Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Asgari Ücret

Kapsül Haber Ajansı - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı Haber

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Şadi Başkan Mahallende Söz Sende” buluşmalarını sürdürüyor. Başkan Şadi Özdemir’in son durağı, tarımsal potansiyeli ve sanayi bölgelerine yakınlığı ile bilinen Hasanağa Mahallesi oldu. Program öncesinde Başkan Şadi Özdemir, Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu ve Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun ile de görüştü. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ve çok sayıda mahalle sakininin katılımıyla gerçekleşen buluşmada Hasanağa’nın altyapı, ulaşım ve imar sorunları masaya yatırıldı. Başkan Şadi Özdemir, mahalle sakinlerine tarım alanlarının korunması ve kırsal kalkınma vurgusu yaptı. “TOPRAKLARINIZI SATMAYIN, GELECEĞİ YOK ETMEYİN” Hasanağa’nın Bursa’nın en kıymetli ve hızlı gelişen bölgelerinden biri olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, bölgedeki tarım arazileri üzerindeki imar ve satış baskısına dikkat çekti. Arazilerin elden çıkarılmasının gelecek kuşakları zor durumda bırakacağını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Ekonomik koşulların zorluğunu biliyoruz. Topraklarınızı satarsanız, 3-4 kuşak sonra çocuklarınız başkalarına hizmet eder hale gelir. Bu topraklar sizi ve bizleri yüzyıllardır besliyor. Hasanağa enginarı gibi tescilli, marka bir ürününüz var. Dünyada gıda krizinin konuşulduğu bir dönemde bu topraklara sahip çıkmak zorundayız” dedi. “SİZ ÜRETİN, PAZARLAMASINI BİZE BIRAKIN” Üreticinin kazanması ve tarımın sürdürülebilir olması için en doğru modelin kooperatifleşme olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi olarak bu sürece tam destek vereceklerini açıkladı. Çiftçiye “Birlikte hareket edin” çağrısında bulunan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Kooperatifleşin diyoruz. Siz ürettiğinizi kooperatife verin, biz satışını üstlenelim. Ne üretirseniz alalım; İstanbul ve Eskişehir gibi büyükşehir belediyeleriyle kurduğumuz ağ üzerinden pazarlayalım. Üretici, ‘Malım elimde kalır mı?’ endişesi taşımasın.” “GENÇLERİ KÖYE GERİ DÖNDÜRMELİYİZ” Konuşmasında tersine göç konusuna da değinen Başkan Şadi Özdemir, gençlerin tarımdan uzaklaşarak kent merkezlerinde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldığını hatırlattı. Tarımın yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini belirten Başkan Özdemir, “Gençlerimiz şehirde asgari ücretle, sigortalı bir iş umuduyla çalışıyor. Ancak buradaki potansiyel doğru değerlendirilirse, toprağından elde edeceği gelir çok daha yüksek olabilir. Sigorta ve gelecek kaygısını kooperatif çatısı altında çözebiliriz. Gençlere, kendi topraklarında kazanabilecekleri bir model sunarsak onları köye, üretime geri döndürebiliriz” diye konuştu. HASANAĞA’YA YENİ YATIRIM MÜJDESİ Toplantıda Nilüfer Belediyesi’nin Hasanağa Mahallesi’nde sürdürdüğü yatırımlar hakkında bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, önümüzdeki dönemde kapalı pazar alanı, meydan düzenlemesi, düğün salonu ve sosyal tesis alanını da hayata geçirmek istediklerini söyledi. Başkan Şadi Özdemir buluşmada, mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinleyerek, çözüm önerileri hakkında fikir alışverişinde bulundu. Advertorial

GÜSOD: Sektörümüzde Asgari Ücretin Yüzde 25-50 Üzerinde Bir Ücret Benimsenmeli Haber

GÜSOD: Sektörümüzde Asgari Ücretin Yüzde 25-50 Üzerinde Bir Ücret Benimsenmeli

Özel güvenlik sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşları arasında yer alan GÜSOD, kurulduğu günden beri üstlendiği misyona uygun olarak özel güvenlik sektörünün gelişim sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. Düşük ücret politikaları istihdam açığını büyütüyor Asgari ücret konusunda açıklamalarda bulunan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay ŞAHAN: “Özel güvenlik görevlilerinin çalışma koşullarının zorluklarının yanı sıra düşük ücret politikalarının uygulanması da istihdam açığını büyütüyor. Özel güvenlik görevlilerinin sürekli iş değiştirmelerden kaynaklanan hızlı sirkülasyon ise hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor. İş güçlüğü ve riskinin de beraberinde getirdiği bu faktörler paralelinde; hizmetin arzu edilen seviyede sunulabilmesi için asgari ücretin yüzde 25-50 üzerinde bir ücretin, hizmet alan ve hizmet veren ilişkisi içinde benimsenmesi gerektiğini düşünüyoruz.” diyor. Çalışma şartları ve özlük hakları iyileştirilmeli Özel güvenlik sektöründe kamuda çalışanla, özel işletmelerde çalışmakta olan özel güvenlik görevlilerinin aldıkları maaşlar arasında farklılıklar bulunduğuna da dikkat çeken ŞAHAN, “Kamuda çalışan özel güvenlik görevlileri daha yüksek maaşlar alabiliyor. Belirli zamanlarda kamu otoriteleriyle bir araya gelerek bu sorunları dile getirmekteyiz. Kamunun da bu konudaki yaklaşımları oldukça olumlu. Özel güvenlik görevlilerinin yerine getirdikleri görevi bir meslek olarak benimseyebilmeleri için bir dönüm noktasına gelmiş bulunmaktayız. Çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilmemesi ne yazık ki deneyimli ve nitelikli iş gücü kaybına neden oluyor. Ücretlerin artırılması, özlük ve yan hakların iyileştirilmesi çalışanların motivasyonlarını artıracaktır, bu sayede sektörümüz de personel bulma konusunda zorluk yaşamayacaktır.” dedi. Yüksek turnover oranının önüne geçilmeli Turgay ŞAHAN, “Özel güvenlik görevlisi olarak hizmet verenler, asgari ücret seviyesinde maaş almaları ve özlük hakları gibi nedenlerden dolayı sık sık iş değiştiriyor. Dolayısıyla özel güvenlik şirketleri sürekli olarak yeni personel arayışına giriyor ve bu da ‘talep çok’ algısına yol açıyor. Sadece işverenlerin değil, devletin de özel güvenlik sektörüne yönelik politikaları ve düzenlemeleri gözden geçirmesi ve çalışanların haklarını koruyacak adımlar atması gerekiyor. Bu sayede motive olacak özel güvenlik görevlilerinin sektörde çalışmaya devam edeceğine inanıyorum. Kamusal ve özel alanlarda güvenliğin sağlanmasında büyük rol oynayan özel güvenlik görevlilerinin emeğinin karşılığını tam olarak alamaması sektörün gelişmesine engel oluyor. Sektörümüzdeki istihdam açığının ve yüksek turnover oranının önüne geçmek için ücretlerin ve özlük hakların iyileştirilmesi gerekiyor.” şeklinde sözlerine devam etti. Turgay ŞAHAN: “İlan edilen asgari ücret oranına bağlı kalınmadan acil olarak sektörel farklılık algısının oluşması gerekmekte. Böylece özel güvenlik hizmeti talep edenlerin mevcut ücret politikasıyla bu hizmeti arzu edilen seviyede alınamayacağının kabul görmesi sağlanmalı. Özlük ve yan haklarda yapılacak iyileştirmelerle, hizmet veren şirketlerin ve derneğimizin daha önce bu konuda açıklamış olduğu ve kamuda çalışan özel güvenlik görevlilerine tanınan ayrıcalıkta olduğu gibi ücretlerinin asgari ücretin yüzde 25-50 seviyesi aralığına denk gelecek bir artış ile kabul görmesi gerekiyor. Bu düzenlemeler; kök ücretler üzerine konulacak bir farkla elde edilebileceği gibi, bir kısmında yan haklar üzerinden sağlanacak farklar şeklinde de olabilir.” açıklamasını yaptı.

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek? Haber

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek?

Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, “Asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak belirlenmesi, sadece taban gelir grubunu değil; özel sektördeki ücret dağılımını, zam bütçelerini ve çalışan bağlılığını da doğrudan etkileyen stratejik bir karar.” dedi. Milyonların beklediği karar açıklandı. Asgari ücret 2026 yılı için yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıklandı. Kararın iş dünyasına ve çalışan bağlılığına olan etkisini değerlendiren Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, Türkiye’de asgari ücretin birçok sektörde taban ücret olmanın ötesinde, yıllık ücret artışlarının da başlangıç eşiği ve referans noktası olarak kullanıldığını, bu nedenle yapılan artışın, yalnızca asgari ücretli çalışanları değil, asgari ücret bandının hemen üzerinde yer alan geniş çalışan gruplarını da etkilediğini söyledi. Asgari Ücret 2026 Ücret Politikalarını da Etkiledi Konuyla ilgili görüşlerini aktarmaya devam eden Mete, “Bu artış, taban gelir grubu için bir rahatlama sağlasa da; asgari ücret ile asgari ücretin hemen üzerinde ücret alan çalışanlar arasındaki fark yeniden daraldığı için, şirketler açısından ücret politikalarında dengeleme-düzeltme zammı ihtiyacını gündeme taşıdı. Özellikle saha çalışanları, operasyon rolleri ve genç profesyoneller gibi gruplarda ücret adaleti ve motivasyonun korunması daha da önem kazanacak.” dedi. İşveren tarafında bu kararın, 2026 zam politikalarını tek seferlik yüksek artıştan çok, daha seçici ve farklılaşan bir yapıya yönlendirmesini beklediklerini de söyleyen Mete, “Kritik ve kaybı riskli rollerde yeteneği elde tutmak amacıyla asgari ücret artış oranının üzerinde zamlar görülebilir. Diğer roller için daha temkinli bir artış yaklaşımı öne çıkacaktır. Bu çerçevede performans, yan haklar ve bağlılık programları ücret politikasının önemli tamamlayıcıları haline gelecek.” diye konuştu. Çalışan bağlılığı açısından da konuyu değerlendiren Mete şunları aktardı: “Taban gelirdeki artış kısa vadede rahatlama sağlasa da; ücret dengesinin bozulduğu yapılarda motivasyon ve adalet algısını zayıflatabilir. Bu nedenle 2026, şirketler için sadece maliyet yönetimi değil; adil ücret politikası, şeffaf iletişim ve kültür politikalarıyla birlikte ele alınması gereken bir yıl olarak öne çıkıyor. Bunun orta ve uzun vadede kalıcı etki, ücret artışından çok; çalışanların değer gördüğünü hissettiren bütünsel insan ve kültür yaklaşımlarıyla mümkün olacak.”

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi Haber

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi

Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yeni yılda geçerli olacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmalarında varılan sonucu, Bakanlıkta düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyurdu. Toplantıda 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şunları aktardı: “Milyonlarca çalışanımızı ilgilendiren; asgari ücrete ilişkin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu; 12 Aralık’ta başlattığı müzakere sürecini bugün itibariyle tamamlamış ve 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak yeni Asgari Ücret miktarını tespit etmiştir. Yoğun çaba gösteren her bir Komisyon üyemize özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bakanlık olarak; çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabi bu süreçte, sizin de; çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük.” Işıkhan, bu süreçte; işçi konfederasyonlarıyla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerini yaparak, fikirlerini aldıklarını ve onları, karar alma sürecine dahil ettiklerini kaydederek, “Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü yaratan sosyal diyalogun; çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyorum” diye konuştu. “23 Yıldır, Türkiye’yi Her Şartta Büyütme, Her Koşulda Ayakta Tutma Vizyonuyla Yol Yürüyen Bir Yönetim Anlayışına Sahibiz” İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurları olduğuna değinen Bakan Işıkhan, “Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp; birlikte alın teri döktüysek, Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Şunu unutmamalıyız ki; bizler, karşı karşıya gelerek, zıtlaşarak, değil ancak yan yana durduğumuzda, birlikte olduğumuzda, yol alabiliriz” değerlendirmelerinde bulundu. Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak, 23 yıldır, Türkiye’yi her şartta büyütme, her koşulda ayakta tutma vizyonuyla yol yürüyen bir yönetim anlayışına sahip olduklarına vurgu yaparak, “Bu ülke; çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Ancak şunu; açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum: bunca musibete rağmen; bugün her alanda büyük bir oranda toparlanmayı yaşıyoruz. Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ekonomisi sağlamlaştıkça, her zaman olduğu gibi bundan en büyük faydayı da elbette vatandaşlarımız görecektir” ifadelerini kullandı. “Her Büyüme ve Kalkınma Vatandaşımıza Refah Artışı Olarak Dönmeye Devam Edecektir” Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da; her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınmanın, vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edeceğine dikkati çeken Bakan Işıkhan, “Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu. Işıkhan, popülist olmadıklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz; tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde; Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda ‘kimseyi dışarıda bırakmayan’ bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz.” “Türkiye’nin Yarınları; Ancak Bugünün, Emek Ve Üretim Gücünü, Daha Nitelikli Hâle Getirerek Güvence Altına Alınabilir” Bakanlık olarak; çalışma hayatının tüm ekosistemini; daima değişen şartlara uyum sağlayan, ihtiyaçlara hızla cevap verebilen, dinamik ve güçlü bir yapıya oturtmak için kararlı bir şekilde çalıştıklarının altını çizen Bakan Işıkhan, “Çünkü biliyoruz ki; Türkiye’nin yarınları; ancak bugünün, emek ve üretim gücünü, daha nitelikli hâle getirerek güvence altına alınabilir. Bu anlayışla, Asgari Ücrette de; çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. Işıkhan, temel hedefin işçileri de, işverenleri de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesi olduğuna işaret ederek, “Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın; bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Komisyon çalışmalarımıza görüş ve tavsiyeleriyle katkı veren, destek olan tüm sendikalarımıza, kurumlarımıza ve ilgili bakanlıklarımıza; çalışmaların sağlıklı bir şekilde icra edilmesini sağlayan komisyon üyelerimize ve süreci an be an takip eden, siz değerli basın mensuplarına da ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu. Sosyal diyalog sürecinde, Asgari Ücret Komisyonu’nda işveren kesimini temsil eden ve toplantıya aktif bir şekilde görüş ve önerilerini dile getiren Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’na teşekkür eden Bakan Işıkhan, “Güçlü iradeleriyle; gece gündüz demeden çalışan, her koşulda ülkemizin ve milletimizin geleceği için arkamızda duran, bizleri destekleyen ve yolumuzu açan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız; Recep Tayyip Erdoğan’a, tüm emekçiler adına huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum” dedi. Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenen ve 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücrete ilişkin şu bilgileri paylaştı: “1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yapılan bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre; nominal olarak 171 kat, reel olarak ise 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl 1.000 TL olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı yatırım-üretim-istihdam vizyonuyla şekillendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Işıkhan, “Bugüne kadar olduğu gibi; bundan sonra da, çalışma hayatının tüm ihtiyaçlarını; paydaşlarımızla istişare, ortak akıl ve güç birliği içerisinde karşılamayı sürdüreceğiz. Yeni asgari ücretin çalışan, üreten ve büyüyen ülkemiz için ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Toplantıda, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da yer aldı.

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

Asgari Ücrete Ara Zam Olacak mı? Haber

Asgari Ücrete Ara Zam Olacak mı?

Türkiye’nin çoklu hizmet alanlarında faaliyet gösteren lider firmalarından Allservice, iş gücü politikaları ve çalışan memnuniyetine verdiği önemle öne çıkıyor. Kadın istihdamını destekleyen, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yapısıyla dikkat çeken şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve İnsan Kaynakları Yöneticisi Ebru Akyüz, kamuoyunda süregelen asgari ücret tartışmalarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. “Sadece kâr değil, sosyal etki de odak noktamız” Akyüz, Allservice’in yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda sosyal etki odaklı çalışan bir kurum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim gibi geniş ölçekli ve çoklu hizmet alanlarında faaliyet gösteren firmalar açısından çalışan memnuniyeti, sürdürülebilir hizmet kalitesi ve toplumsal sorumluluk son derece önemlidir. Bu bakış açısıyla, asgari ücrete yapılacak ara zam, çalışanların yaşam kalitesini artıracağı için olumlu değerlendirilebilir. Ancak bu tür zamlar, işletmeler üzerinde ani ve yüksek maliyet baskısı oluşturmamalı. Planlı, öngörülebilir ve destekleyici mekanizmalarla birlikte ele alınmalı.” “Ücret artışı, hizmet sektöründe fiyatlara doğrudan yansıyabilir” Asgari ücrete yapılacak bir zammın enflasyon beklentilerine etkisini de değerlendiren Akyüz, Türkiye’de özellikle hizmet sektöründe personel maliyetlerinin fiyatlar üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti: “Biz Allservice olarak dijitalleşme ve verimlilik artırıcı uygulamalar sayesinde maliyetlerimizi optimize etmeyi başardık. Ancak sektör genelinde bu durum henüz yaygın değil. Ücret artışları, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde fiyatlara yansıyabilir ve bu da kısa vadede enflasyon beklentileri üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir. Bu nedenle zam oranı ve zamanlaması dikkatle belirlenmeli.” “Yüzde 20’lik bir zam dengeli olabilir ama destek mekanizmaları şart” Zam oranına ilişkin değerlendirmesinde Ebru Akyüz, hem çalışanı koruyacak hem de işvereni zorlamayacak bir dengeye işaret etti: “Çalışanların temel yaşam maliyetleri, işverenin taşıyabileceği mali yük ve devletin sağlayacağı destekler birlikte değerlendirilmeli. Mevcut ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda, yılın ikinci yarısında %20’lik bir ara zam, dengeli bir çözüm olabilir. Ancak bunun yanında SGK primlerinde indirim gibi destekleyici adımlar da atılmalı. Aksi halde özellikle KOBİ’ler için sürdürülebilirlik riske girebilir ve istihdam kayıpları yaşanabilir.”

Avşar’dan Asgari Ücret Çıkışı: “Ara Zam Artık Bir Zorunluluktur” Haber

Avşar’dan Asgari Ücret Çıkışı: “Ara Zam Artık Bir Zorunluluktur”

Önergede, çalışma hakkı ve iş güvencesinin anayasal güvence altına alındığına dikkat çeken Avşar, ülke ekonomisinin durumu işçiyi koruyan bu hükümlerin çoğunu işlevsiz bıraktığını, çalışanların yarısının 22 bin 104 lira ile çalıştırıldığını ve bununla birlikte enflasyona karşı özlük haklarının korunmaması, iş cinayetleri, güvencesiz çalıştırma gibi işçinin birçok sorunla karşı karşıya kaldığını belirtti. Avşar, Bakan Işıkhan’a son bir yılda kaç işçi eyleminin meydana geldiğini ve arabuluculuk sistemini, işten çıkarılan işçi sayısını ve haklarını, sendika üyeliğini, asgari ücrete ara zammı, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile mevsimlik işçi hakları gibi bir takım soru sordu. ‘Çalışma hakkı ve iş güvencesi anayasaldır’ Avşar, Anayasada çalışma hakkı ve iş güvencesine geniş yer verildiğini ifade etti ve ilgili hükümlere şöyle yer verdi: “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek için gerekli tedbirleri alır. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.”  ‘Ülke ekonomisi işçiyi koruyan hükümlerin çoğunu işlevsiz bırakmıştır’ Anayasa hükümleri çerçevesinde 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler düzenlendiğini ve böylece çalışma hakkı ve iş güvencesi yasal güvence altına alındığını belirten Avşar; “Ancak ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik sebepler çalışma hayatını düzenleyen ve çalışanı koruyan bu hükümlerinin çoğunu işlevsiz bırakmıştır.”, dedi. ‘Çalışanların yarısı 22 bin 104 lira ile asgari ücretlidir’ Avşar, ülkemizde toplam çalışanların yarısının 22 bin 104 lira ile asgari ücretli olduğu, TÜRK-İŞ’in, Nisan Ayı açlık sınırını 24 bin 35 lira ve yoksulluk sınırını ise 78 bin 292 lira olarak açıkladığını ve bu verilere rağmen asgari ücrete enflasyonun altında sadece bir kez zam yapıldığını ve ara zammın da yapılmayacağını söylendiklerini belirtti. Avşar, bu durumdan çalışanların, özellikle de güvencesiz çalışan işçi kesiminin çok daha ağır etkilendiğini ifade etti. ‘İşçi enflasyona karşı korunmuyor’ Avşar, doğal sonuç olarak, gerekçesiz ve tazminatsız işten çıkarma, kötü koşullarda çalıştırma, enflasyon ve hayat pahalılığına karşı özlük haklarında iyileştirme yapmama, sendikal çalışmalara mesafeli olma, grev başlatma, emek sömürüsüne karşı iş yavaşlatma ve bırakma gibi hem işçi hem de işveren tarafından birçok eylem ve uygulamalara gidildiğini belirtti. ‘2024 yılında en az 1897 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir’ İş cinayetlerine dikkat çeken Avşar, sözlerine şöyle devam etti: “ÎSİG Meclisi’nin yüzde 70’ini ulusal basından; yüzde 30’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından tespit ettiklerini belirttikleri verilere göre 2024 yılında en az 1897 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.” ‘İşçimiz kaderine terk edilmiştir’ Avşar, ilgili yönetmelik kapsamında iş sağlığı ve güvenliğine yönelik uygulama ve denetimde eksiklikleri, mevsimlik işçi sorunları, kamuda “eşit işe eşit ücret” politikası ve nitelikli istidam gibi etkinlik, verimlik ve ekonomiklik ilkelerine aykırı çeşitli problemlerin çok belirgin olarak yaşandığını belirtti ve Bakan Işıkhan’a bir dizi soru sordu Ülkemizde son 1 yılda toplu işten çıkarma, iş bırakma, grev, protesto vb. kaç eylem meydana gelmiştir? İşçi işveren arası yaşanan bu tarz anlaşmazlıkları çözmek üzere kurulan bir arabuluculuk sistemi var mıdır?  Ülke genelinde son 1 yılda kaç işçi hangi gerekçeyle, hangi mevzuata göre işten çıkarılmıştır? Bu işçilere kıdem tazminatı, ihbar süresi ve yeni iş arama zamanı tanınmış mıdır?  Sendika üyeliği sebebiyle işten çıkarılan işçi var mıdır? Şayet varsa anayasal olan bu hak mahrumiyetini gidermek bakımından bir çalışmada bulundunuz mu?  Anayasanın, emredici hükmü gereği çalışanı enflasyon, açlık ve yoksulluk sınırına karşı korumak bakımından bir planınız var mıdır? Yılın ikinci yarısında asgari ücrete ara bir zam yapmayı düşünüyor musunuz? Kamu veya özel sektörde ilgili yönetmelik hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Denetimler ne sıklıkta yapılmaktadır? Bu hususta bir takip ve kontrol mekanizması bulunmakta mıdır?  Kötü yaşam koşullarında barınan ve emeklerinin karşılığını alamayan mevsimlik işçilerinin hak ve menfaatlerini güvence altına almaya yönelik yasal düzenleme yapmayı düşünüyor muşunuz?

DEVA Partili Ekmen: Bayram ikramiyesinin en az 14 bin 850 lira olması gerekiyor! Haber

DEVA Partili Ekmen: Bayram ikramiyesinin en az 14 bin 850 lira olması gerekiyor!

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Genel Kurulda söz alarak emeklilerin bayram ikramiyesi konusunu gündeme taşıdı.2018 yılından bu yana asgari ücret, en düşük emekli maaşı ve vergi oranlarındaki güncellemelerin baz alınarak bayram ikramiyesinin artırılması gerektiğini vurgulayan Ekmen, ”Ramazan; bütün milletimizin evinde tatlı bir telaş, tatlı bir koşuşturma demek. Emeklilerimiz ve asgari ücretlilerimiz Ramazan'a yaklaşırken fitre ve zekât almaya muhtaç durumda” diyerek konuşmasına başladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda söz alan DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, yaklaşan Ramazan ayı dolayısıyla, emeklilere yapılacak bayram ikramiyesi ödemesine ve emeklilerin bu konuda beklentilerine dikkat çekti. Bir vatandaş, 180 liraya iki öğün yemekle karnını doyuramaz  Ekmen, ”Bu yıl biliyorsunuz Diyanet, fitre için 180 liralık miktarı ilan etti. Bu bir kişinin iki öğün için karnını doyurmak için gerekli olan minimum rakam.  Fitre miktarının 2018 yılında 19 lira iken bu yıl 180 lira olarak açıklanması, aslında Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yaptığı artışlara kıyasla daha vicdanlı bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Bu artışa rağmen bir vatandaşın 180 liraya 2 öğün yemekle karnını doyurabileceğini söylemek mümkün değil. 180 lirayı bile baz alsak 4 kişilik bir ailenin sadece yeme içme için aylık 21.600 liraya ihtiyacı var demektir. En düşük emekli ücretin 15 bin liranın altında olduğu, asgari ücretin 22 bin lira olduğu dikkate alındığında Diyanet’in fitre miktarıyla dahi 4 kişilik bir aile sadece karnını doyuramamaktadır. Diğer bütün ihtiyaçlarını, kira ödemesini, sair giderlerini bir kenara koyuyoruz” ifadelerini kullandı. Tüm emeklilerin eşit ikramiye alması hakkaniyete uygun değil Bayram ikramiyesinin tüm emeklilere eşit ödenmesini de eleştiren Ekmen, “Bu Ramazan'a yaklaşırken emeklilerimiz ödenecek bayram ikramiyesini de merakla bekliyor. Bayram ikramiyesi ilk olarak 2018 yılında 1.000 lira olarak ilan edilmişti. Bu yıl yeni bir güncelleme olmaz ise 3.000 lira ödeme yapılacak gözüküyor. Aslında güncellemeden önce 2 temel sorunu var hatırlatmamız gereken. Birincisi, bütün emeklilere bayram ikramiyesi eşit ödeniyor. Yani bugün itibariyle 14.500 lira maaş alan ile 120.000 lira emekli maaşı alan kişi aynı ikramiyeden faydalanıyor. Bu hakkaniyete uygun değil. Gerekirse bayram ikramiyesinin belirli bir limitin üstünde maaş alanlara hiç ödememek suretiyle de olsa en az emekli maaşı alanlar başta olmak üzere kademeli olarak ödenmesi gerekiyor. İkincisi, yine biliyorsunuz 2022 Sayılı Yasadan faydalanan 65 yaş üstü emeklilerimiz bu ikramiyeden faydalanmıyor. Oysa onlar için de mümkünse tam miktar değilse de belirli bir oranda bir ödeme yapılması şüphesiz o mahzun gönülleri sevindirecektir ve belki de o gün için torunlarına bir yemek ikram etme fırsatı bulabileceklerdir” dedi. Emekli, asgari ücretli fitre ve zekat almaya muhtaç hale düşmüştür  Yıllar içerisinde bayram ikramiyesinin artış oranına değinen Ekmen, “Peki 2018 yılında verilen 1.000 lirayı baz aldığımızda birçok parite ile karşılaştırabiliriz bunu. 2018'den bugüne kadar asgari ücret veya en düşük emekli ücretindeki artışlarla karşılaştırabiliriz. 2018 yılında en düşük emekli maaşı 939, asgari ücret 1.603 Türk Lirası’ydı. Yani emeklinin aldığı bayram ikramiyesi, maaşının üzerindeydi. Gerçek enflasyonla, TÜİK enflasyonuyla karşılaştırabiliriz. Veyahut da devletin kendi alacaklarına aslan kesilip, kendi ödemelerini sessizlikle geçiştirmesi gibi Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yeniden değerleme oranlarıyla karşılaştırabiliriz. Maliye güncellemelerini baz alırsak, 3.000 liralık ödemenin en az 14.850 lira olması gerekiyor. İktidardan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten ve Çalışma Bakanlığı’ndan talebimiz şudur: Emekli, asgari ücretli fitre ve zekât almaya muhtaç hale düşmüştür. Bu bayramlar vesilesiyle hiç olmazsa 2018'de olduğu gibi Kurban Bayramı’na bir kurban kesebilecek şekilde, hiç olmazsa Ramazan ayında sahurlarını ve iftarlarını kendisine yakışır bir şekilde yapabilmesi için bu bayram ikramiyelerinin güncellenmesi gerekir. Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız Diyanet’in ilan ettiği fitre miktarındaki artış oranı kadar bayram ikramiyesinin hiç olmazsa artışını yapınız” diyerek sözlerini noktaladı.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.