Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Asya

Kapsül Haber Ajansı - Asya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Asya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Koch Lojistik’in Renault Trucks Tercihi, Yeni Yatırımla Sürüyor Haber

Koch Lojistik’in Renault Trucks Tercihi, Yeni Yatırımla Sürüyor

Ordu’nun Fatsa ilçesinden doğarak bugün Avrupa başta olmak üzere yurt içinden Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren Koch Lojistik, 2024 yılında filosuna kattığı Renault Trucks çekicilerden duyduğu memnuniyet doğrultusunda yatırımını büyüttü. Yıllık ortalama 7.000 taşıma operasyonu gerçekleştiren Koch Lojistik, yeni 10 adet ADR’li Renault Trucks T 480 çekici ile 2026 yılı hedeflerine doğru ilerliyor. Yeni araçlar Koçaslanlar Otomotiv Orhanlı Plaza’da Koch Lojistik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ayşe Kalafatoğlu ve Merve Şenel’e teslim edilirken Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel, Koçaslanlar Holding Yönetim Kurulu Üyesi Lokman Koçaslan, Koçaslanlar Otomotiv Genel Müdürü Mesut Süzer ve Kocaeli Şube Direktörü Ahmet Güler teslimatta bulundular. Koch Lojistik, uluslararası taşımacılıkta ithalat, ihracat ve transit operasyonlarıyla Avrupa’nın neredeyse tamamına hizmet sunuyor. Türkiye'den Avrupa ülkelerine, dönüşlerde de ithalat olarak Türkiye'ye veya Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan güzergahlarına Avrupa'dan direkt transit taşıma operasyonları gerçekleştiriliyor. Gıda tankerleriyle likit taşımacılık dahil olmak üzere başta gıda, yedek parça, mobilya, ilaç gibi geniş bir sektör yelpazesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Fatsa merkezli şirket, bölgesel gücünü uluslararası operasyon ağıyla birleştirerek hem istihdama hem de sektöre katkı sağlıyor. Fatsa’dan global markaya dönüşüm: Kochex Teslimat töreninde açıklamada bulunan Koch Lojistik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayşe Kalafatoğlu, şirketin dönüşüm sürecine dikkat çekerek; “40 yılı aşkın süredir yürüttüğümüz operasyonlarımız, bugün hizmet çeşitliliği, Asya ve Avrupa’daki yeni şirket yapılanmalarıyla da daha geniş ve güçlü bir yapıya ulaştı. Bu nedenle global hedeflerimizle tam uyumlu bir yapı oluşturarak tüm lojistik faaliyetlerimizi Kochex markası altında birleştiriyoruz. Yenilenen markamızla uluslararası pazarlarda daha büyük hedeflere emin adımlarla ilerliyoruz. Bu doğrultuda filomuzu da geliştirmeye devam ediyoruz.” “Memnuniyetimiz, yeni yatırımı beraberinde getirdi.” Koch Lojistik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Merve Şenel ise Renault Trucks araçlarla ilgili memnuniyetlerini dile getirdi; “2024 yılında filomuza kattığımız Renault Trucks çekiciler, filomuza yüksek değer kattı. Özellikle yakıt performansı, sürücü memnuniyeti ve yaygın servis ağı bizim için belirleyici unsurlar oldu. Yakıt tasarrufu doğrudan maliyet avantajı sağlarken bakım maliyetlerinin de düşük olması operasyonel verimliliğimizi artırıyor. Bu memnuniyet doğrultusunda filomuza yine Renault Trucks T çekiciler ile yatırım kararı aldık.” Yeni Renault Trucks araçlarla birlikte toplam 140 çekicilik bir filoya ulaşan Koch Lojistik, büyüme hedefleri doğrultusunda yatırımlarını sürdürüyor. Şirket, 2025 yılı hedeflerini gerçekleştirerek yaklaşık %30 büyüme kaydederken, 2026 yılında da benzer bir ivme öngörüyor. “Renault Trucks, Satış Sonrası Hizmetleri ile her zaman yanımızda” Merve Şenel; “Büyüme ivmemiz kesintisiz devam ederken hizmet kalitemizden ödün vermemeyi önceliklendiriyoruz. Gıda taşımacılığı başta olmak üzere tüm operasyonlarımızda yüksek standartlardan ödün vermiyoruz. Bu anlamda birlikte çalıştığımız çözüm ortaklarımızla iş birliğimize azami özen gösteriyoruz. Renault Trucks’ın Satış Sonrası Hizmet desteği kesintisiz ve verimli bir operasyonel süreç yönetmemizi sağlıyor” şeklinde açıklıyor. Koch Lojistik, Renault Trucks’ın Optifleet Filo Yönetim Sistemi’nden de yararlanıyor. Araçların güncel ve geçmiş konum ve teknik bilgilerine ulaşabiliyor, takograf verilerini uzaktan indirebiliyor, sürücüler arasında karşılaştırma yaparak yakıt tüketiminde iyileştirme sağlayabiliyor. Renault Trucks Türkiye Satış Direktörü Yusuf Adıgüzel ise Koch Lojistik’in yeni alımlarına ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor; “Koch Lojistik ile iş birliğimizin güvene dayalı devamlılığı ve filolarına kattıkları araçlarımızdan elde ettikleri yüksek memnuniyetin, bu yıl 10 adetlik yeni yatırım kararıyla pekişmesi bizim için çok değerli. Renault Trucks T 480 ADR çekicilerimiz; yakıt verimliliği, sürüş konforu ve toplam sahip olma maliyetinde sunduğu avantajlarla müşterilerimizin operasyonel performansına doğrudan katkı sağlıyor. Koch Lojistik’in büyüme yolculuğunda güvenilir bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz.” Koch Lojistik, araç yatırımlarında Renault Trucks Finansal Hizmetler’in sunduğu esnek ve çözüm odaklı finansman paketlerinden faydalanıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Ayşe Kalafatoğlu; “Renault Trucks Finansal Hizmetler ile çalışmak bizim için stratejik bir tercih. Rekabetçi faiz oranları ve esnek ödeme seçenekleri sayesinde tüm süreci tek noktadan yönetebiliyoruz. Bu yapı, operasyonel verimliliğimizi artırırken karar alma ve uygulama süreçlerimizi de önemli ölçüde hızlandırıyor” şeklinde belirtiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tour de France Ruhu L’Étape Türkiye ile Üçüncü Kez İstanbul’da Haber

Tour de France Ruhu L’Étape Türkiye ile Üçüncü Kez İstanbul’da

Katılımcılara uluslararası standartlarda bir bisiklet deneyimi sunan yarış, Asya ve Avrupa kıtalarını aynı parkurda buluşturuyor. L’Étape Türkiye 2026’ya, 50 farklı ülkeden yaklaşık 2.500 sporcunun katılması bekleniyor. Tour de France’ın resmi amatör serisi L’Étape organizasyonunu Amaury Sport Organisation- A.S.O iş birliğiyle Türkiye’de hayata geçiren 78 Event ev sahipliğinde düzenlenen basın lansmanı; kamu, özel sektör ve spor dünyasından temsilcileri bir araya getirdi. Türkiye’yi dünya çapında bir spor turizmi merkezi haline getirme vizyonu ile gerçekleştirilen lansmana; İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Spor Turizmi Daire Başkanı Volkan Burak Mumcu, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, Škoda Türkiye – Yüce Auto Genel Müdürü Zafer Başar, L’Étape by Tour de France Proje Müdürü Mathieu Clanchin ile 78 Event Genel Müdürü ve L’Étape Türkiye by Tour de France Genel Direktörü Ömer Kafkas’ın katıldığı basın toplantısıyla paylaşıldı. Konuşmalar T.C. İstanbul Vali Yardımcısı Ünal KılıçarslanT.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Spor Turizmi Daire Başkanı Volkan Burak MumcuTürkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğluİstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin ÖzbayTürkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin LüleVisa Türkiye Genel Müdürü Samile MüminŠkoda Türkiye – Yüce Auto Genel Müdürü Zafer BaşarFransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia FantonA.S.O L’Étape Series by Tour de France Proje Müdürü Mathieu Clanchin “Geleceğin Sporcularını Yetiştirmek En Önemli Önceliğimiz” T.C. İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, “Dünyanın en büyük organizasyonları arasında yer alan L’Étape Türkiye by Tour de France’ın İstanbul’da düzenlenmesi bizim için büyük bir gurur. 20 Eylül’de gerçekleştirilecek organizasyon öncesinde tüm paydaşlarımızla birlikte güçlü bir koordinasyon içinde hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. ‘Spor Şehri İstanbul’ vizyonumuz doğrultusunda çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren sporla buluşmasını sağlamak ve geleceğin sporcularını yetiştirmek en önemli önceliğimiz. Bu tür uluslararası organizasyonların İstanbul’un spor turizmine ve küresel tanıtımına önemli katkılar sunacağına inanıyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. “Bisikletle Değer Üretiyor, Geleceğe Taşıyoruz” Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu, “L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek profesyonel bisiklet dünyası ile amatör sporcular arasında güçlü bir bağ kuran önemli bir platform haline gelmiştir. İstanbul’un iki kıtayı birleştiren eşsiz yapısında hayat bulan bu organizasyon, bisiklet sporunun birleştirici gücünü yansıtırken, Türkiye’nin uluslararası bisiklet takvimindeki konumunu da her geçen yıl daha da güçlendirmektedir. Federasyon olarak, ülkemizde düzenlediğimiz uluslararası yarışlarla bisikleti şehirlerimizin merkezine taşımayı ve spor turizmine katkı sağlamayı önemsiyoruz. Bununla birlikte, amatör sporculara yönelik bu tür organizasyonların bisiklet kültürünün yaygınlaşmasında kritik bir rol oynadığına inanıyoruz. 2026 yılında Marmaris etabının da programa dahil edilmesiyle birlikte hedefimiz; organizasyonu sürdürülebilir bir şekilde büyütmek, uluslararası iş birliklerini güçlendirmek ve Türkiye’yi bisiklet dünyasında daha güçlü bir konuma taşımaktır. Sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri bir araya getirmeye devam edeceğiz” dedi. “Değer yaratmayı ve bu değeri sürdürülebilir kılmayı önemsiyoruz” Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, geçtiğimiz iki yılda ilgiyle karşılanan L’Étape Türkiye’nin her yıl etkisini artırdığını belirterek, “Maximiles Black kart markamız ve iş ortağımız Visa ile bu prestijli organizasyonun üçüncü kez isim sponsoru olmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu sürekliliği çok kıymetli buluyoruz, çünkü destek vermenin ötesine geçmeyi, bir değer yaratmayı ve bu değeri sürdürülebilir kılmayı önemsiyoruz. L’Étape Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda daha geniş kitlelere ulaşarak büyüyeceğine, ülkemizde bisiklet sporunu teşvik edeceğine ve İstanbul’u uluslararası spor sahnesinde daha güçlü bir konuma taşıyacağına inanıyorum” dedi. “Yerel Ekonomiye Katkı Sağlayan Güçlü Bir Ekosistem” Visa Türkiye Genel Müdürü Samile Mümin, “Bugün, Tour de France’ın 120 yılı aşan köklü mirasını Türkiye’de üçüncü kez daha hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. İş Bankası iş birliğimizle, Maximiles Black isim sponsorluğunda desteklediğimiz Tour de France’ı, insanları, şehirleri ve kültürleri birbirine bağlayan küresel bir hikâye olarak görüyoruz. Bu yolculuk, İstanbul’da başlayıp Marmaris’e uzanarak her geçen yıl daha da büyüyen bir etki alanı yaratıyor. L’Étape Türkiye by Tour de France, milyonlarca haneye ulaşan güçlü bir platform olarak ülkemizin turizm potansiyelini, dinamizmini ve misafirperverliğini dünyaya anlatırken; turizmden perakendeye pek çok sektörde ekonomik bir hareketlilik de sağlıyor. Visa olarak bu büyük hareketin arkasındaki ödeme altyapısını güvenli ve kesintisiz şekilde sağlıyor, sporcuların ve ziyaretçilerin yalnızca deneyimlerine odaklanabildiği bir ortam sunuyoruz. Aynı zamanda, bu ekonomik hareketten doğan değerin yerel işletmelere de yansıdığı bir ekosistemin güçlenmesine katkıda bulunuyoruz. Türkiye’nin artık bu alanda bir referans noktası haline geldiğine inanıyor, bu hikâyenin önümüzdeki dönemde daha da büyüyerek devam edeceğini öngörüyoruz” dedi. “L’Étape Türkiye ile İstanbul’un Spor Vizyonu Güçleniyor” T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Spor Turizmi Daire Başkanı Volkan Burak Mumcu, “İstanbul, sporun hayatın doğal bir parçası haline geldiği, her yaştan bireyin sporla buluşabildiği önemli bir merkezdir. L’Étape Türkiye by Tour de France gibi uluslararası organizasyonlar, şehrimizin bu güçlü spor kültürünü daha da ileriye taşırken, aynı zamanda İstanbul’un küresel organizasyon kapasitesini bir kez daha ortaya koymaktadır. Tüm paydaşlarımızla birlikte yürüttüğümüz iş birliği sayesinde bu tür etkinlikleri başarıyla hayata geçirmeye ve ülkemizin spor vizyonuna katkı sağlamaya devam edeceğiz” dedi.  “L’Étape Türkiye ile İstanbul’un Spor Vizyonu Güçleniyor” İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “L’Étape Türkiye by Tour de France gibi dünyanın en önemli organizasyonlarından birine İstanbul’da ev sahipliği yapmak bizim için büyük bir gurur. 20 Eylül’de gerçekleştirilecek bu önemli etkinlik öncesinde, tüm paydaşlarımızla birlikte güçlü bir koordinasyon ve iletişim süreci yürüterek organizasyonun en iyi şekilde hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile İstanbul Valiliğimizin öncülüğünde yürütülen ‘Spor Şehri İstanbul’ vizyonu doğrultusunda, çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren sporla buluşmasını sağlamak, onların yeteneklerini keşfetmek ve geleceğin sporcularını yetiştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor” dedi. “L’Étape Türkiye, Fransa ile Türkiye Arasındaki Bağları Güçlendiriyor” Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Nadia Fanton, “L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde, Fransa ile Türkiye arasındaki dostluk ve iş birliğini güçlendiren önemli bir köprü niteliği taşımaktadır. Tour de France’ın köklü mirasının İstanbul gibi eşsiz bir şehirde hayat bulması bizler için büyük bir memnuniyet kaynağıdır. Bu organizasyon, sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri bir araya getirirken, iki ülke arasındaki kültürel ve sportif bağların daha da gelişmesine katkı sağlamaktadır. İstanbul’un ardından Marmaris’in de bu yolculuğa dahil edilmesi, bu güçlü iş birliğinin büyüyerek devam edeceğinin önemli bir göstergesidir” dedi. “İstanbul’da Böyle Bir Organizasyonu Gerçekleştirmek Bizim İçin Bir Gurur” Škoda Türkiye – Yüce Auto Genel Müdürü Zafer Başar, “Bisiklet, yaklaşık 130 yıllık geçmişiyle yalnızca bir ulaşım aracı değil; aynı zamanda ilham veren bir sembol ve güçlü bir spor kültürüdür. Günümüzde sürdürülebilirlik, çevre dostu ulaşım ve sağlıklı yaşam gibi kavramlarla birlikte önemi her geçen gün artmaktadır. İstanbul gibi dünyanın en önemli şehirlerinden birinde bu ölçekte bir organizasyonu hayata geçirmek bizim için büyük bir gurur. Bu organizasyonun hem ulusal hem de uluslararası ölçekte büyümesine katkı sunmaya devam ederken, önümüzdeki dönemde daha da güçlenerek yoluna devam edeceğine inanıyoruz” dedi. “Bu Proje Bizim İçin Sadece Bir Yarış Değil” A.S.O L’Étape Series by Tour de France Proje Müdürü Mathieu Clanchin, “Son iki yılda İstanbul’da L’Étape Türkiye by Tour de France, bir bisiklet etkinliğinin ötesine geçerek güçlü bir spor ve deneyim platformuna dönüştü. Ortak hedefimiz; bisikletli ulaşımı geliştirmek, sporu günlük hayatın parçası haline getirmek ve uluslararası katılımcılara İstanbul’u benzersiz bir şekilde deneyimleme fırsatı sunmak. 20 Eylül’de bir kez daha İstanbul’un en önemli bisiklet organizasyonuna imza atacağız. Her yıl büyüyen bu yolculukta, 78 ekibinin enerjisi ve tüm paydaşlarımızın katkısıyla çıtayı daha da yukarı taşıyoruz. Bu proje bizim için sadece bir yarış değil; her geçen yıl büyüyen bir aile. Yakında L’Étape Marmaris by Tour de France ile bu hikâyeyi daha da ileriye taşıyacağız” dedi. “Spor: Rekabetten Öte, Kültürlerin Evrensel Dili” 78 Event Genel Müdürü ve L’Étape Türkiye by Tour de France Genel Direktörü Ömer Kafkas, şunları söyledi: “L’Étape Türkiye, üçüncü yılında yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin spor turizmi vizyonuna katkı sağlayan önemli bir platform haline gelmiştir. İstanbul’un eşsiz coğrafyasında uluslararası katılımcıları bir araya getiren bu organizasyon, Türkiye’nin global bisiklet takvimindeki konumunu güçlendirmektedir. 2026 yılında Marmaris etabının da eklenmesiyle birlikte hedefimiz, sürdürülebilir büyüme ve uluslararası iş birlikleriyle organizasyonu daha ileri taşımaktır. Sporun birleştirici gücüyle farklı kültürleri buluşturmaya devam edeceğiz.” Güçlü Destekler ve Sponsorlar Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA), İstanbul Valiliği, Türkiye Bisiklet Federasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beykoz Belediyesi ve Türkiye Bisiklet Federasyonu organizasyonun destekçileri arasında yer alıyor. Visa ve Maximiles Black’in isim sponsorluğunda düzenlenen organizasyona, Yüce Auto-Škoda Türkiye, Coca-Cola İçecek, Espressolab, Mosso, Shimano, CarrefourSA ve Züber partner olarak destek veriyor. Kayıtlar 13 Eylül’e kadar devam ediyor L’Étape Türkiye ve 7 Haziran’da düzenlenecek L’Étape Marmaris için kayıtlar açıldı. Her iki yarışa aynı anda kaydolan katılımcılara avantajlı kayıt imkânı sunuluyor. Organizasyon ve kayıt işlemleriyle ilgili detaylı bilgiye letapetürkiye.com ve hadikaydol.com üzerinden erişilebiliyor. Kayıtlar, 13 Eylül’e kadar devam edecek. Üç Parkur, Tek Heyecan Visa Maximiles Black L’Étape Türkiye by Tour de France 20 Eylül Pazar günü saat 08.00’de Beykoz Spor Ormanı’ndan başlayacak. Yarışta farklı zorluk seviyelerine sahip 3 parkur seçeneği olacak. Katılımcılar, 105 kilometrelik uzun parkurda dayanıklılıklarını test edebilecek, 52,4 kilometrelik kısa parkurda performanslarını sergileyebilecek. Halk Sürüşü ile Tour de France ruhu şehrin merkezine taşınacak L’Étape Türkiye kapsamında 13 Eylül Pazar günü Üsküdar’dan başlayıp Fatih’te Sepetçiler Kasrı’nda sona erecek geniş katılımlı bir halk sürüşü planlanıyor. Her seviyeden bisikletseverin katılımına açık olacak bu etkinlik ile Tour de France ruhunun şehir genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. Beykoz Spor Ormanı’nda Bisiklet Festivali İstanbul’un tarihi dokusu ve doğal güzellikleriyle şekillenen parkur yapısı, katılımcılara yalnızca sportif bir deneyim değil aynı zamanda kültürel bir rota sunuyor. Yarışın startı Beykoz Spor Ormanı’ndan verilecek ve sporcular parkur boyunca Boğaz manzarası eşliğinde pedal çevirecek. L’Étape Türkiye by Tour de France, yalnızca bir spor organizasyonu olmanın ötesinde turizm, kültür ve sürdürülebilir ulaşım alanlarında farkındalık oluşturmaya odaklanıyor. Organizasyon kapsamında düzenlenen yan etkinlikler, çocuklara ve ailelere yönelik aktiviteler ile bisiklet kültürünün yaygınlaştırılması hedefleniyor. L’Étape Türkiye by Tour de France 2026 – Parkur Bilgisi Uzun Parkur – 105 km L’Étape Türkiye by Tour de France 2026’nın uzun parkurunda katılımcılar, Boğaz’dan Karadeniz kıyılarına, orman yollarından yerleşim alanlarına uzanan 105 kilometrelik bir rotada pedal çevirecek. Yarışın başlangıç ve bitiş noktası Beykoz Spor Ormanı olacak. Rota: Beykoz Spor Ormanı – Kavacık – Çubuklu – Acarlar – Akbaba – Polonezköy – Bozhane – Kılıçlı – Riva – Çayağzı – Paşamandıra – Çengeldere – Çavuşbaşı – Beykoz Spor Ormanı Teknik Bilgiler: Toplam Mesafe: 105 km Toplam Yükselme: 1.583 m Tırmanışlar: 1 adet Kategori 4, 2 adet Kategori 3, 2 adet Kategori 2 olmak üzere toplam 5 tırmanış Sprint Kapısı: 23. km’de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Kavacık bölgesi Tırmanış Kapısı: 80–86,5 km arası Zaman Limitleri: 25., 50. ve 75. km noktalarında kontrol Parkur Karakteri: Uzun parkur, teknik virajlar, uzun tırmanışlar ve stratejik sprint alanları ile kondisyon ve sürüş becerisini birlikte gerektiren bir etap yapısına sahip. Katılımcılar, doğa ve şehir geçişleriyle İstanbul’un farklı coğrafi özelliklerini deneyimleyebilecek. Kısa Parkur – 52,4 km Kısa parkur 52,4 kilometrelik bir rotada gerçekleştirilecek. Yarışın başlangıç ve bitiş noktası Beykoz Spor Ormanı olacak. Rota: Kavacık – Çubuklu – Acarlar – Fatih – Çengeldere – Çavuşbaşı – Beykoz Spor Ormanı Teknik Bilgiler: Toplam Mesafe: 52,4 km Sprint Kapısı: 23. km’de Fatih Sultan Mehmet Köprüsü Tırmanışlar: 1 adet Kategori 2, 1 adet Kategori 3 Parkur Karakteri: Kısa parkur performans ve deneyim odaklı katılımcılar için dengeli bir etap sunuyor. Orman içi yollar, teknik virajlar ve orta zorlukta tırmanışlar ile dinamik bir sürüş deneyimi yaşatıyor. Geçen Yılın Sonuçları Visa ve Maximiles Black isim sponsorluğunda düzenlenen L’Étape Türkiye, ikinci yılında 2 bine yakın sporcuyu İstanbul’da bir araya getirdi. Uzun parkurda erkeklerde Gökhan Uzuntaş (02:56:58), kadınlarda Gökçe Demirsoy (03:14:34) birinci oldu. Kısa parkurda erkeklerde Murat Uslu (01:23:21), kadınlarda Sevcan Alper Özcan (01:35:25) birinciliği elde etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Almanya Büyükelçiliği’nin Elçisi Bredohl’dan Türkiye Değerlendirmesi Haber

Almanya Büyükelçiliği’nin Elçisi Bredohl’dan Türkiye Değerlendirmesi

Yaklaşık yedi ay önce Türkiye’ye gelen Bredohl, daha önce Kolombiya, Polonya, Brüksel ve Hong Kong’da görev yaptığını belirterek, farklı coğrafyalarda edindiği deneyimlerin uluslararası iş birliklerine bakışını şekillendirdiğini ifade etti. Özellikle Hong Kong’daki dinamik yapı ve Asya ile Avrupa arasındaki güçlü ticari ilişkilerin, küresel iş birliklerinin önemini gösterdiğini vurguladı. Ankara’ya geliş sürecine de değinen Bredohl, şehrin sıcak ama misafirperver yapısından etkilendiğini, Türkiye’nin kültürel çeşitliliğinin ise dikkat çekici olduğunu dile getirdi. İki ülke arasındaki kültürel bağların özellikle sanat ve günlük yaşamda kendini gösterdiğini belirten Bredohl, bu etkileşimi “pozitif ve ilgi çekici” olarak tanımladı. Türkiye’de en çok dikkatini çeken unsurun gündelik hayattaki kültürel etkileşimler olduğunu ifade eden Bredohl, farklı geçmişlere sahip bireylerin birbirlerinin kültürlerine aşina olmasının kendisini şaşırttığını söyledi. Türkiye’nin farklı şehirlerini keşfetmeye devam ettiğini belirten Bredohl, ülkenin sunduğu çeşitliliğin “büyüleyici” olduğunu vurguladı. İki ülke ilişkilerine de değinen Bredohl, ekonomik iş birliklerinin yanı sıra eğitim, araştırma ve bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekerek, özellikle genç yaşta kazanılan uluslararası deneyimlerin belirleyici olduğunu ifade etti. Genç kuşakların sınırları aşan ortak bir kültürel dil geliştirdiğini belirten Bredohl, bu durumun uzun vadede ilişkileri olumlu yönde etkileyeceğini söyledi. Önümüzdeki dönemde Türkiye–Almanya ilişkilerinde önemli uluslararası etkinliklerin etkili olacağını dile getiren Bredohl, iki ülkenin benzer büyüklük ve coğrafi konumlarının ortak sorumluluklar doğurduğunu ifade etti. Farklılıklara rağmen benzerliklerin daha baskın olduğuna dikkat çeken Bredohl, stereotiplere takılmadan ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’de en çok misafirperverlikten etkilendiğini söyleyen Bredohl, görev süresi boyunca hem Türkiye’yi hem de çevre coğrafyayı daha yakından tanımayı hedeflediğini belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Enzel Global Türkiye’den Dünya Pazarına Güvenilir Ticaret Çözümleri Sunuyor Haber

Enzel Global Türkiye’den Dünya Pazarına Güvenilir Ticaret Çözümleri Sunuyor

1990’lı yıllardan bu yana ticaret sahasında deneyim kazanmış profesyonel bir kadroyla çalışan Enzel Global, özellikle gıda, atıştırmalık ve içecek kategorilerinde geniş bir ürün portföyüyle faaliyet gösteriyor. Markanın sunduğu ürünler ve ticari çözümler, hem Türkiye iç pazarında hem de uluslararası arenada toptan satış ve tedarik gereksinimlerini karşılıyor. Enzel Global, müşteri odaklı yaklaşımıyla güçlü tedarik zinciri yönetimi, rekabetçi fiyat avantajı ve yüksek hacimli dağıtım kapasitesi sağlıyor. Yenilikçi yapısı sayesinde değişen pazar dinamiklerine hızla uyum sağlayan şirket, müşterilerinin operasyonel ihtiyaçlarını güvenilir ve etkin çözümlerle destekliyor. Uluslararası ticarette rekabetçi bir oyuncu olmayı hedefleyen Enzel Global, dünya çapında genişleyen iş ortaklığı ağıyla Türkiye’den Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya pazarlarına hizmet veriyor. Orjinal ürün garantisi, hızlı lojistik desteği ve etkin dağıtım ağı ile ticari paydaşlarına yüksek değer sunmayı sürdürüyor. Enzel Global yetkilileri konuya ilişkin şu değerlendirmeyi paylaştı: “Güçlü ticaret altyapımız, profesyonel ekibimiz ve global vizyonumuz ile Enzel Global’i yalnızca bir tedarikçi değil, aynı zamanda güvenilir bir iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Dünya markalarıyla işbirliği yapmayı sürdüreceğiz ve Türkiye’den global ticaret katkımızı artıracağız.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Cristiano Ronaldo ve LeBron James yatırım yaptı: WHOOP 10 milyar doları aştı Haber

Cristiano Ronaldo ve LeBron James yatırım yaptı: WHOOP 10 milyar doları aştı

Giyilebilir teknoloji ve kişisel sağlık alanında faaliyet gösteren WHOOP, küresel büyümesini hızlandırmak için önemli bir yatırım aldı. Şirket, Series G yatırım turunda 575 milyon dolar fon toplarken, toplam değerlemesini 10.1 milyar dolara yükseltti. Yatırım turuna Collaborative Fund liderlik ederken; Qatar Investment Authority (QIA), Mubadala, Abbott, Mayo Clinic ve Macquarie Capital gibi dev kurumlar da sürece katıldı. Dikkat çeken bir diğer detay ise yatırımcılar arasında Cristiano Ronaldo, LeBron James ve Rory McIlroy gibi dünyaca ünlü sporcuların da yer alması oldu. Küresel sağlık platformu hedefi WHOOP CEO’su ve kurucusu Will Ahmed, yatırımın şirketin uzun vadeli vizyonu açısından kritik olduğunu belirterek, “Kişisel sağlık platformunu yeniden tanımlıyoruz. Amacımız insanların sağlık süresini (healthspan) uzatmak ve performanslarını artırmak” dedi. Şirket, bu yatırım ile birlikte özellikle: ABD’de büyümeyi hızlandırmayı Avrupa, Körfez ülkeleri (GCC), Asya ve Latin Amerika’da genişlemeyi Yapay zeka destekli sağlık çözümlerini geliştirmeyi hedefliyor. WHOOP büyümesini sürdürüyor Şirketin açıkladığı verilere göre WHOOP, hızlı büyümesini sürdürüyor: 2.5 milyondan fazla kullanıcıya ulaştı 2025 yılında gelirlerini %103 artırdı 1.1 milyar dolarlık run rate seviyesine çıktı Operasyonel olarak nakit akışı pozitife geçti 600’den fazla yeni çalışan alımı planlanıyor Bu veriler, şirketin yalnızca yatırım değil aynı zamanda operasyonel başarı açısından da güçlü bir konumda olduğunu gösteriyor. Yapay zeka ile sağlıkta yeni dönem WHOOP’un en dikkat çeken yönlerinden biri ise 24 milyar saatten fazla biyometrik veri üzerine kurulu yapay zeka altyapısı. Platform kullanıcılarına: Uyku kalitesi analizi Günlük toparlanma durumu Antrenman yoğunluğu önerileri Stres ve beslenmenin etkileri gibi kişiselleştirilmiş sağlık verileri sunuyor. Bu sistem, yalnızca fitness değil, aynı zamanda hastalık risklerinin erken tespiti ve önlenmesi açısından da yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Cristiano Ronaldo’dan destek WHOOP yatırımcıları arasında yer alan Cristiano Ronaldo, platformun kendi hayatında önemli bir rol oynadığını belirterek, “Uzun vadeli sağlığımı destekleyen en önemli araçlardan biri. Bu yatırımın parçası olmaktan gurur duyuyorum” dedi. Sağlık sektöründe dönüşüm hızlanıyor Uzmanlara göre, WHOOP’un aldığı bu yatırım, sağlık sektöründe reaktif sistemden proaktif ve kişiselleştirilmiş sağlık modeline geçişin hızlandığını gösteriyor. Özellikle yapay zeka ve sürekli veri takibi sayesinde, bireylerin sağlıklarını daha erken yönetebileceği bir sistemin yaygınlaşması bekleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor Haber

Orta Doğu’daki Çatışma Emtia Fiyatlarının Hızla Yükselmesine Neden Oluyor

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface sektör ekonomisti Simon Lacoume, “Orta Doğu’daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde etkiliyor. Çatışmanın kilitlenip kilitlenmeyeceği, değer zincirinin aşağı yönlü kısmındaki mevcut şokun boyutunu belirleyecek” dedi. Petrol fiyatları: uzun süreli bir şok mu? Katar’daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar enerji emtialarının fiyatında ilave bir artışı tetikledi. Geçen hafta varil başına 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ayda yüzde 50 yükseldi. Bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü varil başına yaklaşık 100 dolar seviyesinde seyrediyor; bu durum fiyatlar üzerindeki etkinin bölgeye ve ürüne göre son derece eşitsiz olduğunu yansıtıyor. Çatışma uzadıkça bu artış değer zinciri boyunca yayılmaya başladı. ABD’de perakende benzin fiyatları tarihi bir zirveye ulaştı (galon başına 3,96 dolar, aylık bazda yüzde 35 artış). Asya’da dizel fiyatları (Singapur) çatışmanın başlangıcından bu yana neredeyse üç katına çıkarak varil başına 256 dolara ulaştı; Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları ise iki katına çıktı. Arz kesintilerinin merkezinde doğal gaz var Artış doğal gazda da görülüyor. Avrupa’da gaz vadeli işlem kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda yüzde 85 yükselerek megavat saat başına 55 avroya çıktı; Asya referans fiyatı (LNG Japonya/Kore Marker) aynı dönemde iki katına çıktı ve bu durum ithalatçı piyasaların kalıcı kırılganlığını yansıtıyor. Buna kıyasla ABD piyasası arz kesintilerine daha az maruz görünüyor. Buna rağmen ABD Henry Hub fiyatı güçlü bir yukarı yönlü baskı altında (aylık bazda yüzde 36 artış); bu durum enerji gerilimlerinin halihazırda küresel ölçekte yayıldığını gösteriyor. Sonuç olarak birçok petrokimyasal bileşiğin fiyatları katlanarak artıyor. Körfez ülkeleri, tüm plastik endüstrisi için kritik olan petrokimyasal ürünlerin Asya’daki başlıca tedarikçileri konumunda. Singapur’da naftanın tonu 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 60’ın üzerinde artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve Asya’daki tarihsel olarak düşük stok seviyeleri (2 ila 3 hafta), polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) şimdiden yükseltti. Bu durum artık tüm değer zinciri boyunca yayılma riski taşıyor. Bu eğilim, bakır ve nikel cevherinin liçi için temel bir girdi olan kükürdü de etkiliyor. Tek bir ayda yüzde 25’lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi bu girdiye yüksek ölçüde bağımlı madencilik üreticilerini risk altına sokuyor. Elverişli bir tarım takvimine rağmen gübre fiyatları hızla yükseliyor Ucuz yerli enerji arzı sayesinde Körfez ülkeleri bu piyasalarda merkezi bir konuma sahip; küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık yüzde 19’unu ve küresel üre hacminin yüzde 36’sını oluşturuyor. Suudi Arabistan ise fosfatın dördüncü büyük ihracatçısı konumunda. Bununla birlikte doğal gaz, azotlu gübre üretim maliyetlerinin yüzde 80’ine kadarını oluşturuyor. Gaz fiyatlarındaki sıçrama bu nedenle otomatik olarak gübre fiyatlarının artmasına yol açıyor: granül ürenin tonu (FOB Orta Doğu) çatışmanın başlangıcından bu yana yüzde 37 artarak 665 dolara çıktı. Ancak uygun zamanlama nedeniyle etki şimdilik sınırlı kalıyor. Şu an yalnızca ABD’li tahıl üreticileri etkilenmiş görünüyor; fakat kesintilerin sürmesi durumunda Brezilya, Hindistan hatta Avrupa daha fazla maruz kalabilir. Olumsuz etkiler doğrudan gübre akışlarının ötesine de uzanabilir – azotlu gübre ithalatlarının sırasıyla yüzde 63’ünü, yüzde 24’ünü ve yüzde 21’ini Körfez ülkelerinden karşılayan Hindistan, Brezilya veya ABD’ye – ayrıca Körfez ülkelerinden ihraç edilen kükürde yüksek ölçüde bağımlı olan dünyanın en büyük fosfat kayası üreticisi Fas gibi üçüncü ülkeleri de etkileyebilir. En yüksek risk altındaki metal: Alüminyum Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, küresel alüminyum üretiminin yüzde 8’ini oluşturan Körfez ülkeleri, iç üretimlerini ihraç edemiyor veya izabe tesislerinin ihtiyaç duyduğu ham maddeleri (boksit ve alümina) ithal edemiyor. 16 Mart Pazartesi günü bölgedeki alüminyumun yüzde 25’ini üreten Aluminum Bahrain (Alba), bu nedenle üretiminin yüzde 19’unu askıya aldığını açıkladı; bu oran bölgenin alüminyum üretiminin yüzde 5’ine karşılık geliyor. Orta Doğu’daki kargaşadan uzakta ise Mosal, aşırı yüksek görülen enerji maliyetlerini gerekçe göstererek Mozambik’teki operasyonlarını durdurduğunu duyurdu. Bu olumsuz tablo karşısında alüminyum fiyatları yukarı yönlü bir eğilim izlemeye devam ediyor (aylık bazda yüzde 11,5 artış) ve 12 Mart’ta ton başına 3.500 dolarla zirve yaptı; son bir yıldaki artış ise yaklaşık yüzde 25 oldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pirelli, Hyundai Motor Group’tan “Yılın Tedarikçisi” Ödülünü Aldı Haber

Pirelli, Hyundai Motor Group’tan “Yılın Tedarikçisi” Ödülünü Aldı

Küresel otomotiv endüstrisinin hızlı dönüşümü ve tedarik zinciri zorluklarının yaşandığı bu dönemde Pirelli, Hyundai Motor Group’a kesintisiz şekilde yüksek kaliteli ürünler ve verimli hizmetler sunmaya devam etti. İleriye dönük tedarik çözümleriyle üretim sürekliliğini ve istikrarını güvence altına alan Pirelli, dünya geneline yayılmış fabrika ağı sayesinde Hyundai’nin üretim yapılanmasıyla uyum içinde hareket ediyor. Özellikle Asya’daki üretim tesislerinin konum avantajlarını etkin şekilde kullanan şirket, Hyundai Motor Group’a daha istikrarlı üretim güvencesi ve daha çevik destek sunarak iki şirket arasındaki küresel iş birliğini daha da güçlendiriyor. İki şirket arasındaki güçlü teknik iş birliği, en yeni modellerde de kendini gösteriyor. Hyundai Motor Group bünyesindeki Genesis markasının ilk yüksek performanslı modeli GV60 Magma ile Hyundai’nin yüksek performanslı elektrikli coupe modeli Ioniq 6 N, Pirelli’nin en yeni nesil P Zero lastikleriyle donatılıyor. Bu lastikler, Pirelli’nin PNCS™ ve ELECT™ teknolojilerini içeriyor. 2019 yılında pazara sunulan ve tamamen elektrikli ile plug-in hibrit araçlar için geliştirilen ELECT™ teknolojisi, bugüne kadar otomobil üreticilerinden 800’ün üzerinde orijinal ekipman homologasyonu aldı. Elektrifikasyon çağında Pirelli’nin yenilikçi ürün ve teknolojileri, Hyundai’nin farklı modellerinin performans potansiyelini en üst seviyeye çıkarmasına katkı sağlıyor. Pirelli Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Ticari İşler Direktörü Mattia Bussacchini konuyla ilgili olarak şunları söyledi:“Hyundai Motor Group’tan bu prestijli ödülü almaktan büyük onur duyuyoruz. Bu ödül, ekiplerimiz arasındaki güçlü iş birliğinin bir göstergesi olduğu gibi, Pirelli’nin ürün ve hizmetlerinin Hyundai tarafından takdir edildiğini de ortaya koyuyor. Hyundai ile iş birliğimizi daha da derinleştirerek ortak büyümeyi destekleyecek yeni fırsatları keşfetmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.” Pirelli, küresel iş ortaklarına yüksek katma değerli teknoloji ve ürünler sunma konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Bu ödül, Pirelli ile Hyundai Motor Group arasındaki uzun soluklu iş birliğinde önemli bir kilometre taşı niteliği taşırken, iki şirketin değişen otomotiv dünyasında inovasyon ve mükemmeliyet odağındaki ortak vizyonunu da pekiştiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Nükleer Enerji Zirvesi: 22 Ülkeden 25 Sektör Kuruluşundan Ortak Bildiri Haber

Nükleer Enerji Zirvesi: 22 Ülkeden 25 Sektör Kuruluşundan Ortak Bildiri

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (International Atomic Energy Agency – IAEA) himayelerinde Fransa’nın ev sahipliğinde Paris’te düzenlenen Nükleer Enerji Zirvesi’nde, Türkiye’den Nükleer Sanayi Derneği’nin de aralarında bulunduğu 25 ulusal ve uluslararası nükleer sanayi derneği, ortak bir bildiriye imza attı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi’nin açılışını yaptığı zirvede yayımlanan bildiride, nükleer enerjinin sürdürülebilir, güvenli ve dayanıklı enerji sistemlerinin temel bileşenlerinden biri olduğu vurgulandı. Fransız Nükleer Enerji Endüstrisi Grubu (GIFEN) liderliğinde başlatılan bu girişim; Avrupa, Asya ve Amerika’dan 22 ülkede nükleer enerji alanında faaliyet gösteren sektör kuruluşlarını bir araya getirdi. Küresel enerji talebinin hızla arttığı ve iklim krizinin etkilerinin derinleştiği günümüzde, nükleer enerjinin düşük karbonlu enerji dönüşümünde kritik rol oynadığı bu ortak seferberlik ile yeniden teyit edildi. Nükleer enerji, ekonomik kalkınma ve egemenliğin motoru Nükleer Sanayi Derneği Başkanı Alikaan Çiftçi, bildiriyle ilgili şunları paylaştı: “Küresel Nükleer Enerji Zirvesi’nde imzalanan ortak bildiri, nükleer enerjinin ekonomik kalkınma ve enerji egemenliği açısından oynadığı kritik rolü bir kez daha ortaya koyuyor. Bildiriyle birlikte sektör temsilcileri, 2050 yılına kadar küresel nükleer kapasitenin üç katına çıkarılması hedefini desteklediklerini yineledi. Bölgemizde yaşanan gelişmeler de gösteriyor ki güvenilir ve temiz enerji kaynaklarına erişim, ekonomik kalkınma, sanayi rekabetçiliği ve enerji bağımsızlığı için temel bir ön koşul. Nükleer enerji elektrik fiyatlarının istikrarına katkıda bulunur, enerji egemenliğini güçlendirir ve tüm değer zinciri boyunca yüksek nitelikli istihdam sağlanmasını destekler.” Çiftçi, nükleer enerjinin yalnızca enerji güvenliği açısından değil, aynı zamanda ekonomik kalkınma ve sanayi ekosisteminin gelişimi açısından da stratejik bir rol oynadığını vurguladı. Çiftçi sözlerine şöyle devam etti: “Büyük ölçekli reaktörlerin yanı sıra SMR (Küçük Modüler Reaktörler) ve AMR (Gelişmiş Modüler Reaktörler) gibi yeni teknolojiler, enerji sistemlerine esneklik kazandırırken yerel ihtiyaçlara uygun çözümler de sunarak inovasyon alanını genişletiyor. Ayrıca nükleer enerji artık yalnızca elektrik üretimiyle sınırlı değil; düşük karbonlu hidrojen üretimi, endüstriyel ısıtma, deniz suyunun tuzdan arıtılması, nükleer tıp ve radyoizotop üretimi gibi alanlarda da önemli fırsatlar sunuyor.” Düşük karbonlu elektriğe talep dünya genelinde artıyor GIFEN Başkanı Xavier Ursat da bildiriyle ilgili şöyle konuştu: “Bu ortak bildiri aracılığıyla küresel nükleer endüstrisi Paris’te; ülkelerin enerji ve ekonomik egemenliğine katkıda bulunma ve iklim eylemini destekleme yönündeki ortak taahhüdünü bir kez daha teyit ediyor. Düşük karbonlu elektriğe olan talep dünya genelinde artmaya devam ederken, nükleer enerji giderek daha fazla geleceğin enerjisi olarak öne çıkıyor.” Nükleer endüstrinin önde gelen liderleri ayrıca nükleer enerji programlarının güvenli ve sürdürülebilir şekilde genişlemesini sağlamak için eğitim, beceri geliştirme ve operasyonel mükemmeliyete yatırım yapılmasının ve nükleer altyapının gerektirdiği yüksek sermaye gereksinimi için öngörülebilir finansman çerçevelerinin oluşturulmasın önemini vurguladı. Bildiriye imza atan kurumlar: GIFEN (Fransa), Nükleer Sanayi Derneği (Türkiye), NIA (Birleşik Krallık), Belgian Nuclear Forum (Belçika), FinNuclear (Finlandiya), AIN (İtalya), IGEOS Nuclear (Polanya), ABDAN (Brezilya), OCNI (Kanada), CNA (Kanada), SAF et NSS (Slovenya), Nucleair Nederland (Hollanda), UNF (Ukrayna), BulAtom (Bulgaristan), Swiss NuklearForum (İsviçre), KAIF (Güney Kore), Foro Nuclear (İspanya), JAIF (Japonya), FICCI (Hindistan), ROMATOM (Romanya), NNA (Norweç), NuclearSweden (İsveç), CNEA (Çin), Nucleareurope (Avrupa Nükleer Endüstri Birliği) ve World Nuclear Association (Dünya Nükleer Birliği). Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.