içi anket (CAWI) yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Bireysel bankacılık hesabı bulunan ve aktif olarak mobil bankacılık kullanan, 18–55 yaş arası kadın ve erkek katılımcıları kapsayan çalışma; ABC1C2 sosyoekonomik statü ve Türkiye İBBS Düzey 1 bölgesel dağılımı gözetilerek, yaş, cinsiyet, SES ve bölge kotalarıyla Türkiye temsili olacak şekilde tasarlanmıştır. Toplam 1.000 kişinin katıldığı araştırmanın, %95 güven düzeyinde hata payı ±%5’tir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi Haber

Bilim Dünyası Yapay Zekânın Yol Haritasını Koç Üniversitesi’nde Çizdi

Sempozyum, üniversitenin yapay zekâyı temel stratejik araştırma alanlarından biri olarak konumlandıran vizyonunu uluslararası ölçekte görünür kıldı. Koç Üniversitesi, yapay zekâyı yalnızca bir teknoloji alanı olarak değil; bilimsel üretimin, ekonomik dönüşümün ve toplumsal değişimin itici gücü olarak ele alan yaklaşımını iki gün boyunca disiplinlerarası bir programla ortaya koydu. Koç üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’nde gerçekleştirilen sempozyum kapsamındaki oturumlarda, temel bilimlerden mühendisliğe, sağlıktan sosyal bilimlere uzanan alanlarda yapay zekânın çok boyutlu etkisi kapsamlı biçimde ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan Koç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekânın yalnızca teknolojileri değil, aynı zamanda doğayı anlama ve keşfetme biçimimizi de köklü bir şekilde dönüştürdüğüne dikkat çekti. Sempozyum, Yapay Zekâ Bilimi, Fiziksel Dünyada Yapay Zekâ ile Yapay Zekâ, Toplum ve Kurumlar başlıklı üç ana tematik eksen etrafında yapılandırıldı. Program kapsamında alanın küresel ölçekte önde gelen akademisyenleri ve teknoloji liderleri İstanbul’da bir araya geldi. Amazon Alexa AI Başkan Yardımcısı Ruhi Sarikaya, üretken yapay zekâ devriminin arkasındaki teknolojik dinamikleri ve Yapay Genel Zekâ’ya (AGI) uzanan gelişim çizgisini ele aldı. ETH Zurich’ten Prof. Dr. Torsten Hoefler, büyük dil modellerinden akıl yürütme modellerine geçiş sürecini sistem tasarımı perspektifinden değerlendirdi. Münih Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Cremers, derin öğrenmenin 3D bilgisayarla görme alanındaki dönüşümünü aktarırken; Zürih Üniversitesi’nden Prof. Dr. Davide Scaramuzza, otonom sistemlerde güvenli ve çevik navigasyon yaklaşımlarını paylaştı. Çek Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jiří Matas, büyük temel modeller çağında performans ölçümünün zorluklarını tartışırken, Vrije Universiteit Amsterdam’dan Prof. Dr. Elly Konijn, insan-robot etkileşiminin psikolojik boyutunu ve sosyal robotların toplumsal rolünü değerlendirdi. Prof. Dr. Metîn Sitti: Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz Konuşmasında, Koç Üniversitesi’nde gelişen disiplinlerarası yapay zekâ ekosistemine vurgu yapan Prof. Dr. Metin Sitti, yapay zekâ ile fiziksel zekâ arasındaki ilişkiye de değindi. Bitkiler ve biyolojik sistemler gibi doğadaki örneklerin, kendi araştırmalarına nasıl ilham verdiğini aktararak bu gözlemlerin geleceğin akıllı sistemlerinin tasarımında yeni araştırma yönleri açtığını ifade etti. Yürüttüğü araştırmalara değinen Prof. Dr. Sitti, “Araştırmalarım, yapay zekâ ile fiziksel zekânın kesişim noktasını inceliyor. Doğadan öğrenerek geleceğin akıllı sistemlerini tasarlamayı hedefliyoruz” diye konuştu. Prof. Sitti ayrıca, İş Bankası ile kurulan iş birliği kapsamında hayata geçirilen KUIS AI Lab’in bu ekosistemi daha da güçlendirdiğini belirtti. Temel yapay zekâ araştırmaları ile finans ve endüstri alanındaki gerçek dünya uygulamaları arasında bir köprü görevi gören laboratuvarın, akademi ile endüstrinin bilgi, yetenek ve etkiyi birlikte üretmesine olanak sağlayan somut bir örnek olduğunu vurguladı. Akademi–Endüstri Köprüsü: Yapay Zekânın Ekonomik Dönüşümü Ele Alındı Yapay zekâ devriminin önemli bir boyutunu da endüstri ile kurulan güçlü iş birlikleri oluşturuyor. Bilimsel araştırmalar yapay zekâ alanında hızla ilerlerken, bu çalışmaların gerçek dünyada etkili çözümlere dönüşmesi ise akademi ile endüstrinin bir araya gelmesiyle mümkün oluyor. Bu kapsamda, Koç Üniversitesi Araştırma ve İnovasyondan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey moderatörlüğünde düzenlenen panelde, akademi ve teknoloji dünyasının önde gelen isimleri bir araya geldi. Panelde Vispera Partner ve Co-CEO’su Aytül Erçil, Hevi AI Kurucu Ortağı ve CEO’su Deniz Aliş, Invent AI Kurucusu ve CEO’su Gürhan Kök ve Trendyol Group Veri Bilimi Direktörü Nezir Alp konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, yapay zekâ temelli keşif ve araştırmaların laboratuvar ortamından gerçek dünya sistemlerine, ürünlere ve hizmetlere nasıl taşındığı ele alındı. Katılımcılar, şirketlerin ileri yapay zekâ teknolojilerini operasyonlarına, karar alma süreçlerine ve dijital altyapılarına nasıl entegre ettiklerini paylaşırken; üniversitelerle geliştirilen daha yakın iş birliklerinin hem inovasyonu hem de yetenek gelişimini nasıl hızlandırdığı üzerine görüşlerini paylaştı. Küresel Ölçekte Bir Araştırma Platformu İki gün süren sempozyum, temel araştırmadan gerçek dünya uygulamalarına, etik ve toplumsal boyuttan endüstriyel ölçeklenmeye kadar geniş bir çerçevede yapay zekânın geleceğini ele aldı. Program, yeni araştırma iş birlikleri ve disiplinlerarası temaslar için güçlü bir zemin oluştururken, Koç Üniversitesi’nin yapay zekâ alanındaki ulusal ve küresel liderlik iddiasını pekiştirdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yandex Türkiye, Yapay Zekâ Politikaları Derneği'ne (AIPA) katıldı Haber

Yandex Türkiye, Yapay Zekâ Politikaları Derneği'ne (AIPA) katıldı

Yandex Türkiye, ülkemizin yapay zekâ ekosisteminin şekillenmesine öncülük eden Yapay Zekâ Politikaları Derneği'ne (AIPA) katıldığını duyurdu. Kurumsal üye statüsüyle AIPA bünyesine dahil olan Yandex Türkiye, derneğin tartışma platformları ve araştırma çalışmalarına aktif bir şekilde katkıda bulunacak; akademi, sektör temsilcileri ve kamu kurumlarıyla yakın iş birliği içinde çalışmalar yürütecek. AIPA ile Yandex Türkiye arasındaki iş birliği kapsamında, geliştiriciler ve araştırmacılara yönelik açık oturumlar ile çeşitli eğitim programları hayata geçirilecek. Bu ortak girişimin temel hedefleri arasında, yapay zekâ alanında toplumsal farkındalığı artırmak ve yerel ihtiyaçlara uygun yenilikçi yapay zekâ çözümlerini birlikte geliştirmek yer alıyor. Türkiye'deki kullanıcılar için geliştirilen ve bu yıl Şubat ayında kullanıma sunulan Yandex AI süper uygulaması da ortak çalışmalar için bir model oluşturacak. Konuyla ilgili açıklama yapan Yandex Arama Uluslararası CEO'su ve Yandex Türkiye Genel Müdürü Alexander Popovskiy, “Yapay zekânın hem sektörleri hem de internet ekosistemini köklü bir şekilde değiştirdiği bu kritik dönemde AIPA'ya katılmak bizim için önemli ve stratejik bir adım. Küresel ölçekte edindiğimiz güçlü deneyimi, Yandex AI gibi yerel ihtiyaçlara yönelik geliştirdiğimiz ürünlerle birleştirerek Türkiye'nin dinamik yapay zekâ ekosistemine somut katkılar sunmayı hedefliyoruz. Yerel ölçekte yüksek etki yaratacak teknolojilerin geliştirilmesi için birlikte çalışmalar yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz.” dedi. AIPA yönetimi de iş birliğini memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, politika geliştirme süreçlerinde özel sektörün aktif katılımının önemine dikkat çekti. AIPA Kurucusu ve Başkanı Zafer Küçükşabanoğlu açıklamasında şunları söyledi: “Yandex Türkiye'yi, diğer teknoloji şirketleriyle birlikte kurumsal üyelerimiz arasında görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Yandex'in teknolojik uzmanlığını politika geliştirme platformumuzla bir araya getirerek, Türkiye'nin yapay zekâ ekosistemine bütüncül katkı sunacak girişimleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Kamu, özel sektör ve akademiyi aynı zeminde buluşturan iş birliği modelimizin, ülkemizin yapay zekâ alanındaki rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Sigorta ve TSKB’den Kapsayıcı Sigorta Analizi Haber

Anadolu Sigorta ve TSKB’den Kapsayıcı Sigorta Analizi

Yazıda “Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” başlıklı analiz, sigortayı yalnızca bir finansal ürün olarak değil; hanehalklarının, KOBİ’lerin ve üreticilerin ekonomik şoklara karşı direnç kazanmasını sağlayan bir kalkınma aracı olarak ele alıyor. Koruma açığı, davranış değişimi ve iş birliğine dayalı modeller üzerinden Türkiye için stratejik çıkarımlar sunan yazı, sürdürülebilir kalkınma kapsamında kapsayıcı sigortanın rolünü tanımlıyor. Anadolu Sigorta’nın, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odaklı vizyonunu güçlendirmek amacıyla geçtiğimiz aylarda TSKB (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası) ile hayata geçirdiği blog serisinin yeni yazısı yayımlandı. TSKB Ekonomik Araştırmalar Kıdemli Yöneticisi Şenay Akyıldız’ın “Kapsayıcı Sigorta: Dayanıklılığı İnşa Etmek” başlıklı blog yazısı, sigortanın ekonomik ve toplumsal dayanıklılıktaki rolünü kapsamlı bir perspektifle ele alıyor. Finans, sigorta ve sürdürülebilirlik gündemini yakından takip edenler başta olmak üzere tüm paydaşlara yönelik hazırlanan çalışma, kapsayıcı sigortayı yalnızca bir finansal ürün olarak değil; bireylerin, hanehalklarının ve küçük işletmelerin ekonomik şoklara karşı direnç kazanmasını sağlayan stratejik bir kalkınma aracı olarak değerlendiriyor. Artan sağlık harcamaları, iklim değişikliği kaynaklı afetler, tarımsal üretim kayıpları ve gelir kesintileri gibi riskler karşısında sigorta güvencesi bulunmayan hanelerin çoğu zaman birikimlerini tüketmek ya da üretimden çekilmek zorunda kaldığına dikkat çekilen yazıda, kapsayıcı sigortanın temel hedefinin bu tür şokların kalıcı refah kayıplarına dönüşmesini engellemek olduğu vurgulanıyor. Analizde, literatürde sıkça kullanılan “koruma açığı” ve “kapsayıcılık açığı” kavramlarına da yer veriliyor. Koruma açığı, maruz kalınan ekonomik kayıpların ne kadarının sigorta yoluyla telafi edilemediğini ifade ederken; kapsayıcılık açığı belirli sosyo-ekonomik grupların sigorta sisteminin dışında kalma derecesine işaret ediyor. Geneva Association’ın gelişmiş ülkeleri kapsayan müşteri araştırmasına da yer verilen yazıda, düşük gelirli gruplar, gençler ve göçmenler arasında sigorta sahipliğinin genel nüfusun belirgin biçimde altında olduğu vurgulanıyor. Ayrıca araştırma bulgularının kapsayıcı sigortanın gelişmekte olan ülkeler kadar gelişmiş ülkelerde de yapısal bir sorun alanı olarak varlığını sürdürdüğü ifade ediliyor. Yazıda kapsayıcı sigortanın etkisinin yalnızca hasar anında yapılan ödemelerle sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. Asıl dönüşümün, sigorta güvencesinin hanehalklarının ve küçük işletmelerin karar alma süreçlerini değiştirmesiyle ortaya çıktığı belirtiliyor. Çalışmada ayrıca kapsayıcı sigortanın iş birliğine dayalı iş modelleriyle ölçek kazanabildiği örnekler ele alınıyor. Sigorta şirketleri, reasürörler, bankalar ve değer zinciri aktörleri arasında risk paylaşımına dayalı modellerin, hem bireysel riskleri hem de ekonomik ilişkiler ağını daha dayanıklı hale getirebildiği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın Türkiye açısından da önemli çıkarımlar sunduğu; özellikle tarım sektörü, KOBİ’ler ve düzensiz gelirli haneler için kapsayıcı sigortanın stratejik bir alan olarak öne çıktığı belirtiliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Nükleer Araştırmalara Yeni Ortaklık Haber

Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da Nükleer Araştırmalara Yeni Ortaklık

Anlaşmanın imzalanması, iki kuruluş arasındaki diyaloğun devamı anlamına geliyor. Anlaşma, taraflar arasında bilimsel araştırma, personel eğitimi, altyapı geliştirme alanlarında iş birliğini öngörmesinin yanı sıra nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında belirli ortak projelerin uygulanmasını da amaçlıyor. AAEA Genel Müdürü Dr. Salim Hamdi, anlaşmanın imzalanmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bu, Nükleer Enerjinin Barışçıl Kullanımında Arap Stratejisi'nin uygulanması açısından önemli bir adım. İş birliği anlaşmasının imzalanması, kilit projelerimizin geliştirilmesinde somut bir araç sağlıyor. Sadece uygulamalı veya temel bilimden değil, aynı zamanda Arap ülkelerinde ekonomiye ve yaşam kalitesine doğrudan katkıdan da bahsediyoruz. Örneğin, IRC MBIR ile iş birliğimiz, çevresel güvenlik için hayati önem taşıyan bölgesel radyoaktif atık yönetim sisteminin düzenlenmesi projesindeki çalışmaları hızlandırmaya yardımcı olacak. MBIR’nin kullanımı ortak araştırma, kamu sağlığı alanında onkolojik hastalıkların teşhis ve tedavisinde radyofarmasötiklerin geliştirilmesi ve üretimi konusunda yeni fırsatlar sağlayacak. Ayrıca, bu araştırma altyapısına erişim, gelecekteki Arap Uzmanlık Eğitim Merkezimiz için uzmanların yetiştirilmesinde mesleki yetkinlikler ve ilk nükleer güç santrali inşaat projelerini uygulayan ülkelere teknolojik destek anlamına geliyor.” IRC MBIR Limited Şirketi Genel Müdürü Vasily Konstantinov da, “AAEA’nın bize duyduğu güveni son derece takdir ediyoruz ve bu anlaşmayı MBIR Projesi’ne yabancı katılımcıların kapsamının genişletilmesinde önemli bir aşama olarak görüyoruz. MBIR, dünyada ve kendi sınıfında en güçlü araştırma reaktörüdür. Bu reaktörün eşsiz yeteneklerine erişim, Arap ülkelerine enerji mühendisliği, nükleer tıp ve endüstriyel teknolojilerde çığır açan projelerde ortak çalışma fırsatları sunuyor. Ayrıca, Arap ülkelerinin sürdürülebilir kalkınma sorunları üzerinde çalışan mühendis ve bilim insanlarının yetiştirilmesi için eğitim ortamının oluşturulmasına yardımcı olacak” dedi. AAEA ve IRC MBIR Limited Şirketi arasındaki iş birliği anlaşması, temel araştırma yetkinliklerinin geliştirilmesi, düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi ve sonuç olarak AAEA üye ülkelerinin vatandaşları için enerji mühendisliği, gıda güvenliği ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesi alanlarındaki stratejik hedeflere ulaşılması için temel oluşturuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orzax, The ONE Awards’ta 4. Kez “Yılın İtibarlı Markası” Seçildi Haber

Orzax, The ONE Awards’ta 4. Kez “Yılın İtibarlı Markası” Seçildi

Türkiye takviye edici gıda pazarının lideri Orzax, The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri kapsamında gıda takviye ürünleri kategorisinde dördüncü kez “Yılın İtibarlı Markası” seçildi. Marketing Türkiye ile Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle Türkiye genelinde 12 ilde 1.200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen araştırmaya dayanan değerlendirme sonucunda elde edilen bu başarı, Orzax’ın tüketici nezdinde yıllar içinde inşa ettiği güvenin ve sürdürülebilir marka itibarının güçlü bir göstergesi oldu. Sürdürülebilir marka itibarının merkezinde tüketici güveni yer alıyor Orzax Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Müge Turan, markanın bu başarısının arkasında uzun soluklu bir güven inşası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Tüketici güveni, sürdürülebilir marka itibarının merkezindedir. Orzax olarak ürün kalitemiz, bilimsel yaklaşımımız ve iletişimde benimsediğimiz şeffaflık ile bu güveni yıllar içinde inşa ettik. Dördüncü kez ‘Yılın İtibarlı Markası’ seçilmek, bizim için yalnızca bir ödül değil; tüketicilerimizle kurduğumuz güçlü bağın ve bu bağın sürekliliğinin çok kıymetli bir göstergesi.” Bilimsel Ar-Ge altyapısı, yenilikçi ürün portföyü ve tüketici odaklı marka yaklaşımıyla Orzax, takviye edici gıda sektöründe yalnızca ürünleriyle değil, yarattığı güven duygusuyla da ayrışıyor. Sağlığa değer katma misyonuyla hareket eden marka, kalite standartlarını sürekli yukarı taşıyarak hem yerel hem de global pazarda büyümesini sürdürüyor. Müge Turan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ödül, Orzax’ın kısa vadeli iletişim başarılarının ötesinde, uzun vadeli marka yönetimi yaklaşımının bir sonucu. Önümüzdeki dönemde de Ar-Ge yatırımlarımız, yenilikçi çözümlerimiz ve tüketiciyle kurduğumuz şeffaf iletişim sayesinde sektöre yön vermeye devam edeceğiz.” Marketing Türkiye ve Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle, Türkiye genelinde 12 ilde gerçekleştirilen ve 1.200 kişiyle yüz yüze yapılan araştırmaya dayanan The ONE Awards değerlendirmesi; yıl içerisinde itibarını en çok artıran markaları halk jürisinin görüşleri doğrultusunda belirliyor. Toplam 70’i aşkın kategoride yapılan bu kapsamlı araştırma sonucunda Orzax, kendi segmentinde zirvedeki yerini bu yıl da korudu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Yapay Zekâ, Nadir Hastalıklarla Mücadeleyi Yeniden Şekillendiriyor    Haber

Yapay Zekâ, Nadir Hastalıklarla Mücadeleyi Yeniden Şekillendiriyor  

AWS, şimdiye kadar sağlık sistemlerinin nadir hastalıkları doğru bir şekilde tanımlamak ve onları aciliyetle ele almak için gereken finansman, veri ve anlayıştan yoksun olmasının asıl nedeninin teknolojik sınırlamalar olduğunu belirtti. Yapay zekâ ve bulut bilişimin, nadir görülen hastalıklarla yaşama deneyimini önemli ölçüde değiştirebileceğini ve bu hastalıklara nihayet gereken ilginin gösterilebileceğini vurguladı. Nadir hastalıkların toplu olarak insan sağlığı üzerinde en büyük etkilerden birine sahip olması, tıbbın trajik paradokslarından biri olarak öne çıkıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2.000 kişide 1'den az kişiyi etkileyen durumları "nadir" olarak tanımlıyor ve dünya genelinde 300 milyondan fazla insanın şu anda bu şekilde sınıflandırılan 7.000 sağlık sorunundan biriyle yaşadığı tahmin ediliyor. Bu sayı, son beş yılda kanser teşhisi konanların sayısının altı katı. AWS Türkiye Genel Müdürü Berrin Özselçuk, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Kaynaklar, daha büyük hasta popülasyonuna sahip sağlık durumlarının araştırılmasına ve bakımına ayrıldığı için, nadir görülen hastalık teşhisi konan hastalar, finansman kararlarında uygulanan maliyet-fayda analizinde genellikle dezavantajlı durumda kalıyorlar. Toplumsal farkındalık düzeyinin düşük olması ve tıbbi çalışmaların yetersizliği, hastalıkların teşhis edilmesini zorlaştırarak sorunları daha da ağırlaştırıyor ve bu da hastaların tedaviden mahrum kalmasına yol açabiliyor. Bulut ve yapay zekânın sağlık hizmetlerinin sonuçlarına yapabileceği en büyük katkılardan biri, bu tabloyu dengelemek. Yapay zekâ, genomik ve DNA dizileme alanlarını dönüştürerek araştırmacıların çalışmalarını küresel ölçekte genişletmelerine, bulgularını bulut üzerinden paylaşmalarına ve hastaların deneyimlerini daha derinlemesine anlamak için yenilikçi yaklaşımlar geliştirmelerine olanak tanıyor.” Nadir hastalıkların teşhis ve tedavisinde karşılaşılan zorluklar Nadir görülen hastalıkların en bilinen örnekleri arasında Motor Nöron Hastalığı, Kistik Fibrozis, Duchenne Musküler Distrofi ve Hemofili sayılabilir. Birçok nadir hastalıkta olduğu gibi, bu dört hastalığın da ortak bir özelliği var. Bunlar, farklı aşamalarda çok çeşitli şekillerde kendini gösteren DNA hastalıkları. Toplamda, nadir hastalıkların yaklaşık %80'inin genetik bir bileşeni var ve bu hem neden nispeten nadir olduklarını hem de neden genellikle bu kadar az anlaşıldıklarını açıklamaya yardımcı oluyor. Dış patojenlerin ve çevresel maruziyetlerin vücudu nasıl etkilediğinden ziyade kendini ifade etme şekillerinin sonuçları olduğundan, genellikle geleneksel tanı yöntemlerinin dışında kalıyorlar. Tüm nadir hastalıklar kalıtsal değil ve nadir bakteriyel veya viral enfeksiyonlar, otoimmün tepkiler veya sporadik genetik mutasyonlardan kaynaklanan hastalıklar da benzer zorlukları beraberinde getiriyor. Nüfusu değil bireyleri etkilediği için daha az görünür oluyorlar. Salgın veya pandemi şeklinde ortaya çıkmadıkları için halkta aciliyet hissi yaratmıyorlar. Nadir hastalıkların çoğu çocukluk çağındaki kişileri etkilediği için, hastalar semptomlarını kolayca tarif edemiyorlar. Bu durum, tanıyı daha da karmaşık hale getirirken, hastalara ve destek ağlarına büyük sıkıntı yaratabiliyor. Genomik yoluyla nadir hastalıklara ayrıntılı bir bakış Bu konuda daha fazla anlayış ve devam eden araştırmalar, birçok nadir hastalığın teşhisinde genetik testlerin değerini ortaya koymaya yardımcı oluyor. Genomics England, AWS ve AWS iş ortağı Illumina ile birlikte çalışarak genomik analizi teşhis sürecine dahil ediyor ve nadir hastalık şüphesi olan vakaların teyit edilme hızını dönüştürüyor. Genomics England'ın 100.000 Genom Projesi, NHS Genomik Tıp Hizmeti (NHS Genomic Medicine Service) aracılığıyla nadir görülen hastalık şüphesi olan hastalar için tüm genom dizilemesinin temellerini attı. Genomics England tarafından desteklenen NHS GMS, 100.000'den fazla genom dizilemesi gerçekleştirerek NHS'yi rutin bakımın bir parçası olarak tüm genom dizilemesi sunan dünyadaki ilk ulusal sağlık sistemi haline getirdi. Doğru teşhisin yaratabileceği fark Nadir görülen hastalıklarla mücadele eden kişiler ve aileleri için, genomik yoluyla tanıya kolay erişimin etkisi çok büyük olabilir. Bir anne olan Mel için, NHS Genomik Tıp Hizmeti, daha önce otizm ve dispraksi teşhisi konulan iki çocuğunun aslında DHDDS genindeki bir varyantın neden olduğu ultra nadir bir nörodejeneratif hastalığa sahip olduğunu ortaya çıkardı. Dünya çapında bu durumla ilgili belgelenmiş yalnızca 59 vaka olmasına rağmen, Mel bu konuda çalışan uzmanlara ulaşarak titreme semptomlarına yardımcı olabilecek belirli vitaminler hakkında öneriler alabildi. Mel, Genomics England web sitesinde yer alan bir yazıda, o dönemde “ilacı almaya başladıklarından beri titremelerin %20-30 oranında azaldığını” açıkladı. Ancak, semptomların yönetilmesine yönelik desteğin sadece bir başlangıç olduğunu da açıkça belirtiyor. Cure DHDDS yardım kuruluşunun kurucusu olarak, araştırma için fon toplamaya, bilimsel konferanslar düzenlemeye ve uluslararası bir hasta kayıt sistemi oluşturmaya odaklanıyor. “Hızlı hareket etmemiz gerektiği için birçok işi aynı anda yürütüyoruz,” diyor. “Amaç, ASO veya RNA tedavileri gibi yarının tedavilerini beklerken hastalığı yavaşlatabilecek bir ilaç bulmak.” Tedavilerin gen ifadesini hedeflemesini sağlamak Antisens oligonükleotidler (ASO) ve ribonükleik asitler (RNA), genlerin ifade edilme şeklini değiştirerek hastalık nedenli genleri düzenlemek için belirli moleküller kullanan tedavilerdir. Bulut bilişim, bilgi işlem gücüne ve üretken yapay zekâ yeteneklerine erişimi demokratikleştirerek ve yeni tedavilerin geliştirilmesini sağlamak ve ilaç keşfini hızlandırmak için yüksek güvenlikli, birleştirilmiş veri setleri sağlayarak nadir hastalıklar için bu tedavilerin geliştirilmesindeki engelleri azaltıyor. Bu teknolojiler ayrıca nadir hastalık tedavilerinin ekonomisini de dönüştürerek, daha küçük popülasyonları etkileyen durumlar için bile tedavileri uygulanabilir kılıyor. Yapay zekâ ve bulut, nadir hastalıklarla mücadele girişimlerine başka ölçeklendirme avantajları da sağlıyor. AWS, Birleşik Devletler Ulusal Tıp Kütüphanesi'nin Ulusal Biyoteknoloji Bilgi Merkezi ile iş birliği yaparak, dünyanın en büyük genom dizileme veri depolarından biri olan Dizi Okuma Arşivi'ni (Sequence Read Archive, SRA), AWS Açık Veri Sponsorluk Programı (Open Data Sponsorship Program, ODP) aracılığıyla Amazon S3'ten ücretsiz olarak erişilebilir hale getirdi. SRA, AWS ODP'de hemen hemen 40 milyon çalıştırma erişimini kapsayan yaklaşık 40 PB veri içeriyor. ODP üzerinden erişim, dünya çapındaki araştırmacıların bu deneylerden elde edilen dizileme verilerini bulup almalarını sağlayarak daha sorunsuz küresel iş birliği sağlıyor ve oyunun kurallarını değiştiren içgörülerin daha hızlı üretilmesini mümkün kılıyor. Nadir sağlık durumlarının erken sinyallerini tespit etmek Nadir hastalıkların teşhis ve tedavisinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, hastaların önemli bir bölümünü oluşturan çok küçük çocukların deneyimlerini analiz etmekte yaşanan güçlüktür. Pediatrik sağlık ve nadir hastalıklar alanındaki araştırmaları desteklemek için 10 milyon dolarlık yeni bir AWS fon programından ilk faydalananlardan biri olan Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ulusal Çocuk Hastanesi (Children’s National Hospital), akıllı telefon kamera görüntülerini analiz ederek yenidoğanların yüz hatlarındaki ince değişiklikleri belirleyebilen ve nadir genetik bozuklukları tespit edebilen bir yapay zekâ teknolojisi geliştirdi. Çoğu durumda, bu belirtiler geç tespit ediliyor ve bu durumda önleyici bakımın etkinliği azalıyor. Ancak, yapay zekâ teknolojisiyle erken teşhis edildiğinde, çocuklar yıllarca süren yanlış teşhislerden kurtulabiliyor ve başından itibaren ihtiyaç duydukları tedavi ve desteği alabiliyor. Rady Çocuk Hastanesi ve Genomik Tıp Enstitüsü, gelişmiş bulut hizmetleri aracılığıyla çocuk sağlığı alanında yenilikleri hızlandıran kuruluşları destekleyen AWS Imagine Grant Çocuk Sağlığı İnovasyon Ödülü'nü (AWS Imagine Grant Children’s Health Innovation) alan ilk kuruluşlardan biri oldu. Hastane, tanıyı daha da hızlandırmak ve genomik testleri ihtiyaç duyan çocuklara mümkün olan en kısa sürede sunmak için Büyük Dil Modellerini (LLM) kullanıyor. San Diego Rady Çocuk Hastanesi bünyesindeki kâr amacı gütmeyen bir araştırma enstitüsü olan Rady Genomics'te Denetleyici Araştırma Bilimcisi Doktor Matthew Bainbridge, “Yapay zekâ ve bulut bilişimden yararlanmak, genetik testleri daha adil, ucuz ve yaygın olarak erişilebilir hale getirme yolunda çalışırken kritik bir adım. AWS ile çalışmak, yapay zekâ ve bulut bilişim alanındaki uzmanlıklarını kullanarak pediatrik genetik testlerin hızını ve erişilebilirliğini artırmamıza ve nihayetinde bir çocuğun teşhis serüvenini kısaltmamıza olanak tanıyor,” şeklinde konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bahçeşehir Koleji’ne “Yılın En İtibarlı Özel Temel Eğitim Kurumu” Ödülü Haber

Bahçeşehir Koleji’ne “Yılın En İtibarlı Özel Temel Eğitim Kurumu” Ödülü

Eğitim alanındaki köklü birikimini; yenilikçi eğitim modelleri, güçlü akademik kadrosu ve öğrenci odaklı yaklaşımıyla bir araya getiren Bahçeşehir Koleji, Marketing Türkiye ile Akademetre Research and Strategic Planning iş birliğiyle hayata geçirilen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri'nin Özel Temel Eğitim Kategorisi'nde "Yılın İtibarlısı" ödülünün sahibi oldu. Ödüle ilişkin bir değerlendirme yapan Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç, “Bahçeşehir Koleji olarak 30 yılı aşkın süredir; her çocuğun biricik olduğunu bilen, onu yalnızca sınavlara değil hayata hazırlayan bir eğitim anlayışıyla yol alıyoruz. Bizim için eğitim; bilgi aktarmanın ötesinde, özgüveni yüksek, düşünen, sorgulayan ve insanlığa değer katan bireyler yetiştirme sorumluluğu demek. Tamamen bağımsız bir araştırmaya dayanan bu ödül; eğitimde kaliteyi, güveni ve sürdürülebilir değeri merkeze alan yaklaşımımızın toplum nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Elbette bu başarı, öğrencileriyle, öğretmenleriyle, velileriyle ve yöneticileriyle aynı vizyonda buluşan büyük bir ailenin ortak emeğinin sonucu. Bu anlamda ödülümüzü öğrencilerimize, öğrencilerimizin hayallerine eşlik eden öğretmenlerimize, bize güvenen velilerimize ve aynı değerler etrafında kenetlenen tüm Bahçeşehir Koleji ailesine armağan ediyoruz” dedi. Bu yıl 12’ncisi gerçekleştirilen The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri, pazarlama ve iletişim ekosisteminin en saygın ödül platformlarından biri olarak gösteriliyor. Ödüller; tamamen araştırma sonuçlarına dayanan “İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü” çalışmasının bulguları doğrultusunda veriliyor. Araştırma kapsamında Türkiye genelinde 12 ilde, bin 200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 70’in üzerinde kategoride yıl boyunca itibarını en çok artıran markalar belirleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.