Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arz Açığı

Kapsül Haber Ajansı - Arz Açığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arz Açığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı Haber

Global Menkul Değerler ASTOR İçin Araştırma Raporu Yayınladı

Yüksek hizmet standartlarıyla sermaye piyasalarının gelişimine katkıda bulunan Global Menkul Değerler, yeni araştırma raporunu Astor Enerji (ASTOR) için hazırladı. ASTOR’un BIST’te öne çıkan en cazip büyüme-değer hikayelerinden biri olarak değerlendirildiği raporda, şirketin küresel şebeke yatırımlarındaki süper döngünün doğrudan faydalanıcılarından biri olduğu belirtildi. Şirketin Türkiye’de yaklaşık yüzde 35’lik pazar payıyla güçlü konumuna değinen Global Menkul Değerler, bununla birlikte yapısal arz açığı bulunan ihracat pazarlarını hedefleyerek, 150 milyon dolar tutarındaki yüksek güç trafosu kapasite artışı ile büyüme profilini güçlendirdiğine dikkat çekti. Kapasitesini 3 katına çıkaracak Global Menkul Değerler raporunda ASTOR’un devam eden USD150mn yatırımı ile güç trafosu üretim kapasitesini 2026 sonuna kadar 32k MVA’dan 102k MVA’ya çıkararak üç katına ulaştırmayı hedeflemektedir. Bu yatırımların tamamlanmasıyla birlikte ihracat odaklı operasyonel yapıya geçişin hızlanmasını bekliyoruz. Küresel elektrik altyapı yatırım döngüsü, trafo üreticileri açısından son yılların en destekleyici dönemine girmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) küresel elektrik talebinin 2030’a kadar yıllık %3,6 büyüyeceğini öngörmekte olup, bu oran önceki on yılın yaklaşık %50 üzerindedir. Bu büyüme; elektrifikasyon, veri merkezi talebi, elektrikli araç altyapısı ve şebeke modernizasyonu tarafından desteklenmektedir. Halihazırda 2.500 GW'ın üzerinde proje şebeke bağlantısı beklemekte olup. Bu durumun trafo talebinin 2035’e kadar yıllık %5–6 bileşik büyüme ile artırmasını öngörülmektedir” denildi. Siparişler kapasitenin üstünde ABD’de kullanılan trafoların %70’inin 25 yılın üzerinde olduğu belirtilirken, ASTOR’un yeni kapasitesinin başta ABD olmak üzere ihracat pazarlarına yönlendireceği kaydedildi. Şirketin ABD’den aldıkları siparişlerin 1.1 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıkladığı hatırlatılan raporda, bu durumun güçlü kısa-orta vadeli talep görünürlüğüne işaret ettiği vurgulandı. Raporda şirketin siparişlerinin kapasitesinden hızlı arttığına işaret edilerek, 2025 sonunda 794 milyon dolar olan bakiye iş yükünün 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık 1.6 milyar dolara yükseldiği belirtildi. Güçlü büyüme görünümü, cazip çarpanlar ve artan MSCI dahil edilme potansiyeli ASTOR’un kapasite artışının da etkisiyle 2025-2035 döneminde gelirde %15,7 bileşik büyümesini beklediğini kaydeden Global Menkul Değerler, “FAVÖK’ün 259 milyon dolardan 1.15 milyar dolar seviyesine yükselmesini ve FAVÖK marjının %32,5 seviyesinde korunmasını bekliyoruz. ASTOR, 2026T 12,3x FD/FAVÖK ile işlem görmekte olup benzerlerine göre %47 iskonto sunmaktadır. 2026T 21,7x F/K ise %32 iskonto ile cazip seviyelere işaret etmektedir. Piyasanın kapasite artışını ve süper döngünün karlılığa etkisini henüz tam fiyatlamadığını düşünüyoruz. 16 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen %5,99’luk pay satışı sonrası serbest dolaşım oranının %42,75’e yükselmesi, likidite ve kurumsal yatırımcı tabanını güçlendirmiştir. Bu gelişmenin, Astor’un MSCI Türkiye Standart Endeksi’ne dahil edilme ihtimalini destekleyebileceği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verdi. Riskler ve katalistler Raporda aşağı yönlü riskler; Altyapı yatırımlarında yavaşlama veya arzın beklenenden hızlı normalleşmesi, yurtiçi fiyatlama baskısı, devam eden yatırımlarda uygulama ve devreye alma riskleri, temel girdi maliyetlerinde oynaklık ve Astor Holding blok satışı kaynaklı kısa vadeli fiyat baskısı olarak sıralandı. Yukarı yönlü riskler ise; Değerlendirme aşamasındaki yerel montaj modeli ile ABD pazarına beklenenden hızlı giriş, Orta Doğu ve Ukrayna yeniden yapılanma kaynaklı siparişler, artan halka açıklık (~%42,75) ile güçlenen MSCI dahil edilme potansiyeli, olası küresel stratejik ortaklıklar, ve arz sıkışıklığına bağlı beklentilerin üzerinde fiyatlama şeklinde belirlendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı Haber arşivi

Kalay, Metal Piyasasındaki Son Yükselişle Birlikte Zirveye Çıkıyor Haber

Kalay, Metal Piyasasındaki Son Yükselişle Birlikte Zirveye Çıkıyor

Yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 artış gösteren fiyatların, yılın ilk yarısında ortalama 45.000 ABD Doları/ton düzeyinde seyretmesi ve yıllık bazda yüzde 40 artış kaydetmesi bekleniyor. 2026 yılında üretimin yüzde 3 artacağı öngörülürken, talebin yüzde 3,5 büyümesi arz açığı riskini artırıyor. Küresel üretimin yaklaşık yüzde 50’sini karşılayan Çin, pazardaki ağırlığını korurken; SEMI verileri, silikon yonga sevkiyatlarının 13.500 MSI’ya ulaşacağını ortaya koyuyor. Ticari alacak sigortası ve ticari risk yönetimi alanında dünyada ve Türkiye’de lider konumda bulunan Coface, kalay piyasasına yönelik değerlendirmesinde güçlü talep, düşük stoklar ve arz kısıtlarının etkisiyle fiyatların hızla yükseldiğini, arz–talep dengesinin ise 2026 itibarıyla yeniden açık verebileceğini ortaya koydu. Elektronik endüstrisinde önemli bir metal olan ve küresel talebin tek başına yüzde 50'sini oluşturan kalay, yılın başından bu yana demir dışı metaller arasında en keskin fiyat artışını gördü. Yıllık bazda yaklaşık yüzde 70 artışla, ton başına 50 bin dolar seviyesine ulaşan fiyatlar, kısa vadede ana metal borsalarındaki (LME, SHFE) düşük stoklarla bağlantılı spekülatif baskılarla ilişkilendirildi.[1] Ancak dijital dönüşümden büyük ölçüde beslenen kalayın, özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar'da arz artışı sınırlı kalması, piyasanın dengesini zorluyor. Bu durum ise 2026 gibi erken bir tarihte, piyasanın 2021’den bu yana ilk kez yeniden arz açığıyla karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume ise fiyatlardaki yükselişin arkasında yapısal bir talep dinamiği olduğuna dikkat çekiyor. Lacoume, veri tabanlı teknolojilere yönelik artan ihtiyacın kalay tüketimini hızlandırdığını vurgulayarak, “Veri odaklı teknolojilere olan talebin son dönemde kalay fiyatlarındaki artışa neden olduğu şüphesiz. Yılın ilk yarısında ortalama fiyatların yaklaşık 45.000 ABD Doları/ton seviyesinde, yıllık bazda yüzde 40 artışla seyretmesini bekliyoruz” dedi. “Demir dışı metaller enerji ve dijital dönüşümün etkisiyle yükselişini hızlandırıyor” Kalaydaki bu sert yükselişin, aslında demir dışı metaller genelindeki daha geniş ölçekli toparlanmanın bir parçası olarak öne çıktığını belirten Simon Lacoume, değerlendirmelerine şu sözlerle devam etti: “Bakırdan alüminyuma, nikelden diğer baz metallere kadar birçok emtiada son aylarda güçlü bir fiyatlanma görülürken, özellikle ocak ayıyla birlikte yukarı yönlü ivme daha da belirginleşti. London Metal Exchange (LME) Endeksi 2025’te 2024’e kıyasla yalnızca yüzde 6 artış kaydetse de yıllık bazda bakıldığında yüzde 34’lük yükselişle sektör genelinde dikkat çekici bir performansa işaret ediyor. Bu tabloyu yalnızca enerji dönüşümüne yönelik yatırımlarla açıklamakta yetersiz kalıyor. Veri merkezleri ve yarı iletkenler gibi metal yoğunluğu yüksek alanlarda hız kazanan dijital dönüşüm ile birlikte artan spekülatif işlemler de fiyatları yukarı taşıyan temel faktörler arasında yer alıyor. Elektronik sanayinin ana girdilerinden biri olan kalay ise hem arz kısıtları hem de güçlü talep nedeniyle bu eğilimin en çarpıcı örneklerinden biri olarak ayrışıyor.” “Ortaya çıkan arz açığı büyürken, Çin'in hakimiyeti devam ediyor” Arz tarafındaki görünümün ise talep artışını karşılamakta zorlanan daha kırılgan bir tabloya işaret etiğini belirten Simon Lacoume, konuyla ilgili “Küresel rafine kalay üretiminin 2026’da yüzde 3 büyümesi beklenirken, aynı dönemde talebin yüzde 3,5 artacağı öngörülüyor. Bu dengesizlik, piyasanın daha bu yıl itibarıyla arz açığı vermeye başlamasına ve açığın önümüzdeki yıllarda da devam etmesine yol açabilecek bir risk oluşturuyor. Uzun vadede ise en kritik sorun, mevcut maden sahalarının giderek tükenmesi nedeniyle madencilik kapasitesinin genişletilmesinde yaşanacak zorluklar olarak öne çıkıyor; bu durum tüm değer zinciri için yapısal bir kırılganlık yaratıyor” dedi. Çin’in, küresel rafine kalay üretiminin yüzde 50'sini karşıladığını da sözlerine ekleyen Lacoume, şöyle devam etti: “Anti-involüsyon önlemlerine rağmen, Çin'in üretiminin 2026 yılında da güçlü kalacağını tahmin ediyoruz (+%5). Kalay, Çin'in veri yönetimi altyapısında kendi kendine yeterlilik arayışında stratejik bir varlık olmaya devam ediyor. Buna karşılık, komşu Endonezya'da düzenleyici kısıtlamalar ve madencilik projelerine karşı artan isteksizlik nedeniyle üretim düşebilir. Ülkede yurt içi üretimin 2026’da yüzde 2 daralması, önceki yıldaki gerilemenin ardından arz tarafındaki sıkışıklığı daha da derinleştirmesi bekleniyor. Arz zincirindeki kırılganlığın en belirgin halkası ise kalay cevheri tedarikinde yoğunlaşıyor. Özellikle Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Myanmar kaynaklı sevkiyatlar, küresel arz güvenliği açısından kritik bir rol oynuyor. Bu iki ülke birlikte dünya kalay üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşılarken, Çin’in kalay cevheri ithalatının da yüzde 60’ını sağlıyor. Dolayısıyla bu coğrafyalarda yaşanan her aksama, küresel fiyatlar üzerinde doğrudan ve hızlı bir baskı yaratıyor.” Konuyla ilgili değerlendirmelerine devam eden Lacoume, “Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde M23 isyancı güçleri ile düzenli ordu arasında süren çatışmalar, özellikle Kuzey Kivu bölgesindeki madencilik faaliyetlerini kesintiye uğratıyor. Bu durum, tek başına küresel üretimin yaklaşık yüzde 6’sını sağlayan Bisie Madeni’nde operasyonların sık sık durmasına ve arzın düzensizleşmesine yol açıyor. Benzer şekilde Myanmar’da devam eden operasyonel belirsizlikler ve yerel kısıtlar, kalay çıkarımının piyasa beklentilerinin altında kalmasına neden oluyor” diyerek bu gelişmelerin, küresel pazarda zaten sınırlı olan arzın daha da daralmasına yol açarak, kalay piyasasındaki açığın derinleşme riskini artırdığına dikkat çekiyor. “Sınırlı stoklar ve güçlenen talep kalay fiyatlarını yukarı taşımayı sürdürüyor” Kalay piyasasında kısa ve uzun vadeli dinamiklerin fiyatları birlikte yukarı taşıdığını ifade eden Lacoume, şu noktalara da dikkat çekti: “Çok kısa vadede, bakır fiyatlarındaki artışın ardından oluşan spekülatif yayılma etkileri kalay dahil diğer metallerdeki yükseliş eğilimini güçlendirdi. 2025 boyunca düşük seviyelerde kalan piyasa stokları da son aylardaki fiyat artışını destekledi. Fiyatlar yükselirken stokların yeniden inşa edilmesi özellikle ocak ayındaki ivmeyi artırdı. Spekülatif işlemlerin azalmasıyla birlikte ise fiyat oynaklığının kademeli olarak düşmesini bekliyoruz. Uzun vadede endüstriyel kalay talebinin artmaya devam edeceğini öngörüyoruz. Veri tabanlı teknolojiler metal yoğun altyapılar gerektirdiği için elektronik bileşenlere olan ihtiyaç daha da hızlanıyor. SEMI verilerine göre küresel silikon yonga levha sevkiyatlarının 2026’da yıllık bazda yüzde 5,2 artarak, 2025’teki yüzde 5,4’lük artışın ardından 13.500 milyon inç kare seviyesine ulaşması bekleniyor. İnovasyon verimliliği artırsa da dijitalleşmenin tetiklediği bu talep artışını tek başına karşılamaya yetmeyecek.” “Güçlü talep sınırlı stoklar nedeniyle arzı zorluyor” Piyasada kısa vadede fiyatları yukarı taşıyan temel unsurun stok yetersizliği ve talep baskısı olduğuna dikkat çeken Simon Lacoume, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Çok kısa vadede bakır fiyatlarındaki artış kalay dahil diğer metallere de yayıldı. Ana borsalardaki görece düşük stok seviyeleri bu yükselişi destekledi. Fiyatların tırmandığı dönemde stokların yeniden oluşturulması da eğilimi daha da güçlendirdi. Ancak spekülatif hareketlerin azalmasıyla birlikte fiyat oynaklığının kademeli olarak düşmesini bekliyoruz. Uzun vadede ise talep tarafındaki yapısal artış öne çıkıyor. Yarı iletkenler ve veri depolama altyapısı gibi metallerin yoğun kullanıldığı sektörlerdeki büyüme, kalay tüketimini artırmaya devam edecek. SEMI'nin son raporuna göre, silikon yonga plakalarının küresel sevkiyatları 2025’te yüzde 5,4 arttıktan sonra bu yıl yüzde 5,2 artışla 13.500 MSI'ya ulaşması bekleniyor. İnovasyon, metal yoğunluğunu kesinlikle azaltacak ancak dijitalleşmeyle bağlantılı artan talebi dengelemek için yeterli olmayacaktır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.