Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Atık Yönetimi

Kapsül Haber Ajansı - Atık Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Atık Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çimentaş’tan Biri Globale Olmak Üzere İki Üst Düzey Atama Haber

Çimentaş’tan Biri Globale Olmak Üzere İki Üst Düzey Atama

Küresel çapta sektörün önde gelen gruplarından olan ve 18 ülkede faaliyet gösteren Cementir Grup bünyesindeki Ege Bölgesi’nin ilk çimento şirketi Çimentaş’ta, iki önemli atama gerçekleşti. Buna göre, Çimentaş CEO’su Cenker Mirzaoğlu, halihazırdaki görevine ek olarak Cementir Grup’un Stratejik Gelişimden Sorumlu Üst Düzey Yöneticilik görevini üstlenirken, Gürol Özer Çimentaş’ın yeni oluşturulan genel müdürlük pozisyonuna getirildi. Cenker Mirzaoğlu, Çimentaş CEO’su göreviyle birlikte üstlendiği bu yeni rol kapsamında, Cementir Grup’un stratejik gelişim faaliyetlerine liderlik etmesinin yanı sıra; büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi, stratejik önceliklerin belirlenmesi, birleşme ve satın alma süreçleri gibi kritik alanlarda sorumluluk üstlenecek. Cementir Grup’un küresel çapta stratejik yapılanmasını güçlendirme ve operasyonel mükemmelliği pekiştirme vizyonunun bir parçası olan bu atamayla ilgili Cenker Mirzaoğlu, “Çalışanlarına, hissedarlarına ve faaliyette bulunduğu bölgelerdeki topluluklara katkı sağlamaya önem veren, sürdürülebilir büyümeye inanan Çimentaş CEO’luk görevimin yanında böylesi bir küresel sorumluluğu da üstleneceğim için çok heyecanlıyım. Her zamanki gibi ekip arkadaşlarımla birlikte yeni başarı hikâyelerinin bir parçası olacağımızdan hiç şüphem yok” dedi. Çimentaş Genel Müdürlüğü’ne Gürol Özer Atandı Çimentaş bünyesinde Teknik Operasyonlar Direktörü olarak görev yapan Gürol Özer ise, yeniden yapılanma kapsamında Genel Müdür görevine getirildi. Yeni görevinde Özer; çimento, hazır beton, agrega ve atık yönetimi operasyonlarının genel yönetiminden sorumlu olacak. Çimentaş’ın operasyonel mükemmellik, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine yönelik kurumsal yapılanmasının önemli bir adımını oluşturan bu atamayla ilgili CEO Cenker Mirzaoğlu şöyle konuştu: “Gürol Özer’in, grup bünyesinde şimdiye kadar üstlendiği görevler boyunca sergilediği güçlü liderlik ve sahip olduğu teknik uzmanlık sayesinde, yeni görevinde stratejik hedeflerimize değerli katkılar sağlayacağına inanıyor, kendisine başarılar diliyorum“. Cenker Mirzaoğlu Kimdir? Çimento, hazır beton ve inşaat sektörlerinde 30 yıllık yöneticilik ve liderlik deneyimine sahip olan Cenker Mirzaoğlu, kariyeri boyunca satış, pazarlama, genel yönetim, stratejik dönüşüm ve kurumsal yapılandırma gibi kritik alanlarda sorumluluklar üstlenerek sektörün farklı fonksiyonlarında geniş bir uzmanlık geliştirmiştir. Mühendislik alanında eğitim alan Mirzaoğlu, 10 yılı aşkın süredir çimento sektöründe CEO’luk ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütmektedir. Profesyonel yaşamında edindiği derin sektör bilgisi, stratejik yönetim yaklaşımı ve güçlü liderlik becerileriyle birleşerek kurumların dönüşüm süreçlerine önemli katkılar sağlamıştır. 2019 yılından bu yana Çimentaş’ta CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Cenker Mirzaoğlu, şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etmektedir. Bu rol kapsamında sürdürülebilir büyüme, operasyonel mükemmellik ve uzun vadeli değer yaratımı hedefleri doğrultusunda şirketin geleceğine yön veren çalışmalar yürütmektedir. Gürol Özer Kimdir? Çimento sektöründe 30 yılı aşkın yöneticilik ve liderlik deneyimine sahip olan Gürol Özer, kariyeri boyunca üretim, teknik operasyonlar, yatırım projeleri, enerji verimliliği ve dijital dönüşüm gibi stratejik alanlarda sorumluluklar üstlenerek sektörün farklı fonksiyonlarında geniş bir uzmanlık geliştirmiştir. Son 15 yıldır sektördeki üst düzey yönetim kademelerinde görev alan Özer, kapsamlı operasyonel deneyimini stratejik liderlik becerileriyle birleştirmiştir. Mühendislik ve işletme alanlarında yüksek lisans derecelerine sahip olan Gürol Özer, 2019 yılından bu yana Çimentaş’ta Teknik Operasyonlar Direktörü olarak görev yapmaktadır. Bu süreçte şirketin üretim tesislerinin teknik ve operasyonel yönetimine liderlik etmiş; verimlilik, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmellik odaklı dönüşüm çalışmalarına önemli katkılar sağlamıştır.

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı Haber

ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri 2026 Başvuruları Başladı

Bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen ödül programı; sürdürülebilirlik alanındaki örnek uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sağlamayı ve sanayi kuruluşlarında çevresel sorumluluk bilincini güçlendirmeyi hedefliyor. ÇEVKO Vakfı’nın, Türkiye’deki tek temsilcisi olduğu ve çoğunluğu AB üyesi 31 ülkede, 540 milyon tüketiciyi kapsayan Yeşil Nokta sembolünün, genişletilmiş üretici sorumluluğu modelinin en başarılı uygulama örnekleri arasında yer aldığını belirten ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Yeşil Nokta, sorumlu üreticiyi ve tüketicinin sorumluluğa gösterdiği saygı ve beğeniyi simgeliyor. Sürdürülebilir üretim, kaynak verimliliği ve çevresel performans alanlarında, belirlenen kriterleri en yüksek oranda sağlayan kuruluşların yasal sorumluluklarının ötesinde gerçekleştirmekte oldukları örnek çalışmaları ödüllendirirken; aynı zamanda piyasaya süren konumda olan tüm firmaları benzer çalışmalara özendirmeyi ve teşvik etmeyi hedefliyoruz” dedi. Yeşil Nokta Marka Alt Lisans Sözleşmesi bulunan firmalar; “Ambalajda Önleme Uygulamaları”, “Atık Yönetimi Sistemi ve Uygulamaları” ve “Çevre Konulu Sosyal Sorumluluk Uygulamaları” kategorilerinde sürdürülebilirlik alanındaki başarılı çalışmalarını ödül programı kapsamında sunma fırsatı buluyor. Başvurular, Büyük Ölçekli İşletmeler ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler için ayrı ayrı değerlendirilerek her ölçekteki kurumun adil koşullarda ele alınması sağlanıyor. ÇEVKO Vakfı Yeşil Nokta Sanayi Ödülleri'nin 2026 yılı başvuruları 2 Mart – 22 Mayıs tarihleri arasında https://www.cevko.org.tr/oduller/sanayi-odulleri web sitesi üzerinden devam edecek. Ödül sürecinde önceki yıllarda Yeşil Nokta Sanayi Ödülünü almaya hak kazanan firmalar şöyle sıralanıyor: Abdi İbrahim, Akçansa, Anadolu Efes, Bayer, Boyner, Coca-Cola İçecek, Eczacıbaşı Girişim, Danone Hayat, Frito Lay, Gürok Turizm, Hidropar, Korozo Ambalaj, Kurtsan İlaçları, Mey/Diageo, Migros, Mondi Tire Kutsan, Nestle Waters, Netpak Ambalaj, PepsiCo Türkiye, Procter & Gamble, Reckitt Benckiser, Sapro, Sarten Ambalaj, Şişecam, Tat Gıda, Tetra Pak, Tofaş, Unilever ve Vestel Beyaz Eşya. Yeşil Nokta Sembolünün Türkiye’deki Tek Temsilcisi ÇEVKO Vakfı ÇEVKO Vakfı 2003 yılında PRO-Europe’la yaptığı sözleşme kapsamında uluslararası “Yeşil Nokta” sembolünün Türkiye’deki kullanım hakkının tek sahibi konumunda bulunuyor. Avrupa’da çok yaygın olan bu sembolü ülkemizde kullanmak isteyen kuruluşlar, ÇEVKO Vakfı ile alt lisans sözleşmesi yaparak “Yeşil Nokta” sembolünü kullanabiliyorlar. Türkiye’de 1.600’e yakın firma piyasaya sürdüğü ürünlerinin ambalajında Yeşil Nokta sembolünü kullanıyor ve geri dönüşüm sistemine mali katkı sağladığını tüketicilerine gösteriyor. Tüketiciler Türkiye’de Yeşil Nokta kullanan şirketleri önemsiyor. ÇEVKO Vakfı’nın 2024 yılı içerisinde yaptırdığı “Yeşil Nokta Algı Araştırması” sonuçları, vakfın Türkiye’deki temsilcisi olduğu uluslararası Yeşil Nokta işaretinin ülkemizdeki bilinirliği, algısı, markalar ve şirketler için tüketicilerin satın alma kararlarına etkisi hakkında çarpıcı sonuçlar ortaya koymuştu. Araştırma sonuçlarına göre her iki kişiden biri YEŞİL NOKTA işaretini daha önce gördüğünü belirtiyor. Her beş kişiden biri Yeşil Nokta’nın anlamını doğru ifade ediyor. Araştırmaya katılanların yüzde 75’inden fazlası, kısa bir tanıtımın ardından, Yeşil Nokta’lı markalara güvendiklerini, satın almaları halinde geri dönüşüme destek oldukları için kendilerini iyi hissedeceklerini, Yeşil Nokta’lı ürünleri kullanmayı sürdüreceklerini ve başkalarına da önereceklerini ifade ediyor. Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 74’ten fazlası, Yeşil Nokta’yı kullanan şirketleri yasal yükümlülüğünü yerine getiren, sürdürülebilirlik konusunda çalışan, çevreye olan etkisini hesaplayan, geri dönüşüme mali destek veren, üretici sorumluluğunu uygulayan şirketler olarak algıladıklarını beyan ediyor. Ürünün çevreye olan etkisi, tüketicilerin seçtikleri markaya karar vermelerinde en etkili dört faktör arasında yer alıyor ve her iki tüketiciden birinin dikkatini çekiyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sürdürülebilir Enerji ve İklim İçin Ortak Akıl Buluştu Haber

Sürdürülebilir Enerji ve İklim İçin Ortak Akıl Buluştu

Muzaffer İzgü Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programa Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay başta olmak üzere; Boğaziçi Üniversitesi’nden iklim bilimci Prof Dr Levent Kurnaz, İzmir Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, İlçe Tarım Müdürlüğü temsilcileri, TMMOB’a bağlı meslek odaları, İZSU, ESHOT, üniversitelerin öğretim üyeleri, kamu kurumlarının temsilcileri ve mahalle muhtarları katıldı. Çalıştay kapsamında, Karabağlar’ın mevcut durumu, iklim değişikliği ile mücadele ve uyum başlıkları, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, ulaşım, atık yönetimi ve tarım gibi alanlarda görüş alışverişinde bulunuldu. Katılımcıların öneri ve katkılarıyla SECAP sürecinin yol haritasının güçlendirilmesi hedefleniyor. Başkan Kınay’dan İklim Adaleti ve Dayanışma Vurgusu Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Başkan Helil Kınay, SECAP sürecinin yalnızca teknik bir planlama çalışması olmadığını vurguladı. “Bu mesele sadece karbon hesabı yapmak değil, bu kentte yaşayan insanların hayatını koruma meselesidir” diyen Kınay, iklim krizinin ertelenemez bir gerçek olduğunu ifade etti. Ancak sorunun yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını belirten Kınay, küresel ve ulusal politikaların da belirleyici olduğunu söyledi. Yaklaşık 500 bin nüfusuyla Karabağlar’ın sosyal ve ekonomik açıdan özel bir tabloya sahip olduğunu belirten Kınay; yaşlı yoksulluğu, genç işsizliği ve dezavantajlı grupların yoğunluğuna dikkat çekti. “Su krizini, sıcak hava dalgalarını konuşurken enerji faturasını ödeyemeyen yurttaşımızı unutamayız. İklim adaleti tam da burada başlıyor” dedi. Yerel yönetimlerin sınırlı yetki ve bütçelerine rağmen sorumluluk üstlenmek zorunda olduğunu vurgulayan Kınay, hazırlanan planların sahaya yansıtılacağını belirterek, dayanışma içinde dirençli bir Karabağlar inşa edeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Levent Kurnaz: “Sürdürülebilir Enerji Hayat Meselesidir” Toplantıda söz alan Prof. Dr. Levent Kurnaz, sürdürülebilir enerjinin yalnızca teknik bir başlık olmadığını, doğrudan yaşam kalitesiyle ilişkili olduğunu söyledi. Enerji altyapısının özellikle artan sıcaklıklar karşısında dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini belirten Kurnaz, kesintisiz ve güvenli enerji arzının eğitimden sağlığa kadar birçok alanda belirleyici olduğunu ifade etti. Yerel coğrafya, iklim koşulları ve ekonomik yapının dikkate alınmasının önemine değinen Kurnaz, uzun vadeli planlama ve paydaşlar arası iş birliğinin sürdürülebilirliğin temel unsuru olduğunu vurguladı. Teknik Süreç Bilimsel Verilerle Yürütülüyor Toplantıda SECAP sürecine ilişkin sunumu gerçekleştiren İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğünden Çevre Mühendisi Selin Dönmez ise planın kapsamlı bir veri çalışmasına dayandığını belirtti. Dönmez, sera gazı envanterinin güncellendiğini, emisyon kaynaklarının detaylı şekilde analiz edildiğini ve azaltım hedeflerinin bilimsel veriler doğrultusunda belirlendiğini ifade etti. Envanter çalışmalarında doğrudan enerji tüketimlerinin yanı sıra ulaşım, atık yönetimi ve belediye faaliyetlerinden kaynaklanan dolaylı emisyonların da hesaplandığını vurgulayan Dönmez, böylece Karabağlar’ın karbon ayak izinin daha şeffaf ve ölçülebilir bir çerçevede ortaya konulduğunu söyledi. SECAP’ta Bütüncül ve Şeffaf Hesaplama Yaklaşımı Karabağlar Belediyesi tarafından hazırlanmakta olan SECAP, birçok yerel yönetim uygulamasından farklı olarak daha geniş kapsamlı ve bütüncül bir anlayışla ele alınıyor. Kurumsal sera gazı envanteri çalışmaları yürütülürken özellikle Kapsam 3 emisyonları geniş çerçevede değerlendiriliyor. Tıbbi atıklar, yangın tüpleri, geri dönüşüm ve diğer atık yönetimi süreçlerinden kaynaklanan dolaylı emisyonlar da hesaplamalara dahil ediliyor. Böylece yalnızca doğrudan enerji tüketimleri değil; belediye faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan bertaraf ve geri kazanım süreçlerinden kaynaklanan emisyonlar da analiz edilerek Karabağlar’ın iklim etkisinin daha gerçekçi ve kapsayıcı biçimde ortaya konulması hedefleniyor. Çalıştayda katılımcıların aktif katkı sunması amacıyla etkileşimli yöntemler uygulandı. “Neden Buradayız?” başlığı altında görüşler alınırken, “İlçemizi Tanıyalım” harita çalışması gerçekleştirildi. “Biz Ne Yapabiliriz?” bölümünde ise GZFT analizi yapıldı ve Katkı–İşbirliği Kartları ile öneriler toplandı. Altı ayrı masa oluşturularak atık, binalar ve enerji, su, ulaşım, sağlık, tarım, hayvancılık ve orman temalarında değerlendirmeler yapıldı. Program kapsamında katılımcılar değerlendirme formları da doldurdu. Meclis Üyesi Yeni: “Bu İlçede Hep Birlikte Değer Üreteceğiz” Çalıştayın kapanışında konuşan Meclis Üyesi Rahile Yeni, ilçede kalıcı ve güçlü bir değer yaratma hedefiyle çalıştıklarını belirtti. Yeni, sürecin ekip ruhuyla yürütüldüğünü vurgulayarak, “Bu ilçede bir katma değer oluşturmanın çabası içerisindeyiz ve bunu hep birlikte başaracağız” dedi. Kınay’dan Son Mesaj Programın sonunda yeniden söz alan Başkan Helil Kınay, çalıştayın masa başında kalmayacağını belirtti. “Birlikte öğreniyor, birlikte üretiyoruz” diyen Kınay, alınan kararların uygulamaya geçirileceğini ifade etti. “Burası küçük Türkiye, burası Karabağlar. İhtiyaç duyulan her projede birlikteyiz” sözleriyle konuşmasını tamamlayan Kınay, muhtarlara, meclis üyelerine ve belediye çalışanlarına teşekkür etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım Haber

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım

Biyodigester, oksijen, ısı ve mikroorganizmalarla çalışan aerobik sindirim süreci sayesinde organik atıkları ayrıştırıyor. Süreç sonunda ortaya çıkan gri su, içme suyu dışındaki alanlarda yeniden kullanılabiliyor. Geleneksel mekanik sistemlerin aksine biyodigesterler, mikrobiyal kültür geliştikçe daha verimli hale geliyor ve farklı atık türlerine uyum sağlayabiliyor. Atık sahaya gitmeden dönüşüyor Emirates Flight Catering CEO’su Shahreyar Nawabi konuyla ilgili şunları söyledi: “En büyük farkı atıkları sorumlu şekilde yöneterek yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu ölçekte bir biyodigesterin devreye alınması, düzenli depolama sahalarına gönderilen atık miktarını azaltma hedefimizde önemli bir operasyonel adımdır. Sahadaki ekiplerimizin istikrarlı ayrıştırma çalışmaları ve şirket içi iş birliği bu başarının temelini oluşturdu.” Günlük 6 ton atık işleme kapasitesi Aralık 2025’te devreye alınan sistem halihazırda günde ortalama 3,5 ton organik atık işliyor. Biyolojik olgunluğa ulaştığında günlük yaklaşık 6 ton kapasiteye erişmesi bekleniyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) dönüşüm katsayılarına göre, 1 ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesi yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu önlüyor. Sistem tam kapasiteyle çalıştığında yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun engellenmesi öngörülüyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) ile uyumlu sera gazı (GHG) dönüşüm katsayılarını esas alan hesaplamalara göre EKFC, bir ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesinin, başta metan salımının önlenmesi sayesinde yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu engellediğini öngörüyor. Sistem tam kapasiteye ve biyolojik olgunluğa ulaştığında, yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun önüne geçilebilecek. Sürdürülebilirlik yolculuğunun bir parçası Biyodigester yatırımı, EKFC’nin sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine yerleştiren daha geniş kapsamlı dönüşüm programının önemli bir adımını oluşturuyor. Şirket geçtiğimiz yıl güneş panelleri aracılığıyla 4.000 MWh enerji üreterek 1.600 ton CO₂ emisyonunu önledi; operasyonlarında elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırdı ve bölgedeki ilk elektrikli hi-loader prototipini 2026 ortasında devreye almak üzere hazırlıklarını sürdürdü. Atık yönetimi ve döngüsel ekonomi alanında ise LFC-50 biyodigester aracılığıyla yaklaşık 75.000 kilogram gıda atığı işlendi; ambalaj değişiklikleri sayesinde yıllık 45.000 kilogram plastik kullanımı ortadan kaldırıldı. Üretim artıklarıyla geliştirilen 47 yeni tarif potansiyel gıda israfını azaltırken, Bustanica’da pestisit kullanılmadan yetiştirilen marullar geçen yıl günlük 28.000 Emirates salatasında kullanıldı. Yapay zekâ destekli otomasyon ve akıllı kamera sistemleri de üretim kalitesini artırırken atık miktarının azaltılmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım Haber

Emirates Flight Catering’den Dev Yatırım

Biyodigester, oksijen, ısı ve mikroorganizmalarla çalışan aerobik sindirim süreci sayesinde organik atıkları ayrıştırıyor. Süreç sonunda ortaya çıkan gri su, içme suyu dışındaki alanlarda yeniden kullanılabiliyor. Geleneksel mekanik sistemlerin aksine biyodigesterler, mikrobiyal kültür geliştikçe daha verimli hale geliyor ve farklı atık türlerine uyum sağlayabiliyor. Atık sahaya gitmeden dönüşüyor Emirates Flight Catering CEO’su Shahreyar Nawabi konuyla ilgili şunları söyledi: “En büyük farkı atıkları sorumlu şekilde yöneterek yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu ölçekte bir biyodigesterin devreye alınması, düzenli depolama sahalarına gönderilen atık miktarını azaltma hedefimizde önemli bir operasyonel adımdır. Sahadaki ekiplerimizin istikrarlı ayrıştırma çalışmaları ve şirket içi iş birliği bu başarının temelini oluşturdu.” Günlük 6 ton atık işleme kapasitesi Aralık 2025’te devreye alınan sistem halihazırda günde ortalama 3,5 ton organik atık işliyor. Biyolojik olgunluğa ulaştığında günlük yaklaşık 6 ton kapasiteye erişmesi bekleniyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) dönüşüm katsayılarına göre, 1 ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesi yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu önlüyor. Sistem tam kapasiteyle çalıştığında yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun engellenmesi öngörülüyor. Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Bakanlığı (DEFRA) ile uyumlu sera gazı (GHG) dönüşüm katsayılarını esas alan hesaplamalara göre EKFC, bir ton gıda atığının düzenli depolama sahasına gönderilmemesinin, başta metan salımının önlenmesi sayesinde yaklaşık 0,7 ton CO₂ emisyonunu engellediğini öngörüyor. Sistem tam kapasiteye ve biyolojik olgunluğa ulaştığında, yıllık 2.000 tonun üzerinde CO₂ emisyonunun önüne geçilebilecek. Sürdürülebilirlik yolculuğunun bir parçası Biyodigester yatırımı, EKFC’nin sürdürülebilirliği operasyonlarının merkezine yerleştiren daha geniş kapsamlı dönüşüm programının önemli bir adımını oluşturuyor. Şirket geçtiğimiz yıl güneş panelleri aracılığıyla 4.000 MWh enerji üreterek 1.600 ton CO₂ emisyonunu önledi; operasyonlarında elektrikli araç kullanımını yaygınlaştırdı ve bölgedeki ilk elektrikli hi-loader prototipini 2026 ortasında devreye almak üzere hazırlıklarını sürdürdü. Atık yönetimi ve döngüsel ekonomi alanında ise LFC-50 biyodigester aracılığıyla yaklaşık 75.000 kilogram gıda atığı işlendi; ambalaj değişiklikleri sayesinde yıllık 45.000 kilogram plastik kullanımı ortadan kaldırıldı. Üretim artıklarıyla geliştirilen 47 yeni tarif potansiyel gıda israfını azaltırken, Bustanica’da pestisit kullanılmadan yetiştirilen marullar geçen yıl günlük 28.000 Emirates salatasında kullanıldı. Yapay zekâ destekli otomasyon ve akıllı kamera sistemleri de üretim kalitesini artırırken atık miktarının azaltılmasına katkı sağlıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

AB’de Nükleer Elektrik Üretimi 2024’te Arttı: Fransa Zirvede Haber

AB’de Nükleer Elektrik Üretimi 2024’te Arttı: Fransa Zirvede

Eurostat verilerine göre, nükleer enerjiyle elektrik üreten AB üyesi 12 ülkenin toplam üretimi 649 bin 524 gigavat-saat olarak kaydedildi. Bu rakam, 2023 yılına kıyasla yüzde 4,8’lik artış anlamına geliyor. Fransa Nükleer Enerjide Açık Ara Lider 2024 yılında nükleer elektriğe en fazla bağımlı ülke Fransa oldu. Ülke, elektrik üretiminin yüzde 67,3’ünü nükleer santrallerden karşıladı. Bu oran, Fransa’yı AB genelinde açık ara ilk sıraya taşıdı. Uzmanlar, Fransa’nın uzun yıllardır sürdürdüğü nükleer enerji politikalarının bu liderlikte belirleyici olduğunu vurguluyor. Bulgaristan ve Orta Avrupa Ülkeleri Aynı Grupta Bulgaristan, 2024 yılında 15 bin 777 gigavat-saat nükleer elektrik üretti. Bu üretim seviyesiyle Bulgaristan; Macaristan, Belçika, Finlandiya ve Çekya ile birlikte, toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını nükleer enerjiden karşılayan ülkeler grubunda yer aldı. Enerji Güvenliği ve Karbonsuzlaşma Etkisi AB’de nükleer enerji üretimindeki artışta, enerji arz güvenliği, fosil yakıtlara bağımlılığın azaltılması ve iklim hedefleri önemli rol oynuyor. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji politikalarını yeniden şekillendiren birçok ülke, nükleer enerjiyi düşük karbonlu ve istikrarlı bir kaynak olarak öne çıkarıyor. Nükleer Enerji Tartışmaları Sürüyor Her ne kadar üretim artışı dikkat çekse de, nükleer enerjinin atık yönetimi, santral güvenliği ve yüksek maliyetler gibi başlıklardaki tartışmalar AB gündeminde yer almaya devam ediyor. Buna rağmen, 2024 verileri nükleer enerjinin Avrupa’nın enerji denklemindeki ağırlığını koruduğunu ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’dE TS ISO 46001 Sertifikası Alan İlk Üniversite Oldu Haber

Özyeğin Üniversitesi, Türkiye’dE TS ISO 46001 Sertifikası Alan İlk Üniversite Oldu

Halihazırda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden üniversite, kampüs genelindeki su kaynaklarını sistematik, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde yönettiğini belgelendiren TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikasını almaya hak kazandı ve bu alanda uluslararası standartlara sahip Türkiye’deki ilk üniversite oldu. Özyeğin Üniversitesinin TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı alma sürecinde, yıllardır sürdürülebilirlik vizyonu çerçevesindeki uygulamaları ve çevresel duyarlılığı esas alan kurumsal yapısı önemli rol oynuyor. Üniversitenin sürdürülebilirlik uygulamaları sayesinde kampüsten dünyaya; su, enerji, atık yönetimi, ulaşım ve biyoçeşitlilik gibi birçok alanda sürdürülebilir bir yaşam önceliklendiriliyor. Bu kararlılık doğrultusunda 2025–2026 akademik yılını “Su Yılı” ilan eden Özyeğin Üniversitesi, suyun verimli kullanımı konusunda farkındalık yaratma ve kurumsal dönüşümü destekleme yönündeki stratejik yol haritasını hayata geçirdi. Üniversite “Su Yılı” kapsamında kampüsteki su tüketimine dair şeffaf verileri paylaşırken, öğrenci kulüpleriyle su tasarrufu projeleri üretiyor; kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları ile ortak farkındalık etkinlikleri düzenliyor. Su Verimliliğinde Uluslararası Bir Başarı Sürdürülebilirlik alanındaki bu öncü yaklaşımıyla Özyeğin Üniversitesi, su kaynaklarının etkin ve verimli yönetimine ilişkin uluslararası bir başarıya imza atarak Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından verilen TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi Sertifikası’nı almaya hak kazandı ve Türkiye’de bu belgeyi alan ilk üniversite oldu. Bu kapsamda TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ve beraberindeki heyet, Özyeğin Üniversitesi Rektörlüğünü ziyaret etti. Ziyarette, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Başkanı Mahmut Sami Şahin ile birlikte Enstitü yetkilileri de yer aldı. Rektör Prof. Dr. Barış Tan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada sürdürülebilirlik, su verimliliği ve kurumsal dönüşüm odağında karşılıklı değerlendirmelerde bulunulurken, ziyaret sertifika takdimi ile tamamlandı. “Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk üniversite olmaktan gurur duyuyoruz” Özyeğin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Barış Tan, bu başarının uzun soluklu ve bütüncül bir yaklaşımın sonucu olduğuna dikkat çekerek “Doğal kaynakları stratejik bir değer olarak ele alan, ölçülebilir ve sürekli iyileştirmeyi esas alan sürdürülebilirlik vizyonumuzla çevresel sorumluluğu kurumsal yapımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu kapsamda TS ISO 46001 Sertifikasını, üniversitemizin sürdürülebilirlik yaklaşımını ölçülebilir ve denetlenebilir bir sistem olarak ele aldığının somut bir göstergesi olarak görüyoruz. Özyeğin Üniversitesinin bu alandaki liderliğinden ve Türkiye’de bu sertifikayı alan ilk üniversite olmaktan büyük bir gurur duyuyoruz. Bu sürecin tüm yükseköğretim kurumlarına ilham olmasını diliyorum” dedi. “Su stratejik bir değerdir, Özyeğin Üniversitesinin bu yaklaşımı örnek teşkil etmektedir” Törende konuşan TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, suyun sürdürülebilir yönetiminin önemine vurgu yaparak: “Su; hayatın, üretimin ve medeniyetin temeli olmasının yanı sıra etkin biçimde yönetilmesi, korunması ve hesap verebilir şekilde kullanılması gereken stratejik bir değerdir. TS ISO 46001 Su Verimliliği Yönetim Sistemi; kurumların suyu nasıl yönettiğini, izlediğini ve sürekli iyileştirdiğini ortaya koyan çağdaş bir yönetim yaklaşımı sunmaktadır” dedi. Özyeğin Üniversitesi’nin bu belgeyi almaya hak kazanmasının örnek bir uygulama olduğuna dikkat çeken Şahin: “Özyeğin Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal bir sistem olarak ele aldığını açıkça göstermiştir. Bu belge, çevresel sorumluluğun akademik bilinç ve kurumsal disiplinle bütünleşmesinin somut bir göstergesidir” diyerek Özyeğin Üniversitesi’ni vizyoner yaklaşımı dolayısıyla tebrik etti. Çevresel Sürdürülebilirlikte Entegre Yaklaşım Özyeğin Üniversitesi, su verimliliği alanındaki bu başarısını; enerji verimliliği ve atık yönetimi başta olmak üzere çevresel sürdürülebilirliğin farklı boyutlarını kapsayan bütüncül bir yönetim anlayışıyla destekliyor. Kampüs genelinde enerji tüketiminin izlenmesi ve azaltılmasına yönelik verimlilik odaklı altyapılar kullanılırken; atıkların kaynağında azaltılması, ayrıştırılması ve geri dönüşüme kazandırılması süreçleri de sistematik olarak yönetiliyor. Doğal kaynakların etkin kullanımını esas alan bu entegre yaklaşım, üniversitenin çevresel performansını sürekli iyileştirmeyi hedefleyen sürdürülebilirlik vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor. Özyeğin Üniversitesi, verimliliğini odağına alan bütüncül yaklaşımıyla sürdürülebilir geleceğe katkı sunmaya devam ediyor.

HEKTAŞ’tan sürdürülebilirlikte tarihi başarı Haber

HEKTAŞ’tan sürdürülebilirlikte tarihi başarı

Yenilikçi çözümler sunma vizyonu doğrultusunda yürüttüğü Ar-Ge çalışmalarıyla Türkiye’de tarım sektöründe öncü rol üstlenen HEKTAŞ, sürdürülebilirlik yaklaşımıyla da fark yaratan bir performans sergiliyor. Çevreye duyarlı, yenilikçi ve sorumlu üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdüren HEKTAŞ, Londra Borsası Grubu (LSEG) tarafından gerçekleştirilen ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) sürdürülebilirlik derecelendirmesinde tarım kimyasalları sektöründe dünyada ikinci sırada yer aldı. Söz konusu başarısıyla Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giriş için gerekli kriterleri yerine getiren HEKTAŞ, sektöründe endekse dâhil olan ilk şirket oldu. Tarım sektöründe sürdürülebilirliğin öncüsü olma vizyonuyla hareket ettiklerini vurgulayan HEKTAŞ Genel Müdürü Enis Emre Terzi, “Güçlü bir sürdürülebilirlik kültürüne sahip olan HEKTAŞ olarak; kaynaklarımızı verimli kullanıyor, düşük karbon ayak izi bırakıyor ve gelecek nesillere karşı sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Bu yaklaşımı yalnızca bir hedef olarak değil, aynı zamanda kurumsal kimliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” diye konuştu. Dünya devlerini geride bıraktı Günümüzde yatırımcıların bir şirkete yatırım kararı vermeden önce sürdürülebilirlik düzeyini, uluslararası kabul görmüş ESG sürdürülebilirlik endekslerindeki performans ve skorlar üzerinden değerlendirdiğini dile getiren Terzi, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Londra Borsası Grubu tarafından gerçekleştirilen ESG sürdürülebilirlik derecelendirmesinde, tarım kimyasalları kategorisinde 78 puan ile ikinci sırada yer alarak çok değerli bir başarı elde ettik. Sektörümüzün uluslararası arenadaki en güçlü oyuncularını geride bıraktığımız bu derece; şirketimizin çevresel ve sosyal sorumluluk kriterlerini en üst düzeyde yerine getirdiğini, uluslararası yatırımcılar ve paydaşlar nezdinde güvenilir bir aktör olarak konumlandığını gösteriyor. Doğaya duyduğumuz saygının, sürdürülebilir üretim için gösterdiğimiz yenilikçi çabaların ve tüm ekibimizin ortak vizyonla hareket etmesinin yansıması olan bu başarıyı, sürdürülebilirlik yolculuğumuzda yeni bir dönüm noktası olarak görüyoruz.” Sektöründe bir ilke imza attı LSEG tarafından gerçekleştirilen ESG sürdürülebilirlik derecelendirmesinde elde ettikleri yüksek puanlarla Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giriş için gerekli tüm kriterleri fazlasıyla karşıladıklarını söyleyen Terzi, “Puanlarımızın açıklanmasının ardından Borsa İstanbul ile iletişime geçerek, İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giriş sürecini başlattık. Borsa İstanbul tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından tarım kimya sektöründe Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik Endeksi’ne giren ilk şirket olduk” dedi. Sürdürülebilirliği işinin merkezine alıyor Sürdürülebilirlik alanında önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Enis Emre Terzi, “2026 yılı sonrası için ürün gruplarımızın karbon salınım miktarlarını hesaplayarak ürünlerimizin karbon ayak izini hesaplamayı, çiftçilerimizin atık yönetimi konusunda farkındalıklarını artırmayı, sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi konusunda iyileştirmeler yapmayı planlıyoruz. HEKTAŞ olarak, sürdürülebilirliği işimizin merkezine alarak ülkemiz ve sektörümüz için değer yaratmaya kararlılıkla devam edeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.