Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Asgari Ücret

Kapsül Haber Ajansı - Asgari Ücret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asgari Ücret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de 2025'te 4 Kişilik Bir Ailenin Yıllık Haberleşme Gideri 27.556 TL Oldu Haber

Türkiye'de 2025'te 4 Kişilik Bir Ailenin Yıllık Haberleşme Gideri 27.556 TL Oldu

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde hanelerin temel ihtiyaçları arasında yer alan haberleşme hizmetlerine ilişkin 2025 yılı maliyet analizini kamuoyuyla paylaştı. BTK verileri baz alınarak hazırlanan çalışmada; sabit telefon, genişbant internet ve dört adet GSM hattından oluşan bir ailenin yıllık iletişim gideri tüm bileşenleriyle değerlendirildi. Haberleşme hizmetlerinin hane bütçesindeki yerini ve maliyet yapısını gösteren 2025 yılı verileri, sektörün içinde bulunduğu ekonomik dengeleri net bir şekilde ortaya koyuyor. TELKODER tarafından yapılan hesaplamalara göre, 2024 yılında 18.744,18 TL seviyesinde olan 4 kişilik bir ailenin yıllık haberleşme gideri, 2025 yılı itibarıyla 27.556,00 TL’ye ulaştı. Söz konusu toplam tutarın 21.197,00 TL’sini doğrudan sunulan hizmet bedelleri, 6.360,00 TL’sini ise zorunlu iletişim vergileri oluşturuyor. TELKODER: Sektörde Dengeli ve Öngörülebilir Yapı Şart TELKODER tarafından yapılan değerlendirmede, yıllık toplam asgari ücret geliri baz alındığında haberleşme hizmetlerinin hane bütçesi içindeki payının %8,83 seviyesinde gerçekleştiği görülüyor. Bu oran, bağlantılı yaşamın bir parçası olarak haberleşme hizmetlerine olan yapısal ihtiyacın devam ettiğine işaret ederken; sektörün artan altyapı yatırımları, enerji maliyetleri ve operasyonel giderler karşısında sürdürülebilirliğinin önemini de beraberinde getiriyor. 2025 yılı itibarıyla toplam haberleşme harcamasının yaklaşık %23’ünü oluşturan vergiler, sektördeki maliyet yapısının en önemli bileşenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Bu çerçevede hem kullanıcı erişimini destekleyen hem de işletmecilerin yatırım kapasitesini koruyan dengeli bir maliyet yapısının, sektörün gelişimi açısından kritik rol oynadığı ortaya konuyor. Öte yandan; 2016 yılında sadece hizmet bedelinin yıllık gelire oranı %10,29 iken, bugün vergiler dahil toplam yükün bu oranın altında kalması (%8,83), sektörde uzun vadeli ve daha dengeli bir maliyet yapısının oluştuğunu gösteriyor. Bu tablo, haberleşme hizmetlerinde vergi ve maliyet bileşenlerinin hem hane bütçesi hem de işletmecilerin yatırım kapasitesi üzerinde belirleyici bir etki alanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Sabit telefon, internet ve GSM hizmetlerindeki vergi yapısının sadeleştirilmesi, hane bütçesi üzerindeki baskıyı azaltmanın yanı sıra, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedefleri doğrultusunda sektörün yatırım kapasitesini güçlendirecek önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Haberleşme hizmetlerinin stratejik önemine dikkat çeken TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Haberleşme hizmetleri, sadece bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen değil, aynı zamanda ülkemizin dijitalleşme hedeflerine ulaşabilmesi için kritik öneme sahip bir sektörü temsil ediyor. Son rapora baktığımızda telekomünikasyon sektörü de birçok sektörde olduğu gibi yüksek vergiler ve işletme maliyetlerinin artması odağında harcamaların arttığı bir süreci yaşıyor. Bu noktada işletmecilerin ve tüketicilerin vergi yüklerini azaltmak ve rekabeti arttırmak önümüzdeki dönem için son tüketici maliyetlerini dengelemede önemli bir adım olacaktır. TELKODER olarak, tüm tarafların ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran, dengeli ve sürdürülebilir çözümler geliştirilmesi için çalışmayı sürdüreceğiz. Bu sürecin hem bireysel hem de sektörel düzeyde olumlu etkiler yaratacağına inanıyoruz." Haberleşme sektörü, dijitalleşmenin hızlandığı bir dönemde hem bireylerin hem de işletmelerin kesintisiz bağlantı ihtiyacını karşılayan stratejik bir altyapı alanı olmayı sürdürüyor. TELKODER bu yapının sürdürülebilirliği için tüm paydaşlarla birlikte daha dengeli ve öngörülebilir bir sektör yapısının gelişmesini desteklemeye devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Nominal Olarak Yüzde 22,8 Arttı Haber

AVM Metrekare Verimlilik Endeksi, Nominal Olarak Yüzde 22,8 Arttı

AVM’lerde ciro nominal olarak artmaya devam etse de enflasyonun gerisinde kalan performans ve zayıflayan ziyaretçi trafiği sektörde reel daralmaya işaret ediyor. AYD ve Akademetre Research iş birliğiyle hazırlanan AVM Endeksi’nin Şubat 2026 sonuçlarına göre metrekare verimlilik endeksi, geçen yılın aynı ayına kıyasla nominal olarak yüzde 22,8 artarak 3.965 puan olarak kaydedildi. Son aylarda gözlenen dalgalı seyir, AVM performansında istikrarlı bir toparlanma olmadığını göstermektedir. Şubat 2026’da yıllık enflasyon oranının yüzde 31,53 olduğu dikkate alındığında, metrekare başına ciro artışının enflasyonun altında gerçekleştiği görülüyor. Endeksi yorumlayan Ekonomist Fatih Keresteci, şu noktalara dikkat çekti: “AVM ciro endeksi 2026 yılı şubat ayında, geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak %22,8 büyüdü. Ocak’ta oldukça güçlü bir performans kaydeden endeks ne yazık ki Şubat’ta enflasyondan arındırılmış seriye göre belirgin derecede ivme kaybetti: Manşet olarak, geçen yılın aynı ayına göre reel olarak %6,6’lık bir daralma var. Bununla birlikte, şubat ayı rakamlarını değerlendirirken iki hususa dikkat etmekte yarar olacaktır. İlk olarak, Ramazan etkisi zira ülkemizde Ramazan dönemi tüketim alışkanlıklarını ve tüketici davranışlarını dramatik bir şekilde etkileyebiliyor. İkincisi, satın alma gücündeki erimenin öngörülenden çok daha hızlı yaşanması. Şöyle ki, asgari ücret özelinden ilerlersek, 2025 yılında asgari ücret artış oranı %30 olurken 2025 yılı ortalama TÜFE enflasyonu %34,9 olmuştu. 2026 yılına girilirken asgari ücret %27 artırılırken daha ilk iki ayda enflasyon %8 artış kaydetti. Bu istatistikler bize açık bir şekilde satın alma gücündeki erozyonu yansıtıyor. Zaten, hane halkı enflasyon beklentileri de bu durumu açık bir şekilde gösteriyor. Ramazan etkisi ve “cüzdandaki daralma üzerinden kategori bazlı harcamalara bakınca şaşırtıcı olmayan sonuçlarla karşılaşıyoruz: Hipermarket %27,5; yiyecek-içecek ise %26,5 ile genel ortalamanın bir tık üzerinde artarak Ramazan etkisini yansıtıyor olsa da satın alma gücündeki zayıflık nedeniyle bu kategorilerdeki artış hayal ettiğimiz seviyelerin altında kalıyor. Kişisel bakım-kozmetik kategorisindeki %44,5’lik etkileyici büyüme performansı, açık şekilde, pazarlama literatüründeki “lipstick etkisini” yansıtıyor. Bu ifade, durgunluk veya ekonomik belirsizliklerin hakim olduğu dönemlerde tüketicilerin lüks araç, pahalı tatil veya mücevher gibi büyük harcamalardan kaçınmalarını, bunun yerine kendilerini iyi hissettirecek küçük ve uygun fiyatlı lüks ürünlere (örneğin kaliteli bir ruj) yönelmelerini tasvir eder. Başka bir ifade ile ekonomik belirsizlik dönemlerinde insanlar, büyük hayallerini ertelemek zorunda kaldıklarında yaşadıkları moral bozukluğunu, ulaşılabilir küçük lükslerle telafi etmeyi denerler. Bizce elektronik ürünler de artık aynı rolü üstlenmeye başladı. Henüz oturmamış bir tabir olsa da “teknolojik eskapizm” insanların gerçek dünyadaki ekonomik ve sosyal sıkıntılardan kaçmak için teknolojiye yatırım yapmasını anlatır ve nesnenin kendisinden ziyade yarattığı dijital imaja odaklanmasını resmeder. Son dönemde sıkça olduğu üzere teknoloji kategorisi %42,6 ile hem ortalamanın çok üzerinde hem de reel artış kaydederek ön plana çıkmış. Cüzdan büyümüyorsa, bir kategoriye harcanan gelir, başka bir kategoriden vazgeçilmesi anlamını taşır. Buna bir de Ramazan etkisini dahil edersek eğlence ve hobi kategorisi Şubat’ta %16,2 düşüş kaydetmiş. Ayakkabı segmentindeki yapısal problemi uzun süredir dile getiriyoruz ancak Şubat’taki nominal %13,3’lük daralma oldukça çarpıcı... Giyim kategorisinde ise %18,2’lik cılız bir artış var ki, bu da feragat edilen alanlardan birisi olarak ön plana çıkıyor. Ziyaretçi sayısına bakınca geçen yıla göre bir değişim olmamakla birlikte ocak ayına göre keskin bir daralma var. Ramazan etkisi, kış etkisi, okulların ara tatili gibi unsurların burada etkili olduğunu düşünüyoruz, ki şubat ayları mevsimsel olarak AVM müşteri sayısı açısından en zayıf performansa sahne olur.” Şubat 2026 döneminde metrekare verimlilik endeksi, Ocak 2026 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde yüzde 15,0 oranında azalış göstererek 3.965 puana gerilemiştir. Şubat ayında gözlenen daralma, özellikle yılın ilk ayına kıyasla tüketici harcamalarında görülen mevsimsel yavaşlamaya işaret ederken, enflasyonun üzerinde kalamayan ciro artışı, perakende sektöründe reel büyüme gerçekleşmediğini göstermektedir. Metrekare Başına Ciroda İstanbul Yine Öne Çıktı Şubat ayında kiralanabilir metrekare başına düşen ciro, İstanbul’da 17.737 TL, Anadolu’da 13.365 TL, Türkiye genelinde ise 15.114 TL olarak gerçekleşti. Metrekare Verimliliğinde En Yüksek Artış “Kişisel Bakım ve Kozmetik” Kategorisinde… Şubat ayında kategoriler bazında metrekare verimliliğinde en yüksek artışın “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisinde yaşandığı görüldü. “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisi metrekare verimliliği geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre enflasyondan arındırılmadan yüzde 44,5 oranında artış kaydetti. Geçtiğimiz yılın şubat ayı ile karşılaştırıldığında AVM’lerdeki “Teknoloji” kategorisinde yüzde 42,6, “Hipermarket” kategorisinde yüzde 27,5, “Yiyecek İçecek” kategorisinde yüzde 26,5, “Diğer” kategorisinde yüzde 25,6, “Giyim” kategorisinde yüzde 18,2’lik artış görülürken “Ayakkabı” kategorisinde yüzde 13,3 ve “Eğlence Hobi” kategorisinde yüzde 16,2’lik bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Şubat 2026 döneminde kategoriler bazında metrekare verimlilik endeksi, Ocak 2026 dönemi ile karşılaştırıldığında ve enflasyondan arındırılmadan incelendiğinde; “Teknoloji” kategorisinde yüzde 7,8 ve “Kişisel Bakım ve Kozmetik” kategorisinde gerçekleşen yüzde 5,7’lik artış dışında kalan tüm kategorilerde düşüş görülmektedir. “Hipermarket” kategorisinde yüzde 7,2, “Diğer” kategorisinde yüzde 9,8, “Yiyecek İçecek” kategorisinde yüzde 19,3, “Giyim” kategorisinde yüzde 21,5, “Ayakkabı” kategorisinde yüzde 27,6 ve “Eğlence Hobi” kategorisinde yüzde 48,0 oranında düşüş yaşandığı gözlenmektedir Ziyaretçi Sayısında Sınırlı Artış Şubat 2026 verileri bir önceki yılın aynı ayı ile karşılaştırıldığında ziyaret sayısı endeksinde değişim görülmemiştir. Ziyaretçi sayısında ciddi artış görülmemesine rağmen ciro tarafındaki yükseliş, tüketici başına harcamanın arttığına işaret etmektedir. Ocak 2026’a göre ise ziyaretçi sayısında yüzde 19,0 oranında düşüş kaydedildi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı Haber

Başkan Şadi Özdemir’den Hasanağa’da “Tarıma Sahip Çıkın” Çağrısı

Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Şadi Başkan Mahallende Söz Sende” buluşmalarını sürdürüyor. Başkan Şadi Özdemir’in son durağı, tarımsal potansiyeli ve sanayi bölgelerine yakınlığı ile bilinen Hasanağa Mahallesi oldu. Program öncesinde Başkan Şadi Özdemir, Hasanağa Mahalle Muhtarı Rüstem Kartoğlu ve Hasanağa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Korun ile de görüştü. Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ve çok sayıda mahalle sakininin katılımıyla gerçekleşen buluşmada Hasanağa’nın altyapı, ulaşım ve imar sorunları masaya yatırıldı. Başkan Şadi Özdemir, mahalle sakinlerine tarım alanlarının korunması ve kırsal kalkınma vurgusu yaptı. “TOPRAKLARINIZI SATMAYIN, GELECEĞİ YOK ETMEYİN” Hasanağa’nın Bursa’nın en kıymetli ve hızlı gelişen bölgelerinden biri olduğunu belirten Başkan Şadi Özdemir, bölgedeki tarım arazileri üzerindeki imar ve satış baskısına dikkat çekti. Arazilerin elden çıkarılmasının gelecek kuşakları zor durumda bırakacağını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, “Ekonomik koşulların zorluğunu biliyoruz. Topraklarınızı satarsanız, 3-4 kuşak sonra çocuklarınız başkalarına hizmet eder hale gelir. Bu topraklar sizi ve bizleri yüzyıllardır besliyor. Hasanağa enginarı gibi tescilli, marka bir ürününüz var. Dünyada gıda krizinin konuşulduğu bir dönemde bu topraklara sahip çıkmak zorundayız” dedi. “SİZ ÜRETİN, PAZARLAMASINI BİZE BIRAKIN” Üreticinin kazanması ve tarımın sürdürülebilir olması için en doğru modelin kooperatifleşme olduğunu ifade eden Başkan Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi olarak bu sürece tam destek vereceklerini açıkladı. Çiftçiye “Birlikte hareket edin” çağrısında bulunan Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Kooperatifleşin diyoruz. Siz ürettiğinizi kooperatife verin, biz satışını üstlenelim. Ne üretirseniz alalım; İstanbul ve Eskişehir gibi büyükşehir belediyeleriyle kurduğumuz ağ üzerinden pazarlayalım. Üretici, ‘Malım elimde kalır mı?’ endişesi taşımasın.” “GENÇLERİ KÖYE GERİ DÖNDÜRMELİYİZ” Konuşmasında tersine göç konusuna da değinen Başkan Şadi Özdemir, gençlerin tarımdan uzaklaşarak kent merkezlerinde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kaldığını hatırlattı. Tarımın yeniden cazip hale getirilmesi gerektiğini belirten Başkan Özdemir, “Gençlerimiz şehirde asgari ücretle, sigortalı bir iş umuduyla çalışıyor. Ancak buradaki potansiyel doğru değerlendirilirse, toprağından elde edeceği gelir çok daha yüksek olabilir. Sigorta ve gelecek kaygısını kooperatif çatısı altında çözebiliriz. Gençlere, kendi topraklarında kazanabilecekleri bir model sunarsak onları köye, üretime geri döndürebiliriz” diye konuştu. HASANAĞA’YA YENİ YATIRIM MÜJDESİ Toplantıda Nilüfer Belediyesi’nin Hasanağa Mahallesi’nde sürdürdüğü yatırımlar hakkında bilgi veren Başkan Şadi Özdemir, önümüzdeki dönemde kapalı pazar alanı, meydan düzenlemesi, düğün salonu ve sosyal tesis alanını da hayata geçirmek istediklerini söyledi. Başkan Şadi Özdemir buluşmada, mahalle sakinlerinin talep ve önerilerini dinleyerek, çözüm önerileri hakkında fikir alışverişinde bulundu. Advertorial

GÜSOD: Sektörümüzde Asgari Ücretin Yüzde 25-50 Üzerinde Bir Ücret Benimsenmeli Haber

GÜSOD: Sektörümüzde Asgari Ücretin Yüzde 25-50 Üzerinde Bir Ücret Benimsenmeli

Özel güvenlik sektörünün önde gelen sivil toplum kuruluşları arasında yer alan GÜSOD, kurulduğu günden beri üstlendiği misyona uygun olarak özel güvenlik sektörünün gelişim sürecine katkı sağlamayı kararlılıkla sürdürüyor. Düşük ücret politikaları istihdam açığını büyütüyor Asgari ücret konusunda açıklamalarda bulunan Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Başkanı Turgay ŞAHAN: “Özel güvenlik görevlilerinin çalışma koşullarının zorluklarının yanı sıra düşük ücret politikalarının uygulanması da istihdam açığını büyütüyor. Özel güvenlik görevlilerinin sürekli iş değiştirmelerden kaynaklanan hızlı sirkülasyon ise hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor. İş güçlüğü ve riskinin de beraberinde getirdiği bu faktörler paralelinde; hizmetin arzu edilen seviyede sunulabilmesi için asgari ücretin yüzde 25-50 üzerinde bir ücretin, hizmet alan ve hizmet veren ilişkisi içinde benimsenmesi gerektiğini düşünüyoruz.” diyor. Çalışma şartları ve özlük hakları iyileştirilmeli Özel güvenlik sektöründe kamuda çalışanla, özel işletmelerde çalışmakta olan özel güvenlik görevlilerinin aldıkları maaşlar arasında farklılıklar bulunduğuna da dikkat çeken ŞAHAN, “Kamuda çalışan özel güvenlik görevlileri daha yüksek maaşlar alabiliyor. Belirli zamanlarda kamu otoriteleriyle bir araya gelerek bu sorunları dile getirmekteyiz. Kamunun da bu konudaki yaklaşımları oldukça olumlu. Özel güvenlik görevlilerinin yerine getirdikleri görevi bir meslek olarak benimseyebilmeleri için bir dönüm noktasına gelmiş bulunmaktayız. Çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilmemesi ne yazık ki deneyimli ve nitelikli iş gücü kaybına neden oluyor. Ücretlerin artırılması, özlük ve yan hakların iyileştirilmesi çalışanların motivasyonlarını artıracaktır, bu sayede sektörümüz de personel bulma konusunda zorluk yaşamayacaktır.” dedi. Yüksek turnover oranının önüne geçilmeli Turgay ŞAHAN, “Özel güvenlik görevlisi olarak hizmet verenler, asgari ücret seviyesinde maaş almaları ve özlük hakları gibi nedenlerden dolayı sık sık iş değiştiriyor. Dolayısıyla özel güvenlik şirketleri sürekli olarak yeni personel arayışına giriyor ve bu da ‘talep çok’ algısına yol açıyor. Sadece işverenlerin değil, devletin de özel güvenlik sektörüne yönelik politikaları ve düzenlemeleri gözden geçirmesi ve çalışanların haklarını koruyacak adımlar atması gerekiyor. Bu sayede motive olacak özel güvenlik görevlilerinin sektörde çalışmaya devam edeceğine inanıyorum. Kamusal ve özel alanlarda güvenliğin sağlanmasında büyük rol oynayan özel güvenlik görevlilerinin emeğinin karşılığını tam olarak alamaması sektörün gelişmesine engel oluyor. Sektörümüzdeki istihdam açığının ve yüksek turnover oranının önüne geçmek için ücretlerin ve özlük hakların iyileştirilmesi gerekiyor.” şeklinde sözlerine devam etti. Turgay ŞAHAN: “İlan edilen asgari ücret oranına bağlı kalınmadan acil olarak sektörel farklılık algısının oluşması gerekmekte. Böylece özel güvenlik hizmeti talep edenlerin mevcut ücret politikasıyla bu hizmeti arzu edilen seviyede alınamayacağının kabul görmesi sağlanmalı. Özlük ve yan haklarda yapılacak iyileştirmelerle, hizmet veren şirketlerin ve derneğimizin daha önce bu konuda açıklamış olduğu ve kamuda çalışan özel güvenlik görevlilerine tanınan ayrıcalıkta olduğu gibi ücretlerinin asgari ücretin yüzde 25-50 seviyesi aralığına denk gelecek bir artış ile kabul görmesi gerekiyor. Bu düzenlemeler; kök ücretler üzerine konulacak bir farkla elde edilebileceği gibi, bir kısmında yan haklar üzerinden sağlanacak farklar şeklinde de olabilir.” açıklamasını yaptı.

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek? Haber

Asgari Ücret Çalışan Bağlılığını Ne Düzeyde Etkileyecek?

Konuyla ilgili görüşlerini aktaran Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, “Asgari ücretin yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak belirlenmesi, sadece taban gelir grubunu değil; özel sektördeki ücret dağılımını, zam bütçelerini ve çalışan bağlılığını da doğrudan etkileyen stratejik bir karar.” dedi. Milyonların beklediği karar açıklandı. Asgari ücret 2026 yılı için yüzde 27 artışla 28 bin 75 lira olarak açıklandı. Kararın iş dünyasına ve çalışan bağlılığına olan etkisini değerlendiren Neotalent Kurucusu ve İnsan ve Kültür Strateji Uzmanı Zeynep Mete, Türkiye’de asgari ücretin birçok sektörde taban ücret olmanın ötesinde, yıllık ücret artışlarının da başlangıç eşiği ve referans noktası olarak kullanıldığını, bu nedenle yapılan artışın, yalnızca asgari ücretli çalışanları değil, asgari ücret bandının hemen üzerinde yer alan geniş çalışan gruplarını da etkilediğini söyledi. Asgari Ücret 2026 Ücret Politikalarını da Etkiledi Konuyla ilgili görüşlerini aktarmaya devam eden Mete, “Bu artış, taban gelir grubu için bir rahatlama sağlasa da; asgari ücret ile asgari ücretin hemen üzerinde ücret alan çalışanlar arasındaki fark yeniden daraldığı için, şirketler açısından ücret politikalarında dengeleme-düzeltme zammı ihtiyacını gündeme taşıdı. Özellikle saha çalışanları, operasyon rolleri ve genç profesyoneller gibi gruplarda ücret adaleti ve motivasyonun korunması daha da önem kazanacak.” dedi. İşveren tarafında bu kararın, 2026 zam politikalarını tek seferlik yüksek artıştan çok, daha seçici ve farklılaşan bir yapıya yönlendirmesini beklediklerini de söyleyen Mete, “Kritik ve kaybı riskli rollerde yeteneği elde tutmak amacıyla asgari ücret artış oranının üzerinde zamlar görülebilir. Diğer roller için daha temkinli bir artış yaklaşımı öne çıkacaktır. Bu çerçevede performans, yan haklar ve bağlılık programları ücret politikasının önemli tamamlayıcıları haline gelecek.” diye konuştu. Çalışan bağlılığı açısından da konuyu değerlendiren Mete şunları aktardı: “Taban gelirdeki artış kısa vadede rahatlama sağlasa da; ücret dengesinin bozulduğu yapılarda motivasyon ve adalet algısını zayıflatabilir. Bu nedenle 2026, şirketler için sadece maliyet yönetimi değil; adil ücret politikası, şeffaf iletişim ve kültür politikalarıyla birlikte ele alınması gereken bir yıl olarak öne çıkıyor. Bunun orta ve uzun vadede kalıcı etki, ücret artışından çok; çalışanların değer gördüğünü hissettiren bütünsel insan ve kültür yaklaşımlarıyla mümkün olacak.”

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi Haber

Yeni Asgari Ücret 28 Bin 75 Lira Olarak Belirlendi

Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun yeni yılda geçerli olacak asgari ücret rakamını belirleme çalışmalarında varılan sonucu, Bakanlıkta düzenlenen toplantıyla kamuoyuna duyurdu. Toplantıda 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti açıklayan Bakan Işıkhan, şunları aktardı: “Milyonlarca çalışanımızı ilgilendiren; asgari ücrete ilişkin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu; 12 Aralık’ta başlattığı müzakere sürecini bugün itibariyle tamamlamış ve 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak yeni Asgari Ücret miktarını tespit etmiştir. Yoğun çaba gösteren her bir Komisyon üyemize özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bakanlık olarak; çalışma hayatımızda, sosyal diyaloğun bir gereği olarak, tüm istişare mekanizmalarını aktif bir şekilde işlettik. Tabi bu süreçte, sizin de; çok yakından takip ettiğiniz gibi, bakanlık olarak biz, her iki taraf arasındaki hakemlik rolümüzün gerektirdiği şekilde, hem işçi temsilcilerimizle hem de işveren temsilcilerimizle görüşmelerimizi kararlılıkla sürdürdük.” Işıkhan, bu süreçte; işçi konfederasyonlarıyla da, işveren temsilcileriyle de görüşmelerini yaparak, fikirlerini aldıklarını ve onları, karar alma sürecine dahil ettiklerini kaydederek, “Şartlar ne olursa olsun, nihai karar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bizim devlet olarak; sosyal paydaşlarımızla iletişimi kesme, talep ve tekliflere kulaklarımızı kapatma lüksümüz bulunmamaktadır. Ortak hareket, uzlaşı ve istişare kültürü yaratan sosyal diyalogun; çalışma hayatımızın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesinin, ön şartı olduğuna inanıyorum” diye konuştu. “23 Yıldır, Türkiye’yi Her Şartta Büyütme, Her Koşulda Ayakta Tutma Vizyonuyla Yol Yürüyen Bir Yönetim Anlayışına Sahibiz” İşçilerin de işverenlerin de çalışma hayatının asli unsurları olduğuna değinen Bakan Işıkhan, “Bugüne kadar ülkemizin ve milletimizin istikbali için, nasıl birlikte çalışıp; birlikte alın teri döktüysek, Türkiye’yi, nasıl el ele verip birlikte büyüttüysek; bundan sonra da aynı birlik ve beraberlik ruhuyla aynı hedeflere yürümeye devam edeceğiz. Şunu unutmamalıyız ki; bizler, karşı karşıya gelerek, zıtlaşarak, değil ancak yan yana durduğumuzda, birlikte olduğumuzda, yol alabiliriz” değerlendirmelerinde bulundu. Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak, 23 yıldır, Türkiye’yi her şartta büyütme, her koşulda ayakta tutma vizyonuyla yol yürüyen bir yönetim anlayışına sahip olduklarına vurgu yaparak, “Bu ülke; çok kısa süreler içinde ekonomik saldırılar, büyük depremler yaşadı, dünya çapında pandemi yaşadı, küresel krizler yaşadı, bölgemizdeki savaşların, enerji krizlerinin ve tedarik zinciri kırılmalarının tam ortasında kaldı. Ancak şunu; açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum: bunca musibete rağmen; bugün her alanda büyük bir oranda toparlanmayı yaşıyoruz. Türkiye büyüdükçe, güçlendikçe, ekonomisi sağlamlaştıkça, her zaman olduğu gibi bundan en büyük faydayı da elbette vatandaşlarımız görecektir” ifadelerini kullandı. “Her Büyüme ve Kalkınma Vatandaşımıza Refah Artışı Olarak Dönmeye Devam Edecektir” Geçmişte nasıl olduysa, bundan sonra da; her iyileşme, her ilerleme, her büyüme ve kalkınmanın, vatandaşa refah artışı olarak dönmeye devam edeceğine dikkati çeken Bakan Işıkhan, “Bu bizim en temel anlayışımız, en temel yaklaşımımızdır. Asgari ücrette de, diğer meselelerde de esas olan, yapılan artışların; çarşıda, pazarda, market raflarında, etiketlerde eriyip gitmemesidir. Yapılan artışlarla; vatandaşımızın satın alma gücünün korunması ve yaşam kalitesinin geliştirmesini hedeflemekteyiz” şeklinde konuştu. Işıkhan, popülist olmadıklarını söyleyerek, şöyle devam etti: “Hiçbir zaman muhalefetin popülist yaklaşımlarını da ciddiye almadık. Biz işimize baktık, çalıştık, ve projelerimizle, eserlerimizle vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına en uygun, en reel politikaları geliştirdik ve hayata geçirdik. Biz 23 yıldır, AK Parti olarak, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı; emeğin kıymet gördüğü, çalışanın hakkının korunduğu, büyümenin tabana yayıldığı bir yüzyıl yapmakta da kararlıyız. Bakanlık olarak gerçekleştirdiğimiz; tüm çalışmalarımızda, hedef ve önceliklerimizde; Türkiye’nin küresel dönüşümde; güçlü, rekabetçi, üretim odaklı ve aynı zamanda ‘kimseyi dışarıda bırakmayan’ bir çalışma hayatı vizyonu inşa etme çabamız vardır. İşgücü piyasalarımızı daha dayanıklı kılacak, sosyal koruma ve sosyal güvenlik sistemimizi yarınlara hazırlayacak, çalışanlarımızın beceri dönüşümünü hızlandıracak politikaları hazırlama ve uygulama noktasında, bunu bir mecburiyet olarak görüyoruz.” “Türkiye’nin Yarınları; Ancak Bugünün, Emek Ve Üretim Gücünü, Daha Nitelikli Hâle Getirerek Güvence Altına Alınabilir” Bakanlık olarak; çalışma hayatının tüm ekosistemini; daima değişen şartlara uyum sağlayan, ihtiyaçlara hızla cevap verebilen, dinamik ve güçlü bir yapıya oturtmak için kararlı bir şekilde çalıştıklarının altını çizen Bakan Işıkhan, “Çünkü biliyoruz ki; Türkiye’nin yarınları; ancak bugünün, emek ve üretim gücünü, daha nitelikli hâle getirerek güvence altına alınabilir. Bu anlayışla, Asgari Ücrette de; çalışanlarımızın hakkını ve emeğini enflasyona ezdirmeyecek, işverenlerimizi mağdur etmeyecek; en doğru ve en makul, ortak noktada fikir birliğine varmak, sadece mali kazanımlar için değil aynı zamanda toplumsal barış ve dayanışma şuurumuz bakımından da hayati bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. Işıkhan, temel hedefin işçileri de, işverenleri de memnun edecek, bir denge seviyesinin tespit edilmesi olduğuna işaret ederek, “Bu sebeple bugün açıklayacağımız kararın; bu dengeyi gözetecek nitelikte olması için yoğun çaba harcadığımızı özellikle vurgulamak isterim. Bu süreçte olumlu yaklaşımları dolayısıyla tüm sosyal paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Komisyon çalışmalarımıza görüş ve tavsiyeleriyle katkı veren, destek olan tüm sendikalarımıza, kurumlarımıza ve ilgili bakanlıklarımıza; çalışmaların sağlıklı bir şekilde icra edilmesini sağlayan komisyon üyelerimize ve süreci an be an takip eden, siz değerli basın mensuplarına da ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu. Sosyal diyalog sürecinde, Asgari Ücret Komisyonu’nda işveren kesimini temsil eden ve toplantıya aktif bir şekilde görüş ve önerilerini dile getiren Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’na teşekkür eden Bakan Işıkhan, “Güçlü iradeleriyle; gece gündüz demeden çalışan, her koşulda ülkemizin ve milletimizin geleceği için arkamızda duran, bizleri destekleyen ve yolumuzu açan Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız; Recep Tayyip Erdoğan’a, tüm emekçiler adına huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum” dedi. Bakan Işıkhan, Asgari Ücret Komisyonu tarafından belirlenen ve 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücrete ilişkin şu bilgileri paylaştı: “1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş, brüt asgari ücret tutarı ise 33 bin 30 lira olarak belirlenmiştir. Yapılan bu artışla asgari ücreti; geçtiğimiz yıla göre yüzde 27 oranında artırmış oluyoruz. Asgari ücrette 2002 yılına göre; nominal olarak 171 kat, reel olarak ise 251’lik bir artış sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca geçtiğimiz yıl 1.000 TL olarak uyguladığımız asgari ücret desteğini önümüzdeki yıl 1270 lira olarak uygulamaya devam edeceğiz. Yeni ücret ile birlikte çalışanlarımızı; enflasyona ezdirmeme sözümüzün arkasında olduğumuzu bir kez daha vurgulamak isterim. Devletimiz; tüm kurum ve kuruluşlarıyla işçimizin, işverenimizin ve vatandaşımızın yanında olmaya devam edecektir.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı yatırım-üretim-istihdam vizyonuyla şekillendirmeye devam edeceklerine vurgu yapan Işıkhan, “Bugüne kadar olduğu gibi; bundan sonra da, çalışma hayatının tüm ihtiyaçlarını; paydaşlarımızla istişare, ortak akıl ve güç birliği içerisinde karşılamayı sürdüreceğiz. Yeni asgari ücretin çalışan, üreten ve büyüyen ülkemiz için ve aziz milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı. Toplantıda, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol da yer aldı.

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış Haber

Asgari Ücrette İş Dünyası’nın Beklentisi Yüzde 25-30’luk Artış

2026 yılı için asgari ücretin belirleneceği görüşmeler tartışmaların odağında başlıyor. İş dünyası temsilcileri artış oranının sadece büyüklüğünden değil, zamanlaması ve mali yapılar üzerindeki etkisinden de endişe ediyor. Kurumsal hizmet yönetimi sektöründe geniş bir iş gücünü yöneten Allservice’in Yönetim Kurulu Başkanı ve İK Yöneticisi Ebru Akyüz, asgari ücrete ilişkin değerlendirmelerinde hem büyüklük hem de süreç vurgusu yaptı. Kasım 2025 enflasyonu: yıllık %31,07 Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı Kasım 2025 TÜFE verilerine göre yıllık enflasyon %31,07, aylık artış %0,87 olarak gerçekleşti. Özel hesaplama yapan bağımsız enflasyon göstergeleri TÜİK verisinin üzerinde rakamlar verirken (ENAG gibi), resmi veri enflasyonun hâlâ yüksek seyrettiğini teyit ediyor. Bu enflasyon ortamı, hane halklarının reel gelirini baskılarken, şirketlerin ücret maliyetlerini de artırıyor; dolayısıyla asgari ücrette yapılacak düzenlemeler hem sosyal koruma hem de istihdam dinamikleri için belirleyici olacak. İŞVEREN DESTEK BEKLİYOR Hükümet ve ilgili kurumlarca açıklanan 2025 yılı için uygulanan asgari ücret tutarı brüt 26.005,50 TL, net 22.104,67 TL olarak kayıtlarda yer alıyor. İşverene maliyet hesaplamalarında ise sektör ve prim yüklerine göre farklılıklar olmakla birlikte PwC ve ilgili kurumların hesaplarına göre işverene toplam maliyet örnekleri yıllık bazda yaklaşık 30–31 bin TL civarında hesaplanıyor. Bu rakamlar, 2026 için planlanacak artışların işverene getireceği ilave yükün büyüklüğünü göstermesi açısından önem taşıyor. “2026 İÇİN RASYONEL ARTIŞ YÜZDE 25–30 BANDI” Asgari ücret artış oranı sorulduğunda Akyüz, üç temel kriterin—enflasyon, şirket maliyetleri ve çalışan yaşam koşulları—birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti: “2026 için en rasyonel artış yüzde 25–30 bandı. Bu oran çalışanı kısmen korur, işverenin maliyet yapısını bir anda bozmaz. Önemli olan tüm tarafların sürdürülebilir bir zeminde buluşması.” Akyüz’e göre bu bant, hem reel ücretleri toparlamaya yönelik bir adım anlamına gelecek hem de şirketlerin ani nakit baskısı ile karşılaşmasını sınırlayacak. İŞVERENLERİN ÖNCELİĞİ: ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK Akyüz, iş dünyasının sadece “yüzde” ile ilgilenmediğini; artışın önceden duyurulması, takvime bağlanması ve planlanabilir olması gerektiğini vurguladı: “Bugün işverenlerin en büyük beklentisi öngörülebilirlik. Şirketler ani ve yüksek artışlara hazırlanmakta zorlanıyor. Rakamdan çok sürecin planlanabilir olması önemli.” Geçmiş yıllarda tek seferlik büyük artışların KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskı hatırlatılırken, orta yolun bulunmasının istihdamı koruyacağı belirtiliyor. YILDA İKİ ZAM TARTIŞMASI: UYGULANABİLİR AMA MEKANİZMA GEREKLİ Akyüz, enflasyonist dönemlerde yılda iki zammın çalışanları koruyabileceğini ancak bunun şeffaf, önceden belirlenmiş bir takvime bağlanması gerektiğini söyledi: “Yıl içinde güncelleme yapılabilir; ancak bunun mutlaka öngörülebilir bir mekanizmaya bağlanması gerekir. Belirsizliği azaltan her adım hem işçiyi hem işvereni rahatlatır.” Uzmanlar, geçmiş uygulamalardan hareketle çift zammın kısa vadede alım gücünü desteklediğini, ancak işletmelerin likidite planlamasında öngörülemeyen dalgalanmalar yaratabileceğini belirtiyor. DEVLETE İŞVEREN TALEPLERİ: SGK VE VERGİ YÜKÜNDE HAFİFLEME Akyüz, işverenlerin artışla birlikte toplam işçilik maliyetinin paylaşılmasına yönelik taleplerini şu sözlerle özetledi: “İşverenler, SGK primleri ve vergi yüklerinde bir miktar hafifleme talep ediyor. Bu sadece işverenin rahatlaması için değil; istihdamın korunması, kayıt dışılığın önlenmesi ve şirketlerin büyüme kapasitesinin devamı için de önemli.” Resmi veriler ve işletme hesaplamaları, işçiden ve işverenden kaynaklanan sosyal güvenlik maliyetlerinin toplam işçilik maliyetinde belirleyici olduğunu gösteriyor; bu nedenle kamu destek mekanizmalarının kapsamı tartışmanın merkezinde olacak. Akyüz şirket politikalarını anlatırken, ücret belirlerken yalnızca yasal asgari normların değil; motivasyon, verimlilik, sektör ortalamaları ve müşteri memnuniyetinin de göz önünde bulundurulduğunu ifade etti: “Doğru ücret politikası, çalışanın emeğinin karşılığını aldığı; işverenin de sürdürülebilir bir yapıyı koruyabildiği sistemdir. Bu denge sağlandığında hem hizmet kalitesi hem şirket performansı güçlenir.” 2026’DA BELİRLEYİCİ KRİTERLER — ENFLASYON, ÖNGÖRÜ VE KAMU DESTEĞİ Ekonomistler ve sektör temsilcileri, 2026 asgari ücret kararının enflasyonun seyri, kamu maliyesinin destek kapasitesi ve işverenlerin mali dayanıklılığı çerçevesinde alınacağını belirtiyor. Akyüz’ün vurguladığı gibi, izlenecek yol “denge” olacak: çalışan korunacak; ancak işverenlerin iflas, istihdam daralması veya kayıt dışına yönelme risklerine karşı korunması da benzer ölçüde değerlendirilecek.

Asgari Ücrete Ara Zam Olacak mı? Haber

Asgari Ücrete Ara Zam Olacak mı?

Türkiye’nin çoklu hizmet alanlarında faaliyet gösteren lider firmalarından Allservice, iş gücü politikaları ve çalışan memnuniyetine verdiği önemle öne çıkıyor. Kadın istihdamını destekleyen, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı yapısıyla dikkat çeken şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve İnsan Kaynakları Yöneticisi Ebru Akyüz, kamuoyunda süregelen asgari ücret tartışmalarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. “Sadece kâr değil, sosyal etki de odak noktamız” Akyüz, Allservice’in yalnızca kâr odaklı değil, aynı zamanda sosyal etki odaklı çalışan bir kurum olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bizim gibi geniş ölçekli ve çoklu hizmet alanlarında faaliyet gösteren firmalar açısından çalışan memnuniyeti, sürdürülebilir hizmet kalitesi ve toplumsal sorumluluk son derece önemlidir. Bu bakış açısıyla, asgari ücrete yapılacak ara zam, çalışanların yaşam kalitesini artıracağı için olumlu değerlendirilebilir. Ancak bu tür zamlar, işletmeler üzerinde ani ve yüksek maliyet baskısı oluşturmamalı. Planlı, öngörülebilir ve destekleyici mekanizmalarla birlikte ele alınmalı.” “Ücret artışı, hizmet sektöründe fiyatlara doğrudan yansıyabilir” Asgari ücrete yapılacak bir zammın enflasyon beklentilerine etkisini de değerlendiren Akyüz, Türkiye’de özellikle hizmet sektöründe personel maliyetlerinin fiyatlar üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirtti: “Biz Allservice olarak dijitalleşme ve verimlilik artırıcı uygulamalar sayesinde maliyetlerimizi optimize etmeyi başardık. Ancak sektör genelinde bu durum henüz yaygın değil. Ücret artışları, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde fiyatlara yansıyabilir ve bu da kısa vadede enflasyon beklentileri üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir. Bu nedenle zam oranı ve zamanlaması dikkatle belirlenmeli.” “Yüzde 20’lik bir zam dengeli olabilir ama destek mekanizmaları şart” Zam oranına ilişkin değerlendirmesinde Ebru Akyüz, hem çalışanı koruyacak hem de işvereni zorlamayacak bir dengeye işaret etti: “Çalışanların temel yaşam maliyetleri, işverenin taşıyabileceği mali yük ve devletin sağlayacağı destekler birlikte değerlendirilmeli. Mevcut ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda, yılın ikinci yarısında %20’lik bir ara zam, dengeli bir çözüm olabilir. Ancak bunun yanında SGK primlerinde indirim gibi destekleyici adımlar da atılmalı. Aksi halde özellikle KOBİ’ler için sürdürülebilirlik riske girebilir ve istihdam kayıpları yaşanabilir.”

Avşar’dan Asgari Ücret Çıkışı: “Ara Zam Artık Bir Zorunluluktur” Haber

Avşar’dan Asgari Ücret Çıkışı: “Ara Zam Artık Bir Zorunluluktur”

Önergede, çalışma hakkı ve iş güvencesinin anayasal güvence altına alındığına dikkat çeken Avşar, ülke ekonomisinin durumu işçiyi koruyan bu hükümlerin çoğunu işlevsiz bıraktığını, çalışanların yarısının 22 bin 104 lira ile çalıştırıldığını ve bununla birlikte enflasyona karşı özlük haklarının korunmaması, iş cinayetleri, güvencesiz çalıştırma gibi işçinin birçok sorunla karşı karşıya kaldığını belirtti. Avşar, Bakan Işıkhan’a son bir yılda kaç işçi eyleminin meydana geldiğini ve arabuluculuk sistemini, işten çıkarılan işçi sayısını ve haklarını, sendika üyeliğini, asgari ücrete ara zammı, iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri ile mevsimlik işçi hakları gibi bir takım soru sordu. ‘Çalışma hakkı ve iş güvencesi anayasaldır’ Avşar, Anayasada çalışma hakkı ve iş güvencesine geniş yer verildiğini ifade etti ve ilgili hükümlere şöyle yer verdi: “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek için gerekli tedbirleri alır. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. Asgarî ücretin tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da göz önünde bulundurulur.”  ‘Ülke ekonomisi işçiyi koruyan hükümlerin çoğunu işlevsiz bırakmıştır’ Anayasa hükümleri çerçevesinde 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmelikler düzenlendiğini ve böylece çalışma hakkı ve iş güvencesi yasal güvence altına alındığını belirten Avşar; “Ancak ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik sebepler çalışma hayatını düzenleyen ve çalışanı koruyan bu hükümlerinin çoğunu işlevsiz bırakmıştır.”, dedi. ‘Çalışanların yarısı 22 bin 104 lira ile asgari ücretlidir’ Avşar, ülkemizde toplam çalışanların yarısının 22 bin 104 lira ile asgari ücretli olduğu, TÜRK-İŞ’in, Nisan Ayı açlık sınırını 24 bin 35 lira ve yoksulluk sınırını ise 78 bin 292 lira olarak açıkladığını ve bu verilere rağmen asgari ücrete enflasyonun altında sadece bir kez zam yapıldığını ve ara zammın da yapılmayacağını söylendiklerini belirtti. Avşar, bu durumdan çalışanların, özellikle de güvencesiz çalışan işçi kesiminin çok daha ağır etkilendiğini ifade etti. ‘İşçi enflasyona karşı korunmuyor’ Avşar, doğal sonuç olarak, gerekçesiz ve tazminatsız işten çıkarma, kötü koşullarda çalıştırma, enflasyon ve hayat pahalılığına karşı özlük haklarında iyileştirme yapmama, sendikal çalışmalara mesafeli olma, grev başlatma, emek sömürüsüne karşı iş yavaşlatma ve bırakma gibi hem işçi hem de işveren tarafından birçok eylem ve uygulamalara gidildiğini belirtti. ‘2024 yılında en az 1897 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir’ İş cinayetlerine dikkat çeken Avşar, sözlerine şöyle devam etti: “ÎSİG Meclisi’nin yüzde 70’ini ulusal basından; yüzde 30’unu ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri, sendikalar ve yerel basından tespit ettiklerini belirttikleri verilere göre 2024 yılında en az 1897 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.” ‘İşçimiz kaderine terk edilmiştir’ Avşar, ilgili yönetmelik kapsamında iş sağlığı ve güvenliğine yönelik uygulama ve denetimde eksiklikleri, mevsimlik işçi sorunları, kamuda “eşit işe eşit ücret” politikası ve nitelikli istidam gibi etkinlik, verimlik ve ekonomiklik ilkelerine aykırı çeşitli problemlerin çok belirgin olarak yaşandığını belirtti ve Bakan Işıkhan’a bir dizi soru sordu Ülkemizde son 1 yılda toplu işten çıkarma, iş bırakma, grev, protesto vb. kaç eylem meydana gelmiştir? İşçi işveren arası yaşanan bu tarz anlaşmazlıkları çözmek üzere kurulan bir arabuluculuk sistemi var mıdır?  Ülke genelinde son 1 yılda kaç işçi hangi gerekçeyle, hangi mevzuata göre işten çıkarılmıştır? Bu işçilere kıdem tazminatı, ihbar süresi ve yeni iş arama zamanı tanınmış mıdır?  Sendika üyeliği sebebiyle işten çıkarılan işçi var mıdır? Şayet varsa anayasal olan bu hak mahrumiyetini gidermek bakımından bir çalışmada bulundunuz mu?  Anayasanın, emredici hükmü gereği çalışanı enflasyon, açlık ve yoksulluk sınırına karşı korumak bakımından bir planınız var mıdır? Yılın ikinci yarısında asgari ücrete ara bir zam yapmayı düşünüyor musunuz? Kamu veya özel sektörde ilgili yönetmelik hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği nasıl sağlanmaktadır? Denetimler ne sıklıkta yapılmaktadır? Bu hususta bir takip ve kontrol mekanizması bulunmakta mıdır?  Kötü yaşam koşullarında barınan ve emeklerinin karşılığını alamayan mevsimlik işçilerinin hak ve menfaatlerini güvence altına almaya yönelik yasal düzenleme yapmayı düşünüyor muşunuz?

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.