Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa

Kapsül Haber Ajansı - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor Haber

Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Değer Kazanıyor

“Hayvanlar İçin Daha İyi Bir Dünya” amacıyla faaliyet gösteren ve PEDIGREE®, WHISKAS®, gibi sevilen evcil hayvan mama markalarının üreticisi Mars Incorporated, tüm dünyada kutlanan “Köpeğini İşe Götür Haftası” vesilesiyle Avrupa ülkeleri genelinde 16,000 katılım gösterdiği bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma sonuçlarına göre, Avrupa’daki çalışanların yüzde 55’i evcil hayvanını işe getirebileceği bir iş yeri için iş değiştirmeyi düşünebileceğini belirtiyor. Çalışanların yüzde 81’i evcil hayvanların iş yerinde daha rahat bir atmosfer yarattığını ifade ederken, yüzde 36’sı evcil hayvan dostu politikaları geleneksel yan haklara göre daha öncelikli gördüğünü söylüyor. Mars’ın 2026 Evcil Hayvan Dostu İş Yerleri Avantajı araştırması (Pet-Friendly Advantage Workplace Report), evcil hayvan dostu politikaların Avrupa’da çalışan beklentileri açısından giderek daha güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu beklenti özellikle genç çalışanlar arasında daha da görünür hale geliyor. Araştırmaya göre 18-24 yaş aralığındaki çalışanların yüzde 41’i iş ararken evcil hayvan dostu politikalarının aktif olup olmadığını dikkate alıyor. Aynı yaş grubundaki çalışanların yüzde 42’si ise bu politikaları özel sağlık sigortası veya ebeveyn izni gibi gelişmiş yan hakların önünde konumlandırabiliyor. Bu veriler, evcil hayvan dostu uygulamalarının yalnızca çalışan mutluluğu açısından değil, yetenek çekimi, bağlılık ve işveren markası açısından da giderek daha stratejik bir konuya dönüştüğünü gösteriyor. Araştırma, evcil hayvan dostu politikaların ofise dönüş ve hibrit çalışma düzenleri bağlamında da anlamlı bir rol oynayabileceğine işaret ediyor. Avrupa’daki çalışanların yüzde 50’si, evcil hayvan dostu politikalara sahip şirketlerin çalışanların ofis ortamına geçişini daha iyi desteklediğini düşünürken, yüzde 33’ü iyi yönetilen resmi bir “ofiste evcil hayvan” politikasının, şirketin çalışan iyi olma halini önemsediğini gösterdiğini belirtiyor. Evcil Hayvan Dostu Ofisler İçin Mars Türkiye’den İlham Veren Yaklaşım Mars Orta Avrasya Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Çağla Çavuşoğlu, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Evcil hayvanların hayatımıza kattığı değerin yalnızca evlerimizle sınırlı olmadığına inanıyoruz. İnsanlarla evcil hayvanlar arasındaki güçlü bağ, doğru koşullar ve sorumlu uygulamalarla çalışma kültürünü olumlu yönde dönüştürüyor. Mars Türkiye olarak, yalnızca bir gün değil; yılın her günü çalışanlarımızın evcil hayvanlarını ofise getirebildikleri bir ortam sunabilmekten dolayı gurur duyuyoruz. Elbette böyle bir ortamı sunabilmek için, işletmelerin ortak sorumluluk, hijyen ve güvenlik standartları, çalışan ihtiyaçlarını gözeten bir ofis tasarımı gibi konularda net kurallar hazırlaması ve bunun iletişimini yapması gerekiyor.” Evcil hayvan dostu uygulamaların sürdürülebilir ve kapsayıcı bir şekilde hayata geçirilmesi amacıyla Mars Türkiye, globalde başarıyla yürütmekte olduğu BETTER CITIES FOR PETS™ programı kapsamında işletme ve ofisler için hazırlanan Hayvan Dostu Ofisler ve İşletmeler Rehberlerine dikkat çekiyor. Kedi veya köpeklere kapılarını açmak isteyen işletmelere pratik ve ilham verici bir yol haritası sunan rehberler; güvenlik ve hijyen standartlarından evcil hayvan kabul kurallarına, hayvanlara özel alanların tasarımından çalışan ve müşteri deneyimini kapsayıcı şekilde yönetmeye kadar birçok başlıkta yol gösteriyor. “Hayvanlar için Daha İyi Bir Dünya” amacı doğrultusunda Mars, evcil hayvanların insanlar, aileler ve topluluklar üzerindeki olumlu etkisini görünür kılmaya devam ediyor. Şirket, evcil hayvan bakımındaki uzmanlığını yalnızca ürünleriyle değil, aynı zamanda sahiplenme bilincinin artırılması, sorumlu evcil hayvan sahipliğinin teşvik edilmesi ve insanların evcil hayvanlarıyla daha sağlıklı ve mutlu ilişkiler kurmasına katkı sağlayan girişimleriyle de destekliyor. Mars, Incorporated Hakkında Mars, Incorporated olarak, yarınlarda istediğimiz dünyayı bugün yaptığımız işler aracılığıyla inşa ettiğimize inanıyoruz. 65 milyar doların üzerinde bir aile şirketi olarak, önde gelen evcil hayvan beslenme ürünleri ve veterinerlik hizmetlerinden oluşan çeşitli ve büyüyen portföyümüz ile dünyanın her yerindeki evcil hayvanları destekliyor; kaliteli atıştırmalık ve gıda ürünlerimiz ile her gün milyonlarca insana mutluluk katıyoruz. ROYAL CANIN®, PEDIGREE®, WHISKAS®, M&M’s®, SNICKERS®, TWIX® ve ORBIT® gibi dünyanın en sevilen markalarını üretiyoruz. Çalışmalarımızın merkezinde yer alan Beş Prensibimiz - Kalite, Sorumluluk, Karşılıklı Fayda, Verimlilik ve Özgürlük - yaklaşık 170.000 çalışanımıza her gün insanlar, evcil hayvanlar ve gezegenimiz için daha iyi bir dünya yaratma yolunda ilham veriyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OMSAN Lojistik Avrupa’daki Gıda Lojistiği Ağını Güçlendiriyor Haber

OMSAN Lojistik Avrupa’daki Gıda Lojistiği Ağını Güçlendiriyor

OMSAN Lojistik, Sagra’nın Ordu ve Gold Harvest'in Eskişehir'deki tesislerinde üretilen ürünlerin Avrupa’daki depolama ve lojistik operasyonlarını yönetecek. Ordu’dan taşınacak Sagra ürünleri için son teknoloji frigo araçlar kullanılacak. Operasyon kapsamında başta Gold Harvest’ın Master markası ile ürettiği ürünler olmak üzere; OYAK markaları Tamek ve Sagra’ya ait ürünler, Almanya'nın Köln kentindeki ana depoya ulaştırılacak. Buradan Almanya iç dağıtımı ile Belçika & Fransa sevkiyatları OMSAN tarafından gerçekleştirilecek. Operasyon kapsamında aylık ortalama 500 palet ürün taşınırken, yaklaşık 200 sevkiyat gerçekleştirilecek. Avrupa’da Entegre Lojistik Çözümü Proje yalnızca uluslararası taşımayı değil, Avrupa içerisindeki depolama, stok yönetimi ve dağıtım süreçlerini de kapsıyor. OMSAN Lojistik böylece müşterilerine uçtan uca lojistik hizmet sunarak Avrupa’daki etkinliğini daha da artırıyor. OMSAN Lojistik Otomotiv ve Yurt Dışı Ofisler Grup Direktörü Diğdem Liga Avrupa'da büyüyen operasyon ağlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "OMSAN olarak müşterilerimize yalnızca taşıma hizmeti sunmuyor, onların büyüme yolculuklarına lojistik çözüm ortağı olarak eşlik ediyoruz. Avrupa'da kurduğumuz güçlü operasyon ağı sayesinde ürünleri üretim noktasından son müşteriye kadar güvenle ulaştırıyoruz. Gold Harvest ile yürüttüğümüz bu yeni iş birliği de Avrupa'daki entegre lojistik kabiliyetlerimizin önemli bir göstergesi olacak. Özellikle gıda ve hızlı tüketim ürünleri lojistiğinde sunduğumuz yüksek hizmet kalitesiyle müşterilerimizin uluslararası rekabet gücüne katkı sağlamayı sürdüreceğiz." Son dönemde Avrupa'da üst üste yeni operasyonlara imza atan OMSAN Lojistik, uluslararası karayolu, depolama, dağıtım ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla bölgedeki büyümesini kararlılıkla sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

İstihdam 32,7 Milyona Dayandı, Şirketler Verimlilik Yarışına Girdi Haber

İstihdam 32,7 Milyona Dayandı, Şirketler Verimlilik Yarışına Girdi

Türkiye'de haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanırken, Avrupa'da çalışma süreleri daha kısa bir yapıya sahip. Fransa'da yasal haftalık çalışma süresi 35 saat olarak uygulanırken, Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde birçok sektörde toplu iş sözleşmeleriyle haftalık çalışma süreleri 35-38 saat seviyelerinde gerçekleşiyor. Bu fark, şirketlerin rekabet gücünü artırmak için yalnızca daha fazla çalışma süresine değil, iş süreçlerinin ne kadar etkin yönetildiğine odaklanması gerektiğini ortaya koyuyor. Özellikle dijital insan kaynakları çözümleri; çalışan zamanının daha doğru planlanması, operasyonel süreçlerin hızlandırılması ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının güçlendirilmesi açısından kritik rol oynuyor. Çalışma hayatındaki dönüşümün şirketleri daha verimli iş modellerine yönelttiğini belirten Erasys Mühendislik Kurucu ve Genel Müdürü Hakan Cengiz, "Türkiye'de çalışanlar Avrupa'daki birçok ülkeye kıyasla daha uzun süre çalışıyor. Ancak günümüzde rekabet avantajını belirleyen unsur çalışma saatinin uzunluğu değil, bu sürenin ne kadar verimli kullanıldığıdır. Endüstri 4.0 dönüşümü yalnızca teknolojik yatırımlardan ibaret değil; süreçlerin yeniden tasarlanması, çalışanların doğru alanlarda konumlandırılması ve operasyonların sürekli iyileştirilmesi gerekiyor. Kaizen yaklaşımıyla küçük ama sürekli iyileştirmeler sağlayarak işletmelerin verimliliklerini artırmalarına ve sürdürülebilir büyüme sağlamalarına destek oluyoruz." "Geleceğin İş Dünyasında Verimlilik Öne Çıkacak" Sanayide yaşanan dönüşümle birlikte şirketler üretim süreçlerinden operasyon yönetimine kadar birçok alanda daha çevik ve verimli çalışma modellerine yöneliyor. Bu süreçte Kaizen yaklaşımı, işletmelerin mevcut süreçlerini analiz ederek gereksiz adımları azaltmasına, kaynak kullanımını optimize etmesine ve çalışanların iyileştirme süreçlerine aktif katılım sağlamasına imkan sunuyor. Erasys, şirketlerin Endüstri 4.0 yolculuğunda teknoloji yatırımlarının yanı sıra süreç yönetimi ve insan faktörünün de birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekiyor. "Endüstri 4.0'ın Merkezinde İnsan Var" Hakan Cengiz, geleceğin iş dünyasında teknoloji ile insan kaynağının birlikte yönetilmesinin kritik önem taşıdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Endüstri 4.0'ın merkezinde insan var. Makineleri, sistemleri ve üretim süreçlerini dijitalleştirirken çalışan süreçlerini de iyileştirmek gerekiyor. Verimli bir işletme modeli; teknoloji, süreç yönetimi ve insan kaynağının birlikte optimize edilmesiyle mümkün oluyor. Önümüzdeki dönemde şirketlerin en önemli gündemlerinden biri, daha az kaynakla daha fazla değer üretmek olacak." Erasys, Kaizen, yalın yönetim ve Endüstri 4.0 yaklaşımıyla şirketlerin operasyonel verimliliklerini artırmalarına, süreçlerini iyileştirmelerine ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarına destek olmayı sürdürüyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SOCAR Türkiye Gelecek Dönem Hedeflerini Masaya Yatırdı Haber

SOCAR Türkiye Gelecek Dönem Hedeflerini Masaya Yatırdı

SOCAR Türkiye’nin İstanbul’daki genel merkezinde düzenlenen SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu toplantısına, SOCAR Başkanı ve SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Rovshan Najaf, Yönetim Kurulu üyeleri ve SOCAR Türkiye İcra Kurulu üyeleri katıldı. Toplantıda, SOCAR Türkiye ve grup şirketlerinin faaliyetlerine ilişkin güncel gelişmeler ele alınırken, şirketin entegre iş modeli doğrultusunda yürüttüğü çalışmalar, finansal performans, operasyonel verimlilik, sürdürülebilir büyüme hedefleri ve uzun vadeli stratejik yol haritası hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Stratejik projeler, yatırım süreçleri ve önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli odak alanları değerlendirildi. Enerji sektöründe yaşanan küresel ve bölgesel gelişmelerin sektöre ve şirket faaliyetlerine etkilerinin de masaya yatırıldığı toplantıda, değişen enerji dinamiklerine uyum sağlayacak stratejik adımlar ile rekabet gücünü destekleyecek öncelikli alanlar paylaşıldı. Ayrıca, dijital dönüşüm, inovasyon ve sürdürülebilirlik odağında yürütülen çalışmaların şirketin gelecekteki büyüme vizyonuna sağlayacağı katkılar da paylaşıldı. SOCAR Türkiye’nin güçlü kurumsal yapısı, uzun vadeli yatırım yaklaşımı ve entegre faaliyet modeliyle Türkiye enerji sektörüne değer katmayı sürdüreceği; operasyonel mükemmeliyet, sürdürülebilir büyüme ve yenilikçi uygulamalar doğrultusunda stratejik hedeflerine kararlılıkla ilerlediği belirtildi. SOCAR Başkanı ve SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Rovshan Najaf, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin enerji sektöründeki kritik rolüne dikkat çekerek, SOCAR Türkiye’nin bu alandaki stratejik yatırımlarının önemini vurguladı. SOCAR Türkiye’nin, geleceğe dönük hedefleri doğrultusunda, inovasyon ve dijital dönüşüm odaklı büyüme stratejisiyle sürdürülebilirlik alanındaki öncü ve enerji sektöründeki lider konumunu daha da güçlendirmeye devam edeceği ifade edildi. Aynı gün gerçekleştirilen TANAP Yönetim Kurulu toplantısında ise TANAP’ın faaliyetlerine ilişkin gelişmeler, Türkiye ve Avrupa’nın enerji arz güvenliğine katkıları, operasyonel başarıları ve stratejik önemi ile bölgesel enerji piyasalarındaki gelişmeler, doğal gaz arz güvenliğine yönelik katkılar ve önümüzdeki döneme ilişkin öncelikli çalışma alanları ele alındı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Geleceğin Hasadı Programı Türkiye'de Başlıyor Haber

Geleceğin Hasadı Programı Türkiye'de Başlıyor

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden biri olan PepsiCo, sürdürülebilir tarımı destekleyen ve tarımın geleceğini güçlendirmeyi hedefleyen çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. PepsiCo Vakfı ile Avrupa İnovasyon ve Teknoloji Enstitüsü'nün (EIT) desteklediği EIT Food iş birliğiyle geliştirilen Geleceğin Hasadı Programı, Türkiye'de de hayata geçiriliyor. Çiftçilerin sürdürülebilir, dayanıklı ve geleceğe hazır tarım işletmeleri kurmalarını desteklemeyi amaçlayan program, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'nın önemli tarım pazarlarında uygulanacak. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre Türkiye'de çiftçilerin ortalama yaşı yaklaşık 59'a ulaşmış durumda. Üretici profiline; iklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve piyasa dalgalanmaları gibi giderek büyüyen baskılar da eklendiğinde, özellikle küçük ve orta ölçekli tarım işletmeleri önemli zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini ve uzun vadeli gıda güvenliğini tehdit ederken, tarım sektöründe yeni nesil üreticilerin desteklenmesini her zamankinden daha kritik hale getiriyor. 2026 Sonuna Kadar Avrupa Genelinde 900 Çiftçinin Programa Dahil Edilmesi Hedefleniyor Tarım sektörünün karşı karşıya olduğu bu ihtiyaçtan hareketle hayata geçirilen Geleceğin Hasadı Programı, Fransa, İspanya, Hollanda, Polonya ve Türkiye'de uygulanacak. Program kapsamında, 2026 yılı sonuna kadar Avrupa genelinde yaklaşık 900 çiftçinin desteklenmesi, bunların yaklaşık 200'ünün ise Türkiye'de programa dahil edilmesi hedefleniyor. Program, çiftçileri ve tarım alanında değer yaratmak isteyen katılımcıları hızla dönüşen gıda sistemine uyum sağlayabilmeleri için uygulamalı bilgi, yenilikçi çözümler ve güçlü iş birlikleriyle desteklemeyi amaçlıyor. Tarımda kuşak değişiminin yeterince desteklenmemesi, Avrupa'nın gıda sisteminin iklim değişikliği ve ekonomik belirsizlikler karşısındaki dayanıklılığını zayıflatma riski taşıyor. Geleceğin Hasadı, aile çiftliklerini devralan veya yönetmeye başlayan çiftçileri ve geleceğin tarım profesyonellerini; tarımsal faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini ve dayanıklılığını güçlendirecek bilgi, araç ve ağlarla desteklemeyi hedefliyor. Doktar İş Birliğiyle Yapay Zekâ ve Akıllı Tarım Teknolojileri Eğitimi PepsiCo Vakfı tarafından finanse edilen ve EIT Food koordinasyonunda yerel iş ortaklarıyla yürütülen Geleceğin Hasadı programı, Türkiye'de yapay zekâ ve akıllı tarım teknolojileri geliştiren Doktar iş birliğiyle uygulanacak. Program, çevrim içi eğitimleri uygulamalı saha deneyimleriyle bir araya getirirken; yenileyici tarım, iklim dayanıklı tarım uygulamaları, dijital tarım teknolojileri ile işletme ve finans yönetimi gibi başlıklarda kapsamlı bir eğitim sunacak. Böylece katılımcıların edindikleri bilgileri kendi işletmelerine aktarmaları desteklenecek. Program kapsamında katılımcılar; sürdürülebilir tarım uygulamaları, tarım işletmesi yönetimi, girişimcilik ve liderlik gibi başlıklarda, ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş kapsamlı bir eğitim sürecine dahil olacak. Bununla birlikte, katılımcılar Geleceğin Hasadı Farm Hub çatısı altında sunulan tarla klinikleri, saha ziyaretleri, öğrenme oturumları ve mentorluk programları aracılığıyla uygulamalı deneyim kazanırken; sektör uzmanları, girişimciler ve yenilikçi tarım ekosisteminin farklı paydaşlarıyla doğrudan bir araya gelme fırsatı bulacak. Geleceğin Hasadı, yarının çiftçilerinin yeni uygulamaları sahada deneyimlemelerine, işletmelerinin dayanıklılığını artırmalarına ve yenilikçi çözümleri üretim süreçlerine entegre etmelerine destek olmayı amaçlıyor. Program aynı zamanda daha dayanıklı, sürdürülebilir ve ekonomik açıdan güçlü bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sunarken, EIT Food'un Avrupa genelindeki yenilik ekosistemi ile PepsiCo Vakfı'nın sürdürülebilir gıda sistemlerini güçlendirme vizyonunu bir araya getiriyor. PepsiCo Global Sosyal Etki Kıdemli Başkan Yardımcısı ve PepsiCo Vakfı Başkanı Monica Bauer, programla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: "Bir gıda ve içecek şirketi olarak tarımla güçlü bir bağa sahibiz. Ürünlerimizin temelini oluşturan hammaddeler, artan maliyetler ve iklim değişikliği gibi önemli zorluklarla mücadele eden çiftçiler tarafından üretiliyor. PepsiCo Vakfı olarak, Geleceğin Hasadı gibi yerel ihtiyaçlardan hareketle geliştirilen ve güvenilir iş ortaklarımızla hayata geçirilen programları destekleyerek tarım topluluklarının uzun vadede daha dirençli, sürdürülebilir ve daha dirençli ve sürdürülebilir hale gelmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz." Program Avrupa genelinde ortak bir çerçevede uygulanırken, Türkiye'deki uygulamalar Doktar ve ilgili ekosistem paydaşlarıyla yakın iş birliği içinde yürütülecek. Böylece programın, Türkiye'nin tarımsal öncelikleri ve üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda uygulanması sağlanacak. EIT Food CEO'su Richard Zaltzman ise şunları söyledi: "Avrupa tarımının geleceği, tarımla ilgilenen bireylerin ve geleceğin üreticilerinin üretmek, yenilik geliştirmek ve liderlik etmek için cazip bir alan olarak görmesine bağlı. Bu nedenle PepsiCo Vakfı ile güçlerimizi birleştiriyoruz. Amacımız çiftçilere ve tarımın geleceğine katkı sunacak katılımcılara toprağı yeniden canlandıracak, işletmelerini güçlendirecek ve daha dirençli bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sağlayacak bilgi, özgüven ve bağlantıları kazandırmak. Geleceğin Hasadı, EIT Food'un Avrupa genelinde daha dayanıklı bir tarım sektörü oluşturma hedefinin önemli bir parçasıdır." Türkiye tarım sektörü; özellikle kuşak yenilenmesi, su verimliliği ve iklim değişikliğine dayanıklı sürdürülebilir üretim modellerine geçiş alanlarında önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Geleceğin Hasadı, çiftçilerin ve geleceğin tarım profesyonellerinin daha dayanıklı ve geleceğe hazır tarım işletmeleri kurabilmeleri için gerekli bilgi, araç ve yetkinlikleri kazandırarak bu dönüşümü desteklemeyi amaçlıyor. PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay: "Bu programın tarımı anlamlı ve sürdürülebilir bir kariyer alanı olarak daha fazla kişiye göstereceğini düşünüyoruz” PepsiCo Türkiye Genel Müdürü Ergün Günay konuya ilişkin şunları söyledi: "PepsiCo Türkiye olarak tarımın sürdürülebilir dönüşümünü desteklemeyi gıda değer zincirimiz boyunca önemli bir odak alanı olarak görüyoruz. Geleceğin Hasadı aracılığıyla PepsiCo Vakfı’nın geleceğin çiftçilerinin ve tarım profesyonellerinin güçlenmesine ve daha dayanıklı, geleceğe hazır üretim modellerine geçişlerine katkı sağlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Doktar ile gerçekleştirilen iş birliğinin çiftçilerin yenilikçi çözümlere erişimini artırarak daha verimli ve sürdürülebilir üretim modellerini benimsemelerine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bu programın tarımı anlamlı ve sürdürülebilir bir kariyer alanı olarak daha fazla kişiye tanıtacağına inanıyoruz." Türkiye'de Programın İlk Etabı Başladı Türkiye'de programın ilk etabı; Tekirdağ, Edirne, İstanbul, Kırklareli ve Adana'da mısır ve kanola üretimi yapan 86 çiftçiyle başladı. İkinci etapta ise başta Tekirdağ, Mersin, Manisa ve Kocaeli olmak üzere patates üreticilerine öncelik verilerek 114 çiftçinin daha programa dahil edilmesi planlanıyor. Program kapsamında katılımcılar, Türkiye'nin tarımsal ihtiyaçlarına göre hazırlanan yerel vaka çalışmalarını içeren üç çevrim içi eğitim modülünün yanı sıra Adana'da düzenlenecek yüz yüze eğitimlere katılacak. Programın uygulamalı öğrenme ayağında ise seçilen 40 çiftçi; saha ziyaretleri, akran öğrenme programları ve işletmelerine özel hazırlanacak gelişim yol haritalarıyla desteklenecek. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

SunExpress’ten Türkiye Turizmine Yeni Katkı Haber

SunExpress’ten Türkiye Turizmine Yeni Katkı

Farklı tur operatörlerinin tatil paketi tekliflerini tek çatı altında buluşturan platform, sektöre yeni bir satış kanalı kazandırırken Türkiye’nin turizm potansiyelinin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sağlayacak. Temmuz sonu itibarıyla Almanya, Avusturya ve İsviçre’de hizmet vermeye başlayan SunExpress Holidays, tur operatörlerine ilave bir satış ve dağıtım kanalı sağlıyor. Platform ayrıca Avrupa’da yaşayan Türklerin aile ziyaretlerini tatille birleştirebilmelerine imkân tanıyan esnek paket çözümleriyle, pazara yenilikçi bir tatil paketi modeli kazandırıyor. SunExpress CEO’su Marcus Schnabel, SunExpress Holidays’in turistik seyahatlerin yanı sıra Almanca konuşulan ülkeler ile Türkiye arasındaki güçlü aile ve yakın ziyareti trafiğini de destekleyeceğini belirterek şunları söyledi: “SunExpress Holidays’i tur operatörü iş ortaklarımızın ürünleriyle rekabet eden bir yapı olarak değil; onların faaliyetlerini destekleyen ve tamamlayan yeni bir kanal olarak konumlandırıyoruz. Aynı zamanda geliştirdiğimiz yeni tatil paketi modeli ile Avrupa’da yaşayan Türklerin seyahat ihtiyaçlarına yanıt verirken, aile ziyaretlerini tatille esnek biçimde birleştirmelerine ve güvence altına alınmış bir paket tatilin avantajlarından yararlanmalarına olanak sağlıyoruz.” Tur operatörleri için yeni satış ve dağıtım kanalı SunExpress Holidays, yolculara Antalya, Bodrum, Dalaman ve İzmir gibi Türkiye’nin önde gelen tatil destinasyonlarına yönelik, SunExpress uçuşlarıyla birleştirilen tatil paketi seçenekleri sunuyor. Platformda ayrıca SunExpress’in iş ortağı AirCairo’nun uçuşlarıyla Mısır’daki Hurghada ve Marsa Alam’a yönelik tatil paketleri de yer alıyor. SunExpress Holidays, tur operatörü olarak değil, tur operatörü iş ortaklarının tatil paketi ürünlerini daha geniş kitlelerle buluşturan bir satış platformu olarak hizmet veriyor. Seyahatlerin organizasyonu, operasyonu ve destinasyondaki müşteri hizmetleri ilgili tur operatörlerinin sorumluluğunda olmaya devam ediyor. Tatil ve aile ziyareti tek pakette buluşturuyor SunExpress Holidays, klasik tatil paketlerinden farklı olarak yolculara daha esnek bir seyahat planlama imkânı sunuyor. Misafirler, seyahatlerinin bir bölümünü aile ziyaretlerine ayırırken, kalan bölümünü Türkiye’nin farklı destinasyonlarında tatil yaparak değerlendirebiliyor. Uçuş ve otel rezervasyonlarının seyahatin toplam süresinden bağımsız olarak planlanabildiği modele; iç hat uçuşları, araç kiralama ve organize turlar gibi ek hizmetler de dahil edilebiliyor. Paketlerin oluşturulması ve destinasyondaki hizmetler, tur operatörü Bentour Reisen tarafından yürütülüyor ve seyahatler, paket tur kapsamında güvence altına alınıyor. Bentour Reisen CEO’su Deniz Uğur ise şunları söyledi: “Uzun yıllardır müşterilerimizden kişiselleştirilmiş seyahat kombinasyonlarına yönelik talepler alıyoruz. SunExpress Holidays ile bu beklentilere yanıt veren yeni nesil bir seyahat ürünü sunarken, bugüne kadar benzer tatil paketi seçeneklerinin neredeyse hiç bulunmadığı bir pazar segmentine de hitap ediyoruz.” Platformun işletmesini Schmetterling Grubu üstleniyor SunExpress Holidays platformunun operasyonunu, Schmetterling Grubu bünyesinde yeni kurulan Holiday Service şirketi yürütüyor. Schmetterling International CEO’su Ömer Karaca, “Amacımız, tur operatörlerine güçlü ve güvenilir bir satış kanalı sunarken, yolculara da seyahatlerinin her aşamasında uzman destek sağlamak” dedi. SunExpress Holidays'in ilerleyen dönemde Birleşik Krallık ve İrlanda gibi yeni pazarlarda da hizmete sunulması planlanıyor. Platformun ayrıca Türkiye'den Avrupa'ya gerçekleştirilecek seyahatleri de kapsayacak şekilde Türkiye pazarına açılması hedefleniyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Pirelli , Pyrum, Synthos ve BASF, Hurda Lastiklerin Döngüsel Dönüşümü İçin İşbirliği Yaptı Haber

Pirelli , Pyrum, Synthos ve BASF, Hurda Lastiklerin Döngüsel Dönüşümü İçin İşbirliği Yaptı

Sürdürülebilir mobilite vizyonu doğrultusunda yenilikçi teknolojilere öncülük eden Pirelli, ömrünü tamamlamış lastiklerden elde edilen geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımını artırmak ve endüstriyel ekosistemin geliştirilmesini destekleyen Tyre‑to‑tyre döngüsel ekonomi girişimini hayata geçirdi. Pirelli koordinasyonundaki ortaklar, Avrupa’da Tyre‑to‑tyre döngüsel ekonomi girişimini birlikte ilerletiyor ve ömrünü tamamlamış hurda lastiklerden elde edilen geri dönüştürülmüş malzemelerin kullanımını artırmak üzere tasarlanmış bir endüstriyel ekosistemin geliştirilmesini destekliyor. Süreç; Almanya genelindeki bazı Driver perakende satış noktalarından ve motor sporları faaliyetlerinden toplanan ömrünü tamamlamış lastiklerin yanı sıra Pirelli’nin Breuberg tesisinden toplanan hurda lastiklerden de yararlanıyor. Bu lastikler, taşıdıkları değeri en üst düzeye çıkarmak üzere tasarlanmış bir endüstriyel zincir aracılığıyla işlenerek, sentetik kauçuk da dahil olmak üzere ISCC PLUS programı kapsamında sertifikalandırılmış ikincil ham maddelere dönüştürülüyor. Bu sertifikasyon, değer zinciri boyunca izlenebilirlik sağlıyor ve döngüsel malzemelerin, en yüksek kalite ve performans standartları korunarak yeni Pirelli lastiklerinin üretiminde yeniden kullanılmasını mümkün kılıyor. Bu süreç kapsamında Pyrum, ömrünü tamamlamış lastikleri piroliz süreciyle iki değerli ikincil ham maddeye dönüştürüyor: geri kazanılmış karbon siyahı (rCB) ve lastik piroliz yağı (TPO). Geri kazanılmış karbon siyahının kalitesi iyileştirilirken, Pirelli’nin Avrupa’daki üretiminde yeniden kullanılarak birincil karbon siyahının yerini kısmen alıyor. Eş zamanlı olarak TPO, bütadien ve stiren gibi kimyasal ürünlerin üretim sürecinde fosil bazlı ham maddelerle birlikte kullanılmak üzere BASF’ye tedarik ediliyor. Kütle dengesi yaklaşımı, geri dönüştürülmüş içeriğin ISCC PLUS sertifikalı Ccycled® ürünlerine dönüştürülmesini mümkün kılıyor. Bu döngüsel malzemeler daha sonra Synthos tarafından yüksek performanslı lastik uygulamalarına yönelik ISCC PLUS sertifikalı sentetik kauçuk üretiminde kullanılıyor. Pirelli ise bu malzemeyi üretim süreçlerine yeniden dahil ederek döngüyü tamamlıyor. Proje, gerçek ürün döngüselliğinin tek bir şirketin tek başına hareket etmesiyle sağlanamayacağı yaklaşımını ortaya koyuyor. Bu yaklaşım; ortak bir malzeme döngüsü etrafında dönüşüm sürecinin farklı aşamalarına katkı sunan, birbirini tamamlayıcı uzmanlıklara sahip paydaşlardan oluşan endüstriyel ekosistemlerin kurulmasını gerektiriyor. Pirelli öncülüğünde yürütülen proje; ortak bir malzeme döngüsü etrafında, dönüşüm sürecinin farklı aşamalarına katkıda bulunan ve birbirini tamamlayan uzmanlıklara sahip aktörlerin yer aldığı koordine bir endüstriyel ekosistemi yansıtıyor. Avrupa’da hayata geçirilen Tyre-to-tyre projesi, bu yaklaşımın bugüne kadarki en kapsamlı uygulamasını temsil ediyor. Proje, ömrünü tamamlamış lastiklerin yapılandırılmış ve izlenebilir bir endüstriyel döngü içinde değerli bir kaynağa dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

OPPO Dünya Çapında Güncel Patent Verilerini Paylaştı Haber

OPPO Dünya Çapında Güncel Patent Verilerini Paylaştı

Bunların 115.000'i faydalı model patentinden oluşuyor ve bu oran tüm OPPO patent başvurularının %92'sini oluşturuyor. OPPO, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü'nün (WIPO) yayımladığı 2025 PCT (Patent İş Birliği Antlaşması) uluslararası patent başvuruları sıralamasında OPPO dünya genelinde 18. sırada yer alıyor. Bugün dünya genelinde 40'ın üzerinde ülke ve bölgede patent portföyüne sahip olan OPPO, 2025 yılı istatistiklerine göre: Avrupa'da patent tescili alan Çinli patent sahipleri arasında 5. sırada,ABD'de patent tescili alan Çinli patent sahipleri arasında 6. sırada,Çin'de verilen buluş patentleri bakımından dünya genelinde ise 7. sırada yer alıyor. 5G patentlerinin öncülerinden… Bugüne kadar 5G standardına ilişkin temel patentlerini dünya çapında 40'ın üzerinde ülke ve bölgede kullanıma sunan şirket, Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü’ne (ETSI) de binlerce 5G standardı patent ailesini bildirdi. OPPO, küresel cep telefonu ağları için teknik standartlar ve protokoller geliştiren telekomünikasyon konsorsiyumu 3GPP'ye (3. Nesil Ortaklık Projesi) de 5G standardıyla ilgili teknik katkılarını sunmaya da devam ediyor. Şirket önde gelen bir patent istatistik platformu olan LexisNexis® IPlytics'in Ocak 2026'da yayınladığı Global 5G Standart Esas Patent Gücü Raporu'na göre kapsamlı 5G patent gücü açısından ilk 10 arasında yer alıyor. Yapay zekâ alanında OPPO, küresel patent portföyünü sürekli genişletiyor. Bu alanda şirket öncelikli olarak görüntü işleme, bilgisayarlı görü, ses/konuşma teknolojileri, doğal dil işleme ve makine öğrenmesi alanlarına odaklanıyor. OPPO'nun video standardı patentleri de, dünya çapında 40'ın üzerinde ülke ve bölgede sürekli olarak tescil ediliyor ve dünya çapında en üst sıralarda yer alıyor. Hızlı şarj teknolojilerinin kapsamını genişletiyor OPPO’nun yenilikçi teknolojilerinin en önemli örneklerinden biri hızlı şarj teknolojisi (VOOC). Şirket, hızlı şarj teknolojisine ilişkin patentlerini bugüne kadar tüketici elektroniği, ortak kullanımlı taşınabilir şarj cihazları ve araç içi şarj sistemleri gibi sektörlerden 60'ın üzerinde şirkete lisansladı. 2021 yılında çığır açan hızlı şarj teknolojisini akıllı telefonların ötesine taşıyarak otomobillere, kamusal alanlara ve farklı elektronik cihazlara yaymayı hedefleyen Flash Initiative adlı projesini başlattı. OPPO, otomotiv sektöründe otomobil üreticileri, çip üreticileri ve modül tedarikçileriyle yaptığı patent lisanslama iş birlikleri sayesinde araç içi hızlı şarj ekosistemini de geliştiriyor. Dünya genelinde bugün 25 milyonun üzerinde araç OPPO'nun hızlı şarj patent teknolojisini kullanıyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.