Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Atık Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Atık Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ÇEVKO Vakfı’ndan 35. Yıla Özel Sürdürülebilirlik Mesajı Haber

ÇEVKO Vakfı’ndan 35. Yıla Özel Sürdürülebilirlik Mesajı

Ülkemizin önde gelen sanayi kuruluşlarının Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) yaklaşımını benimseyerek başlattıkları gönüllü girişimle, 1 Kasım 1991 tarihinde hayata geçirdikleri ÇEVKO Vakfı, 35. yılını kutluyor. ÇEVKO Vakfı’nın 35 yıllık yolculuğunda yalnızca geri dönüşüm sistemlerinin gelişimine değil, kaynakların korunmasına, çevre bilincinin yaygınlaşmasına ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak sorumluluk anlayışının güçlenmesine de katkı sağladığı vurgulanan mesajda, şu ifadeler yer alıyor: “35 yıldır ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması, geri dönüştürülmesi ve ekonomiye yeniden kazandırılması için çalışıyoruz. Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (GÜS) yaklaşımını temel alan bu gönüllü girişimimiz, yıllar içinde sanayi, kamu, yerel yönetimler, akademi ve sivil toplum arasında iş birliği geliştiren öncü bir sivil toplum kuruluşuna dönüştü. Sürdürülebilir Bir Geri Dönüşüm Sisteminin Gelişimine Katkı ÇEVKO Vakfı olarak kuruluşumuzdan itibaren ambalaj atıklarının etkin yönetimini temel çalışma alanımız olarak benimsedik ve GÜS yaklaşımının Türkiye’de gelişmesinde önemli rol üstlendik. 2005–2020 yılları arasında Türkiye’nin ambalaj atıkları alanındaki ilk yetkili geri kazanım kuruluşu olarak sanayinin geri kazanım yükümlülüklerinin yerine getirilmesine katkıda bulunduk. Bu dönemde yerel yönetimler ve lisanslı firmalarla geliştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde 7 milyon 608 bin 700 ton ambalaj atığının kaynağında ayrı toplanmasını sağladık. Bu birikimimizle, ambalaj atıklarının yönetiminde sorumluluk paylaşımına dayalı, çevresel ve ekonomik faydayı birlikte gözeten bir sistemin gelişmesine katkı sunduk. Bugün de ulusal ve uluslararası gelişmeleri izleyerek, yasal düzenlemelerin uygulanmasını destekleyerek ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaşmasına katkıda bulunarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bilgiyle Güçlenen Çevre Bilinci Geri dönüşüm sistemlerinin başarısının, altyapı ve uygulamaların yanı sıra toplumun katılımına bağlı olduğunun bilinciyle eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarını 35 yıllık faaliyetlerimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. İlköğretim öğrencilerinden üniversite öğrencilerine, yetişkinlerden kurum çalışanlarına kadar farklı hedef gruplarına yönelik eğitimler, yayınlar, dijital içerikler ve farkındalık çalışmalarıyla geri dönüşüm kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz. Dünyada ve ülkemizde değişen koşullar doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürülebilirlik, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve iklim değişikliği gibi başlıklarla genişleterek bilgi ve deneyimimizi farklı kesimlerle paylaşmaya devam ediyoruz. Yeşil Nokta İle Sanayinin Sorumluluğunu ve Çevresel Katkıyı Desteklemek Uluslararası Yeşil Nokta işaretinin 2003 yılından beri Türkiye’deki temsilcisi olarak, ambalajlı ürün piyasaya süren ekonomik işletmelerin geri dönüşüm sistemine sağladıkları mali katkıyı ifade eden bu işaretin ülkemizde kullanımını, ekonomik işletmelerle yaptığımız alt lisans sözleşmeleri aracılığıyla yaygınlaştırıyoruz. Yeşil Nokta’nın dijital dönüşümü ile, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin ambalajları üzerinden, bulundukları ülkenin geri kazanım örgütü, ambalaj atığı ayırma ilkeleri ve geri dönüşüm kumbaralarını içeren atık biriktirme altyapısı hakkındaki bilgilere ulaşımının artık mümkün olacağını duyuruyoruz. Yeşil Nokta kapsamındaki çalışmalarımızı, sanayinin sorumluluklarını desteklemenin yanı sıra çevre ve sürdürülebilirlik alanlarında bilgi paylaşımını ve toplumsal farkındalığı güçlendirecek şekilde sürdürüyoruz. Bu kapsamda düzenlediğimiz eğitimlerle sürdürülebilirlik, raporlama, su verimliliği ve sürdürülebilir tedarik zinciri gibi konularda güncel bilgi ve deneyim paylaşımı sağlıyoruz. Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri ile çevresel fayda sağlayan örnek uygulamaları görünür kılıyor, Yeşil Nokta Basın Ödülleri ile çevre ve geri dönüşüm bilincinin gelişmesine katkıda bulunan medya kuruluşlarını ve habercileri destekliyoruz. Yeşil Nokta Öğrenci Ödülleri aracılığıyla üniversite öğrencilerini ambalaj tasarımı, atık yönetimi ve çevre alanlarında yenilikçi projeler geliştirmeye teşvik ediyoruz. Döngüsel Ekonomi ve İklim Hedefleri Doğrultusunda Yeni Adımlar Son yıllarda çalışma alanımızı, ambalaj atıklarının geri kazanımının ötesine taşıyarak döngüsel ekonomi, sürdürülebilir üretim ve tüketim, kaynak verimliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele başlıklarını da kapsayacak biçimde genişlettik. ÇEVKO Vakfı olarak, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularında bilgi paylaşımını güçlendirmek ve farklı paydaşları ortak bir diyalog platformunda buluşturmak amacıyla altı yıldır ÇEVKO Vakfı Söyleşileri düzenliyoruz. Söyleşilerde kamu, özel sektör, akademi, sivil toplum ve gençliğin temsilcilerini bir araya getiriyor; güncel gelişmelerin değerlendirilmesine ve çözüm odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine öncülük ediyoruz. Döngüsel ekonomiyi doğal kaynakların korunması, ikincil hammaddelerin üretime yeniden kazandırılması ve kaynakların ekonomik değerinin mümkün olduğunca uzun süre korunması açısından ele alıyor, sürdürülebilirlik alanındaki gelişmelerin farklı paydaşlar tarafından izlenmesine katkıda bulunuyoruz. Bu yaklaşımımızı sahadaki uygulamalarla da güçlendiriyoruz. 35 Yıllık Birikimle Geleceğe 35 yıllık deneyimimiz, ulusal ve uluslararası paydaş ağımız ve iş birliğine dayalı çalışma anlayışımızla Türkiye’nin döngüsel ekonomi dönüşümüne katkı sunmayı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de üreticilerden tüketicilere, kamudan yerel yönetimlere ve akademiye uzanan iş birliklerimizi güçlendirmeyi; çevresel sorumluluğu yaygınlaştıran, kaynakları koruyan ve sürdürülebilir bir geleceği destekleyen uygulamaların gelişmesine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. 35 yıldır bu yolculuğa katkı veren üyelerimize, paydaşlarımıza ve birlikte değer ürettiklerimize sonsuz teşekkürler. Geçmişten aldığımız güç ve ortak geleceğimize duyduğumuz sorumlulukla, daha sürdürülebilir bir yaşamı ülkemizde birlikte gerçekleştirelim.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle  Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü Haber

Kaleseramik’e Innovatile Projesiyle Sürdürülebilir Dönüşümde Birincilik Ödülü

Kaleseramik, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından düzenlenen COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri’nde, “Finansman, Teknoloji ve Dönüşümü Hızlandıran Çözümler” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. COP31 öncesinde iş dünyasının sürdürülebilir dönüşüme yönelik uygulamalarını görünür kılmak amacıyla düzenlenen programa, 12 sektörden 102 kurum toplam 189 başvuruyla katıldı. Finale kalan 57 uygulamanın jüriye yüz yüze sunulduğu değerlendirme sürecinde; ölçülebilir etki, uygulanabilirlik, ölçeklenebilirlik ve kurumsal sahiplenme gibi kriterler dikkate alındı. Kaleseramik’in ortakları arasında bulunduğu INNOVATILE projesi kapsamında geliştirilen yarı yaş granülasyon teknolojisi, seramik karo üretiminin enerji ve kaynak yoğunluğunu azaltmaya yönelik yaklaşımıyla kategori birinciliği elde etti. Daha Az Enerji, Su ve Hammadde Kullanımı Hedefleniyor Avrupa Birliği’nin Interreg NEXT MED Programı kapsamında desteklenen INNOVATILE, porselen karo üretiminde yenilikçi yarı yaş granülasyon teknolojisinin geliştirilmesine, ölçeklendirilmesine ve endüstriyel uygulamasına odaklanıyor. Yaklaşık 2,8 milyon euro toplam bütçeye sahip projenin yaklaşık 2,49 milyon eurosu Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor. Alternatif bir hammadde hazırlama yöntemi olan yarı yaş granülasyon teknolojisiyle, üretimde enerji ihtiyacının ve sera gazı emisyonlarının %30–35, su ve hammadde tüketiminin ise %10–20 azaltılması hedefleniyor. Proje ayrıca yerel hammaddelerin, geri dönüştürülmüş ikincil hammaddelerin, endüstriyel atıkların ve yan ürünlerin üretimde kullanımını artırmayı amaçlıyor. Bu yaklaşımla kaynak verimliliğinin geliştirilmesi, döngüsel üretimin desteklenmesi ve ithal kritik hammaddelere bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. Geliştirilecek teknolojinin doğrulama ve pilot uygulama çalışmalarıyla değerlendirilmesi, çevresel performansının ise geleneksel üretim yöntemleriyle karşılaştırılması planlanıyor. Akdeniz Ölçeğinde Teknoloji ve Deneyim Paylaşımı İspanya, Türkiye, İtalya, Kıbrıs, Tunus ve Mısır’dan kuruluşları bir araya getiren INNOVATILE, sürdürülebilir üretim teknolojilerinin Akdeniz havzasında geliştirilmesini ve yaygınlaştırılmasını destekliyor. Kaleseramik, proje kapsamındaki uluslararası bilgi ve deneyim paylaşımına da katılım sağlıyor. Şirket, 14 Mayıs 2026’da Kahire’de düzenlenen “Karo Üretiminde Döngüsel Ekonomi” çalıştayının ardından, Tunus’un Hammamet kentinde gerçekleştirilen sürdürülebilir seramik üretimi çalıştayında da yer aldı. Gafsa Üniversitesi’ne bağlı Gafsa Ulusal Mühendislik Okulu (ENIGA) ev sahipliğinde düzenlenen Tunus çalıştayında Kaleseramik’i, Ar-Ge Merkezi ve Teknoloji Geliştirme Direktörü Kağan Kayacı ile Ar-Ge Merkezi Projeler ve Fikri Haklar Müdürü Mehmet Uğur Taşkıran temsil etti. Araştırmacıları, sanayi temsilcilerini ve kamu kurumlarını buluşturan etkinlikte, sürdürülebilir karo üretimine yönelik hammadde seçenekleri ve sektörün düşük karbonlu dönüşümünü destekleyen yaklaşımlar ele alındı. Proje kapsamında oluşturulan HypocarbonTileTech ağı ise karo üreticileri, araştırmacılar, teknoloji sağlayıcıları ve politika yapıcılar arasında karbonsuzlaşma, yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve kaynak verimliliği alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. INNOVATILE uygulamasına verilen birincilik ödülü, Kaleseramik’in seramik üretiminde enerji ve kaynak verimliliğini geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının görünürlüğünü güçlendiriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Döngüsel Ekonomi, Çimento Sektörünün Net Sıfır Dönüşümünü Hızlandıracak Haber

Döngüsel Ekonomi, Çimento Sektörünün Net Sıfır Dönüşümünü Hızlandıracak

Çimento sektörünün net sıfır dönüşümünde döngüsel ekonomi uygulamalarının önemli bir rol üstlendiğini belirten TÜRKÇİMENTO CEO’su Volkan Bozay, alternatif yakıt kullanımının fosil yakıt ihtiyacını ve ithal kaynaklara bağımlılığı azaltırken, alternatif hammadde kullanımının doğal kaynakların korunmasına katkı sağladığını vurguladı. Bozay, bu uygulamaların daha geniş ölçekte yaygınlaştırılması için altyapı, lojistik, politika ve finansman koşullarının birlikte geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Uygun atıkların enerji içeriğinden ve mineral bileşenlerinden yararlanılmasının hem atık yönetimi hem de kaynak verimliliği açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Bozay, 2025 yılında kullanılan 2,3 milyon ton alternatif yakıtın yaklaşık 1,21 milyon ton petrokok tasarrufuna karşılık geldiğini kaydetti. Bozay, “Bu rakamlar sektörümüzün döngüsel ekonomi alanında kaydettiği ilerlemeyi ortaya koyuyor. Bununla birlikte, uygulamaların yaygınlaştırılması için önemli bir potansiyelimiz bulunuyor. Hedefimiz yalnızca atık miktarını artırmak değil, uygun atıkların güvenli, verimli ve sürdürülebilir biçimde üretim süreçlerine kazandırılmasını sağlamak olmalı” dedi. Düşük karbonlu üretim için bütüncül yaklaşım Döngüsel ekonomi uygulamalarının emisyon azaltımına katkısının alternatif yakıt ve hammadde kullanımıyla sınırlı olmadığını belirten Bozay, klinker ikamesi, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarının da birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Yeşil Çimento Tebliği’nin düşük karbonlu çimento kullanımını destekleyen önemli bir düzenleme olduğunu ifade eden Bozay, tebliğ kapsamında önümüzdeki 10 yılda yaklaşık 16,5 milyon ton klinker tasarrufu ve 11 milyon ton CO₂ emisyon azaltımı sağlanmasının öngörüldüğünün altını çizdi. Sektörün çevresel dönüşüm yatırımlarına da değinen Bozay, 2025 yılında toplam çevresel yatırımların 6 milyar TL’ye, yenilenebilir enerji yatırımlarının ise 4,1 milyar TL’ye ulaştığını ve her iki yatırım kaleminde de bir önceki yıla göre yaklaşık üç kat artış gerçekleştiğini belirtti. Alternatif yakıt ve ham madde kullanımının yaygınlaştırılmasının önündeki temel engeller arasında atıkların uygun şekilde ayrıştırılması, gerekli altyapının kurulması ve lojistik süreçlerin etkin yönetilmesinin bulunduğuna dikkat çeken Bozay, belediyeler, atık yönetimi kuruluşları ve sanayi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Dönüşümün hızlanması için uzun vadeli ve erişilebilir finansman olanaklarının geliştirilmesinin de önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’de döngüsel ekonominin net sıfır hedeflerine katkısını artırmak için önceliğin atıkların kaynağında ayrıştırılmasından sanayide yeniden kullanılmasına kadar uzanan bütünleşik bir geri kazanım sistemi kurulması olduğunu belirten Bozay, kamu, sanayi ve finans sektörünün eş güdüm içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi. Bozay, “Döngüsel ekonomi tek başına net sıfır hedefinin çözümü değil, ancak bu hedefe ulaşmak için temel araçlardan biri. Atıkları kaynağa dönüştüren, doğal kaynak tüketimini ve klinker kullanımını azaltan, enerji verimliliğini artıran ve kalan emisyonları yeni teknolojilerle yöneten bütünleşik bir model kurabilirsek hem çimento sektörünün dönüşümünü hızlandırabilir hem de ülkemizin 2053 net sıfır hedeflerine önemli katkı sağlayabiliriz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi Haber

COP31’de İklim Hedeflerini Teknoloji ve Yatırıma Dönüştürme Dönemi

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31) 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olmasını ve konferansın teknoloji, sanayi, finansman ve uygulama boyutlarını değerlendirdi. Türkiye’nin ev sahibi ülke olarak konferans başkanlığını üstleneceği COP31’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum COP31 Başkanı, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise müzakerelerden sorumlu başkan olarak görev yapacak. Dünya Liderler Zirvesi de 11–12 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Vatansever, COP31’in yalnız Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı büyük bir uluslararası organizasyon değil, enerji, sanayi, teknoloji ve finans politikalarının kesiştiği küresel bir platform olduğunu söyledi. “COP31’in anahtar kelimesi uygulama” COP31 Türkiye Başkanlığı ile müzakerelerden sorumlu Avustralya’nın hazırlık sürecinde konferansı bir “Uygulama COP’u” olarak tanımlamasını önemli bulduklarını belirten Vatansever, iklim diplomasisinde ölçülebilir sonuçların giderek daha belirleyici hâle geldiğini ifade etti. Vatansever şöyle konuştu: “Dünyanın yalnız iklim hedefi sıkıntısı yok, uygulama sıkıntısı da var. Emisyon azaltımını, enerji dönüşümünü, iklim finansmanını ve uyumu uzun süredir konuşuyoruz. Bundan sonraki kritik soru, verilen taahhütlerin ne kadarının sahada çalışan projelere ve gerçek yatırıma dönüştüğü olacak.” COP31 Eylem Gündemi’nin de yeni başlıklar üretmekten çok daha önce alınmış kararların hayata geçirilmesine, başarılı uygulamaların ölçeklenmesine ve finansmanın sahaya ulaşmasına odaklanmasını değerli bulduklarını kaydetti. 2035 için somut ve ölçülebilir hedefler COP31 Türkiye Başkanlığı, Eylem Gündemi kapsamında 2035 perspektifinde bir dizi ölçülebilir küresel hedef ortaya koydu. Bu hedefler arasında nihai enerji talebinin elektrikle karşılanan bölümünün bugün yüzde 20’nin biraz üzerindeki seviyesinden 2035’te yüzde 35’e çıkarılması, küresel atık miktarındaki artışın yarıya indirilmesi ve binalarda enerji tüketim yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması bulunuyor. Üretim ve imalat sektöründe ise küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılması hedefleniyor. Vatansever, hedeflerin ölçülebilir şekilde tanımlanmasını önemli bulduklarını belirterek şunları söyledi: “Yüzde 35 elektrifikasyon hedefi, enerji dönüşümünün ne kadar büyük bir teknoloji ve altyapı ihtiyacı yaratacağını gösteriyor. Sanayiden ulaşıma, binalardan ısıtmaya kadar çok sayıda süreç daha fazla elektrik kullanacak. Bunun arkasında yenilenebilir enerji, güçlü şebekeler, enerji depolama sistemleri, yazılım ve çok büyük yatırım ihtiyacı bulunuyor.” “İklim dönüşümü aynı zamanda teknoloji dönüşümüdür” COP31 Küresel İklim Eylem Gündemi’nin altı ana ekseninden birinin finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme gibi hızlandırıcıları kapsamasına dikkat çeken Vatansever, iklim politikalarının teknoloji dünyasından bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. “Net sıfır dönüşümü yalnız daha fazla güneş paneli ve rüzgâr türbini kurmak değildir. Akıllı şebekeler, batarya ve enerji depolama sistemleri, güç elektroniği, yapay zekâ, sensörler, nesnelerin interneti, dijital ikizler, veri analitiği ve yazılım bu dönüşümün tamamlayıcı teknolojileridir” dedi. Vatansever, yenilenebilir enerji üretiminin değişken yapısı nedeniyle dijitalleşmenin elektrik sistemlerinde giderek daha kritik hâle geldiğini, üretim ve talebin doğru tahmin edilmesinin enerji sistemlerinin verimliliğini artırabileceğini ifade etti. COP31’de yapay zekâ ve dijital teknolojilere özel gündem COP31 kapsamında 16 Kasım’ın Bilim, Sanayi ve Teknoloji tematik günü olarak planlanmasını BİDER açısından özellikle önemli bulduklarını belirten Vatansever, aynı gün yapay zekâ, dijital kamu altyapısı ve dijital teknolojilerin iklim eylemindeki rolünün ayrı bir oturumda tartışılacağına dikkat çekti. Aynı programda iklim inovasyonu ve girişimcilik, küçük ve mikro işletmeler, biyoteknoloji, yeşil sanayileşme ve iklim hedeflerini dikkate alan kamu alımları da gündemde olacak. Vatansever şu değerlendirmede bulundu: “Yapay zekâ enerji talebini tahmin etmekten elektrik şebekelerini yönetmeye, fabrikalarda enerji kullanımını optimize etmekten binaların tüketimini azaltmaya, tarımsal sulamadan afet risk analizine kadar çok geniş bir alanda iklim çözümünün parçası olabilir.” Ancak dijital dönüşümün kendi enerji tüketiminin de yönetilmesi gerektiğini belirten Vatansever, yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacının bilişim sektöründe verimlilik ve düşük karbonlu enerji kullanımını daha önemli hâle getireceğini söyledi. “Teknolojiyi iklim çözümünün parçası yaparken teknolojinin kendi enerji ayak izini de yönetmek zorundayız. Yeşil veri merkezleri, daha verimli işlem altyapıları ve temiz enerji kullanımı bilişim sektörünün rekabet kriterlerinden biri hâline gelecek.” “İklim hedeflerini yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek gerekiyor” COP31 Türkiye Başkanlığı tarafından açıklanan İklim Uygulama Köprüsü yaklaşımının, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarında yer alan hedefleri yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmelerine yardımcı olmayı amaçladığını hatırlatan Vatansever, iklim finansmanında temel sorunlardan birinin hedef ile yatırım arasındaki boşluk olduğunu söyledi. “Bir ülkenin NDC belgesinde enerji dönüşümü hedefinin bulunması tek başına yatırım oluşturmuyor. Projenin teknik fizibilitesi, finansman modeli, izinleri, gelir modeli ve uygulayacak kapasitesi bulunmalı. Hedefleri bankaların ve yatırımcıların finansman sağlayabileceği projelere dönüştürmek iklim eyleminin en kritik aşamalarından biri” dedi. Vatansever, bu yaklaşımın COP31’in “uygulama” karakterini en iyi anlatan başlıklardan biri olduğunu ifade etti. İklim finansmanında 300 milyar ve 1,3 trilyon dolarlık çerçeve COP31’in iklim finansmanı tartışmalarını sıfırdan başlatmadığını, önceki konferanslarda alınan kararların uygulanmasının Antalya gündeminin önemli bir bölümünü oluşturacağını belirten Vatansever, özellikle COP29’da kabul edilen yeni küresel finansman hedefini hatırlattı. COP29 kararında gelişmekte olan ülkelere yönelik iklim finansmanının gelişmiş ülkelerin öncülüğünde 2035’e kadar yıllık en az 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırılmıştı. Aynı karar bütün kamu ve özel kaynaklardan gelişmekte olan ülkeler için iklim finansmanının 2035’e kadar yıllık en az 1,3 trilyon dolara ölçeklenmesi için tüm aktörlerin birlikte çalışmasını öngörüyor. Vatansever, bu rakamların COP31’in yeni hedefleri gibi sunulmaması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Antalya’da önemli mesele yeni bir finansman rakamı açıklamaktan çok, daha önce üzerinde uzlaşılan finansman hedeflerine nasıl ulaşılacağını ve paranın uygulanabilir projelerle nasıl buluşturulacağını tartışmak olacak.” “Finansman ile teknoloji transferi birlikte ilerlemeli” İklim dönüşümünde gelişmekte olan ülkelerin yalnız sermayeye değil teknoloji ve uygulama kapasitesine de ihtiyaç duyduğunu belirten Vatansever, teknoloji transferinin uluslararası iklim rejiminin önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi. “Bir ülkeye temiz enerji tesisi finansmanı sağlamak önemli, ancak teknolojiyi kullanacak mühendisin, işletme kabiliyetinin, bakım altyapısının ve yerel tedarik zincirinin de gelişmesi gerekiyor. Kalıcı dönüşüm, yalnız ekipmanın ithal edildiği değil bilginin ve yetkinliğin de ekonomide oluştuğu modeldir” dedi. “Yeşil sanayileşme yeni rekabet alanı” COP31’in 16 Kasım programında yeşil sanayileşmenin öncelikli başlıklar arasında yer almasını değerlendiren Vatansever, iklim politikasının sanayi ve dış ticaret politikalarından giderek daha az ayrılabildiğini söyledi. “Bir ürünün fiyatı ve kalitesinin yanında üretim sürecindeki enerji tüketimi ve karbon yoğunluğu da rekabet kriterine dönüşüyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm artık yalnız çevre yatırımı değil, sanayi rekabetçiliği yatırımıdır” dedi. Firmaların enerji ve karbon verilerini güvenilir şekilde ölçebilmesinin de yeni dönemde önemli bir dijital altyapı ihtiyacı oluşturacağını belirten Vatansever, teknoloji şirketleri açısından yeni bir pazar doğduğunu söyledi. “Karbon yönetimi veri yönetimidir. Ölçemediğiniz emisyonu azaltamaz, doğrulayamadığınız veriyi de piyasa mekanizmasının içine güvenilir biçimde sokamazsınız.” Türkiye’nin 2035 iklim hedefi Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e sunduğu ikinci Ulusal Katkı Beyanı kapsamında 2035 yılında sera gazı emisyonlarını referans senaryoya göre 466 milyon ton karbondioksit eşdeğeri azaltarak 643 milyon ton CO₂e seviyesinde sınırlandırmayı hedeflediğini hatırlatan Vatansever, COP31 ev sahipliğinin Türkiye’nin kendi dönüşüm politikalarının uluslararası görünürlüğünü de artıracağını söyledi. “Türkiye Antalya’da yalnız konferansın ev sahibi olmayacak. Kendi enerji, sanayi, şehircilik ve iklim dönüşümü de uluslararası paydaşların yakından izleyeceği başlıklardan biri olacak” dedi. Vatansever, bu nedenle ev sahipliğinin Türkiye açısından teknoloji ortaklıklarını, proje geliştirme kapasitesini ve uluslararası finansmana erişimi güçlendirmek için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. İklim Kanunu ve Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi Türkiye’de 2025 yılında yürürlüğe giren 7552 sayılı İklim Kanunu’nun, yeşil büyüme ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda ulusal iklim politikasına yasal zemin oluşturduğunu belirten Vatansever, kanunun Emisyon Ticaret Sistemi’nin kurulmasını açıkça düzenlediğine dikkat çekti. Kanuna göre İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından ETS kurulacak, ulusal tahsisat planlaması hazırlanacak ve tahsisatların dağıtımı yapılacak. Tam uygulama öncesinde ise bir pilot dönem gerçekleştirilecek. Vatansever şu ifadeleri kullandı: “Emisyon Ticaret Sistemi’nin sağlıklı çalışması için şirketlerin emisyonlarını doğru ölçmesi, raporlaması ve doğrulaması gerekiyor. Bunun arkasında sensörlerden kurumsal yazılımlara, veri güvenliğinden denetim sistemlerine kadar ciddi bir dijital altyapı var.” Karbon piyasasının güvenilirliğinin büyük ölçüde veri kalitesine bağlı olacağını ifade etti. “KOBİ’ler yeşil ve dijital dönüşümü birlikte yönetmeli” İklim dönüşümünün yalnız büyük sanayi şirketlerini ilgilendirmediğini belirten Vatansever, tedarik zincirleri üzerinden küçük ve orta ölçekli işletmelerin de giderek daha fazla enerji, emisyon ve sürdürülebilirlik verisiyle çalışmak zorunda kalacağını söyledi. “Bir KOBİ doğrudan bir karbon düzenlemesine tabi olmasa bile ürün verdiği büyük şirket kendisinden enerji tüketimi veya ürün karbon ayak izi bilgisi isteyebilir. Yeşil dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılacak” dedi. Vatansever, KOBİ’lerin enerji verimliliği, karbon ölçümü, dijitalleşme ve finansmana erişim konusunda desteklenmesinin Türkiye’nin sanayi ve ihracat rekabetçiliği açısından önemli olduğunu ifade etti. İklim teknolojileri girişimcilik için yeni pazarlar oluşturuyor COP31’in Bilim, Sanayi ve Teknoloji gününde iklim inovasyonu, girişimcilik ve küçük işletmelere ayrı oturum ayrılmasını da değerlendiren Vatansever, “climate-tech” ekosisteminin çok daha geniş bir alanı kapsadığını söyledi. “İklim teknolojileri yalnız güneş paneli ve rüzgâr türbini değildir. Enerji depolama, batarya yazılımları, enerji yönetimi, karbon ölçümü, akıllı tarım, su teknolojileri, atık yönetimi, döngüsel ekonomi, yeşil lojistik, yeni malzemeler ve yapay zekâ çok büyük bir inovasyon alanı oluşturuyor” dedi. Türkiye’nin mühendislik, üretim ve yazılım gücünü bu alanlarda küresel ürünlere dönüştürmesinin yeni ihracat fırsatları yaratabileceğini ifade etti. Döngüsel ekonomi teknolojiyle ölçeklenecek COP31 Başkanlığı’nın küresel atık artışını 2035’e kadar yarıya indirme ve üretimde küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e çıkarma hedeflerini değerlendiren Vatansever, döngüsel ekonominin de güçlü bir teknoloji ve veri altyapısına ihtiyaç duyduğunu söyledi. “Akıllı toplama sistemleri, sensörler, görüntü işleme ile atık ayrıştırma, malzeme izlenebilirliği ve dijital ürün bilgileri döngüsel ekonominin ölçeklenmesini sağlayabilecek teknolojiler arasında. Atığı azaltmanın yanında kullanılan malzemeyi sistem içinde tekrar dolaşıma sokabilmek gerekiyor” dedi. Binalarda yüzde 25 hedefi yeni teknoloji pazarı yaratabilir COP31’in 2035’e kadar binalarda enerji tüketim yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltma hedefini değerlendiren Vatansever, bunun bina otomasyonu, sensörler, enerji yönetim sistemleri, yalıtım ve akıllı şebeke teknolojileri açısından önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğunu söyledi. “Bir binayı daha verimli hâle getirmek yalnız fiziksel yalıtım yatırımı değildir. Isıtma, soğutma ve aydınlatmanın sensörler ve yazılımla ihtiyaca göre yönetilmesi de önemli tasarruf sağlayabilir. Bina teknolojileri ile bilişim sektörü giderek daha fazla iç içe geçiyor” dedi. “COP31 Türkiye için teknoloji diplomasisi fırsatıdır” COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini yalnız diplomatik ve organizasyonel bir başarı olarak değerlendirmemek gerektiğini belirten Vatansever, Antalya’nın teknoloji, finansman ve yatırım ortaklıkları açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. COP31 Green Zone’un ev sahibi Türkiye tarafından yönetileceğini ve iklim çözümleri ile inovasyonun sergileneceği halka açık bir alan olacağını hatırlatan Vatansever, Türk teknoloji ve sanayi şirketlerinin küresel aktörlere erişimi açısından bunun önemli bir vitrin oluşturabileceğini ifade etti. Vatansever değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “COP31’de dünyanın hükümetleri, enerji şirketleri, teknoloji sağlayıcıları, finans kuruluşları, yatırımcıları, şehirleri, girişimcileri ve sivil toplumu Antalya’da bir araya gelecek. Türkiye’nin burada yalnız iyi bir ev sahibi olarak değil, teknoloji geliştiren, üretim yapan, yatırım yapılabilir projeler ortaya koyan ve çözüm ihraç edebilen bir ülke olarak görünmesi çok daha değerli. COP31’in en önemli mesajı hedefleri çoğaltmak değil, mevcut hedefleri uygulamaya dönüştürmek. Biz de bu dönüşümü yalnız bir çevre yükümlülüğü olarak değil; teknoloji, sanayi, enerji, finansman ve rekabet gücü dönüşümü olarak okumalıyız. İklim politikalarını teknolojiye, yatırıma, istihdama, ihracata ve ölçülebilir sonuçlara dönüştürebildiğimiz ölçüde COP31 Türkiye açısından kalıcı ekonomik ve teknolojik değer oluşturabilir.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Anadolu Efes’te Sürdürülebilirlik Ortak Akılla Somut Çözümlere Dönüşüyor Haber

Anadolu Efes’te Sürdürülebilirlik Ortak Akılla Somut Çözümlere Dönüşüyor

Şirket, sürdürülebilirlik bilgi ve yetkinliğini organizasyon genelinde yaygınlaştırmak amacıyla kurduğu Sürdürülebilirlik Akademisi çatısı altında, geçtiğimiz yıl Sustainable Actions in Motion (SAIM) programını başlattı. Farklı departmanlardan çalışanların oluşturduğu 11 ekibin geliştirdiği projelerden 6’sı 2026’da uygulama aşamasına geçerken, 5’i 2027 planlarına dahil edildi. Bu yıl ikincisi düzenlenen programda ise ekipler, sürdürülebilirliği iş süreçlerine taşıyacak yeni fikirler geliştirdi. Anadolu Efes, sürdürülebilirliğin organizasyon genelinde sahiplenilmesi ve çalışanların kendi iş alanlarına taşıyabilecekleri bir yetkinliğe dönüşmesi amacıyla 2023 yılında Sürdürülebilirlik Akademisi’ni kurdu. Türkiye, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova’da gerçekleştirilen 21 departman bazlı sürdürülebilirlik derinleşen etki eğitimi ile 1.300’den fazla beyaz ve mavi yaka çalışana ulaşıldı. Akademi’de oluşan bilgi ve deneyimi uygulamaya taşımak amacıyla 2025 yılında ise “Sustainable Actions in Motion” programı hayata geçirildi. Üretimden Tedarik Zinciri’ne, İnsan Kaynaklarından Finans’a kadar farklı fonksiyonlardan çalışanların oluşturduğu ekipler, “Su Verimliliği”, “Kapsayıcılık” ve “Sürdürülebilir Markalar” alanlarında projeler geliştirdi. İlk dönemde geliştirilen 11 proje, uygulanabilirlikleri ve iş planlarına sağlayacakları katkılar doğrultusunda değerlendirilerek, 6’sı 2026’da uygulama aşamasına geçerken, 5’i 2027 uygulama planlarına taşındı. Programın yeni döneminde ise ekipler bu kez “Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi”, “İş Sağlığı ve Güvenliği” ile “Sürdürülebilir Marka Deneyimi” başlıklarında, bulundukları ülkelerin kendi pazarlarından ve günlük iş deneyimlerinden yola çıkarak ortak iş problemlerine yönelik çözümler geliştirdi. Farklı coğrafyalardaki deneyim ve uygulamalar birbirini besleyen yeni fikirlere dönüştü.Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, programla ilgili şunları söyledi: “Anadolu Efes olarak sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ve uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz her ülkenin farklı dinamikleri ve ihtiyaçları var. Bu çeşitliliği önemli bir güç olarak görüyor, farklı coğrafyalardaki bilgi ve deneyimimizi ortak çözümlere dönüştürmeyi önemsiyoruz. SAIM ile farklı ülkelerden ve fonksiyonlardan çalışma arkadaşlarımızı bir araya getirerek sürdürülebilirliği kendi iş alanlarındaki ihtiyaçlar üzerinden ele almalarını sağlıyoruz. Böylece farklı uzmanlıklar birbirini beslerken, bir ülkede geliştirilen fikirler başka ülkelerdeki çalışmalara da katkı sunabiliyor. Programın en önemli kazanımı, ortaya çıkan projelerin ötesinde, sürdürülebilirliğin tüm operasyonlarımızda çalışanlarımızın katkısıyla günlük iş kararlarına ve uygulamalara yansıması. Kalıcı dönüşümün de bu ortak sahiplenmeyle mümkün olduğuna inanıyoruz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu Haber

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu

Tarım ve gıda alanında kadın girişimcilerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla yürütülen Tam Tahıl Tam Destek Projesi, ikinci yılında da eğitim ve mentorluk programıyla girişimcilere iş fikirlerini geliştirme fırsatı sundu. Program kapsamında katılımcılar; girişimcilik eğitimlerinin yanı sıra uzman mentorluk desteği, fikir geliştirme çalışmaları ve profesyonel iş ağına erişim imkanlarından yararlandı. Programın final aşamasında düzenlenen Demo Day’de girişimciler, geliştirdikleri projeleri ve iş modellerini jüriye sundu. Yapılan değerlendirme sonucunda Microhobist birinci, Soilbiom ikinci, Teatex ise üçüncü oldu. Üç girişim, toplam 800 bin TL değerindeki hibe desteğinin sahibi oldu. Jüri oylamasında alınan kararla, çocuklara yönelik atık yönetimi etkinlikleriyle farkındalık yaratmayı amaçlayan Vega Growloop’ada 50 bin TL değerinde mansiyon ödülü verildi. Böylece proje kapsamında dağıtılan toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Kadın girişimcilerden tarımın geleceğine yenilikçi çözümler Final aşamasında birinciliği, Sultan Gül Yalçın’ın tarımsal üretimde bitki gelişimini destekleyen ve bitki verimini artıran mikrobiyal biyoteknoloji temelli postbiyotik biyostimülant olan “MHOne bitki gelişim düzenleyici” projesi aldı. İkinci olan Deniz Sapaz’ın SoilBiom projesi; toprak mikrobiyomu ve biyolojik çeşitliliği analiz ederek toprak sağlığını ölçüyor ve analiz sonuçlarına göre sahaya özel biyolojik ürün ile iyileştirme reçeteleri sunuyor. Üçüncü olan Menekşe Şakir’in Teatex Malzeme Teknolojileri projesi ise çay işleme atıklarını ileri biyoteknoloji yöntemleriyle yüksek katma değerli biyobazlı bileşenlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında çay atıklarından elde edilen ligninin gıda sektöründe doğal renklendirici olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. Mansiyon ödülünün sahibi Nadide Yarenci’nin Vega Growloop projesi ise tarımsal atıkları ve tahıl sektörü yan ürünlerini miselyum tabanlı biyoteknolojiyle değerlendirerek gıda ve katma değerli biyomalzemelere dönüştürüyor. Üretim sonrası ortaya çıkan organik materyalleri de kompost ve toprak iyileştirmede değerlendirerek atığın yeniden kaynağa dönüştüğü döngüsel bir üretim modeli ortaya koyuyor. “Kadın girişimcilerin fikirlerinin somut projelere dönüşmesine tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz” Nestlé Kahvaltılık Gevrekler Genel Müdürü Esra Ateş, “Tam Tahıl Tam Destek’in ikinci yılında da birbirinden değerli ve yenilikçi fikirleri mutlulukla dinledik. Program boyunca kadın girişimcilerimizin fikirlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine ve tarım ile gıda alanında değer yaratacak çözümler üretmelerine eşlik ettik. Bugün ‘Demo Day’de girişimcilerimizin fikirlerini güçlü projeler olarak sunmalarına tanıklık etmek, bu yolculuğun en heyecan verici anlarından biriydi. Birbirinden farklı alanlarda geleceğe yönelik çözümler geliştiren tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyoruz. Tarımın geleceğinde kadın girişimcilerin yaratacağı etkinin çok değerli olduğuna inanıyor, onların fikirlerini geliştirmelerine ve hayata geçirmelerine destek olmak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. “Tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz” Migros Grubu FMGC Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman "Tam Tahıl Tam Destek, müşterilerimizin tercihlerinin toplumsal faydaya dönüştüğü çok değerli bir dayanışma modeli. Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ile birlikte yürüttüğümüz bu programda, tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz. İkinci yılını tamamlayan programımızda eğitim, mentorluk ve hibe desteğiyle fikirlerin somut projelere dönüşmesine katkı sağlarken, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bugün ödüllendirdiğimiz girişimler, üretimden toprak sağlığına, döngüsel ekonomiden gıda teknolojilerine kadar pek çok alanda çözümler sunuyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve girişimcilerimizle birlikte yarattığımız bu etkiyi büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu Haber

Tam Tahıl Tam Destek Projesi’nin İkinci Yılında Kazananlar Belli Oldu

Tarım ve gıda alanında yenilikçi fikirler geliştiren kadın girişimcilerin projelerini jüriye sunduğu değerlendirme gününde birinci Microhobist, ikinci Soilbiom, üçüncü ise Teatex oldu. Program kapsamında kazanan girişimlere toplam 800 bin TL değerinde hibe desteği sağlanırken, jüri oylamasıyla verilen mansiyon ödülüyle birlikte toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Tarım ve gıda alanında kadın girişimcilerin yenilikçi fikirlerini desteklemek amacıyla yürütülen Tam Tahıl Tam Destek Projesi, ikinci yılında da eğitim ve mentorluk programıyla girişimcilere iş fikirlerini geliştirme fırsatı sundu. Program kapsamında katılımcılar; girişimcilik eğitimlerinin yanı sıra uzman mentorluk desteği, fikir geliştirme çalışmaları ve profesyonel iş ağına erişim imkanlarından yararlandı. Programın final aşamasında düzenlenen Demo Day’de girişimciler, geliştirdikleri projeleri ve iş modellerini jüriye sundu. Yapılan değerlendirme sonucunda Microhobist birinci, Soilbiom ikinci, Teatex ise üçüncü oldu. Üç girişim, toplam 800 bin TL değerindeki hibe desteğinin sahibi oldu. Jüri oylamasında alınan kararla, çocuklara yönelik atık yönetimi etkinlikleriyle farkındalık yaratmayı amaçlayan Vega Growloop’ada 50 bin TL değerinde mansiyon ödülü verildi. Böylece proje kapsamında dağıtılan toplam ödül desteği 850 bin TL’ye ulaştı. Kadın girişimcilerden tarımın geleceğine yenilikçi çözümler Final aşamasında birinciliği, Sultan Gül Yalçın’ın tarımsal üretimde bitki gelişimini destekleyen ve bitki verimini artıran mikrobiyal biyoteknoloji temelli postbiyotik biyostimülant olan “MHOne bitki gelişim düzenleyici” projesi aldı. İkinci olan Deniz Sapaz’ın SoilBiom projesi; toprak mikrobiyomu ve biyolojik çeşitliliği analiz ederek toprak sağlığını ölçüyor ve analiz sonuçlarına göre sahaya özel biyolojik ürün ile iyileştirme reçeteleri sunuyor. Üçüncü olan Menekşe Şakir’in Teatex Malzeme Teknolojileri projesi ise çay işleme atıklarını ileri biyoteknoloji yöntemleriyle yüksek katma değerli biyobazlı bileşenlere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında çay atıklarından elde edilen ligninin gıda sektöründe doğal renklendirici olarak değerlendirilmesi hedefleniyor. Mansiyon ödülünün sahibi Nadide Yarenci’nin Vega Growloop projesi ise tarımsal atıkları ve tahıl sektörü yan ürünlerini miselyum tabanlı biyoteknolojiyle değerlendirerek gıda ve katma değerli biyomalzemelere dönüştürüyor. Üretim sonrası ortaya çıkan organik materyalleri de kompost ve toprak iyileştirmede değerlendirerek atığın yeniden kaynağa dönüştüğü döngüsel bir üretim modeli ortaya koyuyor. “Kadın girişimcilerin fikirlerinin somut projelere dönüşmesine tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz” Nestlé Kahvaltılık Gevrekler Genel Müdürü Esra Ateş, “Tam Tahıl Tam Destek’in ikinci yılında da birbirinden değerli ve yenilikçi fikirleri mutlulukla dinledik. Program boyunca kadın girişimcilerimizin fikirlerini geliştirmelerine, iş modellerini güçlendirmelerine ve tarım ile gıda alanında değer yaratacak çözümler üretmelerine eşlik ettik. Bugün ‘Demo Day’de girişimcilerimizin fikirlerini güçlü projeler olarak sunmalarına tanıklık etmek, bu yolculuğun en heyecan verici anlarından biriydi. Birbirinden farklı alanlarda geleceğe yönelik çözümler geliştiren tüm girişimcilerimizi gönülden kutluyoruz. Tarımın geleceğinde kadın girişimcilerin yaratacağı etkinin çok değerli olduğuna inanıyor, onların fikirlerini geliştirmelerine ve hayata geçirmelerine destek olmak için çalışmaya devam ediyoruz” dedi. “Tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz” Migros Grubu FMGC Gıda Pazarlama Direktörü Caner Yaman "Tam Tahıl Tam Destek, müşterilerimizin tercihlerinin toplumsal faydaya dönüştüğü çok değerli bir dayanışma modeli. Nestlé Kahvaltılık Gevrekler ile birlikte yürüttüğümüz bu programda, tam tahıllı ürünlerin satışından doğan katkıyı tarım ve gıda alanında yenilikçi çözümler geliştiren kadın girişimcileri desteklemek için kullanıyoruz. İkinci yılını tamamlayan programımızda eğitim, mentorluk ve hibe desteğiyle fikirlerin somut projelere dönüşmesine katkı sağlarken, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine de yatırım yapıyoruz. Bugün ödüllendirdiğimiz girişimler, üretimden toprak sağlığına, döngüsel ekonomiden gıda teknolojilerine kadar pek çok alanda çözümler sunuyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve girişimcilerimizle birlikte yarattığımız bu etkiyi büyüterek sürdürmeyi hedefliyoruz” dedi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor Haber

OVP, Yeşil Dönüşüm ve Döngüsel Ekonomi için Önemli Bir Zemin Sunuyor

Gönüllü sanayi inisiyatifi ve geniş kitlelere dokunan sivil toplum kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın Genel Sekreteri Mete İmer, OVP kapsamında “Yeşil ve dijital dönüşümün hızlandırılması” başlığı altında yer alan konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Mete İmer, şunları dile getirdi: “OVP kapsamında yeşil dönüşüm, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi, sıfır atık, iklim mevzuatı, ETS, yeşil finansman, enerji verimliliği, ulaşımda emisyon azaltımı ve yerel iklim planları gibi başlıklara yer verilmesi memnuniyet vericidir. Bu eylem başlıkları, Vakfımızın 2022’den bu yana savunduğu 10 maddelik öneri paketiyle büyük ölçüde örtüşmektedir.” Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “2053 karbon nötr hedefine ulaşabilmek için, ulusal katkı beyanımızın bu hedefle uyumlu olacak şekilde mutlak azaltım hedefi olarak belirlenmesi yönünde çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca enerji üretiminde kömür kullanımının kademeli olarak azaltılmasına ilişkin bir planın hazırlanması ve uygulanması, ülkemizin iklim kriziyle mücadelesini güçlendirecektir. Toplumda iklim krizine karşı farkındalığın artırılması ve alışkanlıkların değişimini destekleyecek ulusal kampanyaların başlatılması da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Kasım 2029’da Antalya’da gerçekleşecek BM 31. Taraflar Konferansı’nın bu açıdan önemli bir fırsat sunduğuna inanıyoruz.” Atık Yönetiminde Uygulama Mekanizmaları Önem Taşıyor OVP’de sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi yaklaşımının yaygınlaştırılması, atıkların önlenmesi, azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi ve endüstriyel kullanımının artırılması yönündeki hedeflere dikkat çeken İmer, bu hedeflerin sahada sonuç verebilmesi için güçlü uygulama mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu belirtti. Mete İmer, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Atık yönetimi tesislerinin sürdürülebilirliği ve etkin işletimi için kaynağında ayrı toplamanın yaygınlaştırılması, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesi ve sistemin sürdürülebilir finansmanının sağlanması önemlidir. Bu kapsamda Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu mekanizmasının iyi bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz. GÜS mekanizması; kaynağında ayrı toplama sistemlerinin geliştirilmesine, toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesine, kaliteli geri dönüşümün desteklenmesine ve geri dönüştürülmüş malzemenin ekonomiye yeniden kazandırılmasına önemli katkı sağlayacaktır.” Geri Dönüşüm Ekonomik Değer Zincirinin Parçası Olarak Ele Alınmalı Döngüsel ekonominin gelişmesi için geri dönüşüm oranlarının artırılmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Mete İmer, geri dönüşüm altyapısı, kaliteli geri dönüşüm ve geri dönüştürülmüş malzemenin üretim süreçlerine yeniden dahil edilmesinin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. İmer, “Türkiye’nin döngüsel ekonomiye geçişinde geri dönüşümün atık yönetiminin son aşaması olarak değil, ekonomik değer zincirinin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Saha uygulamalarında uçtan uca dijital atık izleme sistemlerinin kullanılması da bu açıdan önemlidir. Kamu ve yerel yönetim sorumluluklarının üretici sorumluluğu ile tamamlandığı; kapsayıcı, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapının oluşturulması mümkündür” dedi. ÇEVKO Vakfı, OVP’de ortaya konulan yeşil dönüşüm hedeflerinin; iklim mevzuatı, yeşil finansman, yerel iklim planları, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarıyla desteklenmesinin Türkiye’nin sürdürülebilir üretim ve tüketim yapısına geçişi açısından önemli bir zemin oluşturduğunu belirtti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.