Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Asya

Kapsül Haber Ajansı - Asya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

2026’da 10 Ülkeden 6’sında İflaslar Arttı, 2027’de 10 Ülkeden 7’sinde Gerileme Olacak Haber

2026’da 10 Ülkeden 6’sında İflaslar Arttı, 2027’de 10 Ülkeden 7’sinde Gerileme Olacak

Dünyada ticari alacak sigortası devi Allianz Trade her yıl hazırladığı Küresel İflas Raporu’nu yayınladı. Rapora göre bu yıl 10 ülkeden 6’sında iflas sayılarında artış yaşandı. 2027 ve 2028’de ise ülkelerin çoğunluğunda bölgesel farklılıklar olsa da iflas sayılarının azalması bekleniyor. Önümüzdeki iki yıl içinde 10 ülkeden 7’sinde iflas adedinde azalma tahmin ediliyor. Türkiye’nin ise, enflasyondaki düşüş eğilimi ve ekonomik istikrarın güçlenmesi ile önümüzdeki yıl iflas adedinin yüzde 7 düşeceği vurgulanıyor. Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui şu ifadelerde bulundu. “Yılın başından bu yana birbiri üzerine eklenen çok sayıda şokun etkisiyle, beklentilerin oldukça üzerinde seyreden faiz oranları, hâlihazırda finansal açıdan kırılgan durumda olan şirketler üzerindeki baskıyı giderek artırıyor. Üstelik bu baskının önümüzdeki dönemde de devam etmesini bekliyoruz. Ülkelerin yüzde 60’ında politika faizlerinin 2027 yılında, önceki 12 ila 24 aylık döneme kıyasla daha yüksek seviyelerde kalması öngörülüyor. Bu durum, şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken kâr marjlarını da daraltıyor. Batı Avrupa’da banka kredi faizlerinde yaşanacak 100 baz puanlık artışın, şirketlerin faiz giderlerine 6 ila 10 milyar avro arasında ek yük getireceği tahmin ediliyor. Bu gelişmenin özellikle yenilenebilir enerji, telekomünikasyon ve elektrik enerjisi sektörlerinde kâr marjlarını olumsuz etkilemesi bekleniyor. Diğer yandan, enerji maliyetlerinin uzun süre yüksek seviyelerde seyretmesi de özellikle Avrupa’nın enerji yoğun sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin kârlılığı üzerindeki baskıyı daha da artıracak.” Orta ve Doğu Avrupa: Bölgesel yavaşlamanın ardında geniş bir farklılaşma Orta ve Doğu Avrupa’da Bölgesel İflas Endeksi’nde kademeli olarak gerilemenin beklendiği vurgulanan rapora göre, Bölgesel Endeks, yine de yüzde 78 olan pandemi öncesi ortalamanın ve yüzde 84 olan Küresel Finansal Kriz (GFC) dönemindeki seviyenin oldukça üzerinde kalacak. 2027 yılına kadar iflasların Rusya’da yüzde 14, Bulgaristan’da yüzde 9, Romanya’da yüzde 4, Çekya’da yüzde 3, Estonya’da ise yüzde 10 artması bekleniyor. Rusya, Bulgaristan ve Romanya’da önümüzdeki yılda iflas artışlarının devam edeceğinin belirtildiği rapora göre, iflaslar Romanya, Çekya, Estonya ve Türkiye’de düşüş eğilimine görecek. İflasların Romanya’da yüzde 6, Çekya’da yüzde 1, Estonya’da yüzde 3 ve Türkiye’de ise yüzde 7 azalacağı vurgulanıyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle ise genel olarak inşaat, perakende ve hizmet sektörlerinin, risklere en fazla maruz kalan sektörler olarak öne çıktığını söyledi. “Risk altındaki toplam istihdamın yaklaşık yüzde 60’ı, yani 1,6 milyon kişi Avrupa’da bulunuyor. Bu tabloda Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık başı çekiyor. Avrupa’yı, risk altındaki toplam istihdamın yüzde 24’ünü oluşturan 650 bin kişiyle Kuzey Amerika takip ediyor. Her iki bölge açısından da bu rakamlar son 13 yılın en yüksek seviyesine işaret ediyor. Asya’da ise riskin etkileri hissedilmekle birlikte daha sınırlı kalıyor. Bölge, 305 bin kişiyle risk altındaki toplam istihdamın yalnızca yüzde 11’ini oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2026’da 10 Ülkeden 6’sında İflaslar Arttı, 2027’de 10 Ülkeden 7’sinde Gerileme Olacak Haber

2026’da 10 Ülkeden 6’sında İflaslar Arttı, 2027’de 10 Ülkeden 7’sinde Gerileme Olacak

Dünyada ticari alacak sigortası devi Allianz Trade her yıl hazırladığı Küresel İflas Raporu’nu yayınladı. Rapora göre bu yıl 10 ülkeden 6’sında iflas sayılarında artış yaşandı. 2027 ve 2028’de ise ülkelerin çoğunluğunda bölgesel farklılıklar olsa da iflas sayılarının azalması bekleniyor. Önümüzdeki iki yıl içinde 10 ülkeden 7’sinde iflas adedinde azalma tahmin ediliyor. Türkiye’nin ise, enflasyondaki düşüş eğilimi ve ekonomik istikrarın güçlenmesi ile önümüzdeki yıl iflas adedinin yüzde 7 düşeceği vurgulanıyor. Allianz Trade CEO’su Aylin Somersan Coqui şu ifadelerde bulundu. “Yılın başından bu yana birbiri üzerine eklenen çok sayıda şokun etkisiyle, beklentilerin oldukça üzerinde seyreden faiz oranları, hâlihazırda finansal açıdan kırılgan durumda olan şirketler üzerindeki baskıyı giderek artırıyor. Üstelik bu baskının önümüzdeki dönemde de devam etmesini bekliyoruz. Ülkelerin yüzde 60’ında politika faizlerinin 2027 yılında, önceki 12 ila 24 aylık döneme kıyasla daha yüksek seviyelerde kalması öngörülüyor. Bu durum, şirketlerin finansman maliyetlerini artırırken kâr marjlarını da daraltıyor. Batı Avrupa’da banka kredi faizlerinde yaşanacak 100 baz puanlık artışın, şirketlerin faiz giderlerine 6 ila 10 milyar avro arasında ek yük getireceği tahmin ediliyor. Bu gelişmenin özellikle yenilenebilir enerji, telekomünikasyon ve elektrik enerjisi sektörlerinde kâr marjlarını olumsuz etkilemesi bekleniyor. Diğer yandan, enerji maliyetlerinin uzun süre yüksek seviyelerde seyretmesi de özellikle Avrupa’nın enerji yoğun sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin kârlılığı üzerindeki baskıyı daha da artıracak.” Orta ve Doğu Avrupa: Bölgesel yavaşlamanın ardında geniş bir farklılaşma Orta ve Doğu Avrupa’da Bölgesel İflas Endeksi’nde kademeli olarak gerilemenin beklendiği vurgulanan rapora göre, Bölgesel Endeks, yine de yüzde 78 olan pandemi öncesi ortalamanın ve yüzde 84 olan Küresel Finansal Kriz (GFC) dönemindeki seviyenin oldukça üzerinde kalacak. 2027 yılına kadar iflasların Rusya’da yüzde 14, Bulgaristan’da yüzde 9, Romanya’da yüzde 4, Çekya’da yüzde 3, Estonya’da ise yüzde 10 artması bekleniyor. Rusya, Bulgaristan ve Romanya’da önümüzdeki yılda iflas artışlarının devam edeceğinin belirtildiği rapora göre, iflaslar Romanya, Çekya, Estonya ve Türkiye’de düşüş eğilimine görecek. İflasların Romanya’da yüzde 6, Çekya’da yüzde 1, Estonya’da yüzde 3 ve Türkiye’de ise yüzde 7 azalacağı vurgulanıyor. Allianz Trade İflas Araştırmaları Baş Analisti Maxime Lemerle ise genel olarak inşaat, perakende ve hizmet sektörlerinin, risklere en fazla maruz kalan sektörler olarak öne çıktığını söyledi. “Risk altındaki toplam istihdamın yaklaşık yüzde 60’ı, yani 1,6 milyon kişi Avrupa’da bulunuyor. Bu tabloda Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık başı çekiyor. Avrupa’yı, risk altındaki toplam istihdamın yüzde 24’ünü oluşturan 650 bin kişiyle Kuzey Amerika takip ediyor. Her iki bölge açısından da bu rakamlar son 13 yılın en yüksek seviyesine işaret ediyor. Asya’da ise riskin etkileri hissedilmekle birlikte daha sınırlı kalıyor. Bölge, 305 bin kişiyle risk altındaki toplam istihdamın yalnızca yüzde 11’ini oluşturuyor.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Faizler Ekonomik Dengeleri Zorluyor Haber

Faizler Ekonomik Dengeleri Zorluyor

Bu gelişmeler doğrultusunda Coface, 3 ülkenin risk notunu düşürürken 4 ülkenin notunu yükseltti. Sektör risk değerlendirmelerinde ise 12 aşağı ve 8 yukarı yönlü olmak üzere toplam 20 değişiklik yaptı. Öne çıkan rakamlar: Orta Doğu’daki çatışmanın 2026 ve 2027 yıllarında küresel büyüme üzerinde yüzde 0,5 puan kayıp yaratacağı tahmin ediliyor.Petrol fiyatlarının eylül ayında 100 dolar/varil eşiğini aşması bekleniyor. Coface’ın 2026 için büyüme tahmini %2,5, 2027 yılı içinse %2,6. Küresel ekonomi enflasyon baskısının etkisinde Jeopolitik koşullar yaz aylarında belirgin biçimde kötüleşti. İran ile ABD arasında çatışmaların yeniden başlaması ve Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın şiddetlenmesi, tedarik zincirlerini ciddi ölçüde zorlayarak emtia fiyatlarında sert artışlara yol açtı. Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez’den yapılan petrol ihracatı önemli ölçüde artmasına ve ticaret akışları alternatif güzergâhlara yönelmesine karşın hidrokarbon fiyatları yükseldi. Petrol fiyatları %50’nin üzerinde, doğal gaz fiyatları ise yaklaşık %100 arttı. Metal fiyatları yüksek seyrini korurken Karadeniz’deki liman terminallerine yönelik saldırılar ve Avrupa’da yaz boyunca yaşanan sıcak hava dalgaları tarımsal emtia fiyatlarını da önemli ölçüde artırdı. Buğday fiyatlarındaki yıllık artış ise %40’a ulaştı. Bu gelişmeler yeni bir enflasyon dalgasına ilişkin kaygıları artırırken merkez bankalarını politika faizlerini yükseltmeye yöneltti. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ardından ABD Merkez Bankası’da (Fed) faizleri 25 baz puan artırdı. Bu karar, küresel finansal koşulların daha da sıkılaşmasına katkıda bulundu. Ocak ayı ortasında gördüğü düşük seviyeden bu yana Amerikan Doları efektif bazda %6’nın üzerinde değer kazandı. Uzun vadeli faiz oranları ise şubat sonundan itibaren başlıca para birimi bölgelerinin çoğunda 100 baz puandan fazla yükseldi. Küresel ekonomi, özellikle yapay zekâ yatırımları ve bunların yarattığı servet etkisinin desteğiyle şimdilik dayanıklılığını koruyor. Bununla birlikte riskler birikmeye devam ediyor. Bu çerçevede Coface, 2025’te %2,8 olan küresel büyümenin 2026’da %2,5’e gerileyeceği, 2027’de ise %2,6 seviyesinde dengeleneceği yönündeki tahminini koruyor. Ülke ve sektör riskleri: Orta Doğu’da 3 not indirimi, tarım ve gıda sektöründe artan baskı Orta Doğu’da, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin ekonomik faaliyetlerinde 2026 yılında daralma bekleniyor. Suudi Arabistan (A3 → A4), enerji altyapısına ve ihracat güzergâhlarının büyük bölümüne yönelik saldırılardan etkilenirken Birleşik Arap Emirlikleri (A2 → A3) ve Katar (A3 → A4), Hürmüz Boğazı’na bağımlılıkları nedeniyle kırılgan bir görünüm sergiliyor. Tarım ve gıda sektörünün risk notu altı ülkede düşürüldü. Avrupa’da (Fransa, Avusturya ve Polonya) bu kararın başlıca nedeni, 2026 yazında yaşanan aşırı hava olayları oldu. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’da kırılganlığın temelinde yerel üretim sorunlarından çok gıda ithalatına yüksek bağımlılık bulunuyor. Arjantin’de ise çok sayıda tarım işletmesinin iflası, yüksek maliyetler ve daralan kâr marjları nedeniyle sektör zorlu finansal koşullarla karşı karşıya kalmayı sürdürüyor. Küresel ekonomide farklı büyüme hızları ABD’de hanehalkı tüketimi, yapay zekâ yatırımları ve tam istihdama yakın seyreden iş gücü piyasası (%4 işsizlik oranı) ekonominin dayanıklılığını destekliyor.Avrupa ekonomisi, Fransa’nın kamu maliyesinin sürdürülebilirliğine ilişkin endişelere rağmen Almanya ve İspanya ekonomilerinin dayanıklılığı sayesinde beklentilerin bir miktar üzerinde performans gösteriyor.Asya’da ekonomik görünüm ülkeler arasında farklılaşıyor. Vietnam (+%8,4) ve Hindistan (+%7,5), altyapı harcamaları ve yapay zekâ bağlantılı teknolojilerden yararlanmaya devam ediyor. Çin’de iç talep zayıflarken Tayland ve Filipinler başta olmak üzere bölgedeki bazı ekonomiler artan enerji maliyetlerinin baskısını hissediyor.Afrika ve Latin Amerika’da temel risk, özellikle El Niño etkisiyle yükselen tarım ve enerji fiyatlarının beslediği, kalıcılığını koruyan yüksek enflasyon olmaya devam ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface Baş Ekonomisti Jean-Christophe Caffet, “Orta Doğu’da uzayan çatışmalar, küresel ölçekte yeni bir enflasyon şoku riskini yeniden gündeme getiriyor. Enerji, emtia ve taşımacılık maliyetlerindeki artış, merkez bankalarını sıkı para politikalarını sürdürmeye zorluyor. Bu da kırılgan durumdaki hükümetler ve şirketler açısından koşulları giderek daha güç hale getiriyor” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Railport, Türkiye ile Kuzey Ren-Vestfalya Arasındaki Lojistik Bağlantılara Güç Katmaya Devam Ediyor Haber

Railport, Türkiye ile Kuzey Ren-Vestfalya Arasındaki Lojistik Bağlantılara Güç Katmaya Devam Ediyor

Türkiye’nin ilk intermodal terminali Railport’un da destek verdiği forumda, Türkiye ile NRW arasındaki mevcut ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişiminde, intermodal bağlantıların ve güçlü ulaşım koridorlarının rolü ele alındı. Türkiye ile Kuzey Ren-Vestfalya arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmek ve yeni iş birliği alanlarını değerlendirmek amacıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve NRW.Global Business iş birliğinde düzenlenen Türkiye–Kuzey Ren-Vestfalya İş Forumu; Türkiye ve Almanya’dan kamu ve iş dünyasının üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Kuzey Ren-Vestfalya Eyaleti Başbakanı Hendrik Wüst, Almanya Federal Dışişleri Bakanlığı Devlet Bakanı Serap Güler, DEİK Başkanı Nail Olpak ve NRW.Global Business CEO’su Felix Neugart’ın açılış konuşmalarıyla başlayan forumda, iki bölge arasındaki ekonomik ilişkilerin geleceği, ulaştırma bağlantıları, karşılıklı yatırımlar ve uzun vadeli iş birliği fırsatları değerlendirildi. Forum kapsamında ayrıca Türkiye ile Almanya arasındaki lojistik iş birliğini geliştirmeye yönelik mutabakat zaptı imzalandı. İmza töreninde Arkas Holding Liman ve Terminal İşletmeleri Grubu Başkanı Özgür Kalelioğlu ile duisport CEO’su Markus Bangen de yer aldı. Kalelioğlu: “Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki lojistik konumunu güçlendirmeyi hedefliyoruz” Türkiye–Kuzey Ren-Vestfalya İş Forumu’nda Türkiye ile Almanya arasındaki ticari ve lojistik bağlantıları değerlendiren Arkas Holding Liman ve Terminal İşletmeleri Grubu Başkanı Özgür Kalelioğlu, “Kuzey Ren-Vestfalya, Avrupa’nın en önemli sanayi ve lojistik merkezlerinden biri. Duisburg ise güçlü demir yolu bağlantılarıyla Avrupa’ya uzanan yük akışında önemli bir merkez konumunda. Duisport ile kurduğumuz ortaklık ve Railport yatırımı da Türkiye ile Kuzey Ren-Vestfalya arasındaki bu lojistik bağlantıyı ön gören önemli adımlardan biri. Türkiye’de konteyner taşımacılığındaki büyümeyle birlikte artık yalnızca deniz limanlarına değil yükü ülkenin iç kesimlerine taşıyacak intermodal terminallere de ihtiyaç duyuyoruz. Railport da bu ihtiyaca cevap vermek üzere detaylı bir hazırlık ve yatırım sürecinin ardından hayata geçti. Bugün Railport’un faaliyette olması, Türkiye’de intermodal altyapının geliştirilmesi açısından çok önemli. Uzak Doğu ile Avrupa arasındaki demir yolu bağlantılarının giderek güçlendiği bir dönemde Türkiye’nin Doğu ile Batı arasında önemli bir lojistik merkez olmasını hedefliyoruz. Bunun için liman altyapımızı güçlendirmemiz ve Railport gibi intermodal terminallerin sayısını artırmamız gerekiyor” dedi. Kartepe’den Duisburg’a haftalık demir yolu bağlantısı Almanya’nın en büyük bölgesel ekonomisi ve Avrupa’nın önde gelen sanayi ve lojistik merkezlerinden biri olan Kuzey Ren-Vestfalya, güçlü ulaşım altyapısı ve Duisburg’un Avrupa lojistik ağındaki konumuyla Türkiye’den Avrupa’ya uzanan ticaret akışında önemli bir merkez niteliği taşıyor. Arkas Holding ve duisport ortaklığıyla Kocaeli Kartepe’de hayata geçirilen Türkiye’nin ilk intermodal terminali Railport ise Türkiye’nin üretim merkezlerini Avrupa demir yolu ağıyla buluşturan stratejik bir bağlantı noktası oluşturuyor. Batıda Avrupa demir yolu ağına, doğuda ise Orta Koridor’a entegre olan Railport; Kafkasya, Orta Asya ve Çin’e uzanan bağlantılarıyla Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki köprü görevini güçlendiriyor. Bu konumuyla Railport, Türkiye–Almanya hattının ötesinde daha geniş bir Avrasya lojistik ağının parçası olarak konumlanıyor. 265 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren Railport, yıllık 360 bin TEU konteyner, 1,5 milyon ton genel kargo, 130 bin bitmiş araç ve 125 bin treyler elleçleme kapasitesiyle Türkiye’nin intermodal lojistik altyapısına katkı sağlıyor. 20 bin metrekarelik kapalı depolama alanı bulunan terminal; konteyner, treyler, swap body, bitmiş araç ve genel kargo olmak üzere farklı yük gruplarına yönelik hizmet sunuyor. Kartepe–Duisburg arasında kurulan demir yolu bağlantısı, Türkiye ile Avrupa arasındaki intermodal taşımacılığın geliştirilmesine katkı sağlarken Railport, Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki yük akışında daha güçlü bir lojistik merkez haline gelmesi hedefinde önemli bir rol üstleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Škoda ile L’Étape Türkiye by Tour de France Heyecanı İstanbul’da Yaşandı Haber

Škoda ile L’Étape Türkiye by Tour de France Heyecanı İstanbul’da Yaşandı

Tour de France ruhu İstanbul’un iki kıtasına taşındı. Škoda’nın desteğiyle gerçekleştirilen L’Étape Türkiye by Tour de France, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçişlerini de kapsayan üç farklı parkurda bisiklet tutkunlarına İstanbul’un doğal güzelliklerini, zorlu tırmanışlarını ve kıtalararası geçişini bir araya getiren özel bir yarış deneyimi yaşattı. Škoda’nın uluslararası bisiklet elçisi ve dört kez Tour de France şampiyonu Chris Froome da organizasyona katılarak İstanbul’daki yarış heyecanına ortak oldu. Bisiklet üretimiyle başlayan 130 yılı aşkın geçmişini bugün dünyanın önde gelen bisiklet organizasyonlarına taşıyan Škoda, L’Étape Türkiye by Tour de France ile Türkiye’de bisiklet kültürüne verdiği desteği sürdürdü. İstanbul yarışı ise farklı seviyelere hitap eden parkurlarının yanı sıra Asya ve Avrupa’yı aynı yarış deneyiminde bir araya getiren rotasıyla serinin özel duraklarından biri oldu. “İstanbul yarışı L’Étape deneyimine çok özel bir boyut kattı” Yüce Auto-Škoda Genel Müdürü Zafer Başar, büyük ilgi gören yarışın ardından yaptığı değerlendirmede, “Škoda’nın hikayesi 130 yılı aşkın süre önce bisiklet üretimiyle başladı ve bugün bisiklet hâlâ markamızın DNA’sının önemli bir parçasını oluşturuyor. Tour de France ile 2004 yılından bu yana devam eden güçlü iş birliğimizi Türkiye’de L’Étape Türkiye by Tour de France ile sürdürmekten büyük mutluluk duyuyoruz. İstanbul’un iki kıtayı bir araya getiren eşsiz coğrafyası, bu yarışa çok özel bir boyut kattı. Üç farklı parkurla hem performans odaklı sporculara hem de L’Étape atmosferini farklı mesafelerde deneyimlemek isteyen bisikletçilere hitap eden güçlü bir organizasyon gerçekleşti. Spor dünyasının ilham veren isimlerinden biri olan Chris Froome’u da İstanbul’da ağırlamak ve bisiklet tutkunlarıyla bir araya getirmek bizim için çok anlamlıydı. Bisiklet sporunun Türkiye’de giderek daha fazla ilgi görmesini ve daha geniş kitlelere ulaşmasını çok önemsiyoruz. Škoda olarak bisiklet kültürünü desteklemekten ve bu heyecanı daha fazla insanla paylaşmaktan onur duyuyoruz” dedi. İstanbul rotasında üç farklı yarış deneyimi Dayanıklılık ve performans odaklı bisikletçiler için hazırlanan 97.6 kilometrelik Uzun Parkur, Kavacık, Beykoz, Riva, Paşamandıra, Polonezköy, Çengeldere ve Çavuşbaşı gibi İstanbul’un farklı noktalarından geçti. Parkurda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçişi de yer aldı. 41.3 kilometrelik Kısa Parkur, Kavacık, Yeni Riva Yolu, Acarlar, Çengeldere ve Çavuşbaşı güzergahında ilerlerken, bu parkurda da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü geçişi yapıldı. 31.4 kilometrelik Kıtalararası Deneyim Parkuru ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinden Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan rotasıyla öne çıktı. Chris Froome İstanbul’daki yarış heyecanına ortak oldu Škoda’nın uluslararası bisiklet elçisi ve dört kez Tour de France şampiyonu Chris Froome da, L’Étape Türkiye by Tour de France kapsamında İstanbul’da bisiklet tutkunlarıyla bir araya geldi. Yarış sabahında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde gerçekleştirilen özel çekimlerde yer alan Froome, daha sonra organizasyon alanındaki Škoda etkinliklerine katıldı. Bisiklet tutkunlarıyla imza etkinliğinde bir araya gelen Froome, günün sonunda Yüce Auto-Škoda Genel Müdürü Zafer Başar ile birlikte Škoda Sprint kazananlarına ödüllerini takdim etti. L’Étape Türkiye by Tour de France’ın kazananları belli oldu 97.6 kilometrelik Uzun Parkur’da erkekler genel klasmanını Ömer Cumhur Boyraz, kadınlar genel klasmanını ise Gökçe Demirsoy ilk sırada tamamladı. 41.3 kilometrelik Kısa Parkur’da erkeklerde Recep Ünalan, kadınlarda Aylin Yüce birinciliğe ulaşırken, Škoda Sprint klasmanında ise erkeklerde Şevket Özer, kadınlarda Gökçe Demirsoy birinciliği elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türk Telekom Bölgesel Teknoloji Gücünü Orta Asya’ya Taşıyor  Haber

Türk Telekom Bölgesel Teknoloji Gücünü Orta Asya’ya Taşıyor 

Türkiye’nin dijital geleceğini inşa eden Türk Telekom, teknoloji birikimi, güçlü altyapısı ve uluslararası alanda faaliyet gösteren iştiraki Türk Telekom International ile bölge coğrafyasının teknoloji taşıyıcısı rolünü üstleniyor. Avrupa, Orta Doğu ve Asya'yı kapsayan geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Türk Telekom International, uluslararası alanda uçtan uca optimize edilmiş bağlantı çözümleri, siber güvenlik, bulut bilişim toptan ses ve mobil dolaşım hizmetleri sunuyor. Kazakistan Almatı’da gerçekleştirilen Küresel Operatör Bağlantısı Toplantısı’nda (GCCM) küresel teknoloji şirketleriyle önemli temaslarda bulunan ve Akashi Data Center ile Mutabakat Zaptı (MoU) imzalayan TT International, Türkiye’yi bölgesel dijital bağlantının merkezi haline getirmek için çalışmalarını derinleştirdi. Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, “Türk Telekom olarak milli teknoloji birikimimiz, güçlü yatırımlarımız ve uzman mühendislerimiz ile yalnızca Türkiye’nin değil bölge coğrafyasının teknoloji taşıyıcısı rolünü üstleniyoruz. Uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketimiz TT International ile Avrupa'dan Orta Doğu ve Asya'ya denizaltı kablo sistemlerini de kapsayan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağımız, 24 ülkedeki 135'i aşkın varlık noktamız ve 200'den fazla iş ortağımızla Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında stratejik bir dijital köprü kuruyoruz. Dijital varlık noktalarımızı ve uluslararası fiber ağımızı genişletmek için küresel teknoloji devleriyle iş birlikleri geliştiriyor, ülkemizin bölgesel güç olma vizyonuna milli teknoloji birikimimizle katkı sunuyoruz” dedi. Türk Telekom Grubu'nun uluslararası şirketi Türk Telekom International (TTI), Avrupa, Orta Doğu ve Asya'yı kapsayan stratejik altyapısıyla bölgesel veri trafiğinde önemli bir rol üstleniyor, Türkiye'nin dijital vizyonunu küresel arenada temsil etmeyi sürdürüyor. Milli mühendislik gücü ve uluslararası veri trafiğindeki deneyimiyle bölgesel pazarda güvenilir ve stratejik bir iş ortağı olarak konumlanan TTI, Orta Asya’da hızla artan veri trafiği, yapay zekâ ve bulut tabanlı hizmetler başta olmak üzere bölgenin dijitalleşme ihtiyaçlarını kapsayan yatırım ve iş birliği fırsatlarına yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor. Bu kapsamda TTI, Kazakistan Almatı şehrinde düzenlenen GCCM 2026 etkinliğinde Türkiye’nin bölgedeki dijital varlığını güçlendirecek önemli temaslarda bulundu. Azerbaycan, Kazakistan, Çin ve Hindistan başta olmak üzere farklı ülkelerin önde gelen operatörleriyle görüşmelerde bulunan TTI, Türkiye üzerinden Orta Asya, Kafkaslar, Türk Cumhuriyetleri, İran, Irak ve Uzak Doğu’ya yönelik yeni trafik ve kapasite fırsatlarını değerlendirdi. Uluslararası bağlantı altyapısının güçlendirilmesi, artan veri trafiğinin karşılanması ve yeni nesil dijital hizmetlerin geliştirilmesine yönelik görüşmelerde, TTI’ın bölgesel bağlantı ekosistemindeki rolünü daha da pekiştirecek projeler için adımlar atıldı. Denizaltı kablo ağının genişletilmesi, uluslararası fiber altyapının güçlendirilmesi, dijital varlık noktalarının artırılması ve teknoloji birikiminin yeni alanlara aktarılmasına yönelik yatırım ve iş birliği fırsatlarını değerlendiren TTI, Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu, Türk Cumhuriyetleri, Orta Asya ve Asya arasındaki dijital bağlantının bölgesel merkezi olma konumunun güçlendirilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. "Milli teknolojimizle bölgesel güç olma vizyonumuzu Orta Asya’ya taşıyoruz" Türk Telekom International Genel Müdürü Yavuz Yıldırım, “Türk Telekom olarak milli teknoloji birikimimiz, güçlü yatırımlarımız ve uzman mühendislerimiz ile yalnızca Türkiye’nin değil, bölge coğrafyasının da teknoloji dönüşümünde öncü rol oynuyoruz. Uluslararası alanda faaliyet gösteren şirketimiz Türk Telekom International ile Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Türk Cumhuriyetleri’nden Orta Asya ve Asya’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik bir dijital köprü oluşturuyoruz. Denizaltı kablo sistemlerini de kapsayan yaklaşık 50 bin kilometrelik uluslararası fiber ağımız, 24 ülkedeki 135’i aşkın varlık noktamız ve 200’den fazla iş ortağımızla güçlü, güvenilir ve sürdürülebilir bir dijital bağlantı ekosistemi sunuyoruz. Özellikle Türk Cumhuriyetleri ve Orta Asya, Türkiye’nin güçlü tarihî, ekonomik ve stratejik bağlarıyla önemli bir potansiyel taşıyor. Bu coğrafyanın hızla gelişen dijital ihtiyaçlarını yakından takip ediyor; veri merkezleri, bulut bilişim, siber güvenlik, yapay zekâ ve yeni nesil bağlantı teknolojileri başta olmak üzere farklı alanlarda yeni fırsatları değerlendirmeye ve iş birlikleri geliştirmeye odaklanıyoruz. Bu yaklaşımla GCCM’de Azerbaycan, Kazakistan, Hindistan ve Çin başta olmak üzere farklı ülkelerin operatörleri ve küresel teknoloji şirketleriyle bir araya geldik. Gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, bölgesel bağlantı altyapısının geliştirilmesinden yeni trafik, kapasite fırsatları ile denizaltı kablo yatırımlarına kadar geniş bir alanda iş birliği imkanlarını ele aldık. Bu temaslar, Türkiye’nin sahip olduğu mühendislik gücü, teknoloji birikimi ve stratejik coğrafi konumunun bölgesel ölçekte oluşturduğu değeri bir kez daha ortaya koydu. Akashi Data Center ile imzaladığımız Mutabakat Zaptı da bu vizyonun somut yansımalarından biri oldu. Bu mutabakat kapsamında veri merkezlerinin karşılıklı olarak bağlanması, ortak altyapı kullanımının değerlendirilmesi ve yeni nesil ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi gibi alanlarda iş birliği imkanlarını somut projelere dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun yanı sıra bölgesel iş birliklerini yalnızca telekomünikasyon altyapısıyla sınırlı görmüyoruz. Azerbaycan’da Bakü’de düzenlenen Formula 1 gibi uluslararası organizasyonlar ve benzeri projelerde ortak çalışma imkanlarının geliştirilmesini de bölgesel iş birliğinin önemli alanlarından biri olarak değerlendiriyoruz. Dijital çağın ihtiyaçlarına yönelik sunduğumuz zengin çözümlerle sadece veriyi değil, bağlantı kalitesini, operasyonel sürekliliği ve uluslararası etkileşimi de sağlıyor. Dijital varlık noktalarımızı ve uluslararası fiber ağımızı genişletmek için küresel teknoloji devleriyle yeni iş fırsatları ve iş birlikleri için çalışmaya, ülkemizin bölgesel güç olma vizyonuna millli teknoloji birikimimizle katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diye konuştu. Akashi Data Center ile MoU imzalandı Türk Telekom International, Kazakistan merkezli bölgenin önde gelen finans ve teknoloji gruplarından Akashi Data Center ile Mutabakat Zaptı (MoU) imzaladı. TTI ile Akashi Data Center arasında, veri merkezlerinin karşılıklı bağlanması, ortak altyapı kullanımı ve yeni nesil ürün ile hizmet geliştirme alanlarında kapsamlı görüş alışverişi gerçekleştirildi. Söz konusu iş birliği, Türk Telekom International’ın Orta Asya’daki dijital bağlantı ekosistemini güçlendirme ve Türkiye’nin bölgesel dijital merkez olma hedefini destekleme stratejisinin önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

MNG Havayolları, Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile  İş Birliğini Güçlendiriyor Haber

MNG Havayolları, Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile İş Birliğini Güçlendiriyor

İş birliği kapsamında MNG Havayolları ve HKIA; hava bağlantılarının geliştirilmesi, operasyonel verimlilik ve hizmet kalitesinin artırılması, yönetim deneyimi ve bilgi paylaşımı ile sürdürülebilirlik alanlarında ortak çalışmalar yürütecek. Taraflar ayrıca Hong Kong Uluslararası Havacılık Akademisi’nin eğitim programları aracılığıyla yetenek gelişimini destekleyecek. İmza törenine MNG Havayolları CEO’su Ali Sedat Özkazanç ve Hong Kong Havalimanı Otoritesi CEO’su Vivian Cheung katılırken, Belt and Road Sorumlusu Nicolas Ho Lik-chi de törene eşlik etti. MNG Havayolları CEO’su Ali Sedat Özkazanç, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Hong Kong, küresel hava kargo taşımacılığının en önemli merkezlerinden biri. Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile attığımız bu adımın, Türkiye ile Asya arasındaki hava kargo bağlantılarının gelişimine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. MNG Havayolları olarak operasyonel gücümüz, esnek hizmet anlayışımız ve genişleyen uçuş ağımızla müşterilerimize sunduğumuz çözümleri geliştirirken, küresel pazarlardaki varlığımızı da güçlendirmeye devam ediyoruz.” HKIA CEO’su Vivian Cheung ise, “Mart 2026 itibarıyla HKIA, 41 Belt and Road bölgesindeki 78 havalimanına bağlantı sağlıyor. Belt and Road ülkeleriyle havacılık alanındaki ilişkilerimizi daha ileriye taşımaktan ve HKIA’nın uluslararası bir havacılık merkezi olarak konumunu pekiştirmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi. İstanbul Havalimanı merkezli operasyonlarını sürdüren Türkiye’nin ilk özel kargo havayolu MNG Havayolları, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da 60’tan fazla destinasyona kargo uçuşları gerçekleştiriyor. Türkiye ile Hong Kong arasında haftada 8 ila 10 uçuş gerçekleştiren şirket, bu hatta artan talebi karşılamak üzere uçuş frekansını artırmayı hedefliyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İzmirli Küçük Ressamlara Çin’den Ödül Haber

İzmirli Küçük Ressamlara Çin’den Ödül

Çin'de faaliyet gösteren Şanghay Halklar Arası Dostluk Derneği, Asya ülkelerinden çocukların karşılıklı öğrenme ve kültürel etkileşim yoluyla kalıcı dostluklar kurmalarına katkı sağlamak amacıyla “Benim Asya'daki Yuvam: Şanghay ile Bir Buluşma” adıyla çocuk resim sergisi düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Çocuk Çalışmaları Şube Müdürlüğü’ne bağlı Limontepe Çocuk Merkezi ile Kadifekale Çocuk Merkezi'ne kayıtlı Mizgin Acar ve Turgut Ali Kurtlu, çizdikleri resimlerle ödül almaya hak kazandı. Kadifekale Çocuk Merkezi’ne kayıtlı 10 yaşındaki Mizgin Acar, “Saat Kulesi'nin Altında Dostluklar” adlı eseriyle Bronz Ödül, Limontepe Çocuk Merkezi’ne kayıtlı 9 yaşındaki Turgut Ali Kurtlu ise “Renkli Dünyam” adlı eseri ile Parlak Yıldız Ödülü’nü kazandı. Serginin açılış ve ödül töreni 8 Ağustos’ta Şanghay’daki Çin Refah Enstitüsü Çocuk Sarayı’nda gerçekleştirilecek. “Gururluyuz” Ödül aldıkları için büyük mutluluk yaşadıklarını belirten Mizgin Acar “Bu yarışma için çizdiğim resimde, yaşadığım şehir İzmir'de farklı ülkelerden gelen çocuklarla kurduğumuz dostluğu anlattım. Bence farklı diller konuşsak da farklı kültürlerden gelsek de birlikte oynayabilir, öğrenebilir ve güzel arkadaşlıklar kurabiliriz. İzmir, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, denizi, tarihi ve sıcak insanlarıyla çok güzel bir şehir. Ben de bu güzel şehrin dostluk ve kardeşlik duygusunu resmime yansıtmaya çalıştım. Bu yarışmada ödül kazanmak benim için büyük bir mutluluk oldu” derken, Turgut Ali Kurtlu ise “Ülkemi tanıtmak için bir yol arıyordum. Aklıma Kapadokya geldi ve Kapadokya’yı çizdim. Çizerken çok heyecanlandım. Renkli Dünyam eserimin ödül almasından dolayı gurur duydum” diye konuştu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru Haber

Türkiye’den Otomotiv Sektöründe 41,5 Milyar Dolarlık Tarihi İhracat Rekoru

Dünyada Ticari alacak sigortası lideri Allianz Trade, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere rehberlik eden raporlarından bir yenisini daha Otomotiv Sektörü odağında hazırladı. Raporda yeni "Made in Europe" çerçevesinin hâlen birçok belirsizlik içerdiği, bu belirsizlikten Türkiye’nin de etkilenebileceği belirtiliyor. Küresel otomotiv sektöründe güç dengesinin ise Asya’ya kaydığı vurgulanıyor. Küresel otomotiv sektöründeki güç dengesinin hızla değiştiği belirtilen raporda, Çin’in tek başına artık dünya otomobil satışlarının yüzde 37’sini gerçekleştirdiği ve bu oranın, 2024 yılına göre 2 puan, 2019 yılına göre ise 8 puan artış anlamına geldiği belirtiliyor. Aynı dönemde Avrupa'nın küresel pazar payının yüzde 20'nin altına, Kuzey Amerika'nın payının ise yüzde 21'e gerileyerek her iki bölge için de yeni tarihi düşük seviyelere ulaştığı raporda vurgulanıyor. Öte yandan yine Allianz Trade’in raporuna göre; küresel otomotiv pazarı 2025 yılında üst üste üçüncü kez büyüme kaydetti. Pazarın yaklaşık yüzde 5 büyüyerek, 2024 yılındaki yüzde 3'lük büyümenin de üzerine çıktığı bilgisi verilen raporda bu büyümenin lokomotifinin artık belirgin şekilde Asya'ya kaydığı belirtiliyor. Dünyanın iki büyük olgun pazarı olan Avrupa ve ABD’nin sınırlı bir performans sergilediği, Avrupa pazarı yatay seyrederken, ABD’nin yalnızca yüzde 2 büyüyebildiği de verilen bilgiler arasında bulunuyor. Öte yandan Çin pazarının yüzde 9 büyüyerek dikkat çekici bir performans ortaya koyduğunun altı çiziliyor. Rapora göre Güney Amerika, Orta Doğu ve diğer gelişmekte olan ülkeler de küresel büyümeye önemli katkı sağladı. Çin hariç Asya-Pasifik bölgesi ile Japonya’nın ise daha sınırlı düzeyde, yaklaşık yüzde 3 büyüme gösterdiği raporda belirtiliyor. Dolayısıyla 2025 yılının yalnızca daha fazla aracın satıldığı bir yıl değil; aynı zamanda küresel otomotiv sektörünün ağırlık merkezinin belirgin biçimde Asya'ya ve özellikle Çin'e kaydığı bir dönüm noktası olarak öne çıktığı bir yıl olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Made in Europe’un Türkiye’ye etkileri Allianz Trade’in raporunda Made in Europe’un içerdiği belirsizlikleri Türkiye otomotiv sektörü açısından 2026 yılının en önemli risklerinden biri olarak öne çıktığı vurgulanıyor. Türkiye'nin Avrupa'nın yeni otomotiv üretim çerçevesine dahil edilip edilmeyeceğinin henüz netlik kazanmadığı verilen bilgiler arasında… Araçların "Made in Europe" statüsü kazanabilmesi için uygulanacak mevcut yüzde 70 AB katma değer eşiğinin, Türkiye'de gerçekleştirilen üretimin bu kriterin dışında kalmasına neden olabilecek kadar yüksek bir seviye olduğu belirtiliyor. Ayrıca raporda; Türkiye'nin "Made in EU" statüsü kazanması durumunda, Çin menşeli içeriklerin AB teşviklerinden dolaylı olarak yararlanabileceği bir geçiş noktası hâline gelebileceğine yönelik endişelere dikkat çekiliyor. Allianz Trade Krediler Genel Müdür Yardımcısı Altuğ Karagöz raporla ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: “Allianz Trade Türkiye olarak, ekonomimizin lokomotifi olan otomotiv sektöründeki stratejik varlığımızı ve otomotiv üreticileri ile tedarikçilerine verdiğimiz desteği kararlılıkla sürdürüyoruz. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılını 41,5 milyar dolarlık tarihi bir ihracat rekoru ve 1,37 milyon adetlik zirve satışla kapatan sektörümüz, ODMD (Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği) raporlarının da işaret ettiği üzere 2026'nın ilk yarısında sıkı finansman koşullarına bağlı olarak iç pazarda yüzde 8,2'lik dönemsel bir dengelenme ve hacim kaybı sürecinden geçiyor. Bu dinamik dönüşüm ve risk ortamında, alacak sigortası tarafında otomotiv üreticileri ve tedarik zincirindeki paydaşlarımız için üstlendiğimiz toplam risk büyüklüğünü, geçen yılın aynı dönemine göre döviz bazında yaklaşık yüzde 15 artırarak desteğimizi bir kez daha ortaya koyduk. Sektördeki elektrifikasyon dönüşümünü, değişen tedarik ekosistemini ve maliyet yönetimini yakından takip ediyor; proaktif risk yönetimi çözümlerimizle Türk otomotiv sanayisinin hem küresel pazarlardaki rekabet gücünü hem de finansal sürdürülebilirliğini güvence altına almaya devam ediyoruz.” Raporda, Türkiye’de Çinli otomotiv üreticilerinin giderek güçlenen varlığının; elektrikli araç ve batarya sektörlerine yönelik destekleyici mali politikalar ile Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara uygulanan gümrük tarifeleri sayesinde daha da belirginleştiği, bu durumun Türkiye'nin Avrupa otomotiv tedarik zincirindeki rolüne ilişkin tartışmaları da artırdığı vurgulanıyor. Öte yandan Avrupa pazarına tam erişimin kaybedilmesinin Türkiye açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekilen raporda; Avrupa Birliği’nin, Türkiye'nin açık ara en büyük otomotiv ihracat pazarı konumunda bulunduğu hatırlatılıyor. 2025 yılında otomotiv ihracatının, 30,11 milyar dolar ile yüzde 72,5'isinin AB ülkelerine gerçekleştirildiği bilgisi raporda veriliyor. Almanya’nın ise tek başına 6,61 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ve yıllık bazda yüzde 36'lık artışla en büyük pazar olmayı sürdürdüğüne dikkat çekiliyor. Allianz Trade’in raporunda; Türkiye'nin AB menşei statüsünün yalnızca kısmen dışında bırakılmasının bile Türkiye'de üretilen araç ve otomotiv parçalarının en büyük ihracat pazarındaki tercihli ticaret avantajlarını kaybetmesine yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bu durumun ise küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) Türkiye'ye yatırım yapma gerekçelerini zayıflatabileceği, tedarik zincirlerinin yeniden Avrupa'ya taşınan üretim merkezlerine yönelmesi riskini de beraberinde getirebileceği raporda öngörülüyor. İç Talebin Gücü Allianz Trade’in Otomotiv Sektörü Raporu’na göre; Türkiye'nin rekor düzeye ulaşan iç pazar satışları bir diğer deyişle 2025 yılında toplam araç satışlarının yıllık bazda yüzde 10,5 artarak 1,37 milyon adede ulaşması, dış talebin zayıfladığı bir dönemde sektör açısından önemli bir denge unsuru oluşturuyor. Brüksel'in AB menşei kriterlerini sıkılaştırması ve küresel otomotiv üreticilerinin (OEM) tedarik zincirlerini yeniden değerlendirmesiyle birlikte, iç pazarın daralan ihracat fırsatlarına yönelmesi beklenen üretim hacmini absorbe edebilmesi sektör için önemli bir avantaj sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.