Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrasya

Kapsül Haber Ajansı - Avrasya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrasya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kimya Sanayisinde Küresel Rekabetin Rotası İstanbul Haber

Kimya Sanayisinde Küresel Rekabetin Rotası İstanbul

Turkchem Eurasia, geçtiğimiz edisyonda üç gün boyunca 95 ülkeden 13 bin 897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya ve Hindistan'dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem Eurasia'nın yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini bir kez daha gösterdi. KİMYA VE TEKSTİL KİMYASI AYNI ÇATI ALTINDA BULUŞACAK Turkchem Eurasia; temel ve özel kimyasallar, petrokimya ürünleri, laboratuvar teknolojileri, proses ekipmanları, çevre teknolojileri, üretim çözümleri ve kimya sanayisinin farklı alt sektörlerini tek platformda buluşturacak. Eş zamanlı düzenlenecek InterDye & Textile Printing Eurasia ise tekstil kimyasalları, boyarmaddeler, pigmentler, dijital tekstil baskı teknolojileri ve tekstil terbiye çözümlerine odaklanarak tekstil kimyasalları sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getirecek. Birbirini tamamlayan iki organizasyon, katılımcı firmalar ile profesyonel ziyaretçiler arasında yeni ticari bağlantılar kurulmasına, ihracat odaklı iş birliklerinin geliştirilmesine ve sektördeki yeni teknolojilerin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağlayacak. Aynı zamanda Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Kuzey Afrika arasında üstlendiği stratejik ticaret köprüsü rolünü destekleyerek, Türk kimya sanayisinin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün güçlenmesine katkıda bulunacak. AVRUPA'DAKİ KAPASİTE KAYBI KİMYA SANAYİSİNDE YENİ DENGELER YARATIYOR Küresel kimya sanayisinde rekabet koşullarının yeniden şekillendiğine dikkat çeken Artkim Group Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler: “Kimya sanayisi bugün yalnızca kendi içinde değil, otomotivden tekstile, gıdadan ilaca kadar çok geniş bir üretim ekosistemi açısından stratejik önem taşıyor. Avrupa Komisyonu verilerine göre AB, 2021'den bu yana buhar krakeri kapasitesinin yaklaşık yüzde 15'ini, amonyak üretim kapasitesinin ise yaklaşık yüzde 9'unu kaybetti. Yüksek enerji ve hammadde maliyetleri, küresel rekabet ve değişen tedarik dengeleri sektörün önündeki önemli başlıklar arasında. Böyle bir dönemde üreticilerin yeni pazarlara ulaşması, alternatif tedarik kanalları geliştirmesi ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmesi çok daha önemli hale geliyor. Turkchem Eurasia'yı da tam olarak bu ihtiyaca yanıt veren bir platform olarak konumlandırıyoruz. Geçtiğimiz edisyonda 95 ülkeden 13 bin 897 profesyoneli İstanbul'da ağırladık. 2026'da da Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasındaki stratejik konumunun sağladığı avantajla üreticileri, tedarikçileri, teknoloji sağlayıcıları ve satın alma profesyonellerini yeni ticari bağlantılar için bir araya getirmeyi hedefliyoruz” dedi. SEKTÖR PROFESYONELLERİ İÇİN KAYIT SÜRECİ BAŞLADI Online kayıt sisteminin açılmasıyla birlikte ziyaretçiler, fuar giriş kartlarını önceden oluşturarak etkinlik alanına QR kod ile hızlı giriş yapabilecek. Ücretsiz olarak gerçekleştirilen kayıt işlemi sayesinde sektör profesyonelleri fuar ziyaretlerini önceden planlayabilecek; üreticiler, tedarikçiler, distribütörler, yatırımcılar ve satın alma profesyonelleriyle bir araya gelerek yeni iş geliştirme ve ticari iş birliği fırsatlarını değerlendirebilecek. Online kayıt işlemini tamamlayan ziyaretçilere dijital giriş kartları e-posta yoluyla iletilecek. 25-27 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek Turkchem Eurasia ve InterDye & Textile Printing Eurasia'yı ziyaret etmek isteyen sektör profesyonelleri, fuarların resmi internet sitesi üzerinden online kayıtlarını ücretsiz olarak tamamlayabiliyor. Online kayıt işlemini tamamlayan ziyaretçilere dijital giriş kartları iletilirken, fuar alanına QR kod sistemiyle hızlı giriş imkânı sunuluyor. ARTKİM GROUP HAKKINDA Artkim Group, 2002 yılından bu yana kimya ve bağlantılı endüstrilere yönelik uluslararası fuar organizasyonları, konferanslar, yayıncılık ve dijital iletişim faaliyetleriyle sektörün gelişimine katkı sağlayan organizasyonlar gerçekleştiriyor. Türkiye'de kimya sektörüne yönelik ilk uluslararası ihtisas fuarını hayata geçiren şirket, bugün Turkchem Eurasia başta olmak üzere düzenlediği uluslararası organizasyonlarla üreticiler, tedarikçiler, yatırımcılar ve sektör profesyonellerini aynı platformda buluşturuyor. Kimya sanayisinin küresel ölçekte rekabet gücünü desteklemeyi hedefleyen Artkim Group; oluşturduğu ticaret platformları, sektörel etkinlikler ve bilgi paylaşımını odağına alan çalışmalarıyla Türkiye'nin uluslararası kimya ticaretindeki konumunun güçlenmesine katkı sunmaya devam ediyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Sanofi’de Avrasya'da Önemli Atama Haber

Sanofi’de Avrasya'da Önemli Atama

Sanofi Ürün Portföyünün yeni Terapötik Alanlara Genişlemesine liderlik etti Sanofi’de kariyeri boyunca farklı alanlarda önemli sorumluluklar üstlenen Yiğit Berik, özellikle yeni ürün lansmanları alanında şirketin büyümesine katkı sağlayan çalışmalara liderlik etti. Sağlık otoriteleri ve bilimsel paydaşlarla güçlü ve sürdürülebilir iş birliklerinin kurulmasına öncülük eden Berik; portföy stratejilerinin hayata geçirilmesi, yeni terapötik alanlardaki büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi ve Sanofi’nin erken evre ürün portföyünün Türkiye’ye kazandırılmasına önemli katkılar sundu. Avrasya Nadir Hastalıklar İş Biriminin Geleceğine Odaklanacak Yeni görevinde Yiğit Berik, Sanofi’nin Avrasya Nadir Hastalıklar İş Birimi’nin büyümesine liderlik edecek. Bu kapsamda iş biriminin dönüşümü, mevcut portföyün sürdürülebilir büyümesi ve yeni ürün lansmanları ile portföyün genişletilmesine odaklanacak. İzmir Özel Türk Koleji Fen Lisesi’nden mezun olan Berik, lisans eğitimini Koç Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde 2010 yılında tamamladı. Ardından aynı üniversitede işletme yüksek lisansını (MBA) 2015 yılında bitirdi. Berik, 2019 yılında Sanofi’ye Ortaklıklar ve Yerel İş Birlikleri Müdürü olarak katıldı. Kariyeri boyunca farklı görevlerde artan sorumluluklar üstlenen Berik, son olarak Sanofi Türkiye Lansman İş Birimi Lideri olarak görev yaptı. Bu görevinde, Lansman İş Birimi’nin kurulmasına öncülük ederken, Sanofi’nin erken evre yenilikçi ürünlerinin lansman stratejilerinin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesine liderlik etti. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Raben'den Türkiye-İtalya Hattında Hızlı Servis Hamlesi Haber

Raben'den Türkiye-İtalya Hattında Hızlı Servis Hamlesi

Son dönemde limanlarda yaşanan yoğunluklar ve tedarik zincirindeki aksamalar, "just-in-time" (tam zamanında) üretim modelini benimseyen ihracatçıların teslimat takvimlerini olumsuz etkiliyor. Türkiye ile birlikte 17 ülkede faaliyet gösteren asırlık lojistik şirketi Raben Group, Avrupa ülkeleri ile Türkiye arasındaki ticaret bağını güçlendirecek yeni hamleler gerçekleştirmeye devam ediyor. Türkiye ile İtalya arasında Ro-Ro ve kara yolu bağlantılı standart taşımaların yanında, şimdi de ekspres taşımalar için 72-96 saatte teslimat gerçekleştirmeye başladı. Raben, aynı zamanda askılı tekstil taşımaları konusundaki uzmanlığını bu hat üzerinde de konuşturmayı hedefliyor. Üretimden Direkt Vitrine ya da Podyuma: Askılı Taşımacılık İtalya-Türkiye hattında otomotivden yayıncılığa, iplikten ev tekstiline kadar geniş bir yelpazeye hizmet veren Raben, özellikle moda ve lüks tüketim markaları için hayati bir çözüm sunuyor. Tekstilin üretim ve tasarım üssü Türkiye ile modanın kalbi Milano’yu kesintisiz ve şeffaf bir lojistik ağıyla birbirine bağlıyor. Raben Group’un sunduğu "Askılı Taşımacılık" (GOH) hizmeti sayesinde, üretilen kıyafetler kırışmadan ve hiçbir zarar görmeden taşınıyor. Bu yöntem, teslimat anında kusursuz görünüme önem veren lüks segment markaların kalite algısını doğrudan koruyor. "Uçtan Uca" Şeffaflık Operasyonların tamamını, kendi kara yolu ağına bağlı araçlar üzerinden yürüten Raben Group, süreç üzerindeki kontrolü de maksimum seviyeye çıkarıyor. 17 ülkedeki tüm operasyonları myRaben platformu üzerinden yöneten şirket; barkod sistemleri sayesinde yükün konumundan, depodaki işlem aşamalarına kadar her detayın anlık ve şeffaf bir şekilde izlenebilmesini sağlıyor. Raben Türkiye Satış ve Müşteri Hizmetleri Müdürü Burak Yeşilova, bu hattın, şirketin uluslararası ağındaki stratejik önemine ilişkin şunları kaydetti: "İtalya-Türkiye kara yolu hattımızda düzenli seferlerimizi güçlendirmek, uluslararası ağımızın gelişimi için son derece önemli bir adım. İstikrarlı sefer programlarımızı, uzman ekibimizle ve askılı taşımacılık gibi sektörel çözümlerimizle güçlendirdik. Böylece müşterilerimize yalnızca güvenilir bir hizmet sunmakla kalmıyor, tedarik zincirlerinin gerçeklerine tam uyum sağlayan, onlara özel süreçler yönetiyoruz." 17 Ülkede Günde 11 Bin Taşıma Türkiye-İtalya hattında kara yolu odaklı bir modeli benimseyen Raben Group, bu sayede müşterilerine planlamada esneklik sağlarken, teslimat sürelerindeki sapmaları da minimuma indiriyor. Avrupa ve Avrasya pazarlarını birbirine bağlayan uluslararası bir lojistik sağlayıcısı olma rolünü pekiştiren Raben, 17 ülkedeki 170 şubesi ve günlük 11 bin taşıma operasyonuyla sektördeki konumunu daha da sağlamlaştırıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kauçuk Sektörünün En Kapsamlı Buluşması 12. Kez Kapılarını Açıyor! Haber

Kauçuk Sektörünün En Kapsamlı Buluşması 12. Kez Kapılarını Açıyor!

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. organizasyonu ve Kauçuk Derneği iş birliğiyle düzenlenen fuar, kauçuk sektörünün tüm paydaşlarını İstanbul’da buluşturacak. Avrasya’da yalnızca kauçuk sektörüne odaklanan tek ihtisas fuarı olma özelliğini taşıyan organizasyon, bu yönüyle global ölçekteki benzerlerinden ayrışıyor. Plastik ve genel endüstri odağındaki fuarların aksine Kauçuk Avrasya, tamamen kauçuk ve elastomer teknolojilerine odaklanarak daha hedefli ve nitelikli bir ziyaretçi profili sunuyor. Sektörün Tüm Bileşenleri Tek Çatı Altında Kauçuk Avrasya Fuarı, kauçuk ham maddelerinden kimyasal ve katkı maddelerine, üretim teknolojilerinden test ve ölçüm ekipmanlarına kadar geniş bir ürün ve hizmet yelpazesini bir araya getiriyor. Fuar, üreticiler, tedarikçiler ve distribütör firmaların yanı sıra; otomotivden beyaz eşyaya, enerjiden inşaata kadar kauçuk kullanan pek çok sektörün karar vericilerini aynı platformda buluşturuyor. Satın alma yöneticileri, teknik müdürler, üretim ve AR-GE ekipleri için fuar; yeni tedarikçilerle tanışma, alternatif çözümleri karşılaştırma ve doğrudan iş bağlantıları kurma açısından önemli fırsatlar sunuyor. Nitelikli Ziyaretçi Profili ile Fark Yaratıyor Fuarın en güçlü yönlerinden biri, hedef kitlesinin doğrudan ticari karar vericilerden oluşması. Kauçuk Avrasya’yı ziyaret eden profesyoneller, fuara aktif satın alma, yeni iş birlikleri geliştirme ve sektördeki yenilikleri yakından takip etme amacıyla katılıyor. Bu yönüyle organizasyon, katılımcı firmalar için yüksek verimli bir ticaret platformu niteliği taşıyor. Geçtiğimiz yıl 5.487 ziyaretçi ve 176 katılımcı firmayı ağırlayan fuar, yüzde 33 uluslararası katılım oranıyla dikkat çekti. Organizasyon kapsamında yaklaşık 1,4 milyon dolarlık ticaret hacmi oluşturuldu. Bu yıl ise artan uluslararası ilgi ve genişleyen katılımcı profiliyle fuarın daha yüksek bir ticaret hacmine ulaşması bekleniyor. İstanbul’un stratejik konumu ve Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, fuarı bölgesel olduğu kadar küresel ölçekte de önemli bir ticaret merkezi haline getiriyor. Küresel Rekabette Niş ve Güçlü Bir Platform Kauçuk Avrasya Fuarı Almanya’daki K-Fair, Çin’deki RubberTech China ve Hindistan’daki India Rubber Expo gibi büyük organizasyonlarla aynı ligde yer alırken, yalnızca kauçuk sektörüne odaklanan yapısıyla farklılaşıyor. Bu niş yaklaşım, katılımcı ve ziyaretçilere daha doğrudan, daha verimli ve daha hedef odaklı bir fuar deneyimi sunuyor. 15-18 Nisan tarihleri arasında dört gün boyunca açık olacak fuar, 10.00 – 18.00 saatleri arasında (son gün 17.00’ye kadar) ziyaret edilebilecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Liseli Takımlar, FRC 2026’nın İkinci Etabında Turknet’in Gigafiber Desteğiyle Yeniden Sahada Haber

Liseli Takımlar, FRC 2026’nın İkinci Etabında Turknet’in Gigafiber Desteğiyle Yeniden Sahada

İstanbul Başakşehir’de tamamlanan ilk etap yarışlarının ardından, ikinci etap karşılaşmaları Bakırköy’de bulunan Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Atletizm Salonu’nda gerçekleştiriliyor. İlk etapta 93 takımın mücadele ettiği organizasyonun yeni etabında 121 takım, “REBUILT” temasıyla robotlarını sahaya çıkarıyor. FIRST® Robotics Competition (FRC) 2026 İstanbul Başakşehir’de tamamlanan ilk etap yarışlarının ardından, sezonun ikinci etabı Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Atletizm Salonu’nda gerçekleştiriliyor. Yeni etapta 26 şehir ve 10 ülkeden 121 takım; tasarım, yazılım ve mekanik alanlarında geliştirdikleri robotlarla sahaya çıkıyor. Etkinliğe 4 bini aşkın kişinin katılımı bekleniyor. Fikret Yüksel Eğitim Vakfı tarafından düzenlenen organizasyon, farklı şehirlerden ve ülkelerden gelen gençleri mühendislik, takım çalışması ve problem çözme odağında bir araya getiriyor. 8’i Türk takımı olmak üzere toplam 12 takım, ABD yolcusu İstanbul Başakşehir Spor Kompleksi’nde düzenlenen ilk etapta 10 farklı ilden 79 yerli ve 8 ülkeden 14 yabancı takım olmak üzere toplam 93 takım yarıştı. FRC’ye sezon boyunca; Çin, ABD, Avustralya ve Birleşik Krallık’tan toplam 39 uluslararası takım katılım sağlarken, etkinlikte binden fazla gönüllü ve 850 mentor de görev aldı. Yarışmalar sonucunda 8’i Türk takımı olmak üzere toplam 12 takım, ABD’nin Houston kentinde düzenlenecek Dünya Şampiyonası’na katılma hakkı kazandı. İkinci etap Bakırköy’de 25 Mart 2026 tarihinde Bakırköy’de Haliç etabı ile başlayan ikinci etap turnuvaları, Marmara ve Avrasya etabının ardından 2 Nisan 2026’da son bulacak. Takımlar, “REBUILT” teması kapsamında robotlarını geliştirirken; saha içi strateji, teknik problem çözme ve takım çalışması becerilerini de test etme fırsatı buluyorlar. Turknet, yarışma alanında sağladığı Gigafiber altyapı ile yüksek hızlı bağlantı sunarken; bu yıl genişlettiği “Pit Stop” teknik destek alanıyla takımların yedek parça ve onarım ihtiyaçlarına da destek veriyor. Ayrıca ilk kez sahaya çıkan Turknet maskotu, etkinlik boyunca öğrencilerle doğrudan etkileşim kurarak deneyimi daha eğlenceli hale getiriyor. En çok kız öğrenci FRC’nin Türkiye ayağında FRC 2026 sezonu, Türkiye’de gençlerin teknolojiye olan ilgisini güçlü verilerle ortaya koyuyor. 26 şehirden 208 takım ve 6.500’den fazla öğrencinin katıldığı organizasyonda kız öğrenci oranı %47’ye ulaştı. Türkiye bu oranla, FIRST Robotics organizasyonları içinde kız öğrenci katılımında dünya ortalamasının üzerine çıkan ülkelerden biri konumuna geldi. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kedi ve Köpeklerin %40’ı Fazla Kilolu veya Obez Haber

Kedi ve Köpeklerin %40’ı Fazla Kilolu veya Obez

Kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme çözümleri sunan Royal Canin’in, kedi ve köpek obezitesine ilişkin gerçekleştirdiği kapsamlı uluslararası araştırmanın sonuçlarına göre, dünya genelinde yetişkin kedi ve köpeklerin %40’ı fazla kilolu veya obez kategorisinde yer alıyor. İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Meksika, İspanya, Portekiz ve Brezilya’dan 14.000’den fazla hayvan sahibi ile 1.750 veteriner hekimin katıldığı çalışma, kedi ve köpeklerin kilo yönetiminde ciddi bir bilgi eksikliğine işaret ediyor. Araştırma bulgularına göre, kedi ve köpek sahiplerinin; %26’sı sağlıklı kilonun ne olduğunu bilmediğini belirtiyor.%17’si yanlış bilgilendirmenin en büyük engel olduğunu ifade ediyor.veteriner hekimlerin %29’u, tüketicilere ulaştırılan yanlış veya çelişkili bilgilerin kilo yönetimi konusunda iletişimi zorlaştırdığını düşünüyor. Veteriner hekimlerin; %44’ü son yıllarda kedi ve köpek obezitesinin arttığını gözlemliyor.%45’i ise bireylerin kedi ve köpekte fazla kilonun risklerini hafife aldığını belirtiyor. Veteriner hekimler güvenilir bilgi kaynağı olarak görülse de her 5 kişiden 1’i beslenme ve kilo kontrolü konusunda sosyal medyaya başvuruyor. Bu oran Z kuşağı arasında %55’e kadar yükseliyor. Uzman Görüşü: Türkiye’den Değerlendirme Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim ve İlişkiler Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Fazla kilolu kedi ve köpekleri gördüğümüzde, bize şirin gelmemeliler aksine onlar için endişelenmeliyiz çünkü kedi ve köpek obezitesi ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite onlar için diyabetten eklem problemlerine, kalp ve solunum sistemi hastalıklarından yaşam süresinin kısalmasına kadar birçok ciddi sağlık riskini beraberinde getiriyor.” “Türkiye’de hayvan sahipliğinin artmasıyla birlikte, doğru ve bilimsel temelli beslenme bilgisinin önemi de her geçen gün büyüyor. Sağlıklı kilo yönetimi; doğru porsiyonlama, yaşa ve yaşam tarzına uygun beslenme planı, düzenli egzersiz ve periyodik veteriner kontrollerinin bir bütün olarak ele alınmasıyla mümkün. Tüketicilerin güvenilir bilgiye ulaşmasını desteklemek ve veteriner hekimlerle açık iletişimi teşvik etmek, daha uzun ve sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturuyor.” Türkiye’de Kedi ve Köpekler İçin Obezite Riski Artıyor Türkiye’de kedi ve köpek sahipliği hızla artarken, obezitenin önlenmesi konusunda farkındalığın güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Uzmanlar, kedi ve köpeklerin düzenli kilo takibinin yapılması, ödül mamalarının kontrollü verilmesi ve insan yiyeceklerinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Doğru beslenme alışkanlıkları ve düzenli veteriner kontrolü, kedi ve köpeklerin daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesinde belirleyici rol oynuyor. Royal Canin® Hakkında: Mars Petcare çatısı altında faaliyet gösteren Royal Canin dünya çapında lider bir şirket olup, kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme sunan ROYAL CANIN® markasının sahibidir. 1968 yılında Fransız veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulduğu günden bu yana, kedi ve köpeklere sağlıklı beslenme çözümleri sunmakta ve onların yaşam kalitesini artırmak için tüm dünyada beslenme uzmanları, hayvan yetiştiricileri ve veteriner hekimlerle ortaklıklar geliştirerek çalışmalar yürütmektedir. Bugün 100’den fazla ülkede 8000’i aşkın çalışanı ile faaliyet göstermekte ve kedi ve köpeklerin eşsiz özellik ve ihtiyaçlarını tüm çalışmalarının merkezine koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti! Haber

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti!

Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran’a yönelik saldırılar üzerinden Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor Krizin yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim olarak okunamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor. İran’a yönelik saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir gerilim değil; küresel güç mücadelesinin bölgesel bir aşamasıdır.” dedi. “19. yüzyılda toprak paylaşılırdı; şimdi enerji koridorları, lojistik hatlar ve teknoloji ekosistemleri paylaşılıyor.” diyen Prof. Dr. Arslan, İran’ın da “bu yeni paylaşım savaşının kritik bir cephesi” olduğunu belirtti ve “Asıl soru şu: Bu bir sınırlı operasyonlar dizisi mi, yoksa daha derin bir stratejik hedefin başlangıcı mı?” ifadelerini kullandı. Uluslararası hukukta istisnalar bellidir Saldırıların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesine ilişkin Prof. Dr. Arslan, “Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin zayıflatılması, parçalanması veya "fonksiyonel kapasitesinin aşındırılması" yeni bir yöntem değil. Irak, Libya ve Suriye örnekleri hâlâ hafızalarda. İran dosyası da bu çerçevede okunabilir mi? Birleşmiş Milletler Şartı kuvvet kullanımını yasaklar; istisnalar bellidir: Güvenlik Konseyi kararı ya da açık bir silahlı saldırıya karşı meşru müdafaa.” diye konuştu. “Önleyici saldırı doktrini hukuken tartışmalıdır” diyen Prof. Dr. Arslan, diplomatik kanallar tükenmeden başlatılan askeri operasyonların yalnızca hukuki değil, sistemsel bir istikrarsızlık üreteceğini vurguladı ve “Eğer bu yöntem normalleşirse, yarın herhangi bir ülke ‘potansiyel tehdit’ gerekçesiyle hedef alınabilir” ifadelerini kullandı. Türkiye açısından ilkesel çerçevenin net olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Toprak bütünlüğüne saygı, kuvvet kullanımının istisnai niteliği ve diplomasiye öncelik temel referanslarımızdır. Ancak mesele yalnızca hukuki değil; asıl mesele stratejik niyettir.” diye konuştu. Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı “Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı. Bu kriz ise mevcut eksenleri derinleştirecek ve netleştirecek.” diyen Prof. Dr. Arslan, “Batı ekseninde ABD, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri deniz gücüne dayalı ve finansal araçları öne çıkaran bir politika izlerken; Avrasya ekseninde İran, Rusya ve Çin kara gücüne, enerji koridorlarına öncelik veriyor. Ancak durum bu iki eksene indirgenemez. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ‘orta kuşak’ ülkeler, iki eksen arasında gidip gelen ve zaman zaman denge unsuru olan aktörler olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu. İsrail’in İran’ı Haziran 2025’te hedef almasının üzerinden henüz bir yıl geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Yeni dalga operasyonlar tesadüf değil. Amaç, geçici bir baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak. Zayıf bir aktör, güçlü bir İran’dan daha kontrol edilebilir kabul edilir. Türkiye ise ne tamamen Batı eksenine entegre olabilir, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilir. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar. Bu denge pasif değil, aktif olmalıdır. Enerji, güvenlik ve milli bütünlük parametreleri Ankara’nın stratejisini belirleyecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin vurguladığı ‘yeryüzüne Ankara’dan bakmak’, kendi milli çıkarlarını merkeze almak anlamına geliyor.” dedi. Amaç geçici baskı değil, sistematik aşındırma olabilir Haziran 2025’te İsrail’in İran’ı hedef almasının ardından yeni dalga operasyonların gelmesini tesadüf olarak görmediğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Mesele geçici bir askeri baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak olabilir.” dedi. “Eğer çatışmalar bugün dursa bile üçüncü ve dördüncü dalga gelebilir” diyen Prof. Dr. Arslan, bunun klasik güç siyaseti mantığıyla uyumlu olduğunu belirterek, “Güçlü bir İran değil, kontrol edilebilir bir İran tercih edilir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin savunma sanayisi her krizden güçlenerek çıktı Türkiye’nin savunma sanayisinin her krizden güçlenerek çıktığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “1990’larda terörle mücadele, 2010’larda sınır ötesi operasyonlar yerli üretimi hızlandırdı. Bu kriz de benzer bir etki yaratacak. Hava savunma sistemleri, uzun menzilli füzeler, İHA/SİHA’lar ve elektronik harp sistemleri öncelikli alanlar olacak. Siber güvenlik de artık daha kritik; İran örneği, füzeden önce istihbarat sızabileceğini gösterdi. Türkiye, FETÖ tecrübesiyle iç sızmalara karşı dirençli, ama siber savunmayı güçlendirmek zorunda. Dış politikada ‘çok boyutlu’ anlayış pekişecek. Ama bu sadece denge siyaseti değil; kendi teknolojik kapasitesine dayanan bir otonomi demek. Başkasının silahına muhtaç olmayan ülke, başkasının siyasetinin etkisi altında olmaz. Savunma sanayii atılımı, askeri ve diplomatik bağımsızlığın temeli olacak.” diye konuştu. Lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez İran’da rejimin kırılganlığına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Arslan, “Bu tür siyasal kültürlerde lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez. İran’ın kurumsal sürekliliği vardır; dini liderlik makamı boşaldığında yeni isim belirlenir ve yapı devam eder.” şeklinde konuştu. İran’ın Irak’la sekiz yıl süren savaşta ağır kayıplara rağmen teslim olmamasını hatırlatan Prof. Dr. Arslan, “Rejimin bir gecede değişmesi gerçekçi değildir. Aksine, dış müdahale algısı toplumda konsolidasyon yaratabilir.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Arslan, “Tarih gösteriyor ki dış müdahale bazen dağılma değil, toparlanma üretir.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve denge siyaseti Prof. Dr. Arslan, bölgede bloklaşmaların mevcut olduğunu ancak bugün yaşanan gerilimin daha büyük bir küresel rekabetin parçası gibi göründüğünü söyleyerek, “Enerji hatları, lojistik koridorlar ve askeri üsler üzerinden yürüyen bir sistemik mücadele söz konusu.” dedi. Türkiye’nin bu tabloda özgün bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” diye konuştu. 500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir Olası bir bölgesel savaşın Türkiye’ye etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Arslan, İran’ın zayıflaması veya parçalanması senaryosunun Türkiye açısından soyut bir analiz olmadığını belirtti ve “500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir.” dedi. Muhtemel sonuçları da sıralayan Prof. Dr. Arslan, “Yeni göç dalgaları, sınır ticaretinin çökmesi, PKK’nın oluşabilecek boşluklardan faydalanması ve İran’daki bazı silahlı Kürt oluşumların hareket alanı kazanması” risklerine dikkat çekti. Prof. Dr. Arslan, “Sınırın öte yanında yangın varsa, bu taraf da ısınır” ifadesini kullandı. Egemenlik vurgusu korunmalı ABD’nin bölgedeki askeri varlığının Türkiye’deki NATO altyapısını gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Arslan, özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün kamuoyunda tartışıldığını söyledi ve “Türkiye’nin pozisyonu hassas. Egemenlik vurgusu korunmalı, ancak kriz yönetimi rasyonel yürütülmelidir. Ankara’nın doğrudan savaşın tarafı gibi algılanması Türkiye’nin çıkarına değildir”. dedi. Duygusal refleks değil, stratejik akıl Türkiye’nin önünde iki yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Duygusal reflekslerle pozisyon almak ya da uzun vadeli stratejik akılla hareket etmek” diye konuştu. “Gerçekçilik içe kapanmak değildir. Denge üretmek zayıflık değildir” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Arslan, İran’ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosunun Türkiye açısından “uzaktan izlenecek” bir mesele olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye'nin jeopolitiği risk üretir; ama aynı jeopolitik doğru yönetildiğinde fırsat da üretir. İran'ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosu, Türkiye açısından ‘uzaktan izlenecek’ bir mesele değildir. Böyle bir kırılma doğrudan Anadolu'yu etkiler. Bu nedenle Ankara'nın hesabı kısa vadeli siyasi pozisyonlardan ziyade uzun vadeli güvenlik mimarisi üzerinden yapılmalıdır. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin vurguladığı ‘Ankara merkezli jeopolitik’ anlayışı, tam da böyle bir dönemde anlam kazanıyor: Ne emperyal hayaller peşinde koşmak, ne de içe kapanmak; eldeki vatanı korumak ve milli çıkarları merkeze almak. Son söz olarak; krizin yönü belirsiz olabilir. Ancak Türkiye'nin yönü belirsiz olmamalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma Haber

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma

Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı. KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi. Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor. RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi. KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi. PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor. KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti Haber

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti

Avrupa Birliği'nin doğu sınırlarını ve Avrasya'nın batı ayağını oluşturan önemli bir bölge olan Balkanlar'daki yerel yönetimleri bir araya getirmek amacıyla 2021 yılında kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın 5. Yıllık Zirvesi, Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yapıldı. BALKANLARLA GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ Belediye başkanları, yerel yönetim temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya geldiği zirvede, Balkanlar ile güçlü bağları bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de üyeliği de kesinleşti. Bu üyelikle Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik, demokratik yönetişim, kültürel ve ekonomik iş birlikleri ile bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik somut, iş birliğine dayalı ve geleceğe dönük projelerde aktif rol üstlenecek. “BURSA, BALKAN COĞRAFYASINDA AKTİF ROL ÜSTLENECEK” Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, B40 Balkan Şehirleri Ağı üyeliğinin tarihi bir adım olduğunu söyledi. Balkanlar ile olan köklü tarihi ve kültürel bağları, bugünün vizyonu ve yarının projeleriyle birleştirdiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, Avrupa ve Balkanlar’ın en kapsamlı yerel yönetim ağının bir parçası olarak; yeşil dönüşümden sürdürülebilir şehirciliğe kadar pek çok stratejik alanda iş birliğinin kurumsal temelini attıklarını dile getirdi. Tarihi ve kültürel bağların en güçlü olduğu Balkan coğrafyasına Bursa’nın tecrübesini aktaracaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Hayata geçireceğimiz ekonomik projelerle şehrimizi geleceğe hep birlikte hazırlayacağız. Sınırları aşan kardeşliğimizi, bölgesel kalkınma ve ortak bir gelecek hedefiyle çok daha ileriye taşıyacağız” dedi. ÜYE ŞEHİRLER ARASINDA BİLGİ PAYLAŞIMI Zirve programında ‘Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik’, ‘Kültür ve turizm alanında iş birliği’, ‘Demokrasi ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi’ başlıkları ön plana çıktı. Program kapsamında üye şehirler arasında bilgi paylaşımını artırmayı ve ortak eylemleri hızlandırmayı hedefleyen yuvarlak masa toplantıları düzenlendi. YÜKSEK DÜZEYLİ İKİLİ GÖRÜŞMELER Zirve kapsamında ayrıca B40 Genel Kurulu, Yürütme Kurulu Toplantısı, Şehir liderleri arasında gerçekleştirilen yüksek düzeyli ikili görüşmeler düzenlendi. Eurocities iş birliğiyle organize edilen Yerel Demokrasi Paneli de birçok büyük Avrupa kentinin belediye başkanını bir araya getirerek yerel demokrasinin korunması ve güçlendirilmesine odaklandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, program kapsamında Selanik Belediye Başkanı Stelios Aggeloudis ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 60’TAN FAZLA ÜYE ‘Daha İyi Gelecek, Daha İyi İşbirliği’ temasıyla 2021 yılında düzenlenen İstanbul Zirvesi sonrasında imzalanan ‘İstanbul Deklarasyonu’ ile kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın gelinen aşamada 60’tan fazla üye kenti bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.