Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrasya

Kapsül Haber Ajansı - Avrasya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrasya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kedi ve Köpeklerin %40’ı Fazla Kilolu veya Obez Haber

Kedi ve Köpeklerin %40’ı Fazla Kilolu veya Obez

Kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme çözümleri sunan Royal Canin’in, kedi ve köpek obezitesine ilişkin gerçekleştirdiği kapsamlı uluslararası araştırmanın sonuçlarına göre, dünya genelinde yetişkin kedi ve köpeklerin %40’ı fazla kilolu veya obez kategorisinde yer alıyor. İngiltere, Fransa, Çin, Hindistan, Meksika, İspanya, Portekiz ve Brezilya’dan 14.000’den fazla hayvan sahibi ile 1.750 veteriner hekimin katıldığı çalışma, kedi ve köpeklerin kilo yönetiminde ciddi bir bilgi eksikliğine işaret ediyor. Araştırma bulgularına göre, kedi ve köpek sahiplerinin; %26’sı sağlıklı kilonun ne olduğunu bilmediğini belirtiyor.%17’si yanlış bilgilendirmenin en büyük engel olduğunu ifade ediyor.veteriner hekimlerin %29’u, tüketicilere ulaştırılan yanlış veya çelişkili bilgilerin kilo yönetimi konusunda iletişimi zorlaştırdığını düşünüyor. Veteriner hekimlerin; %44’ü son yıllarda kedi ve köpek obezitesinin arttığını gözlemliyor.%45’i ise bireylerin kedi ve köpekte fazla kilonun risklerini hafife aldığını belirtiyor. Veteriner hekimler güvenilir bilgi kaynağı olarak görülse de her 5 kişiden 1’i beslenme ve kilo kontrolü konusunda sosyal medyaya başvuruyor. Bu oran Z kuşağı arasında %55’e kadar yükseliyor. Uzman Görüşü: Türkiye’den Değerlendirme Royal Canin Avrasya Bilimsel İletişim ve İlişkiler Yöneticisi Veteriner Hekim Murat Altunyuva konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Fazla kilolu kedi ve köpekleri gördüğümüzde, bize şirin gelmemeliler aksine onlar için endişelenmeliyiz çünkü kedi ve köpek obezitesi ciddi bir sağlık sorunudur. Obezite onlar için diyabetten eklem problemlerine, kalp ve solunum sistemi hastalıklarından yaşam süresinin kısalmasına kadar birçok ciddi sağlık riskini beraberinde getiriyor.” “Türkiye’de hayvan sahipliğinin artmasıyla birlikte, doğru ve bilimsel temelli beslenme bilgisinin önemi de her geçen gün büyüyor. Sağlıklı kilo yönetimi; doğru porsiyonlama, yaşa ve yaşam tarzına uygun beslenme planı, düzenli egzersiz ve periyodik veteriner kontrollerinin bir bütün olarak ele alınmasıyla mümkün. Tüketicilerin güvenilir bilgiye ulaşmasını desteklemek ve veteriner hekimlerle açık iletişimi teşvik etmek, daha uzun ve sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturuyor.” Türkiye’de Kedi ve Köpekler İçin Obezite Riski Artıyor Türkiye’de kedi ve köpek sahipliği hızla artarken, obezitenin önlenmesi konusunda farkındalığın güçlendirilmesi kritik önem taşıyor. Uzmanlar, kedi ve köpeklerin düzenli kilo takibinin yapılması, ödül mamalarının kontrollü verilmesi ve insan yiyeceklerinden kaçınılması gerektiğini vurguluyor. Doğru beslenme alışkanlıkları ve düzenli veteriner kontrolü, kedi ve köpeklerin daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesinde belirleyici rol oynuyor. Royal Canin® Hakkında: Mars Petcare çatısı altında faaliyet gösteren Royal Canin dünya çapında lider bir şirket olup, kedi ve köpeklere yönelik sağlıklı beslenme sunan ROYAL CANIN® markasının sahibidir. 1968 yılında Fransız veteriner hekim Jean Cathary tarafından kurulduğu günden bu yana, kedi ve köpeklere sağlıklı beslenme çözümleri sunmakta ve onların yaşam kalitesini artırmak için tüm dünyada beslenme uzmanları, hayvan yetiştiricileri ve veteriner hekimlerle ortaklıklar geliştirerek çalışmalar yürütmektedir. Bugün 100’den fazla ülkede 8000’i aşkın çalışanı ile faaliyet göstermekte ve kedi ve köpeklerin eşsiz özellik ve ihtiyaçlarını tüm çalışmalarının merkezine koymaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti! Haber

Türkiye'nin Stratejik Tercihi Denge Siyaseti!

Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” dedi. Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan, İran’a yönelik saldırılar üzerinden Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirdi. Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor Krizin yalnızca iki ülke arasındaki askeri gerilim olarak okunamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Ortadoğu yeniden sert bir kırılma yaşıyor. İran’a yönelik saldırılar, yalnızca iki ülke arasındaki askeri bir gerilim değil; küresel güç mücadelesinin bölgesel bir aşamasıdır.” dedi. “19. yüzyılda toprak paylaşılırdı; şimdi enerji koridorları, lojistik hatlar ve teknoloji ekosistemleri paylaşılıyor.” diyen Prof. Dr. Arslan, İran’ın da “bu yeni paylaşım savaşının kritik bir cephesi” olduğunu belirtti ve “Asıl soru şu: Bu bir sınırlı operasyonlar dizisi mi, yoksa daha derin bir stratejik hedefin başlangıcı mı?” ifadelerini kullandı. Uluslararası hukukta istisnalar bellidir Saldırıların uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesine ilişkin Prof. Dr. Arslan, “Uluslararası ilişkiler literatüründe devletlerin zayıflatılması, parçalanması veya "fonksiyonel kapasitesinin aşındırılması" yeni bir yöntem değil. Irak, Libya ve Suriye örnekleri hâlâ hafızalarda. İran dosyası da bu çerçevede okunabilir mi? Birleşmiş Milletler Şartı kuvvet kullanımını yasaklar; istisnalar bellidir: Güvenlik Konseyi kararı ya da açık bir silahlı saldırıya karşı meşru müdafaa.” diye konuştu. “Önleyici saldırı doktrini hukuken tartışmalıdır” diyen Prof. Dr. Arslan, diplomatik kanallar tükenmeden başlatılan askeri operasyonların yalnızca hukuki değil, sistemsel bir istikrarsızlık üreteceğini vurguladı ve “Eğer bu yöntem normalleşirse, yarın herhangi bir ülke ‘potansiyel tehdit’ gerekçesiyle hedef alınabilir” ifadelerini kullandı. Türkiye açısından ilkesel çerçevenin net olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Toprak bütünlüğüne saygı, kuvvet kullanımının istisnai niteliği ve diplomasiye öncelik temel referanslarımızdır. Ancak mesele yalnızca hukuki değil; asıl mesele stratejik niyettir.” diye konuştu. Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı “Ortadoğu’da bloklaşma zaten vardı. Bu kriz ise mevcut eksenleri derinleştirecek ve netleştirecek.” diyen Prof. Dr. Arslan, “Batı ekseninde ABD, İsrail ve bazı Körfez ülkeleri deniz gücüne dayalı ve finansal araçları öne çıkaran bir politika izlerken; Avrasya ekseninde İran, Rusya ve Çin kara gücüne, enerji koridorlarına öncelik veriyor. Ancak durum bu iki eksene indirgenemez. Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ‘orta kuşak’ ülkeler, iki eksen arasında gidip gelen ve zaman zaman denge unsuru olan aktörler olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu. İsrail’in İran’ı Haziran 2025’te hedef almasının üzerinden henüz bir yıl geçtiğini kaydeden Prof. Dr. Arslan, “Yeni dalga operasyonlar tesadüf değil. Amaç, geçici bir baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak. Zayıf bir aktör, güçlü bir İran’dan daha kontrol edilebilir kabul edilir. Türkiye ise ne tamamen Batı eksenine entegre olabilir, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilir. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar. Bu denge pasif değil, aktif olmalıdır. Enerji, güvenlik ve milli bütünlük parametreleri Ankara’nın stratejisini belirleyecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin vurguladığı ‘yeryüzüne Ankara’dan bakmak’, kendi milli çıkarlarını merkeze almak anlamına geliyor.” dedi. Amaç geçici baskı değil, sistematik aşındırma olabilir Haziran 2025’te İsrail’in İran’ı hedef almasının ardından yeni dalga operasyonların gelmesini tesadüf olarak görmediğini ifade eden Prof. Dr. Arslan, “Mesele geçici bir askeri baskı değil; İran’ın direnme kapasitesini sistematik biçimde aşındırmak olabilir.” dedi. “Eğer çatışmalar bugün dursa bile üçüncü ve dördüncü dalga gelebilir” diyen Prof. Dr. Arslan, bunun klasik güç siyaseti mantığıyla uyumlu olduğunu belirterek, “Güçlü bir İran değil, kontrol edilebilir bir İran tercih edilir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin savunma sanayisi her krizden güçlenerek çıktı Türkiye’nin savunma sanayisinin her krizden güçlenerek çıktığını da kaydeden Prof. Dr. Arslan, “1990’larda terörle mücadele, 2010’larda sınır ötesi operasyonlar yerli üretimi hızlandırdı. Bu kriz de benzer bir etki yaratacak. Hava savunma sistemleri, uzun menzilli füzeler, İHA/SİHA’lar ve elektronik harp sistemleri öncelikli alanlar olacak. Siber güvenlik de artık daha kritik; İran örneği, füzeden önce istihbarat sızabileceğini gösterdi. Türkiye, FETÖ tecrübesiyle iç sızmalara karşı dirençli, ama siber savunmayı güçlendirmek zorunda. Dış politikada ‘çok boyutlu’ anlayış pekişecek. Ama bu sadece denge siyaseti değil; kendi teknolojik kapasitesine dayanan bir otonomi demek. Başkasının silahına muhtaç olmayan ülke, başkasının siyasetinin etkisi altında olmaz. Savunma sanayii atılımı, askeri ve diplomatik bağımsızlığın temeli olacak.” diye konuştu. Lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez İran’da rejimin kırılganlığına ilişkin tartışmalara da değinen Prof. Dr. Arslan, “Bu tür siyasal kültürlerde lider değişimi sistem çöküşü anlamına gelmez. İran’ın kurumsal sürekliliği vardır; dini liderlik makamı boşaldığında yeni isim belirlenir ve yapı devam eder.” şeklinde konuştu. İran’ın Irak’la sekiz yıl süren savaşta ağır kayıplara rağmen teslim olmamasını hatırlatan Prof. Dr. Arslan, “Rejimin bir gecede değişmesi gerçekçi değildir. Aksine, dış müdahale algısı toplumda konsolidasyon yaratabilir.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Arslan, “Tarih gösteriyor ki dış müdahale bazen dağılma değil, toparlanma üretir.” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye ve denge siyaseti Prof. Dr. Arslan, bölgede bloklaşmaların mevcut olduğunu ancak bugün yaşanan gerilimin daha büyük bir küresel rekabetin parçası gibi göründüğünü söyleyerek, “Enerji hatları, lojistik koridorlar ve askeri üsler üzerinden yürüyen bir sistemik mücadele söz konusu.” dedi. Türkiye’nin bu tabloda özgün bir konuma sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arslan, “Türkiye ne bütünüyle Batı ekseninde eriyebilecek bir ülke, ne de Rusya-İran hattında konumlanabilecek bir aktördür. NATO üyeliği, enerji bağımlılığı ve bölgesel güvenlik riskleri Ankara’yı denge siyasetine zorlar.” diye konuştu. 500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir Olası bir bölgesel savaşın Türkiye’ye etkilerine ilişkin de Prof. Dr. Arslan, İran’ın zayıflaması veya parçalanması senaryosunun Türkiye açısından soyut bir analiz olmadığını belirtti ve “500 kilometreyi aşan sınır, olası bir krizden doğrudan etkilenir.” dedi. Muhtemel sonuçları da sıralayan Prof. Dr. Arslan, “Yeni göç dalgaları, sınır ticaretinin çökmesi, PKK’nın oluşabilecek boşluklardan faydalanması ve İran’daki bazı silahlı Kürt oluşumların hareket alanı kazanması” risklerine dikkat çekti. Prof. Dr. Arslan, “Sınırın öte yanında yangın varsa, bu taraf da ısınır” ifadesini kullandı. Egemenlik vurgusu korunmalı ABD’nin bölgedeki askeri varlığının Türkiye’deki NATO altyapısını gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr. Arslan, özellikle İncirlik Hava Üssü ve Kürecik Radar Üssü’nün kamuoyunda tartışıldığını söyledi ve “Türkiye’nin pozisyonu hassas. Egemenlik vurgusu korunmalı, ancak kriz yönetimi rasyonel yürütülmelidir. Ankara’nın doğrudan savaşın tarafı gibi algılanması Türkiye’nin çıkarına değildir”. dedi. Duygusal refleks değil, stratejik akıl Türkiye’nin önünde iki yaklaşım olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, “Duygusal reflekslerle pozisyon almak ya da uzun vadeli stratejik akılla hareket etmek” diye konuştu. “Gerçekçilik içe kapanmak değildir. Denge üretmek zayıflık değildir” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Arslan, İran’ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosunun Türkiye açısından “uzaktan izlenecek” bir mesele olmadığını vurguladı. Prof. Dr. Arslan, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Türkiye'nin jeopolitiği risk üretir; ama aynı jeopolitik doğru yönetildiğinde fırsat da üretir. İran'ın devlet kapasitesinin aşındırılması senaryosu, Türkiye açısından ‘uzaktan izlenecek’ bir mesele değildir. Böyle bir kırılma doğrudan Anadolu'yu etkiler. Bu nedenle Ankara'nın hesabı kısa vadeli siyasi pozisyonlardan ziyade uzun vadeli güvenlik mimarisi üzerinden yapılmalıdır. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin vurguladığı ‘Ankara merkezli jeopolitik’ anlayışı, tam da böyle bir dönemde anlam kazanıyor: Ne emperyal hayaller peşinde koşmak, ne de içe kapanmak; eldeki vatanı korumak ve milli çıkarları merkeze almak. Son söz olarak; krizin yönü belirsiz olabilir. Ancak Türkiye'nin yönü belirsiz olmamalıdır.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma Haber

Kimya Sanayisinden Stratejik Buluşma

Türkiye’nin ihracatında stratejik sektörler arasında yer alan kimya sanayisi, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ülke ekonomisinin lokomotif alanlarından biri olmayı sürdürdü. Toplam ihracat içinde ikinci sırada yer alan sektör; artan küresel rekabet, sürdürülebilir üretim baskısı ve yeni pazarlara erişim ihtiyacıyla birlikte uluslararası iş birliklerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu çerçevede, Türkiye ve EMEA Bölgesi’nin en geniş kapsamlı kimya platformlarından biri olan Turkchem Eurasia 2026, 11. kez düzenlenecek organizasyonuyla 25–27 Kasım 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açmaya hazırlanıyor. Artkim Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenecek fuar; özel ve spesifik kimyasallardan genel kimyasallara, petrokimyadan laboratuvar ve ölçüm cihazlarına, proses ve otomasyondan paketleme, geri dönüşüm ve çevre teknolojilerine, nadir toprak elementlerinden gübre kimyasallarına kadar kimya sanayisinin tüm alt bileşenlerini aynı çatı altında buluşturacak. Devlet destekleriyle güçlenen yapısı ve artan uluslararası katılımıyla birlikte Turkchem Eurasia 2026 için stant satış süreci de başladı. KİMYA İLE İLGİLİ HER ŞEYİ BULUŞTURAN PLATFORM İlk kez 2006 yılında düzenlenen Turkchem Eurasia Fuarı, geçen yıllar içinde kimya endüstrisinin bölgedeki en köklü ve güvenilir buluşma noktalarından biri haline geldi. Kurulduğu dönemde Türkiye kimya sektörünün ekonomik hacmi yaklaşık 8,7 milyar dolar seviyesindeyken, sektör son 18 yılda önemli bir dönüşüm geçirerek 2022 yılı itibarıyla 33,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı ve Türkiye’nin en yüksek ihracat payına sahip sektörlerinden biri konumuna geldi. Kimya sanayisinin büyümesiyle paralel olarak Turkchem de ölçeğini ve uluslararası etki alanını genişletti. Yıllardır “Kimya ile İlgili Her Şey” mottosuyla düzenlenen fuar; yeni iş bağlantılarının kurulması, mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektöre dair güncel gelişmelerin paylaşılması açısından katılımcılar ve ziyaretçiler için güçlü bir etkileşim alanı sunuyor. RAKAMLARLA TURKCHEM’İN ULUSLARARASI GÜCÜ Turkchem Eurasia 2024, üç gün boyunca 95 ülkeden 13.897 profesyonel ziyaretçiyi ağırlayarak organizasyonun uluslararası erişimini bir kez daha ortaya koydu. En yoğun ziyaretçi katılımı İran, Çin, Rusya, Pakistan, Mısır, Almanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, İtalya, Rusya ve Hindistan’dan gerçekleşti. Bu tablo, Turkchem’in yalnızca Türkiye için değil, Avrasya ve çevre bölgeler için de önemli bir ticaret ve iş birliği platformu haline geldiğini gösterdi. KİMYA SANAYİSİNİN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ZEMİN Turkchem Eurasia 2026’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Artkim Group Kurucusu ve CEO’su Ahmet Güler, kimya sanayisinin küresel ölçekte önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkat çekti. Güler, “Artan rekabet, sürdürülebilir üretim zorunluluğu ve yeni pazarlara erişim ihtiyacı, sektör paydaşlarını aynı platformda buluşturan uluslararası organizasyonların önemini her geçen gün artırıyor. Geçmiş yıllarda yerli ve yabancı çok sayıda firmayı ve sektör profesyonelini aynı çatı altında buluşturmamız, Turkchem Eurasia’nın sektör nezdinde güçlü bir karşılık bulduğunu açıkça gösteriyor. 2026 edisyonuna yönelik lansman sürecinde gözlemlediğimiz yoğun ilgi ise fuarın yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya genelinde de yakından takip edilen bir organizasyon haline geldiğini ortaya koyuyor. Devlet destekleriyle güçlenen yapımız ve artan uluslararası katılımla birlikte, 2026 edisyonunda katılımcılarımıza daha nitelikli iş birlikleri, sürdürülebilir ticari ilişkiler ve yeni pazar bağlantıları sunmayı hedefliyoruz. Turkchem Eurasia, sektörün bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra geleceğe yönelik dönüşüm başlıklarını da gündeminde tutmaya devam edecek.” dedi. PRESTİJLİ FUAR STATÜSÜYLE GÜÇLENEN 2026 EDİSYONU Turkchem Eurasia 2026, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından Prestijli Fuar Statüsü kapsamında değerlendirilerek, güncellenen Yurt İçi Fuar Destekleri Tebliği çerçevesinde desteklenen organizasyonlar arasında yer alıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni düzenleme kapsamında katılımcı firmalar, metrekare bazlı devlet desteklerinden faydalanabilecek. Buna göre fuarda m² başına 5.307 TL destek sağlanırken, firma başına uygulanabilecek üst destek limiti 1.292.800 TL olarak belirlendi. Bu destek modeli, firmaların fuar yatırımlarını daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapı içinde planlamalarına olanak tanıyor. KİMYA SANAYİSİNİN DÖNÜŞÜM NOKTASI Turkchem Eurasia 2026; yalnızca ürün ve çözümlerin sergilendiği bir fuar olmanın ötesinde, sürdürülebilir üretim, yüksek katma değerli kimyasal çözümler, ihracat odaklı büyüme ve uluslararası iş birliklerini destekleyen yapısıyla kimya sanayisinin dönüşen dinamiklerine yön veren stratejik bir buluşma noktası olarak konumlanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti Haber

Bursa’nın Balkan Şehirleri Ağı’na Üyeliği Kesinleşti

Avrupa Birliği'nin doğu sınırlarını ve Avrasya'nın batı ayağını oluşturan önemli bir bölge olan Balkanlar'daki yerel yönetimleri bir araya getirmek amacıyla 2021 yılında kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın 5. Yıllık Zirvesi, Hırvatistan’ın Zagreb kentinde yapıldı. BALKANLARLA GÜÇLÜ İŞBİRLİĞİ Belediye başkanları, yerel yönetim temsilcileri ve alanında uzman isimleri bir araya geldiği zirvede, Balkanlar ile güçlü bağları bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de üyeliği de kesinleşti. Bu üyelikle Bursa Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir şehircilik, demokratik yönetişim, kültürel ve ekonomik iş birlikleri ile bölgesel dayanıklılığın artırılmasına yönelik somut, iş birliğine dayalı ve geleceğe dönük projelerde aktif rol üstlenecek. “BURSA, BALKAN COĞRAFYASINDA AKTİF ROL ÜSTLENECEK” Marmara Belediyeler Birliği Başkanı ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, B40 Balkan Şehirleri Ağı üyeliğinin tarihi bir adım olduğunu söyledi. Balkanlar ile olan köklü tarihi ve kültürel bağları, bugünün vizyonu ve yarının projeleriyle birleştirdiklerini vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, Avrupa ve Balkanlar’ın en kapsamlı yerel yönetim ağının bir parçası olarak; yeşil dönüşümden sürdürülebilir şehirciliğe kadar pek çok stratejik alanda iş birliğinin kurumsal temelini attıklarını dile getirdi. Tarihi ve kültürel bağların en güçlü olduğu Balkan coğrafyasına Bursa’nın tecrübesini aktaracaklarını belirten Başkan Mustafa Bozbey, “Hayata geçireceğimiz ekonomik projelerle şehrimizi geleceğe hep birlikte hazırlayacağız. Sınırları aşan kardeşliğimizi, bölgesel kalkınma ve ortak bir gelecek hedefiyle çok daha ileriye taşıyacağız” dedi. ÜYE ŞEHİRLER ARASINDA BİLGİ PAYLAŞIMI Zirve programında ‘Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik’, ‘Kültür ve turizm alanında iş birliği’, ‘Demokrasi ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi’ başlıkları ön plana çıktı. Program kapsamında üye şehirler arasında bilgi paylaşımını artırmayı ve ortak eylemleri hızlandırmayı hedefleyen yuvarlak masa toplantıları düzenlendi. YÜKSEK DÜZEYLİ İKİLİ GÖRÜŞMELER Zirve kapsamında ayrıca B40 Genel Kurulu, Yürütme Kurulu Toplantısı, Şehir liderleri arasında gerçekleştirilen yüksek düzeyli ikili görüşmeler düzenlendi. Eurocities iş birliğiyle organize edilen Yerel Demokrasi Paneli de birçok büyük Avrupa kentinin belediye başkanını bir araya getirerek yerel demokrasinin korunması ve güçlendirilmesine odaklandı. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, program kapsamında Selanik Belediye Başkanı Stelios Aggeloudis ve Zagreb Belediye Başkanı Tomislav Tomašević ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. 60’TAN FAZLA ÜYE ‘Daha İyi Gelecek, Daha İyi İşbirliği’ temasıyla 2021 yılında düzenlenen İstanbul Zirvesi sonrasında imzalanan ‘İstanbul Deklarasyonu’ ile kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı’nın gelinen aşamada 60’tan fazla üye kenti bulunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinden sektör profesyonellerinin buluşacağı fuar, poliüretan teknolojilerinin sürdürülebilir endüstri vizyonundaki rolünü küresel ölçekte tartışma zemini oluşturacak. 2,5 milyar dolarlık dev pazarın kalbi, bu yıl bir kez daha İstanbul’da atacak. Avrasya’nın lider poliüretan sanayi fuarı PUTECH EURASIA 2025, 26–28 Kasım 2025 tarihleri arasında Artkim Fuarcılık organizasyonuyla sektör profesyonellerini yeniden bir araya getiriyor. PUTECH EURASIA, poliüretan teknolojilerinde kullanılan ham maddelerden üretim makinelerine, sistem evlerinden son ürün uygulamalarına kadar tüm tedarik zincirini kapsayan yapısıyla bölgesinin en büyük ve en kapsamlı platformu konumunda. Fuar, sektör liderlerinin yanı sıra yeni girişimlere, Ar-Ge merkezlerine ve inovatif üreticilere de ev sahipliği yaparak, geleceğin malzeme teknolojilerine ışık tutacak. Uluslararası Poliüretan Endüstrisi Fuarı kapsamında açıklamalarda bulunan Artkim Group Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler: “Poliüretan, artık sadece bir malzeme değil, endüstriyel dönüşümün yapı taşı. Enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına kadar birçok alanda fark yaratıyor. Bu yıl PUTECH EURASIA’da; sürdürülebilir üretim çözümleri, geri dönüştürülebilir sistemler ve çevre dostu hammadde alternatifleri ön planda olacak. Fuarı ziyaret eden profesyoneller, yalnızca yeni teknolojileri değil, aynı zamanda daha yeşil bir sanayinin yol haritasını da keşfedecek. 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz bir önceki edisyonda 63 farklı ülkeden gelen profesyonelleri ağırladığımız fuarda büyük bir başarı elde ettik. 2025’te uluslararası katılımı daha da artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda ziyaretçi dağılımı da, Avrupa %28, Asya %26, Orta Doğu %32 ve Afrika %13 olarak gerçekleşmişti. Bu oranlar, PUTECH EURASIA’nın artık çok uluslu bir ticaret ağı haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle katılımcılar, farklı coğrafyalardan gelen sektör profesyonelleriyle yeni iş birliği ve iş geliştirme fırsatlarını yakalayabilecekler.” dedi. Türkiye, EMEA Poliüretan Pazarında Stratejik Üretim Merkezi Türkiye, 2023 itibarıyla EMEA bölgesinin en büyük poliüretan sistem üreticisi konumuna geldi. Bu başarıyı uluslararası platforma taşıyacak olan PUTECH EURASIA 2025, sürdürülebilir üretimden ileri malzeme teknolojilerine kadar tüm yenilikleri aynı çatı altında buluşturacak. Fuar, üreticiler, tedarikçiler, mühendislik firmaları, Ar-Ge merkezleri ve yatırımcılar için ihracata yön veren ticari fırsatların merkezinde yer alıyor. Avrasya’nın En Kapsamlı Poliüretan, Yapıştırıcı ve Kompozit Platformu Poliüretan sanayisinin lider etkinliği PUTECH EURASIA; Adhesives & Bonding Eurasia, Foam Eurasia ve Eurasian Composites Show ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Bu dört dev fuar, otomotivden inşaata, mobilyadan elektroniğe kadar geniş bir ekosistemi bir araya getirerek, ziyaretçilere çok yönlü iş fırsatları ve sinerji sunacak. POLYDER ve EUROPUR Desteğiyle Daha Güçlü, Daha Etkili Sektörün lider kuruluşu POLYDER (Poliüretan Derneği) ile Avrupa’nın önde gelen poliüretan üreticileri derneği EUROPUR’un katkıları, fuarın bilgi paylaşımı, dayanışma ve profesyonel standartlarını güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle PUTECH EURASIA, yalnızca ticari bir organizasyon olmanın ötesinde, sektörün geleceğini şekillendiren uluslararası bir bilgi merkezi konumuna geliyor. PUTECH EURASIA 2025, güçlü katılımcı yapısı, uluslararası iş bağlantıları ve inovasyon odaklı içeriğiyle poliüretan sanayisinin küresel sahnesi olmayı sürdürecek.

Rosatom, İstanbul’da Düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nun Partneri Oldu Haber

Rosatom, İstanbul’da Düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’nun Partneri Oldu

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom’un temsilcileri, İstanbul’da düzenlenen 18. Verona Avrasya Ekonomik Forumu’na katıldı. Roscongress Vakfı’nın desteğiyle Avrasya’yı Tanıyalım Derneği’nin organize ettiği etkinlikte Rosatom da partnerler arasında yer aldı. Siyasetçilerden iş dünyasının temsilcilerine kadar geniş bir katılımcı kitlesini bir araya getiren forumda Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki uluslararası iş birliği konuları tartışıldı. Forum kapsamında düzenlenen “Enerji İş Birliğinde Yeni Gerçekler: Küresel İlerleme İçin Yenilikçi Stratejiler” oturumunda ana konuşmacı olarak yer alan Rosatom Kalkınma ve Uluslararası İş Geliştirmeden Sorumlu Birinci Genel Müdür Yardımcısı Kirill Komarov, Rosatom heyetine de başkanlık etti. Komarov konuşmasında, atom enerjisinin geleceğin güvenilir ve sürdürülebilir enerji sisteminin oluşturulmasındaki önemli rolünü vurguladı. Kirill Komarov ayrıca şunları söyledi: “Uluslararası toplum, atom enerjisinin geliştirilmeden küresel dekarbonizasyonun imkansız olduğunu kabul ediyor. 2050 yılına kadar dünya atom enerjisi üretiminin üç katına çıkarılması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için hayati bir adımdır. İklim sorunlarının çözümünde teknolojilerimize olan talebin istikrarlı bir şekilde arttığını gözlemliyoruz. Rosatom’un projeleri, yabancı ortaklara yalnızca güvenilir ve karbonsuz üretim yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda ekonomik büyümeye doğrudan katkı sağlıyor, yeni iş yerleri yaratıyor ve bilimsel potansiyeli geliştiriyor. Örneğin, Akkuyu NGS, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık %10’unu karşılayacak ve ülkenin ekonomik kalkınmasına önemli katkı sağlayacaktır. İleri teknolojileri hayata geçirerek ve istikrarlı enerji tedarikini garanti ederek, bu istasyon sanayinin dinamik büyümesinin anahtarı olabilir, yatırım iklimini iyileştirebilir ve binlerce iş yeri yaratabilir.” Rosatom temsilcileri iş programı kapsamında, kuruluşun dijital geliştirme çalışmalarını da paylaştı. Bu kapsamda ayrıca Akkuyu NGS’nin inşasının çeşitli aşamalarını ve Mersin’in altyapı gelişimini gösteren bir fotoğraf sergisi de sunuldu. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor Haber

Poliüretan Endüstrisinin Geleceği İstanbul’da Şekilleniyor

PUTECH EURASIA, poliüretan teknolojilerinde kullanılan ham maddelerden üretim makinelerine, sistem evlerinden son ürün uygulamalarına kadar tüm tedarik zincirini kapsayan yapısıyla bölgesinin en büyük ve en kapsamlı platformu konumunda. Fuar, sektör liderlerinin yanı sıra yeni girişimlere, Ar-Ge merkezlerine ve inovatif üreticilere de ev sahipliği yaparak, geleceğin malzeme teknolojilerine ışık tutacak. Uluslararası Poliüretan Endüstrisi Fuarı kapsamında açıklamalarda bulunan Artkim Group Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güler: “Poliüretan, artık sadece bir malzeme değil, endüstriyel dönüşümün yapı taşı. Enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına kadar birçok alanda fark yaratıyor. Bu yıl PUTECH EURASIA’da; sürdürülebilir üretim çözümleri, geri dönüştürülebilir sistemler ve çevre dostu hammadde alternatifleri ön planda olacak. Fuarı ziyaret eden profesyoneller, yalnızca yeni teknolojileri değil, aynı zamanda daha yeşil bir sanayinin yol haritasını da keşfedecek. 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz bir önceki edisyonda 63 farklı ülkeden gelen profesyonelleri ağırladığımız fuarda büyük bir başarı elde ettik. 2025’te uluslararası katılımı daha da artırmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda ziyaretçi dağılımı da, Avrupa %28, Asya %26, Orta Doğu %32 ve Afrika %13 olarak gerçekleşmişti. Bu oranlar, PUTECH EURASIA’nın artık çok uluslu bir ticaret ağı haline geldiğini gösteriyor. Bu nedenle katılımcılar, farklı coğrafyalardan gelen sektör profesyonelleriyle yeni iş birliği ve iş geliştirme fırsatlarını yakalayabilecekler.” dedi. Türkiye, EMEA Poliüretan Pazarında Stratejik Üretim Merkezi Türkiye, 2023 itibarıyla EMEA bölgesinin en büyük poliüretan sistem üreticisi konumuna geldi. Bu başarıyı uluslararası platforma taşıyacak olan PUTECH EURASIA 2025, sürdürülebilir üretimden ileri malzeme teknolojilerine kadar tüm yenilikleri aynı çatı altında buluşturacak. Fuar, üreticiler, tedarikçiler, mühendislik firmaları, Ar-Ge merkezleri ve yatırımcılar için ihracata yön veren ticari fırsatların merkezinde yer alıyor. Avrasya’nın En Kapsamlı Poliüretan, Yapıştırıcı ve Kompozit Platformu Poliüretan sanayisinin lider etkinliği PUTECH EURASIA; Adhesives & Bonding Eurasia, Foam Eurasia ve Eurasian Composites Show ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Bu dört dev fuar, otomotivden inşaata, mobilyadan elektroniğe kadar geniş bir ekosistemi bir araya getirerek, ziyaretçilere çok yönlü iş fırsatları ve sinerji sunacak. POLYDER ve EUROPUR Desteğiyle Daha Güçlü, Daha Etkili Sektörün lider kuruluşu POLYDER (Poliüretan Derneği) ile Avrupa’nın önde gelen poliüretan üreticileri derneği EUROPUR’un katkıları, fuarın bilgi paylaşımı, dayanışma ve profesyonel standartlarını güçlendiriyor. Bu iş birliğiyle PUTECH EURASIA, yalnızca ticari bir organizasyon olmanın ötesinde, sektörün geleceğini şekillendiren uluslararası bir bilgi merkezi konumuna geliyor. PUTECH EURASIA 2025, güçlü katılımcı yapısı, uluslararası iş bağlantıları ve inovasyon odaklı içeriğiyle poliüretan sanayisinin küresel sahnesi olmayı sürdürecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.