Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Avrupa

Kapsül Haber Ajansı - Avrupa haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Avrupa haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi  Haber

TÜRKBESD 2025 Yılı Verilerini Açıkladı: İhracat Hacmi 2017 Seviyelerine Geriledi 

Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2025 yılı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı. Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi yerli, uluslararası, ithalatçı ve üretici firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in paylaştığı bilgilere göre 2025 yılında 6 ana ürün grubunda geçen yıla kıyasla iç satışlarda %3 oranında daralma yaşandı. 2025 yılı iç piyasa satışları 9,9 milyon adet olarak gerçekleşti. İhracatta ise son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken 2025 yılında ihracat, bir önceki yıla kıyasla 2,2 milyon adet, yani %10 oranında azaldı. İhracatta devam eden düşüş üretim adetlerine de yansırken 2025 yılı üretim miktarı geçen yıla göre %9 oranında geriledi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibariyle yıllık 29 milyon üretim adediyle faaliyet gösteren beyaz eşya sektörü, 60 bin doğrudan, 600 bin dolaylı istihdam alanı sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet olarak kaydedilen ihracat hacminin 2017 seviyelerine geri döndüğünü belirten TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül bu durumun sektör için son 10 yılda elde edilen kazanımların kaybedilme riski anlamına geldiğini vurguladı. “İhracatı destekleyecek politikalara her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz” “Can damarı ihracat olan sektörümüzde, ihracat hacminin on yıl önceki seviyelere geri dönmüş olması sanayimiz adına endişe vericidir. Bu durum, rekabet gücümüzün korunması açısından kritik bir eşiğe gelindiğini göstermektedir” diye konuşan Şengül, üretiminin yaklaşık %70’ini ihraç eden bir sektör olarak, bu kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabetçiliği giderek daha kırılganlaştırdığını söyledi. Buna ek olarak, Şengül, dış pazarlarda Uzak Doğulu oyuncuların rekabetçi maliyetlerle elde ettikleri pazar payı kazanımlarının da sektör üzerinde ilave baskı oluşturduğunu belirtti. “Rekabetçiliği etkileyen faktörlerin başında hammaddeye erişim ve girdi maliyetleri geliyor. Son dönemde bazı ürün gruplarına yönelik başlatılan anti-damping soruşturmalarının önlemle sonuçlanması ve devam etmekte olan soruşturmalar, halihazırda yüksek olan girdi maliyetlerimizi daha da artırma riski taşıyor” diyen Şengül, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, sanayi üretimini, ihracatı ve rekabet gücünü koruyacak dengeli ve öngörülebilir politika adımlarının sektör açısından kritik hale geldiğini ifade etti. "Türkiye, ‘Made in Europe’ sürecinin dışında bırakılmamalı” Avrupa Birliği’nde son dönemde gündeme gelen “Made in Europe” tartışmalarını da sektör olarak hassasiyetle yakından takip ettiklerini belirten Şengül konuyla ilgili şunları söyledi: “Made in Europe” düzenlemesinin gündeme gelmesi halinde, mevcut ekonomik entegrasyon düzeyi, mevzuat uyumu ve iklim hedefleri dikkate alınarak Türkiye’nin bu sürecin dışında bırakılmaması gerektiği kanaatindeyiz”. Şengül, AB sanayisiyle güçlü entegrasyonun önemli bir diğer başlığı olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisinin rekabetçiliği doğrudan etkileyebileceğine de değinerek “SKDM uygulamaları ve “Made in Europe” gibi yaklaşımların, AB ile derin biçimde entegre olmuş sanayimiz açısından rekabetçilik kaybı yaratmaması için, Türkiye’nin tedarik zincirlerindeki konumu dikkate alınarak değerlendirilmesini son derece önemli buluyoruz” dedi. “2026 daha temkinli bir döneme işaret ediyor” İhracattaki daralmayla beraber üretim seviyelerinde gözlenen düşüşün uzun süreli hale gelme riskine dikkat çeken Şengül, “İç pazarın yeniden ve sürdürülebilir biçimde hareketlenmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle artık günümüzde temel ihtiyaç ürünleri arasında yer alan beyaz eşyada, tüketicilere yönelik taksit olanaklarının güçlendirilmesi ve finansmana erişimi kolaylaştıracak adımların atılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sunacaktır” dedi. Şengül sözlerini şöyle tamamladı: “İhracat ve iç pazarda gözlenen zayıf seyir, sektörümüz açısından 2026’da daha temkinli bir döneme işaret ediyor. Bu süreçte, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması; istihdamın sürdürülebilirliği ve yurtdışında rekabet gücümüzün devamı açısından belirleyici olacaktır. Bu nedenle girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışı pazarlarda rekabeti zayıflatacak ilave yüklerden kaçınılması kritik önem taşımaktadır.” “Anti-damping uygulamaları girdi maliyetlerini artırıyor, rekabet gücünü zayıflatıyor” Beyaz eşya gibi kritik imalat sanayi sektörlerinde önemli girdi maliyetlerinden olan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzeme gruplarındaki korumacı politikalar hakkında güncel bilgileri paylaşan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, sonuçlanan ve devam eden soruşturmaların sektör girdi maliyetlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Son gelişmeleri değerlendiren Yavuz, “Girdi maliyetlerimizin yaklaşık %17’sini oluşturan yassı çelik ürünleri kapsamında yer alan soğuk, galvaniz ve boyalı saclara yönelik devam eden anti-damping soruşturmasının, sektörümüzün ihtiyaçları da dikkate alınarak, ülkemizin bütüncül ekonomik çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi ve önlemsiz olarak sonuçlandırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, bu ürünlerin bir bölümü, yerli üretimle karşılanamayacak teknik özellikler taşımakta ve sadece belirli kalite ve ölçülerde ithalat yoluyla temin edilebilmektedir. Sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesi, ihracat kapasitesini sürdürebilmesi ve istihdamı muhafaza edebilmesi için girdi maliyetlerinin makul ve öngörülebilir seviyelerde tutulması hayati önemdedir. Aksi halde, mevcut gümrük vergilerine ek olarak soruşturma sonucu yeni bir verginin daha getirilmesi, hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücümüzün zayıflamasına neden olacaktır” dedi. “Rekabet ettiğimiz ülkelerde bulunmayan maliyet kalemleri sektörde yük oluşturuyor” TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, beyaz eşya sanayisinin son dört yılda hem küresel pazarlarda yaşanan daralma hem de artan maliyet unsurları nedeniyle ihracatta gerileme yaşadığını belirterek, özellikle Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde ciddi maliyet baskısı yarattığını vurguladı. Bakışkan, “2020’de uygulanan birim fiyatlar, Aralık 2025 itibarıyla %1550- %1666,7 bandında artarken, Aralık 2025 ÜFE ve TÜFE’de bu artışlar sırasıyla %735,5 ve %596,1 gerçekleşmiştir. Bugün sektörümüze yansıyan yıllık GEKAP yükü yaklaşık 3 milyar TL düzeyine ulaştı. 2020-2025 yılları arasında kümülatif etki değerlendirildiğinde ise, yalnızca beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon USD seviyesine ulaştığı tahmin edilmektedir” dedi. Bu artışların üretim planlaması ve nakit akışı üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade eden Bakışan, mevcut rekabet kaybının aciliyeti dikkate alınarak GEKAP yükümlülüklerinin sektör açısından geçici süreyle sıfırlanması veya yarıya indirilmesinin sektör için büyük önem taşıdığını söyledi. Ayrıca, GEKAP’ın ürün ağırlığı üzerinden hesaplanmasının da sektörü ürünlerinin yapısal unsurlarından (çamaşır makinesi denge ağırlığı vb.) dolayı orantılı olmayan hesaplamalara neden olduğunu; bu ürünlerin aynı birim ağırlık esasına tabi tutulmaması gerektiği ve alternatif bir hesaplama yöntemine geçiş yapılmasına ihtiyacı bulunduğunu belirtti. “Enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvik milli servete katkı” Beyaz eşya sektörünün, üretimden satışa ve satış sonrası hizmetlere kadar geniş bir ekosistemi ifade ettiğini belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, iç pazardaki sürekliliğin sektör için taşıdığı öneme dikkat çekti. “İç pazarı destekleyecek ve sürdürülebilir talebi güçlendirecek adımların gecikmeden hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor” diye konuşan Kuseyri, enerji verimli ürünlerin yaygınlaşmasına yönelik kapsamlı bir hareket planına duyulan ihtiyacı dile getirdi. Kuseyri şöyle devam etti: “Bilindiği gibi beyaz eşya sektörü olarak gelişen teknolojiler ve inovasyon sayesinde her geçen gün daha yüksek enerji tasarrufu sağlayan ürünleri üretiyor ve piyasaya sunuyoruz. Bu tasarruf, yalnızca doğal kaynakların korunmasına değil, aynı zamanda tüketicilerimizin bütçesine doğrudan katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ülkemizin, tüketicilerimizin ve sektörümüzün ortak faydasına hizmet eden; çevresel, ekonomik ve endüstriyel sürdürülebilirliğin anahtarı olacağına inanıyoruz.” Yakın zamanda yapılan bir çalışmanın da detaylarını paylaşan Kuseyri, 2014 yılına kıyasla buzdolabı ürün grubunda hacimlerin %18 oranında artmış olmasına karşılık enerji tüketiminde %16 tasarrufu sağlandığının altını çizdi. “Bu veriler ışığında, enerji verimli ürünlerin piyasada yaygınlaşması, sadece ülkemizin yıllık enerji tasarrufu miktarını artırmakla kalmayacak; aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime güç katacak ve ihracatta kaldıraç rolü oynayacaktır” diyen Kuseyri, bu nedenle, tüketicilerin enerji verimli ürünlere erişimini kolaylaştıracak her türlü teşvikin, milli servete ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağını vurguladı. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Lufthansa Cargo Kısa ve Orta Menzilli Kargo Ağını Güçlendiriyor Haber

Lufthansa Cargo Kısa ve Orta Menzilli Kargo Ağını Güçlendiriyor

Lufthansa Cargo, Avrupa ve çevre bölgelerdeki lojistik kapasitesini artırmak amacıyla kısa ve orta menzilli kargo uçuş ağını genişletiyor. Şirket, A321 freighter uçaklarıyla iki yeni noktayı daha düzenli uçuş programına dahil edeceğini açıkladı. Bu kapsamda 7 Şubat 2026 itibarıyla Roma-Fiumicino Havalimanı (FCO), Lufthansa Cargo’nun düzenli kargo uçuş ağına ekleniyor. Frankfurt (FRA) çıkışlı Roma hattı, cumartesi günleri haftada bir kez LH8344 sefer numarasıyla gerçekleştirilecek. Uçuş, Roma’dan sonra İstanbul (IST) ve Münih (MUC) hub’ına devam edecek. Roma Hub’ının Önemi Artıyor Roma, Aralık 2025’ten bu yana artan talebi karşılamak amacıyla A321 kargo uçaklarıyla dönemsel (ad hoc) olarak hizmet alıyordu. Şehrin artık düzenli kargo uçuş planına dahil edilmesi, Lufthansa Cargo’nun Güney Avrupa’daki yeni hub’ına verdiği stratejik önemi ortaya koyuyor. Roma üzerinden; ITA Airways’in ek kargo kapasitesi, karayolu besleme servisleri (Road Feeder Service) ve artık Lufthansa Cargo’nun kendi kargo uçaklarıyla sağlanan bağlantılar sayesinde müşterilere 120’den fazla destinasyona güvenilir erişim sunuluyor. Bu yapı, Avrupa’daki en yoğun ve entegre kargo ağlarından birini oluşturuyor. A321 Ağı Afrika’ya Genişliyor: Cezayir Eklendi Lufthansa Cargo, A321 freighter ağını Afrika’ya doğru genişletme adımı da attı. Cezayir Havalimanı (ALG), 10 Şubat 2026 itibarıyla uçuş planına dahil edilecek. Frankfurt çıkışlı seferler, salı günleri LH8308 uçuş numarasıyla gerçekleştirilecek. Bu yeni hatla birlikte Lufthansa Cargo, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde doğrudan kargo uçuşu yapılan destinasyon sayısını 7’ye çıkarmış olacak. Mevcut ağda Beyrut, Kazablanka, Kahire, Erivan, Tel Aviv ve Tunus yer alıyor. “Daha Hızlı ve Esnek Lojistik Sunuyoruz” Lufthansa Cargo CEO’su Ashwin Bhat, ağın genişletilmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Yılın başında müşterilerimize daha geniş bir kısa ve orta menzilli kargo ağı sunmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Yeni destinasyonlarla, Avrupa genelinde daha hızlı, güvenilir ve esnek lojistik çözümler sağlıyoruz. Beş Avrupa hub’ımız ve farklı taşıma seçeneklerimiz sayesinde, mal akışındaki değişimlere kısa sürede uyum sağlayabiliyoruz.” 350 Destinasyonu Kapsayan Küresel Ağ Lufthansa Cargo’nun kısa ve orta menzilli ağı, 4 adet A321 freighter ile hizmet verilen 22 destinasyondan oluşuyor. Uzun menzilde ise filoda 18 adet B777 freighter bulunuyor. Ayrıca Lufthansa Airlines, Austrian Airlines, Brussels Airlines, Discover Airlines, ITA Airways ve SunExpress’in belly cargo kapasitesi de global ağa entegre ediliyor. Frankfurt, Münih, Viyana, Brüksel ve Roma hub’ları sayesinde Lufthansa Cargo, bugün 100 ülkede yaklaşık 350 destinasyona ulaşan küresel bir lojistik altyapı sunuyor. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

4. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Avrupa Çapında Büyük Başarı Haber

4. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Avrupa Çapında Büyük Başarı

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı 2025 yılını, operasyonel sınırlarını yeniden tanımladığı ve küresel havacılık arenasındaki konumunu perçinlediği bir dönüm noktası olarak geride bıraktı. 25. yaşını kutlayan Sabiha Gökçen Havalimanı (SAW), 48,4 milyon yolcu sayısına ulaşarak dünyanın en önemli uluslararası bağlantı noktalarından biri olduğunu kanıtladı. Havacılık sektörünün dijital pusulası ve küresel havacılık stratejilerinin belirlenmesinde en güvenilir otoritelerden biri olarak kabul edilen İngiltere merkezli köklü kurum OAG, 15 Ocak 2026 tarihinde Küresel Havayolu Planlama Verileri (Global Airline Schedules Data) kullanılarak hazırlanan '2025 Yılının Dünyadaki En Yoğun Havalimanları' raporunu yayımlandı. 2025 yılının tamamına ait (Ocak-Aralık) planlama verilerini temel alan, yıllık bazda (YoY) ve pandemi öncesi dönemle karşılaştırmalı (2024 ve 2019 verileri dahil) analizler sunan raporda, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 2025 yılı performansına dair “Avrupa’nın en büyük 10 havalimanı arasında stratejik bir başarıya imza attı.” ifadeleri kullanıldı. Kapasite artışında birinci: %15 büyüme Havalimanlarını, arz edilen koltuk kapasitesi bazında derecelendiren OAG’ın “Avrupa’nın en büyük 10 havalimanı” değerlendirmesinde Sabiha Gökçen Havalimanı (SAW), 2025 yılında kapasitesini bir önceki yıla göre %15 artırarak 28,6 milyon tek yönlü (semi-route) koltuk kapasitesine ulaştı ve ilk 10 havalimanı arasında yıllık bazda en yüksek artışı kaydeden merkez oldu. Raporda Avrupa’nın önemli merkezlerinden Frankfurt (FRA) ve Münih (MUC) havalimanlarının, pandemi öncesi (2019) seviyelerinin hâlâ gerisinde kaldığı belirtildi. Her iki havalimanı da 2024 yılına kıyasla sırasıyla %3 ve %5 oranında toparlanma eğilimi sergilese de yıllık bazda %15 artış kaydeden Sabiha Gökçen Havalimanı, 10. sıraya gerileyen Münih’in önüne geçti. “Avrupa’nın en büyük 10 havalimanı” listesine giriş yapan tek yeni havalimanı İstanbul Sabiha Gökçen olurken 2024 yılında 11. sırada yer aldığı çalışmada iki basamak birden yükselerek dokuzuncu sıraya yerleşti. Uzun vadeli büyüme performansında da liderliğini koruyan Sabiha Gökçen Havalimanı, kapasitesini 2019 verilerinin %37 üzerine çıkararak pandemi öncesine göre en hızlı büyüme kaydeden havalimanı oldu. 2025 yılı Dünyanın En Yoğun Havalimanları sıralamasını değerlendiren OAG Baş Analisti John Grant, küresel havacılığın yeni bir büyüme evresine geçtiğine işaret ederken İstanbul’un küresel bir merkez (hub) olarak yükselişinin de altını çizdi. Sabiha Gökçen özelinde ek değerlendirmesinde John Grant; '48,4 milyon yolcu rakamının, yıl boyunca %84 oranında bir doluluk faktörüne işaret ettiğini; bu verinin pazar beklentileriyle uyumlu ve tutarlı bir gösterge olduğunu' belirtti. Kerem Maybek: “ISG’nin başarısı dönüşüm vizyonunun somut karşılığı” Bu başarıyı yalnızca bir hacim artışı değil; teknolojiyi stratejik bir kaldıraç olarak konumlandıran ISG’deki bütünsel dönüşüm vizyonunun somut bir karşılığı olarak yorumlayan İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Havalimanı Ticari İşler ve Strateji Genel Müdür Yardımcısı Kerem Maybek, 2026 yılında da yüksek ivmeyle büyüyen trafiği, sürdürülebilirlik prensipleri ve teknoloji odaklı yatırımlarla destekleyerek dünya standartlarında misafir deneyimi sunmaya devam edeceklerini belirtti. Maybek, “Türkiye, üç kıtanın kalbindeki jeopolitik üstünlüğüyle hem hızlı bir ulaşım hattı hem de ergonomik bir bağlantı noktası olarak global havacılığın öne çıkan üslerinden biri haline geldi. Dünya turizminin gözbebeği, bu kritik lojistik koridorun merkez üssü olan İstanbul’u 23 havayolu ile 55 ülkeye ve 39’u iç hat, 115’i dış hat olmak üzere toplam 154 destinasyona bağlıyoruz. Havalimanımız, sadece bir varış noktası değil; küresel havacılığın yeni 'hub' standartlarını belirleyen devasa bir ekosisteme dönüşmüştür.” değerlendirmelerinde bulundu. Maybek, sözlerini şöyle tamamladı: “Kara, deniz ve raylı sistemler aracılığıyla İstanbul ve çevresiyle daha güçlü, daha hızlı ve daha entegre bağa sahip olan “Şehrin – Şehirlerin Havalimanı” Sabiha Gökçen’de yolcularımıza yalnızca bir geçiş noktası değil; konforlu, akıcı, öngörülebilir ve dijitalleşmiş bir seyahat deneyimi sunmaya devam edeceğiz.” Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

Türkiye Renault’nun Dünyada En Çok Satış Gerçekleştirdiği İkinci Ülke Oldu Haber

Türkiye Renault’nun Dünyada En Çok Satış Gerçekleştirdiği İkinci Ülke Oldu

Renault Uluslararası Oyun Planı 2027 stratejisi kapsamında Türkiye’de üretimine başlanan Duster, yılın son çeyreğinde yakaladığı güçlü satış ivmesiyle aralık ayında en çok satan SUV olarak bu performansta önemli rol oynadı. Strateji doğrultusunda 2025 yılı içinde Bursa Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda iki yeni modelin daha üretimine başlanacak. Bu modellerden biri Renault Boreal olurken, diğer model önümüzdeki dönemde açıklanacak.Renault, 2025 yılında dünya genelinde 1.628.030 adet araç satışı gerçekleştirerek güçlü bir performans sergiledi. Marka, 2024’e kıyasla binek ve hafif ticari araç toplamında %3,2 büyüme kaydetti.Bu büyümede, 1.292.000 adetle %10 artış gösteren binek otomobil satışları belirleyici oldu.Renault’nun elde ettiği bu sonuçlar, markanın üst üste üçüncü yılda da büyüme kaydettiğini ortaya koydu. Yılın ilk yarısında %2,7, ikinci yarısında ise %3,8 büyüme sağlayan marka, istikrarlı ve sürdürülebilir ticari stratejisini güçlendirdi.Renault, Avrupa’da binek otomobil satışlarını %7,4 artırırken, satışlarının %60’ını oluşturan elektrikli, full hybrid ve plug-in hybrid modellerde 12 puana varan büyüme elde etti.Bu performans, Renault’yu Avrupa’da 90 g/km’nin altındaki CO₂ emisyon değeriyle sınıfının en iyileri arasına taşıdı.Binek ve hafif ticari araç satışları toplamında Renault, Avrupa pazarında ikinci sıraya yükseldi.Avrupa dışı pazarlarda ise Uluslararası Oyun Planı sayesinde %11,7’nin üzerinde büyüme sağlayan Renault, “dünyanın önde gelen Fransız otomotiv markası” konumunu korudu. Renault Küresel Satış ve Operasyonlar Direktörü Ivan Segal, “Renault, üst üste üç yıl boyunca kaydettiği büyüme ve dünya genelindeki binek otomobil satışlarındaki güçlü artışla, stratejisinin sağlamlığını ve tutarlılığını ortaya koydu. Elektrifikasyon odağımız ve değer temelli yaklaşımımız, markamızı lider ve yenilikçi bir konuma taşırken somut sonuçlar üretmeye devam ediyor. 2025 yılında Avrupa’da ve küresel pazarlarda elde edilen büyüme, her pazara özel ürün stratejimizle müşteri beklentilerini karşılamamızı sağladı ve sürdürülebilir performansımızı daha da güçlendirdi.” Renault Uluslararası Oyun Planı 2027'nin başarısı sayesinde Uluslararası pazarlarda elde edilen ivmeli büyüme Renault Uluslararası Oyun Planı 2027 stratejisi, küresel ayak izini genişletme hedefi doğrultusunda 2025 yılında somut ve güçlü sonuçlar ortaya koydu. Uluslararası pazarlardaki satışlar, yıllık bazda %11,7 artarak 621.435 adede ulaştı ve markanın toplam satışlarının %38’ini oluşturdu (geçen yıla göre +2,9 puan). Renault, bu performansla dünyanın bir numaralı Fransız otomobil markası olma konumunu korudu. Türkiye: Renault, güçlü ikinci yarı performansı ve Türkiye’de üretilen Duster’ın yılın son çeyreğinde yakaladığı yüksek satış ivmesiyle, aralık ayında SUV segmentinin en çok satan modeli olmasının da katkısıyla %8 büyüme ve 144.331 adet satışa ulaştı. Bu sonuçla marka, Türkiye pazarında liderliğe yükseldi ve uluslararası büyümede kilit pazarlardan biri oldu. Renault Uluslararası Oyun Planı 2027 stratejisi kapsamında Türkiye’de üretimi başlayan Duster, bu başarıda belirleyici rol oynarken; strateji doğrultusunda 2025 yılı içinde Türkiye’de Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda iki yeni modelin daha üretimine başlanması planlanıyor. Bu modellerden biri Renault Boreal olurken, ikinci model önümüzdeki dönemde kamuoyuyla paylaşılacak. Latin Amerika: Kardian modelinin katkısıyla satışlar %11,3 artarak 272.600 adede ulaştı. Bölge, Renault’nun büyüme stratejisinde önemli rol oynamayı sürdürdü. Güney Kore: Grand Koleos’un 40.877 adetlik satışla liderlik ettiği pazarda toplam satışlar iki kattan fazla artarak 52.300 adede çıktı (%55,9 büyüme). Fas: Renault, bu pazarda %44,8 büyüme kaydederek 41.100 araç satışı gerçekleştirdi. Pazar payı 1,4 puan artışla %17,4’e yükseldi. Kardian, burada da başarının temel modellerinden biri oldu. Hindistan: Renault, 2025’in ikinci yarısında satışlarını yıllık bazda %18,3, son çeyrekte ise %27,4 artırarak pazardaki ilginin net şekilde yeniden canlandığını ortaya koydu. Avrupa: Binek otomobilde elektrifikasyon destekli güçlü büyüme Renault, 2025 yılında Avrupa’da binek ve hafif ticari araç toplamında 1.004.000 adet satış gerçekleştirerek pazarda ikinci sırada yer aldı. Binek otomobil satışları %7,4 artarak, aynı dönemde %2,3 büyüyen pazarın üzerinde bir performans sergiledi. Bu sonuçla Renault’nun Avrupa’daki binek otomobil pazar payı 0,3 puan artışla %5,7’ye yükseldi. Artan rekabet ortamına rağmen Renault, Avrupa’da büyümeyi sürdüren sayılı markalardan biri olarak öne çıktı. Bu performans, markanın tam elektrikli ve full hybrid modelleri birlikte sunan çift yönlü elektrifikasyon stratejisinin başarısını ortaya koydu. Elektrifikasyonlu araçlar, 2025 yılında 12 puanlık artışla Renault’nun Avrupa satışlarının %60’ını oluşturdu.Tam elektrikli araç satışları, %72,2 artışla 151.939 adede ulaşarak %29,8 büyüyen pazarda Renault’nun Avrupa binek satışlarının %20,2’sini oluşturdu. Renault, Fransa genel pazarında ve Avrupa’da B segmentinde bir numaralı elektrikli araç markası konumuna yükseldi.Full hybrid araç satışları, %17 artışla 287.374 adede ulaştı. Bu satışlar, %9 büyüyen pazarda Renault’nun binek otomobil satışlarının %38,4’ünü oluşturdu. Marka, 2020’den bu yana bir milyondan fazla E-Tech hybrid araç satışı gerçekleştirirken, 2025 yılında Avrupa hibrit pazarında ikinci sırada yer aldı.Renault, elde ettiği bu sonuçlarla Avrupa’da 90 g/km’nin altındaki CO₂ emisyon değeriyle sınıfının en iyileri arasında konumlandı. Renault, B-hatchback segmentindeki liderliğini sürdürürken, geleneksel ve yeni rakiplere karşı güçlü rekabet performansı sergileyerek Avrupa B segmenti genelinde ikinci sırada yer aldı. Avrupa'da en çok satan modeller Renault 5 E-Tech, lansmanından bu yana ulaştığı 100.000'den fazla satış adediyle güçlü gidişatını sürdürdü ve Avrupa'da B segmentinde bir numaralı EV oldu. Scenic E-Tech, Avrupa'da 38.111 adet sattı (2024'e kıyasla %58.1 artış). Clio 5'in satışları 2024'e oranla %4,5 yükseldi ve araç pazardaki son yılında 243.401 satış adedine ulaştı (Sandero'dan sonra Avrupa'daki iki numaralı binek otomobil). Symbioz, lansmanından bu yana ulaştığı 88.523 satış adediyle Renault'nun en çok satan full hybrid modeli oldu. Değer Odaklı Ticari Strateji ve Geliştirilmiş Satış Kalitesi Renault, satış kalitesini ticari performansının temel unsurlarından biri olarak konumlandırmaya devam etti ve satış adedinden ziyade değer yaratmaya odaklanan stratejisine olan bağlılığını bir kez daha ortaya koydu. 2025 yılında perakende ve filo satışlarında elde edilen verimlilik, iyileştirilen satış karması ve SUV modellerin güçlü performansı bu yaklaşımı destekledi. Yükselen değerler: Avrupa’da, 2024 sonuna kıyasla pazarın belirgin şekilde üzerinde, küresel ölçekte 5 puanlık artış sağlandı. 2021’den bu yana toplam artış ise 7 puana ulaştı.Binek otomobil perakende kanalı: Yeni Çinli rakiplerin yarattığı yoğun rekabete rağmen Renault; Fransa (+0,3 puan), İngiltere (+0,4 puan), Belçika (+0,1 puan), Hollanda (+2 puan), İsviçre (+0,4 puan) ve Avusturya (+1,4 puan) gibi birçok Avrupa pazarında ek pazar payı kazandı.Daha yüksek değerli segmentlerde büyüme: Dünya genelinde C ve D segmentlerindeki satışlar %7,9 artarak 444 bin adede ulaştı. Hafif Ticari Araçlar (LCV): Zorlu Bir Pazarda Kademeli Toparlanma Dünya genelinde LCV satışları; Avrupa pazarındaki daralma (yıllık bazda -%8,3), ani üretim kesintileri ve yeni Master ürün ailesinin üretiminin kademeli olarak devreye alınması nedeniyle %16,5 düşüşle 336.505 adet olarak gerçekleşti. İlk altı ayın ardından Renault LCV operasyonları 2025 yılı boyunca kademeli toparlanma sinyalleri verdi. İlk yarıda %22,7’lik düşüş yaşanırken, ikinci yarıda düşüş oranı %9,4 seviyesine geriledi ve satışlar her çeyrekte iyileşme gösterdi. Renault LCV’ler, Avrupa’da 244.900 adet satışla hafif ticari araç pazarında ikinci sırada yer aldı.Latin Amerika’da satışlar %17,2 artışla 59.800 adede ulaştı ve güçlü bir performans sergilendi.Kangoo VAN satışları %8,4 artarak 63.900 adede yükseldi ve model, Avrupa küçük van segmentinde podyumda yer aldı.Elektrikli LCV’ler, geçen yıla kıyasla 6 puanlık artışla toplam LCV satışlarının %10,1’ini oluşturdu. Yeni Master E-Tech’in lansmanının etkisiyle Renault’nun elektrikli LCV satışları %90 arttı. 2026 Görünümü: İstikrarlı Büyüme Üzerine İnşa Uluslararası Boreal, geçen sonbaharda Brezilya’daki ticari lansmanının ardından, 2026’da Bursa’da (Türkiye) devreye alınacak ikinci üretim merkezi sayesinde 50’den fazla ülkeye ihracat yaparak Latin Amerika ve diğer pazarlardaki varlığını güçlendirecek.Filante, Kore pazarı ile birlikte KİK ülkeleri ve Kolombiya’da E segmentindeki yeni amiral gemisi olarak bu ocak ayında Seul’de tanıtıldı ve Renault Uluslararası Oyun Planı’nın beşinci modeli olarak önemli bir kilometre taşı oldu.İkonik Renault Duster, 2025’te pazara sunulan yeni nesil Kiger ve Triber’in ardından, 26 Ocak itibarıyla Hindistan’da yeniden satışa çıkacak.2027’ye kadar, Renault Uluslararası Oyun Planı kapsamında üç yeni model daha tanıtılacak. Avrupa Renault 4 E-Tech’in yeni pazarlara giriş yapması ve Twingo E-Tech’in ticari lansmanı, markanın elektrifikasyon atağını destekleyecek.Yenilenen tasarımı, geliştirilmiş güç aktarma organları ve teknolojileriyle yeni nesil Clio 6’nın satışları devam edecek.2026 model Megane E-Tech, bu yıl içerisinde tanıtılacak.LCV satışları, genişletilmiş yeni Master ürün gamı ile hız kazanacak. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru Haber

2025'te İnternet Değişim Noktalarında Küresel Veri Trafiği Rekoru

Dünyanın lider İnternet Değişim Noktası operatörü DE-CIX, 2025 yılında küresel veri trafiğinde dikkat çekici bir büyüme kaydedildiğini açıkladı. DE-CIX’in dünya genelindeki platformlarında ve 4.000’den fazla bağlı müşteriyle birlikte, yıl boyunca toplam 79 eksabayt (EB) veri değişimi gerçekleşti. Bu rakam, 2024’e kıyasla yüzde 16’lık bir artışa (68 EB) ve 2020’de kaydedilen trafiğin (38 EB) iki kattan fazlasına, yani yüzde 147’nin de üzerinde artışa işaret ediyor. Bu büyüklüğü somutlaştırmak gerekirse, 79 eksabayt; bir futbol maçının Full HD kalitede 2,2 milyon yıl boyunca kesintisiz izlenebilmesine eşdeğer bir veri miktarı anlamına geliyor. Avrupa’nın en büyük İnternet Değişim Noktası olan DE-CIX Frankfurt’ta ise veri trafiği 48 EB’ye ulaştı. Bu seviye, 2024’e göre yüzde 6, 2021’e kıyasla ise yüzde 65’lik bir artışı (29 EB) temsil ediyor. 2025 yılının en yoğun günü olarak kayıtlara geçen gün ise, Türkiye saatiyle saat 22:11’de saniyede 26,99 terabit (Tbit/s) seviyesine ulaşan küresel veri alışverişinin gerçekleştiği 9 Aralık günü oldu. Bu zirve anında yalnızca bir saniyede değiş tokuş edilen veri miktarı kağıda dökülseydi, ortaya çıkan kağıt yığını Everest Dağı’nın yaklaşık 21 katı yüksekliğinde olurdu. UEFA Şampiyonlar Ligi 6. günü maçlarıyla aynı zamana denk gelen bu yoğunluk, canlı spor etkinliklerinin küresel internet kullanımı üzerindeki etkisinin giderek arttığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Aynı anda DE-CIX Frankfurt, 18,73 Tbit/s ile tüm zamanların en yüksek veri trafiğine ulaşarak yeni bir rekor kırdı ve Avrupa ve küresel ölçekteki kritik bağlantı merkezi rolünü bir kez daha pekiştirdi. DE-CIX CEO’su Ivo Ivanov konuyla ilgili şunları söyledi: “Küresel veri trafiğindeki büyüme; yayın platformları, yapay zeka iş yükleri, milyarlarca bağlı cihaz ve dünya genelinde yaygınlaşan uzaktan ve hibrit çalışma modelleri tarafından yönlendiriliyor. Buna büyük canlı etkinlikler, oyun ve yazılım lansmanlarının yarattığı ani yoğunlukları ve küresel ölçekteki önemli gelişmeleri de eklediğimizde, dayanıklı ve yüksek kapasiteli dijital altyapının, birbirine bağlı dünyamız için hiç olmadığı kadar kritik olduğu açıkça görülüyor.” 2025’te Yeni Dijital Merkezler Yükselişte: DE-CIX İstanbul’da Yüzde 30’a Yakın Veri Trafiği Artışı DE-CIX Kuzey Amerika platformlarında 2025 yılı boyunca gerçekleşen veri trafiği 11 eksabayt’a ulaştı. Bu sayı, 2024’teki 7,5 EB seviyesine kıyasla yüzde 46’lık bir büyümeye karşılık geliyor. New York’ta trafik yüzde 16 artarak yıl sonunda 5 EB’ye yükselirken, Dallas yüzde 35’lik büyümeyle 3,5 EB seviyesine ulaştı. Daha genç bir İnternet Değişim Noktası olan Chicago ise yüzde 400’lük dikkat çekici bir artışla 650 petabayt’ın (PB) üzerine çıktı. Avrupa ve Orta Doğu’da Madrid (İspanya) ve Dubai (BAE) 2025 yılında 2,7 EB veri trafiği kaydederken, Lizbon’da (Portekiz) bu sayı 115 PB oldu. İstanbul’da ise 927 PB’lık veri değişimi gerçekleşti; bu da 2024 yılına kıyasla yüzde 28’lik bir artışı temsil ediyor. Güneydoğu Asya’daki dağıtık platformda veri trafiği yüzde 140 büyüyerek 1,2 exksabayt’a ulaşırken, Malezya’da gerçekleşen trafik 93 PB seviyesine çıktı. DE-CIX’in en yeni lokasyonları arasında yer alan Mexico City/Querétaro (Meksika) ve São Paulo (Brezilya) ise faaliyete geçtikleri ilk aylarda sırasıyla 24 PB ve 10 PB veri trafiği kaydetti. 79 eksabayt ne anlama geliyor? Veri iletim hızı, saniye başına terabit (Tbit/s) cinsinden ifade edilir.1 terabit/saniye; 10³ Gbit/s, 10⁶ Mbit/s, 10⁹ kbit/s ya da 10¹² bit/s, yani 1.000.000.000.000 bit/s anlamına gelir. 8 terabit = 1 terabayt (TB), 1.000 TB = 1 petabayt (PB) ve 1.000 PB = 1 eksabayt (EB)’tır.79 eksabayt (EB), yüksek çözünürlükte 2,2 milyon yıl süren bir futbol maçını kesintisiz olarak izlemek için gereken veri miktarına karşılık gelir.

DHL eCommerce Türkiye, Bir Kez Daha En İyi İşveren Sertifikası Kazandı Haber

DHL eCommerce Türkiye, Bir Kez Daha En İyi İşveren Sertifikası Kazandı

DHL eCommerce Türkiye, insan ve kültür odağında yürüttüğü dönüşüm çalışmaları ile çalışan memnuniyeti ve bağlılığını merkeze alan insan kaynakları uygulamaları sayesinde, 2026 yılında da başarısını uluslararası ölçekte ortaya koydu. Şirket, Top Employers Institute tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda Avrupa, Türkiye ve Büyük İşletmeler kategorilerinde 2026 yılında da sertifika almaya hak kazanarak bu alandaki istikrarlı başarısını bir kez daha kanıtladı. DHL eCommerce Türkiye İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Seda Armağan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “DHL eCommerce Türkiye olarak, hayata geçirdiğimiz dönüşüm sürecini tek seferlik bir değişim olarak değil, çalışan memnuniyetini ve bağlılığını merkeze alan uzun vadeli bir yolculuk olarak ele alıyoruz. Geri bildirim kültürünü güçlendiren, eğitim ve kariyer gelişimini destekleyen, çalışanlara global projelere katılma fırsatı sunan, kapsayıcı bir çalışma ortamını kalıcı hale getiren uygulamalara odaklanıyoruz. Bu yıl üç farklı kategoride Top Employer sertifikasını yeniden almaya hak kazanmamız, sürdürülebilir bir ilerleme kaydettiğimizi göstermesi yönünden oldukça değerli.” Yüksek performans gösteren tutarlı şirketler sertifika alıyor Dünya çapında 131 ülke ve bölgede faaliyet gösteren İnsan Kaynakları sertifikasyon kurumu Top Employers Institute, şirketlerin İnsan Stratejisi, Çalışma Ortamı, Yetenek Kazanımı, Öğrenme, Çeşitlilik, Eşitlik & Kapsayıcılık ve Çalışan Refahı gibi alanlardaki uygulamalarını değerlendiriyor. Veri temelli ve insan odaklı stratejileriyle iş hedeflerine katkı sağlayan, çalışan etkileşimini ve büyümeyi destekleyen uygulamalarıyla yüksek performans elde eden ve bağımsız denetimden geçen şirketlere ise sertifika veriliyor. Top Employers Institute CEO’su Adrian Seligman, “Teknolojik gelişmelerin, ekonomik dalgalanmaların ve değişen sosyal dinamiklerin öne çıktığı bir ortamda, bireylerin ve kurumların zorlukların üstesinden gelme çabasını ilham verici buluyoruz. Bu yıl Top Employers Sertifikasyon Programı, dünya standartlarında İK stratejileri ve uygulamalarını tutarlı bir şekilde hayata geçiren kurumların, ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. 2026’nın insan odaklı liderlerini ve ekiplerini kutluyoruz.” dedi. DHL eCommerce’in üst üste elde ettiği başarılı sonuçları da tebrik eden Seligman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu olağanüstü başarıdan dolayı DHL eCommerce Türkiye’nin tüm İK ekibini ve tüm çalışanlarını tebrik ediyoruz. Denetim sürecinde özellikle öne çıkan iki konu İşveren Markası ve Eğitim oldu. İşveren Markası alanında DHL eCommerce Türkiye, işveren markası faaliyetlerini çalışan deneyimiyle benzersiz bir şekilde uyumlandırma konusunda üstün bir başarı sergiledi.” DHL eCommerce Türkiye Hakkında Ekim 2023 itibarıyla dünyanın en büyük lojistik şirketlerinden DHL Group ailesine dahil olan MNG Kargo, 22 Mayıs 2025 itibarıyla faaliyetlerine DHL eCommerce ismiyle devam etmektedir. 850’yi aşkın şube, 29 transfer merkezi, 4.100’den fazla araç ve 10.000’in üzerinde çalışanıyla Türkiye genelinde faaliyet gösteren şirket; DHL’in küresel lojistik gücünü, MNG Kargo’nun yerel uzmanlığıyla birleştirerek bireysel ve kurumsal müşterilerine hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir kargo çözümleri sunar. DHL eCommerce, 15’ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 50 bini aşkın kişiye istihdam sağlayan DHL Group’un e-ticaret taşımacılığına odaklanan global iş birimidir. Türkiye yapılanmasıyla birlikte Avrupa teslimat ağını tamamlayan DHL eCommerce, sunduğu uçtan uca çözümler ve teknoloji yatırımlarıyla, ülkemizin lojistik altyapısını güçlendirmeyi ve Türkiye’yi bölgesel bir dağıtım merkezi haline getirmeyi hedeflemektedir. Aynı zamanda, e-ihracat çözümleri ile yerli firmaların dünya pazarlarına açılmasına destek olarak Türkiye ekonomisine katkı sağlamaktadır. Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı

CW Enerji GES Projeleriyle Hem Enerji Arzına Hem Çevreye Katkı Sağlamaya Devam Ediyor Haber

CW Enerji GES Projeleriyle Hem Enerji Arzına Hem Çevreye Katkı Sağlamaya Devam Ediyor

Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biri olan CW Enerji, 29724,33 kWp gücündeki GES’in kurulumunu tamamladı. Güneş enerji santrali ile yılda yaklaşık 3.467 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 22.962.232 kg karbondioksit salınımı önlenecek. Projeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz, Türkiye’nin dört bir yanında gerçekleştirdikleri projelerle enerji dönüşümüne katkı sunmaya devam ettiklerini söyledi. Güçlü üretim kapasitesi, geniş mühendislik yetkinliği ve teknoloji yatırımlarıyla Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşları arasında yer aldıklarını ifade eden Yılmaz, “CW Enerji olarak insanlığın yaşamını daha sürdürülebilir kılabilmek için duyarlı davranıyor, inovatif ve yüksek verimli teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz. Türkiye’nin hemen her bölgesinde gerçekleştirdiğimiz GES projeleriyle ülkemizin enerji arz güvenliğine katkı sunuyor, çevresel yükün azaltılmasına önemli ölçüde katkı sağlıyor, ülkemizin enerji dönüşüm sürecini güçlendiriyor ve yerli ve yenilenebilir kaynak kullanımını artırarak enerji bağımlılığının azalmasına katkıda bulunuyoruz. Tüm ürün ve hizmetlerimizde müşteri odaklılık, güvenilirlik ve yüksek kaliteyi önceliklendiren bir anlayışla çalışıyor, sektörde fark yaratan çözümlerimizle sürdürülebilir enerji alanında değer üretmeyi sürdürüyoruz” dedi. Panel verimliliğini sürekli geliştiriyor Yılmaz, CW Enerji panellerinin yüksek verim, uzun ömür ve dayanım odaklı tasarlandığını vurgulayarak, “İleri üretim teknolojileriyle ürettiğimiz panellerimiz uluslararası kalite standartlarına sahip, zorlu iklim koşullarına dayanıklı ve uzun yıllar yüksek performans sunan ürünlerdir. AR-GE ve inovasyona yaptığımız yatırımlar sayesinde panel verimliliğini sürekli geliştiriyor hem yurt içinde hem de yurt dışında birçok önemli projede tercih edilen bir marka olmayı sürdürüyoruz” diye konuştu. Bu çerçevede CW Enerji imzası taşıyan projelerin her geçen gün artmaya devam ettiğini dile getiren Yılmaz, 29724,33 kWp gücündeki GES projesiyle bir yatırımı daha başarıyla hayata geçirdiklerini kaydetti. Yılmaz, söz konusu santral ile yılda yaklaşık 3.467 adet ağacın atmosferden uzaklaştırdığı miktara eşit olan 22.962.232 kg karbondioksit salınımı önleneceğini de sözlerine ekledi. CW Enerji Hakkında CW Enerji, Türkiye ve Avrupa’nın önde gelen fotovoltaik güneş paneli ve hücre üreticilerinden biridir. Yüksek teknolojiye sahip üretim tesislerinde geliştirdiği TOPCon High Efficiency yüksek verimli güneş hücreleriyle enerji sektörüne yön veren firma, GES proje geliştirme, sistem tasarımı, mühendislik, anahtar teslim kurulum, işletme, bakım/onarım ve teknik danışmanlık hizmetleriyle güneş enerjisinin en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Akıllı ev ve enerji depolama sistemleriyle yenilenebilir enerji çözümlerini geleceğin yaşam alanlarına entegre eden CW Enerji; konut ve endüstriyel tip lityum enerji depolama çözümleri, On Grid, Off Grid ve hibrit sistemleri, elektrikli araç şarj istasyonları, golf arabaları, forkliftler, transpaletler, scooter ve elektrikli bisikletler için lityum batarya çözümleri, esnek güneş panelleri, ev tipi ve havuz tipi ısı pompaları gibi yenilikçi ürünlerle hem evsel hem endüstriyel enerji ihtiyaçlarına sürdürülebilir çözümler sunar. Kendi alüminyum üretim ve solar hücre tesisleriyle entegre üretim gücünü artıran şirket, global pazarlarda rekabet üstünlüğünü pekiştirerek Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında yer almaktadır.

Yoğun Tatlı İsteği Diyabetin Habercisi Olabilir Haber

Yoğun Tatlı İsteği Diyabetin Habercisi Olabilir

Pek çok kişinin tatlı krizi şikâyetiyle doktora başvurarak tanı aldığı biliniyor. Diyabetin giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2025 Diyabet Atlası’na göre Türkiye, Avrupa kıtasındaki en yüksek diyabet oranına sahip ülke. Avrupa’da her 10 yetişkinden biri diyabetliyken, Türkiye’de bu sayı neredeyse 6 yetişkinden birine kadar yükselmiş durumda. Son yıllarda yaşanan %170’lik artış ise bu durumu daha da çarpıcı hâle getiriyor” dedi. Beynin yakıtı şeker Diyabete giden yolda önemli bir basamak olan insülin direnci veya pre-diyabet gibi hücrelerin glikozu yeterince kullanamadığı durumlarda beynin ‘enerji açığı var’ şeklinde algı yaparak tatlı isteğini artırdığını dile getiren Eren, “Beyin glikozu birincil enerji kaynağı olarak kullanır. İnsülin direnci olan bireylerde glikoz hücre içine girmediği için kanda yüksek görünmesine rağmen beyin bunu enerji eksikliği gibi yorumlar. Bilimsel veriler, bu durumun ödül mekanizmasını artırarak kişide karbonhidrat ve tatlı tüketme davranışını güçlendirdiğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu. Paketleri ürünlerin etiketi dikkatle incelenmeli Etiket okuryazarlığının özellikle kan şekeri kontrolü ve sağlıklı beslenme açısından kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Eren, “Paketli ürünlerin ön yüzünde yer alan ‘şeker ilavesiz’ ya da ‘diyabetik’ gibi ifadeler her zaman sağlıklı bir içeriğe işaret etmeyebilir. İçerik listesi ve besin değerleri tablosu dikkatle incelenmediğinde gizli şekerler ve yüksek karbonhidratlar fark edilmez. Bu nedenle market alışverişlerinde doğru ürün seçimi günlük beslenme alışkanlıkları üzerinde belirleyici rol oynar” dedi. Diyabet hastalarına özel tatlandırıcılar da sınırsız tüketilemez Diyabetik ürünlerin kontrollü tüketildiğinde güvenli kabul edildiğini ancak bu tüketimin “sınırsız” olamayacağını dile getiren Eren, “Poliol grubu tatlandırıcılar (sorbitol, maltitol vb.) bazı bireylerde gaz, şişkinlik ve ishal yapabilir. Yapay tatlandırıcıların ise bağırsak mikrobiyotasını etkileyebileceğine dair güncel çalışmalar mevcut. Bu sebeple Dünya Sağlık Örgütü ve FDA, bu tatlandırıcıların günlük tavsiye edilen dozlarda alınması gerektiğinin önemini vurguluyor. En güvenli yaklaşım, doğal ve dengeli bir beslenme planı içinde sınırlı miktarda tatlı tüketimidir” dedi.

Bizi Takip Edin

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.