Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Aşılama

Kapsül Haber Ajansı - Aşılama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Aşılama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ağrı ve Kars'ta Şap Alarmı! Haber

Ağrı ve Kars'ta Şap Alarmı!

Şap hastalığı, hayvancılık sektörünü tehdit etmeyi sürdürüyor. Hastalığın Ağrı ve Kars'ta yayılması üzerine hayvan pazarları kapatıldı. Son alınan kararlaAğrı’da İl Hayvan Borsası’nın kapalı kalma süresi uzatıldı. 1 Eylül’den itibaren hastalıkla etkin müdahale için il genelinde 111 bin 782 hayvan aşılandı. Hızla yayılıyor Büyükbaş hayvanlarda hızla yayılabilen şap hastalığının, süt üretiminde düşüşe, ekonomik kayıplara ve özellikle genç hayvanlarda ölümlere neden olabileceğine dikkat çeken Fatro & Güneşli Hayvan Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı, Veteriner Hekim Ümit Cem Aksoy, "Hastalığın yüksek ateş ve genel durum bozukluğu, ağız içinde lezyonlar ve veziküller, aşırı salya akıntısı, ayaklarda lezyonlar ve veziküller, meme lezyonları, süt veriminde ve yem tüketiminde düşüş, genç hayvanlarda ölüm gibi belirtileri var” dedi. Yüksek ateş ve aşırı salya akıntısına dikkat! Alınması gereken biyogüvenlik önlemleri hakkında bilgi veren Aksoy, “Şap hastalığıyla mücadelede temel yaklaşım, virüsün çiftliğe girişini, çiftlik içinde yayılmasını ve çiftlikten başka işletmelere taşınmasını aynı anda engellemektir. Virüs yalnızca hasta hayvanlarla doğrudan temasla bulaşmaz; kontamine araçlar, çizme ve kıyafetler, ekipman, hayvan nakil araçları ve bazı hayvansal ürünler aracılığıyla da taşınabilir. Uygun koşullarda hava yoluyla yayılım da mümkün. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün yaklaşımında üç temel ilke öne çıkar: ayırma, temizlik ve dezenfeksiyon” diye konuştu. Alım-satım durdurulmalı Aksoy, alınması gereken önemleri şu şekilde sıraladı: * İşletme girişinde, kontrollü giriş ve çıkış, araçların temizlenmesi ve dezenfeksiyonu yapılmalı. * İşletme içinde bulaşmayı önlemek için hasta ve şüpheli hayvanlar ayrılmalı. * Personel ve ekipmanlar bölümlere ayrılmalı. * Ahır, sağım alanı ve ekipmanları temizlenmeli ve dezenfekte edilmeli. * Hayvan alım-satımları durdurulmalı. * Yeni hayvanları karantinaya alınmalı. * Ortak meralardan ve alanlardan kaçınılmalı. * Aşı programı aksatılmadan titizlikle uygulanmalı. * Hayvan nakil araçları temizlenip, dezenfekte edilmeli. * Veteriner hekimler, teknik ekipler ve saha çalışanları biyogüvenlik prosedürlerini titizlikle uygulamalı. * Yem, altlık, gübre ve diğer materyallerin kontrolü Veteriner Hekimi tarafından gerçekleştirilmeli. ‘Bildirimi geciktirmeyin’ Şap hastalığıyla mücadelede erken bildirimin kritik önem taşıdığını belirten Aksoy, yetiştiricilerin şüpheli vakalarda laboratuvar sonucunu beklemeden yetkili makamlara haber vermesi gerektiğini söyledi. Hastalığın başka sürülere taşınmasını önlemek için şüpheli hayvanların satılmaması veya başka işletmelere nakledilmemesi gerektiğini vurgulayan Aksoy, işletmedeki diğer duyarlı ve temaslı hayvanların hareketlerinin de kontrol altına alınmasının önemine dikkat çekti. Şüpheli hayvanlardan elde edilen sütün satılmaması veya başka sütlerle karıştırılmaması; süt, gübre, altlık ve ekipman gibi materyallerin de kontrolsüz biçimde işletme dışına çıkarılmaması gerektiğini de kaydeden Aksoy, “Şüpheli hayvanların ve işletmedeki diğer duyarlı hayvanların hareketini durdurun. Kesim ve ürünlerin değerlendirilmesi hakkında yalnızca yetkili makamların talimatlarına uyun” ifadelerini kullandı. ‘Gelişigüzel aşılama yapmayın’ Aksoy, şüpheli vakalarda veteriner hekim incelemesinden önce gelişigüzel dezenfeksiyon veya aşılama yapılmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Numune alma, dezenfeksiyon ve aşılama sırasını resmî veteriner hekimin yönlendirmesine göre uygulayın. Henüz belirti göstermeyen temaslı hayvanlar da enfeksiyon riski taşıyabilir. Sürü genelinde hareket kısıtlamalarını uygulayın.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Çocuklarda Belirtisi Ateş Olan 3 Hastalık Haber

Çocuklarda Belirtisi Ateş Olan 3 Hastalık

Sıcaklık ve nem değişimi nedeniyle okul çağı çocuklarının virüsleri taşıması mevsimsel hastalıkların artmasına zemin hazırlıyor. Ateş ise hastalığın sinyalini önceden vererek gerekli tedbirlerin alınmasına imkân sağlıyor. Ebeveynlerin tıbbi yardımın ne zaman alınması gerektiği konusunda belirtileri iyi okuması hayati önem taşıyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Ufuk Ertural, sonbaharda çocuklar arasında artış gösteren hastalıklarla ilgili bilgi verdi. Çocuklar daha çok etkileniyor Bağışıklık sistemi gelişme aşamasında olan çocuklar; okullarda, kreşlerde ve oyun alanlarında sık sık diğer çocuklarla yakın temas halinde oldukları için enfeksiyonlardan etkilenmesi yetişkinlere göre daha yüksek düzeydedir. Mevsimsel olarak ortaya çıkan virüslere sık maruz kalmak çocuklar açısından normaldir. Ancak yaygın hastalıkların farkında olmak, çocuklardaki belirtileri anlamak ve ne zaman tıbbi yardım alınması gerektiğini bilmek anne ve babaların sorumluluğundadır. Kronik sorunu varsa dikkat edilmeli Okulların açılması, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ve havaların soğumasıyla çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları, mide enfeksiyonları, boğaz enfeksiyonları çok sık görülür. Bazı enfeksiyon kaynaklı hastalıklar hafif belirtilerle geçer ve destekleyici bakımla kolay bir şekilde atlatılabilir. Ancak bebekler, kronik sorunları olanlar ile kalıcı semptomları olan çocuklar hastanede gözlem altında tutulmalıdır. Ateş bağışıklık sisteminin yanıtıdır Ebeveynler, çocuklarında ateş belirtisini görmeden harekete geçmez. Ateş bir hastalık değildir, bağışıklık sisteminin enfeksiyona verdiği bir yanıttır. Ateş, çocuklarda sık görülen bir semptomdur ve birçok farklı nedenden kaynaklanabilir. Ancak unutulmamalıdır ki küçük çocuklarda düşmeyen ateş tehlikeli bir durumun başlangıcı olabilir. Çocuklarda ateşin sık görülen nedenleri ise şunlardır; Viral solunum yolu enfeksiyonlarıGrip ve benzerleriMide enfeksiyonlarıDiğer bakteriyel veya viral enfeksiyonlar 1. Soğuk algınlığı (nezle) ve viral solunum yolu enfeksiyonları Solunum yolu enfeksiyonları, çocukluk çağında en sık görülen enfeksiyonlar arasındadır. Virüslerin neden olduğu bu sorun solunum yolundan dışarı atılan damlacıklar, kirlenmiş yüzeyler ve yakın temas yoluyla yayılır. Dinlenme, bol sıvı tüketimi ve destekleyici bakımla hastalık ilerlemeden atlatılır. En belirgin belirtileri ise şunlardır; Burun akması, hapşırma, öksürükHafif ateş ve yorgunlukBoğaz ağrısı ve iştahta azalma Anne ve babaların, hastalık belirtilerini net bir şekilde tarif edemeyecek küçük çocukları yakından takip etmesi gerekir. 2. Grip ve grip benzeri hastalıklar Grip, grip virüslerinin neden olduğu bir solunum yolu enfeksiyonları özellikle küçük çocuklarda veya altta yatan sağlık sorunları olanlarda, komplikasyon riski yüksektir. Mevcut durum ağırlaşabilir ya da beklenmeyen başka sorunlar ortaya çıkabilir. Genellikle şu belirtiler ortaya çıkmaktadır; Ateş, titreme ve kas ağrılarıÖksürük, boğaz ağrısıBitkinlik ve iştah azalması Aşılama, komplikasyon riskini azaltmaya yardımcı olabilir. 3. Mide enfeksiyonları ve gastroenterit Mevsimsel değişiklikler mide enfeksiyonlarının da artmasına neden olmaktadır. Gastroenterit nedeniyle çocuklarda kusma, ishal, mide ağrısı, iştah azalması ve en önemlisi ateş görülebilmektedir. Çocuklarda kusma ve ishalin en büyük endişe kaynağı dehidratasyon yani vücudun aşırı miktardaki sıvı kaybıdır. Dehitrasyon söz konusu olduğunda acil tıbbi yardım alınması kaçınılmazdır. Doktora ne zaman gidilmeli? Gün boyunca düşen veya çıkan ateş varsa.Çocuk her zamankinden daha az hareketliyse. Çocuk sıvı almayı reddediyorsa.Nefes almada güçlük varsa.Son aşamada ise düşmeyen yüksek ateş söz konusu ise zaman kaybetmeden doktora gidilmelidir. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı Haber

Sahipsiz Hayvanlar İçin “Umut Ağacı” Açıldı

Nilüfer Belediyesi, can dostların yaşam hakkını koruma ve refahını artırma hedefiyle hazırladığı yeni merkezini tamamladı. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik alanda hayata geçirilen Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde düzenlenen törenle kapılarını açtı. Açılış törenine Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, siyasi parti temsilcileri, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile hayvanseverler katıldı. “ÖNCELİĞİMİZ YAŞAM HAKKI VE SAHİPLENDİRME” Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Nilüfer Belediyesi’nin 2003 yılından bu yana sokak hayvanlarının tedavisi, bakımı ve kısırlaştırılması konusunda Bursa’da öncü bir rol üstlendiğini hatırlattı. Değişen yasal mevzuat çerçevesinde sahipsiz hayvanların güvenli alanlarda barındırılması gerektiğini belirten Başkan Şadi Özdemir, şunları söyledi: “Biz 20 yılı aşkın süredir can dostlarımızın tedavisini yapıp, kısırlaştırıp yaşadıkları yere bırakma anlayışıyla çalıştık. Bugün değişen mevzuat gereği sokaktan aldığımız hayvanlar için kalıcı ve sağlıklı bakım alanları oluşturmak durumundayız. Burası sadece bir barınak değil; hayvanların doğal ihtiyaçlarını karşılayabileceği, koşup oynayabileceği bir yaşam alanı olarak tasarlandı. Merkezimizde 10 bağımsız bölüm bulunuyor; tedavi, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerini burada yürüteceğiz.” Tesisin ortak bir çabayla kente kazandırıldığını vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, Bursa Valiliği başta olmak üzere Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne, Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne, Veteriner Hekimler Odası’na, Nilüfer Belediye Meclisi Hayvan Hakları Komisyonu’na ve projeye destek veren iş insanlarına teşekkür etti. Merkezin adını taşıyan “Umut Ağacı”na da değinen Başkan Şadi Özdemir, “Burada sahiplendirilen her can dostumuz için Umut Ağacı’na bir kurdele bağlıyoruz. Dileğimiz, kısa sürede bu ağacın dallarının kurdelelerle dolup taşması. Önümüzdeki ilkbaharla birlikte tesisin yan tarafındaki alanı da düzenleyerek ailelerin, çocukların gelip hayvanlarla bağ kurabileceği bir sosyalleşme alanına dönüştüreceğiz” dedi. “KOLEKTİF BİR DAYANIŞMANIN ÜRÜNÜ” Nilüfer Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü Dr. Güney Kaya ise tesisin kolektif bir dayanışmanın ürünü olduğunu ifade etti. Yeni yasal sürecin getirdiği sorumlulukları en iyi koşullarda yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Kaya, “Burada yaşayan her canlı artık bizim emanetimiz. Bir tesis inşa etmek önemli ancak onu doğru işletmek çok daha büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bu merkezde ortaya konan ortak dayanışmayı işletme sürecinde de sürdürerek Türkiye’ye örnek bir model oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı ve Karacaoba Muhtarı Recep Bayraktar da bir kentin gelişmişliğinin sokakları paylaştığı canlılara gösterdiği merhamet ve sorumlulukla ölçüldüğünü belirterek merkezin Nilüfer’e hayırlı olmasını diledi. Konuşmaların ardından protokol üyeleri ve katılımcılar bakım, tedavi ve sahiplendirme alanlarını gezerek yetkililerden bilgi aldı. Açılış gününde hayvanseverler can dostlar için mama bağışında bulunurken, etkinliğe katılan çocuklar da merkezdeki barınak kulübelerini boyadı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Hayvanseverler Sevimli Dostlarıyla Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı’nda Buluştu Haber

Hayvanseverler Sevimli Dostlarıyla Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı’nda Buluştu

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı’nda renkli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Çocukların hayvan sevgisini pekiştirmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla gerçekleştirilen programa, aileler ve evcil hayvan sahipleri yoğun ilgi gösterdi. Eğitimlerden ücretsiz sağlık taramasına, arama kurtarma köpeklerinin gösterisinden güzellik yarışmasına kadar birçok etkinliğin yer aldığı programda, çocuklar hayvanları yakından tanıma fırsatı bulurken hayvanseverler de dostlarıyla birlikte keyifli vakit geçirdi. ÜCRETSİZ SAĞLIK TARAMASI YAPILDI Etkinlik kapsamında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi eğitmenleri tarafından “Hayvanlarda Temel İlk Yardım Eğitimi” verildi. Hayvan sağlığı konusunda farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitim sonunda katılımcılara sertifika verildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Daire Başkanlığı da etkinlik boyunca VETBÜS aracılığıyla ücretsiz sağlık taraması hizmeti sundu. SEVİMLİ DOSTLAR PODYUMA ÇIKTI Programın dikkat çeken bölümlerinden biri, Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı arama kurtarma köpeklerinin eğitim gösterisi oldu. Köpeklerin yeteneklerini sergilediği gösteri ilgiyle izlenirken çocuklara yönelik gösteriler de etkinliğe renk kattı. Günün en sevimli anları ise evcil hayvanların türlerine göre düzenlenen güzellik yarışmasında yaşandı. Dostlarıyla yarışmaya katılan hayvan sahipleri heyecanla sonuçları beklerken dereceye girenlere çeşitli ödüller verildi. TÜZÜN: “ÇOCUKLARIMIZA HAYVAN SEVGİSİNİ ANLATIYORUZ” ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında düzenlenen etkinliğin yalnızca bir kutlama olmadığını, aynı zamanda hayvan sağlığına yönelik hizmetleri de kapsadığını ifade etti. Tüzün, “Sadece kutlama da yapmıyoruz, aynı zamanda buraya gelen hayvanların sağlık taramasını yapıyoruz, kuduz aşısı eksik olanların aşılarını tamamlıyoruz. Çocuklarımıza da çeşitli etkinliklerle hem hayvanları sevdirmeyi hem de onlarla birlikte yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz” dedi. ABB’DEN 9 MİLYON VETERİNERLİK HİZMETİ ABB Veteriner İşleri Daire Başkanı Mustafa Şener, hayvanlara yönelik çalışmaları yılın yalnızca bir gününde değil, her gün sürdürdüklerini belirterek, “Biz Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak bir gün değil, her gün onlara önem veriyor, değer veriyoruz. Özellikle yapmış olduğumuz hizmetlerle de bunu hayvan dostlarımıza hissettiriyoruz. ‘Başkent’te her can değerlidir’ düsturuyla hizmetlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu. Etkinliğin çocuklarda hayvan sevgisini geliştirmek ve hayvanların yaşamın bir parçası olduğuna yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlandığını kaydeden Şener, güzellik yarışmasına da yoğun talep olduğunu belirtti. ABB’nin hayvanlara yönelik hizmetlerine ilişkin verileri paylaşan Şener, “2019 yılından günümüze kadar 125 bin kısırlaştırma faaliyeti gerçekleştirdik. 6 bin tane dostumuza yuva bulduk. 200 bin aşılama işlemi gerçekleştirdik. Sokaklarda trafik kazası başta olmak üzere acil veterinerlik ihtiyacı olan yaklaşık olarak 180 bin hayvanımıza can olmaya gayret gösterdik. Onların tedavilerini gerçekleştirdik. 2019 yılından 2026 yılı 4 Ekim tarihine kadar 9 milyon veterinerlik hizmetini ilimizde hayvanlarımıza ulaştırdık” dedi. EROĞLU: “VETERİNER HEKİM OLARAK ÇOK MUTLU OLDUK” Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu da etkinliğin Dünya Hayvanları Koruma Günü’nün anlamını toplumsal farkındalıkla buluşturduğunu belirtti. Eroğlu, “Herkes burada hayvanlarıyla birlikte. Çocuklarımız, gençlerimiz... Kelimenin anlamıyla harika bir program. Biz de çok mutlu olduk, bir veteriner hekim olarak. Hayvan-insan ilişkilerinin mutlaka istenilen seviyeye taşınması gerekiyor” ifadelerini kullandı. HAYVANSEVERLER ETKİNLİKTEN MEMNUN KALDI Etkinliğe katılan vatandaşlar, hem kendileri hem de çocukları için hazırlanan programdan duydukları memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: -Yudum Öztürk: “İlk defa böyle bir etkinliğe katılma fırsatım oldu. Herkes evcil hayvanını almış gelmiş. Güzel bir ortam. Çocuklar için de düşünülmüş programlar var. Gayet güzel görünüyor.” -Handan Demirhan: “Öncelikle Mansur Başkan'ımıza çok teşekkür ediyoruz. Bize, Ankara'mıza böyle güzel bir park kazandırdı. Sürekli böyle etkinlikler yapılıyor, biz de sürekli geliyoruz. Bugün de minik dostlarımız için çok güzel bir gün oldu.” -Necmi Saykun: “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Sayın Mansur Yavaş Bey'e çok teşekkür ediyorum. Bu etkinliklerin Ankaralıları bir araya getirmesinden ayrıca memnunum. Ankara'ya böyle bir eser kattığı için de teşekkür ediyorum. On yıldır benimle beraber olan arkadaşım Ares ile geldim. Bir aylıktı aldığımda o gün bu gündür beraberiz, ayrılmıyoruz.” -Meltem Özdemir: “Güzellik yarışmasına katılacağız. Belediyenin hayvanlar için böyle bir etkinlik düzenlemesi çok güzel, çok değerli.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir Haber

Halk Sağlığının Asıl Gücü Hastalıkları Ortaya Çıkmadan Önlemeyi Hedeflemesinden Gelir

3–9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Funda Yıldız, halk sağlığında hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye yönelik koruyucu yaklaşımın önemine dikkat çekti. Koruyucu sağlık uygulamalarının toplum sağlığı üzerindeki etkisi küresel verilerde çarpıcı biçimde görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde gerçekleştirilen kapsamlı bir çalışmaya göre, aşılama programları son 50 yılda dünya genelinde en az 154 milyon kişinin hayatını kurtardı. Aşılamanın küresel bebek ölümlerindeki azalmanın yüzde 40’ına katkıda bulunduğu hesaplandı. Hastalıkların ortaya çıkmasına yol açan önlenebilir risklerin azaltılması da halk sağlığının önemli çalışma alanlarından biri. DSÖ ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı’nın (IARC) 2026 yılında yayımladığı, 185 ülke ve 36 kanser türünü kapsayan küresel analize göre, incelenen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yaklaşık 7,1 milyon vaka, önlenebilir nitelikte. Tütün kullanımı, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi önlenebilir kanser nedenleri arasında ilk sıralarda yer alırken; yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik ve hava kirliliği de risk faktörleri arasında bulunuyor. Bunun yanı sıra, güvenli su, sanitasyon ve hijyen de hastalıkların önlenmesinde kritik önem taşıyor. DSÖ’ye göre güvenli olmayan su, sanitasyon ve hijyen koşulları dünya genelinde her yıl en az 1,4 milyon önlenebilir ölümle ilişkili. Hastalıklara yönelik koruyucu sağlık önlemlerinin önemine değinen Yıldız, “Halk sağlığının asıl gücü, yalnızca geniş çalışma alanından değil, hastalığı ortaya çıktıktan sonra ele almak yerine mümkün olduğunca ortaya çıkmadan önlemeyi hedeflemesinden gelir. Bu yönüyle halk sağlığı, ‘Nasıl tedavi ederiz?’ sorusundan önce ‘Nasıl koruruz, nasıl önleriz ve nasıl daha sağlıklı bir yaşamı mümkün kılarız?’ sorularını sorar” dedi. ‘Halk sağlığı yaşamın her alanındadır’ Aşılama, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, temiz su ve hijyen gibi birbirinden farklı alanların halk sağlığının kapsamına girdiğini belirten Yıldız, halk sağlığının bireyi yaşamın belirli bir döneminde değil, doğum öncesinden yaşlılığa uzanan yaşam yolculuğunun tamamında ele aldığını söyledi. Yıldız, “Halk sağlığı, anne ve çocuk sağlığından adolesan, erişkin, kadın, erkek ve yaşlı sağlığına; bağışıklamadan bulaşıcı ve bulaşıcı olmayan hastalıkların kontrolüne; erken tanı ve tarama programlarından sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteye; ruh ve aile sağlığından çevre, iş ve okul sağlığına; evde sağlık ve bakım hizmetlerinden dezavantajlı grupların sağlık gereksinimlerine ve sağlıkta eşitsizliklerin azaltılmasına kadar çok geniş bir alanda bireyin ve toplumun sağlığını korumayı ve geliştirmeyi amaçlar” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

  Çocukluk Çağı Aşıları Kalıcı Hastalıklardan Koruyor!  Haber

  Çocukluk Çağı Aşıları Kalıcı Hastalıklardan Koruyor! 

Aşılar, belirli bir mikrobun zayıflatılmış ya da etkisizleştirilmiş kısımlarını içererek, bağışıklık sisteminin bu mikrobu önceden tanımasını ve ona karşı savunma geliştirmesini sağlıyor. Böylece kişi gelecekte aynı mikroba maruz kaldığında, bağışıklık sistemi daha hızlı ve etkili şekilde harekete geçerek hastalığın ortaya çıkmasını engelleyebiliyor ya da hastalığın daha hafif geçirilmesini sağlıyor. Memorial Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Meltem Güneş Aslan, “1-31 Ağustos Ulusal Aşı Farkındalık Ayı” kapsamında çocukluk çağı aşılarının önemi, aşılama takvimi ve ailelerin merak ettikleri konular hakkında bilgi verdi. Aşılar, bağışıklık sistemini uyararak belirli bir enfeksiyon etkenine karşı koruma sağlayan biyolojik ürünlerdir. Virüs, bakteri, parazit veya mantar gibi mikropların vücuda girerek çoğalması hastalığa neden olur. Bağışıklık sistemi ise bu mikropları yok ederek hastalıkla mücadele etmeye çalışır. Bebekler enfeksiyonlara karşı daha savunmasız Bebeklik ve çocukluk döneminde aşılama büyük önem taşır. Yenidoğan bebekler, dış dünyadaki mikroplara karşı henüz tamamen gelişmemiş bir bağışıklık sistemine sahiptir. Anneden plasenta aracılığıyla bebeğe geçen koruyucu antikorlar da yaşamın ilk aylarında giderek azalır. Bu nedenle doğumdan sonraki ilk günler ve aylarda başlayan aşılama, bağışıklık sistemi henüz gelişmekte olan bebek ve çocukların ölümcül olabilen veya kalıcı hasara yol açabilen bulaşıcı hastalıklardan korunmasına yardımcı olur. Aşılama yalnızca aşılanan çocuğun sağlığı açısından değil, toplum sağlığı açısından da önem taşır. Bir enfeksiyon etkenine karşı toplumun büyük bölümünün aşılanması, hastalığın yayılma zincirinin kırılmasına katkı sağlar. Sürü bağışıklığı olarak ifade edilen bu durum sayesinde, henüz aşılaması tamamlanmamış küçük bebekler ile kanser hastaları gibi bağışıklık sistemi düşük bireylerin de enfeksiyonlardan dolaylı olarak korunması mümkün olur. Ulusal aşı takviminde hangi aşılar bulunuyor? Çocukluk dönemi ulusal aşı takvimi; DifteriBoğmaca Tetanoz Çocuk felci Tüberküloz Kızamık Kızamıkçık Kabakulak SuçiçeğiHepatit AHepatit BHemofilus influenza tip b Streptococcus pneumonia Bunların yanı sıra influenza (grip) aşısı, rotavirüs aşısı, meningokok aşısı, RSV aşısı ve HPV aşısı da doktorun tavsiyesi doğrultusunda farklı yaş gruplarında uygulanabilecek aşılar arasında yer alır. Aşılama doğumdan hemen sonra başlıyor Bebek ve çocuklarda aşılama, doğumdan hemen sonra uygulanan Hepatit B aşısı ile başlamaktadır. Hayatın ilk 1-2 yılı içerisinde birincil koruma serisi tamamlanırken, ilerleyen yaşlarda farklı dönemlerde uygulanan pekiştirme dozlarıyla bağışıklığın devamlılığı sağlanmaktadır. Prematüre bebeklerde de aşılama süreci özel bir önem taşımaktadır. Prematüre bebeklere aşılar, gebelik haftasından bağımsız olarak takvim yaşına göre uygulanmaktadır. Aşılar tam doz olarak ve uygun aralıklarla yapılmaktadır. Hepatit B aşısının ilk dozunda ise bebeğin vücut ağırlığı dikkate alınarak ilk doz bebeğin vücut ağırlığı 2000 grama ulaştıktan sonra uygulanmaktadır. Aşı takibinde ailelerin rolü büyük Ailelerin çocuklarının aşılarını zamanında yaptırmaları ve aşı takvimini düzenli şekilde takip etmeleri da büyük önem taşır. Düzenli hekim kontrolleri sırasında çocukların aşı durumları değerlendirilerek takip edilmektedir. Herhangi bir nedenle aşı takviminde gecikme yaşanması veya bazı aşıların zamanında yapılamaması durumunda ise aşılama için süreç tamamen kaybedilmez. Kaçırılan aşıların, doktor tarafından belirlenen yeni bir takvim doğrultusunda tamamlanabilmektedir. Aşıların yan etkileri çoğunlukla hafif ve geçici Aşı uygulamalarından sonra genellikle herhangi bir yan etki görülmezken, bazı kişilerde geçici ve hafif yan etkiler ortaya çıkabilir. Aşıya bağlı en sık görülen yan etkiler arasında aşının uygulandığı bölgede kızarıklık ve şişlik, hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve döküntü olabilir. Nadiren alerjik reaksiyonlar gibi daha ciddi yan etkiler de görülebilir. Aşıların güvenilirliğine ilişkin değerlendirmeler ise uzun ve titiz bilimsel süreçlerden geçer. Aşılar, etkinlikleri ve yan etki gelişimi açısından klinik çalışmaları tamamlandıktan sonra ruhsatlandırılır. Üretim ve dağıtım aşamalarında da çok sıkı kontrollerden geçirilir. Türkiye’de kullanılan aşılar; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa İlaç Ajansı (EMA), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) veya T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılmış aşılardan oluşur. Bilimsel araştırmalar aşılar ile otizm arasında ilişki olmadığını gösteriyor Aşılarla ilgili toplumda zaman zaman çeşitli yanlış inanışlar da gündeme gelebilir. Bunlardan biri, aşıların otizm spektrum bozukluğuna neden olduğu yönündeki iddialardır. Bu iddialar üzerine çok sayıda bilimsel araştırma yapılmış ve aşılar ile otizm arasında bir ilişki olmadığı ortaya konulmuştur. Aşılama sonrasında ortaya çıkabilen hafif ateş ve kırgınlık gibi belirtiler, hastalık geliştiği anlamına gelmez. Bu belirtiler, bağışıklık sisteminin aşıya verdiği yanıtın bir sonucu olarak görülür. Aşılar çocuk ve toplum sağlığı açısından hayati önem taşıyor Çocukların aşılarının düzenli olarak yaptırılması ve aşı takviminin sağlık çalışanlarıyla iş birliği içerisinde takip edilmesi gerekmektedir. Bağışıklama programları, bulaşıcı hastalıkların azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılmasında en etkin ve en ekonomik müdahale yöntemlerinden biridir. Bağışıklama sayesinde her yıl milyonlarca çocuğun hayatının korunmasına katkı sağlanmaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nilüfer’de Sahipsiz Hayvanlar İçin Yeni Yuva Haber

Nilüfer’de Sahipsiz Hayvanlar İçin Yeni Yuva

Nilüfer Belediyesi, kentteki sahipsiz hayvanların bakım, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerini daha nitelikli hale getirmek amacıyla yeni bir yatırımı hayata geçirdi. Karacaoba Mahallesi’nde 49 bin 500 metrekarelik geniş bir arazi üzerine kurulan Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, kapılarını can dostlara açıyor. Tesis, 3 bin sahipsiz hayvana ev sahipliği yapabilecek kapasitesiyle öne çıkıyor. Merkezde, hayvanların dar alanlara sıkışmadan özgürce gezebilecekleri alanlar oluşturuldu. Tesisin fiziki yapısında hayvan refahı en üst düzeyde gözetilerek zemin yapısı, gölgelikler, özel gözlem noktaları ile kaçış ve saklanma alanları titizlikle planlandı. Ayrıca merkezde, mevzuat ve yönetmeliklerin belirlediği standartların üzerinde bir alan hayvanların kullanımına ayrıldı. AKADEMİK İŞ BİRLİĞİ Merkezin işletilmesi ve veterinerlik hizmetlerinin yürütülmesinde Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Veteriner Fakültesi ile de protokole imza atıldı. Bu iş birliği sayesinde tesisteki teşhis, tedavi, kısırlaştırma, aşılama ve rehabilitasyon süreçlerine bilimsel bir altyapı kazandırıldı. Merkezde görev yapacak uzman veteriner hekimler ve eğitimli personel, canlıların sağlık ve bakım süreçlerini akademi desteğiyle yürütecek. HER SAHİPLENME İÇİN BİR “UMUT KURDELESİ” Merkeze verilen “Umut Ağacı” ismi ise anlamlı bir simgeye dayanıyor. Merkezden bir can dostunu sahiplenen her vatandaş, alan içerisinde yer alan ağaca bir hatıra kurdelesi bağlayacak. Bu kurdeleler, sokaktan kurtarılan sıcak bir yuvaya kavuşan her canlı için simgesel bir umut ışığı ve hatıra olarak yaşatılacak. BAŞKAN ŞADİ ÖZDEMİR’DEN SAHİPLENME ÇAĞRISI Nilüfer Belediyesi’nin can dostlara yönelik vizyonunu aktaran Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, yeni merkezin taşıdığı önem hakkında şöyle konuştu: “Nilüfer’de yaşamı sadece hemşehrilerimiz için değil, bu kenti birlikte paylaştığımız sahipsiz can dostlarımız için de güvenli kılmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Umut Ağacı Sahipsiz Hayvanlar Doğal Yaşam ve Sahiplendirme Merkezi, hayvanların dar alanlara hapsedilmediği, doğayla iç içe özgürce yaşayıp sağlıklarına kavuşabileceği modern bir tesis olarak tasarlandı. Amacımız sadece geçici bir bakım sunmak değil, bu canları sevgi dolu ve kalıcı yuvalarla buluşturmaktır. Tüm vatandaşlarımızı merkezimizi ziyaret etmeye ve bir can dostumuzu sahiplenerek ona sıcak bir yuva açmaya davet ediyorum.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

ABB’den Kedilere Özel Merkez Haber

ABB’den Kedilere Özel Merkez

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), sokak hayvanlarına yönelik hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Veteriner İşleri Daire Başkanlığı tarafından Alacaatlı Mahallesi’nde hizmete açılan Kedi Kısırlaştırma, Sahiplendirme ve Yaşam Merkezi, yalnızca kedilere yönelik sunduğu ücretsiz sağlık ve bakım hizmetleriyle faaliyetlerine başladı. Merkezde ücretsiz kısırlaştırma, aşılama, mikroçip uygulaması, sahiplendirme ve ameliyat sonrası bakım hizmetleri veriliyor. Ayrıca sokakta yaşamını sürdüremeyecek engelli kediler için de özel yaşam alanları yer alıyor. Vatandaşlar telefonla ya da e-Pati sistemi üzerinden randevu alarak ücretsiz hizmetlerden yararlanabiliyor. “TÜRKİYE’DE EN AKTİF VE EN GENİŞ TESİSLERE SAHİBİZ” Veteriner İşleri Daire Başkanı Mustafa Şener, merkezin ABB Başkanı Mansur Yavaş döneminde açılan dördüncü sokak hayvanları kısırlaştırma ve sahiplendirme merkezi olduğunu belirterek, “Hizmete açılmış kliniğimiz başta kısırlaştırma olmak üzere sahiplendirme, kayıt, mikroçip uygulaması ve aşılama konularında hizmet verecektir. Vatandaşlarımız, 0549 201 39 96 iletişim numarasından veya online olarak e-Pati sistemini kullanarak (epati.ankara.bel.tr) randevu alıp hizmetlerimizin tamamından ücretsiz olarak istifade edebileceklerdir. Biz Başkan’ımızın döneminde 120 binden fazla hayvanın kısırlaştırmasını gerçekleştirdik. Kısırlaştırma konusunda şu anda ülkemizde en aktif ve en geniş tesis alanına sahip yerel yönetim olarak ilk sırada yer almaktayız” diye konuştu. Şener, bugüne kadar 120 binden fazla hayvanın kısırlaştırıldığını ve Ankara Büyükşehir Belediyesinin kısırlaştırma kapasitesi bakımından Türkiye’nin en kapsamlı yerel yönetimleri arasında yer aldığını söyledi. ENGELLİ KEDİLERE ÖZEL YAŞAM ALANI Merkezde sokakta yaşamını sürdüremeyecek durumdaki engelli kediler için 3 bin metrekareyi aşkın yaşam alanı oluşturulduğunu söyleyen Şener, “Yıllık minimum 3 bin kedinin kısırlaştırılmasını planlıyoruz. Yaşamına sokakta devam edemeyecek durumda olan engelli kedilerin ise 3 bin metrekarenin üzerinde oluşturmuş olduğumuz yaşam alanında hayatlarına devam etmelerini planlıyoruz. Kısırlaştırma sonrasındaki bakım sürecinin de hizmetlerimiz arasında olduğunu vatandaşlarımıza buradan duyurmak isteriz” diye konuştu. MAHALLE SAKİNLERİ VE HAYVANSEVERLERDEN TEŞEKKÜR Alacaatlı Mahallesi Muhtarı Hülya Erdoğan da merkezin mahalleye kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Alacaatlı’da uygun ortam olduğu için biz de çok mutlu olduk. Sokak hayvanlarının yaşamını daha kolay hale getirecekleri ve sağlıklı ortamda büyüyecekleri için de çok mutluyuz. Çok teşekkür ediyoruz önce Mansur Başkan’a, buranın hazırlanmasında emeği geçen tüm çalışanlarımıza çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. Mor Pati Hayvan Dostları Grubu adına konuşan Yasemin Kültür ise belediyenin sağladığı imkanlarla sokak hayvanlarına daha fazla destek olabileceklerini belirterek, "Biz yaratılanı yaradandan ötürü çok seviyoruz ve elimizden geleni yapıyoruz yapmaya da devam edeceğiz. Bu anlamda belediyenin bize sağladığı bu imkanla birlikte onlara da destek olacağız el birliğiyle bütün sokak canlarını kurtarmaya çalışacağız” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Konya Büyükşehir’in Hayvan Yetiştiriciliği Eğitimleri Üreticiye Güç Katıyor Haber

Konya Büyükşehir’in Hayvan Yetiştiriciliği Eğitimleri Üreticiye Güç Katıyor

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Hayvancılıkta Türkiye’nin lider şehirlerinden olan Konya’mızın 31 ilçesinde, hayvancılığın gelişmesine yönelik çalışmaları eğitim faaliyetleriyle destekliyoruz. Amacımız hayvancılığı güçlendirirken üreticimizin emeğini korumak, bunun için köy köy, mahalle mahalle dolaşarak şehrimizin her köşesindeki çiftçimize ulaşmaya gayret ediyoruz. Üreticimizin emeğinin berekete dönüşmesi için desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleyen eğitim, ekipman ve proje destekleriyle şehir ekonomisine, Türkiye’nin hayvancılığına ve tarımına katkı vermeyi sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, hayvancılıkta verimliliğin artırılması, üreticilerin desteklenmesi ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi noktasında ücretsiz olarak sağladıkları hayvan yetiştiriciliği hizmetlerinin büyük önem taşıdığını belirtti. “31 İLÇEMİZDEKİ ÇİFTÇİMİZE ULAŞIYORUZ” "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışıyla her alanda olduğu gibi bu alandaki çalışmaların da titizlikle yürütüldüğünü vurgulayan Başkan Altay “Hayvancılıkta Türkiye’nin lider şehirlerinden olan Konya’mızın 31 ilçesinde, hayvancılığın gelişmesine yönelik çalışmaları eğitim faaliyetleriyle destekliyoruz. Amacımız hayvancılığı güçlendirmek, üreticimizin emeğini korumak, bunun için köy köy, mahalle mahalle dolaşarak şehrimizin her köşesindeki çiftçimize ulaşmaya gayret ediyoruz. Veteriner hekimlerimiz işletmelerde bakım, besleme, aşılama, hastalıklarla mücadele ve biyogüvenlik konularında üreticilerimize de yerinde destek veriyor. Ayrıca başta kadın çiftçilerimiz ve genç üreticilerimiz olmak üzere, danışmanlık ihtiyacı duyan tüm üreticilerimize eğitim ve teknik destek imkanı da sunuyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin emeğinin berekete dönüşmesi için desteklerimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. BÜYÜKŞEHİR, ÜRETİCİLERLE SÜREKLİ İRTİBAT HALİNDE Konya Büyükşehir Belediyesi İlçe Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Eğitim Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, Selçuklu Tömek Mahallesi'nde hayvansal üretim yapan Muzaffer Fındık’a teknik destekte bulundu. Sağlanan destek hakkında bilgi veren Uzman Veteriner Hekim Ekrem Yılmaz, her ihtiyaçlarında üreticilerin yanında olmaya çalıştıklarını vurgulayarak “Üreticilerle zaten sürekli irtibat halindeyiz. Bir sorun yaşandığında sahadaki veteriner hekimlerimiz ilk anda müdahale ediyor. Biz de analiz, test yapılması gerekiyorsa her türlü desteği veriyoruz. Asıl hedefimiz koruyucu hekimlik yaparak hastalıkların önüne geçmek. Bir anlamda sürü sağlığını koruyoruz. Elimizden geldiğince yetişmeye çalışıyoruz" dedi. “BÜYÜKŞEHİR AYAĞIMIZA KADAR GELİYOR” Üretici Muzaffer Fındık da hayvancılıkta veteriner harcamalarının önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Büyükşehir Belediyesi veteriner hekimleri her sorunumuzda yanımızda oluyor, ayağımıza kadar geliyor. Kan tahlili yapıyorlar, bakıyorlar, inceliyorlar varsa hastalık tespit ediyorlar ve tedavi ile ilaç öneriyorlar, ne para ne pul alıyorlar. Hastalık yayılmadan önlüyorlar. Bu işlemleri dışarıda yapsak dünya para veririz, bir de sürüyü düşünün, altından kalkamayız. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyoruz” diye konuştu KONYA, HAYVANSAL ÜRETİMDE DE LİDER Konya, 2025 yılı verilerine göre 966 bin 37 baş ile büyükbaş hayvan sayısında Türkiye birincisi, 3 milyon 318 bin 481 baş ile küçükbaş hayvan sayısında ise Türkiye ikincisi konumunda bulunuyor. Konya Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkta öncü şehirlerden biri olan Konya'da hayvan yetiştiriciliği eğitimlerinin yanı sıra; yem bitkileri tohumu desteğinden süt toplama merkezlerine, tırnak kesim hizmetinden koç desteğine kadar birçok alanda sağladığı desteklerle hayvansal üretime katkı sunuyor. Proje kapsamında büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan yetiştiricileri ile arıcılık faaliyetinde bulunan üreticilere yönelik birçok analiz ve test ücretsiz olarak gerçekleştirilirken, veteriner hekimler tarafından koruyucu hayvan sağlığı, bakım, besleme, aşılama ve biyogüvenlik konularında da yerinde teknik destek sunuluyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.