Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Arz Güvenliği

Kapsül Haber Ajansı - Arz Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Arz Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Enerji Depolamada Global Sistemler ESS Summıt 2026’da Ele Alınacak Haber

Enerji Depolamada Global Sistemler ESS Summıt 2026’da Ele Alınacak

Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) ve Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) tarafından düzenlenen 4. Enerji Depolama Sistemleri Zirvesi – ESS Summit 2026, 8 Ekim 2026 tarihinde JW Marriott Ankara’da gerçekleştirilecek. Davet usulüyle düzenlenecek zirve; kamu kurumları, enerji şirketleri, yatırımcılar, finans kuruluşları ve teknoloji sağlayıcılarının üst düzey temsilcilerini bir araya getirecek. DEPOLAMADA ŞEBEKE ESNEKLİĞİ VE ARZ GÜVENLİĞİNİN ROLÜ BÜYÜYOR Zirve özelinde açıklamalarda bulunan Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Yönetim Kurulu Başkanı C. Can Tutaşı: “Enerji depolama sistemleri üretim fazlasının depolanarak ihtiyaç anında sisteme aktarılmasına, şebekedeki dalgalanmaların yönetilmesine ve yenilenebilir kaynakların daha etkin kullanılmasına imkân sağlıyor. Türkiye’de enerji depolamaya yönelik yatırımların gelişmesiyle birlikte sektörün gündemi de yeni bir aşamaya taşınıyor. Projelerin yalnızca kurulması değil; doğru boyutlandırılması, şebekeye entegrasyonu, kabul süreçlerinin yönetilmesi, finansman modellerinin oluşturulması ve işletme döneminde gelir yaratabilmesi yatırım kararlarında belirleyici hale geliyor. Enerji depolamanın neden gerekli olduğunu tartıştığımız dönemi artık geride bırakıyoruz. Yenilenebilir kaynakların sistemdeki ağırlığı arttıkça depolamanın şebeke esnekliği ve arz güvenliği açısından üstleneceği rol de büyüyor. Şimdi önümüzdeki temel konu, planlanan yatırımların doğru teknik ve ticari modellerle hayata geçirilmesi. Bir depolama yatırımının hangi kapasitede kurulacağından şebekeye nasıl entegre edileceğine, finansmanından hangi piyasalarda nasıl gelir yaratacağına kadar bütün süreci birlikte değerlendirmemiz gerekiyor. ESS Summit 2026’da sektörün yeni dönemini tam olarak bu perspektifle ele alacağız. Konu başlıklarımız; enerji depolama tesislerinin teknik-ticari fizibilitesi ve boyutlandırılması, şebeke entegrasyonu ve tesis kabul süreçleri, ticari işletme ve gelir optimizasyonu ile yurt dışı yatırım fırsatları ve finansman modelleri, sektör temsilcilerinin deneyimleri ve somut uygulama örnekleri üzerinden değerlendirilecek” dedi. Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS) Hakkında: Enerji Depolama Sistemleri Derneği (EDSİS), enerji depolama teknolojilerinin Türkiye’de gelişimini desteklemek, sektör paydaşları arasında iş birliğini artırmak ve enerji dönüşüm sürecine katkı sağlamak amacıyla faaliyet gösteren bir sektörel organizasyondur. Dernek; kamu, özel sektör ve akademi arasında bilgi paylaşımını güçlendirmeyi, enerji depolama çözümlerine yönelik farkındalığı artırmayı ve Türkiye’nin enerji sisteminde depolama teknolojilerinin yaygınlaşmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak Haber

EIF 2026’da Enerji Yatırımları Ve Yeni Teknolojiler Öne Çıkacak

Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Detaylı bilgi ve kayıt için: www.eif2050.com Domino Fuarcılık Hakkında: Domino Organizasyon, 1999 yılından beri Ulusal ve Uluslararası kongre, seminer, sempozyum, fuar düzenliyor. Takım çalışması ruhunu benimsemiş, gelişime açık, tecrübeli kadrosu ile modern, yenilikçi ve kaliteli hizmet sunarak, koşulsuz müşteri memnuniyetini hedefliyor. EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı EIF Dünya Enerji Kongresi ve Fuarı, Türkiye'nin enerji sektöründeki en büyük ve en prestijli uluslararası etkinliklerinden biridir. 20 yıldır enerji sektörünün nabzını tutan EIF, ilk olarak bir kongre olarak başlamış ve zamanla genişleyerek Türkiye'nin en büyük enerji fuarı haline gelmiştir. Her yıl düzenlenen etkinliğimiz, yerli ve yabancı yatırımcıların ajandasında mutlaka yer alan, sektör profesyonellerinin buluştuğu stratejik bir platformdur. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor Haber

EIF 20. Yılında 30 Bin Kişiyi Ağırlamaya Hazırlanıyor

30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla düzenlenecek EIF 2026’da, 30 binin üzerinde ziyaretçi hedefleniyor. Enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamalarının öne çıkacağı organizasyon; yatırımcıları, teknoloji üreticilerini, enerji şirketlerini ve karar vericileri aynı platformda buluşturacak. ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GÜNDEMİ ANTALYA’DA ELE ALINACAK Enerji sektöründe yatırımların yönü; artan elektrik talebi, enerji arz güvenliği, şebeke esnekliği ve yeni teknolojilerle birlikte yeniden şekilleniyor. EIF 2026, üç gün boyunca sektörün güncel yatırım ve teknoloji gündemini Antalya’ya taşıyacak. Fuar kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, B2B görüşmeler ve iş toplantılarıyla yeni ticari bağlantıların ve yatırım iş birliklerinin kurulması hedefleniyor. 2025 yılında İngiltere, Almanya, Çin, İsviçre, Kosova ve Avusturya başta olmak üzere 25 ülkeden ticari heyeti ağırlayan EIF, 2026’da uluslararası katılımını daha da genişletmeye hazırlanıyor. Bu yıl Yurt dışından 32 farklı alım heyetinin Antalya’da sektör temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanırken, birebir görüşmelerle Türk enerji sektörünün uluslararası pazarlardaki ticari temaslarının güçlendirilmesi hedefleniyor. KARBON PİYASALARI VE YEŞİL DÖNÜŞÜM EIF 2026’DA GÜNDEMDE Enerji dönüşümünün yanı sıra karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik başlıkları da EIF 2026’nın önemli gündem alanlarından birini oluşturacak. EIF Karbon Piyasaları Kongresi, karbon piyasalarının gelişimi, Türkiye’nin emisyon ticaret sistemi hazırlıkları, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kredileri, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları sektörün gündemine taşıyacak. Karbon piyasalarının yalnızca çevresel hedefler açısından değil, şirketlerin rekabetçiliği, yatırım kararları ve uluslararası ticaret açısından da giderek daha stratejik hale gelmesiyle birlikte kongrenin; kamu, özel sektör, yatırımcılar ve finans dünyası arasında bilgi ve iş birliği zemini oluşturması hedefleniyor. EIF’in karbon piyasaları odağı, enerji dönüşümü ile ekonomik ve çevresel sürdürülebilirlik arasındaki bağlantıyı güçlendiren önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. 20 YILLIK BİRİKİMİMİZİ YENİ İŞ BİRLİKLERİNE TAŞIYACAĞIZ Organizasyona ilişkin şu değerlendirmelerde bulunan EIF Yönetim Kurulu Başkanı M. Murat Dilek: “EIF’i ilk kez düzenlediğimiz günden bugüne enerji sektöründeki büyük dönüşüme yakından tanıklık ettik. Bu süreçte sektörün değişen gündemini, yeni teknolojileri, yatırımcıları ve karar vericileri aynı platformda buluşturduk. Bu yıl Antalya’da 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firma ve 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlamayı hedefliyoruz. Enerji depolama ve Tarım GES başta olmak üzere sektörün önümüzdeki dönem yatırım kararlarını şekillendirecek başlıkları gündeme taşıyacağız. 20 yıllık birikimimizi yeni yatırımlar ve uluslararası iş birlikleriyle ileriye taşımak istiyoruz.” 30 BİN METREKAREDE YAKLAŞIK 200 FİRMA 30 bin metrekarelik alanda yaklaşık 200 firmanın katılımıyla gerçekleşecek EIF 2026’nın, 30 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor. Organizasyon; enerji şirketlerinin yanı sıra yatırımcıları, finans kuruluşlarını, teknoloji sağlayıcılarını, mühendislik şirketlerini ve sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Fuarın öne çıkan gündemlerinden birini enerji depolama sistemleri ve Tarım GES uygulamaları oluşturacak. Enerji arz güvenliği ve şebeke esnekliği açısından önemi artan depolama yatırımları ile tarımsal üretimde enerji kullanımına yönelik yeni modeller, sektör temsilcilerinin gündeminde olacak. ULUSLARARASI ENERJİ BULUŞMASI ANTALYA’DA Antalya’nın uluslararası ulaşım ağı ve Akdeniz havzasındaki konumu, organizasyonun uluslararası katılım hedefini de destekleyecek. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışından sektör temsilcilerinin katılımının hedeflendiği EIF 2026’da, B2B görüşmeler aracılığıyla şirketler ve yatırımcılar arasında doğrudan ticari temas kurulacak. EIF 2026 Enerji Kongresi ve Fuarı, 5–7 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bayraktar: “Ceyhan'ı Adeta Bir Rotterdam Yapabiliriz" Haber

Bayraktar: “Ceyhan'ı Adeta Bir Rotterdam Yapabiliriz"

Bakan Bayraktar, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Bayraktar, özetle şunları kaydetti: 2,5 MİLYON VARİLLİK POTANSİYEL: Silopi’den Ceyhan'a gelen boru hatları, günde 1,5 milyon varil kapasiteye sahip. Yani, Türkiye'nin ihtiyacının üzerinde bir ham petrolü Türkiye'ye getirebilecek kadar bir kapasiteye sahip. Dünyanın günlük petrol ihtiyacı 103 milyon varil civarında. Yani, dünya ihtiyacının yüzde 1,5'i her gün buradan Ceyhan'a ve oradan dünya piyasalarına gidebilir. Cumhurbaşkanımızın da basın toplantısında ifade ettiği, ‘Daha kapsamlı bir enerji iş birliği anlaşması yapmayı hedefliyoruz’ sözünün arkasında, bu boru hattının 1,5 milyon varil kapasiteye ulaşması ama onun ötesinde belki 2,5 milyon varile kadar gidebilecek bir potansiyeli olduğunu görüyoruz. 2’nci proje, Silopi Habur civarındaki boru hattımızı, Kerkük'e gelen boru hattını Basra'ya kadar uzatmak. 25 MİLYAR LİRALIK GELİR: 1 Ağustos'taki anlaşmayla Irak tarafı, bu hattın kullanımıyla alakalı 750 bin varillik bir taahhüt ile bu boru hatlarından bir kapasiteyi almış oldu. Bu, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 500 milyon dolarlık, neredeyse 25 milyar TL'lik bir gelir elde etmesi anlamına geliyor. CEYHAN’I MERKEZE DÖNÜŞTÜREBİLİRİZ: Ceyhan'ı adeta bir Rotterdam yapabiliriz. Böyle bir hedefimiz var. Yani, Ceyhan’ı petrol ve petrol ürünlerinin depolandığı, ticaretinin yapıldığı, fiyatlanmasının yapıldığı bir merkeze dönüştürme hedefimiz var. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’ndan her gün Ceyhan limanına yaklaşık 550-600 bin varil petrol geliyor, orada da kullanılmayan bir 400 bin varillik kapasite var. Yani onu da ilave ettiğinizde 1 milyon varilin buradan geldiği, aşağıdan 2,5 milyon varilin geldiği; toplamda 3-3,5 milyon varillik bir ticaretin, yani dünya ihtiyacının yüzde 3-3,5'inin oluştuğu bir piyasa. Buradaki petrol ürünlerini depoladığımız depolama alanlarını da dâhil ettiğinizde petrokimya ve rafineri yapabileceğiniz bir yer. Ceyhan'ı bu anlamda bir petrol ve petrol ürünü ticaret merkezi hâline dönüştürebiliriz. KERKÜK PETROLÜ: Sahada 3 milyar varillik bir rezervin olduğu tahmin ediliyor. Türkiye Petrolleri olarak burada yüzde 15'lik bir paya sahip olmuş durumdayız. Payı, petrol olarak alacağız. ARZ GÜVENLİĞİ SIKINTI YAŞAMADIK: Türkiye büyük bir çeşitlendirme stratejisi ortaya koydu. ‘Ülkemize sadece boru hattıyla doğal gaz tedarik etmeyelim’ dedik, aynı zamanda dünyadaki büyük LNG ihracat potansiyelini gördük ve ondan istifade edebilmek için altyapımızı 5 kat artıracak yatırımlar yaptık. Bu yatırımlarla Türkiye bugün hamdolsun Hürmüz krizine rağmen arz güvenliğinde bir sıkıntı yaşamıyor. 2020 pandemi krizine, 2022 Rusya-Ukrayna savaşına, şimdi Hürmüz krizine rağmen Türkiye, bugüne kadar petrolde, petrol ürünlerinde, doğal gazda ve elektrikte herhangi bir sıkıntı yaşamadı. İnşallah yaşamayacağız. DOĞAL GAZ DEPOLARI DOLU: Kışa doğru artık hazırlıkların bir anlamda yapılması gereken bir dönemdeyiz. Avrupa’da şu anda doğal gaz depoları yüzde 57 civarında dolu. Bizim depolarımız hem Tuz Gölü hem de Silivri şu anda yüzde 100 dolulukta. Hedefimiz, bu altyapı yatırımlarına yenilerini eklemek. Tuz Gölü'nün kapasitesini arttırma hedefimiz var, Silivri için öyle. FSRU'lara ilave iki tane daha getirmeyi hedefliyoruz. Dolayısıyla önemli yeni yatırım projelerimiz de var. GABAR’DA ÜRETİM: Üretimimiz artıyor. Her geçen gün bir rekor kırıyoruz Gabar’da. Adı terörle anılan ve birçok kayıplar verdiğimiz Gabar’da şimdi dağlar 700 kilometrelik yol ağı yaptığımız, 3 bin 500’ün üzerinde, çoğunluğu o bölgenin gençlerinden oluşan çalışma arkadaşlarımızla beraber Türkiye’nin üretim üssü haline, Türkiye’nin petrol merkezi haline dönmüş durumda. Bu hafta Terörsüz Türkiye gündemi ülkemizde çok daha yoğun; kanun Meclis’e sevk edildi, ümit ediyorum birkaç gün içerisinde yasalaşacak. Türkiye’nin 2 trilyon dolarlık bir ekonomik değeri harcadığı, binlerce canını verdiği ve uğruna büyük bir mücadele verdiği bu terörle mücadelede şu anda çok önemli bir aşamaya gelmiş durumdayız. Terör olmadığında Türkiye’nin neler yapabileceğinin bir kesitini Şırnak’ta Gabar’da sunmuş oluyoruz. ANKONVANSİYONEL ÜRETİM: Şu anda Diyarbakır Silvan’da 4 sahada deniyoruz. Bu yılın sonuna doğru inşallah yatay sondajı ve yatay çatlatma faaliyetini gerçekleştireceğiz. Eğer başarılı olursak Şırnak’tan daha büyük bir hikâyeyi Diyarbakır’da yazabiliriz. 1 MİLYON VARİL HEDEFİ: Biz Türkiye’nin ihtiyacı olan 1 milyon varil petrolü mutlak surette üreteceğiz. Türkiye Petrolleri dışarıda da büyüyecek. Türkiye Petrolleri, şu anda yurt içinde ve yurt dışında 330 bin varil petrol ve doğal gaz üretiyor. Hedefimiz, 2028 yılında bunu 600 bin varile çıkarmak. KKTC’YE DOĞAL GAZ BORU HATTI: Şu anda Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz, Akdeniz’de KKTC’ye doğal gaz boru hattı götürmekle alakalı deniz tabanında bir araştırma yapıyor. Projenin mühendisliği ve yapımını 24 ile 30 ay arasında planlıyoruz. 2-2,5 sene içerisinde bu 100 kilometrelik doğal gaz boru hattını adaya götüreceğiz. PAKİSTAN’DA SİSMİK ÇALIŞMA: Oruç Reis, Akdeniz’deki görevi bitince Pakistan’a gidecek. Sismik çalışmayı Ekim'de yapmayı planlıyoruz. SURİYE’YE ELEKTRİK İLETİMİ: Suriye ile hem petrol hem doğal gaz hem elektrik alanlarında ve de maden konularında yoğun bir çalışma içerisindeyiz. Geçtiğimiz yıl 2 Ağustos'ta Türkiye'den Halep'e doğal gaz boru hattını bağladık ve şu anda Suriye'ye doğal gaz ihraç ediyoruz. Özellikle kuzey Suriye'nin ihtiyaç duyduğu elektriği çok uzun zamandır Türkiye ihraç ediyor. Şimdi o kapasiteleri arttırıyoruz. Birecik-Halep arasında 500 megavatlık elektrik iletim hattını yakın zamanda devreye almayı planlıyoruz. YENİ NÜKLEER SANTRALLER: Bir teknoloji seçimi yapacağız, bir iş modeli, ticari model seçimi yapacağız. Bu muhtemelen Akkuyu'dan daha farklı olacak. Akkuyu'da yüzde 100 Rus yatırımının olduğu, Türkiye'nin bir alım garantisi vererek bu projeyi desteklediği bir model vardı. Muhtemeldir ki Sinop ve Trakya projeleri bundan biraz daha farklı olacak. Orada iş, Türk şirketlerinin pay sahipliği ve hissedarlık yapısında olduğu bir modele doğru gidiyor gibi gözüküyor. NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ: Kurduğumuz pilot tesisin yanına şimdi bir endüstriyel tesis kurarak burayı artık ticarileştirme noktasına gelmiş durumdayız. Türkiye, önümüzdeki birkaç ay içerisinde bunun temelini atıp 2028'den sonra nadir toprak elementlerinden değer üreten, gelir üreten bir modele geçiyor. ALTIN ÜRETİMİ: Toprağın altında 10 bin ton altınımız var; çıkarılabilecek, ekonomik değer olarak üretebileceğimiz altın miktarı bu kadar. Bu çok önemli bir rakam. Bugünkü rakamlarla yer altında 1,4 trilyon dolarlık bir kaynağımız var. Tabii bunu üretmeniz lazım. Türkiye'nin altın üretimini ilk etapta 100 tonlara çıkarmak istiyoruz. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Biyoekonomi Türkiye’nin Enerji Bağımsızlığı İçin Yeni Fırsat Sunuyor Haber

Biyoekonomi Türkiye’nin Enerji Bağımsızlığı İçin Yeni Fırsat Sunuyor

Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıkların ardından Kızıldeniz ve Babülmendep hattında enerji taşımacılığını hedef alan saldırılar, küresel enerji koridorlarının jeopolitik gelişmelere ne kadar açık olduğunu bir kez daha ortaya koyarken; petrol ve doğal gaz akışındaki kesintiler ile yükselen taşıma ve sigorta maliyetleri, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından arz güvenliğinin artık yalnızca tedarikçi çeşitlendirmesiyle ele alınamayacağını gösteriyor. Alanında lider küresel biyoçözüm şirketi Novonesis, Türkiye’nin enerji güvenliğini ve ekonomik dayanıklılığını güçlendirmek için dış kaynak çeşitliliğinin yanı sıra yerli biyolojik kaynaklara dayalı üretim kapasitesinin geliştirilmesinin stratejik önem taşıdığına dikkat çekiyor. “Bir sonraki stratejik adımı atmanın zamanı” Süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Novonesis Türkiye Ülke Müdürü Pınar Tunçkol, şunları söylüyor: “Belirsizliklerin kalıcı hale geldiği bir dünyada dayanıklılık artık sadece dışarıdan sağlanan kaynakların çeşitliliğiyle değil, içeride yaratılan kapasitenin gücüyle ölçülüyor. Türkiye bugüne kadar attığı doğru adımlarla enerji arz güvenliğini sağladı ve kısa vadeli dalgalanmaları yönetme kabiliyetini geliştirdi. Şimdi ise mevcut kazanımları koruyarak bir sonraki stratejik adımı atma ve içerideki biyolojik ile tarımsal potansiyelimizi harekete geçirme zamanı. Bu yaklaşım bir yön değişikliği değil; enerji güvenliğini, ekonomik istikrarı ve sanayi rekabetçiliğini aynı anda yükseğe taşıyacak tamamlayıcı bir adımdır. Türkiye’nin 2026 yılında ev sahipliği yapacağı COP31 zirvesi de bu yerli kapasite vizyonunu ve yeşil dönüşüm yolculuğunu uluslararası ölçekte dünyaya anlatabileceğimiz en önemli platformlardan biri olacaktır”. Enerji koridorlarındaki kırılganlığa karşı yerli kapasite Türkiye; ham petrolünün yüzde 75’ini, LPG’nin yaklaşık yüzde 80’ini ve tarımsal üretimin en önemli girdilerinden biri olan gübrenin yüzde 70-80’ini ithal ediyor. Hürmüz ve Babülmendep gibi kritik geçiş noktalarında eş zamanlı olarak yaşanan sorunlar, ithalata dayalı enerji sistemlerinin yalnızca fiyat dalgalanmalarından değil; ulaşım rotalarındaki kesintilerden, artan navlun ve sigorta maliyetlerinden de etkilendiğini gösteriyor. Türkiye son yıllarda altyapı yatırımları ve tedarik kaynaklarını çeşitlendiren politikaları sayesinde enerji arz güvenliği konusunda önemli bir temel oluşturmuş olsa da kırılganlığın kaynağını azaltacak tamamlayıcı adımlara ihtiyaç duyuluyor. Biyoetanol, biyodizel, biyogaz, sürdürülebilir havacılık ve denizcilik yakıtı gibi yerli kaynaklara dayalı çözümler, fosil yakıt ithalatını kademeli olarak azaltarak mevcut enerji politikalarını tamamlayabilecek güçlü seçenekler sunuyor. Tarımın gücü enerjiye dönüşebilir Dünyanın en büyük yedinci, Avrupa’nın ise en büyük tarım üreticisi konumundaki Türkiye; yılda yaklaşık 9 milyon ton mısır ve 19-20 milyon ton buğday üretirken, yaklaşık 45 milyon tonluk dönüştürülebilir biyokütle kapasitesine sahip bulunuyor. Biyoçözümler; planlı tarım uygulamaları, etkin arazi kullanımı ve gelişmiş teknolojilerle gıda ve yem güvenliğini korurken tarımsal üretimin enerji dönüşümüne de katkı sağlamasına imkân tanıyor. Ayrıca Türkiye’deki mevcut araç parkının ilave büyük altyapı yatırımlarına ihtiyaç duymadan E10 ve B5 gibi biyoyakıt harmanlama oranlarına teknik olarak büyük ölçüde uyumlu olması, bu geçişin kademeli ve düşük maliyetle hemen uygulanabilmesine zemin hazırlıyor. Türkiye, sürdürülebilir havacılık yakıtında bölgesel üretim merkezi olabilir Dünyanın önde gelen havacılık merkezlerinden biri olan Türkiye için sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF), enerji güvenliğiyle yeşil sanayi dönüşümünü bir araya getiren stratejik bir fırsat sunuyor. SAF’ın mevcut uçaklarda ve yakıt ikmal altyapısında büyük ölçekli bir teknoloji değişikliğine ihtiyaç duyulmadan kullanılabilmesi, havacılığın kısa ve orta vadede karbonsuzlaştırılması açısından bu çözümü özellikle önemli hale getiriyor. Türkiye’de yürürlüğe giren Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı Talimatı ve 2030’a kadar uluslararası uçuşlardan kaynaklanan emisyonların azaltılmasına yönelik hedefler, yerli SAF pazarının gelişmesi açısından önemli bir düzenleyici temel oluşturuyor. Tarımsal ve ormancılık kalıntıları, kullanılmış yağlar ve lignoselülozik hammaddelerin yanı sıra, biyoçözümler sayesinde verimliliği artırılan tarımsal üretimden elde edilen uygun ürünler de yüksek katma değerli sürdürülebilir havacılık yakıtlarına dönüştürülebiliyor. Planlı üretim ve etkin arazi kullanımıyla desteklenen bu yaklaşım, gıda ve yem güvenliğini korurken çiftçiler için yeni gelir alanları yaratma ve Türkiye’nin yerli enerji kapasitesini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Türkiye’nin güçlü tarım kapasitesi, gelişmiş rafineri ve lojistik altyapısı ile küresel ölçekte bağlantı sağlayan havacılık sektörü birlikte değerlendirildiğinde ülke, yalnızca SAF kullanan değil, aynı zamanda üreten ve bölgesine ihraç eden bir merkez haline gelebilir. Bu dönüşüm; havayollarının uluslararası iklim yükümlülüklerine uyumunu desteklerken, yerli hammadde tedarik zincirleri, kırsal kalkınma, teknoloji yatırımları ve nitelikli istihdam açısından da yeni fırsatlar yaratabilir. Bunun için uzun vadeli ve öngörülebilir harmanlama hedeflerinin, sürdürülebilirlik kriterlerinin, yatırım teşviklerinin ve üretici-havayolu arasındaki uzun dönemli alım anlaşmalarının bütüncül bir politika çerçevesi içinde ele alınması önem taşıyor. Milyarlarca dolar ithalat azaltımı ve 100 binden fazla istihdam potansiyeli Yerli biyolojik kaynakların ve biyoyakıt çözümlerinin harekete geçirilmesi ekonomi açısından son derece somut kazanımlar vaat ediyor. Novonesis’in paylaştığı verilere göre, yerli çözümlerin yaygınlaştırılması Türkiye’nin enerji ithalatında 10-15 milyar dolarlık bir azalma potansiyeli taşıyor. Bu dönüşüm aynı zamanda tarım ve sanayi değer zincirlerinde 100 binden fazla potansiyel istihdamı destekleme ve yıllık yaklaşık 2,5-3 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımı sağlama imkânı veriyor. Cari dengeyi doğrudan destekleyen bu yapı, sanayi için öngörülebilir maliyetler oluştururken çiftçiler için de yeni gelir alanları yaratıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Irak Petrolünde Bir Yıllık Yeni Anlaşma Haber

Irak Petrolünde Bir Yıllık Yeni Anlaşma

Bakan Bayraktar, “Tarihi haftayı tarihi bir anlaşma ile tamamlıyoruz” derken “Pazartesi’den sonra yeni bir sayfa açıyoruz. Bu yeni sayfada iki ülkenin başta enerji alanı petrol, doğal gaz, elektrik olmak üzere diğer alanlarını da geliştireceğiz ve 17 milyar dolarlık ticaret hacmini de çok daha yukarı bir noktaya götüreceğiz.” ifadelerini kullandı. Bakanlıkta İmza Töreni Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) ile Petrol Pazarlama Şirketi (SOMO) - Kuzey Petrol Şirketi (NOC) arasında “Ham Petrol Taşıma Anlaşması” imzalandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında düzenlenen imza törenine Bakan Bayraktar’ın yanı sıra Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir katıldı. Törende BOTAŞ Genel Müdürü Abdulvahit Fidan, SOMO Genel Müdürü Ali Nizar Al-Shatri ve NOC Genel Müdürü Faisal Hammadi Ramadan, anlaşmayı imza altına aldı. Tarihi Hafta Görüşmede, “Tarihi haftayı tarihi bir anlaşma ile tamamlıyoruz” ifadelerini kullanan Bakan Bayraktar, imza töreni sonrası bir açıklama yaparak “Irak Başbakanının Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti, iki ülke ilişkilerini ileri götürecek, yeni projelerin konuşulduğu ve bunlar için çalışmalara başlandığı bir süreci bize getirdi. Bunun yanı sıra Türkiye Petrollerinin Kerkük sahalarına ortak olması hakikaten tarihi ve önemli bir çalışmaydı.” dedi. Alternatif Güzergâh Bakan Bayraktar, haftanın sonunda ITP anlaşmasının imzalandığını ifade ederek “Bu boru hattı iki ülke arasında 1970'lerden gelen, yani neredeyse yarım asrı devirmiş ve sadece iki ülkenin ticari ilişkilerine değil aynı zamanda hem ülkemizin hem de dünya petrol piyasalarının arz güvenliğine katkı yapan çok önemli bir boru hattı. Bugünlerde önemi biraz daha fazla. Zira bu petrol boru hattı şimdi Hürmüz krizini yaşayan dünyada, 20 milyon varilin bir anlamda Körfez'de takılı kaldığı bir ortamda alternatif bir güzergâh oluşturmak adına fevkalade önem arz ediyor.” diye konuştu. Tam Kapasiteyle Çalışsın Türkiye olarak 50 yıla yakındır Silopi'den Ceyhan'a inen iki hattı çalışır vaziyette tuttuklarını kaydeden Bakan Bayraktar, “BOTAŞ, bu hattın işletmesinden, Ceyhan'daki depolama ve yükleme operasyonlarından sorumlu. İstiyoruz ki; bir buçuk milyon varil günlük kapasitesi olan hatlarımız, bundan sonra tam kapasiteyle çalışsın. Irak'tan gelecek petrolü, belki ilerleyen dönemde Kuveyt'ten ve Körfez ülkelerinden gelecek petrolü de bu güzergâh üzerinden dünya piyasalarına, Ceyhan'a taşıyalım.” dedi. Bir Milyon Varil Hedefi Bakan Bayraktar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Irak Başbakanı Zeydi’yi kabulünde gündeme gelen Türkiye’deki rafinerilerin ihtiyaç duyacağı bir milyon varillik petrolün Irak tarafından sağlanması konusunun önemli bir gelişme olduğunu dile getirerek “Bu hakikaten ülkemizin petrol arz güvenliği açısından önemli. Türkiye'deki rafinerilerimiz aslında civar ülke petrollerine göre tasarlanmış on yıllar önce. Dolayısıyla Irak petrolü ve Kerkük petrolü, bu anlamda bizim rafinerilerimizin en çok kullandığı ürünler.” diye konuştu. Yüzde 10’u Irak’tan Şu ana kadar rafinerilerin toplam ihtiyacının sadece yüzde 10'una yakın bir kısmının Irak'tan sağlandığını kaydeden Bakan Bayraktar, “Hürmüz üzerinden çoğunluğu. Ama inşallah bu boru hatlarını tahsis etmek suretiyle bunu ilerleyen dönemde artıracağız ve neredeyse ihtiyacımızın tamamına yakınını alabileceğimiz bir modeli karşılıklı oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. Yeni Sayfa Açıyoruz Bakan Bayraktar, bu hafta yapılan bütün anlaşmaların iki ülke için de hayırlı olmasını dileyerek Türkiye Petrollerinin Kerkük sahalarındaki ortaklığına atıfta bulundu. Başka sahalarda da çalışmalar yapacaklarını bildiren Bakan Bayraktar, “Pazartesi’den sonra yeni bir sayfa açıyoruz. Bu yeni sayfada iki ülkenin başta enerji alanı petrol, doğal gaz, elektrik olmak üzere diğer alanlarını da geliştireceğiz ve 17 milyar dolarlık ticaret hacmini de çok daha yukarı bir noktaya götüreceğiz.” diye konuştu. Bir Yıl Süreli Uzun dönemli bir anlaşma ile taraflar arasında uzun vadeli ve kapsamlı iş birliği modeli oluşturulana kadar devam eden petrol akışının kesilmemesi amacıyla BOTAŞ ve Irak devlet petrol şirketleri SOMO/NOC arasında, ham petrol iletimi konusunda bir yıl süreli anlaşmaya varıldı. 750 Bin Varillik Kapasite İmzalanan anlaşma kapsamında, boru hattı günlük kapasitesinin 750 bin varillik kısmı SOMO/NOC şirketlerine tahsis edildi. Böylece, Silopi-Ceyhan Ham Petrol İletim Sistemi’nin (SCP) daha verimli kullanılması sağlanacak. Enerji Diplomasisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, 9 Temmuz’da Bağdat’ta ITP gündemiyle Irak Başbakanı Ali Zeydi ile görüştü. Ardından 28 Temmuz’da Irak Başbakanı Zeydi, Türkiye’ye resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı ez-Zeydi’nin görüşmesinde de ITP önemli gündem maddelerinden biri oldu. Tarihi Anlaşma Irak Başbakanının Ankara’da olduğu gün, tarihi bir anlaşma da imzalandı. Türkiye Petrolleri, BP’nin Kerkük merkezli şirketine yüzde 15 oranında ortak oldu. Proje; Irak’ın en önemli hidrokarbon üretim bölgelerinden biri olan Kerkük’teki Baba ve Avanah kubbeleri ile Bai Hassan, Jambur ve Khabbaz sahalarını kapsıyor. Sözleşme alanının ilk aşamada 3 milyar varil petrol eşdeğerinin üzerinde hidrokarbon kaynağı içerdiği değerlendiriliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ŞA-RA Enerji Bist’te İşlem Görmeye Başladı  Haber

ŞA-RA Enerji Bist’te İşlem Görmeye Başladı 

ŞA-RA Enerji'nin 6,23 milyar TL'lik rekor büyüklüğüne rağmen 3,77 katı bulan talep oranıyla kapanan halka arzda; 89 milyon adet C grubu hamiline payın, 70,00 TL sabit fiyat üzerinden toplamda 729.560 yatırımcıya dağıtımı gerçekleştirilmişti. Halka arz süreci, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş.'nin liderliğini üstlendiği konsorsiyum tarafından yönetildi. Halka arz kapsamında elde edilen fonun yüzde 55'i işletme sermayesinin güçlendirilmesine, yüzde 30'u finansal borçların azaltılmasına ve yüzde 15'i ise üretimdeki kapasite artışı ile modernizasyon yatırımlarına aktarılacak. “ŞA-RA Enerji, küresel çaptaki önemli konumunu daha da yukarıya taşıyacaktır” Törende konuşma yapan Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun; “Şa-Ra Enerji modern teknolojiye sahip tesisleri ile ülkemizin en büyük 500 sanayi şirketi arasında yer almaktadır. Dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği başarılı projeleriyle, uluslararası pazarlarda da güçlü bir varlık göstermektedir. Şa-Ra Enerjinin bu başarılı faaliyetleri sayesinde, enerji altyapısına yapılan yatırımlar, enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Bugünden sonra, bu halka arzla, yeni yatırımcılarıyla, Şa-Ra Enerji küresel ölçekteki bu önemli konumunu daha da yukarı taşıyacaktır. Bu nedenle başarılı halka arzında emeği geçen herkese, tüm şirket çalışanlarına ve aracı kurum yetkililerine teşekkür ediyorum. Halka arzın, sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyor, Şa-Ra Enerji’ye Borsamız ailesine hoş geldiniz diyorum” dedi. “41 yıllık emeğin ve başarının taçlandığı gün” ŞA-RA Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Mertay Türk, gong töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Bugün burada, Borsa İstanbul çatısı altında olmak, şahsım adına olduğu kadar, ailem ve tüm ŞA-RA çalışanları için son derece gurur verici ve anlamlı. 1985 yılında babam Şadi Türk ve ortağı merhum Raşit Mor, Ankara Ostim'de küçük bir atölyede bu büyük yolculuğun temellerini attılar. O günden bugüne tam 41 yıl geçti. Bugün, o atölyenin yerine Adana'da 9 modern fabrikamız, 100'den fazla ülkeye uzanan ihracat ağımız ve aramıza yeni katılan 729.560 ortağımız var. Halka arz sürecimizde yatırımcılarımızın gösterdiği ve halka arzımızdaki rekor büyüklüğe karşın 3,77 katı bulan yoğun talep, bizlere sadece finansal bir güç sağlamadı; 41 yıllık emeğimize ve geleceğe olan inancımıza verilen en güzel yanıt da oldu. Kurumsal yatırımcılar ve yabancı önemli fonların ilgisi gurur verici Bu süreçte, bireysel yatırımcılarımızın yanı sıra özellikle yurt içi ve yurt dışı kurumsal yatırımcıların büyük ilgisi ve yabancı önemli fonların da ortağımız olması; uluslararası arenadaki gücümüzün somut göstergesidir. Üzerimize aldığımız bu büyük güvenin sorumluluğunu her an hissederek yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Şeffaf, kurumsal ve sürdürülebilir yönetim anlayışımızla hem ülkemize hem de dünyaya değer üretmeyi sürdüreceğiz. Aramıza katılan tüm yeni ortaklarımıza 'ŞA-RA Ailesi'ne hoş geldiniz' diyorum." Tera Yatırım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Emir Münir Sarpyener ise ŞA-RA Enerji gibi yönetimine, işine ve gelir kalitesine inandıkları şirketleri ilerleyen dönemde de Borsa İstanbul'la, yatırımcılarla, sermaye piyasası ile buluşturmaya devam edeceklerini belirtti. Emir Münir Sarpyener hedeflerini ise; “Sadece halka arz tarafında değil, tüm sermaye piyasası konularında Türkiye'nin lider kurumlarından biri olma özelliğimizi devam ettirebilmek” olarak açıkladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

EY Enerji Konferansı’nda Küresel Enerji Sektörünün Gündemi Ve Geleceği Masaya Yatırıldı Haber

EY Enerji Konferansı’nda Küresel Enerji Sektörünün Gündemi Ve Geleceği Masaya Yatırıldı

Uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi EY’ın 10-11 Haziran’da düzenlediği Bölgesel Enerji Konferansı’nın dördüncüsü, bu sene İstanbul’da gerçekleştirildi. Enerji sektörünün dönüşümüne yön veren başlıkların ele alındığı konferansta; jeopolitik gelişmeler, yapay zekâ, enerji güvenliği, yatırım stratejileri, siber güvenlik ve COP31 gündemi öne çıkan konular arasında yer aldı. 10’dan fazla ülkeden üst düzey enerji sektörü liderleri ve EY enerji uzmanlarının yer aldığı konferansta sektörün karşı karşıya olduğu riskler, zorluklar ve yeni fırsat alanları değerlendirildi. Enerji sektörünün geleceğine ilişkin farklı perspektiflerin bir araya geldiği program kapsamında yeni teknolojiler, enerji dönüşümü, yatırım trendleri ve sektörün geleceğine yönelik paneller ile enerji değer zinciri boyunca öne çıkan gelişmelerin değerlendirildiği interaktif oturumlar gerçekleştirildi. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Sayın Ahmet Berat Çonkar’ın katılımlarıyla düzenlenen konferansta; son birkaç yılda yaşanan jeopolitik gelişmelerle enerjinin küresel ekonominin en stratejik unsurlarından biri olmaya devam ettiğine dikkat çekildi. Sayın Çonkar konuşmasında; enerjinin geleceğini derinden etkileyecek yapısal eğilimlerden bahsederek yapay zekâ ve ileri teknolojilerin, yeni veri merkezleri aracılığıyla dünya genelinde yeni bir elektrik talebi katmanı oluşturduğunu vurguladı. Aynı zamanda giderek daha dijital hale gelen bir dünya için yeterli, güvenilir ve erişilebilir elektriğin nasıl sağlanacağıyla da ilgili görüşlerini aktardı. Ayrıca, enerji güvenliğinin artık yalnızca kaynaklara erişimle tanımlanmadığını; çeşitlendirilmiş tedarik kaynakları, dayanıklı altyapı ve sistem esnekliğini de gerektirdiğini belirten Çonkar; bu tür sistemleri kurabilen ülkelerin, küresel enerji dönüşümünün sunduğu fırsatlardan yararlanırken belirsizlikleri de daha etkin şekilde yönetebileceğinin altını çizdi. EY -CESA Enerji Sektörü Lideri Jaroslaw Wajer açılış konuşmasında, EY Bölgesel Enerji Konferansı’nın enerji sektörünün geleceğine ışık tutma konusundaki stratejik öneminden bahsederek, bu konferansın bu sene İstanbul’da düzenlenmesinden duyduğu memnuniyeti paylaştı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen konferansın enerji sektöründeki paydaşlar arasında bilgi paylaşımı, görüş alışverişi ve iş birliğini güçlendiren önemli bir platform haline geldiğine dikkat çekti. İstanbul’un seçilmesinin, şehrin stratejik konumu, gelişen enerji piyasası ve kültürel bir buluşma noktası olma özelliğiyle yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Wajer, konferansın bölgedeki öncü ülkelerden enerji sektörü liderlerini bir araya getirerek sektörün geleceğine yön verecek tartışmalar için güçlü bir zemin sunduğunu ifade etti. EY Eurasia Bölge Lideri Metin Canoğulları ise konuşmasında, Türkiye’nin jeostratejik konumuna dikkat çekerek, Avrupa ile Asya arasında bir enerji köprüsü olma rolünün güçlendiğini vurguladı. Türkiye’nin enerji koridoru olmasının ötesinde, aynı zamanda bölgesel bir ticaret ve dağıtım merkezi haline geldiğini belirten Canoğulları, bu konumun enerji arz güvenliği, tedarik çeşitliliği ve bölgesel entegrasyon açısından kritik bir değer sunduğunu ifade etti. Dinamik küresel ortamda dayanıklılık, çeviklik ve uyum yeteneğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan EY-Parthenon Türkiye Enerji Sektörü Lideri ve şirket ortağı Cem Çamlı, enerji sektöründe yaşanan jeopolitik gelişmelerin etkilerinin, altı alanda ortaya çıktığını söyledi. Öncü ülkelerin enflasyon tahminlerinin yükseldiğini, ekonomik büyüme tahminlerinin düştüğünü, hammadde fiyatlarının artış eğilimine girdiğini ve merkez bankalarının para politikalarında daha dikkatli hareket ettiğini belirtti. Tüm bu gelişmelerin hepsinin birlikte yönetilmesi gerektiği bu dönemde, ülkelerin politikalarında enerji arz güvenliği bir numaralı öncelik haline geldi. Bugün yaşanan enerji krizlerinin devam etmesi senaryosunda, küresel enerji piyasası dinamiklerinin etkilerinin enerji sektörünün ötesinde ulaştırma, tarım, perakende, inşaat ve sanayi gibi birçok sektörü etkileyebileceğini söyledi. En başarılı kurumların reaktif kriz yönetiminden, proaktif dayanıklılık yönetimine geçebilen kurumlar olacağını ifade eden Çamlı; “Kararlarımızı farklı ticari senaryolara dayanarak vermeli ve çeşitli olası sonuçlara hazırlıklı olmalıyız” dedi. Enerjisa Üretim CEO'su İhsan Erbil Bayçöl moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Dönüşüm sürecinde liderlik: Orta Avrupa’da riskleri fırsatlara dönüştürmek’ başlıklı panelde; IC Enterra CEO'su Cem Aşık, Başkentgaz CEO’su Emre Torun, TAURON CEO’su Grzegorz Lot, ENEA S.A. Ticari İşler Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bartosz Krysta hızla değişen bir ortamda liderlerin stratejisi, enerji güvenliği, pazar dönüşümü ve dayanıklılık konuları hakkında görüş ve gelecek için önerilerini paylaştı. EY Parthenon Enerji Sektörü Lideri Kinga Charpentier moderatörlüğünde gerçekleştirilen ‘Sermaye için rekabet: Bir fırsatı yatırım yapılabilir kılan nedir?’ başlıklı panelde ise; EBRD Avrasya Enerji Bölümü Başkanı Şule Kılıç, Sunotec-Group Strateji Başkanı Alexander Zahariev, Actis LLP Başkan Yardımcısı Jonathan Herren ve OX2 A.B. Ülke Müdürü Lacramioara Diaconu katılımcılarla yüksek performans gösteren olgun pazarlardan güncel içgörüleri ve çıkarılan dersleri paylaştı. ‘Enerji güvenliğinin yeniden tanımlanması: Sahadan gelen dayanıklılık, egemenlik ve sistem hazırlığı’ panelinde ise uzun vadeli risklere yönelik stratejik yanıtlar EY Türkiye Siber Güvenlik Hizmetleri Lideri Ulvi Cemal Bucak moderatörlüğünde Corvion P.S.A. Genel Müdürü Mariusz Balicki ile ele alındı. Yapay zekâ kaynaklı elektrik talebi hızla büyüyor Konferansta, enerji sektörünün yapay zekâ yatırımlarındaki hızını da dikkat çekildi. Küresel çapta neredeyse tüm sektörlerdeki yapay zekâ yatırımlarındaki büyümenin enerji talebini de önemli ölçüde artırdığını belirtildi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) projeksiyonlarına göre yapay zekâ kaynaklı elektrik talebinin on yılın sonuna kadar iki katından fazla artabileceği ifade edilerek, şebeke kapasitesi ve bağlantı süreçlerinin kritik öneme sahip olduğunu vurgulandı. Yapay zekâ ile enerji arasındaki ilişkinin önündeki temel engelin teknoloji değil, koordinasyon eksikliği olabileceği aktarıldı. Yapay zeka – Olga, Thierry, George isimlerini ekleyelim. Veri merkezleri enerji ekosisteminin yeni esnek varlıkları olabilir Veri merkezlerinin gelecekte enerji sistemlerinin esnek unsurlarına dönüşebileceğine dikkat çekilerek, EY’ın yapay zekâ ajanları ve süreç otomasyonuna önemli yatırımlar yaptığı belirtildi. Özellikle veri merkezlerinin enerji şebekelerine sağlayabileceği esneklik değerinin sektörün en önemli tartışma alanlarından biri haline geldiği ifade edildi. Enerjiye erişimin veri merkezi büyümesinin önündeki en büyük kısıtlardan biri haline geldiği vurgulanırken, teknoloji şirketleri ile enerji şirketleri arasında yeni iş birliği modellerinin geliştiğine de dikkat çekildi. Veri merkezleri enerji sisteminin esnek varlıkları hâline gelebilir mi, talebi gerektiğinde ayarlayabilirler mi, şebeke dengelemesine katkı sağlayabilirler mi, elektrik tüketen yapılar olmanın ötesine geçerek şebeke esnekliğini destekleyebilirler mi? gibi konu başlıkları ele alındı. Bu sene COP31’de odak, uygulama ve sonuçlar olacak Konferans programının önemli başlıkları arasında yer alan COP31 ile ilgili olarak EY Türkiye İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Şirket Ortağı Ece Sevin; bu sene COP31 gündeminin artık daha fazla uygulama ve sonuç alma odağında şekillendiğini söyledi. Sevin; enerji dönüşümü, yenilenebilir enerji, yeşil sanayileşme, iklim finansmanı, gıda güvenliği, dayanıklı şehirler, sağlık sistemleri, döngüsel ekonomi ve atık yönetiminin COP31’in öne çıkan başlıkları arasında yer alacağını belirtti. İklim gündeminin yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı olmadığını ifade eden Sevin, bu süreçlerin sermaye maliyetlerinden yatırım kararlarına, karbon piyasalarından sürdürülebilirlik raporlamasına kadar şirketlerin iş modellerini doğrudan etkilediğini vurguladı. Sevin, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve diğer iklim odaklı düzenlemelerin şirketlerin maliyet yapılarını doğrudan etkileyebileceğine değindi. Öte yandan sürdürülebilirlik raporlaması alanında da küresel ölçekte daha güçlü bir dönüşüm yaşandığının altı çizildi. Bu dönüşüm; ISSB standartları, CSRD ve diğer yeni raporlama gereklilikleri aracılığıyla giderek hız kazandığı, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi (CSDDD) gibi düzenlemelerin, tedarik zincirlerinin tamamında daha yüksek şeffaflık beklentileri oluşturduğu aktarıldı. Konferansın ikinci gününde ise uluslararası katılımcılarla birlikte Enerjisa Üretim Senkron Remote Operation Center’a ziyaret gerçekleştirilerek; enerji operasyonlarında dijitalleşme, verimlilik ve uzaktan yönetimin sektördeki etkisi yerinde incelendi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Aksa Enerji Türkiye’nin İlk Müstakil Elektrik Depolama Tesisini Şanlıurfa’da Kurdu Haber

Aksa Enerji Türkiye’nin İlk Müstakil Elektrik Depolama Tesisini Şanlıurfa’da Kurdu

8 ülkedeki 14 santral operasyonu ve 3.000 MW üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan Aksa Enerji, Türkiye’de depolamalı yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında bir ilki daha hayata geçirdi. Şanlıurfa’da devreye alınan RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi, herhangi bir üretim tesisiyle bütünleşik olmaksızın doğrudan elektrik şebekesine bağlı çalışan yapısıyla Türkiye’nin ilk müstakil elektrik depolama tesisi olarak faaliyete geçti. Proje kapsamında 50 MW kurulu güce ve 61,93 MWh enerji depolama kapasitesine sahip tesis, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecinde enerji depolama teknolojileri açısından önemli bir adımı temsil ediyor. Doğrudan elektrik şebekesine bağlı olarak faaliyet gösterecek tesis, enerji arz güvenliği, sistem esnekliği ve şebeke kararlılığına katkı sağlayacak yeni nesil enerji altyapısı olarak konumlanıyor. Şanlıurfa’daki tesisin Türkiye’nin enerji dönüşümüne güçlü bir katkı sağlayacağını belirten Aksa Enerji CEO’su ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, “Depolama teknolojileri, yenilenebilir enerji yatırımlarının ölçeklenmesi ve elektrik sisteminin daha esnek hale gelmesi açısından yeni dönemin en kritik başlıklarından biri. Şanlıurfa’da hayata geçirdiğimiz RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi ile Türkiye’de tedarik lisansı kapsamında işletmeye alınan ilk müstakil elektrik depolama tesisini devreye almaktan gurur duyuyoruz. 50 MW kurulu güç ve 61,93 MWh depolama kapasitesine sahip bu yatırım, sahip olduğu teknoloji ve altyapı ile de geleceğin enerji sistemlerini temsil ediyor. Aksa Enerji olarak 941 MW büyüklüğündeki depolamalı yenilenebilir enerji portföyümüzle Türkiye’nin enerji dönüşümüne, enerji arz güvenliğine ve şebeke esnekliğine katkı sağlamaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu. Şebekeye Doğrudan Bağlı Yeni Nesil Depolama Altyapısı Aksa Enerji tarafından Şanlıurfa’da hayata geçirilen RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi (RASA MEDT), Türkiye’de elektrik depolama alanında yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Herhangi bir üretim santraliyle bütünleşik olmadan doğrudan elektrik şebekesine bağlı çalışacak tesis, ihtiyaç duyulan dönemlerde şebekeden enerji çekerek depolayacak, talebin arttığı zamanlarda ise depoladığı elektriği sisteme vererek enerji arz-talep dengesine katkı sağlayacak. Proje kapsamında 100/125 MVA kurulu güce sahip trafo merkezi ve şalt tesisi ile 50 MW kurulu güç ve 61,93 MWh enerji depolama kapasitesine sahip ileri teknoloji batarya depolama sistemi devreye alındı. Bu kapasiteyle RASA MEDT, elektrik sisteminin daha dengeli, esnek ve güvenli çalışmasına destek olacak stratejik bir altyapı yatırımı olacak. Enerji depolama teknolojilerinin yaygınlaşması açısından önemli bir adımı temsil eden RASA MEDT’nin, Türkiye’nin enerji dönüşümü hedeflerine, arz güvenliğine ve şebeke altyapısının güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.