Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arkeoloji

Kapsül Haber Ajansı - Arkeoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arkeoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi Haber

Koç Üniversitesi, Uluslararası Bizans Araştırmacılarını Sempozyumda Bir Araya Getirdi

Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, Bizans Anadolu’sunun sınırlarını, komşuluk ilişkilerini ve kültürel dönüşüm süreçlerini disiplinlerarası bir yaklaşımla ele aldı. Dünyanın farklı ülkelerinden akademisyenleri İstanbul’da bir araya getiren sempozyumda, Bizans mirasına ilişkin güncel araştırmalar ve yeni bakış açıları tartışıldı. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) tarafından düzenlenen Yedinci Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, İstanbul’da gerçekleştirildi. “Mekânın Müzakeresi: Bizans Anadolu’sunda Sınırlar, Komşular ve Etkileşimler” temasıyla düzenlenen sempozyum, Bizans çalışmaları alanında dünyanın önde gelen araştırmacılarını bir araya getirdi. Koç Üniversitesi Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Merkezi (GABAM) Vekil Direktörü ve Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, açılış konuşmasında sempozyumun Bizans Anadolu'sunu sınırlar, komşuluk ilişkileri ve kültürel etkileşimler perspektifinden yeniden değerlendirmek için önemli bir platform sunduğunu vurguladı. Uytterhoeven, farklı disiplinlerden araştırmacıları bir araya getiren sempozyumun, Anadolu'nun çok katmanlı geçmişine ilişkin yeni bakış açılarını teşvik ettiğini belirtti. Sempozyumun açılış sunuşunu ise New York Metropolitan Müzesi Bizans Sanatı Küratörü Emerita Dr. Helen C. Evans yaptı. “Exploring Approaches to Byzantine Anatolia”, “Bizans Anadolu’suna Yaklaşımları Keşfetmek” başlıklı konuşmasında Evans, Bizans Anadolu'sunun yalnızca siyasi sınırlar üzerinden değil; ticaret, göç, kültürel etkileşimler ve farklı topluluklar arasındaki ilişkiler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Üç gün boyunca devam eden sempozyumda, Geç Antik ve Bizans Anadolu’sunun değişen sınırları, Bizans ile İslam ve Türk dünyası arasındaki ilişkiler, kültürel alışveriş süreçleri, kentler, mimari miras, kutsal mekânlar ve farklı topluluklar arasındaki etkileşimler çok yönlü bir bakış açısıyla ele alındı. Avrupa, Kuzey Amerika ve Türkiye’den akademisyenler; tarih, arkeoloji, sanat tarihi, mimarlık tarihi ve kültürel miras alanlarındaki güncel araştırmalarını paylaştı. Sempozyumda; Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Luca Zavagno, Notre Dame Üniversitesi’nden Prof. Dr. Alexander Beihammer, Boğaziçi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Koray Durak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Keçiş ve Prof. Dr. Turhan Kaçar, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Pelin Yoncacı Arslan, Selanik Aristoteles Üniversitesi’nden Prof. Dr. Natalia Poulou, Avusturya Bilimler Akademisi’nden (ve bu yılın ANAMED kıdemli bursiyerlerinden) Dr. Rustam Shukurov, Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Elif Keser-Kayaalp, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Alessandra Ricci dahil olmak üzere dünyanın farklı üniversitelerinden çok sayıda araştırmacı sunum gerçekleştirdi. Sempozyumun kapanış konuşmasını Courtauld Sanat Enstitüsü’nden Prof. Dr. Anthony Eastmond yaptı. Kapanış oturumunda, Bizans Anadolu’suna yönelik araştırmaların geleceği, disiplinlerarası yaklaşımların önemi ve farklı coğrafyalar arasındaki kültürel ilişkilerin yeniden değerlendirilmesine yönelik yeni araştırma alanları ele alındı. Koç Üniversitesi ve Stavros Niarchos Vakfı’nın destekleriyle 2015 yılında kurulan GABAM, Türkiye’de Geç Antik ve Bizans sanatı tarihi, arkeolojisi ve kültürel miras alanlarında kurulan ilk bilimsel araştırma merkezi olma özelliğini taşıyor. Merkez, Geç Antik Çağ ve Bizans dönemlerine ilişkin araştırmaları destekleyerek uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine, akademik etkinliklerin düzenlenmesine ve Anadolu’nun çok katmanlı kültürel mirasının daha kapsamlı biçimde anlaşılmasına katkı sağlamayı sürdürüyor. Kültürel mirasın korunması ve Bizans araştırmalarının gelişmesine önemli katkılar sunan Sevgi Gönül’ün vizyonunu yaşatan Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu, yedinci kez düzenlenerek uluslararası akademik çevreleri İstanbul’da buluşturarak Geç Antik ve Bizans araştırmalarına yeni perspektifler kazandırdı. Sempozyum programı ve bildiri özetlerine https://sgsymposium.ku.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Arkeolojinin Duayenleri Nilüfer’de Buluştu Haber

Arkeolojinin Duayenleri Nilüfer’de Buluştu

Nilüfer Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen “Arkeoloji Gündemi”, Türkiye’de arkeoloji bilimine yön veren üç önemli ismi Pancar Deposu’nda bir araya getirdi. Prof. Dr. Mustafa Şahin’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, kent arkeolojisi ile kültürel mirasın korunması başlıkları konuşuldu. Etkinliğe, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy da katıldı. Panelde salonu dolduran katılımcılar, alanın duayen isimlerini ilgiyle dinledi. “SİDE ÖRNEK OLABİLİR” Panelde konuşan Side Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Side’nin kentsel ve üçüncü derece arkeolojik sit alanında yürütülen çalışmaları aktardı. 2014’te alınan sit kararının ardından 140 parselde gerçekleştirilen akademik kazılarla kentin yerleşim tarihinin milattan önce 9. yüzyıla kadar uzandığının ortaya konduğunu söyleyen Alanyalı, tiyatro ile antik liman arasındaki bölgenin ilk kez bütüncül biçimde değerlendirebildiğini belirtti. Kazı sürecinin parsel sahipleriyle imzalanan protokoller üzerinden yürüdüğünü hatırlatan Alanyalı, “Side gibi bazı antik kentlerde bu uygulama örnek olabilir; ancak her kent için aynı modelin geçerli olduğunu söylemek doğru değil” dedi. KÜLTÜREL MİRASTAKİ TAHRİBATA DİKKAT ÇEKİLDİ Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın sahibi, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyesi Nezih Başgelen ise kültürel varlıklardaki tahribatı belgeleyen sunumuyla katılımcıların dikkatini sahadaki kayıplara çevirdi. Karabel Kaya Anıtı’nın yüzyıllık tahribat sürecini fotoğraflarla aktaran Başgelen; Latmos kaya resimleri, Kibele anıtları, Termessos lahitleri ve Edirne Muradiye Camii çinileri gibi örnekler üzerinden kayıpları anlattı. Tahribatların son yıllarda iş makineleriyle endüstriyel bir hal aldığını söyleyen Başgelen, “Yunanistan ve İtalya’da arazi teşkilatları, ağır cezalar ve etkin yaptırımlar var. Bizim de bir an önce bu yapıya kavuşmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN ARKEOLOG KADROLARI GÜÇLÜ BİR KONUMDA” Prof. Dr. Mehmet Özdoğan da Türkiye arkeolojisinin kurumsal yapısını ve teorik zeminini ele aldı. Türkiye’nin yetişmiş arkeolog kadrosunun uluslararası düzeyde çok güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Özdoğan, asıl sorunun bu potansiyeli sahaya yansıtacak yapının kurulamamış olması olduğunu söyledi. Arazi teşkilatı bulunmamasını, kültür envanterinin tamamlanmamış olmasını ve bilim ile bürokrasi arasındaki bağın zayıflamasını başlıca eksiklikler olarak sıralayan Özdoğan; kazı tekniği okullarının kurulması, kurtarma kazılarında profesyonel ekiplerin oluşturulması ve uluslararası koruma kuruluşlarındaki temsilin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Özdoğan, kültürel mirasın “gelecek kuşaklara aktarılmak üzere bize bırakılmış bir değer” olduğunun da altını çizdi. Katılımcıların sorularını da yanıtlayan konuşmacılara, panelin sonunda günün anısına hediye takdim edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkentliler Büyükşehir İle Polatlı’da Kültür Ve Tarih Dolu Bir Yolcuğa Çıktı Haber

Başkentliler Büyükşehir İle Polatlı’da Kültür Ve Tarih Dolu Bir Yolcuğa Çıktı

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), kentin tarihi ve kültürel dokusunun güzelliklerini geziyle taçlandırarak köklü geçmişini tanıtmaya devam ediyor. ABB Kent Tarihi Tanıtım ve Turizm Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen gezi programı kapsamında Başkentliler, Frig Uygarlığı’nın başkentinden Sakarya Meydan Muharebesi’ne uzanan kahramanlık destanlarına ev sahipliği yapmış olan ve kent tarihinin can bulduğu Polatlı ilçesini ziyaret etti. BAŞKENTLİLER FRİGLER’DEN CUMHURİYET DÖNEMİ’NE UZANAN TARİHİ YERİNDE GÖZLEMLEDİ Bölgenin öne çıkan tarihî ve kültürel duraklarından Gordion Antik Kenti, POTA Müzesi ve Duatepe’yi kapsayan çok yönlü gezi programıyla hem öğretici hem de keşif dolu bir yolculuğa çıkan Başkentliler, dolu dolu bir gün geçirdi. Uzman rehber eşliğinde gerçekleştirilen gezide, her bir noktanın tarihsel arka planı, kültürel önemi ve bölgenin kentin tarihsel gelişimindeki konumu detaylı şekilde aktarılırken; katılımcılar da kentin köklü tarihiyle bölgenin maneviyatını yerinde gözlemleme imkânı buldu. BAŞKENTLİLERDEN GEZİYE TAM NOT VE BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Gezi programıyla birlikte tarih, arkeoloji ve milli mücadele temalarını bir arada deneyimleyerek Ankara’nın çok katmanlı kültürel yapısını yerinde keşfeden Başkentliler, Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ederek duygularını şu sözlerle ifade ettiler: -Ahmet Gültop: “Yakımızdaki tarihleri, sağ olsun Büyükşehir Belediyesi ve Mansur Başkan sayesinde görüyorum, teşekkür ederim. Buraları internetten okudum ama aslını görmek, orada onu duygusal yaşamak daha önemli.” -Semra Emekli: “Burayı çok merak ediyordum, çok güzel bir gezi oldu. Teşekkür ediyoruz Belediye’mize, bize bu olanağı sağladığı için. Polatlı, güzel ve anlamlı bir yer. O duyguyu hissettik rehberin anlatımlarıyla.” -Çeşminaz Yurtseven: “İlk defa katılıyorum bu geziye ve Polatlı’ya da ilk defa geliyorum. Özellikle, Gordion Antik Kenti’ne bayıldım, Duatepe çok güzeldi. Emeği geçen herkese teşekkürler.” -Nergiz Geygen: “Çok güzel buldum. Değişiklik oldu bizim için de tarihi yerleri gördük, mesire alanını gördük, dinlendik, buradaki müzemizi gördük, çok beğendik, çok hoşumuza gitti. Genel olarak gayet güzel, herkes keyifli bir gün geçiriyor. Biz de tarihimizi, buraların var oluşunu gördük, güzeldi. Teşekkür ediyoruz Mansur Yavaş’a böyle bir gezi düzenlediği için.” -Nuray Kıymaz: “İlk defa bu geziye katılıyorum, çok memnun kaldım, görmediğim yerleri gördüm. Özellikle, buralara gelemezdim yani sağ olsunlar. Duatepe falan çok harika yerler, eski şeyleri görmek bize bilgi kattı, çok güzel oldu. Mutlu bir gün geçiriyorum, ayarlayanlardan Allah razı olsun.” -Tülin Kutay: “Belediye’nin düzenlemiş olduğu bu tur programıyla ilk önce POTA Müzesi’ni gezdik daha sonra Duatepe’ye çıktık, tarihi dokusu çok güzeldi ve bizi çok etkiledi, çok mutlu oldum burayı gördüğüm için daha sonra Gordion Antik Kenti’ne geldik, çok güzel bir tur oldu. Belediye’ye de bu katkılarından ötürü çok teşekkür ederim.” BÖLGEDE ‘5. ULUSLARARASI GORDİON MARATONU’ DA DÜZENLENECEK Ayrıca programda katılımcılar, Gordion ve çevresinin ulusal ve uluslararası alanda tanıtımına katkı sağlamak amacıyla, 10 Mayıs tarihinde düzenlenecek olan ‘5. Uluslararası Gordion Maratonu’ hakkında da bilgilendirildi. Maraton, katılımcılara tarihî bir atmosferde spor yapma imkânını sunarken, bölgenin turizm potansiyeline de katkı sunmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aydın Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Coşkusu  Haber

Aydın Kültür Yolu Festivali’nde İlk Gün Coşkusu 

Tralleis, Nysa ve Milet gibi köklü medeniyetlere ev sahipliği yapan kentte festivalin ilk gününde; atölyelerden sergilere, söyleşilerden çocuk etkinliklerine uzanan dopdolu bir program sanatseverlerle buluştu. AYDIN KÜLTÜR YOLU’NDA SERGİLER ÖNE ÇIKTI Aydın, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatın farklı disiplinlerini buluşturan kapsamlı bir sergi programına ev sahipliği yapıyor. Kentin dört bir yanına yayılan bu seçkiler; Aydın’ın antik çağlardan günümüze uzanan kültürel katmanlarını sanatla harmanlayarak ziyaretçilere çok yönlü bir keşif imkanı sunuyor. Vali Yazıcıoğlu Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşan Burak Erim’in “Düşlere Yolculuk” sergisi, izleyiciyi renkler ve düşler arasında içsel bir yolculuğa davet etti. Her bir eserin hayal gücü ile gerçeklik arasında kurduğu özgün anlatım diliyle öne çıktığı sergi, aynı zamanda Tamer Levent’in “Sanata Evet” çağrısının bir yansıması olarak sanatın birleştirici, iyileştirici ve özgürleştirici gücünü ortaya koydu. Atilla Koç Kültür Merkezi’nde yer alan “Korunan Zaman: Arkeolojik Mirasın Görsel Yolculuğu” sergisinde, müze uzmanı ve fotoğraf sanatçısı Muhammed Diler’in objektifinden yansıyan kareler ziyaretçilerle buluştu. Kültürel mirasın korunması ve belgelenmesine odaklanan sergi, fotoğrafı yalnızca bir kayıt aracı değil, geçmişin estetik değerlerini günümüze taşıyan güçlü bir anlatım biçimi olarak ele alıyor. Hakan Yaralı’nın küratörlüğünde hazırlanan sergi, Aydın’daki antik kentlere ait görsel seçkisiyle sanatseverlere buluştu. Aydın Arkeoloji Müzesinde ziyaretçilerin ilgisine sunulan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ise Osmanlı dönemine ait kutsal emanetleri ve tarihi mirası bir araya getiriyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, Hüsn-i hat levhaları, Kâbe örtüleri, surre alaylarına ait eserler ve Kur’an-ı Kerim nüshalarından oluşan seçkin eserler yer alıyor. Atilla Koç Kültür Merkezinde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras: Aydın Sergisi”nde hüsn-i hat, kaligrafi, tezhip, minyatür, çini, ebru, dokuma, ahşap ve sedef işleri başta olmak üzere pek çok geleneksel sanat ve zanaat unsuru bir araya getirilerek ziyaretçilere kapsamlı bir kültürel deneyim sundu. FESTİVALİN İLK GÜNÜ SÖYLEŞİ VE ATÖLYELERLE ZENGİNLEŞTİ Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Aydın’da düzenlenen etkinlikler, fotoğraftan sinemaya, söyleşilerden geleneksel el sanatlarına uzanan zengin içerikleriyle kenti çok yönlü bir kültür ve sanat platformuna dönüştürerek her yaştan sanatseveri aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor. “FotoMaraton Aydın” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinlikleri, Aydın Atatürk Kent Meydanı’nda fotoğraf tutkunlarını bir araya getirdi. Gün boyunca kentin farklı noktalarını kadrajlarına taşıyan katılımcılar, Aydın’ın tarihi dokusunu, kültürel zenginliğini ve günlük yaşamını fotoğraf aracılığıyla yorumlama fırsatı bulurken; çocuklara özel düzenlenen etkinlik ise küçük yaşta sanatsal farkındalığın gelişmesine katkı sundu. Yoğun ilgi gören FotoMaraton etkinlikleri, kenti sanatla keşfetmenin dinamik ve yaratıcı bir yolu olarak öne çıktı. Atilla Koç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Yaşayan Miras Buluşması: Körüklü Çizme” söyleşisi, kentin somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olan körüklü çizme geleneğine odaklandı. Alanında uzman bir konuşmacı eşliğinde düzenlenen programda, körüklü çizme kültürünün tarihsel arka planı, üretim süreçleri ve toplumsal hayattaki yeri ele alınırken; katılımcılar bu kadim geleneğe ilişkin kültürel pratikleri ve sözlü anlatımları yakından tanıma fırsatı buldu. Aynı mekanda düzenlenen “Yaşayan Miras Olarak Havut: Devecilik Kültürünün Kadim İzleri” söyleşisinde ise deve süsleme sanatının ve devecilik kültürünün köklü zanaatlarından biri olan havutçuluk ele alındı. Programda, havut yapımındaki teknik inceliklerden kullanılan geleneksel malzemelere, estetik anlayıştan ustadan çırağa uzanan aktarım sürecine kadar pek çok başlık değerlendirildi. Havutçuluğun yerel kimlik, toplumsal hafıza ve törensel kültürle kurduğu bağ vurgulandı. Tekstil Park Sanat Galerisi ve Atilla Koç Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sepet Örücülüğü Atölyesi”, “Keçe Atölyesi”, Ebru Atölyesi ve Çömlek Atölyesi katılımcılara usta eğitmenler eşliğinde üretim süreçlerini deneyimleme imkanı sunarken, köklü el sanatlarının inceliklerini uygulamalı olarak aktardı. Yoğun ilgi gören atölyeler, kültürel mirasın yaşatılmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağladı. KURTULUŞ MÜCADELESİ AYDIN’DA BEYAZ PERDEYE TAŞINDI Şükran Güngör-Yıldız Kenter Kültür Merkezi ve Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen “Kanlıbahçe” kısa film gösterimi, izleyicileri Kurtuluş Savaşı yıllarına taşıdı. Aydın’da Yunan işgali sırasında halkın ve efelerin verdiği milli mücadeleyi konu alan film, adını Mursallı’da yaşanan mezalimden alan hikayeyi çarpıcı bir anlatımla beyaz perdeye aktardı. Yoğun ilgi gören gösterim, izleyicilerden büyük beğeni topladı. AYDIN KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE ÇOCUK ETKİNLİKLERİNE YOĞUN İLGİ Festival kapsamında çocuklara özel hazırlanan etkinlikler, eğlence ve öğrenmeyi bir araya getirerek minik ziyaretçilere kültür ve sanatla iç içe keyifli bir deneyim sunuyor. Tekstil Park’ta kurulan “Çocuk Köyü” etkinlikleri kapsamında; şişme oyun parkları, dijital oyunlar, panayır çadırları, atölye çalışmaları, geleneksel yarışmalar, Karagöz atölyesi, VR balon turu ve çeşitli oyun alanları ile çocuklara eğlence dolu bir festival deneyimi yaşatıldı. Alanda gerçekleştirilen “Keçe Atölyesi” ise minik katılımcıları geleneksel el sanatlarıyla buluşturarak hem eğlenceli hem öğretici bir deneyim sundu. Festival kapsamında çocuklara yönelik hazırlanan etkinlikler arasında yer alan “Aselsan Çocuk Şenliği”, Tekstil Park’ta kurulacak etkinlik alanında minik ziyaretçilerle buluştu. Eğitici ve eğlenceli içeriklerin bir araya getirildiği şenlikte, çocuklar teknoloji ve bilim temelli aktivitelerle keyifli vakit geçirirken aynı zamanda yeni deneyimler kazanma fırsatı buldu. Aydın İl Halk Kütüphanesi, kitap ve çocuk etkinliklerine ev sahipliği yaparak festival süresince edebiyat ve kültür odaklı buluşmaların merkezi oldu. Bu kapsamda Sema Yaylı ve İlhan Yaylı tarafından gerçekleştirilen “Origamili Masallar” etkinliğinde “Karar Dağları” kitabı üzerine bir söyleşi düzenlendi, program sonunda yazar tarafından imzalanan kitaplar katılımcılara hediye edildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gölyazı Kazıları Pancar Deposu’nda Anlatıldı Haber

Gölyazı Kazıları Pancar Deposu’nda Anlatıldı

Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen Arkeoloji Gündemi söyleşisinin son konuğu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Arkeoloji Bölümü Ortaçağ Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin oldu. “Kent Arkeolojisi ve Apollonia ad Rhyndacum (Gölyazı) Kazıları” başlıklı söyleşide arkeolojinin, kenti anlamlandıran ve köklendiren bir araç olduğu konuşuldu. Kenti, “ekonomik ve sosyal katmanların üst üste biriktiği canlı bir organizma” olarak tanımlayan Prof. Dr. Şahin, arkeolojinin bu organizma içindeki rolünü, “Geçmişin kaydını tutmakla yetinmez; yer duygusunu inşa eder, kente kimlik kazandırır” sözleriyle özetledi. Söyleşinin odak noktasında, Bursa’nın köklü antik yerleşimlerinden Gölyazı’da yürütülen çalışmalar yer aldı. Özellikle Zambaktepe Tiyatrosu ve Demeter Kutsal Alanı’ndaki araştırmalara dikkat çeken Prof. Dr. Şahin, 2025 kazı döneminde elde edilen bulguları katılımcılarla paylaştı. Şahin, tiyatro alanındaki kazılarda mimari süslemeler, boyalı sıvalar ve sikkeler gibi dönemin yaşantısına ışık tutan önemli eserlerin gün ışığına çıktığını belirtti. Şahin, tiyatro yapısında Roma dönemin yapılan mekansal düzenlemelerin, o dönemdeki toplumsal zevklerde yaşanan değişimi somut bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. KAZILARDA MODERN TEKNOLOJİ Geçmişi aydınlatırken modern teknolojinin imkanlarından da yararlandıklarını aktaran Şahin, Zambaktepe Tiyatrosu’nun kültürel hacmini belgelemek ve korumak amacıyla fotoğrafmetre ile 3D modelleme yöntemini kullandıklarını belirtti. Şahin, elde edilen tüm bu bilimsel verilerin ve teknolojik çalışmaların, Bursa’nın tarihsel derinliği ile günümüzün modern dokusu arasındaki bağı daha kuvvetlendirdiğinin altını çizdi. Arkeoloji Gündemi, bir sonraki buluşmada arkeoloji alanın usta isimlerini aynı masada buluşturacak özel bir panel ile devam edecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Mitler ve Psikolojik Yansımaları Sorgulandı Haber

Mitler ve Psikolojik Yansımaları Sorgulandı

Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel olarak sürdürdüğü “Tematik Buluşmalar” etkinliği, bu ay yazar ve akademisyen Göktuğ Halis’i ağırladı. “Mitlerin Psikolojik Yorumsaması” başlığı altında gerçekleşen buluşmada, tarihin eski anlatılarını olan mitlerin, insanların zihin yapısını nasıl şekillendirdiği Nilüferli sanatseverlerle paylaşıldı. Dünya mitolojileri, semboller ve Anadolu’daki kadim inanışlar üzerine yaptığı çalışmaları paylaşan Göktuğ Halis, mitolojinin antik Yunan’a özgü olmadığını, insanlık tarihinin çok daha eski dönemlerine uzandığını söyledi. Halis, “Gerçek bir mitoloji bilimi için arkeoloji, tarih ve karşılaştırmalı din çalışmalarına bakmak zorundayız. Anadolu’nun kırsalında bir kuşla veya bir ağaçla kurulan ilişki bile hâlâ yaşayan bir mitolojidir” diye konuştu. PSİKOLOJİNİN MİTLERLE İMTİHANI Söyleşide, 19. yüzyılın sonundan itibaren psikolojinin mitoloji sahasına girişini ele alan Halis, Sigmund Freud ve Joseph Campbell gibi isimlerin teorilerini yorumladı. Halis, “Mitlerin büyük bir çoğunluğu sanılanın aksine sadece ruh bilimiyle değil, toplumsal sorunları çözme ve kültürel hafızayı koruma işleviyle var olmuştur” dedi. Mitolojinin en büyük gizemlerinden biri olan “tanrıların insanlığı terk etmesi” konusuna da değinen Halis, psikolojinin bu durumu çocukluktaki ebeveyn-çocuk ilişkisinin kopuşuyla açıkladığını belirtti. Göktuğ Halis, kahramanlık mitlerinin dünya genelindeki benzerliğinin ise bireyin toplumda kendi kimliğini kazanma süreciyle ilgili olduğunu ifade etti. Etkinlik, dinleyicilerin soru ve görüşleriyle zenginleşen interaktif bir bölümle sona erdi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İznik Gölü’nün Sular Altındaki Tarihi Pancar Deposu’nda Konuşuldu Haber

İznik Gölü’nün Sular Altındaki Tarihi Pancar Deposu’nda Konuşuldu

Nilüfer Belediyesi’nin tarih ve arkeoloji meraklılarını bir araya getirdiği Pancar Deposu’ndaki Arkeoloji Gündemi söyleşileri devam ediyor. Bu ayki buluşmada Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin, 2014 yılında bir hava fotoğrafıyla tesadüfen keşfedilen İznik Gölü’ndeki tarihi bazilikayı ve kentin tarihsel katmanlarını anlattı. Etkinlikte, su altındaki yapının Hristiyanlık dünyası için bir dönüm noktası sayılan Birinci İznik Konsili ile olan bağı güncel veriler eşliğinde ele alındı. Sunumuna İznik’in antik kökenlerinden ve Roma dönemindeki neokros ile metropolis unvanlarından bahsederek başlayan Şahin, kıyıdan 50 metre açıkta ve iki metre derinlikte yer alan bazilikanın mimari geçmişine dair detaylı bilgiler verdi. 2016 yılında başlayan su altı kazılarının sonuçlarını aktaran Şahin, M.S. 368’deki depremle yıkılan bu küçük kilisenin M.S. 380 civarında günümüze ulaşan ikinci evresiyle yeniden inşa edildiğini saptadıklarını belirtti. Şahin, 1065 yılında yaşanan büyük depremle birlikte yapının tamamen göle gömüldüğünü sözlerine ekledi. Keşfin Hristiyanlık dünyası açısından taşıdığı tarihi değere dikkat çeken Şahin, yapının M.S. 325 yılında toplanan 1. Konsil’in gerçekleştiği yer olma ihtimali hakkında açıklamalarda bulundu. Şahin, buranın toplantıya katılan 318 piskoposun anısına inşa edilen “Kutsal Pederler Kilisesi” olabileceğini söyledi. İznik’in küresel ölçekte bir turizm destinasyonu olarak büyük bir potansiyel taşıdığını belirten Prof. Dr. Mustafa Şahin, bu su altı keşfinin kenti özellikle inanç turizmi açısından benzersiz bir noktaya taşıdığını ifade etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Gezi İstanbul İçin Kayıtlar Başladı Haber

Gezi İstanbul İçin Kayıtlar Başladı

İBB’nin gençler tarafından yoğun ilgi gören Gezi İstanbul Projesi, İstanbul’un tarihini, kültürel mirasını ve geleneksel yaşam kodlarını gençlerle buluşturmaya bu yılda devam ediyor. İBB Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nce başlatılan bugüne kadar 4 bin 500’den fazla katılımcının dahil olduğu projeye, eğitim için şehir dışından İstanbul’a gelen ya da İstanbul’da ikamet ettiği halde şehirle diyalogu sınırlı olan 18 – 29 yaş arası gençler katılabilecek. 7 KATEGORİDE 80 GEZİ YAPILACAK Proje kapsamında bu dönem kültür tarihi ve mimarlık tarihi gezileri ile monografik semt gezileri, arkeolojik alan gezileri, müze gezileri, gastronomi gezileri ve doğa gezileri olmak üzere 7 farklı kategoride geziler düzenlenecek. Her kategoride kendine özel rotaya sahip ola projede bu yıl 80 farklı gezi yapılacak. Bu gezilerde şehrin kültür ve inanç odakları, müzeleri, anıt eserleri, meydanları ve İstanbul ile bütünleşmiş birçok alan ziyaret edilecek. ŞEHRİ YAKINDAN TANIMA FIRSATI Yıl boyunca haftalık periyotlarla ve ücretsiz olarak gerçekleştirilecek olan gezi programlarında ziyaret edilecek tüm alanları akademisyenler ya da profesyonel rehberler gençlere anlatacak. İstanbul’u yakından tanımaları için gençlere eşsiz bir fırsat sunan proje, turistik bir şehir turu olmanın ötesine geçiyor. Gezi İstanbul mimarlık, sanat tarihi, arkeoloji, şehircilik, tarih, güzel sanatlar gibi bölümlerde üniversite eğitimi alan gençler için ayrıcalıklı bir mesleki deneyime dönüşürken, İstanbullu tüm gençler için ayrıntılı bir kent panoraması sunuyor. İLK GEZİ 2 NİSAN’DA, BAŞVURULAR BAŞLADI 18 – 29 yaş aralığında olan, İstanbul’da ikamet eden ve geçerli bir müze kartı olan tüm gençlerin katılabileceği projenin Nisan ayı gezileri için başvurular başladı. Projenin ilk gezisi 2 Nisan’da “Mihmandara Konuk Olmak” temasıyla Eyüpsultan’da yapılacak. Nisan ayı programına katılmak isteyen gençler için başvurular https://genclikspor.ibb.istanbul/ adresinden alınıyor. Gezilerin her biri 30 ile 50 kişi arasında değişen kontenjanlarla düzenlenecek ve kontenjan dolduğunda başvurular sona erecek. Gezi İstanbul Nisan Ayı Programı: 2 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00-17.00 Mihmandara Konuk Olmak: Eyüp 7 Nisan 2026 Salı Saat: 09.00-17.00 Altın Şehir; Üsküdar 9 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00-17.00 Nişantaşı, Teşvikiye, Maçka 16 Nisan 2026 Perşembe Saat: 09.00-18.00 Surlar Boyu İstanbul; Edirnekapı'dan Balıklı Ayazma'ya 20 Nisan 2026 Pazartesi Saat: 10.00-16.00 Devir Devir Osmanlı Mimarisi: Yavuz Selim'den Nuruosmaniye'ye 22 Nisan 2026 Çarşamba Saat: 10.00-16.00 Devir Devir Osmanlı Mimarisi: İki Yaka Bir Sinan 24 Nisan 2026 Cuma Saat: 16.30-22.30 Konstantinopolis'in Kuruluş Mitleri ve Saray Seremonileri (Gece Gezisi) 28 Nisan 2026 Salı Saat: 10.00-16.00 Kariye'den Fethiye Cami'sine Mimari, Resim ve Temsil 30 Nisan 2026 Perşembe Saat: 10.00-17.00 Fener, Balat, Ayvansaray Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

‘Hisar Arkeopark’ Bursa’nın Turizmini Baştan Yazacak Haber

‘Hisar Arkeopark’ Bursa’nın Turizmini Baştan Yazacak

Osmanlı’dan kalan eşsiz miras, gönül dünyasında iz bırakan manevi duraklar ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını yansıtan köklü mahalleleriyle Bursa; Bizans, Prusa ve Bitinya uygarlıklarına uzanan tarihsel birikimiyle çok katmanlı bir kültür hafızası sunuyor. Bu zengin geçmişe, milattan önce 3 bin yıl öncesine uzanan izleri gün yüzüne çıkaracak ‘Arkeopark’ ekleniyor. “Proje Yüzde 98 Bandına Ulaştı” ‘Zamanın Kapısı’ olarak tanımlanan ve Bursa’nın tarihini daha derin bir perspektifle ele alan Arkeopark’ı ziyaret eden Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, bu özel projenin yalnızca bir arkeoloji noktası değil; eğitim, kültür ve turizm açısından da önemli bir merkez olacağını söyledi. Hisar Arkeopark Projesi’nin çok kısa sürede önemli bir aşamaya geldiğini belirten Başkan Aydın, “Göreve geldiğimizde yüzde 5’ler seviyesinde olan proje, bugün yüzde 98 bandına ulaştı. İnşallah birkaç ay içerisinde yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açacağız” dedi. “Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi Açılacak” Arkeopark alanında yaklaşık 3 bin yıllık zodyak mozaiklerinin bulunduğunu ifade eden Başkan Erkan Aydın, sözlerinde şu ifadelere yer verdi: “Buraya gelen ziyaretçiler, 3 bin yıl önce insanların nasıl yaşadığını ve bu alanın hangi amaçlarla kullanıldığını çok daha net hissedebilecek. Tanıtım merkezimiz, bilgilendirme alanlarımız, karekodlar ve broşürlerle bu tarih daha görünür hale gelecek. Bursa’nın kadim bir şehir olduğu duygusu burada çok daha güçlü yaşanacak. Proje kapsamında ‘Yaşar Kemal Medeniyetler Kütüphanesi’ adını verdiğimiz bir kütüphane ile konferans salonu da yer alacak. Roma dönemine ait inanç ile yaşam kültürünü maketler ve anlatımlarla aktaracağız. Savaş öncesi askerlerin burada dua ettiği alanlara ilişkin hikayeleri ziyaretçilerle paylaşacağız. Hisar bölgesi yalnızca tarih anlatan bir alan değil, aynı zamanda sosyal yaşamın da merkezi olacak. Gençlere yönelik kafe, yeme-içme noktaları ve dinlenme alanlarını projeye dahil ettik. Restoranları, butik otelleri, kafeteryaları ve el emeği ürünlerin sunulacağı alanlarıyla Hisar’ı, ‘Old City’ dediğimiz yaşayan bir merkez haline getirmek istiyoruz. Bu çalışmalar Bursa turizmine ciddi katkı sağlayacak.” “İpekyolu Aks Projesi’nin Kalbi Hisar’da Atacak” Bunun yanı sıra Başkan Aydın, “Panorama’dan başlayarak Kayhan, Hanlar Bölgesi, Alaaddin Camii, Üftade ve Ulu Camii ile kamuoyunda Kolsuz Faik İpek Fabrikası olarak bilinen tarihi Romangal Fabrikası’nı kapsayan; kültür, gastronomi ve inanç duraklarıyla entegre bir turizm rotası oluşturduk. İpekyolu Aks projemizin önemli bir ayağını burada hayata geçiriyoruz. Hedefimiz, Bursa’ya gelen yerli ve yabancı turistlerin üç-dört gün boyunca kenti yaşayarak gezmesi. Bu süreçte emeği geçen akademisyenlerimize, Anıtlar Kurulu’na ve tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Hisar Arkeopark’ın Osmangazi’nin kültürel belleğinde kalıcı ve güçlü bir yer edineceğine inanıyorum” açıklamalarında bulundu. Arkeoparkların temel amacının içerdiği kalıntıları insanlara doğru şekilde anlatmak olduğunun altını çizen Hisar Bölgesi Kentsel Tasarım Projesi’nin müellifi Prof. Dr. Nevzat Oğuz Özer ise, “Bu yapıların anlamını, fiziksel özelliklerini ve tarihsel gerekçelerini ortaya koymak gerekir. Biz Hisar Arkeopark’ı da tam olarak bu anlayışla tasarladık. Bu alanda yaklaşık iki, iki buçuk metrelik bir dolgu toprağı bulunuyor ve farklı kültürlere ait izler zaman içerisinde bu katmanların içine girip çıkmış durumda. Bu nedenle alanda ciddi bir tahribat söz konusu. Biz de parçalanmış bu bütünlüğü, burada ziyaretçilere anlatmaya çalışıyoruz. Zodyak mozaiği dünyada çok nadir bulunan bir örnek. Bizler, dört-beş adet tespit edebildik. Bu mozaik ilk olarak 2002 yılında müzede tespit ediliyor, daha sonra ortasındaki motifi çalınıyor ve mozaik müzeye taşınıyor. O dönemin ruhunu, anlamını ve yaşam biçimini bu alanda yeniden canlandırarak, bu mozaikleri gerçek hayatlarına döndürmeyi hedefliyoruz. Hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.